Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6898 E. 2024/161 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
5174 sayılı kanun↗ ilamlı icra takibi↗ ilamlı icra↗ zorunlu hasım↗ sınırlı ihya↗ ticaret sicilinden re'sen terkin↗ işçilik alacakları↗ münfesihlik↗ re'sen gözetilme↗ re'sen terkin↗ yasal hasım↗ rücuen tahsil↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ cy/cy şerhi↗ derdestlik↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ hak düşürücü süre↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ ihtar↗ limited şirket↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ terkin↗ harç↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin terkin sebebinin münfesih olmalarına veya sayılmalarına rağmen 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi uyarınca müdürlük tarafından kendilerine yapılan ihtara ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan ilana rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunulmaması olduğu, haklarında dava veya takipleri olanlar için 5 yıllık sürenin işlemeyeceği, dava konusunun silinmeden önceye ilişkin olduğu, ihya koşulları oluştuğu, sicilden kaydı silinen Alp-Em Tem. Güv. Hizm. ve Sistemleri Yemek İnş. Taah. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin (eski unvanı ... ... İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti.) hakkında açılan dava olmakla Ankara 45.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/467 E. sayılı dosyası ile sınırlı olarak ihyası gerektiği, tasfiye memuru atanması gerekli olup tasfiye memuru olarak silinmeden önceki yetkililerden ...'ın atanmasına karar verilmesi gerektiği, davalı ... Memurluğu davanın niteliği gereği davada yasal hasım olup, sicilden resen silinen şirket hakkında dava olup olmadığını, alacak veya borcu olup olmadığı, mal varlığı olup olmadığını bilebilecek durumda olmadığından yargılama harç, gideri ve davacı vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile, davanın kabulüne, sicilden kaydı silinen Alp-Em Temizlik Güvenlik Hizm. ve Sistemleri Yemek İnş. Taah. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin (eski unvanı ... ... İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti.) Ankara 45. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/467 E. sayılı dosyası ile sınırlı olarak ihyasına, tasfiye memuru olarak silinme öncesi yetkililerden ...'ın atanmasına, kararın Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil ve ilanına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince müvekkili idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığı gibi yargılama giderlerinin de müvekkili idarenin üzerinde bırakılmasının hatalı olduğunu ileri sürerek açıklanan bu ve re'sen gözetilecek nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın bu yönden kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından terkin sebebi olarak bildirilen 5174 sayılı Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre oda kaydının silinmiş olmasının geçici 7 nci maddede tahdidi olarak sayılan terkin sebepleri arasında yer almadığından terkin işleminin usulsüz olduğu, şirket adresine davetiye gönderildiği, taşınmış olduğundan bahisle tebligatın iade edildiğinin şerh düşüldüğü, şirket temsilcisine çıkartılmış herhangi bir tebligatın söz konusu olmadığı, dolayısıyla hem 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesinde sayılmayan 5174 sayılı Kanun'da oda kaydının silinmesi sebebine dayalı olarak hem de aynı maddenin 4 üncü maddesinin (a) bendindeki usule uyulmaksızın şirketin ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği, bu durumda davanın açılmasına sebebiyet veren ve yargılama sonunda haksız olduğu anlaşılan davalı ... aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu şirketin alacak ve borçları ile hakkındaki derdest davaların bilinmesinin müdürlükçe mümkün olmadığını, bu sebeple işbu davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, yapılan ihtarın usulüne uygun olduğunu, terkin işleminin mevzuata uygun yapıldığını, yasadan ... zorunlu hasım konumunda bulunduklarından yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, limited şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı temsilcisince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1987 E. 2024/3229 K.
Ortak:zorunlu hasım · münfesihlik · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ticaret sicili müdürlüğü · derdestlik · ihya · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin «terkin» «sebebinin» «münfesih» olmalarına veya sayılmalarına rağmen 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi uyarınca müdürlük tarafından kendilerine yapılan «ihtara» ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan «ilana» rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunulmaması olduğu, haklarında dava veya takipleri olanlar için 5 yıllık sürenin işlemeyeceği, dava konusunun silinmeden önceye ilişkin olduğu, «ihya» koşulları oluştuğu, sicilden «kaydı» silinen Alp-Em Tem.
Şti.) hakkında açılan dava olmakla Ankara 45.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/467 E. sayılı dosyası ile sınırlı olarak «ihyası» gerektiği, «tasfiye memuru atanması» gerekli olup tasfiye memuru olarak silinmeden önceki yetkililerden ...'ın atanmasına karar verilmesi gerektiği, davalı ...
Temyiz Sebepleri Davalı «temsilcisi» temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu şirketin alacak ve borçları ile hakkındaki «derdest» davaların bilinmesinin müdürlükçe mümkün olmadığını, bu sebeple işbu davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, yapılan «ihtarın» usulüne uygun olduğunu, «terkin» işleminin mevzuata uygun yapıldığını, yasadan ... «zorunlu hasım» konumunda bulunduklarından «yargılama giderlerine» hükmedilmemesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle, mahkemece şirketin yetkili «temsilcisine» «ihtar» yapılmadığı gerekçesiyle yapılan «terkinin» usulsüz bulunmasının hatalı olduğunu, terkin işleminin yasal prosedüre uygun olarak yerine getirildiğini, şirketin terkin tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının, şirket üzerine kayıtlı taşınır ve taşınmazların müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, «ticaret sicili müdürlüğü» tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan doğan «zorunlu hasım» olup, davada taraf gösterilmesinin de gerekçesinin bu olduğunu, aleyhlerine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; şirketin yasal prosedüre uygun olarak kapatıldığını, «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, şirketin «terkin» tarihindeki kayıtlı taşınır ve taşınmazlarının, davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, dava açılmasına sebebiyet verilmediğini, «resen terkin» hukuka uygun olduğu kanaatine varılırsa ek tasfiyeyle birlikte şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, «yasal hasım» olduklarından aleyhlerine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münfesih şirket · ticaret sicilinden resen terkin · resen terkin · ticaret sicilinden terkin · kamu düzenine aykırılık · sicilden terkin · infaz · kamu düzeni
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «münfesih şirketin» 5174 sayılı Kanuna göre odadan «kaydı» silinmesi «sebebi» ile 23.01.2014 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci madde uyarınca resen «ticaret sicil» kaydının «terkin» edildiği, her ne kadar davalı ... sicil müdürlüğü tesis ettiği işleme gerekçe olarak oda kaydının silinmesini göstermiş ise de, yapılan işlemlerin geçici 7 nci maddenin 4/A fıkrasındaki usule göre de yerine getirilmediği, «resen terkin» işlemi nedeniyle şirkete gönderilen «ihtar» yazısının şirkete tebliğ edilemediği, «ihyası» talep edilen şirketin «sicilden terkin» koşulları oluşmadığı, davalının davanın açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 205313 sicil numarasında kayıtlı iken «ticaret sicilinden resen terkin» edilen ...Yemek Hiz.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» talep olunan şirketin «ticaret sicilinden terkin» işleminin usulsüz olduğu, ihyasına ilişkin kararın yerinde olduğu, davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, mahkemece davanın kabulüne karar verilerek şirketin iki adet aracın satışı için ek tasfiyesine ve şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verildiği halde, anılan kararın «infazının» sağlanması için ticaret sicilinde tescil ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde «ilanına» ilişkin herhangi bir hüküm kurulmaması 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle davalı «temsilcisinin» istinaf başvurusunun «kamu düzenine aykırılık» gözetilerek kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kamu düzenine aykırılık gözetilerek kaldırılmasına, davalı temsilcisinin sair istinaf itirazlarının reddine, d …
Şti.'nin ortağı olduğunu, şirketin «ticaret sicilinden terkin» ile sona erdiğini, «tasfiye» işlemlerinin gerektiği gibi tamamlanmadığını, şirkete ait iki adet aracın satılması gerektiğini, araçların satış ve devir işlemlerini yapmak üzere şirketin tasfiye haline dönüşmesi gerektiğini belirterek ...Yemek Hiz.
CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; şirketin yasal prosedüre uygun olarak kapatıldığını, «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, şirketin «terkin» tarihindeki kayıtlı taşınır ve taşınmazlarının, davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, dava açılmasına sebebiyet verilmediğini, «resen terkin» hukuka uygun olduğu kanaatine varılırsa ek tasfiyeyle birlikte şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, «yasal hasım» olduklarından aleyhlerine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1964 E. 2023/2364 K.
Ortak:zorunlu hasım · münfesihlik · re'sen terkin · yasal hasım · rücuen tahsil · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · cy/cy şerhi · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından «terkin» «sebebi» olarak bildirilen 5174 sayılı Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre oda «kaydının» silinmiş olmasının geçici 7 nci maddede tahdidi olarak sayılan terkin sebepleri arasında yer almadığından terkin işleminin usulsüz olduğu, şirket adresine davetiye gönderildiği, taşınmış olduğundan bahisle «tebligatın» iade edildiğinin «şerh» düşüldüğü, şirket «temsilcisine» çıkartılmış herhangi bir tebligatın söz konusu olmadığı, dolayısıyla hem 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesinde sayılmayan 5174 sayılı Kanun'da oda kaydının silinmesi sebebine dayalı olarak hem de aynı maddenin 4 üncü maddesinin (a) bendindeki usule uyulmaksızın şirketin ticaret sicilinden re'«sen terkin» edildiği, bu durumda davanın açılmasına sebebiyet veren ve yargılama sonunda haksız olduğu anlaşılan davalı ... aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin «terkin» «sebebinin» «münfesih» olmalarına veya sayılmalarına rağmen 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi uyarınca müdürlük tarafından kendilerine yapılan «ihtara» ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan «ilana» rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunulmaması olduğu, haklarında dava veya takipleri olanlar için 5 yıllık sürenin işlemeyeceği, dava konusunun silinmeden önceye ilişkin olduğu, «ihya» koşulları oluştuğu, sicilden «kaydı» silinen Alp-Em Tem.
Şti.) hakkında açılan dava olmakla Ankara 45.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/467 E. sayılı dosyası ile sınırlı olarak «ihyası» gerektiği, «tasfiye memuru atanması» gerekli olup tasfiye memuru olarak silinmeden önceki yetkililerden ...'ın atanmasına karar verilmesi gerektiği, davalı ...
Benzer bu karardaŞti. olarak değiştiğini, 23.01.2014 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici yedinci maddesi uyarınca resen «sicilden terkin» edildiğini, şirketlerin adres değişikliğinin tescili zorunluluklarını yerine getirmemiş olduğunu, 2 ay içinde bildirimde bulunmadığı takdirde «münfesih» sayılacağı ilanen bildirildiğini, ancak şirketin süresi içinde başvuruda bulunmadığını, bu nedenle 28.01.2014 tarih ve 8495 sayılı Sicil Gazetesi'nde yapılan «ilan» ile sicilden res'en terkin edildiğini ayrıca davalının yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olduğunu ileri sürerek öncelikle davanın reddine, davanın kabulüne karar verilmesi halinde ek «tasfiye memuru atanmasına», «yasal hasım» aleyhine vekâlet ücreti ve «yargılama giderine» hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; a.Davanın «hak düşürücü süre» geçtikten sonra açıldığını, «sicilden terkin» işleminin usulüne uygun yapıldığını, davalı tarafından «derdest» davaların bilinemeyeceğini, b.Ayrıca Mahkemece «tasfiye memuru atanmadan» şirketin ihyasına karar verilmesinin doğru olmadığını, c.Davalının «yasal hasım» olduğunu ve aleyhine «yargılama giderine» hükmedilemeyeceğini savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilgili i şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilmesi «sebebinin» kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığı, şirket adresine davetiye gönderildiği, taşınmış olduğundan bahisle «tebligatın» iade edildiğinin «şerh» düşüldüğü, şirket «temsilcisine» çıkartılmış herhangi bir tebligatın söz konusu yazıda yer almadığı, bu hale göre «ihtarın» usulüne aykırı olduğu, terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, bu nedenle «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici yedinci maddesi uyarınca usulüne uygun terkin edilmediği, ihyası istenen şirket hakkında «derdest» dava dosyası bulunması gözetildiğinde «hak düşürücü sürenin» işlemesinin söz konusu olamayacağı, «yargılama giderine» ve davacı lehine «vekalet ücreti takdir» edilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünde 98380 sicil numarasında kayıtlı bulunan ALP-EM Temizlik Güvenlik Hizmetleri ve …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kıdem tazminatı · vekalet ücreti takdiri · sicilden terkin · mirasçılık · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaİnşaat Taahhüt Ticaret Limited Şirketi'nin işçilerinden ...'ın vefat etmesi nedeniyle «mirasçılarına» «kıdem tazminatı» ödendiğini, ödenen kıdem tazminatının «rücuen tahsili» maksadıyla Ankara 26.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/78 E. sayılı dosyasında dava dışı şirkete yönelik dava açıldığını, ancak şirketin 23.01.2014 tarihinde resen «sicilden terkin» edildiğinin ve tasfiyesinin usulüne uygun yürütülmediğini ileri sürerek şirketin Ankara 26.
Şti. olarak değiştiğini, 23.01.2014 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici yedinci maddesi uyarınca resen «sicilden terkin» edildiğini, şirketlerin adres değişikliğinin tescili zorunluluklarını yerine getirmemiş olduğunu, 2 ay içinde bildirimde bulunmadığı takdirde «münfesih» sayılacağı ilanen bildirildiğini, ancak şirketin süresi içinde başvuruda bulunmadığını, bu nedenle 28.01.2014 tarih ve 8495 sayılı Sicil Gazetesi'nde yapılan «ilan» ile sicilden res'en terkin edildiğini ayrıca davalının yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olduğunu ileri sürerek öncelikle davanın reddine, davanın kabulüne karar verilmesi halinde ek «tasfiye memuru atanmasına», «yasal hasım» aleyhine vekâlet ücreti ve «yargılama giderine» hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; a.Davanın «hak düşürücü süre» geçtikten sonra açıldığını, «sicilden terkin» işleminin usulüne uygun yapıldığını, davalı tarafından «derdest» davaların bilinemeyeceğini, b.Ayrıca Mahkemece «tasfiye memuru atanmadan» şirketin ihyasına karar verilmesinin doğru olmadığını, c.Davalının «yasal hasım» olduğunu ve aleyhine «yargılama giderine» hükmedilemeyeceğini savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6691 E. 2023/1278 K.
Ortak:münfesihlik · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · derdestlik · ihya · tasfiye memuru · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaŞti.) hakkında açılan dava olmakla Ankara 45.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/467 E. sayılı dosyası ile sınırlı olarak «ihyası» gerektiği, «tasfiye memuru atanması» gerekli olup tasfiye memuru olarak silinmeden önceki yetkililerden ...'ın atanmasına karar verilmesi gerektiği, davalı ...
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin «terkin» «sebebinin» «münfesih» olmalarına veya sayılmalarına rağmen 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi uyarınca müdürlük tarafından kendilerine yapılan «ihtara» ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan «ilana» rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunulmaması olduğu, haklarında dava veya takipleri olanlar için 5 yıllık sürenin işlemeyeceği, dava konusunun silinmeden önceye ilişkin olduğu, «ihya» koşulları oluştuğu, sicilden «kaydı» silinen Alp-Em Tem.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «limited şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… uygun olarak 5174 sayılı Kanun'un 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerin ve durumların tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler kapsamında resen «sicilden terkin» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereği şirkete tebliğe çıkarılan «ihtarın» 03.07.2014 tarihinde "taşınmış" notuyla iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.07.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, bu durumda usul ve yasaya uygun olarak şirketin sicilden «resen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde «derdest» davasının kendileri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, «yasal hasım» konumundaki davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin hatalı olduğunu, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği ek «tasfiye» hükümlerine göre tasfiyesinin sağlanarak «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak kararın bozulmasını istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sırasında kayıtlı davanın «derdest» olduğu, anılan şirketin sicilden resen terkininin aynı zamanda geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına da aykırılık teşkil ettiği, esasen «ihyası» istenen şirketin «sicilden terkin» koşulları oluşmadığı halde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine aykırı olarak dosyada yer alan «ticaret sicili» kayıtlarına göre ihyası istenen şirket halen faal iken davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan, İlk Derece Mahkemesince şirkete «tasfiye memuru atanmaksızın» şirketin ihyasına karar verilmesinde ve usulsüz terkin işlemini gerçekleştiren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı asılın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… cevap dilekçesinde; söz konusu şirketin 23.10.2014 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi hükmüne uygun olarak resen «sicilden terkin» edildiğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği ek «tasfiye» ile tasfiye olunarak şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, bu davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve «yasal hasım» konumunda olan davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilememesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtarat · zayi belgesi · resen terkin · yargılama giderlerinden sorumluluk · maddi hata · sicilden terkin · zayi · yargılama giderleri
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sayılı dosyası üzerinden yargılaması devam eden «derdest» davasının olduğu, bu nedenle davacının davayı açmakta «hukuki yararı» bulunduğu 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında «terkin» sebepleri sınırlı olarak sayıldığı, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 ve 32 inci maddeleri kapsamında odaca «kaydın» silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun «ihtarat» yapıldığının da ispatlanamadığı, bu haliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesi uygulanmış olması sebebiyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasındaki süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı, dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiğinden davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, ...
… uygun olarak 5174 sayılı Kanun'un 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerin ve durumların tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler kapsamında resen «sicilden terkin» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereği şirkete tebliğe çıkarılan «ihtarın» 03.07.2014 tarihinde "taşınmış" notuyla iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.07.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, bu durumda usul ve yasaya uygun olarak şirketin sicilden «resen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde «derdest» davasının kendileri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, «yasal hasım» konumundaki davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin hatalı olduğunu, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği ek «tasfiye» hükümlerine göre tasfiyesinin sağlanarak «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak kararın bozulmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 30.12.2012 tarih ve 28513 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan «münfesih» olmasına veya sayılmasına rağmen «tasfiye» edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 1 inci maddesinin d bendi "18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." ifadesi ile Kanunda olmayan bir hali tebliğ ile düzenlediği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde tahdidi olarak sayılan silinme sebepleri arasında yer almayan «ihyası» istenen şirketin oda kaydının silinmesine dayanılarak davalı tarafından söz konusu «terkin» işleminin gerçekleştirilmesi anılan Kanun maddesine açıkça aykırı olduğu, yapılan işlemler geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki usule göre de yerine getirilmediği, terkin işlemi nedeniyle şirketi «temsil» ve ilzama yetkili kişilere «ihtar» gönderilmediği, terkin işleminin gerçekleştiği tarihte ihyası istenen şirket tarafından 10.06.2014 tarihinde «zayi belgesi» verilmesi istemiyle Ankara 4.
… cevap dilekçesinde; söz konusu şirketin 23.10.2014 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi hükmüne uygun olarak resen «sicilden terkin» edildiğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği ek «tasfiye» ile tasfiye olunarak şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, bu davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve «yasal hasım» konumunda olan davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilememesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2976 E. 2023/3571 K.
Ortak:5174 sayılı kanun · zorunlu hasım · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · tasfiye memuru · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaŞti.) hakkında açılan dava olmakla Ankara 45.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/467 E. sayılı dosyası ile sınırlı olarak «ihyası» gerektiği, «tasfiye memuru atanması» gerekli olup tasfiye memuru olarak silinmeden önceki yetkililerden ...'ın atanmasına karar verilmesi gerektiği, davalı ...
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «limited şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin «terkin» «sebebinin» «münfesih» olmalarına veya sayılmalarına rağmen 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi uyarınca müdürlük tarafından kendilerine yapılan «ihtara» ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan «ilana» rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunulmaması olduğu, haklarında dava veya takipleri olanlar için 5 yıllık sürenin işlemeyeceği, dava konusunun silinmeden önceye ilişkin olduğu, «ihya» koşulları oluştuğu, sicilden «kaydı» silinen Alp-Em Tem.
Benzer bu karardaŞti.'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi uyarınca 28.01.2014 tarihinde «ticaret sicilinden resen terkin» edildiğini, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 28.01.2014 tarih ve 8495 sayısında «ilan» edildiğini, bu işlemin usulüne uygun yapıldığını, «ihyası» istenen şirketin zorunlu olmasına rağmen faaliyet gösterdiği «son» adresini tescil ettirmediğini, şirketin terkininin ve buna ilişkin «tebligatların» hukuka uygun olduğunu, «zorunlu hasım» olmaları sebebiyle aleyhlerine «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti» hükmedilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddini, aksi halde ek «tasfiye» için «tasfiye memuru atanmasını» istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Müdürlüklerince yapılan «terkin» işleminin usulüne uygun olduğunu, müdürlüklerinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, «ihyası» istenen şirket yetkilisine «usulüne uygun tebligat» yapıldığını, davanın yasal süre içerisinde açılmadığını, «yargılama giderinin» davanın açılmasında «yasal hasım» olmaları nedeniyle davalı üzerinde bırakılamayacağını, ayrıca davanın kabulü halinde de «tasfiye memuru atanmasının» zorunlu olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret sicilinden resen terkin · usulüne uygun tebligat · resen terkin · yargılama giderlerinden sorumluluk · ihya davası · rücuen tazminat · yargılama giderleri · hukuki yarar
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davalı «temsilcisi» temyiz dilekçesinde özetle; davanın «hak düşürücü süre» içerisinde açılmadığını, davada davacı ... «hukuki yararı» bulunmadığını, «terkin» sürecinde yapılan «ihtar» ve işlemlerin usulüne uygun olduğunu, yalnızca dava konusu edilen dava dosyası için ek «tasfiye» gerekeceğinden «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, «yargılama giderlerinden sorumlu» olmadıklarını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Şti.'nin 23.01.2014 tarihinde «resen terkin» edildiğinin bildirildiğini, mahkemece taraflarına «ihya davası» açmak için süre verildiğini ileri sürerek Ankara Ticaret Sicil tarafından re'«sen terkin» edilen ...
Şti.'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi uyarınca 28.01.2014 tarihinde «ticaret sicilinden resen terkin» edildiğini, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 28.01.2014 tarih ve 8495 sayısında «ilan» edildiğini, bu işlemin usulüne uygun yapıldığını, «ihyası» istenen şirketin zorunlu olmasına rağmen faaliyet gösterdiği «son» adresini tescil ettirmediğini, şirketin terkininin ve buna ilişkin «tebligatların» hukuka uygun olduğunu, «zorunlu hasım» olmaları sebebiyle aleyhlerine «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti» hükmedilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddini, aksi halde ek «tasfiye» için «tasfiye memuru atanmasını» istemiştir.
İş Mahkemesinin 2018/290 E. sayılı dosyası ile açılan «rücuen tazminat» davasının yargılaması sırasında söz konusu dosyanın davalılarından ...
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4776 E. 2019/4624 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/6898 E. , 2024/161 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/1395 Esas, 2023/1444 Karar
Vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Davanın kabulü
İLK DERECE
MAHKEMESİ Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2023/72 E., 2023/112 K.
Taraflar arasındaki limited şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili üniversitede hizmet yürütülmesi işini üstlenen ... ... İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti. işçilerinden ... ...'ın işçilik alacaklarının ödenmesi amacıyla açmış olduğu davada verilen kararının ilamlı icra takibine konu edildiğini ve dava dışı ... ...'a müvekkili idarece ödeme yapıldığını, işbu ödemenin rücuen tahsili amacıyla müvekkili idare tarafından Ankara 45.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/467 E. sayılı dosyası üzerinden ... ... İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti. aleyhine açılan alacak davasında ... ... İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti.'nin ihyası için süre verildiğini ileri sürerek ... ... İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı temsilcisi cevap dilekçesinde; dava konusu şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) Geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re'sen terkin edildiğini, şirketin prosedüre uygun olarak ve hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, şirketin davalarının, alacak ve borçlarının müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, şirket 23.01.2014 tarihinde re'sen terkin edilmiş olup, davanın açılış tarihi itibariyle hak düşürücü süre dolduğundan davanın reddine, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde tasfiye memuru atanmasına, müdürlüklerinin açılan bu davada yasal hasım olduğundan tarafları aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin terkin sebebinin münfesih olmalarına veya sayılmalarına rağmen 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi uyarınca müdürlük tarafından kendilerine yapılan ihtara ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan ilana rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunulmaması olduğu, haklarında dava veya takipleri olanlar için 5 yıllık sürenin işlemeyeceği, dava konusunun silinmeden önceye ilişkin olduğu, ihya koşulları oluştuğu, sicilden kaydı silinen Alp-Em Tem. Güv. Hizm. ve Sistemleri Yemek İnş. Taah. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin (eski unvanı ... ... İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti.) hakkında açılan dava olmakla Ankara 45.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/467 E.
sayılı dosyası ile sınırlı olarak ihyası gerektiği, tasfiye memuru atanması gerekli olup tasfiye memuru olarak silinmeden önceki yetkililerden ...'ın atanmasına karar verilmesi gerektiği, davalı ... Memurluğu davanın niteliği gereği davada yasal hasım olup, sicilden resen silinen şirket hakkında dava olup olmadığını, alacak veya borcu olup olmadığı, mal varlığı olup olmadığını bilebilecek durumda olmadığından yargılama harç, gideri ve davacı vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile, davanın kabulüne, sicilden kaydı silinen Alp-Em Temizlik Güvenlik Hizm. ve Sistemleri Yemek İnş. Taah. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin (eski unvanı ... ... İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti.) Ankara 45. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/467 E.
sayılı dosyası ile sınırlı olarak ihyasına, tasfiye memuru olarak silinme öncesi yetkililerden ...'ın atanmasına, kararın Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil ve ilanına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince müvekkili idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığı gibi yargılama giderlerinin de müvekkili idarenin üzerinde bırakılmasının hatalı olduğunu ileri sürerek açıklanan bu ve re'sen gözetilecek nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın bu yönden kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından terkin sebebi olarak bildirilen 5174 sayılı Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre oda kaydının silinmiş olmasının geçici 7 nci maddede tahdidi olarak sayılan terkin sebepleri arasında yer almadığından terkin işleminin usulsüz olduğu, şirket adresine davetiye gönderildiği, taşınmış olduğundan bahisle tebligatın iade edildiğinin şerh düşüldüğü, şirket temsilcisine çıkartılmış herhangi bir tebligatın söz konusu olmadığı, dolayısıyla hem 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesinde sayılmayan 5174 sayılı Kanun'da oda kaydının silinmesi sebebine dayalı olarak hem de aynı maddenin 4 üncü maddesinin (a) bendindeki usule uyulmaksızın şirketin ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği, bu durumda davanın açılmasına sebebiyet veren ve yargılama sonunda haksız olduğu anlaşılan davalı ...
aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu şirketin alacak ve borçları ile hakkındaki derdest davaların bilinmesinin müdürlükçe mümkün olmadığını, bu sebeple işbu davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, yapılan ihtarın usulüne uygun olduğunu, terkin işleminin mevzuata uygun yapıldığını, yasadan ... zorunlu hasım konumunda bulunduklarından yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, limited şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı temsilcisince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/993683400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz