Alacak | Tahsil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/525 E. 2024/4233 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
miras ortaklığı↗ taleple bağlılık kuralı↗ harç ikmali↗ tereke↗ sıfat yokluğu↗ kâr payı alacağı↗ delil değerlendirmesi↗ taleple bağlılık↗ kaydileştirme↗ sermaye piyasası kanunu↗ kar payı↗ muafiyet↗ kamu düzenine aykırılık↗ emredici hüküm↗ sermaye artırımı↗ bedelsizlik↗ vekâlet ücreti↗ hisse senedi↗ eş rızası↗ yargılama giderleri↗ mirasçılık↗ pay defteri↗ kamu düzeni↗ protokol↗ kâr payı↗ esastan ret↗ geçersizlik↗ harç↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ ibraz↗ temsil↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporlarına itibar edilerek davacıların ellerindeki hisse senetlerine ilişkin kendileri veya murislerinin bankanın bedelli veya bedelsiz sermaye artırımına geçmişe dönük olarak katılımlarının olmadığı, ancak davalı bankanın iç kaynaklarından karşılanacak olan sermaye artırımlarından ise ellerindeki hisse sayısınca bu sermaye artırımından faydalanmaları gerektiği ve bu yönde bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamaya göre davacıların ellerinde bulunan 3 adet Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası hisse senedinin dava tarihi itibariyle davalı ... hisse senedinin karşılığının 0.003 TL nominal bedelli (A) grubu hisse senedine karşılık geldiği ve dava tarihindeki değerinin 49,50 TL ve iç kaynaklardan bedelsiz olarak davacıların kazanmış olduğu, malik oldukları 284,84 TL nominal değerli (C) grubu hisse sahibi olduklarına, bu hisselerinde dava tarihindeki değerlerinin de 1.600,80 TL olduğuna, (A=49,50 TL) ve (B=1.600,80 TL) grubuna ait toplam hisse değerinin ise 1.650,30 TL olduğuna kanaat getirildiği, ödenmeyen kâr paylarına ilişkin talep yönünden ise; kâr payları yönünden 5 yıllık zaman aşımı süresi bulunması cihetiyle dava açılış tarihinden geriye 5 yıllık süre için geçmiş yıllara ait kâr payının davacılar tarafından talep edilebileceği, daha önceki sürelere ilişkin kar payları yönünden ise yasa, Sermaye Piyasası Kanunu ve tedbirleri uyarınca Hazineye aktarıldığından davacılarca talep edilemeyeceği, zaman aşımı süresi dolmayan dava açılış tarihinden geri doğru 5 yıllık süre için ise bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamaya göre raporda bu kısma ilişkin olarak 140,69 TL'nin davacılar tarafından kar payı olarak davalıdan talep edilebileceği, ancak davacı taraf başta 50,00 TL olarak talep ettiği bu kalem alacağına ilişkin harç ikmali ile dava değerini artırmamış olduğundan, taleple bağlılık kuralı gereği dava açılışında talep edilen 50,00 TL'ye ilişkin talebin kabulü gerektiği, ayrıca davacı olan Necla Mercan, ..., ..., ... ve ...'in Tiryakizade ...'nin mirasçıları arasında yer almadıkları, bu nedenle de açılan davada taraf sıfatlarının olamayacağı gerekçeleriyle davacılar Necla Mercan, Saniye Mercan, ..., ... ve ...'in davalarının aktif sıfat yokluğundan reddine, terekesine temsilci atanan Tiryakizade ...'nin terekesini açmış olduğu davasının kısmen kabulü ile Tiryakizade ...'nin davalı ...Ş nezdinde 0,003 TL nominal değerli (A) grubu ve 284,84 TL nominal değerli (C) grubu hisselerinin olduğunun tespitine, Tiryakizade ...'nin davalı ...Ş nezdinde 0,003 TL nominal değerli (A) grubu hisse senedinin dava tarihi itibariyle değerinin 49,50 TL ve 284,84 TL nominal değerli (C) grubu hisse senetlerinin dava tarihi itibariyle değerinin 1.600,80 TL olmak üzere toplamda (A)+(C) grubu hisse değerinin 1.650,30 TL olduğunun tespitine, Tiryakizade ...'nin davalı ...Ş nezdindeki hisselerine ilişkin olarak dava tarihi itibariyle kar payı olarak hesaplanan 140,69 TL'den taleple bağlı kalınarak 50,00 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Tiryakizade ...'nin davalı ...Ş'ne yönelik diğer tüm taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya ve evrensel insan haklarına aykırı olduğunu, uyumazlığın, dava konusu 3 adet Osmanlı İtibar-i Milli Bankası hisse senedinin 1927 yılında davalı ...'na devrinden sonra değişiminde 1116 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin ikinci cümlesinin mi uygulanacağı, yoksa 29 Haziran 1927 tarihli devir sözleşmesinin 9'uncu maddesinin mi uygulacağı noktasında toplandığını, 1116 sayılı Kanun'un, iki bankanın yetkililerinin imzaladığı devir sözleşmesinden sonra yürürlüğe girdiğini, 1116 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin emredici bir hüküm olduğunu, emredici hükme aykırı bir sözleşme veya sözleşme maddesi düzenlendiği takdirde yasanın emredici hükmünün uygulanacağını, sözleşme veya sözleşme maddesinin geçersiz olacağını ve uygulanamayacağını, somut delillere rağmen dava konusu hisse senetlerini devir sözleşmesinin 9 uncu maddesine göre hesaplama yaparak hüküm kurduğunu, birleşme bilançolarının davalı bankadan yazı ile istenmesi gerektiğini, hesap bilirkişisinin 29 Haziran 1927 tarihli Devir Sözleşmesi'nin 9 uncu maddesine göre dava konusu hisse senetlerinin yarısı ödenmiştir diyerek hesaplama yapması ve yerel mahkemenin de bu raporu hükme esas alarak hüküm oluşturması sonucunda dava konusu hisse senetlerinin %50 mülkiyetinin kaybedilmekte olduğunu, hesap bilirkişisinin hesaplamasını 1116 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin ikinci cümlesindeki; “İtibari milli bankasınını diğer hisse senedatı ashabının tabi olacakları usul ve şerait aynen caridir.” hükmüne göre hesaplama yapmış olsaydı dava konusu hisse senetleri davalı ...’nın devirden sonra hisse senetleri ile birebir değiştirilmiş gibi işlem yapacak olduğunu ve hisse senetlerinin % 50 mülkiyetinin de kayıp olmayacak olduğunu, dava konusu hisse senetlerinin değerinin bu kadar düşük olması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Tiryakizade ...'nin, 1917 yılında 3 adet hisse için 30 Osmanlı Lirası verdiğini, o tarihteki para biriminin ... olduğunu, yani ...'nin 3 adet hisse senedi için 30 ... vermiş olduğunu, o tarihte 30 ....ının çok değerli olduğunu, hesap bilirkişisinin davaya konu hisse senetlerini bedelli- bedelsiz sermaye artırımlarını ... üzeriden hesaplamış olsaydı hisse senetlerinin değerinin çok daha değerli çıkacağını, İlk Derece Mahkemesinin kısmen kabul kararının düzeltilerek, Tiryakizade ...’nin davalı ...Ş. nezdinde 0,006 TL nominal değerli (A) grubu ve 569,68 TL nominal değerli (C) grubu hisseleri olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği; 1116 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde ikili bir ayrım öngörüldü, ilk cümlede devletin elindeki hisselere ilişkin değişimin nasıl yapılacağı, ikinci cümlede ise diğer hisse sahiplerinin elindeki hisselere ilişkin düzenleme yapıldığı, ikinci cümlede bir önceki cümleye atıf yapılmadığı, ikinci cümlede diğer hisse sahiplerine ilişkin -devletin değiştireceği hisselerin aksine – özel bir düzenleme getirilmediği, bu durumda o sırada mer'i olan 1926 tarihli eski Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin geçerli olması, kanunda da hüküm bulunmaması halinde sözleşme hükümlerine göre ihtilafın çözümlenmesi gerektiği, 1926 tarihli eski Türk Ticaret Kanunu'nda hazine dışında kalan kişiler yönünden onlara da imtiyaz tanıyan ayrıksı bir durumun öngörülmediği, davalı banka ile devredilen banka arasındaki sözleşmede ise değişimin ikiye bir oranında (2 İtibar-ı Milli Bankası hissesi karşılığında 1 Türkiye İş Bankası hissesi) olacağının kararlaştırıldığı, dolayısıyla davacıların ellerindeki 1 adet Osmanlı İtibarı Milli Bankası'na ait senedin davalı bankanın 1 adet hisse senedine denk gelmediği (Emsal-Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2013/15181 Esas 2014/16481 Karar, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2015/6945 Esas 2016/6218 Karar sayılı ilamları), mahkemece yapılan araştırma ve inceleme ile bilirkişi raporlarının karar vermek için yeterli olduğu, bilirkişi raporları ile birlikte diğer deliller de değerlendirilmek ve gerekçesi de yazılmak suretiyle karar verildiği, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde davacılar vekilinin istinaf nedenlerinin ayrıntılı olarak karşılandığı, bu durumda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesiyle miras ortaklığı temsilcisi vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı banka ile devredilen banka arasındaki sözleşme kapsamında davacılar elindeki Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası hisse senetlerinin değişiminin ikiye bir oranında mı değerlendirileceği, yoksa 1116 sayılı Kanun'un 2'inci maddesinin son cümlesi kapsamında mı değerlendirileceği hususuna ilişkindir. Dava, müteveffa Tiryakizade ....'nin Osmanlı İtibar-ı Milli Bankasının (Türkiye İş Bankası'nın) hissedarı olup kaç adet kök hissesinin bulunduğunun tespitine, kök hissenin bedeli - bedelsiz sermaye artırımları sonucunda kaç adet hisse yaptığının tespitine, hisse senetlerinin değerinin kaç Türk Lirası olduğunun tespitine, hisse senetlerinin geçmişe dönük ne kadar kar payı getirdiğinin tespiti ile fazlaya ilişkin dava açma hakkı saklı kalmak üzere 50 TL kâr payı alacağının işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.1116 sayılı Kanun.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7608 E. 2023/7706 K.
Ortak:tereke · kâr payı alacağı · kaydileştirme · kar payı · emredici hüküm · sermaye artırımı · bedelsizlik · hisse senedi
İncelediğiniz kararda… yısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporlarına itibar edilerek davacıların ellerindeki hisse senetlerine ilişkin kendileri veya murislerinin bankanın bedelli veya «bedelsiz» «sermaye artırımına» geçmişe dönük olarak katılımlarının olmadığı, ancak davalı bankanın iç kaynaklarından karşılanacak olan sermaye artırımlarından ise ellerindeki hisse sayısınca bu sermaye artırımından faydalanmaları gerektiği ve bu yönde bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamaya göre davacıların ellerinde bulunan 3 adet Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası «hisse senedinin» dava tarihi itibariyle davalı ... hisse senedinin karşılığının 0.003 TL nominal bedelli (A) grubu hisse senedine karşılık geldiği ve dava tarihindeki değerinin 49,50 TL ve iç kaynaklardan bedelsiz olarak davacıların kazanmış olduğu, malik oldukları 284,84 TL nominal değerli (C) grubu hisse sahibi olduklarına, bu hisselerinde dava tarihindeki değerlerinin de 1.600,80 TL olduğuna, (A=49,50 TL) ve (B=1.600,80 TL) grubuna ait toplam hisse değerinin ise 1.650,30 TL olduğuna kanaat getirildiği, ödenmeyen kâr paylarına ilişkin talep yönünden ise; kâr payları yönünden 5 yıllık zaman aşımı süresi bulunması cihetiyle dava açılış tarihinden geriye 5 yıllık süre için geçmiş yıllara ait kâr «payının» davacılar tarafından talep edilebileceği, daha önceki sürelere ilişkin kar payları yönünden ise yasa, Sermaye Piyasası Kanunu ve tedbirleri uyarınca Hazineye aktarıldığından davacılarca talep edilemeyeceği, zaman aşımı süresi dolmayan dava açılış tarihinden geri doğru 5 yıllık süre için ise bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamaya göre raporda bu kısma ilişkin olarak 140,69 TL'nin davacılar tarafından «kar payı» olarak davalıdan talep edilebileceği, ancak davacı taraf başta 50,00 TL olarak talep ettiği bu kalem alacağına ilişkin «harç ikmali» ile dava değerini artırmamış olduğundan, «taleple bağlılık kuralı» gereği dava açılışında talep edilen 50,00 TL'ye ilişkin talebin kabulü gerektiği, ayrıca davacı olan Necla Mercan, ..., ..., ... ve ...'in Tiryakizade ...'nin «mirasçıları» arasında yer almadıkları, bu nedenle de açılan davada taraf sıfatlarının olamayacağı gerekçeleriyle davacılar Necla Mercan, Saniye Mercan, ..., ... ve ...'in davalarının aktif «sıfat yokluğundan» reddine, terekesine «temsilci» atanan Tiryakizade ...'nin terekesini açmış olduğu davasının kısmen kabulü ile Tiryakizade ...'nin davalı ...Ş nezdinde 0,003 TL nominal değerli (A) grubu ve 284,84 TL nominal değerli (C) grubu hisselerinin olduğunun tespitine, Tiryakizade ...'nin davalı ...Ş nezdinde 0,003 TL nominal değerli (A) grubu hisse senedinin dava tarihi itibariyle değerinin 49,50 TL ve 284,84 TL nominal değerli (C) grubu hisse senetlerinin dava tarihi itibariyle değerinin 1.600,80 TL olmak üzere toplamda (A)+(C) grubu hisse değerinin 1.650,30 TL olduğunun tespitine, Tiryakizade ...'nin davalı ...Ş nezdindeki hisselerine ilişkin olarak dava tarihi itibariyle kar payı olarak hesaplanan 140,69 TL'den taleple bağlı kalınarak 50,00 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Tiryakizade ...'nin davalı ...Ş'ne yönelik diğer tüm taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
… edenlerle, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya ve evrensel insan haklarına aykırı olduğunu, uyumazlığın, dava konusu 3 adet Osmanlı İtibar-i Milli Bankası «hisse senedinin» 1927 yılında davalı ...'na devrinden sonra değişiminde 1116 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin ikinci cümlesinin mi uygulanacağı, yoksa 29 Haziran 1927 tarihli devir sözleşmesinin 9'uncu maddesinin mi uygulacağı noktasında toplandığını, 1116 sayılı Kanun'un, iki bankanın yetkililerinin imzaladığı devir sözleşmesinden sonra yürürlüğe girdiğini, 1116 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin «emredici» bir hüküm olduğunu, emredici hükme aykırı bir sözleşme veya sözleşme maddesi düzenlendiği takdirde yasanın emredici hükmünün uygulanacağını, sözleşme veya sözleşme maddesinin «geçersiz» olacağını ve uygulanamayacağını, somut delillere rağmen dava konusu hisse senetlerini devir sözleşmesinin 9 uncu maddesine göre hesaplama yaparak hüküm kurduğunu, birleşme bilançolarının davalı bankadan yazı ile istenmesi gerektiğini, hesap bilirkişisinin 29 Haziran 1927 tarihli Devir Sözleşmesi'nin 9 uncu maddesine göre dava konusu hisse senetlerinin yarısı ödenmiştir diyerek hesaplama yapması ve yerel mahkemenin de bu raporu hükme esas alarak hüküm oluşturması sonucunda dava konusu hisse senetlerinin %50 mülkiyetinin kaybedilmekte olduğunu, hesap bilirkişisinin hesaplamasını 1116 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin ikinci cümlesindeki; “İtibari milli bankasınını diğer hisse senedatı ashabının tabi olacakları usul ve şerait aynen caridir.” hükmüne göre hesaplama yapmış olsaydı dava konusu hisse senetleri davalı ...’nın devirden sonra hisse senetleri ile birebir değiştirilmiş gibi işlem yapacak olduğunu ve hisse senetlerinin % 50 mülkiyetinin de kayıp olmayacak olduğunu, dava konusu hisse senetlerinin değerinin bu kadar düşük olması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Tiryakizade ...'nin, 1917 yılında 3 adet hisse için 30 Osmanlı Lirası verdiğini, o tarihteki para biriminin ... olduğunu, yani ...'nin 3 adet hisse senedi için 30 ... vermiş olduğunu, o tarihte 30 ....ının çok değerli olduğunu, hesap bilirkişisinin davaya konu hisse senetlerini bedelli- «bedelsiz» «sermaye artırımlarını» ... üzeriden hesaplamış olsaydı hisse senetlerinin değerinin çok daha değerli çıkacağını, İlk Derece Mahkemesinin kısmen kabul kararının düzeltilerek, Tiryakizade …
… Tiryakizade ....'nin Osmanlı İtibar-ı Milli Bankasının (Türkiye İş Bankası'nın) hissedarı olup kaç adet kök hissesinin bulunduğunun tespitine, kök hissenin bedeli - «bedelsiz» «sermaye artırımları» sonucunda kaç adet hisse yaptığının tespitine, hisse senetlerinin değerinin kaç Türk Lirası olduğunun tespitine, hisse senetlerinin geçmişe dönük ne kadar «kar payı» getirdiğinin tespiti ile fazlaya ilişkin dava açma hakkı saklı kalmak üzere 50 TL kâr «payı alacağının» işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaİtibar-ı Milli Bankası hisse senetlerini 2 adetini İş Bankasının 1 adet «hisse senedi» ile değiştirdiğini, mahkemece dava konusu hisse senedinin sermaye artışları sonucunda (A) grubu 0,002 ve (C) grubu 189,848 nominal değerde olduğu tespitinde bulunması ve kâr «payı alacağını» da 2 ... oranında hüküm altına alması gerekirken, (A) grubu 0,001 ve (C) grubu 94,924 nominal değer olduğu tespitine karar vermesinin 1116 sayılı Kanun'un 2 nci maddesindeki «emredici» düzenlemeye, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Kanun Önünde Eşitlik" başlıklı 10 uncu maddesine, "Mülkiyet Hakkı" başlıklı 35 ... maddesine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 nolu «protokolünün» 1 ... maddesinde düzenlenen "Mülkiyetin Korunması" ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen "Ayrımcılık Yasağı" ve "...
İtibar-ı Milli hissesi karşılığı yapılan «bedelsiz» sermaye arttırımları sonucu 0,001 nominal değerli İş Bankası A grubu ve 94,924 nominal değerli İş Bankası C grubu «hisse senedine» sahip oldukları, «son» 5 yılda verilen temettüler neticesinde davacıların 45,52 TL temettü bedeline hak kazandıklarının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, İş Bankası'nın 0,001 A grubu ve 94,924 nominal değerli C grubu hisse senetlerinin miras payları oranında olmak üzere davacılara ait olduklarının tespitine, 697,32 TL kâr «payının» dava tarihi olan 28.04.2011 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalı bankadan tahsili ile hisse payları oranında davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar davalı vekili ile ... …
… urisine verilmiş olan pay ve iç kaynaklardan sermaye arttrılması sonucu oluşan paylar kapsamında; İş Bankası'nın 0,001 A grubu 1 ve 94,924 nominal değerli C grubu 1 «hisse senedinin» miras payları oranında olmak üzere davacılara ait olduklarının tespitine, davacılar her ne kadar 20.000,00 TL kâr «payı» talep etmiş ise de davanın açılmasından geriye doğru 5 yıllık süre içerisinde davacılara ödenmesi gereken «kar payının» 45,52 TL olduğu tespit edildiğinden davanın kısmen kabulü ile 45,52 TL kâr payının dava tarihi olan 28.04.2011 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalı bankadan tahsili ile hisse payları oranında davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:nemalandırma · ibraname · pasif husumet yokluğu · derdestlik · denetime elverişlilik · pasif husumet · hak düşürücü süre · uyuşmazlık konusu
Benzer bu karardaŞipar ismine «pay defterinde» rastlanmadığının tespit edildiği, «uyuşmazlık konusu» senetten ... hakların Yatırımcı Tazmin Merkezine intikal etmiş olması nedeniyle davalı banka aleyhine «husumet» yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacılar tarafından dava konusu «hisse senedi» asılları davalı bankaya «ibraz» edilmediğinden «kaydileştirme» işleminin yapılamadığı ve bu çerçevede Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesi uyarınca kaydileştirilmeyen hisse senetlerine ilişkin olarak (varsa) hak sahipliğinin yasal mevzuatta yer ... «hak düşürücü sürenin» geçmesi ile sona erdiği ve bu nedenle söz konusu senetlerin Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) intikal ettiğini, taleplerin YTM'ne yöneltilmesi gerektiğini, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı üzerine, ortaya çıkan hukuki boşluğun, 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren “6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü Maddesinin Dördüncü Fıkrasının Kısmen İptali Üzerine Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" ile doldurulduğunu, bu Yönetmelik ile YTM'ne intikal eden hakların hangi usulle talep edileceğinin zaten belirlendiğini, bu itibarla davacıların dava konusu payları ve buna bağlı haklarını Yatırımcı Tazmin Merkezinden talep etmesi gerektiğini, kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olduğunu, mahkeme kararında hisse senedi değerleri davacıların miras payları oranında tespit edilerek, kâr «payının» miras payı oranında verilmesine karar verilmiş ise de gerekçeli kararda davacıların tam olarak tespit edilmediğini, «mirasçıların» kimler olduğunun tam olarak anlaşılamadığını, murisin veraset ilamında adı geçmeyen ...'ın davada davacı tarafta gösterildiğini, ...’nin vefat ettiğinin yargılama …
6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar «teslim» edilmeyen sermaye piyasası araçlarının YTM'ye intikal edeceği, bunların üzerindeki sınırlı ayni hakların kendiliğinden sona ermiş sayılacağı, bunların YTM’nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılacağının düzenlendiği, ancak, Anayasa Mahkemesi'nin 12.11.2015 tarih ve 29530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22.10.2015 tarih ve 2015/29 E., 2015/95 K. sayılı kararıyla bu düzenlemenin iptaline karar verildiği, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı üzerine, ortaya çıkan hukuki boşluğun, 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren “6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü Maddesinin Dördüncü Fıkrasının Kısmen İptali Üzerine Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" ile doldurulduğu, anılan Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde; "Kayden izlenmeye başlandığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmediği için mülkiyeti YTM’ye intikal eden sermaye piyasası araçlarından; ilgili mevzuat uyarınca satışı yapılmamış olanlar 8 ... maddede belirtilen esaslar çerçevesinde aynen, satışı yapılmış olanlar ise 9 uncu maddedeki esaslar çerçevesinde belirlenen satış tutarları dikkate alınarak, 10 uncu maddede belirtilen «nemaları» ile birlikte, YTM’ye başvuran hak sahiplerine EK-1’de yer ... «taahhütname» ve «ibraname» alınmak kaydıyla ödenir.
Bankasına dönmüş olmadığı, davacı tarafın dava konusu ettiği hisselerin belirtilen süre içerisinde «kaydileştirilmeleri» için fiziken «teslim» edilmemiş olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile ... olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafça davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, ancak YTM'den duruma göre aynen iade veya bedel talep edilebileceği, davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkı bulunmadığından davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle Mahkemece davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
… ile hükme dayanak alınan 6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası hükümlerinin iptal edildiği, iptal kararı müktesep hakları ihlal etmemek kaydıyla «derdest» davalara da uygulanacağından davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairenin 26.01.2015 ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1882 E. 2023/5910 K.
Ortak:tereke · kaydileştirme · sermaye artırımı · bedelsizlik · hisse senedi · mirasçılık · teslim
İncelediğiniz kararda… yısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporlarına itibar edilerek davacıların ellerindeki hisse senetlerine ilişkin kendileri veya murislerinin bankanın bedelli veya «bedelsiz» «sermaye artırımına» geçmişe dönük olarak katılımlarının olmadığı, ancak davalı bankanın iç kaynaklarından karşılanacak olan sermaye artırımlarından ise ellerindeki hisse sayısınca bu sermaye artırımından faydalanmaları gerektiği ve bu yönde bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamaya göre davacıların ellerinde bulunan 3 adet Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası «hisse senedinin» dava tarihi itibariyle davalı ... hisse senedinin karşılığının 0.003 TL nominal bedelli (A) grubu hisse senedine karşılık geldiği ve dava tarihindeki değerinin 49,50 TL ve iç kaynaklardan bedelsiz olarak davacıların kazanmış olduğu, malik oldukları 284,84 TL nominal değerli (C) grubu hisse sahibi olduklarına, bu hisselerinde dava tarihindeki değerlerinin de 1.600,80 TL olduğuna, (A=49,50 TL) ve (B=1.600,80 TL) grubuna ait toplam hisse değerinin ise 1.650,30 TL olduğuna kanaat getirildiği, ödenmeyen kâr paylarına ilişkin talep yönünden ise; kâr payları yönünden 5 yıllık zaman aşımı süresi bulunması cihetiyle dava açılış tarihinden geriye 5 yıllık süre için geçmiş yıllara ait kâr «payının» davacılar tarafından talep edilebileceği, daha önceki sürelere ilişkin kar payları yönünden ise yasa, Sermaye Piyasası Kanunu ve tedbirleri uyarınca Hazineye aktarıldığından davacılarca talep edilemeyeceği, zaman aşımı süresi dolmayan dava açılış tarihinden geri doğru 5 yıllık süre için ise bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamaya göre raporda bu kısma ilişkin olarak 140,69 TL'nin davacılar tarafından «kar payı» olarak davalıdan talep edilebileceği, ancak davacı taraf başta 50,00 TL olarak talep ettiği bu kalem alacağına ilişkin «harç ikmali» ile dava değerini artırmamış olduğundan, «taleple bağlılık kuralı» gereği dava açılışında talep edilen 50,00 TL'ye ilişkin talebin kabulü gerektiği, ayrıca davacı olan Necla Mercan, ..., ..., ... ve ...'in Tiryakizade ...'nin «mirasçıları» arasında yer almadıkları, bu nedenle de açılan davada taraf sıfatlarının olamayacağı gerekçeleriyle davacılar Necla Mercan, Saniye Mercan, ..., ... ve ...'in davalarının aktif «sıfat yokluğundan» reddine, terekesine «temsilci» atanan Tiryakizade ...'nin terekesini açmış olduğu davasının kısmen kabulü ile Tiryakizade ...'nin davalı ...Ş nezdinde 0,003 TL nominal değerli (A) grubu ve 284,84 TL nominal değerli (C) grubu hisselerinin olduğunun tespitine, Tiryakizade ...'nin davalı ...Ş nezdinde 0,003 TL nominal değerli (A) grubu hisse senedinin dava tarihi itibariyle değerinin 49,50 TL ve 284,84 TL nominal değerli (C) grubu hisse senetlerinin dava tarihi itibariyle değerinin 1.600,80 TL olmak üzere toplamda (A)+(C) grubu hisse değerinin 1.650,30 TL olduğunun tespitine, Tiryakizade ...'nin davalı ...Ş nezdindeki hisselerine ilişkin olarak dava tarihi itibariyle kar payı olarak hesaplanan 140,69 TL'den taleple bağlı kalınarak 50,00 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Tiryakizade ...'nin davalı ...Ş'ne yönelik diğer tüm taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
… edenlerle, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya ve evrensel insan haklarına aykırı olduğunu, uyumazlığın, dava konusu 3 adet Osmanlı İtibar-i Milli Bankası «hisse senedinin» 1927 yılında davalı ...'na devrinden sonra değişiminde 1116 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin ikinci cümlesinin mi uygulanacağı, yoksa 29 Haziran 1927 tarihli devir sözleşmesinin 9'uncu maddesinin mi uygulacağı noktasında toplandığını, 1116 sayılı Kanun'un, iki bankanın yetkililerinin imzaladığı devir sözleşmesinden sonra yürürlüğe girdiğini, 1116 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin «emredici» bir hüküm olduğunu, emredici hükme aykırı bir sözleşme veya sözleşme maddesi düzenlendiği takdirde yasanın emredici hükmünün uygulanacağını, sözleşme veya sözleşme maddesinin «geçersiz» olacağını ve uygulanamayacağını, somut delillere rağmen dava konusu hisse senetlerini devir sözleşmesinin 9 uncu maddesine göre hesaplama yaparak hüküm kurduğunu, birleşme bilançolarının davalı bankadan yazı ile istenmesi gerektiğini, hesap bilirkişisinin 29 Haziran 1927 tarihli Devir Sözleşmesi'nin 9 uncu maddesine göre dava konusu hisse senetlerinin yarısı ödenmiştir diyerek hesaplama yapması ve yerel mahkemenin de bu raporu hükme esas alarak hüküm oluşturması sonucunda dava konusu hisse senetlerinin %50 mülkiyetinin kaybedilmekte olduğunu, hesap bilirkişisinin hesaplamasını 1116 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin ikinci cümlesindeki; “İtibari milli bankasınını diğer hisse senedatı ashabının tabi olacakları usul ve şerait aynen caridir.” hükmüne göre hesaplama yapmış olsaydı dava konusu hisse senetleri davalı ...’nın devirden sonra hisse senetleri ile birebir değiştirilmiş gibi işlem yapacak olduğunu ve hisse senetlerinin % 50 mülkiyetinin de kayıp olmayacak olduğunu, dava konusu hisse senetlerinin değerinin bu kadar düşük olması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Tiryakizade ...'nin, 1917 yılında 3 adet hisse için 30 Osmanlı Lirası verdiğini, o tarihteki para biriminin ... olduğunu, yani ...'nin 3 adet hisse senedi için 30 ... vermiş olduğunu, o tarihte 30 ....ının çok değerli olduğunu, hesap bilirkişisinin davaya konu hisse senetlerini bedelli- «bedelsiz» «sermaye artırımlarını» ... üzeriden hesaplamış olsaydı hisse senetlerinin değerinin çok daha değerli çıkacağını, İlk Derece Mahkemesinin kısmen kabul kararının düzeltilerek, Tiryakizade …
… Tiryakizade ....'nin Osmanlı İtibar-ı Milli Bankasının (Türkiye İş Bankası'nın) hissedarı olup kaç adet kök hissesinin bulunduğunun tespitine, kök hissenin bedeli - «bedelsiz» «sermaye artırımları» sonucunda kaç adet hisse yaptığının tespitine, hisse senetlerinin değerinin kaç Türk Lirası olduğunun tespitine, hisse senetlerinin geçmişe dönük ne kadar «kar payı» getirdiğinin tespiti ile fazlaya ilişkin dava açma hakkı saklı kalmak üzere 50 TL kâr «payı alacağının» işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline intikal eden Osmanlı İtibarı Milli Bankası'na ait on adet 10 Osmanlı Liralık hisse senetlerinin bedelli-«bedelsiz» «sermaye artırımları» sonucunda değerinin tespiti ile kaç adet «hisse senedi» yaptığının tespitini mahkemeden talep edilmiş olmasına rağmen ve bu hisse senetleri Osmanlı İtibari Milli Bankasından İş Bankasına geçmiş olduğundan davada İş Bankasının taraf sıfatının bulunduğunu ve bu davayı açmakta müvekkilinin ve diğer murislerin «hukuki yararı» bulunduğunu, bu nedenle mahkemenin esasa girmişken gerekli inceleme yapmadan «usulden reddine» karar vermesinin hakka ve hukuka aykırı olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bankasına dönmüş olmadığı, davacı tarafın dava konusu ettiği hisselerin belirtilen süre içerisinde «kaydileştirilmemiş» olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafından davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, YTM'nin cevabi yazısında bildirildiği gibi YTM'den ancak duruma göre aynen iade veya bedel talep edilebileceği, hal böyle olunca davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkının bulunmadığı, dolayısıyla davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği, Mahkemece davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, dava «şartı yokluğu» nedeniyle usulden reddedilmesinin yerinde görülmediği, ayrıca davacı ve «asli müdahale» talep edenin ortak kök murise ait olduğunu iddia ettikleri paylara ilişkin hak iddia ettiği, dolayısıyla üzerinde hak iddia edilen payların terekeye «dahil» olduğu, bu nedenle «tereke» adına davanın açılması gerektiği, diğer «mirasçıların» davacı ile aynı yöndeki beyanlarının davaya «muvafakat» verme hükmünde olduğu, dolayısıyla davaya müdahale talep edenin istinaf dilekçesinin, ayrı bir istinaf başvurusu olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle asli müdahale talep eden vekilinin «istinaf dilekçesinin reddine», davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… belirtilen kararı ile Sermaye Piyasası Kanunu'nun (SPK) 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar «teslim» edilmeyen sermaye piyasası araçlarının YTM'ye intikal edeceği, bunların üzerindeki sınırlı ayni hakların kendiliğinden sona ermiş sayılacağı, bunların YTM’nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılacağının düzenlendiği, ancak, Anayasa Mahkemesi'nin 12.11.2015 tarih ve 29530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22.10.2015 tarih ve 2015/29 E., 2015/95 K. sayılı kararıyla bu düzenlemenin iptaline karar verildiği, iptal kararının müktesep hakları ihlal etmemek kaydıyla «derdest» davalara da uygulanacağı, söz konusu hisselerin fiziken teslim edilmediği anlaşıldığından YTM'ye intikal ettiğinin değerlendirildiği, hal böyle olunca dava konusu hisselerin «kaydileştirilmeleri» için teslim edilmemiş olmaları ve yedi yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle YTM'ye intikal etmelerinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı, Anayasa Mahkemesince …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istinaf dilekçesinin reddi · asli müdahale · mazeret · yokluk · pasif husumet yokluğu · dava şartı yokluğu · derdestlik · muvafakat
Benzer bu karardaBankasına dönmüş olmadığı, davacı tarafın dava konusu ettiği hisselerin belirtilen süre içerisinde «kaydileştirilmemiş» olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafından davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, YTM'nin cevabi yazısında bildirildiği gibi YTM'den ancak duruma göre aynen iade veya bedel talep edilebileceği, hal böyle olunca davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkının bulunmadığı, dolayısıyla davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği, Mahkemece davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, dava «şartı yokluğu» nedeniyle usulden reddedilmesinin yerinde görülmediği, ayrıca davacı ve «asli müdahale» talep edenin ortak kök murise ait olduğunu iddia ettikleri paylara ilişkin hak iddia ettiği, dolayısıyla üzerinde hak iddia edilen payların terekeye «dahil» olduğu, bu nedenle «tereke» adına davanın açılması gerektiği, diğer «mirasçıların» davacı ile aynı yöndeki beyanlarının davaya «muvafakat» verme hükmünde olduğu, dolayısıyla davaya müdahale talep edenin istinaf dilekçesinin, ayrı bir istinaf başvurusu olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle asli müdahale talep eden vekilinin «istinaf dilekçesinin reddine», davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Asli müdahale talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyanın karara çıktığı celse tarihi olan 19.02.2020 tarihli duruşmaya «mazeret» sunarak katılamayacaklarını belirtip mazeret sunulmuş olmasına rağmen kararın «yokluklarında» verildiğini, asli müdahillik talebinin kabulü yada reddi doğrultusunda bir karar verilmediğini, Mahkemece, kendileri yönünden dava şartlarının olup olmadığının değ …
İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve «asli müdahale» talep eden vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
… belirtilen kararı ile Sermaye Piyasası Kanunu'nun (SPK) 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar «teslim» edilmeyen sermaye piyasası araçlarının YTM'ye intikal edeceği, bunların üzerindeki sınırlı ayni hakların kendiliğinden sona ermiş sayılacağı, bunların YTM’nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılacağının düzenlendiği, ancak, Anayasa Mahkemesi'nin 12.11.2015 tarih ve 29530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22.10.2015 tarih ve 2015/29 E., 2015/95 K. sayılı kararıyla bu düzenlemenin iptaline karar verildiği, iptal kararının müktesep hakları ihlal etmemek kaydıyla «derdest» davalara da uygulanacağı, söz konusu hisselerin fiziken teslim edilmediği anlaşıldığından YTM'ye intikal ettiğinin değerlendirildiği, hal böyle olunca dava konusu hisselerin «kaydileştirilmeleri» için teslim edilmemiş olmaları ve yedi yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle YTM'ye intikal etmelerinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı, Anayasa Mahkemesince …
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3296 E. 2019/4857 K.
Ortak:i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı banka ile devredilen banka arasındaki sözleşme kapsamında davacılar elindeki Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası hisse senetlerinin değişiminin ikiye bir oranında mı değerlendirileceği, yoksa 1116 sayılı Kanun'un 2'inci maddesinin «son» cümlesi kapsamında mı değerlendirileceği hususuna ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı vekilinin 30/01/2018 tarihli dilekçesi ile «davadan feragat» ettiklerini beyan ettiği, davacı vekilinin vekaletnamesinde feragate ilişkin «özel yetki» bulunduğu, feragatin davaya «son» veren ve «kesin» hüküm gibi sonuç doğuran tek taraflı taraf işlemi olduğu gerekçesiyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:özel yetki · infazda tereddüt · vekalet ücreti takdiri · davadan feragat · infaz · feragat · yargılama gideri · yetki
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı vekilinin 30/01/2018 tarihli dilekçesi ile «davadan feragat» ettiklerini beyan ettiği, davacı vekilinin vekaletnamesinde feragate ilişkin «özel yetki» bulunduğu, feragatin davaya «son» veren ve «kesin» hüküm gibi sonuç doğuran tek taraflı taraf işlemi olduğu gerekçesiyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
2-Ancak, mahkemece davanın «feragat» nedeniyle reddine karar verilmiş olup, her iki davalı bakımından da aynı nedene dayalı olarak red kararı verildiğinden, davalılar lehine AAÜT 3/2 maddesi gereğince tek bir «vekalet ücreti takdir» edilmesi gerekirken, «infazda tereddüt» de yaratacak şekilde “davalı” lehine vekalet ücreti yazılmak suretiyle hüküm kurulması doğru olmamıştır.
3-Ayrıca, 6100 sayılı HMK 326/1 maddesinde, «yargılama giderlerinin» aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği düzenlendiğinden, lehine hüküm kurulan davalı Milli Savunma Bakanlığı’nın yargılamada yaptığı giderlere …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8356 E. 2012/11507 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/525 E. , 2024/4233 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1647 Esas, 2022/1854 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE
MAHKEMESİ İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2014/222 E., 2019/973 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin müteveffa Tiryakizade ...'nin mirasçıları olduğunu, müteveffanın Ankara Elmadağ eşrafından olup 1917 yılında İttihat ve Terraki Cemiyeti tarafından kurulan Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası hisse senetleri satın aldığını, Tiryakizade ...'nin Osmanlı İtibar-ı Milli Bankasının 312562 no'lu 10 Osmanlı Liralık, 312563 no'lu 10 Osmanlı Liralık ve 312564 no'lu 10 Osmanlı Liralık 3 adet hisse senedini alarak Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası'nın ortağı olduğunu, bu hisse senetleri asıllarının kaydileştirilmek üzere 26.12.2012 tarihinde davalı ...Ş Genel Müdürlüğü'ne dilekçe ile teslim edildiğini, müvekkillerinin dedeleri adına pay defterinde kayıtlı başkaca hisselerin olduğunu da bildiklerini, ancak bu hisse senetlerinin müvekkilleri elinde olmadığı için kaydileştirilemediğini, 1917 yılında kurulan Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası'nın 1927 yılında çıkarılan İtibari Milli Bankası İmtiyazat ve Muafiyatının Türkiye İş Bankasına Devrine ve Devlete Ait İtibarı Milli Bankası Hisse Senedatının Türkiye İş Bankası Hisse Senedatıyla Mübadelesine Dair 21 Haziran 1927 tarihli 1116 sayılı Kanun ile Türkiye İş Bankası A.Ş'ne devredildiğini, davalı ...Ş'nin 1927 yılındaki devirden sonra İtibar-i Milli Bankasının devlete, hazineye ait 50.000 adet hisse senedini 1116 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine göre davalı ...
Bankasının 50.000 adet hisse senedi ile değiştirildiğini, ayrıca hazineye tereke yoluyla intikal eden 4 adet Osmanlı İtibar-ı Milli bankası hisse senedini de davalı 4 adet İş Bankası hisse senedi ile değiştirildiğini, fakat sıra Şerif Ağa, Miralay Ali Rıza Keskiner, Bedriye Hanım ve Tiryakizade ... v.s adına kayıtlı hisse senetlerini değiştirmeye geldiğinde davalı ..., Osmanlı İtibar-ı Milli bankasının 2 adet 10 Osmanlı Liralık hissesini İş Bankası'nın 1 adet 10 Türk Liralık hisse senedi ile değiştirmek istediklerini, davalı bankanın bu uygulamasının 1116 sayılı Kanaun'un 2 nci maddesinin son cümlesindeki amir hükmüne aykırı olduğunu, ayrıca Anayasanın 10.maddesindeki Kanun Önünde Eşitlik ve 35 inci maddesindeki Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesi 1 inci Protokolünün 1 inci maddesindeki Mülkiyetin Korunması başlıklı düzenlemelerine ve ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Mülkiyet Hakkının İhlaline ilişkin içtihatlarına da açıkça aykırı olduğunu, ayrıca davalı ...Ş'nin Osmanlı İtibar-ı Milli bankasını devir aldığı 1927 yılından bu güne kadar Tiryakizade ...'nin ne kendisine ne de müvekkili olan mirasçılarına bir kuruş kâr payı ödemediğini, açıklanan nedenlerle;
Müteveffa Tiryakizade ...'nin Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası'nın (Türkiye İş Bankası'nın) hissedarı olup kaç adet kök hissesinin bulunduğunun tespitine, kök hissenin bedeli - bedelsiz sermaye artırımları sonucunda kaç adet hisse yaptığının tespitine, hisse senetlerinin değerinin kaç Türk Lirası olduğunun tespitine, hisse senetlerinin geçmişe dönük ne kadar kâr payı getirdiğinin tespiti ile fazlaya ilişkin dava açma hakkı saklı kalmak üzere 50 TL kâr payı alacağının işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu olan her biri 10 TL nominal değerdeki 3 adet hisse senedinin, 1927 tarihinde müvekkili banka ile birleşen ve sermayesi 4.000.000,00 TL olan Osmanlı İtibar-ı Milli bankasına ait hisse senetleri olduğunu, hisse senetlerinin bu gün itibarıyla karşılığının 0,003 adet (A) grubu ve 284,84 adet (C) grubu hisse senedi olduğunu, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesi uyarınca kaydileştirilmemiş olan hisse senetlerinin 31.12.2012 tarihine kadar ibraz edilerek kaydileştirme işleminin yapılması gerektiğinden 26.12.2012 tarihinde davacı vekilinin, müvekkili bankaya başvurarak davaya konu hisse senetlerinin kaydileştirilmesini talep ettiğini, davacı vekilinin bu talebi üzerine her iki banka arasında 29 Haziran 1927 yılında imzalanan Birleşme Sözleşmesi dikkate alınmak suretiyle Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası'na ait hisse senetlerinin müvekkili banka hisse senetleri ile değişimi ve kaydileştirilmesinin gerçekleştirildiğini, davacının 1927 yılından beri kâr payı almaları gerektiğine ilişkin iddialarının hukuki dayanağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporlarına itibar edilerek davacıların ellerindeki hisse senetlerine ilişkin kendileri veya murislerinin bankanın bedelli veya bedelsiz sermaye artırımına geçmişe dönük olarak katılımlarının olmadığı, ancak davalı bankanın iç kaynaklarından karşılanacak olan sermaye artırımlarından ise ellerindeki hisse sayısınca bu sermaye artırımından faydalanmaları gerektiği ve bu yönde bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamaya göre davacıların ellerinde bulunan 3 adet Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası hisse senedinin dava tarihi itibariyle davalı ... hisse senedinin karşılığının 0.003 TL nominal bedelli (A) grubu hisse senedine karşılık geldiği ve dava tarihindeki değerinin 49,50 TL ve iç kaynaklardan bedelsiz olarak davacıların kazanmış olduğu, malik oldukları 284,84 TL nominal değerli (C) grubu hisse sahibi olduklarına, bu hisselerinde dava tarihindeki değerlerinin de 1.600,80 TL olduğuna, (A=49,50 TL) ve (B=1.600,80 TL) grubuna ait toplam hisse değerinin ise 1.650,30 TL olduğuna kanaat getirildiği, ödenmeyen kâr paylarına ilişkin talep yönünden ise;
kâr payları yönünden 5 yıllık zaman aşımı süresi bulunması cihetiyle dava açılış tarihinden geriye 5 yıllık süre için geçmiş yıllara ait kâr payının davacılar tarafından talep edilebileceği, daha önceki sürelere ilişkin kar payları yönünden ise yasa, Sermaye Piyasası Kanunu ve tedbirleri uyarınca Hazineye aktarıldığından davacılarca talep edilemeyeceği, zaman aşımı süresi dolmayan dava açılış tarihinden geri doğru 5 yıllık süre için ise bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamaya göre raporda bu kısma ilişkin olarak 140,69 TL'nin davacılar tarafından kar payı olarak davalıdan talep edilebileceği, ancak davacı taraf başta 50,00 TL olarak talep ettiği bu kalem alacağına ilişkin harç ikmali ile dava değerini artırmamış olduğundan, taleple bağlılık kuralı gereği dava açılışında talep edilen 50,00 TL'ye ilişkin talebin kabulü gerektiği, ayrıca davacı olan Necla Mercan, ..., ..., ...
ve ...'in Tiryakizade ...'nin mirasçıları arasında yer almadıkları, bu nedenle de açılan davada taraf sıfatlarının olamayacağı gerekçeleriyle davacılar Necla Mercan, Saniye Mercan, ..., ... ve ...'in davalarının aktif sıfat yokluğundan reddine, terekesine temsilci atanan Tiryakizade ...'nin terekesini açmış olduğu davasının kısmen kabulü ile Tiryakizade ...'nin davalı ...Ş nezdinde 0,003 TL nominal değerli (A) grubu ve 284,84 TL nominal değerli (C) grubu hisselerinin olduğunun tespitine, Tiryakizade ...'nin davalı ...Ş nezdinde 0,003 TL nominal değerli (A) grubu hisse senedinin dava tarihi itibariyle değerinin 49,50 TL ve 284,84 TL nominal değerli (C) grubu hisse senetlerinin dava tarihi itibariyle değerinin 1.600,80 TL olmak üzere toplamda (A)+(C) grubu hisse değerinin 1.650,30 TL olduğunun tespitine, Tiryakizade ...'nin davalı ...Ş nezdindeki hisselerine ilişkin olarak dava tarihi itibariyle kar payı olarak hesaplanan 140,69 TL'den taleple bağlı kalınarak 50,00 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Tiryakizade ...'nin davalı ...Ş'ne yönelik diğer tüm taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya ve evrensel insan haklarına aykırı olduğunu, uyumazlığın, dava konusu 3 adet Osmanlı İtibar-i Milli Bankası hisse senedinin 1927 yılında davalı ...'na devrinden sonra değişiminde 1116 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin ikinci cümlesinin mi uygulanacağı, yoksa 29 Haziran 1927 tarihli devir sözleşmesinin 9'uncu maddesinin mi uygulacağı noktasında toplandığını, 1116 sayılı Kanun'un, iki bankanın yetkililerinin imzaladığı devir sözleşmesinden sonra yürürlüğe girdiğini, 1116 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin emredici bir hüküm olduğunu, emredici hükme aykırı bir sözleşme veya sözleşme maddesi düzenlendiği takdirde yasanın emredici hükmünün uygulanacağını, sözleşme veya sözleşme maddesinin geçersiz olacağını ve uygulanamayacağını, somut delillere rağmen dava konusu hisse senetlerini devir sözleşmesinin 9 uncu maddesine göre hesaplama yaparak hüküm kurduğunu, birleşme bilançolarının davalı bankadan yazı ile istenmesi gerektiğini, hesap bilirkişisinin 29 Haziran 1927 tarihli Devir Sözleşmesi'nin 9 uncu maddesine göre dava konusu hisse senetlerinin yarısı ödenmiştir diyerek hesaplama yapması ve yerel mahkemenin de bu raporu hükme esas alarak hüküm oluşturması sonucunda dava konusu hisse senetlerinin %50 mülkiyetinin kaybedilmekte olduğunu, hesap bilirkişisinin hesaplamasını 1116 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin ikinci cümlesindeki;
“İtibari milli bankasınını diğer hisse senedatı ashabının tabi olacakları usul ve şerait aynen caridir.” hükmüne göre hesaplama yapmış olsaydı dava konusu hisse senetleri davalı ...’nın devirden sonra hisse senetleri ile birebir değiştirilmiş gibi işlem yapacak olduğunu ve hisse senetlerinin % 50 mülkiyetinin de kayıp olmayacak olduğunu, dava konusu hisse senetlerinin değerinin bu kadar düşük olması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Tiryakizade ...'nin, 1917 yılında 3 adet hisse için 30 Osmanlı Lirası verdiğini, o tarihteki para biriminin ... olduğunu, yani ...'nin 3 adet hisse senedi için 30 ... vermiş olduğunu, o tarihte 30 ....ının çok değerli olduğunu, hesap bilirkişisinin davaya konu hisse senetlerini bedelli- bedelsiz sermaye artırımlarını ...
üzeriden hesaplamış olsaydı hisse senetlerinin değerinin çok daha değerli çıkacağını, İlk Derece Mahkemesinin kısmen kabul kararının düzeltilerek, Tiryakizade ...’nin davalı ...Ş. nezdinde 0,006 TL nominal değerli (A) grubu ve 569,68 TL nominal değerli (C) grubu hisseleri olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği; 1116 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde ikili bir ayrım öngörüldü, ilk cümlede devletin elindeki hisselere ilişkin değişimin nasıl yapılacağı, ikinci cümlede ise diğer hisse sahiplerinin elindeki hisselere ilişkin düzenleme yapıldığı, ikinci cümlede bir önceki cümleye atıf yapılmadığı, ikinci cümlede diğer hisse sahiplerine ilişkin -devletin değiştireceği hisselerin aksine – özel bir düzenleme getirilmediği, bu durumda o sırada mer'i olan 1926 tarihli eski Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin geçerli olması, kanunda da hüküm bulunmaması halinde sözleşme hükümlerine göre ihtilafın çözümlenmesi gerektiği, 1926 tarihli eski Türk Ticaret Kanunu'nda hazine dışında kalan kişiler yönünden onlara da imtiyaz tanıyan ayrıksı bir durumun öngörülmediği, davalı banka ile devredilen banka arasındaki sözleşmede ise değişimin ikiye bir oranında (2 İtibar-ı Milli Bankası hissesi karşılığında 1 Türkiye İş Bankası hissesi) olacağının kararlaştırıldığı, dolayısıyla davacıların ellerindeki 1 adet Osmanlı İtibarı Milli Bankası'na ait senedin davalı bankanın 1 adet hisse senedine denk gelmediği (Emsal-Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2013/15181 Esas 2014/16481 Karar, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2015/6945 Esas 2016/6218 Karar sayılı ilamları), mahkemece yapılan araştırma ve inceleme ile bilirkişi raporlarının karar vermek için yeterli olduğu, bilirkişi raporları ile birlikte diğer deliller de değerlendirilmek ve gerekçesi de yazılmak suretiyle karar verildiği, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde davacılar vekilinin istinaf nedenlerinin ayrıntılı olarak karşılandığı, bu durumda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesiyle miras ortaklığı temsilcisi vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı banka ile devredilen banka arasındaki sözleşme kapsamında davacılar elindeki Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası hisse senetlerinin değişiminin ikiye bir oranında mı değerlendirileceği, yoksa 1116 sayılı Kanun'un 2'inci maddesinin son cümlesi kapsamında mı değerlendirileceği hususuna ilişkindir. Dava, müteveffa Tiryakizade ....'nin Osmanlı İtibar-ı Milli Bankasının (Türkiye İş Bankası'nın) hissedarı olup kaç adet kök hissesinin bulunduğunun tespitine, kök hissenin bedeli - bedelsiz sermaye artırımları sonucunda kaç adet hisse yaptığının tespitine, hisse senetlerinin değerinin kaç Türk Lirası olduğunun tespitine, hisse senetlerinin geçmişe dönük ne kadar kar payı getirdiğinin tespiti ile fazlaya ilişkin dava açma hakkı saklı kalmak üzere 50 TL kâr payı alacağının işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.1116 sayılı Kanun.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1057029500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz