Markanın hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/14068 E. 2015/890 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cebri icra↗ hak düşürücü süre↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ kötüniyet↗ karar verilmesine yer olmadığına↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre, davaya konu 2003/20169 nolu markanın 17.02.2005 tarihinde tescil edildiği, işbu davanın 04.11.2010 tarihinde açıldığı, 5 yıllık dava açma süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın reddine, diğer markalar yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, davayı konu markanın 17.02.2005 tarihinde dava dışı..... adına tescil edildiği, 22.02.2008 tarihinde dava dışı...... tarafından cebri icra yoluyla alındığı, davalının ise.... firmasından 11.03.2009 tarihinde markayı devraldığı, davacı Belediye ile dava dışı..... arasındaki 1983 tarihli sözleşmelerde ..... ve ... ibareleri üzerindeki marka hakkının davacıya ait olduğu, aralarındaki sözleşme süresince bu ibarelerin marka olarak kullanılacağı, sözleşme sonunda markanın davacıya iade edileceği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Dairemizin 11.09.2000 gün ve 5607/6604 sayılı ve 08.04.2002 gün ve 10860/3275 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, 556 sayılı KHK'nın 42. maddesine dayalı olarak açılan hükümsüzlük davasının tescil tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü içinde açılması gerekir. Ancak, kötüniyetin varlığı halinde ise hükümsüzlük davası her zaman açılabilir. Nitekim, somut olayda da davacı taraf 06.01.2010 tarihli cevaba cevap dilekçesinde marka tescilinin kötüniyetli olduğunu iddia etmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davacının kötüniyetli tescil iddiası da değerlendirilerek, marka hükümsüzlüğüne ilişkin hak düşürücü sürenin dolup dolmadığı bu kapsamda tartışılarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13300 E. 2013/11168 K.
Ortak:hak düşürücü süre · kötüniyet · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaBu itibarla, mahkemece davacının «kötüniyetli» tescil iddiası da değerlendirilerek, marka hükümsüzlüğüne ilişkin «hak düşürücü sürenin» dolup dolmadığı bu kapsamda tartışılarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Ancak, «kötüniyetin» varlığı halinde ise hükümsüzlük davası her zaman açılabilir.
Nitekim, somut olayda da davacı taraf 06.01.2010 tarihli cevaba cevap dilekçesinde marka tescilinin «kötüniyetli» olduğunu iddia etmiştir.
Benzer bu karardaDava, markaların hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece 1990/121378 ve 2000/03975 sayılı YUMOŞ ibareli markaların tescili sırasında davalının «kötüniyetli» olmadığı, ancak 2000 yılından sonra davacı markasının tanınmış hale gelmesi üzerine davalının 2006 yılına kadar kullanmadığı YUMOŞ markalı ürünleri piyasaya sürmesinin kötüniyetli davranış oluşturduğu gerekçesiyle, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süreye» tabi olmayacağından bahisle, 556 sayılı KHK'nın 42. maddesi uyarınca hükümsüzlük kararı verilmiştir.
Aynı KHK'nın 42/1-a bendine göre de 5 yıllık «hak düşürücü süreye» bağlı olmadan hükümsüzlük davasının dinlenebilmesi için markanın tescili anında «kötüniyetin» varlığının ispatlanması gerekir.
… eldikten sonra, yani onun tanınmışlığından fayda sağlamak amacıyla ürünlerini piyasaya sürdüğü, bundan sonra ticaret hacmini de önemli derecede artırdığı, davalının «kötüniyetli» olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemenin kabulünde bahsi geçen kullanım ise, şeklinin koşulları oluştuğu takdirde ancak 556 sayılı KHK'nın 61 vd. maddeleri uyarınca «marka hakkına tecavüz» ya da uyuşmazlık tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nun 56 vd. maddelerinde bahsi geçen «haksız rekabet» hükümlerine göre değerlendirme yapılabilecek olup, anılan hususunda işbu davada tartışma yeri bulunmamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8186 E. 2013/8124 K.
Ortak:hak düşürücü süre · kötüniyet · dava şartı · hak düşürücü süre · Markanın hükümsüzlüğü
İncelediğiniz karardaBu itibarla, mahkemece davacının «kötüniyetli» tescil iddiası da değerlendirilerek, marka hükümsüzlüğüne ilişkin «hak düşürücü sürenin» dolup dolmadığı bu kapsamda tartışılarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Ancak, «kötüniyetin» varlığı halinde ise hükümsüzlük davası her zaman açılabilir.
Nitekim, somut olayda da davacı taraf 06.01.2010 tarihli cevaba cevap dilekçesinde marka tescilinin «kötüniyetli» olduğunu iddia etmiştir.
Benzer bu karardaAncak, davacı, tanınmışlık ve «kötüniyet» iddiasına dayalı olarak tescilli markası ile «iltibas» oluşturan davalıya ait BIOXCIN ibareli markaların hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
Markanın tescilinde «kötü niyetin» varlığı halinde ise dava açılması ... yıllık «hak düşürücü süreye» tabi değildir.
Somut uyuşmazlıkta, iş bu hükümsüzlük istemli dava dava konusu markaların sicile tescil edildikleri tarihten itibaren ... yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açıldığına göre, davacının kendisine tanınan hak düşürücü süre içerisinde dava açılmasının MK'nın .... maddesine aykırılık oluşturması söz konusu olamayacağından mahkemece bu gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakkın kötüye kullanılması · kötü niyet · iltibas
Benzer bu karardaMahkemece, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, markaların işaret ve kapsadıkları ürünler itibariyle ayırt edilemeyecek kadar benzer oldukları, ancak davacının uzun süre sessiz kalıp, davalının markası tanındıktan ve belli bir ekonomik değere ulaştıktan sonra hükümsüzlük talebinde bulunmasının «hakkın kötüye kullanılması» mahiyetinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacı, tanınmışlık ve «kötüniyet» iddiasına dayalı olarak tescilli markası ile «iltibas» oluşturan davalıya ait BIOXCIN ibareli markaların hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
Markanın tescilinde «kötü niyetin» varlığı halinde ise dava açılması ... yıllık «hak düşürücü süreye» tabi değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14587 E. 2012/19052 K.
Ortak:hak düşürücü süre · kötüniyet · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaBu itibarla, mahkemece davacının «kötüniyetli» tescil iddiası da değerlendirilerek, marka hükümsüzlüğüne ilişkin «hak düşürücü sürenin» dolup dolmadığı bu kapsamda tartışılarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Ancak, «kötüniyetin» varlığı halinde ise hükümsüzlük davası her zaman açılabilir.
Nitekim, somut olayda da davacı taraf 06.01.2010 tarihli cevaba cevap dilekçesinde marka tescilinin «kötüniyetli» olduğunu iddia etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hükümsüzlüğünü istediği 2000/14942 sayılı marka yönünden 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiği, diğer marka yönünden ise davalı şirket tarafından tescil edilerek 4 yıldan fazla bir süredir kullanılan “KÖFTECİ ...
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı adına tescilli 2000/14942 sayılı marka yönünden 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçmiş bulunmasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
Dairemizin 11.09.2000 tarih 5607/6604 sayılı ve 08.04.2002 tarih 10860/3275 sayılı kararlarında da benimsendiği üzere 556 sayılı KHK'nin 42. maddesine dayalı olarak açılan hükümsüzlük davası, tanınmış markalar dışındaki diğer markalar bakımından da tescil tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süreye» tabidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr kaybı · husumet
Benzer bu kararda1928 AKHİSAR + şekil” ibareli markaya karşı davacının uzun bir süre sessiz kaldığı gerekçesiyle, davalı TPE yönünden «husumet» yokluluğundan davanın reddine, davalı şirket yönünden esas yönden davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla mahkemece, davalıya ait 2003/5114 sayılı marka yönünden tescil tarihi itibariyle henüz 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolmadan davanın açılmış olduğu gözetilerek, işin esasına girilmesi gerekirken, TMK’nın 2. maddesi hükmüne göre 4 yıl sessiz kalındığı, bu nedenle hak «kaybına» uğranıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2006/7758 E. 2007/14801 K.
Ortak:hak düşürücü süre · kötüniyet · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaBu itibarla, mahkemece davacının «kötüniyetli» tescil iddiası da değerlendirilerek, marka hükümsüzlüğüne ilişkin «hak düşürücü sürenin» dolup dolmadığı bu kapsamda tartışılarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Ancak, «kötüniyetin» varlığı halinde ise hükümsüzlük davası her zaman açılabilir.
Nitekim, somut olayda da davacı taraf 06.01.2010 tarihli cevaba cevap dilekçesinde marka tescilinin «kötüniyetli» olduğunu iddia etmiştir.
Benzer bu karardaDairemizin 11.09.2000 tarih 5607/6604 sayılı ve 08.04.2002 tarih 10860/3275 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, 556 Sayılı KHK' nin 42.maddesine dayalı olarak açılan hükümsüzlük davası, tanınmış markalar dışındaki diğer markalar bakımından da tescil tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süreye» tabidir.
Ancak, «kötüniyetin» varlığı halinde ise hükümsüzlük davası her zaman açılabilir.
O halde, yukarıda açıklanan Dairemiz kararlarındaki ilkeler gözetilerek, dava konusu 185807 sayılı markanın TPE tarafından 556 Sayılı KHK' nin 39.maddesi uyarınca sicile tescil edildiği tarih belirlenmek suretiyle; hükümsüzlük davasının açılma tarihi itibariyle «hak düşürücü süre» bakımından değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar tartışılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tefrik · iptal davası · tebligat · yetkisizlik kararı · husumet
Benzer bu karardaŞ.. adına tescilli 185807 nolu markanın tescilli olduğu hizmet alanlarından otel,motel,pansiyon,kamp hizmetleri v.s’de davacının “ “M...” ” ibaresini daha önceden kullandığının belirlendiği gerekçesiyle,davalı TPE yönünden dosyanın «tefriki» ile mahkemenin «yetkisizliğine»,dosyanın istem halinde Ankara FSHH Mahkemesi’ne gönderilmesine,davalı M......
… tarafından yapılan marka başvurusunun TPE' nce 556 Sayılı KHK' nin 7.maddesi uyarınca mutlak ret nedenleri kapsamında incelenip reddedildiği anlaşılmakla, TPE YİDK «iptali davası» bakımından bu aşamada bir zorunlu dava arkadaşlığı söz konusu olmadığından «husumetin» davalılardan TPE' ne yöneltilmesinde ve diğer davalı M......
Ş.. aleyhine açılan 185807 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ilişkin davanın bu davadan «tefrik» edilerek 556 Sayılı KHK' nin 53. ve 71. maddeleri uyarınca TPE YİDK davası yönünden «yetkisizlik» kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, ayrıca, davalı M......
Ş.. aleyhine açılan marka hükümsüzlüğü davasında ise, anılan davalının marka sicilinde kayıtlı adresine usulüne uygun olarak «tebligat» yapıldığının anlaşılmasına göre, davalı TPE vekilinin tüm, diğer davalı M......
-
Marka hükümsüzlüğü | Kararın kaldırılması | Markanın hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3354 E. 2024/5378 K.
Ortak:cebri icra · hak düşürücü süre · karar verilmesine yer olmadığına · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre, davaya konu 2003/20169 nolu markanın 17.02.2005 tarihinde tescil edildiği, işbu davanın 04.11.2010 tarihinde açıldığı, 5 yıllık dava açma süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın reddine, diğer markalar yönünden yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, davayı konu markanın 17.02.2005 tarihinde dava dışı..... adına tescil edildiği, 22.02.2008 tarihinde dava dışı...... tarafından «cebri icra» yoluyla alındığı, davalının ise.... firmasından 11.03.2009 tarihinde markayı devraldığı, davacı Belediye ile dava dışı..... arasındaki 1983 tarihli sözleşmelerde . …
Bu itibarla, mahkemece davacının «kötüniyetli» tescil iddiası da değerlendirilerek, marka hükümsüzlüğüne ilişkin «hak düşürücü sürenin» dolup dolmadığı bu kapsamda tartışılarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaSınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2011/181 E. sayılı dava dosyası kapsamında hükümsüzlük davası açtığını, bu davanın da reddedildiğini, temyiz aşamasında olduğunu, kullanmama nedeniyle hükümsüzlük davasının «hak düşürücü sürede» açılmadığını, davalının markaları devir yoluyla iktisap ettiğini, davalının iyi niyetli davacının kötü niyetli olduğunu, davalının markaları kullandığını belirterek davanın reddini istemiştir.
… esi 14.12.2016 tarih 2016/148-2016/189 sayılı kararı ile mülkiyet hakkı ile ilgili ... hükme aykırılığından ötürü iptal edilmesi sebebiyle konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», 2003/20169 nolu markaya yönelik hükümsüzlük talebinin Mahkemenin 2016/26 E., 2016/77 K. sayılı dosyasında «derdest» olduğundan dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine», davacı ile dava dışı ancak dava konusu markaları ilk kez kendi adına tescil ettiren Su Şişeleme A.Ş. arasında 23.05.1983 tarihli imtiyaz sözleşmesi ve bu sözleşme …
Belediyesine devrolunacağı, sözleşme hükümleri dikkate alındığında Su Şişeleme A.Ş'nin tescilinin iyi niyetli olmadığı, yolsuz olduğu, «yolsuz tescilin» sonraki devirlerinin yolsuz olacağı, devralan yönünden bir hak doğurmayacağı, anlaşılmakla davacının 2003/20168, 84/081678 ve 85/085445 nolu markalara yönelik kötü niyetli tescil «sebebi» ile hükümsüzlük talebinin yerinde olduğu belirtilerek 2003/20168, 84/081678 ve 85/085445 ve 2003/20169 nolu markalara yönelik kullanmama nedeni iptal talebi konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», 2003/20169 nolu markaya yönelik hükümsüzlük talebinin «derdest» olduğundan dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine», 2003/20168, 84/081678 ve 85/085445 nolu markalara yönelik kötü niyetli tescil sebebi ile hükümsüzlük talebinin kabulü ile kötü niyetli tescil sebebi ile hükümsüzl …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yolsuz tescil · ihbar olunan · sözleşmeye aykırılık · cy/cy şerhi · dava şartı yokluğu · derdestlik · infaz · üçüncü kişi
Benzer bu karardaBelediyesine devrolunacağı, sözleşme hükümleri dikkate alındığında Su Şişeleme A.Ş'nin tescilinin iyi niyetli olmadığı, yolsuz olduğu, «yolsuz tescilin» sonraki devirlerinin yolsuz olacağı, devralan yönünden bir hak doğurmayacağı, anlaşılmakla davacının 2003/20168, 84/081678 ve 85/085445 nolu markalara yönelik kötü niyetli tescil «sebebi» ile hükümsüzlük talebinin yerinde olduğu belirtilerek 2003/20168, 84/081678 ve 85/085445 ve 2003/20169 nolu markalara yönelik kullanmama nedeni iptal talebi konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», 2003/20169 nolu markaya yönelik hükümsüzlük talebinin «derdest» olduğundan dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine», 2003/20168, 84/081678 ve 85/085445 nolu markalara yönelik kötü niyetli tescil sebebi ile hükümsüzlük talebinin kabulü ile kötü niyetli tescil sebebi ile hükümsüzl …
Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2011/181 E. sayılı davanın eldeki dava yönünden «derdestlik» oluşturduğu, davacının mutlak hak sahibi olmadığını, davalının tescile güvenen iyi niyetli «üçüncü kişi» olduğunu, markaları ilk kez tescil eden Su Şişeleme A.Ş'nin markaları tescil etmesinde herhangi bir «kötü niyet», hukuka ve «sözleşmeye aykırılık» bulunmadığını, davacının bu şirketin %10 ortağı olduğunu, tescili bildiğini, ses çıkarmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu, davalının 32. sınıfta tescilli, 85 …
… esi 14.12.2016 tarih 2016/148-2016/189 sayılı kararı ile mülkiyet hakkı ile ilgili ... hükme aykırılığından ötürü iptal edilmesi sebebiyle konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», 2003/20169 nolu markaya yönelik hükümsüzlük talebinin Mahkemenin 2016/26 E., 2016/77 K. sayılı dosyasında «derdest» olduğundan dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine», davacı ile dava dışı ancak dava konusu markaları ilk kez kendi adına tescil ettiren Su Şişeleme A.Ş. arasında 23.05.1983 tarihli imtiyaz sözleşmesi ve bu sözleşme …
Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açtığını, davanın reddedildiğini, kararın kesinleştiğini, bu dava «derdestken» aynı gerekçelerle davalı şirkete karşı markanın hükümsüzlüğü talebiyle İzmir ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/14068 E. , 2015/890 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/06/2014 tarih ve 2014/71-2014/80 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi.... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili;davalı firma adına ".....", "........","..... ... Suyu", "..... .. ibareli markaların tescil edildiğini ancak "..... " ibaresinin,... iline bağlı bir ilçenin adı olduğunu ve ayırt edicilik niteliği taşımadığını, bu yüzden Mark. KHK, 5 ve 7/a madde gereğince mutlak redde tâbi olduğunu, yaygın olarak bilinen ve tanınan" ... Suyunun “.....’dan doğduğunu ve özellikle “su” ürünü açısından malın üretildiği yeri bildirdiği için halkı yanıltabileceğini ve 7/1-f madde uyarınca mutlak redde tabi olduğunu ayrıca “..... ... Suyu’nun” kadimden beri bilinen bir su olduğunu, suyun mülkiyetinin müvekkili belediyeye ait olduğunu ve önceleri elle doldurulan cam şişelerde “..... Belediyesi ...
suyu” olarak pazarlandığını ve halka mal olduğunu, “..... ... suyu” sözcüklerinin ayırt edicilik vasfına sahip olmadığını, sözcüklerin bir işletmeyi değil bahsedilen suyu ifade ettiğini, Mark KHK 5. madde kapsamında marka olamayacağını, suyun kültürel bir değer olarak halka mal olması sebebi ile Mark KHK 7/h maddelerinin uygulanması gerektiğini, bu mutlak ret nedenlerinin gerçekleşmediği ve 7/son madde uyarınca ayırt edicilik kazanıldığı sonucuna varıldığı takdirde, gerçek hak sahibinin ve bu ismi kullanma yetkisinin uzun yıllardır bu alanda faaliyet gösteren müvekkili belediyeye ait olacağını, müvekkili belediyenin 23/05/1983 tarihinde.... ile ..... Noterliği'nde sözleşme yaptığını, kullanma hakkını 25 yıllığına verdiğini, isme ilişkin kullanımın da sözleşmenin 12.
maddesi ile belirlediğini ve anılan şirketle, 02/01/2004 tarihli sözleşme ile ... ibaresini kullanma hakkı verdiğini, sözleşmelerden anlaşılacağı gibi, isimlerinin kullanma haklarının ..... Belediyesi'ne ait olduğunu, davalı...'nin ise markalara haciz nedeni ile sahip olduğunu, ileri sürerek davalı adına kayıtlı olan, “..... ibareli “ 2003/...numaralı 29.
30. 32. sınıfta kayıtlı, 81678 sayılı 32. sınıfta kayıtlı “..... .....” ibareli; 85445 sayılı 32. sınıfta kayıtlı “..... ... Suyu” ibareli markanın ve 2003/20169 sayılı 29 30 32.kayıtlı “..... ...” ibareli markaların hükümsüzlüğüne ve tescillerinin terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, aynı konuda .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava görüldüğünü, 2008/304 – 146 sayılı 09/04/2010 tarihli kararın Yargıtay’da olduğunu,bu nedenle derdestlik itirazında bulunduklarını, dava konusu markaların tanınmış markalar olduğunu, Mark KHK 42. madde uyarınca yazılı olan 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olduğunu, müvekkili firmanın bu markaları, Mark KHK 16. ve devamı maddelerince uygun olarak icra yolu ile haciz koyup satışa çıkaran, ....'den yasaya uygun bir sözleşme ile devir aldığını, devir bedellerini ödediğini, dolayısıyla davacının kötü niyetli
olduğunu, bu markaların benzerleri olan ibarelerle başvurular yaptığını,davacının bu markaların tescilli olduklarını devir işleminden önce de bildiğini,... tarafından pek çok yer adının tescillenmiş durumda olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre, davaya konu 2003/20169 nolu markanın 17.02.2005 tarihinde tescil edildiği, işbu davanın 04.11.2010 tarihinde açıldığı, 5 yıllık dava açma süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın reddine, diğer markalar yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, davayı konu markanın 17.02.2005 tarihinde dava dışı..... adına tescil edildiği, 22.02.2008 tarihinde dava dışı...... tarafından cebri icra yoluyla alındığı, davalının ise.... firmasından 11.03.2009 tarihinde markayı devraldığı, davacı Belediye ile dava dışı..... arasındaki 1983 tarihli sözleşmelerde ..... ve ... ibareleri üzerindeki marka hakkının davacıya ait olduğu, aralarındaki sözleşme süresince bu ibarelerin marka olarak kullanılacağı, sözleşme sonunda markanın davacıya iade edileceği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Dairemizin 11.09.2000 gün ve 5607/6604 sayılı ve 08.04.2002 gün ve 10860/3275 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, 556 sayılı KHK'nın 42. maddesine dayalı olarak açılan hükümsüzlük davasının tescil tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü içinde açılması gerekir. Ancak, kötüniyetin varlığı halinde ise hükümsüzlük davası her zaman açılabilir. Nitekim, somut olayda da davacı taraf 06.01.2010 tarihli cevaba cevap dilekçesinde marka tescilinin kötüniyetli olduğunu iddia etmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davacının kötüniyetli tescil iddiası da değerlendirilerek, marka hükümsüzlüğüne ilişkin hak düşürücü sürenin dolup dolmadığı bu kapsamda tartışılarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/01/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/167769000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz