Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6697 E. 2024/47 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
somut norm denetimi↗ anayasa mahkemesi iptal kararı↗ münfesihlik↗ resen terkin↗ re'sen terkin↗ makul süre↗ ihya davası↗ hukuki menfaat↗ ticaret sicilinden terkin↗ şirketin tasfiyesi↗ şirketin ihyası↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ sicilden terkin↗ hakkaniyet↗ tespit davası↗ ihya↗ hak düşürücü süre↗ ihtar↗ limited şirket↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ yetki↗ ek tasfiye↗ terkin↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ: İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/196 E., 2022/274 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 15.06.1999 yılında Fırat Unlu Mamulleri Plastik San. ve Ltd. Şti.'nde işe başladığını, şirkette 18.10.2000 tarihine kadar kesintisiz olarak çalıştığını, fakat müvekkilinin sigorta kaydının 03/2000 dönemine kadar yapılmadığını, bu nedenle Ankara 3. İş Mahkemesi'nde 2019/205 E. sayılı dosya ile sigortalılığının tespitine ilişkin dava açıldığını, taraflarına ihya davası açılması için yetki ve süre verildiğini ileri sürerek şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenen Fırat Unlu Mamulleri Plastik San. ve Ltd. Şti'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 15.04.2014 tarihinde münfesih olarak Ticaret Sicili'nden terk olunduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrası son cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, eldeki davanın ise ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 15.04.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 21.06.2021 tarihinde açıldığı, şu halde davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolmuş olduğundan davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin 15.06.1999 yılında Fırat Unlu Mamulleri Plastik San. ve Ltd. Şti. bünyesinde çalışmaya başladığını ve 18.10.2000 tarihine kadar anılan şirkette kesintisiz olarak çalışmaya devam ettiğini, İskenderun Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından yapılan ihtar ve ilana rağmen şirket tarafından süresi içinde herhangi bir bildirimde bulunulmaması üzerine 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi gereğince şirketin sicilden re’sen terkin edildiğini, bu neticede müvekkilinin, eksik sigorta sebebiyle emekli olamadığını, bu durumun ispatını da şirketin re'sen terkin edilmiş olması dolayısıyla sağlayamadığı için mağduriyet yaşadığını, işbu sebeplerle Ankara 3. İş Mahkemesi’nde görülen 2019/205 E. sayılı tespit davası kapsamında 01.06.2021 tarihli celsede mahkemece taraflarına ihya davası açma yetkisi ve süresi verildiğini, şirketin ticaret sicilinden resen terkinini makul süre içinde öğrenilememiş olması dolayısı ile süreyi takip etmelerinin mümkün olmaması gerekse söz konusu şirketin tasfiyesinin olağan usuller uygun olarak yapılmamış olması dolayısı ile davanın ve müvekkilinin haklılığının ortaya çıkacağını, şirketin ticaret sicilinden terkini yapılırken kanunun belirlemiş olduğu usule uygun hareket edilmemesi dolayısıyla şirketin ihyası gerekirken hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verilmesinin hakkaniyete uygun olmayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda ihyası istenen şirketin sicilden resen terkin edildiği 15.04.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 21.06.2021 tarihinde dava açıldığı, ihyası istenen şirketin sicilden terkin edildiği tarihten önce hakkında devam eden bir davası veya icra takibi de bulunmadığı, davacı tarafın 16.08.2019 tarihinde hizmet tespiti istemiyle açılan Ankara 3. İş Mahkemesi'nin 2019/205 E. sayılı davada mahkemece şirketin ihyası davası açması için davacıya süre vermesi üzerine eldeki davanın açıldığı, 5 yıllık hak düşürücü sürede şirketin ihyasına yönelik dava açılmadığından davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek, davanın reddi sebebi olarak gösterilen 5 yıllık zaman aşımı süresinin iş bu davaya uygulanmasının ihyası istenen şirketin terkininin usulüne uygun yapılmaması sebebiyle mümkün olmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi, Anayasa Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli ve 2023/33 E., 2023/117 K. sayılı kararı.
3. Değerlendirme
6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine istinaden münfesih olmasına veya sayılmasına karşın tasfiye edilmeyerek ticaret sicili kayıtlarından terkin edilmeyen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyelerine ve sicilden terkinine ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, böylece bu şirketler ile kooperatiflerin varlıklarını şeklen sürdürmelerinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bu çerçevede münfesih olan veya sayılan şirketler ile kooperatiflerin anılan genel hükümlere nazaran kolaylaştırılmış bir usulde tasfiye edilerek unvanlarının sicilden silinmesine ve bunun mümkün olmaması hâlinde ise unvanlarının sicilden resen silinmesine yönelik düzenlemeler yapılmıştır.
6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin on beşinci bendi kapsamında ilgili ticaret sicilinden resen silinen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin ek tasfiyesi (ihya) de düzenlenmiş olup, anonim ve limited ortaklıklar ile kooperatiflerin resen sicilden silinmesinden sonra alacaklılar veya hukuki menfaatleri bulunan kişiler, haklı sebeplerin (dava açma, icra takibinde bulunma vs.) bulunması halinde ilgili anonim veya limited ortaklıklar ile kooperatiflerin ek tasfiyesini Asliye Ticaret Mahkemesinden talepte bulunabilirler. Aynı maddenin on beşinci fıkrasının beşinci cümlesinde ise “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir” düzenlemesine yer verilmiştir. Ancak, Anayasa Mahkemesi somut norm denetimi sonucunda 22.06.2023 tarihli ve 2023/33 E., 2023/117 K. sayılı kararı ile ortaklığın veya kooperatiflerin ek tasfiyesinin, tasfiyesi istenilen ortaklıklar ya da kooperatiflerin sicilden terkin edildiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde talep edilebileceğini içeren 13.1.2011 tarihli ve 6102 sayılı Kanun’a 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38 inci maddesiyle eklenen geçici 7 nci maddenin (15) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde...” ibaresinin Anayasamızın 35 ve 40 ıncı maddelerine aykırılığı dolasıyla iptaline karar vermiştir. Söz konusu iptal kararı Resmi Gazete'nin 15.09.2023 tarihli, 32310 sayı ile yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir.
Bu itibarla Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrasında; “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak (…) mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir” hükmü gereğince Anayasa Mahkemesi kararlarının derhal etkisi tartışılarak karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3531 E. 2023/5065 K.
Ortak:somut norm denetimi · münfesihlik · re'sen terkin · ihya davası · hukuki menfaat · şirketin tasfiyesi · şirketin ihyası · sicilden terkin · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaŞti'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 15.04.2014 tarihinde «münfesih» olarak Ticaret Sicili'nden «terk» olunduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrası «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, eldeki davanın ise «ihyası» istenen şirketin sicilden re'«sen terkin» edildiği 15.04.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 21.06.2021 tarihinde açıldığı, şu halde davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolmuş olduğundan davanın hak düşürücü süre …
İş Mahkemesi’nde görülen 2019/205 E. sayılı «tespit davası» kapsamında 01.06.2021 tarihli celsede mahkemece taraflarına «ihya davası» açma yetkisi ve süresi verildiğini, şirketin ticaret sicilinden resen terkinini «makul süre» içinde öğrenilememiş olması dolayısı ile süreyi takip etmelerinin mümkün olmaması gerekse söz konusu «şirketin tasfiyesinin» olağan usuller uygun olarak yapılmamış olması dolayısı ile davanın ve müvekkilinin haklılığının ortaya çıkacağını, şirketin «ticaret sicilinden terkini» yapılırken kanunun belirlemiş olduğu usule uygun hareket edilmemesi dolayısıyla «şirketin ihyası» gerekirken «hak düşürücü süre» yönünden davanın reddine karar verilmesinin «hakkaniyete» uygun olmayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İş Mahkemesi'nin 2019/205 E. sayılı davada mahkemece «şirketin ihyası davası» açması için davacıya süre vermesi üzerine eldeki davanın açıldığı, 5 yıllık «hak düşürücü sürede» şirketin ihyasına yönelik dava açılmadığından davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca resen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Ancak, Anayasa Mahkemesi «somut norm denetimi» sonucunda 22.06.2023 tarihli, 2023/33 E. ve 2023/117 K. sayılı iptal kararı ile ortaklığın veya kooperatiflerin ek tasfiyesinin, tasfiyesi istenilen ortaklıklar ya da kooperatiflerin «sicilden terkin» edildiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde talep edilebileceğini içeren 13.1.2011 tarihli ve 6102 sayılı Kanun’a 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38 i …
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:derdestlik · hukuki yarar · yargılama gideri · tebligat · dosya masrafı
Benzer bu karardaİş Mahkemesinin 2016/152 E. sayılı dosyasında iş kazası nedeniyle müvekkili kurum tarafından sigortalıya peşin sermaye değerli gelir tedavi ve ilaç «masrafı» yapıldığını, müvekkili kurum zararının giderilmesi için iş kazasından dolayı «ihyası» istenilen şirketin sorumlu olduğundan işbu davanın açılmasında «hukuki yararının» bulunduğunu, şirketin re’«sen terkin» edildiğinin dava aşamasında öğrenildiğini, «hak düşürücü sürenin» bu tarihten itibaren başlaması gerektiğini, açılan davanın ek «tasfiye» niteliğinde olduğunu, müvekkili kurumun kazanılmış hakkının bulunduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İş Mahkemesinin 2016/152 E. sayılı dosyasından dava açıldığını, yargılama aşamasında «ihyası» talep edilen şirkete «tebligat» yapılması gerektiğinden şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ihyası» istenen şirketin Adana Ticaret Sicil Müdürlüğünde 44720 sicil numarası ile kayıtlı olduğunu, «şirketin tasfiyesinin» 13.10.2014 tarihinde sonlandığını ve «terkin» işleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi uyarınca gerçekleştiğini belirterek davanın reddi ile «yargılama gideri» ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasını istemiştir.
Bu itibarla Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrasında; “Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak (…) mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir” hükmü gereğince Anayasa Mahkemesi kararlarının «derdest» davalara derhal uygulanacağı nazara alınarak bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4515 E. 2023/5411 K.
Ortak:somut norm denetimi · münfesihlik · hukuki menfaat · şirketin ihyası · sicilden terkin · tespit davası · ihya · hak düşürücü süre · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaŞti'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 15.04.2014 tarihinde «münfesih» olarak Ticaret Sicili'nden «terk» olunduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrası «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, eldeki davanın ise «ihyası» istenen şirketin sicilden re'«sen terkin» edildiği 15.04.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 21.06.2021 tarihinde açıldığı, şu halde davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolmuş olduğundan davanın hak düşürücü süre …
İş Mahkemesi’nde görülen 2019/205 E. sayılı «tespit davası» kapsamında 01.06.2021 tarihli celsede mahkemece taraflarına «ihya davası» açma yetkisi ve süresi verildiğini, şirketin ticaret sicilinden resen terkinini «makul süre» içinde öğrenilememiş olması dolayısı ile süreyi takip etmelerinin mümkün olmaması gerekse söz konusu «şirketin tasfiyesinin» olağan usuller uygun olarak yapılmamış olması dolayısı ile davanın ve müvekkilinin haklılığının ortaya çıkacağını, şirketin «ticaret sicilinden terkini» yapılırken kanunun belirlemiş olduğu usule uygun hareket edilmemesi dolayısıyla «şirketin ihyası» gerekirken «hak düşürücü süre» yönünden davanın reddine karar verilmesinin «hakkaniyete» uygun olmayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda «ihyası» istenen şirketin sicilden «resen terkin» edildiği 15.04.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 21.06.2021 tarihinde dava açıldığı, ihyası istenen şirketin «sicilden terkin» edildiği tarihten önce hakkında devam eden bir davası veya icra takibi de bulunmadığı, davacı tarafın 16.08.2019 tarihinde hizmet tespiti istemiyle açılan Ankara 3 …
Benzer bu karardaŞti. ve BNM Tekstil Tic.Ltd.Şti. isimli şirketlerin hasım gösterilerek «hizmet tespit davası» açtıklarını, şirketlerin «terkin» edildiğinin yargılama sırasında öğrenildiğini, mahkemenin taraf teşkilinin sağlanması açısından davalı «şirketin ihyası» konusunda dava açmak üzere süre verdiğini bildirmiş, davalı şirketlerin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, «ihyası» talep edilen şirketlerin 25.03.2015 tarihinde Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından resen silindikleri, davanın «terkin» edilen şirketlerin davacı tarafından İş Mahkemesinde açılan hizmet tespiti istemli olarak açıldığı, dava tarihi olan 08.04.2021 tarihi itibariyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasında düzenlenen beş yıllık «hak düşürücü sürenin» aşılması yanında bu davanın dayanağı olan davanın da 25.09.2020 tarihinde yasal süre aşılarak açıldığı gerekçesiyle, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine ka …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet tespiti davası · sahtelik · yasal hasım · kamu düzenine aykırılık · kısıtlılık · yargılama giderleri · istinaf incelemesi · kamu düzeni
Benzer bu kararda… yılları arasında aralıksız olarak çalıştığını, müvekkilinin emekliliğinin aradan 8 yıl geçtikten sonra 11.09.2008-15.09.2009 tarihleri arasındaki hizmet sürelerinin «sahteliği» öne sürülerek iptal edildiğini ve maaşının kesildiğini, bu durumun müvekkilinin mağduriyetine sebep olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde herhangi bir «hak düşürücü süreye» değinilmediğini, ayrıca sigortalılığın tespiti davasının herhangi bir «zamanaşımı» yada hak düşürücü süreye tabi değilken «ihya» davasının 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olması nedeniyle reddinin müvekkilinin hak arama hürriyetinin de «kısıtlanmasına» sebep olduğunu, bu davaların hak düşürücü süreye tabi olmadığının Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay içthatları ile de belirtildiğini, kararının «istinaf incelemesi» neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi «kamu düzenine aykırılık» görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Şti. ve BNM Tekstil Tic.Ltd.Şti. isimli şirketlerin hasım gösterilerek «hizmet tespit davası» açtıklarını, şirketlerin «terkin» edildiğinin yargılama sırasında öğrenildiğini, mahkemenin taraf teşkilinin sağlanması açısından davalı «şirketin ihyası» konusunda dava açmak üzere süre verdiğini bildirmiş, davalı şirketlerin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; her iki şirketin adres durumu nedeniyle vergi dairesinden «terk» sayılması sebebiyle 08.12.2014 tarihinde «münfesih» sayılarak şirketlerin tescilli adresine «ihtarda» bulunulduğunu, ihtarın 11.12.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığını, yasal süresi içerisinde ihtarlara yanıt verilmemesi nedeniyle 25.03.2015 tarihinde şirketlerin sicil «kaydının» resen silindiğini, terkin işleminin kanun ve tebliğ hükümleri ile Yargıtay Kararları'na uygun şekilde yapıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 31 inci maddesine gereği tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişiklik gibi adres değişikliğinin de tescil ettirilmesi gerektiği, münfesih olan şirketlerin tescilli adreslerine gönderilen «ihtarnamelerin» tebliğ edilememesinin tamamen ilgili şirketlerin basiretli bir «tacir» olarak davranmaması ve yasal yükümlülüğününü yerine getirmemesinden kaynaklandığını, dolayısıyla tescilli adrese gönderilen ihtarnamelerin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin (4) kısım a) bendi gereği tebliğ edilmiş sayılacağını, müdürlüğün davada zorunlu «yasal hasım» olduğunu. yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırı husus, «kusur» bulunmaması nedeniyle davanın açılmasına sebebiyet vermeyen müdürlükleri aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini bildirmiş yasal süresinde açılmayan davanın süre yönünden reddine, karar verilmesini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/91 E. 2016/4911 K.
Ortak:münfesihlik · resen terkin · hukuki menfaat · şirketin ihyası · sicilden terkin · ihya · limited şirket · ticaret sicili · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaŞti'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 15.04.2014 tarihinde «münfesih» olarak Ticaret Sicili'nden «terk» olunduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrası «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, eldeki davanın ise «ihyası» istenen şirketin sicilden re'«sen terkin» edildiği 15.04.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 21.06.2021 tarihinde açıldığı, şu halde davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolmuş olduğundan davanın hak düşürücü süre …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda «ihyası» istenen şirketin sicilden «resen terkin» edildiği 15.04.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 21.06.2021 tarihinde dava açıldığı, ihyası istenen şirketin «sicilden terkin» edildiği tarihten önce hakkında devam eden bir davası veya icra takibi de bulunmadığı, davacı tarafın 16.08.2019 tarihinde hizmet tespiti istemiyle açılan Ankara 3 …
Değerlendirme 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine istinaden «münfesih» olmasına veya sayılmasına karşın «tasfiye» edilmeyerek «ticaret sicili» kayıtlarından «terkin» edilmeyen anonim ve «limited şirketler» ile kooperatiflerin tasfiyelerine ve sicilden terkinine ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, böylece bu şirketler ile kooperatiflerin varlıklarını şeklen sürdürmelerinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
Benzer bu kararda… Tasfiye Edilmemiş Anonim veya Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicilinden Silinmelerine İlişkin Tebliğin” “Çeşitli Hükümler” başlığını «taşıyan» 16/2 maddesinin “Bu tebliğ hükümlerine göre; ticaret sicilinden silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler” hükmünü amir olduğu, söz konusu amir hüküm uyarınca «şirket müdürü» ile hissedarlarının resen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» için mahkemeye başvurma hak ve yetkilerinin bulunmadığı gerekçesiyle, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d, 115. maddeleri uyarınca davacıların aktif dava «ehliyeti» bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. bendinin «son» cümlesinde öngörülen "Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." hükmü gereğince, yasal süresi içinde açılan işbu davada, davacıların, «ihyası» istenilen şirketi «temsile» yetkili kişiler olduğu ve dava açmakta hukuki yararları bulunduğu anlaşılmakla, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, aktif dava «ehliyetleri» bulunmadığından bahisle, davanın reddine karar verilmesi isabetli bulunmamış ve hükmün davacılar lehine bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürü · taraf ehliyeti · taşıyan · temsil
Benzer bu kararda… Tasfiye Edilmemiş Anonim veya Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicilinden Silinmelerine İlişkin Tebliğin” “Çeşitli Hükümler” başlığını «taşıyan» 16/2 maddesinin “Bu tebliğ hükümlerine göre; ticaret sicilinden silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler” hükmünü amir olduğu, söz konusu amir hüküm uyarınca «şirket müdürü» ile hissedarlarının resen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» için mahkemeye başvurma hak ve yetkilerinin bulunmadığı gerekçesiyle, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d, 115. maddeleri uyarınca davacıların aktif dava «ehliyeti» bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. bendinin «son» cümlesinde öngörülen "Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." hükmü gereğince, yasal süresi içinde açılan işbu davada, davacıların, «ihyası» istenilen şirketi «temsile» yetkili kişiler olduğu ve dava açmakta hukuki yararları bulunduğu anlaşılmakla, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, aktif dava «ehliyetleri» bulunmadığından bahisle, davanın reddine karar verilmesi isabetli bulunmamış ve hükmün davacılar lehine bozulması gerekmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6903 E. 2024/93 K.
Ortak:somut norm denetimi · münfesihlik · ihya davası · hukuki menfaat · ticaret sicilinden terkin · şirketin ihyası · sicilden terkin · tespit davası · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİş Mahkemesi’nde görülen 2019/205 E. sayılı «tespit davası» kapsamında 01.06.2021 tarihli celsede mahkemece taraflarına «ihya davası» açma yetkisi ve süresi verildiğini, şirketin ticaret sicilinden resen terkinini «makul süre» içinde öğrenilememiş olması dolayısı ile süreyi takip etmelerinin mümkün olmaması gerekse söz konusu «şirketin tasfiyesinin» olağan usuller uygun olarak yapılmamış olması dolayısı ile davanın ve müvekkilinin haklılığının ortaya çıkacağını, şirketin «ticaret sicilinden terkini» yapılırken kanunun belirlemiş olduğu usule uygun hareket edilmemesi dolayısıyla «şirketin ihyası» gerekirken «hak düşürücü süre» yönünden davanın reddine karar verilmesinin «hakkaniyete» uygun olmayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Şti'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 15.04.2014 tarihinde «münfesih» olarak Ticaret Sicili'nden «terk» olunduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrası «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, eldeki davanın ise «ihyası» istenen şirketin sicilden re'«sen terkin» edildiği 15.04.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 21.06.2021 tarihinde açıldığı, şu halde davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolmuş olduğundan davanın hak düşürücü süre …
İş Mahkemesi'nin 2019/205 E. sayılı davada mahkemece «şirketin ihyası davası» açması için davacıya süre vermesi üzerine eldeki davanın açıldığı, 5 yıllık «hak düşürücü sürede» şirketin ihyasına yönelik dava açılmadığından davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaA.Ş.'nin «sicilden terkin» edildiğinin öğrenildiğini, mahkemece bu «şirketin ihyası» için dava açmak üzere tarafına «mehil» verildiğini ileri sürerek şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
İş Mahkemesindeki hizmet tespiti davasının dava dışı şirketin «son» «terkin» işlemlerinin yapılıp ticaret sicilinden «ilan» edildiği, 04.11.2015 tarihinde 5 yıl geçtikten sonra açıldığının ... olduğu, eldeki davanın ise 21.03.2023 tarihinde açıldığı, bu durumda «ihyası» istenen şirketin sicilden terkininin ilanından sonra ilk 5 yılda açılmış bir «hizmet tespiti davası» ya da ihya davasının bulunmadığı, aynı Kanun'un geçici yedinci maddesinin 15 ... fıkrası uyarınca sicilden silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde «ihya davası» açılması gerekirken «hak düşürücü süre» aşılarak 21.03.2023 tarihinde ihya davasının açılmış olduğu, yasanın amir hükmü uyarınca davacının hak düşürücü süre içinde ihya davası açmadığından davanın reddin …
Ancak, Anayasa Mahkemesi «somut norm denetimi» sonucunda 22.06.2023 tarih, 2023/33 E. ve 2023/117 K. sayılı iptal kararı ile ortaklığın veya kooperatiflerin ek tasfiyesinin, tasfiyesi istenilen ortaklıklar ya da kooperatiflerin «sicilden terkin» edildiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde talep edilebileceğini içeren 13.1.2011 tarihli ve 6102 sayılı Kanun’a 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38 . …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet tespiti davası · ek mehil · yasal hasım · olağanüstü genel kurul · derdestlik · yargılama gideri · tebligat · vekalet ücreti
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle yasal süresi içinde açılmayan davanın süre yönünden reddine ve müvekkilinin «yasal hasım» olup davanın açılmasına sebebiyet verilmediğinden «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin 04.11.2015 tarihinde sicilden resen silindiği, «terkin» edilen şirket hakkında «derdest» bir dava bulunduğuna dair bir bilgiye ve belgeye rastlanmadığı, terkin edilen şirketin, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca, yasal düzenlemeler gereği aralıksız olarak «son» 5 yılına ait «olağan genel kurul» toplantılarını yapmamasından kaynaklanan yasal «sebebe» dayanarak terkin işlemi gerçekleştirildiği, aynı Kanun maddesinin 4/a hükmü gereği şirket yetkilisi adına şirketin sicildeki kayıtlı adresine ihtarlı «tebligat» çıkarıldığı ve «ihtarın» Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanmasına rağmen, terkin edilen şirket ve yetkilileri tarafından terkine yönelik olarak bir bildirimde bulunulmadığı, terkin işleminin usulüne uygun olarak yerine getirildiği, beş yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanması gerektiği, ihyası talep edilen şirketin 04.11.2015 tarihinde «ticaret sicilinden terkin» edildiği, mahkemedeki ihya davasının düzenlenen beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 21.03.2023 tarihinde açıldığı, bu davanın dayanağı olan İzmir 9.
A.Ş.'nin «sicilden terkin» edildiğinin öğrenildiğini, mahkemece bu «şirketin ihyası» için dava açmak üzere tarafına «mehil» verildiğini ileri sürerek şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
İş Mahkemesinin 2022/320 E. sayılı dosyasına ait davanın dahi beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 11.08.2022 tarihinde açıldığı, bu davanın «terkin» tarihindeki «derdest» dava olmadığı, bunun yanında davacı tarafça, terkin tarihinde terkin edilen şirket hakkında derdest bir davanın bulunduğu iddiasında bulunulmadığı gibi toplanan deliller ve belge örnekleri ile bu yönde bir belgeye ulaşılamadığı gerekçesiyle davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici yedinci maddesinin 15 ... fıkrası uyarınca «hak düşürücü süre» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2025/1542 E. 2025/2794 K.
Ortak:şirketin ihyası · sicilden terkin · ihya · hak düşürücü süre · terkin · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİş Mahkemesi’nde görülen 2019/205 E. sayılı «tespit davası» kapsamında 01.06.2021 tarihli celsede mahkemece taraflarına «ihya davası» açma yetkisi ve süresi verildiğini, şirketin ticaret sicilinden resen terkinini «makul süre» içinde öğrenilememiş olması dolayısı ile süreyi takip etmelerinin mümkün olmaması gerekse söz konusu «şirketin tasfiyesinin» olağan usuller uygun olarak yapılmamış olması dolayısı ile davanın ve müvekkilinin haklılığının ortaya çıkacağını, şirketin «ticaret sicilinden terkini» yapılırken kanunun belirlemiş olduğu usule uygun hareket edilmemesi dolayısıyla «şirketin ihyası» gerekirken «hak düşürücü süre» yönünden davanın reddine karar verilmesinin «hakkaniyete» uygun olmayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda «ihyası» istenen şirketin sicilden «resen terkin» edildiği 15.04.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 21.06.2021 tarihinde dava açıldığı, ihyası istenen şirketin «sicilden terkin» edildiği tarihten önce hakkında devam eden bir davası veya icra takibi de bulunmadığı, davacı tarafın 16.08.2019 tarihinde hizmet tespiti istemiyle açılan Ankara 3 …
Şti'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 15.04.2014 tarihinde «münfesih» olarak Ticaret Sicili'nden «terk» olunduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrası «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, eldeki davanın ise «ihyası» istenen şirketin sicilden re'«sen terkin» edildiği 15.04.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 21.06.2021 tarihinde açıldığı, şu halde davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolmuş olduğundan davanın hak düşürücü süre …
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; bir başka mahkeme nezdinde görülmekte olan davada «sicilden terkin» edildiği öğrenilen ...Ltd.
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Şti.'nin «ihyası» için kendilerine süre verildiğini ileri sürerek şirketin ihyasını talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama gideri
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; işlemlerin usulüne uygun olduğunu, aleyhlerine «yargılama giderine» hükmedilmemesi gerektiğini savunmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4424 E. 2019/1037 K.
Ortak:ihya · ticaret sicili · cy/cy kaydı · dava şartı
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Şti.'nde işe başladığını, şirkette 18.10.2000 tarihine kadar kesintisiz olarak çalıştığını, fakat müvekkilinin sigorta «kaydının» 03/2000 dönemine kadar yapılmadığını, bu nedenle Ankara 3.
İş Mahkemesi'nde 2019/205 E. sayılı dosya ile sigortalılığının tespitine ilişkin dava açıldığını, taraflarına «ihya davası» açılması için «yetki» ve süre verildiğini ileri sürerek şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu kararda… toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi gereğince Ticaret Sicilden silinmekle dava ve hukuki işlem «ehliyetini» yitirdiğini «ticaret sicil» işleminin iptaline karar verilmesinin şirketin sicile kendiliğinden «kaydını» sağlayamayacağı, ayrıca «ihya» kararı verilmesi gerektiği, davacı tarafça işlemin iptali talep edilip, ihya talep edilmediğinden iptal davasında «hukuki yararı» bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince, davacı Şirketin «kaydının» silinmiş olması nedeniyle taraf «ehliyeti» yokluğundan davanın reddine ilişkin kararda usule aykırılık bulunmadığından davacı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adl …
Kaydı silinen şirket hakkında devam eden davalar bulunması nedeniyle şirketin, 6102 sayılı Yasa’nın Geçici 7/.... maddesi uyarınca Geçici 7. maddeye dayalı olarak bir şirketin «kaydının» silinmesi işlemi hukuka uygun olmadığından ve silinme işleminin iptali halinde şirketin varlığı devam edeceğinden davalı ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:taraf ehliyeti · hukuki yarar
Benzer bu kararda… toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi gereğince Ticaret Sicilden silinmekle dava ve hukuki işlem «ehliyetini» yitirdiğini «ticaret sicil» işleminin iptaline karar verilmesinin şirketin sicile kendiliğinden «kaydını» sağlayamayacağı, ayrıca «ihya» kararı verilmesi gerektiği, davacı tarafça işlemin iptali talep edilip, ihya talep edilmediğinden iptal davasında «hukuki yararı» bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince, davacı Şirketin «kaydının» silinmiş olması nedeniyle taraf «ehliyeti» yokluğundan davanın reddine ilişkin kararda usule aykırılık bulunmadığından davacı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adl …
Müdürlüğünün hukuka aykırı işleminin iptalini istemekte davacının «hukuki yararı» bulunmakla yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5112 E. 2023/5691 K.
Ortak:re'sen terkin · şirketin ihyası · ihya · hak düşürücü süre · ek tasfiye · terkin · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaŞti'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 15.04.2014 tarihinde «münfesih» olarak Ticaret Sicili'nden «terk» olunduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrası «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, eldeki davanın ise «ihyası» istenen şirketin sicilden re'«sen terkin» edildiği 15.04.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 21.06.2021 tarihinde açıldığı, şu halde davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolmuş olduğundan davanın hak düşürücü süre …
İş Mahkemesi’nde görülen 2019/205 E. sayılı «tespit davası» kapsamında 01.06.2021 tarihli celsede mahkemece taraflarına «ihya davası» açma yetkisi ve süresi verildiğini, şirketin ticaret sicilinden resen terkinini «makul süre» içinde öğrenilememiş olması dolayısı ile süreyi takip etmelerinin mümkün olmaması gerekse söz konusu «şirketin tasfiyesinin» olağan usuller uygun olarak yapılmamış olması dolayısı ile davanın ve müvekkilinin haklılığının ortaya çıkacağını, şirketin «ticaret sicilinden terkini» yapılırken kanunun belirlemiş olduğu usule uygun hareket edilmemesi dolayısıyla «şirketin ihyası» gerekirken «hak düşürücü süre» yönünden davanın reddine karar verilmesinin «hakkaniyete» uygun olmayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda «ihyası» istenen şirketin sicilden «resen terkin» edildiği 15.04.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 21.06.2021 tarihinde dava açıldığı, ihyası istenen şirketin «sicilden terkin» edildiği tarihten önce hakkında devam eden bir davası veya icra takibi de bulunmadığı, davacı tarafın 16.08.2019 tarihinde hizmet tespiti istemiyle açılan Ankara 3 …
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şirket «temsilcilerine» «tebligat» çıkarılmayarak buna ilişkin herhangi bir delilin sunulmadığı, «terkin» tarihinden önce «derdest» davanın bulunması nedeni ile terkin işleminin yasaya aykırı şekilde yapıldığının kabulünün gerektiği, yapılan terkin işleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesinin 4 üncü fıkrasındaki usule uygun olmadığından, aynı maddenin 15 inci fıkrasında düzenlenen ve terkinden itibaren işlemeye başlayacağı öngörülen beş yıllık «hak düşürücü sürenin» somut dava yönünden uygulanmasının mümkün olmadığı, «ihya» davasının açılmasına davalı kurumun yasaya aykırı yaptığı re'«sen terkin» işlemi ile sebep olunduğu, bu nedenle adı geçenin «yargılama giderleri» ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi gereğince sicilden re’«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
İstinaf Sebepleri 1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin re’«sen terkine» ilişkin işlemlerde hiçbir eksiklik olmadığından ve dava konusu işlemin, re’sen terkin işlemlerine ilişkin geçici 7 nci maddesi ve buna ilişkin ikincil mevzuata uygun bulunduğundan; kanun gereği işlem tesis etmesi zorunlu olan müvekkili aleyhine, «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «istinaf incelemesi» sonucunda kaldırılmasına, müvekkili aleyhine yüklenen yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yargılama giderleri · derdestlik · istinaf incelemesi · yargılama gideri · tebligat · dahili dava · temsil
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şirket «temsilcilerine» «tebligat» çıkarılmayarak buna ilişkin herhangi bir delilin sunulmadığı, «terkin» tarihinden önce «derdest» davanın bulunması nedeni ile terkin işleminin yasaya aykırı şekilde yapıldığının kabulünün gerektiği, yapılan terkin işleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesinin 4 üncü fıkrasındaki usule uygun olmadığından, aynı maddenin 15 inci fıkrasında düzenlenen ve terkinden itibaren işlemeye başlayacağı öngörülen beş yıllık «hak düşürücü sürenin» somut dava yönünden uygulanmasının mümkün olmadığı, «ihya» davasının açılmasına davalı kurumun yasaya aykırı yaptığı re'«sen terkin» işlemi ile sebep olunduğu, bu nedenle adı geçenin «yargılama giderleri» ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri 1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin re’«sen terkine» ilişkin işlemlerde hiçbir eksiklik olmadığından ve dava konusu işlemin, re’sen terkin işlemlerine ilişkin geçici 7 nci maddesi ve buna ilişkin ikincil mevzuata uygun bulunduğundan; kanun gereği işlem tesis etmesi zorunlu olan müvekkili aleyhine, «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «istinaf incelemesi» sonucunda kaldırılmasına, müvekkili aleyhine yüklenen yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Temyiz Sebepleri 1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «derdest» dava bulunduğuna dair sicil kayıtlarına intikal eden hiçbir bildirimin bulunmadığı değerlendirilmeden karar verildiğini, bu itibarla vekâlet ücreti ve «yargılama giderlerinden» müvekkilinin sorumluluğuna gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.
2.Fer'i müdahil vekili istinaf dilekçesi ile; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açılmadığını, yine «tasfiye» memurları «dahil» edilmeden davanın görülmesinin hatalı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılması sureti ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/6697 E. , 2024/47 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1459 Esas, 2022/1661 Karar
DAVA TARİHİ 21.06.2021
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/196 E., 2022/274 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 15.06.1999 yılında Fırat Unlu Mamulleri Plastik San. ve Ltd. Şti.'nde işe başladığını, şirkette 18.10.2000 tarihine kadar kesintisiz olarak çalıştığını, fakat müvekkilinin sigorta kaydının 03/2000 dönemine kadar yapılmadığını, bu nedenle Ankara 3. İş Mahkemesi'nde 2019/205 E. sayılı dosya ile sigortalılığının tespitine ilişkin dava açıldığını, taraflarına ihya davası açılması için yetki ve süre verildiğini ileri sürerek şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenen Fırat Unlu Mamulleri Plastik San. ve Ltd. Şti'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 15.04.2014 tarihinde münfesih olarak Ticaret Sicili'nden terk olunduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrası son cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, eldeki davanın ise ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 15.04.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 21.06.2021 tarihinde açıldığı, şu halde davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolmuş olduğundan davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin 15.06.1999 yılında Fırat Unlu Mamulleri Plastik San. ve Ltd. Şti. bünyesinde çalışmaya başladığını ve 18.10.2000 tarihine kadar anılan şirkette kesintisiz olarak çalışmaya devam ettiğini, İskenderun Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından yapılan ihtar ve ilana rağmen şirket tarafından süresi içinde herhangi bir bildirimde bulunulmaması üzerine 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi gereğince şirketin sicilden re’sen terkin edildiğini, bu neticede müvekkilinin, eksik sigorta sebebiyle emekli olamadığını, bu durumun ispatını da şirketin re'sen terkin edilmiş olması dolayısıyla sağlayamadığı için mağduriyet yaşadığını, işbu sebeplerle Ankara 3.
İş Mahkemesi’nde görülen 2019/205 E. sayılı tespit davası kapsamında 01.06.2021 tarihli celsede mahkemece taraflarına ihya davası açma yetkisi ve süresi verildiğini, şirketin ticaret sicilinden resen terkinini makul süre içinde öğrenilememiş olması dolayısı ile süreyi takip etmelerinin mümkün olmaması gerekse söz konusu şirketin tasfiyesinin olağan usuller uygun olarak yapılmamış olması dolayısı ile davanın ve müvekkilinin haklılığının ortaya çıkacağını, şirketin ticaret sicilinden terkini yapılırken kanunun belirlemiş olduğu usule uygun hareket edilmemesi dolayısıyla şirketin ihyası gerekirken hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verilmesinin hakkaniyete uygun olmayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda ihyası istenen şirketin sicilden resen terkin edildiği 15.04.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 21.06.2021 tarihinde dava açıldığı, ihyası istenen şirketin sicilden terkin edildiği tarihten önce hakkında devam eden bir davası veya icra takibi de bulunmadığı, davacı tarafın 16.08.2019 tarihinde hizmet tespiti istemiyle açılan Ankara 3. İş Mahkemesi'nin 2019/205 E. sayılı davada mahkemece şirketin ihyası davası açması için davacıya süre vermesi üzerine eldeki davanın açıldığı, 5 yıllık hak düşürücü sürede şirketin ihyasına yönelik dava açılmadığından davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek, davanın reddi sebebi olarak gösterilen 5 yıllık zaman aşımı süresinin iş bu davaya uygulanmasının ihyası istenen şirketin terkininin usulüne uygun yapılmaması sebebiyle mümkün olmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi, Anayasa Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli ve 2023/33 E., 2023/117 K. sayılı kararı.
3. Değerlendirme
6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine istinaden münfesih olmasına veya sayılmasına karşın tasfiye edilmeyerek ticaret sicili kayıtlarından terkin edilmeyen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyelerine ve sicilden terkinine ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, böylece bu şirketler ile kooperatiflerin varlıklarını şeklen sürdürmelerinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bu çerçevede münfesih olan veya sayılan şirketler ile kooperatiflerin anılan genel hükümlere nazaran kolaylaştırılmış bir usulde tasfiye edilerek unvanlarının sicilden silinmesine ve bunun mümkün olmaması hâlinde ise unvanlarının sicilden resen silinmesine yönelik düzenlemeler yapılmıştır.
6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin on beşinci bendi kapsamında ilgili ticaret sicilinden resen silinen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin ek tasfiyesi (ihya) de düzenlenmiş olup, anonim ve limited ortaklıklar ile kooperatiflerin resen sicilden silinmesinden sonra alacaklılar veya hukuki menfaatleri bulunan kişiler, haklı sebeplerin (dava açma, icra takibinde bulunma vs.) bulunması halinde ilgili anonim veya limited ortaklıklar ile kooperatiflerin ek tasfiyesini Asliye Ticaret Mahkemesinden talepte bulunabilirler. Aynı maddenin on beşinci fıkrasının beşinci cümlesinde ise “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir” düzenlemesine yer verilmiştir.
Ancak, Anayasa Mahkemesi somut norm denetimi sonucunda 22.06.2023 tarihli ve 2023/33 E., 2023/117 K. sayılı kararı ile ortaklığın veya kooperatiflerin ek tasfiyesinin, tasfiyesi istenilen ortaklıklar ya da kooperatiflerin sicilden terkin edildiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde talep edilebileceğini içeren 13.1.2011 tarihli ve 6102 sayılı Kanun’a 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38 inci maddesiyle eklenen geçici 7 nci maddenin (15) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde...” ibaresinin Anayasamızın 35 ve 40 ıncı maddelerine aykırılığı dolasıyla iptaline karar vermiştir. Söz konusu iptal kararı Resmi Gazete'nin 15.09.2023 tarihli, 32310 sayı ile yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir.
Bu itibarla Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrasında; “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak (…) mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir” hükmü gereğince Anayasa Mahkemesi kararlarının derhal etkisi tartışılarak karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1046943400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz