Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/13300 E. 2013/11168 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hak düşürücü süre↗ marka hakkına tecavüz↗ kötüniyet↗ haksız rekabet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının YUMOŞ ibaresini 1986 yılında, davalının ise aynı ibareyi 1990 ve 2000 yıllarında marka olarak tescil ettirdiği, 1990 yılı itibariyle davacı markasının tanınmış olmadığı, 2006 yılı öncesinde davalının markalarını kullanmadığı, davacı markası bilinir hale geldikten sonra, yani onun tanınmışlığından fayda sağlamak amacıyla ürünlerini piyasaya sürdüğü, bundan sonra ticaret hacmini de önemli derecede artırdığı, davalının kötüniyetli olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, markaların hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece 1990/121378 ve 2000/03975 sayılı YUMOŞ ibareli markaların tescili sırasında davalının kötüniyetli olmadığı, ancak 2000 yılından sonra davacı markasının tanınmış hale gelmesi üzerine davalının 2006 yılına kadar kullanmadığı YUMOŞ markalı ürünleri piyasaya sürmesinin kötüniyetli davranış oluşturduğu gerekçesiyle, davanın 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olmayacağından bahisle, 556 sayılı KHK'nın 42. maddesi uyarınca hükümsüzlük kararı verilmiştir. Dairemizin 11.09.2000 gün ve 5607/6604 sayılı ve 08.04.2002 gün ve 10860/3275 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, 556 sayılı KHK'nın 42. maddesine dayalı olarak açılan hükümsüzlük davasının tescil tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü içinde açılması gerekir. Ancak, kötüniyetin varlığı halinde ise hükümsüzlük davası her zaman açılabilir. 556 sayılı KHK'nın 35. maddesine göre başvurunun kötüniyetle yapıldığına ilişkin itirazlar ilgili kişiler tarafından marka başvurusunun yayından itibaren 3 ay içerisinde yapılır. Aynı KHK'nın 42/1-a bendine göre de 5 yıllık hak düşürücü süreye bağlı olmadan hükümsüzlük davasının dinlenebilmesi için markanın tescili anında kötüniyetin varlığının ispatlanması gerekir. Bu hükümlerden de anlaşılacağı üzere kötüniyete dayalı hükümsüzlük kararı verilebilmesi için, kötüniyetin tescil esnasında bulunduğunun kanıtlanması gereklidir. Bu itibarla da, dava konusu markaların tescili esnasında davalının kötüniyetli bulunmadığı, ancak davacı markası tanınır hale geldikten sonra ürünleri piyasaya sürerek haksız yarar sağladığı ve bu surette kötüniyetin sonradan gerçekleştiği yönündeki gerekçesi 556 sayılı KHK'nın 35 ve 42/1-a maddelerindeki hükümlere aykırılık oluşturur.
Mahkemenin kabulünde bahsi geçen kullanım ise, şeklinin koşulları oluştuğu takdirde ancak 556 sayılı KHK'nın 61 vd. maddeleri uyarınca marka hakkına tecavüz ya da uyuşmazlık tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nun 56 vd. maddelerinde bahsi geçen haksız rekabet hükümlerine göre değerlendirme yapılabilecek olup, anılan hususunda işbu davada tartışma yeri bulunmamaktadır.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13610 E. 2013/19852 K.
Ortak:kötüniyet · Marka hükümsüzlüğü
İncelediğiniz kararda… eldikten sonra, yani onun tanınmışlığından fayda sağlamak amacıyla ürünlerini piyasaya sürdüğü, bundan sonra ticaret hacmini de önemli derecede artırdığı, davalının «kötüniyetli» olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Dava, markaların hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece 1990/121378 ve 2000/03975 sayılı YUMOŞ ibareli markaların tescili sırasında davalının «kötüniyetli» olmadığı, ancak 2000 yılından sonra davacı markasının tanınmış hale gelmesi üzerine davalının 2006 yılına kadar kullanmadığı YUMOŞ markalı ürünleri piyasaya sürmesinin kötüniyetli davranış oluşturduğu gerekçesiyle, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süreye» tabi olmayacağından bahisle, 556 sayılı KHK'nın 42. maddesi uyarınca hükümsüzlük kararı verilmiştir.
Ancak, «kötüniyetin» varlığı halinde ise hükümsüzlük davası her zaman açılabilir.
Benzer bu kararda… eldikten sonra, yani onun tanınmışlığından fayda sağlamak amacıyla ürünlerini piyasaya sürdüğü, bundan sonra ticaret hacmini de önemli derecede artırdığı, davalının «kötüniyetli» olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı markalarının hükümsüzlüğüne dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 29.05.2013 tarihli …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14068 E. 2015/890 K.
Ortak:hak düşürücü süre · kötüniyet · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaDava, markaların hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece 1990/121378 ve 2000/03975 sayılı YUMOŞ ibareli markaların tescili sırasında davalının «kötüniyetli» olmadığı, ancak 2000 yılından sonra davacı markasının tanınmış hale gelmesi üzerine davalının 2006 yılına kadar kullanmadığı YUMOŞ markalı ürünleri piyasaya sürmesinin kötüniyetli davranış oluşturduğu gerekçesiyle, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süreye» tabi olmayacağından bahisle, 556 sayılı KHK'nın 42. maddesi uyarınca hükümsüzlük kararı verilmiştir.
Aynı KHK'nın 42/1-a bendine göre de 5 yıllık «hak düşürücü süreye» bağlı olmadan hükümsüzlük davasının dinlenebilmesi için markanın tescili anında «kötüniyetin» varlığının ispatlanması gerekir.
… eldikten sonra, yani onun tanınmışlığından fayda sağlamak amacıyla ürünlerini piyasaya sürdüğü, bundan sonra ticaret hacmini de önemli derecede artırdığı, davalının «kötüniyetli» olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece davacının «kötüniyetli» tescil iddiası da değerlendirilerek, marka hükümsüzlüğüne ilişkin «hak düşürücü sürenin» dolup dolmadığı bu kapsamda tartışılarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Ancak, «kötüniyetin» varlığı halinde ise hükümsüzlük davası her zaman açılabilir.
Nitekim, somut olayda da davacı taraf 06.01.2010 tarihli cevaba cevap dilekçesinde marka tescilinin «kötüniyetli» olduğunu iddia etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cebri icra · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre, davaya konu 2003/20169 nolu markanın 17.02.2005 tarihinde tescil edildiği, işbu davanın 04.11.2010 tarihinde açıldığı, 5 yıllık dava açma süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın reddine, diğer markalar yönünden yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, davayı konu markanın 17.02.2005 tarihinde dava dışı..... adına tescil edildiği, 22.02.2008 tarihinde dava dışı...... tarafından «cebri icra» yoluyla alındığı, davalının ise.... firmasından 11.03.2009 tarihinde markayı devraldığı, davacı Belediye ile dava dışı..... arasındaki 1983 tarihli sözleşmelerde . …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8186 E. 2013/8124 K.
Ortak:hak düşürücü süre · kötüniyet · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaDava, markaların hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece 1990/121378 ve 2000/03975 sayılı YUMOŞ ibareli markaların tescili sırasında davalının «kötüniyetli» olmadığı, ancak 2000 yılından sonra davacı markasının tanınmış hale gelmesi üzerine davalının 2006 yılına kadar kullanmadığı YUMOŞ markalı ürünleri piyasaya sürmesinin kötüniyetli davranış oluşturduğu gerekçesiyle, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süreye» tabi olmayacağından bahisle, 556 sayılı KHK'nın 42. maddesi uyarınca hükümsüzlük kararı verilmiştir.
Aynı KHK'nın 42/1-a bendine göre de 5 yıllık «hak düşürücü süreye» bağlı olmadan hükümsüzlük davasının dinlenebilmesi için markanın tescili anında «kötüniyetin» varlığının ispatlanması gerekir.
… eldikten sonra, yani onun tanınmışlığından fayda sağlamak amacıyla ürünlerini piyasaya sürdüğü, bundan sonra ticaret hacmini de önemli derecede artırdığı, davalının «kötüniyetli» olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak, davacı, tanınmışlık ve «kötüniyet» iddiasına dayalı olarak tescilli markası ile «iltibas» oluşturan davalıya ait BIOXCIN ibareli markaların hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
Markanın tescilinde «kötü niyetin» varlığı halinde ise dava açılması ... yıllık «hak düşürücü süreye» tabi değildir.
Somut uyuşmazlıkta, iş bu hükümsüzlük istemli dava dava konusu markaların sicile tescil edildikleri tarihten itibaren ... yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açıldığına göre, davacının kendisine tanınan hak düşürücü süre içerisinde dava açılmasının MK'nın .... maddesine aykırılık oluşturması söz konusu olamayacağından mahkemece bu gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakkın kötüye kullanılması · kötü niyet · iltibas
Benzer bu karardaMahkemece, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, markaların işaret ve kapsadıkları ürünler itibariyle ayırt edilemeyecek kadar benzer oldukları, ancak davacının uzun süre sessiz kalıp, davalının markası tanındıktan ve belli bir ekonomik değere ulaştıktan sonra hükümsüzlük talebinde bulunmasının «hakkın kötüye kullanılması» mahiyetinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacı, tanınmışlık ve «kötüniyet» iddiasına dayalı olarak tescilli markası ile «iltibas» oluşturan davalıya ait BIOXCIN ibareli markaların hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
Markanın tescilinde «kötü niyetin» varlığı halinde ise dava açılması ... yıllık «hak düşürücü süreye» tabi değildir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14587 E. 2012/19052 K.
Ortak:hak düşürücü süre · kötüniyet · dava şartı · hak düşürücü süre · Marka hükümsüzlüğü
İncelediğiniz karardaDava, markaların hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece 1990/121378 ve 2000/03975 sayılı YUMOŞ ibareli markaların tescili sırasında davalının «kötüniyetli» olmadığı, ancak 2000 yılından sonra davacı markasının tanınmış hale gelmesi üzerine davalının 2006 yılına kadar kullanmadığı YUMOŞ markalı ürünleri piyasaya sürmesinin kötüniyetli davranış oluşturduğu gerekçesiyle, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süreye» tabi olmayacağından bahisle, 556 sayılı KHK'nın 42. maddesi uyarınca hükümsüzlük kararı verilmiştir.
Aynı KHK'nın 42/1-a bendine göre de 5 yıllık «hak düşürücü süreye» bağlı olmadan hükümsüzlük davasının dinlenebilmesi için markanın tescili anında «kötüniyetin» varlığının ispatlanması gerekir.
… eldikten sonra, yani onun tanınmışlığından fayda sağlamak amacıyla ürünlerini piyasaya sürdüğü, bundan sonra ticaret hacmini de önemli derecede artırdığı, davalının «kötüniyetli» olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hükümsüzlüğünü istediği 2000/14942 sayılı marka yönünden 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiği, diğer marka yönünden ise davalı şirket tarafından tescil edilerek 4 yıldan fazla bir süredir kullanılan “KÖFTECİ ...
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı adına tescilli 2000/14942 sayılı marka yönünden 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçmiş bulunmasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
Dairemizin 11.09.2000 tarih 5607/6604 sayılı ve 08.04.2002 tarih 10860/3275 sayılı kararlarında da benimsendiği üzere 556 sayılı KHK'nin 42. maddesine dayalı olarak açılan hükümsüzlük davası, tanınmış markalar dışındaki diğer markalar bakımından da tescil tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süreye» tabidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr kaybı · husumet
Benzer bu kararda1928 AKHİSAR + şekil” ibareli markaya karşı davacının uzun bir süre sessiz kaldığı gerekçesiyle, davalı TPE yönünden «husumet» yokluluğundan davanın reddine, davalı şirket yönünden esas yönden davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla mahkemece, davalıya ait 2003/5114 sayılı marka yönünden tescil tarihi itibariyle henüz 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolmadan davanın açılmış olduğu gözetilerek, işin esasına girilmesi gerekirken, TMK’nın 2. maddesi hükmüne göre 4 yıl sessiz kalındığı, bu nedenle hak «kaybına» uğranıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2006/7758 E. 2007/14801 K.
Ortak:hak düşürücü süre · kötüniyet · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaDava, markaların hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece 1990/121378 ve 2000/03975 sayılı YUMOŞ ibareli markaların tescili sırasında davalının «kötüniyetli» olmadığı, ancak 2000 yılından sonra davacı markasının tanınmış hale gelmesi üzerine davalının 2006 yılına kadar kullanmadığı YUMOŞ markalı ürünleri piyasaya sürmesinin kötüniyetli davranış oluşturduğu gerekçesiyle, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süreye» tabi olmayacağından bahisle, 556 sayılı KHK'nın 42. maddesi uyarınca hükümsüzlük kararı verilmiştir.
Aynı KHK'nın 42/1-a bendine göre de 5 yıllık «hak düşürücü süreye» bağlı olmadan hükümsüzlük davasının dinlenebilmesi için markanın tescili anında «kötüniyetin» varlığının ispatlanması gerekir.
… eldikten sonra, yani onun tanınmışlığından fayda sağlamak amacıyla ürünlerini piyasaya sürdüğü, bundan sonra ticaret hacmini de önemli derecede artırdığı, davalının «kötüniyetli» olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDairemizin 11.09.2000 tarih 5607/6604 sayılı ve 08.04.2002 tarih 10860/3275 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, 556 Sayılı KHK' nin 42.maddesine dayalı olarak açılan hükümsüzlük davası, tanınmış markalar dışındaki diğer markalar bakımından da tescil tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süreye» tabidir.
Ancak, «kötüniyetin» varlığı halinde ise hükümsüzlük davası her zaman açılabilir.
O halde, yukarıda açıklanan Dairemiz kararlarındaki ilkeler gözetilerek, dava konusu 185807 sayılı markanın TPE tarafından 556 Sayılı KHK' nin 39.maddesi uyarınca sicile tescil edildiği tarih belirlenmek suretiyle; hükümsüzlük davasının açılma tarihi itibariyle «hak düşürücü süre» bakımından değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar tartışılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tefrik · iptal davası · tebligat · yetkisizlik kararı · husumet
Benzer bu karardaŞ.. adına tescilli 185807 nolu markanın tescilli olduğu hizmet alanlarından otel,motel,pansiyon,kamp hizmetleri v.s’de davacının “ “M...” ” ibaresini daha önceden kullandığının belirlendiği gerekçesiyle,davalı TPE yönünden dosyanın «tefriki» ile mahkemenin «yetkisizliğine»,dosyanın istem halinde Ankara FSHH Mahkemesi’ne gönderilmesine,davalı M......
… tarafından yapılan marka başvurusunun TPE' nce 556 Sayılı KHK' nin 7.maddesi uyarınca mutlak ret nedenleri kapsamında incelenip reddedildiği anlaşılmakla, TPE YİDK «iptali davası» bakımından bu aşamada bir zorunlu dava arkadaşlığı söz konusu olmadığından «husumetin» davalılardan TPE' ne yöneltilmesinde ve diğer davalı M......
Ş.. aleyhine açılan 185807 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ilişkin davanın bu davadan «tefrik» edilerek 556 Sayılı KHK' nin 53. ve 71. maddeleri uyarınca TPE YİDK davası yönünden «yetkisizlik» kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, ayrıca, davalı M......
Ş.. aleyhine açılan marka hükümsüzlüğü davasında ise, anılan davalının marka sicilinde kayıtlı adresine usulüne uygun olarak «tebligat» yapıldığının anlaşılmasına göre, davalı TPE vekilinin tüm, diğer davalı M......
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12631 E. 2010/9055 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davadan feragat · feragat · temsil
Benzer bu kararda1-Dosya temyiz incelemesi için Dairemize geldikten sonra davacı kooperatif yetkilileri kimlik tesbiti yapılan 27.07.2010 günlü dilekçe ile «davadan feragat» etmişlerdir.
HUMK.'nun 95.maddesine göre «davadan feragat» kat' i bir hükmün sonuçlarını doğurur.
Ancak mahkemece bir karar verilip, davadan el çekildikten sonra temyiz aşamasında «feragat» edildiğinden ve bu aşamada dahi feragat hakkında karar verme yetkisi mahkemeye ait bulunduğundan davacı «temsilcisinin» vaki feragat beyanı hakkında bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/13300 E. , 2013/11168 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/04/2012 tarih ve 2008/161-2012/73 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin YUMOŞ ibareli tanınmış markaları bulunduğunu, davalının da aynı ibareyi adına marka olarak tescil ettirdiğini, markalar arasında iltibas tehlikesi olduğunu, tanınmışlıklarından haksız yarar sağlandığını, tescilin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, davalı markalarının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, marka tescillerinin üzerinden 5 yıllık sürenin geçtiğini, davacı markasının tescil tarihinde tanınmış olmadığını, iyiniyetli olarak tescil ettirdiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının YUMOŞ ibaresini 1986 yılında, davalının ise aynı ibareyi 1990 ve 2000 yıllarında marka olarak tescil ettirdiği, 1990 yılı itibariyle davacı markasının tanınmış olmadığı, 2006 yılı öncesinde davalının markalarını kullanmadığı, davacı markası bilinir hale geldikten sonra, yani onun tanınmışlığından fayda sağlamak amacıyla ürünlerini piyasaya sürdüğü, bundan sonra ticaret hacmini de önemli derecede artırdığı, davalının kötüniyetli olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, markaların hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece 1990/121378 ve 2000/03975 sayılı YUMOŞ ibareli markaların tescili sırasında davalının kötüniyetli olmadığı, ancak 2000 yılından sonra davacı markasının tanınmış hale gelmesi üzerine davalının 2006 yılına kadar kullanmadığı YUMOŞ markalı ürünleri piyasaya sürmesinin kötüniyetli davranış oluşturduğu gerekçesiyle, davanın 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olmayacağından bahisle, 556 sayılı KHK'nın 42. maddesi uyarınca hükümsüzlük kararı verilmiştir. Dairemizin 11.09.2000 gün ve 5607/6604 sayılı ve 08.04.2002 gün ve 10860/3275 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, 556 sayılı KHK'nın 42. maddesine dayalı olarak açılan hükümsüzlük davasının tescil tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü içinde açılması gerekir.
Ancak, kötüniyetin varlığı halinde ise hükümsüzlük davası her zaman açılabilir. 556 sayılı KHK'nın 35. maddesine göre başvurunun kötüniyetle yapıldığına ilişkin itirazlar ilgili kişiler tarafından marka başvurusunun yayından itibaren 3 ay içerisinde yapılır. Aynı KHK'nın 42/1-a bendine göre de 5 yıllık hak düşürücü süreye bağlı olmadan hükümsüzlük davasının dinlenebilmesi için markanın tescili anında kötüniyetin varlığının ispatlanması gerekir. Bu hükümlerden de anlaşılacağı üzere kötüniyete dayalı hükümsüzlük kararı verilebilmesi için, kötüniyetin tescil esnasında bulunduğunun kanıtlanması gereklidir. Bu itibarla da, dava konusu markaların tescili esnasında davalının kötüniyetli bulunmadığı, ancak davacı markası tanınır hale geldikten sonra ürünleri piyasaya sürerek haksız yarar sağladığı ve bu surette kötüniyetin sonradan gerçekleştiği yönündeki gerekçesi 556 sayılı KHK'nın 35 ve 42/1-a maddelerindeki hükümlere aykırılık oluşturur.
Mahkemenin kabulünde bahsi geçen kullanım ise, şeklinin koşulları oluştuğu takdirde ancak 556 sayılı KHK'nın 61 vd. maddeleri uyarınca marka hakkına tecavüz ya da uyuşmazlık tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nun 56 vd. maddelerinde bahsi geçen haksız rekabet hükümlerine göre değerlendirme yapılabilecek olup, anılan hususunda işbu davada tartışma yeri bulunmamaktadır.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yaranına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008969000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz