Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/1110 E. 2015/6273 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kasa açığı↗ yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu↗ ispat külfeti↗ olağanüstü genel kurul↗ müteselsil sorumluluk↗ şirket zararı↗ ihtiyati tedbir↗ tüzel kişilik↗ temlik↗ yönetim kurulu kararı↗ eksik inceleme↗ avans faizi↗ ibraz↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; şirkette yapılan denetim neticesinde kasa açığı bulunduğu hususunun anlaşıldığı, kasa açığı nedeniyle tüm davalıların sorumlu olduğu, grup şirketleri arasında yapılan alım satım işlemlerinin örtülü kazanç yaratmaya yönelik olduğu, bu durumun şirket aleyhine zarara sebebiyet verdiği, ihtiyati tedbir kararına rağmen kaynak aktarımlarının şirket kayıtlarında muhasebeleştirilmiş olduğu, hisse alım satım işlemlerinin ve ihtiyati tedbir kararına rağmen kaynak aktarımının yapıldığı dönem itibariyle 2004 yılı olağan genel kurulu toplantısında denetçi raporu ile sorgulanmasının gerektiği, ancak genel kurul öncesinde şirkete el konulması nedeniyle denetçilerin görevine son verildiği, fiilen denetim raporu hazırlama olanağı olmayan denetçilerin bu zararlardan sorumluluğunun olmadığı, sadece yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna gidilebileceği, off shore bankasından alınan kredilerin geri istenilmediği, bu nedenle şirket kasasından para çıkışının olmadığı, kredinin aktarıldığı şirketler aleyhine başlatılan takiplerde kredinin tahsil edilemediği veya ödemeden acze ilişkin belgenin de ibraz edilmediği, bu nedenle zararın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 26.448.075,65 TL'nin davalılardan tahsiline, bu miktarın tamamından davalı ...., ...., ....'nun, 2.764.551,00 TL'lik kısmından davalı ....'ın, 1977,49 TL'lik kısmından davalı ... ve ....'ın müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarına, hüküm altına alınan miktarlara dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, davalı ... ve davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1-Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararı temyiz eden davalı ...'ın dilekçesi temyiz defterine kaydedilmediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK'nın 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Bu itibarla, davalı ...'ın temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı .... vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3-Temlik alan davacı .... vekilinin temyiz itirazının incelenmesine gelince;
Dava; davalı şirket yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerinin sorumluluğundan kaynaklı alacak istemine ilişkindir. Davacı vekili; 2001 yılında ... Grubuna bağlı .... Ltd. Şirketi'nden şirket adına kullanılan kredilerin dava dışı grup şirketlere aktarıldığı, 2003 yılı Mart ayı sonasında bu kredilere faiz tahakkuk ettirilmediği, grup şirketlerden olan alacakların donuklaştırılarak tahsil olunaması nedeniyle davalıların şirketin zararına sebebiyet verdiği iddiasında bulunmuş, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davacının bu alacağa ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. Bağlı grup şirketler olsalar bile farklı tüzel kişilikleri bulunan şirketlerin mali yapıları, muhasebe ve kayıtları birbirinden bağımsızdır. Davacı şirket ile birlikte... Grubu bünyesinde bulunan şirketlere ... tarafında el konulduğu hususu da dairemiz önüne gelen uyuşmazlıklar dolayısıyla bilinmektedir. Davacı şirket adına kullanılan kredilerin şirket adına kullanılmayıp herhangi bir ticari amaç belirtilmeden ve faiz işletilmeksizin grup şirketlere aktarımı usulsüz olup kredilerin geri dönüşümünün sağlanılmaması halinde bu durumun davacı şirketin aktifini azaltıp şirketin zararına yol açacağı da kuşkusuzdur. Bu işlemlerden yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun bulunmadığı, işlemlerin şirketin menfaatine olduğu, ya da şirketin bir zararının bulunmadığını ispat külfeti ise davalılara ait olup davalılarca bu yönde bir savunma yapılmadığı gibi, herhangi bir delil de ibraz edilmemiştir. Mahkemece; grup şirketlere usulsüz kredi aktarımın ve bu kredilere faiz tahakkuk ettirilmemesinin başlı başına şirketi zarara uğratan eylemlerden olduğu gözetilmeden ve şirketin zararının buyutuna ve sorumluluğa ilişkin inceleme ve araştırma yapılmadan eksik incelemeyle ve yazılı gerekçeyle bu yöne ilişkin talebin reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/776 E. 2023/7337 K.
Ortak:kasa açığı · yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · ispat külfeti · olağanüstü genel kurul · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · ihtiyati tedbir · tüzel kişilik
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; şirkette yapılan denetim neticesinde «kasa açığı» bulunduğu hususunun anlaşıldığı, kasa açığı nedeniyle tüm davalıların sorumlu olduğu, grup şirketleri arasında yapılan alım satım işlemlerinin örtülü kazanç yaratmaya yönelik olduğu, bu durumun şirket aleyhine zarara sebebiyet verdiği, «ihtiyati tedbir» kararına rağmen kaynak aktarımlarının şirket kayıtlarında muhasebeleştirilmiş olduğu, hisse alım satım işlemlerinin ve ihtiyati tedbir kararına rağmen kaynak aktarımının yapıldığı dönem itibariyle 2004 yılı «olağan genel kurulu» toplantısında denetçi raporu ile sorgulanmasının gerektiği, ancak genel kurul öncesinde şirkete el konulması nedeniyle denetçilerin görevine «son» verildiği, fiilen denetim raporu hazırlama olanağı olmayan denetçilerin bu zararlardan sorumluluğunun olmadığı, sadece «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» gidilebileceği, off shore bankasından alınan kredilerin geri istenilmediği, bu nedenle şirket kasasından para çıkışının olmadığı, kredinin aktarıldığı şirketler aleyhine başlatılan takiplerde kredinin tahsil edilemediği veya ödemeden acze ilişkin belgenin de «ibraz» edilmediği, bu nedenle zararın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 26.448.075,65 TL'nin davalılardan tahsiline, bu miktarın tamamından davalı ...., ...., ....'nun, 2.764.551,00 TL'lik kısmından davalı ....'ın, 1977,49 TL'lik kısmından davalı ... ve ....'ın müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olduklarına, hüküm altına alınan miktarlara dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» uygulanılmasına karar verilmiştir.
Bu işlemlerden «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» bulunmadığı, işlemlerin şirketin menfaatine olduğu, ya da şirketin bir zararının bulunmadığını «ispat külfeti» ise davalılara ait olup davalılarca bu yönde bir savunma yapılmadığı gibi, herhangi bir delil de «ibraz» edilmemiştir.
Şirketi'nden şirket adına kullanılan kredilerin dava dışı grup şirketlere aktarıldığı, 2003 yılı Mart ayı sonasında bu kredilere faiz tahakkuk ettirilmediği, grup şirketlerden olan alacakların donuklaştırılarak tahsil olunaması nedeniyle davalıların «şirketin zararına» sebebiyet verdiği iddiasında bulunmuş, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davacının bu alacağa ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece 05.09.2012 tarih, 2011/26 E. ve 2012/212 K. sayılı kararı ile şirkette yapılan denetim neticesinde «kasa açığı» bulunduğu hususunun anlaşıldığı, kasa açığı nedeniyle tüm davalıların sorumlu olduğu, grup şirketleri arasında yapılan alım satım işlemlerinin örtülü kazanç yaratmaya yönelik olduğu, bu durumun şirket aleyhine zarara sebebiyet verdiği, «ihtiyati tedbir» kararına rağmen ... aktarımlarının şirket kayıtlarında muhasebeleştirilmiş olduğu, hisse alım satım işlemlerinin ve ihtiyati tedbir kararına rağmen ... aktarımının yapıldığı dönem itibariyle 2004 yılı «olağan genel kurulu» toplantısında denetçi raporu ile sorgulanmasının gerektiği, ancak genel kurul öncesinde şirkete el konulması nedeniyle denetçilerin görevine «son» verildiği, fiilen denetim raporu hazırlama olanağı olmayan denetçilerin bu zararlardan sorumluluğunun olmadığı, sadece «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» gidilebileceği, off shore bankasından alınan kredilerin geri istenilmediği, bu nedenle şirket kasasından para çıkışının olmadığı, kredinin aktarıldığı şirketler aleyhine başlatılan takiplerde kredinin tahsil edilemediği veya ödemeden acze ilişkin belgenin de «ibraz» edilmediği, bu nedenle zararın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 26.448.075,65 TL'nin davalılardan tahsiline, bu miktarın tamamından davalı ..., …
… apor alındığı, bilirkişi raporunda davacı şirketin tazminini talep ettiği zarardan dolayı kusurlu olmadıklarını ispatla mükellef oldukları halde bunu ispat edemeyen «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduklarının beyan edildiği, bağlı grup şirketler olsalar bile farklı «tüzel kişilikleri» bulunan şirketlerin mali yapıları, muhasebe ve kayıtlarının birbirinden bağımsız olduğu, davacı şirket adına kullanılan kredilerin şirket adına kullanılmayıp herhangi bir ticari amaç belirtilmeden ve faiz işletilmeksizin grup şirketlere aktarımının usulsüz olup kredilerin geri dönüşümünün sağlanılmaması halinde bu durumun davacı şirketin aktifini azaltıp «şirketin zararına» yol açacağı, bu işlemlerden «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» bulunmadığı, işlemlerin şirketin menfaatine olduğu, ya da şirketin bir zararının bulunmadığını «ispat külfetinin» davalılara ait olup davalılarca bu yönde bir savunma yapılmadığı gibi herhangi bir delil de «ibraz» edilmediği, grup şirketlere usulsüz kredi aktarımı ve bu kredilere faiz tahakkuk ettirilmemesinin de başlı başına şirketi zarara uğratan eylemlerden olduğu gerekçe …
Bu işlemlerden «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» bulunmadığı, işlemlerin şirketin menfaatine olduğu, ya da şirketin bir zararının bulunmadığını «ispat külfeti» ise davalılara ait olup davalılarca bu yönde bir savunma yapılmadığı gibi, herhangi bir delil de «ibraz» edilmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusursuzluk ispatı · faiz başlangıç tarihi · haksız eylem · görevli mahkeme
Benzer bu karardaAncak, yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların, «görevleri» sırasında zarara neden oldukları iddiasına dayalı açılan tazminat istemlerine ilişkin davada, davalıların eylemleri esas itibariyle «haksız eylem» olup, davacı şirketin uğramış olduğu maddi zararın belirlenmesinde hukuka aykırı fiilin işlendiği an esas alındığına göre, «faiz başlangıç tarihinin» de talep halinde bu tarih olması gerekmektedir.
… z dilekçesinde özetle; denetim kurulu üyelerinin de 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 359 uncu maddesi uyarınca müteselsilen borcun tamamından «yönetim kurulu» üyeleri ile birlikte sorumlu olduklarını, «ispat külfeti» üzerinde olan davalıların «kusursuzluklarını ispat» edemediklerini, mahkemece dava tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verildiğini ancak «faiz başlangıç tarihinin» zararın doğduğu tarih olması gerektiğini belirterek kararın kısmen bozulmasını istemiştir.
Dava, davacı şirketin önceki dönemlerde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların, «görevleri» sırasında zarara neden oldukları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14348 E. 2015/1175 K.
Ortak:kasa açığı · şirket zararı · yönetim kurulu kararı · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; şirkette yapılan denetim neticesinde «kasa açığı» bulunduğu hususunun anlaşıldığı, kasa açığı nedeniyle tüm davalıların sorumlu olduğu, grup şirketleri arasında yapılan alım satım işlemlerinin örtülü kazanç yaratmaya yönelik olduğu, bu durumun şirket aleyhine zarara sebebiyet verdiği, «ihtiyati tedbir» kararına rağmen kaynak aktarımlarının şirket kayıtlarında muhasebeleştirilmiş olduğu, hisse alım satım işlemlerinin ve ihtiyati tedbir kararına rağmen kaynak aktarımının yapıldığı dönem itibariyle 2004 yılı «olağan genel kurulu» toplantısında denetçi raporu ile sorgulanmasının gerektiği, ancak genel kurul öncesinde şirkete el konulması nedeniyle denetçilerin görevine «son» verildiği, fiilen denetim raporu hazırlama olanağı olmayan denetçilerin bu zararlardan sorumluluğunun olmadığı, sadece «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» gidilebileceği, off shore bankasından alınan kredilerin geri istenilmediği, bu nedenle şirket kasasından para çıkışının olmadığı, kredinin aktarıldığı şirketler aleyhine başlatılan takiplerde kredinin tahsil edilemediği veya ödemeden acze ilişkin belgenin de «ibraz» edilmediği, bu nedenle zararın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 26.448.075,65 TL'nin davalılardan tahsiline, bu miktarın tamamından davalı ...., ...., ....'nun, 2.764.551,00 TL'lik kısmından davalı ....'ın, 1977,49 TL'lik kısmından davalı ... ve ....'ın müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olduklarına, hüküm altına alınan miktarlara dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» uygulanılmasına karar verilmiştir.
3-Temlik alan davacı .... vekilinin temyiz itirazının incelenmesine gelince; Dava; davalı şirket «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçilerinin sorumluluğundan kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
Şirketi'nden şirket adına kullanılan kredilerin dava dışı grup şirketlere aktarıldığı, 2003 yılı Mart ayı sonasında bu kredilere faiz tahakkuk ettirilmediği, grup şirketlerden olan alacakların donuklaştırılarak tahsil olunaması nedeniyle davalıların «şirketin zararına» sebebiyet verdiği iddiasında bulunmuş, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davacının bu alacağa ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirkete el konulduğu tarihte 13.011,31 TL «kasa açığının» bulunduğu, ancak kasada bu miktarın fiilen olmadığı, yapılan usulsüzlüklerden dolayı «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçinin sorumlu bulunduğu, diğer davalıların şirketteki «görevleri» dikkate alındığında kasa açığının kendilerinden tahsilinin istenemeyeceği, davadan önce «temerrütün» söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davalı ..., ..., ..., ... ve ... yönünden dava dilekçesindeki miktar itibariyle davanın kabulüne, 13.011,31 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline, «ıslah» miktarı yerinde görülmediğinden reddine, diğer davalılar hakkındaki dava sabit olmadığından reddine karar verilmiştir.
2- Dava, şirketin eski yöneticileri ve denetçisinin «şirketi zarara» uğrattığı iddiasıyla açılmış tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, bilirkişilerin «kasa açığına» ilişkin olarak tutanak tarihinden dava tarihine kadar faiz hesabı yaptığı, davalıların davadan önce «temerrüte» düşürülmediği, bu nedenle «ıslah» dilekçesiyle talep edilen faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle «asıl alacak» miktarına dava tarihinden itibaren faiz uygulanmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nispi vekalet ücreti · haksız eylem · maktu vekalet ücreti · ihtar · ıslah · asıl alacak · vekalet ücreti · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, bilirkişilerin «kasa açığına» ilişkin olarak tutanak tarihinden dava tarihine kadar faiz hesabı yaptığı, davalıların davadan önce «temerrüte» düşürülmediği, bu nedenle «ıslah» dilekçesiyle talep edilen faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle «asıl alacak» miktarına dava tarihinden itibaren faiz uygulanmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
3- Öte yandan, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesi, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için «vekalet ücretinin» maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece hakkında ret kararı verilen bir kısım davalılar yönünden «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, «nispi vekalet ücretine» karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirkete el konulduğu tarihte 13.011,31 TL «kasa açığının» bulunduğu, ancak kasada bu miktarın fiilen olmadığı, yapılan usulsüzlüklerden dolayı «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçinin sorumlu bulunduğu, diğer davalıların şirketteki «görevleri» dikkate alındığında kasa açığının kendilerinden tahsilinin istenemeyeceği, davadan önce «temerrütün» söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davalı ..., ..., ..., ... ve ... yönünden dava dilekçesindeki miktar itibariyle davanın kabulüne, 13.011,31 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline, «ıslah» miktarı yerinde görülmediğinden reddine, diğer davalılar hakkındaki dava sabit olmadığından reddine karar verilmiştir.
Oysa, davacının alacak talebinin temeli davalıların haksız eylemleri olduğundan, davalıların «temerrütü» için «ihtar» gerekmez.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12531 E. 2018/6449 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, 24.06.2013 tarihli genel kurulda alınan 3 nolu kararın iptaline, birleşen davadaki denetçi tayinine ilişkin talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», asıl ve birleşen davadaki diğer taleplerin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/1110 E. , 2015/6273 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/09/2012 tarih ve 2011/26-2012/212 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili, davalı ... ve davalı .... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, ....Çimento San. ve Tic. A.Ş'nin 07.02.2007 tarihinde yapılan 2002, 2003, 2004, 2005 ve 01.01.2006-30.09.2006 tarihlerini kapsayan faaliyet yıllarına ilişkin Olağan Genel Kurul Toplantısında şirket denetim kuruluna şirketi zarara uğratan davalı yönetim kurulu üyeleri ve denetçiler hakkında sorumluluk davası açmaları için yetki verildiğini, bu toplantıda görüşülen denetçi raporları uyarınca şirket kasa hesabında ve muhasebe kayıtlarında görünmekle birlikte kasada bulunmayan 1.977,49 TL, şirket iştiraklerinden olan .... Çimento San. Tic. A.Ş., ... Çimento San. ve Tic. A.Ş. hisselerinden ....'a ait hisselerin nominal değerinin üzerinde fiyatla satın alınması ve bu işlem sırasında büyük ölçüde ...
Hidroelektrik Santrali İşl. A.Ş'den alınan nakit paranın kullanılması, 2003 yılı ortalarında şirket aktifinde bulunan değerli iştirak hisselerinin satılması nedeniyle doğacak kar ve kazançlardan vazgeçilmesi,...Sulh Ceza Mahkemesi'nce verilen 01.08.2003 tarihli ve 14.08.2003 tarihli tedbir kararlarına karşın grup şirketi ...Holding A.Ş'ye ticari bir neden olmaksızın firma kasasından güvencesi bulunmayan ödemelerin yapılması, 2001 yılında ... Grubu'nun ...'ta mukim bankası ... Ltd'den kullanılan bir kısım kredilerin aynı gün diğer grup firmalarına aktarılması ve bu alacakların tahsilinin mümkün olmaması nedeniyle davalıların şirketi zarara uğrattığının tespit edildiği ileri sürülerek fazlaya dair haklar saklı tutulmak suretiyle 10.000,00 TL'nin zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 23.12.2008 havaleli ıslah dilekçesiyle talebini 26.448.075,65 TL ve 73.703 USD olarak ıslah etmiştir.
Davalı ...; kendisinin aslında şirket bünyesinde sekreter olarak çalıştığını, denetçilik görevinin kağıt üzerinde olduğunu, talep edilen alacaklar yönünden sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ...., kendisinin ... Grubunda personel olarak çalıştığını, yönetim kurulu üyeliği döneminde yapılan faaliyetlerin hukuka uygun olduğunu, bu faaliyetler nedeniyle doğan bir zarar bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, bu davada kendisine husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, davanın dayanağı olarak gösterilen denetim kurulu raporunun somut verilere dayanmadığını, davada zamanaşımı süresinin dolduğunu, zararın ispatının gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı .... vekili, müvekkilinin hukuki sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar davaya cevap vermemiş duruşmalara iştirak etmemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; şirkette yapılan denetim neticesinde kasa açığı bulunduğu hususunun anlaşıldığı, kasa açığı nedeniyle tüm davalıların sorumlu olduğu, grup şirketleri arasında yapılan alım satım işlemlerinin örtülü kazanç yaratmaya yönelik olduğu, bu durumun şirket aleyhine zarara sebebiyet verdiği, ihtiyati tedbir kararına rağmen kaynak aktarımlarının şirket kayıtlarında muhasebeleştirilmiş olduğu, hisse alım satım işlemlerinin ve ihtiyati tedbir kararına rağmen kaynak aktarımının yapıldığı dönem itibariyle 2004 yılı olağan genel kurulu toplantısında denetçi raporu ile sorgulanmasının gerektiği, ancak genel kurul öncesinde şirkete el konulması nedeniyle denetçilerin görevine son verildiği, fiilen denetim raporu hazırlama olanağı olmayan denetçilerin bu zararlardan sorumluluğunun olmadığı, sadece yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna gidilebileceği, off shore bankasından alınan kredilerin geri istenilmediği, bu nedenle şirket kasasından para çıkışının olmadığı, kredinin aktarıldığı şirketler aleyhine başlatılan takiplerde kredinin tahsil edilemediği veya ödemeden acze ilişkin belgenin de ibraz edilmediği, bu nedenle zararın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 26.448.075,65 TL'nin davalılardan tahsiline, bu miktarın tamamından davalı ...., ...., ....'nun, 2.764.551,00 TL'lik kısmından davalı ....'ın, 1977,49 TL'lik kısmından davalı ...
ve ....'ın müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarına, hüküm altına alınan miktarlara dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, davalı ... ve davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1-Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararı temyiz eden davalı ...'ın dilekçesi temyiz defterine kaydedilmediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK'nın 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Bu itibarla, davalı ...'ın temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı .... vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3-Temlik alan davacı .... vekilinin temyiz itirazının incelenmesine gelince;
Dava; davalı şirket yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerinin sorumluluğundan kaynaklı alacak istemine ilişkindir. Davacı vekili; 2001 yılında ... Grubuna bağlı .... Ltd. Şirketi'nden şirket adına kullanılan kredilerin dava dışı grup şirketlere aktarıldığı, 2003 yılı Mart ayı sonasında bu kredilere faiz tahakkuk ettirilmediği, grup şirketlerden olan alacakların donuklaştırılarak tahsil olunaması nedeniyle davalıların şirketin zararına sebebiyet verdiği iddiasında bulunmuş, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davacının bu alacağa ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. Bağlı grup şirketler olsalar bile farklı tüzel kişilikleri bulunan şirketlerin mali yapıları, muhasebe ve kayıtları birbirinden bağımsızdır.
Davacı şirket ile birlikte... Grubu bünyesinde bulunan şirketlere ... tarafında el konulduğu hususu da dairemiz önüne gelen uyuşmazlıklar dolayısıyla bilinmektedir. Davacı şirket adına kullanılan kredilerin şirket adına kullanılmayıp herhangi bir ticari amaç belirtilmeden ve faiz işletilmeksizin grup şirketlere aktarımı usulsüz olup kredilerin geri dönüşümünün sağlanılmaması halinde bu durumun davacı şirketin aktifini azaltıp şirketin zararına yol açacağı da kuşkusuzdur. Bu işlemlerden yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun bulunmadığı, işlemlerin şirketin menfaatine olduğu, ya da şirketin bir zararının bulunmadığını ispat külfeti ise davalılara ait olup davalılarca bu yönde bir savunma yapılmadığı gibi, herhangi bir delil de ibraz edilmemiştir.
Mahkemece; grup şirketlere usulsüz kredi aktarımın ve bu kredilere faiz tahakkuk ettirilmemesinin başlı başına şirketi zarara uğratan eylemlerden olduğu gözetilmeden ve şirketin zararının buyutuna ve sorumluluğa ilişkin inceleme ve araştırma yapılmadan eksik incelemeyle ve yazılı gerekçeyle bu yöne ilişkin talebin reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ...'ın temyiz isteminin reddine (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temlik alan davacı ... vekilinin temyiz itirazlarınnı kabulü ile kararın temyiz eden davacı ... yararına BOZULMASINA, alınmadığı anlaşılan 103,00 TL temyiz başvuru harcı ile 27,70 TL temyiz ilam harcının davalı .. Y.'dan alınmasına, alınmadığı anlaşılan 103,00 TL temyiz başvuru harcı ile 135,04 TL temyiz ilam harcının davalı ...'tan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 04/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/136658500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz