Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/320 E. 2021/2742 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kasa açığı↗ faiz başlangıç tarihi↗ hmk 150↗ sözleşmenin iptali↗ işlemden kaldırma↗ haksız eylem↗ cari hesap↗ davanın açılmamış sayılması↗ şirket zararı↗ mirasçılık↗ açılmamış sayılma↗ rücu↗ mahsup↗ sulh↗ ıslah↗ yönetim kurulu kararı↗ dava sebebi↗ dahili dava↗ avans faizi↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirkette evveliyatta davalılardan ölen ... ile ... ve ...'nın yönetim kurulu üyeleri, ... ve ...'ın ise denetçi olarak 01/01/2002-31/12/2004 tarihleri arası görev yaptıkları, olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı ETK hükümleri uygulanacağı, benimsenen en son bilirkişiler heyeti raporuna göre; zararın kasa açığından, cari hesap ödemesinden, fon aktarımı ve grup şirketler hisse alımlarından kaynaklandığı, davacı şirketin incelenen bilanço ve gelir tablolarına göre, 2002 yılında 1.669.159,34 TL zarar ettiği, geçmiş yıllardan zarar geldiği ve 2003 yılında kâr-zarar mahsup edildiğinde, davacı şirketin 6 milyon TL üzerinde zararda olduğu, dolayısıyla davacının 2003 yılında borca batık olduğu, 2004 yılında ise, 2003'den daha yüksek kâr oluşması sebebiyle öz kaynakların artı bakiye verdiği, ancak buna rağmen davacının kendisi ile birlikte grup şirketler hakkında Şişli 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 26.08.2003 tarih, 2003/442 ve 2003/443 sayılı müteferrik tedbir kararlarına rağmen bu karara aykırı olarak bilirkişi raporu ile saptanan miktarda cari hesap ödemesi yaptıkları, söz konusu ödemelerin şirketin zorunlu faaliyetleri için değil, bazı grup şirketlere fon aktarımı amacıyla yapıldığı, keza Çukurova Elektrik A.Ş (ÇEAŞ) ve Kepez Elektrik A.Ş'nin Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı'nca 12.06.2003 tarihinde imtiyaz sözleşmelerinin iptal edilmesine rağmen, bu tarihten sonra bu iki şirkete fon aktarımında bulunulduğu, tedbir kararından sonra yapılan bu ödemeler sebebiyle davacı şirketin kendi kaynaklarını kaybettiği, yine davacı Maden Çimento yönetiminin çoğunluğu Uzan Grubu aile bireylerine ait Standart Kimya A.Ş, Rumeli Çimento A.Ş, Standart Çimento A.Ş, Rumeli Elektrik A.Ş, Rumeli Çeliksan A.Ş, Merkez Kağıt A.Ş, Turizm Endüstri Yat A.Ş, Standart Holding A.Ş, Bartın Çimento A.Ş, Edirne Lalapaşa A.Ş, Van Çimento A.Ş'ye ait iştirak hisselerini 18.06.2003-03.07.2003 tarihleri arası satın almak suretiyle kaynak aktarımı yaptığı, davalıların kasa açığı sebebini ve sorumlusunu araştırmamaları, bu açığın kasa sayımından sorumlu olana veznedar, gişe elemanı gibi şahıslardan tahsil edilmemesi sebebiyle nihai olarak kasa açığından şirket yönetimi ve onları denetlemeyen denetçilerin sorumlu olduğu, 110.000.- TL para nakli sırasında gerekli önlemlerin alınmadığı örneğin paranın bir güvenlik görevlisi dahil edilerek taşınmadığı, taşınacak paranın sigorta ettirilmediği, davacı şirketin yetkili birimlerince gerekli inceleme ve soruşturmanın yapılmadığı, para nakline karar veren birim amiri ya da şahıslara rücu edildiğine dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı o halde davalıların çalınan para dolayısıyla doğan zarardan da sorumlu oldukları, nihayet şirket zararının tüm bu eylemlerden kaynaklandığı ve şirket yöneticisi ve denetci davalılarında bu zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle davalı ... mirasçısı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne, 10.000.- TL'nin dava tarihi 09.02.2007 tarihinden, 10.929.361,12 TL'nin ıslah tarihi 17.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlı avans faizi ile birlikte davalılar müteveffa ... mirasçısı ... ile davalılar ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, davacı şirketin önceki dönemlerde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların, görevleri sırasında zarara neden oldukları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda davacı şirket vekili, önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların müvekkili şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürmüş, hangi eylemleriyle zararın doğduğunu dilekçesinde ayrıntılı şekilde açıklamıştır. Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyarak aldırmış olduğu bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne
karar verilmiştir. Ancak, yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların, görevleri sırasında zarara neden oldukları iddiasına dayalı açılan tazminat istemlerine ilişkin davada, davalıların eylemleri esas itibariyle haksız eylem olup, davacı şirketin uğramış olduğu maddi zararın belirlenmesinde hukuka aykırı fiilin işlendiği an esas alındığına göre, faiz başlangıç tarihinin de talep halinde bu tarih olması gerekmektedir. Davalıların davaya konu eylemleri işledikleri tarihler dosya içerisindeki dava dilekçesinde kalem kalem tespit edildiği ve talep edilen faiz başlangıç tarihi de bu tarihler olmasına rağmen ıslahla arttırılan kısım yönünden ıslah tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile tahsiline karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca, davacı 30.07.2015 tarihli dilkeçesi ile davalılardan ... hakkında açılan davayı 6100 sayılı HMK'nın 150. maddesi gereğince işlemden kaldırılmasını talep ettiği halde davalı ... hakkında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken davalı ... yönünden de davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bu yönden de kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8022 E. 2022/8955 K.
Ortak:kasa açığı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirkette evveliyatta davalılardan ölen ... ile ... ve ...'nın «yönetim kurulu» üyeleri, ... ve ...'ın ise denetçi olarak 01/01/2002-31/12/2004 tarihleri arası görev yaptıkları, olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı ETK hükümleri uygulanacağı, benimsenen en «son» bilirkişiler heyeti raporuna göre; zararın kasa açığından, «cari hesap» ödemesinden, fon aktarımı ve grup şirketler hisse alımlarından kaynaklandığı, davacı şirketin incelenen bilanço ve gelir tablolarına göre, 2002 yılında 1.669.159,34 TL zarar ettiği, geçmiş yıllardan zarar geldiği ve 2003 yılında kâr-zarar «mahsup» edildiğinde, davacı şirketin 6 milyon TL üzerinde zararda olduğu, dolayısıyla davacının 2003 yılında borca batık olduğu, 2004 yılında ise, 2003'den daha yüksek kâr …
… Ceza Mahkemesinin 26.08.2003 tarih, 2003/442 ve 2003/443 sayılı müteferrik tedbir kararlarına rağmen bu karara aykırı olarak bilirkişi raporu ile saptanan miktarda «cari hesap» ödemesi yaptıkları, söz konusu ödemelerin şirketin zorunlu faaliyetleri için değil, bazı grup şirketlere fon aktarımı amacıyla yapıldığı, keza Çukurova Elektrik A.Ş (ÇEAŞ) ve Kepez Elektrik A.Ş'nin Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı'nca 12.06.2003 tarihinde imtiyaz «sözleşmelerinin iptal» edilmesine rağmen, bu tarihten sonra bu iki şirkete fon aktarımında bulunulduğu, tedbir kararından sonra yapılan bu ödemeler sebebiyle davacı şirketin kendi kaynaklarını kaybettiği, yine davacı Maden Çimento yönetiminin çoğunluğu Uzan Grubu aile bireylerine ait Standart Kimya A.Ş, Rumeli Çimento A.Ş, Standart Çimento A.Ş, Rumeli Elektrik A.Ş, Rumeli Çeliksan A.Ş, Merkez Kağıt A.Ş, Turizm Endüstri Yat A.Ş, Standart Holding A.Ş, Bartın Çimento A.Ş, Edirne Lalapaşa A.Ş, Van Çimento A.Ş'ye ait iştirak hisselerini 18.06.2003-03.07.2003 tarihleri arası satın almak suretiyle kaynak aktarımı yaptığı, davalıların «kasa açığı» «sebebini» ve sorumlusunu araştırmamaları, bu açığın kasa sayımından sorumlu olana veznedar, gişe elemanı gibi şahıslardan tahsil edilmemesi sebebiyle nihai olarak kasa açığından şirket yönetimi ve onları denetlemeyen denetçilerin sorumlu olduğu, 110.000.- TL para nakli sırasında gerekli önlemlerin alınmadığı örneğin paranın bir güvenlik «görevlisi» «dahil» edilerek taşınmadığı, taşınacak paranın sigorta ettirilmediği, davacı şirketin yetkili birimlerince gerekli inceleme ve soruşturmanın yapılmadığı, para nakline karar veren birim amiri ya da şahıslara «rücu» edildiğine dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı o halde davalıların çalınan para dolayısıyla doğan zarardan da sorumlu oldukları, nihayet «şirket zararının» tüm bu eylemlerden kaynaklandığı ve şirket yöneticisi ve denetci davalılarında bu zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle davalı ... «mirasçısı» ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne, 10.000.- TL'nin dava tarihi 09.02.2007 tarihinden, 10.929.361,12 TL'nin «ıslah» tarihi 17.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlı «avans faizi» ile birlikte davalılar müteveffa ... mirasçısı ... ile davalılar ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmi …
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; «yönetim kurulu» üyeleri ..., ..., ... ile denetim kurulu üyesi ... yönünden, davacı şirketin 13.02.2004 tarihinde yapılan kasa sayımında belirlenen 339.726,88 TL açığının, kasa günlük olarak tutulduğundan geriye dönük olarak hangi tarihte oluştuğunun tespitinin mümkün olmadığı, zarar ile davalı sorumlular arasındaki «illiyet bağının» da kurulamadığı, «kasa açığının» davacı şirkete el «koyma» anında mevcut olduğunun tespit edilemediği, bu nedenle mevcut kasa açığından davalıların sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:el koyma · usuli kazanılmış hak · illiyet bağı · kazanılmış hak
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; «yönetim kurulu» üyeleri ..., ..., ... ile denetim kurulu üyesi ... yönünden, davacı şirketin 13.02.2004 tarihinde yapılan kasa sayımında belirlenen 339.726,88 TL açığının, kasa günlük olarak tutulduğundan geriye dönük olarak hangi tarihte oluştuğunun tespitinin mümkün olmadığı, zarar ile davalı sorumlular arasındaki «illiyet bağının» da kurulamadığı, «kasa açığının» davacı şirkete el «koyma» anında mevcut olduğunun tespit edilemediği, bu nedenle mevcut kasa açığından davalıların sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu husus davacı lehine «usuli kazanılmış hak» oluşturduğundan mahkemece davanın, ... yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken bu davalı yönünden de reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3789 E. 2024/1450 K.
Ortak:kasa açığı · haksız eylem · şirket zararı · ıslah · yönetim kurulu kararı · avans faizi · i̇i̇k 72/son · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda… Ceza Mahkemesinin 26.08.2003 tarih, 2003/442 ve 2003/443 sayılı müteferrik tedbir kararlarına rağmen bu karara aykırı olarak bilirkişi raporu ile saptanan miktarda «cari hesap» ödemesi yaptıkları, söz konusu ödemelerin şirketin zorunlu faaliyetleri için değil, bazı grup şirketlere fon aktarımı amacıyla yapıldığı, keza Çukurova Elektrik A.Ş (ÇEAŞ) ve Kepez Elektrik A.Ş'nin Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı'nca 12.06.2003 tarihinde imtiyaz «sözleşmelerinin iptal» edilmesine rağmen, bu tarihten sonra bu iki şirkete fon aktarımında bulunulduğu, tedbir kararından sonra yapılan bu ödemeler sebebiyle davacı şirketin kendi kaynaklarını kaybettiği, yine davacı Maden Çimento yönetiminin çoğunluğu Uzan Grubu aile bireylerine ait Standart Kimya A.Ş, Rumeli Çimento A.Ş, Standart Çimento A.Ş, Rumeli Elektrik A.Ş, Rumeli Çeliksan A.Ş, Merkez Kağıt A.Ş, Turizm Endüstri Yat A.Ş, Standart Holding A.Ş, Bartın Çimento A.Ş, Edirne Lalapaşa A.Ş, Van Çimento A.Ş'ye ait iştirak hisselerini 18.06.2003-03.07.2003 tarihleri arası satın almak suretiyle kaynak aktarımı yaptığı, davalıların «kasa açığı» «sebebini» ve sorumlusunu araştırmamaları, bu açığın kasa sayımından sorumlu olana veznedar, gişe elemanı gibi şahıslardan tahsil edilmemesi sebebiyle nihai olarak kasa açığından şirket yönetimi ve onları denetlemeyen denetçilerin sorumlu olduğu, 110.000.- TL para nakli sırasında gerekli önlemlerin alınmadığı örneğin paranın bir güvenlik «görevlisi» «dahil» edilerek taşınmadığı, taşınacak paranın sigorta ettirilmediği, davacı şirketin yetkili birimlerince gerekli inceleme ve soruşturmanın yapılmadığı, para nakline karar veren birim amiri ya da şahıslara «rücu» edildiğine dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı o halde davalıların çalınan para dolayısıyla doğan zarardan da sorumlu oldukları, nihayet «şirket zararının» tüm bu eylemlerden kaynaklandığı ve şirket yöneticisi ve denetci davalılarında bu zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle davalı ... «mirasçısı» ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne, 10.000.- TL'nin dava tarihi 09.02.2007 tarihinden, 10.929.361,12 TL'nin «ıslah» tarihi 17.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlı «avans faizi» ile birlikte davalılar müteveffa ... mirasçısı ... ile davalılar ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmi …
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirkette evveliyatta davalılardan ölen ... ile ... ve ...'nın «yönetim kurulu» üyeleri, ... ve ...'ın ise denetçi olarak 01/01/2002-31/12/2004 tarihleri arası görev yaptıkları, olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı ETK hükümleri uygulanacağı, benimsenen en «son» bilirkişiler heyeti raporuna göre; zararın kasa açığından, «cari hesap» ödemesinden, fon aktarımı ve grup şirketler hisse alımlarından kaynaklandığı, davacı şirketin incelenen bilanço ve gelir tablolarına göre, 2002 yılında 1.669.159,34 TL zarar ettiği, geçmiş yıllardan zarar geldiği ve 2003 yılında kâr-zarar «mahsup» edildiğinde, davacı şirketin 6 milyon TL üzerinde zararda olduğu, dolayısıyla davacının 2003 yılında borca batık olduğu, 2004 yılında ise, 2003'den daha yüksek kâr …
Ancak, yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların, «görevleri» sırasında zarara neden oldukları iddiasına dayalı açılan tazminat istemlerine ilişkin davada, davalıların eylemleri esas itibariyle «haksız eylem» olup, davacı şirketin uğramış olduğu maddi zararın belirlenmesinde hukuka aykırı fiilin işlendiği an esas alındığına göre, «faiz başlangıç tarihinin» de talep halinde bu tarih olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaUyuşmazlık, şirketin eski yöneticileri ve denetçisinin «şirketi zarara» uğrattığı iddiasıyla açılmış tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14348 E. 2015/1175 K.
Ortak:kasa açığı · haksız eylem · şirket zararı · ıslah · yönetim kurulu kararı · i̇i̇k 72/son · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda… Ceza Mahkemesinin 26.08.2003 tarih, 2003/442 ve 2003/443 sayılı müteferrik tedbir kararlarına rağmen bu karara aykırı olarak bilirkişi raporu ile saptanan miktarda «cari hesap» ödemesi yaptıkları, söz konusu ödemelerin şirketin zorunlu faaliyetleri için değil, bazı grup şirketlere fon aktarımı amacıyla yapıldığı, keza Çukurova Elektrik A.Ş (ÇEAŞ) ve Kepez Elektrik A.Ş'nin Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı'nca 12.06.2003 tarihinde imtiyaz «sözleşmelerinin iptal» edilmesine rağmen, bu tarihten sonra bu iki şirkete fon aktarımında bulunulduğu, tedbir kararından sonra yapılan bu ödemeler sebebiyle davacı şirketin kendi kaynaklarını kaybettiği, yine davacı Maden Çimento yönetiminin çoğunluğu Uzan Grubu aile bireylerine ait Standart Kimya A.Ş, Rumeli Çimento A.Ş, Standart Çimento A.Ş, Rumeli Elektrik A.Ş, Rumeli Çeliksan A.Ş, Merkez Kağıt A.Ş, Turizm Endüstri Yat A.Ş, Standart Holding A.Ş, Bartın Çimento A.Ş, Edirne Lalapaşa A.Ş, Van Çimento A.Ş'ye ait iştirak hisselerini 18.06.2003-03.07.2003 tarihleri arası satın almak suretiyle kaynak aktarımı yaptığı, davalıların «kasa açığı» «sebebini» ve sorumlusunu araştırmamaları, bu açığın kasa sayımından sorumlu olana veznedar, gişe elemanı gibi şahıslardan tahsil edilmemesi sebebiyle nihai olarak kasa açığından şirket yönetimi ve onları denetlemeyen denetçilerin sorumlu olduğu, 110.000.- TL para nakli sırasında gerekli önlemlerin alınmadığı örneğin paranın bir güvenlik «görevlisi» «dahil» edilerek taşınmadığı, taşınacak paranın sigorta ettirilmediği, davacı şirketin yetkili birimlerince gerekli inceleme ve soruşturmanın yapılmadığı, para nakline karar veren birim amiri ya da şahıslara «rücu» edildiğine dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı o halde davalıların çalınan para dolayısıyla doğan zarardan da sorumlu oldukları, nihayet «şirket zararının» tüm bu eylemlerden kaynaklandığı ve şirket yöneticisi ve denetci davalılarında bu zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle davalı ... «mirasçısı» ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne, 10.000.- TL'nin dava tarihi 09.02.2007 tarihinden, 10.929.361,12 TL'nin «ıslah» tarihi 17.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlı «avans faizi» ile birlikte davalılar müteveffa ... mirasçısı ... ile davalılar ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmi …
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirkette evveliyatta davalılardan ölen ... ile ... ve ...'nın «yönetim kurulu» üyeleri, ... ve ...'ın ise denetçi olarak 01/01/2002-31/12/2004 tarihleri arası görev yaptıkları, olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı ETK hükümleri uygulanacağı, benimsenen en «son» bilirkişiler heyeti raporuna göre; zararın kasa açığından, «cari hesap» ödemesinden, fon aktarımı ve grup şirketler hisse alımlarından kaynaklandığı, davacı şirketin incelenen bilanço ve gelir tablolarına göre, 2002 yılında 1.669.159,34 TL zarar ettiği, geçmiş yıllardan zarar geldiği ve 2003 yılında kâr-zarar «mahsup» edildiğinde, davacı şirketin 6 milyon TL üzerinde zararda olduğu, dolayısıyla davacının 2003 yılında borca batık olduğu, 2004 yılında ise, 2003'den daha yüksek kâr …
Ancak, yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların, «görevleri» sırasında zarara neden oldukları iddiasına dayalı açılan tazminat istemlerine ilişkin davada, davalıların eylemleri esas itibariyle «haksız eylem» olup, davacı şirketin uğramış olduğu maddi zararın belirlenmesinde hukuka aykırı fiilin işlendiği an esas alındığına göre, «faiz başlangıç tarihinin» de talep halinde bu tarih olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirkete el konulduğu tarihte 13.011,31 TL «kasa açığının» bulunduğu, ancak kasada bu miktarın fiilen olmadığı, yapılan usulsüzlüklerden dolayı «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçinin sorumlu bulunduğu, diğer davalıların şirketteki «görevleri» dikkate alındığında kasa açığının kendilerinden tahsilinin istenemeyeceği, davadan önce «temerrütün» söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davalı ..., ..., ..., ... ve ... yönünden dava dilekçesindeki miktar itibariyle davanın kabulüne, 13.011,31 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline, «ıslah» miktarı yerinde görülmediğinden reddine, diğer davalılar hakkındaki dava sabit olmadığından reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, bilirkişilerin «kasa açığına» ilişkin olarak tutanak tarihinden dava tarihine kadar faiz hesabı yaptığı, davalıların davadan önce «temerrüte» düşürülmediği, bu nedenle «ıslah» dilekçesiyle talep edilen faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle «asıl alacak» miktarına dava tarihinden itibaren faiz uygulanmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Faizin «haksız eylem» tarihi olan «kasa açığının» tespit edildiği 13.02.2004 tarihinden itibaren başlatılması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nispi vekalet ücreti · maktu vekalet ücreti · ihtar · asıl alacak · vekalet ücreti · temerrüt
Benzer bu kararda3- Öte yandan, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesi, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için «vekalet ücretinin» maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece hakkında ret kararı verilen bir kısım davalılar yönünden «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, «nispi vekalet ücretine» karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, bilirkişilerin «kasa açığına» ilişkin olarak tutanak tarihinden dava tarihine kadar faiz hesabı yaptığı, davalıların davadan önce «temerrüte» düşürülmediği, bu nedenle «ıslah» dilekçesiyle talep edilen faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle «asıl alacak» miktarına dava tarihinden itibaren faiz uygulanmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, davacının alacak talebinin temeli davalıların haksız eylemleri olduğundan, davalıların «temerrütü» için «ihtar» gerekmez.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirkete el konulduğu tarihte 13.011,31 TL «kasa açığının» bulunduğu, ancak kasada bu miktarın fiilen olmadığı, yapılan usulsüzlüklerden dolayı «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçinin sorumlu bulunduğu, diğer davalıların şirketteki «görevleri» dikkate alındığında kasa açığının kendilerinden tahsilinin istenemeyeceği, davadan önce «temerrütün» söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davalı ..., ..., ..., ... ve ... yönünden dava dilekçesindeki miktar itibariyle davanın kabulüne, 13.011,31 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline, «ıslah» miktarı yerinde görülmediğinden reddine, diğer davalılar hakkındaki dava sabit olmadığından reddine karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/776 E. 2023/7337 K.
Ortak:kasa açığı · faiz başlangıç tarihi · haksız eylem · şirket zararı · ıslah · yönetim kurulu kararı · avans faizi · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… Ceza Mahkemesinin 26.08.2003 tarih, 2003/442 ve 2003/443 sayılı müteferrik tedbir kararlarına rağmen bu karara aykırı olarak bilirkişi raporu ile saptanan miktarda «cari hesap» ödemesi yaptıkları, söz konusu ödemelerin şirketin zorunlu faaliyetleri için değil, bazı grup şirketlere fon aktarımı amacıyla yapıldığı, keza Çukurova Elektrik A.Ş (ÇEAŞ) ve Kepez Elektrik A.Ş'nin Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı'nca 12.06.2003 tarihinde imtiyaz «sözleşmelerinin iptal» edilmesine rağmen, bu tarihten sonra bu iki şirkete fon aktarımında bulunulduğu, tedbir kararından sonra yapılan bu ödemeler sebebiyle davacı şirketin kendi kaynaklarını kaybettiği, yine davacı Maden Çimento yönetiminin çoğunluğu Uzan Grubu aile bireylerine ait Standart Kimya A.Ş, Rumeli Çimento A.Ş, Standart Çimento A.Ş, Rumeli Elektrik A.Ş, Rumeli Çeliksan A.Ş, Merkez Kağıt A.Ş, Turizm Endüstri Yat A.Ş, Standart Holding A.Ş, Bartın Çimento A.Ş, Edirne Lalapaşa A.Ş, Van Çimento A.Ş'ye ait iştirak hisselerini 18.06.2003-03.07.2003 tarihleri arası satın almak suretiyle kaynak aktarımı yaptığı, davalıların «kasa açığı» «sebebini» ve sorumlusunu araştırmamaları, bu açığın kasa sayımından sorumlu olana veznedar, gişe elemanı gibi şahıslardan tahsil edilmemesi sebebiyle nihai olarak kasa açığından şirket yönetimi ve onları denetlemeyen denetçilerin sorumlu olduğu, 110.000.- TL para nakli sırasında gerekli önlemlerin alınmadığı örneğin paranın bir güvenlik «görevlisi» «dahil» edilerek taşınmadığı, taşınacak paranın sigorta ettirilmediği, davacı şirketin yetkili birimlerince gerekli inceleme ve soruşturmanın yapılmadığı, para nakline karar veren birim amiri ya da şahıslara «rücu» edildiğine dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı o halde davalıların çalınan para dolayısıyla doğan zarardan da sorumlu oldukları, nihayet «şirket zararının» tüm bu eylemlerden kaynaklandığı ve şirket yöneticisi ve denetci davalılarında bu zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle davalı ... «mirasçısı» ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne, 10.000.- TL'nin dava tarihi 09.02.2007 tarihinden, 10.929.361,12 TL'nin «ıslah» tarihi 17.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlı «avans faizi» ile birlikte davalılar müteveffa ... mirasçısı ... ile davalılar ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmi …
Davalıların davaya konu eylemleri işledikleri tarihler dosya içerisindeki dava dilekçesinde kalem kalem tespit edildiği ve talep edilen «faiz başlangıç tarihi» de bu tarihler olmasına rağmen ıslahla arttırılan kısım yönünden «ıslah» tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» ile tahsiline karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirkette evveliyatta davalılardan ölen ... ile ... ve ...'nın «yönetim kurulu» üyeleri, ... ve ...'ın ise denetçi olarak 01/01/2002-31/12/2004 tarihleri arası görev yaptıkları, olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı ETK hükümleri uygulanacağı, benimsenen en «son» bilirkişiler heyeti raporuna göre; zararın kasa açığından, «cari hesap» ödemesinden, fon aktarımı ve grup şirketler hisse alımlarından kaynaklandığı, davacı şirketin incelenen bilanço ve gelir tablolarına göre, 2002 yılında 1.669.159,34 TL zarar ettiği, geçmiş yıllardan zarar geldiği ve 2003 yılında kâr-zarar «mahsup» edildiğinde, davacı şirketin 6 milyon TL üzerinde zararda olduğu, dolayısıyla davacının 2003 yılında borca batık olduğu, 2004 yılında ise, 2003'den daha yüksek kâr …
Benzer bu karardaMahkemece 05.09.2012 tarih, 2011/26 E. ve 2012/212 K. sayılı kararı ile şirkette yapılan denetim neticesinde «kasa açığı» bulunduğu hususunun anlaşıldığı, kasa açığı nedeniyle tüm davalıların sorumlu olduğu, grup şirketleri arasında yapılan alım satım işlemlerinin örtülü kazanç yaratmaya yönelik olduğu, bu durumun şirket aleyhine zarara sebebiyet verdiği, «ihtiyati tedbir» kararına rağmen ... aktarımlarının şirket kayıtlarında muhasebeleştirilmiş olduğu, hisse alım satım işlemlerinin ve ihtiyati tedbir kararına rağmen ... aktarımının yapıldığı dönem itibariyle 2004 yılı «olağan genel kurulu» toplantısında denetçi raporu ile sorgulanmasının gerektiği, ancak genel kurul öncesinde şirkete el konulması nedeniyle denetçilerin görevine «son» verildiği, fiilen denetim raporu hazırlama olanağı olmayan denetçilerin bu zararlardan sorumluluğunun olmadığı, sadece «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» gidilebileceği, off shore bankasından alınan kredilerin geri istenilmediği, bu nedenle şirket kasasından para çıkışının olmadığı, kredinin aktarıldığı şirketler aleyhine başlatılan takiplerde kredinin tahsil edilemediği veya ödemeden acze ilişkin belgenin de «ibraz» edilmediği, bu nedenle zararın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 26.448.075,65 TL'nin davalılardan tahsiline, bu miktarın tamamından davalı ..., …
… apor alındığı, bilirkişi raporunda davacı şirketin tazminini talep ettiği zarardan dolayı kusurlu olmadıklarını ispatla mükellef oldukları halde bunu ispat edemeyen «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduklarının beyan edildiği, bağlı grup şirketler olsalar bile farklı «tüzel kişilikleri» bulunan şirketlerin mali yapıları, muhasebe ve kayıtlarının birbirinden bağımsız olduğu, davacı şirket adına kullanılan kredilerin şirket adına kullanılmayıp herhangi bir ticari amaç belirtilmeden ve faiz işletilmeksizin grup şirketlere aktarımının usulsüz olup kredilerin geri dönüşümünün sağlanılmaması halinde bu durumun davacı şirketin aktifini azaltıp «şirketin zararına» yol açacağı, bu işlemlerden «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» bulunmadığı, işlemlerin şirketin menfaatine olduğu, ya da şirketin bir zararının bulunmadığını «ispat külfetinin» davalılara ait olup davalılarca bu yönde bir savunma yapılmadığı gibi herhangi bir delil de «ibraz» edilmediği, grup şirketlere usulsüz kredi aktarımı ve bu kredilere faiz tahakkuk ettirilmemesinin de başlı başına şirketi zarara uğratan eylemlerden olduğu gerekçe …
… z dilekçesinde özetle; denetim kurulu üyelerinin de 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 359 uncu maddesi uyarınca müteselsilen borcun tamamından «yönetim kurulu» üyeleri ile birlikte sorumlu olduklarını, «ispat külfeti» üzerinde olan davalıların «kusursuzluklarını ispat» edemediklerini, mahkemece dava tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verildiğini ancak «faiz başlangıç tarihinin» zararın doğduğu tarih olması gerektiğini belirterek kararın kısmen bozulmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusursuzluk ispatı · yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · ispat külfeti · olağanüstü genel kurul · müteselsil sorumluluk · ihtiyati tedbir · tüzel kişilik · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece 05.09.2012 tarih, 2011/26 E. ve 2012/212 K. sayılı kararı ile şirkette yapılan denetim neticesinde «kasa açığı» bulunduğu hususunun anlaşıldığı, kasa açığı nedeniyle tüm davalıların sorumlu olduğu, grup şirketleri arasında yapılan alım satım işlemlerinin örtülü kazanç yaratmaya yönelik olduğu, bu durumun şirket aleyhine zarara sebebiyet verdiği, «ihtiyati tedbir» kararına rağmen ... aktarımlarının şirket kayıtlarında muhasebeleştirilmiş olduğu, hisse alım satım işlemlerinin ve ihtiyati tedbir kararına rağmen ... aktarımının yapıldığı dönem itibariyle 2004 yılı «olağan genel kurulu» toplantısında denetçi raporu ile sorgulanmasının gerektiği, ancak genel kurul öncesinde şirkete el konulması nedeniyle denetçilerin görevine «son» verildiği, fiilen denetim raporu hazırlama olanağı olmayan denetçilerin bu zararlardan sorumluluğunun olmadığı, sadece «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» gidilebileceği, off shore bankasından alınan kredilerin geri istenilmediği, bu nedenle şirket kasasından para çıkışının olmadığı, kredinin aktarıldığı şirketler aleyhine başlatılan takiplerde kredinin tahsil edilemediği veya ödemeden acze ilişkin belgenin de «ibraz» edilmediği, bu nedenle zararın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 26.448.075,65 TL'nin davalılardan tahsiline, bu miktarın tamamından davalı ..., …
… apor alındığı, bilirkişi raporunda davacı şirketin tazminini talep ettiği zarardan dolayı kusurlu olmadıklarını ispatla mükellef oldukları halde bunu ispat edemeyen «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduklarının beyan edildiği, bağlı grup şirketler olsalar bile farklı «tüzel kişilikleri» bulunan şirketlerin mali yapıları, muhasebe ve kayıtlarının birbirinden bağımsız olduğu, davacı şirket adına kullanılan kredilerin şirket adına kullanılmayıp herhangi bir ticari amaç belirtilmeden ve faiz işletilmeksizin grup şirketlere aktarımının usulsüz olup kredilerin geri dönüşümünün sağlanılmaması halinde bu durumun davacı şirketin aktifini azaltıp «şirketin zararına» yol açacağı, bu işlemlerden «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» bulunmadığı, işlemlerin şirketin menfaatine olduğu, ya da şirketin bir zararının bulunmadığını «ispat külfetinin» davalılara ait olup davalılarca bu yönde bir savunma yapılmadığı gibi herhangi bir delil de «ibraz» edilmediği, grup şirketlere usulsüz kredi aktarımı ve bu kredilere faiz tahakkuk ettirilmemesinin de başlı başına şirketi zarara uğratan eylemlerden olduğu gerekçe …
Bu işlemlerden «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» bulunmadığı, işlemlerin şirketin menfaatine olduğu, ya da şirketin bir zararının bulunmadığını «ispat külfeti» ise davalılara ait olup davalılarca bu yönde bir savunma yapılmadığı gibi, herhangi bir delil de «ibraz» edilmemiştir.
… z dilekçesinde özetle; denetim kurulu üyelerinin de 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 359 uncu maddesi uyarınca müteselsilen borcun tamamından «yönetim kurulu» üyeleri ile birlikte sorumlu olduklarını, «ispat külfeti» üzerinde olan davalıların «kusursuzluklarını ispat» edemediklerini, mahkemece dava tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verildiğini ancak «faiz başlangıç tarihinin» zararın doğduğu tarih olması gerektiğini belirterek kararın kısmen bozulmasını istemiştir.
-
İtirazın iptali | İnkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5839 E. 2011/17169 K.
Ortak:kasa açığı · mahsup · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirkette evveliyatta davalılardan ölen ... ile ... ve ...'nın «yönetim kurulu» üyeleri, ... ve ...'ın ise denetçi olarak 01/01/2002-31/12/2004 tarihleri arası görev yaptıkları, olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı ETK hükümleri uygulanacağı, benimsenen en «son» bilirkişiler heyeti raporuna göre; zararın kasa açığından, «cari hesap» ödemesinden, fon aktarımı ve grup şirketler hisse alımlarından kaynaklandığı, davacı şirketin incelenen bilanço ve gelir tablolarına göre, 2002 yılında 1.669.159,34 TL zarar ettiği, geçmiş yıllardan zarar geldiği ve 2003 yılında kâr-zarar «mahsup» edildiğinde, davacı şirketin 6 milyon TL üzerinde zararda olduğu, dolayısıyla davacının 2003 yılında borca batık olduğu, 2004 yılında ise, 2003'den daha yüksek kâr …
… Ceza Mahkemesinin 26.08.2003 tarih, 2003/442 ve 2003/443 sayılı müteferrik tedbir kararlarına rağmen bu karara aykırı olarak bilirkişi raporu ile saptanan miktarda «cari hesap» ödemesi yaptıkları, söz konusu ödemelerin şirketin zorunlu faaliyetleri için değil, bazı grup şirketlere fon aktarımı amacıyla yapıldığı, keza Çukurova Elektrik A.Ş (ÇEAŞ) ve Kepez Elektrik A.Ş'nin Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı'nca 12.06.2003 tarihinde imtiyaz «sözleşmelerinin iptal» edilmesine rağmen, bu tarihten sonra bu iki şirkete fon aktarımında bulunulduğu, tedbir kararından sonra yapılan bu ödemeler sebebiyle davacı şirketin kendi kaynaklarını kaybettiği, yine davacı Maden Çimento yönetiminin çoğunluğu Uzan Grubu aile bireylerine ait Standart Kimya A.Ş, Rumeli Çimento A.Ş, Standart Çimento A.Ş, Rumeli Elektrik A.Ş, Rumeli Çeliksan A.Ş, Merkez Kağıt A.Ş, Turizm Endüstri Yat A.Ş, Standart Holding A.Ş, Bartın Çimento A.Ş, Edirne Lalapaşa A.Ş, Van Çimento A.Ş'ye ait iştirak hisselerini 18.06.2003-03.07.2003 tarihleri arası satın almak suretiyle kaynak aktarımı yaptığı, davalıların «kasa açığı» «sebebini» ve sorumlusunu araştırmamaları, bu açığın kasa sayımından sorumlu olana veznedar, gişe elemanı gibi şahıslardan tahsil edilmemesi sebebiyle nihai olarak kasa açığından şirket yönetimi ve onları denetlemeyen denetçilerin sorumlu olduğu, 110.000.- TL para nakli sırasında gerekli önlemlerin alınmadığı örneğin paranın bir güvenlik «görevlisi» «dahil» edilerek taşınmadığı, taşınacak paranın sigorta ettirilmediği, davacı şirketin yetkili birimlerince gerekli inceleme ve soruşturmanın yapılmadığı, para nakline karar veren birim amiri ya da şahıslara «rücu» edildiğine dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı o halde davalıların çalınan para dolayısıyla doğan zarardan da sorumlu oldukları, nihayet «şirket zararının» tüm bu eylemlerden kaynaklandığı ve şirket yöneticisi ve denetci davalılarında bu zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle davalı ... «mirasçısı» ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne, 10.000.- TL'nin dava tarihi 09.02.2007 tarihinden, 10.929.361,12 TL'nin «ıslah» tarihi 17.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlı «avans faizi» ile birlikte davalılar müteveffa ... mirasçısı ... ile davalılar ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmi …
Benzer bu karardaSomut olayda davacının «kasa açığı» olduğuna dair 16.06.2003-24.07.2003 tarihli tutanaklardan, davalının davacıya olan borcuna karşı kasa açıklarının «mahsup» edildiğine dair açıklık bulunmadığı gibi takibin bu tutanaklardan yaklaşık 1 yıl sonra yapılmış olması karşısında davacının alacaklı olmadığını bilerek takip yaptığının ve icra takibinin kötü niyetli olarak yapıldığının da ispatlanamaması nedeniyle haksız ve «kötü niyet tazminat» koşulları bulunmadığından bu konuda davalının isteminin reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafından bozmadan önce sunulan «yemin» metni gereğince davalı şirket yetkilisine dosya içerisinde yer alan en «son» tarihli şirket yöneticisine yemin yöneltildiğini, davacı tarafa borçlarının bulunmadığını bildirdiğinden ispat edilemeyen davanın reddine, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle davalı lehine tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · yemin · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece davacı tarafından yapılan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu kabul edilerek, davalı lehine «kötüniyet tazminatına» hükmetmiş ise de kötüniyet tazminatına hükmedilmesi için takibin haksız ve kötüniyetle yapılmış olması gerekir.
Somut olayda davacının «kasa açığı» olduğuna dair 16.06.2003-24.07.2003 tarihli tutanaklardan, davalının davacıya olan borcuna karşı kasa açıklarının «mahsup» edildiğine dair açıklık bulunmadığı gibi takibin bu tutanaklardan yaklaşık 1 yıl sonra yapılmış olması karşısında davacının alacaklı olmadığını bilerek takip yaptığının ve icra takibinin kötü niyetli olarak yapıldığının da ispatlanamaması nedeniyle haksız ve «kötü niyet tazminat» koşulları bulunmadığından bu konuda davalının isteminin reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafından bozmadan önce sunulan «yemin» metni gereğince davalı şirket yetkilisine dosya içerisinde yer alan en «son» tarihli şirket yöneticisine yemin yöneltildiğini, davacı tarafa borçlarının bulunmadığını bildirdiğinden ispat edilemeyen davanın reddine, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle davalı lehine tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/320 E. , 2021/2742 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 30/11/2017 tarih ve 2012/196- 2017/881 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların müvekkilinin eski dönemde yönetim ve denetim kurulu üyeliği görevinde bulunduklarını, yapılan inceleme sonucunda kasa açığının tespit edildiğini, şirketin 110.000.00.- TL parasının çaldırıldığını, bunların '197 Sayım ve Tesellüm Noksanları' hesabına kaydının yapıldığını, ayrıca şirketin mali durumunu dikkate almadan aynı gurupta yer alan dava dışı şirketten sağladıkları fonları işletme sermayesi olarak kullanmaları gerekirken büyük kısmını Uzan şirketler gurubuna dahil kuruluşların iştirak hisselerini satın almak için kullandıklarını, şirketi ödeyemeyeceği borç yükü altına soktukları gibi muhtemel gelirlerden mahrum bıraktıklarını, şirket aleyhine tesis edilmiş Şişli 2.
Sulh Ceza Mahkemesi’nin 26.08.2003 tarihli müteferrik kararına rağmen merkez ve şube kasalarında zorunlu gider, cari hesap veya vergi ödemeleri haricinde bazı gurup firmalarına uzun yıllardan beri süre gelen alacaklarına rağmen fon aktarımı amacıyla ödemeler yaptıklarını, sorumluluklarının bulunduğunu ileri sürerek ve ıslah istemi ile 10.939.361,12 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..., şirkette bordrolu işçi olarak çalıştığını, işini kaybetmemesi için yönetim ve denetim görevinde bulunduğunu, taleplerin yerinde olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ..., ... ve ..., kusurlarının olmadığını, şirketin tasfiyeye girdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Diğer davalı ... davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirkette evveliyatta davalılardan ölen ... ile ... ve ...'nın yönetim kurulu üyeleri, ... ve ...'ın ise denetçi olarak 01/01/2002-31/12/2004 tarihleri arası görev yaptıkları, olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı ETK hükümleri uygulanacağı, benimsenen en son bilirkişiler heyeti raporuna göre; zararın kasa açığından, cari hesap ödemesinden, fon aktarımı ve grup şirketler hisse alımlarından kaynaklandığı, davacı şirketin incelenen bilanço ve gelir tablolarına göre, 2002 yılında 1.669.159,34 TL zarar ettiği, geçmiş yıllardan zarar geldiği ve 2003 yılında kâr-zarar mahsup edildiğinde, davacı şirketin 6 milyon TL üzerinde zararda olduğu, dolayısıyla davacının 2003 yılında borca batık olduğu, 2004 yılında ise, 2003'den daha yüksek kâr oluşması sebebiyle öz kaynakların artı bakiye verdiği, ancak buna rağmen davacının kendisi ile birlikte grup şirketler hakkında Şişli 2.
Sulh Ceza Mahkemesinin 26.08.2003 tarih, 2003/442 ve 2003/443 sayılı müteferrik tedbir kararlarına rağmen bu karara aykırı olarak bilirkişi raporu ile saptanan miktarda cari hesap ödemesi yaptıkları, söz konusu ödemelerin şirketin zorunlu faaliyetleri için değil, bazı grup şirketlere fon aktarımı amacıyla yapıldığı, keza Çukurova Elektrik A.Ş (ÇEAŞ) ve Kepez Elektrik A.Ş'nin Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı'nca 12.06.2003 tarihinde imtiyaz sözleşmelerinin iptal edilmesine rağmen, bu tarihten sonra bu iki şirkete fon aktarımında bulunulduğu, tedbir kararından sonra yapılan bu ödemeler sebebiyle davacı şirketin kendi kaynaklarını kaybettiği, yine davacı Maden Çimento yönetiminin çoğunluğu Uzan Grubu aile bireylerine ait Standart Kimya A.Ş, Rumeli Çimento A.Ş, Standart Çimento A.Ş, Rumeli Elektrik A.Ş, Rumeli Çeliksan A.Ş, Merkez Kağıt A.Ş, Turizm Endüstri Yat A.Ş, Standart Holding A.Ş, Bartın Çimento A.Ş, Edirne Lalapaşa A.Ş, Van Çimento A.Ş'ye ait iştirak hisselerini 18.06.2003-03.07.2003 tarihleri arası satın almak suretiyle kaynak aktarımı yaptığı, davalıların kasa açığı sebebini ve sorumlusunu araştırmamaları, bu açığın kasa sayımından sorumlu olana veznedar, gişe elemanı gibi şahıslardan tahsil edilmemesi sebebiyle nihai olarak kasa açığından şirket yönetimi ve onları denetlemeyen denetçilerin sorumlu olduğu, 110.000.- TL para nakli sırasında gerekli önlemlerin alınmadığı örneğin paranın bir güvenlik görevlisi dahil edilerek taşınmadığı, taşınacak paranın sigorta ettirilmediği, davacı şirketin yetkili birimlerince gerekli inceleme ve soruşturmanın yapılmadığı, para nakline karar veren birim amiri ya da şahıslara rücu edildiğine dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı o halde davalıların çalınan para dolayısıyla doğan zarardan da sorumlu oldukları, nihayet şirket zararının tüm bu eylemlerden kaynaklandığı ve şirket yöneticisi ve denetci davalılarında bu zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle davalı ...
mirasçısı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne, 10.000.- TL'nin dava tarihi 09.02.2007 tarihinden, 10.929.361,12 TL'nin ıslah tarihi 17.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlı avans faizi ile birlikte davalılar müteveffa ... mirasçısı ... ile davalılar ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, davacı şirketin önceki dönemlerde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların, görevleri sırasında zarara neden oldukları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda davacı şirket vekili, önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların müvekkili şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürmüş, hangi eylemleriyle zararın doğduğunu dilekçesinde ayrıntılı şekilde açıklamıştır. Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyarak aldırmış olduğu bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne
karar verilmiştir. Ancak, yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların, görevleri sırasında zarara neden oldukları iddiasına dayalı açılan tazminat istemlerine ilişkin davada, davalıların eylemleri esas itibariyle haksız eylem olup, davacı şirketin uğramış olduğu maddi zararın belirlenmesinde hukuka aykırı fiilin işlendiği an esas alındığına göre, faiz başlangıç tarihinin de talep halinde bu tarih olması gerekmektedir. Davalıların davaya konu eylemleri işledikleri tarihler dosya içerisindeki dava dilekçesinde kalem kalem tespit edildiği ve talep edilen faiz başlangıç tarihi de bu tarihler olmasına rağmen ıslahla arttırılan kısım yönünden ıslah tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile tahsiline karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca, davacı 30.07.2015 tarihli dilkeçesi ile davalılardan ... hakkında açılan davayı 6100 sayılı HMK'nın 150. maddesi gereğince işlemden kaldırılmasını talep ettiği halde davalı ... hakkında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken davalı ... yönünden de davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bu yönden de kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 23/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/665616900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz