Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1399 E. 2023/1506 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': ['6102/-7', '6102/7']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret sicilinden re'sen terkin↗ münfesihlik↗ resen terkin↗ re'sen terkin↗ ek tasfiye işlemleri↗ rücuen alacak↗ ticaret sicilinden terkin↗ yasal hasım↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ sicilden terkin↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ hak düşürücü süre↗ ihtar↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ ek tasfiye↗ taahhütname↗ terkin↗ harç↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/514 E., 2021/641 K.
Taraflar arasındaki şirket ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde ; müvekkili bakanlık tarafından ... Ltd. Şti. aleyhine açılan rücuen alacak davasında verilen kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2019/3230 E. ve 2021/1312 K. sayılı ilamı ile davalı şirketin ihyasının gerektiği gerekçesiyle kaldırılarak ilk derece mahkemesine gönderildiğini belirterek, 23.01.2014 tarihinde sicilden terkin edilen ... Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 30.12.2012 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicil Kayıtlarını Silinmesine İlişkin Tebliğin 5 inci maddesinin d bendi ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 inci maddesine dayanılarak ... Ltd. Şti.'nin ticaret sicilinden terkin edildiğini, yapılan terkin işlemi sebebiyle açılan davada müdürlüğün dava açılmasına sebebiyet vermediğini, kabul anlamına gelmemek şartıyla verilecek ihya kararında tasfiye memurunun atanmasının zorunlu olduğunu, yasal hasım olduklarından dolayı aleyhe vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına göre 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...sicil numarasına kayıtlı ...Gurup İnşaat Taahhüt Mühendislik Temizlik İlaçlama Güvenlik Yemek Turizm Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına göre ticaret sicilinden silinen şirketin ihyasının silinme işleminden itibaren 5 yıl içerisinde talep edilebileceğini, dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin dolduğunu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ihtar ve tebligat işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının a bendi uyarınca yapıldığını, bu hususta Yargıtay kararlarının bulunduğunu, ihya kararının ek tasfiye işlemleriyle sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, ek tasfiye işlemlerini yapacak olan tasfiye memurlarını da belirlemesi gerektiğini, söz konusu şirketin münfesih sayılması gerektiğini, terkin işlemlerinin mevzuata uygun yapıldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, 5 yıllık sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatteyse şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyesine karar verilmesini ve 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memuru atanmasını, aleyhlerine vekalet ücreti-yargılama giderlerine hükmedilmemesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu, ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına göre ticaret sicilinden silinen şirketin ihyasının silinme işleminden itibaren 5 yıl içerisinde talep edilebileceğini, dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin dolduğunu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, yine aynı yasanın 7 nci maddesinin on ikinci fıkrasına göre sicil kayıtları silinen şirket borçlarının şirket unvanlarının silinmesine engel olmayacağının belirtildiğini, buna göre davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, ihtar ve tebligat işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının a bendi uyarınca yapıldığını, bu hususta Yargıtay kararlarının bulunduğunu, ihya kararının ek tasfiye işlemleriyle sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, ek tasfiye işlemlerini yapacak olan tasfiye memurlarını da belirlemesi gerektiğini, söz konusu şirketin münfesih sayılması gerektiğini, terkin işlemlerinin mevzuata uygun yapıldığını belirterek bu sebeplerle ve resen gözetilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca sicilden resen terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı temsilcisi tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9608 E. 2015/9685 K.
Ortak:münfesihlik · şirketin ihyası · sicilden terkin · ihya · tasfiye memuru · ihtar · ticaret sicili · ek tasfiye · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına göre ticaret sicilinden silinen şirketin ihyasının silinme işleminden itibaren 5 yıl içerisinde talep edilebileceğini, dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin dolduğunu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, «ihtar» ve «tebligat» işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının a bendi uyarınca yapıldığını, bu hususta Yargıtay kararlarının bulunduğunu, «ihya» kararının ek «tasfiye işlemleriyle» sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, ek tasfiye işlemlerini yapacak olan «tasfiye memurlarını» da belirlemesi gerektiğini, söz konusu şirketin «münfesih» sayılması gerektiğini, «terkin» işlemlerinin mevzuata uygun yapıldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, 5 yıllık sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatteyse şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyesine karar verilmesini ve 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanmasını», aleyhlerine «vekalet ücreti»-«yargılama giderlerine» hükmedilmemesini talep etmiştir.
Temyiz Sebepleri 1.Davalı «temsilcisi» temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına göre ticaret sicilinden silinen şirketin ihyasının silinme işleminden itibaren 5 yıl içerisinde talep edilebileceğini, dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin dolduğunu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, yine aynı yasanın 7 nci maddesinin on ikinci fıkrasına göre sicil kayıtları silinen şirket borçlarının şirket unvanlarının silinmesine engel olmayacağının belirtildiğini, buna göre davacının dava açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, «ihtar» ve «tebligat» işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının a bendi uyarınca yapıldığını, bu hususta Yargıtay kararlarının bulunduğunu, «ihya» kararının ek «tasfiye işlemleriyle» sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, ek tasfiye işlemlerini yapacak olan «tasfiye memurlarını» da belirlemesi gerektiğini, söz konusu şirketin «münfesih» sayılması gerektiğini, «terkin» işlemlerinin mevzuata uygun yapıldığını belirterek bu sebeplerle ve resen gözetilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini ist …
Taraflar arasındaki «şirket ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda01.01.1999 tarihinde «münfesih» duruma geldiği anlaşılmış ise de; dosya kapsamından şirkete bir «tasfiye memuru» atanmış olduğuna ilişkin bilgi belge bulunmadığı gibi, re'sen «sicilden terkin» edilmiş şirketler bakımından «ihya» kararı verilmesi halinde tasfiye haline gireceğine ilişkin bir yasal düzenleme de bulunmadığından, somut olayda yalnız «ticaret sicil» memurluğuna «husumet» yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca tasfiye memurunun da hasım gösterilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın eksik husumet nedeniyle reddi doğru olmamış, bo …
Maddesi 4-b bendi uyarınca 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermaye arttırımında bulunmayarak «münfesih» olan şirketlere yapılacak «ihtarın tebliği» tarihinden itibaren iki ay içinde «tasfiye» memurunun bildirilmemesi halinde şirketin «ticaret sicili» kayıtlarından unvanı re'sen silinecektir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; «ihyası» istenen şirketin-«tasfiye» memurunun da ihya davasında hasım gösterilmesi gerektiği gerekçesiyle eksik «husumet» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtar tebliği · husumet
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; «ihyası» istenen şirketin-«tasfiye» memurunun da ihya davasında hasım gösterilmesi gerektiği gerekçesiyle eksik «husumet» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Maddesi 4-b bendi uyarınca 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermaye arttırımında bulunmayarak «münfesih» olan şirketlere yapılacak «ihtarın tebliği» tarihinden itibaren iki ay içinde «tasfiye» memurunun bildirilmemesi halinde şirketin «ticaret sicili» kayıtlarından unvanı re'sen silinecektir.
01.01.1999 tarihinde «münfesih» duruma geldiği anlaşılmış ise de; dosya kapsamından şirkete bir «tasfiye memuru» atanmış olduğuna ilişkin bilgi belge bulunmadığı gibi, re'sen «sicilden terkin» edilmiş şirketler bakımından «ihya» kararı verilmesi halinde tasfiye haline gireceğine ilişkin bir yasal düzenleme de bulunmadığından, somut olayda yalnız «ticaret sicil» memurluğuna «husumet» yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca tasfiye memurunun da hasım gösterilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın eksik husumet nedeniyle reddi doğru olmamış, bo …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4424 E. 2019/1037 K.
Ortak:ihya · hukuki yarar · ticaret sicili · dava şartı
İncelediğiniz karardaTemyiz Sebepleri 1.Davalı «temsilcisi» temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına göre ticaret sicilinden silinen şirketin ihyasının silinme işleminden itibaren 5 yıl içerisinde talep edilebileceğini, dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin dolduğunu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, yine aynı yasanın 7 nci maddesinin on ikinci fıkrasına göre sicil kayıtları silinen şirket borçlarının şirket unvanlarının silinmesine engel olmayacağının belirtildiğini, buna göre davacının dava açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, «ihtar» ve «tebligat» işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının a bendi uyarınca yapıldığını, bu hususta Yargıtay kararlarının bulunduğunu, «ihya» kararının ek «tasfiye işlemleriyle» sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, ek tasfiye işlemlerini yapacak olan «tasfiye memurlarını» da belirlemesi gerektiğini, söz konusu şirketin «münfesih» sayılması gerektiğini, «terkin» işlemlerinin mevzuata uygun yapıldığını belirterek bu sebeplerle ve resen gözetilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini ist …
Taraflar arasındaki «şirket ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Şti.'nin «ticaret sicilinden terkin» edildiğini, yapılan terkin işlemi sebebiyle açılan davada müdürlüğün dava açılmasına sebebiyet vermediğini, kabul anlamına gelmemek şartıyla verilecek «ihya» kararında «tasfiye» memurunun atanmasının zorunlu olduğunu, «yasal hasım» olduklarından dolayı aleyhe «vekalet ücreti» ve «yargılama giderine» hükmedilmemesi gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına göre 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi gereğince Ticaret Sicilden silinmekle dava ve hukuki işlem «ehliyetini» yitirdiğini «ticaret sicil» işleminin iptaline karar verilmesinin şirketin sicile kendiliğinden «kaydını» sağlayamayacağı, ayrıca «ihya» kararı verilmesi gerektiği, davacı tarafça işlemin iptali talep edilip, ihya talep edilmediğinden iptal davasında «hukuki yararı» bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Müdürlüğünün hukuka aykırı işleminin iptalini istemekte davacının «hukuki yararı» bulunmakla yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taraf ehliyeti · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda… toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi gereğince Ticaret Sicilden silinmekle dava ve hukuki işlem «ehliyetini» yitirdiğini «ticaret sicil» işleminin iptaline karar verilmesinin şirketin sicile kendiliğinden «kaydını» sağlayamayacağı, ayrıca «ihya» kararı verilmesi gerektiği, davacı tarafça işlemin iptali talep edilip, ihya talep edilmediğinden iptal davasında «hukuki yararı» bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince, davacı Şirketin «kaydının» silinmiş olması nedeniyle taraf «ehliyeti» yokluğundan davanın reddine ilişkin kararda usule aykırılık bulunmadığından davacı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adl …
Kaydı silinen şirket hakkında devam eden davalar bulunması nedeniyle şirketin, 6102 sayılı Yasa’nın Geçici 7/.... maddesi uyarınca Geçici 7. maddeye dayalı olarak bir şirketin «kaydının» silinmesi işlemi hukuka uygun olmadığından ve silinme işleminin iptali halinde şirketin varlığı devam edeceğinden davalı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/91 E. 2016/4911 K.
Ortak:münfesihlik · resen terkin · şirketin ihyası · sicilden terkin · ihya · ek tasfiye · terkin · temsil · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına göre ticaret sicilinden silinen şirketin ihyasının silinme işleminden itibaren 5 yıl içerisinde talep edilebileceğini, dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin dolduğunu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, «ihtar» ve «tebligat» işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının a bendi uyarınca yapıldığını, bu hususta Yargıtay kararlarının bulunduğunu, «ihya» kararının ek «tasfiye işlemleriyle» sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, ek tasfiye işlemlerini yapacak olan «tasfiye memurlarını» da belirlemesi gerektiğini, söz konusu şirketin «münfesih» sayılması gerektiğini, «terkin» işlemlerinin mevzuata uygun yapıldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, 5 yıllık sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatteyse şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyesine karar verilmesini ve 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanmasını», aleyhlerine «vekalet ücreti»-«yargılama giderlerine» hükmedilmemesini talep etmiştir.
Temyiz Sebepleri 1.Davalı «temsilcisi» temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına göre ticaret sicilinden silinen şirketin ihyasının silinme işleminden itibaren 5 yıl içerisinde talep edilebileceğini, dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin dolduğunu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, yine aynı yasanın 7 nci maddesinin on ikinci fıkrasına göre sicil kayıtları silinen şirket borçlarının şirket unvanlarının silinmesine engel olmayacağının belirtildiğini, buna göre davacının dava açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, «ihtar» ve «tebligat» işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının a bendi uyarınca yapıldığını, bu hususta Yargıtay kararlarının bulunduğunu, «ihya» kararının ek «tasfiye işlemleriyle» sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, ek tasfiye işlemlerini yapacak olan «tasfiye memurlarını» da belirlemesi gerektiğini, söz konusu şirketin «münfesih» sayılması gerektiğini, «terkin» işlemlerinin mevzuata uygun yapıldığını belirterek bu sebeplerle ve resen gözetilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini ist …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca sicilden «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… Tasfiye Edilmemiş Anonim veya Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicilinden Silinmelerine İlişkin Tebliğin” “Çeşitli Hükümler” başlığını «taşıyan» 16/2 maddesinin “Bu tebliğ hükümlerine göre; ticaret sicilinden silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler” hükmünü amir olduğu, söz konusu amir hüküm uyarınca «şirket müdürü» ile hissedarlarının resen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» için mahkemeye başvurma hak ve yetkilerinin bulunmadığı gerekçesiyle, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d, 115. maddeleri uyarınca davacıların aktif dava «ehliyeti» bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. bendinin «son» cümlesinde öngörülen "Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." hükmü gereğince, yasal süresi içinde açılan işbu davada, davacıların, «ihyası» istenilen şirketi «temsile» yetkili kişiler olduğu ve dava açmakta hukuki yararları bulunduğu anlaşılmakla, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, aktif dava «ehliyetleri» bulunmadığından bahisle, davanın reddine karar verilmesi isabetli bulunmamış ve hükmün davacılar lehine bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hukuki menfaat · şirket müdürü · taraf ehliyeti · taşıyan · cy/cy kaydı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… Tasfiye Edilmemiş Anonim veya Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicilinden Silinmelerine İlişkin Tebliğin” “Çeşitli Hükümler” başlığını «taşıyan» 16/2 maddesinin “Bu tebliğ hükümlerine göre; ticaret sicilinden silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler” hükmünü amir olduğu, söz konusu amir hüküm uyarınca «şirket müdürü» ile hissedarlarının resen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» için mahkemeye başvurma hak ve yetkilerinin bulunmadığı gerekçesiyle, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d, 115. maddeleri uyarınca davacıların aktif dava «ehliyeti» bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. bendinin «son» cümlesinde öngörülen "Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." hükmü gereğince, yasal süresi içinde açılan işbu davada, davacıların, «ihyası» istenilen şirketi «temsile» yetkili kişiler olduğu ve dava açmakta hukuki yararları bulunduğu anlaşılmakla, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, aktif dava «ehliyetleri» bulunmadığından bahisle, davanın reddine karar verilmesi isabetli bulunmamış ve hükmün davacılar lehine bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1399 E. , 2023/1506 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/524 Esas, 2022/1773 Karar
DAVA TARİHİ 24.08.2021
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/514 E., 2021/641 K.
Taraflar arasındaki şirket ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde ; müvekkili bakanlık tarafından ... Ltd. Şti. aleyhine açılan rücuen alacak davasında verilen kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2019/3230 E. ve 2021/1312 K. sayılı ilamı ile davalı şirketin ihyasının gerektiği gerekçesiyle kaldırılarak ilk derece mahkemesine gönderildiğini belirterek, 23.01.2014 tarihinde sicilden terkin edilen ... Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde;
30. 12.2012 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicil Kayıtlarını Silinmesine İlişkin Tebliğin 5 inci maddesinin d bendi ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 inci maddesine dayanılarak ... Ltd. Şti.'nin ticaret sicilinden terkin edildiğini, yapılan terkin işlemi sebebiyle açılan davada müdürlüğün dava açılmasına sebebiyet vermediğini, kabul anlamına gelmemek şartıyla verilecek ihya kararında tasfiye memurunun atanmasının zorunlu olduğunu, yasal hasım olduklarından dolayı aleyhe vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına göre 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...sicil numarasına kayıtlı ...Gurup İnşaat Taahhüt Mühendislik Temizlik İlaçlama Güvenlik Yemek Turizm Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına göre ticaret sicilinden silinen şirketin ihyasının silinme işleminden itibaren 5 yıl içerisinde talep edilebileceğini, dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin dolduğunu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ihtar ve tebligat işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının a bendi uyarınca yapıldığını, bu hususta Yargıtay kararlarının bulunduğunu, ihya kararının ek tasfiye işlemleriyle sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, ek tasfiye işlemlerini yapacak olan tasfiye memurlarını da belirlemesi gerektiğini, söz konusu şirketin münfesih sayılması gerektiğini, terkin işlemlerinin mevzuata uygun yapıldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, 5 yıllık sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatteyse şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyesine karar verilmesini ve 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memuru atanmasını, aleyhlerine vekalet ücreti-yargılama giderlerine hükmedilmemesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu, ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına göre ticaret sicilinden silinen şirketin ihyasının silinme işleminden itibaren 5 yıl içerisinde talep edilebileceğini, dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin dolduğunu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, yine aynı yasanın 7 nci maddesinin on ikinci fıkrasına göre sicil kayıtları silinen şirket borçlarının şirket unvanlarının silinmesine engel olmayacağının belirtildiğini, buna göre davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, ihtar ve tebligat işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının a bendi uyarınca yapıldığını, bu hususta Yargıtay kararlarının bulunduğunu, ihya kararının ek tasfiye işlemleriyle sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, ek tasfiye işlemlerini yapacak olan tasfiye memurlarını da belirlemesi gerektiğini, söz konusu şirketin münfesih sayılması gerektiğini, terkin işlemlerinin mevzuata uygun yapıldığını belirterek bu sebeplerle ve resen gözetilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca sicilden resen terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı temsilcisi tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 13.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936293500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz