Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6903 E. 2024/93 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': 'beş yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
somut norm denetimi↗ anayasa mahkemesi iptal kararı↗ hizmet tespiti davası↗ münfesihlik↗ ihya davası↗ ek mehil↗ hukuki menfaat↗ ticaret sicilinden terkin↗ yasal hasım↗ olağanüstü genel kurul↗ şirketin ihyası↗ sicilden terkin↗ tespit davası↗ derdestlik↗ ihya↗ hak düşürücü süre↗ ihtar↗ limited şirket↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ ek tasfiye↗ terkin↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ vekalet ücreti↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2023/218 E., 2023/367 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; İzmir 9. İş Mahkemesinde açılan 2022/320 E. sayılı hizmet tespiti davasının yargılaması sırasında dava dışı ... Gömlekleri Giyim ve Kuşam San. Tic. A.Ş.'nin sicilden terkin edildiğinin öğrenildiğini, mahkemece bu şirketin ihyası için dava açmak üzere tarafına mehil verildiğini ileri sürerek şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle yasal süresi içinde açılmayan davanın süre yönünden reddine ve müvekkilinin yasal hasım olup davanın açılmasına sebebiyet verilmediğinden yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenen şirketin 04.11.2015 tarihinde sicilden resen silindiği, terkin edilen şirket hakkında derdest bir dava bulunduğuna dair bir bilgiye ve belgeye rastlanmadığı, terkin edilen şirketin, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca, yasal düzenlemeler gereği aralıksız olarak son 5 yılına ait olağan genel kurul toplantılarını yapmamasından kaynaklanan yasal sebebe dayanarak terkin işlemi gerçekleştirildiği, aynı Kanun maddesinin 4/a hükmü gereği şirket yetkilisi adına şirketin sicildeki kayıtlı adresine ihtarlı tebligat çıkarıldığı ve ihtarın Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanmasına rağmen, terkin edilen şirket ve yetkilileri tarafından terkine yönelik olarak bir bildirimde bulunulmadığı, terkin işleminin usulüne uygun olarak yerine getirildiği, beş yıllık hak düşürücü sürenin uygulanması gerektiği, ihyası talep edilen şirketin 04.11.2015 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiği, mahkemedeki ihya davasının düzenlenen beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 21.03.2023 tarihinde açıldığı, bu davanın dayanağı olan İzmir 9. İş Mahkemesinin 2022/320 E. sayılı dosyasına ait davanın dahi beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 11.08.2022 tarihinde açıldığı, bu davanın terkin tarihindeki derdest dava olmadığı, bunun yanında davacı tarafça, terkin tarihinde terkin edilen şirket hakkında derdest bir davanın bulunduğu iddiasında bulunulmadığı gibi toplanan deliller ve belge örnekleri ile bu yönde bir belgeye ulaşılamadığı gerekçesiyle davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici yedinci maddesinin 15 ... fıkrası uyarınca hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın doğru olmadığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenen dava dışı şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici yedinci maddesi uyarınca 04.11.2015 tarihinde terkin edildiği, davacının İzmir 9. İş Mahkemesinde açtığı davanın ise 11.08.2022 tarihinde açıldığı, bu durumda davacı tarafça açılan İzmir 9. İş Mahkemesindeki hizmet tespiti davasının dava dışı şirketin son terkin işlemlerinin yapılıp ticaret sicilinden ilan edildiği, 04.11.2015 tarihinde 5 yıl geçtikten sonra açıldığının ... olduğu, eldeki davanın ise 21.03.2023 tarihinde açıldığı, bu durumda ihyası istenen şirketin sicilden terkininin ilanından sonra ilk 5 yılda açılmış bir hizmet tespiti davası ya da ihya davasının bulunmadığı, aynı Kanun'un geçici yedinci maddesinin 15 ... fıkrası uyarınca sicilden silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde ihya davası açılması gerekirken hak düşürücü süre aşılarak 21.03.2023 tarihinde ihya davasının açılmış olduğu, yasanın amir hükmü uyarınca davacının hak düşürücü süre içinde ihya davası açmadığından davanın reddine dair kararda bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.
6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde istinaden münfesih olmasına veya sayılmasına karşın tasfiye edilmeyerek ticaret sicili kayıtlarından terkin edilmeyen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyelerine ve sicilden terkinine ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, böylece bu şirketler ile kooperatiflerin varlıklarını şeklen sürdürmelerinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bu çerçevede münfesih olan veya sayılan şirketler ile kooperatiflerin anılan genel hükümlere nazaran kolaylaştırılmış bir usulde tasfiye edilerek unvanlarının sicilden silinmesine ve bunun mümkün olmaması hâlinde ise unvanlarının sicilden re'sen silinmesine yönelik düzenlemeler yapılmıştır.
6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin on beşinci bendi kapsamında ilgili ticaret sicilinden resen silinen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin ek tasfiyesi yani uygulamadaki deyimi ile “ihyası” meselesi de düzenlenmiş olup, anonim ve limited ortaklıklar ile kooperatiflerin resen sicilden silinmesinden sonra alacaklılar veya hukuki menfaatleri bulunan kişiler, haklı sebeplerin (dava açma, icra takibinde bulunma vs.) bulunması halinde ilgili anonim veya limited ortaklıklar ile kooperatiflerin ek tasfiyesini asliye ticaret mahkemesinden talepte bulunabilirler. Aynı maddenin on beşinci fıkrasının beşinci cümlesinde ise “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir” düzenlemesine yer verilmiştir. Ancak, Anayasa Mahkemesi somut norm denetimi sonucunda 22.06.2023 tarih, 2023/33 E. ve 2023/117 K. sayılı iptal kararı ile ortaklığın veya kooperatiflerin ek tasfiyesinin, tasfiyesi istenilen ortaklıklar ya da kooperatiflerin sicilden terkin edildiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde talep edilebileceğini içeren 13.1.2011 tarihli ve 6102 sayılı Kanun’a 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38 ... maddesiyle eklenen geçici 7 nci maddenin (15) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinde yer ... “...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde...” ibaresinin Anayasamızın 35 ve 40 ıncı maddelerine aykırılığı dolasıyla iptaline karar vermiştir. Söz konusu iptal kararı Resmi Gazetenin 15.09.2023 tarihli, 32310 sayı ile yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir.
Bu itibarla Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrasında; “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak (…) mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir” hükmü gereğince Anayasa Mahkemesi kararlarının derdest davalara derhal uygulanacağı nazara alınarak bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/91 E. 2016/4911 K.
Ortak:münfesihlik · hukuki menfaat · şirketin ihyası · sicilden terkin · ihya · limited şirket · ticaret sicili · ek tasfiye · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaDeğerlendirme 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde istinaden «münfesih» olmasına veya sayılmasına karşın «tasfiye» edilmeyerek «ticaret sicili» kayıtlarından «terkin» edilmeyen anonim ve «limited şirketler» ile kooperatiflerin tasfiyelerine ve sicilden terkinine ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, böylece bu şirketler ile kooperatiflerin varlıklarını şeklen sürdürmelerinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
A.Ş.'nin «sicilden terkin» edildiğinin öğrenildiğini, mahkemece bu «şirketin ihyası» için dava açmak üzere tarafına «mehil» verildiğini ileri sürerek şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin on beşinci bendi kapsamında ilgili ticaret sicilinden resen silinen anonim ve «limited şirketler» ile kooperatiflerin ek tasfiyesi yani uygulamadaki deyimi ile “«ihyası»” meselesi de düzenlenmiş olup, anonim ve limited ortaklıklar ile kooperatiflerin resen sicilden silinmesinden sonra alacaklılar veya «hukuki menfaatleri» bulunan kişiler, haklı sebeplerin (dava açma, icra takibinde bulunma vs.) bulunması halinde ilgili anonim veya limited ortaklıklar ile kooperatiflerin ek tasfiyesi …
Benzer bu kararda… Tasfiye Edilmemiş Anonim veya Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicilinden Silinmelerine İlişkin Tebliğin” “Çeşitli Hükümler” başlığını «taşıyan» 16/2 maddesinin “Bu tebliğ hükümlerine göre; ticaret sicilinden silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler” hükmünü amir olduğu, söz konusu amir hüküm uyarınca «şirket müdürü» ile hissedarlarının resen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» için mahkemeye başvurma hak ve yetkilerinin bulunmadığı gerekçesiyle, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d, 115. maddeleri uyarınca davacıların aktif dava «ehliyeti» bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. bendinin «son» cümlesinde öngörülen "Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." hükmü gereğince, yasal süresi içinde açılan işbu davada, davacıların, «ihyası» istenilen şirketi «temsile» yetkili kişiler olduğu ve dava açmakta hukuki yararları bulunduğu anlaşılmakla, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, aktif dava «ehliyetleri» bulunmadığından bahisle, davanın reddine karar verilmesi isabetli bulunmamış ve hükmün davacılar lehine bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:resen terkin · şirket müdürü · taraf ehliyeti · taşıyan · temsil
Benzer bu kararda… Tasfiye Edilmemiş Anonim veya Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicilinden Silinmelerine İlişkin Tebliğin” “Çeşitli Hükümler” başlığını «taşıyan» 16/2 maddesinin “Bu tebliğ hükümlerine göre; ticaret sicilinden silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler” hükmünü amir olduğu, söz konusu amir hüküm uyarınca «şirket müdürü» ile hissedarlarının resen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» için mahkemeye başvurma hak ve yetkilerinin bulunmadığı gerekçesiyle, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d, 115. maddeleri uyarınca davacıların aktif dava «ehliyeti» bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. bendinin «son» cümlesinde öngörülen "Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." hükmü gereğince, yasal süresi içinde açılan işbu davada, davacıların, «ihyası» istenilen şirketi «temsile» yetkili kişiler olduğu ve dava açmakta hukuki yararları bulunduğu anlaşılmakla, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, aktif dava «ehliyetleri» bulunmadığından bahisle, davanın reddine karar verilmesi isabetli bulunmamış ve hükmün davacılar lehine bozulması gerekmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3531 E. 2023/5065 K.
Ortak:somut norm denetimi · münfesihlik · ihya davası · hukuki menfaat · şirketin ihyası · sicilden terkin · derdestlik · ihya · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaA.Ş.'nin «sicilden terkin» edildiğinin öğrenildiğini, mahkemece bu «şirketin ihyası» için dava açmak üzere tarafına «mehil» verildiğini ileri sürerek şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin 04.11.2015 tarihinde sicilden resen silindiği, «terkin» edilen şirket hakkında «derdest» bir dava bulunduğuna dair bir bilgiye ve belgeye rastlanmadığı, terkin edilen şirketin, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca, yasal düzenlemeler gereği aralıksız olarak «son» 5 yılına ait «olağan genel kurul» toplantılarını yapmamasından kaynaklanan yasal «sebebe» dayanarak terkin işlemi gerçekleştirildiği, aynı Kanun maddesinin 4/a hükmü gereği şirket yetkilisi adına şirketin sicildeki kayıtlı adresine ihtarlı «tebligat» çıkarıldığı ve «ihtarın» Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanmasına rağmen, terkin edilen şirket ve yetkilileri tarafından terkine yönelik olarak bir bildirimde bulunulmadığı, terkin işleminin usulüne uygun olarak yerine getirildiği, beş yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanması gerektiği, ihyası talep edilen şirketin 04.11.2015 tarihinde «ticaret sicilinden terkin» edildiği, mahkemedeki ihya davasının düzenlenen beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 21.03.2023 tarihinde açıldığı, bu davanın dayanağı olan İzmir 9.
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca resen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenilen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca 13.10.2014 tarihi itibarıyla «terkin» edildiği, işbu ihya davasının 20.12.2019 tarihinde açıldığı, anılan maddenin 15 inci bendine göre «ihya davası» açma süresi 5 yıl olduğu, ihyası istenen şirketin sicil «kaydının» 13.10.2014 tarihinde re'sen silindiği, davanın ise 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 20.12.2019 tarihinde açıldığı anlaşıldığı, mahkemece hak düşürücü süre dolduktan sonra açılan davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu, Yarg …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:re'sen terkin · şirketin tasfiyesi · hukuki yarar · dosya masrafı
Benzer bu karardaİş Mahkemesinin 2016/152 E. sayılı dosyasında iş kazası nedeniyle müvekkili kurum tarafından sigortalıya peşin sermaye değerli gelir tedavi ve ilaç «masrafı» yapıldığını, müvekkili kurum zararının giderilmesi için iş kazasından dolayı «ihyası» istenilen şirketin sorumlu olduğundan işbu davanın açılmasında «hukuki yararının» bulunduğunu, şirketin re’«sen terkin» edildiğinin dava aşamasında öğrenildiğini, «hak düşürücü sürenin» bu tarihten itibaren başlaması gerektiğini, açılan davanın ek «tasfiye» niteliğinde olduğunu, müvekkili kurumun kazanılmış hakkının bulunduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ihyası» istenen şirketin Adana Ticaret Sicil Müdürlüğünde 44720 sicil numarası ile kayıtlı olduğunu, «şirketin tasfiyesinin» 13.10.2014 tarihinde sonlandığını ve «terkin» işleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi uyarınca gerçekleştiğini belirterek davanın reddi ile «yargılama gideri» ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4515 E. 2023/5411 K.
Ortak:somut norm denetimi · hizmet tespiti davası · münfesihlik · hukuki menfaat · yasal hasım · şirketin ihyası · sicilden terkin · tespit davası · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaA.Ş.'nin «sicilden terkin» edildiğinin öğrenildiğini, mahkemece bu «şirketin ihyası» için dava açmak üzere tarafına «mehil» verildiğini ileri sürerek şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
İş Mahkemesindeki hizmet tespiti davasının dava dışı şirketin «son» «terkin» işlemlerinin yapılıp ticaret sicilinden «ilan» edildiği, 04.11.2015 tarihinde 5 yıl geçtikten sonra açıldığının ... olduğu, eldeki davanın ise 21.03.2023 tarihinde açıldığı, bu durumda «ihyası» istenen şirketin sicilden terkininin ilanından sonra ilk 5 yılda açılmış bir «hizmet tespiti davası» ya da ihya davasının bulunmadığı, aynı Kanun'un geçici yedinci maddesinin 15 ... fıkrası uyarınca sicilden silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde «ihya davası» açılması gerekirken «hak düşürücü süre» aşılarak 21.03.2023 tarihinde ihya davasının açılmış olduğu, yasanın amir hükmü uyarınca davacının hak düşürücü süre içinde ihya davası açmadığından davanın reddin …
Ancak, Anayasa Mahkemesi «somut norm denetimi» sonucunda 22.06.2023 tarih, 2023/33 E. ve 2023/117 K. sayılı iptal kararı ile ortaklığın veya kooperatiflerin ek tasfiyesinin, tasfiyesi istenilen ortaklıklar ya da kooperatiflerin «sicilden terkin» edildiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde talep edilebileceğini içeren 13.1.2011 tarihli ve 6102 sayılı Kanun’a 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38 . …
Benzer bu karardaŞti. ve BNM Tekstil Tic.Ltd.Şti. isimli şirketlerin hasım gösterilerek «hizmet tespit davası» açtıklarını, şirketlerin «terkin» edildiğinin yargılama sırasında öğrenildiğini, mahkemenin taraf teşkilinin sağlanması açısından davalı «şirketin ihyası» konusunda dava açmak üzere süre verdiğini bildirmiş, davalı şirketlerin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; her iki şirketin adres durumu nedeniyle vergi dairesinden «terk» sayılması sebebiyle 08.12.2014 tarihinde «münfesih» sayılarak şirketlerin tescilli adresine «ihtarda» bulunulduğunu, ihtarın 11.12.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığını, yasal süresi içerisinde ihtarlara yanıt verilmemesi nedeniyle 25.03.2015 tarihinde şirketlerin sicil «kaydının» resen silindiğini, terkin işleminin kanun ve tebliğ hükümleri ile Yargıtay Kararları'na uygun şekilde yapıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 31 inci maddesine gereği tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişiklik gibi adres değişikliğinin de tescil ettirilmesi gerektiği, münfesih olan şirketlerin tescilli adreslerine gönderilen «ihtarnamelerin» tebliğ edilememesinin tamamen ilgili şirketlerin basiretli bir «tacir» olarak davranmaması ve yasal yükümlülüğününü yerine getirmemesinden kaynaklandığını, dolayısıyla tescilli adrese gönderilen ihtarnamelerin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin (4) kısım a) bendi gereği tebliğ edilmiş sayılacağını, müdürlüğün davada zorunlu «yasal hasım» olduğunu. yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırı husus, «kusur» bulunmaması nedeniyle davanın açılmasına sebebiyet vermeyen müdürlükleri aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini bildirmiş yasal süresinde açılmayan davanın süre yönünden reddine, karar verilmesini istemiştir.
Ancak, Anayasa Mahkemesi «somut norm denetimi» sonucunda 22.06.2023 tarihli ve 2023/33 E., 2023/117 K. sayılı kararı ile ortaklığın veya kooperatiflerin ek tasfiyesinin, tasfiyesi istenilen ortaklıklar ya da kooperatiflerin «sicilden terkin» edildiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde talep edilebileceğini içeren 13.1.2011 tarihli ve 6102 sayılı Kanun’a 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38 i …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sahtelik · kamu düzenine aykırılık · kısıtlılık · yargılama giderleri · istinaf incelemesi · kamu düzeni · ihtarname · tacir
Benzer bu kararda… yılları arasında aralıksız olarak çalıştığını, müvekkilinin emekliliğinin aradan 8 yıl geçtikten sonra 11.09.2008-15.09.2009 tarihleri arasındaki hizmet sürelerinin «sahteliği» öne sürülerek iptal edildiğini ve maaşının kesildiğini, bu durumun müvekkilinin mağduriyetine sebep olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde herhangi bir «hak düşürücü süreye» değinilmediğini, ayrıca sigortalılığın tespiti davasının herhangi bir «zamanaşımı» yada hak düşürücü süreye tabi değilken «ihya» davasının 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olması nedeniyle reddinin müvekkilinin hak arama hürriyetinin de «kısıtlanmasına» sebep olduğunu, bu davaların hak düşürücü süreye tabi olmadığının Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay içthatları ile de belirtildiğini, kararının «istinaf incelemesi» neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; her iki şirketin adres durumu nedeniyle vergi dairesinden «terk» sayılması sebebiyle 08.12.2014 tarihinde «münfesih» sayılarak şirketlerin tescilli adresine «ihtarda» bulunulduğunu, ihtarın 11.12.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığını, yasal süresi içerisinde ihtarlara yanıt verilmemesi nedeniyle 25.03.2015 tarihinde şirketlerin sicil «kaydının» resen silindiğini, terkin işleminin kanun ve tebliğ hükümleri ile Yargıtay Kararları'na uygun şekilde yapıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 31 inci maddesine gereği tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişiklik gibi adres değişikliğinin de tescil ettirilmesi gerektiği, münfesih olan şirketlerin tescilli adreslerine gönderilen «ihtarnamelerin» tebliğ edilememesinin tamamen ilgili şirketlerin basiretli bir «tacir» olarak davranmaması ve yasal yükümlülüğününü yerine getirmemesinden kaynaklandığını, dolayısıyla tescilli adrese gönderilen ihtarnamelerin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin (4) kısım a) bendi gereği tebliğ edilmiş sayılacağını, müdürlüğün davada zorunlu «yasal hasım» olduğunu. yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırı husus, «kusur» bulunmaması nedeniyle davanın açılmasına sebebiyet vermeyen müdürlükleri aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini bildirmiş yasal süresinde açılmayan davanın süre yönünden reddine, karar verilmesini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi «kamu düzenine aykırılık» görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4424 E. 2019/1037 K.
Ortak:ihya · ticaret sicili · cy/cy kaydı · dava şartı
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
A.Ş.'nin «sicilden terkin» edildiğinin öğrenildiğini, mahkemece bu «şirketin ihyası» için dava açmak üzere tarafına «mehil» verildiğini ileri sürerek şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin 04.11.2015 tarihinde sicilden resen silindiği, «terkin» edilen şirket hakkında «derdest» bir dava bulunduğuna dair bir bilgiye ve belgeye rastlanmadığı, terkin edilen şirketin, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca, yasal düzenlemeler gereği aralıksız olarak «son» 5 yılına ait «olağan genel kurul» toplantılarını yapmamasından kaynaklanan yasal «sebebe» dayanarak terkin işlemi gerçekleştirildiği, aynı Kanun maddesinin 4/a hükmü gereği şirket yetkilisi adına şirketin sicildeki kayıtlı adresine ihtarlı «tebligat» çıkarıldığı ve «ihtarın» Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanmasına rağmen, terkin edilen şirket ve yetkilileri tarafından terkine yönelik olarak bir bildirimde bulunulmadığı, terkin işleminin usulüne uygun olarak yerine getirildiği, beş yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanması gerektiği, ihyası talep edilen şirketin 04.11.2015 tarihinde «ticaret sicilinden terkin» edildiği, mahkemedeki ihya davasının düzenlenen beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 21.03.2023 tarihinde açıldığı, bu davanın dayanağı olan İzmir 9.
Benzer bu kararda… toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi gereğince Ticaret Sicilden silinmekle dava ve hukuki işlem «ehliyetini» yitirdiğini «ticaret sicil» işleminin iptaline karar verilmesinin şirketin sicile kendiliğinden «kaydını» sağlayamayacağı, ayrıca «ihya» kararı verilmesi gerektiği, davacı tarafça işlemin iptali talep edilip, ihya talep edilmediğinden iptal davasında «hukuki yararı» bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince, davacı Şirketin «kaydının» silinmiş olması nedeniyle taraf «ehliyeti» yokluğundan davanın reddine ilişkin kararda usule aykırılık bulunmadığından davacı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adl …
Kaydı silinen şirket hakkında devam eden davalar bulunması nedeniyle şirketin, 6102 sayılı Yasa’nın Geçici 7/.... maddesi uyarınca Geçici 7. maddeye dayalı olarak bir şirketin «kaydının» silinmesi işlemi hukuka uygun olmadığından ve silinme işleminin iptali halinde şirketin varlığı devam edeceğinden davalı ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:taraf ehliyeti · hukuki yarar
Benzer bu kararda… toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi gereğince Ticaret Sicilden silinmekle dava ve hukuki işlem «ehliyetini» yitirdiğini «ticaret sicil» işleminin iptaline karar verilmesinin şirketin sicile kendiliğinden «kaydını» sağlayamayacağı, ayrıca «ihya» kararı verilmesi gerektiği, davacı tarafça işlemin iptali talep edilip, ihya talep edilmediğinden iptal davasında «hukuki yararı» bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince, davacı Şirketin «kaydının» silinmiş olması nedeniyle taraf «ehliyeti» yokluğundan davanın reddine ilişkin kararda usule aykırılık bulunmadığından davacı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adl …
Müdürlüğünün hukuka aykırı işleminin iptalini istemekte davacının «hukuki yararı» bulunmakla yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6697 E. 2024/47 K.
Ortak:somut norm denetimi · münfesihlik · ihya davası · hukuki menfaat · ticaret sicilinden terkin · şirketin ihyası · sicilden terkin · tespit davası · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaA.Ş.'nin «sicilden terkin» edildiğinin öğrenildiğini, mahkemece bu «şirketin ihyası» için dava açmak üzere tarafına «mehil» verildiğini ileri sürerek şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
İş Mahkemesindeki hizmet tespiti davasının dava dışı şirketin «son» «terkin» işlemlerinin yapılıp ticaret sicilinden «ilan» edildiği, 04.11.2015 tarihinde 5 yıl geçtikten sonra açıldığının ... olduğu, eldeki davanın ise 21.03.2023 tarihinde açıldığı, bu durumda «ihyası» istenen şirketin sicilden terkininin ilanından sonra ilk 5 yılda açılmış bir «hizmet tespiti davası» ya da ihya davasının bulunmadığı, aynı Kanun'un geçici yedinci maddesinin 15 ... fıkrası uyarınca sicilden silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde «ihya davası» açılması gerekirken «hak düşürücü süre» aşılarak 21.03.2023 tarihinde ihya davasının açılmış olduğu, yasanın amir hükmü uyarınca davacının hak düşürücü süre içinde ihya davası açmadığından davanın reddin …
Ancak, Anayasa Mahkemesi «somut norm denetimi» sonucunda 22.06.2023 tarih, 2023/33 E. ve 2023/117 K. sayılı iptal kararı ile ortaklığın veya kooperatiflerin ek tasfiyesinin, tasfiyesi istenilen ortaklıklar ya da kooperatiflerin «sicilden terkin» edildiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde talep edilebileceğini içeren 13.1.2011 tarihli ve 6102 sayılı Kanun’a 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38 . …
Benzer bu karardaİş Mahkemesi’nde görülen 2019/205 E. sayılı «tespit davası» kapsamında 01.06.2021 tarihli celsede mahkemece taraflarına «ihya davası» açma yetkisi ve süresi verildiğini, şirketin ticaret sicilinden resen terkinini «makul süre» içinde öğrenilememiş olması dolayısı ile süreyi takip etmelerinin mümkün olmaması gerekse söz konusu «şirketin tasfiyesinin» olağan usuller uygun olarak yapılmamış olması dolayısı ile davanın ve müvekkilinin haklılığının ortaya çıkacağını, şirketin «ticaret sicilinden terkini» yapılırken kanunun belirlemiş olduğu usule uygun hareket edilmemesi dolayısıyla «şirketin ihyası» gerekirken «hak düşürücü süre» yönünden davanın reddine karar verilmesinin «hakkaniyete» uygun olmayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Şti'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 15.04.2014 tarihinde «münfesih» olarak Ticaret Sicili'nden «terk» olunduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrası «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, eldeki davanın ise «ihyası» istenen şirketin sicilden re'«sen terkin» edildiği 15.04.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 21.06.2021 tarihinde açıldığı, şu halde davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolmuş olduğundan davanın hak düşürücü süre …
İş Mahkemesi'nin 2019/205 E. sayılı davada mahkemece «şirketin ihyası davası» açması için davacıya süre vermesi üzerine eldeki davanın açıldığı, 5 yıllık «hak düşürücü sürede» şirketin ihyasına yönelik dava açılmadığından davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:resen terkin · re'sen terkin · makul süre · şirketin tasfiyesi · hakkaniyet · yetki
Benzer bu karardaİş Mahkemesi’nde görülen 2019/205 E. sayılı «tespit davası» kapsamında 01.06.2021 tarihli celsede mahkemece taraflarına «ihya davası» açma yetkisi ve süresi verildiğini, şirketin ticaret sicilinden resen terkinini «makul süre» içinde öğrenilememiş olması dolayısı ile süreyi takip etmelerinin mümkün olmaması gerekse söz konusu «şirketin tasfiyesinin» olağan usuller uygun olarak yapılmamış olması dolayısı ile davanın ve müvekkilinin haklılığının ortaya çıkacağını, şirketin «ticaret sicilinden terkini» yapılırken kanunun belirlemiş olduğu usule uygun hareket edilmemesi dolayısıyla «şirketin ihyası» gerekirken «hak düşürücü süre» yönünden davanın reddine karar verilmesinin «hakkaniyete» uygun olmayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İş Mahkemesi'nde 2019/205 E. sayılı dosya ile sigortalılığının tespitine ilişkin dava açıldığını, taraflarına «ihya davası» açılması için «yetki» ve süre verildiğini ileri sürerek şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
Şti'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 15.04.2014 tarihinde «münfesih» olarak Ticaret Sicili'nden «terk» olunduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrası «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, eldeki davanın ise «ihyası» istenen şirketin sicilden re'«sen terkin» edildiği 15.04.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 21.06.2021 tarihinde açıldığı, şu halde davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolmuş olduğundan davanın hak düşürücü süre …
… çalışmaya başladığını ve 18.10.2000 tarihine kadar anılan şirkette kesintisiz olarak çalışmaya devam ettiğini, İskenderun Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından yapılan «ihtar» ve «ilana» rağmen şirket tarafından süresi içinde herhangi bir bildirimde bulunulmaması üzerine 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi gereğince şirketin sicilden re’«sen terkin» edildiğini, bu neticede müvekkilinin, eksik sigorta sebebiyle emekli olamadığını, bu durumun ispatını da şirketin re'sen terkin edilmiş olması dolayısıyla sağlayam …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1127 E. 2022/2222 K.
Ortak:münfesihlik · ihya davası · hukuki menfaat · şirketin ihyası · sicilden terkin · ihya · hak düşürücü süre · ihtar · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaA.Ş.'nin «sicilden terkin» edildiğinin öğrenildiğini, mahkemece bu «şirketin ihyası» için dava açmak üzere tarafına «mehil» verildiğini ileri sürerek şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin 04.11.2015 tarihinde sicilden resen silindiği, «terkin» edilen şirket hakkında «derdest» bir dava bulunduğuna dair bir bilgiye ve belgeye rastlanmadığı, terkin edilen şirketin, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca, yasal düzenlemeler gereği aralıksız olarak «son» 5 yılına ait «olağan genel kurul» toplantılarını yapmamasından kaynaklanan yasal «sebebe» dayanarak terkin işlemi gerçekleştirildiği, aynı Kanun maddesinin 4/a hükmü gereği şirket yetkilisi adına şirketin sicildeki kayıtlı adresine ihtarlı «tebligat» çıkarıldığı ve «ihtarın» Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanmasına rağmen, terkin edilen şirket ve yetkilileri tarafından terkine yönelik olarak bir bildirimde bulunulmadığı, terkin işleminin usulüne uygun olarak yerine getirildiği, beş yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanması gerektiği, ihyası talep edilen şirketin 04.11.2015 tarihinde «ticaret sicilinden terkin» edildiği, mahkemedeki ihya davasının düzenlenen beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 21.03.2023 tarihinde açıldığı, bu davanın dayanağı olan İzmir 9.
İş Mahkemesindeki hizmet tespiti davasının dava dışı şirketin «son» «terkin» işlemlerinin yapılıp ticaret sicilinden «ilan» edildiği, 04.11.2015 tarihinde 5 yıl geçtikten sonra açıldığının ... olduğu, eldeki davanın ise 21.03.2023 tarihinde açıldığı, bu durumda «ihyası» istenen şirketin sicilden terkininin ilanından sonra ilk 5 yılda açılmış bir «hizmet tespiti davası» ya da ihya davasının bulunmadığı, aynı Kanun'un geçici yedinci maddesinin 15 ... fıkrası uyarınca sicilden silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde «ihya davası» açılması gerekirken «hak düşürücü süre» aşılarak 21.03.2023 tarihinde ihya davasının açılmış olduğu, yasanın amir hükmü uyarınca davacının hak düşürücü süre içinde ihya davası açmadığından davanın reddin …
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince; TTK'nın geçici 7. maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerle sicilden re'«sen terkin» edileceğinin düzenlendiği, aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi ile Ticaret Sicili Müdürlüklerince; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı «son» adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir «ihtar» yollanacağı, yapılacak ihtarın «ilan» edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğü'ne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış «tebligat» yerine geçeceği, 4/c bendine göre terkin sebepleri bulunan şirketlerin faaliyetlerini devam ettirme isteğinde bulunmaları halinde, «münfesih» olma nedenini verilen süre içinde ortadan kaldırıp «ticaret siciline» bildirmelerinin ihtar edileceği, aynı maddenin 11. bendi uyarınca, ihtara rağmen süresinde işlem yapmayan şirketin unvanının ticaret sicilden re'sen silineceği, aynı maddenin 15. bendinde ticaret sicilden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirketi veya kooperatifin ihyasını isteyebileceği düzenlemelerine göre «ihyası» istenen şirketin 18/02/2015 tarihinde resen terkinine karar verilmişse de davalı ...
Bu hüküm uyarınca «sicilden terkin» tarihinden itibaren beş yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde dava açılması gerekirken hak düşürücü süre aşılarak 25.03.2021 tarihinde «ihya davası» açılmış olup yasanın amir hükmü uyarınca davacının hak düşürücü süre içerisinde ihya davası açılmadığı hususunun tartışılmaksızın yanılgılı gerekçeyle davanın kabu …
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. (1) Dava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce res’en «terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebligat · ihtarat · resen terkin · re'sen terkin · ticaret sicili tescili · tasfiye memuru atanması · tasfiye memuru · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalının TTK'nın geçici 7. maddesine göre Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayınlanan genel «ilan» dışında, şirket yöneticilerine «ihtarat» çıkarttığına ilişkin herhangi bir belge sunulmamış, «ihyası» istenen şirket yöneticileri adına çıkartılan bir «tebligatın» bulunduğu kanıtlanmamış, davalının yukarıda bahsi geçen mevzuata ilişkin yasal yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemiş olması, «terkin» işleminin geçici 7. maddeye uygun yapılmamış olması sebebiyle davanın kabulüne; terkin edilmiş olan Art Yapı Metal Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına, «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına, kararın «ticaret siciline tescil» ve ilanına, «yargılama giderlerinin» ve bu kapsamda avukatlık ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; TTK'nın geçici 7. maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerle sicilden re'«sen terkin» edileceğinin düzenlendiği, aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi ile Ticaret Sicili Müdürlüklerince; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı «son» adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir «ihtar» yollanacağı, yapılacak ihtarın «ilan» edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğü'ne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış «tebligat» yerine geçeceği, 4/c bendine göre terkin sebepleri bulunan şirketlerin faaliyetlerini devam ettirme isteğinde bulunmaları halinde, «münfesih» olma nedenini verilen süre içinde ortadan kaldırıp «ticaret siciline» bildirmelerinin ihtar edileceği, aynı maddenin 11. bendi uyarınca, ihtara rağmen süresinde işlem yapmayan şirketin unvanının ticaret sicilden re'sen silineceği, aynı maddenin 15. bendinde ticaret sicilden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirketi veya kooperatifin ihyasını isteyebileceği düzenlemelerine göre «ihyası» istenen şirketin 18/02/2015 tarihinde resen terkinine karar verilmişse de davalı ...
Sicil Müdürlüğü'nce TTK'nın geçici 7. maddesine göre «resen terkin» işlemi yapılırken, aynı maddenin 4. fıkrasında belirtildiği şekilde şirket yetkilisine «usulüne uygun tebligat» yapıldığı ispatlanamadığından terkin işleminin yasaya aykırı şekilde yapıldığının kabulüyle «ihya» davasının açılmasına davalı ...
Sicil Müdürlüğü yasaya aykırı yaptığı re'«sen terkin» işlemi ile sebebiyet verdiğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/6903 E. , 2024/93 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/1754 Esas, 2023/1534 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Esastan ret; davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2023/218 E., 2023/367 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; İzmir 9. İş Mahkemesinde açılan 2022/320 E. sayılı hizmet tespiti davasının yargılaması sırasında dava dışı ... Gömlekleri Giyim ve Kuşam San. Tic. A.Ş.'nin sicilden terkin edildiğinin öğrenildiğini, mahkemece bu şirketin ihyası için dava açmak üzere tarafına mehil verildiğini ileri sürerek şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle yasal süresi içinde açılmayan davanın süre yönünden reddine ve müvekkilinin yasal hasım olup davanın açılmasına sebebiyet verilmediğinden yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenen şirketin 04.11.2015 tarihinde sicilden resen silindiği, terkin edilen şirket hakkında derdest bir dava bulunduğuna dair bir bilgiye ve belgeye rastlanmadığı, terkin edilen şirketin, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca, yasal düzenlemeler gereği aralıksız olarak son 5 yılına ait olağan genel kurul toplantılarını yapmamasından kaynaklanan yasal sebebe dayanarak terkin işlemi gerçekleştirildiği, aynı Kanun maddesinin 4/a hükmü gereği şirket yetkilisi adına şirketin sicildeki kayıtlı adresine ihtarlı tebligat çıkarıldığı ve ihtarın Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanmasına rağmen, terkin edilen şirket ve yetkilileri tarafından terkine yönelik olarak bir bildirimde bulunulmadığı, terkin işleminin usulüne uygun olarak yerine getirildiği, beş yıllık hak düşürücü sürenin uygulanması gerektiği, ihyası talep edilen şirketin 04.11.2015 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiği, mahkemedeki ihya davasının düzenlenen beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 21.03.2023 tarihinde açıldığı, bu davanın dayanağı olan İzmir 9.
İş Mahkemesinin 2022/320 E. sayılı dosyasına ait davanın dahi beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 11.08.2022 tarihinde açıldığı, bu davanın terkin tarihindeki derdest dava olmadığı, bunun yanında davacı tarafça, terkin tarihinde terkin edilen şirket hakkında derdest bir davanın bulunduğu iddiasında bulunulmadığı gibi toplanan deliller ve belge örnekleri ile bu yönde bir belgeye ulaşılamadığı gerekçesiyle davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici yedinci maddesinin 15 ... fıkrası uyarınca hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın doğru olmadığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenen dava dışı şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici yedinci maddesi uyarınca 04.11.2015 tarihinde terkin edildiği, davacının İzmir 9. İş Mahkemesinde açtığı davanın ise 11.08.2022 tarihinde açıldığı, bu durumda davacı tarafça açılan İzmir 9. İş Mahkemesindeki hizmet tespiti davasının dava dışı şirketin son terkin işlemlerinin yapılıp ticaret sicilinden ilan edildiği, 04.11.2015 tarihinde 5 yıl geçtikten sonra açıldığının ... olduğu, eldeki davanın ise 21.03.2023 tarihinde açıldığı, bu durumda ihyası istenen şirketin sicilden terkininin ilanından sonra ilk 5 yılda açılmış bir hizmet tespiti davası ya da ihya davasının bulunmadığı, aynı Kanun'un geçici yedinci maddesinin 15 ...
fıkrası uyarınca sicilden silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde ihya davası açılması gerekirken hak düşürücü süre aşılarak 21.03.2023 tarihinde ihya davasının açılmış olduğu, yasanın amir hükmü uyarınca davacının hak düşürücü süre içinde ihya davası açmadığından davanın reddine dair kararda bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.
6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde istinaden münfesih olmasına veya sayılmasına karşın tasfiye edilmeyerek ticaret sicili kayıtlarından terkin edilmeyen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyelerine ve sicilden terkinine ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, böylece bu şirketler ile kooperatiflerin varlıklarını şeklen sürdürmelerinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bu çerçevede münfesih olan veya sayılan şirketler ile kooperatiflerin anılan genel hükümlere nazaran kolaylaştırılmış bir usulde tasfiye edilerek unvanlarının sicilden silinmesine ve bunun mümkün olmaması hâlinde ise unvanlarının sicilden re'sen silinmesine yönelik düzenlemeler yapılmıştır.
6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin on beşinci bendi kapsamında ilgili ticaret sicilinden resen silinen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin ek tasfiyesi yani uygulamadaki deyimi ile “ihyası” meselesi de düzenlenmiş olup, anonim ve limited ortaklıklar ile kooperatiflerin resen sicilden silinmesinden sonra alacaklılar veya hukuki menfaatleri bulunan kişiler, haklı sebeplerin (dava açma, icra takibinde bulunma vs.) bulunması halinde ilgili anonim veya limited ortaklıklar ile kooperatiflerin ek tasfiyesini asliye ticaret mahkemesinden talepte bulunabilirler. Aynı maddenin on beşinci fıkrasının beşinci cümlesinde ise “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir” düzenlemesine yer verilmiştir.
Ancak, Anayasa Mahkemesi somut norm denetimi sonucunda 22.06.2023 tarih, 2023/33 E. ve 2023/117 K. sayılı iptal kararı ile ortaklığın veya kooperatiflerin ek tasfiyesinin, tasfiyesi istenilen ortaklıklar ya da kooperatiflerin sicilden terkin edildiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde talep edilebileceğini içeren 13.1.2011 tarihli ve 6102 sayılı Kanun’a 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38 ... maddesiyle eklenen geçici 7 nci maddenin (15) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinde yer ... “...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde...” ibaresinin Anayasamızın 35 ve 40 ıncı maddelerine aykırılığı dolasıyla iptaline karar vermiştir. Söz konusu iptal kararı Resmi Gazetenin 15.09.2023 tarihli, 32310 sayı ile yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir.
Bu itibarla Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrasında; “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak (…) mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir” hükmü gereğince Anayasa Mahkemesi kararlarının derdest davalara derhal uygulanacağı nazara alınarak bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016739300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz