Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3531 E. 2023/5065 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': 'beş yıllık', 'kanun': ['6102/-7', '6102/7']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
somut norm denetimi↗ anayasa mahkemesi iptal kararı↗ münfesihlik↗ re'sen terkin↗ ihya davası↗ hukuki menfaat↗ şirketin tasfiyesi↗ şirketin ihyası↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ vekâlet ücreti↗ sicilden terkin↗ derdestlik↗ ihya↗ hak düşürücü süre↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ ek tasfiye↗ terkin↗ dosya masrafı↗ cy/cy kaydı↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/941E., 2020/722K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ihyası talep edilen şirket hakkında Adana 2. İş Mahkemesinin 2016/152 E. sayılı dosyasından dava açıldığını, yargılama aşamasında ihyası talep edilen şirkete tebligat yapılması gerektiğinden şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ihyası istenen şirketin Adana Ticaret Sicil Müdürlüğünde 44720 sicil numarası ile kayıtlı olduğunu, şirketin tasfiyesinin 13.10.2014 tarihinde sonlandığını ve terkin işleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi uyarınca gerçekleştiğini belirterek davanın reddi ile yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasını istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenen şirketin 13.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'sen silindiği ve eldeki davanın beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 20.12.2019 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Adana 2. İş Mahkemesinin 2016/152 E. sayılı dosyasında iş kazası nedeniyle müvekkili kurum tarafından sigortalıya peşin sermaye değerli gelir tedavi ve ilaç masrafı yapıldığını, müvekkili kurum zararının giderilmesi için iş kazasından dolayı ihyası istenilen şirketin sorumlu olduğundan işbu davanın açılmasında hukuki yararının bulunduğunu, şirketin re’sen terkin edildiğinin dava aşamasında öğrenildiğini, hak düşürücü sürenin bu tarihten itibaren başlaması gerektiğini, açılan davanın ek tasfiye niteliğinde olduğunu, müvekkili kurumun kazanılmış hakkının bulunduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenilen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca 13.10.2014 tarihi itibarıyla terkin edildiği, işbu ihya davasının 20.12.2019 tarihinde açıldığı, anılan maddenin 15 inci bendine göre ihya davası açma süresi 5 yıl olduğu, ihyası istenen şirketin sicil kaydının 13.10.2014 tarihinde re'sen silindiği, davanın ise 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 20.12.2019 tarihinde açıldığı anlaşıldığı, mahkemece hak düşürücü süre dolduktan sonra açılan davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10.05.2022 tarih, 2022/2189 E ve 2022/3693 K. sayılı ilamının da bu yönde olduğu, gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca resen sicilden terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine istinaden münfesih olmasına veya sayılmasına karşın tasfiye edilmeyerek ticaret sicili kayıtlarından terkin edilmeyen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyelerine ve sicilden terkinine ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, böylece bu şirketler ile kooperatiflerin varlıklarını şeklen sürdürmelerinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bu çerçevede münfesih olan veya sayılan şirketler ile kooperatiflerin anılan genel hükümlere nazaran kolaylaştırılmış bir usulde tasfiye edilerek unvanlarının sicilden silinmesine ve bunun mümkün olmaması hâlinde ise unvanlarının sicilden resen silinmesine yönelik düzenlemeler yapılmıştır.
6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin on beşinci bendi kapsamında ilgili ticaret sicilinden resen silinen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin ek tasfiyesi yani uygulamadaki deyimi ile “ihyası” meselesi de düzenlenmiş olup, anonim ve limited ortaklıklar ile kooperatiflerin resen sicilden silinmesinden sonra alacaklılar veya hukuki menfaatleri bulunan kişiler, haklı sebeplerin (dava açma, icra takibinde bulunma vs.) bulunması halinde ilgili anonim veya limited ortaklıklar ile kooperatiflerin ek tasfiyesini asliye ticaret mahkemesinden talepte bulunabilirler. Aynı maddenin on beşinci fıkrasının beşinci cümlesinde ise “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir” düzenlemesine yer verilmiştir. Ancak, Anayasa Mahkemesi somut norm denetimi sonucunda 22.06.2023 tarihli, 2023/33 E. ve 2023/117 K. sayılı iptal kararı ile ortaklığın veya kooperatiflerin ek tasfiyesinin, tasfiyesi istenilen ortaklıklar ya da kooperatiflerin sicilden terkin edildiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde talep edilebileceğini içeren 13.1.2011 tarihli ve 6102 sayılı Kanun’a 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38 inci maddesiyle eklenen geçici 7 nci maddenin (15) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde...” ibaresinin Anayasamızın 35 ve 40 ıncı maddelerine aykırılığı dolasıyla iptaline karar vermiştir. Söz konusu iptal kararı Resmi Gazetenin 15.09.2023 tarihli, 32310 sayı ile yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir.
Bu itibarla Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrasında; “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak (…) mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir” hükmü gereğince Anayasa Mahkemesi kararlarının derdest davalara derhal uygulanacağı nazara alınarak bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6903 E. 2024/93 K.
Ortak:somut norm denetimi · münfesihlik · ihya davası · hukuki menfaat · şirketin ihyası · sicilden terkin · derdestlik · ihya · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca resen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenilen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca 13.10.2014 tarihi itibarıyla «terkin» edildiği, işbu ihya davasının 20.12.2019 tarihinde açıldığı, anılan maddenin 15 inci bendine göre «ihya davası» açma süresi 5 yıl olduğu, ihyası istenen şirketin sicil «kaydının» 13.10.2014 tarihinde re'sen silindiği, davanın ise 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 20.12.2019 tarihinde açıldığı anlaşıldığı, mahkemece hak düşürücü süre dolduktan sonra açılan davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu, Yarg …
Benzer bu karardaA.Ş.'nin «sicilden terkin» edildiğinin öğrenildiğini, mahkemece bu «şirketin ihyası» için dava açmak üzere tarafına «mehil» verildiğini ileri sürerek şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin 04.11.2015 tarihinde sicilden resen silindiği, «terkin» edilen şirket hakkında «derdest» bir dava bulunduğuna dair bir bilgiye ve belgeye rastlanmadığı, terkin edilen şirketin, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca, yasal düzenlemeler gereği aralıksız olarak «son» 5 yılına ait «olağan genel kurul» toplantılarını yapmamasından kaynaklanan yasal «sebebe» dayanarak terkin işlemi gerçekleştirildiği, aynı Kanun maddesinin 4/a hükmü gereği şirket yetkilisi adına şirketin sicildeki kayıtlı adresine ihtarlı «tebligat» çıkarıldığı ve «ihtarın» Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanmasına rağmen, terkin edilen şirket ve yetkilileri tarafından terkine yönelik olarak bir bildirimde bulunulmadığı, terkin işleminin usulüne uygun olarak yerine getirildiği, beş yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanması gerektiği, ihyası talep edilen şirketin 04.11.2015 tarihinde «ticaret sicilinden terkin» edildiği, mahkemedeki ihya davasının düzenlenen beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 21.03.2023 tarihinde açıldığı, bu davanın dayanağı olan İzmir 9.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet tespiti davası · ek mehil · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · olağanüstü genel kurul · tespit davası · ihtar · ilan
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin 04.11.2015 tarihinde sicilden resen silindiği, «terkin» edilen şirket hakkında «derdest» bir dava bulunduğuna dair bir bilgiye ve belgeye rastlanmadığı, terkin edilen şirketin, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca, yasal düzenlemeler gereği aralıksız olarak «son» 5 yılına ait «olağan genel kurul» toplantılarını yapmamasından kaynaklanan yasal «sebebe» dayanarak terkin işlemi gerçekleştirildiği, aynı Kanun maddesinin 4/a hükmü gereği şirket yetkilisi adına şirketin sicildeki kayıtlı adresine ihtarlı «tebligat» çıkarıldığı ve «ihtarın» Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanmasına rağmen, terkin edilen şirket ve yetkilileri tarafından terkine yönelik olarak bir bildirimde bulunulmadığı, terkin işleminin usulüne uygun olarak yerine getirildiği, beş yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanması gerektiği, ihyası talep edilen şirketin 04.11.2015 tarihinde «ticaret sicilinden terkin» edildiği, mahkemedeki ihya davasının düzenlenen beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 21.03.2023 tarihinde açıldığı, bu davanın dayanağı olan İzmir 9.
İş Mahkemesindeki hizmet tespiti davasının dava dışı şirketin «son» «terkin» işlemlerinin yapılıp ticaret sicilinden «ilan» edildiği, 04.11.2015 tarihinde 5 yıl geçtikten sonra açıldığının ... olduğu, eldeki davanın ise 21.03.2023 tarihinde açıldığı, bu durumda «ihyası» istenen şirketin sicilden terkininin ilanından sonra ilk 5 yılda açılmış bir «hizmet tespiti davası» ya da ihya davasının bulunmadığı, aynı Kanun'un geçici yedinci maddesinin 15 ... fıkrası uyarınca sicilden silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde «ihya davası» açılması gerekirken «hak düşürücü süre» aşılarak 21.03.2023 tarihinde ihya davasının açılmış olduğu, yasanın amir hükmü uyarınca davacının hak düşürücü süre içinde ihya davası açmadığından davanın reddin …
A.Ş.'nin «sicilden terkin» edildiğinin öğrenildiğini, mahkemece bu «şirketin ihyası» için dava açmak üzere tarafına «mehil» verildiğini ileri sürerek şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle yasal süresi içinde açılmayan davanın süre yönünden reddine ve müvekkilinin «yasal hasım» olup davanın açılmasına sebebiyet verilmediğinden «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6697 E. 2024/47 K.
Ortak:somut norm denetimi · münfesihlik · re'sen terkin · ihya davası · hukuki menfaat · şirketin tasfiyesi · şirketin ihyası · sicilden terkin · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca resen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Ancak, Anayasa Mahkemesi «somut norm denetimi» sonucunda 22.06.2023 tarihli, 2023/33 E. ve 2023/117 K. sayılı iptal kararı ile ortaklığın veya kooperatiflerin ek tasfiyesinin, tasfiyesi istenilen ortaklıklar ya da kooperatiflerin «sicilden terkin» edildiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde talep edilebileceğini içeren 13.1.2011 tarihli ve 6102 sayılı Kanun’a 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38 i …
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaŞti'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 15.04.2014 tarihinde «münfesih» olarak Ticaret Sicili'nden «terk» olunduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrası «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, eldeki davanın ise «ihyası» istenen şirketin sicilden re'«sen terkin» edildiği 15.04.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 21.06.2021 tarihinde açıldığı, şu halde davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolmuş olduğundan davanın hak düşürücü süre …
İş Mahkemesi’nde görülen 2019/205 E. sayılı «tespit davası» kapsamında 01.06.2021 tarihli celsede mahkemece taraflarına «ihya davası» açma yetkisi ve süresi verildiğini, şirketin ticaret sicilinden resen terkinini «makul süre» içinde öğrenilememiş olması dolayısı ile süreyi takip etmelerinin mümkün olmaması gerekse söz konusu «şirketin tasfiyesinin» olağan usuller uygun olarak yapılmamış olması dolayısı ile davanın ve müvekkilinin haklılığının ortaya çıkacağını, şirketin «ticaret sicilinden terkini» yapılırken kanunun belirlemiş olduğu usule uygun hareket edilmemesi dolayısıyla «şirketin ihyası» gerekirken «hak düşürücü süre» yönünden davanın reddine karar verilmesinin «hakkaniyete» uygun olmayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İş Mahkemesi'nin 2019/205 E. sayılı davada mahkemece «şirketin ihyası davası» açması için davacıya süre vermesi üzerine eldeki davanın açıldığı, 5 yıllık «hak düşürücü sürede» şirketin ihyasına yönelik dava açılmadığından davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:resen terkin · makul süre · ticaret sicilinden terkin · hakkaniyet · tespit davası · ihtar · yetki · ilan
Benzer bu karardaİş Mahkemesi’nde görülen 2019/205 E. sayılı «tespit davası» kapsamında 01.06.2021 tarihli celsede mahkemece taraflarına «ihya davası» açma yetkisi ve süresi verildiğini, şirketin ticaret sicilinden resen terkinini «makul süre» içinde öğrenilememiş olması dolayısı ile süreyi takip etmelerinin mümkün olmaması gerekse söz konusu «şirketin tasfiyesinin» olağan usuller uygun olarak yapılmamış olması dolayısı ile davanın ve müvekkilinin haklılığının ortaya çıkacağını, şirketin «ticaret sicilinden terkini» yapılırken kanunun belirlemiş olduğu usule uygun hareket edilmemesi dolayısıyla «şirketin ihyası» gerekirken «hak düşürücü süre» yönünden davanın reddine karar verilmesinin «hakkaniyete» uygun olmayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
… çalışmaya başladığını ve 18.10.2000 tarihine kadar anılan şirkette kesintisiz olarak çalışmaya devam ettiğini, İskenderun Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından yapılan «ihtar» ve «ilana» rağmen şirket tarafından süresi içinde herhangi bir bildirimde bulunulmaması üzerine 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi gereğince şirketin sicilden re’«sen terkin» edildiğini, bu neticede müvekkilinin, eksik sigorta sebebiyle emekli olamadığını, bu durumun ispatını da şirketin re'sen terkin edilmiş olması dolayısıyla sağlayam …
İş Mahkemesi'nde 2019/205 E. sayılı dosya ile sigortalılığının tespitine ilişkin dava açıldığını, taraflarına «ihya davası» açılması için «yetki» ve süre verildiğini ileri sürerek şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda «ihyası» istenen şirketin sicilden «resen terkin» edildiği 15.04.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 21.06.2021 tarihinde dava açıldığı, ihyası istenen şirketin «sicilden terkin» edildiği tarihten önce hakkında devam eden bir davası veya icra takibi de bulunmadığı, davacı tarafın 16.08.2019 tarihinde hizmet tespiti istemiyle açılan Ankara 3 …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4515 E. 2023/5411 K.
Ortak:somut norm denetimi · münfesihlik · hukuki menfaat · şirketin ihyası · sicilden terkin · ihya · hak düşürücü süre · limited şirket · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca resen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin on beşinci bendi kapsamında ilgili ticaret sicilinden resen silinen anonim ve «limited şirketler» ile kooperatiflerin ek tasfiyesi yani uygulamadaki deyimi ile “«ihyası»” meselesi de düzenlenmiş olup, anonim ve limited ortaklıklar ile kooperatiflerin resen sicilden silinmesinden sonra alacaklılar veya «hukuki menfaatleri» bulunan kişiler, haklı sebeplerin (dava açma, icra takibinde bulunma vs.) bulunması halinde ilgili anonim veya limited ortaklıklar ile kooperatiflerin ek tasfiyesi …
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin on beşinci bendi kapsamında ilgili ticaret sicilinden resen silinen anonim ve «limited şirketler» ile kooperatiflerin ek tasfiyesi («ihya») de düzenlenmiş olup, anonim ve limited ortaklıklar ile kooperatiflerin resen sicilden silinmesinden sonra alacaklılar veya «hukuki menfaatleri» bulunan kişiler, haklı sebeplerin (dava açma, icra takibinde bulunma vs.) bulunması halinde ilgili anonim veya limited ortaklıklar ile kooperatiflerin ek tasfiyesi …
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Şti. ve BNM Tekstil Tic.Ltd.Şti. isimli şirketlerin hasım gösterilerek «hizmet tespit davası» açtıklarını, şirketlerin «terkin» edildiğinin yargılama sırasında öğrenildiğini, mahkemenin taraf teşkilinin sağlanması açısından davalı «şirketin ihyası» konusunda dava açmak üzere süre verdiğini bildirmiş, davalı şirketlerin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet tespiti davası · sahtelik · yasal hasım · kamu düzenine aykırılık · kısıtlılık · tespit davası · yargılama giderleri · istinaf incelemesi
Benzer bu kararda… yılları arasında aralıksız olarak çalıştığını, müvekkilinin emekliliğinin aradan 8 yıl geçtikten sonra 11.09.2008-15.09.2009 tarihleri arasındaki hizmet sürelerinin «sahteliği» öne sürülerek iptal edildiğini ve maaşının kesildiğini, bu durumun müvekkilinin mağduriyetine sebep olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde herhangi bir «hak düşürücü süreye» değinilmediğini, ayrıca sigortalılığın tespiti davasının herhangi bir «zamanaşımı» yada hak düşürücü süreye tabi değilken «ihya» davasının 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olması nedeniyle reddinin müvekkilinin hak arama hürriyetinin de «kısıtlanmasına» sebep olduğunu, bu davaların hak düşürücü süreye tabi olmadığının Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay içthatları ile de belirtildiğini, kararının «istinaf incelemesi» neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Şti. ve BNM Tekstil Tic.Ltd.Şti. isimli şirketlerin hasım gösterilerek «hizmet tespit davası» açtıklarını, şirketlerin «terkin» edildiğinin yargılama sırasında öğrenildiğini, mahkemenin taraf teşkilinin sağlanması açısından davalı «şirketin ihyası» konusunda dava açmak üzere süre verdiğini bildirmiş, davalı şirketlerin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; her iki şirketin adres durumu nedeniyle vergi dairesinden «terk» sayılması sebebiyle 08.12.2014 tarihinde «münfesih» sayılarak şirketlerin tescilli adresine «ihtarda» bulunulduğunu, ihtarın 11.12.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığını, yasal süresi içerisinde ihtarlara yanıt verilmemesi nedeniyle 25.03.2015 tarihinde şirketlerin sicil «kaydının» resen silindiğini, terkin işleminin kanun ve tebliğ hükümleri ile Yargıtay Kararları'na uygun şekilde yapıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 31 inci maddesine gereği tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişiklik gibi adres değişikliğinin de tescil ettirilmesi gerektiği, münfesih olan şirketlerin tescilli adreslerine gönderilen «ihtarnamelerin» tebliğ edilememesinin tamamen ilgili şirketlerin basiretli bir «tacir» olarak davranmaması ve yasal yükümlülüğününü yerine getirmemesinden kaynaklandığını, dolayısıyla tescilli adrese gönderilen ihtarnamelerin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin (4) kısım a) bendi gereği tebliğ edilmiş sayılacağını, müdürlüğün davada zorunlu «yasal hasım» olduğunu. yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırı husus, «kusur» bulunmaması nedeniyle davanın açılmasına sebebiyet vermeyen müdürlükleri aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini bildirmiş yasal süresinde açılmayan davanın süre yönünden reddine, karar verilmesini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi «kamu düzenine aykırılık» görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/91 E. 2016/4911 K.
Ortak:münfesihlik · hukuki menfaat · şirketin ihyası · sicilden terkin · ihya · limited şirket · ticaret sicili · ek tasfiye · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaDeğerlendirme 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine istinaden «münfesih» olmasına veya sayılmasına karşın «tasfiye» edilmeyerek «ticaret sicili» kayıtlarından «terkin» edilmeyen anonim ve «limited şirketler» ile kooperatiflerin tasfiyelerine ve sicilden terkinine ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, böylece bu şirketler ile kooperatiflerin varlıklarını şeklen sürdürmelerinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca resen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin on beşinci bendi kapsamında ilgili ticaret sicilinden resen silinen anonim ve «limited şirketler» ile kooperatiflerin ek tasfiyesi yani uygulamadaki deyimi ile “«ihyası»” meselesi de düzenlenmiş olup, anonim ve limited ortaklıklar ile kooperatiflerin resen sicilden silinmesinden sonra alacaklılar veya «hukuki menfaatleri» bulunan kişiler, haklı sebeplerin (dava açma, icra takibinde bulunma vs.) bulunması halinde ilgili anonim veya limited ortaklıklar ile kooperatiflerin ek tasfiyesi …
Benzer bu kararda… Tasfiye Edilmemiş Anonim veya Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicilinden Silinmelerine İlişkin Tebliğin” “Çeşitli Hükümler” başlığını «taşıyan» 16/2 maddesinin “Bu tebliğ hükümlerine göre; ticaret sicilinden silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler” hükmünü amir olduğu, söz konusu amir hüküm uyarınca «şirket müdürü» ile hissedarlarının resen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» için mahkemeye başvurma hak ve yetkilerinin bulunmadığı gerekçesiyle, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d, 115. maddeleri uyarınca davacıların aktif dava «ehliyeti» bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. bendinin «son» cümlesinde öngörülen "Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." hükmü gereğince, yasal süresi içinde açılan işbu davada, davacıların, «ihyası» istenilen şirketi «temsile» yetkili kişiler olduğu ve dava açmakta hukuki yararları bulunduğu anlaşılmakla, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, aktif dava «ehliyetleri» bulunmadığından bahisle, davanın reddine karar verilmesi isabetli bulunmamış ve hükmün davacılar lehine bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:resen terkin · şirket müdürü · taraf ehliyeti · taşıyan · temsil · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… Tasfiye Edilmemiş Anonim veya Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicilinden Silinmelerine İlişkin Tebliğin” “Çeşitli Hükümler” başlığını «taşıyan» 16/2 maddesinin “Bu tebliğ hükümlerine göre; ticaret sicilinden silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler” hükmünü amir olduğu, söz konusu amir hüküm uyarınca «şirket müdürü» ile hissedarlarının resen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» için mahkemeye başvurma hak ve yetkilerinin bulunmadığı gerekçesiyle, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d, 115. maddeleri uyarınca davacıların aktif dava «ehliyeti» bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. bendinin «son» cümlesinde öngörülen "Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." hükmü gereğince, yasal süresi içinde açılan işbu davada, davacıların, «ihyası» istenilen şirketi «temsile» yetkili kişiler olduğu ve dava açmakta hukuki yararları bulunduğu anlaşılmakla, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, aktif dava «ehliyetleri» bulunmadığından bahisle, davanın reddine karar verilmesi isabetli bulunmamış ve hükmün davacılar lehine bozulması gerekmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4715 E. 2023/5385 K.
Ortak:somut norm denetimi · münfesihlik · re'sen terkin · ihya davası · hukuki menfaat · şirketin ihyası · sicilden terkin · derdestlik · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca resen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Ancak, Anayasa Mahkemesi «somut norm denetimi» sonucunda 22.06.2023 tarihli, 2023/33 E. ve 2023/117 K. sayılı iptal kararı ile ortaklığın veya kooperatiflerin ek tasfiyesinin, tasfiyesi istenilen ortaklıklar ya da kooperatiflerin «sicilden terkin» edildiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde talep edilebileceğini içeren 13.1.2011 tarihli ve 6102 sayılı Kanun’a 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38 i …
Bu itibarla Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrasında; “Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak (…) mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir” hükmü gereğince Anayasa Mahkemesi kararlarının «derdest» davalara derhal uygulanacağı nazara alınarak bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, sicilden «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «tasfiye işlemleri» için de şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilerek usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen Özgü-Ahşap İnşaat Sanayi A.Ş. nin 23.01.2014 tarihinde sicilden 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında resen silindiği, söz konusu şirketin silindiği tarih itibariyle geçici 7 nci maddenin ikinci bendi çerçevesinde ihyası istenen şirketin davacı ve davalı sıfatıyla devam eden bir davasının bulunmadığı, geçici 7 nci maddenin on beşinci bendinin «son» cümlesinde "Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket ve kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." şeklinde düzenlemenin bulunduğu, şirketin 23.01.2014 tarihinde «sicilden terkin» edildiği halde ihyasının beş yıllık «hak düşürücü süre» geçtikten sonra 08.12.2020 tarihinde istenildiği, mevcut davanın beş yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişt …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca resen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebligat · ihtarat · yargılama giderlerinden sorumluluk · ek tasfiye işlemleri · yasal hasım · sermaye artırımı · tasfiye memuru atanması · yargılama giderleri
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.01.2021 tarih, 2020/666 E. ve 2021/42 K. sayılı kararıyla; davalı tarafından «ihyası» talep edilen şirketin «temsil» ve ilzama yetkililerinin ticaret sicilindeki adreslerine «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, sicil işleminin hatalı olduğu, 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (559 sayılı KHK) ile eklenen geçici 10 uncu maddesi gözetildiğinde asgari sermayeyi süresinde artırmadığından «münfesihlik» durumunun ortadan kalkmadığı, «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceği, «terkin» öncesi şirketin yetkili temsilcisinin «tasfiye memuru» olarak atandığı, usulüne uygun şekilde terkin işlemi yapmayan davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle talebin kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 60653 sicil numarasına kayıtlı Özgü-Ahşap İnşaat Sanayi A.Ş.'nin eksik «tasfiye işlemleri» ve Ankara 1.
Sicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, sicilden «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «tasfiye işlemleri» için de şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilerek usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığına karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) Yasa'nın geçici 7 nci maddesine dayanılarak yapılan «terkin» işlemi sebebiyle açılan davada müdürlüğün dava açılmasına sebebiyet vermediğini, kabul anlamına gelmemek şartıyla verilecek «ihya» kararında «tasfiye» memurunun atanmasının zorunlu olduğunu, «yasal hasım» olduklarından dolayı aleyhe vekâlet ücreti ve «yargılama giderine» hükmedilmemesini savunarak davanın reddini istemiştir.
… emyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; somut olayda 6102 Sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi'nin dördüncü fıkrasının (a) bendine uygun mahiyette «ihtar» yapılmadığından, davalı tarafından yapılan işlemin hukuka uygun olmadığı, e ihtarın içeriğinden haberdar olamayan şirkete karşı tesis edilen söz konusu «terkin» işleminin hukuk aleminde hüküm ve sonuç doğurmayacağını, «ihyası» istenen şirkete «usulüne uygun tebligat» yapılmadığından, davalı tarafından tesis edilen terkin işlemi de usulsüz olacağından, somut olayda 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi'nin on beşinci fıkrasında öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanması mümkün olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4424 E. 2019/1037 K.
Ortak:ihya · hukuki yarar · ticaret sicili · cy/cy kaydı · dava şartı
İncelediğiniz karardaİş Mahkemesinin 2016/152 E. sayılı dosyasında iş kazası nedeniyle müvekkili kurum tarafından sigortalıya peşin sermaye değerli gelir tedavi ve ilaç «masrafı» yapıldığını, müvekkili kurum zararının giderilmesi için iş kazasından dolayı «ihyası» istenilen şirketin sorumlu olduğundan işbu davanın açılmasında «hukuki yararının» bulunduğunu, şirketin re’«sen terkin» edildiğinin dava aşamasında öğrenildiğini, «hak düşürücü sürenin» bu tarihten itibaren başlaması gerektiğini, açılan davanın ek «tasfiye» niteliğinde olduğunu, müvekkili kurumun kazanılmış hakkının bulunduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenilen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca 13.10.2014 tarihi itibarıyla «terkin» edildiği, işbu ihya davasının 20.12.2019 tarihinde açıldığı, anılan maddenin 15 inci bendine göre «ihya davası» açma süresi 5 yıl olduğu, ihyası istenen şirketin sicil «kaydının» 13.10.2014 tarihinde re'sen silindiği, davanın ise 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 20.12.2019 tarihinde açıldığı anlaşıldığı, mahkemece hak düşürücü süre dolduktan sonra açılan davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu, Yarg …
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi gereğince Ticaret Sicilden silinmekle dava ve hukuki işlem «ehliyetini» yitirdiğini «ticaret sicil» işleminin iptaline karar verilmesinin şirketin sicile kendiliğinden «kaydını» sağlayamayacağı, ayrıca «ihya» kararı verilmesi gerektiği, davacı tarafça işlemin iptali talep edilip, ihya talep edilmediğinden iptal davasında «hukuki yararı» bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince, davacı Şirketin «kaydının» silinmiş olması nedeniyle taraf «ehliyeti» yokluğundan davanın reddine ilişkin kararda usule aykırılık bulunmadığından davacı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adl …
Kaydı silinen şirket hakkında devam eden davalar bulunması nedeniyle şirketin, 6102 sayılı Yasa’nın Geçici 7/.... maddesi uyarınca Geçici 7. maddeye dayalı olarak bir şirketin «kaydının» silinmesi işlemi hukuka uygun olmadığından ve silinme işleminin iptali halinde şirketin varlığı devam edeceğinden davalı ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:taraf ehliyeti
Benzer bu kararda… toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi gereğince Ticaret Sicilden silinmekle dava ve hukuki işlem «ehliyetini» yitirdiğini «ticaret sicil» işleminin iptaline karar verilmesinin şirketin sicile kendiliğinden «kaydını» sağlayamayacağı, ayrıca «ihya» kararı verilmesi gerektiği, davacı tarafça işlemin iptali talep edilip, ihya talep edilmediğinden iptal davasında «hukuki yararı» bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince, davacı Şirketin «kaydının» silinmiş olması nedeniyle taraf «ehliyeti» yokluğundan davanın reddine ilişkin kararda usule aykırılık bulunmadığından davacı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adl …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3531 E. , 2023/5065 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/966 Esas, 2022/1739 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/941E., 2020/722K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ihyası talep edilen şirket hakkında Adana 2. İş Mahkemesinin 2016/152 E. sayılı dosyasından dava açıldığını, yargılama aşamasında ihyası talep edilen şirkete tebligat yapılması gerektiğinden şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ihyası istenen şirketin Adana Ticaret Sicil Müdürlüğünde 44720 sicil numarası ile kayıtlı olduğunu, şirketin tasfiyesinin 13.10.2014 tarihinde sonlandığını ve terkin işleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi uyarınca gerçekleştiğini belirterek davanın reddi ile yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasını istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenen şirketin 13.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'sen silindiği ve eldeki davanın beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 20.12.2019 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Adana 2. İş Mahkemesinin 2016/152 E. sayılı dosyasında iş kazası nedeniyle müvekkili kurum tarafından sigortalıya peşin sermaye değerli gelir tedavi ve ilaç masrafı yapıldığını, müvekkili kurum zararının giderilmesi için iş kazasından dolayı ihyası istenilen şirketin sorumlu olduğundan işbu davanın açılmasında hukuki yararının bulunduğunu, şirketin re’sen terkin edildiğinin dava aşamasında öğrenildiğini, hak düşürücü sürenin bu tarihten itibaren başlaması gerektiğini, açılan davanın ek tasfiye niteliğinde olduğunu, müvekkili kurumun kazanılmış hakkının bulunduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenilen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca 13.10.2014 tarihi itibarıyla terkin edildiği, işbu ihya davasının 20.12.2019 tarihinde açıldığı, anılan maddenin 15 inci bendine göre ihya davası açma süresi 5 yıl olduğu, ihyası istenen şirketin sicil kaydının 13.10.2014 tarihinde re'sen silindiği, davanın ise 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 20.12.2019 tarihinde açıldığı anlaşıldığı, mahkemece hak düşürücü süre dolduktan sonra açılan davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10.05.2022 tarih, 2022/2189 E ve 2022/3693 K. sayılı ilamının da bu yönde olduğu, gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca resen sicilden terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine istinaden münfesih olmasına veya sayılmasına karşın tasfiye edilmeyerek ticaret sicili kayıtlarından terkin edilmeyen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyelerine ve sicilden terkinine ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, böylece bu şirketler ile kooperatiflerin varlıklarını şeklen sürdürmelerinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bu çerçevede münfesih olan veya sayılan şirketler ile kooperatiflerin anılan genel hükümlere nazaran kolaylaştırılmış bir usulde tasfiye edilerek unvanlarının sicilden silinmesine ve bunun mümkün olmaması hâlinde ise unvanlarının sicilden resen silinmesine yönelik düzenlemeler yapılmıştır.
6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin on beşinci bendi kapsamında ilgili ticaret sicilinden resen silinen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin ek tasfiyesi yani uygulamadaki deyimi ile “ihyası” meselesi de düzenlenmiş olup, anonim ve limited ortaklıklar ile kooperatiflerin resen sicilden silinmesinden sonra alacaklılar veya hukuki menfaatleri bulunan kişiler, haklı sebeplerin (dava açma, icra takibinde bulunma vs.) bulunması halinde ilgili anonim veya limited ortaklıklar ile kooperatiflerin ek tasfiyesini asliye ticaret mahkemesinden talepte bulunabilirler. Aynı maddenin on beşinci fıkrasının beşinci cümlesinde ise “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir” düzenlemesine yer verilmiştir.
Ancak, Anayasa Mahkemesi somut norm denetimi sonucunda 22.06.2023 tarihli, 2023/33 E. ve 2023/117 K. sayılı iptal kararı ile ortaklığın veya kooperatiflerin ek tasfiyesinin, tasfiyesi istenilen ortaklıklar ya da kooperatiflerin sicilden terkin edildiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde talep edilebileceğini içeren 13.1.2011 tarihli ve 6102 sayılı Kanun’a 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38 inci maddesiyle eklenen geçici 7 nci maddenin (15) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde...” ibaresinin Anayasamızın 35 ve 40 ıncı maddelerine aykırılığı dolasıyla iptaline karar vermiştir. Söz konusu iptal kararı Resmi Gazetenin 15.09.2023 tarihli, 32310 sayı ile yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir.
Bu itibarla Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrasında; “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak (…) mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir” hükmü gereğince Anayasa Mahkemesi kararlarının derdest davalara derhal uygulanacağı nazara alınarak bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
18.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/968074100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz