Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1817 E. 2024/4884 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pay sahipliğinin tespiti↗ elbirliği mülkiyeti↗ pay sahipliği sıfatı↗ hamiline yazılı hisse senedi↗ kaydileştirme↗ pasif husumet ehliyeti↗ sermaye piyasası kanunu↗ pay sahipliği↗ bedelsizlik↗ husumet ehliyeti↗ vekâlet ücreti↗ pasif husumet yokluğu↗ hisse senedi↗ mirasçılık↗ denetime elverişlilik↗ pasif husumet↗ hamil↗ tüzel kişilik↗ husumet yokluğu↗ taraf ehliyeti↗ temerrüt faizi↗ ihtar↗ yargılama gideri↗ esastan ret↗ geçersizlik↗ dosya masrafı↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ temerrüt↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/113 E., 2022/45 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 15.02.2013 tarihinde vefat eden miras bırakan Davut Tellioğlu’nun 1/8 oranında mirasçısı olduğunu, miras bırakanın halka açık ve hisse senetleri borsaya kote edilmiş ... Dekoratif Yüzeyler San. ve Tic. A.Ş. hem nama yazılı hem de hamiline pay sahibi olduğunu, davalının müvekkilinin miras bırakanına ait eski ticaret ünvanı ... Genel Metal San. ve Tic. A.Ş.’deki, nama ve hamiline yazılı hisselerini kayden izlenmesine rağmen hisse senetlerinin teslim edilmemesi gerekçe gösterilerek ...’ne (YTM) devrettiğini davalıdan söz konusu hisse senetlerinin kime devredildiğinin, devredilmişse devir tarihlerinin bildirilmesi talep edilmesine rağmen sadece ilgili hisselerinin dava dışı YTM'ye devredildiği bilgisinin paylaşıldığı, bu sebeple davalının, davacının miras bırakanına ait kaç adet nama kaç adet hamiline yazılı hisse senedi hakkında hangi tarihte hangi işlem yaptığı hakkında bilgi sahibi olunamadığı, davalı Anayasal güvencesi bulunan kanunların geriye yürümezliği ilkesini şu suretle ihlal ettiğini, alıntı yapılan 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasındaki “Kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları YTM’ye intikal eder. Bunların üzerindeki sınırlı ayni haklar kendiliğinden sona ermiş sayılır. Bunlar YTM’nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılır.” şeklindeki dördüncü, beşinci ve altıncı cümlelerin Anayasa Mahkemesi’nin 22.10.2015 tarihli kararı ile iptal edildiğini, davalının müvekkilinin miras bırakanına ait hissseleri YTM’ye devrederek 2709 sayılı Anayasa’nın 35 inci maddesindeki mülkiyet hakkının dokunulmazlığı ilkesini ihlal ettiğini, davalı tarafından 2709 sayılı Anayasa'nın 35 inci maddesine aykırı bir şekilde YTM’ye devredilen hisselerden müvekkilinin miras payına düşenler kadar azalma olduğunu ve ancak miras payına düşen ... hisselerinin bedelli bedelsiz hisse getiriler ve kar payları ile birlikte iadesi mümkün olacağını, müvekkilinin miras payına düşen hisselerin davalı tarafından temin edilip iade edilmemesi halinde mülkiyet hakkının ihlaline devam edileceğini ileri sürerek müvekkilinin miras bırakanına ait ... Dekoratif Yüzeyler Sanayi ve Ticaret A.Ş.’deki nama ve hamiline yazılı hisselerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 416 ncı hükmüne aykırı olarak davalıdan dava dışı YTM'ye devrinin şekle ayrılık sebebiyle geçersizliğinin ve müvekkilinin pay sahipliği sıfatının ve miktarının tespitini, aynı tazmin taleplerinin reddi halinde bedelli bedelsiz tüm hisselerin yasal ve akdi bütün getirilere ile birlikte ödeme tarihindeki Borsa İstanbul Pay Piyasasındaki cari değeri üzerinden yasal ana para ve temerrüt faizi ile birlikte nakdi tazminine, 741,11 TL noter ihtar masrafı başta olmak üzere vekâlet ücreti dahil tüm yargılama giderlerinin davalı şirkette yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu olayla ilgisi olmayan müvekkilinin davalı olarak gösterilmesinin usul kurallarına uymadığını, davacının elbirliği mülkiyetine konu hisse senetlerinin kendine iadesini talep etme hakkının bulunmadığını savunarak davanın esasa girilmeden husumet yokluğundan reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6362 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının Anayasa Mahkemesi'nin 22.10.2015 tarih, 2015/29 E. ve 2015/95 K. sayılı kararı ile iptal edildiği, 2709 sayılı Anayasa'nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince iptal kararlarının geriye yürümeyeceğinin düzenlendiği, bu nedenle iptal kararından önce tamamlanmış işlemlere etkisinin bulunmadığı, iptal kararından sonra kayden izlenmeye başlandığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmediği için mülkiyeti YTM'ye intikal eden sermaye piyasası araçlarının 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (6362 sayılı Kanun) 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının kısmen iptali üzerine Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik çerçevesinde hak sahiplerine YTM tarafından iadesinin yapılmasının mümkün olduğunun düzenlendiği, düzenlenen bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğu, davacının dava konusu tazmin taleplerinin muhatabının YTM olduğu ve davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6362 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi ile kanunun yürürlük tarihi belirlenmiş olup ilgili madde de yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiş olup kanundan sonra Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 13 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası dahil istisnasız bütün maddeleri kanunun ilk sayfasında da belirtildiği üzere Resmi Gazete'de yayımlanma tarihi olan 30.12.2012 tarihi olmasına rağmen mahkemenin kanun yürürlükte olmadığı halde Sermaye Piyasası Kurulu'nun 28.10.2005 tarih ve 43/1318 sayılı kararında kaydileştirme tarihinin 28.11.2005 tarihi olduğu gerekçesi ile kaydileştirme tarihini 28.11.2005 tarihi olarak kabul etmesinin hatalı olduğunu, Anayasa Mahkemesi'nin 6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin özellikle dördüncü cümlesini iptal etmesinden önce dahi kanunun yürürlük tarihi bakımından 30.12.2012 tarihinin dikkate alınması gerekirken eski tarihli kurul kararının dikkate alınmasının kanunların geriye yürümezliği ilkesine açıkça aykırılık oluşturduğunu, mahkeme gerekçesinde kaydileştirme tarihinin 28.11.2005 tarihi olarak kabul etmesinin gerekçesi olarak yasa koyucunun iradesi olduğunu beyan etmiş olsa da gerekçesinde belirtmiş olduğu Sermaye Piyasası Kurulu'nun kararı incelendiğinde kararı alanın yasa koyucu değil Sermaye Piyasası Kurulu olduğunun görüleceğini, davalının Anayasaya aykırılığı çok açık olan “kayden izlenmeye başlayan hisse senetlerinin mülkiyetinin” ihraççıya, YTM'ye geçmesi kuralı için öngörülen 7 yıllık süre içinde senetlerin teslimi zorunluluğunun ihlalinin yaptırımı olarak mülkiyet hakkının YTM’ye geçmesi yaptırımı için aranılan 7 yıllık süreyi geçişten itibaren başlattığını, böylece yasa yürürlüğe girdiği anda 7 yıllık süresi dolmuş olan yatırımcıların hisselerinin mülkiyetini hissedarların iradesine aykırı olarak onlardan alıp YTM’ye devrettiğini, yasa koyucunun iradesi olmayan, kurul kararı doğrultusunda ve Anayasa Mahkemesi'nce iptaline karar verilen hükme aykırı olarak devir işlemini gerçekleştiren taraf olarak dava ile ilgisi bulunduğunu, kaldı ki davalı şirketin 7 yıllık sürenin dolduğunu hatalı bir şekilde tespit ederek müvekkiline ait hisse senetlerinin doğrudan devir işlemini yapan tüzel kişilik olduğunu, dolayısıyla pasif husumet ehliyetinin doğrudan davalı şirkete ait olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen hisselerin belirtilen süre içerisinde kaydileştirilmemiş olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafından davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafın YTM cevabi yazısında bildirildiği gibi YTM'den ancak duruma göre aynen iade veya bedel talep edebileceği, hal böyle olunca davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkı bulunmadığı, dolayısıyla davalıya husumet yöneltilemeyeceği, mahkemece davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kaydileştirilmemiş hisse senetlerinin YTM'ye devrinin geçersizliği, pay sahipliğinin tespiti ve payların aynen iade olmadığı takdirde nakden tazmini istemlerine ilişkin açılan davada davalıya husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği noktasında toplanmıştır.
2. İlgili Hukuk
1.2709 sayılı Anayasa'nın 35 inci maddesi ile 153 üncü maddesinin beşinci fıkrası.
2.6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ile 150 nci maddesi.
3.6102 sayılı Kanun'un 416 ncı maddesi.
4.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesi ve 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Hisse değerinin tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2381 E. 2017/5106 K.
Ortak:kaydileştirme · pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · hisse senedi · pasif husumet · husumet yokluğu · taraf ehliyeti · teslim · dava şartı
İncelediğiniz kararda… olup ilgili madde de yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiş olup kanundan sonra Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 13 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası «dahil» istisnasız bütün maddeleri kanunun ilk sayfasında da belirtildiği üzere Resmi Gazete'de yayımlanma tarihi olan 30.12.2012 tarihi olmasına rağmen mahkemenin kanun yürürlükte olmadığı halde Sermaye Piyasası Kurulu'nun 28.10.2005 tarih ve 43/1318 sayılı kararında «kaydileştirme» tarihinin 28.11.2005 tarihi olduğu gerekçesi ile kaydileştirme tarihini 28.11.2005 tarihi olarak kabul etmesinin hatalı olduğunu, Anayasa Mahkemesi'nin 6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin özellikle dördüncü cümlesini iptal etmesinden önce dahi kanunun yürürlük tarihi bakımından 30.12.2012 tarihinin dikkate alınması gerekirken eski tarihli kurul kararının dikkate alınmasının kanunların geriye yürümezliği ilkesine açıkça aykırılık oluşturduğunu, mahkeme gerekçesinde kaydileştirme tarihinin 28.11.2005 tarihi olarak kabul etmesinin gerekçesi olarak yasa koyucunun iradesi olduğunu beyan etmiş olsa da gerekçesinde belirtmiş olduğu Sermaye Piyasası Kurulu'nun kararı incelendiğinde kararı alanın yasa koyucu değil Sermaye Piyasası Kurulu olduğunun görüleceğini, davalının Anayasaya aykırılığı çok açık olan “kayden izlenmeye başlayan hisse senetlerinin mülkiyetinin” ihraççıya, YTM'ye geçmesi kuralı için öngörülen 7 yıllık süre içinde senetlerin «teslimi» zorunluluğunun ihlalinin yaptırımı olarak mülkiyet hakkının YTM’ye geçmesi yaptırımı için aranılan 7 yıllık süreyi geçişten itibaren başlattığını, böylece yasa yürürlüğe girdiği anda 7 yıllık süresi dolmuş olan yatırımcıların hisselerinin mülkiyetini hissedarların iradesine aykırı olarak onlardan alıp YTM’ye devrettiğini, yasa koyucunun iradesi olmayan, kurul kararı doğrultusunda ve Anayasa Mahkemesi'nce iptaline karar verilen hükme aykırı olarak devir işlemini gerçekleştiren taraf olarak dava ile ilgisi bulunduğunu, kaldı ki davalı şirketin 7 yıllık sürenin dolduğunu hatalı bir şekilde tespit ederek müvekkiline ait hisse senetlerinin doğrudan devir işlemini yapan «tüzel kişilik» olduğunu, dolayısıyla «pasif husumet ehliyetinin» doğrudan davalı şirkete ait olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
… enle iptal kararından önce tamamlanmış işlemlere etkisinin bulunmadığı, iptal kararından sonra kayden izlenmeye başlandığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar «teslim» edilmediği için mülkiyeti YTM'ye intikal eden sermaye piyasası araçlarının 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (6362 sayılı Kanun) 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının kısmen iptali üzerine Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik çerçevesinde hak sahiplerine YTM tarafından iadesinin yapılmasının mümkün olduğunun düzenlendiği, düzenlenen bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve «denetime elverişli» olduğu, davacının dava konusu tazmin taleplerinin muhatabının YTM olduğu ve davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen hisselerin belirtilen süre içerisinde «kaydileştirilmemiş» olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafından davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafın YTM cevabi yazısında bildirildiği gibi YTM'den ancak duruma göre aynen iade veya bedel talep edebileceği, hal böyle olunca davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkı bulunmadığı, dolayısıyla davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği, mahkemece davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAŞ’nin «pasif husumet ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1- Dava, davacının murisine ait «hisse senedinin» bugünkü değerinin ve geçmişe dönük kâr paylarının tespiti ile senet değerinin tahsili istemine ilişkindir.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesinde "Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde «teslimi» zorunludur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:derdestlik
Benzer bu kararda… hükme dayanak alınan 6362 sayılı SPK 13/4 maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı cümleleri iptal edilmiş olup, iptal kararı müktesep hakları ihlal etmemek kaydıyla «derdest» davalara da uygulanacağından kararın davacı lehine bozulması gerekmiştir.
-
Hisse değerinin tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5456 E. 2017/3636 K.
Ortak:kaydileştirme · hisse senedi · teslim
İncelediğiniz karardaA.Ş.’deki, nama ve «hamiline» yazılı hisselerini kayden izlenmesine rağmen hisse senetlerinin «teslim» edilmemesi gerekçe gösterilerek ...’ne (YTM) devrettiğini davalıdan söz konusu hisse senetlerinin kime devredildiğinin, devredilmişse devir tarihlerinin bildirilmesi talep edilmesine rağmen sadece ilgili hisselerinin dava dışı YTM'ye devredildiği bilgisinin paylaşıldığı, bu sebeple davalının, davacının miras bırakanına ait kaç adet nama kaç adet «hamiline yazılı hisse senedi» hakkında hangi tarihte hangi işlem yaptığı hakkında bilgi sahibi olunamadığı, davalı Anayasal güvencesi bulunan kanunların geriye yürümezliği ilkesini şu suretle i …
… olup ilgili madde de yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiş olup kanundan sonra Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 13 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası «dahil» istisnasız bütün maddeleri kanunun ilk sayfasında da belirtildiği üzere Resmi Gazete'de yayımlanma tarihi olan 30.12.2012 tarihi olmasına rağmen mahkemenin kanun yürürlükte olmadığı halde Sermaye Piyasası Kurulu'nun 28.10.2005 tarih ve 43/1318 sayılı kararında «kaydileştirme» tarihinin 28.11.2005 tarihi olduğu gerekçesi ile kaydileştirme tarihini 28.11.2005 tarihi olarak kabul etmesinin hatalı olduğunu, Anayasa Mahkemesi'nin 6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin özellikle dördüncü cümlesini iptal etmesinden önce dahi kanunun yürürlük tarihi bakımından 30.12.2012 tarihinin dikkate alınması gerekirken eski tarihli kurul kararının dikkate alınmasının kanunların geriye yürümezliği ilkesine açıkça aykırılık oluşturduğunu, mahkeme gerekçesinde kaydileştirme tarihinin 28.11.2005 tarihi olarak kabul etmesinin gerekçesi olarak yasa koyucunun iradesi olduğunu beyan etmiş olsa da gerekçesinde belirtmiş olduğu Sermaye Piyasası Kurulu'nun kararı incelendiğinde kararı alanın yasa koyucu değil Sermaye Piyasası Kurulu olduğunun görüleceğini, davalının Anayasaya aykırılığı çok açık olan “kayden izlenmeye başlayan hisse senetlerinin mülkiyetinin” ihraççıya, YTM'ye geçmesi kuralı için öngörülen 7 yıllık süre içinde senetlerin «teslimi» zorunluluğunun ihlalinin yaptırımı olarak mülkiyet hakkının YTM’ye geçmesi yaptırımı için aranılan 7 yıllık süreyi geçişten itibaren başlattığını, böylece yasa yürürlüğe girdiği anda 7 yıllık süresi dolmuş olan yatırımcıların hisselerinin mülkiyetini hissedarların iradesine aykırı olarak onlardan alıp YTM’ye devrettiğini, yasa koyucunun iradesi olmayan, kurul kararı doğrultusunda ve Anayasa Mahkemesi'nce iptaline karar verilen hükme aykırı olarak devir işlemini gerçekleştiren taraf olarak dava ile ilgisi bulunduğunu, kaldı ki davalı şirketin 7 yıllık sürenin dolduğunu hatalı bir şekilde tespit ederek müvekkiline ait hisse senetlerinin doğrudan devir işlemini yapan «tüzel kişilik» olduğunu, dolayısıyla «pasif husumet ehliyetinin» doğrudan davalı şirkete ait olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
… enle iptal kararından önce tamamlanmış işlemlere etkisinin bulunmadığı, iptal kararından sonra kayden izlenmeye başlandığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar «teslim» edilmediği için mülkiyeti YTM'ye intikal eden sermaye piyasası araçlarının 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (6362 sayılı Kanun) 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının kısmen iptali üzerine Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik çerçevesinde hak sahiplerine YTM tarafından iadesinin yapılmasının mümkün olduğunun düzenlendiği, düzenlenen bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve «denetime elverişli» olduğu, davacının dava konusu tazmin taleplerinin muhatabının YTM olduğu ve davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankaya yazılan müzekkere cevabında, 31.12.2012 tarihi itibariyle bankalarına «kaydileştirmek» üzere başvuru yapılmadığı, bankalarına «teslim» edilmemiş olan fiziki pay senetleri üzerindeki hakların Yatırımcı Tazmin Merkezi'ne intikal ettiği, dolayısıyla pay sahiplerine dair fiziki pay senetlerinin kaydil …
1- Dava, davacının murisine ait «hisse senedinin» bugünkü değerinin ve geçmişe dönük kâr paylarının tespiti ile senet değerinin tahsili istemine ilişkindir.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesinde "Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde «teslimi» zorunludur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:derdestlik
Benzer bu kararda… hükme dayanak alınan 6362 sayılı SPK 13/4 maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı cümleleri iptal edilmiş olup, iptal kararı müktesep hakları ihlal etmemek kaydıyla «derdest» davalara da uygulanacağından kararın davacı lehine bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1882 E. 2023/5910 K.
Ortak:kaydileştirme · bedelsizlik · pasif husumet yokluğu · hisse senedi · mirasçılık · pasif husumet · husumet yokluğu · dahili dava · dava şartı
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen hisselerin belirtilen süre içerisinde «kaydileştirilmemiş» olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafından davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafın YTM cevabi yazısında bildirildiği gibi YTM'den ancak duruma göre aynen iade veya bedel talep edebileceği, hal böyle olunca davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkı bulunmadığı, dolayısıyla davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği, mahkemece davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
… enle iptal kararından önce tamamlanmış işlemlere etkisinin bulunmadığı, iptal kararından sonra kayden izlenmeye başlandığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar «teslim» edilmediği için mülkiyeti YTM'ye intikal eden sermaye piyasası araçlarının 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (6362 sayılı Kanun) 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının kısmen iptali üzerine Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik çerçevesinde hak sahiplerine YTM tarafından iadesinin yapılmasının mümkün olduğunun düzenlendiği, düzenlenen bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve «denetime elverişli» olduğu, davacının dava konusu tazmin taleplerinin muhatabının YTM olduğu ve davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBankasına dönmüş olmadığı, davacı tarafın dava konusu ettiği hisselerin belirtilen süre içerisinde «kaydileştirilmemiş» olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafından davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, YTM'nin cevabi yazısında bildirildiği gibi YTM'den ancak duruma göre aynen iade veya bedel talep edilebileceği, hal böyle olunca davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkının bulunmadığı, dolayısıyla davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği, Mahkemece davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, dava «şartı yokluğu» nedeniyle usulden reddedilmesinin yerinde görülmediği, ayrıca davacı ve «asli müdahale» talep edenin ortak kök murise ait olduğunu iddia ettikleri paylara ilişkin hak iddia ettiği, dolayısıyla üzerinde hak iddia edilen payların terekeye «dahil» olduğu, bu nedenle «tereke» adına davanın açılması gerektiği, diğer «mirasçıların» davacı ile aynı yöndeki beyanlarının davaya «muvafakat» verme hükmünde olduğu, dolayısıyla davaya müdahale talep edenin istinaf dilekçesinin, ayrı bir istinaf başvurusu olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle asli müdahale talep eden vekilinin «istinaf dilekçesinin reddine», davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline intikal eden Osmanlı İtibarı Milli Bankası'na ait on adet 10 Osmanlı Liralık hisse senetlerinin bedelli-«bedelsiz» «sermaye artırımları» sonucunda değerinin tespiti ile kaç adet «hisse senedi» yaptığının tespitini mahkemeden talep edilmiş olmasına rağmen ve bu hisse senetleri Osmanlı İtibari Milli Bankasından İş Bankasına geçmiş olduğundan davada İş Bankasının taraf sıfatının bulunduğunu ve bu davayı açmakta müvekkilinin ve diğer murislerin «hukuki yararı» bulunduğunu, bu nedenle mahkemenin esasa girmişken gerekli inceleme yapmadan «usulden reddine» karar vermesinin hakka ve hukuka aykırı olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
… belirtilen kararı ile Sermaye Piyasası Kanunu'nun (SPK) 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar «teslim» edilmeyen sermaye piyasası araçlarının YTM'ye intikal edeceği, bunların üzerindeki sınırlı ayni hakların kendiliğinden sona ermiş sayılacağı, bunların YTM’nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılacağının düzenlendiği, ancak, Anayasa Mahkemesi'nin 12.11.2015 tarih ve 29530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22.10.2015 tarih ve 2015/29 E., 2015/95 K. sayılı kararıyla bu düzenlemenin iptaline karar verildiği, iptal kararının müktesep hakları ihlal etmemek kaydıyla «derdest» davalara da uygulanacağı, söz konusu hisselerin fiziken teslim edilmediği anlaşıldığından YTM'ye intikal ettiğinin değerlendirildiği, hal böyle olunca dava konusu hisselerin «kaydileştirilmeleri» için teslim edilmemiş olmaları ve yedi yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle YTM'ye intikal etmelerinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı, Anayasa Mahkemesince …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istinaf dilekçesinin reddi · asli müdahale · tereke · mazeret · yokluk · sermaye artırımı · dava şartı yokluğu · derdestlik
Benzer bu karardaBankasına dönmüş olmadığı, davacı tarafın dava konusu ettiği hisselerin belirtilen süre içerisinde «kaydileştirilmemiş» olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafından davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, YTM'nin cevabi yazısında bildirildiği gibi YTM'den ancak duruma göre aynen iade veya bedel talep edilebileceği, hal böyle olunca davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkının bulunmadığı, dolayısıyla davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği, Mahkemece davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, dava «şartı yokluğu» nedeniyle usulden reddedilmesinin yerinde görülmediği, ayrıca davacı ve «asli müdahale» talep edenin ortak kök murise ait olduğunu iddia ettikleri paylara ilişkin hak iddia ettiği, dolayısıyla üzerinde hak iddia edilen payların terekeye «dahil» olduğu, bu nedenle «tereke» adına davanın açılması gerektiği, diğer «mirasçıların» davacı ile aynı yöndeki beyanlarının davaya «muvafakat» verme hükmünde olduğu, dolayısıyla davaya müdahale talep edenin istinaf dilekçesinin, ayrı bir istinaf başvurusu olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle asli müdahale talep eden vekilinin «istinaf dilekçesinin reddine», davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Asli müdahale talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyanın karara çıktığı celse tarihi olan 19.02.2020 tarihli duruşmaya «mazeret» sunarak katılamayacaklarını belirtip mazeret sunulmuş olmasına rağmen kararın «yokluklarında» verildiğini, asli müdahillik talebinin kabulü yada reddi doğrultusunda bir karar verilmediğini, Mahkemece, kendileri yönünden dava şartlarının olup olmadığının değ …
İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve «asli müdahale» talep eden vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline intikal eden Osmanlı İtibarı Milli Bankası'na ait on adet 10 Osmanlı Liralık hisse senetlerinin bedelli-«bedelsiz» «sermaye artırımları» sonucunda değerinin tespiti ile kaç adet «hisse senedi» yaptığının tespitini mahkemeden talep edilmiş olmasına rağmen ve bu hisse senetleri Osmanlı İtibari Milli Bankasından İş Bankasına geçmiş olduğundan davada İş Bankasının taraf sıfatının bulunduğunu ve bu davayı açmakta müvekkilinin ve diğer murislerin «hukuki yararı» bulunduğunu, bu nedenle mahkemenin esasa girmişken gerekli inceleme yapmadan «usulden reddine» karar vermesinin hakka ve hukuka aykırı olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7608 E. 2023/7706 K.
Ortak:kaydileştirme · bedelsizlik · pasif husumet yokluğu · hisse senedi · mirasçılık · denetime elverişlilik · pasif husumet · husumet yokluğu · dava şartı
İncelediğiniz kararda… enle iptal kararından önce tamamlanmış işlemlere etkisinin bulunmadığı, iptal kararından sonra kayden izlenmeye başlandığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar «teslim» edilmediği için mülkiyeti YTM'ye intikal eden sermaye piyasası araçlarının 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (6362 sayılı Kanun) 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının kısmen iptali üzerine Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik çerçevesinde hak sahiplerine YTM tarafından iadesinin yapılmasının mümkün olduğunun düzenlendiği, düzenlenen bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve «denetime elverişli» olduğu, davacının dava konusu tazmin taleplerinin muhatabının YTM olduğu ve davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen hisselerin belirtilen süre içerisinde «kaydileştirilmemiş» olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafından davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafın YTM cevabi yazısında bildirildiği gibi YTM'den ancak duruma göre aynen iade veya bedel talep edebileceği, hal böyle olunca davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkı bulunmadığı, dolayısıyla davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği, mahkemece davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBankasına dönmüş olmadığı, davacı tarafın dava konusu ettiği hisselerin belirtilen süre içerisinde «kaydileştirilmeleri» için fiziken «teslim» edilmemiş olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile ... olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafça davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, ancak YTM'den duruma göre aynen iade veya bedel talep edilebileceği, davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkı bulunmadığından davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle Mahkemece davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Şipar ismine «pay defterinde» rastlanmadığının tespit edildiği, «uyuşmazlık konusu» senetten ... hakların Yatırımcı Tazmin Merkezine intikal etmiş olması nedeniyle davalı banka aleyhine «husumet» yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacılar tarafından dava konusu «hisse senedi» asılları davalı bankaya «ibraz» edilmediğinden «kaydileştirme» işleminin yapılamadığı ve bu çerçevede Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesi uyarınca kaydileştirilmeyen hisse senetlerine ilişkin olarak (varsa) hak sahipliğinin yasal mevzuatta yer ... «hak düşürücü sürenin» geçmesi ile sona erdiği ve bu nedenle söz konusu senetlerin Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) intikal ettiğini, taleplerin YTM'ne yöneltilmesi gerektiğini, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı üzerine, ortaya çıkan hukuki boşluğun, 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren “6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü Maddesinin Dördüncü Fıkrasının Kısmen İptali Üzerine Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" ile doldurulduğunu, bu Yönetmelik ile YTM'ne intikal eden hakların hangi usulle talep edileceğinin zaten belirlendiğini, bu itibarla davacıların dava konusu payları ve buna bağlı haklarını Yatırımcı Tazmin Merkezinden talep etmesi gerektiğini, kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olduğunu, mahkeme kararında hisse senedi değerleri davacıların miras payları oranında tespit edilerek, kâr «payının» miras payı oranında verilmesine karar verilmiş ise de gerekçeli kararda davacıların tam olarak tespit edilmediğini, «mirasçıların» kimler olduğunun tam olarak anlaşılamadığını, murisin veraset ilamında adı geçmeyen ...'ın davada davacı tarafta gösterildiğini, ...’nin vefat ettiğinin yargılama …
İtibar-ı Milli hissesi karşılığı yapılan «bedelsiz» sermaye arttırımları sonucu 0,001 nominal değerli İş Bankası A grubu ve 94,924 nominal değerli İş Bankası C grubu «hisse senedine» sahip oldukları, «son» 5 yılda verilen temettüler neticesinde davacıların 45,52 TL temettü bedeline hak kazandıklarının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, İş Bankası'nın 0,001 A grubu ve 94,924 nominal değerli C grubu hisse senetlerinin miras payları oranında olmak üzere davacılara ait olduklarının tespitine, 697,32 TL kâr «payının» dava tarihi olan 28.04.2011 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalı bankadan tahsili ile hisse payları oranında davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar davalı vekili ile ... …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:nemalandırma · tereke · kâr payı alacağı · ibraname · kar payı · emredici hüküm · pay defteri · derdestlik
Benzer bu karardaİtibar-ı Milli Bankası hisse senetlerini 2 adetini İş Bankasının 1 adet «hisse senedi» ile değiştirdiğini, mahkemece dava konusu hisse senedinin sermaye artışları sonucunda (A) grubu 0,002 ve (C) grubu 189,848 nominal değerde olduğu tespitinde bulunması ve kâr «payı alacağını» da 2 ... oranında hüküm altına alması gerekirken, (A) grubu 0,001 ve (C) grubu 94,924 nominal değer olduğu tespitine karar vermesinin 1116 sayılı Kanun'un 2 nci maddesindeki «emredici» düzenlemeye, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Kanun Önünde Eşitlik" başlıklı 10 uncu maddesine, "Mülkiyet Hakkı" başlıklı 35 ... maddesine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 nolu «protokolünün» 1 ... maddesinde düzenlenen "Mülkiyetin Korunması" ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen "Ayrımcılık Yasağı" ve "...
6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar «teslim» edilmeyen sermaye piyasası araçlarının YTM'ye intikal edeceği, bunların üzerindeki sınırlı ayni hakların kendiliğinden sona ermiş sayılacağı, bunların YTM’nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılacağının düzenlendiği, ancak, Anayasa Mahkemesi'nin 12.11.2015 tarih ve 29530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22.10.2015 tarih ve 2015/29 E., 2015/95 K. sayılı kararıyla bu düzenlemenin iptaline karar verildiği, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı üzerine, ortaya çıkan hukuki boşluğun, 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren “6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü Maddesinin Dördüncü Fıkrasının Kısmen İptali Üzerine Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" ile doldurulduğu, anılan Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde; "Kayden izlenmeye başlandığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmediği için mülkiyeti YTM’ye intikal eden sermaye piyasası araçlarından; ilgili mevzuat uyarınca satışı yapılmamış olanlar 8 ... maddede belirtilen esaslar çerçevesinde aynen, satışı yapılmış olanlar ise 9 uncu maddedeki esaslar çerçevesinde belirlenen satış tutarları dikkate alınarak, 10 uncu maddede belirtilen «nemaları» ile birlikte, YTM’ye başvuran hak sahiplerine EK-1’de yer ... «taahhütname» ve «ibraname» alınmak kaydıyla ödenir.
… ile hükme dayanak alınan 6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası hükümlerinin iptal edildiği, iptal kararı müktesep hakları ihlal etmemek kaydıyla «derdest» davalara da uygulanacağından davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairenin 26.01.2015 ...
… urisine verilmiş olan pay ve iç kaynaklardan sermaye arttrılması sonucu oluşan paylar kapsamında; İş Bankası'nın 0,001 A grubu 1 ve 94,924 nominal değerli C grubu 1 «hisse senedinin» miras payları oranında olmak üzere davacılara ait olduklarının tespitine, davacılar her ne kadar 20.000,00 TL kâr «payı» talep etmiş ise de davanın açılmasından geriye doğru 5 yıllık süre içerisinde davacılara ödenmesi gereken «kar payının» 45,52 TL olduğu tespit edildiğinden davanın kısmen kabulü ile 45,52 TL kâr payının dava tarihi olan 28.04.2011 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalı bankadan tahsili ile hisse payları oranında davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12348 E. 2017/371 K.
Ortak:kaydileştirme · teslim
İncelediğiniz kararda… olup ilgili madde de yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiş olup kanundan sonra Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 13 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası «dahil» istisnasız bütün maddeleri kanunun ilk sayfasında da belirtildiği üzere Resmi Gazete'de yayımlanma tarihi olan 30.12.2012 tarihi olmasına rağmen mahkemenin kanun yürürlükte olmadığı halde Sermaye Piyasası Kurulu'nun 28.10.2005 tarih ve 43/1318 sayılı kararında «kaydileştirme» tarihinin 28.11.2005 tarihi olduğu gerekçesi ile kaydileştirme tarihini 28.11.2005 tarihi olarak kabul etmesinin hatalı olduğunu, Anayasa Mahkemesi'nin 6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin özellikle dördüncü cümlesini iptal etmesinden önce dahi kanunun yürürlük tarihi bakımından 30.12.2012 tarihinin dikkate alınması gerekirken eski tarihli kurul kararının dikkate alınmasının kanunların geriye yürümezliği ilkesine açıkça aykırılık oluşturduğunu, mahkeme gerekçesinde kaydileştirme tarihinin 28.11.2005 tarihi olarak kabul etmesinin gerekçesi olarak yasa koyucunun iradesi olduğunu beyan etmiş olsa da gerekçesinde belirtmiş olduğu Sermaye Piyasası Kurulu'nun kararı incelendiğinde kararı alanın yasa koyucu değil Sermaye Piyasası Kurulu olduğunun görüleceğini, davalının Anayasaya aykırılığı çok açık olan “kayden izlenmeye başlayan hisse senetlerinin mülkiyetinin” ihraççıya, YTM'ye geçmesi kuralı için öngörülen 7 yıllık süre içinde senetlerin «teslimi» zorunluluğunun ihlalinin yaptırımı olarak mülkiyet hakkının YTM’ye geçmesi yaptırımı için aranılan 7 yıllık süreyi geçişten itibaren başlattığını, böylece yasa yürürlüğe girdiği anda 7 yıllık süresi dolmuş olan yatırımcıların hisselerinin mülkiyetini hissedarların iradesine aykırı olarak onlardan alıp YTM’ye devrettiğini, yasa koyucunun iradesi olmayan, kurul kararı doğrultusunda ve Anayasa Mahkemesi'nce iptaline karar verilen hükme aykırı olarak devir işlemini gerçekleştiren taraf olarak dava ile ilgisi bulunduğunu, kaldı ki davalı şirketin 7 yıllık sürenin dolduğunu hatalı bir şekilde tespit ederek müvekkiline ait hisse senetlerinin doğrudan devir işlemini yapan «tüzel kişilik» olduğunu, dolayısıyla «pasif husumet ehliyetinin» doğrudan davalı şirkete ait olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
A.Ş.’deki, nama ve «hamiline» yazılı hisselerini kayden izlenmesine rağmen hisse senetlerinin «teslim» edilmemesi gerekçe gösterilerek ...’ne (YTM) devrettiğini davalıdan söz konusu hisse senetlerinin kime devredildiğinin, devredilmişse devir tarihlerinin bildirilmesi talep edilmesine rağmen sadece ilgili hisselerinin dava dışı YTM'ye devredildiği bilgisinin paylaşıldığı, bu sebeple davalının, davacının miras bırakanına ait kaç adet nama kaç adet «hamiline yazılı hisse senedi» hakkında hangi tarihte hangi işlem yaptığı hakkında bilgi sahibi olunamadığı, davalı Anayasal güvencesi bulunan kanunların geriye yürümezliği ilkesini şu suretle i …
… enle iptal kararından önce tamamlanmış işlemlere etkisinin bulunmadığı, iptal kararından sonra kayden izlenmeye başlandığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar «teslim» edilmediği için mülkiyeti YTM'ye intikal eden sermaye piyasası araçlarının 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (6362 sayılı Kanun) 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının kısmen iptali üzerine Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik çerçevesinde hak sahiplerine YTM tarafından iadesinin yapılmasının mümkün olduğunun düzenlendiği, düzenlenen bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve «denetime elverişli» olduğu, davacının dava konusu tazmin taleplerinin muhatabının YTM olduğu ve davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava 24.08.2011 tarihinde açılmış olup yargılama sırasında yürürlüğe giren 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesinde "Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde «teslimi» zorunludur.
Teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları ise «kaydileştirilme» kararından sonra borsada işlem göremez, aracı kurumlarca bu sermaye piyasası araçlarının alım satımına aracılık edilemez ve katılma belgelerinin geri alımı yapılamaz.
Kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar «teslim» edilmeyen sermaye piyasası araçlar...'ye intikal eder.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:derdestlik · kâr payı · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda1- Dava, davacılar murisi...'nın, davalı bankanın hissedarı olup olmadığı, hissedarı ise kaç adet kök hissesinin bulunduğu, kök hissenin sermaye arttırımları sonucunda bugün kaç adet yaptığı ve değeri ile hisse senetlerinin geçmişe dönük ne kadar kâr «payı» getirdiğinin tesbiti ile fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması «kaydı» ile 20.000,00 TL kâr payının en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
… -95 sayılı kararı ile hükme dayanak alınan 6362 sayılı SPK 13/4 maddesinin ilgili hükümleri iptal edilmiş olup, iptal kararı müktesep hakları ihlal etmemek kaydıyla «derdest» davalara da uygulanacağından davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairenin 26.01.2015 gün 2014/1434 Esas 2015/971 sayılı onama kararının kaldırılar …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1817 E. , 2024/4884 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/869 Esas, 2022/1443 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/113 E., 2022/45 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 15.02.2013 tarihinde vefat eden miras bırakan Davut Tellioğlu’nun 1/8 oranında mirasçısı olduğunu, miras bırakanın halka açık ve hisse senetleri borsaya kote edilmiş ... Dekoratif Yüzeyler San. ve Tic. A.Ş. hem nama yazılı hem de hamiline pay sahibi olduğunu, davalının müvekkilinin miras bırakanına ait eski ticaret ünvanı ... Genel Metal San. ve Tic. A.Ş.’deki, nama ve hamiline yazılı hisselerini kayden izlenmesine rağmen hisse senetlerinin teslim edilmemesi gerekçe gösterilerek ...’ne (YTM) devrettiğini davalıdan söz konusu hisse senetlerinin kime devredildiğinin, devredilmişse devir tarihlerinin bildirilmesi talep edilmesine rağmen sadece ilgili hisselerinin dava dışı YTM'ye devredildiği bilgisinin paylaşıldığı, bu sebeple davalının, davacının miras bırakanına ait kaç adet nama kaç adet hamiline yazılı hisse senedi hakkında hangi tarihte hangi işlem yaptığı hakkında bilgi sahibi olunamadığı, davalı Anayasal güvencesi bulunan kanunların geriye yürümezliği ilkesini şu suretle ihlal ettiğini, alıntı yapılan 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasındaki “Kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları YTM’ye intikal eder.
Bunların üzerindeki sınırlı ayni haklar kendiliğinden sona ermiş sayılır. Bunlar YTM’nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılır.” şeklindeki dördüncü, beşinci ve altıncı cümlelerin Anayasa Mahkemesi’nin 22.10.2015 tarihli kararı ile iptal edildiğini, davalının müvekkilinin miras bırakanına ait hissseleri YTM’ye devrederek 2709 sayılı Anayasa’nın 35 inci maddesindeki mülkiyet hakkının dokunulmazlığı ilkesini ihlal ettiğini, davalı tarafından 2709 sayılı Anayasa'nın 35 inci maddesine aykırı bir şekilde YTM’ye devredilen hisselerden müvekkilinin miras payına düşenler kadar azalma olduğunu ve ancak miras payına düşen ... hisselerinin bedelli bedelsiz hisse getiriler ve kar payları ile birlikte iadesi mümkün olacağını, müvekkilinin miras payına düşen hisselerin davalı tarafından temin edilip iade edilmemesi halinde mülkiyet hakkının ihlaline devam edileceğini ileri sürerek müvekkilinin miras bırakanına ait ...
Dekoratif Yüzeyler Sanayi ve Ticaret A.Ş.’deki nama ve hamiline yazılı hisselerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 416 ncı hükmüne aykırı olarak davalıdan dava dışı YTM'ye devrinin şekle ayrılık sebebiyle geçersizliğinin ve müvekkilinin pay sahipliği sıfatının ve miktarının tespitini, aynı tazmin taleplerinin reddi halinde bedelli bedelsiz tüm hisselerin yasal ve akdi bütün getirilere ile birlikte ödeme tarihindeki Borsa İstanbul Pay Piyasasındaki cari değeri üzerinden yasal ana para ve temerrüt faizi ile birlikte nakdi tazminine, 741,11 TL noter ihtar masrafı başta olmak üzere vekâlet ücreti dahil tüm yargılama giderlerinin davalı şirkette yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu olayla ilgisi olmayan müvekkilinin davalı olarak gösterilmesinin usul kurallarına uymadığını, davacının elbirliği mülkiyetine konu hisse senetlerinin kendine iadesini talep etme hakkının bulunmadığını savunarak davanın esasa girilmeden husumet yokluğundan reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6362 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının Anayasa Mahkemesi'nin 22.10.2015 tarih, 2015/29 E. ve 2015/95 K. sayılı kararı ile iptal edildiği, 2709 sayılı Anayasa'nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince iptal kararlarının geriye yürümeyeceğinin düzenlendiği, bu nedenle iptal kararından önce tamamlanmış işlemlere etkisinin bulunmadığı, iptal kararından sonra kayden izlenmeye başlandığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmediği için mülkiyeti YTM'ye intikal eden sermaye piyasası araçlarının 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (6362 sayılı Kanun) 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının kısmen iptali üzerine Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik çerçevesinde hak sahiplerine YTM tarafından iadesinin yapılmasının mümkün olduğunun düzenlendiği, düzenlenen bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğu, davacının dava konusu tazmin taleplerinin muhatabının YTM olduğu ve davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6362 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi ile kanunun yürürlük tarihi belirlenmiş olup ilgili madde de yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiş olup kanundan sonra Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 13 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası dahil istisnasız bütün maddeleri kanunun ilk sayfasında da belirtildiği üzere Resmi Gazete'de yayımlanma tarihi olan 30.12.2012 tarihi olmasına rağmen mahkemenin kanun yürürlükte olmadığı halde Sermaye Piyasası Kurulu'nun 28.10.2005 tarih ve 43/1318 sayılı kararında kaydileştirme tarihinin 28.11.2005 tarihi olduğu gerekçesi ile kaydileştirme tarihini 28.11.2005 tarihi olarak kabul etmesinin hatalı olduğunu, Anayasa Mahkemesi'nin 6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin özellikle dördüncü cümlesini iptal etmesinden önce dahi kanunun yürürlük tarihi bakımından 30.12.2012 tarihinin dikkate alınması gerekirken eski tarihli kurul kararının dikkate alınmasının kanunların geriye yürümezliği ilkesine açıkça aykırılık oluşturduğunu, mahkeme gerekçesinde kaydileştirme tarihinin 28.11.2005 tarihi olarak kabul etmesinin gerekçesi olarak yasa koyucunun iradesi olduğunu beyan etmiş olsa da gerekçesinde belirtmiş olduğu Sermaye Piyasası Kurulu'nun kararı incelendiğinde kararı alanın yasa koyucu değil Sermaye Piyasası Kurulu olduğunun görüleceğini, davalının Anayasaya aykırılığı çok açık olan “kayden izlenmeye başlayan hisse senetlerinin mülkiyetinin” ihraççıya, YTM'ye geçmesi kuralı için öngörülen 7 yıllık süre içinde senetlerin teslimi zorunluluğunun ihlalinin yaptırımı olarak mülkiyet hakkının YTM’ye geçmesi yaptırımı için aranılan 7 yıllık süreyi geçişten itibaren başlattığını, böylece yasa yürürlüğe girdiği anda 7 yıllık süresi dolmuş olan yatırımcıların hisselerinin mülkiyetini hissedarların iradesine aykırı olarak onlardan alıp YTM’ye devrettiğini, yasa koyucunun iradesi olmayan, kurul kararı doğrultusunda ve Anayasa Mahkemesi'nce iptaline karar verilen hükme aykırı olarak devir işlemini gerçekleştiren taraf olarak dava ile ilgisi bulunduğunu, kaldı ki davalı şirketin 7 yıllık sürenin dolduğunu hatalı bir şekilde tespit ederek müvekkiline ait hisse senetlerinin doğrudan devir işlemini yapan tüzel kişilik olduğunu, dolayısıyla pasif husumet ehliyetinin doğrudan davalı şirkete ait olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen hisselerin belirtilen süre içerisinde kaydileştirilmemiş olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafından davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafın YTM cevabi yazısında bildirildiği gibi YTM'den ancak duruma göre aynen iade veya bedel talep edebileceği, hal böyle olunca davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkı bulunmadığı, dolayısıyla davalıya husumet yöneltilemeyeceği, mahkemece davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kaydileştirilmemiş hisse senetlerinin YTM'ye devrinin geçersizliği, pay sahipliğinin tespiti ve payların aynen iade olmadığı takdirde nakden tazmini istemlerine ilişkin açılan davada davalıya husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği noktasında toplanmıştır.
2. İlgili Hukuk
1.2709 sayılı Anayasa'nın 35 inci maddesi ile 153 üncü maddesinin beşinci fıkrası.
2.6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ile 150 nci maddesi.
3.6102 sayılı Kanun'un 416 ncı maddesi.
4.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesi ve 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1061085000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz