İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3157 E. 2021/4856 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
delil sözleşmesi↗ akaryakıt bayilik sözleşmesi↗ ariyet↗ rayiç bedel↗ bedel iadesi↗ sözleşmenin feshi↗ bayilik sözleşmesi↗ fesih↗ protokol↗ taahhütname↗ ihtarname↗ avans faizi↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, taraflar arasında imzalanan "Protokol" başlıklı belgenin 11.a).iii maddesinde, sözleşmenin feshi halinde, bayinin, TP tarafından ariyet olarak verilen malzeme ve teçhizatı ve montajı yapılan tüm sökülebilecek malzeme ve teçhizatı aynen iade etmeyi, iade edemiyor ise TP tarafından tespit edilen rayiç bedellerini ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, sözleşmenin bu maddesinin delil sözleşmesi niteliğinde bulunduğu, davacı tarafından sözleşme gereği tespit edilen bedeller ile bilirkişi raporu ile saptanan rayiç bedeller arasında fahiş fark bulunmaması nedeniyle, sözleşmeye uygun olarak davacı tarafından yapılan hesaplamaya itibar edildiği, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli fesih ihtarnamesinde, dava konusu ariyet bedelinin belirtilmemesi nedeniyle temerrüde esas alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne 91.444,02 TL’nin 03.04.2015 dava tarihininden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davanın, taraflar arasında akdedilen akaryakıt bayilik sözleşmesi ve protokolün feshi nedeniyle davalıya ariyet olarak verilen malların aynen iadesi, iadenin mümkün olmaması halinde bedelin iadesi istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde sözleşmenin feshi halinde ariyet verilen malların iadesi, iade edilememesi halinde ise davacı tarafından tespit edilen rayiç bedelin ödeneceği kararlaştırıldığından, mahkemece ariyet olarak verilen malların rayiç bedeli gözetilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli ihtarnamede miktar belirtilmeden ariyet olarak bırakılan malların iadesi talep edildiğinden mahkemece temerrüt yönünden yeterli kabul edilmemesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3-Davalı vekilinin temyiz istemine gelince, mahkemece bilirkişi tarafından tespit edilen ariyet bedeline hükmedilmesi gerekirken, davacının ne şekilde tespit ettiği bilinmeyen ariyet bedeline hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3775 E. 2021/2265 K.
Ortak:ariyet · bayilik sözleşmesi · avans faizi
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, taraflar arasında imzalanan "Protokol" başlıklı belgenin 11.a).iii maddesinde, «sözleşmenin feshi» halinde, bayinin, TP tarafından «ariyet» olarak verilen malzeme ve teçhizatı ve montajı yapılan tüm sökülebilecek malzeme ve teçhizatı aynen iade etmeyi, iade edemiyor ise TP tarafından tespit edilen «rayiç bedellerini» ödemeyi kabul ve «taahhüt» ettiği, sözleşmenin bu maddesinin «delil sözleşmesi» niteliğinde bulunduğu, davacı tarafından sözleşme gereği tespit edilen bedeller ile bilirkişi raporu ile saptanan rayiç bedeller arasında fahiş fark bulunmaması nedeniyle, sözleşmeye uygun olarak davacı tarafından yapılan hesaplamaya itibar edildiği, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli «fesih» «ihtarnamesinde», dava konusu ariyet bedelinin belirtilmemesi nedeniyle «temerrüde» esas alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne 91.444,02 TL’nin 03.04.2015 dava tarihininden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davanın, taraflar arasında akdedilen «akaryakıt bayilik sözleşmesi» ve «protokolün» feshi nedeniyle davalıya «ariyet» olarak verilen malların aynen iadesi, iadenin mümkün olmaması halinde «bedelin iadesi» istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde «sözleşmenin feshi» halinde ariyet verilen malların iadesi, iade edilememesi halinde ise davacı tarafından tespit edilen «rayiç bedelin» ödeneceği kararlaştırıldığından, mahkemece ariyet olarak verilen malların rayiç bedeli gözetilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli «ihtarnamede» miktar belirtilmeden ariyet olarak bırakılan malların iadesi talep edildiğinden mahkemece «temerrüt» yönünden yeterli kabul edilmemesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince t …
3-Davalı vekilinin temyiz istemine gelince, mahkemece bilirkişi tarafından tespit edilen «ariyet» bedeline hükmedilmesi gerekirken, davacının ne şekilde tespit ettiği bilinmeyen ariyet bedeline hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaBelediyesi’ne devredildiğinden davalı tarafın «husumet itirazının» reddine, davacının sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 67.544,93 TL'nin dava tarihinden işleyecek «avans faizi» ile davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece «ariyet sözleşmesinin» eki «teslim» tesellüm tutanağının «ibrazının» sağlanarak dava konusu faturaların teslim edilen ariyet malzeme ve teçhizata ilişkin olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ariyet sözleşmesi · ticari defter incelemesi · husumet itirazı · ikrar · tüzel kişilik · ticari defter · ibraz · teslim
Benzer bu karardaMahkemece «ariyet sözleşmesinin» eki «teslim» tesellüm tutanağının «ibrazının» sağlanarak dava konusu faturaların teslim edilen ariyet malzeme ve teçhizata ilişkin olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ayrıca davacının «ticari defterleri incelenmiş» olup davalının kayıtlarının da incelenmesi gerekir.
Belediyesi’nin 06.07.2018 tarihli cevabi yazısı kapsamında Kayapa Belediyesi’nin «tüzel kişiliğinin» sona erdiği ve ...
Belediyesi’ne devredildiğinden davalı tarafın «husumet itirazının» reddine, davacının sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 67.544,93 TL'nin dava tarihinden işleyecek «avans faizi» ile davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
-
İade tarihi bildirilmeden gecikme cezai şartının doğmaması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6502 E. 2023/7771 K.
Ortak:temerrüt · rayiç bedel
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, taraflar arasında imzalanan "Protokol" başlıklı belgenin 11.a).iii maddesinde, «sözleşmenin feshi» halinde, bayinin, TP tarafından «ariyet» olarak verilen malzeme ve teçhizatı ve montajı yapılan tüm sökülebilecek malzeme ve teçhizatı aynen iade etmeyi, iade edemiyor ise TP tarafından tespit edilen «rayiç bedellerini» ödemeyi kabul ve «taahhüt» ettiği, sözleşmenin bu maddesinin «delil sözleşmesi» niteliğinde bulunduğu, davacı tarafından sözleşme gereği tespit edilen bedeller ile bilirkişi raporu ile saptanan rayiç bedeller arasında fahiş fark bulunmaması nedeniyle, sözleşmeye uygun olarak davacı tarafından yapılan hesaplamaya itibar edildiği, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli «fesih» «ihtarnamesinde», dava konusu ariyet bedelinin belirtilmemesi nedeniyle «temerrüde» esas alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne 91.444,02 TL’nin 03.04.2015 dava tarihininden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davanın, taraflar arasında akdedilen «akaryakıt bayilik sözleşmesi» ve «protokolün» feshi nedeniyle davalıya «ariyet» olarak verilen malların aynen iadesi, iadenin mümkün olmaması halinde «bedelin iadesi» istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde «sözleşmenin feshi» halinde ariyet verilen malların iadesi, iade edilememesi halinde ise davacı tarafından tespit edilen «rayiç bedelin» ödeneceği kararlaştırıldığından, mahkemece ariyet olarak verilen malların rayiç bedeli gözetilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli «ihtarnamede» miktar belirtilmeden ariyet olarak bırakılan malların iadesi talep edildiğinden mahkemece «temerrüt» yönünden yeterli kabul edilmemesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince t …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:cezai şart · genel işlem koşulları
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ariyet sözleşmesi» gereğince, sözleşme ekinde belirtilen bir kısım malların davacı tarafından davalıya ariyet olarak verildiği, davalı bayi tarafından «bayilik sözleşmesinin» 20.07.2015 tarihli «ihtarnameyle», akaryakıt talebinin karşılanmadığı gerekçesiyle sözleşmenin bitim tarihinden önce feshedildiği, sonrasında davacı tarafından düzenlenen 29.07.2015 tarihli cevabi ihtarname ile bir kısım alacaklarla birlikte dava konusu ariyet malzemelerinin "tarafınıza bildirilecek tarihte" denilerek hasarsız ve kullanılabilir şekilde iadesinin talep edildiği, ancak ihtarnamede "tarafınıza bildirilecek tarihte" denilerek sonradan iade tarihi bildirileceği belirtilmesine rağmen davalıya ariyetleri hangi tarihte veya hangi tarihe kadar iade etmesi gerektiği hususunda başkaca bir bildirim yapılmadığı, davacı tarafından keşide edilen bu ihtarnamenin davalıya 03.08.2015 tarihinde tebliğ edildiği, 20.09.2011 tarihli ariyet sözleşmesinin 3 üncü maddesinde, malzemelerin şirket tarafından yazılı olarak istenilmesi halinde, söküm ve nakliye «masrafları» ariyet alana ait olmak üzere 15 ... içinde «teslim» etmeyi ariyet alanın kabul ettiği, 4 üncü maddesinde, malzemelerin «taahhüt» edilen zamanda şirkete iade edilmediği takdirde, geçen her ... için 2.000,00 USD veya fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden TL karşılığını ödeneceğinin, kısmen veya tamamen teslim edilmemesi halinde ise benzeri teçhizatın piyasa değerinin 5 katının tazminat olarak şirkete ödeneceğinin kabul ve taahhüt edildiği hususlarının düzenlendiği, ariyet sözleşmesinin imza tarihi gözetildiğinde «genel işlem koşulları» denetimine tabi tutulamayacağı, davacının «cezai şart» talebinin ariyet sözleşmesinin 4 üncü maddesine dayandığı, sözleşmenin 3 üncü maddesinde, malzemelerin şirket tarafından yazılı olarak istenilmesi halinde bayi tarafından 15 ... içinde teslim edileceği, 4 üncü maddesinde ise malzemelerin taahhüt edilen zamanda şirkete iade edilmediği takdirde geçen her ... için 2.000,00 USD cezai şart ödeneceğinin hüküm altına alındığı, ancak davacının 29.07.2015 tarihli cevabi ihtarnamesinde ariyet malzemelerinin "tarafınıza bildirilecek tarihte" denilerek iadesinin talep edildiği, dolayısıyla ariyetlerin iade tarihinin sonradan bildirileceğinin açıkça belirtildiği, sonraki dönemde ise davalıya ariyetleri hangi tarihte veya hangi tarihe kadar iade etmesi gerektiği hususunda başkaca bir bildirim yapılmadığı, davalının ariyetleri iade yükümlülüğü doğmuş olsa da, cezai şart hükmüne dayanak «geç teslim» olgusundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, taraflar arasında 20.09.2011 tarihinde imzalanan ariyet sözleşmesi ekinde liste halinde yer ... ve hükümde belirtilen ariyetlerin, davacıya aynen iadesine, ariyetlerin aynen iadesi mümkün olmadığı takdirde toplam 27.800,00 TL'nin 02.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, ariyet bedeli yönünden fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının cezai şart isteminin reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında bayilik, «ariyet sözleşmeleri» ile «protokol» imzalandığını, sözleşmeler kapsamında müvekkilinin davalıya «bayilik sözleşmesi» boyunca ve bayilik faaliyetinde kullanılmak üzere bir kısım malları ariyet verdiğini, bayilik ilişkisi sürerken davalının 20.07.2015 tarihli «ihtarnamesi» ile bayilik sözleşmesini süresinden önce ... taraflı feshettiğini, müvekkilinin de bu ihtarnameye karşı ihtarında ariyet malların iadesini istediği halde davalının iade etmediğini, ariyet sözleşmesinin 4 üncü maddesinde «cezai şart» öngörüldüğünü ileri sürerek ariyet konusu malların aynen iadesini, bunun mümkün olmaması halinde 149.808,77 TL’nin 22.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte tahsilini, şimdilik 50.000,00 USD cezai şartın ödeme tarihindeki ... döviz ... karşılığı TL’nin 22.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birl …
… ığını, müvekkilinin müşterilerine karşı mahcup olduğunu, sınırlı akaryakıt satabildiğini, 20.07.2015 tarihinde haklı sebeple sözleşmeyi feshettiğini, malların aynen «teslimi» hususunda görüşmelere rağmen olumlu sonuç alınamadığını, «cezai şarta» ilişkin «ariyet sözleşmesinin» 4 üncü maddesinin genel işlem ... niteliği taşıdığını, önceden ... başına hazırlandığını, ariyet malların teslim edilmediği her geçen ...
2.000,00 USD «cezai şartın» ahlaka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
-
Banka Teminat Mektubunun İadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7985 E. 2017/3062 K.
Ortak:ariyet · bayilik sözleşmesi · fesih · protokol · ihtarname · temerrüt
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, davanın, taraflar arasında akdedilen «akaryakıt bayilik sözleşmesi» ve «protokolün» feshi nedeniyle davalıya «ariyet» olarak verilen malların aynen iadesi, iadenin mümkün olmaması halinde «bedelin iadesi» istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde «sözleşmenin feshi» halinde ariyet verilen malların iadesi, iade edilememesi halinde ise davacı tarafından tespit edilen «rayiç bedelin» ödeneceği kararlaştırıldığından, mahkemece ariyet olarak verilen malların rayiç bedeli gözetilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli «ihtarnamede» miktar belirtilmeden ariyet olarak bırakılan malların iadesi talep edildiğinden mahkemece «temerrüt» yönünden yeterli kabul edilmemesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince t …
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, taraflar arasında imzalanan "Protokol" başlıklı belgenin 11.a).iii maddesinde, «sözleşmenin feshi» halinde, bayinin, TP tarafından «ariyet» olarak verilen malzeme ve teçhizatı ve montajı yapılan tüm sökülebilecek malzeme ve teçhizatı aynen iade etmeyi, iade edemiyor ise TP tarafından tespit edilen «rayiç bedellerini» ödemeyi kabul ve «taahhüt» ettiği, sözleşmenin bu maddesinin «delil sözleşmesi» niteliğinde bulunduğu, davacı tarafından sözleşme gereği tespit edilen bedeller ile bilirkişi raporu ile saptanan rayiç bedeller arasında fahiş fark bulunmaması nedeniyle, sözleşmeye uygun olarak davacı tarafından yapılan hesaplamaya itibar edildiği, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli «fesih» «ihtarnamesinde», dava konusu ariyet bedelinin belirtilmemesi nedeniyle «temerrüde» esas alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne 91.444,02 TL’nin 03.04.2015 dava tarihininden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
3-Davalı vekilinin temyiz istemine gelince, mahkemece bilirkişi tarafından tespit edilen «ariyet» bedeline hükmedilmesi gerekirken, davacının ne şekilde tespit ettiği bilinmeyen ariyet bedeline hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda29/11/2004 tarihli «protokol» ile Shell tarafından «ariyeten» verilecek malzemeler ve üstlenilecek işler belirlenmiş, yapılan “ariyet mukavelesi”yle malzeme ve teçhizat asıl davada davacıya «teslim» edilmiş, adı geçen sözleşmenin 1. maddesinin f bendinde her zaman, ariyet alana «yazılı ihbarda» bulunarak mukaveleyi feshedebileceği, «fesih» için bir sebep göstermek mecburiyeti olmadığı ve ariyet alanın da işbu feshin haksız olduğunu iddia ederek malzeme ve teçhizatı iadeden imtina edemeyeceği veya fesih sebebiyle her hangi bir zarar ve ziyan talep edemeyeceği, fesih ihbarının vusulünden itibaren 3 gün zarfında ariyet alanın malzeme ve teçhizatı iyi halde ade mecburiyetinde olduğu, nakliyat «masraflarının» ait olduğu, yazılı ihbarın vusulünden itibaren 3 (üç) gün içinde bu malzeme ve teçhizat ariyet alan tarafından iade edilmezse, ariyet alanın sahasına girerek malze …
Sözleşmede yazılı «fesih» ihbarından itibaren 3 gün içinde «ariyet» alanın malzeme ve teçhizatı iade edeceği düzenlenmişse de «temerrüde» düşürülmesi gerekmekte olup, asıl davada davacı- birleşen davada davalıya malzeme ve teçhizatın iadesi için bir «ihtarın» yapılmadığı, temerrüde düşürülmediği anlaşılmaktadır.
2- Asıl dava, akaryakıt istasyonu işletme, «ariyet» ve «bayilik sözleşmesine» dayalı «teminat mektubunun» iadesi ve tazminat istemlerine, birleşen dava ise ilgi sözleşme uyarınca verilen malzemelerin «teslimi» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yazılı ihbar · komisyon alacağı · ihtar tebliği · tebliğ tarihi · teminat mektubu · komisyon · ihbar · ihtar
Benzer bu karardaDolayısıyla, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilince asıl davada davalı- birleşen davada davacıya ait olan malzeme ve teçhizatın 7 gün içinde alınması «ihtar» edildiğine göre bu «ihtarnamenin» «tebliğ tarihi» tespit edilerek «ihtarın tebliğinden» itibaren 7 gün geçmekle asıl davada davalı- birleşen davada davacının «temerrüde» düştüğü kabul edilmeli, bu tarihten itibaren dava tarihine kadar geçen süre için «teminat mektubunun» iade edilmemiş olması sebebiyle asıl davaya yönelik talepler içinde yer alan ödenen «komisyon» bedellerinden asıl davada davalı- birleşen davada davacının sorumlu tutulması gerekmektedir.
Ayrıca, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilince asıl davada davalı- birleşen davada davacıya ait olan malzeme ve teçhizatın 7 gün içinde alınması «ihtarının tebliğ tarihi» belirlenerek, birleşen dava yönünden birleşen davada davacının dava konusu ettiği «ariyetlerin» «teslimini» talep etmekte dava şartı olan «hukuki yararının» bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın asıl davada davacı- birleşen davada davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; asıl davanın kısmen kabulüne, eminat mektubunun asıl davada davalı tarafından asıl davada davacıya iadesine, tazminat ve «komisyon alacağına» yönelik fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davanın kabulüne, listede ve bilirkişi raporunda belirtilen «ariyetlerin» aynen birleşen dosyada davalı tarafından birleşen davada davacıya «teslimine» karar verilmiştir.
29/11/2004 tarihli «protokol» ile Shell tarafından «ariyeten» verilecek malzemeler ve üstlenilecek işler belirlenmiş, yapılan “ariyet mukavelesi”yle malzeme ve teçhizat asıl davada davacıya «teslim» edilmiş, adı geçen sözleşmenin 1. maddesinin f bendinde her zaman, ariyet alana «yazılı ihbarda» bulunarak mukaveleyi feshedebileceği, «fesih» için bir sebep göstermek mecburiyeti olmadığı ve ariyet alanın da işbu feshin haksız olduğunu iddia ederek malzeme ve teçhizatı iadeden imtina edemeyeceği veya fesih sebebiyle her hangi bir zarar ve ziyan talep edemeyeceği, fesih ihbarının vusulünden itibaren 3 gün zarfında ariyet alanın malzeme ve teçhizatı iyi halde ade mecburiyetinde olduğu, nakliyat «masraflarının» ait olduğu, yazılı ihbarın vusulünden itibaren 3 (üç) gün içinde bu malzeme ve teçhizat ariyet alan tarafından iade edilmezse, ariyet alanın sahasına girerek malze …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/3157 E. , 2021/4856 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 30.05.2017 tarih ve 2015/669 E- 2017/431 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine , istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nce verilen 29.05.2019 tarih ve 2017/3235 E- 2019/914 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında bayilik sözleşmesi imzalandığını ve protokol yapıldığını, bayilik sözleşmesinin davacı tarafından feshedildiğini, feshin ihbarını içeren ihtarnamede ariyet verilen malların iadesinin istenildiğini, ihtarnamenin davalıya tebliğ edilmesine rağmen davalının malzemeleri iade etmediğini ileri sürerek, ariyet konusu malzemelerin aynen iadesini, bunun mümkün olmaması halinde söz konusu malların rayiç bedelleri karşılığı 91.444,02 TL’nin 17.06.2011 fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya cevap vermemiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, taraflar arasında imzalanan "Protokol" başlıklı belgenin 11.a).iii maddesinde, sözleşmenin feshi halinde, bayinin, TP tarafından ariyet olarak verilen malzeme ve teçhizatı ve montajı yapılan tüm sökülebilecek malzeme ve teçhizatı aynen iade etmeyi, iade edemiyor ise TP tarafından tespit edilen rayiç bedellerini ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, sözleşmenin bu maddesinin delil sözleşmesi niteliğinde bulunduğu, davacı tarafından sözleşme gereği tespit edilen bedeller ile bilirkişi raporu ile saptanan rayiç bedeller arasında fahiş fark bulunmaması nedeniyle, sözleşmeye uygun olarak davacı tarafından yapılan hesaplamaya itibar edildiği, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli fesih ihtarnamesinde, dava konusu ariyet bedelinin belirtilmemesi nedeniyle temerrüde esas alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne 91.444,02 TL’nin 03.04.2015 dava tarihininden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davanın, taraflar arasında akdedilen akaryakıt bayilik sözleşmesi ve protokolün feshi nedeniyle davalıya ariyet olarak verilen malların aynen iadesi, iadenin mümkün olmaması halinde bedelin iadesi istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde sözleşmenin feshi halinde ariyet verilen malların iadesi, iade edilememesi halinde ise davacı tarafından tespit edilen rayiç bedelin ödeneceği kararlaştırıldığından, mahkemece ariyet olarak verilen malların rayiç bedeli gözetilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacı tarafından keşide edilen 17.06.2011 tarihli ihtarnamede miktar belirtilmeden ariyet olarak bırakılan malların iadesi talep edildiğinden mahkemece temerrüt yönünden yeterli kabul edilmemesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3-Davalı vekilinin temyiz istemine gelince, mahkemece bilirkişi tarafından tespit edilen ariyet bedeline hükmedilmesi gerekirken, davacının ne şekilde tespit ettiği bilinmeyen ariyet bedeline hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine,
08.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/692175900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz