Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4203 E. 2023/4713 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret sicilinden resen terkin↗ sınırlı ihya↗ hizmet tespiti davası↗ münfesihlik↗ resen terkin↗ re'sen terkin↗ ek mehil↗ hukuki menfaat↗ şirketin tasfiyesi↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ vekâlet ücreti↗ tespit davası↗ dava şartı yokluğu↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ tüzel kişilik↗ hak düşürücü süre↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ usulden reddi↗ ihtar↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ taahhütname↗ terkin↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/349 E., 2022/781 K.
Taraflar arasındaki ticari şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Arıt Temizleme İlaçlama Dekorasyon Taah. Ticaret Ltd. Şti.'yi hasım göstererek Kayseri 9. İş Mahkemesi nezdinde 2021/253 E. sayılı dosya ile hizmet tespit davası açtığını, Arıt Temizleme İlaçlama Dekorasyon Taah.Ticaret Ltd.Şti.'nin ticaret sicilinden resen terkin edildiğini, İş Mahkemesinde açılan davada taraf teşkilinin sağlanması açısından Kayseri 9. İş Mahkemesince taraflarına işbu davayı açmak için mehil verildiğini ileri sürerek Arıt Temizleme İlaçlama Dekorasyon Taahhüt Ticaret Limited Şirketi unvanlı şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müdürlüklerinde 63440 sicil numarası ile kayıtlı bulunan Arıt Temizleme İlaçlama Dekorasyon Taah. Ticaret Limited Şirketi'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re'sen terkin edildiğini, dava konusu şirketin aynı maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceklerini, şirketin 23.01.2014 tarihinde re'sen terkin edildiğini, 23.01.2019 tarihinde 5 yıllık sürenin dolduğunu, davanın 23.05.2022 açıldığının savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticaret sicili kayıtlarına göre; ihyası istenen şirketin ticaret sicilinden 23.01.2014 tarihinde re'sen terkin edildiği, 23.01.2019 tarihinde 5 yıllık dava açma süresinin dolduğu, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 23.05.2022 tarihinde açılmış olduğu gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; terkinin usulüne uygun yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile anılan şirketin terkin sebebinin oda kaydının silinmesi olarak gösterildiği, bu durumun kanunda re'sen terkin sebebi olarak açıkça belirtilmediği, ayrıca kanun kapsamında şirket yetkilisine yapılması gereken ihtarın da yapılmadığı, işbu davaya davalının sebebiyet verdiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava hak düşürücü süresinin dolduğunu, şirkete yapılan ihtarın usulüne uygun olduğunu, somut olayda ek tasfiye kararı alınıp tasfiye memuru atanması gerektiğini, terkinin usul ve kanuna uygun olduğunu, aleyhlerine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ticari şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı tarafça temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3510 E. 2023/4635 K.
Ortak:ticaret sicilinden resen terkin · münfesihlik · resen terkin · re'sen terkin · hukuki menfaat · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki ticari «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İş Mahkemesi nezdinde 2021/253 E. sayılı dosya ile «hizmet tespit davası» açtığını, Arıt Temizleme İlaçlama Dekorasyon Taah.Ticaret Ltd.Şti.'nin «ticaret sicilinden resen terkin» edildiğini, İş Mahkemesinde açılan davada taraf teşkilinin sağlanması açısından Kayseri 9.
Ticaret Limited Şirketi'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, dava konusu şirketin aynı maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceklerini, şirketi …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenilen şirketin «terkin» «sebebinin» «münfesihlik» durumunu gerektirmeyen oda «kaydının» silinmesi olayına özgü olup yapılan terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, dava dilekçesinde iş mahkemesi dosyasıyla sınırlandırma olmaksızın ihya talep edildiği, tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığından «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, davalının terkinden önceki «ihtar» ve «ilan» prosedürünü usul ve yasa hükümlerine uygun olarak gerçekleştirmediği, usulsüz terkin işlemi ile davanın açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın kabulüne, …
İstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; davacının alacağı sebebiyle «ihya davası» açmakta «hukuki yararı» bulunmadığını, «terkin» tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, yasal prosedüre uygun olarak terkin işleminin yapıldığını, ihya kararının ihyaya gerekçe olan alacak davasının görülmesiyle sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, mahkemece şirketin terkin edilmemesi gerektiği kanaati halinde ise şirketin ihyasına karar verileceğini, şirketin «münfesih» sayılması gerektiğini, sicilin açılan davalarda yasadan doğan «zorunlu hasım» olduğunu, aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığı belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın hukuki yarar yokluğu da gözetilerek «usulden reddine», aksi kanaat halinde ise şirketin ek tasfiyesine karar verilerek şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesini istemiştir.
Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun' un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu, tasfiyeyle sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi, «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, davanın açıldığı tarihte ilgili madde uyarınca dava açma süresi dolmu …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu hasım · ihya davası · yasal hasım · derdestlik · yetki · ilan · temsil · husumet
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; davacının alacağı sebebiyle «ihya davası» açmakta «hukuki yararı» bulunmadığını, «terkin» tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, yasal prosedüre uygun olarak terkin işleminin yapıldığını, ihya kararının ihyaya gerekçe olan alacak davasının görülmesiyle sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, mahkemece şirketin terkin edilmemesi gerektiği kanaati halinde ise şirketin ihyasına karar verileceğini, şirketin «münfesih» sayılması gerektiğini, sicilin açılan davalarda yasadan doğan «zorunlu hasım» olduğunu, aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığı belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın hukuki yarar yokluğu da gözetilerek «usulden reddine», aksi kanaat halinde ise şirketin ek tasfiyesine karar verilerek şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesini istemiştir.
CEVAP Davalı «temsilcisi» cevap dilekçesinde; yapılan «terkin» işleminin usulüne uygun olduğunu, terkin tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, «hak düşürücü sürenin» dolduğunu, açılan davada davalının «yasal hasım» olduğundan aleyhine vekâlet ücreti ve «yargılama giderlerine» hükmedilmeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Kararın davalı «temsilcisi» tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı «temsilcisi» tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
-
Şirketin ihyası | Kararın kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4202 E. 2023/4610 K.
Ortak:re'sen terkin · hukuki menfaat · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · tasfiye memuru · hak düşürücü süre · usulden reddi · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ticaret sicili» kayıtlarına göre; «ihyası» istenen şirketin ticaret sicilinden 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, 23.01.2019 tarihinde 5 yıllık dava açma süresinin dolduğu, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 23.05.2022 tarihinde açılmış olduğu gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki ticari «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Ticaret Limited Şirketi'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, dava konusu şirketin aynı maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceklerini, şirketi …
Benzer bu karardaCEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; «ihyası» talep edilen şirketin ticaret sicilinden 23.01.2014 tarihinde «terkin» edildiğini, ihya davasının ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçiçi 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrası gereğince 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçirilmesinden sonra açılması nedeni ile davanın «zamanaşımına» uğradığını, 30.12.2012 tarih ve 28513 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret sicil Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğin" 5 inci maddesinin d bendi gereğince ticaret sicilinden oda «kaydının» silinmesi nedeni ile re'«sen terkin» edildiğini bildirerek davanın öncelikle zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesini, şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi halinde ise, şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesini talep etmiştir.
… mesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı Kurum tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» talep edilen şirketin yasaya aykırı olarak re'«sen terkin» edildiği, bu nedenle iş bu davanın açılmasına sebebiyet verdiği ve kusurlu olduğu gözetilerek davalının «vekalet ücreti» ve diğer «yargılama giderlerinden» hukuken sorumlu tutulması gerektiği, davalı şirket «tasfiye» memurluğu aleyhine açılan davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının d bendi delaleti ile 115 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince taraf «ehliyeti» yokluğu gerekçesiyle davalı şirket yönünden davanın «usulden reddine», davalı ... aleyhine açılan davanın kabulü ile dava konusu şirketin ihyasına, «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına karar verilmiştir.
2.Davalı Kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; şirketin «son» adresine yapılan «tebligat» ulaşmasa dahi yapılan «ilanın» 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca yapılmış tebligat sayılacağından «ihtarın» hukuka uygun olduğunu, dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesindeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, dava tarihi itibarıyla 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, davacının alacağı sebebiyle «ihya davası» açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, «terkin» tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, Mahkemece ihyaya hükmedilirken 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası göz ardı edilerek ek «tasfiye» kararı verilmeyip «tasfiye memuru atanmamasının» hukuka aykırı olduğunu, terkinde Kurumun «kusuru» bulunmadığını, yasadan doğan «yasal hasım» olduklarını, aleyhlerine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, aksi kanaat halinde ise ek tasfiye kararı verilerek tasfiye memur …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulden red · ihya davası · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · trafik kazası · yargılama giderleri · derdestlik · taraf ehliyeti
Benzer bu kararda2.Davalı Kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; şirketin «son» adresine yapılan «tebligat» ulaşmasa dahi yapılan «ilanın» 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca yapılmış tebligat sayılacağından «ihtarın» hukuka uygun olduğunu, dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesindeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, dava tarihi itibarıyla 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, davacının alacağı sebebiyle «ihya davası» açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, «terkin» tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, Mahkemece ihyaya hükmedilirken 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası göz ardı edilerek ek «tasfiye» kararı verilmeyip «tasfiye memuru atanmamasının» hukuka aykırı olduğunu, terkinde Kurumun «kusuru» bulunmadığını, yasadan doğan «yasal hasım» olduklarını, aleyhlerine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, aksi kanaat halinde ise ek tasfiye kararı verilerek tasfiye memur …
… mesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı Kurum tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» talep edilen şirketin yasaya aykırı olarak re'«sen terkin» edildiği, bu nedenle iş bu davanın açılmasına sebebiyet verdiği ve kusurlu olduğu gözetilerek davalının «vekalet ücreti» ve diğer «yargılama giderlerinden» hukuken sorumlu tutulması gerektiği, davalı şirket «tasfiye» memurluğu aleyhine açılan davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının d bendi delaleti ile 115 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince taraf «ehliyeti» yokluğu gerekçesiyle davalı şirket yönünden davanın «usulden reddine», davalı ... aleyhine açılan davanın kabulü ile dava konusu şirketin ihyasına, «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili kurum sigortalılarından Süleyman Bir'in geçirdiği «trafik kazası» nedeniyle malul kaldığını, bu nedenle müvekkili tarafından sigortalı hak sahibine gelir bağlandığını, kazanın meydana gelmesinde kusurlu olan işveren Pakyapı İnş.
İş Mahkemesi'nin 2021/6 E. sayılı dosyasında dava açtıklarını, yargılama sürecinde «ticaret sicilinden terkin» edilen «şirketin ihyası» hususunda dava açmak üzere kendilerine süre verildiğini belirterek söz konusu şirketin ihyasına ve şirkete «temsilci» atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4211 E. 2023/4693 K.
Ortak:re'sen terkin · hukuki menfaat · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · tasfiye memuru · hak düşürücü süre · kaldırma ve yeniden hüküm · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ticaret sicili» kayıtlarına göre; «ihyası» istenen şirketin ticaret sicilinden 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, 23.01.2019 tarihinde 5 yıllık dava açma süresinin dolduğu, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 23.05.2022 tarihinde açılmış olduğu gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki ticari «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Ticaret Limited Şirketi'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, dava konusu şirketin aynı maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceklerini, şirketi …
Benzer bu karardaİş Mahkemesinin 2021/28 E. sayılı dosyasında görülen davada söz konusu şirketin «kaydının» ticaret sicilinden 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğinin öğrenildiğini, Mahkemece taraf teşkilinin sağlanabilmesi için müvekkiline «ihya davası» açması için süre verildiğini, terkinin usul ve kanuna uygun yapılmadığını ileri sürerek davalı «şirketin ihyası» ile şirkete «temsilci» atanmasını talep etmiştir.
… kemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı Sicil Müdürlüğünce «ihtarname» hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, ancak «ihyası» istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin (4/a) bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirkete ya da şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde «ilan» suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, ayrıca ihyası istenen şirketin oda «kaydının» silinmesi nedeniyle davalı Müdürlükçe re'«sen terkin» edilmesi «sebebi» kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin bu nedenle de usul ve yasaya aykırı olduğu, davanın açıldığı tarihte dava açma süresi dolmuş ise de terkin işlemi usul ve Kanuna uygun yapılmadığından Kanunda öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda uygulanmasının mümkün bulunmadığı, davalı ...
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · ek tasfiye işlemleri · ihya davası · yasal hasım · rücuen tahsil · tebligat · ihtarname · ilan
Benzer bu kararda… kemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı Sicil Müdürlüğünce «ihtarname» hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, ancak «ihyası» istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin (4/a) bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirkete ya da şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde «ilan» suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, ayrıca ihyası istenen şirketin oda «kaydının» silinmesi nedeniyle davalı Müdürlükçe re'«sen terkin» edilmesi «sebebi» kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin bu nedenle de usul ve yasaya aykırı olduğu, davanın açıldığı tarihte dava açma süresi dolmuş ise de terkin işlemi usul ve Kanuna uygun yapılmadığından Kanunda öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda uygulanmasının mümkün bulunmadığı, davalı ...
CEVAP 1.Davalı Sicil Müdürlüğü «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihyası» istenen şirketin 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 28.01.2014 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde gerekli «ilanın» yapıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine uygun olarak terkin işleminin yapıldığını, aynı maddenin (15) inci fıkrasına göre 5 yıllık süre içerisinde dava açılmadığını, davalı Sicil Müdürlüğü «yasal hasım» olduğundan aleyhlerine «yargılama giderlerine» hükmedilmemesini belirterek davanın hem usulden hem de esastan reddini istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından sigortalısına ödenen bedelin «rücuen tahsili» amacıyla Furkan Plastik Ambalaj İnşaat Nakliyat Turizm Gıda San. ve Tic.
İş Mahkemesinin 2021/28 E. sayılı dosyasında görülen davada söz konusu şirketin «kaydının» ticaret sicilinden 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğinin öğrenildiğini, Mahkemece taraf teşkilinin sağlanabilmesi için müvekkiline «ihya davası» açması için süre verildiğini, terkinin usul ve kanuna uygun yapılmadığını ileri sürerek davalı «şirketin ihyası» ile şirkete «temsilci» atanmasını talep etmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1399 E. 2023/1506 K.
Ortak:münfesihlik · resen terkin · re'sen terkin · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · tasfiye memuru · hak düşürücü süre · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ticaret sicili» kayıtlarına göre; «ihyası» istenen şirketin ticaret sicilinden 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, 23.01.2019 tarihinde 5 yıllık dava açma süresinin dolduğu, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 23.05.2022 tarihinde açılmış olduğu gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki ticari «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava hak düşürücü süresinin dolduğunu, şirkete yapılan «ihtarın» usulüne uygun olduğunu, somut olayda ek «tasfiye» kararı alınıp «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, «terkinin» usul ve kanuna uygun olduğunu, aleyhlerine vekâlet ücreti ve «yargılama giderine» hükmedilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına göre ticaret sicilinden silinen şirketin ihyasının silinme işleminden itibaren 5 yıl içerisinde talep edilebileceğini, dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin dolduğunu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, «ihtar» ve «tebligat» işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının a bendi uyarınca yapıldığını, bu hususta Yargıtay kararlarının bulunduğunu, «ihya» kararının ek «tasfiye işlemleriyle» sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, ek tasfiye işlemlerini yapacak olan «tasfiye memurlarını» da belirlemesi gerektiğini, söz konusu şirketin «münfesih» sayılması gerektiğini, «terkin» işlemlerinin mevzuata uygun yapıldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, 5 yıllık sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatteyse şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyesine karar verilmesini ve 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanmasını», aleyhlerine «vekalet ücreti»-«yargılama giderlerine» hükmedilmemesini talep etmiştir.
Temyiz Sebepleri 1.Davalı «temsilcisi» temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına göre ticaret sicilinden silinen şirketin ihyasının silinme işleminden itibaren 5 yıl içerisinde talep edilebileceğini, dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin dolduğunu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, yine aynı yasanın 7 nci maddesinin on ikinci fıkrasına göre sicil kayıtları silinen şirket borçlarının şirket unvanlarının silinmesine engel olmayacağının belirtildiğini, buna göre davacının dava açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, «ihtar» ve «tebligat» işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının a bendi uyarınca yapıldığını, bu hususta Yargıtay kararlarının bulunduğunu, «ihya» kararının ek «tasfiye işlemleriyle» sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, ek tasfiye işlemlerini yapacak olan «tasfiye memurlarını» da belirlemesi gerektiğini, söz konusu şirketin «münfesih» sayılması gerektiğini, «terkin» işlemlerinin mevzuata uygun yapıldığını belirterek bu sebeplerle ve resen gözetilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini ist …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca sicilden «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ek tasfiye işlemleri · rücuen alacak · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · sicilden terkin · tebligat · vekalet ücreti · temsil
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına göre ticaret sicilinden silinen şirketin ihyasının silinme işleminden itibaren 5 yıl içerisinde talep edilebileceğini, dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin dolduğunu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, «ihtar» ve «tebligat» işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının a bendi uyarınca yapıldığını, bu hususta Yargıtay kararlarının bulunduğunu, «ihya» kararının ek «tasfiye işlemleriyle» sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, ek tasfiye işlemlerini yapacak olan «tasfiye memurlarını» da belirlemesi gerektiğini, söz konusu şirketin «münfesih» sayılması gerektiğini, «terkin» işlemlerinin mevzuata uygun yapıldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, 5 yıllık sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatteyse şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyesine karar verilmesini ve 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanmasını», aleyhlerine «vekalet ücreti»-«yargılama giderlerine» hükmedilmemesini talep etmiştir.
Şti.'nin «ticaret sicilinden terkin» edildiğini, yapılan terkin işlemi sebebiyle açılan davada müdürlüğün dava açılmasına sebebiyet vermediğini, kabul anlamına gelmemek şartıyla verilecek «ihya» kararında «tasfiye» memurunun atanmasının zorunlu olduğunu, «yasal hasım» olduklarından dolayı aleyhe «vekalet ücreti» ve «yargılama giderine» hükmedilmemesi gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına göre 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Temyiz Sebepleri 1.Davalı «temsilcisi» temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına göre ticaret sicilinden silinen şirketin ihyasının silinme işleminden itibaren 5 yıl içerisinde talep edilebileceğini, dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin dolduğunu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, yine aynı yasanın 7 nci maddesinin on ikinci fıkrasına göre sicil kayıtları silinen şirket borçlarının şirket unvanlarının silinmesine engel olmayacağının belirtildiğini, buna göre davacının dava açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, «ihtar» ve «tebligat» işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının a bendi uyarınca yapıldığını, bu hususta Yargıtay kararlarının bulunduğunu, «ihya» kararının ek «tasfiye işlemleriyle» sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, ek tasfiye işlemlerini yapacak olan «tasfiye memurlarını» da belirlemesi gerektiğini, söz konusu şirketin «münfesih» sayılması gerektiğini, «terkin» işlemlerinin mevzuata uygun yapıldığını belirterek bu sebeplerle ve resen gözetilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini ist …
Kararın davalı «temsilcisi» tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4424 E. 2019/1037 K.
Ortak:ihya · hukuki yarar · ticaret sicili · cy/cy kaydı · dava şartı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ticaret sicili» kayıtlarına göre; «ihyası» istenen şirketin ticaret sicilinden 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, 23.01.2019 tarihinde 5 yıllık dava açma süresinin dolduğu, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 23.05.2022 tarihinde açılmış olduğu gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki ticari «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Ticaret Limited Şirketi'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, dava konusu şirketin aynı maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceklerini, şirketi …
Benzer bu kararda… toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi gereğince Ticaret Sicilden silinmekle dava ve hukuki işlem «ehliyetini» yitirdiğini «ticaret sicil» işleminin iptaline karar verilmesinin şirketin sicile kendiliğinden «kaydını» sağlayamayacağı, ayrıca «ihya» kararı verilmesi gerektiği, davacı tarafça işlemin iptali talep edilip, ihya talep edilmediğinden iptal davasında «hukuki yararı» bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince, davacı Şirketin «kaydının» silinmiş olması nedeniyle taraf «ehliyeti» yokluğundan davanın reddine ilişkin kararda usule aykırılık bulunmadığından davacı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adl …
Kaydı silinen şirket hakkında devam eden davalar bulunması nedeniyle şirketin, 6102 sayılı Yasa’nın Geçici 7/.... maddesi uyarınca Geçici 7. maddeye dayalı olarak bir şirketin «kaydının» silinmesi işlemi hukuka uygun olmadığından ve silinme işleminin iptali halinde şirketin varlığı devam edeceğinden davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taraf ehliyeti
Benzer bu kararda… toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi gereğince Ticaret Sicilden silinmekle dava ve hukuki işlem «ehliyetini» yitirdiğini «ticaret sicil» işleminin iptaline karar verilmesinin şirketin sicile kendiliğinden «kaydını» sağlayamayacağı, ayrıca «ihya» kararı verilmesi gerektiği, davacı tarafça işlemin iptali talep edilip, ihya talep edilmediğinden iptal davasında «hukuki yararı» bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince, davacı Şirketin «kaydının» silinmiş olması nedeniyle taraf «ehliyeti» yokluğundan davanın reddine ilişkin kararda usule aykırılık bulunmadığından davacı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adl …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4203 E. , 2023/4713 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/52 Esas, 2023/577 Karar
HÜKÜM
Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/349 E., 2022/781 K.
Taraflar arasındaki ticari şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Arıt Temizleme İlaçlama Dekorasyon Taah. Ticaret Ltd. Şti.'yi hasım göstererek Kayseri 9. İş Mahkemesi nezdinde 2021/253 E. sayılı dosya ile hizmet tespit davası açtığını, Arıt Temizleme İlaçlama Dekorasyon Taah.Ticaret Ltd.Şti.'nin ticaret sicilinden resen terkin edildiğini, İş Mahkemesinde açılan davada taraf teşkilinin sağlanması açısından Kayseri 9. İş Mahkemesince taraflarına işbu davayı açmak için mehil verildiğini ileri sürerek Arıt Temizleme İlaçlama Dekorasyon Taahhüt Ticaret Limited Şirketi unvanlı şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müdürlüklerinde 63440 sicil numarası ile kayıtlı bulunan Arıt Temizleme İlaçlama Dekorasyon Taah. Ticaret Limited Şirketi'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re'sen terkin edildiğini, dava konusu şirketin aynı maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceklerini, şirketin 23.01.2014 tarihinde re'sen terkin edildiğini, 23.01.2019 tarihinde 5 yıllık sürenin dolduğunu, davanın 23.05.2022 açıldığının savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticaret sicili kayıtlarına göre; ihyası istenen şirketin ticaret sicilinden 23.01.2014 tarihinde re'sen terkin edildiği, 23.01.2019 tarihinde 5 yıllık dava açma süresinin dolduğu, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 23.05.2022 tarihinde açılmış olduğu gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; terkinin usulüne uygun yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile anılan şirketin terkin sebebinin oda kaydının silinmesi olarak gösterildiği, bu durumun kanunda re'sen terkin sebebi olarak açıkça belirtilmediği, ayrıca kanun kapsamında şirket yetkilisine yapılması gereken ihtarın da yapılmadığı, işbu davaya davalının sebebiyet verdiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava hak düşürücü süresinin dolduğunu, şirkete yapılan ihtarın usulüne uygun olduğunu, somut olayda ek tasfiye kararı alınıp tasfiye memuru atanması gerektiğini, terkinin usul ve kanuna uygun olduğunu, aleyhlerine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ticari şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı tarafça temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.09.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası gereğince limited şirketin ihyası istemine ilişkindir.
6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilecekleri düzenlenmiştir.
6102 sayılı Kanun ile fiilen sona ermiş ancak şeklen devam eden ortaklıkların ortadan kaldırılması düşünülmüş olup bu amaçla geçici 7 nci madde ile özel bir düzenleme getirilmiştir. Ayrıca bu hükme dayanılarak "Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Sicil Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ" de çıkarılmıştır.
Kanun koyucu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında "ihya" terimini kullanmakla birlikte, hüküm şirket, ortağı veya yetkilisi dışında dava açan 3 üncü kişiler yönünden aynı Kanun'un 547 nci maddesine paralel "ek tasfiye" niteliğindedir.
6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi, ihyaya (ek tasfiyeye) karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması yönünde bir hüküm içermemekle birlikte aynı Kanun'un 547 nci maddesinde olduğu gibi mahkemece sınırlı olarak ihyaya karar verilmeli ve aynı zamanda tasfiye memuru da atanmalıdır. Zira geçici 7 nci maddenin amacı, kapsamına giren ortaklıkların bir an önce ticaret sicilinden silinmesi ve ihtilafların azaltılmasına yönelik bulunduğundan aksi yöndeki uygulama yasanın amacına aykırıdır.
Kaldı ki davacı, terkin edilen şirket, yetkilisi ve ortağı olmayıp 3 üncü kişidir. Talebi, şirketin aleyhine açılan dava ile sınırlı olup şirketin ek tasfiyesi ile tasfiye memuru atanmasına yöneliktir.
Terkin edilen şirketin, hiç terkin edilmemiş gibi ihyasına kadar verilmesinde davacının hukuki yararı bulunmadığı gibi ek tasfiye talebine rağmen yazılı şekilde şirketin tamamen ihyasına karar verilmesi ile talep de aşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kararın onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne karşıyım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/978727300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz