Manevi tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1857 E. 2023/5262 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
maluliyet oranı↗ istinaf sebebi↗ faiz başlangıç tarihi↗ müterafik kusur↗ trafik kazası↗ ticari dava niteliği↗ hakkaniyet↗ taşıma sözleşmesi↗ üçüncü kişi↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ içtihadı birleştirme kararı↗ taşıyıcı↗ taşıyan↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yasal faiz↗ kusur↗ dava sebebi↗ hasar↗ avans faizi↗ zamanaşımı↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 3. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2019/178 E., 2019/668K.
Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkilinin davalı Başak Transit Uluslararası Nakliyat İthalat İhracat Seyahat Turizm ve Ticaret Ltd. Şti.'nin işleteni, diğer davalı ...Ş.'nin işleteni ve hukuken bağlı bulunduğu teşebbüsü olduğu ... plaka sayılı otobüste yolcu iken, otobüs sürücüsünün kusuru ile sebebiyet verdiği kaza sonucu ağır şekilde yaralandığından bahisle 200.000,00 TL manevi tazminatın 18.09.2018 olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; görevli mahkemelerin asliye ticaret mahkemeleri, yetkili mahkemenin ise Bursa mahkemeleri olduğu, otobüs şoförünün müvekkili şirketin işçisi olmadığı ve müvekkilinin otobüsün işleteni olmadığı, bu nedenle müvekkili şirkete husumet düşmediği, davanın zamanaşımına uğradığı, kazanın meydana gelmesinden otobüs sürücünün kusuru bulunmadığı, emniyet kemerini takmayan davacının meydana gelen neticeyi ağırlaştırdığı için müterafık kusurlu olduğu, talep edilen tazminatın fazla olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Başak Transit.. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; görevli mahkemelerin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu, müvekkili şirketinin bir sorumluluğu ve kusurunun bulunmadığı, emniyet kemerini takmayan davacının meydana gelen neticeyi ağırlaştırdığı için müterafık kusurlu olduğu, talep edilen tazminatın fazla olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının Afyonkarahisar'da veteriner olarak çalışmak sureti ile hayatını sürdürdüğü, 18.09.2018 tarihinde davalılardan Başak Transit Ltd. Şti.'nin maliki olduğu, ... Koç Otobüsleri A.Ş.'nin ise kendi adı altında işletmek üzere işletme hakkını sözleşme ile devraldığı ...plaka sayılı otobüse bindiği, otobüsün şoförün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sebebi ile yoldan çıkarak devrildiği, trafik kazası sonucu birden fazla kişinin öldüğü, davacının da aralarında olduğu birden fazla kişinin yaralandığı, davacının trafik kazası sebebi ile vücudunda ağır nitelikte birden fazla kemik kırığı oluştuğu ve %37 oranında daimi maluliyete maruz kaldığı, geçici maluliyet süresinin 270 gün olup, 30 gün süreyle mutlaka başkasının bakımına muhtaç hale geldiği, bu sebeple aracın maliki ve işletenine karşı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 56 ncı maddesi uyarınca manevi tazminat talebinde bulunabileceği, talep edilen manevi tazminatın ise davacının yaşının 32 olup hayatının en verimli çağında %37 gibi büyük bir oranda sürekli maluliyete uğraması, veteriner olarak çalışması sebebi ile hayatının bundan sonraki döneminde kazadan önceki tarihteki gibi çalışmasının imkansız hale gelmesi, sürekli maluliyeti ve ameliyat izleri sebebi ile geçirdiği kazayı her an hatırlayarak yaşamak zorunda kalması, eşine ve çocuklarına kazadan önceki gibi kocalık ve babalık vazifesini yapamayacak duruma gelmesi, davalı şirketlerin de tüketiciye karşı çok güçlü sigorta şirketleri tarafından korunan büyük şirketler olması sebebi ile makul kabul edilerek, talep edilen manevi tazminata mahkemece müdahale edilmeyerek davanın tam kabulüne ve 200.000,00 TL manevi tazminatın 18.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kaza tarihinin 18.09.2018 olmasına rağmen, İlk Derece Mahkemesince 18.10.2018 tarihi itibari ile faiz uygulandığı, ayrıca hükmedilen tazminatın avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin kusuru olmadığı, kazaya hava şartları, yol ışıklandırma ve işaretlemesinin yetersizliğinin sebebiyet verdiği, davacının uyarılara rağmen emniyet kemeri takmadığı için kusurlu olduğu, hükme esas alınan maliyet raporuna itirazları değerlendirilmediği, Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiği, hükmedilen tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
3. Davalı Başak Transit.. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin kusuru olmadığı, aracın bakımlarının tam ve eksiksiz yerine getirildiği, davacının uyarılara rağmen emniyet kemeri takmadığı için kusurlu olduğu, hükmedilen tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kaza nedeni ile ölen ...'nin sürücüsü, davalı Başak Transit Uluslararası Nakliyat İthalat İhracat Seyahat Turizm ve Ticaret Ltd. Şti.'nin kayıt maliki ve işleteni, davalı ...Ş.'nin bilet satmak suretiyle aracı yolcu taşımacılığında kullanan teşebbüsü olduğu yolcu otobüsünün karıştığı trafik kazası sonucu araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı, dava dilekçesinde trafik kazası tarihi doğru olarak gösterilmek suretiyle hükmedilecek tazminata kaza tarihinden itibaren faiz uygulanması talep edildiğinden davacının talebi doğrultusunda hükmedilen tazminata 18.09.2018 olay tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekirken hüküm fıkrasında faiz başlangıç tarihinin 18.10.2018 olarak gösterilmesinin hatalı olduğu, davacı ile davalı ...Ş. arasında yolcu taşıma sözleşmesinin kurulduğu, kazaya sebebiyet veren aracın davalılar tarafından ticari maksatla işletildiğinden taraflar arasında ticari nitelikte yolcu taşıma sözleşmesi bulunduğu dikkate alındığında, hükmedilen tazminata talep uyarınca avans faizi uygulanması gerekirken, yasal faiz uygulanmasınında yerinde görülmediği, davalıların istinaf istemleri yönünden ise; otobüs sürücüsünün kusuru bulunduğu gibi, trafik kazasının mücbir bir sebepten ve şoför dışında üçüncü bir kişinin ağır kusurundan kaynaklanmadığı dikkate alındığında davalı şirketlerin sorumluluk koşullarının oluşmadığına yönelik istinaflarının yerinde görülmediği, İlk Derece Mahkemesince kendisine davacı tarafından sunulan Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 18.07.2019 tarihli raporu esas alınmak suretiyle manevi tazminatın belirlenmesi yoluna gidildiği, bahsi geçen rapora göre davacının trafik kazası sonucu; boyun kemiğinde kırık, bel kemiğinde kırık, kaburga kemiklerinde kırık, yüzünde ve sol kolunda sütüre edilmesi gereken kesiler oluştuğu, bu yaralanmalardan dolayı üniversite hastanesi adli tıp anabilim dalı başkanlığı tarafından %37 maluliyet oranı belirlendiği, ve iyileşme süresi 9 ay olarak tespit edildiği, bu durumda mevcut rapora göre hüküm kurulmasında dosya kapsamına göre engel bir hal bulunmadığı, davacının emniyet kemeri takmadığını iddia etmiş ise de, eldeki isteğin ve hükmedilen tazminatın manevi zarara yönelik olduğu, manevi zarar belirlenirken müterafık kusur nedeniyle oransal bir indirim yapılamayacağı, öte yandan davalı tarafında da araç içerisindeki yolculara emniyet kemerlerini takmaları konusunda etkin bir uyarıda bulunma sorumluluğunu yerine getirmediğinden davalılar vekillerinin emniyet kemeri takılmadığı için davacının müterafık kusuruna yönelik istinaf sebebine itibar edilmediği, kaza nedeni ile ölen otobüs sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu sebebiyet verdiği kazada tam kusurlu olduğu, bu kusurdan dolayı davalı şirketlerin hem taşıyıcı hem de otobüsün işleteni olmasından dolayı doğan zararlardan sorumlu oldukları dikkate alındığında olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, davacının yaralanma derecesi, hak ve nesafet kaideleri birlikte yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesince davacı yararına 200.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi ulaşılmak istenilen manevi tatmin (doyum) için fazla olduğundan 100.000,00 TL manevi tazminat miktarının davacının manevi zararını karşılayacak nispette, hak ve nesafete uygun düştüğü gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminatın 18.09.2018 olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ...Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in, dava konusu trafik kazası nedeniyle hayati tehlikeye maruz kalacak şekilde yaralandığını, ağır bir bedeni travma geçirdiğini, boynunda, omurgasında, kaburgalarında, çenesinde ve burun kemiklerinde kırıklar başta olmak üzere vücudunun çeşitli yerlerinde birçok kırık ve çeşitli yaralanmalar meydana geldiğini, kazadan sonra müvekkil farklı hastanelerde defalarca tedavi görmüş, cerrahi operasyonlar geçirmiş, boynuna ve omurgasına platin takıldığını, geçirdiği tedavi sürecinde hem fiziken hem de ruhen telafisi son derece güç elem ve ızdırap duymuş, ailesinin ve yakınlarının yardımına/bakımına muhtaç kaldığını, psikolojik olarak da ağır bir travma yaşayıp, kazanın meydana getirdiği iz ve emareleri halen atlatamadığını, müvekkilinin hayatını darmadağın eden bu kazanın izlerini ve oluşturduğu manevi çöküntüyü hayatı boyunca taşıyacağı ve bundan sonra kazanın meydana getirdiği kalıcı hasar ve sakatlıklar ile yaşayacak olduğu da dikkate alındığında; hükmedilen manevi tazminat miktarı, müvekkilin uğramış olduğu manevi zararlar karşısında son derece eksik kaldığını belirterek kararın bu yönden bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık,yolcu taşıması sırasında meydana gelen trafik kazasına bağlı yaralanma nedeni ile manevi tazminat isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 914 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin birinci fıkrası ile 117 nci maddesinin ikinci fıkrası, 2918 sayılı Kara yolları Trafik Kanunu'nun 85 inci maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi
3. Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesince davacının trafik kazası sebebi ile vücudunda ağır nitelikte birden fazla kemik kırığı oluştuğu ve %37 oranında daimi maluliyete maruz kaldığı, geçici maluliyet süresinin 270 gün olup, 30 gün süreyle mutlaka başkasının bakımına muhtaç hale geldiği, davacının yaşının 32 olup hayatının en verimli çağında %37 gibi büyük bir oranda sürekli maluliyete uğraması, veteriner olarak çalışması sebebi ile hayatının bundan sonraki döneminde kazadan önceki tarihteki gibi çalışmasının imkansız hale gelmesi, sürekli maluliyeti ve ameliyat izleri sebebi ile geçirdiği kazayı her an hatırlayarak yaşamak zorunda kalması, eşine ve çocuklarına kazadan önceki gibi kocalık ve babalık vazifesini yapamayacak duruma gelmesi gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, davacının yaralanma derecesi, hak ve nesafet kaideleri birlikte değerlendirildiğinde, davacı yararına 200.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin ulaşılmak istenilen manevi tatmin (doyum) için fazla olduğundan 100.000,00 TL manevi tazminat miktarının davacının manevi zararını karşılayacak nispette, hak ve nesafete uygun düştüğü gerekçesiyle istinaf başvurularının kabulü ile yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6098 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hâkimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür
Mahkemece, manevi tazminat miktarı belirlenirken, davacının kaza sonucu sürekli maluliyeti ile tedavi görürken duyduğu üzüntünün dosyaya yeterli şekilde yansımadığı gerekçesiyle miktar düşük belirlenmiştir. Olay tarihi, olayın gerçekleşme biçimi, meydana gelen kazada davacının yolcu bulunması, davacının %37 oranında sürekli maluliyete maruz kalması ile ameliyat izleri, geçici bakıma muhtaç kaldığı süre ve özellikle mesleği, yaşı ile sosyal ve ekonomik koşulları birlikte gözetildiğinde, davacı yararına daha üst seviyede manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6436 E. 2024/2761 K.
Ortak:trafik kazası · hakkaniyet · taşıma sözleşmesi · yasal faiz · kusur · görevli mahkeme · dava şartı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaŞti.'nin kayıt maliki ve işleteni, davalı ...Ş.'nin bilet satmak suretiyle aracı yolcu taşımacılığında kullanan teşebbüsü olduğu yolcu otobüsünün karıştığı «trafik kazası» sonucu araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı, dava dilekçesinde trafik kazası tarihi doğru olarak gösterilmek suretiyle hükmedilecek tazminata kaza tarihinden itibaren faiz uygulanması talep edildiğinden davacının talebi doğrultusunda hükmedilen tazminata 18.09.2018 olay tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekirken hüküm fıkrasında «faiz başlangıç tarihinin» 18.10.2018 olarak gösterilmesinin hatalı olduğu, davacı ile davalı ...Ş. arasında yolcu «taşıma sözleşmesinin» kurulduğu, kazaya sebebiyet veren aracın davalılar tarafından ticari maksatla işletildiğinden taraflar arasında «ticari nitelikte» yolcu taşıma sözleşmesi bulunduğu dikkate alındığında, hükmedilen tazminata talep uyarınca «avans faizi» uygulanması gerekirken, «yasal faiz» uygulanmasınında yerinde görülmediği, davalıların istinaf istemleri yönünden ise; otobüs sürücüsünün «kusuru» bulunduğu gibi, trafik kazasının mücbir bir sebepten ve şoför dışında üçüncü bir kişinin ağır kusurundan kaynaklanmadığı dikkate alındığında davalı şirketlerin sorumluluk koşullarının oluşmadığına yönelik istinaflarının yerinde görülmediği, İlk Derece Mahkemesince kendisine davacı tarafından sunulan Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 18.07.2019 tarihli raporu esas alınmak suretiyle manevi tazminatın belirlenmesi yoluna gidildiği, bahsi geçen rapora göre davacının trafik kazası sonucu; boyun kemiğinde kırık, bel kemiğinde kırık, kaburga kemiklerinde kırık, yüzünde ve sol kolunda sütüre edilmesi gereken kesiler oluştuğu, bu yaralanmalardan dolayı üniversite hastanesi adli tıp anabilim dalı başkanlığı tarafından %37 «maluliyet oranı» belirlendiği, ve iyileşme süresi 9 ay olarak tespit edildiği, bu durumda mevcut rapora göre hüküm kurulmasında dosya kapsamına göre engel bir hal bulunmadığı, davacının emniyet kemeri takmadığını iddia etmiş ise de, eldeki isteğin ve hükmedilen tazminatın manevi zarara yönelik olduğu, manevi zarar belirlenirken «müterafık kusur» nedeniyle oransal bir indirim yapılamayacağı, öte yandan davalı tarafında da araç içerisindeki yolculara emniyet kemerlerini takmaları konusunda etkin bir uyarıda bulunma sorumluluğunu yerine getirmediğinden davalılar vekillerinin emniyet kemeri takılmadığı için davacının müterafık kusuruna yönelik «istinaf sebebine» itibar edilmediği, kaza nedeni ile ölen otobüs sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu sebebiyet verdiği kazada tam kusurlu olduğu, bu kusurdan dolayı davalı şirketlerin hem «taşıyıcı» hem de otobüsün işleteni olmasından dolayı doğan zararlardan sorumlu oldukları dikkate alındığında olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, davacının yaralanma dere …
CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; «görevli» mahkemelerin asliye ticaret mahkemeleri, yetkili mahkemenin ise Bursa mahkemeleri olduğu, otobüs şoförünün müvekkili şirketin işçisi olmadığı ve müvekkilinin otobüsün işleteni olmadığı, bu nedenle müvekkili şirkete «husumet» düşmediği, davanın «zamanaşımına» uğradığı, kazanın meydana gelmesinden otobüs sürücünün «kusuru» bulunmadığı, emniyet kemerini takmayan davacının meydana gelen neticeyi ağırlaştırdığı için müterafık kusurlu olduğu, talep edilen tazminatın fazla olduğunu savuna …
… in ise kendi adı altında işletmek üzere işletme hakkını sözleşme ile devraldığı ...plaka sayılı otobüse bindiği, otobüsün şoförün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi «sebebi» ile yoldan çıkarak devrildiği, «trafik kazası» sonucu birden fazla kişinin öldüğü, davacının da aralarında olduğu birden fazla kişinin yaralandığı, davacının trafik kazası sebebi ile vücudunda ağır nitelikte birden fazla kemik kırığı oluştuğu ve %37 oranında daimi maluliyete maruz kaldığı, geçici maluliyet süresinin 270 gün olup, 30 gün süreyle mutlaka başkasının bakımına muhtaç hale geldiği, bu sebeple aracın maliki ve işletenine karşı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 56 ncı maddesi uyarınca manevi tazminat talebinde bulunabileceği, talep edilen manevi tazminatın ise davacının yaşının 32 olup hayatının en verimli çağında %37 gibi büyük bir oranda sürekli maluliyete uğraması, veteriner olarak çalışması sebebi ile hayatının bundan sonraki döneminde kazadan önceki tarihteki gibi çalışmasının imkansız hale gelmesi, sürekli maluliyeti ve ameliyat izleri sebebi ile geçirdiği kazayı her an hatırlayarak yaşamak zorunda kalması, eşine ve çocuklarına kazadan önceki gibi kocalık ve babalık vazifesini yapamayacak duruma gelmesi, davalı şirketlerin de tüketiciye karşı çok güçlü sigorta şirketleri tarafından korunan büyük şirketler olması sebebi ile makul kabul edilerek, talep edilen manevi tazminata mahkemece müdahale edilmeyerek davanın tam kabulüne ve 200.000,00 TL manevi tazminatın 18.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan «trafik kazası» sebebiyle manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde yoldan çıkması akabinde otobüsün sağ yan kısmı üzerine düşmesi sonucu maddi hasarlı, ölümlü ve yaralanmalı «trafik kazası» meydana geldiğini, kaza sonrası trafik memurlarınca trafik kazası tespit tutanağı düzenlendiğini, 33 DK 060 plakalı otobüs sürücüsü ...'ın asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müvekkiline «kusur» isnat edilmediğini, kaza nedeniyle Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/13885 soruşturma sayılı dosyası açıldığını ve bu dosyadan alınan bilirkişi raporu ile Ak …
Sigorta A.Ş.'ne «ihbar» edilmesini, davaya konu.... plakalı yolcu otobüsünün 16.11.2019 tarihinde yolun aniden kaygan ve sisli hale gelmesi ile yoldan çıkarak yan yatmak suretiyle kaza yaptığını, bu tarihte tutulan kaza tespit raporuna itirazları olduğunu, tutulan kaza tutunağında yolun kaza anındaki durumu, trafik uyarı ve işaretlerinin durumunun dikkate alınmadığını, otobüs şöforünün tüm dikkat ve özeni gösterdiğini, havanın aniden değişmesi karşısında hızını azaltmasına rağmen, trafik uyarı ve işaretlerinin yetersiz olması nedeniyle kaza yaptığını, otobüs ve lastiklerin yeni olduğunu, fren ve yürüyen aksamların sağlam ve «yola elverişli» olduğunu, takoğraf kayıtlarına göre trafik hız limitleri içinde seyrederken yolun ve uyarı tabelalarının elverişsiz olması nedeniyle kazanın meydana geldiğini, bunların tutanakta yer almadığını, davacının da şöforlerin tüm uyarılarına rağmen takılması zorunlu olan emniyet kemerini takmaması nedeniyle zararın oluşmasında «kusuru» olduğunu, bunların dikkate alınmadığını ve tüm kusurun «dava konusu» araca verildiğini, kaza raporunu kabul etmediklerini, bu sebeple yeniden «bilirkişilerce incelenmek» suretiyle rapor tanzim edilmesini, davacı tarafın tazminat taleplerinin ispata muhtaç olduğunu, davacının da maddi manevi zararının meydana gelmesi konusunda kusuru bulunduğunu, tüm uyarılara rağmen yolculuk sırasında emniyet kemerini takmadığını, takmış olsa zararın meydana gelmeyebileceğini, bu nedenle davanın reddini talep ettiklerini, taraflarına kusur atfedilirse manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu ve tazminat taleplerinni «sebepsiz zenginleşmeye» engel olacak şekilde, kusur oranları dikkate alınarak ve «hakkaniyet» çerçevesinde belirlenmesini, «yargılama giderleri» ve ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yola elverişlilik · dava şartı arabuluculuk · zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk dava şartı · arabuluculuk · tüketici işlemi · ön inceleme duruşması · davanın konusu
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; «davanın konusu» «tüketici işlemi» olduğundan bahisle İlk Derece Mahkemesince Tüketici Mahkemesi olarak ön «inceleme duruşması» yapıldığını fakat trafik kazasında %100 kusurlu araç sürücüsüne de dava ikame edildiğini, davanın konusunun «haksız fiil» olduğunu, ancak Mahkemece bu durumun gözetilmediğini, tensip zaptının Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla düzenlenmiş olup ön inceleme duruşmasında Mahkemenin Tüketici Mahkemesi sıfatıyla açıldığını, ancak dava dilekçesini Asliye Hukuk Mahkemesi talebiyle verdiklerini, bu nedenle «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken Tüketici Mahkemesi sıfatıyla davanın usulden reddedilmesinin doğru olmadığını, dosyadaki problemin Aksaray Adliyesinde ayrıca Tüketici Mahkemesi teşkilatının olmamasından kaynaklandığını, dava ayrıca Tüketici Mahkemesi teşkilatı olan bir adliyede ikame edilseydi Mahkemece görevsizlik kararı verildiğinde dosya «görevli» Mahkemeye gelene değin «arabuluculuk» kurumuna başvurma şartının sağlanacağını, ancak Aksaray Adliyesinde Tüketici Mahkemesi olmaması nedeniyle adil yargılanma haklarının zedelendiğini, ayrıca karar tefhim edilir edilmez taraflarınca arabuluculuk kurumuna başvuru yapıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını, İlk Derece Mahkemesi tarafından kurulan hüküm ile müvekkilleri aleyhine «vekalet ücretine» hükmedildiğini, kabul etmemekle birlikte buradaki hükmedilen vekalet ücreti hesaplamasının da yanlış olduğunu, davanın ön inceleme duruşmasında henüz tutanak imzal …
… ava şartı arabuculuk ile ilgili düzenlemenin ise 28.07.2020 tarihinden sonra açılan davalar hakkında uygulanması gerektiği dikkate alındığında eldeki dava için dava «şartı arabuluculuk şartının» yerine getirilmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Sigorta A.Ş.'ne «ihbar» edilmesini, davaya konu.... plakalı yolcu otobüsünün 16.11.2019 tarihinde yolun aniden kaygan ve sisli hale gelmesi ile yoldan çıkarak yan yatmak suretiyle kaza yaptığını, bu tarihte tutulan kaza tespit raporuna itirazları olduğunu, tutulan kaza tutunağında yolun kaza anındaki durumu, trafik uyarı ve işaretlerinin durumunun dikkate alınmadığını, otobüs şöforünün tüm dikkat ve özeni gösterdiğini, havanın aniden değişmesi karşısında hızını azaltmasına rağmen, trafik uyarı ve işaretlerinin yetersiz olması nedeniyle kaza yaptığını, otobüs ve lastiklerin yeni olduğunu, fren ve yürüyen aksamların sağlam ve «yola elverişli» olduğunu, takoğraf kayıtlarına göre trafik hız limitleri içinde seyrederken yolun ve uyarı tabelalarının elverişsiz olması nedeniyle kazanın meydana geldiğini, bunların tutanakta yer almadığını, davacının da şöforlerin tüm uyarılarına rağmen takılması zorunlu olan emniyet kemerini takmaması nedeniyle zararın oluşmasında «kusuru» olduğunu, bunların dikkate alınmadığını ve tüm kusurun «dava konusu» araca verildiğini, kaza raporunu kabul etmediklerini, bu sebeple yeniden «bilirkişilerce incelenmek» suretiyle rapor tanzim edilmesini, davacı tarafın tazminat taleplerinin ispata muhtaç olduğunu, davacının da maddi manevi zararının meydana gelmesi konusunda kusuru bulunduğunu, tüm uyarılara rağmen yolculuk sırasında emniyet kemerini takmadığını, takmış olsa zararın meydana gelmeyebileceğini, bu nedenle davanın reddini talep ettiklerini, taraflarına kusur atfedilirse manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu ve tazminat taleplerinni «sebepsiz zenginleşmeye» engel olacak şekilde, kusur oranları dikkate alınarak ve «hakkaniyet» çerçevesinde belirlenmesini, «yargılama giderleri» ve ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan manevi tazminat talebine ilişkin olduğu, dava açılmadan önce «zorunlu arabuluculuk» yoluna başvurulmadığı ve bu hususun tamamlanabilir dava şartlarından olmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4048 E. 2024/51 K.
Ortak:trafik kazası · taşıyan · kusur · avans faizi · zamanaşımı · husumet · i̇i̇k 72/son · görevli mahkeme · dava şartı · görev/görevsizlik · zamanaşımı var · Manevi tazminat
İncelediğiniz karardaCEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; «görevli» mahkemelerin asliye ticaret mahkemeleri, yetkili mahkemenin ise Bursa mahkemeleri olduğu, otobüs şoförünün müvekkili şirketin işçisi olmadığı ve müvekkilinin otobüsün işleteni olmadığı, bu nedenle müvekkili şirkete «husumet» düşmediği, davanın «zamanaşımına» uğradığı, kazanın meydana gelmesinden otobüs sürücünün «kusuru» bulunmadığı, emniyet kemerini takmayan davacının meydana gelen neticeyi ağırlaştırdığı için müterafık kusurlu olduğu, talep edilen tazminatın fazla olduğunu savuna …
Şti.'nin kayıt maliki ve işleteni, davalı ...Ş.'nin bilet satmak suretiyle aracı yolcu taşımacılığında kullanan teşebbüsü olduğu yolcu otobüsünün karıştığı «trafik kazası» sonucu araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı, dava dilekçesinde trafik kazası tarihi doğru olarak gösterilmek suretiyle hükmedilecek tazminata kaza tarihinden itibaren faiz uygulanması talep edildiğinden davacının talebi doğrultusunda hükmedilen tazminata 18.09.2018 olay tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekirken hüküm fıkrasında «faiz başlangıç tarihinin» 18.10.2018 olarak gösterilmesinin hatalı olduğu, davacı ile davalı ...Ş. arasında yolcu «taşıma sözleşmesinin» kurulduğu, kazaya sebebiyet veren aracın davalılar tarafından ticari maksatla işletildiğinden taraflar arasında «ticari nitelikte» yolcu taşıma sözleşmesi bulunduğu dikkate alındığında, hükmedilen tazminata talep uyarınca «avans faizi» uygulanması gerekirken, «yasal faiz» uygulanmasınında yerinde görülmediği, davalıların istinaf istemleri yönünden ise; otobüs sürücüsünün «kusuru» bulunduğu gibi, trafik kazasının mücbir bir sebepten ve şoför dışında üçüncü bir kişinin ağır kusurundan kaynaklanmadığı dikkate alındığında davalı şirketlerin sorumluluk koşullarının oluşmadığına yönelik istinaflarının yerinde görülmediği, İlk Derece Mahkemesince kendisine davacı tarafından sunulan Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 18.07.2019 tarihli raporu esas alınmak suretiyle manevi tazminatın belirlenmesi yoluna gidildiği, bahsi geçen rapora göre davacının trafik kazası sonucu; boyun kemiğinde kırık, bel kemiğinde kırık, kaburga kemiklerinde kırık, yüzünde ve sol kolunda sütüre edilmesi gereken kesiler oluştuğu, bu yaralanmalardan dolayı üniversite hastanesi adli tıp anabilim dalı başkanlığı tarafından %37 «maluliyet oranı» belirlendiği, ve iyileşme süresi 9 ay olarak tespit edildiği, bu durumda mevcut rapora göre hüküm kurulmasında dosya kapsamına göre engel bir hal bulunmadığı, davacının emniyet kemeri takmadığını iddia etmiş ise de, eldeki isteğin ve hükmedilen tazminatın manevi zarara yönelik olduğu, manevi zarar belirlenirken «müterafık kusur» nedeniyle oransal bir indirim yapılamayacağı, öte yandan davalı tarafında da araç içerisindeki yolculara emniyet kemerlerini takmaları konusunda etkin bir uyarıda bulunma sorumluluğunu yerine getirmediğinden davalılar vekillerinin emniyet kemeri takılmadığı için davacının müterafık kusuruna yönelik «istinaf sebebine» itibar edilmediği, kaza nedeni ile ölen otobüs sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu sebebiyet verdiği kazada tam kusurlu olduğu, bu kusurdan dolayı davalı şirketlerin hem «taşıyıcı» hem de otobüsün işleteni olmasından dolayı doğan zararlardan sorumlu oldukları dikkate alındığında olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, davacının yaralanma dere …
Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in, dava konusu «trafik kazası» nedeniyle hayati tehlikeye maruz kalacak şekilde yaralandığını, ağır bir bedeni travma geçirdiğini, boynunda, omurgasında, kaburgalarında, çenesinde ve burun kemiklerinde kırıklar başta olmak üzere vücudunun çeşitli yerlerinde birçok kırık ve çeşitli yaralanmalar meydana geldiğini, kazadan sonra müvekkil farklı hastanelerde defalarca tedavi görmüş, cerrahi operasyonlar geçirmiş, boynuna ve omurgasına platin takıldığını, geçirdiği tedavi sürecinde hem fiziken hem de ruhen telafisi «son» derece güç elem ve ızdırap duymuş, ailesinin ve yakınlarının yardımına/bakımına muhtaç kaldığını, psikolojik olarak da ağır bir travma yaşayıp, kazanın meydana getirdiği iz ve emareleri halen atlatamadığını, müvekkilinin hayatını darmadağın eden bu kazanın izlerini ve oluşturduğu manevi çöküntüyü hayatı boyunca «taşıyacağı» ve bundan sonra kazanın meydana getirdiği kalıcı «hasar» ve sakatlıklar ile yaşayacak olduğu da dikkate alındığında; hükmedilen manevi tazminat miktarı, müvekkilin uğramış olduğu manevi zararlar karşısında son derece eks …
Benzer bu kararda2.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirket bakımından «husumet» yönünden reddi gerektiğini, dava konusu manevi tazminat talebi haksız olup, ayrıca «zamanaşımına» uğradığını, davanın zamanaşımı itirazları doğrultusunda reddi gerektiğini, «kusurlarının» olmadığını, davacının emniyet kemerini takmayarak kaza sonrası meydana gelen neticeyi ağırlaştırdığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 25.07.2017 tarihinde müvekkilinin yolcu olarka bulunduğu otobüsün tek taraflı «trafik kazası» yapmasından dolayı Trakya Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi'nin 18.09.2017 tarihli Sağlık Kurulu Raporuna göre müvekkilin vücut genel çalışma gücünü %96 oranında kaybederek, tekerlekli sandalyeye bağlı kalacak, vücudunun ömurgasında ve çeşitli yerlerinde kırıklar, ezilmeler olacak şekilde ağır ve hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığını, müvekkilinin kazanın ardından uzun süre tedavi gördüğünü, kaza tarihi itibariyle 47 yaşında olan müvekkilinin kazadan sonra günlük ihtiyaçlarını tek başına yerine getiremez, öz bakımını dahi karşılayamaz hale geldiğini, müvekkilinin hem fiziken hem de ruhen telafisi güç derin acı, elem ve ızdırap duyduğunu, trafik kazasının izlerini müvekkilinin yaşamı boyunca «taşıyacağını», manevi tazminatın caydırıcılık unsurunu da taşıması gerektiği dikkate alındığında Yerel Mahkeme tarafından hükmedilen manevi tazminat miktarının müvekkilinin uğramış olduğu manevi zarar karşısında «son» derece eksik kaldığını ileri sürerek kararın kısmen redde ilişkin hükmünün davalı aleyhine kaldırılarak, müvekkil davacı lehine talepleri doğrultusunda karar veril …
… .. plaka sayılı araç ile Sinop İli istikametinden Boyabat İlçesi istikametinde seyir halinde iken aracın direksiyon hakimiyetini kaybedip yoldan çıkması neticesinde «trafik kaza» meydana geldiğini, kazada müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, geçici ve kalıcı işgöremezliğe ve sürekli bakım ihtiyacına maruz kaldığını, trafik kazasının oluşumunda müvekkilinin hiçbir «kusuru» bulunmadığını, davalı Anıtkaya Turizm Taşımacılık ve Otomotiv San.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:illiyet bağı · müteselsil sorumluluk · kesinlik sınırı · olumsuz oy · rücu · görevsizlik kararı · eksik inceleme
Benzer bu karardaŞti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; «görevli» Mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan Mahkemece «görevsizlik» kararı verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükmedilen tazminatın fahiş olduğunu, «kusur» yönünden bir bilirkişi raporu alınmadığını, yeterli irdeleme yapılmadığını, kaza tespit tutanağında davacının kaza gerçekleştiği anda emniyet kemeri bağlamadığının tespit edildiğini, düzenlenen seferler öncesinde, araç içerisinde yapılan anonslarda yolcuların seyahat güvenlikleri açısından kemerlerini bağlamalarının istenildiğini, davacının emniyet kemerini bağlamaması ile meydana gelen neticenin ağırlaşması bakımından «illiyet bağı» bulunduğundan, davacının meydana gelen neticenin ağırlaşmasında kusuru bulunduğunun açık olduğunu, Yerel Mahkeme tarafından davacı lehine belirlenecek tazminat üze …
İhtisas Dairesinden rapor alınmadığını, «eksik inceleme» ve Devlet Hastanesinden alınan yetersiz sağlık raporuna itibar edilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, Yerel Mahkemece manevi tazminat belirlenirken olayın oluş şekli, olayın oluşumundaki «kusur» oranları, meydana gelen zarar, olay tarihindeki paranın alım gücü, tarafların konumunun dikkate alınmadığını, hükmedilecek manevi tazminatın müvekkili şirket tarafından kusuru bulunduğu tespit edilebilecek üçüncü kişilere ve otobüs sürücüsü ...'a «rücu» edileceğinden rücu edilebilecek kişilerin de ekonomik durumu Mahkemece araştırılmadan, bu kişilerin mahvına sebebiyet verecek miktarda bir tazminata hükmedilmesini …
… ge Adliye Mahkemesince reddedilen ve davacı vekili tarafından temyize konu edilen toplam miktar 50.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile «kesinlik sınırı» olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
… ün kaza tarihi itibariyle işleteni, Kamil Koç Otobüsleri A.Ş. ise 35 ... plakalı otobüsün kaza tarihi itibariyle hukuken bağlı bulunduğu teşebbüs olup; müvekkilinin «trafik kazası» sonucu uğramış olduğu manevi zararların tazmininden her iki davalının da müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olduğunu ileri sürerek müvekkilinin dava konusu trafik kazasında yaralanması nedeniyle uğradığı manevi zararların tazmini amacıyla 250.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/9862 E. 2011/6736 K.
Ortak:trafik kazası
İncelediğiniz kararda… in ise kendi adı altında işletmek üzere işletme hakkını sözleşme ile devraldığı ...plaka sayılı otobüse bindiği, otobüsün şoförün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi «sebebi» ile yoldan çıkarak devrildiği, «trafik kazası» sonucu birden fazla kişinin öldüğü, davacının da aralarında olduğu birden fazla kişinin yaralandığı, davacının trafik kazası sebebi ile vücudunda ağır nitelikte birden fazla kemik kırığı oluştuğu ve %37 oranında daimi maluliyete maruz kaldığı, geçici maluliyet süresinin 270 gün olup, 30 gün süreyle mutlaka başkasının bakımına muhtaç hale geldiği, bu sebeple aracın maliki ve işletenine karşı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 56 ncı maddesi uyarınca manevi tazminat talebinde bulunabileceği, talep edilen manevi tazminatın ise davacının yaşının 32 olup hayatının en verimli çağında %37 gibi büyük bir oranda sürekli maluliyete uğraması, veteriner olarak çalışması sebebi ile hayatının bundan sonraki döneminde kazadan önceki tarihteki gibi çalışmasının imkansız hale gelmesi, sürekli maluliyeti ve ameliyat izleri sebebi ile geçirdiği kazayı her an hatırlayarak yaşamak zorunda kalması, eşine ve çocuklarına kazadan önceki gibi kocalık ve babalık vazifesini yapamayacak duruma gelmesi, davalı şirketlerin de tüketiciye karşı çok güçlü sigorta şirketleri tarafından korunan büyük şirketler olması sebebi ile makul kabul edilerek, talep edilen manevi tazminata mahkemece müdahale edilmeyerek davanın tam kabulüne ve 200.000,00 TL manevi tazminatın 18.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Şti.'nin kayıt maliki ve işleteni, davalı ...Ş.'nin bilet satmak suretiyle aracı yolcu taşımacılığında kullanan teşebbüsü olduğu yolcu otobüsünün karıştığı «trafik kazası» sonucu araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı, dava dilekçesinde trafik kazası tarihi doğru olarak gösterilmek suretiyle hükmedilecek tazminata kaza tarihinden itibaren faiz uygulanması talep edildiğinden davacının talebi doğrultusunda hükmedilen tazminata 18.09.2018 olay tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekirken hüküm fıkrasında «faiz başlangıç tarihinin» 18.10.2018 olarak gösterilmesinin hatalı olduğu, davacı ile davalı ...Ş. arasında yolcu «taşıma sözleşmesinin» kurulduğu, kazaya sebebiyet veren aracın davalılar tarafından ticari maksatla işletildiğinden taraflar arasında «ticari nitelikte» yolcu taşıma sözleşmesi bulunduğu dikkate alındığında, hükmedilen tazminata talep uyarınca «avans faizi» uygulanması gerekirken, «yasal faiz» uygulanmasınında yerinde görülmediği, davalıların istinaf istemleri yönünden ise; otobüs sürücüsünün «kusuru» bulunduğu gibi, trafik kazasının mücbir bir sebepten ve şoför dışında üçüncü bir kişinin ağır kusurundan kaynaklanmadığı dikkate alındığında davalı şirketlerin sorumluluk koşullarının oluşmadığına yönelik istinaflarının yerinde görülmediği, İlk Derece Mahkemesince kendisine davacı tarafından sunulan Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 18.07.2019 tarihli raporu esas alınmak suretiyle manevi tazminatın belirlenmesi yoluna gidildiği, bahsi geçen rapora göre davacının trafik kazası sonucu; boyun kemiğinde kırık, bel kemiğinde kırık, kaburga kemiklerinde kırık, yüzünde ve sol kolunda sütüre edilmesi gereken kesiler oluştuğu, bu yaralanmalardan dolayı üniversite hastanesi adli tıp anabilim dalı başkanlığı tarafından %37 «maluliyet oranı» belirlendiği, ve iyileşme süresi 9 ay olarak tespit edildiği, bu durumda mevcut rapora göre hüküm kurulmasında dosya kapsamına göre engel bir hal bulunmadığı, davacının emniyet kemeri takmadığını iddia etmiş ise de, eldeki isteğin ve hükmedilen tazminatın manevi zarara yönelik olduğu, manevi zarar belirlenirken «müterafık kusur» nedeniyle oransal bir indirim yapılamayacağı, öte yandan davalı tarafında da araç içerisindeki yolculara emniyet kemerlerini takmaları konusunda etkin bir uyarıda bulunma sorumluluğunu yerine getirmediğinden davalılar vekillerinin emniyet kemeri takılmadığı için davacının müterafık kusuruna yönelik «istinaf sebebine» itibar edilmediği, kaza nedeni ile ölen otobüs sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu sebebiyet verdiği kazada tam kusurlu olduğu, bu kusurdan dolayı davalı şirketlerin hem «taşıyıcı» hem de otobüsün işleteni olmasından dolayı doğan zararlardan sorumlu oldukları dikkate alındığında olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, davacının yaralanma dere …
Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in, dava konusu «trafik kazası» nedeniyle hayati tehlikeye maruz kalacak şekilde yaralandığını, ağır bir bedeni travma geçirdiğini, boynunda, omurgasında, kaburgalarında, çenesinde ve burun kemiklerinde kırıklar başta olmak üzere vücudunun çeşitli yerlerinde birçok kırık ve çeşitli yaralanmalar meydana geldiğini, kazadan sonra müvekkil farklı hastanelerde defalarca tedavi görmüş, cerrahi operasyonlar geçirmiş, boynuna ve omurgasına platin takıldığını, geçirdiği tedavi sürecinde hem fiziken hem de ruhen telafisi «son» derece güç elem ve ızdırap duymuş, ailesinin ve yakınlarının yardımına/bakımına muhtaç kaldığını, psikolojik olarak da ağır bir travma yaşayıp, kazanın meydana getirdiği iz ve emareleri halen atlatamadığını, müvekkilinin hayatını darmadağın eden bu kazanın izlerini ve oluşturduğu manevi çöküntüyü hayatı boyunca «taşıyacağı» ve bundan sonra kazanın meydana getirdiği kalıcı «hasar» ve sakatlıklar ile yaşayacak olduğu da dikkate alındığında; hükmedilen manevi tazminat miktarı, müvekkilin uğramış olduğu manevi zararlar karşısında son derece eks …
Benzer bu kararda2-Asıl dava, «trafik kazası» sonucu meydana gelen yaralanma nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacının, davalıların ilgilisi olduğu araçta yolcu olarak bulunduğu sırada oluşan «trafik kazası» sonucu yaralandığı, kazada davalı sürücü ...’ın tam kusurlu olduğu anlaşılmıştır.
4-Davacı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; davacı, davalıların ilgilisi olduğu araçta bulunduğu sırada meydana gelen «trafik kazası» sonucu yaralanmış, kazadan sonra davalı-karşı davacılar kendi istekleri ile davacının tedavi «masraflarını» karşılamışlardır.Bu husus ceza mahkemesindeki yargılama sırasında da davalı ... tarafından yapılan savunmada belirtilmiş ve bu durumun kendisi için lehe değerlendirilmesi istenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:poliçe limiti · ıslah · dosya masrafı · maddi tazminat
Benzer bu kararda… andan, davacı dava dilekçesinde istediği maddi ve manevi tazminatlar için kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesini talep etmiş ise de yargılama sırasında yaptığı «ıslah» ile artırdığı «maddi tazminat» miktarı olan 46.355,39 TL için dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesini istemiştir.Bu durumda mahkemece dava dilekçesinde istenilen miktarlara ilişkin hüküm kur …
… 3.500,00 TL harcama yaptıklarından karşı davanın da kabulünün gerektiği sonucuna varılarak, davacı ...’nın maddi zararı olan 48.355,39 TL’nin Batı Sigorta A.Ş.’nin «poliçe limiti» ile sınırlı kalmak şartıyla 17.03.1999 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, 8.000,00 TL manevi tazminatın 17.03.1999 tarih …
4-Davacı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; davacı, davalıların ilgilisi olduğu araçta bulunduğu sırada meydana gelen «trafik kazası» sonucu yaralanmış, kazadan sonra davalı-karşı davacılar kendi istekleri ile davacının tedavi «masraflarını» karşılamışlardır.Bu husus ceza mahkemesindeki yargılama sırasında da davalı ... tarafından yapılan savunmada belirtilmiş ve bu durumun kendisi için lehe değerlendirilmesi istenmiştir.
Davalı-karşı davacıların davacının tedavisini özel bir hastanede yaptırmaları ve bu «masrafları» karşılamalarının durumu ağır olan davacının iyileşmesini sağlamak için gerekli olan bir husus olduğu davalı-karşı davacıların da kabulünde olup, bu harcamaları ve …
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/797 E. 2023/4077 K.
Ortak:müterafik kusur · trafik kazası · üçüncü kişi · kaldırma ve yeniden hüküm · taşıyıcı · yasal faiz · kusur · dava sebebi
İncelediğiniz karardaŞti.'nin kayıt maliki ve işleteni, davalı ...Ş.'nin bilet satmak suretiyle aracı yolcu taşımacılığında kullanan teşebbüsü olduğu yolcu otobüsünün karıştığı «trafik kazası» sonucu araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı, dava dilekçesinde trafik kazası tarihi doğru olarak gösterilmek suretiyle hükmedilecek tazminata kaza tarihinden itibaren faiz uygulanması talep edildiğinden davacının talebi doğrultusunda hükmedilen tazminata 18.09.2018 olay tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekirken hüküm fıkrasında «faiz başlangıç tarihinin» 18.10.2018 olarak gösterilmesinin hatalı olduğu, davacı ile davalı ...Ş. arasında yolcu «taşıma sözleşmesinin» kurulduğu, kazaya sebebiyet veren aracın davalılar tarafından ticari maksatla işletildiğinden taraflar arasında «ticari nitelikte» yolcu taşıma sözleşmesi bulunduğu dikkate alındığında, hükmedilen tazminata talep uyarınca «avans faizi» uygulanması gerekirken, «yasal faiz» uygulanmasınında yerinde görülmediği, davalıların istinaf istemleri yönünden ise; otobüs sürücüsünün «kusuru» bulunduğu gibi, trafik kazasının mücbir bir sebepten ve şoför dışında üçüncü bir kişinin ağır kusurundan kaynaklanmadığı dikkate alındığında davalı şirketlerin sorumluluk koşullarının oluşmadığına yönelik istinaflarının yerinde görülmediği, İlk Derece Mahkemesince kendisine davacı tarafından sunulan Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 18.07.2019 tarihli raporu esas alınmak suretiyle manevi tazminatın belirlenmesi yoluna gidildiği, bahsi geçen rapora göre davacının trafik kazası sonucu; boyun kemiğinde kırık, bel kemiğinde kırık, kaburga kemiklerinde kırık, yüzünde ve sol kolunda sütüre edilmesi gereken kesiler oluştuğu, bu yaralanmalardan dolayı üniversite hastanesi adli tıp anabilim dalı başkanlığı tarafından %37 «maluliyet oranı» belirlendiği, ve iyileşme süresi 9 ay olarak tespit edildiği, bu durumda mevcut rapora göre hüküm kurulmasında dosya kapsamına göre engel bir hal bulunmadığı, davacının emniyet kemeri takmadığını iddia etmiş ise de, eldeki isteğin ve hükmedilen tazminatın manevi zarara yönelik olduğu, manevi zarar belirlenirken «müterafık kusur» nedeniyle oransal bir indirim yapılamayacağı, öte yandan davalı tarafında da araç içerisindeki yolculara emniyet kemerlerini takmaları konusunda etkin bir uyarıda bulunma sorumluluğunu yerine getirmediğinden davalılar vekillerinin emniyet kemeri takılmadığı için davacının müterafık kusuruna yönelik «istinaf sebebine» itibar edilmediği, kaza nedeni ile ölen otobüs sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu sebebiyet verdiği kazada tam kusurlu olduğu, bu kusurdan dolayı davalı şirketlerin hem «taşıyıcı» hem de otobüsün işleteni olmasından dolayı doğan zararlardan sorumlu oldukları dikkate alındığında olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, davacının yaralanma dere …
… in ise kendi adı altında işletmek üzere işletme hakkını sözleşme ile devraldığı ...plaka sayılı otobüse bindiği, otobüsün şoförün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi «sebebi» ile yoldan çıkarak devrildiği, «trafik kazası» sonucu birden fazla kişinin öldüğü, davacının da aralarında olduğu birden fazla kişinin yaralandığı, davacının trafik kazası sebebi ile vücudunda ağır nitelikte birden fazla kemik kırığı oluştuğu ve %37 oranında daimi maluliyete maruz kaldığı, geçici maluliyet süresinin 270 gün olup, 30 gün süreyle mutlaka başkasının bakımına muhtaç hale geldiği, bu sebeple aracın maliki ve işletenine karşı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 56 ncı maddesi uyarınca manevi tazminat talebinde bulunabileceği, talep edilen manevi tazminatın ise davacının yaşının 32 olup hayatının en verimli çağında %37 gibi büyük bir oranda sürekli maluliyete uğraması, veteriner olarak çalışması sebebi ile hayatının bundan sonraki döneminde kazadan önceki tarihteki gibi çalışmasının imkansız hale gelmesi, sürekli maluliyeti ve ameliyat izleri sebebi ile geçirdiği kazayı her an hatırlayarak yaşamak zorunda kalması, eşine ve çocuklarına kazadan önceki gibi kocalık ve babalık vazifesini yapamayacak duruma gelmesi, davalı şirketlerin de tüketiciye karşı çok güçlü sigorta şirketleri tarafından korunan büyük şirketler olması sebebi ile makul kabul edilerek, talep edilen manevi tazminata mahkemece müdahale edilmeyerek davanın tam kabulüne ve 200.000,00 TL manevi tazminatın 18.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince davacının «trafik kazası» «sebebi» ile vücudunda ağır nitelikte birden fazla kemik kırığı oluştuğu ve %37 oranında daimi maluliyete maruz kaldığı, geçici maluliyet süresinin 270 gün olup, 30 gün sür …
Benzer bu kararda… liye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 914 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «taşıyıcının» taşıma sırasında yolcuların kaza nedeni ile yaralanması veya ölümü halinde her türlü zararı karşılayacağı, 6098 sayılı Kanun'un 49 uncu maddesi gereği kasten veya taksirle başkasına zarar verenin bu zararı gidermekle yükümlü olduğu, bedensel zarara uğrayanların 6098 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince manevi tazminat isteme hakkı olduğu, 56 ncı maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise «haksız fiilde» ölüm halinde ölenin yakınlarının manevi tazminat isteyebileceği, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 85 inci maddesi gereği motorlu araç işleteni ile birlikte aracı bilet satmak suretiyle taşımacılıkta kullanan teşebbüsün doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olduğu, davalı ...'in sürücüsü ve davalı şirketin işleteni olduğu yolcu otobüsünün karıştığı «trafik kazası» sonucu araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacı ...'nın yaralandığı, davacı ...'nın eşi ve diğer davacıların müşterek çocukları olan...in vefat ettiği, 6098 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesine göre hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir tutarın adalete uygun olması gerektiği, 2918 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca, işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin «kusuru» bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir «üçüncü kişinin» ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse «sorumluluktan kurtulur», somut olayda, otobüs sürücüsünün kusuru bulunduğu gibi, trafik kazasının mücbir bir sebepten ve şoför dışında üçüncü bir kişinin ağır kusurundan kaynaklanmadığı dikkate alındığında davalı şirketin sorumluluk koşullarının oluşmadığına yönelik istinaf talebinin yerinde olmadığı, davalı otobüs sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu sebebiyet verdiği kazada tam kusurlu olduğu, davalı sürücünün zarara kusurlu hareketi ile doğrudan sebebiyet vermesinden dolayı, davalı şirketin ise hem taşıyıcı hem de otobüsün işleteni olmasından dolayı doğan zararlardan sorumlu oldukları, manevi zarar belirlenirken «müterafık kusur» nedeniyle oransal bir indirim yapılamayacağı, davalı tarafından da araç içerisindeki yolculara emniyet kemerlerini takmaları konusunda etkin bir uyarıda bulunma sorumluluğunun yerine getirilmediği, olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, davacı ...'nın yaralanma derecesi, hak ve nesafet kaideleri birlikte yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesince davacı ... yararına kendi yaralanmasından dolayı 5.000,00 TL manevi tazminat, eşi...in ölümünden dolayı 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi ulaşılmak istenilen manevi tatmin için yeterli olduğu, ancak aynı nedenlerden dolayı davacı ... ve davacı ...'in çocukları...in ölümü nedeniyle hükmedilen 30.000,00'er TL manevi tazminatın yaşanan ve yaşanacak acı ve ızdırap karşısında bir miktar az olduğu gerekçesiyle davalıların ve davacılardan ...'nın istinaf istemlerinin esastan reddine, davacılar ... ve ... vekilinin bu davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarına yönelen istinaf istemlerinin kabulüyle İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davacı ...'nın kendi yaralanmasından dolayı açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın 10.01.2017 dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'nın, ...'in ölümünden dolayı açtığı manevi tazminat davasının kısmen …
… teni olduğu yolcu otobüsünün seyir halinde iken sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yoldan çıkarak dağa çarptığı, 28.05.2016 tarihinde meydana gelen «trafik kazası» sonucu araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacı ...'nın yaralandığı, davacı ...'nın eşi, diğer davacıların çocukları olan...in vefat ettiği belirtilerek davacı ...'nın yaralanmasından dolayı 25.000,00 TL manevi tazminatın, eşi...in ölümünden dolayı 500.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... ve ... için 250.000,00'er TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, araçta davalı şirket tarafından giderilmeyen eksiklikler, davalı şirketin ihmali ve müteveffanın emniyet kemerini takmaması «sebebi» ile bilançosu ağırlaşan kazadan dolayı müvekkilinin tek başına kusurlu görülemeyeceğini, kaza olmaması için gerekli önlemleri alma sorumluluğunun davalı şirkette olduğunu, müvekkilinin, istememesine rağmen tek şöför olarak yola çıkarıldığını, eskiyen lastiğin değiştirilmediğini, emniyet kemerini anonsa rağmen takmayan davacıların talepleri değerlendirilirken bu hususun dikkate alınmadığını, ceza davasının sonucunun taleplerine rağmen beklenmediğini, müvekkilinin sosyo ekonomik durumu dikkate alındığında hükmedilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, aynı kaza sebebi ile devam eden diğer davalarda alınan bilirkişi raporlarında müvekkili hakkında belirlenen «kusur oranının» dikkate alınmadığını, dosyanın bilirkişiye gönderilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemişti …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kusursuz sorumluluk · sorumluluktan kurtulma · kusur oranı · illiyet bağı · müteselsil sorumluluk · kesinlik sınırı · mirasçılık · haksız fiil
Benzer bu kararda… vrasından kaynaklandığının belirtildiğini, araç işleten-adam çalıştıran konumunda olan müvekkilinin manevi tazminat sorumluluğunun olmadığını, tazminat için gerekli «illiyet bağının» olmadığını, bu sebeple «kusursuz sorumluluklarının» da olmadığını, diğer davalının ağır kusurunun müvekkilinin sorumluluğu açısından illiyet bağını kestiğini, aksi kabul edilse dahi tazminatın tespitinde «müterafik kusurun» dikkate alınması gerektiğini, zarar talep edebileceklerin «mirasçılık» durumuna göre değil fiili yakınlığa göre ele alınması gerektiğini, davacılar taleplerinin zaman aşımına uğradığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldır …
… liye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 914 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «taşıyıcının» taşıma sırasında yolcuların kaza nedeni ile yaralanması veya ölümü halinde her türlü zararı karşılayacağı, 6098 sayılı Kanun'un 49 uncu maddesi gereği kasten veya taksirle başkasına zarar verenin bu zararı gidermekle yükümlü olduğu, bedensel zarara uğrayanların 6098 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince manevi tazminat isteme hakkı olduğu, 56 ncı maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise «haksız fiilde» ölüm halinde ölenin yakınlarının manevi tazminat isteyebileceği, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 85 inci maddesi gereği motorlu araç işleteni ile birlikte aracı bilet satmak suretiyle taşımacılıkta kullanan teşebbüsün doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olduğu, davalı ...'in sürücüsü ve davalı şirketin işleteni olduğu yolcu otobüsünün karıştığı «trafik kazası» sonucu araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacı ...'nın yaralandığı, davacı ...'nın eşi ve diğer davacıların müşterek çocukları olan...in vefat ettiği, 6098 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesine göre hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir tutarın adalete uygun olması gerektiği, 2918 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca, işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin «kusuru» bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir «üçüncü kişinin» ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse «sorumluluktan kurtulur», somut olayda, otobüs sürücüsünün kusuru bulunduğu gibi, trafik kazasının mücbir bir sebepten ve şoför dışında üçüncü bir kişinin ağır kusurundan kaynaklanmadığı dikkate alındığında davalı şirketin sorumluluk koşullarının oluşmadığına yönelik istinaf talebinin yerinde olmadığı, davalı otobüs sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu sebebiyet verdiği kazada tam kusurlu olduğu, davalı sürücünün zarara kusurlu hareketi ile doğrudan sebebiyet vermesinden dolayı, davalı şirketin ise hem taşıyıcı hem de otobüsün işleteni olmasından dolayı doğan zararlardan sorumlu oldukları, manevi zarar belirlenirken «müterafık kusur» nedeniyle oransal bir indirim yapılamayacağı, davalı tarafından da araç içerisindeki yolculara emniyet kemerlerini takmaları konusunda etkin bir uyarıda bulunma sorumluluğunun yerine getirilmediği, olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, davacı ...'nın yaralanma derecesi, hak ve nesafet kaideleri birlikte yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesince davacı ... yararına kendi yaralanmasından dolayı 5.000,00 TL manevi tazminat, eşi...in ölümünden dolayı 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi ulaşılmak istenilen manevi tatmin için yeterli olduğu, ancak aynı nedenlerden dolayı davacı ... ve davacı ...'in çocukları...in ölümü nedeniyle hükmedilen 30.000,00'er TL manevi tazminatın yaşanan ve yaşanacak acı ve ızdırap karşısında bir miktar az olduğu gerekçesiyle davalıların ve davacılardan ...'nın istinaf istemlerinin esastan reddine, davacılar ... ve ... vekilinin bu davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarına yönelen istinaf istemlerinin kabulüyle İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davacı ...'nın kendi yaralanmasından dolayı açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın 10.01.2017 dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'nın, ...'in ölümünden dolayı açtığı manevi tazminat davasının kısmen …
Her bir davacının talebi bağımsız dava niteliğinde olup her bir davacı yönünden davalılar aleyhine hükmedilen miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile «kesinlik sınırı» olan 78.630,00 TL’nin altında kalmaktadır.
Miktar veya değeri «kesinlik sınırını» geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2643 E. 2023/6384 K.
Ortak:maluliyet oranı · kaldırma ve yeniden hüküm · yasal faiz · dava sebebi · avans faizi · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaŞti.'nin kayıt maliki ve işleteni, davalı ...Ş.'nin bilet satmak suretiyle aracı yolcu taşımacılığında kullanan teşebbüsü olduğu yolcu otobüsünün karıştığı «trafik kazası» sonucu araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı, dava dilekçesinde trafik kazası tarihi doğru olarak gösterilmek suretiyle hükmedilecek tazminata kaza tarihinden itibaren faiz uygulanması talep edildiğinden davacının talebi doğrultusunda hükmedilen tazminata 18.09.2018 olay tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekirken hüküm fıkrasında «faiz başlangıç tarihinin» 18.10.2018 olarak gösterilmesinin hatalı olduğu, davacı ile davalı ...Ş. arasında yolcu «taşıma sözleşmesinin» kurulduğu, kazaya sebebiyet veren aracın davalılar tarafından ticari maksatla işletildiğinden taraflar arasında «ticari nitelikte» yolcu taşıma sözleşmesi bulunduğu dikkate alındığında, hükmedilen tazminata talep uyarınca «avans faizi» uygulanması gerekirken, «yasal faiz» uygulanmasınında yerinde görülmediği, davalıların istinaf istemleri yönünden ise; otobüs sürücüsünün «kusuru» bulunduğu gibi, trafik kazasının mücbir bir sebepten ve şoför dışında üçüncü bir kişinin ağır kusurundan kaynaklanmadığı dikkate alındığında davalı şirketlerin sorumluluk koşullarının oluşmadığına yönelik istinaflarının yerinde görülmediği, İlk Derece Mahkemesince kendisine davacı tarafından sunulan Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 18.07.2019 tarihli raporu esas alınmak suretiyle manevi tazminatın belirlenmesi yoluna gidildiği, bahsi geçen rapora göre davacının trafik kazası sonucu; boyun kemiğinde kırık, bel kemiğinde kırık, kaburga kemiklerinde kırık, yüzünde ve sol kolunda sütüre edilmesi gereken kesiler oluştuğu, bu yaralanmalardan dolayı üniversite hastanesi adli tıp anabilim dalı başkanlığı tarafından %37 «maluliyet oranı» belirlendiği, ve iyileşme süresi 9 ay olarak tespit edildiği, bu durumda mevcut rapora göre hüküm kurulmasında dosya kapsamına göre engel bir hal bulunmadığı, davacının emniyet kemeri takmadığını iddia etmiş ise de, eldeki isteğin ve hükmedilen tazminatın manevi zarara yönelik olduğu, manevi zarar belirlenirken «müterafık kusur» nedeniyle oransal bir indirim yapılamayacağı, öte yandan davalı tarafında da araç içerisindeki yolculara emniyet kemerlerini takmaları konusunda etkin bir uyarıda bulunma sorumluluğunu yerine getirmediğinden davalılar vekillerinin emniyet kemeri takılmadığı için davacının müterafık kusuruna yönelik «istinaf sebebine» itibar edilmediği, kaza nedeni ile ölen otobüs sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu sebebiyet verdiği kazada tam kusurlu olduğu, bu kusurdan dolayı davalı şirketlerin hem «taşıyıcı» hem de otobüsün işleteni olmasından dolayı doğan zararlardan sorumlu oldukları dikkate alındığında olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, davacının yaralanma dere …
… in ise kendi adı altında işletmek üzere işletme hakkını sözleşme ile devraldığı ...plaka sayılı otobüse bindiği, otobüsün şoförün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi «sebebi» ile yoldan çıkarak devrildiği, «trafik kazası» sonucu birden fazla kişinin öldüğü, davacının da aralarında olduğu birden fazla kişinin yaralandığı, davacının trafik kazası sebebi ile vücudunda ağır nitelikte birden fazla kemik kırığı oluştuğu ve %37 oranında daimi maluliyete maruz kaldığı, geçici maluliyet süresinin 270 gün olup, 30 gün süreyle mutlaka başkasının bakımına muhtaç hale geldiği, bu sebeple aracın maliki ve işletenine karşı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 56 ncı maddesi uyarınca manevi tazminat talebinde bulunabileceği, talep edilen manevi tazminatın ise davacının yaşının 32 olup hayatının en verimli çağında %37 gibi büyük bir oranda sürekli maluliyete uğraması, veteriner olarak çalışması sebebi ile hayatının bundan sonraki döneminde kazadan önceki tarihteki gibi çalışmasının imkansız hale gelmesi, sürekli maluliyeti ve ameliyat izleri sebebi ile geçirdiği kazayı her an hatırlayarak yaşamak zorunda kalması, eşine ve çocuklarına kazadan önceki gibi kocalık ve babalık vazifesini yapamayacak duruma gelmesi, davalı şirketlerin de tüketiciye karşı çok güçlü sigorta şirketleri tarafından korunan büyük şirketler olması sebebi ile makul kabul edilerek, talep edilen manevi tazminata mahkemece müdahale edilmeyerek davanın tam kabulüne ve 200.000,00 TL manevi tazminatın 18.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kaza tarihinin 18.09.2018 olmasına rağmen, İlk Derece Mahkemesince 18.10.2018 tarihi itibari ile faiz uygulandığı, ayrıca hükmedilen tazminatın «avans faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken «yasal faize» hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… kemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Mahkemece araç yolcusu davacı lehine hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatlar bakımından talep gibi «avans faizine» hükmedilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonucunda «yasal faize» hükmedilmiş olmasının isabetsiz olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının «kaldırılarak yeniden» hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçelerinde özetle; davanın «görevsiz» ve «yetkisiz» mahkemede görüldüğünü, talebin «zamanaşımına» uğradığını, bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, müvekkilinin tam kusurlu kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacının kaza anında emniyet kemeri takmadığını, davacının «maluliyet oranını» tespit eden Adli Tıp raporunun da hatalı olduğunu, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, «avans faizine» hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı yararına hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatlar bakımından «avans faizine» hükmedilmesi gerekirken «yasal faize» hükmedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tebligat usulsüzlüğü · istinaf incelemesi · dürüstlük kuralı · olumsuz oy · görevsizlik kararı · tebligat · yetkisizlik kararı · maddi tazminat
Benzer bu kararda2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin «zamanaşımına» uğradığını, yargılama esnasında yapılan «tebligatların usulsüz» olduğunu, davanın geç açılmasının «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçelerinde özetle; davanın «görevsiz» ve «yetkisiz» mahkemede görüldüğünü, talebin «zamanaşımına» uğradığını, bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, müvekkilinin tam kusurlu kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacının kaza anında emniyet kemeri takmadığını, davacının «maluliyet oranını» tespit eden Adli Tıp raporunun da hatalı olduğunu, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, «avans faizine» hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Bölge adliye mahkemesince yapılan «istinaf incelemesinde» davacı vekilinin istinaf talebi incelerek, istinaf itirazlarının kabulüne karar verilmiş fakat davalı vekilinin istinaf itirazları hakkında olumlu «olumsuz» bir karar verilmemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, hükme esas alınan bilirkişi raporu ve Adli Tıp raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, 156.055,21 TL «maddi tazminatın», 50.000,00 TL manevi tazminatın 28.11.2003 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14989 E. 2012/6669 K.
Ortak:maluliyet oranı · trafik kazası · yasal faiz
İncelediğiniz karardaŞti.'nin kayıt maliki ve işleteni, davalı ...Ş.'nin bilet satmak suretiyle aracı yolcu taşımacılığında kullanan teşebbüsü olduğu yolcu otobüsünün karıştığı «trafik kazası» sonucu araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı, dava dilekçesinde trafik kazası tarihi doğru olarak gösterilmek suretiyle hükmedilecek tazminata kaza tarihinden itibaren faiz uygulanması talep edildiğinden davacının talebi doğrultusunda hükmedilen tazminata 18.09.2018 olay tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekirken hüküm fıkrasında «faiz başlangıç tarihinin» 18.10.2018 olarak gösterilmesinin hatalı olduğu, davacı ile davalı ...Ş. arasında yolcu «taşıma sözleşmesinin» kurulduğu, kazaya sebebiyet veren aracın davalılar tarafından ticari maksatla işletildiğinden taraflar arasında «ticari nitelikte» yolcu taşıma sözleşmesi bulunduğu dikkate alındığında, hükmedilen tazminata talep uyarınca «avans faizi» uygulanması gerekirken, «yasal faiz» uygulanmasınında yerinde görülmediği, davalıların istinaf istemleri yönünden ise; otobüs sürücüsünün «kusuru» bulunduğu gibi, trafik kazasının mücbir bir sebepten ve şoför dışında üçüncü bir kişinin ağır kusurundan kaynaklanmadığı dikkate alındığında davalı şirketlerin sorumluluk koşullarının oluşmadığına yönelik istinaflarının yerinde görülmediği, İlk Derece Mahkemesince kendisine davacı tarafından sunulan Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 18.07.2019 tarihli raporu esas alınmak suretiyle manevi tazminatın belirlenmesi yoluna gidildiği, bahsi geçen rapora göre davacının trafik kazası sonucu; boyun kemiğinde kırık, bel kemiğinde kırık, kaburga kemiklerinde kırık, yüzünde ve sol kolunda sütüre edilmesi gereken kesiler oluştuğu, bu yaralanmalardan dolayı üniversite hastanesi adli tıp anabilim dalı başkanlığı tarafından %37 «maluliyet oranı» belirlendiği, ve iyileşme süresi 9 ay olarak tespit edildiği, bu durumda mevcut rapora göre hüküm kurulmasında dosya kapsamına göre engel bir hal bulunmadığı, davacının emniyet kemeri takmadığını iddia etmiş ise de, eldeki isteğin ve hükmedilen tazminatın manevi zarara yönelik olduğu, manevi zarar belirlenirken «müterafık kusur» nedeniyle oransal bir indirim yapılamayacağı, öte yandan davalı tarafında da araç içerisindeki yolculara emniyet kemerlerini takmaları konusunda etkin bir uyarıda bulunma sorumluluğunu yerine getirmediğinden davalılar vekillerinin emniyet kemeri takılmadığı için davacının müterafık kusuruna yönelik «istinaf sebebine» itibar edilmediği, kaza nedeni ile ölen otobüs sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu sebebiyet verdiği kazada tam kusurlu olduğu, bu kusurdan dolayı davalı şirketlerin hem «taşıyıcı» hem de otobüsün işleteni olmasından dolayı doğan zararlardan sorumlu oldukları dikkate alındığında olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, davacının yaralanma dere …
… in ise kendi adı altında işletmek üzere işletme hakkını sözleşme ile devraldığı ...plaka sayılı otobüse bindiği, otobüsün şoförün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi «sebebi» ile yoldan çıkarak devrildiği, «trafik kazası» sonucu birden fazla kişinin öldüğü, davacının da aralarında olduğu birden fazla kişinin yaralandığı, davacının trafik kazası sebebi ile vücudunda ağır nitelikte birden fazla kemik kırığı oluştuğu ve %37 oranında daimi maluliyete maruz kaldığı, geçici maluliyet süresinin 270 gün olup, 30 gün süreyle mutlaka başkasının bakımına muhtaç hale geldiği, bu sebeple aracın maliki ve işletenine karşı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 56 ncı maddesi uyarınca manevi tazminat talebinde bulunabileceği, talep edilen manevi tazminatın ise davacının yaşının 32 olup hayatının en verimli çağında %37 gibi büyük bir oranda sürekli maluliyete uğraması, veteriner olarak çalışması sebebi ile hayatının bundan sonraki döneminde kazadan önceki tarihteki gibi çalışmasının imkansız hale gelmesi, sürekli maluliyeti ve ameliyat izleri sebebi ile geçirdiği kazayı her an hatırlayarak yaşamak zorunda kalması, eşine ve çocuklarına kazadan önceki gibi kocalık ve babalık vazifesini yapamayacak duruma gelmesi, davalı şirketlerin de tüketiciye karşı çok güçlü sigorta şirketleri tarafından korunan büyük şirketler olması sebebi ile makul kabul edilerek, talep edilen manevi tazminata mahkemece müdahale edilmeyerek davanın tam kabulüne ve 200.000,00 TL manevi tazminatın 18.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kaza tarihinin 18.09.2018 olmasına rağmen, İlk Derece Mahkemesince 18.10.2018 tarihi itibari ile faiz uygulandığı, ayrıca hükmedilen tazminatın «avans faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken «yasal faize» hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu kararda2-Ancak, davacının meydana gelen «trafik kazası» neticesinde uğramış olduğu «maluliyet oranının» Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü hükümlerine göre davacının mesleği de gözetilerek belirlenmesi gerekirken, Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin hangi kı …
… rarının talep olunan miktarın üzerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 1.000 TL maddi, 7.500 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1857 E. , 2023/5262 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1969 Esas, 2021/1674Karar
HÜKÜM
Esas Hakkında Yeniden Hüküm Kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ Antalya 3. Tüketici Mahkemesi
SAYISI 2019/178 E., 2019/668K.
Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkilinin davalı Başak Transit Uluslararası Nakliyat İthalat İhracat Seyahat Turizm ve Ticaret Ltd. Şti.'nin işleteni, diğer davalı ...Ş.'nin işleteni ve hukuken bağlı bulunduğu teşebbüsü olduğu ... plaka sayılı otobüste yolcu iken, otobüs sürücüsünün kusuru ile sebebiyet verdiği kaza sonucu ağır şekilde yaralandığından bahisle 200.000,00 TL manevi tazminatın 18.09.2018 olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; görevli mahkemelerin asliye ticaret mahkemeleri, yetkili mahkemenin ise Bursa mahkemeleri olduğu, otobüs şoförünün müvekkili şirketin işçisi olmadığı ve müvekkilinin otobüsün işleteni olmadığı, bu nedenle müvekkili şirkete husumet düşmediği, davanın zamanaşımına uğradığı, kazanın meydana gelmesinden otobüs sürücünün kusuru bulunmadığı, emniyet kemerini takmayan davacının meydana gelen neticeyi ağırlaştırdığı için müterafık kusurlu olduğu, talep edilen tazminatın fazla olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Başak Transit.. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; görevli mahkemelerin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu, müvekkili şirketinin bir sorumluluğu ve kusurunun bulunmadığı, emniyet kemerini takmayan davacının meydana gelen neticeyi ağırlaştırdığı için müterafık kusurlu olduğu, talep edilen tazminatın fazla olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının Afyonkarahisar'da veteriner olarak çalışmak sureti ile hayatını sürdürdüğü, 18.09.2018 tarihinde davalılardan Başak Transit Ltd. Şti.'nin maliki olduğu, ... Koç Otobüsleri A.Ş.'nin ise kendi adı altında işletmek üzere işletme hakkını sözleşme ile devraldığı ...plaka sayılı otobüse bindiği, otobüsün şoförün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sebebi ile yoldan çıkarak devrildiği, trafik kazası sonucu birden fazla kişinin öldüğü, davacının da aralarında olduğu birden fazla kişinin yaralandığı, davacının trafik kazası sebebi ile vücudunda ağır nitelikte birden fazla kemik kırığı oluştuğu ve %37 oranında daimi maluliyete maruz kaldığı, geçici maluliyet süresinin 270 gün olup, 30 gün süreyle mutlaka başkasının bakımına muhtaç hale geldiği, bu sebeple aracın maliki ve işletenine karşı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 56 ncı maddesi uyarınca manevi tazminat talebinde bulunabileceği, talep edilen manevi tazminatın ise davacının yaşının 32 olup hayatının en verimli çağında %37 gibi büyük bir oranda sürekli maluliyete uğraması, veteriner olarak çalışması sebebi ile hayatının bundan sonraki döneminde kazadan önceki tarihteki gibi çalışmasının imkansız hale gelmesi, sürekli maluliyeti ve ameliyat izleri sebebi ile geçirdiği kazayı her an hatırlayarak yaşamak zorunda kalması, eşine ve çocuklarına kazadan önceki gibi kocalık ve babalık vazifesini yapamayacak duruma gelmesi, davalı şirketlerin de tüketiciye karşı çok güçlü sigorta şirketleri tarafından korunan büyük şirketler olması sebebi ile makul kabul edilerek, talep edilen manevi tazminata mahkemece müdahale edilmeyerek davanın tam kabulüne ve 200.000,00 TL manevi tazminatın 18.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kaza tarihinin 18.09.2018 olmasına rağmen, İlk Derece Mahkemesince 18.10.2018 tarihi itibari ile faiz uygulandığı, ayrıca hükmedilen tazminatın avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin kusuru olmadığı, kazaya hava şartları, yol ışıklandırma ve işaretlemesinin yetersizliğinin sebebiyet verdiği, davacının uyarılara rağmen emniyet kemeri takmadığı için kusurlu olduğu, hükme esas alınan maliyet raporuna itirazları değerlendirilmediği, Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiği, hükmedilen tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
3. Davalı Başak Transit.. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin kusuru olmadığı, aracın bakımlarının tam ve eksiksiz yerine getirildiği, davacının uyarılara rağmen emniyet kemeri takmadığı için kusurlu olduğu, hükmedilen tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kaza nedeni ile ölen ...'nin sürücüsü, davalı Başak Transit Uluslararası Nakliyat İthalat İhracat Seyahat Turizm ve Ticaret Ltd. Şti.'nin kayıt maliki ve işleteni, davalı ...Ş.'nin bilet satmak suretiyle aracı yolcu taşımacılığında kullanan teşebbüsü olduğu yolcu otobüsünün karıştığı trafik kazası sonucu araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı, dava dilekçesinde trafik kazası tarihi doğru olarak gösterilmek suretiyle hükmedilecek tazminata kaza tarihinden itibaren faiz uygulanması talep edildiğinden davacının talebi doğrultusunda hükmedilen tazminata 18.09.2018 olay tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekirken hüküm fıkrasında faiz başlangıç tarihinin 18.10.2018 olarak gösterilmesinin hatalı olduğu, davacı ile davalı ...Ş.
arasında yolcu taşıma sözleşmesinin kurulduğu, kazaya sebebiyet veren aracın davalılar tarafından ticari maksatla işletildiğinden taraflar arasında ticari nitelikte yolcu taşıma sözleşmesi bulunduğu dikkate alındığında, hükmedilen tazminata talep uyarınca avans faizi uygulanması gerekirken, yasal faiz uygulanmasınında yerinde görülmediği, davalıların istinaf istemleri yönünden ise; otobüs sürücüsünün kusuru bulunduğu gibi, trafik kazasının mücbir bir sebepten ve şoför dışında üçüncü bir kişinin ağır kusurundan kaynaklanmadığı dikkate alındığında davalı şirketlerin sorumluluk koşullarının oluşmadığına yönelik istinaflarının yerinde görülmediği, İlk Derece Mahkemesince kendisine davacı tarafından sunulan Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 18.07.2019 tarihli raporu esas alınmak suretiyle manevi tazminatın belirlenmesi yoluna gidildiği, bahsi geçen rapora göre davacının trafik kazası sonucu;
boyun kemiğinde kırık, bel kemiğinde kırık, kaburga kemiklerinde kırık, yüzünde ve sol kolunda sütüre edilmesi gereken kesiler oluştuğu, bu yaralanmalardan dolayı üniversite hastanesi adli tıp anabilim dalı başkanlığı tarafından %37 maluliyet oranı belirlendiği, ve iyileşme süresi 9 ay olarak tespit edildiği, bu durumda mevcut rapora göre hüküm kurulmasında dosya kapsamına göre engel bir hal bulunmadığı, davacının emniyet kemeri takmadığını iddia etmiş ise de, eldeki isteğin ve hükmedilen tazminatın manevi zarara yönelik olduğu, manevi zarar belirlenirken müterafık kusur nedeniyle oransal bir indirim yapılamayacağı, öte yandan davalı tarafında da araç içerisindeki yolculara emniyet kemerlerini takmaları konusunda etkin bir uyarıda bulunma sorumluluğunu yerine getirmediğinden davalılar vekillerinin emniyet kemeri takılmadığı için davacının müterafık kusuruna yönelik istinaf sebebine itibar edilmediği, kaza nedeni ile ölen otobüs sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu sebebiyet verdiği kazada tam kusurlu olduğu, bu kusurdan dolayı davalı şirketlerin hem taşıyıcı hem de otobüsün işleteni olmasından dolayı doğan zararlardan sorumlu oldukları dikkate alındığında olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, davacının yaralanma derecesi, hak ve nesafet kaideleri birlikte yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesince davacı yararına 200.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi ulaşılmak istenilen manevi tatmin (doyum) için fazla olduğundan 100.000,00 TL manevi tazminat miktarının davacının manevi zararını karşılayacak nispette, hak ve nesafete uygun düştüğü gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminatın 18.09.2018 olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ...Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in, dava konusu trafik kazası nedeniyle hayati tehlikeye maruz kalacak şekilde yaralandığını, ağır bir bedeni travma geçirdiğini, boynunda, omurgasında, kaburgalarında, çenesinde ve burun kemiklerinde kırıklar başta olmak üzere vücudunun çeşitli yerlerinde birçok kırık ve çeşitli yaralanmalar meydana geldiğini, kazadan sonra müvekkil farklı hastanelerde defalarca tedavi görmüş, cerrahi operasyonlar geçirmiş, boynuna ve omurgasına platin takıldığını, geçirdiği tedavi sürecinde hem fiziken hem de ruhen telafisi son derece güç elem ve ızdırap duymuş, ailesinin ve yakınlarının yardımına/bakımına muhtaç kaldığını, psikolojik olarak da ağır bir travma yaşayıp, kazanın meydana getirdiği iz ve emareleri halen atlatamadığını, müvekkilinin hayatını darmadağın eden bu kazanın izlerini ve oluşturduğu manevi çöküntüyü hayatı boyunca taşıyacağı ve bundan sonra kazanın meydana getirdiği kalıcı hasar ve sakatlıklar ile yaşayacak olduğu da dikkate alındığında;
hükmedilen manevi tazminat miktarı, müvekkilin uğramış olduğu manevi zararlar karşısında son derece eksik kaldığını belirterek kararın bu yönden bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık,yolcu taşıması sırasında meydana gelen trafik kazasına bağlı yaralanma nedeni ile manevi tazminat isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 914 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin birinci fıkrası ile 117 nci maddesinin ikinci fıkrası, 2918 sayılı Kara yolları Trafik Kanunu'nun 85 inci maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi
3. Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesince davacının trafik kazası sebebi ile vücudunda ağır nitelikte birden fazla kemik kırığı oluştuğu ve %37 oranında daimi maluliyete maruz kaldığı, geçici maluliyet süresinin 270 gün olup, 30 gün süreyle mutlaka başkasının bakımına muhtaç hale geldiği, davacının yaşının 32 olup hayatının en verimli çağında %37 gibi büyük bir oranda sürekli maluliyete uğraması, veteriner olarak çalışması sebebi ile hayatının bundan sonraki döneminde kazadan önceki tarihteki gibi çalışmasının imkansız hale gelmesi, sürekli maluliyeti ve ameliyat izleri sebebi ile geçirdiği kazayı her an hatırlayarak yaşamak zorunda kalması, eşine ve çocuklarına kazadan önceki gibi kocalık ve babalık vazifesini yapamayacak duruma gelmesi gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, davacının yaralanma derecesi, hak ve nesafet kaideleri birlikte değerlendirildiğinde, davacı yararına 200.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin ulaşılmak istenilen manevi tatmin (doyum) için fazla olduğundan 100.000,00 TL manevi tazminat miktarının davacının manevi zararını karşılayacak nispette, hak ve nesafete uygun düştüğü gerekçesiyle istinaf başvurularının kabulü ile yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6098 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
22. 06.1966 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hâkimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür
Mahkemece, manevi tazminat miktarı belirlenirken, davacının kaza sonucu sürekli maluliyeti ile tedavi görürken duyduğu üzüntünün dosyaya yeterli şekilde yansımadığı gerekçesiyle miktar düşük belirlenmiştir. Olay tarihi, olayın gerçekleşme biçimi, meydana gelen kazada davacının yolcu bulunması, davacının %37 oranında sürekli maluliyete maruz kalması ile ameliyat izleri, geçici bakıma muhtaç kaldığı süre ve özellikle mesleği, yaşı ile sosyal ve ekonomik koşulları birlikte gözetildiğinde, davacı yararına daha üst seviyede manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde taraflara iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/971633700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz