Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6897 E. 2024/98 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
5174 sayılı kanun↗ amme alacağı↗ zorunlu hasım↗ tüzel kişiliğin ihyası↗ kıdem tazminatı↗ münfesihlik↗ resen terkin↗ ticaret sicilinden terkin↗ yasal hasım↗ şirketin tasfiyesi↗ ticaret sicili tescili↗ rücuen tahsil↗ kamu düzenine aykırılık↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ cy/cy şerhi↗ dava şartı yokluğu↗ derdestlik↗ ihya↗ üçüncü kişi↗ tasfiye memuru↗ kamu düzeni↗ tüzel kişilik↗ hak düşürücü süre↗ usulden reddi↗ ihtar↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ yetki↗ ek tasfiye↗ terkin↗ ihtarname↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2023/29 E., 2023/226 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Ankara Üniversitesi Rektörlüğünün yüklenici şirketlerinden ... Temizlik Güvenlik İnşaat ve Malzemeleri Üretim Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi işçilerinden ... ... ve ... ... tarafından kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağı için müvekkili aleyhine iş mahkemelerinde açılan davalarda davaların kısmen kabulüne dair ilamların konu edildiği icra takip dosyalarına müvekkili tarafından toplam 60.793,81 TL ödendiğini, yüklenici firmanın işçilerine yapılan bu ödemelerin rücuen tahsili için müvekkili tarafından Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/353 E. sayılı dosyasının açıldığı, bu dosyada terkin edildiği öğrenilen şirketin ihyası için taraflarına süre ve yetki verildiğini ileri sürerek ... Temizlik Güvenlik İnşaat ve Malzemeleri Üretim Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ... Temizlik Güvenlik İnşaat ve Malzemeleri Üretim Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde resen terkin edildiğini, ayrıca şirketin terkin tarihinde derdest davalarının alacak ve borçlarının Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından bilinmesi mümkün olmadığından işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, dava konusu şirketin prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... zorunlu hasım durumunda olduğunu belirterek davanın süre yönünden ve hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde tasfiye memuru atanmasına, yasal hasım olduğundan sicil aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesine ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı ... sicil müdürlüğü tarafından hazırlanan ihtarnamenin şirkete tebliğe çıkarıldığı, tebligatın taşındığı şerhi ile yapılamadığı, ihtarın Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmalığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 4/a bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirketin yanı sıra şirketin yetkilisine tebliğ edilmediği, doğrudan Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan suretiyle yapılan ihtarın usulüne uygun olmadığı, bu yönü ile ihyası istenen şirketin terkin işleminin usulüne uygun yapılmaması nedeniyle ihya talebinin yerinde görüldüğü, dava konusu edilen şirketin ticaret sicili tarafından gösterilen "5174 sayılı kanuna göre odaca kaydı silinenler" açıklamasıyla resen terkin sebebinin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde sayılmayıp 30.12.2012 gün ve 28513 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan " Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ"'in 5 ... maddesinin "d" bendinde düzenlendiği, bu yönü ile de kanunda sayılan haller dışında bir sebebe dayalı yapılan resen terkin işleminin usulsüz olduğu, işbu davanın ihyası istenen şirketin sicilden resen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra açıldığı, geçici 7 nci madde kapsamında kalmayan bir şirket hakkında resen terkin işleminin yapılması karşısında yasada öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile ... Temizlik Güvenlik İnşaat ve Malzemeleri Üretim Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin tüzel kişiliğinin ihyası ile ticaret siciline tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; davanın 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra açıldığını, davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, yine limited şirketin ortaklarının silinme tarihinden önceki amme alacağına ilişkin sorumluluklarının devam ettiğini, hukuki yarar şartı yokluğu sebebiyle davanın reddi gerektiğini, şirketin terkin tarihinde derdest davalarının, alacak ve borçlarının bilinmesinin mümkün olmadığını, şirketin terkininin prosedüre uygun yapıldığını, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, usulüne uygun ihtarın şirkete gönderildiğini, mahkemece 6102 sayılı Kanun'un 547 nci madde gereği ek tasfiyeye karar verilmesini ve tasfiye memuru atanması gerektiğini, zorunlu hasım olan müvekkili aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin de doğru olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının istinaf başvuru dilekçesinde yer verdikleri itirazların yerinde olmadığı, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmadığı, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı Temsilcisinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalının aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında ticaret sicilinden terkin edilen şirketin ek tasfiyesi (ihya) istemine ilişkindir.
Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince, terkin edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında üçüncü kişiler tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi onbeşinci fıkrasına istinaden açılan ihya davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek tasfiye niteliğinde olup, Mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince dava dilekçesinde belirtilen Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/353 E. sayılı dosyasıyla sınırlı olmak üzere ihyasına (ek tasfiyesine), tasfiye memuru atanmasına, keyfiyetin tescil ve ilanına karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/257 E. 2024/1352 K.
Ortak:5174 sayılı kanun · kıdem tazminatı · münfesihlik · yasal hasım · rücuen tahsil · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temizlik Güvenlik İnşaat ve Malzemeleri Üretim Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi işçilerinden ... ... ve ... ... tarafından «kıdem tazminatı» ve yıllık izin ücreti alacağı için müvekkili aleyhine iş mahkemelerinde açılan davalarda davaların kısmen kabulüne dair ilamların konu edildiği icra takip dosyalarına müvekkili tarafından toplam 60.793,81 TL ödendiğini, yüklenici firmanın işçilerine yapılan bu ödemelerin «rücuen tahsili» için müvekkili tarafından Ankara 21.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/353 E. sayılı dosyasının açıldığı, bu dosyada «terkin» edildiği öğrenilen «şirketin ihyası» için taraflarına süre ve «yetki» verildiğini ileri sürerek ...
Benzer bu karardaCEVAP Davalı «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihya» davasının «terkin» tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığını, dava dışı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re’«sen terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceği ifade edilmiş ve (d) bendinde “18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32’nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin bu kapsamda olduğunu, «yasal hasım» bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/353 E. sayılı dosyasında yürütülen yargılama sırasında Turkal Temizlik İnşaat Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketinin «terkin» edildiği bildirilmiş olduğunu, anılan «şirketin ihyası» için gerekli işlemleri yapmak üzere söz konusu Mahkemece taraflarına «yetki» verildiğini ileri sürerek anılan şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · re'sen terkin · yargılama giderleri · alacak davası · kaldırma ve yeniden hüküm · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaCEVAP Davalı «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihya» davasının «terkin» tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığını, dava dışı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re’«sen terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceği ifade edilmiş ve (d) bendinde “18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32’nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin bu kapsamda olduğunu, «yasal hasım» bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
… n yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... sicil müdürlüğünce 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketin ticaret sicilinden re'«sen terkin» edildiği, nitekim ihyası istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise adresin kapalı olması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirkete ya da şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde «ilan» suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, öte yandan terkin işleminin 5174 Kanun’un 10 ncu maddesinin üçüncü fıkrasının üçüncü bendi kapsamında yapıldığı, ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi «sebebi» ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından dava konusu terkin işleminin de hukuka uygun olmadığı, davacının dava açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, şirketin hukuka aykırı olarak terkin edildiğinden dava açılmasına sebebiyet veren kurum aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderine» hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, şirketin ihyasına karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/353 E. sayılı dosyasında dava dışı yüklenici Turkal Temizlik İnşaat Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketinin aleyhine «alacak davası» açıldığını, Ankara 21.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1409 E. 2023/1902 K.
Ortak:5174 sayılı kanun · zorunlu hasım · münfesihlik · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · ticaret sicili tescili · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz kararda… Üretim Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde «resen terkin» edildiğini, ayrıca şirketin terkin tarihinde «derdest» davalarının alacak ve borçlarının Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından bilinmesi mümkün olmadığından işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, dava konusu şirketin prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... «zorunlu hasım» durumunda olduğunu belirterek davanın süre yönünden ve «hukuki yarar» yokluğundan «usulden reddine», ek tasfiyeye karar verilmesi halinde «tasfiye memuru atanmasına», «yasal hasım» olduğundan sicil aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesine ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı Temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açıldığını, davacının davayı açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, yine «limited şirketin» ortaklarının silinme tarihinden önceki «amme alacağına» ilişkin sorumluluklarının devam ettiğini, hukuki yarar «şartı yokluğu» sebebiyle davanın reddi gerektiğini, şirketin «terkin» tarihinde «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının bilinmesinin mümkün olmadığını, şirketin terkininin prosedüre uygun yapıldığını, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, usulüne uygun «ihtarın» şirkete gönderildiğini, mahkemece 6102 sayılı Kanun'un 547 nci madde gereği ek tasfiyeye karar verilmesini ve «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, «zorunlu hasım» olan müvekkili aleyhine «yargılama giderine» hükmedilmesinin de doğru olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… lat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re’sen «ticaret sicilinden terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceğinin ifade edildiği ve (d) bendinde “18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin de bu kapsamda olduğunu, davada «yasal hasım» olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; iki ay içinde bildirimde bulunulmadığı takdirde «münfesih» sayılacağı ilanen bildirilen şirketin, süresi içinde başvuruda bulunulmadığı için 28.01.2014 tarih ve 8495 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yapılan «ilan» ile sicilden re'«sen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesindeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, İlk Derece Mahkemesinin ek «tasfiye» kararı vermesi gerekmesine rağmen 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrasını göz ardı ederek ek tasfiye kararı vermeyip «tasfiye memuru» atamadan direkt olarak «ihya» kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu, yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olduklarından aleyhlerine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davayı açmak için 5 yıllık sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte i …
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtarat · re'sen terkin · yönetim kurulu kararı
Benzer bu kararda… lat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re’sen «ticaret sicilinden terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceğinin ifade edildiği ve (d) bendinde “18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin de bu kapsamda olduğunu, davada «yasal hasım» olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında «terkin» sebeplerinin sınırlı olarak sayıldığı, 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu ve 32 nci maddeleri kapsamında odaca «kaydın» silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki geçici 7 nci maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun «ihtarat» yapıldığının da ispatlanamadığı, bu haliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin uygulanmış olması sebebiyle geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrasındaki süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, “..."nin ihyasına, «ihyanın» «ticaret siciline tescil» ve Ticaret Sicil Gazetesinde «ilanına», dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiğinden davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; iki ay içinde bildirimde bulunulmadığı takdirde «münfesih» sayılacağı ilanen bildirilen şirketin, süresi içinde başvuruda bulunulmadığı için 28.01.2014 tarih ve 8495 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yapılan «ilan» ile sicilden re'«sen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesindeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, İlk Derece Mahkemesinin ek «tasfiye» kararı vermesi gerekmesine rağmen 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrasını göz ardı ederek ek tasfiye kararı vermeyip «tasfiye memuru» atamadan direkt olarak «ihya» kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu, yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olduklarından aleyhlerine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davayı açmak için 5 yıllık sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte i …
Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» etmesi işleminin usulsüz olduğu, ihyasına karar verilen şirketin icra dosyasıyla sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, dava, ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 17.06.2021 tarihinde açılmış ise de davalı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1619 E. 2023/2041 K.
Ortak:5174 sayılı kanun · amme alacağı · tüzel kişiliğin ihyası · münfesihlik · resen terkin · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · ticaret sicili tescili · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz kararda… Üretim Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde «resen terkin» edildiğini, ayrıca şirketin terkin tarihinde «derdest» davalarının alacak ve borçlarının Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından bilinmesi mümkün olmadığından işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, dava konusu şirketin prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... «zorunlu hasım» durumunda olduğunu belirterek davanın süre yönünden ve «hukuki yarar» yokluğundan «usulden reddine», ek tasfiyeye karar verilmesi halinde «tasfiye memuru atanmasına», «yasal hasım» olduğundan sicil aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesine ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… h ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı ... sicil müdürlüğü tarafından hazırlanan «ihtarnamenin» şirkete tebliğe çıkarıldığı, «tebligatın» taşındığı «şerhi» ile yapılamadığı, «ihtarın» Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak «ihyası» istenen şirket yetkilisine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmalığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 4/a bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirketin yanı sıra şirketin yetkilisine tebliğ edilmediği, doğrudan Ticaret Sicil Gazetesi'nde «ilan» suretiyle yapılan ihtarın usulüne uygun olmadığı, bu yönü ile ihyası istenen şirketin terkin işleminin usulüne uygun yapılmaması nedeniyle ihya talebinin yerinde görüldüğü, dava konusu edilen şirketin «ticaret sicili» tarafından gösterilen "«5174 sayılı kanuna» göre odaca «kaydı» silinenler" açıklamasıyla «resen terkin» «sebebinin» 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde sayılmayıp 30.12.2012 gün ve 28513 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan " Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ"'in 5 ... maddesinin "d" bendinde düzenlendiği, bu yönü ile de kanunda sayılan haller dışında bir sebebe dayalı yapılan resen terkin işleminin usulsüz olduğu, işbu davanın ihyası istenen şirketin sicilden resen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açıldığı, geçici 7 nci madde kapsamında kalmayan bir şirket hakkında resen terkin işleminin yapılması karşısında yasada öngörülen 5 yıllık hak düşü …
Temizlik Güvenlik İnşaat ve Malzemeleri Üretim Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin «tüzel kişiliğinin ihyası» ile «ticaret siciline tesciline» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSicil Müdürlüğü tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketin ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilerek bu davanın açılmasına sebebiyet vermiş olduğundan davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı iken re'sen terkin edilen Turelsan Elektronik Ticaret Limited Şirketinin «tüzel kişiliğinin ihyası» ile «ticaret siciline tesciline», bu kararın Ticaret Sicil Gazetesinde «ilanına» karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra davanın açıldığını, aynı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onikinci fıkrası gözetildiğinde davacı kurumun bu «ihya» davasını açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, «limited şirket» ortaklarının silinme tarihinden önceki «amme alacağına» ilişkin sorumluluklarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun (6183 sayılı Kanun) kapsamında devam ettiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca ihyası istenen şirkete usulüne uygun olarak «ihtarın» şirketin taşınmış olması nedeniyle iade edildiğini, usulüne uygun olarak «ilan» yoluyla ihtarın yapıldığını, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği ek tasfiyeye karar verilerek şirkete «tasfiye memuru atanması» gerekirken şirketin ihyasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mevzuat hükümlerine uygun olarak şirketin re'sen «sicilden terkin» edildiğini, «yasal hasım» olan müvekkili aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilen «limited şirketin ihyası» istemiyle açılan davada, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, bu davanın ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açıldığı anlaşılmış ise de 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında «resen terkin» işleminin yapılması karşısında yasada öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanamayacağı, davalı ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:münfesih şirket · re'sen terkin · hukuki menfaat · sicilden terkin · alacak davası · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilen «limited şirketin ihyası» istemiyle açılan davada, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, bu davanın ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açıldığı anlaşılmış ise de 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında «resen terkin» işleminin yapılması karşısında yasada öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanamayacağı, davalı ...
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin sicilden re'«sen terkin» edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesinde belirtilen 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 27.06.2022 tarihinde açıldığı, davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolduğu, ancak terkin işlemi 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde belirtilen prosedüre uygun olarak yapılmadığından usulsüz terkin işlemi sebebiyle dava tarihi itibarıyla 5 yıllık hak düşürücü sürenin gözetilmediği, «münfesih şirketin» 5174 sayılı Kanuna göre odadan «kaydı» silinmesi «sebebi» ile 23.01.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'sen «ticaret sicil» kaydının silindiği, İlk Derece Mahkemesince, davacı kurum tarafından ihyası istenen şirket aleyhine açılan rücuan alacak davasında taraf teşkilinin sağlanması gerektiğinden şirketin ihyasının istenilmesinde «hukuki yararının» bulunduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca müdürlük tarafından yapılacak tebliğin şirketin kayıtlı son adresine ve «temsil» ve ilzama yetkili kişilere yapılması gerektiği açıklanmış olmasına rağmen davalı müdürlük tarafından Turelsan Elektronik Tic.
Sicil Müdürlüğü tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketin ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilerek bu davanın açılmasına sebebiyet vermiş olduğundan davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı iken re'sen terkin edilen Turelsan Elektronik Ticaret Limited Şirketinin «tüzel kişiliğinin ihyası» ile «ticaret siciline tesciline», bu kararın Ticaret Sicil Gazetesinde «ilanına» karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra davanın açıldığını, aynı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onikinci fıkrası gözetildiğinde davacı kurumun bu «ihya» davasını açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, «limited şirket» ortaklarının silinme tarihinden önceki «amme alacağına» ilişkin sorumluluklarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun (6183 sayılı Kanun) kapsamında devam ettiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca ihyası istenen şirkete usulüne uygun olarak «ihtarın» şirketin taşınmış olması nedeniyle iade edildiğini, usulüne uygun olarak «ilan» yoluyla ihtarın yapıldığını, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği ek tasfiyeye karar verilerek şirkete «tasfiye memuru atanması» gerekirken şirketin ihyasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mevzuat hükümlerine uygun olarak şirketin re'sen «sicilden terkin» edildiğini, «yasal hasım» olan müvekkili aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1617 E. 2023/2409 K.
Ortak:zorunlu hasım · kıdem tazminatı · münfesihlik · resen terkin · ticaret sicilinden terkin · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · derdestlik · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz kararda… Üretim Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde «resen terkin» edildiğini, ayrıca şirketin terkin tarihinde «derdest» davalarının alacak ve borçlarının Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından bilinmesi mümkün olmadığından işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, dava konusu şirketin prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... «zorunlu hasım» durumunda olduğunu belirterek davanın süre yönünden ve «hukuki yarar» yokluğundan «usulden reddine», ek tasfiyeye karar verilmesi halinde «tasfiye memuru atanmasına», «yasal hasım» olduğundan sicil aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesine ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı Temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açıldığını, davacının davayı açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, yine «limited şirketin» ortaklarının silinme tarihinden önceki «amme alacağına» ilişkin sorumluluklarının devam ettiğini, hukuki yarar «şartı yokluğu» sebebiyle davanın reddi gerektiğini, şirketin «terkin» tarihinde «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının bilinmesinin mümkün olmadığını, şirketin terkininin prosedüre uygun yapıldığını, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, usulüne uygun «ihtarın» şirkete gönderildiğini, mahkemece 6102 sayılı Kanun'un 547 nci madde gereği ek tasfiyeye karar verilmesini ve «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, «zorunlu hasım» olan müvekkili aleyhine «yargılama giderine» hükmedilmesinin de doğru olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü göz ardı edilerek «tasfiye memuru atanmamasının» doğru olmadığını, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açıldığını, «ihyası» istenilen şirkete tebliğe çıkarılan «ihtarın tebliğ» edilemeyip iade edildiğini, şirketin adres değişikliğini «bildirmekle yükümlü» olduğunu, ihtarın usulüne uygun olarak «ilan» yoluyla tebliğ edildiğini, şirketin «derdest» davalarının Müdürlükçe bilinmesinin mümkün olmadığını, müvekkili «zorunlu hasım» olduğundan aleyhine «yargılama giderlerine» ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Değerlendirme Dava, 6102 sayılı TTK’nın geçici 7 nci maddesi uyarınca «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesi sebebiyle kendilerine yapılan «ihtar» ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yapılan «ilana» rağmen süresi içinde bildirimde bulunmamaları sebebiyle «ticaret sicilinden terkin» olmuş «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
… üdürlüğü cevap dilekçesinde; dava dışı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddedeki prosedüre ve hukuka uygun bir şekilde «terkin» edildiğini, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerinden ve yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olduklarından «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmamaları gerektiğini, davanın «hak düşürücü sürede» açılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bildirim yükümlülüğü · ihtar tebliği · yargılama giderlerinden sorumluluk · i̇i̇k 258 · ek tasfiye işlemleri · ihya davası · rücuen alacak · sermaye artırımı
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü göz ardı edilerek «tasfiye memuru atanmamasının» doğru olmadığını, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açıldığını, «ihyası» istenilen şirkete tebliğe çıkarılan «ihtarın tebliğ» edilemeyip iade edildiğini, şirketin adres değişikliğini «bildirmekle yükümlü» olduğunu, ihtarın usulüne uygun olarak «ilan» yoluyla tebliğ edildiğini, şirketin «derdest» davalarının Müdürlükçe bilinmesinin mümkün olmadığını, müvekkili «zorunlu hasım» olduğundan aleyhine «yargılama giderlerine» ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «tasfiye işlemleri» için de 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ek tasfiye kararı ile «ihya» ve tasfiye işlemlerinin yapılması için mahkemece ihyasına karar verilen şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmemesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, Öğreten Temizlik ve Sosyal Hizmetleri Ticaret Sanayi Limited Şirketinin Ankara 32.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/49 E. sayılı dosyası ile «rücuen alacak davası» açtığını, Mahkemece sicil «kaydı» «resen terkin» edilen Öğreten Temizlik ve Sosyal Hizmetleri Ticaret Sanayi Limited Şirketinin «ihyası» için dava açılması için taraflarına süre verildiğini ileri sürerek söz konusu şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
… üdürlüğü cevap dilekçesinde; dava dışı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddedeki prosedüre ve hukuka uygun bir şekilde «terkin» edildiğini, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerinden ve yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olduklarından «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmamaları gerektiğini, davanın «hak düşürücü sürede» açılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2383 E. 2023/2580 K.
Ortak:zorunlu hasım · kıdem tazminatı · münfesihlik · ticaret sicilinden terkin · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · tasfiye memuru · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz kararda… Üretim Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde «resen terkin» edildiğini, ayrıca şirketin terkin tarihinde «derdest» davalarının alacak ve borçlarının Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından bilinmesi mümkün olmadığından işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, dava konusu şirketin prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... «zorunlu hasım» durumunda olduğunu belirterek davanın süre yönünden ve «hukuki yarar» yokluğundan «usulden reddine», ek tasfiyeye karar verilmesi halinde «tasfiye memuru atanmasına», «yasal hasım» olduğundan sicil aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesine ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı Temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açıldığını, davacının davayı açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, yine «limited şirketin» ortaklarının silinme tarihinden önceki «amme alacağına» ilişkin sorumluluklarının devam ettiğini, hukuki yarar «şartı yokluğu» sebebiyle davanın reddi gerektiğini, şirketin «terkin» tarihinde «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının bilinmesinin mümkün olmadığını, şirketin terkininin prosedüre uygun yapıldığını, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, usulüne uygun «ihtarın» şirkete gönderildiğini, mahkemece 6102 sayılı Kanun'un 547 nci madde gereği ek tasfiyeye karar verilmesini ve «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, «zorunlu hasım» olan müvekkili aleyhine «yargılama giderine» hükmedilmesinin de doğru olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; «ihyası» istenen şirketin re'«sen terkin» edildiği tarihten itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra işbu davanın açıldığını, şirket yetkilisine çıkarılan «tebligatın» "taşınmış" gerekçesiyle iade edildiğini, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde «ihtarın» ilanen tebliğ edildiğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi gereği usulüne uygun olarak terkin edildiğini, şirketin sınırlı ihyasına karar verildiği halde şirkete «tasfiye memuru atanmadığını», müvekkili «zorunlu hasım» olduğundan aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «tasfiye işlemleri» için de 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ek tasfiye kararı ile «ihya» ve tasfiye işlemlerinin yapılması için mahkemece ihyasına karar verilen şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmemesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, Öğreten Temizlik ve Sosyal Hizmetleri Ticaret Sanayi Limited Şirketinin Ankara 18.
Değerlendirme Dava, 6102 sayılı TTK’nın geçici 7 nci maddesi uyarınca «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesi sebebiyle kendilerine yapılan «ihtar» ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yapılan «ilana» rağmen süresi içinde bildirimde bulunmamaları sebebiyle «ticaret sicilinden terkin» olmuş «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yargılama giderlerinden sorumluluk · re'sen terkin · ek tasfiye işlemleri · ihya davası · rücuen alacak · sermaye artırımı · yargılama giderleri · alacak davası
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesinin 2021/399 E. sayılı dosyası ile «rücuen alacak davası» açtığını, Mahkemece sicil «kaydı» re'«sen terkin» edilen Öğreten Temizlik ve Sosyal Hizmetleri Ticaret Sanayi Limited Şirketinin «ihyası» için dava açılması için taraflarına süre verildiğini ileri sürerek söz konusu şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
… üdürlüğü cevap dilekçesinde; dava dışı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddedeki prosedüre ve hukuka uygun bir şekilde «terkin» edildiğini, davanın «hak düşürücü sürede» açılmadığını, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerinden ve yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olduklarından «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmamaları gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/399 E. sayılı dava dosyası ve işlemleri ile sınırlı olmak üzere Öğreten Temizlik ve Sosyal Hizmetleri Ticaret Sanayi Limited Şirketi'nin ihyasına, davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasına karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «tasfiye işlemleri» için de 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ek tasfiye kararı ile «ihya» ve tasfiye işlemlerinin yapılması için mahkemece ihyasına karar verilen şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmemesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, Öğreten Temizlik ve Sosyal Hizmetleri Ticaret Sanayi Limited Şirketinin Ankara 18.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6691 E. 2023/1278 K.
Ortak:5174 sayılı kanun · münfesihlik · resen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · derdestlik · ihya · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz kararda… Üretim Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde «resen terkin» edildiğini, ayrıca şirketin terkin tarihinde «derdest» davalarının alacak ve borçlarının Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından bilinmesi mümkün olmadığından işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, dava konusu şirketin prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... «zorunlu hasım» durumunda olduğunu belirterek davanın süre yönünden ve «hukuki yarar» yokluğundan «usulden reddine», ek tasfiyeye karar verilmesi halinde «tasfiye memuru atanmasına», «yasal hasım» olduğundan sicil aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesine ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… h ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı ... sicil müdürlüğü tarafından hazırlanan «ihtarnamenin» şirkete tebliğe çıkarıldığı, «tebligatın» taşındığı «şerhi» ile yapılamadığı, «ihtarın» Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak «ihyası» istenen şirket yetkilisine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmalığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 4/a bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirketin yanı sıra şirketin yetkilisine tebliğ edilmediği, doğrudan Ticaret Sicil Gazetesi'nde «ilan» suretiyle yapılan ihtarın usulüne uygun olmadığı, bu yönü ile ihyası istenen şirketin terkin işleminin usulüne uygun yapılmaması nedeniyle ihya talebinin yerinde görüldüğü, dava konusu edilen şirketin «ticaret sicili» tarafından gösterilen "«5174 sayılı kanuna» göre odaca «kaydı» silinenler" açıklamasıyla «resen terkin» «sebebinin» 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde sayılmayıp 30.12.2012 gün ve 28513 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan " Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ"'in 5 ... maddesinin "d" bendinde düzenlendiği, bu yönü ile de kanunda sayılan haller dışında bir sebebe dayalı yapılan resen terkin işleminin usulsüz olduğu, işbu davanın ihyası istenen şirketin sicilden resen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açıldığı, geçici 7 nci madde kapsamında kalmayan bir şirket hakkında resen terkin işleminin yapılması karşısında yasada öngörülen 5 yıllık hak düşü …
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… uygun olarak 5174 sayılı Kanun'un 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerin ve durumların tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler kapsamında resen «sicilden terkin» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereği şirkete tebliğe çıkarılan «ihtarın» 03.07.2014 tarihinde "taşınmış" notuyla iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.07.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, bu durumda usul ve yasaya uygun olarak şirketin sicilden «resen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde «derdest» davasının kendileri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, «yasal hasım» konumundaki davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin hatalı olduğunu, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği ek «tasfiye» hükümlerine göre tasfiyesinin sağlanarak «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak kararın bozulmasını istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sırasında kayıtlı davanın «derdest» olduğu, anılan şirketin sicilden resen terkininin aynı zamanda geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına da aykırılık teşkil ettiği, esasen «ihyası» istenen şirketin «sicilden terkin» koşulları oluşmadığı halde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine aykırı olarak dosyada yer alan «ticaret sicili» kayıtlarına göre ihyası istenen şirket halen faal iken davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan, İlk Derece Mahkemesince şirkete «tasfiye memuru atanmaksızın» şirketin ihyasına karar verilmesinde ve usulsüz terkin işlemini gerçekleştiren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı asılın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtarat · zayi belgesi · yargılama giderlerinden sorumluluk · re'sen terkin · maddi hata · sicilden terkin · zayi · yargılama giderleri
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sayılı dosyası üzerinden yargılaması devam eden «derdest» davasının olduğu, bu nedenle davacının davayı açmakta «hukuki yararı» bulunduğu 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında «terkin» sebepleri sınırlı olarak sayıldığı, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 ve 32 inci maddeleri kapsamında odaca «kaydın» silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun «ihtarat» yapıldığının da ispatlanamadığı, bu haliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesi uygulanmış olması sebebiyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasındaki süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı, dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiğinden davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, ...
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 30.12.2012 tarih ve 28513 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan «münfesih» olmasına veya sayılmasına rağmen «tasfiye» edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 1 inci maddesinin d bendi "18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." ifadesi ile Kanunda olmayan bir hali tebliğ ile düzenlediği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde tahdidi olarak sayılan silinme sebepleri arasında yer almayan «ihyası» istenen şirketin oda kaydının silinmesine dayanılarak davalı tarafından söz konusu «terkin» işleminin gerçekleştirilmesi anılan Kanun maddesine açıkça aykırı olduğu, yapılan işlemler geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki usule göre de yerine getirilmediği, terkin işlemi nedeniyle şirketi «temsil» ve ilzama yetkili kişilere «ihtar» gönderilmediği, terkin işleminin gerçekleştiği tarihte ihyası istenen şirket tarafından 10.06.2014 tarihinde «zayi belgesi» verilmesi istemiyle Ankara 4.
Şi'nin Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünce 27.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'«sen terkin» edildiğini, terkin edildiği tarihte şirketin Ankara 4.
… cevap dilekçesinde; söz konusu şirketin 23.10.2014 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi hükmüne uygun olarak resen «sicilden terkin» edildiğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği ek «tasfiye» ile tasfiye olunarak şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, bu davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve «yasal hasım» konumunda olan davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilememesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/6897 E. , 2024/98 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/1107 Esas, 2023/1373 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2023/29 E., 2023/226 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Ankara Üniversitesi Rektörlüğünün yüklenici şirketlerinden ... Temizlik Güvenlik İnşaat ve Malzemeleri Üretim Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi işçilerinden ... ... ve ... ... tarafından kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağı için müvekkili aleyhine iş mahkemelerinde açılan davalarda davaların kısmen kabulüne dair ilamların konu edildiği icra takip dosyalarına müvekkili tarafından toplam 60.793,81 TL ödendiğini, yüklenici firmanın işçilerine yapılan bu ödemelerin rücuen tahsili için müvekkili tarafından Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/353 E. sayılı dosyasının açıldığı, bu dosyada terkin edildiği öğrenilen şirketin ihyası için taraflarına süre ve yetki verildiğini ileri sürerek ...
Temizlik Güvenlik İnşaat ve Malzemeleri Üretim Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ... Temizlik Güvenlik İnşaat ve Malzemeleri Üretim Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde resen terkin edildiğini, ayrıca şirketin terkin tarihinde derdest davalarının alacak ve borçlarının Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından bilinmesi mümkün olmadığından işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, dava konusu şirketin prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... zorunlu hasım durumunda olduğunu belirterek davanın süre yönünden ve hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde tasfiye memuru atanmasına, yasal hasım olduğundan sicil aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesine ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı ... sicil müdürlüğü tarafından hazırlanan ihtarnamenin şirkete tebliğe çıkarıldığı, tebligatın taşındığı şerhi ile yapılamadığı, ihtarın Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmalığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 4/a bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirketin yanı sıra şirketin yetkilisine tebliğ edilmediği, doğrudan Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan suretiyle yapılan ihtarın usulüne uygun olmadığı, bu yönü ile ihyası istenen şirketin terkin işleminin usulüne uygun yapılmaması nedeniyle ihya talebinin yerinde görüldüğü, dava konusu edilen şirketin ticaret sicili tarafından gösterilen "5174 sayılı kanuna göre odaca kaydı silinenler" açıklamasıyla resen terkin sebebinin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde sayılmayıp 30.12.2012 gün ve 28513 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan " Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ"'in 5 ...
maddesinin "d" bendinde düzenlendiği, bu yönü ile de kanunda sayılan haller dışında bir sebebe dayalı yapılan resen terkin işleminin usulsüz olduğu, işbu davanın ihyası istenen şirketin sicilden resen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra açıldığı, geçici 7 nci madde kapsamında kalmayan bir şirket hakkında resen terkin işleminin yapılması karşısında yasada öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile ... Temizlik Güvenlik İnşaat ve Malzemeleri Üretim Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin tüzel kişiliğinin ihyası ile ticaret siciline tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; davanın 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra açıldığını, davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, yine limited şirketin ortaklarının silinme tarihinden önceki amme alacağına ilişkin sorumluluklarının devam ettiğini, hukuki yarar şartı yokluğu sebebiyle davanın reddi gerektiğini, şirketin terkin tarihinde derdest davalarının, alacak ve borçlarının bilinmesinin mümkün olmadığını, şirketin terkininin prosedüre uygun yapıldığını, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, usulüne uygun ihtarın şirkete gönderildiğini, mahkemece 6102 sayılı Kanun'un 547 nci madde gereği ek tasfiyeye karar verilmesini ve tasfiye memuru atanması gerektiğini, zorunlu hasım olan müvekkili aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin de doğru olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının istinaf başvuru dilekçesinde yer verdikleri itirazların yerinde olmadığı, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmadığı, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı Temsilcisinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalının aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında ticaret sicilinden terkin edilen şirketin ek tasfiyesi (ihya) istemine ilişkindir.
Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince, terkin edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında üçüncü kişiler tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi onbeşinci fıkrasına istinaden açılan ihya davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek tasfiye niteliğinde olup, Mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince dava dilekçesinde belirtilen Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/353 E. sayılı dosyasıyla sınırlı olmak üzere ihyasına (ek tasfiyesine), tasfiye memuru atanmasına, keyfiyetin tescil ve ilanına karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalının bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016741300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz