İnfazı kabil olmayan hükmün kamu düzenine aykırılığı nedeniyle re'sen bozulması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5720 E. 2021/4172 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Hüküm fıkrası, birden fazla davalıdan hangisinin hangi borçtan sorumlu olduğunu ve faizin uygulanma biçimini açık, tereddütsüz ve infaza elverişli biçimde göstermek zorundadır (HMK 297-298); bu nitelikten yoksun, icrada tereddüde yol açan bir hükmün infaz kabiliyetsizliği kamu düzenine ilişkin olduğundan istinaf sebebi yapılmasa dahi BAM/temyiz mercii tarafından re'sen gözetilir ve karar bu nedenle bozulur.
Ele alınan sorunlar
İlk derece hükmünün infaza elverişli olmaması (HMK 297-298) → kabul
Gerekçe: HMK 297 ve 298 uyarınca mahkeme kararları, hüküm sonucu kısmında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakları açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak, icrası kabil ve uygulanabilir biçimde göstermelidir. Somut olayda kabul edilen dava değerinin hangi davalıdan (asıl borçlu şirket mi, garantör sıfatıyla imzalayan davalı mı) tahsil edileceği açık değildir; gerekçede hangi davalının sorumluluğu yönünden değerlendirme yapıldığı da anlaşılamamakta, ayrıca 'taraflar arasındaki sözleşme hükümlerince belirlenen faiz' ifadesi de açıklıktan yoksundur. Karar bu hâliyle icrada tereddüde yol açacak niteliktedir. Bu husus istinaf sebebi olarak ileri sürülmemiş olsa dahi, kararın HMK 297-298'de aranan niteliklerden yoksun olması ve bu yoksunluğun kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle BAM'ca re'sen gözetilmesi gerekirdi; esastan ret kararı verilmesi doğru olmayıp, infazı kabil bir karar verilmek üzere kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
İnfazı kabil olmayan hükmün, istinaf sebebi yapılmasa dahi kamu düzeni gereği re'sen bozulacağı yönünden emsal değeri taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hükmün infaz kabiliyeti↗ kamu düzeni↗ re'sen gözetme↗ gerekçeli karar zorunluluğu↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4990 E. 2023/5675 K.
Ortak:kamu düzeni
İncelediğiniz karardaDavacı vekilince bu husus «istinaf sebebi» olarak ileri sürülmemiş olsa dahi Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde aranan niteliklerden yoksun olması ve yoksunluğun da «kamu düzenine» ilişkin olması nedeniyle resen gözetilmeyi gerektirmesi karsısında esastan red kararı verilmesi doğru değildir.
Benzer bu karardaDavacı vekilince bu husus «istinaf sebebi» olarak ileri sürülmemiş olsa dahi Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde aranan niteliklerden yoksun olması ve yoksunluğun da «kamu düzenine» ilişkin olması nedeniyle resen gözetilmeyi gerektirmesi karsısında esastan red kararı verilmesi doğru değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:erken fesih · ariyet sözleşmesi · amortisman · akaryakıt bayilik sözleşmesi · ariyet · kar mahrumiyeti · geç teslim · mahrum kalınan kâr
Benzer bu kararda… ilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket ile davalı şirket arasında 22.03.2013 tarihli 5 yıl süreli Akaryakıt «bayilik sözleşmesi» ve Ariyet Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin 01.10.2014 tarihli «fesih» «ihtarnamesi» ile davalı şirket tarafından yaklaşık 8 aydan beri taraflarına mal sevkiyatı olmadığından bahisle feshedildiği, fesih ihtarnamesinde «ariyet» konusu malların sökülerek «teslim» alınmasının da «ihtar» edildiği, davalı ...'ında Akaryakıt bayilik sözleşmesini «garantör» sıfatıyla imzaladığı, «kar mahrumiyeti» talep edilebilmesi için davalı bayinin borca aykırı davranması ve bu borca aykırı davranış nedeniyle davacı «dağıtıcının» sözleşmeyi feshetmesi ya da davalının «haklı sebep» olmadan sözleşmeyi feshetmiş olması gerektiği, sözleşmenin süresinden önce davalı şirket tarafından feshinin haksız olduğu kabul edilmiş olup, bu husus taraflarca istinaf edilmeyerek kesinleştiği, sözleşme davalı şirket tarafından haksız feshedildiğinden davacı tarafça ariyet konusu malların iadesi ve kâr mahrumiyeti talep edebileceği, mahkemece alınan bilirkişi heyeti raporuna göre, davacının aynı bölgede tesis edeceği yeni bir bayilik için gereken «makul sürenin» 3 ay olarak tespit edilerek bu süre üzerinden davalı bayinin günlük net karına göre davacının 3 aylık makul süre için toplam 2.190,24 TL kâr mahrumiyeti zararının oluştuğu, bu bedelden, davalı şirket sözleşmelerin tarafı olması nedeniyle, diğer davalı ...'ın ise sözleşme maddeleri uyarınca Akaryakıt bayilik sözleşmesindeki Garantör olarak imzasının bulunmasından dolayı, dava tarihinden itibaren Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin 42-2 maddesi uyarınca merkez bankasınca belirlenen «avans faiz» oranlarına 20 puan eklenmek suretiyle işletilecek faiziyle beraber sorumlu oldukları, sözleşmenin davalı şirket tarafından haksız feshedilmiş olması nedeniyle ariyet konusu malların davacı yana aynen teslim ve iade edilmesi gerektiği, aynen teslim mümkün olmadığı takdirde ise karar vermeye uygun bilirkişi raporuna göre «amortisman» bedelleri düşüldükten sonra bulunan 5.772,17 TL 'nin davacı yanca dava tarihinden itibaren Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin 42-2 maddesi uyarınca Merkez Bankasınca belirlenen avans faiz oranlarına 20 puan eklenmek suretiyle işletilecek faiziyle beraber talep edilebileceği, aynen teslim ve iadeden mümkün olmadığı takdirde tespit edilen bedelden, davalı şirketin sözleşmelerin tarafı olması nedeniyle, diğer davalı ...'ın ise sözleşme maddeleri uyarınca Akaryakıt bayilik sözleşmesindeki Garantör olarak imzasının bulunmasından dolayı sorumlu olduğu, davalının «sözleşmenin feshini» ilişkin ihtarnamesinde ayrıca ariyet konusu malların teslim alınmasını ihtar ettiği, bu durumda davacı ancak sözleşmeye konu ariyet verilen malların teslimini talep etmesine rağmen iade edilmediğini ispatlaması halinde «cezai şart» talep edebileceği, ancak «ariyet sözleşmesinde» düzenlenen cezai şartın talep edebilme koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davalı tarafından yapılan feshin haksız olduğu kana …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında «akaryakıt bayilik sözleşme» bulunduğunu, davalının sözleşmeyi haklı neden olmaksızın feshettiğini, «fesih» nedeniyle müvekkilinin elde edeceği kârdan yoksun kaldığını, bayilik ilişkisi nedeniyle davalı şirkete verilen emtianın da iade edilmediğini, sözleşmede bu durumda «cezai şartın» talep edilebileceğinin ön görüldüğünü, diğer davalı ...’ın ise «garantör» sıfatı ile sözleşmeyi imzaladığını, bu nedenle tüm taleplerden sorumlu olduğunu ileri sürerek kâr «mahrumiyetinin» şimdilik 10.000,00 TL’lik kısmının tahsiline, «ariyet» konusu menkullerin müvekkiline aynen iadesine, mümkün olmadığı takdirde bilirkişilerce ariyet konusu menkullerin «amortismanı» düşülmesi sonucu elde edilecek bedelin şimdilik 5.000,00TL’lik kısmının tahsiline, ariyetlerin müvekkiline halen «teslim» edilmemesi nedeni şimdilik 5.000 USD’nin cezai şartın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, «ıslah» ile kâr mahrumiyeti nedeniyle 30.437,28 TL, ekipman bedeli için 5.772,17 TL, cezai şart olarak 21.000 USD’nin tahsilini talep etmiştir.
… arafça yapılan feshin haklı olmadığı, bu sebeple davacının yoksun kaldığı kârı talep edebileceği, davacının aynı bölgede tesis edeceği yeni bir bayilik için gereken «makul sürenin» 3 ay olduğu, davacının davalı bayiden elde ettiği 3 aylık net kâr nazara alındığında «yoksun kalınan» kârın 2.190,24 TL olduğu, taraflar arasındaki hukuki ilişki gereği «ariyet» verene malların iadesinin gerektiği, taraflara arasındaki «ariyet sözleşmesine» göre ariyet malların «geç teslim» edilmesi halinde «cezai şart» ödeneceğinin düzenlendiği ve ariyet konusu malları taşınmasından davacının sorumlu olduğu, «fesih» «ihtarnamesinde» ariyet konusu malların teslim alınmasının «ihtar» edildiği, bu halde cezai şart isteminin yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, ariyet sözleşmesine istinaden verilen emtianın davalıdan alınıp davacıya aynen teslim edilmesine, eğer mümkün değilse 5.772,17 TL bedelin dava tarihinden itibaren faiziyle tahsiline, cezai şart talebinin reddine, kâr «mahrumiyetine» ilişkin talep bakımından 2.190,24 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmiştir IV.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilimizin haklı bir neden olmaksın yapılan «erken fesih» nedeni ile 3 yıl 5 ay 22 Gün süre ile elde edeceği kârdan «mahrum» kaldığını, Mahkemece «mahrum kalınan» kâr oranının 3 aylık hesaplama üzerinden 2.190,24 TL olarak hesaplanmışsa da bu hesaplamanın «hakkaniyete» ve hukuka aykırı olduğunu, davacının mahrum bıraktığı gelirleri (kârları) yeni kurulacak bir bayiye endekslemek her iki tarafından basiretli bir «tacir» olduğu gözetildiğinde hakkaniyete uygun olmadığını, davalının başka bir firmanın akaryakıt bayiliğini yapmaya devam ettiğinden davalı Alpet bayiliğini yaparken kazanmış olduğu müşteri çevresini müvekkil ile olan sözleşmesini haksız feshettikten sonra başka bir akaryakıt şirketinin bayiliğini devraldığı için halen devam ettirildiğinden hükmedilen miktarın hakkaniyete uygun olmayacağını, davalı ile bayilik ilişkisinin kurulması akabinde bir kısım emtialar davalının bayilik ilişkisini yerine getirebilmesi amacı ile davalıya «ariyet» olarak bırakıldığını, gerek sözleşme hükümleri gerekse teammüller uyarınca yerel Mahmkeme kararındaki gibi taşıma işlemlerinin değil, hakkaniyet gereği sadece taşıma «masraflarının» müvekkiline ait olduğunu, ariyet konusu malları davalıya «teslim» etmesine rağmen davalının malları söküm işleri sonrasında teslim etmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3157 E. 2021/4856 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil sözleşmesi · akaryakıt bayilik sözleşmesi · ariyet · rayiç bedel · bedel iadesi · sözleşmenin feshi · bayilik sözleşmesi · fesih
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, davanın, taraflar arasında akdedilen «akaryakıt bayilik sözleşmesi» ve «protokolün» feshi nedeniyle davalıya «ariyet» olarak verilen malların aynen iadesi, iadenin mümkün olmaması halinde «bedelin iadesi» istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde «sözleşmenin feshi» halinde ariyet verilen malların iadesi, iade edilememesi halinde ise davacı tarafından tespit edilen «rayiç bedelin» ödeneceği kararlaştırıldığından, mahkemece ariyet olarak verilen malların rayiç bedeli gözetilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli «ihtarnamede» miktar belirtilmeden ariyet olarak bırakılan malların iadesi talep edildiğinden mahkemece «temerrüt» yönünden yeterli kabul edilmemesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince t …
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, taraflar arasında imzalanan "Protokol" başlıklı belgenin 11.a).iii maddesinde, «sözleşmenin feshi» halinde, bayinin, TP tarafından «ariyet» olarak verilen malzeme ve teçhizatı ve montajı yapılan tüm sökülebilecek malzeme ve teçhizatı aynen iade etmeyi, iade edemiyor ise TP tarafından tespit edilen «rayiç bedellerini» ödemeyi kabul ve «taahhüt» ettiği, sözleşmenin bu maddesinin «delil sözleşmesi» niteliğinde bulunduğu, davacı tarafından sözleşme gereği tespit edilen bedeller ile bilirkişi raporu ile saptanan rayiç bedeller arasında fahiş fark bulunmaması nedeniyle, sözleşmeye uygun olarak davacı tarafından yapılan hesaplamaya itibar edildiği, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli «fesih» «ihtarnamesinde», dava konusu ariyet bedelinin belirtilmemesi nedeniyle «temerrüde» esas alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne 91.444,02 TL’nin 03.04.2015 dava tarihininden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
3-Davalı vekilinin temyiz istemine gelince, mahkemece bilirkişi tarafından tespit edilen «ariyet» bedeline hükmedilmesi gerekirken, davacının ne şekilde tespit ettiği bilinmeyen ariyet bedeline hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9830 E. 2015/10091 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · ibra · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · kötüniyet · menfi tespit
Benzer bu karardaMahkemece, kendisine ödeme yapıldığı iddia edilen avukatın davacının borcunun tamamını ödediğini ve davacının «ibra» edildiğini beyan ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne, ve davalının kötü niyetli olması nedeniyle %20 «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda davalı aleyhine gerekçesi açıklanmadan «kötüniyet tazminatına» hükmedilmiştir.
Mahkemece, yukarıda anılan hükümler nazara alınmadan gerekçesiz olarak davalı aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. (1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. (2) Dava, «menfi tespit» istemine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2335 E. 2023/4680 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ariyet · bayilik sözleşmesi
Benzer bu karardaUyuşmazlık, «bayilik sözleşmesinden» kaynaklı alacak ve «ariyetlerin» iadesi istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5720 E. , 2021/4172 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 04/12/2017 tarih ve 2015/46 E. - 2017/942 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 21/05/2020 tarih ve 2018/1203 E. - 2020/514 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında akaryakıt bayilik sözleşme bulunduğunu, davalının sözleşmeyi haklı neden olmaksızın feshettiğini, fesih nedeniyle müvekkilinin elde edeceği kârdan yoksun kaldığını, bayilik ilişkisi nedeniyle davalı şirkete verilen emtianın da iade edilmediğini, sözleşmede bu durumda cezai şartın talep edilebileceğinin ön görüldüğünü, diğer davalı ...’ın ise garantör sıfatı ile sözleşmeyi imzaladığını, bu nedenle tüm taleplerden sorumlu olduğunu ileri sürerek kâr mahrumiyetinin şimdilik 10.000.- TL’lik kısmının tahsiline, ariyet konusu menkullerin müvekkiline aynen iadesine, mümkün olmadığı takdirde bilirkişilerce ariyet konusu menkullerin amortismanı düşülmesi sonucu elde edilecek bedelin şimdilik 5.000 TL’lik kısmının tahsiline, ariyetlerin müvekkiline halen teslim edilmemesi nedeni şimdilik 5.000 USD’nin cezai şartın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah ile kâr mahrumiyeti nedeniyle 30.437,28 TL, ekipman bedeli için 5.772,17 TL, cezai şart olarak 21.000 USD’nin tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, feshin haklı nedene dayanması nedeniyle kâr mahrumiyetinin talep edilemeyeceğini, emtiayı davacının teslim alması gerektiğini, bu durumda cezai şartın da talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davalı tarafça yapılan feshin haklı olmadığı, bu sebeple davacının yoksun kaldığı kârı talep edebileceği, davacının aynı bölgede tesis edeceği yeni bir bayilik için gereken makul sürenin 3 ay olduğu, davacının davalı bayiden elde ettiği 3 aylık net kâr nazara alındığında yoksun kalınan kârın 2.190,24 TL olduğu, taraflar arasındaki hukuki ilişki gereği ariyet verene malların iadesinin gerektiği, taraflara arasındaki ariyet sözleşmesine göre ariyet malların geç teslim edilmesi halinde cezai şart ödeneceğinin düzenlendiği ve ariyet konusu malları taşınmasından davacının sorumlu olduğu, fesih ihtarnamesinde ariyet konusu malların teslim alınmasının ihtar edildiği, bu halde cezai şart isteminin yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, ariyet sözleşmesine istinaden verilen emtianın davalıdan alınıp davacıya aynen teslim edilmesine, eğer mümkün değilse 5.772,17 TL bedelin dava tarihinden itibaren faiziyle tahsiline, cezai şart talebinin reddine, kâr mahrumiyetine ilişkin talep bakımından 2.190,24 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmiştir
Karara karşı davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, aynı gerekçe ile davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmeli ve hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde icrası kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, bayilik sözleşmesini fesheden davalı şirketten ve bayilik sözleşmesini garantör sıfatı ile imzalayan davalı ...’dan ariyetin iadesini, cezai şartın ve maddi tazminatın tahsilini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne, ariyet sözleşmesine istinaden verilen emtianın davalıdan alınıp davacıya aynen teslim edilmesine, eğer mümkün değilse 5.772,17 TL bedelin dava tarihinden itibaren taraflar arasındaki sözleşme hükümlerince belirlenen faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, cezai şart talebinin reddine, kâr mahrumiyetine ilişkin talep bakımından 2.190,24 TL'nin dava tarihinden itibaren taraflar arasındaki sözleşme hükümlerince belirlenen faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, ancak kabul edilen dava değerinin hangi davalıdan tahsil edileceği hususu açık ve anlaşılır olmadığı gibi kararın gerekçe kısmında hangi davalının sorumluluğu bakımından bir değerlendirme yapıldığı da anlaşılır değildir.
Yine tahsiline karar verilen miktarların taraflar arasındaki sözleşme hükümlerince belirlenen faiziyle tahsili hususu da açıklıktan yoksundur. Bu nedenlerle karar icrada tereddüde yol açacak niteliktedir. Davacı vekilince bu husus istinaf sebebi olarak ileri sürülmemiş olsa dahi Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde aranan niteliklerden yoksun olması ve yoksunluğun da kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle resen gözetilmeyi gerektirmesi karsısında esastan red kararı verilmesi doğru değildir. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince infazı kabil bir karar verilmek üzere kararın re'sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının resen BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 28/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/670740600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz