Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4715 E. 2023/5385 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': 'beş yıllık', 'kanun': ['6102/-7', '6102/7']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
somut norm denetimi↗ ticaret sicilinden re'sen terkin↗ usulüne uygun tebligat↗ ihtarat↗ münfesihlik↗ yargılama giderlerinden sorumluluk↗ re'sen terkin↗ ek tasfiye işlemleri↗ ihya davası↗ hukuki menfaat↗ yasal hasım↗ sermaye artırımı↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ vekâlet ücreti↗ sicilden terkin↗ yargılama giderleri↗ derdestlik↗ ihya↗ istinaf incelemesi↗ tasfiye memuru↗ hak düşürücü süre↗ ihtar↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ terkin↗ ilan↗ cy/cy kaydı↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Özgü-Ahşap İnşaat Sanayi A.Ş.'nin Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 60653 sicil numarasına kayıtlı olduğunu ve 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiğini, terkin edilen şirket aleyhine Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2018/7942 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı yan vekilince takibe 19.07.2018 tarihinde itiraz edildiğini, itirazın iptali için açılan davanın Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/493 Esasına kayıtlı olduğunu ileri sürerek mezkur şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) Yasa'nın geçici 7 nci maddesine dayanılarak yapılan terkin işlemi sebebiyle açılan davada müdürlüğün dava açılmasına sebebiyet vermediğini, kabul anlamına gelmemek şartıyla verilecek ihya kararında tasfiye memurunun atanmasının zorunlu olduğunu, yasal hasım olduklarından dolayı aleyhe vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 28.01.2021 tarih, 2020/666 E. ve 2021/42 K. sayılı kararıyla; davalı tarafından ihyası talep edilen şirketin temsil ve ilzama yetkililerinin ticaret sicilindeki adreslerine ihtarat yapıldığına ilişkin tebligat bulunmadığı, sicil işleminin hatalı olduğu, 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (559 sayılı KHK) ile eklenen geçici 10 uncu maddesi gözetildiğinde asgari sermayeyi süresinde artırmadığından münfesihlik durumunun ortadan kalkmadığı, tasfiye ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceği, terkin öncesi şirketin yetkili temsilcisinin tasfiye memuru olarak atandığı, usulüne uygun şekilde terkin işlemi yapmayan davalının yargılama giderlerinden sorumlu olduğu gerekçesiyle talebin kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 60653 sicil numarasına kayıtlı Özgü-Ahşap İnşaat Sanayi A.Ş.'nin eksik tasfiye işlemleri ve Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/493 E. sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ihya edilen şirkete ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına, ihya kararının Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilanına, davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden vekâlet ücretinin davalı ... Sicil Müdürlüğü'nden tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 09.12.2021 tarih, 2021/902 E. ve 2021/1510 K. sayılı kararıyla; davalı ... Sicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, sicilden sermaye artırımı yapmayarak münfesih duruma düşmesinden ötürü tasfiye işlemleri için de şirkete tasfiye memuru atanması gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilerek usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığına karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 22.03.2022 tarih, 2022/1368 E. ve 2022/2224 K. sayılı kararıyla 6102 sayılı Kanun Yasa'nın geçici 7 nci maddesinin on beşinci bendinin son cümlesinde bahsedilen beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde ihya davası açılmadığı hususunun tartışılmaksızın yanılgılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenen Özgü-Ahşap İnşaat Sanayi A.Ş. nin 23.01.2014 tarihinde sicilden 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında resen silindiği, söz konusu şirketin silindiği tarih itibariyle geçici 7 nci maddenin ikinci bendi çerçevesinde ihyası istenen şirketin davacı ve davalı sıfatıyla devam eden bir davasının bulunmadığı, geçici 7 nci maddenin on beşinci bendinin son cümlesinde "Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket ve kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." şeklinde düzenlemenin bulunduğu, şirketin 23.01.2014 tarihinde sicilden terkin edildiği halde ihyasının beş yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 08.12.2020 tarihinde istenildiği, mevcut davanın beş yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; somut olayda 6102 Sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi'nin dördüncü fıkrasının (a) bendine uygun mahiyette ihtar yapılmadığından, davalı tarafından yapılan işlemin hukuka uygun olmadığı, e ihtarın içeriğinden haberdar olamayan şirkete karşı tesis edilen söz konusu terkin işleminin hukuk aleminde hüküm ve sonuç doğurmayacağını, ihyası istenen şirkete usulüne uygun tebligat yapılmadığından, davalı tarafından tesis edilen terkin işlemi de usulsüz olacağından, somut olayda 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi'nin on beşinci fıkrasında öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanması mümkün olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca resen sicilden terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Mahkemece, bozmaya uyularak, bozma ilamı uyarınca karar verilmiş ise de 6102 sayılı Kanun’un Geçici 7 nci maddesinin on beşinci maddenin on beşinci fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir” düzenlemesindeki, “...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde...” ibaresinin Anayasamızın 35 ve 40 ıncı maddelerine aykırılığı dolasıyla Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi sonucunda 22.06.2023 Tarihli ve 2023/33 Esas ve 2023/117 Karar sayılı iptal kararı ile iptaline karar verilmiştir. Söz konusu iptal kararı Resmi Gazetenin 15.09.2023 tarihli, 32310 sayı ile yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir.
Bu itibarla, Anayasa Mahkemesinin hak düşürücü süreye ilişkin iptal kararının derdest davalara derhal uygulanacağı ve usuli müktesep hakların istisnası olduğu nazara alınarak karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1368 E. 2022/2224 K.
Ortak:ihtarat · münfesihlik · yargılama giderlerinden sorumluluk · re'sen terkin · ek tasfiye işlemleri · ihya davası · hukuki menfaat · sermaye artırımı · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.01.2021 tarih, 2020/666 E. ve 2021/42 K. sayılı kararıyla; davalı tarafından «ihyası» talep edilen şirketin «temsil» ve ilzama yetkililerinin ticaret sicilindeki adreslerine «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, sicil işleminin hatalı olduğu, 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (559 sayılı KHK) ile eklenen geçici 10 uncu maddesi gözetildiğinde asgari sermayeyi süresinde artırmadığından «münfesihlik» durumunun ortadan kalkmadığı, «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceği, «terkin» öncesi şirketin yetkili temsilcisinin «tasfiye memuru» olarak atandığı, usulüne uygun şekilde terkin işlemi yapmayan davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle talebin kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 60653 sicil numarasına kayıtlı Özgü-Ahşap İnşaat Sanayi A.Ş.'nin eksik «tasfiye işlemleri» ve Ankara 1.
Sicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, sicilden «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «tasfiye işlemleri» için de şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilerek usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığına karar verilmiştir.
Dairemizin 22.03.2022 tarih, 2022/1368 E. ve 2022/2224 K. sayılı kararıyla 6102 sayılı Kanun Yasa'nın geçici 7 nci maddesinin on beşinci bendinin «son» cümlesinde bahsedilen beş yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde «ihya davası» açılmadığı hususunun tartışılmaksızın yanılgılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırı …
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafından «ihyası» talep edilen şirketin «temsil» ve ilzama yetkililerinin ticaret sicilindeki adreslerine «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, sicil işleminin hatalı olduğu, 559 sayılı KHK ile eklenen geçici 10. maddesi gözetildiğinde asgari sermayeyi süresinde artırmadığından «münfesihlik» durumunun ortadan kalkmadığı, «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceği, «terkin» öncesi şirketin yetkili temsilcisinin «tasfiye memuru» olarak atandığı, usulüne uygun şekilde terkin işlemi yapmayan davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle talebin kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 60653 sicil numarasına kayıtlı Özgü-Ahşap İnşaat Sanayi A.Ş.'nin eksik «tasfiye işlemleri» ve Ankara 1.
Sicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, sicilden «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «tasfiye işlemleri» için de şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiği, TTK'nın 547/2. maddesi gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilerek usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı «temsilcisi» temyiz etmiştir. (1) Dava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/493 Esas sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, TTK'nın 547/2. maddesi gereğince «ihya» edilen şirkete ...'in «tasfiye memuru» olarak atanmasına, ihya kararının Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve «ilanına», davacı kendisini vekil ile «temsil» ettirdiğinden «vekalet ücretinin» davalı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1368 E. 2022/2224 K.
Ortak:ihtarat · münfesihlik · yargılama giderlerinden sorumluluk · re'sen terkin · ek tasfiye işlemleri · ihya davası · hukuki menfaat · sermaye artırımı · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.01.2021 tarih, 2020/666 E. ve 2021/42 K. sayılı kararıyla; davalı tarafından «ihyası» talep edilen şirketin «temsil» ve ilzama yetkililerinin ticaret sicilindeki adreslerine «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, sicil işleminin hatalı olduğu, 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (559 sayılı KHK) ile eklenen geçici 10 uncu maddesi gözetildiğinde asgari sermayeyi süresinde artırmadığından «münfesihlik» durumunun ortadan kalkmadığı, «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceği, «terkin» öncesi şirketin yetkili temsilcisinin «tasfiye memuru» olarak atandığı, usulüne uygun şekilde terkin işlemi yapmayan davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle talebin kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 60653 sicil numarasına kayıtlı Özgü-Ahşap İnşaat Sanayi A.Ş.'nin eksik «tasfiye işlemleri» ve Ankara 1.
Sicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, sicilden «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «tasfiye işlemleri» için de şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilerek usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığına karar verilmiştir.
Dairemizin 22.03.2022 tarih, 2022/1368 E. ve 2022/2224 K. sayılı kararıyla 6102 sayılı Kanun Yasa'nın geçici 7 nci maddesinin on beşinci bendinin «son» cümlesinde bahsedilen beş yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde «ihya davası» açılmadığı hususunun tartışılmaksızın yanılgılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırı …
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafından «ihyası» talep edilen şirketin «temsil» ve ilzama yetkililerinin ticaret sicilindeki adreslerine «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, sicil işleminin hatalı olduğu, 559 sayılı KHK ile eklenen geçici 10. maddesi gözetildiğinde asgari sermayeyi süresinde artırmadığından «münfesihlik» durumunun ortadan kalkmadığı, «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceği, «terkin» öncesi şirketin yetkili temsilcisinin «tasfiye memuru» olarak atandığı, usulüne uygun şekilde terkin işlemi yapmayan davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle talebin kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 60653 sicil numarasına kayıtlı Özgü-Ahşap İnşaat Sanayi A.Ş.'nin eksik «tasfiye işlemleri» ve Ankara 1.
Sicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, sicilden «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «tasfiye işlemleri» için de şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiği, TTK'nın 547/2. maddesi gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilerek usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı «temsilcisi» temyiz etmiştir. (1) Dava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/493 Esas sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, TTK'nın 547/2. maddesi gereğince «ihya» edilen şirkete ...'in «tasfiye memuru» olarak atanmasına, ihya kararının Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve «ilanına», davacı kendisini vekil ile «temsil» ettirdiğinden «vekalet ücretinin» davalı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3531 E. 2023/5065 K.
Ortak:somut norm denetimi · münfesihlik · re'sen terkin · ihya davası · hukuki menfaat · şirketin ihyası · sicilden terkin · derdestlik · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaSicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, sicilden «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «tasfiye işlemleri» için de şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilerek usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen Özgü-Ahşap İnşaat Sanayi A.Ş. nin 23.01.2014 tarihinde sicilden 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında resen silindiği, söz konusu şirketin silindiği tarih itibariyle geçici 7 nci maddenin ikinci bendi çerçevesinde ihyası istenen şirketin davacı ve davalı sıfatıyla devam eden bir davasının bulunmadığı, geçici 7 nci maddenin on beşinci bendinin «son» cümlesinde "Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket ve kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." şeklinde düzenlemenin bulunduğu, şirketin 23.01.2014 tarihinde «sicilden terkin» edildiği halde ihyasının beş yıllık «hak düşürücü süre» geçtikten sonra 08.12.2020 tarihinde istenildiği, mevcut davanın beş yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişt …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca resen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca resen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Ancak, Anayasa Mahkemesi «somut norm denetimi» sonucunda 22.06.2023 tarihli, 2023/33 E. ve 2023/117 K. sayılı iptal kararı ile ortaklığın veya kooperatiflerin ek tasfiyesinin, tasfiyesi istenilen ortaklıklar ya da kooperatiflerin «sicilden terkin» edildiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde talep edilebileceğini içeren 13.1.2011 tarihli ve 6102 sayılı Kanun’a 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38 i …
Bu itibarla Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrasında; “Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak (…) mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir” hükmü gereğince Anayasa Mahkemesi kararlarının «derdest» davalara derhal uygulanacağı nazara alınarak bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirketin tasfiyesi · limited şirket · hukuki yarar · dosya masrafı
Benzer bu karardaİş Mahkemesinin 2016/152 E. sayılı dosyasında iş kazası nedeniyle müvekkili kurum tarafından sigortalıya peşin sermaye değerli gelir tedavi ve ilaç «masrafı» yapıldığını, müvekkili kurum zararının giderilmesi için iş kazasından dolayı «ihyası» istenilen şirketin sorumlu olduğundan işbu davanın açılmasında «hukuki yararının» bulunduğunu, şirketin re’«sen terkin» edildiğinin dava aşamasında öğrenildiğini, «hak düşürücü sürenin» bu tarihten itibaren başlaması gerektiğini, açılan davanın ek «tasfiye» niteliğinde olduğunu, müvekkili kurumun kazanılmış hakkının bulunduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ihyası» istenen şirketin Adana Ticaret Sicil Müdürlüğünde 44720 sicil numarası ile kayıtlı olduğunu, «şirketin tasfiyesinin» 13.10.2014 tarihinde sonlandığını ve «terkin» işleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi uyarınca gerçekleştiğini belirterek davanın reddi ile «yargılama gideri» ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasını istemiştir.
Değerlendirme 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine istinaden «münfesih» olmasına veya sayılmasına karşın «tasfiye» edilmeyerek «ticaret sicili» kayıtlarından «terkin» edilmeyen anonim ve «limited şirketler» ile kooperatiflerin tasfiyelerine ve sicilden terkinine ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, böylece bu şirketler ile kooperatiflerin varlıklarını şeklen sürdürmelerinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin on beşinci bendi kapsamında ilgili ticaret sicilinden resen silinen anonim ve «limited şirketler» ile kooperatiflerin ek tasfiyesi yani uygulamadaki deyimi ile “«ihyası»” meselesi de düzenlenmiş olup, anonim ve limited ortaklıklar ile kooperatiflerin resen sicilden silinmesinden sonra alacaklılar veya «hukuki menfaatleri» bulunan kişiler, haklı sebeplerin (dava açma, icra takibinde bulunma vs.) bulunması halinde ilgili anonim veya limited ortaklıklar ile kooperatiflerin ek tasfiyesi …
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/91 E. 2016/4911 K.
Ortak:münfesihlik · hukuki menfaat · şirketin ihyası · sicilden terkin · ihya · ek tasfiye · terkin · cy/cy kaydı · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen Özgü-Ahşap İnşaat Sanayi A.Ş. nin 23.01.2014 tarihinde sicilden 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında resen silindiği, söz konusu şirketin silindiği tarih itibariyle geçici 7 nci maddenin ikinci bendi çerçevesinde ihyası istenen şirketin davacı ve davalı sıfatıyla devam eden bir davasının bulunmadığı, geçici 7 nci maddenin on beşinci bendinin «son» cümlesinde "Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket ve kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." şeklinde düzenlemenin bulunduğu, şirketin 23.01.2014 tarihinde «sicilden terkin» edildiği halde ihyasının beş yıllık «hak düşürücü süre» geçtikten sonra 08.12.2020 tarihinde istenildiği, mevcut davanın beş yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişt …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.01.2021 tarih, 2020/666 E. ve 2021/42 K. sayılı kararıyla; davalı tarafından «ihyası» talep edilen şirketin «temsil» ve ilzama yetkililerinin ticaret sicilindeki adreslerine «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, sicil işleminin hatalı olduğu, 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (559 sayılı KHK) ile eklenen geçici 10 uncu maddesi gözetildiğinde asgari sermayeyi süresinde artırmadığından «münfesihlik» durumunun ortadan kalkmadığı, «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceği, «terkin» öncesi şirketin yetkili temsilcisinin «tasfiye memuru» olarak atandığı, usulüne uygun şekilde terkin işlemi yapmayan davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle talebin kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 60653 sicil numarasına kayıtlı Özgü-Ahşap İnşaat Sanayi A.Ş.'nin eksik «tasfiye işlemleri» ve Ankara 1.
Sicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, sicilden «sermaye artırımı» yapmayarak «münfesih» duruma düşmesinden ötürü «tasfiye işlemleri» için de şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilerek usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığına karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… Tasfiye Edilmemiş Anonim veya Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicilinden Silinmelerine İlişkin Tebliğin” “Çeşitli Hükümler” başlığını «taşıyan» 16/2 maddesinin “Bu tebliğ hükümlerine göre; ticaret sicilinden silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler” hükmünü amir olduğu, söz konusu amir hüküm uyarınca «şirket müdürü» ile hissedarlarının resen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» için mahkemeye başvurma hak ve yetkilerinin bulunmadığı gerekçesiyle, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d, 115. maddeleri uyarınca davacıların aktif dava «ehliyeti» bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. bendinin «son» cümlesinde öngörülen "Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." hükmü gereğince, yasal süresi içinde açılan işbu davada, davacıların, «ihyası» istenilen şirketi «temsile» yetkili kişiler olduğu ve dava açmakta hukuki yararları bulunduğu anlaşılmakla, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, aktif dava «ehliyetleri» bulunmadığından bahisle, davanın reddine karar verilmesi isabetli bulunmamış ve hükmün davacılar lehine bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:resen terkin · şirket müdürü · taraf ehliyeti · taşıyan
Benzer bu kararda… Tasfiye Edilmemiş Anonim veya Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicilinden Silinmelerine İlişkin Tebliğin” “Çeşitli Hükümler” başlığını «taşıyan» 16/2 maddesinin “Bu tebliğ hükümlerine göre; ticaret sicilinden silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler” hükmünü amir olduğu, söz konusu amir hüküm uyarınca «şirket müdürü» ile hissedarlarının resen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» için mahkemeye başvurma hak ve yetkilerinin bulunmadığı gerekçesiyle, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d, 115. maddeleri uyarınca davacıların aktif dava «ehliyeti» bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. bendinin «son» cümlesinde öngörülen "Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." hükmü gereğince, yasal süresi içinde açılan işbu davada, davacıların, «ihyası» istenilen şirketi «temsile» yetkili kişiler olduğu ve dava açmakta hukuki yararları bulunduğu anlaşılmakla, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, aktif dava «ehliyetleri» bulunmadığından bahisle, davanın reddine karar verilmesi isabetli bulunmamış ve hükmün davacılar lehine bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4515 E. 2023/5411 K.
Ortak:somut norm denetimi · münfesihlik · hukuki menfaat · yasal hasım · şirketin ihyası · sicilden terkin · yargılama giderleri · ihya · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.01.2021 tarih, 2020/666 E. ve 2021/42 K. sayılı kararıyla; davalı tarafından «ihyası» talep edilen şirketin «temsil» ve ilzama yetkililerinin ticaret sicilindeki adreslerine «ihtarat» yapıldığına ilişkin «tebligat» bulunmadığı, sicil işleminin hatalı olduğu, 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (559 sayılı KHK) ile eklenen geçici 10 uncu maddesi gözetildiğinde asgari sermayeyi süresinde artırmadığından «münfesihlik» durumunun ortadan kalkmadığı, «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceği, «terkin» öncesi şirketin yetkili temsilcisinin «tasfiye memuru» olarak atandığı, usulüne uygun şekilde terkin işlemi yapmayan davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle talebin kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 60653 sicil numarasına kayıtlı Özgü-Ahşap İnşaat Sanayi A.Ş.'nin eksik «tasfiye işlemleri» ve Ankara 1.
İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen Özgü-Ahşap İnşaat Sanayi A.Ş. nin 23.01.2014 tarihinde sicilden 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında resen silindiği, söz konusu şirketin silindiği tarih itibariyle geçici 7 nci maddenin ikinci bendi çerçevesinde ihyası istenen şirketin davacı ve davalı sıfatıyla devam eden bir davasının bulunmadığı, geçici 7 nci maddenin on beşinci bendinin «son» cümlesinde "Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket ve kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." şeklinde düzenlemenin bulunduğu, şirketin 23.01.2014 tarihinde «sicilden terkin» edildiği halde ihyasının beş yıllık «hak düşürücü süre» geçtikten sonra 08.12.2020 tarihinde istenildiği, mevcut davanın beş yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişt …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca resen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Şti. ve BNM Tekstil Tic.Ltd.Şti. isimli şirketlerin hasım gösterilerek «hizmet tespit davası» açtıklarını, şirketlerin «terkin» edildiğinin yargılama sırasında öğrenildiğini, mahkemenin taraf teşkilinin sağlanması açısından davalı «şirketin ihyası» konusunda dava açmak üzere süre verdiğini bildirmiş, davalı şirketlerin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; her iki şirketin adres durumu nedeniyle vergi dairesinden «terk» sayılması sebebiyle 08.12.2014 tarihinde «münfesih» sayılarak şirketlerin tescilli adresine «ihtarda» bulunulduğunu, ihtarın 11.12.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığını, yasal süresi içerisinde ihtarlara yanıt verilmemesi nedeniyle 25.03.2015 tarihinde şirketlerin sicil «kaydının» resen silindiğini, terkin işleminin kanun ve tebliğ hükümleri ile Yargıtay Kararları'na uygun şekilde yapıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 31 inci maddesine gereği tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişiklik gibi adres değişikliğinin de tescil ettirilmesi gerektiği, münfesih olan şirketlerin tescilli adreslerine gönderilen «ihtarnamelerin» tebliğ edilememesinin tamamen ilgili şirketlerin basiretli bir «tacir» olarak davranmaması ve yasal yükümlülüğününü yerine getirmemesinden kaynaklandığını, dolayısıyla tescilli adrese gönderilen ihtarnamelerin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin (4) kısım a) bendi gereği tebliğ edilmiş sayılacağını, müdürlüğün davada zorunlu «yasal hasım» olduğunu. yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırı husus, «kusur» bulunmaması nedeniyle davanın açılmasına sebebiyet vermeyen müdürlükleri aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini bildirmiş yasal süresinde açılmayan davanın süre yönünden reddine, karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet tespiti davası · sahtelik · kamu düzenine aykırılık · kısıtlılık · tespit davası · kamu düzeni · limited şirket · ihtarname
Benzer bu karardaŞti. ve BNM Tekstil Tic.Ltd.Şti. isimli şirketlerin hasım gösterilerek «hizmet tespit davası» açtıklarını, şirketlerin «terkin» edildiğinin yargılama sırasında öğrenildiğini, mahkemenin taraf teşkilinin sağlanması açısından davalı «şirketin ihyası» konusunda dava açmak üzere süre verdiğini bildirmiş, davalı şirketlerin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
… yılları arasında aralıksız olarak çalıştığını, müvekkilinin emekliliğinin aradan 8 yıl geçtikten sonra 11.09.2008-15.09.2009 tarihleri arasındaki hizmet sürelerinin «sahteliği» öne sürülerek iptal edildiğini ve maaşının kesildiğini, bu durumun müvekkilinin mağduriyetine sebep olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde herhangi bir «hak düşürücü süreye» değinilmediğini, ayrıca sigortalılığın tespiti davasının herhangi bir «zamanaşımı» yada hak düşürücü süreye tabi değilken «ihya» davasının 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olması nedeniyle reddinin müvekkilinin hak arama hürriyetinin de «kısıtlanmasına» sebep olduğunu, bu davaların hak düşürücü süreye tabi olmadığının Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay içthatları ile de belirtildiğini, kararının «istinaf incelemesi» neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi «kamu düzenine aykırılık» görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; her iki şirketin adres durumu nedeniyle vergi dairesinden «terk» sayılması sebebiyle 08.12.2014 tarihinde «münfesih» sayılarak şirketlerin tescilli adresine «ihtarda» bulunulduğunu, ihtarın 11.12.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığını, yasal süresi içerisinde ihtarlara yanıt verilmemesi nedeniyle 25.03.2015 tarihinde şirketlerin sicil «kaydının» resen silindiğini, terkin işleminin kanun ve tebliğ hükümleri ile Yargıtay Kararları'na uygun şekilde yapıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 31 inci maddesine gereği tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişiklik gibi adres değişikliğinin de tescil ettirilmesi gerektiği, münfesih olan şirketlerin tescilli adreslerine gönderilen «ihtarnamelerin» tebliğ edilememesinin tamamen ilgili şirketlerin basiretli bir «tacir» olarak davranmaması ve yasal yükümlülüğününü yerine getirmemesinden kaynaklandığını, dolayısıyla tescilli adrese gönderilen ihtarnamelerin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin (4) kısım a) bendi gereği tebliğ edilmiş sayılacağını, müdürlüğün davada zorunlu «yasal hasım» olduğunu. yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırı husus, «kusur» bulunmaması nedeniyle davanın açılmasına sebebiyet vermeyen müdürlükleri aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini bildirmiş yasal süresinde açılmayan davanın süre yönünden reddine, karar verilmesini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6903 E. 2024/93 K.
Ortak:somut norm denetimi · münfesihlik · ihya davası · hukuki menfaat · yasal hasım · şirketin ihyası · sicilden terkin · derdestlik · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen Özgü-Ahşap İnşaat Sanayi A.Ş. nin 23.01.2014 tarihinde sicilden 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında resen silindiği, söz konusu şirketin silindiği tarih itibariyle geçici 7 nci maddenin ikinci bendi çerçevesinde ihyası istenen şirketin davacı ve davalı sıfatıyla devam eden bir davasının bulunmadığı, geçici 7 nci maddenin on beşinci bendinin «son» cümlesinde "Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket ve kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." şeklinde düzenlemenin bulunduğu, şirketin 23.01.2014 tarihinde «sicilden terkin» edildiği halde ihyasının beş yıllık «hak düşürücü süre» geçtikten sonra 08.12.2020 tarihinde istenildiği, mevcut davanın beş yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişt …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca resen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
… yarınca karar verilmiş ise de 6102 sayılı Kanun’un Geçici 7 nci maddesinin on beşinci maddenin on beşinci fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir” düzenlemesindeki, “...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde...” ibaresinin Anayasamızın 35 ve 40 ıncı maddelerine aykırılığı dolasıyla Anayasa Mahkemesi’nin «somut norm denetimi» sonucunda 22.06.2023 Tarihli ve 2023/33 Esas ve 2023/117 Karar sayılı iptal kararı ile iptaline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaA.Ş.'nin «sicilden terkin» edildiğinin öğrenildiğini, mahkemece bu «şirketin ihyası» için dava açmak üzere tarafına «mehil» verildiğini ileri sürerek şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
Ancak, Anayasa Mahkemesi «somut norm denetimi» sonucunda 22.06.2023 tarih, 2023/33 E. ve 2023/117 K. sayılı iptal kararı ile ortaklığın veya kooperatiflerin ek tasfiyesinin, tasfiyesi istenilen ortaklıklar ya da kooperatiflerin «sicilden terkin» edildiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde talep edilebileceğini içeren 13.1.2011 tarihli ve 6102 sayılı Kanun’a 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38 . …
Bu itibarla Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrasında; “Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak (…) mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir” hükmü gereğince Anayasa Mahkemesi kararlarının «derdest» davalara derhal uygulanacağı nazara alınarak bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet tespiti davası · ek mehil · ticaret sicilinden terkin · olağanüstü genel kurul · tespit davası · limited şirket · dava sebebi · vekalet ücreti
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin 04.11.2015 tarihinde sicilden resen silindiği, «terkin» edilen şirket hakkında «derdest» bir dava bulunduğuna dair bir bilgiye ve belgeye rastlanmadığı, terkin edilen şirketin, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca, yasal düzenlemeler gereği aralıksız olarak «son» 5 yılına ait «olağan genel kurul» toplantılarını yapmamasından kaynaklanan yasal «sebebe» dayanarak terkin işlemi gerçekleştirildiği, aynı Kanun maddesinin 4/a hükmü gereği şirket yetkilisi adına şirketin sicildeki kayıtlı adresine ihtarlı «tebligat» çıkarıldığı ve «ihtarın» Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanmasına rağmen, terkin edilen şirket ve yetkilileri tarafından terkine yönelik olarak bir bildirimde bulunulmadığı, terkin işleminin usulüne uygun olarak yerine getirildiği, beş yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanması gerektiği, ihyası talep edilen şirketin 04.11.2015 tarihinde «ticaret sicilinden terkin» edildiği, mahkemedeki ihya davasının düzenlenen beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 21.03.2023 tarihinde açıldığı, bu davanın dayanağı olan İzmir 9.
İş Mahkemesindeki hizmet tespiti davasının dava dışı şirketin «son» «terkin» işlemlerinin yapılıp ticaret sicilinden «ilan» edildiği, 04.11.2015 tarihinde 5 yıl geçtikten sonra açıldığının ... olduğu, eldeki davanın ise 21.03.2023 tarihinde açıldığı, bu durumda «ihyası» istenen şirketin sicilden terkininin ilanından sonra ilk 5 yılda açılmış bir «hizmet tespiti davası» ya da ihya davasının bulunmadığı, aynı Kanun'un geçici yedinci maddesinin 15 ... fıkrası uyarınca sicilden silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde «ihya davası» açılması gerekirken «hak düşürücü süre» aşılarak 21.03.2023 tarihinde ihya davasının açılmış olduğu, yasanın amir hükmü uyarınca davacının hak düşürücü süre içinde ihya davası açmadığından davanın reddin …
A.Ş.'nin «sicilden terkin» edildiğinin öğrenildiğini, mahkemece bu «şirketin ihyası» için dava açmak üzere tarafına «mehil» verildiğini ileri sürerek şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle yasal süresi içinde açılmayan davanın süre yönünden reddine ve müvekkilinin «yasal hasım» olup davanın açılmasına sebebiyet verilmediğinden «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4715 E. , 2023/5385 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/459 Esas, 2022/575 Karar
HÜKÜM
Dava ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen şirketin ihyası davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Özgü-Ahşap İnşaat Sanayi A.Ş.'nin Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 60653 sicil numarasına kayıtlı olduğunu ve 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiğini, terkin edilen şirket aleyhine Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2018/7942 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı yan vekilince takibe 19.07.2018 tarihinde itiraz edildiğini, itirazın iptali için açılan davanın Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/493 Esasına kayıtlı olduğunu ileri sürerek mezkur şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) Yasa'nın geçici 7 nci maddesine dayanılarak yapılan terkin işlemi sebebiyle açılan davada müdürlüğün dava açılmasına sebebiyet vermediğini, kabul anlamına gelmemek şartıyla verilecek ihya kararında tasfiye memurunun atanmasının zorunlu olduğunu, yasal hasım olduklarından dolayı aleyhe vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 28.01.2021 tarih, 2020/666 E. ve 2021/42 K. sayılı kararıyla; davalı tarafından ihyası talep edilen şirketin temsil ve ilzama yetkililerinin ticaret sicilindeki adreslerine ihtarat yapıldığına ilişkin tebligat bulunmadığı, sicil işleminin hatalı olduğu, 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (559 sayılı KHK) ile eklenen geçici 10 uncu maddesi gözetildiğinde asgari sermayeyi süresinde artırmadığından münfesihlik durumunun ortadan kalkmadığı, tasfiye ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceği, terkin öncesi şirketin yetkili temsilcisinin tasfiye memuru olarak atandığı, usulüne uygun şekilde terkin işlemi yapmayan davalının yargılama giderlerinden sorumlu olduğu gerekçesiyle talebin kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 60653 sicil numarasına kayıtlı Özgü-Ahşap İnşaat Sanayi A.Ş.'nin eksik tasfiye işlemleri ve Ankara 1.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/493 E. sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ihya edilen şirkete ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına, ihya kararının Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilanına, davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden vekâlet ücretinin davalı ... Sicil Müdürlüğü'nden tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 09.12.2021 tarih, 2021/902 E. ve 2021/1510 K. sayılı kararıyla; davalı ... Sicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, sicilden sermaye artırımı yapmayarak münfesih duruma düşmesinden ötürü tasfiye işlemleri için de şirkete tasfiye memuru atanması gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ek tasfiye kararı ile ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilerek usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığına karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 22.03.2022 tarih, 2022/1368 E. ve 2022/2224 K. sayılı kararıyla 6102 sayılı Kanun Yasa'nın geçici 7 nci maddesinin on beşinci bendinin son cümlesinde bahsedilen beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde ihya davası açılmadığı hususunun tartışılmaksızın yanılgılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenen Özgü-Ahşap İnşaat Sanayi A.Ş. nin 23.01.2014 tarihinde sicilden 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında resen silindiği, söz konusu şirketin silindiği tarih itibariyle geçici 7 nci maddenin ikinci bendi çerçevesinde ihyası istenen şirketin davacı ve davalı sıfatıyla devam eden bir davasının bulunmadığı, geçici 7 nci maddenin on beşinci bendinin son cümlesinde "Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket ve kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." şeklinde düzenlemenin bulunduğu, şirketin 23.01.2014 tarihinde sicilden terkin edildiği halde ihyasının beş yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 08.12.2020 tarihinde istenildiği, mevcut davanın beş yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; somut olayda 6102 Sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi'nin dördüncü fıkrasının (a) bendine uygun mahiyette ihtar yapılmadığından, davalı tarafından yapılan işlemin hukuka uygun olmadığı, e ihtarın içeriğinden haberdar olamayan şirkete karşı tesis edilen söz konusu terkin işleminin hukuk aleminde hüküm ve sonuç doğurmayacağını, ihyası istenen şirkete usulüne uygun tebligat yapılmadığından, davalı tarafından tesis edilen terkin işlemi de usulsüz olacağından, somut olayda 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi'nin on beşinci fıkrasında öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanması mümkün olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca resen sicilden terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Mahkemece, bozmaya uyularak, bozma ilamı uyarınca karar verilmiş ise de 6102 sayılı Kanun’un Geçici 7 nci maddesinin on beşinci maddenin on beşinci fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir” düzenlemesindeki, “...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde...” ibaresinin Anayasamızın 35 ve 40 ıncı maddelerine aykırılığı dolasıyla Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi sonucunda 22.06.2023 Tarihli ve 2023/33 Esas ve 2023/117 Karar sayılı iptal kararı ile iptaline karar verilmiştir.
Söz konusu iptal kararı Resmi Gazetenin 15.09.2023 tarihli, 32310 sayı ile yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir.
Bu itibarla, Anayasa Mahkemesinin hak düşürücü süreye ilişkin iptal kararının derdest davalara derhal uygulanacağı ve usuli müktesep hakların istisnası olduğu nazara alınarak karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/966095900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz