Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/332 E. 2023/906 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': 'beş yıllık', 'kanun': ['6102/-7', '6102/7']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret sicilinden resen terkin↗ hizmet tespiti davası↗ münfesihlik↗ resen terkin↗ re'sen terkin↗ ihya davası↗ hukuki menfaat↗ yasal hasım↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ sicilden terkin↗ hakkaniyet↗ tespit davası↗ dava şartı yokluğu↗ yargılama giderleri↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ kamu düzeni↗ tüzel kişilik↗ hak düşürücü süre↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ anonim şirket↗ usulden reddi↗ ihtar↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ geçersizlik↗ ek tasfiye↗ terkin↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ vekalet ücreti↗ zamanaşımı↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası talep edilen şirketin, 04.11.2015 tarihinde terkin edildiği, ihya davasının 6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinde düzenlenen beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 29.04.2022 tarihinde açıldığı, bu davanın dayanağı olan hizmet tespiti davasının dahi beş yıllık süre sonrasında 24.11.2021 tarihinde açılmış olduğu, hak düşürücü süre uygulamasına engel olur şekilde ihyası talep edilen şirket hakkında terkin tarihinde görülmekte olan bir davanın bulunmadığı, buna göre davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde ihya davasının 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiği kabul edilmekte ise de açmış oldukları davanın hizmet tespit talebine ilişkin olduğunu, kamu davası niteliğinde olduğunu, davalı şirketin sicilden terkin edildiği hususunun müvekkili tarafından bilinmesinin beklenemeyeceğini, açmış oldukları kamu davası niteliğindeki davanın hak düşürücü süre yönünden reddinin hakkaniyete uygun bir karar olmadığını, hizmet tespit davası kamu düzenine ilişkin bir dava olup hak düşürücü bir süreye tabii olmadığını, zamanaşımı da uygulanmadığını, hal böyle olunca hizmet tespit davalarında müvekkilinin çalıştığı şirketin sicilden silinip silinmediğini bilmesinin beklenemeyeceğini, belirterek verilmiş olan kararın kaldırılarak davanın kabulü yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin geçtiği, re'sen terkin kararının geçerli olabilmesi için 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) ve (b) bentlerine uygun şekilde Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce işlem yapılmış olması gerektiği, çıkartılan tebligat evraklarının gönderilmesi istenildiği, sadece şirket tüzel kişiliğine tebligat çıkartıldığı, ancak şirket yetkilisine tebligat çıkartılmadığının görüldüğü, yapılan terkin işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki hususlar yerine getirilmediğinden geçersiz olduğu, bu nedenle yapılan terkin işlemi usulüne uygun olmadığından 5 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmasının da mümkün olmadığı, şirketin ihyası gerektiği, davalının 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi çerçevesinde yaptığı terkin işlemi hatalı olduğundan, davalının yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olduğu, re'sen siciliden terkin edilmiş şirketler bakımından ihya kararı verilmesi halinde şirketlerin tasfiye haline gireceğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığından, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi hükmünden farklı olarak bu durumda tasfiye memuru atanması gerekmediği anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi isabetli olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde özetle; 04.11.2015 tarihinde şirketin sicilden silindiğini, beş yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, resen terkin işleminin usulüne uygun yapıldığını, davalının yasal hasım olduğunu ve müdürlüğün kusurunun bulunmadığını, bu nedenle davalı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini, belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık şirketin ihyasına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilinden resen terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2.6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrası son cümlesi uyarınca, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler. Düzenlenen beş yıllık süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup terkin işlemlerinin Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından kanunda aranan nitelikte yapılmaması, eksik ya da hatalı işlemler sonucunda terkinin yapılması halinde bu durum hak düşürücü süreye etkili değildir. Somut olayda ihyası talep edilen şirket, son beş yıldır genel kurul yapmaması nedeniyle 04.11.2015 tarihinde terkin edilmiş olup ihya davasının ise 6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasında düzenlenen beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 29.04.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Davanın, hak düşürücü süreden sonra açılmış olması nedeniyle, yasada düzenlenen ihya sebeplerinden hiçbirisinin dinlenme imkanı bulunmamakta olup davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3122 E. 2016/3558 K.
Ortak:münfesihlik · resen terkin · hukuki menfaat · sicilden terkin · ihya · tasfiye memuru · anonim şirket · ihtar · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde «ihya» davasının 5 yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açılması gerektiği kabul edilmekte ise de açmış oldukları davanın hizmet tespit talebine ilişkin olduğunu, kamu davası niteliğinde olduğunu, davalı şirketin «sicilden terkin» edildiği hususunun müvekkili tarafından bilinmesinin beklenemeyeceğini, açmış oldukları kamu davası niteliğindeki davanın hak düşürücü süre yönünden reddinin «hakkaniyete» uygun bir karar olmadığını, «hizmet tespit davası» «kamu düzenine» ilişkin bir dava olup hak düşürücü bir süreye tabii olmadığını, «zamanaşımı» da uygulanmadığını, hal böyle olunca hizmet tespit davalarında müvekkilinin çalıştığı şirketin sicilden silinip silinmediğini bilmesinin beklenemeyeceğini, belirte …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin geçtiği, re'«sen terkin» kararının geçerli olabilmesi için 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) ve (b) bentlerine uygun şekilde Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce işlem yapılmış olması gerektiği, çıkartılan «tebligat» evraklarının gönderilmesi istenildiği, sadece şirket «tüzel kişiliğine» tebligat çıkartıldığı, ancak şirket yetkilisine tebligat çıkartılmadığının görüldüğü, yapılan terkin işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki hususlar yerine getirilmediğinden «geçersiz» olduğu, bu nedenle yapılan terkin işlemi usulüne uygun olmadığından 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanmasının da mümkün olmadığı, «şirketin ihyası» gerektiği, davalının 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi çerçevesinde yaptığı terkin işlemi hatalı olduğundan, davalının «yargılama giderleri» ve vekalet ücretinden sorumlu olduğu, re'sen siciliden terkin edilmiş şirketler bakımından ihya kararı verilmesi halinde şirketlerin «tasfiye» haline gireceğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığından, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi hükmünden farklı olarak bu durumda «tasfiye memuru atanması» gerekmediği anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi isabetli olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf ta …
Değerlendirme 1.Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «ticaret sicilinden resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMadde hükmüne göre «anonim şirketler» 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, 6102 sayılı TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar «münfesih» olmaları, aralıksız «son» beş yıla ait «olağan genel kurul» toplantılarının yapılamaması, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce «tasfiye» işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle «ara» bilançoların ve kati bilançonun genel kurula tevdi edilemediği için «ticaret sicilinden terkin» edilememeleri sebepleriyle «resen terkin» edilebilirler.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin davacı Bankadan kredi kullandığı, kredi borcu ödenmeden borçlu şirketin TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca 31.10.2013 tarihinde Ticaret Sicil Müdürlüğünce resen «sicilden terkin» edildiği, davacının «tasfiye» sürecinden önce doğan alacağı nedeniyle icra takip işlemlerine devam edemediği, davacının bu nedenle «ihya» talebinde haklı olduğu gerekçesiyle A..
Bu şirketler «tasfiye memuru» bildirdikleri takdirde maddede gösterilecek usulde tasfiye edilecek olup, «ihtara» rağmen tasfiye memuru bildirmeyen şirketlerin unvanı ise ticaret sicilinden re'sen silinir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret sicilinden terkin · ticaret sicili tescili · olağanüstü genel kurul · ara karar · husumet yokluğu · limited şirket · husumet
Benzer bu karardaMadde hükmüne göre «anonim şirketler» 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, 6102 sayılı TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar «münfesih» olmaları, aralıksız «son» beş yıla ait «olağan genel kurul» toplantılarının yapılamaması, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce «tasfiye» işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle «ara» bilançoların ve kati bilançonun genel kurula tevdi edilemediği için «ticaret sicilinden terkin» edilememeleri sebepleriyle «resen terkin» edilebilirler.
Bu durum karşısında açılan davada «ticaret sicil» memurluğuna «husumet» yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ihyasına karar verilmesi istenilen şirkete ve bu şirketin «tasfiye» memuruna karşı açılan davanın «husumet yokluğundan» reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Şti'nin «kaydının» silinmesi işleminin iptali ile şirketin yeniden «ticaret siciline tescil» ve «ilanına» karar verilmiştir.
1-Dava, 6012 sayılı Yasa'nın geçici 7. maddesi uyarınca «ticaret sicilinden terkin» edilen şirketin ihyasına karar verilmesi istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4515 E. 2023/5411 K.
Ortak:hizmet tespiti davası · münfesihlik · hukuki menfaat · yasal hasım · şirketin ihyası · sicilden terkin · tespit davası · yargılama giderleri · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde «ihya» davasının 5 yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açılması gerektiği kabul edilmekte ise de açmış oldukları davanın hizmet tespit talebine ilişkin olduğunu, kamu davası niteliğinde olduğunu, davalı şirketin «sicilden terkin» edildiği hususunun müvekkili tarafından bilinmesinin beklenemeyeceğini, açmış oldukları kamu davası niteliğindeki davanın hak düşürücü süre yönünden reddinin «hakkaniyete» uygun bir karar olmadığını, «hizmet tespit davası» «kamu düzenine» ilişkin bir dava olup hak düşürücü bir süreye tabii olmadığını, «zamanaşımı» da uygulanmadığını, hal böyle olunca hizmet tespit davalarında müvekkilinin çalıştığı şirketin sicilden silinip silinmediğini bilmesinin beklenemeyeceğini, belirte …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin geçtiği, re'«sen terkin» kararının geçerli olabilmesi için 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) ve (b) bentlerine uygun şekilde Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce işlem yapılmış olması gerektiği, çıkartılan «tebligat» evraklarının gönderilmesi istenildiği, sadece şirket «tüzel kişiliğine» tebligat çıkartıldığı, ancak şirket yetkilisine tebligat çıkartılmadığının görüldüğü, yapılan terkin işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki hususlar yerine getirilmediğinden «geçersiz» olduğu, bu nedenle yapılan terkin işlemi usulüne uygun olmadığından 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanmasının da mümkün olmadığı, «şirketin ihyası» gerektiği, davalının 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi çerçevesinde yaptığı terkin işlemi hatalı olduğundan, davalının «yargılama giderleri» ve vekalet ücretinden sorumlu olduğu, re'sen siciliden terkin edilmiş şirketler bakımından ihya kararı verilmesi halinde şirketlerin «tasfiye» haline gireceğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığından, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi hükmünden farklı olarak bu durumda «tasfiye memuru atanması» gerekmediği anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi isabetli olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf ta …
Temyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde özetle; 04.11.2015 tarihinde şirketin sicilden silindiğini, beş yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, «resen terkin» işleminin usulüne uygun yapıldığını, davalının «yasal hasım» olduğunu ve müdürlüğün kusurunun bulunmadığını, bu nedenle davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmemesi gerektiğini, belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Benzer bu karardaŞti. ve BNM Tekstil Tic.Ltd.Şti. isimli şirketlerin hasım gösterilerek «hizmet tespit davası» açtıklarını, şirketlerin «terkin» edildiğinin yargılama sırasında öğrenildiğini, mahkemenin taraf teşkilinin sağlanması açısından davalı «şirketin ihyası» konusunda dava açmak üzere süre verdiğini bildirmiş, davalı şirketlerin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; her iki şirketin adres durumu nedeniyle vergi dairesinden «terk» sayılması sebebiyle 08.12.2014 tarihinde «münfesih» sayılarak şirketlerin tescilli adresine «ihtarda» bulunulduğunu, ihtarın 11.12.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığını, yasal süresi içerisinde ihtarlara yanıt verilmemesi nedeniyle 25.03.2015 tarihinde şirketlerin sicil «kaydının» resen silindiğini, terkin işleminin kanun ve tebliğ hükümleri ile Yargıtay Kararları'na uygun şekilde yapıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 31 inci maddesine gereği tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişiklik gibi adres değişikliğinin de tescil ettirilmesi gerektiği, münfesih olan şirketlerin tescilli adreslerine gönderilen «ihtarnamelerin» tebliğ edilememesinin tamamen ilgili şirketlerin basiretli bir «tacir» olarak davranmaması ve yasal yükümlülüğününü yerine getirmemesinden kaynaklandığını, dolayısıyla tescilli adrese gönderilen ihtarnamelerin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin (4) kısım a) bendi gereği tebliğ edilmiş sayılacağını, müdürlüğün davada zorunlu «yasal hasım» olduğunu. yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırı husus, «kusur» bulunmaması nedeniyle davanın açılmasına sebebiyet vermeyen müdürlükleri aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini bildirmiş yasal süresinde açılmayan davanın süre yönünden reddine, karar verilmesini istemiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:somut norm denetimi · sahtelik · kamu düzenine aykırılık · kısıtlılık · istinaf incelemesi · limited şirket · ihtarname · tacir
Benzer bu kararda… yılları arasında aralıksız olarak çalıştığını, müvekkilinin emekliliğinin aradan 8 yıl geçtikten sonra 11.09.2008-15.09.2009 tarihleri arasındaki hizmet sürelerinin «sahteliği» öne sürülerek iptal edildiğini ve maaşının kesildiğini, bu durumun müvekkilinin mağduriyetine sebep olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde herhangi bir «hak düşürücü süreye» değinilmediğini, ayrıca sigortalılığın tespiti davasının herhangi bir «zamanaşımı» yada hak düşürücü süreye tabi değilken «ihya» davasının 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olması nedeniyle reddinin müvekkilinin hak arama hürriyetinin de «kısıtlanmasına» sebep olduğunu, bu davaların hak düşürücü süreye tabi olmadığının Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay içthatları ile de belirtildiğini, kararının «istinaf incelemesi» neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; her iki şirketin adres durumu nedeniyle vergi dairesinden «terk» sayılması sebebiyle 08.12.2014 tarihinde «münfesih» sayılarak şirketlerin tescilli adresine «ihtarda» bulunulduğunu, ihtarın 11.12.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığını, yasal süresi içerisinde ihtarlara yanıt verilmemesi nedeniyle 25.03.2015 tarihinde şirketlerin sicil «kaydının» resen silindiğini, terkin işleminin kanun ve tebliğ hükümleri ile Yargıtay Kararları'na uygun şekilde yapıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 31 inci maddesine gereği tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişiklik gibi adres değişikliğinin de tescil ettirilmesi gerektiği, münfesih olan şirketlerin tescilli adreslerine gönderilen «ihtarnamelerin» tebliğ edilememesinin tamamen ilgili şirketlerin basiretli bir «tacir» olarak davranmaması ve yasal yükümlülüğününü yerine getirmemesinden kaynaklandığını, dolayısıyla tescilli adrese gönderilen ihtarnamelerin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin (4) kısım a) bendi gereği tebliğ edilmiş sayılacağını, müdürlüğün davada zorunlu «yasal hasım» olduğunu. yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırı husus, «kusur» bulunmaması nedeniyle davanın açılmasına sebebiyet vermeyen müdürlükleri aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini bildirmiş yasal süresinde açılmayan davanın süre yönünden reddine, karar verilmesini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi «kamu düzenine aykırılık» görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Değerlendirme 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine istinaden «münfesih» olmasına veya sayılmasına karşın «tasfiye» edilmeyerek «ticaret sicili» kayıtlarından «terkin» edilmeyen anonim ve «limited şirketler» ile kooperatiflerin tasfiyelerine ve sicilden terkinine ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, böylece bu şirketler ile kooperatiflerin varlıklarını şeklen sürdürmelerinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3928 E. 2023/4583 K.
Ortak:münfesihlik · re'sen terkin · hukuki menfaat · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · dava şartı yokluğu · ihya · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin geçtiği, re'«sen terkin» kararının geçerli olabilmesi için 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) ve (b) bentlerine uygun şekilde Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce işlem yapılmış olması gerektiği, çıkartılan «tebligat» evraklarının gönderilmesi istenildiği, sadece şirket «tüzel kişiliğine» tebligat çıkartıldığı, ancak şirket yetkilisine tebligat çıkartılmadığının görüldüğü, yapılan terkin işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki hususlar yerine getirilmediğinden «geçersiz» olduğu, bu nedenle yapılan terkin işlemi usulüne uygun olmadığından 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanmasının da mümkün olmadığı, «şirketin ihyası» gerektiği, davalının 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi çerçevesinde yaptığı terkin işlemi hatalı olduğundan, davalının «yargılama giderleri» ve vekalet ücretinden sorumlu olduğu, re'sen siciliden terkin edilmiş şirketler bakımından ihya kararı verilmesi halinde şirketlerin «tasfiye» haline gireceğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığından, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi hükmünden farklı olarak bu durumda «tasfiye memuru atanması» gerekmediği anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi isabetli olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf ta …
Değerlendirme 1.Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «ticaret sicilinden resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Davanın, hak düşürücü süreden sonra açılmış olması nedeniyle, yasada düzenlenen «ihya» sebeplerinden hiçbirisinin dinlenme imkanı bulunmamakta olup davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaTicaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." hükmü yer aldığı, «ihyası» istenen şirketin ticaret sicilinden 03.02.2015 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, 03.02.2020 tarihinde 5 yıllık dava açma süresinin dolduğu, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 07.05.2022 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sicil Müdürlüğünce, «ihyası» istenen şirketin «temsil» ve ilzama yetkili kişilerine 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası (a) bendi uyarınca yapılması gereken «tebligat» ve ihtarların yapılmadığı, şirket adresine çıkarılan tebligatın ise adres yetersizliğinden iade edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrası uyarınca «münfesih» sayılan şirkete «tasfiye işlemleri» için «tasfiye memuru atanması» gerektiği, somut olayda 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm tesisi ile davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 136268 sicil sırasında kayıtlı iken «terkin» edilen Bayraktaroğulları İnşaat Tahhüt Gıda Turizm Makine Sanayi ve Ticaret Ltd.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ek tasfiye işlemleri · ticaret sicilinden terkin · sermaye artırımı · temsil
Benzer bu karardaSicil Müdürlüğünce, «ihyası» istenen şirketin «temsil» ve ilzama yetkili kişilerine 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası (a) bendi uyarınca yapılması gereken «tebligat» ve ihtarların yapılmadığı, şirket adresine çıkarılan tebligatın ise adres yetersizliğinden iade edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrası uyarınca «münfesih» sayılan şirkete «tasfiye işlemleri» için «tasfiye memuru atanması» gerektiği, somut olayda 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm tesisi ile davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 136268 sicil sırasında kayıtlı iken «terkin» edilen Bayraktaroğulları İnşaat Tahhüt Gıda Turizm Makine Sanayi ve Ticaret Ltd.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı «temsilcisi» tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
İş Mahkemesinin 2022/29 E. kayden Bayraktaroğulları İnşaat Taahhüt Turizm Ticaret Limited Şirketi ve Sosyal Güvenlik Kurumu aleyhine açtıkları davanın yargılaması sırasında adı geçen şirketin «ticaret sicilinden terk» edildiğinin öğrenildiğini belirterek şirketin ihyasına ve «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı «temsilcisi» cevap dilekçesinde, «ihyası» istenilen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 10 uncu maddesi kapsamında sermayesini 10.000,00 TL'ye çıkarmadığı için geçici 7 nci maddedeki usule uygun olarak 06.02.2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yapılan «ilan» ile sicilden re'«sen terkin» edildiğini, geçici 7 nci maddenin onbeşinci fıkrası uyarınca beş yıllık «hak düşürücü sürenin» 03.02.2020 tarihinde dolduğunu, davanın 07.05.2022 tarihinde açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1774 E. 2023/2082 K.
Ortak:ticaret sicilinden resen terkin · resen terkin · re'sen terkin · hukuki menfaat · şirketin ihyası · sicilden terkin · ihya · hak düşürücü süre · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin geçtiği, re'«sen terkin» kararının geçerli olabilmesi için 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) ve (b) bentlerine uygun şekilde Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce işlem yapılmış olması gerektiği, çıkartılan «tebligat» evraklarının gönderilmesi istenildiği, sadece şirket «tüzel kişiliğine» tebligat çıkartıldığı, ancak şirket yetkilisine tebligat çıkartılmadığının görüldüğü, yapılan terkin işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki hususlar yerine getirilmediğinden «geçersiz» olduğu, bu nedenle yapılan terkin işlemi usulüne uygun olmadığından 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanmasının da mümkün olmadığı, «şirketin ihyası» gerektiği, davalının 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi çerçevesinde yaptığı terkin işlemi hatalı olduğundan, davalının «yargılama giderleri» ve vekalet ücretinden sorumlu olduğu, re'sen siciliden terkin edilmiş şirketler bakımından ihya kararı verilmesi halinde şirketlerin «tasfiye» haline gireceğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığından, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi hükmünden farklı olarak bu durumda «tasfiye memuru atanması» gerekmediği anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi isabetli olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf ta …
Değerlendirme 1.Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «ticaret sicilinden resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde «ihya» davasının 5 yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açılması gerektiği kabul edilmekte ise de açmış oldukları davanın hizmet tespit talebine ilişkin olduğunu, kamu davası niteliğinde olduğunu, davalı şirketin «sicilden terkin» edildiği hususunun müvekkili tarafından bilinmesinin beklenemeyeceğini, açmış oldukları kamu davası niteliğindeki davanın hak düşürücü süre yönünden reddinin «hakkaniyete» uygun bir karar olmadığını, «hizmet tespit davası» «kamu düzenine» ilişkin bir dava olup hak düşürücü bir süreye tabii olmadığını, «zamanaşımı» da uygulanmadığını, hal böyle olunca hizmet tespit davalarında müvekkilinin çalıştığı şirketin sicilden silinip silinmediğini bilmesinin beklenemeyeceğini, belirte …
Benzer bu karardaDAVA Davacı dava dilekçesinde; İlağa Harita İnşaat Turizm Tekstil Konfeksiyon Sanayi Ticaret Limited Şirketinden daire aldığını, fakat tapuların tarafına devredilmediğini, şirketin İnegöl Ticaret Sicil Müdürlüğünce «sicilden terkin» edildiğini öğrendiğini, açılacak olan tapu iptali ve «alacak davası» nedeniyle «şirketin ihyası» gerektiğini ileri sürerek İlağa Harita İnşaat Turizm Tekstil Konfeksiyon San.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» talep edilen şirketin 24.06.2014 tarihinde sicilden re'«sen terkin» edildiği, davanın yasal dayanağının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi olduğu, anılan madde uyarınca ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirketin ihyasının silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde istenebileceği, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı istinaf dilekçesinde özetle; «hak düşürücü sürenin» şirketin «sicilden terkin» edildiğini öğrendiği tarihinden itibaren başlayacağını, «ihyası» istenen şirketin tapu devrini gerçekleştirmediğini, şirket yetkililerinin kendisini devamlı surette oyaladığını, bu nedenle «tapu iptal tescil» davası açmaya karar verdiğini, terkinden 2020 yılında haberdar olduğunu, kaldı ki davada uygulanacak hak düşürücü sürenin 10 yıl olduğunu belirterek davanın kabulü …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:öğrenme tarihi · tapu iptali ve tescil · alacak davası
Benzer bu karardaDAVA Davacı dava dilekçesinde; İlağa Harita İnşaat Turizm Tekstil Konfeksiyon Sanayi Ticaret Limited Şirketinden daire aldığını, fakat tapuların tarafına devredilmediğini, şirketin İnegöl Ticaret Sicil Müdürlüğünce «sicilden terkin» edildiğini öğrendiğini, açılacak olan tapu iptali ve «alacak davası» nedeniyle «şirketin ihyası» gerektiğini ileri sürerek İlağa Harita İnşaat Turizm Tekstil Konfeksiyon San.
İstinaf Sebepleri Davacı istinaf dilekçesinde özetle; «hak düşürücü sürenin» şirketin «sicilden terkin» edildiğini öğrendiği tarihinden itibaren başlayacağını, «ihyası» istenen şirketin tapu devrini gerçekleştirmediğini, şirket yetkililerinin kendisini devamlı surette oyaladığını, bu nedenle «tapu iptal tescil» davası açmaya karar verdiğini, terkinden 2020 yılında haberdar olduğunu, kaldı ki davada uygulanacak hak düşürücü sürenin 10 yıl olduğunu belirterek davanın kabulü …
Temyiz Sebepleri Davacı temyiz dilekçesinde özetle; «ihyası» istenen şirketin «terkin» edildiğini öğrendiği tarihte ihya davasını açtığını, «öğrenme tarihi» itibariyle 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolmadığını belirterek ve re'sen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2389 E. 2016/8405 K.
Ortak:resen terkin · re'sen terkin · hukuki menfaat · şirketin ihyası · ihya · ihtar · ek tasfiye · terkin
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin geçtiği, re'«sen terkin» kararının geçerli olabilmesi için 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) ve (b) bentlerine uygun şekilde Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce işlem yapılmış olması gerektiği, çıkartılan «tebligat» evraklarının gönderilmesi istenildiği, sadece şirket «tüzel kişiliğine» tebligat çıkartıldığı, ancak şirket yetkilisine tebligat çıkartılmadığının görüldüğü, yapılan terkin işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki hususlar yerine getirilmediğinden «geçersiz» olduğu, bu nedenle yapılan terkin işlemi usulüne uygun olmadığından 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanmasının da mümkün olmadığı, «şirketin ihyası» gerektiği, davalının 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi çerçevesinde yaptığı terkin işlemi hatalı olduğundan, davalının «yargılama giderleri» ve vekalet ücretinden sorumlu olduğu, re'sen siciliden terkin edilmiş şirketler bakımından ihya kararı verilmesi halinde şirketlerin «tasfiye» haline gireceğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığından, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi hükmünden farklı olarak bu durumda «tasfiye memuru atanması» gerekmediği anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi isabetli olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf ta …
Değerlendirme 1.Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «ticaret sicilinden resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» talep edilen şirketin, 04.11.2015 tarihinde «terkin» edildiği, ihya davasının 6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinde düzenlenen beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 29.04.2022 tarihinde açıldığı, bu davanın dayanağı olan hizmet tespiti davasının dahi beş yıllık süre sonrasında 24.11.2021 tarihinde açılmış olduğu, «hak düşürücü süre» uygulamasına engel olur şekilde ihyası talep edilen şirket hakkında terkin tarihinde görülmekte olan bir davanın bulunmadığı, buna göre davanın hak düşürücü süre i …
Benzer bu karardaDava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarına Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulü ile şirketin «tasfiye» işlemlerinin tamamlanması için ihyasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce şirkete ve şirket ortaklarına gönderilen yazıda «infisah» sebepleri farklı gösterildiği gibi «ihtar» usulünce tebliğ edilmediğinden «şirketin tasfiyesinin» gerçekleştirilemediği, hak sahibi şirket ortakları olan davacıların TTK'nın geçici 7.maddesinin 15.fıkrası uyarınca şirketin ihyasını talep etmekte «hukuki menfaatleri» olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile şirketin «tasfiye» işlemlerinin tamamlanması için ihyasına, kararın Ticaret Sicil Gazetesi'nde «ilanına», fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde hangi hallerde şirketlerin sicilden «resen terkin» edileceği düzenlenmiştir.Davalı ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:infisah · şirketin tasfiyesi
Benzer bu karardaTicaret Sicil Müdürlüğü'nce şirkete ve şirket ortaklarına gönderilen yazıda «infisah» sebepleri farklı gösterildiği gibi «ihtar» usulünce tebliğ edilmediğinden «şirketin tasfiyesinin» gerçekleştirilemediği, hak sahibi şirket ortakları olan davacıların TTK'nın geçici 7.maddesinin 15.fıkrası uyarınca şirketin ihyasını talep etmekte «hukuki menfaatleri» olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile şirketin «tasfiye» işlemlerinin tamamlanması için ihyasına, kararın Ticaret Sicil Gazetesi'nde «ilanına», fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Sicil Müdürlüğü'nce şirkete ve şirket ortaklarına gönderilen yazıda «infisah» «sebebi» farklı gösterildiği gibi, şirketin infisahı için gösterilen sebeplerin TTK geçici 7. maddesine uygun olmadığı anlaşılmaktadır.Bu durumda mahkemece şirketin ihyasına karar verilmesi gerekirken, şirketin «tasfiye» işlemlerinin tamamlanması için ihyasına karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/332 E. , 2023/906 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Kabul
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin, ... Dış Tic. A.Ş'ne ait olan işyerinde 24.09.1991 tarihinden 20.10.1994 tarihine kadar aralıksız çalıştığını, yatırılmayan primlerin ve çalışmanın tespiti ile kurum kayıtlarının düzeltilmesi ve müvekkilinin emekliliğe hak kazanabilmesi için ihyası talep edilen ... Dış Tic. A.Ş aleyhine 24.11.2021 tarihinde hizmet tespit davası açıldığını, davalı şirketin 04.11.2015 tarihinde davalı tarafından resen terkin edildiğinin görülmesi üzerine mahkeme tarafından ihya davası açmak için kendilerine süre verildiğini bildirmiş, terkin edilen ... Dış Ticaret Anonim Şirketi'nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; ... Dış Ticaret Anonim Şirketinin, 30.06.2015 tarihinde münfesih sayılarak tescilli adresine ihtarda bulunulduğunu, ihtarın sicil gazetesinde yayımlandığını, yasal süre içinde ihtara cevap verilmemesi nedeniyle şirketin sicil kaydının 04.11.2015 tarihinde resen silindiğini, davanın, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi uyarınca beş yıllık yasal süre içinde açılmaması nedeniyle süre yönünden reddinin gerektiğini, müdürlüğün yasal hasım olması ve dava açılmasına sebebiyet vermemesi nedeniyle aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası talep edilen şirketin, 04.11.2015 tarihinde terkin edildiği, ihya davasının 6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinde düzenlenen beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 29.04.2022 tarihinde açıldığı, bu davanın dayanağı olan hizmet tespiti davasının dahi beş yıllık süre sonrasında 24.11.2021 tarihinde açılmış olduğu, hak düşürücü süre uygulamasına engel olur şekilde ihyası talep edilen şirket hakkında terkin tarihinde görülmekte olan bir davanın bulunmadığı, buna göre davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde ihya davasının 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiği kabul edilmekte ise de açmış oldukları davanın hizmet tespit talebine ilişkin olduğunu, kamu davası niteliğinde olduğunu, davalı şirketin sicilden terkin edildiği hususunun müvekkili tarafından bilinmesinin beklenemeyeceğini, açmış oldukları kamu davası niteliğindeki davanın hak düşürücü süre yönünden reddinin hakkaniyete uygun bir karar olmadığını, hizmet tespit davası kamu düzenine ilişkin bir dava olup hak düşürücü bir süreye tabii olmadığını, zamanaşımı da uygulanmadığını, hal böyle olunca hizmet tespit davalarında müvekkilinin çalıştığı şirketin sicilden silinip silinmediğini bilmesinin beklenemeyeceğini, belirterek verilmiş olan kararın kaldırılarak davanın kabulü yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin geçtiği, re'sen terkin kararının geçerli olabilmesi için 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) ve (b) bentlerine uygun şekilde Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce işlem yapılmış olması gerektiği, çıkartılan tebligat evraklarının gönderilmesi istenildiği, sadece şirket tüzel kişiliğine tebligat çıkartıldığı, ancak şirket yetkilisine tebligat çıkartılmadığının görüldüğü, yapılan terkin işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki hususlar yerine getirilmediğinden geçersiz olduğu, bu nedenle yapılan terkin işlemi usulüne uygun olmadığından 5 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmasının da mümkün olmadığı, şirketin ihyası gerektiği, davalının 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi çerçevesinde yaptığı terkin işlemi hatalı olduğundan, davalının yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olduğu, re'sen siciliden terkin edilmiş şirketler bakımından ihya kararı verilmesi halinde şirketlerin tasfiye haline gireceğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığından, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi hükmünden farklı olarak bu durumda tasfiye memuru atanması gerekmediği anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi isabetli olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde özetle;
04. 11.2015 tarihinde şirketin sicilden silindiğini, beş yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, resen terkin işleminin usulüne uygun yapıldığını, davalının yasal hasım olduğunu ve müdürlüğün kusurunun bulunmadığını, bu nedenle davalı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini, belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık şirketin ihyasına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilinden resen terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2.6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrası son cümlesi uyarınca, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler. Düzenlenen beş yıllık süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup terkin işlemlerinin Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından kanunda aranan nitelikte yapılmaması, eksik ya da hatalı işlemler sonucunda terkinin yapılması halinde bu durum hak düşürücü süreye etkili değildir. Somut olayda ihyası talep edilen şirket, son beş yıldır genel kurul yapmaması nedeniyle 04.11.2015 tarihinde terkin edilmiş olup ihya davasının ise 6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasında düzenlenen beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 29.04.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davanın, hak düşürücü süreden sonra açılmış olması nedeniyle, yasada düzenlenen ihya sebeplerinden hiçbirisinin dinlenme imkanı bulunmamakta olup davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.02.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
(Karşı Oy)
KARŞIOY
Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın geçici 7 inci maddesi kapsamında açılan ihya davasıdır.
Bir ticaret şirketinin ticaret sicilinden resen terkini için TTK’nın geçici 7 inci maddesinde öngörülen uyarının tebliği ve ilan şartları usulüne uygun olarak yerine getirilmeden ihyası istenen şirket sicilden terkin edilmiştir.
Anılan hükümde öngörülen uyarının tebliği ve ilan terkin işleminin esaslı noktadaki kurucu unsurlarıdır. O nedenle eksikliklerin giderilmesi için gereken uyarının tebliği ve ilan şartları yerine getirilmeden yapılan söz konusu şirketin sicilden terkini işlemi yok hükmündedir.
Bu nedenle usul ve yasaya uygun mahkeme kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan, kararın bozulması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayız.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/920623000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz