Tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1882 E. 2023/5910 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istinaf dilekçesinin reddi↗ asli müdahale↗ mecburi dava arkadaşlığı↗ tereke↗ mazeret↗ kaydileştirme↗ yokluk↗ sermaye piyasası kanunu↗ sermaye artırımı↗ bedelsizlik↗ pasif husumet yokluğu↗ hisse senedi↗ dava şartı yokluğu↗ mirasçılık↗ derdestlik↗ muvafakat↗ pasif husumet↗ husumet yokluğu↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ usulden reddi↗ hukuki yarar↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hisse senetlerinin değerinin tespiti ve iadesi talepleri bakımından öncelikle YTM'ye başvurması gerekirken işbu davayı açmasında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi, 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 115 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve asli müdahale talep eden vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline intikal eden Osmanlı İtibarı Milli Bankası'na ait on adet 10 Osmanlı Liralık hisse senetlerinin bedelli-bedelsiz sermaye artırımları sonucunda değerinin tespiti ile kaç adet hisse senedi yaptığının tespitini mahkemeden talep edilmiş olmasına rağmen ve bu hisse senetleri Osmanlı İtibari Milli Bankasından İş Bankasına geçmiş olduğundan davada İş Bankasının taraf sıfatının bulunduğunu ve bu davayı açmakta müvekkilinin ve diğer murislerin hukuki yararı bulunduğunu, bu nedenle mahkemenin esasa girmişken gerekli inceleme yapmadan usulden reddine karar vermesinin hakka ve hukuka aykırı olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
2. Asli müdahale talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyanın karara çıktığı celse tarihi olan 19.02.2020 tarihli duruşmaya mazeret sunarak katılamayacaklarını belirtip mazeret sunulmuş olmasına rağmen kararın yokluklarında verildiğini, asli müdahillik talebinin kabulü yada reddi doğrultusunda bir karar verilmediğini, Mahkemece, kendileri yönünden dava şartlarının olup olmadığının değerlendirilmediğini, sadece veraset dosyasına ait kararın gelmesinden sonra asli müdahillik talebinin değerlendirileceği gerekçesiyle talebin belirsiz bir zamana bırakıldığını ve akabinde veraset dosyası da beklenmeden dosyanın karara çıkarıldığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Sermaye Piyasası Kanunu'nun (SPK) 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçlarının YTM'ye intikal edeceği, bunların üzerindeki sınırlı ayni hakların kendiliğinden sona ermiş sayılacağı, bunların YTM’nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılacağının düzenlendiği, ancak, Anayasa Mahkemesi'nin 12.11.2015 tarih ve 29530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22.10.2015 tarih ve 2015/29 E., 2015/95 K. sayılı kararıyla bu düzenlemenin iptaline karar verildiği, iptal kararının müktesep hakları ihlal etmemek kaydıyla derdest davalara da uygulanacağı, söz konusu hisselerin fiziken teslim edilmediği anlaşıldığından YTM'ye intikal ettiğinin değerlendirildiği, hal böyle olunca dava konusu hisselerin kaydileştirilmeleri için teslim edilmemiş olmaları ve yedi yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle YTM'ye intikal etmelerinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı, Anayasa Mahkemesince iptal edilen kanun hükmünün, iptal kararından önce hisselere sahip olan YTM'ye sağladığı haklar varlığını sürdürmekte olup iptal kararıyla birlikte payların davalı ... Bankasına dönmüş olmadığı, davacı tarafın dava konusu ettiği hisselerin belirtilen süre içerisinde kaydileştirilmemiş olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafından davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, YTM'nin cevabi yazısında bildirildiği gibi YTM'den ancak duruma göre aynen iade veya bedel talep edilebileceği, hal böyle olunca davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkının bulunmadığı, dolayısıyla davalıya husumet yöneltilemeyeceği, Mahkemece davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesinin yerinde görülmediği, ayrıca davacı ve asli müdahale talep edenin ortak kök murise ait olduğunu iddia ettikleri paylara ilişkin hak iddia ettiği, dolayısıyla üzerinde hak iddia edilen payların terekeye dahil olduğu, bu nedenle tereke adına davanın açılması gerektiği, diğer mirasçıların davacı ile aynı yöndeki beyanlarının davaya muvafakat verme hükmünde olduğu, dolayısıyla davaya müdahale talep edenin istinaf dilekçesinin, ayrı bir istinaf başvurusu olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle asli müdahale talep eden vekilinin istinaf dilekçesinin reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve asli müdahale talep eden vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerine dayanarak ve davanın doğru hasıma yöneltilmesi imkanının tanınmadığını, davanın açılmasında hukuki yararın olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Asli müdahale talep eden vekili temyiz dilekçesinde özetle; her bir mirasçının talep etme hakkının olduğunu, mecburi dava arkadaşlığının bulunmadığını, Mahkemece davanın doğru hasıma yöneltilmesi imkanının tanınmadığını, davanın açılmasında hukuki yararın olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kök murise ait hisse senetlerinin tespiti ve mirasçılara intikali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 341 inci maddesinin birinci fıkrası, 346 ıncı maddesinin birinci fıkrası, 353 üncü maddesi birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci alt bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve asli müdahale talep eden vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Hisse değerinin tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2381 E. 2017/5106 K.
Ortak:kaydileştirme · hisse senedi · derdestlik · pasif husumet · husumet yokluğu · teslim · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaBankasına dönmüş olmadığı, davacı tarafın dava konusu ettiği hisselerin belirtilen süre içerisinde «kaydileştirilmemiş» olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafından davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, YTM'nin cevabi yazısında bildirildiği gibi YTM'den ancak duruma göre aynen iade veya bedel talep edilebileceği, hal böyle olunca davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkının bulunmadığı, dolayısıyla davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği, Mahkemece davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, dava «şartı yokluğu» nedeniyle usulden reddedilmesinin yerinde görülmediği, ayrıca davacı ve «asli müdahale» talep edenin ortak kök murise ait olduğunu iddia ettikleri paylara ilişkin hak iddia ettiği, dolayısıyla üzerinde hak iddia edilen payların terekeye «dahil» olduğu, bu nedenle «tereke» adına davanın açılması gerektiği, diğer «mirasçıların» davacı ile aynı yöndeki beyanlarının davaya «muvafakat» verme hükmünde olduğu, dolayısıyla davaya müdahale talep edenin istinaf dilekçesinin, ayrı bir istinaf başvurusu olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle asli müdahale talep eden vekilinin «istinaf dilekçesinin reddine», davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… belirtilen kararı ile Sermaye Piyasası Kanunu'nun (SPK) 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar «teslim» edilmeyen sermaye piyasası araçlarının YTM'ye intikal edeceği, bunların üzerindeki sınırlı ayni hakların kendiliğinden sona ermiş sayılacağı, bunların YTM’nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılacağının düzenlendiği, ancak, Anayasa Mahkemesi'nin 12.11.2015 tarih ve 29530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22.10.2015 tarih ve 2015/29 E., 2015/95 K. sayılı kararıyla bu düzenlemenin iptaline karar verildiği, iptal kararının müktesep hakları ihlal etmemek kaydıyla «derdest» davalara da uygulanacağı, söz konusu hisselerin fiziken teslim edilmediği anlaşıldığından YTM'ye intikal ettiğinin değerlendirildiği, hal böyle olunca dava konusu hisselerin «kaydileştirilmeleri» için teslim edilmemiş olmaları ve yedi yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle YTM'ye intikal etmelerinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı, Anayasa Mahkemesince …
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline intikal eden Osmanlı İtibarı Milli Bankası'na ait on adet 10 Osmanlı Liralık hisse senetlerinin bedelli-«bedelsiz» «sermaye artırımları» sonucunda değerinin tespiti ile kaç adet «hisse senedi» yaptığının tespitini mahkemeden talep edilmiş olmasına rağmen ve bu hisse senetleri Osmanlı İtibari Milli Bankasından İş Bankasına geçmiş olduğundan davada İş Bankasının taraf sıfatının bulunduğunu ve bu davayı açmakta müvekkilinin ve diğer murislerin «hukuki yararı» bulunduğunu, bu nedenle mahkemenin esasa girmişken gerekli inceleme yapmadan «usulden reddine» karar vermesinin hakka ve hukuka aykırı olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu karardaAŞ’nin «pasif husumet ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1- Dava, davacının murisine ait «hisse senedinin» bugünkü değerinin ve geçmişe dönük kâr paylarının tespiti ile senet değerinin tahsili istemine ilişkindir.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesinde "Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde «teslimi» zorunludur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaAŞ’nin «pasif husumet ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7608 E. 2023/7706 K.
Ortak:tereke · kaydileştirme · sermaye artırımı · bedelsizlik · pasif husumet yokluğu · hisse senedi · mirasçılık · derdestlik · dava şartı
İncelediğiniz karardaBankasına dönmüş olmadığı, davacı tarafın dava konusu ettiği hisselerin belirtilen süre içerisinde «kaydileştirilmemiş» olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafından davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, YTM'nin cevabi yazısında bildirildiği gibi YTM'den ancak duruma göre aynen iade veya bedel talep edilebileceği, hal böyle olunca davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkının bulunmadığı, dolayısıyla davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği, Mahkemece davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, dava «şartı yokluğu» nedeniyle usulden reddedilmesinin yerinde görülmediği, ayrıca davacı ve «asli müdahale» talep edenin ortak kök murise ait olduğunu iddia ettikleri paylara ilişkin hak iddia ettiği, dolayısıyla üzerinde hak iddia edilen payların terekeye «dahil» olduğu, bu nedenle «tereke» adına davanın açılması gerektiği, diğer «mirasçıların» davacı ile aynı yöndeki beyanlarının davaya «muvafakat» verme hükmünde olduğu, dolayısıyla davaya müdahale talep edenin istinaf dilekçesinin, ayrı bir istinaf başvurusu olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle asli müdahale talep eden vekilinin «istinaf dilekçesinin reddine», davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline intikal eden Osmanlı İtibarı Milli Bankası'na ait on adet 10 Osmanlı Liralık hisse senetlerinin bedelli-«bedelsiz» «sermaye artırımları» sonucunda değerinin tespiti ile kaç adet «hisse senedi» yaptığının tespitini mahkemeden talep edilmiş olmasına rağmen ve bu hisse senetleri Osmanlı İtibari Milli Bankasından İş Bankasına geçmiş olduğundan davada İş Bankasının taraf sıfatının bulunduğunu ve bu davayı açmakta müvekkilinin ve diğer murislerin «hukuki yararı» bulunduğunu, bu nedenle mahkemenin esasa girmişken gerekli inceleme yapmadan «usulden reddine» karar vermesinin hakka ve hukuka aykırı olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
… belirtilen kararı ile Sermaye Piyasası Kanunu'nun (SPK) 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar «teslim» edilmeyen sermaye piyasası araçlarının YTM'ye intikal edeceği, bunların üzerindeki sınırlı ayni hakların kendiliğinden sona ermiş sayılacağı, bunların YTM’nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılacağının düzenlendiği, ancak, Anayasa Mahkemesi'nin 12.11.2015 tarih ve 29530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22.10.2015 tarih ve 2015/29 E., 2015/95 K. sayılı kararıyla bu düzenlemenin iptaline karar verildiği, iptal kararının müktesep hakları ihlal etmemek kaydıyla «derdest» davalara da uygulanacağı, söz konusu hisselerin fiziken teslim edilmediği anlaşıldığından YTM'ye intikal ettiğinin değerlendirildiği, hal böyle olunca dava konusu hisselerin «kaydileştirilmeleri» için teslim edilmemiş olmaları ve yedi yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle YTM'ye intikal etmelerinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı, Anayasa Mahkemesince …
Benzer bu karardaŞipar ismine «pay defterinde» rastlanmadığının tespit edildiği, «uyuşmazlık konusu» senetten ... hakların Yatırımcı Tazmin Merkezine intikal etmiş olması nedeniyle davalı banka aleyhine «husumet» yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacılar tarafından dava konusu «hisse senedi» asılları davalı bankaya «ibraz» edilmediğinden «kaydileştirme» işleminin yapılamadığı ve bu çerçevede Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesi uyarınca kaydileştirilmeyen hisse senetlerine ilişkin olarak (varsa) hak sahipliğinin yasal mevzuatta yer ... «hak düşürücü sürenin» geçmesi ile sona erdiği ve bu nedenle söz konusu senetlerin Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) intikal ettiğini, taleplerin YTM'ne yöneltilmesi gerektiğini, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı üzerine, ortaya çıkan hukuki boşluğun, 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren “6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü Maddesinin Dördüncü Fıkrasının Kısmen İptali Üzerine Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" ile doldurulduğunu, bu Yönetmelik ile YTM'ne intikal eden hakların hangi usulle talep edileceğinin zaten belirlendiğini, bu itibarla davacıların dava konusu payları ve buna bağlı haklarını Yatırımcı Tazmin Merkezinden talep etmesi gerektiğini, kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olduğunu, mahkeme kararında hisse senedi değerleri davacıların miras payları oranında tespit edilerek, kâr «payının» miras payı oranında verilmesine karar verilmiş ise de gerekçeli kararda davacıların tam olarak tespit edilmediğini, «mirasçıların» kimler olduğunun tam olarak anlaşılamadığını, murisin veraset ilamında adı geçmeyen ...'ın davada davacı tarafta gösterildiğini, ...’nin vefat ettiğinin yargılama …
İtibar-ı Milli hissesi karşılığı yapılan «bedelsiz» sermaye arttırımları sonucu 0,001 nominal değerli İş Bankası A grubu ve 94,924 nominal değerli İş Bankası C grubu «hisse senedine» sahip oldukları, «son» 5 yılda verilen temettüler neticesinde davacıların 45,52 TL temettü bedeline hak kazandıklarının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, İş Bankası'nın 0,001 A grubu ve 94,924 nominal değerli C grubu hisse senetlerinin miras payları oranında olmak üzere davacılara ait olduklarının tespitine, 697,32 TL kâr «payının» dava tarihi olan 28.04.2011 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalı bankadan tahsili ile hisse payları oranında davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar davalı vekili ile ... …
Bankasına dönmüş olmadığı, davacı tarafın dava konusu ettiği hisselerin belirtilen süre içerisinde «kaydileştirilmeleri» için fiziken «teslim» edilmemiş olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile ... olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafça davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, ancak YTM'den duruma göre aynen iade veya bedel talep edilebileceği, davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkı bulunmadığından davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle Mahkemece davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:nemalandırma · kâr payı alacağı · ibraname · kar payı · emredici hüküm · pay defteri · denetime elverişlilik · hak düşürücü süre
Benzer bu karardaİtibar-ı Milli Bankası hisse senetlerini 2 adetini İş Bankasının 1 adet «hisse senedi» ile değiştirdiğini, mahkemece dava konusu hisse senedinin sermaye artışları sonucunda (A) grubu 0,002 ve (C) grubu 189,848 nominal değerde olduğu tespitinde bulunması ve kâr «payı alacağını» da 2 ... oranında hüküm altına alması gerekirken, (A) grubu 0,001 ve (C) grubu 94,924 nominal değer olduğu tespitine karar vermesinin 1116 sayılı Kanun'un 2 nci maddesindeki «emredici» düzenlemeye, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Kanun Önünde Eşitlik" başlıklı 10 uncu maddesine, "Mülkiyet Hakkı" başlıklı 35 ... maddesine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 nolu «protokolünün» 1 ... maddesinde düzenlenen "Mülkiyetin Korunması" ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen "Ayrımcılık Yasağı" ve "...
Şipar ismine «pay defterinde» rastlanmadığının tespit edildiği, «uyuşmazlık konusu» senetten ... hakların Yatırımcı Tazmin Merkezine intikal etmiş olması nedeniyle davalı banka aleyhine «husumet» yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacılar tarafından dava konusu «hisse senedi» asılları davalı bankaya «ibraz» edilmediğinden «kaydileştirme» işleminin yapılamadığı ve bu çerçevede Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesi uyarınca kaydileştirilmeyen hisse senetlerine ilişkin olarak (varsa) hak sahipliğinin yasal mevzuatta yer ... «hak düşürücü sürenin» geçmesi ile sona erdiği ve bu nedenle söz konusu senetlerin Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) intikal ettiğini, taleplerin YTM'ne yöneltilmesi gerektiğini, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı üzerine, ortaya çıkan hukuki boşluğun, 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren “6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü Maddesinin Dördüncü Fıkrasının Kısmen İptali Üzerine Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" ile doldurulduğunu, bu Yönetmelik ile YTM'ne intikal eden hakların hangi usulle talep edileceğinin zaten belirlendiğini, bu itibarla davacıların dava konusu payları ve buna bağlı haklarını Yatırımcı Tazmin Merkezinden talep etmesi gerektiğini, kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olduğunu, mahkeme kararında hisse senedi değerleri davacıların miras payları oranında tespit edilerek, kâr «payının» miras payı oranında verilmesine karar verilmiş ise de gerekçeli kararda davacıların tam olarak tespit edilmediğini, «mirasçıların» kimler olduğunun tam olarak anlaşılamadığını, murisin veraset ilamında adı geçmeyen ...'ın davada davacı tarafta gösterildiğini, ...’nin vefat ettiğinin yargılama …
6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar «teslim» edilmeyen sermaye piyasası araçlarının YTM'ye intikal edeceği, bunların üzerindeki sınırlı ayni hakların kendiliğinden sona ermiş sayılacağı, bunların YTM’nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılacağının düzenlendiği, ancak, Anayasa Mahkemesi'nin 12.11.2015 tarih ve 29530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22.10.2015 tarih ve 2015/29 E., 2015/95 K. sayılı kararıyla bu düzenlemenin iptaline karar verildiği, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı üzerine, ortaya çıkan hukuki boşluğun, 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren “6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü Maddesinin Dördüncü Fıkrasının Kısmen İptali Üzerine Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" ile doldurulduğu, anılan Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde; "Kayden izlenmeye başlandığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmediği için mülkiyeti YTM’ye intikal eden sermaye piyasası araçlarından; ilgili mevzuat uyarınca satışı yapılmamış olanlar 8 ... maddede belirtilen esaslar çerçevesinde aynen, satışı yapılmış olanlar ise 9 uncu maddedeki esaslar çerçevesinde belirlenen satış tutarları dikkate alınarak, 10 uncu maddede belirtilen «nemaları» ile birlikte, YTM’ye başvuran hak sahiplerine EK-1’de yer ... «taahhütname» ve «ibraname» alınmak kaydıyla ödenir.
… Dairemizin 08.03.2021 tarih, 2020/2249 E. ve 2021/2149 K. sayılı kararıyla gerekçe ile hüküm çelişkisi içermeyen, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, «denetime elverişli» gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 ve 298 ... maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun, gerekçe ve …
-
Hisse değerinin tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5456 E. 2017/3636 K.
Ortak:kaydileştirme · hisse senedi · derdestlik · teslim
İncelediğiniz kararda… belirtilen kararı ile Sermaye Piyasası Kanunu'nun (SPK) 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar «teslim» edilmeyen sermaye piyasası araçlarının YTM'ye intikal edeceği, bunların üzerindeki sınırlı ayni hakların kendiliğinden sona ermiş sayılacağı, bunların YTM’nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılacağının düzenlendiği, ancak, Anayasa Mahkemesi'nin 12.11.2015 tarih ve 29530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22.10.2015 tarih ve 2015/29 E., 2015/95 K. sayılı kararıyla bu düzenlemenin iptaline karar verildiği, iptal kararının müktesep hakları ihlal etmemek kaydıyla «derdest» davalara da uygulanacağı, söz konusu hisselerin fiziken teslim edilmediği anlaşıldığından YTM'ye intikal ettiğinin değerlendirildiği, hal böyle olunca dava konusu hisselerin «kaydileştirilmeleri» için teslim edilmemiş olmaları ve yedi yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle YTM'ye intikal etmelerinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı, Anayasa Mahkemesince …
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline intikal eden Osmanlı İtibarı Milli Bankası'na ait on adet 10 Osmanlı Liralık hisse senetlerinin bedelli-«bedelsiz» «sermaye artırımları» sonucunda değerinin tespiti ile kaç adet «hisse senedi» yaptığının tespitini mahkemeden talep edilmiş olmasına rağmen ve bu hisse senetleri Osmanlı İtibari Milli Bankasından İş Bankasına geçmiş olduğundan davada İş Bankasının taraf sıfatının bulunduğunu ve bu davayı açmakta müvekkilinin ve diğer murislerin «hukuki yararı» bulunduğunu, bu nedenle mahkemenin esasa girmişken gerekli inceleme yapmadan «usulden reddine» karar vermesinin hakka ve hukuka aykırı olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bankasına dönmüş olmadığı, davacı tarafın dava konusu ettiği hisselerin belirtilen süre içerisinde «kaydileştirilmemiş» olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafından davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, YTM'nin cevabi yazısında bildirildiği gibi YTM'den ancak duruma göre aynen iade veya bedel talep edilebileceği, hal böyle olunca davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkının bulunmadığı, dolayısıyla davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği, Mahkemece davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, dava «şartı yokluğu» nedeniyle usulden reddedilmesinin yerinde görülmediği, ayrıca davacı ve «asli müdahale» talep edenin ortak kök murise ait olduğunu iddia ettikleri paylara ilişkin hak iddia ettiği, dolayısıyla üzerinde hak iddia edilen payların terekeye «dahil» olduğu, bu nedenle «tereke» adına davanın açılması gerektiği, diğer «mirasçıların» davacı ile aynı yöndeki beyanlarının davaya «muvafakat» verme hükmünde olduğu, dolayısıyla davaya müdahale talep edenin istinaf dilekçesinin, ayrı bir istinaf başvurusu olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle asli müdahale talep eden vekilinin «istinaf dilekçesinin reddine», davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankaya yazılan müzekkere cevabında, 31.12.2012 tarihi itibariyle bankalarına «kaydileştirmek» üzere başvuru yapılmadığı, bankalarına «teslim» edilmemiş olan fiziki pay senetleri üzerindeki hakların Yatırımcı Tazmin Merkezi'ne intikal ettiği, dolayısıyla pay sahiplerine dair fiziki pay senetlerinin kaydil …
1- Dava, davacının murisine ait «hisse senedinin» bugünkü değerinin ve geçmişe dönük kâr paylarının tespiti ile senet değerinin tahsili istemine ilişkindir.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesinde "Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde «teslimi» zorunludur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1817 E. 2024/4884 K.
Ortak:kaydileştirme · bedelsizlik · pasif husumet yokluğu · hisse senedi · mirasçılık · pasif husumet · husumet yokluğu · dahili dava · dava şartı
İncelediğiniz karardaBankasına dönmüş olmadığı, davacı tarafın dava konusu ettiği hisselerin belirtilen süre içerisinde «kaydileştirilmemiş» olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafından davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, YTM'nin cevabi yazısında bildirildiği gibi YTM'den ancak duruma göre aynen iade veya bedel talep edilebileceği, hal böyle olunca davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkının bulunmadığı, dolayısıyla davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği, Mahkemece davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, dava «şartı yokluğu» nedeniyle usulden reddedilmesinin yerinde görülmediği, ayrıca davacı ve «asli müdahale» talep edenin ortak kök murise ait olduğunu iddia ettikleri paylara ilişkin hak iddia ettiği, dolayısıyla üzerinde hak iddia edilen payların terekeye «dahil» olduğu, bu nedenle «tereke» adına davanın açılması gerektiği, diğer «mirasçıların» davacı ile aynı yöndeki beyanlarının davaya «muvafakat» verme hükmünde olduğu, dolayısıyla davaya müdahale talep edenin istinaf dilekçesinin, ayrı bir istinaf başvurusu olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle asli müdahale talep eden vekilinin «istinaf dilekçesinin reddine», davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline intikal eden Osmanlı İtibarı Milli Bankası'na ait on adet 10 Osmanlı Liralık hisse senetlerinin bedelli-«bedelsiz» «sermaye artırımları» sonucunda değerinin tespiti ile kaç adet «hisse senedi» yaptığının tespitini mahkemeden talep edilmiş olmasına rağmen ve bu hisse senetleri Osmanlı İtibari Milli Bankasından İş Bankasına geçmiş olduğundan davada İş Bankasının taraf sıfatının bulunduğunu ve bu davayı açmakta müvekkilinin ve diğer murislerin «hukuki yararı» bulunduğunu, bu nedenle mahkemenin esasa girmişken gerekli inceleme yapmadan «usulden reddine» karar vermesinin hakka ve hukuka aykırı olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
… belirtilen kararı ile Sermaye Piyasası Kanunu'nun (SPK) 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar «teslim» edilmeyen sermaye piyasası araçlarının YTM'ye intikal edeceği, bunların üzerindeki sınırlı ayni hakların kendiliğinden sona ermiş sayılacağı, bunların YTM’nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılacağının düzenlendiği, ancak, Anayasa Mahkemesi'nin 12.11.2015 tarih ve 29530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22.10.2015 tarih ve 2015/29 E., 2015/95 K. sayılı kararıyla bu düzenlemenin iptaline karar verildiği, iptal kararının müktesep hakları ihlal etmemek kaydıyla «derdest» davalara da uygulanacağı, söz konusu hisselerin fiziken teslim edilmediği anlaşıldığından YTM'ye intikal ettiğinin değerlendirildiği, hal böyle olunca dava konusu hisselerin «kaydileştirilmeleri» için teslim edilmemiş olmaları ve yedi yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle YTM'ye intikal etmelerinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı, Anayasa Mahkemesince …
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen hisselerin belirtilen süre içerisinde «kaydileştirilmemiş» olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafından davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafın YTM cevabi yazısında bildirildiği gibi YTM'den ancak duruma göre aynen iade veya bedel talep edebileceği, hal böyle olunca davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkı bulunmadığı, dolayısıyla davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği, mahkemece davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
… enle iptal kararından önce tamamlanmış işlemlere etkisinin bulunmadığı, iptal kararından sonra kayden izlenmeye başlandığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar «teslim» edilmediği için mülkiyeti YTM'ye intikal eden sermaye piyasası araçlarının 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (6362 sayılı Kanun) 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının kısmen iptali üzerine Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik çerçevesinde hak sahiplerine YTM tarafından iadesinin yapılmasının mümkün olduğunun düzenlendiği, düzenlenen bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve «denetime elverişli» olduğu, davacının dava konusu tazmin taleplerinin muhatabının YTM olduğu ve davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay sahipliğinin tespiti · elbirliği mülkiyeti · pay sahipliği sıfatı · hamiline yazılı hisse senedi · pasif husumet ehliyeti · pay sahipliği · husumet ehliyeti · denetime elverişlilik
Benzer bu karardaDekoratif Yüzeyler Sanayi ve Ticaret A.Ş.’deki nama ve «hamiline» yazılı hisselerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 416 ncı hükmüne aykırı olarak davalıdan dava dışı YTM'ye devrinin şekle ayrılık sebebiyle «geçersizliğinin» ve müvekkilinin «pay sahipliği sıfatının» ve miktarının tespitini, aynı tazmin taleplerinin reddi halinde bedelli «bedelsiz» tüm hisselerin yasal ve akdi bütün getirilere ile birlikte ödeme tarihindeki Borsa İstanbul Pay Piyasasındaki cari değeri üzerinden yasal ana para ve «temerrüt faizi» ile birlikte nakdi tazminine, 741,11 TL noter «ihtar» «masrafı» başta olmak üzere vekâlet ücreti «dahil» tüm «yargılama giderlerinin» davalı şirkette yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… olup ilgili madde de yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiş olup kanundan sonra Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 13 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası «dahil» istisnasız bütün maddeleri kanunun ilk sayfasında da belirtildiği üzere Resmi Gazete'de yayımlanma tarihi olan 30.12.2012 tarihi olmasına rağmen mahkemenin kanun yürürlükte olmadığı halde Sermaye Piyasası Kurulu'nun 28.10.2005 tarih ve 43/1318 sayılı kararında «kaydileştirme» tarihinin 28.11.2005 tarihi olduğu gerekçesi ile kaydileştirme tarihini 28.11.2005 tarihi olarak kabul etmesinin hatalı olduğunu, Anayasa Mahkemesi'nin 6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin özellikle dördüncü cümlesini iptal etmesinden önce dahi kanunun yürürlük tarihi bakımından 30.12.2012 tarihinin dikkate alınması gerekirken eski tarihli kurul kararının dikkate alınmasının kanunların geriye yürümezliği ilkesine açıkça aykırılık oluşturduğunu, mahkeme gerekçesinde kaydileştirme tarihinin 28.11.2005 tarihi olarak kabul etmesinin gerekçesi olarak yasa koyucunun iradesi olduğunu beyan etmiş olsa da gerekçesinde belirtmiş olduğu Sermaye Piyasası Kurulu'nun kararı incelendiğinde kararı alanın yasa koyucu değil Sermaye Piyasası Kurulu olduğunun görüleceğini, davalının Anayasaya aykırılığı çok açık olan “kayden izlenmeye başlayan hisse senetlerinin mülkiyetinin” ihraççıya, YTM'ye geçmesi kuralı için öngörülen 7 yıllık süre içinde senetlerin «teslimi» zorunluluğunun ihlalinin yaptırımı olarak mülkiyet hakkının YTM’ye geçmesi yaptırımı için aranılan 7 yıllık süreyi geçişten itibaren başlattığını, böylece yasa yürürlüğe girdiği anda 7 yıllık süresi dolmuş olan yatırımcıların hisselerinin mülkiyetini hissedarların iradesine aykırı olarak onlardan alıp YTM’ye devrettiğini, yasa koyucunun iradesi olmayan, kurul kararı doğrultusunda ve Anayasa Mahkemesi'nce iptaline karar verilen hükme aykırı olarak devir işlemini gerçekleştiren taraf olarak dava ile ilgisi bulunduğunu, kaldı ki davalı şirketin 7 yıllık sürenin dolduğunu hatalı bir şekilde tespit ederek müvekkiline ait hisse senetlerinin doğrudan devir işlemini yapan «tüzel kişilik» olduğunu, dolayısıyla «pasif husumet ehliyetinin» doğrudan davalı şirkete ait olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «kaydileştirilmemiş» hisse senetlerinin YTM'ye devrinin «geçersizliği», «pay sahipliğinin tespiti» ve payların aynen iade olmadığı takdirde nakden tazmini istemlerine ilişkin açılan davada davalıya «husumet» yöneltilip yöneltilemeyeceği noktasında toplanmıştır.
A.Ş.’deki, nama ve «hamiline» yazılı hisselerini kayden izlenmesine rağmen hisse senetlerinin «teslim» edilmemesi gerekçe gösterilerek ...’ne (YTM) devrettiğini davalıdan söz konusu hisse senetlerinin kime devredildiğinin, devredilmişse devir tarihlerinin bildirilmesi talep edilmesine rağmen sadece ilgili hisselerinin dava dışı YTM'ye devredildiği bilgisinin paylaşıldığı, bu sebeple davalının, davacının miras bırakanına ait kaç adet nama kaç adet «hamiline yazılı hisse senedi» hakkında hangi tarihte hangi işlem yaptığı hakkında bilgi sahibi olunamadığı, davalı Anayasal güvencesi bulunan kanunların geriye yürümezliği ilkesini şu suretle i …
-
Alacak | Hisse değerinin tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2591 E. 2024/717 K.
Ortak:tereke · kaydileştirme · sermaye artırımı · hisse senedi · mirasçılık · derdestlik · usulden reddi · dahili dava · dava şartı
İncelediğiniz karardaBankasına dönmüş olmadığı, davacı tarafın dava konusu ettiği hisselerin belirtilen süre içerisinde «kaydileştirilmemiş» olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafından davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, YTM'nin cevabi yazısında bildirildiği gibi YTM'den ancak duruma göre aynen iade veya bedel talep edilebileceği, hal böyle olunca davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkının bulunmadığı, dolayısıyla davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği, Mahkemece davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, dava «şartı yokluğu» nedeniyle usulden reddedilmesinin yerinde görülmediği, ayrıca davacı ve «asli müdahale» talep edenin ortak kök murise ait olduğunu iddia ettikleri paylara ilişkin hak iddia ettiği, dolayısıyla üzerinde hak iddia edilen payların terekeye «dahil» olduğu, bu nedenle «tereke» adına davanın açılması gerektiği, diğer «mirasçıların» davacı ile aynı yöndeki beyanlarının davaya «muvafakat» verme hükmünde olduğu, dolayısıyla davaya müdahale talep edenin istinaf dilekçesinin, ayrı bir istinaf başvurusu olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle asli müdahale talep eden vekilinin «istinaf dilekçesinin reddine», davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline intikal eden Osmanlı İtibarı Milli Bankası'na ait on adet 10 Osmanlı Liralık hisse senetlerinin bedelli-«bedelsiz» «sermaye artırımları» sonucunda değerinin tespiti ile kaç adet «hisse senedi» yaptığının tespitini mahkemeden talep edilmiş olmasına rağmen ve bu hisse senetleri Osmanlı İtibari Milli Bankasından İş Bankasına geçmiş olduğundan davada İş Bankasının taraf sıfatının bulunduğunu ve bu davayı açmakta müvekkilinin ve diğer murislerin «hukuki yararı» bulunduğunu, bu nedenle mahkemenin esasa girmişken gerekli inceleme yapmadan «usulden reddine» karar vermesinin hakka ve hukuka aykırı olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
… belirtilen kararı ile Sermaye Piyasası Kanunu'nun (SPK) 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar «teslim» edilmeyen sermaye piyasası araçlarının YTM'ye intikal edeceği, bunların üzerindeki sınırlı ayni hakların kendiliğinden sona ermiş sayılacağı, bunların YTM’nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılacağının düzenlendiği, ancak, Anayasa Mahkemesi'nin 12.11.2015 tarih ve 29530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22.10.2015 tarih ve 2015/29 E., 2015/95 K. sayılı kararıyla bu düzenlemenin iptaline karar verildiği, iptal kararının müktesep hakları ihlal etmemek kaydıyla «derdest» davalara da uygulanacağı, söz konusu hisselerin fiziken teslim edilmediği anlaşıldığından YTM'ye intikal ettiğinin değerlendirildiği, hal böyle olunca dava konusu hisselerin «kaydileştirilmeleri» için teslim edilmemiş olmaları ve yedi yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle YTM'ye intikal etmelerinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı, Anayasa Mahkemesince …
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aktif dava «ehliyetinin» 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca dava şartı olduğu, taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması gerektiği, davacı vekilinin 10.11.2022 tarihli beyan dilekçesinde ve 15.02.2023 tarihli oturumda; eldeki davadaki talebinin davacının miras «payı» oranında tahsil istemine ilişkin olduğunu beyan ettiği, murisin ölümü ile birlikte tüm «mirasçıların» «tereke» üzerinde elbirliği halinde mülkiyet hakkına sahip olduğu, terekeye iade istemli davaların tüm mirasçılar tarafından birlikte yürütülmesi veya terekeye «temsilci» tayini suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerektiği, eldeki davada davacının alacağın terekeye iadesini talep etmeyip miras hissesi oranında tahsil talebinde bulunduğundan ve elbirliği hükümlerinin geçerli olduğu terekeye ilişkin bir mirasçının miras payı oranında alacak talep etme hakkı bulunmadığı gerekçesi ile davanın «aktif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bankası A.Ş.'nin kuruluşuna 10/4.000.000 oranındaki hisseye karşılık olduğu, sermaye temini hususunda yurt içinde sermaye seferberliği «ilan» edildiği, yurtdışındaki Türk ve Müslüman devlet ve toplululardan para ve paraya tedavül edilecek mühimmat geldiği, bu niteliği gereği değer tespiti istenilen «hisse senedinin» ... bir durumu bulunduğunu, müvekkilinin davalı bankanın kurucu hisse senedinin hak sahibi ... ...'nın torunu olduğunu, babası ... ...'in ise 08.04.1970 tarihinde vefat ettiği, müvekkilinin ... «mirasçı» ve hak sahibi olarak dava yoluna başvurduğunu, davalının sermaye arttırımı yoluna giderken müvekkilinin «temsil» ettiği hisse senedi «dahil» hissedarlara bilgi vermediğini, yapılan tüm sermaye ve «rüçhan hakkı» kullandırılması taleplerinin hisse senedi sahiplerinin katılımı olmaksızın yapıldığını, hisse senedinin piyasada işlerlik kazanabilmesindeki değer tespitinde rüçha …
Mahkemece 15.10.2015 tarih, 2014/82 E. ve 2015/707 K. ile davacı tarafça dava konusu hisse senetlerinin davalı tarafa «ibraz» edilmediği gibi «kaydileştirme» işleminin bile yapılmadığı, bu bilgiler ışığında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunun 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince kaydileştirilmeyen senetlere ilişkin olarak hak sahipliği talebinde bulunamayacağı, bankadan gelen yazı cevabında davacı tarafça herhangi bir kaydileştirme talebinde bulunmadığı, kaldı ki davacı tarafın kaydileştirme talebi bulunduğuna dair herhangi bir beyanı da bulunmadığı, davacının dava konusu senetler için davalı bankaya herhangi bir müracaatı bulunmadığı ve buna ilişkin senet «teslimi» yapılmadığı gibi kaydileştirme işleminin de yapılmadığı açıkça anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rüçhan hakkı · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · taraf ehliyeti · kâr payı · ilan · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aktif dava «ehliyetinin» 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca dava şartı olduğu, taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması gerektiği, davacı vekilinin 10.11.2022 tarihli beyan dilekçesinde ve 15.02.2023 tarihli oturumda; eldeki davadaki talebinin davacının miras «payı» oranında tahsil istemine ilişkin olduğunu beyan ettiği, murisin ölümü ile birlikte tüm «mirasçıların» «tereke» üzerinde elbirliği halinde mülkiyet hakkına sahip olduğu, terekeye iade istemli davaların tüm mirasçılar tarafından birlikte yürütülmesi veya terekeye «temsilci» tayini suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerektiği, eldeki davada davacının alacağın terekeye iadesini talep etmeyip miras hissesi oranında tahsil talebinde bulunduğundan ve elbirliği hükümlerinin geçerli olduğu terekeye ilişkin bir mirasçının miras payı oranında alacak talep etme hakkı bulunmadığı gerekçesi ile davanın «aktif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bankası A.Ş.'nin kuruluşuna 10/4.000.000 oranındaki hisseye karşılık olduğu, sermaye temini hususunda yurt içinde sermaye seferberliği «ilan» edildiği, yurtdışındaki Türk ve Müslüman devlet ve toplululardan para ve paraya tedavül edilecek mühimmat geldiği, bu niteliği gereği değer tespiti istenilen «hisse senedinin» ... bir durumu bulunduğunu, müvekkilinin davalı bankanın kurucu hisse senedinin hak sahibi ... ...'nın torunu olduğunu, babası ... ...'in ise 08.04.1970 tarihinde vefat ettiği, müvekkilinin ... «mirasçı» ve hak sahibi olarak dava yoluna başvurduğunu, davalının sermaye arttırımı yoluna giderken müvekkilinin «temsil» ettiği hisse senedi «dahil» hissedarlara bilgi vermediğini, yapılan tüm sermaye ve «rüçhan hakkı» kullandırılması taleplerinin hisse senedi sahiplerinin katılımı olmaksızın yapıldığını, hisse senedinin piyasada işlerlik kazanabilmesindeki değer tespitinde rüçha …
Mahkemece 15.10.2015 tarih, 2014/82 E. ve 2015/707 K. ile davacı tarafça dava konusu hisse senetlerinin davalı tarafa «ibraz» edilmediği gibi «kaydileştirme» işleminin bile yapılmadığı, bu bilgiler ışığında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunun 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince kaydileştirilmeyen senetlere ilişkin olarak hak sahipliği talebinde bulunamayacağı, bankadan gelen yazı cevabında davacı tarafça herhangi bir kaydileştirme talebinde bulunmadığı, kaldı ki davacı tarafın kaydileştirme talebi bulunduğuna dair herhangi bir beyanı da bulunmadığı, davacının dava konusu senetler için davalı bankaya herhangi bir müracaatı bulunmadığı ve buna ilişkin senet «teslimi» yapılmadığı gibi kaydileştirme işleminin de yapılmadığı açıkça anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/525 E. 2024/4233 K.
Ortak:tereke · kaydileştirme · sermaye artırımı · bedelsizlik · hisse senedi · mirasçılık · teslim
İncelediğiniz karardaDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline intikal eden Osmanlı İtibarı Milli Bankası'na ait on adet 10 Osmanlı Liralık hisse senetlerinin bedelli-«bedelsiz» «sermaye artırımları» sonucunda değerinin tespiti ile kaç adet «hisse senedi» yaptığının tespitini mahkemeden talep edilmiş olmasına rağmen ve bu hisse senetleri Osmanlı İtibari Milli Bankasından İş Bankasına geçmiş olduğundan davada İş Bankasının taraf sıfatının bulunduğunu ve bu davayı açmakta müvekkilinin ve diğer murislerin «hukuki yararı» bulunduğunu, bu nedenle mahkemenin esasa girmişken gerekli inceleme yapmadan «usulden reddine» karar vermesinin hakka ve hukuka aykırı olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bankasına dönmüş olmadığı, davacı tarafın dava konusu ettiği hisselerin belirtilen süre içerisinde «kaydileştirilmemiş» olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafından davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, YTM'nin cevabi yazısında bildirildiği gibi YTM'den ancak duruma göre aynen iade veya bedel talep edilebileceği, hal böyle olunca davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkının bulunmadığı, dolayısıyla davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği, Mahkemece davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, dava «şartı yokluğu» nedeniyle usulden reddedilmesinin yerinde görülmediği, ayrıca davacı ve «asli müdahale» talep edenin ortak kök murise ait olduğunu iddia ettikleri paylara ilişkin hak iddia ettiği, dolayısıyla üzerinde hak iddia edilen payların terekeye «dahil» olduğu, bu nedenle «tereke» adına davanın açılması gerektiği, diğer «mirasçıların» davacı ile aynı yöndeki beyanlarının davaya «muvafakat» verme hükmünde olduğu, dolayısıyla davaya müdahale talep edenin istinaf dilekçesinin, ayrı bir istinaf başvurusu olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle asli müdahale talep eden vekilinin «istinaf dilekçesinin reddine», davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… belirtilen kararı ile Sermaye Piyasası Kanunu'nun (SPK) 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar «teslim» edilmeyen sermaye piyasası araçlarının YTM'ye intikal edeceği, bunların üzerindeki sınırlı ayni hakların kendiliğinden sona ermiş sayılacağı, bunların YTM’nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılacağının düzenlendiği, ancak, Anayasa Mahkemesi'nin 12.11.2015 tarih ve 29530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22.10.2015 tarih ve 2015/29 E., 2015/95 K. sayılı kararıyla bu düzenlemenin iptaline karar verildiği, iptal kararının müktesep hakları ihlal etmemek kaydıyla «derdest» davalara da uygulanacağı, söz konusu hisselerin fiziken teslim edilmediği anlaşıldığından YTM'ye intikal ettiğinin değerlendirildiği, hal böyle olunca dava konusu hisselerin «kaydileştirilmeleri» için teslim edilmemiş olmaları ve yedi yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle YTM'ye intikal etmelerinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı, Anayasa Mahkemesince …
Benzer bu kararda… yısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporlarına itibar edilerek davacıların ellerindeki hisse senetlerine ilişkin kendileri veya murislerinin bankanın bedelli veya «bedelsiz» «sermaye artırımına» geçmişe dönük olarak katılımlarının olmadığı, ancak davalı bankanın iç kaynaklarından karşılanacak olan sermaye artırımlarından ise ellerindeki hisse sayısınca bu sermaye artırımından faydalanmaları gerektiği ve bu yönde bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamaya göre davacıların ellerinde bulunan 3 adet Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası «hisse senedinin» dava tarihi itibariyle davalı ... hisse senedinin karşılığının 0.003 TL nominal bedelli (A) grubu hisse senedine karşılık geldiği ve dava tarihindeki değerinin 49,50 TL ve iç kaynaklardan bedelsiz olarak davacıların kazanmış olduğu, malik oldukları 284,84 TL nominal değerli (C) grubu hisse sahibi olduklarına, bu hisselerinde dava tarihindeki değerlerinin de 1.600,80 TL olduğuna, (A=49,50 TL) ve (B=1.600,80 TL) grubuna ait toplam hisse değerinin ise 1.650,30 TL olduğuna kanaat getirildiği, ödenmeyen kâr paylarına ilişkin talep yönünden ise; kâr payları yönünden 5 yıllık zaman aşımı süresi bulunması cihetiyle dava açılış tarihinden geriye 5 yıllık süre için geçmiş yıllara ait kâr «payının» davacılar tarafından talep edilebileceği, daha önceki sürelere ilişkin kar payları yönünden ise yasa, Sermaye Piyasası Kanunu ve tedbirleri uyarınca Hazineye aktarıldığından davacılarca talep edilemeyeceği, zaman aşımı süresi dolmayan dava açılış tarihinden geri doğru 5 yıllık süre için ise bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamaya göre raporda bu kısma ilişkin olarak 140,69 TL'nin davacılar tarafından «kar payı» olarak davalıdan talep edilebileceği, ancak davacı taraf başta 50,00 TL olarak talep ettiği bu kalem alacağına ilişkin «harç ikmali» ile dava değerini artırmamış olduğundan, «taleple bağlılık kuralı» gereği dava açılışında talep edilen 50,00 TL'ye ilişkin talebin kabulü gerektiği, ayrıca davacı olan Necla Mercan, ..., ..., ... ve ...'in Tiryakizade ...'nin «mirasçıları» arasında yer almadıkları, bu nedenle de açılan davada taraf sıfatlarının olamayacağı gerekçeleriyle davacılar Necla Mercan, Saniye Mercan, ..., ... ve ...'in davalarının aktif «sıfat yokluğundan» reddine, terekesine «temsilci» atanan Tiryakizade ...'nin terekesini açmış olduğu davasının kısmen kabulü ile Tiryakizade ...'nin davalı ...Ş nezdinde 0,003 TL nominal değerli (A) grubu ve 284,84 TL nominal değerli (C) grubu hisselerinin olduğunun tespitine, Tiryakizade ...'nin davalı ...Ş nezdinde 0,003 TL nominal değerli (A) grubu hisse senedinin dava tarihi itibariyle değerinin 49,50 TL ve 284,84 TL nominal değerli (C) grubu hisse senetlerinin dava tarihi itibariyle değerinin 1.600,80 TL olmak üzere toplamda (A)+(C) grubu hisse değerinin 1.650,30 TL olduğunun tespitine, Tiryakizade ...'nin davalı ...Ş nezdindeki hisselerine ilişkin olarak dava tarihi itibariyle kar payı olarak hesaplanan 140,69 TL'den taleple bağlı kalınarak 50,00 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Tiryakizade ...'nin davalı ...Ş'ne yönelik diğer tüm taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
… edenlerle, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya ve evrensel insan haklarına aykırı olduğunu, uyumazlığın, dava konusu 3 adet Osmanlı İtibar-i Milli Bankası «hisse senedinin» 1927 yılında davalı ...'na devrinden sonra değişiminde 1116 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin ikinci cümlesinin mi uygulanacağı, yoksa 29 Haziran 1927 tarihli devir sözleşmesinin 9'uncu maddesinin mi uygulacağı noktasında toplandığını, 1116 sayılı Kanun'un, iki bankanın yetkililerinin imzaladığı devir sözleşmesinden sonra yürürlüğe girdiğini, 1116 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin «emredici» bir hüküm olduğunu, emredici hükme aykırı bir sözleşme veya sözleşme maddesi düzenlendiği takdirde yasanın emredici hükmünün uygulanacağını, sözleşme veya sözleşme maddesinin «geçersiz» olacağını ve uygulanamayacağını, somut delillere rağmen dava konusu hisse senetlerini devir sözleşmesinin 9 uncu maddesine göre hesaplama yaparak hüküm kurduğunu, birleşme bilançolarının davalı bankadan yazı ile istenmesi gerektiğini, hesap bilirkişisinin 29 Haziran 1927 tarihli Devir Sözleşmesi'nin 9 uncu maddesine göre dava konusu hisse senetlerinin yarısı ödenmiştir diyerek hesaplama yapması ve yerel mahkemenin de bu raporu hükme esas alarak hüküm oluşturması sonucunda dava konusu hisse senetlerinin %50 mülkiyetinin kaybedilmekte olduğunu, hesap bilirkişisinin hesaplamasını 1116 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin ikinci cümlesindeki; “İtibari milli bankasınını diğer hisse senedatı ashabının tabi olacakları usul ve şerait aynen caridir.” hükmüne göre hesaplama yapmış olsaydı dava konusu hisse senetleri davalı ...’nın devirden sonra hisse senetleri ile birebir değiştirilmiş gibi işlem yapacak olduğunu ve hisse senetlerinin % 50 mülkiyetinin de kayıp olmayacak olduğunu, dava konusu hisse senetlerinin değerinin bu kadar düşük olması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Tiryakizade ...'nin, 1917 yılında 3 adet hisse için 30 Osmanlı Lirası verdiğini, o tarihteki para biriminin ... olduğunu, yani ...'nin 3 adet hisse senedi için 30 ... vermiş olduğunu, o tarihte 30 ....ının çok değerli olduğunu, hesap bilirkişisinin davaya konu hisse senetlerini bedelli- «bedelsiz» «sermaye artırımlarını» ... üzeriden hesaplamış olsaydı hisse senetlerinin değerinin çok daha değerli çıkacağını, İlk Derece Mahkemesinin kısmen kabul kararının düzeltilerek, Tiryakizade …
… Tiryakizade ....'nin Osmanlı İtibar-ı Milli Bankasının (Türkiye İş Bankası'nın) hissedarı olup kaç adet kök hissesinin bulunduğunun tespitine, kök hissenin bedeli - «bedelsiz» «sermaye artırımları» sonucunda kaç adet hisse yaptığının tespitine, hisse senetlerinin değerinin kaç Türk Lirası olduğunun tespitine, hisse senetlerinin geçmişe dönük ne kadar «kar payı» getirdiğinin tespiti ile fazlaya ilişkin dava açma hakkı saklı kalmak üzere 50 TL kâr «payı alacağının» işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:miras ortaklığı · taleple bağlılık kuralı · harç ikmali · sıfat yokluğu · kâr payı alacağı · taleple bağlılık · kar payı · kamu düzenine aykırılık
Benzer bu kararda… yısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporlarına itibar edilerek davacıların ellerindeki hisse senetlerine ilişkin kendileri veya murislerinin bankanın bedelli veya «bedelsiz» «sermaye artırımına» geçmişe dönük olarak katılımlarının olmadığı, ancak davalı bankanın iç kaynaklarından karşılanacak olan sermaye artırımlarından ise ellerindeki hisse sayısınca bu sermaye artırımından faydalanmaları gerektiği ve bu yönde bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamaya göre davacıların ellerinde bulunan 3 adet Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası «hisse senedinin» dava tarihi itibariyle davalı ... hisse senedinin karşılığının 0.003 TL nominal bedelli (A) grubu hisse senedine karşılık geldiği ve dava tarihindeki değerinin 49,50 TL ve iç kaynaklardan bedelsiz olarak davacıların kazanmış olduğu, malik oldukları 284,84 TL nominal değerli (C) grubu hisse sahibi olduklarına, bu hisselerinde dava tarihindeki değerlerinin de 1.600,80 TL olduğuna, (A=49,50 TL) ve (B=1.600,80 TL) grubuna ait toplam hisse değerinin ise 1.650,30 TL olduğuna kanaat getirildiği, ödenmeyen kâr paylarına ilişkin talep yönünden ise; kâr payları yönünden 5 yıllık zaman aşımı süresi bulunması cihetiyle dava açılış tarihinden geriye 5 yıllık süre için geçmiş yıllara ait kâr «payının» davacılar tarafından talep edilebileceği, daha önceki sürelere ilişkin kar payları yönünden ise yasa, Sermaye Piyasası Kanunu ve tedbirleri uyarınca Hazineye aktarıldığından davacılarca talep edilemeyeceği, zaman aşımı süresi dolmayan dava açılış tarihinden geri doğru 5 yıllık süre için ise bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamaya göre raporda bu kısma ilişkin olarak 140,69 TL'nin davacılar tarafından «kar payı» olarak davalıdan talep edilebileceği, ancak davacı taraf başta 50,00 TL olarak talep ettiği bu kalem alacağına ilişkin «harç ikmali» ile dava değerini artırmamış olduğundan, «taleple bağlılık kuralı» gereği dava açılışında talep edilen 50,00 TL'ye ilişkin talebin kabulü gerektiği, ayrıca davacı olan Necla Mercan, ..., ..., ... ve ...'in Tiryakizade ...'nin «mirasçıları» arasında yer almadıkları, bu nedenle de açılan davada taraf sıfatlarının olamayacağı gerekçeleriyle davacılar Necla Mercan, Saniye Mercan, ..., ... ve ...'in davalarının aktif «sıfat yokluğundan» reddine, terekesine «temsilci» atanan Tiryakizade ...'nin terekesini açmış olduğu davasının kısmen kabulü ile Tiryakizade ...'nin davalı ...Ş nezdinde 0,003 TL nominal değerli (A) grubu ve 284,84 TL nominal değerli (C) grubu hisselerinin olduğunun tespitine, Tiryakizade ...'nin davalı ...Ş nezdinde 0,003 TL nominal değerli (A) grubu hisse senedinin dava tarihi itibariyle değerinin 49,50 TL ve 284,84 TL nominal değerli (C) grubu hisse senetlerinin dava tarihi itibariyle değerinin 1.600,80 TL olmak üzere toplamda (A)+(C) grubu hisse değerinin 1.650,30 TL olduğunun tespitine, Tiryakizade ...'nin davalı ...Ş nezdindeki hisselerine ilişkin olarak dava tarihi itibariyle kar payı olarak hesaplanan 140,69 TL'den taleple bağlı kalınarak 50,00 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Tiryakizade ...'nin davalı ...Ş'ne yönelik diğer tüm taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
… iye İş Bankası hissesi) olacağının kararlaştırıldığı, dolayısıyla davacıların ellerindeki 1 adet Osmanlı İtibarı Milli Bankası'na ait senedin davalı bankanın 1 adet «hisse senedine» denk gelmediği (Emsal-Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2013/15181 Esas 2014/16481 Karar, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2015/6945 Esas 2016/6218 Karar sayılı ilamları), mahkemece yapılan araştırma ve inceleme ile bilirkişi raporlarının karar vermek için yeterli olduğu, bilirkişi raporları ile birlikte diğer deliller de değerlendirilmek ve gerekçesi de yazılmak suretiyle karar verildiği, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde davacılar vekilinin istinaf nedenlerinin ayrıntılı olarak karşılandığı, bu durumda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi «kamu düzenine aykırılık» da görülmediği gerekçesiyle «miras ortaklığı» «temsilcisi» vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Tiryakizade ....'nin Osmanlı İtibar-ı Milli Bankasının (Türkiye İş Bankası'nın) hissedarı olup kaç adet kök hissesinin bulunduğunun tespitine, kök hissenin bedeli - «bedelsiz» «sermaye artırımları» sonucunda kaç adet hisse yaptığının tespitine, hisse senetlerinin değerinin kaç Türk Lirası olduğunun tespitine, hisse senetlerinin geçmişe dönük ne kadar «kar payı» getirdiğinin tespiti ile fazlaya ilişkin dava açma hakkı saklı kalmak üzere 50 TL kâr «payı alacağının» işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1882 E. , 2023/5910 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki kök murise ait hisse senetlerinin tespiti ve mirasçılara intikali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve asli müdahale talep eden vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince asli müdahale talep eden vekilinin başvurusunun reddi ile davacı vekilinin başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve asli müdahale talep eden vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Mazmanzade Halil Efendi'nin eşi Hatun'un mirasçısı olduğunu, muris Hatun'un 1920 yılında dul ve çocuksuz olarak vefat ettiğini, murisin eşi Mazmanzade Halil Efendi'nin, Osmanlı döneminde kurulmuş olan İtibarı Milli Bankasına ait 10 Osmanlı Lirası değerinde on adet hisse senedi satın aldığını, 1927 yılında hisselerin Türkiye İş Bankasına geçtiğini, buna göre davacıya intikal eden 10 adet Osmanlı Liralık İtibarı Milli Bankası hisse senedinin, devir işleminden sonra on adet İş Bankası hisse senedi ile değiştirilmesinin gerektiğini, davalı bankaya çekilen ihtarnameye cevapta taleplerinin kabul görmediğini ileri sürerek davacıya intikal eden Osmanlı İtibarı Milli Bankasına ait 10 adet Osmanlı Liralık hisse senetlerinin bedelli-bedelsiz sermaye artımları sonucu değerinin tespiti ile kaç adet hisse senedi yaptığının tespitine ve hisse senetlerinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Asli müdahale talep eden vekili dilekçesinde; müvekkilinin aynı murisin mirasçısı olduğunu savunarak müvekkile ait hisse senedi bedelinin tespiti ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya dayanak teşkil edecek hiçbir bilgi ve belgenin sunulmadığını, dava konusu hisse senetlerinin terekeye dahil olduğunu ve tüm mirasçılar tarafından davanın açılmasının gerektiğini, davacının Mazmanzade Halil Efendi'nin değil bu kişinin eşi Hatun'un mirasçısı olduğunu iddia ettiğini, hisse senetlerinin asıl sahibi olan Halil Efendi'nin mirasçısının Hatun olduğunun ayrıca ispat edilmesinin gerektiğini, dava konusu hisse senetlerinin Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) intikal ettiğini, pasif husumet dava şartının bulunmadığını, fiziki pay senedi ile YTM'ye başvurulması halinde işlemlerin yapılabildiğini, emsal kararların olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hisse senetlerinin değerinin tespiti ve iadesi talepleri bakımından öncelikle YTM'ye başvurması gerekirken işbu davayı açmasında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi, 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 115 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve asli müdahale talep eden vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline intikal eden Osmanlı İtibarı Milli Bankası'na ait on adet 10 Osmanlı Liralık hisse senetlerinin bedelli-bedelsiz sermaye artırımları sonucunda değerinin tespiti ile kaç adet hisse senedi yaptığının tespitini mahkemeden talep edilmiş olmasına rağmen ve bu hisse senetleri Osmanlı İtibari Milli Bankasından İş Bankasına geçmiş olduğundan davada İş Bankasının taraf sıfatının bulunduğunu ve bu davayı açmakta müvekkilinin ve diğer murislerin hukuki yararı bulunduğunu, bu nedenle mahkemenin esasa girmişken gerekli inceleme yapmadan usulden reddine karar vermesinin hakka ve hukuka aykırı olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
2. Asli müdahale talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyanın karara çıktığı celse tarihi olan 19.02.2020 tarihli duruşmaya mazeret sunarak katılamayacaklarını belirtip mazeret sunulmuş olmasına rağmen kararın yokluklarında verildiğini, asli müdahillik talebinin kabulü yada reddi doğrultusunda bir karar verilmediğini, Mahkemece, kendileri yönünden dava şartlarının olup olmadığının değerlendirilmediğini, sadece veraset dosyasına ait kararın gelmesinden sonra asli müdahillik talebinin değerlendirileceği gerekçesiyle talebin belirsiz bir zamana bırakıldığını ve akabinde veraset dosyası da beklenmeden dosyanın karara çıkarıldığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Sermaye Piyasası Kanunu'nun (SPK) 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçlarının YTM'ye intikal edeceği, bunların üzerindeki sınırlı ayni hakların kendiliğinden sona ermiş sayılacağı, bunların YTM’nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılacağının düzenlendiği, ancak, Anayasa Mahkemesi'nin 12.11.2015 tarih ve 29530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22.10.2015 tarih ve 2015/29 E., 2015/95 K. sayılı kararıyla bu düzenlemenin iptaline karar verildiği, iptal kararının müktesep hakları ihlal etmemek kaydıyla derdest davalara da uygulanacağı, söz konusu hisselerin fiziken teslim edilmediği anlaşıldığından YTM'ye intikal ettiğinin değerlendirildiği, hal böyle olunca dava konusu hisselerin kaydileştirilmeleri için teslim edilmemiş olmaları ve yedi yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle YTM'ye intikal etmelerinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı, Anayasa Mahkemesince iptal edilen kanun hükmünün, iptal kararından önce hisselere sahip olan YTM'ye sağladığı haklar varlığını sürdürmekte olup iptal kararıyla birlikte payların davalı ...
Bankasına dönmüş olmadığı, davacı tarafın dava konusu ettiği hisselerin belirtilen süre içerisinde kaydileştirilmemiş olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafından davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, YTM'nin cevabi yazısında bildirildiği gibi YTM'den ancak duruma göre aynen iade veya bedel talep edilebileceği, hal böyle olunca davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkının bulunmadığı, dolayısıyla davalıya husumet yöneltilemeyeceği, Mahkemece davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesinin yerinde görülmediği, ayrıca davacı ve asli müdahale talep edenin ortak kök murise ait olduğunu iddia ettikleri paylara ilişkin hak iddia ettiği, dolayısıyla üzerinde hak iddia edilen payların terekeye dahil olduğu, bu nedenle tereke adına davanın açılması gerektiği, diğer mirasçıların davacı ile aynı yöndeki beyanlarının davaya muvafakat verme hükmünde olduğu, dolayısıyla davaya müdahale talep edenin istinaf dilekçesinin, ayrı bir istinaf başvurusu olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle asli müdahale talep eden vekilinin istinaf dilekçesinin reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve asli müdahale talep eden vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerine dayanarak ve davanın doğru hasıma yöneltilmesi imkanının tanınmadığını, davanın açılmasında hukuki yararın olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Asli müdahale talep eden vekili temyiz dilekçesinde özetle; her bir mirasçının talep etme hakkının olduğunu, mecburi dava arkadaşlığının bulunmadığını, Mahkemece davanın doğru hasıma yöneltilmesi imkanının tanınmadığını, davanın açılmasında hukuki yararın olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kök murise ait hisse senetlerinin tespiti ve mirasçılara intikali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 341 inci maddesinin birinci fıkrası, 346 ıncı maddesinin birinci fıkrası, 353 üncü maddesi birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci alt bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve asli müdahale talep eden vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden davacı ve asli müdahile ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/963273400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz