Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/797 E. 2023/4077 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kusursuz sorumluluk↗ sorumluluktan kurtulma↗ müterafik kusur↗ trafik kazası↗ kusur oranı↗ illiyet bağı↗ müteselsil sorumluluk↗ kesinlik sınırı↗ mirasçılık↗ üçüncü kişi↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ taşıyıcı↗ haksız fiil↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yasal faiz↗ kusur↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :Antalya 2. Tüketici Mahkemesi
SAYISI :2017/405 E., 2020/540 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraflar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Somut uyuşmazlıkta, muris...in vefatından dolayı her bir davacı davalılardan manevi tazminat talep etmiş olup, Mahkemece, davacı ... lehine toplam 55.000,00 TL, davacı ... lehine 50.000,00 TL, davacı ... lehine 50.000,00 TL tazminata hükmedilmiştir. Her bir davacının talebi bağımsız dava niteliğinde olup her bir davacı yönünden davalılar aleyhine hükmedilen miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kalmaktadır.
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Davacılar vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı ...'in sürücü, diğer davalı şirketin işleteni olduğu yolcu otobüsünün seyir halinde iken sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yoldan çıkarak dağa çarptığı, 28.05.2016 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacı ...'nın yaralandığı, davacı ...'nın eşi, diğer davacıların çocukları olan...in vefat ettiği belirtilerek davacı ...'nın yaralanmasından dolayı 25.000,00 TL manevi tazminatın, eşi...in ölümünden dolayı 500.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... ve ... için 250.000,00'er TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin herhangi bir kusurunun olmadığını, asıl sorumluların emniyet kemeri takmayan müteveffa yolcu, kazaya karışan diğer araç ve yıpranmış lastiği söylenmesine rağmen değiştirmeyen, otobüse tek şöför veren diğer davalı şirket olduğunu, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı şirket süresinde cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirkete ait otobüsün, diğer davalı ... yönetiminde iken 29.05.2016 tarihinde tek taraflı kaza yaparak devrildiği, ...'le birlikte birden fazla kişinin öldüğü, davacı ... ...in müteveffa...in eşi ve diğer davacıların...in annesi ve babası olduğu, kazayla ilgili ceza yargılamasının Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/242 E. sayılı dosyasında yürütüldüğü, Yargıtayda olduğu, İlk Derece Mahkemesince, davalı sürücünün iki kişinin ölümü ve birden fazla kişinin yaralanmasına sebep olma suçundan hapis cezası aldığı, istinaf kararında sürücünün eyleminin bilinçli taksir koşulları içinde gerçekleştiğinin kabulü ile cezanın arttırıldığı, her ne kadar hüküm kesinleşmemiş olsa da sürücünün kusurunun sabit olması sebebiyle ceza yargılamasının beklenmesine gerek olmadığı, davalı sürücünün davalı iş yerinde şoför olarak çalışıyor olması sebebiyle diğer davalı şirketin de kusura ortak olduğu, kazanın meydana gelmesinde müteveffanın kusurunun bulunmadığı, kazada eşini ve çocuklarını kaybeden davacıların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca her iki davalıdan manevi tazminat talebinde bulunabilecekleri, davacı ... ...in kazada kendisinin de yaralanmış olması sebebiyle 6098 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca manevi tazminat talep edebileceği, manevi tazminatın amacının, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza sebebiyle davacıların yaşadığı acı, elem ve sıkıntılar, müteveffa ile davacı ... ...in balayına giderken bu kazanın meydana gelmiş olması, henüz bir yıllık evli olmaları, ...in yaralanmasının derecesi ve sadece omuzunda hassasiyet oluşmuş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde eş ...in eşinin ölümünden dolayı 50.000,00 TL, kendi yaralanmasından dolayı 5.000,00 TL olmak üzere toplam 55.000,00 TL, müteveffanın babası davacı ...'in 30.000,00 TL, müteveffanın annesi davacı ...'in 30.000,00 TL manevi tazminat talep edebilecekleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin yaşadığı üzüntü sebebiyle, hükmedilen tazminat miktarlarının düşük olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesin kararının kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, araçta davalı şirket tarafından giderilmeyen eksiklikler, davalı şirketin ihmali ve müteveffanın emniyet kemerini takmaması sebebi ile bilançosu ağırlaşan kazadan dolayı müvekkilinin tek başına kusurlu görülemeyeceğini, kaza olmaması için gerekli önlemleri alma sorumluluğunun davalı şirkette olduğunu, müvekkilinin, istememesine rağmen tek şöför olarak yola çıkarıldığını, eskiyen lastiğin değiştirilmediğini, emniyet kemerini anonsa rağmen takmayan davacıların talepleri değerlendirilirken bu hususun dikkate alınmadığını, ceza davasının sonucunun taleplerine rağmen beklenmediğini, müvekkilinin sosyo ekonomik durumu dikkate alındığında hükmedilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, aynı kaza sebebi ile devam eden diğer davalarda alınan bilirkişi raporlarında müvekkili hakkında belirlenen kusur oranının dikkate alınmadığını, dosyanın bilirkişiye gönderilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3. Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin herhangi bir kusurunun olmadığını, kazanın gerçekleşmemesi için her türlü önlemi aldığını, ceza mahkemesince alınan bilirkişi raporunda kazanın teknik bir kusurdan kaynaklanmadığının, sürücünün kontrolsüz manevrasından kaynaklandığının belirtildiğini, araç işleten-adam çalıştıran konumunda olan müvekkilinin manevi tazminat sorumluluğunun olmadığını, tazminat için gerekli illiyet bağının olmadığını, bu sebeple kusursuz sorumluluklarının da olmadığını, diğer davalının ağır kusurunun müvekkilinin sorumluluğu açısından illiyet bağını kestiğini, aksi kabul edilse dahi tazminatın tespitinde müterafik kusurun dikkate alınması gerektiğini, zarar talep edebileceklerin mirasçılık durumuna göre değil fiili yakınlığa göre ele alınması gerektiğini, davacılar taleplerinin zaman aşımına uğradığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 914 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca taşıyıcının taşıma sırasında yolcuların kaza nedeni ile yaralanması veya ölümü halinde her türlü zararı karşılayacağı, 6098 sayılı Kanun'un 49 uncu maddesi gereği kasten veya taksirle başkasına zarar verenin bu zararı gidermekle yükümlü olduğu, bedensel zarara uğrayanların 6098 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince manevi tazminat isteme hakkı olduğu, 56 ncı maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise haksız fiilde ölüm halinde ölenin yakınlarının manevi tazminat isteyebileceği, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 85 inci maddesi gereği motorlu araç işleteni ile birlikte aracı bilet satmak suretiyle taşımacılıkta kullanan teşebbüsün doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, davalı ...'in sürücüsü ve davalı şirketin işleteni olduğu yolcu otobüsünün karıştığı trafik kazası sonucu araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacı ...'nın yaralandığı, davacı ...'nın eşi ve diğer davacıların müşterek çocukları olan...in vefat ettiği, 6098 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesine göre hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir tutarın adalete uygun olması gerektiği, 2918 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca, işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur, somut olayda, otobüs sürücüsünün kusuru bulunduğu gibi, trafik kazasının mücbir bir sebepten ve şoför dışında üçüncü bir kişinin ağır kusurundan kaynaklanmadığı dikkate alındığında davalı şirketin sorumluluk koşullarının oluşmadığına yönelik istinaf talebinin yerinde olmadığı, davalı otobüs sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu sebebiyet verdiği kazada tam kusurlu olduğu, davalı sürücünün zarara kusurlu hareketi ile doğrudan sebebiyet vermesinden dolayı, davalı şirketin ise hem taşıyıcı hem de otobüsün işleteni olmasından dolayı doğan zararlardan sorumlu oldukları, manevi zarar belirlenirken müterafık kusur nedeniyle oransal bir indirim yapılamayacağı, davalı tarafından da araç içerisindeki yolculara emniyet kemerlerini takmaları konusunda etkin bir uyarıda bulunma sorumluluğunun yerine getirilmediği, olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, davacı ...'nın yaralanma derecesi, hak ve nesafet kaideleri birlikte yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesince davacı ... yararına kendi yaralanmasından dolayı 5.000,00 TL manevi tazminat, eşi...in ölümünden dolayı 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi ulaşılmak istenilen manevi tatmin için yeterli olduğu, ancak aynı nedenlerden dolayı davacı ... ve davacı ...'in çocukları...in ölümü nedeniyle hükmedilen 30.000,00'er TL manevi tazminatın yaşanan ve yaşanacak acı ve ızdırap karşısında bir miktar az olduğu gerekçesiyle davalıların ve davacılardan ...'nın istinaf istemlerinin esastan reddine, davacılar ... ve ... vekilinin bu davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarına yönelen istinaf istemlerinin kabulüyle İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davacı ...'nın kendi yaralanmasından dolayı açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın 10.01.2017 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'nın, ...'in ölümünden dolayı açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın 10.01.2017 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'in, oğlu...in ölümünden dolayı açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın 10.01.2017 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'in, oğlu...in ölümünden dolayı açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın 10.01.2017 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adilye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, yolcu taşıması sırasında meydana gelen trafik kazasına bağlı yaralanma ve ölüm nedeni ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 110, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 914 üncü maddesinin ikinci fıkrası.
3. 6098 sayılı Kanun'un 49 uncu, ve 56 ncı maddeleri.
4. 2918 sayılı Kanun'un 85 inci ve 86 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8219 E. 2013/8469 K.
Ortak:trafik kazası · müteselsil sorumluluk
İncelediğiniz kararda… liye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 914 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «taşıyıcının» taşıma sırasında yolcuların kaza nedeni ile yaralanması veya ölümü halinde her türlü zararı karşılayacağı, 6098 sayılı Kanun'un 49 uncu maddesi gereği kasten veya taksirle başkasına zarar verenin bu zararı gidermekle yükümlü olduğu, bedensel zarara uğrayanların 6098 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince manevi tazminat isteme hakkı olduğu, 56 ncı maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise «haksız fiilde» ölüm halinde ölenin yakınlarının manevi tazminat isteyebileceği, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 85 inci maddesi gereği motorlu araç işleteni ile birlikte aracı bilet satmak suretiyle taşımacılıkta kullanan teşebbüsün doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olduğu, davalı ...'in sürücüsü ve davalı şirketin işleteni olduğu yolcu otobüsünün karıştığı «trafik kazası» sonucu araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacı ...'nın yaralandığı, davacı ...'nın eşi ve diğer davacıların müşterek çocukları olan...in vefat ettiği, 6098 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesine göre hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir tutarın adalete uygun olması gerektiği, 2918 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca, işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin «kusuru» bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir «üçüncü kişinin» ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse «sorumluluktan kurtulur», somut olayda, otobüs sürücüsünün kusuru bulunduğu gibi, trafik kazasının mücbir bir sebepten ve şoför dışında üçüncü bir kişinin ağır kusurundan kaynaklanmadığı dikkate alındığında davalı şirketin sorumluluk koşullarının oluşmadığına yönelik istinaf talebinin yerinde olmadığı, davalı otobüs sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu sebebiyet verdiği kazada tam kusurlu olduğu, davalı sürücünün zarara kusurlu hareketi ile doğrudan sebebiyet vermesinden dolayı, davalı şirketin ise hem taşıyıcı hem de otobüsün işleteni olmasından dolayı doğan zararlardan sorumlu oldukları, manevi zarar belirlenirken «müterafık kusur» nedeniyle oransal bir indirim yapılamayacağı, davalı tarafından da araç içerisindeki yolculara emniyet kemerlerini takmaları konusunda etkin bir uyarıda bulunma sorumluluğunun yerine getirilmediği, olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, davacı ...'nın yaralanma derecesi, hak ve nesafet kaideleri birlikte yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesince davacı ... yararına kendi yaralanmasından dolayı 5.000,00 TL manevi tazminat, eşi...in ölümünden dolayı 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi ulaşılmak istenilen manevi tatmin için yeterli olduğu, ancak aynı nedenlerden dolayı davacı ... ve davacı ...'in çocukları...in ölümü nedeniyle hükmedilen 30.000,00'er TL manevi tazminatın yaşanan ve yaşanacak acı ve ızdırap karşısında bir miktar az olduğu gerekçesiyle davalıların ve davacılardan ...'nın istinaf istemlerinin esastan reddine, davacılar ... ve ... vekilinin bu davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarına yönelen istinaf istemlerinin kabulüyle İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davacı ...'nın kendi yaralanmasından dolayı açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın 10.01.2017 dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'nın, ...'in ölümünden dolayı açtığı manevi tazminat davasının kısmen …
… teni olduğu yolcu otobüsünün seyir halinde iken sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yoldan çıkarak dağa çarptığı, 28.05.2016 tarihinde meydana gelen «trafik kazası» sonucu araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacı ...'nın yaralandığı, davacı ...'nın eşi, diğer davacıların çocukları olan...in vefat ettiği belirtilerek davacı ...'nın yaralanmasından dolayı 25.000,00 TL manevi tazminatın, eşi...in ölümünden dolayı 500.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... ve ... için 250.000,00'er TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu kararda… , ...'ın yaralandıkları, sürücü davalı ...'ın taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olduğundan mahkumiyetine karar verildiği, davalı şirketin «işleten sıfatını» taşıması nedeni ile «haksız eylemde» diğer davalı sürücü ile birlikte müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olduğu davacıların yakınlarının ölümü nedeni ile manevi yönden zarar gördükleri gerekçesiyle davacı ... için ....000 TL, ... için ....000 TL, ... için ....000 TL, …
Asıl davada, davacılardan ... ve ...'nün minibüste yolcu olarak bulunmakta iken meydana gelen «trafik kazası» sonucu yaralandıkları iddia edilerek dava açıldığı ve delil olarak incelenen ceza davası dosyasında da bu kişilerin kaza nedeniyle yaralandıkları anlaşılmakla, mey …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:işleten sıfatı · haksız eylem · taşıma sözleşmesi
Benzer bu kararda… , ...'ın yaralandıkları, sürücü davalı ...'ın taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olduğundan mahkumiyetine karar verildiği, davalı şirketin «işleten sıfatını» taşıması nedeni ile «haksız eylemde» diğer davalı sürücü ile birlikte müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olduğu davacıların yakınlarının ölümü nedeni ile manevi yönden zarar gördükleri gerekçesiyle davacı ... için ....000 TL, ... için ....000 TL, ... için ....000 TL, …
… davalı şirket vekilinin tüm ve ... dışındaki davacılar vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...) Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7510 E. 2024/3685 K.
Ortak:trafik kazası · yasal faiz · kusur · Tazminat
İncelediğiniz kararda… liye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 914 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «taşıyıcının» taşıma sırasında yolcuların kaza nedeni ile yaralanması veya ölümü halinde her türlü zararı karşılayacağı, 6098 sayılı Kanun'un 49 uncu maddesi gereği kasten veya taksirle başkasına zarar verenin bu zararı gidermekle yükümlü olduğu, bedensel zarara uğrayanların 6098 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince manevi tazminat isteme hakkı olduğu, 56 ncı maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise «haksız fiilde» ölüm halinde ölenin yakınlarının manevi tazminat isteyebileceği, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 85 inci maddesi gereği motorlu araç işleteni ile birlikte aracı bilet satmak suretiyle taşımacılıkta kullanan teşebbüsün doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olduğu, davalı ...'in sürücüsü ve davalı şirketin işleteni olduğu yolcu otobüsünün karıştığı «trafik kazası» sonucu araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacı ...'nın yaralandığı, davacı ...'nın eşi ve diğer davacıların müşterek çocukları olan...in vefat ettiği, 6098 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesine göre hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir tutarın adalete uygun olması gerektiği, 2918 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca, işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin «kusuru» bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir «üçüncü kişinin» ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse «sorumluluktan kurtulur», somut olayda, otobüs sürücüsünün kusuru bulunduğu gibi, trafik kazasının mücbir bir sebepten ve şoför dışında üçüncü bir kişinin ağır kusurundan kaynaklanmadığı dikkate alındığında davalı şirketin sorumluluk koşullarının oluşmadığına yönelik istinaf talebinin yerinde olmadığı, davalı otobüs sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu sebebiyet verdiği kazada tam kusurlu olduğu, davalı sürücünün zarara kusurlu hareketi ile doğrudan sebebiyet vermesinden dolayı, davalı şirketin ise hem taşıyıcı hem de otobüsün işleteni olmasından dolayı doğan zararlardan sorumlu oldukları, manevi zarar belirlenirken «müterafık kusur» nedeniyle oransal bir indirim yapılamayacağı, davalı tarafından da araç içerisindeki yolculara emniyet kemerlerini takmaları konusunda etkin bir uyarıda bulunma sorumluluğunun yerine getirilmediği, olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, davacı ...'nın yaralanma derecesi, hak ve nesafet kaideleri birlikte yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesince davacı ... yararına kendi yaralanmasından dolayı 5.000,00 TL manevi tazminat, eşi...in ölümünden dolayı 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi ulaşılmak istenilen manevi tatmin için yeterli olduğu, ancak aynı nedenlerden dolayı davacı ... ve davacı ...'in çocukları...in ölümü nedeniyle hükmedilen 30.000,00'er TL manevi tazminatın yaşanan ve yaşanacak acı ve ızdırap karşısında bir miktar az olduğu gerekçesiyle davalıların ve davacılardan ...'nın istinaf istemlerinin esastan reddine, davacılar ... ve ... vekilinin bu davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarına yönelen istinaf istemlerinin kabulüyle İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davacı ...'nın kendi yaralanmasından dolayı açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın 10.01.2017 dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'nın, ...'in ölümünden dolayı açtığı manevi tazminat davasının kısmen …
… teni olduğu yolcu otobüsünün seyir halinde iken sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yoldan çıkarak dağa çarptığı, 28.05.2016 tarihinde meydana gelen «trafik kazası» sonucu araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacı ...'nın yaralandığı, davacı ...'nın eşi, diğer davacıların çocukları olan...in vefat ettiği belirtilerek davacı ...'nın yaralanmasından dolayı 25.000,00 TL manevi tazminatın, eşi...in ölümünden dolayı 500.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... ve ... için 250.000,00'er TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… lması sebebiyle ceza yargılamasının beklenmesine gerek olmadığı, davalı sürücünün davalı iş yerinde şoför olarak çalışıyor olması sebebiyle diğer davalı şirketin de «kusura» ortak olduğu, kazanın meydana gelmesinde müteveffanın kusurunun bulunmadığı, kazada eşini ve çocuklarını kaybeden davacıların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ( …
Benzer bu kararda… n, davalı ... firması tarafından temin edilen, diğer davalı ...'a ait, davalı ...'nun sürücüsü olduğu araçta yolcu olarak bulunduğu sırada meydana gelen tek taraflı «trafik kazası» neticesinde ...'ın vefat ettiğini, ... ile ...'ın ise yaralandığını, diğer müvekkillerinin, kazada ölen ...'ün anne, baba ve kardeşi olduklarını, kazanın meydana gelmesinde otobüs sürücüsünün tam kusurlu bulunduğunu, müvekkillerinin maddi ve manevi zararlarından davalıların sorumlu olduklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere müvekkili...'ın eşinin ölümü nedeniyle 1.000,00 TL destekten yoksun kalma, 100.000,00 TL manevi, kendi yaralanması nedeniyle 500,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi, davacı ...'ın annesinin ölümü nedeniyle 1.000,00 destekten yoksun kalma, 100.000,00 TL manevi, kendi yaralanması nedeniyle 10.000,00 TL manevi, davacılar anne baba için ayrı ayrı 500,00 TL destekten yoksun kalma ve davacılar anne, baba ve kardeş için ayrı ayrı 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında «maddi tazminat» taleplerini «ıslah» etmiştir.
… nucu ...'ın vefat ettiği, davacılar... ile ...'ın yaralandığı, kazanın oluşumunda sürücü...'un % 100 oranında kusurlu olduğu, davacılardan ...'ın maluliyetten doğan «maddi tazminat» alacağının 22.113,88 TL, ...'ın «destekten yoksun kalma tazminatından» alacağının 324.077,40 TL, ...'ın destekten yoksun kalma tazminatından alacağının 29.688,88 TL, ...'nun destekten yoksun kalma tazminatından alacağının 55.472,04 TL, ...'nun destekten yoksun kalma tazminatından alacağının 58.098,46 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafın «ıslah» dilekçesi doğrultusunda ...'ın vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerektiği, ... ...'ın genç yaşta vefatı sebebiyle davacı yakınlarının derin üzüntü, acı ve ızdırap duydukları, manevi zarara uğradıkları gerekçesiyle, manevi zararlarının bir nebze olsun giderilmesini teminen manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, davalı şirketlerin ekonomik ve sosyal durumlarının iyi olması, olayın oluş şekli, olay tarihi, davalı sürücü ...'nun tam kusurlu olması, davacılar ile müteveffanın yakınlık derecesi, davacılarda meydana gelen manevi zararın ağırlığı, paranın satın alma gücü ve «hakkaniyet» ilkesi dikkate alınarak manevi tazminata hükmedildiği gerekçesiyle ...'ın vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talebi yönünden açılan davanın kabulü ile davacı ... yönünden toplam 324.077,40 TL'nin, davacı ... yönünden toplam 29.688,88 TL'nin, davacı ... yönünden toplam 55.472,04 TL'nin, davacı ... yönünden toplam 58.098,66 TL'nin kaza tarihi olan 17.07.2016 tarihinden işleyecek «yasal faizi» ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya ödenmesine, ...'ın maluliyeti nedeni ile maddi tazminat talebinin kabulü ile toplam 22.113,88 TL'nin 17 …
… usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, her ne kadar davalı ... tarafından, maliki olduğu aracın uzun süreli olarak kiralandığı ve bu nedenle kendisine «husumet» düşmediği savunulmuş ise de dosyaya sunulan sözleşmenin, uzun süreli araç «kira sözleşmesi» niteliğinde olmadığı, anılan davalının «işleten sıfatının» devam ettiği, nitekim araç sürücüsünün de davalı malikin çalışanı olduğu, bu nedenle husumet savunmasının yerinde bulunmadığı, davacı ...'ın yaralanması nedeniyle isteyebileceği «maddi tazminat» ile davacı ... dışındaki davacıların, ...'ın vefatı nedeniyle isteyebilecekleri «destekten yoksun kalma tazminatının» usulünce hesaplandığı, kazada ölen ...'ün maaşının ispat edildiği ve bu maaşın asgari ücretin üzerinde olduğu, öte yandan ölenin anne ve babasının, ölenden destek aldıklarını ayrıca ispat etmelerine gerek bulunmadığı, ölenin kardeşi yönünden ise zaten destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmediği, zorunlu koltuk sigortası kapsamında yapılan ödemenin «mahsup» edilmemesinde de bir isabetsizlik olmadığı, bunun dışında kalan sigorta ödemelerin ise davacıların isteyebilecekleri tazminattan mahsup edildiği, kazanın meydana gelmesindeki tüm «kusurun», araç sürücüsünde olduğunun dosya kapsamındaki raporlarda açıklandığı, bunun dışında davacılar... ve ... ile kazada ölen ...'ün emniyet kemerlerini takmadıklarına ilişkin bir tespitin dosya kapsamında yer almadığı, mahkemece takdir edilen manevi tazminatların da somut olayın özelliklerine ve «hakkaniyete» uygun bulunduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işleten sıfatı · destekten yoksun kalma tazminatı · husumet itirazı · kira sözleşmesi · acentelik · hakkaniyet · mahsup · ıslah
Benzer bu kararda… usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, her ne kadar davalı ... tarafından, maliki olduğu aracın uzun süreli olarak kiralandığı ve bu nedenle kendisine «husumet» düşmediği savunulmuş ise de dosyaya sunulan sözleşmenin, uzun süreli araç «kira sözleşmesi» niteliğinde olmadığı, anılan davalının «işleten sıfatının» devam ettiği, nitekim araç sürücüsünün de davalı malikin çalışanı olduğu, bu nedenle husumet savunmasının yerinde bulunmadığı, davacı ...'ın yaralanması nedeniyle isteyebileceği «maddi tazminat» ile davacı ... dışındaki davacıların, ...'ın vefatı nedeniyle isteyebilecekleri «destekten yoksun kalma tazminatının» usulünce hesaplandığı, kazada ölen ...'ün maaşının ispat edildiği ve bu maaşın asgari ücretin üzerinde olduğu, öte yandan ölenin anne ve babasının, ölenden destek aldıklarını ayrıca ispat etmelerine gerek bulunmadığı, ölenin kardeşi yönünden ise zaten destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmediği, zorunlu koltuk sigortası kapsamında yapılan ödemenin «mahsup» edilmemesinde de bir isabetsizlik olmadığı, bunun dışında kalan sigorta ödemelerin ise davacıların isteyebilecekleri tazminattan mahsup edildiği, kazanın meydana gelmesindeki tüm «kusurun», araç sürücüsünde olduğunun dosya kapsamındaki raporlarda açıklandığı, bunun dışında davacılar... ve ... ile kazada ölen ...'ün emniyet kemerlerini takmadıklarına ilişkin bir tespitin dosya kapsamında yer almadığı, mahkemece takdir edilen manevi tazminatların da somut olayın özelliklerine ve «hakkaniyete» uygun bulunduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
… nucu ...'ın vefat ettiği, davacılar... ile ...'ın yaralandığı, kazanın oluşumunda sürücü...'un % 100 oranında kusurlu olduğu, davacılardan ...'ın maluliyetten doğan «maddi tazminat» alacağının 22.113,88 TL, ...'ın «destekten yoksun kalma tazminatından» alacağının 324.077,40 TL, ...'ın destekten yoksun kalma tazminatından alacağının 29.688,88 TL, ...'nun destekten yoksun kalma tazminatından alacağının 55.472,04 TL, ...'nun destekten yoksun kalma tazminatından alacağının 58.098,46 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafın «ıslah» dilekçesi doğrultusunda ...'ın vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerektiği, ... ...'ın genç yaşta vefatı sebebiyle davacı yakınlarının derin üzüntü, acı ve ızdırap duydukları, manevi zarara uğradıkları gerekçesiyle, manevi zararlarının bir nebze olsun giderilmesini teminen manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, davalı şirketlerin ekonomik ve sosyal durumlarının iyi olması, olayın oluş şekli, olay tarihi, davalı sürücü ...'nun tam kusurlu olması, davacılar ile müteveffanın yakınlık derecesi, davacılarda meydana gelen manevi zararın ağırlığı, paranın satın alma gücü ve «hakkaniyet» ilkesi dikkate alınarak manevi tazminata hükmedildiği gerekçesiyle ...'ın vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talebi yönünden açılan davanın kabulü ile davacı ... yönünden toplam 324.077,40 TL'nin, davacı ... yönünden toplam 29.688,88 TL'nin, davacı ... yönünden toplam 55.472,04 TL'nin, davacı ... yönünden toplam 58.098,66 TL'nin kaza tarihi olan 17.07.2016 tarihinden işleyecek «yasal faizi» ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya ödenmesine, ...'ın maluliyeti nedeni ile maddi tazminat talebinin kabulü ile toplam 22.113,88 TL'nin 17 …
… verildiğini, müteveffanın asgari ücretli bir işçi olmasına rağmen tazminat hesabının hatalı olarak asgari ücretin 1,2198 katı üzerinden yapıldığını, yerel mahkemece «husumet itirazlarının» dikkate alınmadığını, kazanın meydana geldiği aracın müvekkili tarafından diğer davalı Şirkete uzun süreli olarak kiraya verildiğini, meydana gelen olayda karayollarının bakım sorumluluğu ihmal edilerek tüm sorumluluğun sürücüye yüklendiğini, olayın meydana geldiği yolun asfaltı sıcaktan eridiğini ve yapısının bozulduğunu, yolcuların emniyet kemeri takmayarak yaptıkları kural ihlalinin göz ardı edildiğini, hükmedilen manevi tazminatın «hakkaniyete» aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… n, davalı ... firması tarafından temin edilen, diğer davalı ...'a ait, davalı ...'nun sürücüsü olduğu araçta yolcu olarak bulunduğu sırada meydana gelen tek taraflı «trafik kazası» neticesinde ...'ın vefat ettiğini, ... ile ...'ın ise yaralandığını, diğer müvekkillerinin, kazada ölen ...'ün anne, baba ve kardeşi olduklarını, kazanın meydana gelmesinde otobüs sürücüsünün tam kusurlu bulunduğunu, müvekkillerinin maddi ve manevi zararlarından davalıların sorumlu olduklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere müvekkili...'ın eşinin ölümü nedeniyle 1.000,00 TL destekten yoksun kalma, 100.000,00 TL manevi, kendi yaralanması nedeniyle 500,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi, davacı ...'ın annesinin ölümü nedeniyle 1.000,00 destekten yoksun kalma, 100.000,00 TL manevi, kendi yaralanması nedeniyle 10.000,00 TL manevi, davacılar anne baba için ayrı ayrı 500,00 TL destekten yoksun kalma ve davacılar anne, baba ve kardeş için ayrı ayrı 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında «maddi tazminat» taleplerini «ıslah» etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2807 E. 2014/20299 K.
Ortak:trafik kazası · kusur oranı · müteselsil sorumluluk · mirasçılık · yasal faiz · kusur
İncelediğiniz kararda… liye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 914 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «taşıyıcının» taşıma sırasında yolcuların kaza nedeni ile yaralanması veya ölümü halinde her türlü zararı karşılayacağı, 6098 sayılı Kanun'un 49 uncu maddesi gereği kasten veya taksirle başkasına zarar verenin bu zararı gidermekle yükümlü olduğu, bedensel zarara uğrayanların 6098 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince manevi tazminat isteme hakkı olduğu, 56 ncı maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise «haksız fiilde» ölüm halinde ölenin yakınlarının manevi tazminat isteyebileceği, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 85 inci maddesi gereği motorlu araç işleteni ile birlikte aracı bilet satmak suretiyle taşımacılıkta kullanan teşebbüsün doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olduğu, davalı ...'in sürücüsü ve davalı şirketin işleteni olduğu yolcu otobüsünün karıştığı «trafik kazası» sonucu araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacı ...'nın yaralandığı, davacı ...'nın eşi ve diğer davacıların müşterek çocukları olan...in vefat ettiği, 6098 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesine göre hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir tutarın adalete uygun olması gerektiği, 2918 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca, işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin «kusuru» bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir «üçüncü kişinin» ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse «sorumluluktan kurtulur», somut olayda, otobüs sürücüsünün kusuru bulunduğu gibi, trafik kazasının mücbir bir sebepten ve şoför dışında üçüncü bir kişinin ağır kusurundan kaynaklanmadığı dikkate alındığında davalı şirketin sorumluluk koşullarının oluşmadığına yönelik istinaf talebinin yerinde olmadığı, davalı otobüs sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu sebebiyet verdiği kazada tam kusurlu olduğu, davalı sürücünün zarara kusurlu hareketi ile doğrudan sebebiyet vermesinden dolayı, davalı şirketin ise hem taşıyıcı hem de otobüsün işleteni olmasından dolayı doğan zararlardan sorumlu oldukları, manevi zarar belirlenirken «müterafık kusur» nedeniyle oransal bir indirim yapılamayacağı, davalı tarafından da araç içerisindeki yolculara emniyet kemerlerini takmaları konusunda etkin bir uyarıda bulunma sorumluluğunun yerine getirilmediği, olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, davacı ...'nın yaralanma derecesi, hak ve nesafet kaideleri birlikte yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesince davacı ... yararına kendi yaralanmasından dolayı 5.000,00 TL manevi tazminat, eşi...in ölümünden dolayı 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi ulaşılmak istenilen manevi tatmin için yeterli olduğu, ancak aynı nedenlerden dolayı davacı ... ve davacı ...'in çocukları...in ölümü nedeniyle hükmedilen 30.000,00'er TL manevi tazminatın yaşanan ve yaşanacak acı ve ızdırap karşısında bir miktar az olduğu gerekçesiyle davalıların ve davacılardan ...'nın istinaf istemlerinin esastan reddine, davacılar ... ve ... vekilinin bu davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarına yönelen istinaf istemlerinin kabulüyle İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davacı ...'nın kendi yaralanmasından dolayı açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın 10.01.2017 dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'nın, ...'in ölümünden dolayı açtığı manevi tazminat davasının kısmen …
… teni olduğu yolcu otobüsünün seyir halinde iken sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yoldan çıkarak dağa çarptığı, 28.05.2016 tarihinde meydana gelen «trafik kazası» sonucu araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacı ...'nın yaralandığı, davacı ...'nın eşi, diğer davacıların çocukları olan...in vefat ettiği belirtilerek davacı ...'nın yaralanmasından dolayı 25.000,00 TL manevi tazminatın, eşi...in ölümünden dolayı 500.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... ve ... için 250.000,00'er TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, araçta davalı şirket tarafından giderilmeyen eksiklikler, davalı şirketin ihmali ve müteveffanın emniyet kemerini takmaması «sebebi» ile bilançosu ağırlaşan kazadan dolayı müvekkilinin tek başına kusurlu görülemeyeceğini, kaza olmaması için gerekli önlemleri alma sorumluluğunun davalı şirkette olduğunu, müvekkilinin, istememesine rağmen tek şöför olarak yola çıkarıldığını, eskiyen lastiğin değiştirilmediğini, emniyet kemerini anonsa rağmen takmayan davacıların talepleri değerlendirilirken bu hususun dikkate alınmadığını, ceza davasının sonucunun taleplerine rağmen beklenmediğini, müvekkilinin sosyo ekonomik durumu dikkate alındığında hükmedilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, aynı kaza sebebi ile devam eden diğer davalarda alınan bilirkişi raporlarında müvekkili hakkında belirlenen «kusur oranının» dikkate alınmadığını, dosyanın bilirkişiye gönderilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemişti …
Benzer bu kararda… sürücünün Adli Tıp Kurumu raporuyla sabit olduğu şekilde tam kusurlu olduğu, kaza sırasında otobüste bulunan davacılar yakınlarının öldüğü, davacıların talep ettiği «maddi tazminat» taleplerinin «müteselsil sorumlu sigorta» şirketlerince ödendiği, bu durumda davacıların maddi tazminat talebinin reddi gerektiği, olay nedeniyle davacıların manevi zarara uğradıkları, bu nedenle olayın oluş biçimi, davalı sürücünün «kusur oranı» ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları göz önüne alınarak davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulü gerektiği sonucuna varılarak, asıl dava ve birleştirilen 2006/347 Esas sayılı dava yönünden, N..D.. «mirasçıları» M.. ve N..D..i'nin maddi tazminat talepleri ile M..
B..'ın «maddi tazminat» talebinin kabulü ile 3.045,65 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline, bu tazminatın 250,00 TL'si için dava tarihinden, «ıslah» edilen 2.795,65 TL için ıslah tarihi olan 23.02.2011 tarihinden itibaren «yasal faiz» yürütülmesine, davacılar E..ve A..'nin yaralanmaları sebebiyle talep etmiş oldukları manevi tazminatın kısmen kabulü ile 2.000,00'er TL manevi tazminatın dava tari …
M..K..«mirasçıları» ile E..
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk sigortası · vekalet ücreti takdiri · feragat · ıslah · terkin · maddi tazminat · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaB..'ın «maddi tazminat» talebini atiye «terk» etmiş olduğunda bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına», davacı A..
B..'ın «maddi tazminat» istemini atiye «terk» etmiş olduğundan bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına», davacı M..
… sürücünün Adli Tıp Kurumu raporuyla sabit olduğu şekilde tam kusurlu olduğu, kaza sırasında otobüste bulunan davacılar yakınlarının öldüğü, davacıların talep ettiği «maddi tazminat» taleplerinin «müteselsil sorumlu sigorta» şirketlerince ödendiği, bu durumda davacıların maddi tazminat talebinin reddi gerektiği, olay nedeniyle davacıların manevi zarara uğradıkları, bu nedenle olayın oluş biçimi, davalı sürücünün «kusur oranı» ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları göz önüne alınarak davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulü gerektiği sonucuna varılarak, asıl dava ve birleştirilen 2006/347 Esas sayılı dava yönünden, N..D.. «mirasçıları» M.. ve N..D..i'nin maddi tazminat talepleri ile M..
B..'ın «maddi tazminat» talebinin kabulü ile 3.045,65 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline, bu tazminatın 250,00 TL'si için dava tarihinden, «ıslah» edilen 2.795,65 TL için ıslah tarihi olan 23.02.2011 tarihinden itibaren «yasal faiz» yürütülmesine, davacılar E..ve A..'nin yaralanmaları sebebiyle talep etmiş oldukları manevi tazminatın kısmen kabulü ile 2.000,00'er TL manevi tazminatın dava tari …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/797 E. , 2023/4077 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1963 Esas, 2021/1468 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Antalya 2. Tüketici Mahkemesi
SAYISI 2017/405 E., 2020/540 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraflar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Somut uyuşmazlıkta, muris...in vefatından dolayı her bir davacı davalılardan manevi tazminat talep etmiş olup, Mahkemece, davacı ... lehine toplam 55.000,00 TL, davacı ... lehine 50.000,00 TL, davacı ... lehine 50.000,00 TL tazminata hükmedilmiştir. Her bir davacının talebi bağımsız dava niteliğinde olup her bir davacı yönünden davalılar aleyhine hükmedilen miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kalmaktadır.
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Davacılar vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı ...'in sürücü, diğer davalı şirketin işleteni olduğu yolcu otobüsünün seyir halinde iken sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yoldan çıkarak dağa çarptığı, 28.05.2016 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacı ...'nın yaralandığı, davacı ...'nın eşi, diğer davacıların çocukları olan...in vefat ettiği belirtilerek davacı ...'nın yaralanmasından dolayı 25.000,00 TL manevi tazminatın, eşi...in ölümünden dolayı 500.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... ve ... için 250.000,00'er TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin herhangi bir kusurunun olmadığını, asıl sorumluların emniyet kemeri takmayan müteveffa yolcu, kazaya karışan diğer araç ve yıpranmış lastiği söylenmesine rağmen değiştirmeyen, otobüse tek şöför veren diğer davalı şirket olduğunu, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı şirket süresinde cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirkete ait otobüsün, diğer davalı ... yönetiminde iken 29.05.2016 tarihinde tek taraflı kaza yaparak devrildiği, ...'le birlikte birden fazla kişinin öldüğü, davacı ... ...in müteveffa...in eşi ve diğer davacıların...in annesi ve babası olduğu, kazayla ilgili ceza yargılamasının Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/242 E. sayılı dosyasında yürütüldüğü, Yargıtayda olduğu, İlk Derece Mahkemesince, davalı sürücünün iki kişinin ölümü ve birden fazla kişinin yaralanmasına sebep olma suçundan hapis cezası aldığı, istinaf kararında sürücünün eyleminin bilinçli taksir koşulları içinde gerçekleştiğinin kabulü ile cezanın arttırıldığı, her ne kadar hüküm kesinleşmemiş olsa da sürücünün kusurunun sabit olması sebebiyle ceza yargılamasının beklenmesine gerek olmadığı, davalı sürücünün davalı iş yerinde şoför olarak çalışıyor olması sebebiyle diğer davalı şirketin de kusura ortak olduğu, kazanın meydana gelmesinde müteveffanın kusurunun bulunmadığı, kazada eşini ve çocuklarını kaybeden davacıların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca her iki davalıdan manevi tazminat talebinde bulunabilecekleri, davacı ...
...in kazada kendisinin de yaralanmış olması sebebiyle 6098 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca manevi tazminat talep edebileceği, manevi tazminatın amacının, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza sebebiyle davacıların yaşadığı acı, elem ve sıkıntılar, müteveffa ile davacı ... ...in balayına giderken bu kazanın meydana gelmiş olması, henüz bir yıllık evli olmaları, ...in yaralanmasının derecesi ve sadece omuzunda hassasiyet oluşmuş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde eş ...in eşinin ölümünden dolayı 50.000,00 TL, kendi yaralanmasından dolayı 5.000,00 TL olmak üzere toplam 55.000,00 TL, müteveffanın babası davacı ...'in 30.000,00 TL, müteveffanın annesi davacı ...'in 30.000,00 TL manevi tazminat talep edebilecekleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin yaşadığı üzüntü sebebiyle, hükmedilen tazminat miktarlarının düşük olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesin kararının kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, araçta davalı şirket tarafından giderilmeyen eksiklikler, davalı şirketin ihmali ve müteveffanın emniyet kemerini takmaması sebebi ile bilançosu ağırlaşan kazadan dolayı müvekkilinin tek başına kusurlu görülemeyeceğini, kaza olmaması için gerekli önlemleri alma sorumluluğunun davalı şirkette olduğunu, müvekkilinin, istememesine rağmen tek şöför olarak yola çıkarıldığını, eskiyen lastiğin değiştirilmediğini, emniyet kemerini anonsa rağmen takmayan davacıların talepleri değerlendirilirken bu hususun dikkate alınmadığını, ceza davasının sonucunun taleplerine rağmen beklenmediğini, müvekkilinin sosyo ekonomik durumu dikkate alındığında hükmedilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, aynı kaza sebebi ile devam eden diğer davalarda alınan bilirkişi raporlarında müvekkili hakkında belirlenen kusur oranının dikkate alınmadığını, dosyanın bilirkişiye gönderilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3. Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin herhangi bir kusurunun olmadığını, kazanın gerçekleşmemesi için her türlü önlemi aldığını, ceza mahkemesince alınan bilirkişi raporunda kazanın teknik bir kusurdan kaynaklanmadığının, sürücünün kontrolsüz manevrasından kaynaklandığının belirtildiğini, araç işleten-adam çalıştıran konumunda olan müvekkilinin manevi tazminat sorumluluğunun olmadığını, tazminat için gerekli illiyet bağının olmadığını, bu sebeple kusursuz sorumluluklarının da olmadığını, diğer davalının ağır kusurunun müvekkilinin sorumluluğu açısından illiyet bağını kestiğini, aksi kabul edilse dahi tazminatın tespitinde müterafik kusurun dikkate alınması gerektiğini, zarar talep edebileceklerin mirasçılık durumuna göre değil fiili yakınlığa göre ele alınması gerektiğini, davacılar taleplerinin zaman aşımına uğradığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 914 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca taşıyıcının taşıma sırasında yolcuların kaza nedeni ile yaralanması veya ölümü halinde her türlü zararı karşılayacağı, 6098 sayılı Kanun'un 49 uncu maddesi gereği kasten veya taksirle başkasına zarar verenin bu zararı gidermekle yükümlü olduğu, bedensel zarara uğrayanların 6098 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince manevi tazminat isteme hakkı olduğu, 56 ncı maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise haksız fiilde ölüm halinde ölenin yakınlarının manevi tazminat isteyebileceği, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 85 inci maddesi gereği motorlu araç işleteni ile birlikte aracı bilet satmak suretiyle taşımacılıkta kullanan teşebbüsün doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, davalı ...'in sürücüsü ve davalı şirketin işleteni olduğu yolcu otobüsünün karıştığı trafik kazası sonucu araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacı ...'nın yaralandığı, davacı ...'nın eşi ve diğer davacıların müşterek çocukları olan...in vefat ettiği, 6098 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesine göre hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir tutarın adalete uygun olması gerektiği, 2918 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca, işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur, somut olayda, otobüs sürücüsünün kusuru bulunduğu gibi, trafik kazasının mücbir bir sebepten ve şoför dışında üçüncü bir kişinin ağır kusurundan kaynaklanmadığı dikkate alındığında davalı şirketin sorumluluk koşullarının oluşmadığına yönelik istinaf talebinin yerinde olmadığı, davalı otobüs sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu sebebiyet verdiği kazada tam kusurlu olduğu, davalı sürücünün zarara kusurlu hareketi ile doğrudan sebebiyet vermesinden dolayı, davalı şirketin ise hem taşıyıcı hem de otobüsün işleteni olmasından dolayı doğan zararlardan sorumlu oldukları, manevi zarar belirlenirken müterafık kusur nedeniyle oransal bir indirim yapılamayacağı, davalı tarafından da araç içerisindeki yolculara emniyet kemerlerini takmaları konusunda etkin bir uyarıda bulunma sorumluluğunun yerine getirilmediği, olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, davacı ...'nın yaralanma derecesi, hak ve nesafet kaideleri birlikte yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesince davacı ...
yararına kendi yaralanmasından dolayı 5.000,00 TL manevi tazminat, eşi...in ölümünden dolayı 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi ulaşılmak istenilen manevi tatmin için yeterli olduğu, ancak aynı nedenlerden dolayı davacı ... ve davacı ...'in çocukları...in ölümü nedeniyle hükmedilen 30.000,00'er TL manevi tazminatın yaşanan ve yaşanacak acı ve ızdırap karşısında bir miktar az olduğu gerekçesiyle davalıların ve davacılardan ...'nın istinaf istemlerinin esastan reddine, davacılar ... ve ... vekilinin bu davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarına yönelen istinaf istemlerinin kabulüyle İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davacı ...'nın kendi yaralanmasından dolayı açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın 10.01.2017 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'nın, ...'in ölümünden dolayı açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın 10.01.2017 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'in, oğlu...in ölümünden dolayı açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın 10.01.2017 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'in, oğlu...in ölümünden dolayı açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın 10.01.2017 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adilye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, yolcu taşıması sırasında meydana gelen trafik kazasına bağlı yaralanma ve ölüm nedeni ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 110, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 914 üncü maddesinin ikinci fıkrası.
3. 6098 sayılı Kanun'un 49 uncu, ve 56 ncı maddeleri.
4. 2918 sayılı Kanun'un 85 inci ve 86 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
A. Davalılar Temyizi Yönünden;
Davalılar vekillerinin temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE,
B. Davacılar Temyizi Yönünden;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalılara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/966316600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz