6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/16027 E. 2013/15519 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istirdat davası kâr payı dağıtımı hisse senedi zamanaşımı def'i pay defteri dolandırıcılık def'i komisyon vade kâr dağıtımı istirdat ortaklık ilişkisi kâr payı taahhütname cy/cy kaydı zamanaşımı ibraz kesin hüküm e-defter

Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 53 · SPK · TTK — TTK 329

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, davacının şirketteki ortaklık kaydı gözetildiğinde, TTK 329 ve 405 maddelerine göre, şirketin kendi hisselerini temellük edemeyeceği, davacının hisse senedi bedelini alamayacağı, kâr payı dağıtılmasına ilişkin ise, herhangi bir genel kurul kararı bulunmadığı gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı temyiz etmiştir.

Dava geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.

Dosyada mübrez bilirkişi kurulu raporunda, Kombassan Holding A.Ş.'nin ortaklar pay defterinde davacının toplam 2.000.000 TL nominal değerde 340 adet hisse sahibi olduğu, ancak pay defterinde üyeliğe giriş tarihi ve hisse senetlerinin türü ile ilgili herhangi bir bilginin yer almadığı, şirketin muhasebe defterlerinde davacıyla ilgili herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacıya ait hisselerin doğrudan doğruya davalı şirketten alınmadığı ve yukarıda belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Dairemize intikal eden emsal dosyalara sunulan bilirkişi raporlarından defter kayıtlarında 997, 998, 999 yıllarında 30 adet ortak ismi bulunduğu şirket sermayesinin tamamının bu ortaklar tarafından taahhüt edilmiş olduğu davacının bu ortaklar arasında isminin geçmediği anlaşılmış, bilirkişi raporlarında ceza dosyası ve resmi kurum raporları ile davalılar tarafından hukuka aykırı faaliyetler konusunda bir takım tespitler var ise de, esasen buna ilişkin sonuçların SPK'nda düzenlendiği ve bu davalar açısından değerlendirilmesinin hukuki mesele olması nedeniyle mahkemeye ait olduğunun belirtildiği görülmüş, mahkemece defter kayıtlarındaki bu durum değerlendirilmemiş, yukarıdaki açıklanan tespitleri içeren bilirkişi raporuna göre ve ceza davalarından beraat kararı verildiği gerekçesiyle karar verilmiştir.

Dairemize intikal eden emsal dosyalardan bilinen Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararından davalı şirket yöneticilerinin suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, dolandırıcılık suçlarından yargılandıkları, 3. ACM dosyasında davanın nihai olarak zamanaşımı ile ortadan kalktığı, 1. ACM dosyasında ise mahkemece verilen zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararının temyiz edilmiş olup, kararın kesinleşip kesinleşmediğinin belli olmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca davacının delili olan ve bilirkişilerce değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilen SPK ve Meclis Araştırma Komisyon Raporları, SPK duyuruları mahkemece değerlendirilmemiştir. Bilindiği üzere BK'nın 53. maddesi gereğince kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmünde ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıalar hukuk hakimini bağlayacağından 1 ACM kararının kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması, her iki kararın kesinleşmiş olması halinde, zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararının kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimini bağlamayacağı, ancak hukuk hakiminin ceza dosyasındaki delilleri de değerlendirerek neticeye varacağı hususu nazara alınarak ceza dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında tespit edilen maddi vakaların neler olduğunun belirlenmesi, tespit edilen maddi vakıalar varsa, bu maddi vakıaların dosyada mevcut, davacı tarafından ibraz edilen deliller ve görülmekte olan davada alınan bilirkişi raporlarıyla birlikte değerlendirilerek davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalının sorumlu olup olmayacağının saptanması gerekir.

Ayrıca mahkemece davacının ortak olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dava tarihi itibariyle davacının davalı şirketin sermayesinde payı bulunup bulunmadığı, payı mevcut ise bu payı kimden devraldığı da açıklığı kavuşturulmamış, davalı tarafından davacının ortak sıfatıyla genel kurullara katıldığı veya usulünce dağıtılmasına karar verilen kâr payını aldığı veya başka bir şekilde ortaklığın benimsenmesi sonucunu doğuracak bir ilişkiye girdiği de iddia ve ispat edilmemiştir.

Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir istirdat davası niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53'üncü maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının pay defterine kaydedilen payının yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının kesin bir şekilde saptanması gerekir. Delillerin değerlendirilmesi neticesinde davacının ortak olmadığının anlaşılması halinde ise hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesindeki ''Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir vadede iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır. Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir.'' hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin zamanaşımı def'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6244 E. 2013/7581 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/539 E. 2012/12204 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/536 E. 2012/12203 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/540 E. 2012/12207 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5592 E. 2012/12205 K.

    Ortak: · zamanaşımı var

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7128 E. 2012/13941 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14101 E. 2013/13213 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12381 E. 2012/21445 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/16027 E.  ,  2013/15519 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/06/2012 tarih ve 2011/4-2012/394 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı, davalı Kombassan ortaklığından almış olduğu kâr paylı ortaklık hisse senedi karşılığında parasını alamadığını, 2007 yılı Eylül ayı içinde gazetelerde, davalı ...'e yönelik haberler yayınlandığında, şirketin zarar ettiğinden haberdar olduğunu, yatırdığı 26.605-DM bedelin işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, davacının şirketteki ortaklık kaydı gözetildiğinde, TTK 329 ve 405 maddelerine göre, şirketin kendi hisselerini temellük edemeyeceği, davacının hisse senedi bedelini alamayacağı, kâr payı dağıtılmasına ilişkin ise, herhangi bir genel kurul kararı bulunmadığı gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı temyiz etmiştir.

Dava geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.

Dosyada mübrez bilirkişi kurulu raporunda, Kombassan Holding A.Ş.'nin ortaklar pay defterinde davacının toplam 2.000.000 TL nominal değerde 340 adet hisse sahibi olduğu, ancak pay defterinde üyeliğe giriş tarihi ve hisse senetlerinin türü ile ilgili herhangi bir bilginin yer almadığı, şirketin muhasebe defterlerinde davacıyla ilgili herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacıya ait hisselerin doğrudan doğruya davalı şirketten alınmadığı ve yukarıda belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Dairemize intikal eden emsal dosyalara sunulan bilirkişi raporlarından defter kayıtlarında 997, 998, 999 yıllarında 30 adet ortak ismi bulunduğu şirket sermayesinin tamamının bu ortaklar tarafından taahhüt edilmiş olduğu davacının bu ortaklar arasında isminin geçmediği anlaşılmış, bilirkişi raporlarında ceza dosyası ve resmi kurum raporları ile davalılar tarafından hukuka aykırı faaliyetler konusunda bir takım tespitler var ise de, esasen buna ilişkin sonuçların SPK'nda düzenlendiği ve bu davalar açısından değerlendirilmesinin hukuki mesele olması nedeniyle mahkemeye ait olduğunun belirtildiği görülmüş, mahkemece defter kayıtlarındaki bu durum değerlendirilmemiş, yukarıdaki açıklanan tespitleri içeren bilirkişi raporuna göre ve ceza davalarından beraat kararı verildiği gerekçesiyle karar verilmiştir.

Dairemize intikal eden emsal dosyalardan bilinen Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararından davalı şirket yöneticilerinin suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, dolandırıcılık suçlarından yargılandıkları, 3. ACM dosyasında davanın nihai olarak zamanaşımı ile ortadan kalktığı, 1. ACM dosyasında ise mahkemece verilen zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararının temyiz edilmiş olup, kararın kesinleşip kesinleşmediğinin belli olmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca davacının delili olan ve bilirkişilerce değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilen SPK ve Meclis Araştırma Komisyon Raporları, SPK duyuruları mahkemece değerlendirilmemiştir. Bilindiği üzere BK'nın 53. maddesi gereğince kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmünde ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıalar hukuk hakimini bağlayacağından 1 ACM kararının kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması, her iki kararın kesinleşmiş olması halinde, zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararının kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimini bağlamayacağı, ancak hukuk hakiminin ceza dosyasındaki delilleri de değerlendirerek neticeye varacağı hususu nazara alınarak ceza dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında tespit edilen maddi vakaların neler olduğunun belirlenmesi, tespit edilen maddi vakıalar varsa, bu maddi vakıaların dosyada mevcut, davacı tarafından ibraz edilen deliller ve görülmekte olan davada alınan bilirkişi raporlarıyla birlikte değerlendirilerek davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalının sorumlu olup olmayacağının saptanması gerekir.

Ayrıca mahkemece davacının ortak olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dava tarihi itibariyle davacının davalı şirketin sermayesinde payı bulunup bulunmadığı, payı mevcut ise bu payı kimden devraldığı da açıklığı kavuşturulmamış, davalı tarafından davacının ortak sıfatıyla genel kurullara katıldığı veya usulünce dağıtılmasına karar verilen kâr payını aldığı veya başka bir şekilde ortaklığın benimsenmesi sonucunu doğuracak bir ilişkiye girdiği de iddia ve ispat edilmemiştir.

Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir istirdat davası niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nın 53'üncü maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının pay defterine kaydedilen payının yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının kesin bir şekilde saptanması gerekir. Delillerin değerlendirilmesi neticesinde davacının ortak olmadığının anlaşılması halinde ise hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10.

maddesindeki ''Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir vadede iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır. Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir.'' hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin zamanaşımı def'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1029689300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.