Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6368 E. 2024/55 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': 'beş yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temsil kayyımı↗ sınırlı ihya↗ ödeme emri tebliği↗ finansal kiralama sözleşmesi↗ münfesihlik↗ yargılama giderlerinden sorumluluk↗ re'sen terkin↗ kayyım atanması↗ ödeme emri↗ finansal kiralama↗ yasal hasım↗ şirketin tasfiyesi↗ ticaret sicili tescili↗ kayyım↗ sermaye artırımı↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ vekâlet ücreti↗ sicilden terkin↗ yargılama giderleri↗ derdestlik↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ hak düşürücü süre↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ anonim şirket↗ ihtar↗ limited şirket↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ terkin↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 16.03.2023
SAYISI : 2023/24 E., 2023/212 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2017/4905 sayılı dosyasında başlatılan takipte, borçlunun terkin edilmesi nedeniyle ödeme emrinin tebliğ edilemediğini, sicil kaydının silinmesi ile alacakların tahsilinin engellendiğini ileri sürerek re'sen terkin edilen Gaıa Reklamevi ve Basım Hizmetleri Ltd. Şti.nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilince tesis edilen re'sen terkin işleminin, ihyası istenen şirketin sermaye artırım yükümlülüğünü yerine getirmediğinin anlaşılması üzerine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5’inci maddesi gereğin re'sen terkin kapsamına alınarak, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesi ile sicil kaydının re’sen terkin edildiğini, ihyası halinde şirkete tasfiye memuru atanması gerektiğini belirterek müvekkilinin, davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmamasını istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, ihyası istenilen şirketin sermaye artırımı yapmamasından dolayı 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre sicilden terkin edildiği, aynı maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca, şirketin sicil kayıtlarına göre şirketi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ihtar yollanması gerekmesine rağmen tarafça şirkete ve şirket temsilcilerine re'sen terkin ihtarına dair ayrı ayrı tebligat çıkarılmadığı, buna ilişkin tebliğ mazbatalarının dosyaya sunulmadığı, terkine ilişkin ihtar yalnız ilan yoluyla yapıldığından terkin işleminin usulsüz olduğu, beş yıllık hak düşürücü sürenin bu sebeple dikkate alınmayacağı ve davalının yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu olduğu, ihyası istenilen şirketin son yetkili temsilcisi olan ...'ın 11.12.2018 tarihinde vefat ettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Gaıa Reklamevi ve Basım Hizmetleri Ltd. Şti. unvanlı şirketin sicildeki terkin kaydının İstanbul 10. İcra Dairesi'nin 2017/4905 sayılı icra dosyasının yürütülmesi işlemleriyle sınırlı olarak iptali ile aynı unvanla ticaret siciline tescili sureti ile ihyasına, şirketin temsile son yetkilinin vefat etmiş olması, başkaca ortak ve yetkilisinin bulunmaması nedeniyle Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Özlem Babaeker'in 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alehylerine yargılama gideri ve vekâlet ücreti hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönü ile kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, yasal hasım konumunda olan davalı Sicil Müdürlüğünün, şirketin terkin işlemlerinin yapıldığı tarihte, şirket hakkındaki derdest davadan haberdar olduğuna ve bu hususta bilgilendirildiğine dair dosyaya bir delil sunulmadığı gibi, terkin işleminin usulsüzlüğüne dair başkaca bir sebep ve delil de ileri sürülmediğinden davanın açılmasına sebebiyet vermediği, İlk Derece Mahkemesince 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca şirket yetkililerine yapılması gereken tebligatların yapılmadığı gerekçesiyle davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulduğu ancak davalı vekilinin şirketi temsile yetkili kişilere tebligat yapıldığını, dava dilekçesinde işlemin usulsüzlüğüne ilişkin bir iddianın ileri sürülmediğini, davacı tarafından ileri sürülmeyen bir hususun mahkemece dikkate alınarak yasal hasım olan davalı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini savunduğu, davacının geçici 7 nci maddenin onbeşinci fıkrasına dayanarak şirketin ihyası isteminde bulunduğu dikkate alındığında ve geçici 7 nci maddede gösterilen şartlar gerçekleşmeden şirketin terkin edildiği ileri sürülmediğine göre, Mahkemece davalının tesis ettiği işlemin hatalı olduğu kabul edilerek yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin doğru olmadığı, davalı vekilinin istinaf başvurusu bu nedenle yerinde olduğu, öte yandan, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca sicilden terkin edilmiş olan bir şirketin ihyasına karar verildiğinde, ayrıca tasfiye memuru atanmaması gerektiği, zira şirketin tasfiyesiz olarak sicilden terkin edildiği, tasfiye memuru atanması halinde, bu kararla şirketin varsa terkin öncesi organlarıyla temsil edileceği, yöneticilerin süresi dolmuşsa, şirketin kendi organlarını seçebileceği gibi, bunun gerçekleşmemesi halinde, şirket aleyhine açılan dava için de esas davayı gören mahkemece bir temsil kayyımı atanması suretiyle yargılamaya devam edilebileceği, şirketin veya bir mal varlığının tasfiyesi söz konusu olmadığından tasfiye memuru atanmasının da söz konusu olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının re'sen kaldırılmasına, yeninden esas hakkında hüküm kurulmasına, buna göre davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Memurluğunun 401668-0 sicil numarasına kayıtlı iken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'sen terkin edilmiş olan Gaıa Reklamevi ve Basım Hizmetleri Ltd. Şti.nin sicil kaydının, İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2017/4905 sayılı dosyası yönünden yapılacak işlemler ile sınırlı olmak üzere ihyasına, ilanına, davalı yasal hasım konumunda olduğundan, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sınırlı ihya durumunda 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memuru atanması gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli, 2017/11-3184 E. ve 2021/1107 K. sayılı ilâmının ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.09.2022 tarihli, 2022/5079 E. ve 2022/5435 K. Sayılı kararlarının aynı yönde olduğunu, tasfiye memuru atanmaması durumunda MERSİS'te işlem yapılamayacağını belirterek ihyası istenen şirkete tasfiye memuru atanması yönünde karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilden re'sen terkin edilen şirketin, bu şirkete karşı başlatılmış ancak taraf teşkilinden dolayı ödeme emri tanzim edilmemesi sebebi ile ihyası talebine ilişkin olup, uyuşmazlık ihya kararı ile birlikte şirkete tasfiye memuru atanıp atanamayacağı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 574 nci maddesinin ikinci fıkrası, geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası, onbeşinci fıkrası.
3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/11-3184 E., 2021/1107 K. sayılı ilâmı, 11. Hukuk Dairesinin 05.09.2022 tarihli ve 2022/5079 E., 2022/5435 K. sayılı ilâmı, 2022/490 E., 2022/754 K. Sayılı ilâmı.
3. Değerlendirme
İhyası istenen şirketin ticaret sicilden terkin sebebi sermaye artırım yükümlülüğünü yerine getirmemesinden dolayı 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinden kaynaklanmaktadır. Mezkûr madde, ihyaya karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması yönünde bir hüküm içermemekle birlikte, münfesihlik durumu ortadan kalkmamış şirket hakkında verilen ihya kararının ek tasfiye olarak değerlendirilip aynı Kanun'un 547 nci maddesinde olduğu gibi sınırlı olarak ihyaya karar verilmesi ve aynı zamanda tasfiye memuru atanması gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca sicilden terkin edilmiş olan bir şirketin ihyasına karar verildiğinde ayrıca tasfiye memuru atanmaması gerektiği yönündeki kararı isabetli olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3392 E. 2011/7915 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, tarafların % 50 oranında kusurlu bulurak verilen davanın kısmen kabulüne dair kararın Dairemizce davacı yararına bozulması sonrasında bozma ilamına uyularak davanın kabulüne, (4905) TL’nın 23.01.2007 tarihinden itibaren «avans faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13044 E. 2015/12433 K.
Ortak:yasal hasım · sicilden terkin · yargılama giderleri · derdestlik · tasfiye memuru · ek tasfiye · terkin · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, «yasal hasım» konumunda olan davalı Sicil Müdürlüğünün, şirketin «terkin» işlemlerinin yapıldığı tarihte, şirket hakkındaki «derdest» davadan haberdar olduğuna ve bu hususta bilgilendirildiğine dair dosyaya bir delil sunulmadığı gibi, terkin işleminin usulsüzlüğüne dair başkaca bir sebep ve delil de ileri sürülmediğinden davanın açılmasına sebebiyet vermediği, İlk Derece Mahkemesince 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca şirket yetkililerine yapılması gereken «tebligatların» yapılmadığı gerekçesiyle davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulduğu ancak davalı vekilinin şirketi «temsile» yetkili kişilere tebligat yapıldığını, dava dilekçesinde işlemin usulsüzlüğüne ilişkin bir iddianın ileri sürülmediğini, davacı tarafından ileri sürülmeyen bir hususun mahkemece dikkate alınarak yasal hasım olan davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini savunduğu, davacının geçici 7 nci maddenin onbeşinci fıkrasına dayanarak «şirketin ihyası» isteminde bulunduğu dikkate alındığında ve geçici 7 nci maddede gösterilen şartlar gerçekleşmeden şirketin terkin edildiği ileri sürülmediğine göre, Mahkemece davalının tesis ettiği işlemin hatalı olduğu kabul edilerek yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin doğru olmadığı, davalı vekilinin istinaf başvurusu bu nedenle yerinde olduğu, öte yandan, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «sicilden terkin» edilmiş olan bir şirketin ihyasına karar verildiğinde, ayrıca «tasfiye memuru atanmaması» gerektiği, zira «şirketin tasfiyesiz» olarak sicilden terkin edildiği, tasfiye memuru atanması halinde, bu kararla şirketin varsa terkin öncesi organlarıyla temsil edileceği, yöneticilerin süresi dolmuşsa, şirketin kendi organlarını seçebileceği gibi, bunun gerçekleşmemesi halinde, şirket aleyhine açılan dava için de esas davayı gören mahkemece bir «temsil kayyımı atanması» suretiyle yargılamaya devam edilebileceği, şirketin veya bir mal varlığının tasfiyesi söz konusu olmadığından tasfiye memuru atanmasının da söz konusu olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının re'sen kaldırılmasına, yeninden esas hakkında hüküm kurulmasına, buna göre davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Memurluğunun 401668-0 sicil numarasına kayıtlı iken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'«sen terkin» edilmiş olan Gaıa Reklamevi ve Basım Hizmetleri Ltd.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilince tesis edilen re'«sen terkin» işleminin, «ihyası» istenen şirketin «sermaye artırım» yükümlülüğünü yerine getirmediğinin anlaşılması üzerine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5’inci maddesi gereğin re'sen terkin kapsamına alınarak, «tebligat» ve «ilan» prosedürlerinin yerine getirilmesi ile sicil «kaydının» re’sen terkin edildiğini, ihyası halinde şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek müvekkilinin, davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmamasını istemiştir.
Mezkûr madde, «ihyaya» karar verilmesi durumunda «tasfiye memuru atanması» yönünde bir hüküm içermemekle birlikte, «münfesihlik» durumu ortadan kalkmamış şirket hakkında verilen ihya kararının ek tasfiye olarak değerlendirilip aynı Kanun'un 547 nci maddesinde olduğu gibi sınırlı olarak ihyaya karar verilmesi ve aynı zamanda tasfiye memuru atanması gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «sicilden terkin» edilmiş olan bir şirketin ihyasına karar verildiğinde ayrıca tasfiye memuru atanmaması gerektiği yönündeki kararı isabetli olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/55 esas sayılı dosyasında «derdest» dava bulunurken, şirketin sicil «kaydının» «resen terkini» yasaya uygun olmadığı gibi 6102 sayılı TTK'nın 547. maddesinde belirtilen ek «tasfiye» koşullarının da mevcut olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile şirketin ihyasına ve «tasfiye memuru» ...'un tasfiye memurluğu görevinin devamına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı «tasfiye memuru» vekili temyiz etmiştir.
… n delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, ihyasına karar verilen şirketin 6762 sayılı TTK hükümlerine dayalı olarak «fesih» ve tasfiyesine karar verilip «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılmasına ve anılan şirketin ihyasının 6102 sayılı TTK'nın 547. maddesine dayalı olarak gerçekleştirilmiş sayılacak olmasına göre, mümeyyiz davalı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:resen terkin · fesih · vekalet ücreti
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/55 esas sayılı dosyasında «derdest» dava bulunurken, şirketin sicil «kaydının» «resen terkini» yasaya uygun olmadığı gibi 6102 sayılı TTK'nın 547. maddesinde belirtilen ek «tasfiye» koşullarının da mevcut olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile şirketin ihyasına ve «tasfiye memuru» ...'un tasfiye memurluğu görevinin devamına karar verilmiştir.
… n delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, ihyasına karar verilen şirketin 6762 sayılı TTK hükümlerine dayalı olarak «fesih» ve tasfiyesine karar verilip «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılmasına ve anılan şirketin ihyasının 6102 sayılı TTK'nın 547. maddesine dayalı olarak gerçekleştirilmiş sayılacak olmasına göre, mümeyyiz davalı …
Müdürlüğü dışındaki diğer davalının sorumlu alacağı gözetilmeksizin davacı üzerinde bırakılması ve «vekalet ücretine» hükmedilmemesi isabetli görülmediğinden, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6897 E. 2024/98 K.
Ortak:münfesihlik · yasal hasım · şirketin tasfiyesi · ticaret sicili tescili · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · derdestlik · ihya · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, «yasal hasım» konumunda olan davalı Sicil Müdürlüğünün, şirketin «terkin» işlemlerinin yapıldığı tarihte, şirket hakkındaki «derdest» davadan haberdar olduğuna ve bu hususta bilgilendirildiğine dair dosyaya bir delil sunulmadığı gibi, terkin işleminin usulsüzlüğüne dair başkaca bir sebep ve delil de ileri sürülmediğinden davanın açılmasına sebebiyet vermediği, İlk Derece Mahkemesince 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca şirket yetkililerine yapılması gereken «tebligatların» yapılmadığı gerekçesiyle davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulduğu ancak davalı vekilinin şirketi «temsile» yetkili kişilere tebligat yapıldığını, dava dilekçesinde işlemin usulsüzlüğüne ilişkin bir iddianın ileri sürülmediğini, davacı tarafından ileri sürülmeyen bir hususun mahkemece dikkate alınarak yasal hasım olan davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini savunduğu, davacının geçici 7 nci maddenin onbeşinci fıkrasına dayanarak «şirketin ihyası» isteminde bulunduğu dikkate alındığında ve geçici 7 nci maddede gösterilen şartlar gerçekleşmeden şirketin terkin edildiği ileri sürülmediğine göre, Mahkemece davalının tesis ettiği işlemin hatalı olduğu kabul edilerek yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin doğru olmadığı, davalı vekilinin istinaf başvurusu bu nedenle yerinde olduğu, öte yandan, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «sicilden terkin» edilmiş olan bir şirketin ihyasına karar verildiğinde, ayrıca «tasfiye memuru atanmaması» gerektiği, zira «şirketin tasfiyesiz» olarak sicilden terkin edildiği, tasfiye memuru atanması halinde, bu kararla şirketin varsa terkin öncesi organlarıyla temsil edileceği, yöneticilerin süresi dolmuşsa, şirketin kendi organlarını seçebileceği gibi, bunun gerçekleşmemesi halinde, şirket aleyhine açılan dava için de esas davayı gören mahkemece bir «temsil kayyımı atanması» suretiyle yargılamaya devam edilebileceği, şirketin veya bir mal varlığının tasfiyesi söz konusu olmadığından tasfiye memuru atanmasının da söz konusu olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının re'sen kaldırılmasına, yeninden esas hakkında hüküm kurulmasına, buna göre davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Memurluğunun 401668-0 sicil numarasına kayıtlı iken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'«sen terkin» edilmiş olan Gaıa Reklamevi ve Basım Hizmetleri Ltd.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ve «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmiştir.
Mezkûr madde, «ihyaya» karar verilmesi durumunda «tasfiye memuru atanması» yönünde bir hüküm içermemekle birlikte, «münfesihlik» durumu ortadan kalkmamış şirket hakkında verilen ihya kararının ek tasfiye olarak değerlendirilip aynı Kanun'un 547 nci maddesinde olduğu gibi sınırlı olarak ihyaya karar verilmesi ve aynı zamanda tasfiye memuru atanması gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «sicilden terkin» edilmiş olan bir şirketin ihyasına karar verildiğinde ayrıca tasfiye memuru atanmaması gerektiği yönündeki kararı isabetli olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… Üretim Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde «resen terkin» edildiğini, ayrıca şirketin terkin tarihinde «derdest» davalarının alacak ve borçlarının Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından bilinmesi mümkün olmadığından işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, dava konusu şirketin prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... «zorunlu hasım» durumunda olduğunu belirterek davanın süre yönünden ve «hukuki yarar» yokluğundan «usulden reddine», ek tasfiyeye karar verilmesi halinde «tasfiye memuru atanmasına», «yasal hasım» olduğundan sicil aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesine ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/353 E. sayılı dosyasının açıldığı, bu dosyada «terkin» edildiği öğrenilen «şirketin ihyası» için taraflarına süre ve «yetki» verildiğini ileri sürerek ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:5174 sayılı kanun · amme alacağı · zorunlu hasım · tüzel kişiliğin ihyası · kıdem tazminatı · resen terkin · ticaret sicilinden terkin · rücuen tahsil
Benzer bu karardaTemizlik Güvenlik İnşaat ve Malzemeleri Üretim Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi işçilerinden ... ... ve ... ... tarafından «kıdem tazminatı» ve yıllık izin ücreti alacağı için müvekkili aleyhine iş mahkemelerinde açılan davalarda davaların kısmen kabulüne dair ilamların konu edildiği icra takip dosyalarına müvekkili tarafından toplam 60.793,81 TL ödendiğini, yüklenici firmanın işçilerine yapılan bu ödemelerin «rücuen tahsili» için müvekkili tarafından Ankara 21.
… Üretim Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde «resen terkin» edildiğini, ayrıca şirketin terkin tarihinde «derdest» davalarının alacak ve borçlarının Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından bilinmesi mümkün olmadığından işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, dava konusu şirketin prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... «zorunlu hasım» durumunda olduğunu belirterek davanın süre yönünden ve «hukuki yarar» yokluğundan «usulden reddine», ek tasfiyeye karar verilmesi halinde «tasfiye memuru atanmasına», «yasal hasım» olduğundan sicil aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesine ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… h ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı ... sicil müdürlüğü tarafından hazırlanan «ihtarnamenin» şirkete tebliğe çıkarıldığı, «tebligatın» taşındığı «şerhi» ile yapılamadığı, «ihtarın» Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak «ihyası» istenen şirket yetkilisine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmalığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 4/a bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirketin yanı sıra şirketin yetkilisine tebliğ edilmediği, doğrudan Ticaret Sicil Gazetesi'nde «ilan» suretiyle yapılan ihtarın usulüne uygun olmadığı, bu yönü ile ihyası istenen şirketin terkin işleminin usulüne uygun yapılmaması nedeniyle ihya talebinin yerinde görüldüğü, dava konusu edilen şirketin «ticaret sicili» tarafından gösterilen "«5174 sayılı kanuna» göre odaca «kaydı» silinenler" açıklamasıyla «resen terkin» «sebebinin» 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde sayılmayıp 30.12.2012 gün ve 28513 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan " Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ"'in 5 ... maddesinin "d" bendinde düzenlendiği, bu yönü ile de kanunda sayılan haller dışında bir sebebe dayalı yapılan resen terkin işleminin usulsüz olduğu, işbu davanın ihyası istenen şirketin sicilden resen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açıldığı, geçici 7 nci madde kapsamında kalmayan bir şirket hakkında resen terkin işleminin yapılması karşısında yasada öngörülen 5 yıllık hak düşü …
İstinaf Sebepleri Davalı Temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açıldığını, davacının davayı açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, yine «limited şirketin» ortaklarının silinme tarihinden önceki «amme alacağına» ilişkin sorumluluklarının devam ettiğini, hukuki yarar «şartı yokluğu» sebebiyle davanın reddi gerektiğini, şirketin «terkin» tarihinde «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının bilinmesinin mümkün olmadığını, şirketin terkininin prosedüre uygun yapıldığını, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, usulüne uygun «ihtarın» şirkete gönderildiğini, mahkemece 6102 sayılı Kanun'un 547 nci madde gereği ek tasfiyeye karar verilmesini ve «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, «zorunlu hasım» olan müvekkili aleyhine «yargılama giderine» hükmedilmesinin de doğru olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4460 E. 2023/5281 K.
Ortak:münfesihlik · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin tasfiyesi · sermaye artırımı · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · yargılama giderleri · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, «yasal hasım» konumunda olan davalı Sicil Müdürlüğünün, şirketin «terkin» işlemlerinin yapıldığı tarihte, şirket hakkındaki «derdest» davadan haberdar olduğuna ve bu hususta bilgilendirildiğine dair dosyaya bir delil sunulmadığı gibi, terkin işleminin usulsüzlüğüne dair başkaca bir sebep ve delil de ileri sürülmediğinden davanın açılmasına sebebiyet vermediği, İlk Derece Mahkemesince 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca şirket yetkililerine yapılması gereken «tebligatların» yapılmadığı gerekçesiyle davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulduğu ancak davalı vekilinin şirketi «temsile» yetkili kişilere tebligat yapıldığını, dava dilekçesinde işlemin usulsüzlüğüne ilişkin bir iddianın ileri sürülmediğini, davacı tarafından ileri sürülmeyen bir hususun mahkemece dikkate alınarak yasal hasım olan davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini savunduğu, davacının geçici 7 nci maddenin onbeşinci fıkrasına dayanarak «şirketin ihyası» isteminde bulunduğu dikkate alındığında ve geçici 7 nci maddede gösterilen şartlar gerçekleşmeden şirketin terkin edildiği ileri sürülmediğine göre, Mahkemece davalının tesis ettiği işlemin hatalı olduğu kabul edilerek yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin doğru olmadığı, davalı vekilinin istinaf başvurusu bu nedenle yerinde olduğu, öte yandan, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «sicilden terkin» edilmiş olan bir şirketin ihyasına karar verildiğinde, ayrıca «tasfiye memuru atanmaması» gerektiği, zira «şirketin tasfiyesiz» olarak sicilden terkin edildiği, tasfiye memuru atanması halinde, bu kararla şirketin varsa terkin öncesi organlarıyla temsil edileceği, yöneticilerin süresi dolmuşsa, şirketin kendi organlarını seçebileceği gibi, bunun gerçekleşmemesi halinde, şirket aleyhine açılan dava için de esas davayı gören mahkemece bir «temsil kayyımı atanması» suretiyle yargılamaya devam edilebileceği, şirketin veya bir mal varlığının tasfiyesi söz konusu olmadığından tasfiye memuru atanmasının da söz konusu olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının re'sen kaldırılmasına, yeninden esas hakkında hüküm kurulmasına, buna göre davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Memurluğunun 401668-0 sicil numarasına kayıtlı iken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'«sen terkin» edilmiş olan Gaıa Reklamevi ve Basım Hizmetleri Ltd.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilince tesis edilen re'«sen terkin» işleminin, «ihyası» istenen şirketin «sermaye artırım» yükümlülüğünü yerine getirmediğinin anlaşılması üzerine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5’inci maddesi gereğin re'sen terkin kapsamına alınarak, «tebligat» ve «ilan» prosedürlerinin yerine getirilmesi ile sicil «kaydının» re’sen terkin edildiğini, ihyası halinde şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek müvekkilinin, davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmamasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, «ihyası» istenilen şirketin «sermaye artırımı» yapmamasından dolayı 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre «sicilden terkin» edildiği, aynı maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca, şirketin sicil kayıtlarına göre şirketi «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere «ihtar» yollanması gerekmesine rağmen tarafça şirkete ve şirket temsilcilerine re'«sen terkin» ihtarına dair ayrı ayrı «tebligat» çıkarılmadığı, buna ilişkin tebliğ mazbatalarının dosyaya sunulmadığı, terkine ilişkin ihtar yalnız «ilan» yoluyla yapıldığından terkin işleminin usulsüz olduğu, beş yıllık «hak düşürücü sürenin» bu sebeple dikkate alınmayacağı ve davalının «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinden sorumlu olduğu, ihyası istenilen şirketin «son» yetkili temsilcisi olan ...'ın 11.12.2018 tarihinde vefat ettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Gaıa Reklamevi ve Basım Hizmetleri Ltd.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının «rücuen tazminat» talep etme hakkının «ihyası» istenilen şirketin re’«sen terkin» edildiği 03.02.2015 tarihinin üzerinden 5 yıl geçtikten sonra doğduğu, rücuen tazminat davasını açmadan şirketin ihyasını istemekte «hukuki yararının» bulunmayacağı, hukuki yararın doğduğu tarihte ise «hak düşürücü sürenin» dolduğundan söz edilemeyeceği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun (HGK) 2017/11-3184-2021/1107 sayılı ilamında da vurgulandığı üzere uyuşmazlığın, taraflar arasında çıkan hukuki ihtilafının sonlandırılmasına yönelik şirketin ihyasına ilişkin olup, 6102 sayılı Kanun’un 547 nci maddesi anlamında ek «tasfiye» niteliğinde değerlendirilmesi gerektiği, zira bu durumda şirketin sona erme nedeninin ortadan kalktığı anlamına gelmediği, sadece hukuki uyuşmazlığının sonlandırılmasının amaçlandığı, somut uyuşmazlıkta aynı Kanun'un 7 nci maddesi uyarınca sicilden «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «tasfiye işlemleri» için de şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiği, bu itibarla 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi gereğince ek tasfiye kararı ile birlikte ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması nedeni ile İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılması sureti ile esas hakkında yeniden hüküm kurularak; davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 180993 sicil sırasında kayıtlı iken terkin edilen dava konusu «şirketin tasfiyeyle» sınırlı olmak üzere ihyasına, ek tasfiyeyi sağlamak üzere şirketin «son» «temsilcisi» Aydın Şahin’in şirkete tasfiye memuru olarak atanmasına, şirket yetkilisine «ihtar» edilmeden ihyası talep edilen şirketin usulsüz terkin edilmesi nedeni ile davanın açılmasına sebebiyet verenin davalı kurum olduğu, bu itibarla davalı aleyhine «yargılama giderleri» ile «vekalet ücretine» hükmedilmesine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/232 E. sayılı dosyasında «ihyası» istenilen Gruphan Temizlik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (Eski unvanı Em-Ka Temizlik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi) hakkında «alacak davası» açıldığını, ancak Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından re’sen şirketin sicil «kaydının» silindiğinin tespit edildiğini, mahkemece «şirketin ihyası» yönünde süre verildiğini, davaya devam edebilmek için şirketin ihyası gerektiğini ileri sürerek, adı geçen şirketin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmişt …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ek tasfiye işlemleri · rücuen tazminat · rücu · alacak davası · usulden reddi · hukuki yarar · vekalet ücreti
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının «rücuen tazminat» talep etme hakkının «ihyası» istenilen şirketin re’«sen terkin» edildiği 03.02.2015 tarihinin üzerinden 5 yıl geçtikten sonra doğduğu, rücuen tazminat davasını açmadan şirketin ihyasını istemekte «hukuki yararının» bulunmayacağı, hukuki yararın doğduğu tarihte ise «hak düşürücü sürenin» dolduğundan söz edilemeyeceği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun (HGK) 2017/11-3184-2021/1107 sayılı ilamında da vurgulandığı üzere uyuşmazlığın, taraflar arasında çıkan hukuki ihtilafının sonlandırılmasına yönelik şirketin ihyasına ilişkin olup, 6102 sayılı Kanun’un 547 nci maddesi anlamında ek «tasfiye» niteliğinde değerlendirilmesi gerektiği, zira bu durumda şirketin sona erme nedeninin ortadan kalktığı anlamına gelmediği, sadece hukuki uyuşmazlığının sonlandırılmasının amaçlandığı, somut uyuşmazlıkta aynı Kanun'un 7 nci maddesi uyarınca sicilden «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «tasfiye işlemleri» için de şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiği, bu itibarla 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi gereğince ek tasfiye kararı ile birlikte ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması nedeni ile İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılması sureti ile esas hakkında yeniden hüküm kurularak; davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 180993 sicil sırasında kayıtlı iken terkin edilen dava konusu «şirketin tasfiyeyle» sınırlı olmak üzere ihyasına, ek tasfiyeyi sağlamak üzere şirketin «son» «temsilcisi» Aydın Şahin’in şirkete tasfiye memuru olarak atanmasına, şirket yetkilisine «ihtar» edilmeden ihyası talep edilen şirketin usulsüz terkin edilmesi nedeni ile davanın açılmasına sebebiyet verenin davalı kurum olduğu, bu itibarla davalı aleyhine «yargılama giderleri» ile «vekalet ücretine» hükmedilmesine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tescile dair verilen davalarda müvekkilinin «yasal hasım» durumunda olması nedeni ile taraflarına «yargılama gideri» ile «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerektiğini, «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, sicil kayıtları silinen şirket borçlarının şirketlerin unvanlarının silinmesine engel olmayacağı dikkate alındığında davacının dava açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/232 E. sayılı dosyasında «ihyası» istenilen Gruphan Temizlik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (Eski unvanı Em-Ka Temizlik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi) hakkında «alacak davası» açıldığını, ancak Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından re’sen şirketin sicil «kaydının» silindiğinin tespit edildiğini, mahkemece «şirketin ihyası» yönünde süre verildiğini, davaya devam edebilmek için şirketin ihyası gerektiğini ileri sürerek, adı geçen şirketin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmişt …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/332 E. 2023/906 K.
Ortak:münfesihlik · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · yargılama giderleri · ihya · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, «yasal hasım» konumunda olan davalı Sicil Müdürlüğünün, şirketin «terkin» işlemlerinin yapıldığı tarihte, şirket hakkındaki «derdest» davadan haberdar olduğuna ve bu hususta bilgilendirildiğine dair dosyaya bir delil sunulmadığı gibi, terkin işleminin usulsüzlüğüne dair başkaca bir sebep ve delil de ileri sürülmediğinden davanın açılmasına sebebiyet vermediği, İlk Derece Mahkemesince 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca şirket yetkililerine yapılması gereken «tebligatların» yapılmadığı gerekçesiyle davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulduğu ancak davalı vekilinin şirketi «temsile» yetkili kişilere tebligat yapıldığını, dava dilekçesinde işlemin usulsüzlüğüne ilişkin bir iddianın ileri sürülmediğini, davacı tarafından ileri sürülmeyen bir hususun mahkemece dikkate alınarak yasal hasım olan davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini savunduğu, davacının geçici 7 nci maddenin onbeşinci fıkrasına dayanarak «şirketin ihyası» isteminde bulunduğu dikkate alındığında ve geçici 7 nci maddede gösterilen şartlar gerçekleşmeden şirketin terkin edildiği ileri sürülmediğine göre, Mahkemece davalının tesis ettiği işlemin hatalı olduğu kabul edilerek yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin doğru olmadığı, davalı vekilinin istinaf başvurusu bu nedenle yerinde olduğu, öte yandan, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «sicilden terkin» edilmiş olan bir şirketin ihyasına karar verildiğinde, ayrıca «tasfiye memuru atanmaması» gerektiği, zira «şirketin tasfiyesiz» olarak sicilden terkin edildiği, tasfiye memuru atanması halinde, bu kararla şirketin varsa terkin öncesi organlarıyla temsil edileceği, yöneticilerin süresi dolmuşsa, şirketin kendi organlarını seçebileceği gibi, bunun gerçekleşmemesi halinde, şirket aleyhine açılan dava için de esas davayı gören mahkemece bir «temsil kayyımı atanması» suretiyle yargılamaya devam edilebileceği, şirketin veya bir mal varlığının tasfiyesi söz konusu olmadığından tasfiye memuru atanmasının da söz konusu olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının re'sen kaldırılmasına, yeninden esas hakkında hüküm kurulmasına, buna göre davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Memurluğunun 401668-0 sicil numarasına kayıtlı iken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'«sen terkin» edilmiş olan Gaıa Reklamevi ve Basım Hizmetleri Ltd.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilince tesis edilen re'«sen terkin» işleminin, «ihyası» istenen şirketin «sermaye artırım» yükümlülüğünü yerine getirmediğinin anlaşılması üzerine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5’inci maddesi gereğin re'sen terkin kapsamına alınarak, «tebligat» ve «ilan» prosedürlerinin yerine getirilmesi ile sicil «kaydının» re’sen terkin edildiğini, ihyası halinde şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek müvekkilinin, davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmamasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, «ihyası» istenilen şirketin «sermaye artırımı» yapmamasından dolayı 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre «sicilden terkin» edildiği, aynı maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca, şirketin sicil kayıtlarına göre şirketi «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere «ihtar» yollanması gerekmesine rağmen tarafça şirkete ve şirket temsilcilerine re'«sen terkin» ihtarına dair ayrı ayrı «tebligat» çıkarılmadığı, buna ilişkin tebliğ mazbatalarının dosyaya sunulmadığı, terkine ilişkin ihtar yalnız «ilan» yoluyla yapıldığından terkin işleminin usulsüz olduğu, beş yıllık «hak düşürücü sürenin» bu sebeple dikkate alınmayacağı ve davalının «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinden sorumlu olduğu, ihyası istenilen şirketin «son» yetkili temsilcisi olan ...'ın 11.12.2018 tarihinde vefat ettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Gaıa Reklamevi ve Basım Hizmetleri Ltd.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin geçtiği, re'«sen terkin» kararının geçerli olabilmesi için 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) ve (b) bentlerine uygun şekilde Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce işlem yapılmış olması gerektiği, çıkartılan «tebligat» evraklarının gönderilmesi istenildiği, sadece şirket «tüzel kişiliğine» tebligat çıkartıldığı, ancak şirket yetkilisine tebligat çıkartılmadığının görüldüğü, yapılan terkin işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki hususlar yerine getirilmediğinden «geçersiz» olduğu, bu nedenle yapılan terkin işlemi usulüne uygun olmadığından 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanmasının da mümkün olmadığı, «şirketin ihyası» gerektiği, davalının 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi çerçevesinde yaptığı terkin işlemi hatalı olduğundan, davalının «yargılama giderleri» ve vekalet ücretinden sorumlu olduğu, re'sen siciliden terkin edilmiş şirketler bakımından ihya kararı verilmesi halinde şirketlerin «tasfiye» haline gireceğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığından, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi hükmünden farklı olarak bu durumda «tasfiye memuru atanması» gerekmediği anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi isabetli olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf ta …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde «ihya» davasının 5 yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açılması gerektiği kabul edilmekte ise de açmış oldukları davanın hizmet tespit talebine ilişkin olduğunu, kamu davası niteliğinde olduğunu, davalı şirketin «sicilden terkin» edildiği hususunun müvekkili tarafından bilinmesinin beklenemeyeceğini, açmış oldukları kamu davası niteliğindeki davanın hak düşürücü süre yönünden reddinin «hakkaniyete» uygun bir karar olmadığını, «hizmet tespit davası» «kamu düzenine» ilişkin bir dava olup hak düşürücü bir süreye tabii olmadığını, «zamanaşımı» da uygulanmadığını, hal böyle olunca hizmet tespit davalarında müvekkilinin çalıştığı şirketin sicilden silinip silinmediğini bilmesinin beklenemeyeceğini, belirte …
Değerlendirme 1.Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «ticaret sicilinden resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret sicilinden resen terkin · hizmet tespiti davası · resen terkin · hukuki menfaat · hakkaniyet · tespit davası · dava şartı yokluğu · kamu düzeni
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde «ihya» davasının 5 yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açılması gerektiği kabul edilmekte ise de açmış oldukları davanın hizmet tespit talebine ilişkin olduğunu, kamu davası niteliğinde olduğunu, davalı şirketin «sicilden terkin» edildiği hususunun müvekkili tarafından bilinmesinin beklenemeyeceğini, açmış oldukları kamu davası niteliğindeki davanın hak düşürücü süre yönünden reddinin «hakkaniyete» uygun bir karar olmadığını, «hizmet tespit davası» «kamu düzenine» ilişkin bir dava olup hak düşürücü bir süreye tabii olmadığını, «zamanaşımı» da uygulanmadığını, hal böyle olunca hizmet tespit davalarında müvekkilinin çalıştığı şirketin sicilden silinip silinmediğini bilmesinin beklenemeyeceğini, belirte …
Değerlendirme 1.Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «ticaret sicilinden resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Temyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde özetle; 04.11.2015 tarihinde şirketin sicilden silindiğini, beş yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, «resen terkin» işleminin usulüne uygun yapıldığını, davalının «yasal hasım» olduğunu ve müdürlüğün kusurunun bulunmadığını, bu nedenle davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmemesi gerektiğini, belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrası «son» cümlesi uyarınca, ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/6368 E. , 2024/55 K.
"İçtihat Metni"
Esas No : 2023/6368
Karar No : 2024/55
¸
T. C.
YARGITAY
1 1 . HUKUKDAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGITAYİL Â M I
Esas No : 2023/6368
Karar No : 2024/55
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
TARİHİ 20.09.2023
SAYISI 2023/1079 Esas, 2023/1424 Karar
DAVACI Halk Finansal Kiralama Anonim Şirketi vekili
HÜKÜM
İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm
tesisi ile davanın kabulü
TEMYİZ EDEN Davalı vekili
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ 16.03.2023
SAYISI 2023/24 E., 2023/212 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2017/4905 sayılı dosyasında başlatılan takipte, borçlunun terkin edilmesi nedeniyle ödeme emrinin tebliğ edilemediğini, sicil kaydının silinmesi ile alacakların tahsilinin engellendiğini ileri sürerek re'sen terkin edilen Gaıa Reklamevi ve Basım Hizmetleri Ltd. Şti.nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilince tesis edilen re'sen terkin işleminin, ihyası istenen şirketin sermaye artırım yükümlülüğünü yerine getirmediğinin anlaşılması üzerine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5’inci maddesi gereğin re'sen terkin kapsamına alınarak, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesi ile sicil kaydının re’sen terkin edildiğini, ihyası halinde şirkete tasfiye memuru atanması gerektiğini belirterek müvekkilinin, davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmamasını istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, ihyası istenilen şirketin sermaye artırımı yapmamasından dolayı 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre sicilden terkin edildiği, aynı maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca, şirketin sicil kayıtlarına göre şirketi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ihtar yollanması gerekmesine rağmen tarafça şirkete ve şirket temsilcilerine re'sen terkin ihtarına dair ayrı ayrı tebligat çıkarılmadığı, buna ilişkin tebliğ mazbatalarının dosyaya sunulmadığı, terkine ilişkin ihtar yalnız ilan yoluyla yapıldığından terkin işleminin usulsüz olduğu, beş yıllık hak düşürücü sürenin bu sebeple dikkate alınmayacağı ve davalının yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu olduğu, ihyası istenilen şirketin son yetkili temsilcisi olan ...'ın 11.12.2018 tarihinde vefat ettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Gaıa Reklamevi ve Basım Hizmetleri Ltd.
Şti. unvanlı şirketin sicildeki terkin kaydının İstanbul 10. İcra Dairesi'nin 2017/4905 sayılı icra dosyasının yürütülmesi işlemleriyle sınırlı olarak iptali ile aynı unvanla ticaret siciline tescili sureti ile ihyasına, şirketin temsile son yetkilinin vefat etmiş olması, başkaca ortak ve yetkilisinin bulunmaması nedeniyle Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Özlem Babaeker'in 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alehylerine yargılama gideri ve vekâlet ücreti hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönü ile kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, yasal hasım konumunda olan davalı Sicil Müdürlüğünün, şirketin terkin işlemlerinin yapıldığı tarihte, şirket hakkındaki derdest davadan haberdar olduğuna ve bu hususta bilgilendirildiğine dair dosyaya bir delil sunulmadığı gibi, terkin işleminin usulsüzlüğüne dair başkaca bir sebep ve delil de ileri sürülmediğinden davanın açılmasına sebebiyet vermediği, İlk Derece Mahkemesince 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca şirket yetkililerine yapılması gereken tebligatların yapılmadığı gerekçesiyle davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulduğu ancak davalı vekilinin şirketi temsile yetkili kişilere tebligat yapıldığını, dava dilekçesinde işlemin usulsüzlüğüne ilişkin bir iddianın ileri sürülmediğini, davacı tarafından ileri sürülmeyen bir hususun mahkemece dikkate alınarak yasal hasım olan davalı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini savunduğu, davacının geçici 7 nci maddenin onbeşinci fıkrasına dayanarak şirketin ihyası isteminde bulunduğu dikkate alındığında ve geçici 7 nci maddede gösterilen şartlar gerçekleşmeden şirketin terkin edildiği ileri sürülmediğine göre, Mahkemece davalının tesis ettiği işlemin hatalı olduğu kabul edilerek yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin doğru olmadığı, davalı vekilinin istinaf başvurusu bu nedenle yerinde olduğu, öte yandan, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca sicilden terkin edilmiş olan bir şirketin ihyasına karar verildiğinde, ayrıca tasfiye memuru atanmaması gerektiği, zira şirketin tasfiyesiz olarak sicilden terkin edildiği, tasfiye memuru atanması halinde, bu kararla şirketin varsa terkin öncesi organlarıyla temsil edileceği, yöneticilerin süresi dolmuşsa, şirketin kendi organlarını seçebileceği gibi, bunun gerçekleşmemesi halinde, şirket aleyhine açılan dava için de esas davayı gören mahkemece bir temsil kayyımı atanması suretiyle yargılamaya devam edilebileceği, şirketin veya bir mal varlığının tasfiyesi söz konusu olmadığından tasfiye memuru atanmasının da söz konusu olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının re'sen kaldırılmasına, yeninden esas hakkında hüküm kurulmasına, buna göre davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Memurluğunun 401668-0 sicil numarasına kayıtlı iken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'sen terkin edilmiş olan Gaıa Reklamevi ve Basım Hizmetleri Ltd.
Şti.nin sicil kaydının, İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2017/4905 sayılı dosyası yönünden yapılacak işlemler ile sınırlı olmak üzere ihyasına, ilanına, davalı yasal hasım konumunda olduğundan, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sınırlı ihya durumunda 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memuru atanması gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli, 2017/11-3184 E. ve 2021/1107 K. sayılı ilâmının ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.09.2022 tarihli, 2022/5079 E. ve 2022/5435 K. Sayılı kararlarının aynı yönde olduğunu, tasfiye memuru atanmaması durumunda MERSİS'te işlem yapılamayacağını belirterek ihyası istenen şirkete tasfiye memuru atanması yönünde karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilden re'sen terkin edilen şirketin, bu şirkete karşı başlatılmış ancak taraf teşkilinden dolayı ödeme emri tanzim edilmemesi sebebi ile ihyası talebine ilişkin olup, uyuşmazlık ihya kararı ile birlikte şirkete tasfiye memuru atanıp atanamayacağı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 574 nci maddesinin ikinci fıkrası, geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası, onbeşinci fıkrası.
3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/11-3184 E., 2021/1107 K. sayılı ilâmı, 11. Hukuk Dairesinin 05.09.2022 tarihli ve 2022/5079 E., 2022/5435 K. sayılı ilâmı, 2022/490 E., 2022/754 K. Sayılı ilâmı.
3. Değerlendirme
İhyası istenen şirketin ticaret sicilden terkin sebebi sermaye artırım yükümlülüğünü yerine getirmemesinden dolayı 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinden kaynaklanmaktadır. Mezkûr madde, ihyaya karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması yönünde bir hüküm içermemekle birlikte, münfesihlik durumu ortadan kalkmamış şirket hakkında verilen ihya kararının ek tasfiye olarak değerlendirilip aynı Kanun'un 547 nci maddesinde olduğu gibi sınırlı olarak ihyaya karar verilmesi ve aynı zamanda tasfiye memuru atanması gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca sicilden terkin edilmiş olan bir şirketin ihyasına karar verildiğinde ayrıca tasfiye memuru atanmaması gerektiği yönündeki kararı isabetli olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/999098600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz