Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6691 E. 2023/1278 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
5174 sayılı kanun↗ ticaret sicilinden re'sen terkin↗ ihtarat↗ zayi belgesi↗ münfesihlik↗ resen terkin↗ yargılama giderlerinden sorumluluk↗ re'sen terkin↗ yasal hasım↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ maddi hata↗ sicilden terkin↗ zayi↗ yargılama giderleri↗ derdestlik↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ taraf ehliyeti↗ ihtar↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ terkin↗ ilan↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/3 E., 2020/793 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı asıl tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı asıl tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının dava dışı ... Mak. San. Tic. Ltd. Şti.'de 3/4 pay sahibi ve aynı zamanda imzaya yetkili iki ortağından biri olduğunu, Metal San. Mak. San. Tic. Ltd. Şi'nin Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünce 27.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen terkin edildiğini, terkin edildiği tarihte şirketin Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sayılı dosyası üzerinden devam eden derdest davasının bulunduğunu, yargılama sırasında şirketin ihyasının istenilmesi için süre verildiğini ileri sürerek ... Mak. San. Tic. Ltd. Şti.'nin derdest olan davası sonuçlanıncaya kadar ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı asıl cevap dilekçesinde; söz konusu şirketin 23.10.2014 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi hükmüne uygun olarak resen sicilden terkin edildiğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği ek tasfiye ile tasfiye olunarak şirkete tasfiye memuru atanması gerektiğini, bu davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve yasal hasım konumunda olan davalı aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilememesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... Makina San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sayılı dosyası üzerinden yargılaması devam eden derdest davasının olduğu, bu nedenle davacının davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında terkin sebepleri sınırlı olarak sayıldığı, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun
(5174 sayılı Kanun) 10 ve 32 inci maddeleri kapsamında odaca kaydın silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun ihtarat yapıldığının da ispatlanamadığı, bu haliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesi uygulanmış olması sebebiyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasındaki süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı, dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiğinden davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiği
gerekçesiyle davanın kabulüne, ... Makina San. ve Tic. Ltd. Şti'nin ihyasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asıl istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı asıl istinaf dilekçesinde özetle; 30.12.2012 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicil Kayıtlarını Silinmesine İlişkin Tebliğin 5/d ve 6102 sayılı Kanun'un geçici 7/b maddesine dayanılarak usul ve yasaya uygun olarak 5174 sayılı Kanun'un 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerin ve durumların tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler kapsamında resen sicilden terkin edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereği şirkete tebliğe çıkarılan ihtarın 03.07.2014 tarihinde "taşınmış" notuyla iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.07.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiğini, bu durumda usul ve yasaya uygun olarak şirketin sicilden resen terkin edildiğini, şirketin terkin tarihinde derdest davasının kendileri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, yasal hasım konumundaki davalı aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği ek tasfiye hükümlerine göre tasfiyesinin sağlanarak tasfiye memuru atanması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 30.12.2012 tarih ve 28513 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 1 inci maddesinin d bendi "18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." ifadesi ile Kanunda olmayan bir hali tebliğ ile düzenlediği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde tahdidi olarak sayılan silinme sebepleri arasında yer almayan ihyası istenen şirketin oda kaydının silinmesine dayanılarak davalı tarafından söz konusu terkin işleminin gerçekleştirilmesi anılan Kanun maddesine açıkça aykırı olduğu, yapılan işlemler geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki usule göre de yerine getirilmediği, terkin işlemi nedeniyle şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilere ihtar gönderilmediği, terkin işleminin gerçekleştiği tarihte ihyası istenen şirket tarafından 10.06.2014 tarihinde zayi belgesi verilmesi istemiyle Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sırasında kayıtlı davanın derdest olduğu, anılan şirketin sicilden resen terkininin aynı zamanda geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına da aykırılık teşkil ettiği, esasen ihyası istenen şirketin sicilden terkin koşulları oluşmadığı halde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine aykırı olarak dosyada yer alan ticaret sicili kayıtlarına göre ihyası istenen şirket halen faal iken davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan, İlk Derece Mahkemesince şirkete tasfiye memuru atanmaksızın şirketin ihyasına karar verilmesinde ve usulsüz terkin işlemini gerçekleştiren davalı aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı asılın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asıl temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı asıl temyiz dilekçesinde özetle; davanın terkin edilmiş şirket tarafından açıldığını ve davacının taraf ehliyetini haiz olmadığını ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tarafından şirketin ihyasının talep edilip edilemeyeceği, şirketin ihya şartlarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır..
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesi hükmü.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, karar başlığında davacı olarak ...yerine ... Mak. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin gösterilmesinin maddi hataya dayalı olmasına ve mahallinde karar başlığındaki bu hatanın her zaman düzeltilebilecek olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı asılın temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/257 E. 2024/1352 K.
Ortak:münfesihlik · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · yargılama giderleri · ihya · tasfiye memuru · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz kararda… cevap dilekçesinde; söz konusu şirketin 23.10.2014 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi hükmüne uygun olarak resen «sicilden terkin» edildiğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği ek «tasfiye» ile tasfiye olunarak şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, bu davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve «yasal hasım» konumunda olan davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilememesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… uygun olarak 5174 sayılı Kanun'un 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerin ve durumların tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler kapsamında resen «sicilden terkin» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereği şirkete tebliğe çıkarılan «ihtarın» 03.07.2014 tarihinde "taşınmış" notuyla iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.07.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, bu durumda usul ve yasaya uygun olarak şirketin sicilden «resen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde «derdest» davasının kendileri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, «yasal hasım» konumundaki davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin hatalı olduğunu, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği ek «tasfiye» hükümlerine göre tasfiyesinin sağlanarak «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak kararın bozulmasını istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sırasında kayıtlı davanın «derdest» olduğu, anılan şirketin sicilden resen terkininin aynı zamanda geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına da aykırılık teşkil ettiği, esasen «ihyası» istenen şirketin «sicilden terkin» koşulları oluşmadığı halde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine aykırı olarak dosyada yer alan «ticaret sicili» kayıtlarına göre ihyası istenen şirket halen faal iken davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan, İlk Derece Mahkemesince şirkete «tasfiye memuru atanmaksızın» şirketin ihyasına karar verilmesinde ve usulsüz terkin işlemini gerçekleştiren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı asılın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaCEVAP Davalı «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihya» davasının «terkin» tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığını, dava dışı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re’«sen terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceği ifade edilmiş ve (d) bendinde “18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32’nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin bu kapsamda olduğunu, «yasal hasım» bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince, «terkin» edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında «üçüncü kişiler» tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasına istinaden açılan «ihya» davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek «tasfiye» niteliğinde olup, Mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince dava dilekçesinde belirtilen dava dosyası ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına ve «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · kıdem tazminatı · rücuen tahsil · üçüncü kişi · alacak davası · kaldırma ve yeniden hüküm · tebligat · yetki
Benzer bu kararda… n yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... sicil müdürlüğünce 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketin ticaret sicilinden re'«sen terkin» edildiği, nitekim ihyası istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise adresin kapalı olması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirkete ya da şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde «ilan» suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, öte yandan terkin işleminin 5174 Kanun’un 10 ncu maddesinin üçüncü fıkrasının üçüncü bendi kapsamında yapıldığı, ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi «sebebi» ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından dava konusu terkin işleminin de hukuka uygun olmadığı, davacının dava açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, şirketin hukuka aykırı olarak terkin edildiğinden dava açılmasına sebebiyet veren kurum aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderine» hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, şirketin ihyasına karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Turkal Temizlik İnşaat Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketi işçilerinden E.B. ve D.T. tarafından «kıdem tazminatı» ve yıllık izin ücreti alacağı için müvekkil idare aleyhine dava açıldığını, D.T. tarafından açılan dava sonucu Ankara 15.
İş Mahkemesinin 05.04.2021 tarih ve 2017/711 E., 2021/364 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, işbu davalar sonucunda müvekkili idare tarafından dava dışı işçilere ödenen miktarın «rücuen tahsili» amacıyla müvekkili tarafından Ankara 21.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1409 E. 2023/1902 K.
Ortak:ihtarat · münfesihlik · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · derdestlik · ihya · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz kararda… uygun olarak 5174 sayılı Kanun'un 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerin ve durumların tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler kapsamında resen «sicilden terkin» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereği şirkete tebliğe çıkarılan «ihtarın» 03.07.2014 tarihinde "taşınmış" notuyla iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.07.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, bu durumda usul ve yasaya uygun olarak şirketin sicilden «resen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde «derdest» davasının kendileri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, «yasal hasım» konumundaki davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin hatalı olduğunu, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği ek «tasfiye» hükümlerine göre tasfiyesinin sağlanarak «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak kararın bozulmasını istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sırasında kayıtlı davanın «derdest» olduğu, anılan şirketin sicilden resen terkininin aynı zamanda geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına da aykırılık teşkil ettiği, esasen «ihyası» istenen şirketin «sicilden terkin» koşulları oluşmadığı halde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine aykırı olarak dosyada yer alan «ticaret sicili» kayıtlarına göre ihyası istenen şirket halen faal iken davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan, İlk Derece Mahkemesince şirkete «tasfiye memuru atanmaksızın» şirketin ihyasına karar verilmesinde ve usulsüz terkin işlemini gerçekleştiren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı asılın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; iki ay içinde bildirimde bulunulmadığı takdirde «münfesih» sayılacağı ilanen bildirilen şirketin, süresi içinde başvuruda bulunulmadığı için 28.01.2014 tarih ve 8495 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yapılan «ilan» ile sicilden re'«sen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesindeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, İlk Derece Mahkemesinin ek «tasfiye» kararı vermesi gerekmesine rağmen 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrasını göz ardı ederek ek tasfiye kararı vermeyip «tasfiye memuru» atamadan direkt olarak «ihya» kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu, yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olduklarından aleyhlerine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davayı açmak için 5 yıllık sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte i …
Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» etmesi işleminin usulsüz olduğu, ihyasına karar verilen şirketin icra dosyasıyla sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, dava, ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 17.06.2021 tarihinde açılmış ise de davalı ...
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu hasım · ticaret sicilinden terkin · ticaret sicili tescili · hak düşürücü süre
Benzer bu karardaGıda Tarım Ürünleri İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin «ticaret sicilinden terkin» edildiğini, adı geçen şirket Ankara 15.
… lat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re’sen «ticaret sicilinden terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceğinin ifade edildiği ve (d) bendinde “18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin de bu kapsamda olduğunu, davada «yasal hasım» olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında «terkin» sebeplerinin sınırlı olarak sayıldığı, 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu ve 32 nci maddeleri kapsamında odaca «kaydın» silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki geçici 7 nci maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun «ihtarat» yapıldığının da ispatlanamadığı, bu haliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin uygulanmış olması sebebiyle geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrasındaki süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, “..."nin ihyasına, «ihyanın» «ticaret siciline tescil» ve Ticaret Sicil Gazetesinde «ilanına», dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiğinden davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı istinaf dilekçesinde özetle; iki ay içinde bildirimde bulunulmadığı takdirde «münfesih» sayılacağı ilanen bildirilen şirketin, süresi içinde başvuruda bulunulmadığı için 28.01.2014 tarih ve 8495 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yapılan «ilan» ile sicilden re'«sen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesindeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, İlk Derece Mahkemesinin ek «tasfiye» kararı vermesi gerekmesine rağmen 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrasını göz ardı ederek ek tasfiye kararı vermeyip «tasfiye memuru» atamadan direkt olarak «ihya» kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu, yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olduklarından aleyhlerine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davayı açmak için 5 yıllık sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte i …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6185 E. 2023/7038 K.
Ortak:ihtarat · münfesihlik · resen terkin · yargılama giderlerinden sorumluluk · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz kararda… uygun olarak 5174 sayılı Kanun'un 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerin ve durumların tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler kapsamında resen «sicilden terkin» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereği şirkete tebliğe çıkarılan «ihtarın» 03.07.2014 tarihinde "taşınmış" notuyla iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.07.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, bu durumda usul ve yasaya uygun olarak şirketin sicilden «resen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde «derdest» davasının kendileri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, «yasal hasım» konumundaki davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin hatalı olduğunu, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği ek «tasfiye» hükümlerine göre tasfiyesinin sağlanarak «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak kararın bozulmasını istemiştir.
… cevap dilekçesinde; söz konusu şirketin 23.10.2014 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi hükmüne uygun olarak resen «sicilden terkin» edildiğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği ek «tasfiye» ile tasfiye olunarak şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, bu davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve «yasal hasım» konumunda olan davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilememesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sayılı dosyası üzerinden yargılaması devam eden «derdest» davasının olduğu, bu nedenle davacının davayı açmakta «hukuki yararı» bulunduğu 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında «terkin» sebepleri sınırlı olarak sayıldığı, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 ve 32 inci maddeleri kapsamında odaca «kaydın» silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun «ihtarat» yapıldığının da ispatlanamadığı, bu haliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesi uygulanmış olması sebebiyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasındaki süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı, dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiğinden davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, ...
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... plakalı aracın malikinin, 23.10.2014 tarihinde «tasfiye» aşaması gerçekleştirilmeksizin resen «sicilden terkin» edilen «ihyası» istenen şirket olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olan şirketlere ilişkin olarak aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca şirketi yetkili kimselere yapılması gereken «ihtaratın» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığından terkin işleminin hatalı olduğu, yine aynı maddenin onbeşinci fıkrası uyarınca tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirketin ortaya çıkabilecek «malvarlığının», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren 10 yıl sonra Hazineye intikal edeceği, ve ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde Mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, ihyası istenilen şirketin «münfesihliğe» ilişkin durumunun ortadan kalkmamış olması ve mevcut olayda ihyası istenen şirketin mal varlığı bulunduğundan 10 yıllık sürenin de geçmediği hususu dikkate alındığında, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği sadece şirketin üzerine kayıtlı olan araç ile sınırlı olmak üzere «şirketin ihyası» gerektiği, davalı ...
Sicil Müdürlüğü her ne kadar «yasal hasım» olsa da «terkin» işlemi usulsüz olduğundan «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Logart Yazılım Danışmanlık Bilgisayar Eğitim Gıda Reklam İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin üzerine kayıtlı ... plakalı araç ile ilgili sınırlı olmak üzere ihyasına, şirkete 40...10 T.C. kimlik numaralı ...'ın «tasfiye memuru» olarak atanmasına karar verilmiştir.
İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda «kaydı» silinmiş sayılır” düzenlemesine yer verildiği, 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 5 ... maddesinin (d) bendinde, "18.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler..." denilerek Kanun'da olmayan bir hâlin tebliğ ile düzenlendiği, oysa ki 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin tadadi olduğu ve 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde; "01.07.2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve «limited şirketler» ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki «tasfiye» usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır" denilmek sureti ile ancak kanun metninde sayılan halleri tespit edilen «şirketin tasfiyesinin» 6102 sayılı Kanun hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfiye edileceğinin belirtildiği, dolayısıyla bu maddede belirtilen sınırlı hallere mühhasıran ... bir tasfiye yöntemi getirildiği, tadadi nitelikteki bu haller dışındaki durumlarda geçici 7 nci maddeye göre değil 6102 sayılı Kanun veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uygun tasfiye yapılacağı, kanunda sayılan haller dışında bir «sebebe» dayalı re'«sen terkin» işlemi yapılamayacağından terkin işleminin hukuka aykırı olduğundan tasfiyeyle sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi, «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, ancak davacı talebinin şirket adına kayıtlı aracın tasfiyesiyle «sınırlı ihya» ve ek tasfiye talep ettiği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, şirket üzerinde mal varlığı bulunması halinde 10 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanacağı, şirketin terkin tarihi ve dava tarihi dikkate alındığında bu sürenin geçmediği, aksi olsa dahi geçici 7 nci madde kapsamında olmayan şirket hakkında hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı, davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · sınırlı ihya · infisah · yediemin · ek tasfiye işlemleri · hukuki menfaat · şirketin tasfiyesi · malvarlığına ilişkin dava
Benzer bu karardaŞti.nin «tasfiye işlemleri» aşamasında firma adına kayıtlı aracın «yedieminde» bulunduğunu, şirket hakkında «resen terk» işlemi uygulandığından araçla ilgili herhangi bir işlem yapılamadığını, halen şirket adına kayıtlı aracın yedieminden çıkarılması ve tasarrufta bulunulabilmesi için sicilden resen terkin edilen şirketin ek tasfiye işlemlerinin yapılması gerektiğini belirterek Logart Yazılım Danışmanlık Ltd.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... plakalı aracın malikinin, 23.10.2014 tarihinde «tasfiye» aşaması gerçekleştirilmeksizin resen «sicilden terkin» edilen «ihyası» istenen şirket olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 ... maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olan şirketlere ilişkin olarak aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca şirketi yetkili kimselere yapılması gereken «ihtaratın» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığından terkin işleminin hatalı olduğu, yine aynı maddenin onbeşinci fıkrası uyarınca tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirketin ortaya çıkabilecek «malvarlığının», unvana ilişkin «kaydın» silindiği tarihten itibaren 10 yıl sonra Hazineye intikal edeceği, ve ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde Mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, ihyası istenilen şirketin «münfesihliğe» ilişkin durumunun ortadan kalkmamış olması ve mevcut olayda ihyası istenen şirketin mal varlığı bulunduğundan 10 yıllık sürenin de geçmediği hususu dikkate alındığında, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği sadece şirketin üzerine kayıtlı olan araç ile sınırlı olmak üzere «şirketin ihyası» gerektiği, davalı ...
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin, «münfesih» sayılmasına rağmen 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca kendisine yapılan «ihtar» ve «ilan» üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 23.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, «infisah» «sebebinin» 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre odaca «kaydı» silinenler olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 ... maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin «yetkisine» tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle «ihtarının usule» aykırı olduğundan terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, öte yandan 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, "Oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla «ticaret sicil» kaydının resen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna «ihbarda» bulunulur.
İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda «kaydı» silinmiş sayılır” düzenlemesine yer verildiği, 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 5 ... maddesinin (d) bendinde, "18.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler..." denilerek Kanun'da olmayan bir hâlin tebliğ ile düzenlendiği, oysa ki 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin tadadi olduğu ve 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde; "01.07.2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve «limited şirketler» ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki «tasfiye» usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır" denilmek sureti ile ancak kanun metninde sayılan halleri tespit edilen «şirketin tasfiyesinin» 6102 sayılı Kanun hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfiye edileceğinin belirtildiği, dolayısıyla bu maddede belirtilen sınırlı hallere mühhasıran ... bir tasfiye yöntemi getirildiği, tadadi nitelikteki bu haller dışındaki durumlarda geçici 7 nci maddeye göre değil 6102 sayılı Kanun veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uygun tasfiye yapılacağı, kanunda sayılan haller dışında bir «sebebe» dayalı re'«sen terkin» işlemi yapılamayacağından terkin işleminin hukuka aykırı olduğundan tasfiyeyle sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi, «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, ancak davacı talebinin şirket adına kayıtlı aracın tasfiyesiyle «sınırlı ihya» ve ek tasfiye talep ettiği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, şirket üzerinde mal varlığı bulunması halinde 10 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanacağı, şirketin terkin tarihi ve dava tarihi dikkate alındığında bu sürenin geçmediği, aksi olsa dahi geçici 7 nci madde kapsamında olmayan şirket hakkında hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı, davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1394 E. 2023/1520 K.
Ortak:münfesihlik · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · derdestlik · ihya · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz kararda… uygun olarak 5174 sayılı Kanun'un 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerin ve durumların tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler kapsamında resen «sicilden terkin» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereği şirkete tebliğe çıkarılan «ihtarın» 03.07.2014 tarihinde "taşınmış" notuyla iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.07.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, bu durumda usul ve yasaya uygun olarak şirketin sicilden «resen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde «derdest» davasının kendileri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, «yasal hasım» konumundaki davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin hatalı olduğunu, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği ek «tasfiye» hükümlerine göre tasfiyesinin sağlanarak «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak kararın bozulmasını istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sırasında kayıtlı davanın «derdest» olduğu, anılan şirketin sicilden resen terkininin aynı zamanda geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına da aykırılık teşkil ettiği, esasen «ihyası» istenen şirketin «sicilden terkin» koşulları oluşmadığı halde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine aykırı olarak dosyada yer alan «ticaret sicili» kayıtlarına göre ihyası istenen şirket halen faal iken davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan, İlk Derece Mahkemesince şirkete «tasfiye memuru atanmaksızın» şirketin ihyasına karar verilmesinde ve usulsüz terkin işlemini gerçekleştiren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı asılın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… cevap dilekçesinde; söz konusu şirketin 23.10.2014 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi hükmüne uygun olarak resen «sicilden terkin» edildiğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği ek «tasfiye» ile tasfiye olunarak şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, bu davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve «yasal hasım» konumunda olan davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilememesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaMüdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan şirkete bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından yasada öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı, öte yandan, davacı tarafından daha önce aynı «şirketin ihya» edilmesi talebiyle açtığı davanın kabulüne dair kararın Yargıtay denetiminden henüz geçmediği ve kesinleşmediği dikkate alındığında davacının işbu davada «hukuki yararının» bulunduğu, davalının usulsüz «terkin» işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği, İlk Derece Mahkemesinin davanın hak düşürücü süre nedeniyle «usulden reddi» kararında isabet görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm tesisine, buna göre davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 61215 sicil numarasında kayıtlı iken «sicilden terkin» edilen Yakıtsan Yakıt Sanayi Madencilik Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına karar verilmiştir.
… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların, haklı sebeplere dayalı olarak şirketin silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, «ihyası» istenen şirketin sicilden 23.10.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 26.05.2021 tarihinde açıldığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «ihyası» istenen şirketin «terkin» işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesindeki usule göre gerçekleştirilmediğini, re'«sen terkin» işlemleri sırasında şirket «temsilcisine» «tebligat» çıkarılmadığını, terkin koşullarının oluşmadığını, aynı şirket için açılan başka bir ihya davasında yargılama yapılarak davalının «hak düşürücü süre» yönünden itirazlarının kabul edilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · infisah · geçici 7. madde · hukuki menfaat · ticaret sicilinden terkin · dava şartı yokluğu · hak düşürücü süre · kaldırma ve yeniden hüküm
Benzer bu kararda… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların, haklı sebeplere dayalı olarak şirketin silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, «ihyası» istenen şirketin sicilden 23.10.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 26.05.2021 tarihinde açıldığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» talep olunan Yakıtsan Yakıt Sanayi Madencilik Ticaret Limited Şirketi'nin «münfesih» sayılmasına rağmen 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca kendisine yapılan «ihtar» ve ilân üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 23.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiği, «ihtarnamede» «infisah» «sebebi» olarak 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre odaca «kaydı» silinenler olarak yer aldığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde «tasfiye» ve ticaret sicilinden re'sen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, somut uyuşmazlıkta ihyası istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi, belge veya tebligat dosyaya sunulmadığı gibi ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın adresin kapalı olması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilân suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, öte yandan 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, "Oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla «ticaret sicil» kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna «ihbarda» bulunulur.
Müdürlüğünce «ihyası» istenen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilmesi «sebebi» ile silinme hususu Kanun'da tadadi olarak sayılan hâllerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların, haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, eldeki davada 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolmuş ise de davalı ...
Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan şirkete bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından yasada öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı, öte yandan, davacı tarafından daha önce aynı «şirketin ihya» edilmesi talebiyle açtığı davanın kabulüne dair kararın Yargıtay denetiminden henüz geçmediği ve kesinleşmediği dikkate alındığında davacının işbu davada «hukuki yararının» bulunduğu, davalının usulsüz «terkin» işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği, İlk Derece Mahkemesinin davanın hak düşürücü süre nedeniyle «usulden reddi» kararında isabet görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm tesisine, buna göre davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 61215 sicil numarasında kayıtlı iken «sicilden terkin» edilen Yakıtsan Yakıt Sanayi Madencilik Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1619 E. 2023/2041 K.
Ortak:münfesihlik · resen terkin · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · derdestlik · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz kararda… uygun olarak 5174 sayılı Kanun'un 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerin ve durumların tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler kapsamında resen «sicilden terkin» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereği şirkete tebliğe çıkarılan «ihtarın» 03.07.2014 tarihinde "taşınmış" notuyla iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.07.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, bu durumda usul ve yasaya uygun olarak şirketin sicilden «resen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde «derdest» davasının kendileri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, «yasal hasım» konumundaki davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin hatalı olduğunu, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği ek «tasfiye» hükümlerine göre tasfiyesinin sağlanarak «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak kararın bozulmasını istemiştir.
… cevap dilekçesinde; söz konusu şirketin 23.10.2014 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi hükmüne uygun olarak resen «sicilden terkin» edildiğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği ek «tasfiye» ile tasfiye olunarak şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, bu davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve «yasal hasım» konumunda olan davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilememesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sırasında kayıtlı davanın «derdest» olduğu, anılan şirketin sicilden resen terkininin aynı zamanda geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına da aykırılık teşkil ettiği, esasen «ihyası» istenen şirketin «sicilden terkin» koşulları oluşmadığı halde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine aykırı olarak dosyada yer alan «ticaret sicili» kayıtlarına göre ihyası istenen şirket halen faal iken davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan, İlk Derece Mahkemesince şirkete «tasfiye memuru atanmaksızın» şirketin ihyasına karar verilmesinde ve usulsüz terkin işlemini gerçekleştiren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı asılın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilen «limited şirketin ihyası» istemiyle açılan davada, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, bu davanın ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açıldığı anlaşılmış ise de 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında «resen terkin» işleminin yapılması karşısında yasada öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanamayacağı, davalı ...
İstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra davanın açıldığını, aynı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onikinci fıkrası gözetildiğinde davacı kurumun bu «ihya» davasını açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, «limited şirket» ortaklarının silinme tarihinden önceki «amme alacağına» ilişkin sorumluluklarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun (6183 sayılı Kanun) kapsamında devam ettiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca ihyası istenen şirkete usulüne uygun olarak «ihtarın» şirketin taşınmış olması nedeniyle iade edildiğini, usulüne uygun olarak «ilan» yoluyla ihtarın yapıldığını, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği ek tasfiyeye karar verilerek şirkete «tasfiye memuru atanması» gerekirken şirketin ihyasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mevzuat hükümlerine uygun olarak şirketin re'sen «sicilden terkin» edildiğini, «yasal hasım» olan müvekkili aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin sicilden re'«sen terkin» edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesinde belirtilen 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 27.06.2022 tarihinde açıldığı, davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolduğu, ancak terkin işlemi 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde belirtilen prosedüre uygun olarak yapılmadığından usulsüz terkin işlemi sebebiyle dava tarihi itibarıyla 5 yıllık hak düşürücü sürenin gözetilmediği, «münfesih şirketin» 5174 sayılı Kanuna göre odadan «kaydı» silinmesi «sebebi» ile 23.01.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'sen «ticaret sicil» kaydının silindiği, İlk Derece Mahkemesince, davacı kurum tarafından ihyası istenen şirket aleyhine açılan rücuan alacak davasında taraf teşkilinin sağlanması gerektiğinden şirketin ihyasının istenilmesinde «hukuki yararının» bulunduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca müdürlük tarafından yapılacak tebliğin şirketin kayıtlı son adresine ve «temsil» ve ilzama yetkili kişilere yapılması gerektiği açıklanmış olmasına rağmen davalı müdürlük tarafından Turelsan Elektronik Tic.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münfesih şirket · amme alacağı · tüzel kişiliğin ihyası · hukuki menfaat · ticaret sicilinden terkin · ticaret sicili tescili · tüzel kişilik · hak düşürücü süre
Benzer bu karardaSicil Müdürlüğü tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketin ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilerek bu davanın açılmasına sebebiyet vermiş olduğundan davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı iken re'sen terkin edilen Turelsan Elektronik Ticaret Limited Şirketinin «tüzel kişiliğinin ihyası» ile «ticaret siciline tesciline», bu kararın Ticaret Sicil Gazetesinde «ilanına» karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilen «limited şirketin ihyası» istemiyle açılan davada, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, bu davanın ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açıldığı anlaşılmış ise de 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında «resen terkin» işleminin yapılması karşısında yasada öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanamayacağı, davalı ...
İstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra davanın açıldığını, aynı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onikinci fıkrası gözetildiğinde davacı kurumun bu «ihya» davasını açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, «limited şirket» ortaklarının silinme tarihinden önceki «amme alacağına» ilişkin sorumluluklarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun (6183 sayılı Kanun) kapsamında devam ettiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca ihyası istenen şirkete usulüne uygun olarak «ihtarın» şirketin taşınmış olması nedeniyle iade edildiğini, usulüne uygun olarak «ilan» yoluyla ihtarın yapıldığını, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği ek tasfiyeye karar verilerek şirkete «tasfiye memuru atanması» gerekirken şirketin ihyasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mevzuat hükümlerine uygun olarak şirketin re'sen «sicilden terkin» edildiğini, «yasal hasım» olan müvekkili aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin sicilden re'«sen terkin» edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesinde belirtilen 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 27.06.2022 tarihinde açıldığı, davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolduğu, ancak terkin işlemi 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde belirtilen prosedüre uygun olarak yapılmadığından usulsüz terkin işlemi sebebiyle dava tarihi itibarıyla 5 yıllık hak düşürücü sürenin gözetilmediği, «münfesih şirketin» 5174 sayılı Kanuna göre odadan «kaydı» silinmesi «sebebi» ile 23.01.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'sen «ticaret sicil» kaydının silindiği, İlk Derece Mahkemesince, davacı kurum tarafından ihyası istenen şirket aleyhine açılan rücuan alacak davasında taraf teşkilinin sağlanması gerektiğinden şirketin ihyasının istenilmesinde «hukuki yararının» bulunduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca müdürlük tarafından yapılacak tebliğin şirketin kayıtlı son adresine ve «temsil» ve ilzama yetkili kişilere yapılması gerektiği açıklanmış olmasına rağmen davalı müdürlük tarafından Turelsan Elektronik Tic.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1565 E. 2024/2662 K.
Ortak:münfesihlik · resen terkin · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · derdestlik · ihya · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz kararda… uygun olarak 5174 sayılı Kanun'un 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerin ve durumların tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler kapsamında resen «sicilden terkin» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereği şirkete tebliğe çıkarılan «ihtarın» 03.07.2014 tarihinde "taşınmış" notuyla iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.07.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, bu durumda usul ve yasaya uygun olarak şirketin sicilden «resen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde «derdest» davasının kendileri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, «yasal hasım» konumundaki davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin hatalı olduğunu, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği ek «tasfiye» hükümlerine göre tasfiyesinin sağlanarak «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak kararın bozulmasını istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sırasında kayıtlı davanın «derdest» olduğu, anılan şirketin sicilden resen terkininin aynı zamanda geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına da aykırılık teşkil ettiği, esasen «ihyası» istenen şirketin «sicilden terkin» koşulları oluşmadığı halde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine aykırı olarak dosyada yer alan «ticaret sicili» kayıtlarına göre ihyası istenen şirket halen faal iken davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan, İlk Derece Mahkemesince şirkete «tasfiye memuru atanmaksızın» şirketin ihyasına karar verilmesinde ve usulsüz terkin işlemini gerçekleştiren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı asılın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 30.12.2012 tarihinde 28513 sayılı Resmi Gazete'de "Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine ilişkin Tebliğ" yayınlandığını, Tebliğin 5 inci maddesinde; Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceğinin ifade edildiği ve (d) bendinde "16.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." kapsamında «resen terkin» edildiğini, dava konusu şirketin Geçici 7.maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığını belirterek davanın süre yönünden «usulden reddine» karar verilmesini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanmasına», davada «yasal hasım» olduklarından tarafları aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
Emlak İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında «kat karşılığı inşaat sözleşmesi» imzalandığını, «ihyası» istenen şirketin sözleşmede belirtilen inşaatı sözleşmenin yapıldığı tarih itibari ile 18 ay içinde bitirip iskan ruhsatı alarak sözleşmede kararlaştırılan daireleri müvekkile «teslim» etmeyi «taahhüt» ettiğini, ancak taahhütlerine uymadığını ve inşaatı yarım bıraktığını, müvekkilince nama ifaya izin talepli dava açtığını ve davanın Ankara 15.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/7 E. sayılı dosyası ile «derdest» olduğunu, davalı şirketin sicil «kaydının» 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi gereğince 23.01.2014 tarihinde «resen terkin» edildiğini ileri sürerek ...
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu hasım · kat karşılığı inşaat sözleşmesi · re'sen gözetilme · yeniden tescil · ihya davası · ticaret sicilinden terkin · üçüncü kişi · hak düşürücü süre
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ticaret sicil» kayıtlarına göre yapılan işlemlerin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 4/a fıkrasındaki usule göre yerine getirilmediği, silinme işlemi nedeniyle şirketi «temsil» ve ilzama yetkili kişilere «ihtar» gönderilmediği gibi, davalı ... sicil müdürlüğünce «ihyası» istenilen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilme sebebiyle silinmesinin kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacı tarafın «ihya davası» açmakta hukuki yarararının bulunduğu, yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğundan dava açmak için aranan 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda aranmayacağı gerekçeleriyle davanın kabulüne,....
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/7 E. sayılı dosyasının sonuçlandırılması ile sınırlı olarak «ihya» kararı vermesine rağmen 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi gereği «tasfiye memuru atanmamasının» hukuka aykırı olduğunu, «zorunlu hasım» olan müvekkili aleyhine «yargılama giderine» hükmedilmesinin de doğru olmadığını ileri sürerek açıklanan bu ve re'«sen gözetilecek» nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
Emlak İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında «kat karşılığı inşaat sözleşmesi» imzalandığını, «ihyası» istenen şirketin sözleşmede belirtilen inşaatı sözleşmenin yapıldığı tarih itibari ile 18 ay içinde bitirip iskan ruhsatı alarak sözleşmede kararlaştırılan daireleri müvekkile «teslim» etmeyi «taahhüt» ettiğini, ancak taahhütlerine uymadığını ve inşaatı yarım bıraktığını, müvekkilince nama ifaya izin talepli dava açtığını ve davanın Ankara 15.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/7 E. sayılı dosyası ile «derdest» olduğunu, davalı şirketin sicil «kaydının» 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi gereğince 23.01.2014 tarihinde «resen terkin» edildiğini ileri sürerek ...
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 30.12.2012 tarihinde 28513 sayılı Resmi Gazete'de "Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine ilişkin Tebliğ" yayınlandığını, Tebliğin 5 inci maddesinde; Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceğinin ifade edildiği ve (d) bendinde "16.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." kapsamında «resen terkin» edildiğini, dava konusu şirketin Geçici 7.maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığını belirterek davanın süre yönünden «usulden reddine» karar verilmesini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanmasına», davada «yasal hasım» olduklarından tarafları aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6691 E. , 2023/1278 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/467 Esas, 2021/853 Karar
DAVA TARİHİ 31.12.2018
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/3 E., 2020/793 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı asıl tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı asıl tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının dava dışı ... Mak. San. Tic. Ltd. Şti.'de 3/4 pay sahibi ve aynı zamanda imzaya yetkili iki ortağından biri olduğunu, Metal San. Mak. San. Tic. Ltd. Şi'nin Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünce 27.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen terkin edildiğini, terkin edildiği tarihte şirketin Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sayılı dosyası üzerinden devam eden derdest davasının bulunduğunu, yargılama sırasında şirketin ihyasının istenilmesi için süre verildiğini ileri sürerek ... Mak. San. Tic. Ltd. Şti.'nin derdest olan davası sonuçlanıncaya kadar ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı asıl cevap dilekçesinde; söz konusu şirketin 23.10.2014 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi hükmüne uygun olarak resen sicilden terkin edildiğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği ek tasfiye ile tasfiye olunarak şirkete tasfiye memuru atanması gerektiğini, bu davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve yasal hasım konumunda olan davalı aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilememesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... Makina San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sayılı dosyası üzerinden yargılaması devam eden derdest davasının olduğu, bu nedenle davacının davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında terkin sebepleri sınırlı olarak sayıldığı, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun
(5174 sayılı Kanun) 10 ve 32 inci maddeleri kapsamında odaca kaydın silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun ihtarat yapıldığının da ispatlanamadığı, bu haliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesi uygulanmış olması sebebiyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasındaki süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı, dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiğinden davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiği
gerekçesiyle davanın kabulüne, ... Makina San. ve Tic. Ltd. Şti'nin ihyasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asıl istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı asıl istinaf dilekçesinde özetle;
30. 12.2012 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicil Kayıtlarını Silinmesine İlişkin Tebliğin 5/d ve 6102 sayılı Kanun'un geçici 7/b maddesine dayanılarak usul ve yasaya uygun olarak 5174 sayılı Kanun'un 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerin ve durumların tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler kapsamında resen sicilden terkin edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereği şirkete tebliğe çıkarılan ihtarın 03.07.2014 tarihinde "taşınmış" notuyla iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.07.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiğini, bu durumda usul ve yasaya uygun olarak şirketin sicilden resen terkin edildiğini, şirketin terkin tarihinde derdest davasının kendileri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, yasal hasım konumundaki davalı aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği ek tasfiye hükümlerine göre tasfiyesinin sağlanarak tasfiye memuru atanması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 30.12.2012 tarih ve 28513 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 1 inci maddesinin d bendi "18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." ifadesi ile Kanunda olmayan bir hali tebliğ ile düzenlediği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde tahdidi olarak sayılan silinme sebepleri arasında yer almayan ihyası istenen şirketin oda kaydının silinmesine dayanılarak davalı tarafından söz konusu terkin işleminin gerçekleştirilmesi anılan Kanun maddesine açıkça aykırı olduğu, yapılan işlemler geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki usule göre de yerine getirilmediği, terkin işlemi nedeniyle şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilere ihtar gönderilmediği, terkin işleminin gerçekleştiği tarihte ihyası istenen şirket tarafından 10.06.2014 tarihinde zayi belgesi verilmesi istemiyle Ankara 4.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sırasında kayıtlı davanın derdest olduğu, anılan şirketin sicilden resen terkininin aynı zamanda geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına da aykırılık teşkil ettiği, esasen ihyası istenen şirketin sicilden terkin koşulları oluşmadığı halde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine aykırı olarak dosyada yer alan ticaret sicili kayıtlarına göre ihyası istenen şirket halen faal iken davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan, İlk Derece Mahkemesince şirkete tasfiye memuru atanmaksızın şirketin ihyasına karar verilmesinde ve usulsüz terkin işlemini gerçekleştiren davalı aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı asılın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asıl temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı asıl temyiz dilekçesinde özetle; davanın terkin edilmiş şirket tarafından açıldığını ve davacının taraf ehliyetini haiz olmadığını ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tarafından şirketin ihyasının talep edilip edilemeyeceği, şirketin ihya şartlarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır..
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesi hükmü.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, karar başlığında davacı olarak ...yerine ... Mak. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin gösterilmesinin maddi hataya dayalı olmasına ve mahallinde karar başlığındaki bu hatanın her zaman düzeltilebilecek olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı asılın temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936504800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz