Alacak | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/776 E. 2023/7337 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kusursuzluk ispatı↗ kasa açığı↗ yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu↗ zararın ispatı↗ fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması↗ yönetim kurulu üyeliği↗ faiz başlangıç tarihi↗ sorumluluk davası↗ ispat külfeti↗ haksız eylem↗ olağanüstü genel kurul↗ müteselsil sorumluluk↗ şirket zararı↗ ihtiyati tedbir↗ tüzel kişilik↗ temlik↗ havale↗ yetki↗ sulh↗ ıslah↗ yönetim kurulu kararı↗ eksik inceleme↗ avans faizi↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ husumet↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 05.09.2012 tarih, 2011/26 E. ve 2012/212 K. sayılı kararı ile şirkette yapılan denetim neticesinde kasa açığı bulunduğu hususunun anlaşıldığı, kasa açığı nedeniyle tüm davalıların sorumlu olduğu, grup şirketleri arasında yapılan alım satım işlemlerinin örtülü kazanç yaratmaya yönelik olduğu, bu durumun şirket aleyhine zarara sebebiyet verdiği, ihtiyati tedbir kararına rağmen ... aktarımlarının şirket kayıtlarında muhasebeleştirilmiş olduğu, hisse alım satım işlemlerinin ve ihtiyati tedbir kararına rağmen ... aktarımının yapıldığı dönem itibariyle 2004 yılı olağan genel kurulu toplantısında denetçi raporu ile sorgulanmasının gerektiği, ancak genel kurul öncesinde şirkete el konulması nedeniyle denetçilerin görevine son verildiği, fiilen denetim raporu hazırlama olanağı olmayan denetçilerin bu zararlardan sorumluluğunun olmadığı, sadece yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna gidilebileceği, off shore bankasından alınan kredilerin geri istenilmediği, bu nedenle şirket kasasından para çıkışının olmadığı, kredinin aktarıldığı şirketler aleyhine başlatılan takiplerde kredinin tahsil edilemediği veya ödemeden acze ilişkin belgenin de ibraz edilmediği, bu nedenle zararın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 26.448.075,65 TL'nin davalılardan tahsiline, bu miktarın tamamından davalı ..., ..., ...'nun, 2.764.551,00 TL'lik kısmından davalı ...'ın, 1.977,49 TL'lik kısmından davalı ... ... ve ... Özırk'ın müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarına, hüküm altına alınan miktarlara dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanılmasına karar verilmiş, davacı vekili, davalı ... ... ve davalı ... Özırk vekilince temyiz edilmiştir.
B. (Birinci) Bozma Kararı
Dairemizin 04.05.2015 tarih, 2015/1110 E. ve 2015/6273 K. sayılı kararıyla "1-Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararı temyiz eden davalı ... ...'ın dilekçesi temyiz defterine kaydedilmediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK'nın 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Bu itibarla, davalı ... ...'ın temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı ... Özırk vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3-Temlik ... davacı ... vekilinin temyiz itirazının incelenmesine gelince;
Dava; davalı şirket yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerinin sorumluluğundan kaynaklı alacak istemine ilişkindir. Davacı vekili; 2001 yılında Uzan Grubuna bağlı İmar Off Shore Ltd. Şirketi'nden şirket adına kullanılan kredilerin dava dışı grup şirketlere aktarıldığı, 2003 yılı Mart ayı sonasında bu kredilere faiz tahakkuk ettirilmediği, grup şirketlerden olan alacakların donuklaştırılarak tahsil olunaması nedeniyle davalıların şirketin zararına sebebiyet verdiği iddiasında bulunmuş, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davacının bu alacağa ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. Bağlı grup şirketler olsalar bile farklı tüzel kişilikleri bulunan şirketlerin mali yapıları, muhasebe ve kayıtları birbirinden bağımsızdır. Davacı şirket ile birlikte Uzan Grubu bünyesinde bulunan şirketlere ... tarafında el konulduğu hususu da dairemiz önüne gelen uyuşmazlıklar dolayısıyla bilinmektedir. Davacı şirket adına kullanılan kredilerin şirket adına kullanılmayıp herhangi bir ticari amaç belirtilmeden ve faiz işletilmeksizin grup şirketlere aktarımı usulsüz olup kredilerin geri dönüşümünün sağlanılmaması halinde bu durumun davacı şirketin aktifini azaltıp şirketin zararına yol açacağı da kuşkusuzdur. Bu işlemlerden yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun bulunmadığı, işlemlerin şirketin menfaatine olduğu, ya da şirketin bir zararının bulunmadığını ispat külfeti ise davalılara ait olup davalılarca bu yönde bir savunma yapılmadığı gibi, herhangi bir delil de ibraz edilmemiştir. Mahkemece; grup şirketlere usulsüz kredi aktarımın ve bu kredilere faiz tahakkuk ettirilmemesinin başlı başına şirketi zarara uğratan eylemlerden olduğu gözetilmeden ve şirketin zararının buyutuna ve sorumluluğa ilişkin inceleme ve araştırma yapılmadan eksik incelemeyle ve yazılı gerekçeyle bu yöne ilişkin talebin reddi doğru görülmediği" gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda bilirkişi kurulundan ek rapor alındığı, bilirkişi raporunda davacı şirketin tazminini talep ettiği zarardan dolayı kusurlu olmadıklarını ispatla mükellef oldukları halde bunu ispat edemeyen yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduklarının beyan edildiği, bağlı grup şirketler olsalar bile farklı tüzel kişilikleri bulunan şirketlerin mali yapıları, muhasebe ve kayıtlarının birbirinden bağımsız olduğu, davacı şirket adına kullanılan kredilerin şirket adına kullanılmayıp herhangi bir ticari amaç belirtilmeden ve faiz işletilmeksizin grup şirketlere aktarımının usulsüz olup kredilerin geri dönüşümünün sağlanılmaması halinde bu durumun davacı şirketin aktifini azaltıp şirketin zararına yol açacağı, bu işlemlerden yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun bulunmadığı, işlemlerin şirketin menfaatine olduğu, ya da şirketin bir zararının bulunmadığını ispat külfetinin davalılara ait olup davalılarca bu yönde bir savunma yapılmadığı gibi herhangi bir delil de ibraz edilmediği, grup şirketlere usulsüz kredi aktarımı ve bu kredilere faiz tahakkuk ettirilmemesinin de başlı başına şirketi zarara uğratan eylemlerden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne 26.488.075,65 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, bu miktarla ilgili davalı ..., ..., ... Cenap Ermutlunun borcunun tamamından, davalı ...'ın 2.764.551,00 TL kısmından ve davalılar ... ile ... Özırkın ise 1.977,49 TL kısmından müştereken ve müteselsil sorumlu olmalarına, ayrıca 73.703,00 USD nin davalılar ..., ..., ... ve ...'ın bu miktarın tamamından davalılar ... ve ... bu miktarın 1.977,49 TL sinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarına, hüküm altına alınan miktarlara dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulnması suretiyle davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; denetim kurulu üyelerinin de 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 359 uncu maddesi uyarınca müteselsilen borcun tamamından yönetim kurulu üyeleri ile birlikte sorumlu olduklarını, ispat külfeti üzerinde olan davalıların kusursuzluklarını ispat edemediklerini, mahkemece dava tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verildiğini ancak faiz başlangıç tarihinin zararın doğduğu tarih olması gerektiğini belirterek kararın kısmen bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; davalı şirket yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerinin sorumluluğundan kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Dava, davacı şirketin önceki dönemlerde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların, görevleri sırasında zarara neden oldukları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda davacı şirket vekili, önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların müvekkili şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürmüş, hangi eylemleriyle zararın doğduğunu dilekçesinde ayrıntılı şekilde açıklamıştır. Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyarak aldırmış olduğu bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların, görevleri sırasında zarara neden oldukları iddiasına dayalı açılan tazminat istemlerine ilişkin davada, davalıların eylemleri esas itibariyle haksız eylem olup, davacı şirketin uğramış olduğu maddi zararın belirlenmesinde hukuka aykırı fiilin işlendiği an esas alındığına göre, faiz başlangıç tarihinin de talep halinde bu tarih olması gerekmektedir. Davalıların davaya konu eylemleri işledikleri tarihler dosya içerisindeki bilirkişi raporunda kalem kalem tespit edilmiş olmasına rağmen hükmolunan miktarlara dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile tahsiline karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1110 E. 2015/6273 K.
Ortak:kasa açığı · yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · ispat külfeti · olağanüstü genel kurul · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · ihtiyati tedbir · tüzel kişilik
İncelediğiniz karardaMahkemece 05.09.2012 tarih, 2011/26 E. ve 2012/212 K. sayılı kararı ile şirkette yapılan denetim neticesinde «kasa açığı» bulunduğu hususunun anlaşıldığı, kasa açığı nedeniyle tüm davalıların sorumlu olduğu, grup şirketleri arasında yapılan alım satım işlemlerinin örtülü kazanç yaratmaya yönelik olduğu, bu durumun şirket aleyhine zarara sebebiyet verdiği, «ihtiyati tedbir» kararına rağmen ... aktarımlarının şirket kayıtlarında muhasebeleştirilmiş olduğu, hisse alım satım işlemlerinin ve ihtiyati tedbir kararına rağmen ... aktarımının yapıldığı dönem itibariyle 2004 yılı «olağan genel kurulu» toplantısında denetçi raporu ile sorgulanmasının gerektiği, ancak genel kurul öncesinde şirkete el konulması nedeniyle denetçilerin görevine «son» verildiği, fiilen denetim raporu hazırlama olanağı olmayan denetçilerin bu zararlardan sorumluluğunun olmadığı, sadece «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» gidilebileceği, off shore bankasından alınan kredilerin geri istenilmediği, bu nedenle şirket kasasından para çıkışının olmadığı, kredinin aktarıldığı şirketler aleyhine başlatılan takiplerde kredinin tahsil edilemediği veya ödemeden acze ilişkin belgenin de «ibraz» edilmediği, bu nedenle zararın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 26.448.075,65 TL'nin davalılardan tahsiline, bu miktarın tamamından davalı ..., …
… apor alındığı, bilirkişi raporunda davacı şirketin tazminini talep ettiği zarardan dolayı kusurlu olmadıklarını ispatla mükellef oldukları halde bunu ispat edemeyen «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduklarının beyan edildiği, bağlı grup şirketler olsalar bile farklı «tüzel kişilikleri» bulunan şirketlerin mali yapıları, muhasebe ve kayıtlarının birbirinden bağımsız olduğu, davacı şirket adına kullanılan kredilerin şirket adına kullanılmayıp herhangi bir ticari amaç belirtilmeden ve faiz işletilmeksizin grup şirketlere aktarımının usulsüz olup kredilerin geri dönüşümünün sağlanılmaması halinde bu durumun davacı şirketin aktifini azaltıp «şirketin zararına» yol açacağı, bu işlemlerden «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» bulunmadığı, işlemlerin şirketin menfaatine olduğu, ya da şirketin bir zararının bulunmadığını «ispat külfetinin» davalılara ait olup davalılarca bu yönde bir savunma yapılmadığı gibi herhangi bir delil de «ibraz» edilmediği, grup şirketlere usulsüz kredi aktarımı ve bu kredilere faiz tahakkuk ettirilmemesinin de başlı başına şirketi zarara uğratan eylemlerden olduğu gerekçe …
Bu işlemlerden «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» bulunmadığı, işlemlerin şirketin menfaatine olduğu, ya da şirketin bir zararının bulunmadığını «ispat külfeti» ise davalılara ait olup davalılarca bu yönde bir savunma yapılmadığı gibi, herhangi bir delil de «ibraz» edilmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; şirkette yapılan denetim neticesinde «kasa açığı» bulunduğu hususunun anlaşıldığı, kasa açığı nedeniyle tüm davalıların sorumlu olduğu, grup şirketleri arasında yapılan alım satım işlemlerinin örtülü kazanç yaratmaya yönelik olduğu, bu durumun şirket aleyhine zarara sebebiyet verdiği, «ihtiyati tedbir» kararına rağmen kaynak aktarımlarının şirket kayıtlarında muhasebeleştirilmiş olduğu, hisse alım satım işlemlerinin ve ihtiyati tedbir kararına rağmen kaynak aktarımının yapıldığı dönem itibariyle 2004 yılı «olağan genel kurulu» toplantısında denetçi raporu ile sorgulanmasının gerektiği, ancak genel kurul öncesinde şirkete el konulması nedeniyle denetçilerin görevine «son» verildiği, fiilen denetim raporu hazırlama olanağı olmayan denetçilerin bu zararlardan sorumluluğunun olmadığı, sadece «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» gidilebileceği, off shore bankasından alınan kredilerin geri istenilmediği, bu nedenle şirket kasasından para çıkışının olmadığı, kredinin aktarıldığı şirketler aleyhine başlatılan takiplerde kredinin tahsil edilemediği veya ödemeden acze ilişkin belgenin de «ibraz» edilmediği, bu nedenle zararın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 26.448.075,65 TL'nin davalılardan tahsiline, bu miktarın tamamından davalı ...., ...., ....'nun, 2.764.551,00 TL'lik kısmından davalı ....'ın, 1977,49 TL'lik kısmından davalı ... ve ....'ın müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olduklarına, hüküm altına alınan miktarlara dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» uygulanılmasına karar verilmiştir.
Bu işlemlerden «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» bulunmadığı, işlemlerin şirketin menfaatine olduğu, ya da şirketin bir zararının bulunmadığını «ispat külfeti» ise davalılara ait olup davalılarca bu yönde bir savunma yapılmadığı gibi, herhangi bir delil de «ibraz» edilmemiştir.
Şirketi'nden şirket adına kullanılan kredilerin dava dışı grup şirketlere aktarıldığı, 2003 yılı Mart ayı sonasında bu kredilere faiz tahakkuk ettirilmediği, grup şirketlerden olan alacakların donuklaştırılarak tahsil olunaması nedeniyle davalıların «şirketin zararına» sebebiyet verdiği iddiasında bulunmuş, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davacının bu alacağa ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/3731 E. 2024/8885 K.
Ortak:şirket zararı · tüzel kişilik · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… apor alındığı, bilirkişi raporunda davacı şirketin tazminini talep ettiği zarardan dolayı kusurlu olmadıklarını ispatla mükellef oldukları halde bunu ispat edemeyen «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduklarının beyan edildiği, bağlı grup şirketler olsalar bile farklı «tüzel kişilikleri» bulunan şirketlerin mali yapıları, muhasebe ve kayıtlarının birbirinden bağımsız olduğu, davacı şirket adına kullanılan kredilerin şirket adına kullanılmayıp herhangi bir ticari amaç belirtilmeden ve faiz işletilmeksizin grup şirketlere aktarımının usulsüz olup kredilerin geri dönüşümünün sağlanılmaması halinde bu durumun davacı şirketin aktifini azaltıp «şirketin zararına» yol açacağı, bu işlemlerden «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» bulunmadığı, işlemlerin şirketin menfaatine olduğu, ya da şirketin bir zararının bulunmadığını «ispat külfetinin» davalılara ait olup davalılarca bu yönde bir savunma yapılmadığı gibi herhangi bir delil de «ibraz» edilmediği, grup şirketlere usulsüz kredi aktarımı ve bu kredilere faiz tahakkuk ettirilmemesinin de başlı başına şirketi zarara uğratan eylemlerden olduğu gerekçe …
Mahkemece 05.09.2012 tarih, 2011/26 E. ve 2012/212 K. sayılı kararı ile şirkette yapılan denetim neticesinde «kasa açığı» bulunduğu hususunun anlaşıldığı, kasa açığı nedeniyle tüm davalıların sorumlu olduğu, grup şirketleri arasında yapılan alım satım işlemlerinin örtülü kazanç yaratmaya yönelik olduğu, bu durumun şirket aleyhine zarara sebebiyet verdiği, «ihtiyati tedbir» kararına rağmen ... aktarımlarının şirket kayıtlarında muhasebeleştirilmiş olduğu, hisse alım satım işlemlerinin ve ihtiyati tedbir kararına rağmen ... aktarımının yapıldığı dönem itibariyle 2004 yılı «olağan genel kurulu» toplantısında denetçi raporu ile sorgulanmasının gerektiği, ancak genel kurul öncesinde şirkete el konulması nedeniyle denetçilerin görevine «son» verildiği, fiilen denetim raporu hazırlama olanağı olmayan denetçilerin bu zararlardan sorumluluğunun olmadığı, sadece «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» gidilebileceği, off shore bankasından alınan kredilerin geri istenilmediği, bu nedenle şirket kasasından para çıkışının olmadığı, kredinin aktarıldığı şirketler aleyhine başlatılan takiplerde kredinin tahsil edilemediği veya ödemeden acze ilişkin belgenin de «ibraz» edilmediği, bu nedenle zararın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 26.448.075,65 TL'nin davalılardan tahsiline, bu miktarın tamamından davalı ..., …
3-Temlik ... davacı ... vekilinin temyiz itirazının incelenmesine gelince; Dava; davalı şirket «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçilerinin sorumluluğundan kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak davacı şirketin tazminini talep ettiği zarardan dolayı kusurlu olmadıklarını ispatla mükellef oldukları halde bunu ispat edemeyen «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu oldukları, bağlı grup şirketler olsalar bile farklı «tüzel kişilikleri» bulunan şirketlerin mali yapıları, muhasebe ve kayıtlarının birbirinden bağımsız olduğu, davacı şirket adına kullanılan kredilerin şirket adına kullanılmayıp herhangi bir ticari amaç belirtilmeden ve faiz işletilmeksizin grup şirketlere aktarımının usulsüz olup kredilerin geri dönüşümünün sağlanılmaması halinde bu durumun davacı şirketin aktifini azaltıp «şirketin zararına» yol açacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiş, Dairemizin 13.12.2023 tarihli, 2023/776 E. ve 2023/7337 K. sayılı …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; davalı şirket «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçilerinin sorumluluğundan kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/998 E. 2020/3422 K.
Ortak:kasa açığı · ispat külfeti · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · yönetim kurulu kararı · eksik inceleme · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda… apor alındığı, bilirkişi raporunda davacı şirketin tazminini talep ettiği zarardan dolayı kusurlu olmadıklarını ispatla mükellef oldukları halde bunu ispat edemeyen «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduklarının beyan edildiği, bağlı grup şirketler olsalar bile farklı «tüzel kişilikleri» bulunan şirketlerin mali yapıları, muhasebe ve kayıtlarının birbirinden bağımsız olduğu, davacı şirket adına kullanılan kredilerin şirket adına kullanılmayıp herhangi bir ticari amaç belirtilmeden ve faiz işletilmeksizin grup şirketlere aktarımının usulsüz olup kredilerin geri dönüşümünün sağlanılmaması halinde bu durumun davacı şirketin aktifini azaltıp «şirketin zararına» yol açacağı, bu işlemlerden «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» bulunmadığı, işlemlerin şirketin menfaatine olduğu, ya da şirketin bir zararının bulunmadığını «ispat külfetinin» davalılara ait olup davalılarca bu yönde bir savunma yapılmadığı gibi herhangi bir delil de «ibraz» edilmediği, grup şirketlere usulsüz kredi aktarımı ve bu kredilere faiz tahakkuk ettirilmemesinin de başlı başına şirketi zarara uğratan eylemlerden olduğu gerekçe …
Mahkemece 05.09.2012 tarih, 2011/26 E. ve 2012/212 K. sayılı kararı ile şirkette yapılan denetim neticesinde «kasa açığı» bulunduğu hususunun anlaşıldığı, kasa açığı nedeniyle tüm davalıların sorumlu olduğu, grup şirketleri arasında yapılan alım satım işlemlerinin örtülü kazanç yaratmaya yönelik olduğu, bu durumun şirket aleyhine zarara sebebiyet verdiği, «ihtiyati tedbir» kararına rağmen ... aktarımlarının şirket kayıtlarında muhasebeleştirilmiş olduğu, hisse alım satım işlemlerinin ve ihtiyati tedbir kararına rağmen ... aktarımının yapıldığı dönem itibariyle 2004 yılı «olağan genel kurulu» toplantısında denetçi raporu ile sorgulanmasının gerektiği, ancak genel kurul öncesinde şirkete el konulması nedeniyle denetçilerin görevine «son» verildiği, fiilen denetim raporu hazırlama olanağı olmayan denetçilerin bu zararlardan sorumluluğunun olmadığı, sadece «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» gidilebileceği, off shore bankasından alınan kredilerin geri istenilmediği, bu nedenle şirket kasasından para çıkışının olmadığı, kredinin aktarıldığı şirketler aleyhine başlatılan takiplerde kredinin tahsil edilemediği veya ödemeden acze ilişkin belgenin de «ibraz» edilmediği, bu nedenle zararın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 26.448.075,65 TL'nin davalılardan tahsiline, bu miktarın tamamından davalı ..., …
Bu işlemlerden «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» bulunmadığı, işlemlerin şirketin menfaatine olduğu, ya da şirketin bir zararının bulunmadığını «ispat külfeti» ise davalılara ait olup davalılarca bu yönde bir savunma yapılmadığı gibi, herhangi bir delil de «ibraz» edilmemiştir.
Benzer bu karardaKural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Zira, mahkemenin kabulünün aksine, grup içi şirketlere aktarılan paranın «şirket zararı» olarak kabul edilebilmesi için «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçiler aleyhine dava açılmadan önce esas borçlu dava dışı şirket hakkında borcun takibi amacıyla harekete geçilmesinin ve bunun semeresiz kalmasının, başka bir ifade ile alacağın tahsili hususunda gereken tüm «hukuki yolların tüketilmesinin» davalıların sorumluluğuna gidilmesinin ön şartı olarak görülmesi olanaklı değildir.
Bu durumda mahkemece, uyuşmazlığın «aydınlatılması yükümlülüğü» çerçevesinde yukarıda anılan iddianın öncelikle davacı için bir zarar olup olmadığı varsa miktarının denetlenebilir bir şekilde gerektiğinde bilirkişi kurulu marifeti ile kuşkuya yer bırakmaksızın saptanması, bu hususun şirket için bir zarar kalemi olarak kabulü halinde, yönetim ve denetim kurulu eski üyelerinin, TTK'nın 336 vd. maddeleri bağlamında «ispat külfeti» ters çevrilmiş «kusur sorumluluğu» ilkeleri çerçevesinde, kusursuzluklarını kanıtlayamamaları halinde oluşan zarardan sorumlu olduklarının ilke olarak kabulü ve ayrıca «ibranın» sonuç doğrulabilmesi için yukarıda da açıklandığı üzere açık ibra olması gerektiği hususları nazara alınarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru olmayıp kararın bozulması gerektiğinden Dairemizin 02.10.2018 tarih, 2016/14999 E-2018/59 …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki yolların tüketilmesi · kusur karinesi · aydınlatma yükümlülüğü · kusur sorumluluğu · ibra · ispat yükü · kusur
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, uyuşmazlığın «aydınlatılması yükümlülüğü» çerçevesinde yukarıda anılan iddianın öncelikle davacı için bir zarar olup olmadığı varsa miktarının denetlenebilir bir şekilde gerektiğinde bilirkişi kurulu marifeti ile kuşkuya yer bırakmaksızın saptanması, bu hususun şirket için bir zarar kalemi olarak kabulü halinde, yönetim ve denetim kurulu eski üyelerinin, TTK'nın 336 vd. maddeleri bağlamında «ispat külfeti» ters çevrilmiş «kusur sorumluluğu» ilkeleri çerçevesinde, kusursuzluklarını kanıtlayamamaları halinde oluşan zarardan sorumlu olduklarının ilke olarak kabulü ve ayrıca «ibranın» sonuç doğrulabilmesi için yukarıda da açıklandığı üzere açık ibra olması gerektiği hususları nazara alınarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru olmayıp kararın bozulması gerektiğinden Dairemizin 02.10.2018 tarih, 2016/14999 E-2018/59 …
Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu edilen 46,81 TL'lik «kasa açığının» ne şekilde meydana geldiğine dair usulüne uygun bir kasa sayımı yapılmamış olması sebebiyle belirsiz olduğu, bu nedenle belirtilen kasa açığının varlığının tespit edilmediği, apel ödemesinden gelen 250.000,00 TL'nin 230.000,00 TL'lik kısmının Rumeli Grubu Şirketlerinden Betonsan Beton A.Ş.'ye oradan döndükten sonra da Uzan Grubu Şirketi Rumeli Holding A.Ş'ye 223.000,00 TL olarak aktarıldığı ve bu paranın geri dönmemiş olduğunun sabit olduğu, Simetri Hava Yolları A.Ş tarafından 223.000,00 TL'nin Rumeli Holding A.Ş.'ye ödünç olarak aktarılmasıyla ilgili olarak davalıların şirket genel kurulunda «ibra» edildikleri, somut olayda Simetri Hava Yolları A.Ş. tarafından belirtilen alacağın Rumeli Holding A.Ş.'den talep edildiği, yapılan takibin semeresiz kaldığına iliş …
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/320 E. 2021/2742 K.
Ortak:kasa açığı · faiz başlangıç tarihi · haksız eylem · şirket zararı · ıslah · yönetim kurulu kararı · avans faizi · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaMahkemece 05.09.2012 tarih, 2011/26 E. ve 2012/212 K. sayılı kararı ile şirkette yapılan denetim neticesinde «kasa açığı» bulunduğu hususunun anlaşıldığı, kasa açığı nedeniyle tüm davalıların sorumlu olduğu, grup şirketleri arasında yapılan alım satım işlemlerinin örtülü kazanç yaratmaya yönelik olduğu, bu durumun şirket aleyhine zarara sebebiyet verdiği, «ihtiyati tedbir» kararına rağmen ... aktarımlarının şirket kayıtlarında muhasebeleştirilmiş olduğu, hisse alım satım işlemlerinin ve ihtiyati tedbir kararına rağmen ... aktarımının yapıldığı dönem itibariyle 2004 yılı «olağan genel kurulu» toplantısında denetçi raporu ile sorgulanmasının gerektiği, ancak genel kurul öncesinde şirkete el konulması nedeniyle denetçilerin görevine «son» verildiği, fiilen denetim raporu hazırlama olanağı olmayan denetçilerin bu zararlardan sorumluluğunun olmadığı, sadece «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» gidilebileceği, off shore bankasından alınan kredilerin geri istenilmediği, bu nedenle şirket kasasından para çıkışının olmadığı, kredinin aktarıldığı şirketler aleyhine başlatılan takiplerde kredinin tahsil edilemediği veya ödemeden acze ilişkin belgenin de «ibraz» edilmediği, bu nedenle zararın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 26.448.075,65 TL'nin davalılardan tahsiline, bu miktarın tamamından davalı ..., …
… apor alındığı, bilirkişi raporunda davacı şirketin tazminini talep ettiği zarardan dolayı kusurlu olmadıklarını ispatla mükellef oldukları halde bunu ispat edemeyen «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduklarının beyan edildiği, bağlı grup şirketler olsalar bile farklı «tüzel kişilikleri» bulunan şirketlerin mali yapıları, muhasebe ve kayıtlarının birbirinden bağımsız olduğu, davacı şirket adına kullanılan kredilerin şirket adına kullanılmayıp herhangi bir ticari amaç belirtilmeden ve faiz işletilmeksizin grup şirketlere aktarımının usulsüz olup kredilerin geri dönüşümünün sağlanılmaması halinde bu durumun davacı şirketin aktifini azaltıp «şirketin zararına» yol açacağı, bu işlemlerden «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» bulunmadığı, işlemlerin şirketin menfaatine olduğu, ya da şirketin bir zararının bulunmadığını «ispat külfetinin» davalılara ait olup davalılarca bu yönde bir savunma yapılmadığı gibi herhangi bir delil de «ibraz» edilmediği, grup şirketlere usulsüz kredi aktarımı ve bu kredilere faiz tahakkuk ettirilmemesinin de başlı başına şirketi zarara uğratan eylemlerden olduğu gerekçe …
… z dilekçesinde özetle; denetim kurulu üyelerinin de 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 359 uncu maddesi uyarınca müteselsilen borcun tamamından «yönetim kurulu» üyeleri ile birlikte sorumlu olduklarını, «ispat külfeti» üzerinde olan davalıların «kusursuzluklarını ispat» edemediklerini, mahkemece dava tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verildiğini ancak «faiz başlangıç tarihinin» zararın doğduğu tarih olması gerektiğini belirterek kararın kısmen bozulmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… Ceza Mahkemesinin 26.08.2003 tarih, 2003/442 ve 2003/443 sayılı müteferrik tedbir kararlarına rağmen bu karara aykırı olarak bilirkişi raporu ile saptanan miktarda «cari hesap» ödemesi yaptıkları, söz konusu ödemelerin şirketin zorunlu faaliyetleri için değil, bazı grup şirketlere fon aktarımı amacıyla yapıldığı, keza Çukurova Elektrik A.Ş (ÇEAŞ) ve Kepez Elektrik A.Ş'nin Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı'nca 12.06.2003 tarihinde imtiyaz «sözleşmelerinin iptal» edilmesine rağmen, bu tarihten sonra bu iki şirkete fon aktarımında bulunulduğu, tedbir kararından sonra yapılan bu ödemeler sebebiyle davacı şirketin kendi kaynaklarını kaybettiği, yine davacı Maden Çimento yönetiminin çoğunluğu Uzan Grubu aile bireylerine ait Standart Kimya A.Ş, Rumeli Çimento A.Ş, Standart Çimento A.Ş, Rumeli Elektrik A.Ş, Rumeli Çeliksan A.Ş, Merkez Kağıt A.Ş, Turizm Endüstri Yat A.Ş, Standart Holding A.Ş, Bartın Çimento A.Ş, Edirne Lalapaşa A.Ş, Van Çimento A.Ş'ye ait iştirak hisselerini 18.06.2003-03.07.2003 tarihleri arası satın almak suretiyle kaynak aktarımı yaptığı, davalıların «kasa açığı» «sebebini» ve sorumlusunu araştırmamaları, bu açığın kasa sayımından sorumlu olana veznedar, gişe elemanı gibi şahıslardan tahsil edilmemesi sebebiyle nihai olarak kasa açığından şirket yönetimi ve onları denetlemeyen denetçilerin sorumlu olduğu, 110.000.- TL para nakli sırasında gerekli önlemlerin alınmadığı örneğin paranın bir güvenlik «görevlisi» «dahil» edilerek taşınmadığı, taşınacak paranın sigorta ettirilmediği, davacı şirketin yetkili birimlerince gerekli inceleme ve soruşturmanın yapılmadığı, para nakline karar veren birim amiri ya da şahıslara «rücu» edildiğine dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı o halde davalıların çalınan para dolayısıyla doğan zarardan da sorumlu oldukları, nihayet «şirket zararının» tüm bu eylemlerden kaynaklandığı ve şirket yöneticisi ve denetci davalılarında bu zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle davalı ... «mirasçısı» ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne, 10.000.- TL'nin dava tarihi 09.02.2007 tarihinden, 10.929.361,12 TL'nin «ıslah» tarihi 17.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlı «avans faizi» ile birlikte davalılar müteveffa ... mirasçısı ... ile davalılar ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmi …
Davalıların davaya konu eylemleri işledikleri tarihler dosya içerisindeki dava dilekçesinde kalem kalem tespit edildiği ve talep edilen «faiz başlangıç tarihi» de bu tarihler olmasına rağmen ıslahla arttırılan kısım yönünden «ıslah» tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» ile tahsiline karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirkette evveliyatta davalılardan ölen ... ile ... ve ...'nın «yönetim kurulu» üyeleri, ... ve ...'ın ise denetçi olarak 01/01/2002-31/12/2004 tarihleri arası görev yaptıkları, olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı ETK hükümleri uygulanacağı, benimsenen en «son» bilirkişiler heyeti raporuna göre; zararın kasa açığından, «cari hesap» ödemesinden, fon aktarımı ve grup şirketler hisse alımlarından kaynaklandığı, davacı şirketin incelenen bilanço ve gelir tablolarına göre, 2002 yılında 1.669.159,34 TL zarar ettiği, geçmiş yıllardan zarar geldiği ve 2003 yılında kâr-zarar «mahsup» edildiğinde, davacı şirketin 6 milyon TL üzerinde zararda olduğu, dolayısıyla davacının 2003 yılında borca batık olduğu, 2004 yılında ise, 2003'den daha yüksek kâr …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin iptali · işlemden kaldırma · cari hesap · davanın açılmamış sayılması · mirasçılık · açılmamış sayılma · rücu · mahsup
Benzer bu kararda… Ceza Mahkemesinin 26.08.2003 tarih, 2003/442 ve 2003/443 sayılı müteferrik tedbir kararlarına rağmen bu karara aykırı olarak bilirkişi raporu ile saptanan miktarda «cari hesap» ödemesi yaptıkları, söz konusu ödemelerin şirketin zorunlu faaliyetleri için değil, bazı grup şirketlere fon aktarımı amacıyla yapıldığı, keza Çukurova Elektrik A.Ş (ÇEAŞ) ve Kepez Elektrik A.Ş'nin Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı'nca 12.06.2003 tarihinde imtiyaz «sözleşmelerinin iptal» edilmesine rağmen, bu tarihten sonra bu iki şirkete fon aktarımında bulunulduğu, tedbir kararından sonra yapılan bu ödemeler sebebiyle davacı şirketin kendi kaynaklarını kaybettiği, yine davacı Maden Çimento yönetiminin çoğunluğu Uzan Grubu aile bireylerine ait Standart Kimya A.Ş, Rumeli Çimento A.Ş, Standart Çimento A.Ş, Rumeli Elektrik A.Ş, Rumeli Çeliksan A.Ş, Merkez Kağıt A.Ş, Turizm Endüstri Yat A.Ş, Standart Holding A.Ş, Bartın Çimento A.Ş, Edirne Lalapaşa A.Ş, Van Çimento A.Ş'ye ait iştirak hisselerini 18.06.2003-03.07.2003 tarihleri arası satın almak suretiyle kaynak aktarımı yaptığı, davalıların «kasa açığı» «sebebini» ve sorumlusunu araştırmamaları, bu açığın kasa sayımından sorumlu olana veznedar, gişe elemanı gibi şahıslardan tahsil edilmemesi sebebiyle nihai olarak kasa açığından şirket yönetimi ve onları denetlemeyen denetçilerin sorumlu olduğu, 110.000.- TL para nakli sırasında gerekli önlemlerin alınmadığı örneğin paranın bir güvenlik «görevlisi» «dahil» edilerek taşınmadığı, taşınacak paranın sigorta ettirilmediği, davacı şirketin yetkili birimlerince gerekli inceleme ve soruşturmanın yapılmadığı, para nakline karar veren birim amiri ya da şahıslara «rücu» edildiğine dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı o halde davalıların çalınan para dolayısıyla doğan zarardan da sorumlu oldukları, nihayet «şirket zararının» tüm bu eylemlerden kaynaklandığı ve şirket yöneticisi ve denetci davalılarında bu zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle davalı ... «mirasçısı» ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne, 10.000.- TL'nin dava tarihi 09.02.2007 tarihinden, 10.929.361,12 TL'nin «ıslah» tarihi 17.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlı «avans faizi» ile birlikte davalılar müteveffa ... mirasçısı ... ile davalılar ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmi …
2- Ayrıca, davacı 30.07.2015 tarihli dilkeçesi ile davalılardan ... hakkında açılan davayı 6100 sayılı HMK'nın 150. maddesi gereğince «işlemden kaldırılmasını» talep ettiği halde davalı ... hakkında «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi gerekirken davalı ... yönünden de davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bu yönden de kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirkette evveliyatta davalılardan ölen ... ile ... ve ...'nın «yönetim kurulu» üyeleri, ... ve ...'ın ise denetçi olarak 01/01/2002-31/12/2004 tarihleri arası görev yaptıkları, olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı ETK hükümleri uygulanacağı, benimsenen en «son» bilirkişiler heyeti raporuna göre; zararın kasa açığından, «cari hesap» ödemesinden, fon aktarımı ve grup şirketler hisse alımlarından kaynaklandığı, davacı şirketin incelenen bilanço ve gelir tablolarına göre, 2002 yılında 1.669.159,34 TL zarar ettiği, geçmiş yıllardan zarar geldiği ve 2003 yılında kâr-zarar «mahsup» edildiğinde, davacı şirketin 6 milyon TL üzerinde zararda olduğu, dolayısıyla davacının 2003 yılında borca batık olduğu, 2004 yılında ise, 2003'den daha yüksek kâr …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4564 E. 2012/9914 K.
Ortak:kasa açığı · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · yönetim kurulu kararı · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaMahkemece 05.09.2012 tarih, 2011/26 E. ve 2012/212 K. sayılı kararı ile şirkette yapılan denetim neticesinde «kasa açığı» bulunduğu hususunun anlaşıldığı, kasa açığı nedeniyle tüm davalıların sorumlu olduğu, grup şirketleri arasında yapılan alım satım işlemlerinin örtülü kazanç yaratmaya yönelik olduğu, bu durumun şirket aleyhine zarara sebebiyet verdiği, «ihtiyati tedbir» kararına rağmen ... aktarımlarının şirket kayıtlarında muhasebeleştirilmiş olduğu, hisse alım satım işlemlerinin ve ihtiyati tedbir kararına rağmen ... aktarımının yapıldığı dönem itibariyle 2004 yılı «olağan genel kurulu» toplantısında denetçi raporu ile sorgulanmasının gerektiği, ancak genel kurul öncesinde şirkete el konulması nedeniyle denetçilerin görevine «son» verildiği, fiilen denetim raporu hazırlama olanağı olmayan denetçilerin bu zararlardan sorumluluğunun olmadığı, sadece «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» gidilebileceği, off shore bankasından alınan kredilerin geri istenilmediği, bu nedenle şirket kasasından para çıkışının olmadığı, kredinin aktarıldığı şirketler aleyhine başlatılan takiplerde kredinin tahsil edilemediği veya ödemeden acze ilişkin belgenin de «ibraz» edilmediği, bu nedenle zararın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 26.448.075,65 TL'nin davalılardan tahsiline, bu miktarın tamamından davalı ..., …
Mahkemece; grup şirketlere usulsüz kredi aktarımın ve bu kredilere faiz tahakkuk ettirilmemesinin başlı başına «şirketi zarara» uğratan eylemlerden olduğu gözetilmeden ve şirketin zararının buyutuna ve sorumluluğa ilişkin inceleme ve araştırma yapılmadan «eksik incelemeyle» ve yazılı gerekçeyle bu yöne ilişkin talebin reddi doğru görülmediği" gerekçesiyle karar bozulmuştur.
… apor alındığı, bilirkişi raporunda davacı şirketin tazminini talep ettiği zarardan dolayı kusurlu olmadıklarını ispatla mükellef oldukları halde bunu ispat edemeyen «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduklarının beyan edildiği, bağlı grup şirketler olsalar bile farklı «tüzel kişilikleri» bulunan şirketlerin mali yapıları, muhasebe ve kayıtlarının birbirinden bağımsız olduğu, davacı şirket adına kullanılan kredilerin şirket adına kullanılmayıp herhangi bir ticari amaç belirtilmeden ve faiz işletilmeksizin grup şirketlere aktarımının usulsüz olup kredilerin geri dönüşümünün sağlanılmaması halinde bu durumun davacı şirketin aktifini azaltıp «şirketin zararına» yol açacağı, bu işlemlerden «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» bulunmadığı, işlemlerin şirketin menfaatine olduğu, ya da şirketin bir zararının bulunmadığını «ispat külfetinin» davalılara ait olup davalılarca bu yönde bir savunma yapılmadığı gibi herhangi bir delil de «ibraz» edilmediği, grup şirketlere usulsüz kredi aktarımı ve bu kredilere faiz tahakkuk ettirilmemesinin de başlı başına şirketi zarara uğratan eylemlerden olduğu gerekçe …
Benzer bu karardaKural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, «kasa açığı» ile ilgili kasa sayım tutanağından kasanın 31/03/2004 tarihi itibariyle sayıma tabi tutulduğu, davacı vekilince kasa açığının 13/02/2004 tarihinde meydana geldiğinin bildirildiği, bu belgenin sayım kurulu tarafından imzası açılmış kişilerin imzalarını taşımadığı gibi belgede kasanın 31/03/2004 tarihinde sayıma tabi tutulduğu belirtildiği halde, kasa açığının 13/02/2004 tarihinde meydana geldiği sonucunda nasıl ulaşıldığının tespit edilemediği, dolayısıyla kasa açığı iddiasının gerçek durumu yansıtan ve usulüne uygun olarak düzenlenmiş objektif belgelere dayanmadığı, dava konusu Rumeli Holding A.Ş.'ne yapılan ödemeden kaynaklanan zarar talebi için bu alacağın değersiz hale geldiğine ilişkin herhangi bir belgenin sunulmadığı gibi bu ödemenin kaynağının sağlandığı diğer grup şirketine ödeme yapıldığına dair bir belgeye de rastlanmadığı ve anılan alacak tutarının borç ödemeden aciz belgesine bağlandığına ilişkin veri bulunmadığından bu zararın oluştuğunun da anlaşılamadığı, dava dışı İmar Bankası A.Ş.'nin «sermaye artırımına» katılmak suretiyle oluştuğu iddia edilen zarar konusunda da uğranılmış somut kaynak sağlama maliyetinden ya da bu tutarda bir yatırım ile kaçınılan alternatif gelir olanaklarından söz edilmediği, böyle bir zararın oluşabilmesi için iştirak edilen «şirketin tasfiyesi» sonucu kalan mal varlığından tahsil edilmesi olanaksızlaşan sermaye «payının» bulunması gerektiği, aksi halde şirket bilançosunda mali duran varlıklar içinde kayıtlı bulunan iştirak nedeniyle zarar iddiasının objektif dayanaktan yoksun kalac …
… ykırı bir yön bulunmamasına ve mahkemece muhasebe kayıtlarına göre kasada fiilen mevcut olmayan meblağ ile başka bir grup şirketi olan İmar Bankası A.Ş.’nin bedelli «sermaye artırımına» iştirak etmek için ödenen meblağ dolayısıyla davacı «şirketin zarara» uğratıldığına dair davanın reddedilmesinde bir isabetsizliğin bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusur karinesi · şirketin tasfiyesi · sermaye artırımı · ispat yükü · kâr payı · kusur · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, «kasa açığı» ile ilgili kasa sayım tutanağından kasanın 31/03/2004 tarihi itibariyle sayıma tabi tutulduğu, davacı vekilince kasa açığının 13/02/2004 tarihinde meydana geldiğinin bildirildiği, bu belgenin sayım kurulu tarafından imzası açılmış kişilerin imzalarını taşımadığı gibi belgede kasanın 31/03/2004 tarihinde sayıma tabi tutulduğu belirtildiği halde, kasa açığının 13/02/2004 tarihinde meydana geldiği sonucunda nasıl ulaşıldığının tespit edilemediği, dolayısıyla kasa açığı iddiasının gerçek durumu yansıtan ve usulüne uygun olarak düzenlenmiş objektif belgelere dayanmadığı, dava konusu Rumeli Holding A.Ş.'ne yapılan ödemeden kaynaklanan zarar talebi için bu alacağın değersiz hale geldiğine ilişkin herhangi bir belgenin sunulmadığı gibi bu ödemenin kaynağının sağlandığı diğer grup şirketine ödeme yapıldığına dair bir belgeye de rastlanmadığı ve anılan alacak tutarının borç ödemeden aciz belgesine bağlandığına ilişkin veri bulunmadığından bu zararın oluştuğunun da anlaşılamadığı, dava dışı İmar Bankası A.Ş.'nin «sermaye artırımına» katılmak suretiyle oluştuğu iddia edilen zarar konusunda da uğranılmış somut kaynak sağlama maliyetinden ya da bu tutarda bir yatırım ile kaçınılan alternatif gelir olanaklarından söz edilmediği, böyle bir zararın oluşabilmesi için iştirak edilen «şirketin tasfiyesi» sonucu kalan mal varlığından tahsil edilmesi olanaksızlaşan sermaye «payının» bulunması gerektiği, aksi halde şirket bilançosunda mali duran varlıklar içinde kayıtlı bulunan iştirak nedeniyle zarar iddiasının objektif dayanaktan yoksun kalac …
Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesini» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
… ykırı bir yön bulunmamasına ve mahkemece muhasebe kayıtlarına göre kasada fiilen mevcut olmayan meblağ ile başka bir grup şirketi olan İmar Bankası A.Ş.’nin bedelli «sermaye artırımına» iştirak etmek için ödenen meblağ dolayısıyla davacı «şirketin zarara» uğratıldığına dair davanın reddedilmesinde bir isabetsizliğin bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer …
Nitekim TTK’nun 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5214 E. 2023/4224 K.
Ortak:sorumluluk davası · ispat külfeti · olağanüstü genel kurul · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · yetki · yönetim kurulu kararı · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda… apor alındığı, bilirkişi raporunda davacı şirketin tazminini talep ettiği zarardan dolayı kusurlu olmadıklarını ispatla mükellef oldukları halde bunu ispat edemeyen «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduklarının beyan edildiği, bağlı grup şirketler olsalar bile farklı «tüzel kişilikleri» bulunan şirketlerin mali yapıları, muhasebe ve kayıtlarının birbirinden bağımsız olduğu, davacı şirket adına kullanılan kredilerin şirket adına kullanılmayıp herhangi bir ticari amaç belirtilmeden ve faiz işletilmeksizin grup şirketlere aktarımının usulsüz olup kredilerin geri dönüşümünün sağlanılmaması halinde bu durumun davacı şirketin aktifini azaltıp «şirketin zararına» yol açacağı, bu işlemlerden «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» bulunmadığı, işlemlerin şirketin menfaatine olduğu, ya da şirketin bir zararının bulunmadığını «ispat külfetinin» davalılara ait olup davalılarca bu yönde bir savunma yapılmadığı gibi herhangi bir delil de «ibraz» edilmediği, grup şirketlere usulsüz kredi aktarımı ve bu kredilere faiz tahakkuk ettirilmemesinin de başlı başına şirketi zarara uğratan eylemlerden olduğu gerekçe …
Mahkemece 05.09.2012 tarih, 2011/26 E. ve 2012/212 K. sayılı kararı ile şirkette yapılan denetim neticesinde «kasa açığı» bulunduğu hususunun anlaşıldığı, kasa açığı nedeniyle tüm davalıların sorumlu olduğu, grup şirketleri arasında yapılan alım satım işlemlerinin örtülü kazanç yaratmaya yönelik olduğu, bu durumun şirket aleyhine zarara sebebiyet verdiği, «ihtiyati tedbir» kararına rağmen ... aktarımlarının şirket kayıtlarında muhasebeleştirilmiş olduğu, hisse alım satım işlemlerinin ve ihtiyati tedbir kararına rağmen ... aktarımının yapıldığı dönem itibariyle 2004 yılı «olağan genel kurulu» toplantısında denetçi raporu ile sorgulanmasının gerektiği, ancak genel kurul öncesinde şirkete el konulması nedeniyle denetçilerin görevine «son» verildiği, fiilen denetim raporu hazırlama olanağı olmayan denetçilerin bu zararlardan sorumluluğunun olmadığı, sadece «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» gidilebileceği, off shore bankasından alınan kredilerin geri istenilmediği, bu nedenle şirket kasasından para çıkışının olmadığı, kredinin aktarıldığı şirketler aleyhine başlatılan takiplerde kredinin tahsil edilemediği veya ödemeden acze ilişkin belgenin de «ibraz» edilmediği, bu nedenle zararın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 26.448.075,65 TL'nin davalılardan tahsiline, bu miktarın tamamından davalı ..., …
Bu işlemlerden «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» bulunmadığı, işlemlerin şirketin menfaatine olduğu, ya da şirketin bir zararının bulunmadığını «ispat külfeti» ise davalılara ait olup davalılarca bu yönde bir savunma yapılmadığı gibi, herhangi bir delil de «ibraz» edilmemiştir.
Benzer bu kararda… gündem maddesi gereği görüşüldüğünü, 20.07.2006 tarihli denetim kurulu raporları içeriği Genel Kurul'un bilgisine sunulup, şirket genel kurulunun 5 no.lu kararı ile «şirketi zarara» uğratan davalılar hakkında "mali «sorumluluk" davası» açılmasına, bu konuda şirket denetim kuruluna «yetki» verilmesine karar verildiğini, şirketin 2003 yılında 03.07.2003 tarihli 6 nolu «yönetim kurulu» kararı ile 74.700,00 TL bedel ile 7.470 adet Rumeli Çimento ...
… Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; denetçilerin vazifelerinin 6762 sayılı Kanun'un 353 üncü ve 354 üncü maddesi ile düzenlendiğini, denetçilerin kanun veya «esas sözleşmenin» kendilerine yüklediği «görevleri» hiç veya gereği gibi yerine getirmemelerinden doğan zararlardan «müteselsilen sorumlu» olduklarını, akdin niteliği itibarı ile vekâlet akti olduğunu, borcun sadece kurulmuş bir sözleşmenin ifası sırasında değil aynı zamanda sözleşmenini kurulmasından önce, kurulmasında ve kurulmasından sonra da hükümlerini yürüttüğünü, denetçilerin sorumluluğunun «yönetim kurulu» üyelerinde olduğu gibi «kusur sorumluluğu» olduğunu, denetim kurulu üyelerinin kusurlu davranmadıklarına dair görüş ve kanaatlerinin somut bir temeli olmadığını ve zarardan sorumlu olduklarını, davalıların kanuna aykırı eylem ve işlemleri değerlendirilirken yalnızca 6762 sayılı Kanun'un değil yasal mevzuatın tamamının nazara alınması gerektiğini, davalıların 336 ncı maddesi gereğince usulsüz işlemlerden müteselsilen mesul olduklarını, davalı yanın kusursuz olduğunu ispat edemediğini, «ispat külfetinin» davalıda olduğunu, vekâlet ücretinin maktu olup nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
A.Ş.'nin zararının, bazı grup firmalarına ait hisselerin satın alınmasına ilişkin «yönetim kurulu» kararı ile meydana geldiği ve denetim kurulu üyelerinin yönetim kurulu kararlarına müdahale gibi bir «yetki» ve görevlerinin bulunmadığı ve denetçilerin görevlerini gereği gibi yerine getirmemelerinden kaynaklanan bir zararın mevcut bulunmadığı kabul edildiğine ve denetim kurulu üyesi ...'ın «şirket zararına» sebep olduğu da ispatlanamadığına göre Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, buna karşın dava, Gümüşhane Çimento San. ve Tic.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari teamül · tereke · mal kaçırma · nispi vekalet ücreti · teamül · tahsilde tekerrür olmaması · esas sözleşme · kusur sorumluluğu
Benzer bu kararda… bedelle 21.000.0000 adet Ergani Çimento A.Ş hissesinin diğer grup firması olan Kalite Yapı'dan satın alarak 97.875,00 TL zarara uğratıldığını, Gümüşhane Çimento'yu «ticari teamüllere» uygun olarak basiretli bir «tacir» gibi yönetmesi gereken yöneticilerin, ticari faaliyetlerinin finansmanı için de mevcut borç yükünü azaltacak, kaynaklar sağlayacakları yerde; bir grup bankasından aldıkları kredinin bile faizini ödeyemezken, mali durumunun bozuk olduğunu ve hiç temettü geliri sağlayamayacakları bildikleri, halen ...'nun (TMSF) yönetim ve denetiminde bulunan Gümüşhane Çimento'nun da «dahil» olduğu Uzan Grubu'na bağlı kuruluşların iştirak hisselerini satın alma yoluyla firmayı zarara soktuklarını, bu işlemlerin zamanlaması dikkate alındığında, TMSF'den «mal kaçırmaya» yönelik «muvazaalı» işlemler olduğunun anlaşılacağını, denetim kurulu üyelerinin 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 353/3, 354 ve 359. maddelerinin kendilerine yü …
… Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; denetçilerin vazifelerinin 6762 sayılı Kanun'un 353 üncü ve 354 üncü maddesi ile düzenlendiğini, denetçilerin kanun veya «esas sözleşmenin» kendilerine yüklediği «görevleri» hiç veya gereği gibi yerine getirmemelerinden doğan zararlardan «müteselsilen sorumlu» olduklarını, akdin niteliği itibarı ile vekâlet akti olduğunu, borcun sadece kurulmuş bir sözleşmenin ifası sırasında değil aynı zamanda sözleşmenini kurulmasından önce, kurulmasında ve kurulmasından sonra da hükümlerini yürüttüğünü, denetçilerin sorumluluğunun «yönetim kurulu» üyelerinde olduğu gibi «kusur sorumluluğu» olduğunu, denetim kurulu üyelerinin kusurlu davranmadıklarına dair görüş ve kanaatlerinin somut bir temeli olmadığını ve zarardan sorumlu olduklarını, davalıların kanuna aykırı eylem ve işlemleri değerlendirilirken yalnızca 6762 sayılı Kanun'un değil yasal mevzuatın tamamının nazara alınması gerektiğini, davalıların 336 ncı maddesi gereğince usulsüz işlemlerden müteselsilen mesul olduklarını, davalı yanın kusursuz olduğunu ispat edemediğini, «ispat külfetinin» davalıda olduğunu, vekâlet ücretinin maktu olup nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/888 E. sayılı dosyasında dava açıldığını ve bu davanın davalılarından olan şirketin denetim kurulu üyesi ...'ın dava tarihinden önce vefat ettiğinin öğrenildiğini, bu nedenle yasal «mirasçıları» olan ...,...ve ... 'a karşı bu davanın açıldığını ileri sürerek 97.875,00 TL zararın faizi ile birlikte davalılardan -«tahsilde tekerrür olmamak» kaydıyla- tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… işlemleri denetlemekle yükümlü olup, bu görevin yerine getirilmemesi halinde sorumlu olduğu açıksa da, dava konusu zararın hisse alımından kaynaklandığı, kanuna ve «esas sözleşmeye aykırılık» teşkil etmeyen bu hisse alımlarının «yönetim kurulu» kararına istinaden gerçekleştirildiği, denetim kurulu üyelerinin yönetim kurulu kararlarına müdahale gibi bir «yetki» ve görevlerinin olmadığı, başka bir deyişle denetçilerin görevlerini gereği gibi yerine getirmemelerinden kaynaklanan bir zararın mevcut bulunmadığı gerekçesiyle, …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/776 E. , 2023/7337 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/1007 Esas, 2016/830 Karar
DAVACI TEMLİK ... ... (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu) vekili Avukat ... Hayvalı
DAVACI TEMLİK EDEN Rumeli Çimento San ve Tic. A.Ş. Adına Denetim Kurulu Üyeleri
DAVALILAR 1-... vekili Avukat ...
2- ... vekili Avukat Şaylan Çığgın
3-... vekili Avukat ...
4- ...
5- ...
6- ...
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Davanın kabulü
Taraflar arasındaki yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Rumeli Çimento San. ve Tic. A.Ş'nin 07.02.2007 tarihinde yapılan 2002, 2003, 2004, 2005 ve 01.01.2006-30.09.2006 tarihlerini kapsayan faaliyet yıllarına ilişkin Olağan Genel Kurul Toplantısında şirket denetim kuruluna şirketi zarara uğratan davalı yönetim kurulu üyeleri ve denetçiler hakkında sorumluluk davası açmaları için yetki verildiğini, bu toplantıda görüşülen denetçi raporları uyarınca şirket kasa hesabında ve muhasebe kayıtlarında görünmekle birlikte kasada bulunmayan 1.977,49 TL, şirket iştiraklerinden olan Edirne Lalapaşa Çimento San. Tic. A.Ş., Van Çimento San. ve Tic. A.Ş. hisselerinden ...'a ait hisselerin nominal değerinin üzerinde fiyatla satın alınması ve bu işlem sırasında büyük ölçüde Berke Hidroelektrik Santrali İşl.
A.Ş'den alınan nakit paranın kullanılması, 2003 yılı ortalarında şirket aktifinde bulunan değerli iştirak hisselerinin satılması nedeniyle doğacak kar ve kazançlardan vazgeçilmesi, ... Sulh Ceza Mahkemesi'nce verilen 01.08.2003 tarihli ve 14.08.2003 tarihli tedbir kararlarına karşın grup şirketi Rumeli Holding A.Ş'ye ticari bir neden olmaksızın firma kasasından güvencesi bulunmayan ödemelerin yapılması, 2001 yılında Uzan Grubu'nun Kıbrıs'ta mukim bankası İmar Off Shore Ltd'den kullanılan bir kısım kredilerin aynı ... diğer grup firmalarına aktarılması ve bu alacakların tahsilinin mümkün olmaması nedeniyle davalıların şirketi zarara uğrattığının tespit edildiği ileri sürülerek fazlaya dair haklar saklı tutulmak suretiyle 10.000,00 TL'nin zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 23.12.2008 havale tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 26.448.075,65 TL ve 73.703 USD olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... ... cevap dilekçesinde; kendisinin aslında şirket bünyesinde sekreter olarak çalıştığını, denetçilik görevinin kağıt üzerinde olduğunu, talep edilen alacaklar yönünden sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... cevap dilekçesinde; kendisinin Uzan Grubunda personel olarak çalıştığını, yönetim kurulu üyeliği döneminde yapılan faaliyetlerin hukuka uygun olduğunu, bu faaliyetler nedeniyle ... bir zarar bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, bu davada kendisine husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın dayanağı olarak gösterilen denetim kurulu raporunun somut verilere dayanmadığını, davada zamanaşımı süresinin dolduğunu, zararın ispatının gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin hukuki sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
5. Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen (İlk) Karar
Mahkemece 05.09.2012 tarih, 2011/26 E. ve 2012/212 K. sayılı kararı ile şirkette yapılan denetim neticesinde kasa açığı bulunduğu hususunun anlaşıldığı, kasa açığı nedeniyle tüm davalıların sorumlu olduğu, grup şirketleri arasında yapılan alım satım işlemlerinin örtülü kazanç yaratmaya yönelik olduğu, bu durumun şirket aleyhine zarara sebebiyet verdiği, ihtiyati tedbir kararına rağmen ... aktarımlarının şirket kayıtlarında muhasebeleştirilmiş olduğu, hisse alım satım işlemlerinin ve ihtiyati tedbir kararına rağmen ... aktarımının yapıldığı dönem itibariyle 2004 yılı olağan genel kurulu toplantısında denetçi raporu ile sorgulanmasının gerektiği, ancak genel kurul öncesinde şirkete el konulması nedeniyle denetçilerin görevine son verildiği, fiilen denetim raporu hazırlama olanağı olmayan denetçilerin bu zararlardan sorumluluğunun olmadığı, sadece yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna gidilebileceği, off shore bankasından alınan kredilerin geri istenilmediği, bu nedenle şirket kasasından para çıkışının olmadığı, kredinin aktarıldığı şirketler aleyhine başlatılan takiplerde kredinin tahsil edilemediği veya ödemeden acze ilişkin belgenin de ibraz edilmediği, bu nedenle zararın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 26.448.075,65 TL'nin davalılardan tahsiline, bu miktarın tamamından davalı ..., ..., ...'nun, 2.764.551,00 TL'lik kısmından davalı ...'ın, 1.977,49 TL'lik kısmından davalı ...
... ve ... Özırk'ın müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarına, hüküm altına alınan miktarlara dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanılmasına karar verilmiş, davacı vekili, davalı ... ... ve davalı ... Özırk vekilince temyiz edilmiştir.
B. (Birinci) Bozma Kararı
Dairemizin 04.05.2015 tarih, 2015/1110 E. ve 2015/6273 K. sayılı kararıyla "1-Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararı temyiz eden davalı ... ...'ın dilekçesi temyiz defterine kaydedilmediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK'nın 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Bu itibarla, davalı ... ...'ın temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı ... Özırk vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3-Temlik ... davacı ... vekilinin temyiz itirazının incelenmesine gelince;
Dava; davalı şirket yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerinin sorumluluğundan kaynaklı alacak istemine ilişkindir. Davacı vekili; 2001 yılında Uzan Grubuna bağlı İmar Off Shore Ltd. Şirketi'nden şirket adına kullanılan kredilerin dava dışı grup şirketlere aktarıldığı, 2003 yılı Mart ayı sonasında bu kredilere faiz tahakkuk ettirilmediği, grup şirketlerden olan alacakların donuklaştırılarak tahsil olunaması nedeniyle davalıların şirketin zararına sebebiyet verdiği iddiasında bulunmuş, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davacının bu alacağa ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. Bağlı grup şirketler olsalar bile farklı tüzel kişilikleri bulunan şirketlerin mali yapıları, muhasebe ve kayıtları birbirinden bağımsızdır.
Davacı şirket ile birlikte Uzan Grubu bünyesinde bulunan şirketlere ... tarafında el konulduğu hususu da dairemiz önüne gelen uyuşmazlıklar dolayısıyla bilinmektedir. Davacı şirket adına kullanılan kredilerin şirket adına kullanılmayıp herhangi bir ticari amaç belirtilmeden ve faiz işletilmeksizin grup şirketlere aktarımı usulsüz olup kredilerin geri dönüşümünün sağlanılmaması halinde bu durumun davacı şirketin aktifini azaltıp şirketin zararına yol açacağı da kuşkusuzdur. Bu işlemlerden yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun bulunmadığı, işlemlerin şirketin menfaatine olduğu, ya da şirketin bir zararının bulunmadığını ispat külfeti ise davalılara ait olup davalılarca bu yönde bir savunma yapılmadığı gibi, herhangi bir delil de ibraz edilmemiştir.
Mahkemece; grup şirketlere usulsüz kredi aktarımın ve bu kredilere faiz tahakkuk ettirilmemesinin başlı başına şirketi zarara uğratan eylemlerden olduğu gözetilmeden ve şirketin zararının buyutuna ve sorumluluğa ilişkin inceleme ve araştırma yapılmadan eksik incelemeyle ve yazılı gerekçeyle bu yöne ilişkin talebin reddi doğru görülmediği" gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda bilirkişi kurulundan ek rapor alındığı, bilirkişi raporunda davacı şirketin tazminini talep ettiği zarardan dolayı kusurlu olmadıklarını ispatla mükellef oldukları halde bunu ispat edemeyen yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduklarının beyan edildiği, bağlı grup şirketler olsalar bile farklı tüzel kişilikleri bulunan şirketlerin mali yapıları, muhasebe ve kayıtlarının birbirinden bağımsız olduğu, davacı şirket adına kullanılan kredilerin şirket adına kullanılmayıp herhangi bir ticari amaç belirtilmeden ve faiz işletilmeksizin grup şirketlere aktarımının usulsüz olup kredilerin geri dönüşümünün sağlanılmaması halinde bu durumun davacı şirketin aktifini azaltıp şirketin zararına yol açacağı, bu işlemlerden yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun bulunmadığı, işlemlerin şirketin menfaatine olduğu, ya da şirketin bir zararının bulunmadığını ispat külfetinin davalılara ait olup davalılarca bu yönde bir savunma yapılmadığı gibi herhangi bir delil de ibraz edilmediği, grup şirketlere usulsüz kredi aktarımı ve bu kredilere faiz tahakkuk ettirilmemesinin de başlı başına şirketi zarara uğratan eylemlerden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne 26.488.075,65 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, bu miktarla ilgili davalı ..., ..., ...
Cenap Ermutlunun borcunun tamamından, davalı ...'ın 2.764.551,00 TL kısmından ve davalılar ... ile ... Özırkın ise 1.977,49 TL kısmından müştereken ve müteselsil sorumlu olmalarına, ayrıca 73.703,00 USD nin davalılar ..., ..., ... ve ...'ın bu miktarın tamamından davalılar ... ve ... bu miktarın 1.977,49 TL sinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarına, hüküm altına alınan miktarlara dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulnması suretiyle davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; denetim kurulu üyelerinin de 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 359 uncu maddesi uyarınca müteselsilen borcun tamamından yönetim kurulu üyeleri ile birlikte sorumlu olduklarını, ispat külfeti üzerinde olan davalıların kusursuzluklarını ispat edemediklerini, mahkemece dava tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verildiğini ancak faiz başlangıç tarihinin zararın doğduğu tarih olması gerektiğini belirterek kararın kısmen bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; davalı şirket yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerinin sorumluluğundan kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Dava, davacı şirketin önceki dönemlerde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların, görevleri sırasında zarara neden oldukları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda davacı şirket vekili, önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların müvekkili şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürmüş, hangi eylemleriyle zararın doğduğunu dilekçesinde ayrıntılı şekilde açıklamıştır. Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyarak aldırmış olduğu bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların, görevleri sırasında zarara neden oldukları iddiasına dayalı açılan tazminat istemlerine ilişkin davada, davalıların eylemleri esas itibariyle haksız eylem olup, davacı şirketin uğramış olduğu maddi zararın belirlenmesinde hukuka aykırı fiilin işlendiği an esas alındığına göre, faiz başlangıç tarihinin de talep halinde bu tarih olması gerekmektedir.
Davalıların davaya konu eylemleri işledikleri tarihler dosya içerisindeki bilirkişi raporunda kalem kalem tespit edilmiş olmasına rağmen hükmolunan miktarlara dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile tahsiline karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
13.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1003385600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz