Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3510 E. 2023/4635 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret sicilinden resen terkin↗ zorunlu hasım↗ sınırlı ihya↗ ticaret sicilinden re'sen terkin↗ münfesihlik↗ resen terkin↗ re'sen terkin↗ ihya davası↗ hukuki menfaat↗ yasal hasım↗ şirketin tasfiyesi↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ vekâlet ücreti↗ derdestlik↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ hak düşürücü süre↗ usulden reddi↗ ihtar↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ esastan ret↗ yetki↗ ek tasfiye↗ taahhütname↗ terkin↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/337 E., 2022/600 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin daha önce açmış olduğu davada verilen kararın kaldırılarak çalışmanın geçtiği iddia olunan iş verene husumet yöneltilmesinin sağlanmasının istenildiğini ancak işveren İtaş İnşaat Taahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ticaret sicilinden resen terkin edildiğinin yapılan yargılamada öğrenildiğini, bunun üzerine mahkemece davada taraf teşkilinin sağlaması açısından taraflarına dava açmak üzere yetki ve süre verildiğini ileri sürerek İtaş İnşaat Taahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti'nin ihyasına, mümkün olmadığı takdirde şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesi uyarınca davada taraf olarak ekletilebilmesi için ek tasfiye sebebiyle ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı temsilcisi cevap dilekçesinde; yapılan terkin işleminin usulüne uygun olduğunu, terkin tarihinde şirketin derdest davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, hak düşürücü sürenin dolduğunu, açılan davada davalının yasal hasım olduğundan aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenilen şirketin terkin sebebinin münfesihlik durumunu gerektirmeyen oda kaydının silinmesi olayına özgü olup yapılan terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, dava dilekçesinde iş mahkemesi dosyasıyla sınırlandırma olmaksızın ihya talep edildiği, tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığından tasfiye memuru atanmasına da gerek olmadığı, davalının terkinden önceki ihtar ve ilan prosedürünü usul ve yasa hükümlerine uygun olarak gerçekleştirmediği, usulsüz terkin işlemi ile davanın açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın kabulüne, İtaş İnşaat Taahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; davacının alacağı sebebiyle ihya davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, terkin tarihinde şirketin derdest davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, yasal prosedüre uygun olarak terkin işleminin yapıldığını, ihya kararının ihyaya gerekçe olan alacak davasının görülmesiyle sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, mahkemece şirketin terkin edilmemesi gerektiği kanaati halinde ise şirketin ihyasına karar verileceğini, şirketin münfesih sayılması gerektiğini, sicilin açılan davalarda yasadan doğan zorunlu hasım olduğunu, aleyhine yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığı belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın hukuki yarar yokluğu da gözetilerek usulden reddine, aksi kanaat halinde ise şirketin ek tasfiyesine karar verilerek şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun' un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu, tasfiyeyle sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi, tasfiye memuru atanmasına da gerek olmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, davanın açıldığı tarihte ilgili madde uyarınca dava açma süresi dolmuş ise de, davalı ... Sicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı Kanun' un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan şirkete bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından yasada öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanmasının mümkün görülmediği, davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı temsilcisinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun' un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı temsilcisince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Şirketin ihyası | Kararın kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4202 E. 2023/4610 K.
Ortak:münfesihlik · re'sen terkin · ihya davası · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · derdestlik · ihya · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; davacının alacağı sebebiyle «ihya davası» açmakta «hukuki yararı» bulunmadığını, «terkin» tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, yasal prosedüre uygun olarak terkin işleminin yapıldığını, ihya kararının ihyaya gerekçe olan alacak davasının görülmesiyle sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, mahkemece şirketin terkin edilmemesi gerektiği kanaati halinde ise şirketin ihyasına karar verileceğini, şirketin «münfesih» sayılması gerektiğini, sicilin açılan davalarda yasadan doğan «zorunlu hasım» olduğunu, aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığı belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın hukuki yarar yokluğu da gözetilerek «usulden reddine», aksi kanaat halinde ise şirketin ek tasfiyesine karar verilerek şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenilen şirketin «terkin» «sebebinin» «münfesihlik» durumunu gerektirmeyen oda «kaydının» silinmesi olayına özgü olup yapılan terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, dava dilekçesinde iş mahkemesi dosyasıyla sınırlandırma olmaksızın ihya talep edildiği, tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığından «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, davalının terkinden önceki «ihtar» ve «ilan» prosedürünü usul ve yasa hükümlerine uygun olarak gerçekleştirmediği, usulsüz terkin işlemi ile davanın açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın kabulüne, …
Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun' un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu, tasfiyeyle sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi, «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, davanın açıldığı tarihte ilgili madde uyarınca dava açma süresi dolmu …
Benzer bu kararda2.Davalı Kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; şirketin «son» adresine yapılan «tebligat» ulaşmasa dahi yapılan «ilanın» 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca yapılmış tebligat sayılacağından «ihtarın» hukuka uygun olduğunu, dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesindeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, dava tarihi itibarıyla 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, davacının alacağı sebebiyle «ihya davası» açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, «terkin» tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, Mahkemece ihyaya hükmedilirken 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası göz ardı edilerek ek «tasfiye» kararı verilmeyip «tasfiye memuru atanmamasının» hukuka aykırı olduğunu, terkinde Kurumun «kusuru» bulunmadığını, yasadan doğan «yasal hasım» olduklarını, aleyhlerine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, aksi kanaat halinde ise ek tasfiye kararı verilerek tasfiye memur …
CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; «ihyası» talep edilen şirketin ticaret sicilinden 23.01.2014 tarihinde «terkin» edildiğini, ihya davasının ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçiçi 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrası gereğince 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçirilmesinden sonra açılması nedeni ile davanın «zamanaşımına» uğradığını, 30.12.2012 tarih ve 28513 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret sicil Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğin" 5 inci maddesinin d bendi gereğince ticaret sicilinden oda «kaydının» silinmesi nedeni ile re'«sen terkin» edildiğini bildirerek davanın öncelikle zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesini, şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi halinde ise, şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesini talep etmiştir.
… mesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı Kurum tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» talep edilen şirketin yasaya aykırı olarak re'«sen terkin» edildiği, bu nedenle iş bu davanın açılmasına sebebiyet verdiği ve kusurlu olduğu gözetilerek davalının «vekalet ücreti» ve diğer «yargılama giderlerinden» hukuken sorumlu tutulması gerektiği, davalı şirket «tasfiye» memurluğu aleyhine açılan davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının d bendi delaleti ile 115 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince taraf «ehliyeti» yokluğu gerekçesiyle davalı şirket yönünden davanın «usulden reddine», davalı ... aleyhine açılan davanın kabulü ile dava konusu şirketin ihyasına, «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulden red · ticaret sicilinden terkin · trafik kazası · yargılama giderleri · taraf ehliyeti · tebligat · ticaret sicili · kusur
Benzer bu kararda… mesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı Kurum tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» talep edilen şirketin yasaya aykırı olarak re'«sen terkin» edildiği, bu nedenle iş bu davanın açılmasına sebebiyet verdiği ve kusurlu olduğu gözetilerek davalının «vekalet ücreti» ve diğer «yargılama giderlerinden» hukuken sorumlu tutulması gerektiği, davalı şirket «tasfiye» memurluğu aleyhine açılan davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının d bendi delaleti ile 115 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince taraf «ehliyeti» yokluğu gerekçesiyle davalı şirket yönünden davanın «usulden reddine», davalı ... aleyhine açılan davanın kabulü ile dava konusu şirketin ihyasına, «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına karar verilmiştir.
2.Davalı Kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; şirketin «son» adresine yapılan «tebligat» ulaşmasa dahi yapılan «ilanın» 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca yapılmış tebligat sayılacağından «ihtarın» hukuka uygun olduğunu, dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesindeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, dava tarihi itibarıyla 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, davacının alacağı sebebiyle «ihya davası» açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, «terkin» tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, Mahkemece ihyaya hükmedilirken 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası göz ardı edilerek ek «tasfiye» kararı verilmeyip «tasfiye memuru atanmamasının» hukuka aykırı olduğunu, terkinde Kurumun «kusuru» bulunmadığını, yasadan doğan «yasal hasım» olduklarını, aleyhlerine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, aksi kanaat halinde ise ek tasfiye kararı verilerek tasfiye memur …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili kurum sigortalılarından Süleyman Bir'in geçirdiği «trafik kazası» nedeniyle malul kaldığını, bu nedenle müvekkili tarafından sigortalı hak sahibine gelir bağlandığını, kazanın meydana gelmesinde kusurlu olan işveren Pakyapı İnş.
İş Mahkemesi'nin 2021/6 E. sayılı dosyasında dava açtıklarını, yargılama sürecinde «ticaret sicilinden terkin» edilen «şirketin ihyası» hususunda dava açmak üzere kendilerine süre verildiğini belirterek söz konusu şirketin ihyasına ve şirkete «temsilci» atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4211 E. 2023/4693 K.
Ortak:münfesihlik · re'sen terkin · ihya davası · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · tasfiye memuru · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; davacının alacağı sebebiyle «ihya davası» açmakta «hukuki yararı» bulunmadığını, «terkin» tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, yasal prosedüre uygun olarak terkin işleminin yapıldığını, ihya kararının ihyaya gerekçe olan alacak davasının görülmesiyle sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, mahkemece şirketin terkin edilmemesi gerektiği kanaati halinde ise şirketin ihyasına karar verileceğini, şirketin «münfesih» sayılması gerektiğini, sicilin açılan davalarda yasadan doğan «zorunlu hasım» olduğunu, aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığı belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın hukuki yarar yokluğu da gözetilerek «usulden reddine», aksi kanaat halinde ise şirketin ek tasfiyesine karar verilerek şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenilen şirketin «terkin» «sebebinin» «münfesihlik» durumunu gerektirmeyen oda «kaydının» silinmesi olayına özgü olup yapılan terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, dava dilekçesinde iş mahkemesi dosyasıyla sınırlandırma olmaksızın ihya talep edildiği, tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığından «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, davalının terkinden önceki «ihtar» ve «ilan» prosedürünü usul ve yasa hükümlerine uygun olarak gerçekleştirmediği, usulsüz terkin işlemi ile davanın açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın kabulüne, …
Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun' un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu, tasfiyeyle sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi, «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, davanın açıldığı tarihte ilgili madde uyarınca dava açma süresi dolmu …
Benzer bu karardaİş Mahkemesinin 2021/28 E. sayılı dosyasında görülen davada söz konusu şirketin «kaydının» ticaret sicilinden 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğinin öğrenildiğini, Mahkemece taraf teşkilinin sağlanabilmesi için müvekkiline «ihya davası» açması için süre verildiğini, terkinin usul ve kanuna uygun yapılmadığını ileri sürerek davalı «şirketin ihyası» ile şirkete «temsilci» atanmasını talep etmiştir.
CEVAP 1.Davalı Sicil Müdürlüğü «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihyası» istenen şirketin 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 28.01.2014 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde gerekli «ilanın» yapıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine uygun olarak terkin işleminin yapıldığını, aynı maddenin (15) inci fıkrasına göre 5 yıllık süre içerisinde dava açılmadığını, davalı Sicil Müdürlüğü «yasal hasım» olduğundan aleyhlerine «yargılama giderlerine» hükmedilmemesini belirterek davanın hem usulden hem de esastan reddini istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · ek tasfiye işlemleri · rücuen tahsil · kaldırma ve yeniden hüküm · tebligat · ihtarname
Benzer bu kararda… kemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı Sicil Müdürlüğünce «ihtarname» hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, ancak «ihyası» istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin (4/a) bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirkete ya da şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde «ilan» suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, ayrıca ihyası istenen şirketin oda «kaydının» silinmesi nedeniyle davalı Müdürlükçe re'«sen terkin» edilmesi «sebebi» kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin bu nedenle de usul ve yasaya aykırı olduğu, davanın açıldığı tarihte dava açma süresi dolmuş ise de terkin işlemi usul ve Kanuna uygun yapılmadığından Kanunda öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda uygulanmasının mümkün bulunmadığı, davalı ...
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından sigortalısına ödenen bedelin «rücuen tahsili» amacıyla Furkan Plastik Ambalaj İnşaat Nakliyat Turizm Gıda San. ve Tic.
2.Davalı olarak «ihyası» istenen şirket gösterilmiş ise de şirketin sicilden «kaydının» silinmiş olması nedeniyle şirkete «tebligat» çıkartılmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4203 E. 2023/4713 K.
Ortak:ticaret sicilinden resen terkin · münfesihlik · resen terkin · re'sen terkin · hukuki menfaat · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenilen şirketin «terkin» «sebebinin» «münfesihlik» durumunu gerektirmeyen oda «kaydının» silinmesi olayına özgü olup yapılan terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, dava dilekçesinde iş mahkemesi dosyasıyla sınırlandırma olmaksızın ihya talep edildiği, tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığından «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, davalının terkinden önceki «ihtar» ve «ilan» prosedürünü usul ve yasa hükümlerine uygun olarak gerçekleştirmediği, usulsüz terkin işlemi ile davanın açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın kabulüne, …
İstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; davacının alacağı sebebiyle «ihya davası» açmakta «hukuki yararı» bulunmadığını, «terkin» tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, yasal prosedüre uygun olarak terkin işleminin yapıldığını, ihya kararının ihyaya gerekçe olan alacak davasının görülmesiyle sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, mahkemece şirketin terkin edilmemesi gerektiği kanaati halinde ise şirketin ihyasına karar verileceğini, şirketin «münfesih» sayılması gerektiğini, sicilin açılan davalarda yasadan doğan «zorunlu hasım» olduğunu, aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığı belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın hukuki yarar yokluğu da gözetilerek «usulden reddine», aksi kanaat halinde ise şirketin ek tasfiyesine karar verilerek şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesini istemiştir.
Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun' un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu, tasfiyeyle sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi, «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, davanın açıldığı tarihte ilgili madde uyarınca dava açma süresi dolmu …
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki ticari «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İş Mahkemesi nezdinde 2021/253 E. sayılı dosya ile «hizmet tespit davası» açtığını, Arıt Temizleme İlaçlama Dekorasyon Taah.Ticaret Ltd.Şti.'nin «ticaret sicilinden resen terkin» edildiğini, İş Mahkemesinde açılan davada taraf teşkilinin sağlanması açısından Kayseri 9.
Ticaret Limited Şirketi'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, dava konusu şirketin aynı maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceklerini, şirketi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet tespiti davası · ek mehil · tespit davası · dava şartı yokluğu · tüzel kişilik · kaldırma ve yeniden hüküm · ticaret sicili
Benzer bu karardaİş Mahkemesi nezdinde 2021/253 E. sayılı dosya ile «hizmet tespit davası» açtığını, Arıt Temizleme İlaçlama Dekorasyon Taah.Ticaret Ltd.Şti.'nin «ticaret sicilinden resen terkin» edildiğini, İş Mahkemesinde açılan davada taraf teşkilinin sağlanması açısından Kayseri 9.
İş Mahkemesince taraflarına işbu davayı açmak için «mehil» verildiğini ileri sürerek Arıt Temizleme İlaçlama Dekorasyon Taahhüt Ticaret Limited Şirketi unvanlı şirketin «tüzel kişiliğinin» ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ticaret sicili» kayıtlarına göre; «ihyası» istenen şirketin ticaret sicilinden 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, 23.01.2019 tarihinde 5 yıllık dava açma süresinin dolduğu, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 23.05.2022 tarihinde açılmış olduğu gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4204 E. 2023/4584 K.
Ortak:münfesihlik · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin tasfiyesi · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · tasfiye memuru · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenilen şirketin «terkin» «sebebinin» «münfesihlik» durumunu gerektirmeyen oda «kaydının» silinmesi olayına özgü olup yapılan terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, dava dilekçesinde iş mahkemesi dosyasıyla sınırlandırma olmaksızın ihya talep edildiği, tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığından «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, davalının terkinden önceki «ihtar» ve «ilan» prosedürünü usul ve yasa hükümlerine uygun olarak gerçekleştirmediği, usulsüz terkin işlemi ile davanın açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın kabulüne, …
İstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; davacının alacağı sebebiyle «ihya davası» açmakta «hukuki yararı» bulunmadığını, «terkin» tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, yasal prosedüre uygun olarak terkin işleminin yapıldığını, ihya kararının ihyaya gerekçe olan alacak davasının görülmesiyle sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, mahkemece şirketin terkin edilmemesi gerektiği kanaati halinde ise şirketin ihyasına karar verileceğini, şirketin «münfesih» sayılması gerektiğini, sicilin açılan davalarda yasadan doğan «zorunlu hasım» olduğunu, aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığı belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın hukuki yarar yokluğu da gözetilerek «usulden reddine», aksi kanaat halinde ise şirketin ek tasfiyesine karar verilerek şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesini istemiştir.
Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun' un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu, tasfiyeyle sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi, «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, davanın açıldığı tarihte ilgili madde uyarınca dava açma süresi dolmu …
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, «ihyası» istenen şirket ile ilgili yapılan «tebligatların» usulüne uygun olduğunu, «tasfiye memuru atanmamasının» hukuka aykırı olduğunu ve ihya kararının ek «tasfiye işlemleri» ile sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, «terkin» işleminin ilgili mevzuata uyma yükümlülüğü çerçevesinde gerçekleştirildiğini, dolayısıyla terkin işleminde kendilerine izafe edilebilecek bir «kusur» olmadığını, «yasal hasım» konumunda bulunduklarından aleyhlerine «yargılama giderine» hükmedilmemesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, doğrudan Ticaret Sicil Gazetesindeki «ilan» suretiyle yapılan «ihtarın» usulüne aykırı olduğu, Mahkemesince, «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca usulüne uygun «terkin» edilmediğinden şirkete «tasfiye memuru atanmaksızın» ihyasına karar verildiği, silinme «sebebine» göre «şirketin tasfiyeye» tabi tutulmasına gerek olmadığı, öte yandan davalı ...
İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda «kaydı» silinmiş sayılır” düzenlemesine yer verildiği, 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 5 inci maddesinin (d) bendinde, "18.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler..." denilerek Kanun'da olmayan bir hâlin tebliğ ile düzenlendiği, oysa ki 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin tadadi olduğu ve 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde; "01.07.2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve «limited şirketler» ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki «tasfiye» usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır" denilmek sureti ile ancak kanun metninde sayılan halleri tespit edilen «şirketin tasfiyesinin» 6102 sayılı Kanun hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfiye edileceğinin belirtildiği, dolayısıyla bu maddede belirtilen sınırlı hallere mühhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirildiği, tadadi nitelikteki bu haller dışındaki durumlarda geçici 7 nci maddeye göre değil 6102 sayılı Kanun veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uygun tasfiye yapılacağı, kanunda sayılan haller dışında bir «sebebe» dayalı re'«sen terkin» işlemi yapılmış olduğundan bu yönü ile de «ihya» talebinin yerinde olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, silinme tarihinden itibaren öngörülen 5 yıllık süreden sonra şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.10.2014 tarihinde eldeki dava açılmışsa da yukarıda açıklanan gerekçelerle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında re'sen terkin işlemi yapılması karşısında yasada öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne 140210 sicil numarası ile kayıtlı iken re'sen terkin edilen Metsan Otomotiv Yedek Parça Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin «tüzel kişiliğinin ihyası» ile «ticaret siciline tesciline» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tüzel kişiliğin ihyası · infisah · ek tasfiye işlemleri · ticaret sicilinden terkin · ticaret sicili tescili · sicilden terkin · yargılama giderleri · tüzel kişilik
Benzer bu karardaİhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda «kaydı» silinmiş sayılır” düzenlemesine yer verildiği, 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 5 inci maddesinin (d) bendinde, "18.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler..." denilerek Kanun'da olmayan bir hâlin tebliğ ile düzenlendiği, oysa ki 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin tadadi olduğu ve 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde; "01.07.2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve «limited şirketler» ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki «tasfiye» usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır" denilmek sureti ile ancak kanun metninde sayılan halleri tespit edilen «şirketin tasfiyesinin» 6102 sayılı Kanun hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfiye edileceğinin belirtildiği, dolayısıyla bu maddede belirtilen sınırlı hallere mühhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirildiği, tadadi nitelikteki bu haller dışındaki durumlarda geçici 7 nci maddeye göre değil 6102 sayılı Kanun veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uygun tasfiye yapılacağı, kanunda sayılan haller dışında bir «sebebe» dayalı re'«sen terkin» işlemi yapılmış olduğundan bu yönü ile de «ihya» talebinin yerinde olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, silinme tarihinden itibaren öngörülen 5 yıllık süreden sonra şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.10.2014 tarihinde eldeki dava açılmışsa da yukarıda açıklanan gerekçelerle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında re'sen terkin işlemi yapılması karşısında yasada öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne 140210 sicil numarası ile kayıtlı iken re'sen terkin edilen Metsan Otomotiv Yedek Parça Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin «tüzel kişiliğinin ihyası» ile «ticaret siciline tesciline» karar verilmiştir.
İş Mahkemesinin 2021/55 E. sayılı dosyasında görülmekte olan rücuan alacak davasında, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 140210 sicilinde kayıtlı iken «ticaret sicilinden terkin» edildiği anlaşılan Metsan Otomotiv Yedek Parça San. ve Tic.
CEVAP Davalı cevap vermemiş, tensiple yazılan müzekkere gereği sunulan bilgi yazısında, «münfesih» olmasına veya sayılmalarına rağmen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında kendilerine yapılan «ihtar» ve «ilana» rağmen süresinde bildirimde bulunmayan şirketin 23.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiği, «infisah» «sebebinin» 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre odaca «kaydı» silinenler olduğu belirtilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, «ihyası» istenen şirket ile ilgili yapılan «tebligatların» usulüne uygun olduğunu, «tasfiye memuru atanmamasının» hukuka aykırı olduğunu ve ihya kararının ek «tasfiye işlemleri» ile sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, «terkin» işleminin ilgili mevzuata uyma yükümlülüğü çerçevesinde gerçekleştirildiğini, dolayısıyla terkin işleminde kendilerine izafe edilebilecek bir «kusur» olmadığını, «yasal hasım» konumunda bulunduklarından aleyhlerine «yargılama giderine» hükmedilmemesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2377 E. 2023/2585 K.
Ortak:münfesihlik · resen terkin · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · derdestlik · ihya · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; davacının alacağı sebebiyle «ihya davası» açmakta «hukuki yararı» bulunmadığını, «terkin» tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, yasal prosedüre uygun olarak terkin işleminin yapıldığını, ihya kararının ihyaya gerekçe olan alacak davasının görülmesiyle sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, mahkemece şirketin terkin edilmemesi gerektiği kanaati halinde ise şirketin ihyasına karar verileceğini, şirketin «münfesih» sayılması gerektiğini, sicilin açılan davalarda yasadan doğan «zorunlu hasım» olduğunu, aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilemeyeceğini, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığı belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın hukuki yarar yokluğu da gözetilerek «usulden reddine», aksi kanaat halinde ise şirketin ek tasfiyesine karar verilerek şirkete «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenilen şirketin «terkin» «sebebinin» «münfesihlik» durumunu gerektirmeyen oda «kaydının» silinmesi olayına özgü olup yapılan terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, dava dilekçesinde iş mahkemesi dosyasıyla sınırlandırma olmaksızın ihya talep edildiği, tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığından «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, davalının terkinden önceki «ihtar» ve «ilan» prosedürünü usul ve yasa hükümlerine uygun olarak gerçekleştirmediği, usulsüz terkin işlemi ile davanın açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın kabulüne, …
Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun' un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu, tasfiyeyle sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi, «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, davanın açıldığı tarihte ilgili madde uyarınca dava açma süresi dolmu …
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilince «terkin» işlemlerinin usulüne uygun olarak yapıldığını, kanunen yapılması gereken «ihtar» «tebligatlarının» iadesi ile birlikte prosedüre uyularak Sinop Ticaret Sicil Müdürlüğünün internet sitesinde «ilan» yapıldığını, dava dışı Taciroğlu Orman Ürünleri A.Ş'nin terkin tarihinde «derdest» bir davası olduğu yönünde herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını, müvekkiline hükmedilen «yargılama giderlerinin» usul ve yasaya aykırı olduğunu, ihyasına karar verilen «şirketin, ihya» edilip, ek «tasfiye» işlemlerinin yapılabilmesi için mahkemece «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, yapılan işlemlerin tamamı mevzuata uygun olarak yapıldığı için «yasal hasım» olan müvekkili aleyhine yargılama giderlerine hükmolunmasının hukuka aykırı olduğunu, kararda tasfiye memurlarının belirlenmemiş olmasının hukuka aykırı olduğunu i …
… len kararı ile dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle, Taciroğlu Orman Ürünleri Ticaret A.Ş.'nin «terkin» tarihinde «derdest» davalarının olması ve oda «kaydının» silinmesi «resen terkin» nedeni olmamasına göre ticaret sicilden resen terkin edilen «şirketin ihya» edilmesine, resen silinme işlemi yasaya ve usulüne uygun olmadığından davalı «yasal hasım» Sinop Ticaret Sicil Memurluğu'nun vekâlet ücreti ve «yargılama giderinden sorumlu» tutulmasına, davanın açılmasının «sebebi» ihyası istenen şirketin Ayancık Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/1 Esas sayılı dosyasında taraf teşkilinin sağlanmasına yönelik yapılacak işlemler olduğundan yani ayrıca tasfiyeyle ilgili herhangi işlem yapılmayacağından ek «tasfiye» memurunun atanmasına gerek olmadığına yönelik verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamasına, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının aynı mahkemenin 2020/1 E. sayılı dosyası ile «işçilik alacaklarından» dolayı dava açtığı, ilgili şirketin 07.10.2015 tarihinde oda «kaydı» silindiği gerekçesi ile sicilden «resen terkin» edildiği, terkin «sebebinin» kanunen «münfesihlik» durumunu gerektirmeyen oda kaydı silinmesi olduğu dikkate alındığında davacının «ihya» istemekte «hukuki yararının» olduğunu, terkin işleminin yok hükmünde olduğu ve «hak düşürücü sürenin» de işlemeyeceği, şirket hakkında «derdest icra takibinin» bulunduğu, 2012 esaslı derdest davaları ve icra takibi varken terkin işleminin yapılmasının usulsüz olacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile şirketin Ayancık Asliye …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:derdest icra takibi · yargılama giderinden sorumluluk · işçilik alacakları · sicilden terkin · tüzel kişilik · tebligat
Benzer bu karardaA.Ş. aleyhine «işçilik alacakları» nedeniyle aynı mahkemenin 2020/1 E. sayılı dosyası ile dava açtığını, yargılama sırasında söz konusu şirketin «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine mahkemece «yetki» ve süre verildiğini belirterek Sinop Ticaret Sicili Müdürlüğü sicilinde kayıtlı Taciroğlu Orman Ürünleri Tic.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının aynı mahkemenin 2020/1 E. sayılı dosyası ile «işçilik alacaklarından» dolayı dava açtığı, ilgili şirketin 07.10.2015 tarihinde oda «kaydı» silindiği gerekçesi ile sicilden «resen terkin» edildiği, terkin «sebebinin» kanunen «münfesihlik» durumunu gerektirmeyen oda kaydı silinmesi olduğu dikkate alındığında davacının «ihya» istemekte «hukuki yararının» olduğunu, terkin işleminin yok hükmünde olduğu ve «hak düşürücü sürenin» de işlemeyeceği, şirket hakkında «derdest icra takibinin» bulunduğu, 2012 esaslı derdest davaları ve icra takibi varken terkin işleminin yapılmasının usulsüz olacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile şirketin Ayancık Asliye …
A.Ş.'nin «tüzel kişiliğinin» ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilince «terkin» işlemlerinin usulüne uygun olarak yapıldığını, kanunen yapılması gereken «ihtar» «tebligatlarının» iadesi ile birlikte prosedüre uyularak Sinop Ticaret Sicil Müdürlüğünün internet sitesinde «ilan» yapıldığını, dava dışı Taciroğlu Orman Ürünleri A.Ş'nin terkin tarihinde «derdest» bir davası olduğu yönünde herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını, müvekkiline hükmedilen «yargılama giderlerinin» usul ve yasaya aykırı olduğunu, ihyasına karar verilen «şirketin, ihya» edilip, ek «tasfiye» işlemlerinin yapılabilmesi için mahkemece «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, yapılan işlemlerin tamamı mevzuata uygun olarak yapıldığı için «yasal hasım» olan müvekkili aleyhine yargılama giderlerine hükmolunmasının hukuka aykırı olduğunu, kararda tasfiye memurlarının belirlenmemiş olmasının hukuka aykırı olduğunu i …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3510 E. , 2023/4635 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/117 Esas, 2023/568 K.
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/337 E., 2022/600 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin daha önce açmış olduğu davada verilen kararın kaldırılarak çalışmanın geçtiği iddia olunan iş verene husumet yöneltilmesinin sağlanmasının istenildiğini ancak işveren İtaş İnşaat Taahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ticaret sicilinden resen terkin edildiğinin yapılan yargılamada öğrenildiğini, bunun üzerine mahkemece davada taraf teşkilinin sağlaması açısından taraflarına dava açmak üzere yetki ve süre verildiğini ileri sürerek İtaş İnşaat Taahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti'nin ihyasına, mümkün olmadığı takdirde şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesi uyarınca davada taraf olarak ekletilebilmesi için ek tasfiye sebebiyle ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı temsilcisi cevap dilekçesinde; yapılan terkin işleminin usulüne uygun olduğunu, terkin tarihinde şirketin derdest davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, hak düşürücü sürenin dolduğunu, açılan davada davalının yasal hasım olduğundan aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenilen şirketin terkin sebebinin münfesihlik durumunu gerektirmeyen oda kaydının silinmesi olayına özgü olup yapılan terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, dava dilekçesinde iş mahkemesi dosyasıyla sınırlandırma olmaksızın ihya talep edildiği, tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığından tasfiye memuru atanmasına da gerek olmadığı, davalının terkinden önceki ihtar ve ilan prosedürünü usul ve yasa hükümlerine uygun olarak gerçekleştirmediği, usulsüz terkin işlemi ile davanın açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın kabulüne, İtaş İnşaat Taahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; davacının alacağı sebebiyle ihya davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, terkin tarihinde şirketin derdest davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, yasal prosedüre uygun olarak terkin işleminin yapıldığını, ihya kararının ihyaya gerekçe olan alacak davasının görülmesiyle sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, mahkemece şirketin terkin edilmemesi gerektiği kanaati halinde ise şirketin ihyasına karar verileceğini, şirketin münfesih sayılması gerektiğini, sicilin açılan davalarda yasadan doğan zorunlu hasım olduğunu, aleyhine yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığı belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın hukuki yarar yokluğu da gözetilerek usulden reddine, aksi kanaat halinde ise şirketin ek tasfiyesine karar verilerek şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun' un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu, tasfiyeyle sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi, tasfiye memuru atanmasına da gerek olmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, davanın açıldığı tarihte ilgili madde uyarınca dava açma süresi dolmuş ise de, davalı ... Sicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı Kanun' un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan şirkete bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından yasada öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanmasının mümkün görülmediği, davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı temsilcisinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun' un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı temsilcisince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.09.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası gereğince limited şirketin ihyası istemine ilişkindir.
6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilecekleri düzenlenmiştir.
6102 sayılı Kanun ile fiilen sona ermiş ancak şeklen devam eden ortaklıkların ortadan kaldırılması düşünülmüş olup bu amaçla geçici 7 nci madde ile özel bir düzenleme getirilmiştir. Ayrıca bu hükme dayanılarak "Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Sicil Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ" de çıkarılmıştır.
Kanun koyucu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında "ihya" terimini kullanmakla birlikte, hüküm şirket, ortağı veya yetkilisi dışında dava açan 3. kişiler yönünden aynı Kanun'un 547 nci maddesine paralel "ek tasfiye" niteliğindedir.
6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi, ihyaya (ek tasfiyeye) karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması yönünde bir hüküm içermemekle birlikte aynı Kanun'un 547 nci maddesinde olduğu gibi mahkemece sınırlı olarak ihyaya karar verilmeli ve aynı zamanda tasfiye memuru da atanmalıdır. Zira geçici 7 nci maddenin amacı, kapsamına giren ortaklıkların bir an önce ticaret sicilinden silinmesi ve ihtilafların azaltılmasına yönelik bulunduğundan aksi yöndeki uygulama yasanın amacına aykırıdır.
Kaldı ki davacı, terkin edilen şirket, yetkilisi ve ortağı olmayıp 3. kişidir. Talebi, şirketin, aleyhine açılan dava ile sınırlı olup şirketin ek tasfiyesi ile tasfiye memuru atanmasına yöneliktir.
Terkin edilen şirketin, hiç terkin edilmemiş gibi ihyasına kadar verilmesinde davacının hukuki yararı bulunmadığı gibi, ek tasfiye talebine rağmen yazılı şekilde şirketin tamamen ihyasına karar verilmesi ile talep de aşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kararın onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne karşıyız.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/983985400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz