Adres tespiti | Ticaret sicili tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3978 E. 2023/4896 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirketin feshi davası↗ re'sen inceleme↗ resen terkin↗ şirketin feshi↗ ticaret sicili tescili↗ ortaklar kurulu kararı↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ fesih↗ kamu düzeni↗ usulden reddi↗ ihbar↗ ihtar↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ ticaret sicili↗ terkin↗ ihtarname↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/388 E., 2020/667 K.
Taraflar arasındaki davalı şirketin yeni adresinin tespiti ile ticaret siciline tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı bir kişinin Ticaret Bakanlığına başvurarak davalı şirketin ticaret siciline kayıtlı adresinde faaliyette bulunmadığını ihbar etmesi üzerine Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü tarafından müvekkili Kurum'a gönderilen 13.09.2019 tarihli yazıyla, davalı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresinde faaliyet gösterip göstermediğinin araştırılması, faaliyet göstermediğinin tespiti halinde ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 33 üncü ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapılmasının istenildiğini, müvekkili Kurum'ca anılan yazıya istinaden yapılan araştırma üzerine davalı şirketin sicile kayıtlı adresinde faaliyet göstermediğinin tespit edildiğini, akabinde davalı şirket ve yöneticisine ayrı ayrı gönderilen ihtarnamelerle, yeni adresin 30 gün içinde tescil ettirilmesi, ettirilemiyorsa bunun sebebinin açık ve anlaşılır bir şekilde bildirilmesinin ihtar edildiğini ancak adı geçenlerin bu ihtara herhangi bir cevap vermediğini ileri sürerek davalı şirketin yeni adresinin tespitine ve ticaret siciline tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket, cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, kural olarak şirketin sicile bildirdiği adreste faaliyet göstermesi ve adres değişikliğini sicile bildirerek tescil ettirmesi gerektiği, şirketin tescilli adresinde bulunmamasının bu adresi terk ettiği anlamına gelmeyeceği gibi Mahkemelerce de yeni adresinin araştırılarak bulunmasının mümkün olmadığı, şirketin kendi iradesiyle adres değişikliğini beyan etmemesi halinde Mahkemelerce şirketin iradesi yok sayılarak başka bir deyişle şirket yerine geçecek şekilde bir adresi şirketin yeni adresi olarak tayin etmesinin ve şirketi buna zorlamasının mümkün olmadığı, şirketin faaliyet adresinin ancak ortaklar kurulu kararıyla değiştirilebileceği, adresini değiştirdiği halde bunu bildirmeyen şirketin bu durumun sonuçlara katlanacağı, somut olayda, davacı kurumca, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin on birinci fıkrasına göre işlem yapılarak davalı şirketin ticaret sicilden resen terkin edilmesi gerektiği, bu imkan varken yeni adresin Mahkeme kanalıyla tespitinin istenilmesinde hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin 01.07.2015 tarihinden sonra gerçekleşen olaylara uygulanma imkanı bulunmadığını, somut olayda, müvekkili kurumun, davalı şirketin yeni adresini tescil ettirmediğini dava dışı şahsın Ticaret Bakanlığına yaptığı başvuru sonrasında gelişen olaylar nedeniyle 2019 yılında öğrendiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı, somut olayda, ticaret sicile kayıtlı davalı şirket hakkında; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğünün ...'in Bakanlığa başvurusu üzerine, maaş haczinin adres değiştiği için iade geldiğinin davalı şirketin ticaret sicilinde ilan edilen adresinde mukim olmadığının öğrenildiğini, davalı şirketin adresinin değişikliğinin resen yapılmasını talep edilmesi üzerine, davacı ... müdürlüğünün şirkete ihtarname göndererek adres değişikliğini bildirmesini istediği, davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, işbu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, iş bu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği, 6102 sayılı Kanun'un 32 inci ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'sen incelemesi gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda yukarıda anılan aynı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapması gerektiği ancak davacı Kurumca belirtilen şekilde bir araştırma yapılmaksızın dava erken açıldığı gibi Ticaret Mahkemelerinin adresinden ayrılan bir şirketin nereye taşındığını tespit ve yeni adresi tescil gibi bir görevinin de bulunmadığı, öte yandan, limited şirket tip anasözleşmesinin 4 üncü maddesine göre, tescil ve ilan edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durum fesih sebebi olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre ise şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi halinde şirketin sona ereceği, bu hale göre, davacı Kurumca, yukarıda belirtildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılması bu araştırmadan sonuç alınamaması halinde ise zikredilen ana sözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından şirketin feshi davası açılması gerektiği, bu imkanlar varken şirketin yeni adresinin tespitinin talep edilmesinde hukuki yarar bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi sonuç olarak isabetli ise de gerekçenin isabetli olmadığı, davanın anılan gerekçeyle reddi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince, yazılı şekilde müvekkili Kurum'un resen araştırma yapmakla yükümlü olduğu belirtilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 32 inci maddesine göre müvekkili Kurum'un resen araştırma yetkisi ve görevi bulunmadığını, anılan Kanun hükmüyle, Ticaret Sicil Müdürlüklerine şekli ve sınırlı bir inceleme yetkisi tanındığını, esasen temyize konu kararda belirtildiği şekilde bir araştırma yapılmasının Kurum'un organizasyon yapısı itibariyle mümkün de olmadığını, öte yandan, Bölge Adliye Mahkemesince, somut olayda, Ticaret Bakanlığı tarafından fesih davası açılması gerektiği belirtilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesine göre Bakanlığın ancak kamu düzenine ve işletme konusuna aykırılık teşkil eden durumlarda fesih davası açma yetkisi bulunduğunu, somut olayda sayılan koşulların söz konusu olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirketin yeni adresinin tespiti ile ticaret siciline tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 32 inci, 33 üncü, 210 uncu, 636 ıncı ve geçici 7 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Adres tespiti | Ticaret sicili tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1338 E. 2023/4650 K.
Ortak:şirketin feshi davası · re'sen inceleme · resen terkin · şirketin feshi · ticaret sicili tescili · ortaklar kurulu kararı · fesih · kamu düzeni · dava şartı · Adres tespiti | Ticaret sicili tescili
İncelediğiniz kararda… se de 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı, somut olayda, «ticaret sicile» kayıtlı davalı şirket hakkında; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğünün ...'in Bakanlığa başvurusu üzerine, maaş haczinin adres değiştiği için iade geldiğinin davalı şirketin ticaret sicilinde «ilan» edilen adresinde mukim olmadığının öğrenildiğini, davalı şirketin adresinin değişikliğinin resen yapılmasını talep edilmesi üzerine, davacı ... müdürlüğünün şirkete «ihtarname» göndererek adres değişikliğini bildirmesini istediği, davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, işbu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, iş bu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği, 6102 sayılı Kanun'un 32 inci ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda yukarıda anılan aynı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapması gerektiği ancak davacı Kurumca belirtilen şekilde bir araştırma yapılmaksızın dava erken açıldığı gibi Ticaret Mahkemelerinin adresinden ayrılan bir şirketin nereye taşındığını tespit ve yeni adresi tescil gibi bir görevinin de bulunmadığı, öte yandan, «limited şirket» tip anasözleşmesinin 4 üncü maddesine göre, tescil ve ilan edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durum «fesih» «sebebi» olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre ise şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi halinde şirketin sona ereceği, bu hale göre, davacı Kurumca, yukarıda belirtildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılması bu araştırmadan sonuç alınamaması halinde ise zikredilen ana sözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği, bu imkanlar varken şirketin yeni adresinin tespitinin talep edilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi sonuç olarak isabetli ise de gerekçenin isabetli olmadığı, davanın anılan gerekçeyle reddi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… ile bildirdiği adreste faaliyet göstermesi ve adres değişikliğini sicile bildirerek tescil ettirmesi gerektiği, şirketin tescilli adresinde bulunmamasının bu adresi «terk» ettiği anlamına gelmeyeceği gibi Mahkemelerce de yeni adresinin araştırılarak bulunmasının mümkün olmadığı, şirketin kendi iradesiyle adres değişikliğini beyan etmemesi halinde Mahkemelerce şirketin iradesi yok sayılarak başka bir deyişle şirket yerine geçecek şekilde bir adresi şirketin yeni adresi olarak tayin etmesinin ve şirketi buna zorlamasının mümkün olmadığı, şirketin faaliyet adresinin ancak «ortaklar kurulu» kararıyla değiştirilebileceği, adresini değiştirdiği halde bunu bildirmeyen şirketin bu durumun sonuçlara katlanacağı, somut olayda, davacı kurumca, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin on birinci fıkrasına göre işlem yapılarak davalı şirketin ticaret sicilden «resen terkin» edilmesi gerektiği, bu imkan varken yeni adresin Mahkeme kanalıyla tespitinin istenilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… aştırma yapılmasının Kurum'un organizasyon yapısı itibariyle mümkün de olmadığını, öte yandan, Bölge Adliye Mahkemesince, somut olayda, Ticaret Bakanlığı tarafından «fesih» davası açılması gerektiği belirtilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesine göre Bakanlığın ancak «kamu düzenine» ve işletme konusuna aykırılık teşkil eden durumlarda fesih davası açma yetkisi bulunduğunu, somut olayda sayılan koşulların söz konusu olmadığını belirterek kararı …
Benzer bu kararda… in, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı, somut olayda, dava dışı şirketin, davalı şirket ile arasındaki «hizmet sözleşmesinin» 30.09.2016 tarihi itibariyle sona erdiğini, sözleşme bitiş tarihi itibariyle müvekkiline «haciz» işlemi yapılmasından dolayı mağdur olduklarını, davalı şirketin adres değişikliğinin resen yapılmasını davacıdan talep ettiği, davacının şirkete «ihtarname» göndererek adres değişikliğini bildirmesini istediği, davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, iş bu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği, 6102 sayılı Kanun'un 32 inci ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda yukarıda anılan aynı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapması gerektiği ancak davacı Kurumca belirtilen şekilde bir araştırma yapılmaksızın dava erken açıldığı gibi Ticaret Mahkemelerinin adresinden ayrılan bir şirketin nereye taşındığını tespit ve yeni adresi tescil gibi bir görevinin de bulunmadığı, öte yandan, «limited şirket» tip anasözleşmesinin 4 üncü maddesine göre, tescil ve «ilan» edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durum «fesih» «sebebi» olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre ise şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi halinde şirketin sona ereceği, bu hale göre, davacı Kurumca, yukarıda belirtildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılması bu araştırmadan sonuç alınamaması halinde ise zikredilen ana sözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği, bu imkanlar varken şirketin yeni adresinin tespitinin talep edilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi sonuç olarak isabetli ise de gerekçenin isabetli olmadığı, davanın anılan gerekçeyle reddi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… ile bildirdiği adreste faaliyet göstermesi ve adres değişikliğini sicile bildirerek tescil ettirmesi gerektiği, şirketin tescilli adresinde bulunmamasının bu adresi «terk» ettiği anlamına gelmeyeceği gibi Mahkemelerce de yeni adresinin araştırılarak bulunmasının mümkün olmadığı, şirketin kendi iradesiyle adres değişikliğini beyan etmemesi halinde Mahkemelerce şirketin iradesi yok sayılarak başka bir deyişle şirket yerine geçecek şekilde bir adresi şirketin yeni adresi olarak tayin etmesinin ve şirketi buna zorlamasının mümkün olmadığı, şirketin faaliyet adresinin ancak «ortaklar kurulu» kararıyla değiştirilebileceği, adresini değiştirdiği halde bunu bildirmeyen şirketin bu durumun sonuçlara katlanacağı, somut olayda, davacı kurumca, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin on birinci fıkrasına göre işlem yapılarak davalı şirketin ticaret sicilden «resen terkin» edilmesi gerektiği, bu imkan varken yeni adresin Mahkeme kanalıyla tespitinin istenilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… aştırma yapılmasının Kurum'un organizasyon yapısı itibariyle mümkün de olmadığını, öte yandan, Bölge Adliye Mahkemesince, somut olayda, Ticaret Bakanlığı tarafından «fesih» davası açılması gerektiği belirtilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesine göre Bakanlığın ancak «kamu düzenine» ve işletme konusuna aykırılık teşkil eden durumlarda fesih davası açma yetkisi bulunduğunu, somut olayda sayılan koşulların söz konusu olmadığını belirterek kararı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet sözleşmesi · haciz
Benzer bu kararda… in, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı, somut olayda, dava dışı şirketin, davalı şirket ile arasındaki «hizmet sözleşmesinin» 30.09.2016 tarihi itibariyle sona erdiğini, sözleşme bitiş tarihi itibariyle müvekkiline «haciz» işlemi yapılmasından dolayı mağdur olduklarını, davalı şirketin adres değişikliğinin resen yapılmasını davacıdan talep ettiği, davacının şirkete «ihtarname» göndererek adres değişikliğini bildirmesini istediği, davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, iş bu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği, 6102 sayılı Kanun'un 32 inci ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda yukarıda anılan aynı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapması gerektiği ancak davacı Kurumca belirtilen şekilde bir araştırma yapılmaksızın dava erken açıldığı gibi Ticaret Mahkemelerinin adresinden ayrılan bir şirketin nereye taşındığını tespit ve yeni adresi tescil gibi bir görevinin de bulunmadığı, öte yandan, «limited şirket» tip anasözleşmesinin 4 üncü maddesine göre, tescil ve «ilan» edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durum «fesih» «sebebi» olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre ise şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi halinde şirketin sona ereceği, bu hale göre, davacı Kurumca, yukarıda belirtildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılması bu araştırmadan sonuç alınamaması halinde ise zikredilen ana sözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği, bu imkanlar varken şirketin yeni adresinin tespitinin talep edilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi sonuç olarak isabetli ise de gerekçenin isabetli olmadığı, davanın anılan gerekçeyle reddi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Adres tespiti | Ticaret sicili tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1709 E. 2023/5120 K.
Ortak:şirketin feshi davası · re'sen inceleme · resen terkin · şirketin feshi · ticaret sicili tescili · ortaklar kurulu kararı · fesih · kamu düzeni · dava şartı · Adres tespiti | Ticaret sicili tescili
İncelediğiniz kararda… se de 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı, somut olayda, «ticaret sicile» kayıtlı davalı şirket hakkında; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğünün ...'in Bakanlığa başvurusu üzerine, maaş haczinin adres değiştiği için iade geldiğinin davalı şirketin ticaret sicilinde «ilan» edilen adresinde mukim olmadığının öğrenildiğini, davalı şirketin adresinin değişikliğinin resen yapılmasını talep edilmesi üzerine, davacı ... müdürlüğünün şirkete «ihtarname» göndererek adres değişikliğini bildirmesini istediği, davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, işbu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, iş bu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği, 6102 sayılı Kanun'un 32 inci ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda yukarıda anılan aynı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapması gerektiği ancak davacı Kurumca belirtilen şekilde bir araştırma yapılmaksızın dava erken açıldığı gibi Ticaret Mahkemelerinin adresinden ayrılan bir şirketin nereye taşındığını tespit ve yeni adresi tescil gibi bir görevinin de bulunmadığı, öte yandan, «limited şirket» tip anasözleşmesinin 4 üncü maddesine göre, tescil ve ilan edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durum «fesih» «sebebi» olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre ise şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi halinde şirketin sona ereceği, bu hale göre, davacı Kurumca, yukarıda belirtildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılması bu araştırmadan sonuç alınamaması halinde ise zikredilen ana sözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği, bu imkanlar varken şirketin yeni adresinin tespitinin talep edilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi sonuç olarak isabetli ise de gerekçenin isabetli olmadığı, davanın anılan gerekçeyle reddi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… ile bildirdiği adreste faaliyet göstermesi ve adres değişikliğini sicile bildirerek tescil ettirmesi gerektiği, şirketin tescilli adresinde bulunmamasının bu adresi «terk» ettiği anlamına gelmeyeceği gibi Mahkemelerce de yeni adresinin araştırılarak bulunmasının mümkün olmadığı, şirketin kendi iradesiyle adres değişikliğini beyan etmemesi halinde Mahkemelerce şirketin iradesi yok sayılarak başka bir deyişle şirket yerine geçecek şekilde bir adresi şirketin yeni adresi olarak tayin etmesinin ve şirketi buna zorlamasının mümkün olmadığı, şirketin faaliyet adresinin ancak «ortaklar kurulu» kararıyla değiştirilebileceği, adresini değiştirdiği halde bunu bildirmeyen şirketin bu durumun sonuçlara katlanacağı, somut olayda, davacı kurumca, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin on birinci fıkrasına göre işlem yapılarak davalı şirketin ticaret sicilden «resen terkin» edilmesi gerektiği, bu imkan varken yeni adresin Mahkeme kanalıyla tespitinin istenilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… aştırma yapılmasının Kurum'un organizasyon yapısı itibariyle mümkün de olmadığını, öte yandan, Bölge Adliye Mahkemesince, somut olayda, Ticaret Bakanlığı tarafından «fesih» davası açılması gerektiği belirtilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesine göre Bakanlığın ancak «kamu düzenine» ve işletme konusuna aykırılık teşkil eden durumlarda fesih davası açma yetkisi bulunduğunu, somut olayda sayılan koşulların söz konusu olmadığını belirterek kararı …
Benzer bu kararda… konulu yazısı ile Semra Kütük'ün 28.10.2016 tarihli dilekçesi ile gerekli işlemlerin resen yapılması talepli dilekçesi sonucu davacı kurum tarafından davalı şirkete «ihtarname» göndererek adres değişikliğini bildirmesinin istediği, davalı tarafa «tebligat» yapılamadığı, bunun üzerine Semra Kütük'e tebligatın yapılamadığını ve bu sebeple Asliye Ticaret Mahkemesine bildirimde bulunmadıklarını bildirdikleri, işbu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği, 6102 sayılı Kanun'un 32 inci ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda yukarıda anılan aynı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapması gerektiği ancak davacı Kurumca belirtilen şekilde bir araştırma yapılmaksızın dava erken açıldığı gibi Ticaret Mahkemelerinin adresinden ayrılan bir şirketin nereye taşındığını tespit ve yeni adresi tescil gibi bir görevinin de bulunmadığı, öte yandan, «limited şirket» tip anasözleşmesinin 4 üncü maddesine göre, tescil ve «ilan» edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durum «fesih» «sebebi» olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre ise şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi halinde şirketin sona ereceği, bu hale göre, davacı Kurumca, yukarıda belirtildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılması bu araştırmadan sonuç alınamaması halinde ise zikredilen ana sözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği, bu imkanlar varken şirketin yeni adresinin tespitinin talep edilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi sonuç olarak isabetli ise de gerekçenin isabetli olmadığı, davanın anılan gerekçeyle reddi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… ile bildirdiği adreste faaliyet göstermesi ve adres değişikliğini sicile bildirerek tescil ettirmesi gerektiği, şirketin tescilli adresinde bulunmamasının bu adresi «terk» ettiği anlamına gelmeyeceği gibi Mahkemelerce de yeni adresinin araştırılarak bulunmasının mümkün olmadığı, şirketin kendi iradesiyle adres değişikliğini beyan etmemesi halinde Mahkemelerce şirketin iradesi yok sayılarak başka bir deyişle şirket yerine geçecek şekilde bir adresi şirketin yeni adresi olarak tayin etmesinin ve şirketi buna zorlamasının mümkün olmadığı, şirketin faaliyet adresinin ancak «ortaklar kurulu» kararıyla değiştirilebileceği, adresini değiştirdiği halde bunu bildirmeyen şirketin bu durumun sonuçlara katlanacağı, somut olayda, davacı kurumca, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin on birinci fıkrasına göre işlem yapılarak davalı şirketin ticaret sicilden «resen terkin» edilmesi gerektiği, bu imkan varken yeni adresin Mahkeme kanalıyla tespitinin istenilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… aştırma yapılmasının Kurum'un organizasyon yapısı itibariyle mümkün de olmadığını, öte yandan, Bölge Adliye Mahkemesince, somut olayda, Ticaret Bakanlığı tarafından «fesih» davası açılması gerektiği belirtilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesine göre Bakanlığın ancak «kamu düzenine» ve işletme konusuna aykırılık teşkil eden durumlarda fesih davası açma yetkisi bulunduğunu, somut olayda sayılan koşulların söz konusu olmadığını belirterek kararı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tebligat
Benzer bu kararda… konulu yazısı ile Semra Kütük'ün 28.10.2016 tarihli dilekçesi ile gerekli işlemlerin resen yapılması talepli dilekçesi sonucu davacı kurum tarafından davalı şirkete «ihtarname» göndererek adres değişikliğini bildirmesinin istediği, davalı tarafa «tebligat» yapılamadığı, bunun üzerine Semra Kütük'e tebligatın yapılamadığını ve bu sebeple Asliye Ticaret Mahkemesine bildirimde bulunmadıklarını bildirdikleri, işbu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği, 6102 sayılı Kanun'un 32 inci ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda yukarıda anılan aynı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapması gerektiği ancak davacı Kurumca belirtilen şekilde bir araştırma yapılmaksızın dava erken açıldığı gibi Ticaret Mahkemelerinin adresinden ayrılan bir şirketin nereye taşındığını tespit ve yeni adresi tescil gibi bir görevinin de bulunmadığı, öte yandan, «limited şirket» tip anasözleşmesinin 4 üncü maddesine göre, tescil ve «ilan» edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durum «fesih» «sebebi» olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre ise şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi halinde şirketin sona ereceği, bu hale göre, davacı Kurumca, yukarıda belirtildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılması bu araştırmadan sonuç alınamaması halinde ise zikredilen ana sözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği, bu imkanlar varken şirketin yeni adresinin tespitinin talep edilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi sonuç olarak isabetli ise de gerekçenin isabetli olmadığı, davanın anılan gerekçeyle reddi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Adres tespiti | Ticaret sicili tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1331 E. 2023/4649 K.
Ortak:şirketin feshi davası · resen terkin · şirketin feshi · ticaret sicili tescili · ortaklar kurulu kararı · fesih · kamu düzeni · usulden reddi · dava şartı · Adres tespiti | Ticaret sicili tescili
İncelediğiniz kararda… se de 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı, somut olayda, «ticaret sicile» kayıtlı davalı şirket hakkında; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğünün ...'in Bakanlığa başvurusu üzerine, maaş haczinin adres değiştiği için iade geldiğinin davalı şirketin ticaret sicilinde «ilan» edilen adresinde mukim olmadığının öğrenildiğini, davalı şirketin adresinin değişikliğinin resen yapılmasını talep edilmesi üzerine, davacı ... müdürlüğünün şirkete «ihtarname» göndererek adres değişikliğini bildirmesini istediği, davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, işbu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, iş bu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği, 6102 sayılı Kanun'un 32 inci ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda yukarıda anılan aynı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapması gerektiği ancak davacı Kurumca belirtilen şekilde bir araştırma yapılmaksızın dava erken açıldığı gibi Ticaret Mahkemelerinin adresinden ayrılan bir şirketin nereye taşındığını tespit ve yeni adresi tescil gibi bir görevinin de bulunmadığı, öte yandan, «limited şirket» tip anasözleşmesinin 4 üncü maddesine göre, tescil ve ilan edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durum «fesih» «sebebi» olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre ise şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi halinde şirketin sona ereceği, bu hale göre, davacı Kurumca, yukarıda belirtildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılması bu araştırmadan sonuç alınamaması halinde ise zikredilen ana sözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği, bu imkanlar varken şirketin yeni adresinin tespitinin talep edilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi sonuç olarak isabetli ise de gerekçenin isabetli olmadığı, davanın anılan gerekçeyle reddi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… ile bildirdiği adreste faaliyet göstermesi ve adres değişikliğini sicile bildirerek tescil ettirmesi gerektiği, şirketin tescilli adresinde bulunmamasının bu adresi «terk» ettiği anlamına gelmeyeceği gibi Mahkemelerce de yeni adresinin araştırılarak bulunmasının mümkün olmadığı, şirketin kendi iradesiyle adres değişikliğini beyan etmemesi halinde Mahkemelerce şirketin iradesi yok sayılarak başka bir deyişle şirket yerine geçecek şekilde bir adresi şirketin yeni adresi olarak tayin etmesinin ve şirketi buna zorlamasının mümkün olmadığı, şirketin faaliyet adresinin ancak «ortaklar kurulu» kararıyla değiştirilebileceği, adresini değiştirdiği halde bunu bildirmeyen şirketin bu durumun sonuçlara katlanacağı, somut olayda, davacı kurumca, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin on birinci fıkrasına göre işlem yapılarak davalı şirketin ticaret sicilden «resen terkin» edilmesi gerektiği, bu imkan varken yeni adresin Mahkeme kanalıyla tespitinin istenilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… aştırma yapılmasının Kurum'un organizasyon yapısı itibariyle mümkün de olmadığını, öte yandan, Bölge Adliye Mahkemesince, somut olayda, Ticaret Bakanlığı tarafından «fesih» davası açılması gerektiği belirtilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesine göre Bakanlığın ancak «kamu düzenine» ve işletme konusuna aykırılık teşkil eden durumlarda fesih davası açma yetkisi bulunduğunu, somut olayda sayılan koşulların söz konusu olmadığını belirterek kararı …
Benzer bu kararda… 015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı, somut olayda, dava dışı şahısların davacı Kuruma başvurup davalı şirketin «ticaret siciline» kayıtlı adresten mahkeme kararıyla tahliye edildiğini bildirerek adres değişikliğinin resen tescil edilmesini talep ettikleri, davacının şirkete «ihtarname» göndererek adres değişikliğini bildirmesini istediği, davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, işbu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği, 6102 sayılı Kanun'un 32 nci ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını «resen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda yukarıda anılan aynı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ncı maddesine göre işlem yapması gerektiği, davacı Kurumca belirtilen şekilde bir araştırma yapılmaksızın dava erken açıldığı gibi Ticaret Mahkemelerinin adresten ayrılan bir şirketin nereye taşındığını araştırması ve bu yeni adresi tescil etme görevi bulunmadığı, öte yandan, «limited şirket» tip anasözleşmesinin 4 üncü maddesine göre, tescil ve «ilan» edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durum «fesih» «sebebi» olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre ise şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi halinde şirketin sona ereceği, bu hale göre, davacı Kurumca, yukarıda belirtildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılması bu araştırmadan sonuç alınamaması halinde ise zikredilen ana sözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği, bu imkanlar varken şirketin yeni adresinin tespitinin talep edilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi sonuç olarak isabetli ise de gerekçenin isabetli olmadığı, davanın anılan gerekçeyle reddi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… ile bildirdiği adreste faaliyet göstermesi ve adres değişikliğini sicile bildirerek tescil ettirmesi gerektiği, şirketin tescilli adresinde bulunmamasının bu adresi «terk» ettiği anlamına gelmeyeceği gibi Mahkemelerce de yeni adresinin araştırılarak bulunmasının mümkün olmadığı, şirketin kendi iradesiyle adres değişikliğini beyan etmemesi halinde Mahkemelerce şirketin iradesi yok sayılarak başka bir deyişle şirket yerine geçecek şekilde bir adresi şirketin yeni adresi olarak tayin etmesinin ve şirketi buna zorlamasının mümkün olmadığı, şirketin faaliyet adresinin ancak «ortaklar kurulu» kararıyla değiştirilebileceği, adresini değiştirdiği halde bunu bildirmeyen şirketin bu durumun sonuçlara katlanacağı, somut olayda, davacı kurumca, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on birinci fıkrasına göre işlem yapılarak davalı şirketin ticaret sicilden «resen terkin» edilmesi gerektiği, bu imkan varken yeni adresin Mahkeme kanalıyla tespitinin istenilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… raştırma yapılmasının Kurumun organizasyon yapısı itibariyle mümkün de olmadığını, öte yandan, Bölge Adliye Mahkemesince, somut olayda, Ticaret Bakanlığı tarafından «fesih» davası açılması gerektiği belirtilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesine göre Bakanlığın ancak «kamu düzenine» ve işletme konusuna aykırılık teşkil eden durumlarda fesih davası açma yetkisi bulunduğunu, somut olayda sayılan koşulların söz konusu olmadığını belirterek kararı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:resen inceleme
Benzer bu kararda… 015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı, somut olayda, dava dışı şahısların davacı Kuruma başvurup davalı şirketin «ticaret siciline» kayıtlı adresten mahkeme kararıyla tahliye edildiğini bildirerek adres değişikliğinin resen tescil edilmesini talep ettikleri, davacının şirkete «ihtarname» göndererek adres değişikliğini bildirmesini istediği, davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, işbu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği, 6102 sayılı Kanun'un 32 nci ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını «resen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda yukarıda anılan aynı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ncı maddesine göre işlem yapması gerektiği, davacı Kurumca belirtilen şekilde bir araştırma yapılmaksızın dava erken açıldığı gibi Ticaret Mahkemelerinin adresten ayrılan bir şirketin nereye taşındığını araştırması ve bu yeni adresi tescil etme görevi bulunmadığı, öte yandan, «limited şirket» tip anasözleşmesinin 4 üncü maddesine göre, tescil ve «ilan» edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durum «fesih» «sebebi» olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre ise şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi halinde şirketin sona ereceği, bu hale göre, davacı Kurumca, yukarıda belirtildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılması bu araştırmadan sonuç alınamaması halinde ise zikredilen ana sözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği, bu imkanlar varken şirketin yeni adresinin tespitinin talep edilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi sonuç olarak isabetli ise de gerekçenin isabetli olmadığı, davanın anılan gerekçeyle reddi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1344 E. 2023/4990 K.
Ortak:şirketin feshi davası · re'sen inceleme · şirketin feshi · fesih · usulden reddi · limited şirket · hukuki yarar · ticaret sicili · dava şartı
İncelediğiniz kararda… se de 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı, somut olayda, «ticaret sicile» kayıtlı davalı şirket hakkında; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğünün ...'in Bakanlığa başvurusu üzerine, maaş haczinin adres değiştiği için iade geldiğinin davalı şirketin ticaret sicilinde «ilan» edilen adresinde mukim olmadığının öğrenildiğini, davalı şirketin adresinin değişikliğinin resen yapılmasını talep edilmesi üzerine, davacı ... müdürlüğünün şirkete «ihtarname» göndererek adres değişikliğini bildirmesini istediği, davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, işbu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, iş bu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği, 6102 sayılı Kanun'un 32 inci ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda yukarıda anılan aynı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapması gerektiği ancak davacı Kurumca belirtilen şekilde bir araştırma yapılmaksızın dava erken açıldığı gibi Ticaret Mahkemelerinin adresinden ayrılan bir şirketin nereye taşındığını tespit ve yeni adresi tescil gibi bir görevinin de bulunmadığı, öte yandan, «limited şirket» tip anasözleşmesinin 4 üncü maddesine göre, tescil ve ilan edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durum «fesih» «sebebi» olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre ise şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi halinde şirketin sona ereceği, bu hale göre, davacı Kurumca, yukarıda belirtildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılması bu araştırmadan sonuç alınamaması halinde ise zikredilen ana sözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği, bu imkanlar varken şirketin yeni adresinin tespitinin talep edilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi sonuç olarak isabetli ise de gerekçenin isabetli olmadığı, davanın anılan gerekçeyle reddi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki davalı şirketin yeni adresinin tespiti ile «ticaret siciline tescili» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı bir kişinin Ticaret Bakanlığına başvurarak davalı şirketin «ticaret siciline» kayıtlı adresinde faaliyette bulunmadığını «ihbar» etmesi üzerine Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü tarafından müvekkili Kurum'a gönderilen 13.09.2019 tarihli yazıyla, davalı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresinde faaliyet gösterip göstermediğinin araştırılması, faaliyet göstermediğinin tespiti halinde ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 33 üncü ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapılmasının istenildiğini, müvekkili Kurum'ca anılan yazıya istinaden yapılan araştırma üzerine davalı şirketin sicile kayıtlı adresinde faaliyet göstermediğinin tespit edildiğini, akabinde davalı şirket ve yöneticisine ayrı ayrı gönderilen «ihtarnamelerle», yeni adresin 30 gün içinde tescil ettirilmesi, ettirilemiyorsa bunun «sebebinin» açık ve anlaşılır bir şekilde bildirilmesinin «ihtar» edildiğini ancak adı geçenlerin bu ihtara herhangi bir cevap vermediğini ileri sürerek davalı şirketin yeni adresinin tespitine ve «ticaret siciline tesciline» karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «limited şirket» tip anasözleşmesinin 4 üncü maddesine göre, tescil ve «ilan» edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durumun «fesih» «sebebi» sayıldığı, 6102 sayılı Kanunun 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden biri gerçekleşmişse, şirketin sona ereceğinin düzenlendiği, aynı Kanunun 32 nci maddesi ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda yukarıda aynı kanunun 33 üncü maddesi ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapılması, yapılacak araştırmadan bir sonuç alınamazsa, yukarıda açıklanan anasözleşme ve kanun hükmü gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği, ticaret mahkemesinin adresten ayrılan bir şirketin nereye taşındığını araştırması ve bu adresi tescil ettirme görevinin bulunmadığı gibi, davacı tarafından açıklanan işlemler yapılmadan işbu davanın erken açıldığı, bu nedenle davanın açılmasında «hukuki menfaatin» bulunmadığı, Kanunun geçici 7 nci maddesinin, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının bulunmadığı, işbu davada davacının «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Bursa 2.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Ticaret Sicil müdürlüğünün inceleme «yetkisinin» sınırlı bir «yetki» olduğunu, re'«sen araştırma» yetki ve altyapısının bulunmadığını, tescile davet yazısının tebliğ edilememesinin davalı şirketin adresi bulunmadığının ispatı mahiyetinde olduğunu, Kanunun 33 üncü maddesinin müvekkilinin haber alması şartına bağlandığını, Ticaret Bakanlığının «şirketin feshi davası» açabilmesinin ancak 6102 sayılı Kanunun 210 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen hallerde mümkün olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:re'sen araştırma · hukuki menfaat · şirket merkezi mahkemesi · tasfiye memuru · kaldırma ve yeniden hüküm · tebligat · yetki · ek tasfiye
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğünce müvekkili kurumdan davalı «şirketin merkez» ve şube adresleri ile ortaklarının isim ve adreslerinin, şirketin «tasfiye» halinde olması halinde «tasfiye memurlarının» isim ve adreslerinin bildirilmesinin talep edildiğini, müvekkili kurumca davalı şirkete 20/09/2019 tarihinde 30 gün içinde yeni adres tescilinin yaptırılmasını, yaptırılamıyorsa yaptırılamama nedenlerinin açık ve anlaşılır şekilde yazılı olarak bildirilmesi için tescil davetinde bulunulduğunu, «tebligatın» muhataba ulaşmasına rağmen davalı şirket tarafından herhangi bir bildirim veya tescil işleminin yapılmadığını, ayrıca şirkete para cezası uygulanması için Bursa Va …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Ticaret Sicil müdürlüğünün inceleme «yetkisinin» sınırlı bir «yetki» olduğunu, re'«sen araştırma» yetki ve altyapısının bulunmadığını, tescile davet yazısının tebliğ edilememesinin davalı şirketin adresi bulunmadığının ispatı mahiyetinde olduğunu, Kanunun 33 üncü maddesinin müvekkilinin haber alması şartına bağlandığını, Ticaret Bakanlığının «şirketin feshi davası» açabilmesinin ancak 6102 sayılı Kanunun 210 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen hallerde mümkün olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «limited şirket» tip anasözleşmesinin 4 üncü maddesine göre, tescil ve «ilan» edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durumun «fesih» «sebebi» sayıldığı, 6102 sayılı Kanunun 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden biri gerçekleşmişse, şirketin sona ereceğinin düzenlendiği, aynı Kanunun 32 nci maddesi ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda yukarıda aynı kanunun 33 üncü maddesi ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapılması, yapılacak araştırmadan bir sonuç alınamazsa, yukarıda açıklanan anasözleşme ve kanun hükmü gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği, ticaret mahkemesinin adresten ayrılan bir şirketin nereye taşındığını araştırması ve bu adresi tescil ettirme görevinin bulunmadığı gibi, davacı tarafından açıklanan işlemler yapılmadan işbu davanın erken açıldığı, bu nedenle davanın açılmasında «hukuki menfaatin» bulunmadığı, Kanunun geçici 7 nci maddesinin, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının bulunmadığı, işbu davada davacının «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Bursa 2.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1347 E. 2023/4949 K.
Ortak:şirketin feshi davası · re'sen inceleme · şirketin feshi · ticaret sicili tescili · kamu düzeni · usulden reddi · limited şirket · hukuki yarar · dava şartı
İncelediğiniz kararda… se de 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı, somut olayda, «ticaret sicile» kayıtlı davalı şirket hakkında; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğünün ...'in Bakanlığa başvurusu üzerine, maaş haczinin adres değiştiği için iade geldiğinin davalı şirketin ticaret sicilinde «ilan» edilen adresinde mukim olmadığının öğrenildiğini, davalı şirketin adresinin değişikliğinin resen yapılmasını talep edilmesi üzerine, davacı ... müdürlüğünün şirkete «ihtarname» göndererek adres değişikliğini bildirmesini istediği, davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, işbu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, iş bu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği, 6102 sayılı Kanun'un 32 inci ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda yukarıda anılan aynı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapması gerektiği ancak davacı Kurumca belirtilen şekilde bir araştırma yapılmaksızın dava erken açıldığı gibi Ticaret Mahkemelerinin adresinden ayrılan bir şirketin nereye taşındığını tespit ve yeni adresi tescil gibi bir görevinin de bulunmadığı, öte yandan, «limited şirket» tip anasözleşmesinin 4 üncü maddesine göre, tescil ve ilan edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durum «fesih» «sebebi» olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre ise şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi halinde şirketin sona ereceği, bu hale göre, davacı Kurumca, yukarıda belirtildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılması bu araştırmadan sonuç alınamaması halinde ise zikredilen ana sözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği, bu imkanlar varken şirketin yeni adresinin tespitinin talep edilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi sonuç olarak isabetli ise de gerekçenin isabetli olmadığı, davanın anılan gerekçeyle reddi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki davalı şirketin yeni adresinin tespiti ile «ticaret siciline tescili» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı bir kişinin Ticaret Bakanlığına başvurarak davalı şirketin «ticaret siciline» kayıtlı adresinde faaliyette bulunmadığını «ihbar» etmesi üzerine Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü tarafından müvekkili Kurum'a gönderilen 13.09.2019 tarihli yazıyla, davalı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresinde faaliyet gösterip göstermediğinin araştırılması, faaliyet göstermediğinin tespiti halinde ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 33 üncü ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapılmasının istenildiğini, müvekkili Kurum'ca anılan yazıya istinaden yapılan araştırma üzerine davalı şirketin sicile kayıtlı adresinde faaliyet göstermediğinin tespit edildiğini, akabinde davalı şirket ve yöneticisine ayrı ayrı gönderilen «ihtarnamelerle», yeni adresin 30 gün içinde tescil ettirilmesi, ettirilemiyorsa bunun «sebebinin» açık ve anlaşılır bir şekilde bildirilmesinin «ihtar» edildiğini ancak adı geçenlerin bu ihtara herhangi bir cevap vermediğini ileri sürerek davalı şirketin yeni adresinin tespitine ve «ticaret siciline tesciline» karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Müdürlüğün 6102 sayılı Kanun kapsamında inceleme «yetkisinin» sınırlı yetkisi bulunduğu, tescil için aranan kanuni şartların bulunup bulunmadığını incelemekle yükümlü olup somut olayda re'«sen inceleme» yetkisinin bulunmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtildiği şekilde geniş yorumlanmasının hukuka aykırılık teşkil edeceğini, adresinde bulunamayan davalı şirketin Müdürlük tarafından bulunmasının Müdürlüğün organizasyon yapısına da aykırı olduğunu, Müdürlüğün re'«sen araştırma» yapma yetkisinin bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 33 ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 36 ncı maddelerinin uygulanmasının re'sen yapılacak adres araştırması sonucunda adresin tespiti şartına bağlanmasının açıkça madde hükümlerine aykırı olduğunu, «limited şirket» ana sözleşmesinin 4 üncü maddesi ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının a bendi uyarınca «şirket feshi» davasını açamayacaklarını, 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesine göre Ticaret Bakanlığı'nın yalnızca «kamu düzenine» ve işletme konusuna aykırı davranılması hallerinde dava açılabileceğinin düzenlendiğini ileri sürerek istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen dikka …
… t Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ncı maddesine göre işlem yapılması, yapılacak araştırmadan bir sonuç alınamazsa, anasözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının a bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği (aynı yönde Yargıtay 11.
… ve bu adresi tescil ettirme görevinin bulunmadığı gibi, davacı tarafından açıklanan işlemler yapılmadan işbu davanın erken açıldığı, bu nedenle davanın açılmasında «hukuki menfaatin» bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı ve bu nedenle «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:re'sen araştırma · hukuki menfaat · esas sözleşme · şirket merkezi mahkemesi · yargılama giderleri · kaldırma ve yeniden hüküm · tebligat · yetkisizlik kararı
Benzer bu kararda… cile bildirdiği adreste faaliyet göstermesi ve adres değişikliğini sicile bildirerek tescil ettirmesi olduğunu, şirketin tescilli adresinde bulunmamasının bu adresi «terk» ettiği anlamına gelmeyeceği gibi Mahkemece de yeni adresinin araştırılarak bulunmasının mümkün olmadığını, şirketin kendi iradesiyle ben burada faaliyette bulunuyorum beyanında bulunmadıkça Mahkemenin şirketin iradesini yok sayarak onun yerine geçecek şekilde senin «şirket merkezin» buradır şeklinde zorlama bir karar veremeyeceği, şirket «esas sözleşmesinde» belirlenen faaliyet adresinin ancak ortaklar kurulunun alacağı kararla değiştirileceği, ticaret sicildeki adres «kaydının» en büyük işlevinin şirket hakkındaki «tebligatların» bu adrese yapılması gerektiği, adresini değiştirip sicilde tescil ettirmeyen şirketin tescilli adresine yapılan tebligatların geçerli sayılacağı ve şirketin bunun …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Müdürlüğün 6102 sayılı Kanun kapsamında inceleme «yetkisinin» sınırlı yetkisi bulunduğu, tescil için aranan kanuni şartların bulunup bulunmadığını incelemekle yükümlü olup somut olayda re'«sen inceleme» yetkisinin bulunmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtildiği şekilde geniş yorumlanmasının hukuka aykırılık teşkil edeceğini, adresinde bulunamayan davalı şirketin Müdürlük tarafından bulunmasının Müdürlüğün organizasyon yapısına da aykırı olduğunu, Müdürlüğün re'«sen araştırma» yapma yetkisinin bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 33 ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 36 ncı maddelerinin uygulanmasının re'sen yapılacak adres araştırması sonucunda adresin tespiti şartına bağlanmasının açıkça madde hükümlerine aykırı olduğunu, «limited şirket» ana sözleşmesinin 4 üncü maddesi ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının a bendi uyarınca «şirket feshi» davasını açamayacaklarını, 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesine göre Ticaret Bakanlığı'nın yalnızca «kamu düzenine» ve işletme konusuna aykırı davranılması hallerinde dava açılabileceğinin düzenlendiğini ileri sürerek istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen dikka …
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… sin tescilinin yaptırılmasını, yaptırılamıyorsa yaptırılamama nedenlerinin açık ve anlaşılır şekilde yazılı olarak bildirilmesi için tescil davetinde bulunulduğunu, «tebligatın» muhataba ulaşmasına rağmen davalı şirket tarafından herhangi bir bildirim veya tescil işleminin yapılmadığını belirterek, süresi içinde tescil işleminde bulunmayan …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3978 E. , 2023/4896 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/2088 Esas, 2021/1848 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/388 E., 2020/667 K.
Taraflar arasındaki davalı şirketin yeni adresinin tespiti ile ticaret siciline tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı bir kişinin Ticaret Bakanlığına başvurarak davalı şirketin ticaret siciline kayıtlı adresinde faaliyette bulunmadığını ihbar etmesi üzerine Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü tarafından müvekkili Kurum'a gönderilen 13.09.2019 tarihli yazıyla, davalı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresinde faaliyet gösterip göstermediğinin araştırılması, faaliyet göstermediğinin tespiti halinde ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 33 üncü ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapılmasının istenildiğini, müvekkili Kurum'ca anılan yazıya istinaden yapılan araştırma üzerine davalı şirketin sicile kayıtlı adresinde faaliyet göstermediğinin tespit edildiğini, akabinde davalı şirket ve yöneticisine ayrı ayrı gönderilen ihtarnamelerle, yeni adresin 30 gün içinde tescil ettirilmesi, ettirilemiyorsa bunun sebebinin açık ve anlaşılır bir şekilde bildirilmesinin ihtar edildiğini ancak adı geçenlerin bu ihtara herhangi bir cevap vermediğini ileri sürerek davalı şirketin yeni adresinin tespitine ve ticaret siciline tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket, cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, kural olarak şirketin sicile bildirdiği adreste faaliyet göstermesi ve adres değişikliğini sicile bildirerek tescil ettirmesi gerektiği, şirketin tescilli adresinde bulunmamasının bu adresi terk ettiği anlamına gelmeyeceği gibi Mahkemelerce de yeni adresinin araştırılarak bulunmasının mümkün olmadığı, şirketin kendi iradesiyle adres değişikliğini beyan etmemesi halinde Mahkemelerce şirketin iradesi yok sayılarak başka bir deyişle şirket yerine geçecek şekilde bir adresi şirketin yeni adresi olarak tayin etmesinin ve şirketi buna zorlamasının mümkün olmadığı, şirketin faaliyet adresinin ancak ortaklar kurulu kararıyla değiştirilebileceği, adresini değiştirdiği halde bunu bildirmeyen şirketin bu durumun sonuçlara katlanacağı, somut olayda, davacı kurumca, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin on birinci fıkrasına göre işlem yapılarak davalı şirketin ticaret sicilden resen terkin edilmesi gerektiği, bu imkan varken yeni adresin Mahkeme kanalıyla tespitinin istenilmesinde hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin 01.07.2015 tarihinden sonra gerçekleşen olaylara uygulanma imkanı bulunmadığını, somut olayda, müvekkili kurumun, davalı şirketin yeni adresini tescil ettirmediğini dava dışı şahsın Ticaret Bakanlığına yaptığı başvuru sonrasında gelişen olaylar nedeniyle 2019 yılında öğrendiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı, somut olayda, ticaret sicile kayıtlı davalı şirket hakkında; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğünün ...'in Bakanlığa başvurusu üzerine, maaş haczinin adres değiştiği için iade geldiğinin davalı şirketin ticaret sicilinde ilan edilen adresinde mukim olmadığının öğrenildiğini, davalı şirketin adresinin değişikliğinin resen yapılmasını talep edilmesi üzerine, davacı ... müdürlüğünün şirkete ihtarname göndererek adres değişikliğini bildirmesini istediği, davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, işbu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, iş bu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği, 6102 sayılı Kanun'un 32 inci ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'sen incelemesi gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda yukarıda anılan aynı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapması gerektiği ancak davacı Kurumca belirtilen şekilde bir araştırma yapılmaksızın dava erken açıldığı gibi Ticaret Mahkemelerinin adresinden ayrılan bir şirketin nereye taşındığını tespit ve yeni adresi tescil gibi bir görevinin de bulunmadığı, öte yandan, limited şirket tip anasözleşmesinin 4 üncü maddesine göre, tescil ve ilan edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durum fesih sebebi olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre ise şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi halinde şirketin sona ereceği, bu hale göre, davacı Kurumca, yukarıda belirtildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılması bu araştırmadan sonuç alınamaması halinde ise zikredilen ana sözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından şirketin feshi davası açılması gerektiği, bu imkanlar varken şirketin yeni adresinin tespitinin talep edilmesinde hukuki yarar bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi sonuç olarak isabetli ise de gerekçenin isabetli olmadığı, davanın anılan gerekçeyle reddi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince, yazılı şekilde müvekkili Kurum'un resen araştırma yapmakla yükümlü olduğu belirtilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 32 inci maddesine göre müvekkili Kurum'un resen araştırma yetkisi ve görevi bulunmadığını, anılan Kanun hükmüyle, Ticaret Sicil Müdürlüklerine şekli ve sınırlı bir inceleme yetkisi tanındığını, esasen temyize konu kararda belirtildiği şekilde bir araştırma yapılmasının Kurum'un organizasyon yapısı itibariyle mümkün de olmadığını, öte yandan, Bölge Adliye Mahkemesince, somut olayda, Ticaret Bakanlığı tarafından fesih davası açılması gerektiği belirtilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesine göre Bakanlığın ancak kamu düzenine ve işletme konusuna aykırılık teşkil eden durumlarda fesih davası açma yetkisi bulunduğunu, somut olayda sayılan koşulların söz konusu olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirketin yeni adresinin tespiti ile ticaret siciline tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 32 inci, 33 üncü, 210 uncu, 636 ıncı ve geçici 7 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/968065900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz