Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4990 E. 2023/5675 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
erken fesih↗ ariyet sözleşmesi↗ amortisman↗ akaryakıt bayilik sözleşmesi↗ ariyet↗ kar mahrumiyeti↗ haksız fesih↗ geç teslim↗ mahrum kalınan kâr↗ hmk 297↗ istinaf sebebi↗ makul süre↗ yoksun kalınan kâr↗ haklı sebep↗ kâr mahrumiyeti↗ ba formu↗ sözleşmenin feshi↗ bayilik sözleşmesi↗ basiretli tacir↗ hakkaniyet↗ cezai şart↗ istinaf incelemesi↗ infaz↗ garantörlük↗ fesih↗ kamu düzeni↗ kâr dağıtımı↗ ihtar↗ ıslah↗ ihtarname↗ tacir↗ dosya masrafı↗ maddi tazminat↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ avans faizi↗ temerrüt↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında akaryakıt bayilik sözleşme bulunduğunu, davalının sözleşmeyi haklı neden olmaksızın feshettiğini, fesih nedeniyle müvekkilinin elde edeceği kârdan yoksun kaldığını, bayilik ilişkisi nedeniyle davalı şirkete verilen emtianın da iade edilmediğini, sözleşmede bu durumda cezai şartın talep edilebileceğinin ön görüldüğünü, diğer davalı ...’ın ise garantör sıfatı ile sözleşmeyi imzaladığını, bu nedenle tüm taleplerden sorumlu olduğunu ileri sürerek kâr mahrumiyetinin şimdilik 10.000,00 TL’lik kısmının tahsiline, ariyet konusu menkullerin müvekkiline aynen iadesine, mümkün olmadığı takdirde bilirkişilerce ariyet konusu menkullerin amortismanı düşülmesi sonucu elde edilecek bedelin şimdilik 5.000,00TL’lik kısmının tahsiline, ariyetlerin müvekkiline halen teslim edilmemesi nedeni şimdilik 5.000 USD’nin cezai şartın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah ile kâr mahrumiyeti nedeniyle 30.437,28 TL, ekipman bedeli için 5.772,17 TL, cezai şart olarak 21.000 USD’nin tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; feshin haklı nedene dayanması nedeniyle kâr mahrumiyetinin talep edilemeyeceğini, emtiayı davacının teslim alması gerektiğini, bu durumda cezai şartın da talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04.12.2017 tarih, 2015/46 E. ve 2017/942 K. sayılı kararıyla; davalı tarafça yapılan feshin haklı olmadığı, bu sebeple davacının yoksun kaldığı kârı talep edebileceği, davacının aynı bölgede tesis edeceği yeni bir bayilik için gereken makul sürenin 3 ay olduğu, davacının davalı bayiden elde ettiği 3 aylık net kâr nazara alındığında yoksun kalınan kârın 2.190,24 TL olduğu, taraflar arasındaki hukuki ilişki gereği ariyet verene malların iadesinin gerektiği, taraflara arasındaki ariyet sözleşmesine göre ariyet malların geç teslim edilmesi halinde cezai şart ödeneceğinin düzenlendiği ve ariyet konusu malları taşınmasından davacının sorumlu olduğu, fesih ihtarnamesinde ariyet konusu malların teslim alınmasının ihtar edildiği, bu halde cezai şart isteminin yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, ariyet sözleşmesine istinaden verilen emtianın davalıdan alınıp davacıya aynen teslim edilmesine, eğer mümkün değilse 5.772,17 TL bedelin dava tarihinden itibaren faiziyle tahsiline, cezai şart talebinin reddine, kâr mahrumiyetine ilişkin talep bakımından 2.190,24 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmiştir
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 21.05.2020 tarih, 2018/1203 E. ve 2020/514 K. sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesince verilen aynı gerekçe ile davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 28.04.2021 tarih, 2020/5720 E. ve 2021/4172 K. sayılı kararıyla ''... Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, bayilik sözleşmesini fesheden davalı şirketten ve bayilik sözleşmesini garantör sıfatı ile imzalayan davalı ...’dan ariyetin iadesini, cezai şartın ve maddi tazminatın tahsilini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne, ariyet sözleşmesine istinaden verilen emtianın davalıdan alınıp davacıya aynen teslim edilmesine, eğer mümkün değilse 5.772,17 TL bedelin dava tarihinden itibaren taraflar arasındaki sözleşme hükümlerince belirlenen faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, cezai şart talebinin reddine, kâr mahrumiyetine ilişkin talep bakımından 2.190,24 TL'nin dava tarihinden itibaren taraflar arasındaki sözleşme hükümlerince belirlenen faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, ancak kabul edilen dava değerinin hangi davalıdan tahsil edileceği hususu açık ve anlaşılır olmadığı gibi kararın gerekçe kısmında hangi davalının sorumluluğu bakımından bir değerlendirme yapıldığı da anlaşılır değildir. Yine tahsiline karar verilen miktarların taraflar arasındaki sözleşme hükümlerince belirlenen faiziyle tahsili hususu da açıklıktan yoksundur. Bu nedenlerle karar icrada tereddüde yol açacak niteliktedir. Davacı vekilince bu husus istinaf sebebi olarak ileri sürülmemiş olsa dahi Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde aranan niteliklerden yoksun olması ve yoksunluğun da kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle resen gözetilmeyi gerektirmesi karsısında esastan red kararı verilmesi doğru değildir. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince infazı kabil bir karar verilmek üzere kararın re'sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2. Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmediği..'' gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket ile davalı şirket arasında 22.03.2013 tarihli 5 yıl süreli Akaryakıt bayilik sözleşmesi ve Ariyet Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin 01.10.2014 tarihli fesih ihtarnamesi ile davalı şirket tarafından yaklaşık 8 aydan beri taraflarına mal sevkiyatı olmadığından bahisle feshedildiği, fesih ihtarnamesinde ariyet konusu malların sökülerek teslim alınmasının da ihtar edildiği, davalı ...'ında Akaryakıt bayilik sözleşmesini garantör sıfatıyla imzaladığı, kar mahrumiyeti talep edilebilmesi için davalı bayinin borca aykırı davranması ve bu borca aykırı davranış nedeniyle davacı dağıtıcının sözleşmeyi feshetmesi ya da davalının haklı sebep olmadan sözleşmeyi feshetmiş olması gerektiği, sözleşmenin süresinden önce davalı şirket tarafından feshinin haksız olduğu kabul edilmiş olup, bu husus taraflarca istinaf edilmeyerek kesinleştiği, sözleşme davalı şirket tarafından haksız feshedildiğinden davacı tarafça ariyet konusu malların iadesi ve kâr mahrumiyeti talep edebileceği, mahkemece alınan bilirkişi heyeti raporuna göre, davacının aynı bölgede tesis edeceği yeni bir bayilik için gereken makul sürenin 3 ay olarak tespit edilerek bu süre üzerinden davalı bayinin günlük net karına göre davacının 3 aylık makul süre için toplam 2.190,24 TL kâr mahrumiyeti zararının oluştuğu, bu bedelden, davalı şirket sözleşmelerin tarafı olması nedeniyle, diğer davalı ...'ın ise sözleşme maddeleri uyarınca Akaryakıt bayilik sözleşmesindeki Garantör olarak imzasının bulunmasından dolayı, dava tarihinden itibaren Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin 42-2 maddesi uyarınca merkez bankasınca belirlenen avans faiz oranlarına 20 puan eklenmek suretiyle işletilecek faiziyle beraber sorumlu oldukları, sözleşmenin davalı şirket tarafından haksız feshedilmiş olması nedeniyle ariyet konusu malların davacı yana aynen teslim ve iade edilmesi gerektiği, aynen teslim mümkün olmadığı takdirde ise karar vermeye uygun bilirkişi raporuna göre amortisman bedelleri düşüldükten sonra bulunan 5.772,17 TL 'nin davacı yanca dava tarihinden itibaren Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin 42-2 maddesi uyarınca Merkez Bankasınca belirlenen avans faiz oranlarına 20 puan eklenmek suretiyle işletilecek faiziyle beraber talep edilebileceği, aynen teslim ve iadeden mümkün olmadığı takdirde tespit edilen bedelden, davalı şirketin sözleşmelerin tarafı olması nedeniyle, diğer davalı ...'ın ise sözleşme maddeleri uyarınca Akaryakıt bayilik sözleşmesindeki Garantör olarak imzasının bulunmasından dolayı sorumlu olduğu, davalının sözleşmenin feshini ilişkin ihtarnamesinde ayrıca ariyet konusu malların teslim alınmasını ihtar ettiği, bu durumda davacı ancak sözleşmeye konu ariyet verilen malların teslimini talep etmesine rağmen iade edilmediğini ispatlaması halinde cezai şart talep edebileceği, ancak ariyet sözleşmesinde düzenlenen cezai şartın talep edebilme koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davalı tarafından yapılan feshin haksız olduğu kanaatine varılmakla ariyet sözleşmesine konu 4 adet Dispenser Pompa, 5 Adet Dalgıç Pompa, 1 adet Hava Su Saati, 1 Adet Hava Kompresörünün davalıdan alınıp davacıya aynen teslim ve iadesine, eğer mümkün değilse 5.772,17 TL bedelin dava tarihinden itibaren merkez bankasınca belirlenen avans faiz oranlarına 20 puan eklenmek suretiyle işletilecek faiziyle beraber davalılardan alınıp davacıya verilmesine, ariyetler bakımından cezai şart talebi için sözleşme hükümlerine göre ariyetlerin sökülmesinde davalı, taşınmasından davacı sorumlu olduğundan ve fesih ihtarnamesi ile malların teslim alınması davacıya bildirildiğinden şartları oluşmayan cezai şart tazminatı talebinin reddine, kar mahrumiyeti bakımından makul süre için tespit edilen 2.190,24 TL bedelin dava tarihinden itibaren Merkez Bankasınca belirlenen avans faiz oranlarına 20 puan eklenmek suretiyle işletilecek faiziyle beraber davalılardan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilimizin haklı bir neden olmaksın yapılan erken fesih nedeni ile 3 yıl 5 ay 22 Gün süre ile elde edeceği kârdan mahrum kaldığını, Mahkemece mahrum kalınan kâr oranının 3 aylık hesaplama üzerinden 2.190,24 TL olarak hesaplanmışsa da bu hesaplamanın hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, davacının mahrum bıraktığı gelirleri (kârları) yeni kurulacak bir bayiye endekslemek her iki tarafından basiretli bir tacir olduğu gözetildiğinde hakkaniyete uygun olmadığını, davalının başka bir firmanın akaryakıt bayiliğini yapmaya devam ettiğinden davalı Alpet bayiliğini yaparken kazanmış olduğu müşteri çevresini müvekkil ile olan sözleşmesini haksız feshettikten sonra başka bir akaryakıt şirketinin bayiliğini devraldığı için halen devam ettirildiğinden hükmedilen miktarın hakkaniyete uygun olmayacağını, davalı ile bayilik ilişkisinin kurulması akabinde bir kısım emtialar davalının bayilik ilişkisini yerine getirebilmesi amacı ile davalıya ariyet olarak bırakıldığını, gerek sözleşme hükümleri gerekse teammüller uyarınca yerel Mahmkeme kararındaki gibi taşıma işlemlerinin değil, hakkaniyet gereği sadece taşıma masraflarının müvekkiline ait olduğunu, ariyet konusu malları davalıya teslim etmesine rağmen davalının malları söküm işleri sonrasında teslim etmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, akaryakıt bayilik sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı olarak kâr mahrumiyeti alacağının tahsili, ariyet konusu malların aynen iadesi, mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsili ve ariyet konusu malların süresinde iade edilmemesi nedeniyle cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Dava, akaryakıt bayilik sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı olarak kâr mahrumiyeti alacağının tahsili, ariyet konusu malların aynen iadesi, mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsili ve ariyet konusu malların süresinde iade edilmemesi nedeniyle cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkin olup, Mahkemece yapılan yargılama sonucu verilen karar uyarınca taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davalı şirket tarafından haksız olarak fesih edildiğine yönelik kararı davalılarca temyiz edilmediğinden sözleşmenin haksız feshi kesinleşmiştir. Davacı tarafından davalı bayiye ariyet olarak verilen malzeme, teçhizat ve diğer menkullerin sağlam şekilde davacıya teslimi gerektiği taraflar arasında akdedilmiş sözleşmenin 19 uncu maddesinde açıkça belirlenmiştir. Her ne kadar davalı tarafça 01.10.2014 tarihli ihtarname ile ariyete konu otomasyon, pompaların teslim alınması belirtilmiş olduğu halde davacı tarafın bu ihtara rağmen ariyet konusu malzemeleri teslim almadığı ileri sürülmüş ise de, dosya içerisinde bulunan 01.11.2014 tarihli servis raporunda davacı tarafın talimatı ile ariyete konu malların sökümü ve teslimi için davalı akaryakıt bayine gidildiği, pompaların demontajından sonra ürünlerin teslimatının istasyon görevlisi tarafından yapılmadığı ve formu imzalamadan imtina ettiğine dair tutanak tutulmuştur. Mahkemece bu servis raporuna ilişkin tarafların beyanların alınması, servis raporu içeriğinin tartışılması, davalı tarafça rapor içeriği kabul edilmediği takdirde gerektiğinde servis raporundaki yetkili kişi ile istasyon yetkilisi kısmındaki kişinin davalı şirketin sigortalı veya sigortasız çalışanı olup olmadığı araştırılarak davalının ariyete konu malları teslim konusunda temerrüde düşüp düşmediği ve davacının malları davalı şirketten almadığı yönündeki iddiası da birlikte değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İnfazı kabil olmayan hükmün kamu düzenine aykırılığı nedeniyle re'sen bozulması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5720 E. 2021/4172 K.
Ortak:kamu düzeni
İncelediğiniz karardaDavacı vekilince bu husus «istinaf sebebi» olarak ileri sürülmemiş olsa dahi Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde aranan niteliklerden yoksun olması ve yoksunluğun da «kamu düzenine» ilişkin olması nedeniyle resen gözetilmeyi gerektirmesi karsısında esastan red kararı verilmesi doğru değildir.
Benzer bu karardaDavacı vekilince bu husus «istinaf sebebi» olarak ileri sürülmemiş olsa dahi Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde aranan niteliklerden yoksun olması ve yoksunluğun da «kamu düzenine» ilişkin olması nedeniyle resen gözetilmeyi gerektirmesi karsısında esastan red kararı verilmesi doğru değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
İade tarihi bildirilmeden gecikme cezai şartının doğmaması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6502 E. 2023/7771 K.
Ortak:cezai şart · temerrüt
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında «akaryakıt bayilik sözleşme» bulunduğunu, davalının sözleşmeyi haklı neden olmaksızın feshettiğini, «fesih» nedeniyle müvekkilinin elde edeceği kârdan yoksun kaldığını, bayilik ilişkisi nedeniyle davalı şirkete verilen emtianın da iade edilmediğini, sözleşmede bu durumda «cezai şartın» talep edilebileceğinin ön görüldüğünü, diğer davalı ...’ın ise «garantör» sıfatı ile sözleşmeyi imzaladığını, bu nedenle tüm taleplerden sorumlu olduğunu ileri sürerek kâr «mahrumiyetinin» şimdilik 10.000,00 TL’lik kısmının tahsiline, «ariyet» konusu menkullerin müvekkiline aynen iadesine, mümkün olmadığı takdirde bilirkişilerce ariyet konusu menkullerin «amortismanı» düşülmesi sonucu elde edilecek bedelin şimdilik 5.000,00TL’lik kısmının tahsiline, ariyetlerin müvekkiline halen «teslim» edilmemesi nedeni şimdilik 5.000 USD’nin cezai şartın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, «ıslah» ile kâr mahrumiyeti nedeniyle 30.437,28 TL, ekipman bedeli için 5.772,17 TL, cezai şart olarak 21.000 USD’nin tahsilini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; feshin haklı nedene dayanması nedeniyle kâr «mahrumiyetinin» talep edilemeyeceğini, emtiayı davacının «teslim» alması gerektiğini, bu durumda «cezai şartın» da talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… arafça yapılan feshin haklı olmadığı, bu sebeple davacının yoksun kaldığı kârı talep edebileceği, davacının aynı bölgede tesis edeceği yeni bir bayilik için gereken «makul sürenin» 3 ay olduğu, davacının davalı bayiden elde ettiği 3 aylık net kâr nazara alındığında «yoksun kalınan» kârın 2.190,24 TL olduğu, taraflar arasındaki hukuki ilişki gereği «ariyet» verene malların iadesinin gerektiği, taraflara arasındaki «ariyet sözleşmesine» göre ariyet malların «geç teslim» edilmesi halinde «cezai şart» ödeneceğinin düzenlendiği ve ariyet konusu malları taşınmasından davacının sorumlu olduğu, «fesih» «ihtarnamesinde» ariyet konusu malların teslim alınmasının «ihtar» edildiği, bu halde cezai şart isteminin yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, ariyet sözleşmesine istinaden verilen emtianın davalıdan alınıp davacıya aynen teslim edilmesine, eğer mümkün değilse 5.772,17 TL bedelin dava tarihinden itibaren faiziyle tahsiline, cezai şart talebinin reddine, kâr «mahrumiyetine» ilişkin talep bakımından 2.190,24 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmiştir IV.
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında bayilik, «ariyet sözleşmeleri» ile «protokol» imzalandığını, sözleşmeler kapsamında müvekkilinin davalıya «bayilik sözleşmesi» boyunca ve bayilik faaliyetinde kullanılmak üzere bir kısım malları ariyet verdiğini, bayilik ilişkisi sürerken davalının 20.07.2015 tarihli «ihtarnamesi» ile bayilik sözleşmesini süresinden önce ... taraflı feshettiğini, müvekkilinin de bu ihtarnameye karşı ihtarında ariyet malların iadesini istediği halde davalının iade etmediğini, ariyet sözleşmesinin 4 üncü maddesinde «cezai şart» öngörüldüğünü ileri sürerek ariyet konusu malların aynen iadesini, bunun mümkün olmaması halinde 149.808,77 TL’nin 22.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte tahsilini, şimdilik 50.000,00 USD cezai şartın ödeme tarihindeki ... döviz ... karşılığı TL’nin 22.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birl …
… ığını, müvekkilinin müşterilerine karşı mahcup olduğunu, sınırlı akaryakıt satabildiğini, 20.07.2015 tarihinde haklı sebeple sözleşmeyi feshettiğini, malların aynen «teslimi» hususunda görüşmelere rağmen olumlu sonuç alınamadığını, «cezai şarta» ilişkin «ariyet sözleşmesinin» 4 üncü maddesinin genel işlem ... niteliği taşıdığını, önceden ... başına hazırlandığını, ariyet malların teslim edilmediği her geçen ...
2.000,00 USD «cezai şartın» ahlaka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:genel işlem koşulları
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ariyet sözleşmesi» gereğince, sözleşme ekinde belirtilen bir kısım malların davacı tarafından davalıya ariyet olarak verildiği, davalı bayi tarafından «bayilik sözleşmesinin» 20.07.2015 tarihli «ihtarnameyle», akaryakıt talebinin karşılanmadığı gerekçesiyle sözleşmenin bitim tarihinden önce feshedildiği, sonrasında davacı tarafından düzenlenen 29.07.2015 tarihli cevabi ihtarname ile bir kısım alacaklarla birlikte dava konusu ariyet malzemelerinin "tarafınıza bildirilecek tarihte" denilerek hasarsız ve kullanılabilir şekilde iadesinin talep edildiği, ancak ihtarnamede "tarafınıza bildirilecek tarihte" denilerek sonradan iade tarihi bildirileceği belirtilmesine rağmen davalıya ariyetleri hangi tarihte veya hangi tarihe kadar iade etmesi gerektiği hususunda başkaca bir bildirim yapılmadığı, davacı tarafından keşide edilen bu ihtarnamenin davalıya 03.08.2015 tarihinde tebliğ edildiği, 20.09.2011 tarihli ariyet sözleşmesinin 3 üncü maddesinde, malzemelerin şirket tarafından yazılı olarak istenilmesi halinde, söküm ve nakliye «masrafları» ariyet alana ait olmak üzere 15 ... içinde «teslim» etmeyi ariyet alanın kabul ettiği, 4 üncü maddesinde, malzemelerin «taahhüt» edilen zamanda şirkete iade edilmediği takdirde, geçen her ... için 2.000,00 USD veya fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden TL karşılığını ödeneceğinin, kısmen veya tamamen teslim edilmemesi halinde ise benzeri teçhizatın piyasa değerinin 5 katının tazminat olarak şirkete ödeneceğinin kabul ve taahhüt edildiği hususlarının düzenlendiği, ariyet sözleşmesinin imza tarihi gözetildiğinde «genel işlem koşulları» denetimine tabi tutulamayacağı, davacının «cezai şart» talebinin ariyet sözleşmesinin 4 üncü maddesine dayandığı, sözleşmenin 3 üncü maddesinde, malzemelerin şirket tarafından yazılı olarak istenilmesi halinde bayi tarafından 15 ... içinde teslim edileceği, 4 üncü maddesinde ise malzemelerin taahhüt edilen zamanda şirkete iade edilmediği takdirde geçen her ... için 2.000,00 USD cezai şart ödeneceğinin hüküm altına alındığı, ancak davacının 29.07.2015 tarihli cevabi ihtarnamesinde ariyet malzemelerinin "tarafınıza bildirilecek tarihte" denilerek iadesinin talep edildiği, dolayısıyla ariyetlerin iade tarihinin sonradan bildirileceğinin açıkça belirtildiği, sonraki dönemde ise davalıya ariyetleri hangi tarihte veya hangi tarihe kadar iade etmesi gerektiği hususunda başkaca bir bildirim yapılmadığı, davalının ariyetleri iade yükümlülüğü doğmuş olsa da, cezai şart hükmüne dayanak «geç teslim» olgusundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, taraflar arasında 20.09.2011 tarihinde imzalanan ariyet sözleşmesi ekinde liste halinde yer ... ve hükümde belirtilen ariyetlerin, davacıya aynen iadesine, ariyetlerin aynen iadesi mümkün olmadığı takdirde toplam 27.800,00 TL'nin 02.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, ariyet bedeli yönünden fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının cezai şart isteminin reddine karar verilmiştir.
-
Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2335 E. 2023/4680 K.
Ortak:ariyet · kar mahrumiyeti · kâr mahrumiyeti · sözleşmenin feshi · bayilik sözleşmesi · cezai şart · garantörlük · teslim
İncelediğiniz kararda… ilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket ile davalı şirket arasında 22.03.2013 tarihli 5 yıl süreli Akaryakıt «bayilik sözleşmesi» ve Ariyet Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin 01.10.2014 tarihli «fesih» «ihtarnamesi» ile davalı şirket tarafından yaklaşık 8 aydan beri taraflarına mal sevkiyatı olmadığından bahisle feshedildiği, fesih ihtarnamesinde «ariyet» konusu malların sökülerek «teslim» alınmasının da «ihtar» edildiği, davalı ...'ında Akaryakıt bayilik sözleşmesini «garantör» sıfatıyla imzaladığı, «kar mahrumiyeti» talep edilebilmesi için davalı bayinin borca aykırı davranması ve bu borca aykırı davranış nedeniyle davacı «dağıtıcının» sözleşmeyi feshetmesi ya da davalının «haklı sebep» olmadan sözleşmeyi feshetmiş olması gerektiği, sözleşmenin süresinden önce davalı şirket tarafından feshinin haksız olduğu kabul edilmiş olup, bu husus taraflarca istinaf edilmeyerek kesinleştiği, sözleşme davalı şirket tarafından haksız feshedildiğinden davacı tarafça ariyet konusu malların iadesi ve kâr mahrumiyeti talep edebileceği, mahkemece alınan bilirkişi heyeti raporuna göre, davacının aynı bölgede tesis edeceği yeni bir bayilik için gereken «makul sürenin» 3 ay olarak tespit edilerek bu süre üzerinden davalı bayinin günlük net karına göre davacının 3 aylık makul süre için toplam 2.190,24 TL kâr mahrumiyeti zararının oluştuğu, bu bedelden, davalı şirket sözleşmelerin tarafı olması nedeniyle, diğer davalı ...'ın ise sözleşme maddeleri uyarınca Akaryakıt bayilik sözleşmesindeki Garantör olarak imzasının bulunmasından dolayı, dava tarihinden itibaren Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin 42-2 maddesi uyarınca merkez bankasınca belirlenen «avans faiz» oranlarına 20 puan eklenmek suretiyle işletilecek faiziyle beraber sorumlu oldukları, sözleşmenin davalı şirket tarafından haksız feshedilmiş olması nedeniyle ariyet konusu malların davacı yana aynen teslim ve iade edilmesi gerektiği, aynen teslim mümkün olmadığı takdirde ise karar vermeye uygun bilirkişi raporuna göre «amortisman» bedelleri düşüldükten sonra bulunan 5.772,17 TL 'nin davacı yanca dava tarihinden itibaren Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin 42-2 maddesi uyarınca Merkez Bankasınca belirlenen avans faiz oranlarına 20 puan eklenmek suretiyle işletilecek faiziyle beraber talep edilebileceği, aynen teslim ve iadeden mümkün olmadığı takdirde tespit edilen bedelden, davalı şirketin sözleşmelerin tarafı olması nedeniyle, diğer davalı ...'ın ise sözleşme maddeleri uyarınca Akaryakıt bayilik sözleşmesindeki Garantör olarak imzasının bulunmasından dolayı sorumlu olduğu, davalının «sözleşmenin feshini» ilişkin ihtarnamesinde ayrıca ariyet konusu malların teslim alınmasını ihtar ettiği, bu durumda davacı ancak sözleşmeye konu ariyet verilen malların teslimini talep etmesine rağmen iade edilmediğini ispatlaması halinde «cezai şart» talep edebileceği, ancak «ariyet sözleşmesinde» düzenlenen cezai şartın talep edebilme koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davalı tarafından yapılan feshin haksız olduğu kana …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında «akaryakıt bayilik sözleşme» bulunduğunu, davalının sözleşmeyi haklı neden olmaksızın feshettiğini, «fesih» nedeniyle müvekkilinin elde edeceği kârdan yoksun kaldığını, bayilik ilişkisi nedeniyle davalı şirkete verilen emtianın da iade edilmediğini, sözleşmede bu durumda «cezai şartın» talep edilebileceğinin ön görüldüğünü, diğer davalı ...’ın ise «garantör» sıfatı ile sözleşmeyi imzaladığını, bu nedenle tüm taleplerden sorumlu olduğunu ileri sürerek kâr «mahrumiyetinin» şimdilik 10.000,00 TL’lik kısmının tahsiline, «ariyet» konusu menkullerin müvekkiline aynen iadesine, mümkün olmadığı takdirde bilirkişilerce ariyet konusu menkullerin «amortismanı» düşülmesi sonucu elde edilecek bedelin şimdilik 5.000,00TL’lik kısmının tahsiline, ariyetlerin müvekkiline halen «teslim» edilmemesi nedeni şimdilik 5.000 USD’nin cezai şartın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, «ıslah» ile kâr mahrumiyeti nedeniyle 30.437,28 TL, ekipman bedeli için 5.772,17 TL, cezai şart olarak 21.000 USD’nin tahsilini talep etmiştir.
… arafça yapılan feshin haklı olmadığı, bu sebeple davacının yoksun kaldığı kârı talep edebileceği, davacının aynı bölgede tesis edeceği yeni bir bayilik için gereken «makul sürenin» 3 ay olduğu, davacının davalı bayiden elde ettiği 3 aylık net kâr nazara alındığında «yoksun kalınan» kârın 2.190,24 TL olduğu, taraflar arasındaki hukuki ilişki gereği «ariyet» verene malların iadesinin gerektiği, taraflara arasındaki «ariyet sözleşmesine» göre ariyet malların «geç teslim» edilmesi halinde «cezai şart» ödeneceğinin düzenlendiği ve ariyet konusu malları taşınmasından davacının sorumlu olduğu, «fesih» «ihtarnamesinde» ariyet konusu malların teslim alınmasının «ihtar» edildiği, bu halde cezai şart isteminin yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, ariyet sözleşmesine istinaden verilen emtianın davalıdan alınıp davacıya aynen teslim edilmesine, eğer mümkün değilse 5.772,17 TL bedelin dava tarihinden itibaren faiziyle tahsiline, cezai şart talebinin reddine, kâr «mahrumiyetine» ilişkin talep bakımından 2.190,24 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmiştir IV.
Benzer bu karardaUyuşmazlık, «bayilik sözleşmesinden» kaynaklı alacak ve «ariyetlerin» iadesi istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3157 E. 2021/4856 K.
Ortak:akaryakıt bayilik sözleşmesi · ariyet · sözleşmenin feshi · bayilik sözleşmesi · fesih · ihtarname · avans faizi · temerrüt
İncelediğiniz kararda… ilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket ile davalı şirket arasında 22.03.2013 tarihli 5 yıl süreli Akaryakıt «bayilik sözleşmesi» ve Ariyet Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin 01.10.2014 tarihli «fesih» «ihtarnamesi» ile davalı şirket tarafından yaklaşık 8 aydan beri taraflarına mal sevkiyatı olmadığından bahisle feshedildiği, fesih ihtarnamesinde «ariyet» konusu malların sökülerek «teslim» alınmasının da «ihtar» edildiği, davalı ...'ında Akaryakıt bayilik sözleşmesini «garantör» sıfatıyla imzaladığı, «kar mahrumiyeti» talep edilebilmesi için davalı bayinin borca aykırı davranması ve bu borca aykırı davranış nedeniyle davacı «dağıtıcının» sözleşmeyi feshetmesi ya da davalının «haklı sebep» olmadan sözleşmeyi feshetmiş olması gerektiği, sözleşmenin süresinden önce davalı şirket tarafından feshinin haksız olduğu kabul edilmiş olup, bu husus taraflarca istinaf edilmeyerek kesinleştiği, sözleşme davalı şirket tarafından haksız feshedildiğinden davacı tarafça ariyet konusu malların iadesi ve kâr mahrumiyeti talep edebileceği, mahkemece alınan bilirkişi heyeti raporuna göre, davacının aynı bölgede tesis edeceği yeni bir bayilik için gereken «makul sürenin» 3 ay olarak tespit edilerek bu süre üzerinden davalı bayinin günlük net karına göre davacının 3 aylık makul süre için toplam 2.190,24 TL kâr mahrumiyeti zararının oluştuğu, bu bedelden, davalı şirket sözleşmelerin tarafı olması nedeniyle, diğer davalı ...'ın ise sözleşme maddeleri uyarınca Akaryakıt bayilik sözleşmesindeki Garantör olarak imzasının bulunmasından dolayı, dava tarihinden itibaren Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin 42-2 maddesi uyarınca merkez bankasınca belirlenen «avans faiz» oranlarına 20 puan eklenmek suretiyle işletilecek faiziyle beraber sorumlu oldukları, sözleşmenin davalı şirket tarafından haksız feshedilmiş olması nedeniyle ariyet konusu malların davacı yana aynen teslim ve iade edilmesi gerektiği, aynen teslim mümkün olmadığı takdirde ise karar vermeye uygun bilirkişi raporuna göre «amortisman» bedelleri düşüldükten sonra bulunan 5.772,17 TL 'nin davacı yanca dava tarihinden itibaren Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin 42-2 maddesi uyarınca Merkez Bankasınca belirlenen avans faiz oranlarına 20 puan eklenmek suretiyle işletilecek faiziyle beraber talep edilebileceği, aynen teslim ve iadeden mümkün olmadığı takdirde tespit edilen bedelden, davalı şirketin sözleşmelerin tarafı olması nedeniyle, diğer davalı ...'ın ise sözleşme maddeleri uyarınca Akaryakıt bayilik sözleşmesindeki Garantör olarak imzasının bulunmasından dolayı sorumlu olduğu, davalının «sözleşmenin feshini» ilişkin ihtarnamesinde ayrıca ariyet konusu malların teslim alınmasını ihtar ettiği, bu durumda davacı ancak sözleşmeye konu ariyet verilen malların teslimini talep etmesine rağmen iade edilmediğini ispatlaması halinde «cezai şart» talep edebileceği, ancak «ariyet sözleşmesinde» düzenlenen cezai şartın talep edebilme koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davalı tarafından yapılan feshin haksız olduğu kana …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında «akaryakıt bayilik sözleşme» bulunduğunu, davalının sözleşmeyi haklı neden olmaksızın feshettiğini, «fesih» nedeniyle müvekkilinin elde edeceği kârdan yoksun kaldığını, bayilik ilişkisi nedeniyle davalı şirkete verilen emtianın da iade edilmediğini, sözleşmede bu durumda «cezai şartın» talep edilebileceğinin ön görüldüğünü, diğer davalı ...’ın ise «garantör» sıfatı ile sözleşmeyi imzaladığını, bu nedenle tüm taleplerden sorumlu olduğunu ileri sürerek kâr «mahrumiyetinin» şimdilik 10.000,00 TL’lik kısmının tahsiline, «ariyet» konusu menkullerin müvekkiline aynen iadesine, mümkün olmadığı takdirde bilirkişilerce ariyet konusu menkullerin «amortismanı» düşülmesi sonucu elde edilecek bedelin şimdilik 5.000,00TL’lik kısmının tahsiline, ariyetlerin müvekkiline halen «teslim» edilmemesi nedeni şimdilik 5.000 USD’nin cezai şartın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, «ıslah» ile kâr mahrumiyeti nedeniyle 30.437,28 TL, ekipman bedeli için 5.772,17 TL, cezai şart olarak 21.000 USD’nin tahsilini talep etmiştir.
2.Dava, «akaryakıt bayilik sözleşmesinin» haksız feshedildiği iddiasına dayalı olarak kâr «mahrumiyeti» alacağının tahsili, «ariyet» konusu malların aynen iadesi, mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsili ve ariyet konusu malların süresinde iade edilmemesi nedeniyle «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkin olup, Mahkemece yapılan yargılama sonucu verilen karar uyarınca taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davalı şirket tarafından haksız olarak «fesih» edildiğine yönelik kararı davalılarca temyiz edilmediğinden sözleşmenin haksız feshi kesinleşmiştir.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, taraflar arasında imzalanan "Protokol" başlıklı belgenin 11.a).iii maddesinde, «sözleşmenin feshi» halinde, bayinin, TP tarafından «ariyet» olarak verilen malzeme ve teçhizatı ve montajı yapılan tüm sökülebilecek malzeme ve teçhizatı aynen iade etmeyi, iade edemiyor ise TP tarafından tespit edilen «rayiç bedellerini» ödemeyi kabul ve «taahhüt» ettiği, sözleşmenin bu maddesinin «delil sözleşmesi» niteliğinde bulunduğu, davacı tarafından sözleşme gereği tespit edilen bedeller ile bilirkişi raporu ile saptanan rayiç bedeller arasında fahiş fark bulunmaması nedeniyle, sözleşmeye uygun olarak davacı tarafından yapılan hesaplamaya itibar edildiği, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli «fesih» «ihtarnamesinde», dava konusu ariyet bedelinin belirtilmemesi nedeniyle «temerrüde» esas alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne 91.444,02 TL’nin 03.04.2015 dava tarihininden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davanın, taraflar arasında akdedilen «akaryakıt bayilik sözleşmesi» ve «protokolün» feshi nedeniyle davalıya «ariyet» olarak verilen malların aynen iadesi, iadenin mümkün olmaması halinde «bedelin iadesi» istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde «sözleşmenin feshi» halinde ariyet verilen malların iadesi, iade edilememesi halinde ise davacı tarafından tespit edilen «rayiç bedelin» ödeneceği kararlaştırıldığından, mahkemece ariyet olarak verilen malların rayiç bedeli gözetilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli «ihtarnamede» miktar belirtilmeden ariyet olarak bırakılan malların iadesi talep edildiğinden mahkemece «temerrüt» yönünden yeterli kabul edilmemesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince t …
3-Davalı vekilinin temyiz istemine gelince, mahkemece bilirkişi tarafından tespit edilen «ariyet» bedeline hükmedilmesi gerekirken, davacının ne şekilde tespit ettiği bilinmeyen ariyet bedeline hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil sözleşmesi · rayiç bedel · bedel iadesi · protokol · taahhütname
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, taraflar arasında imzalanan "Protokol" başlıklı belgenin 11.a).iii maddesinde, «sözleşmenin feshi» halinde, bayinin, TP tarafından «ariyet» olarak verilen malzeme ve teçhizatı ve montajı yapılan tüm sökülebilecek malzeme ve teçhizatı aynen iade etmeyi, iade edemiyor ise TP tarafından tespit edilen «rayiç bedellerini» ödemeyi kabul ve «taahhüt» ettiği, sözleşmenin bu maddesinin «delil sözleşmesi» niteliğinde bulunduğu, davacı tarafından sözleşme gereği tespit edilen bedeller ile bilirkişi raporu ile saptanan rayiç bedeller arasında fahiş fark bulunmaması nedeniyle, sözleşmeye uygun olarak davacı tarafından yapılan hesaplamaya itibar edildiği, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli «fesih» «ihtarnamesinde», dava konusu ariyet bedelinin belirtilmemesi nedeniyle «temerrüde» esas alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne 91.444,02 TL’nin 03.04.2015 dava tarihininden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davanın, taraflar arasında akdedilen «akaryakıt bayilik sözleşmesi» ve «protokolün» feshi nedeniyle davalıya «ariyet» olarak verilen malların aynen iadesi, iadenin mümkün olmaması halinde «bedelin iadesi» istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde «sözleşmenin feshi» halinde ariyet verilen malların iadesi, iade edilememesi halinde ise davacı tarafından tespit edilen «rayiç bedelin» ödeneceği kararlaştırıldığından, mahkemece ariyet olarak verilen malların rayiç bedeli gözetilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli «ihtarnamede» miktar belirtilmeden ariyet olarak bırakılan malların iadesi talep edildiğinden mahkemece «temerrüt» yönünden yeterli kabul edilmemesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince t …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3775 E. 2021/2265 K.
Ortak:ariyet sözleşmesi · ariyet · bayilik sözleşmesi · avans faizi · teslim · Alacak
İncelediğiniz kararda… ilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket ile davalı şirket arasında 22.03.2013 tarihli 5 yıl süreli Akaryakıt «bayilik sözleşmesi» ve Ariyet Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin 01.10.2014 tarihli «fesih» «ihtarnamesi» ile davalı şirket tarafından yaklaşık 8 aydan beri taraflarına mal sevkiyatı olmadığından bahisle feshedildiği, fesih ihtarnamesinde «ariyet» konusu malların sökülerek «teslim» alınmasının da «ihtar» edildiği, davalı ...'ında Akaryakıt bayilik sözleşmesini «garantör» sıfatıyla imzaladığı, «kar mahrumiyeti» talep edilebilmesi için davalı bayinin borca aykırı davranması ve bu borca aykırı davranış nedeniyle davacı «dağıtıcının» sözleşmeyi feshetmesi ya da davalının «haklı sebep» olmadan sözleşmeyi feshetmiş olması gerektiği, sözleşmenin süresinden önce davalı şirket tarafından feshinin haksız olduğu kabul edilmiş olup, bu husus taraflarca istinaf edilmeyerek kesinleştiği, sözleşme davalı şirket tarafından haksız feshedildiğinden davacı tarafça ariyet konusu malların iadesi ve kâr mahrumiyeti talep edebileceği, mahkemece alınan bilirkişi heyeti raporuna göre, davacının aynı bölgede tesis edeceği yeni bir bayilik için gereken «makul sürenin» 3 ay olarak tespit edilerek bu süre üzerinden davalı bayinin günlük net karına göre davacının 3 aylık makul süre için toplam 2.190,24 TL kâr mahrumiyeti zararının oluştuğu, bu bedelden, davalı şirket sözleşmelerin tarafı olması nedeniyle, diğer davalı ...'ın ise sözleşme maddeleri uyarınca Akaryakıt bayilik sözleşmesindeki Garantör olarak imzasının bulunmasından dolayı, dava tarihinden itibaren Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin 42-2 maddesi uyarınca merkez bankasınca belirlenen «avans faiz» oranlarına 20 puan eklenmek suretiyle işletilecek faiziyle beraber sorumlu oldukları, sözleşmenin davalı şirket tarafından haksız feshedilmiş olması nedeniyle ariyet konusu malların davacı yana aynen teslim ve iade edilmesi gerektiği, aynen teslim mümkün olmadığı takdirde ise karar vermeye uygun bilirkişi raporuna göre «amortisman» bedelleri düşüldükten sonra bulunan 5.772,17 TL 'nin davacı yanca dava tarihinden itibaren Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin 42-2 maddesi uyarınca Merkez Bankasınca belirlenen avans faiz oranlarına 20 puan eklenmek suretiyle işletilecek faiziyle beraber talep edilebileceği, aynen teslim ve iadeden mümkün olmadığı takdirde tespit edilen bedelden, davalı şirketin sözleşmelerin tarafı olması nedeniyle, diğer davalı ...'ın ise sözleşme maddeleri uyarınca Akaryakıt bayilik sözleşmesindeki Garantör olarak imzasının bulunmasından dolayı sorumlu olduğu, davalının «sözleşmenin feshini» ilişkin ihtarnamesinde ayrıca ariyet konusu malların teslim alınmasını ihtar ettiği, bu durumda davacı ancak sözleşmeye konu ariyet verilen malların teslimini talep etmesine rağmen iade edilmediğini ispatlaması halinde «cezai şart» talep edebileceği, ancak «ariyet sözleşmesinde» düzenlenen cezai şartın talep edebilme koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davalı tarafından yapılan feshin haksız olduğu kana …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında «akaryakıt bayilik sözleşme» bulunduğunu, davalının sözleşmeyi haklı neden olmaksızın feshettiğini, «fesih» nedeniyle müvekkilinin elde edeceği kârdan yoksun kaldığını, bayilik ilişkisi nedeniyle davalı şirkete verilen emtianın da iade edilmediğini, sözleşmede bu durumda «cezai şartın» talep edilebileceğinin ön görüldüğünü, diğer davalı ...’ın ise «garantör» sıfatı ile sözleşmeyi imzaladığını, bu nedenle tüm taleplerden sorumlu olduğunu ileri sürerek kâr «mahrumiyetinin» şimdilik 10.000,00 TL’lik kısmının tahsiline, «ariyet» konusu menkullerin müvekkiline aynen iadesine, mümkün olmadığı takdirde bilirkişilerce ariyet konusu menkullerin «amortismanı» düşülmesi sonucu elde edilecek bedelin şimdilik 5.000,00TL’lik kısmının tahsiline, ariyetlerin müvekkiline halen «teslim» edilmemesi nedeni şimdilik 5.000 USD’nin cezai şartın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, «ıslah» ile kâr mahrumiyeti nedeniyle 30.437,28 TL, ekipman bedeli için 5.772,17 TL, cezai şart olarak 21.000 USD’nin tahsilini talep etmiştir.
… arafça yapılan feshin haklı olmadığı, bu sebeple davacının yoksun kaldığı kârı talep edebileceği, davacının aynı bölgede tesis edeceği yeni bir bayilik için gereken «makul sürenin» 3 ay olduğu, davacının davalı bayiden elde ettiği 3 aylık net kâr nazara alındığında «yoksun kalınan» kârın 2.190,24 TL olduğu, taraflar arasındaki hukuki ilişki gereği «ariyet» verene malların iadesinin gerektiği, taraflara arasındaki «ariyet sözleşmesine» göre ariyet malların «geç teslim» edilmesi halinde «cezai şart» ödeneceğinin düzenlendiği ve ariyet konusu malları taşınmasından davacının sorumlu olduğu, «fesih» «ihtarnamesinde» ariyet konusu malların teslim alınmasının «ihtar» edildiği, bu halde cezai şart isteminin yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, ariyet sözleşmesine istinaden verilen emtianın davalıdan alınıp davacıya aynen teslim edilmesine, eğer mümkün değilse 5.772,17 TL bedelin dava tarihinden itibaren faiziyle tahsiline, cezai şart talebinin reddine, kâr «mahrumiyetine» ilişkin talep bakımından 2.190,24 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmiştir IV.
Benzer bu karardaMahkemece «ariyet sözleşmesinin» eki «teslim» tesellüm tutanağının «ibrazının» sağlanarak dava konusu faturaların teslim edilen ariyet malzeme ve teçhizata ilişkin olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Belediyesi’ne devredildiğinden davalı tarafın «husumet itirazının» reddine, davacının sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 67.544,93 TL'nin dava tarihinden işleyecek «avans faizi» ile davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
2-Hükme esas alınan bilirkişi raporunda Bayilik Sözleşme ekine bağlı “Ariyet Sözleşmesi”nin 2. maddesi gereğince bayinin malları «teslim» aldığını gösteren listenin bulunmadığı görülmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter incelemesi · husumet itirazı · ikrar · tüzel kişilik · ticari defter · ibraz · husumet · e-defter
Benzer bu karardaAyrıca davacının «ticari defterleri incelenmiş» olup davalının kayıtlarının da incelenmesi gerekir.
Belediyesi’ne devredildiğinden davalı tarafın «husumet itirazının» reddine, davacının sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 67.544,93 TL'nin dava tarihinden işleyecek «avans faizi» ile davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Belediyesi’nin 06.07.2018 tarihli cevabi yazısı kapsamında Kayapa Belediyesi’nin «tüzel kişiliğinin» sona erdiği ve ...
Belediyesi’nin 06.07.2018 tarihli cevabi yazısı «ikrar» mahiyetinde olmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4990 E. , 2023/5675 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM
Davanın kısmen kabulü
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında akaryakıt bayilik sözleşme bulunduğunu, davalının sözleşmeyi haklı neden olmaksızın feshettiğini, fesih nedeniyle müvekkilinin elde edeceği kârdan yoksun kaldığını, bayilik ilişkisi nedeniyle davalı şirkete verilen emtianın da iade edilmediğini, sözleşmede bu durumda cezai şartın talep edilebileceğinin ön görüldüğünü, diğer davalı ...’ın ise garantör sıfatı ile sözleşmeyi imzaladığını, bu nedenle tüm taleplerden sorumlu olduğunu ileri sürerek kâr mahrumiyetinin şimdilik 10.000,00 TL’lik kısmının tahsiline, ariyet konusu menkullerin müvekkiline aynen iadesine, mümkün olmadığı takdirde bilirkişilerce ariyet konusu menkullerin amortismanı düşülmesi sonucu elde edilecek bedelin şimdilik 5.000,00TL’lik kısmının tahsiline, ariyetlerin müvekkiline halen teslim edilmemesi nedeni şimdilik 5.000 USD’nin cezai şartın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah ile kâr mahrumiyeti nedeniyle 30.437,28 TL, ekipman bedeli için 5.772,17 TL, cezai şart olarak 21.000 USD’nin tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; feshin haklı nedene dayanması nedeniyle kâr mahrumiyetinin talep edilemeyeceğini, emtiayı davacının teslim alması gerektiğini, bu durumda cezai şartın da talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04.12.2017 tarih, 2015/46 E. ve 2017/942 K. sayılı kararıyla; davalı tarafça yapılan feshin haklı olmadığı, bu sebeple davacının yoksun kaldığı kârı talep edebileceği, davacının aynı bölgede tesis edeceği yeni bir bayilik için gereken makul sürenin 3 ay olduğu, davacının davalı bayiden elde ettiği 3 aylık net kâr nazara alındığında yoksun kalınan kârın 2.190,24 TL olduğu, taraflar arasındaki hukuki ilişki gereği ariyet verene malların iadesinin gerektiği, taraflara arasındaki ariyet sözleşmesine göre ariyet malların geç teslim edilmesi halinde cezai şart ödeneceğinin düzenlendiği ve ariyet konusu malları taşınmasından davacının sorumlu olduğu, fesih ihtarnamesinde ariyet konusu malların teslim alınmasının ihtar edildiği, bu halde cezai şart isteminin yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, ariyet sözleşmesine istinaden verilen emtianın davalıdan alınıp davacıya aynen teslim edilmesine, eğer mümkün değilse 5.772,17 TL bedelin dava tarihinden itibaren faiziyle tahsiline, cezai şart talebinin reddine, kâr mahrumiyetine ilişkin talep bakımından 2.190,24 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmiştir
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 21.05.2020 tarih, 2018/1203 E. ve 2020/514 K. sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesince verilen aynı gerekçe ile davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 28.04.2021 tarih, 2020/5720 E. ve 2021/4172 K. sayılı kararıyla ''... Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, bayilik sözleşmesini fesheden davalı şirketten ve bayilik sözleşmesini garantör sıfatı ile imzalayan davalı ...’dan ariyetin iadesini, cezai şartın ve maddi tazminatın tahsilini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne, ariyet sözleşmesine istinaden verilen emtianın davalıdan alınıp davacıya aynen teslim edilmesine, eğer mümkün değilse 5.772,17 TL bedelin dava tarihinden itibaren taraflar arasındaki sözleşme hükümlerince belirlenen faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, cezai şart talebinin reddine, kâr mahrumiyetine ilişkin talep bakımından 2.190,24 TL'nin dava tarihinden itibaren taraflar arasındaki sözleşme hükümlerince belirlenen faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, ancak kabul edilen dava değerinin hangi davalıdan tahsil edileceği hususu açık ve anlaşılır olmadığı gibi kararın gerekçe kısmında hangi davalının sorumluluğu bakımından bir değerlendirme yapıldığı da anlaşılır değildir.
Yine tahsiline karar verilen miktarların taraflar arasındaki sözleşme hükümlerince belirlenen faiziyle tahsili hususu da açıklıktan yoksundur. Bu nedenlerle karar icrada tereddüde yol açacak niteliktedir. Davacı vekilince bu husus istinaf sebebi olarak ileri sürülmemiş olsa dahi Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde aranan niteliklerden yoksun olması ve yoksunluğun da kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle resen gözetilmeyi gerektirmesi karsısında esastan red kararı verilmesi doğru değildir. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince infazı kabil bir karar verilmek üzere kararın re'sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2. Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmediği..'' gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket ile davalı şirket arasında 22.03.2013 tarihli 5 yıl süreli Akaryakıt bayilik sözleşmesi ve Ariyet Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin 01.10.2014 tarihli fesih ihtarnamesi ile davalı şirket tarafından yaklaşık 8 aydan beri taraflarına mal sevkiyatı olmadığından bahisle feshedildiği, fesih ihtarnamesinde ariyet konusu malların sökülerek teslim alınmasının da ihtar edildiği, davalı ...'ında Akaryakıt bayilik sözleşmesini garantör sıfatıyla imzaladığı, kar mahrumiyeti talep edilebilmesi için davalı bayinin borca aykırı davranması ve bu borca aykırı davranış nedeniyle davacı dağıtıcının sözleşmeyi feshetmesi ya da davalının haklı sebep olmadan sözleşmeyi feshetmiş olması gerektiği, sözleşmenin süresinden önce davalı şirket tarafından feshinin haksız olduğu kabul edilmiş olup, bu husus taraflarca istinaf edilmeyerek kesinleştiği, sözleşme davalı şirket tarafından haksız feshedildiğinden davacı tarafça ariyet konusu malların iadesi ve kâr mahrumiyeti talep edebileceği, mahkemece alınan bilirkişi heyeti raporuna göre, davacının aynı bölgede tesis edeceği yeni bir bayilik için gereken makul sürenin 3 ay olarak tespit edilerek bu süre üzerinden davalı bayinin günlük net karına göre davacının 3 aylık makul süre için toplam 2.190,24 TL kâr mahrumiyeti zararının oluştuğu, bu bedelden, davalı şirket sözleşmelerin tarafı olması nedeniyle, diğer davalı ...'ın ise sözleşme maddeleri uyarınca Akaryakıt bayilik sözleşmesindeki Garantör olarak imzasının bulunmasından dolayı, dava tarihinden itibaren Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin 42-2 maddesi uyarınca merkez bankasınca belirlenen avans faiz oranlarına 20 puan eklenmek suretiyle işletilecek faiziyle beraber sorumlu oldukları, sözleşmenin davalı şirket tarafından haksız feshedilmiş olması nedeniyle ariyet konusu malların davacı yana aynen teslim ve iade edilmesi gerektiği, aynen teslim mümkün olmadığı takdirde ise karar vermeye uygun bilirkişi raporuna göre amortisman bedelleri düşüldükten sonra bulunan 5.772,17 TL 'nin davacı yanca dava tarihinden itibaren Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin 42-2 maddesi uyarınca Merkez Bankasınca belirlenen avans faiz oranlarına 20 puan eklenmek suretiyle işletilecek faiziyle beraber talep edilebileceği, aynen teslim ve iadeden mümkün olmadığı takdirde tespit edilen bedelden, davalı şirketin sözleşmelerin tarafı olması nedeniyle, diğer davalı ...'ın ise sözleşme maddeleri uyarınca Akaryakıt bayilik sözleşmesindeki Garantör olarak imzasının bulunmasından dolayı sorumlu olduğu, davalının sözleşmenin feshini ilişkin ihtarnamesinde ayrıca ariyet konusu malların teslim alınmasını ihtar ettiği, bu durumda davacı ancak sözleşmeye konu ariyet verilen malların teslimini talep etmesine rağmen iade edilmediğini ispatlaması halinde cezai şart talep edebileceği, ancak ariyet sözleşmesinde düzenlenen cezai şartın talep edebilme koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davalı tarafından yapılan feshin haksız olduğu kanaatine varılmakla ariyet sözleşmesine konu 4 adet Dispenser Pompa, 5 Adet Dalgıç Pompa, 1 adet Hava Su Saati, 1 Adet Hava Kompresörünün davalıdan alınıp davacıya aynen teslim ve iadesine, eğer mümkün değilse 5.772,17 TL bedelin dava tarihinden itibaren merkez bankasınca belirlenen avans faiz oranlarına 20 puan eklenmek suretiyle işletilecek faiziyle beraber davalılardan alınıp davacıya verilmesine, ariyetler bakımından cezai şart talebi için sözleşme hükümlerine göre ariyetlerin sökülmesinde davalı, taşınmasından davacı sorumlu olduğundan ve fesih ihtarnamesi ile malların teslim alınması davacıya bildirildiğinden şartları oluşmayan cezai şart tazminatı talebinin reddine, kar mahrumiyeti bakımından makul süre için tespit edilen 2.190,24 TL bedelin dava tarihinden itibaren Merkez Bankasınca belirlenen avans faiz oranlarına 20 puan eklenmek suretiyle işletilecek faiziyle beraber davalılardan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilimizin haklı bir neden olmaksın yapılan erken fesih nedeni ile 3 yıl 5 ay 22 Gün süre ile elde edeceği kârdan mahrum kaldığını, Mahkemece mahrum kalınan kâr oranının 3 aylık hesaplama üzerinden 2.190,24 TL olarak hesaplanmışsa da bu hesaplamanın hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, davacının mahrum bıraktığı gelirleri (kârları) yeni kurulacak bir bayiye endekslemek her iki tarafından basiretli bir tacir olduğu gözetildiğinde hakkaniyete uygun olmadığını, davalının başka bir firmanın akaryakıt bayiliğini yapmaya devam ettiğinden davalı Alpet bayiliğini yaparken kazanmış olduğu müşteri çevresini müvekkil ile olan sözleşmesini haksız feshettikten sonra başka bir akaryakıt şirketinin bayiliğini devraldığı için halen devam ettirildiğinden hükmedilen miktarın hakkaniyete uygun olmayacağını, davalı ile bayilik ilişkisinin kurulması akabinde bir kısım emtialar davalının bayilik ilişkisini yerine getirebilmesi amacı ile davalıya ariyet olarak bırakıldığını, gerek sözleşme hükümleri gerekse teammüller uyarınca yerel Mahmkeme kararındaki gibi taşıma işlemlerinin değil, hakkaniyet gereği sadece taşıma masraflarının müvekkiline ait olduğunu, ariyet konusu malları davalıya teslim etmesine rağmen davalının malları söküm işleri sonrasında teslim etmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, akaryakıt bayilik sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı olarak kâr mahrumiyeti alacağının tahsili, ariyet konusu malların aynen iadesi, mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsili ve ariyet konusu malların süresinde iade edilmemesi nedeniyle cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Dava, akaryakıt bayilik sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı olarak kâr mahrumiyeti alacağının tahsili, ariyet konusu malların aynen iadesi, mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsili ve ariyet konusu malların süresinde iade edilmemesi nedeniyle cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkin olup, Mahkemece yapılan yargılama sonucu verilen karar uyarınca taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davalı şirket tarafından haksız olarak fesih edildiğine yönelik kararı davalılarca temyiz edilmediğinden sözleşmenin haksız feshi kesinleşmiştir. Davacı tarafından davalı bayiye ariyet olarak verilen malzeme, teçhizat ve diğer menkullerin sağlam şekilde davacıya teslimi gerektiği taraflar arasında akdedilmiş sözleşmenin 19 uncu maddesinde açıkça belirlenmiştir.
Her ne kadar davalı tarafça 01.10.2014 tarihli ihtarname ile ariyete konu otomasyon, pompaların teslim alınması belirtilmiş olduğu halde davacı tarafın bu ihtara rağmen ariyet konusu malzemeleri teslim almadığı ileri sürülmüş ise de, dosya içerisinde bulunan 01.11.2014 tarihli servis raporunda davacı tarafın talimatı ile ariyete konu malların sökümü ve teslimi için davalı akaryakıt bayine gidildiği, pompaların demontajından sonra ürünlerin teslimatının istasyon görevlisi tarafından yapılmadığı ve formu imzalamadan imtina ettiğine dair tutanak tutulmuştur. Mahkemece bu servis raporuna ilişkin tarafların beyanların alınması, servis raporu içeriğinin tartışılması, davalı tarafça rapor içeriği kabul edilmediği takdirde gerektiğinde servis raporundaki yetkili kişi ile istasyon yetkilisi kısmındaki kişinin davalı şirketin sigortalı veya sigortasız çalışanı olup olmadığı araştırılarak davalının ariyete konu malları teslim konusunda temerrüde düşüp düşmediği ve davacının malları davalı şirketten almadığı yönündeki iddiası da birlikte değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
09.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981915600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz