Kar payı tahsili | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7608 E. 2023/7706 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yatırımcı tazmin merkezi↗ nemalandırma↗ anayasa mahkemesi iptal kararı↗ gerekçe-hüküm çelişkisi↗ tereke↗ fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması↗ kâr payı alacağı↗ delil değerlendirmesi↗ kaydileştirme↗ sermaye piyasası kanunu↗ ibraname↗ kar payı↗ emredici hüküm↗ sermaye artırımı↗ bedelsizlik↗ pasif husumet yokluğu↗ hisse senedi↗ mirasçılık↗ pay defteri↗ derdestlik↗ denetime elverişlilik↗ oy yasağı↗ pasif husumet↗ hak düşürücü süre↗ komisyon↗ uyuşmazlık konusu↗ husumet yokluğu↗ protokol↗ bilirkişi incelemesi↗ kâr payı↗ taahhütname↗ ihtarname↗ harç↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ avans faizi↗ ibraz↗ teslim↗ kesin hüküm↗ husumet↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 02.10.2013 tarih, 2011/376 E. ve 2013/238 K. sayılı karar ile davacı tarafın 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (6362 sayılı Kanun) 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasındaki düzenlemenin Anayasaya aykırı olduğu iddiasının ciddi bulunmadığı, davacılar vekili tarafından davalı bankaya müraacat edildiği, ancak pay senetlerinin teslim edilmemesi nedeniyle Kanun gereği kaydileştirme işleminin yapılamadığı, bu durumda davacı vekilinin Sermaye Piyasası Kurulunun davaya dahil edilmesi isteminin usul hükümleri gereği mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizce onanmış, davacılar vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 19.01.2017 tarih, 2015/12348 E. ve 2017/371 K. sayılı kararıyla davanın 24.08.2011 tarihinde açıldığı, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında "Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde teslimi zorunludur. Teslim edilen sermaye piyasası araçları kendiliğinden hükümsüz hâle gelir. Teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları ise kaydileştirilme kararından sonra borsada işlem göremez, aracı kurumlarca bu sermaye piyasası araçlarının alım satımına aracılık edilemez ve katılma belgelerinin geri alımı yapılamaz. Kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları YTM'ye intikal eder. Bunların üzerindeki sınırlı aynî haklar kendiliğinden sona ermiş sayılır. Bunlar YTM'nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılır." hükmü getirildiği, mahkemece, açıklanan yasa hükmüne göre davanın reddine karar verildiği, davacılar vekilinin temyiz isteminin, davacıların 6362 sayılı Kanun'un 84 üncü maddesine göre Yatırımcı Tazmin Merkezi'ne başvurma haklarının bulunduğu gerekçesiyle reddedilerek kararın onandığı, karar düzeltme aşamasında, 12.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 22.10.2015 ... ve 2015/29-95 sayılı kararı ile hükme dayanak alınan 6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası hükümlerinin iptal edildiği, iptal kararı müktesep hakları ihlal etmemek kaydıyla derdest davalara da uygulanacağından davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairenin 26.01.2015 ... 2014/1434 E., 2015/971 K. sayılı onama kararı kaldırılarak yerel mahkeme kararı davacı lehine bozulmuştur.
C. Mahkemece Verilen İkinci Karar
Mahkemece 23.10.2019 tarih, 2017/535 E. ve 2019/845 K. sayılı karar ile borsa uzmanı bilirkişiden alınan rapor uyarınca davacıların 10,00 TL nominal bedelli bir adet ... İtibar-ı Milli hissesi karşılığı yapılan bedelsiz sermaye arttırımları sonucu 0,001 nominal değerli İş Bankası A grubu ve 94,924 nominal değerli İş Bankası C grubu hisse senedine sahip oldukları, son 5 yılda verilen temettüler neticesinde davacıların 45,52 TL temettü bedeline hak kazandıklarının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, İş Bankası'nın 0,001 A grubu ve 94,924 nominal değerli C grubu hisse senetlerinin miras payları oranında olmak üzere davacılara ait olduklarının tespitine, 697,32 TL kâr payının dava tarihi olan 28.04.2011 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı bankadan tahsili ile hisse payları oranında davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar davalı vekili ile ... haricindeki davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 08.03.2021 tarih, 2020/2249 E. ve 2021/2149 K. sayılı kararıyla gerekçe ile hüküm çelişkisi içermeyen, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 ve 298 ... maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun, gerekçe ve hüküm fıkrası arasında çelişki içerecek şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle karar re’sen bozulmuştur.
E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların ... murisi ... ... ...'nın ... İtibari Milli Bankasında mevcut 320142 nolu pay senedine bağlanmış olan payın bu bankanın 1927 yılında İş Bankası ile birleşmesi nedeniyle bu paya karşılık davacıların ... murisine verilmiş olan pay ve iç kaynaklardan sermaye arttrılması sonucu oluşan paylar kapsamında; İş Bankası'nın 0,001 A grubu 1 ve 94,924 nominal değerli C grubu 1 hisse senedinin miras payları oranında olmak üzere davacılara ait olduklarının tespitine, davacılar her ne kadar 20.000,00 TL kâr payı talep etmiş ise de davanın açılmasından geriye doğru 5 yıllık süre içerisinde davacılara ödenmesi gereken kar payının 45,52 TL olduğu tespit edildiğinden davanın kısmen kabulü ile 45,52 TL kâr payının dava tarihi olan 28.04.2011 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı bankadan tahsili ile hisse payları oranında davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... dışındaki davacılar vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı ... dışındaki davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; yerel Mahkemenin gerekçeli kararında kısa kararla çelişkili hüküm oluşturduğunu, Mahkemenin dava konusu hisse senedinin sermaye artışları sonucunda A grubu 0,002 ve C grubu 189,848 nominal değerde olduğu tespitinde bulunması ve kâr payı alacağını da 2 ... oranında hüküm altına alması gerektiğini, Mahkemenin bozma aşamasından sonra Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1982/145 E., 1983/50 K. sayılı emsal kararını ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Dilekçe Komisyon Başkanlığı'nın 25.06.2013 tarihli kararının 5. Paragrafındaki Hazine Müsteşarlığının cevabi yazısını hiç dikkate almadığını, Mahkeme ve kesin hesap bilirkişisinin, ... İtibar-ı Milli Bankasının davalı ... Bankası A.Ş.'ye devrine dayanak 1116 sayılı Kanun'un 2 nci maddesini hiç dikkate almadığını, davalı ... Bankası 1927 yılındaki devirden sonra 1116 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine göre devlet namına 50.000 adet ... İtibar-ı Milli Bankası hisse senedini 50.000 adet İş Bankası hisse senedi ile değiştirdiğini, davalı bankanın Hazinenin 50.000 adet hisse senedinden başka diğer hisse senetlerini de 1116 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin son cümlesine göre birebir değiştirmek zorunda olduğunu, dava dosyasına sunmuş oldukları deliller ile bu argümanlarını ispatlamış bulundukları halde yerel mahkemenin bu delilleri hiç dikkate almadığını, TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanlığına verdikleri 01.03.2013 tarihli dilekçeye verilen cevabi yazının 1 ... sayfasının 5 ... paragrafında, "Hazine Müsteşarlığından alınan cevabi yazıda; konuya ilişkin olarak müsteşarlık belgelerinin incelenmesi neticesinde, mahkeme kararları ile ... İtibar-ı Milli Bankasına ait olan toplam 4 adet hissenin tereke yolu ile müşteşarlığa geçtiği ve bu senetlerin T. İş Bankası A.Ş.'ye ait toplam 4 adet hisse ile değiştirildiğinin görüldüğü" beyan edildiği, ileri sürdükleri iddialarının Hazine Müşteşarlığının yazısı ile doğrulandığını, davalı bankanın, Hazineye miras yolu ile intikal eden 4 adet ... İtibar-ı Milli Bankası hisse senedini de 4 adet İş Bankası hisse senedi ile değiştirdiğini, ayrıca Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1982/145 E., 1983/50 K. sayılı emsal kararının da ... ... adına kayıtlı ... İtibar-ı Milli Bankasına ait 26017 sayılı bir adet hisse senedinin davalı bankanın bir adet hisse senedi ile değiştirilmesi gerektiğine hükmettiğini, yerel mahkemece dosyada bulunan bu iki önemli delilin dikkate alınmadığını, birleşme bilançolarının bankadan yazı ile istenilmesi taleplerinin kabul görmediğini, Osmanlıca bilirkişisi ile Hazine adına kayıtlı 50.000 adet hisse senedi ile davaya konu hisse senedi için ne kadar ödeme yapıldığı hususunda kayıtlarda inceleme yapılması talep edilmişse de bu taleplerinin yerel mahkemece dikkate alınmayarak eksik inceleme ile hüküm oluşturulduğu, davalı bankanın Hazineye ait ... İtibar-ı Milli Bankası hisse senetlerini İş Bankasının hisse senetleri ile birebir değiştirdiğini, ... ..., ... ... ... ..., ... ... ... ve sair namına kayıtlı ... İtibar-ı Milli Bankası hisse senetlerini 2 adetini İş Bankasının 1 adet hisse senedi ile değiştirdiğini, mahkemece dava konusu hisse senedinin sermaye artışları sonucunda (A) grubu 0,002 ve (C) grubu 189,848 nominal değerde olduğu tespitinde bulunması ve kâr payı alacağını da 2 ... oranında hüküm altına alması gerekirken, (A) grubu 0,001 ve (C) grubu 94,924 nominal değer olduğu tespitine karar vermesinin 1116 sayılı Kanun'un 2 nci maddesindeki emredici düzenlemeye, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Kanun Önünde Eşitlik" başlıklı 10 uncu maddesine, "Mülkiyet Hakkı" başlıklı 35 ... maddesine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 nolu protokolünün 1 ... maddesinde düzenlenen "Mülkiyetin Korunması" ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen "Ayrımcılık Yasağı" ve "... Yargılanma Hakkı" başlıklı düzenlemelerine açıkça aykırı olduğunu, hesap bilirkişisinin davalı banka kayıt ve defterlerinde kâr payı yönünden bir inceleme yapmamasının da büyük bir eksiklik olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı banka nezdinde bulunan ... İtibar-ı Milli Bankası hisse senetlerinin kayıtlı olduğu pay defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda 320142 numaralı senedin Tekfurdağı’na bağlı ... Karyesinden ... ... adına kayıtlı olduğu, davacıların murisi olduğu belirtilen ... Şipar ismine pay defterinde rastlanmadığının tespit edildiği, uyuşmazlık konusu senetten ... hakların Yatırımcı Tazmin Merkezine intikal etmiş olması nedeniyle davalı banka aleyhine husumet yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacılar tarafından dava konusu hisse senedi asılları davalı bankaya ibraz edilmediğinden kaydileştirme işleminin yapılamadığı ve bu çerçevede Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesi uyarınca kaydileştirilmeyen hisse senetlerine ilişkin olarak (varsa) hak sahipliğinin yasal mevzuatta yer ... hak düşürücü sürenin geçmesi ile sona erdiği ve bu nedenle söz konusu senetlerin Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) intikal ettiğini, taleplerin YTM'ne yöneltilmesi gerektiğini, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı üzerine, ortaya çıkan hukuki boşluğun, 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren “6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü Maddesinin Dördüncü Fıkrasının Kısmen İptali Üzerine Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" ile doldurulduğunu, bu Yönetmelik ile YTM'ne intikal eden hakların hangi usulle talep edileceğinin zaten belirlendiğini, bu itibarla davacıların dava konusu payları ve buna bağlı haklarını Yatırımcı Tazmin Merkezinden talep etmesi gerektiğini, kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olduğunu, mahkeme kararında hisse senedi değerleri davacıların miras payları oranında tespit edilerek, kâr payının miras payı oranında verilmesine karar verilmiş ise de gerekçeli kararda davacıların tam olarak tespit edilmediğini, mirasçıların kimler olduğunun tam olarak anlaşılamadığını, murisin veraset ilamında adı geçmeyen ...'ın davada davacı tarafta gösterildiğini, ...’nin vefat ettiğinin yargılama sırasında anlaşıldığını, bu kişinin mirasçılarının kararda belirtilmediğini, gerekçeli kararda vefat eden kişilerin adlarının yazıldığını, kararda ... Oymak mirasçıları ... ile ...'in karar başlığında davacı olarak yer almadığı, 24.06.2022 tarihli ek karar ile davaya taraf eklenmek suretiyle giderilmeye çalışıldığını, tesis edilen kararda davacıların kim olduğu, kararın ne şekilde icra edileceğinin adeta içinden çıkılmaz bir hale sokulduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacılar murisi ... ... ...'nın, davalı bankanın hissedarı olup olmadığı, hissedarı ise kaç adet ... hissesinin bulunduğu, ... hissenin sermaye arttırımları sonucunda bugün kaç adet yaptığı ve değeri ile hisse senetlerinin geçmişe dönük ne kadar kâr payı getirdiğinin tesbiti ile fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması kaydı ile 20.000,00 TL kâr payının en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi, 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının Kısmen İptali Üzerine Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik.
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Dava, davacılar murisi ... ... ...'nın, davalı bankanın hissedarı olup olmadığı, hissedarı ise kaç adet ... hissesinin bulunduğu, ... hissenin sermaye arttırımları sonucunda bugün kaç adet yaptığı ve değeri ile hisse senetlerinin geçmişe dönük ne kadar kâr payı getirdiğinin tesbiti ile fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması kaydı ile 20.000,00 TL kâr payının en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan tahsili istemine ilişkindir. 6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçlarının YTM'ye intikal edeceği, bunların üzerindeki sınırlı ayni hakların kendiliğinden sona ermiş sayılacağı, bunların YTM’nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılacağının düzenlendiği, ancak, Anayasa Mahkemesi'nin 12.11.2015 tarih ve 29530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22.10.2015 tarih ve 2015/29 E., 2015/95 K. sayılı kararıyla bu düzenlemenin iptaline karar verildiği, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı üzerine, ortaya çıkan hukuki boşluğun, 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren “6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü Maddesinin Dördüncü Fıkrasının Kısmen İptali Üzerine Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" ile doldurulduğu, anılan Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde; "Kayden izlenmeye başlandığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmediği için mülkiyeti YTM’ye intikal eden sermaye piyasası araçlarından; ilgili mevzuat uyarınca satışı yapılmamış olanlar 8 ... maddede belirtilen esaslar çerçevesinde aynen, satışı yapılmış olanlar ise 9 uncu maddedeki esaslar çerçevesinde belirlenen satış tutarları dikkate alınarak, 10 uncu maddede belirtilen nemaları ile birlikte, YTM’ye başvuran hak sahiplerine EK-1’de yer ... taahhütname ve ibraname alınmak kaydıyla ödenir. Ödeme için 5 ... maddede yer ... belgelerle birlikte YTM’ye başvurulması gerekmektedir." denildiği, bu Yönetmelik ile YTM'ne intikal eden hakların hangi usulle talep edileceğinin belirlendiği, davaya konu hisselerin kaydileştirilmeleri için fiziken teslim edilmemiş olmaları ve yedi yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle YTM'ye intikal etmelerinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı, Anayasa Mahkemesince iptal edilen kanun hükmünün, iptal kararından önce hisselere sahip olan YTM'ye sağladığı haklar varlığını sürdürmekte olup iptal kararıyla birlikte payların davalı ... Bankasına dönmüş olmadığı, davacı tarafın dava konusu ettiği hisselerin belirtilen süre içerisinde kaydileştirilmeleri için fiziken teslim edilmemiş olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile ... olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafça davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, ancak YTM'den duruma göre aynen iade veya bedel talep edilebileceği, davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkı bulunmadığından davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle Mahkemece davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Hisse değerinin tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2381 E. 2017/5106 K.
Ortak:kaydileştirme · hisse senedi · derdestlik · pasif husumet · husumet yokluğu · teslim · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaBankasına dönmüş olmadığı, davacı tarafın dava konusu ettiği hisselerin belirtilen süre içerisinde «kaydileştirilmeleri» için fiziken «teslim» edilmemiş olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile ... olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafça davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, ancak YTM'den duruma göre aynen iade veya bedel talep edilebileceği, davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkı bulunmadığından davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle Mahkemece davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Şipar ismine «pay defterinde» rastlanmadığının tespit edildiği, «uyuşmazlık konusu» senetten ... hakların Yatırımcı Tazmin Merkezine intikal etmiş olması nedeniyle davalı banka aleyhine «husumet» yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacılar tarafından dava konusu «hisse senedi» asılları davalı bankaya «ibraz» edilmediğinden «kaydileştirme» işleminin yapılamadığı ve bu çerçevede Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesi uyarınca kaydileştirilmeyen hisse senetlerine ilişkin olarak (varsa) hak sahipliğinin yasal mevzuatta yer ... «hak düşürücü sürenin» geçmesi ile sona erdiği ve bu nedenle söz konusu senetlerin Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) intikal ettiğini, taleplerin YTM'ne yöneltilmesi gerektiğini, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı üzerine, ortaya çıkan hukuki boşluğun, 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren “6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü Maddesinin Dördüncü Fıkrasının Kısmen İptali Üzerine Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" ile doldurulduğunu, bu Yönetmelik ile YTM'ne intikal eden hakların hangi usulle talep edileceğinin zaten belirlendiğini, bu itibarla davacıların dava konusu payları ve buna bağlı haklarını Yatırımcı Tazmin Merkezinden talep etmesi gerektiğini, kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olduğunu, mahkeme kararında hisse senedi değerleri davacıların miras payları oranında tespit edilerek, kâr «payının» miras payı oranında verilmesine karar verilmiş ise de gerekçeli kararda davacıların tam olarak tespit edilmediğini, «mirasçıların» kimler olduğunun tam olarak anlaşılamadığını, murisin veraset ilamında adı geçmeyen ...'ın davada davacı tarafta gösterildiğini, ...’nin vefat ettiğinin yargılama …
… fıkrasındaki düzenlemenin Anayasaya aykırı olduğu iddiasının ciddi bulunmadığı, davacılar vekili tarafından davalı bankaya müraacat edildiği, ancak pay senetlerinin «teslim» edilmemesi nedeniyle Kanun gereği «kaydileştirme» işleminin yapılamadığı, bu durumda davacı vekilinin Sermaye Piyasası Kurulunun davaya «dahil» edilmesi isteminin usul hükümleri gereği mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine k …
Benzer bu karardaAŞ’nin «pasif husumet ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1- Dava, davacının murisine ait «hisse senedinin» bugünkü değerinin ve geçmişe dönük kâr paylarının tespiti ile senet değerinin tahsili istemine ilişkindir.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesinde "Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde «teslimi» zorunludur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaAŞ’nin «pasif husumet ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
-
Hisse değerinin tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5456 E. 2017/3636 K.
Ortak:kaydileştirme · hisse senedi · derdestlik · teslim
İncelediğiniz kararda… fıkrasındaki düzenlemenin Anayasaya aykırı olduğu iddiasının ciddi bulunmadığı, davacılar vekili tarafından davalı bankaya müraacat edildiği, ancak pay senetlerinin «teslim» edilmemesi nedeniyle Kanun gereği «kaydileştirme» işleminin yapılamadığı, bu durumda davacı vekilinin Sermaye Piyasası Kurulunun davaya «dahil» edilmesi isteminin usul hükümleri gereği mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine k …
Şipar ismine «pay defterinde» rastlanmadığının tespit edildiği, «uyuşmazlık konusu» senetten ... hakların Yatırımcı Tazmin Merkezine intikal etmiş olması nedeniyle davalı banka aleyhine «husumet» yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacılar tarafından dava konusu «hisse senedi» asılları davalı bankaya «ibraz» edilmediğinden «kaydileştirme» işleminin yapılamadığı ve bu çerçevede Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesi uyarınca kaydileştirilmeyen hisse senetlerine ilişkin olarak (varsa) hak sahipliğinin yasal mevzuatta yer ... «hak düşürücü sürenin» geçmesi ile sona erdiği ve bu nedenle söz konusu senetlerin Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) intikal ettiğini, taleplerin YTM'ne yöneltilmesi gerektiğini, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı üzerine, ortaya çıkan hukuki boşluğun, 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren “6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü Maddesinin Dördüncü Fıkrasının Kısmen İptali Üzerine Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" ile doldurulduğunu, bu Yönetmelik ile YTM'ne intikal eden hakların hangi usulle talep edileceğinin zaten belirlendiğini, bu itibarla davacıların dava konusu payları ve buna bağlı haklarını Yatırımcı Tazmin Merkezinden talep etmesi gerektiğini, kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olduğunu, mahkeme kararında hisse senedi değerleri davacıların miras payları oranında tespit edilerek, kâr «payının» miras payı oranında verilmesine karar verilmiş ise de gerekçeli kararda davacıların tam olarak tespit edilmediğini, «mirasçıların» kimler olduğunun tam olarak anlaşılamadığını, murisin veraset ilamında adı geçmeyen ...'ın davada davacı tarafta gösterildiğini, ...’nin vefat ettiğinin yargılama …
… e YTM’ye başvurulması gerekmektedir." denildiği, bu Yönetmelik ile YTM'ne intikal eden hakların hangi usulle talep edileceğinin belirlendiği, davaya konu hisselerin «kaydileştirilmeleri» için fiziken «teslim» edilmemiş olmaları ve yedi yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle YTM'ye intikal etmelerinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı, Anayasa Mahkemesince iptal edilen …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankaya yazılan müzekkere cevabında, 31.12.2012 tarihi itibariyle bankalarına «kaydileştirmek» üzere başvuru yapılmadığı, bankalarına «teslim» edilmemiş olan fiziki pay senetleri üzerindeki hakların Yatırımcı Tazmin Merkezi'ne intikal ettiği, dolayısıyla pay sahiplerine dair fiziki pay senetlerinin kaydil …
1- Dava, davacının murisine ait «hisse senedinin» bugünkü değerinin ve geçmişe dönük kâr paylarının tespiti ile senet değerinin tahsili istemine ilişkindir.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesinde "Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde «teslimi» zorunludur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1882 E. 2023/5910 K.
Ortak:tereke · kaydileştirme · sermaye artırımı · bedelsizlik · pasif husumet yokluğu · hisse senedi · mirasçılık · derdestlik · dava şartı
İncelediğiniz karardaŞipar ismine «pay defterinde» rastlanmadığının tespit edildiği, «uyuşmazlık konusu» senetten ... hakların Yatırımcı Tazmin Merkezine intikal etmiş olması nedeniyle davalı banka aleyhine «husumet» yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacılar tarafından dava konusu «hisse senedi» asılları davalı bankaya «ibraz» edilmediğinden «kaydileştirme» işleminin yapılamadığı ve bu çerçevede Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesi uyarınca kaydileştirilmeyen hisse senetlerine ilişkin olarak (varsa) hak sahipliğinin yasal mevzuatta yer ... «hak düşürücü sürenin» geçmesi ile sona erdiği ve bu nedenle söz konusu senetlerin Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) intikal ettiğini, taleplerin YTM'ne yöneltilmesi gerektiğini, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı üzerine, ortaya çıkan hukuki boşluğun, 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren “6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü Maddesinin Dördüncü Fıkrasının Kısmen İptali Üzerine Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" ile doldurulduğunu, bu Yönetmelik ile YTM'ne intikal eden hakların hangi usulle talep edileceğinin zaten belirlendiğini, bu itibarla davacıların dava konusu payları ve buna bağlı haklarını Yatırımcı Tazmin Merkezinden talep etmesi gerektiğini, kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olduğunu, mahkeme kararında hisse senedi değerleri davacıların miras payları oranında tespit edilerek, kâr «payının» miras payı oranında verilmesine karar verilmiş ise de gerekçeli kararda davacıların tam olarak tespit edilmediğini, «mirasçıların» kimler olduğunun tam olarak anlaşılamadığını, murisin veraset ilamında adı geçmeyen ...'ın davada davacı tarafta gösterildiğini, ...’nin vefat ettiğinin yargılama …
İtibar-ı Milli hissesi karşılığı yapılan «bedelsiz» sermaye arttırımları sonucu 0,001 nominal değerli İş Bankası A grubu ve 94,924 nominal değerli İş Bankası C grubu «hisse senedine» sahip oldukları, «son» 5 yılda verilen temettüler neticesinde davacıların 45,52 TL temettü bedeline hak kazandıklarının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, İş Bankası'nın 0,001 A grubu ve 94,924 nominal değerli C grubu hisse senetlerinin miras payları oranında olmak üzere davacılara ait olduklarının tespitine, 697,32 TL kâr «payının» dava tarihi olan 28.04.2011 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalı bankadan tahsili ile hisse payları oranında davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar davalı vekili ile ... …
Bankasına dönmüş olmadığı, davacı tarafın dava konusu ettiği hisselerin belirtilen süre içerisinde «kaydileştirilmeleri» için fiziken «teslim» edilmemiş olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile ... olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafça davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, ancak YTM'den duruma göre aynen iade veya bedel talep edilebileceği, davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkı bulunmadığından davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle Mahkemece davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaBankasına dönmüş olmadığı, davacı tarafın dava konusu ettiği hisselerin belirtilen süre içerisinde «kaydileştirilmemiş» olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafından davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, YTM'nin cevabi yazısında bildirildiği gibi YTM'den ancak duruma göre aynen iade veya bedel talep edilebileceği, hal böyle olunca davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkının bulunmadığı, dolayısıyla davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği, Mahkemece davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, dava «şartı yokluğu» nedeniyle usulden reddedilmesinin yerinde görülmediği, ayrıca davacı ve «asli müdahale» talep edenin ortak kök murise ait olduğunu iddia ettikleri paylara ilişkin hak iddia ettiği, dolayısıyla üzerinde hak iddia edilen payların terekeye «dahil» olduğu, bu nedenle «tereke» adına davanın açılması gerektiği, diğer «mirasçıların» davacı ile aynı yöndeki beyanlarının davaya «muvafakat» verme hükmünde olduğu, dolayısıyla davaya müdahale talep edenin istinaf dilekçesinin, ayrı bir istinaf başvurusu olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle asli müdahale talep eden vekilinin «istinaf dilekçesinin reddine», davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline intikal eden Osmanlı İtibarı Milli Bankası'na ait on adet 10 Osmanlı Liralık hisse senetlerinin bedelli-«bedelsiz» «sermaye artırımları» sonucunda değerinin tespiti ile kaç adet «hisse senedi» yaptığının tespitini mahkemeden talep edilmiş olmasına rağmen ve bu hisse senetleri Osmanlı İtibari Milli Bankasından İş Bankasına geçmiş olduğundan davada İş Bankasının taraf sıfatının bulunduğunu ve bu davayı açmakta müvekkilinin ve diğer murislerin «hukuki yararı» bulunduğunu, bu nedenle mahkemenin esasa girmişken gerekli inceleme yapmadan «usulden reddine» karar vermesinin hakka ve hukuka aykırı olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
… belirtilen kararı ile Sermaye Piyasası Kanunu'nun (SPK) 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar «teslim» edilmeyen sermaye piyasası araçlarının YTM'ye intikal edeceği, bunların üzerindeki sınırlı ayni hakların kendiliğinden sona ermiş sayılacağı, bunların YTM’nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılacağının düzenlendiği, ancak, Anayasa Mahkemesi'nin 12.11.2015 tarih ve 29530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22.10.2015 tarih ve 2015/29 E., 2015/95 K. sayılı kararıyla bu düzenlemenin iptaline karar verildiği, iptal kararının müktesep hakları ihlal etmemek kaydıyla «derdest» davalara da uygulanacağı, söz konusu hisselerin fiziken teslim edilmediği anlaşıldığından YTM'ye intikal ettiğinin değerlendirildiği, hal böyle olunca dava konusu hisselerin «kaydileştirilmeleri» için teslim edilmemiş olmaları ve yedi yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle YTM'ye intikal etmelerinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı, Anayasa Mahkemesince …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:istinaf dilekçesinin reddi · asli müdahale · mazeret · yokluk · dava şartı yokluğu · muvafakat · kaldırma ve yeniden hüküm · usulden reddi
Benzer bu karardaBankasına dönmüş olmadığı, davacı tarafın dava konusu ettiği hisselerin belirtilen süre içerisinde «kaydileştirilmemiş» olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafından davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, YTM'nin cevabi yazısında bildirildiği gibi YTM'den ancak duruma göre aynen iade veya bedel talep edilebileceği, hal böyle olunca davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkının bulunmadığı, dolayısıyla davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği, Mahkemece davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, dava «şartı yokluğu» nedeniyle usulden reddedilmesinin yerinde görülmediği, ayrıca davacı ve «asli müdahale» talep edenin ortak kök murise ait olduğunu iddia ettikleri paylara ilişkin hak iddia ettiği, dolayısıyla üzerinde hak iddia edilen payların terekeye «dahil» olduğu, bu nedenle «tereke» adına davanın açılması gerektiği, diğer «mirasçıların» davacı ile aynı yöndeki beyanlarının davaya «muvafakat» verme hükmünde olduğu, dolayısıyla davaya müdahale talep edenin istinaf dilekçesinin, ayrı bir istinaf başvurusu olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle asli müdahale talep eden vekilinin «istinaf dilekçesinin reddine», davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Asli müdahale talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyanın karara çıktığı celse tarihi olan 19.02.2020 tarihli duruşmaya «mazeret» sunarak katılamayacaklarını belirtip mazeret sunulmuş olmasına rağmen kararın «yokluklarında» verildiğini, asli müdahillik talebinin kabulü yada reddi doğrultusunda bir karar verilmediğini, Mahkemece, kendileri yönünden dava şartlarının olup olmadığının değ …
… ısı belirtilen kararı ile davacının hisse senetlerinin değerinin tespiti ve iadesi talepleri bakımından öncelikle YTM'ye başvurması gerekirken işbu davayı açmasında «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi, 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 115 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve «asli müdahale» talep eden vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1817 E. 2024/4884 K.
Ortak:kaydileştirme · bedelsizlik · pasif husumet yokluğu · hisse senedi · mirasçılık · denetime elverişlilik · pasif husumet · husumet yokluğu · dava şartı
İncelediğiniz karardaBankasına dönmüş olmadığı, davacı tarafın dava konusu ettiği hisselerin belirtilen süre içerisinde «kaydileştirilmeleri» için fiziken «teslim» edilmemiş olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile ... olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafça davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, ancak YTM'den duruma göre aynen iade veya bedel talep edilebileceği, davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkı bulunmadığından davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle Mahkemece davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Şipar ismine «pay defterinde» rastlanmadığının tespit edildiği, «uyuşmazlık konusu» senetten ... hakların Yatırımcı Tazmin Merkezine intikal etmiş olması nedeniyle davalı banka aleyhine «husumet» yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacılar tarafından dava konusu «hisse senedi» asılları davalı bankaya «ibraz» edilmediğinden «kaydileştirme» işleminin yapılamadığı ve bu çerçevede Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesi uyarınca kaydileştirilmeyen hisse senetlerine ilişkin olarak (varsa) hak sahipliğinin yasal mevzuatta yer ... «hak düşürücü sürenin» geçmesi ile sona erdiği ve bu nedenle söz konusu senetlerin Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) intikal ettiğini, taleplerin YTM'ne yöneltilmesi gerektiğini, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı üzerine, ortaya çıkan hukuki boşluğun, 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren “6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü Maddesinin Dördüncü Fıkrasının Kısmen İptali Üzerine Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" ile doldurulduğunu, bu Yönetmelik ile YTM'ne intikal eden hakların hangi usulle talep edileceğinin zaten belirlendiğini, bu itibarla davacıların dava konusu payları ve buna bağlı haklarını Yatırımcı Tazmin Merkezinden talep etmesi gerektiğini, kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olduğunu, mahkeme kararında hisse senedi değerleri davacıların miras payları oranında tespit edilerek, kâr «payının» miras payı oranında verilmesine karar verilmiş ise de gerekçeli kararda davacıların tam olarak tespit edilmediğini, «mirasçıların» kimler olduğunun tam olarak anlaşılamadığını, murisin veraset ilamında adı geçmeyen ...'ın davada davacı tarafta gösterildiğini, ...’nin vefat ettiğinin yargılama …
İtibar-ı Milli hissesi karşılığı yapılan «bedelsiz» sermaye arttırımları sonucu 0,001 nominal değerli İş Bankası A grubu ve 94,924 nominal değerli İş Bankası C grubu «hisse senedine» sahip oldukları, «son» 5 yılda verilen temettüler neticesinde davacıların 45,52 TL temettü bedeline hak kazandıklarının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, İş Bankası'nın 0,001 A grubu ve 94,924 nominal değerli C grubu hisse senetlerinin miras payları oranında olmak üzere davacılara ait olduklarının tespitine, 697,32 TL kâr «payının» dava tarihi olan 28.04.2011 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalı bankadan tahsili ile hisse payları oranında davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar davalı vekili ile ... …
Benzer bu kararda… enle iptal kararından önce tamamlanmış işlemlere etkisinin bulunmadığı, iptal kararından sonra kayden izlenmeye başlandığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar «teslim» edilmediği için mülkiyeti YTM'ye intikal eden sermaye piyasası araçlarının 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (6362 sayılı Kanun) 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının kısmen iptali üzerine Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik çerçevesinde hak sahiplerine YTM tarafından iadesinin yapılmasının mümkün olduğunun düzenlendiği, düzenlenen bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve «denetime elverişli» olduğu, davacının dava konusu tazmin taleplerinin muhatabının YTM olduğu ve davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen hisselerin belirtilen süre içerisinde «kaydileştirilmemiş» olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafından davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafın YTM cevabi yazısında bildirildiği gibi YTM'den ancak duruma göre aynen iade veya bedel talep edebileceği, hal böyle olunca davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkı bulunmadığı, dolayısıyla davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği, mahkemece davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:pay sahipliğinin tespiti · elbirliği mülkiyeti · pay sahipliği sıfatı · hamiline yazılı hisse senedi · pasif husumet ehliyeti · pay sahipliği · husumet ehliyeti · hamil
Benzer bu karardaDekoratif Yüzeyler Sanayi ve Ticaret A.Ş.’deki nama ve «hamiline» yazılı hisselerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 416 ncı hükmüne aykırı olarak davalıdan dava dışı YTM'ye devrinin şekle ayrılık sebebiyle «geçersizliğinin» ve müvekkilinin «pay sahipliği sıfatının» ve miktarının tespitini, aynı tazmin taleplerinin reddi halinde bedelli «bedelsiz» tüm hisselerin yasal ve akdi bütün getirilere ile birlikte ödeme tarihindeki Borsa İstanbul Pay Piyasasındaki cari değeri üzerinden yasal ana para ve «temerrüt faizi» ile birlikte nakdi tazminine, 741,11 TL noter «ihtar» «masrafı» başta olmak üzere vekâlet ücreti «dahil» tüm «yargılama giderlerinin» davalı şirkette yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
A.Ş.’deki, nama ve «hamiline» yazılı hisselerini kayden izlenmesine rağmen hisse senetlerinin «teslim» edilmemesi gerekçe gösterilerek ...’ne (YTM) devrettiğini davalıdan söz konusu hisse senetlerinin kime devredildiğinin, devredilmişse devir tarihlerinin bildirilmesi talep edilmesine rağmen sadece ilgili hisselerinin dava dışı YTM'ye devredildiği bilgisinin paylaşıldığı, bu sebeple davalının, davacının miras bırakanına ait kaç adet nama kaç adet «hamiline yazılı hisse senedi» hakkında hangi tarihte hangi işlem yaptığı hakkında bilgi sahibi olunamadığı, davalı Anayasal güvencesi bulunan kanunların geriye yürümezliği ilkesini şu suretle i …
… olup ilgili madde de yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiş olup kanundan sonra Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 13 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası «dahil» istisnasız bütün maddeleri kanunun ilk sayfasında da belirtildiği üzere Resmi Gazete'de yayımlanma tarihi olan 30.12.2012 tarihi olmasına rağmen mahkemenin kanun yürürlükte olmadığı halde Sermaye Piyasası Kurulu'nun 28.10.2005 tarih ve 43/1318 sayılı kararında «kaydileştirme» tarihinin 28.11.2005 tarihi olduğu gerekçesi ile kaydileştirme tarihini 28.11.2005 tarihi olarak kabul etmesinin hatalı olduğunu, Anayasa Mahkemesi'nin 6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin özellikle dördüncü cümlesini iptal etmesinden önce dahi kanunun yürürlük tarihi bakımından 30.12.2012 tarihinin dikkate alınması gerekirken eski tarihli kurul kararının dikkate alınmasının kanunların geriye yürümezliği ilkesine açıkça aykırılık oluşturduğunu, mahkeme gerekçesinde kaydileştirme tarihinin 28.11.2005 tarihi olarak kabul etmesinin gerekçesi olarak yasa koyucunun iradesi olduğunu beyan etmiş olsa da gerekçesinde belirtmiş olduğu Sermaye Piyasası Kurulu'nun kararı incelendiğinde kararı alanın yasa koyucu değil Sermaye Piyasası Kurulu olduğunun görüleceğini, davalının Anayasaya aykırılığı çok açık olan “kayden izlenmeye başlayan hisse senetlerinin mülkiyetinin” ihraççıya, YTM'ye geçmesi kuralı için öngörülen 7 yıllık süre içinde senetlerin «teslimi» zorunluluğunun ihlalinin yaptırımı olarak mülkiyet hakkının YTM’ye geçmesi yaptırımı için aranılan 7 yıllık süreyi geçişten itibaren başlattığını, böylece yasa yürürlüğe girdiği anda 7 yıllık süresi dolmuş olan yatırımcıların hisselerinin mülkiyetini hissedarların iradesine aykırı olarak onlardan alıp YTM’ye devrettiğini, yasa koyucunun iradesi olmayan, kurul kararı doğrultusunda ve Anayasa Mahkemesi'nce iptaline karar verilen hükme aykırı olarak devir işlemini gerçekleştiren taraf olarak dava ile ilgisi bulunduğunu, kaldı ki davalı şirketin 7 yıllık sürenin dolduğunu hatalı bir şekilde tespit ederek müvekkiline ait hisse senetlerinin doğrudan devir işlemini yapan «tüzel kişilik» olduğunu, dolayısıyla «pasif husumet ehliyetinin» doğrudan davalı şirkete ait olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «kaydileştirilmemiş» hisse senetlerinin YTM'ye devrinin «geçersizliği», «pay sahipliğinin tespiti» ve payların aynen iade olmadığı takdirde nakden tazmini istemlerine ilişkin açılan davada davalıya «husumet» yöneltilip yöneltilemeyeceği noktasında toplanmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12348 E. 2017/371 K.
Ortak:kaydileştirme · derdestlik · kâr payı · cy/cy kaydı · teslim
İncelediğiniz kararda… fıkrasındaki düzenlemenin Anayasaya aykırı olduğu iddiasının ciddi bulunmadığı, davacılar vekili tarafından davalı bankaya müraacat edildiği, ancak pay senetlerinin «teslim» edilmemesi nedeniyle Kanun gereği «kaydileştirme» işleminin yapılamadığı, bu durumda davacı vekilinin Sermaye Piyasası Kurulunun davaya «dahil» edilmesi isteminin usul hükümleri gereği mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine k …
Şipar ismine «pay defterinde» rastlanmadığının tespit edildiği, «uyuşmazlık konusu» senetten ... hakların Yatırımcı Tazmin Merkezine intikal etmiş olması nedeniyle davalı banka aleyhine «husumet» yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacılar tarafından dava konusu «hisse senedi» asılları davalı bankaya «ibraz» edilmediğinden «kaydileştirme» işleminin yapılamadığı ve bu çerçevede Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesi uyarınca kaydileştirilmeyen hisse senetlerine ilişkin olarak (varsa) hak sahipliğinin yasal mevzuatta yer ... «hak düşürücü sürenin» geçmesi ile sona erdiği ve bu nedenle söz konusu senetlerin Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) intikal ettiğini, taleplerin YTM'ne yöneltilmesi gerektiğini, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı üzerine, ortaya çıkan hukuki boşluğun, 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren “6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü Maddesinin Dördüncü Fıkrasının Kısmen İptali Üzerine Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" ile doldurulduğunu, bu Yönetmelik ile YTM'ne intikal eden hakların hangi usulle talep edileceğinin zaten belirlendiğini, bu itibarla davacıların dava konusu payları ve buna bağlı haklarını Yatırımcı Tazmin Merkezinden talep etmesi gerektiğini, kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olduğunu, mahkeme kararında hisse senedi değerleri davacıların miras payları oranında tespit edilerek, kâr «payının» miras payı oranında verilmesine karar verilmiş ise de gerekçeli kararda davacıların tam olarak tespit edilmediğini, «mirasçıların» kimler olduğunun tam olarak anlaşılamadığını, murisin veraset ilamında adı geçmeyen ...'ın davada davacı tarafta gösterildiğini, ...’nin vefat ettiğinin yargılama …
… se kaç adet ... hissesinin bulunduğu, ... hissenin sermaye arttırımları sonucunda bugün kaç adet yaptığı ve değeri ile hisse senetlerinin geçmişe dönük ne kadar kâr «payı» getirdiğinin tesbiti ile fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması «kaydı» ile 20.000,00 TL kâr payının en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda1- Dava, davacılar murisi...'nın, davalı bankanın hissedarı olup olmadığı, hissedarı ise kaç adet kök hissesinin bulunduğu, kök hissenin sermaye arttırımları sonucunda bugün kaç adet yaptığı ve değeri ile hisse senetlerinin geçmişe dönük ne kadar kâr «payı» getirdiğinin tesbiti ile fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması «kaydı» ile 20.000,00 TL kâr payının en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Dava 24.08.2011 tarihinde açılmış olup yargılama sırasında yürürlüğe giren 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesinde "Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde «teslimi» zorunludur.
Teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları ise «kaydileştirilme» kararından sonra borsada işlem göremez, aracı kurumlarca bu sermaye piyasası araçlarının alım satımına aracılık edilemez ve katılma belgelerinin geri alımı yapılamaz.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Alacak | Hisse değerinin tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2591 E. 2024/717 K.
Ortak:tereke · kaydileştirme · hisse senedi · mirasçılık · derdestlik · kâr payı · dahili dava · ibraz · dava şartı
İncelediğiniz karardaŞipar ismine «pay defterinde» rastlanmadığının tespit edildiği, «uyuşmazlık konusu» senetten ... hakların Yatırımcı Tazmin Merkezine intikal etmiş olması nedeniyle davalı banka aleyhine «husumet» yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacılar tarafından dava konusu «hisse senedi» asılları davalı bankaya «ibraz» edilmediğinden «kaydileştirme» işleminin yapılamadığı ve bu çerçevede Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesi uyarınca kaydileştirilmeyen hisse senetlerine ilişkin olarak (varsa) hak sahipliğinin yasal mevzuatta yer ... «hak düşürücü sürenin» geçmesi ile sona erdiği ve bu nedenle söz konusu senetlerin Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) intikal ettiğini, taleplerin YTM'ne yöneltilmesi gerektiğini, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı üzerine, ortaya çıkan hukuki boşluğun, 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren “6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü Maddesinin Dördüncü Fıkrasının Kısmen İptali Üzerine Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" ile doldurulduğunu, bu Yönetmelik ile YTM'ne intikal eden hakların hangi usulle talep edileceğinin zaten belirlendiğini, bu itibarla davacıların dava konusu payları ve buna bağlı haklarını Yatırımcı Tazmin Merkezinden talep etmesi gerektiğini, kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olduğunu, mahkeme kararında hisse senedi değerleri davacıların miras payları oranında tespit edilerek, kâr «payının» miras payı oranında verilmesine karar verilmiş ise de gerekçeli kararda davacıların tam olarak tespit edilmediğini, «mirasçıların» kimler olduğunun tam olarak anlaşılamadığını, murisin veraset ilamında adı geçmeyen ...'ın davada davacı tarafta gösterildiğini, ...’nin vefat ettiğinin yargılama …
… fıkrasındaki düzenlemenin Anayasaya aykırı olduğu iddiasının ciddi bulunmadığı, davacılar vekili tarafından davalı bankaya müraacat edildiği, ancak pay senetlerinin «teslim» edilmemesi nedeniyle Kanun gereği «kaydileştirme» işleminin yapılamadığı, bu durumda davacı vekilinin Sermaye Piyasası Kurulunun davaya «dahil» edilmesi isteminin usul hükümleri gereği mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine k …
İtibar-ı Milli hissesi karşılığı yapılan «bedelsiz» sermaye arttırımları sonucu 0,001 nominal değerli İş Bankası A grubu ve 94,924 nominal değerli İş Bankası C grubu «hisse senedine» sahip oldukları, «son» 5 yılda verilen temettüler neticesinde davacıların 45,52 TL temettü bedeline hak kazandıklarının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, İş Bankası'nın 0,001 A grubu ve 94,924 nominal değerli C grubu hisse senetlerinin miras payları oranında olmak üzere davacılara ait olduklarının tespitine, 697,32 TL kâr «payının» dava tarihi olan 28.04.2011 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalı bankadan tahsili ile hisse payları oranında davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar davalı vekili ile ... …
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aktif dava «ehliyetinin» 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca dava şartı olduğu, taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması gerektiği, davacı vekilinin 10.11.2022 tarihli beyan dilekçesinde ve 15.02.2023 tarihli oturumda; eldeki davadaki talebinin davacının miras «payı» oranında tahsil istemine ilişkin olduğunu beyan ettiği, murisin ölümü ile birlikte tüm «mirasçıların» «tereke» üzerinde elbirliği halinde mülkiyet hakkına sahip olduğu, terekeye iade istemli davaların tüm mirasçılar tarafından birlikte yürütülmesi veya terekeye «temsilci» tayini suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerektiği, eldeki davada davacının alacağın terekeye iadesini talep etmeyip miras hissesi oranında tahsil talebinde bulunduğundan ve elbirliği hükümlerinin geçerli olduğu terekeye ilişkin bir mirasçının miras payı oranında alacak talep etme hakkı bulunmadığı gerekçesi ile davanın «aktif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bankası A.Ş.'nin kuruluşuna 10/4.000.000 oranındaki hisseye karşılık olduğu, sermaye temini hususunda yurt içinde sermaye seferberliği «ilan» edildiği, yurtdışındaki Türk ve Müslüman devlet ve toplululardan para ve paraya tedavül edilecek mühimmat geldiği, bu niteliği gereği değer tespiti istenilen «hisse senedinin» ... bir durumu bulunduğunu, müvekkilinin davalı bankanın kurucu hisse senedinin hak sahibi ... ...'nın torunu olduğunu, babası ... ...'in ise 08.04.1970 tarihinde vefat ettiği, müvekkilinin ... «mirasçı» ve hak sahibi olarak dava yoluna başvurduğunu, davalının sermaye arttırımı yoluna giderken müvekkilinin «temsil» ettiği hisse senedi «dahil» hissedarlara bilgi vermediğini, yapılan tüm sermaye ve «rüçhan hakkı» kullandırılması taleplerinin hisse senedi sahiplerinin katılımı olmaksızın yapıldığını, hisse senedinin piyasada işlerlik kazanabilmesindeki değer tespitinde rüçha …
Mahkemece 15.10.2015 tarih, 2014/82 E. ve 2015/707 K. ile davacı tarafça dava konusu hisse senetlerinin davalı tarafa «ibraz» edilmediği gibi «kaydileştirme» işleminin bile yapılmadığı, bu bilgiler ışığında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunun 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince kaydileştirilmeyen senetlere ilişkin olarak hak sahipliği talebinde bulunamayacağı, bankadan gelen yazı cevabında davacı tarafça herhangi bir kaydileştirme talebinde bulunmadığı, kaldı ki davacı tarafın kaydileştirme talebi bulunduğuna dair herhangi bir beyanı da bulunmadığı, davacının dava konusu senetler için davalı bankaya herhangi bir müracaatı bulunmadığı ve buna ilişkin senet «teslimi» yapılmadığı gibi kaydileştirme işleminin de yapılmadığı açıkça anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:rüçhan hakkı · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · taraf ehliyeti · usulden reddi · ilan · temsil
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aktif dava «ehliyetinin» 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca dava şartı olduğu, taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması gerektiği, davacı vekilinin 10.11.2022 tarihli beyan dilekçesinde ve 15.02.2023 tarihli oturumda; eldeki davadaki talebinin davacının miras «payı» oranında tahsil istemine ilişkin olduğunu beyan ettiği, murisin ölümü ile birlikte tüm «mirasçıların» «tereke» üzerinde elbirliği halinde mülkiyet hakkına sahip olduğu, terekeye iade istemli davaların tüm mirasçılar tarafından birlikte yürütülmesi veya terekeye «temsilci» tayini suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerektiği, eldeki davada davacının alacağın terekeye iadesini talep etmeyip miras hissesi oranında tahsil talebinde bulunduğundan ve elbirliği hükümlerinin geçerli olduğu terekeye ilişkin bir mirasçının miras payı oranında alacak talep etme hakkı bulunmadığı gerekçesi ile davanın «aktif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bankası A.Ş.'nin kuruluşuna 10/4.000.000 oranındaki hisseye karşılık olduğu, sermaye temini hususunda yurt içinde sermaye seferberliği «ilan» edildiği, yurtdışındaki Türk ve Müslüman devlet ve toplululardan para ve paraya tedavül edilecek mühimmat geldiği, bu niteliği gereği değer tespiti istenilen «hisse senedinin» ... bir durumu bulunduğunu, müvekkilinin davalı bankanın kurucu hisse senedinin hak sahibi ... ...'nın torunu olduğunu, babası ... ...'in ise 08.04.1970 tarihinde vefat ettiği, müvekkilinin ... «mirasçı» ve hak sahibi olarak dava yoluna başvurduğunu, davalının sermaye arttırımı yoluna giderken müvekkilinin «temsil» ettiği hisse senedi «dahil» hissedarlara bilgi vermediğini, yapılan tüm sermaye ve «rüçhan hakkı» kullandırılması taleplerinin hisse senedi sahiplerinin katılımı olmaksızın yapıldığını, hisse senedinin piyasada işlerlik kazanabilmesindeki değer tespitinde rüçha …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/7608 E. , 2023/7706 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/474 Esas, 2021/929 Karar
HÜKÜM
Kabul
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, ... dışındaki davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin müteveffa ... ... ...’nın mirasçıları olup, anılan müteveffanın ... İtibari Milli Bankasından hisse senedi aldığının tahmin edildiğini, bankanın 1927 yılında davalı ... Bankasına devredildiğini, davalıya çekilen ihtarnameden bir sonuç alınamadığını ileri sürerek, müteveffa ... ... ...'nın İş Bankasının hissedarı olup olmadığının tespitini, ... hissesinin bedelli-bedelsiz sermaye artırımları sonucunda bugün kaç adet yaptığının ve değerinin kaç TL olduğunun tespitini, hisse senetlerinin müvekkillerine verilmesini, hisse senetlerinin geçmişe dönük ne kadar kâr payı getirdiğinin tespiti ile şimdilik 20.000,00 TL kâr payının faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın sadece ve sadece tahmine dayalı olarak açıldığını, davada delil olarak sunulan hiçbir belgenin delil olarak değerlendirilemeyeceğini savunarak davanın husumet ve esas yönünden reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 02.10.2013 tarih, 2011/376 E. ve 2013/238 K. sayılı karar ile davacı tarafın 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (6362 sayılı Kanun) 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasındaki düzenlemenin Anayasaya aykırı olduğu iddiasının ciddi bulunmadığı, davacılar vekili tarafından davalı bankaya müraacat edildiği, ancak pay senetlerinin teslim edilmemesi nedeniyle Kanun gereği kaydileştirme işleminin yapılamadığı, bu durumda davacı vekilinin Sermaye Piyasası Kurulunun davaya dahil edilmesi isteminin usul hükümleri gereği mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizce onanmış, davacılar vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 19.01.2017 tarih, 2015/12348 E. ve 2017/371 K. sayılı kararıyla davanın 24.08.2011 tarihinde açıldığı, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında "Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde teslimi zorunludur. Teslim edilen sermaye piyasası araçları kendiliğinden hükümsüz hâle gelir. Teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları ise kaydileştirilme kararından sonra borsada işlem göremez, aracı kurumlarca bu sermaye piyasası araçlarının alım satımına aracılık edilemez ve katılma belgelerinin geri alımı yapılamaz. Kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları YTM'ye intikal eder.
Bunların üzerindeki sınırlı aynî haklar kendiliğinden sona ermiş sayılır. Bunlar YTM'nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılır." hükmü getirildiği, mahkemece, açıklanan yasa hükmüne göre davanın reddine karar verildiği, davacılar vekilinin temyiz isteminin, davacıların 6362 sayılı Kanun'un 84 üncü maddesine göre Yatırımcı Tazmin Merkezi'ne başvurma haklarının bulunduğu gerekçesiyle reddedilerek kararın onandığı, karar düzeltme aşamasında, 12.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 22.10.2015 ... ve 2015/29-95 sayılı kararı ile hükme dayanak alınan 6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası hükümlerinin iptal edildiği, iptal kararı müktesep hakları ihlal etmemek kaydıyla derdest davalara da uygulanacağından davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairenin 26.01.2015 ...
2014/1434 E., 2015/971 K. sayılı onama kararı kaldırılarak yerel mahkeme kararı davacı lehine bozulmuştur.
C. Mahkemece Verilen İkinci Karar
Mahkemece 23.10.2019 tarih, 2017/535 E. ve 2019/845 K. sayılı karar ile borsa uzmanı bilirkişiden alınan rapor uyarınca davacıların 10,00 TL nominal bedelli bir adet ... İtibar-ı Milli hissesi karşılığı yapılan bedelsiz sermaye arttırımları sonucu 0,001 nominal değerli İş Bankası A grubu ve 94,924 nominal değerli İş Bankası C grubu hisse senedine sahip oldukları, son 5 yılda verilen temettüler neticesinde davacıların 45,52 TL temettü bedeline hak kazandıklarının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, İş Bankası'nın 0,001 A grubu ve 94,924 nominal değerli C grubu hisse senetlerinin miras payları oranında olmak üzere davacılara ait olduklarının tespitine, 697,32 TL kâr payının dava tarihi olan 28.04.2011 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı bankadan tahsili ile hisse payları oranında davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar davalı vekili ile ...
haricindeki davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 08.03.2021 tarih, 2020/2249 E. ve 2021/2149 K. sayılı kararıyla gerekçe ile hüküm çelişkisi içermeyen, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 ve 298 ... maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun, gerekçe ve hüküm fıkrası arasında çelişki içerecek şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle karar re’sen bozulmuştur.
E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların ... murisi ... ... ...'nın ... İtibari Milli Bankasında mevcut 320142 nolu pay senedine bağlanmış olan payın bu bankanın 1927 yılında İş Bankası ile birleşmesi nedeniyle bu paya karşılık davacıların ... murisine verilmiş olan pay ve iç kaynaklardan sermaye arttrılması sonucu oluşan paylar kapsamında; İş Bankası'nın 0,001 A grubu 1 ve 94,924 nominal değerli C grubu 1 hisse senedinin miras payları oranında olmak üzere davacılara ait olduklarının tespitine, davacılar her ne kadar 20.000,00 TL kâr payı talep etmiş ise de davanın açılmasından geriye doğru 5 yıllık süre içerisinde davacılara ödenmesi gereken kar payının 45,52 TL olduğu tespit edildiğinden davanın kısmen kabulü ile 45,52 TL kâr payının dava tarihi olan 28.04.2011 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı bankadan tahsili ile hisse payları oranında davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... dışındaki davacılar vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı ... dışındaki davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; yerel Mahkemenin gerekçeli kararında kısa kararla çelişkili hüküm oluşturduğunu, Mahkemenin dava konusu hisse senedinin sermaye artışları sonucunda A grubu 0,002 ve C grubu 189,848 nominal değerde olduğu tespitinde bulunması ve kâr payı alacağını da 2 ... oranında hüküm altına alması gerektiğini, Mahkemenin bozma aşamasından sonra Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1982/145 E., 1983/50 K. sayılı emsal kararını ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Dilekçe Komisyon Başkanlığı'nın 25.06.2013 tarihli kararının 5. Paragrafındaki Hazine Müsteşarlığının cevabi yazısını hiç dikkate almadığını, Mahkeme ve kesin hesap bilirkişisinin, ...
İtibar-ı Milli Bankasının davalı ... Bankası A.Ş.'ye devrine dayanak 1116 sayılı Kanun'un 2 nci maddesini hiç dikkate almadığını, davalı ... Bankası 1927 yılındaki devirden sonra 1116 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine göre devlet namına 50.000 adet ... İtibar-ı Milli Bankası hisse senedini 50.000 adet İş Bankası hisse senedi ile değiştirdiğini, davalı bankanın Hazinenin 50.000 adet hisse senedinden başka diğer hisse senetlerini de 1116 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin son cümlesine göre birebir değiştirmek zorunda olduğunu, dava dosyasına sunmuş oldukları deliller ile bu argümanlarını ispatlamış bulundukları halde yerel mahkemenin bu delilleri hiç dikkate almadığını, TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanlığına verdikleri 01.03.2013 tarihli dilekçeye verilen cevabi yazının 1 ...
sayfasının 5 ... paragrafında, "Hazine Müsteşarlığından alınan cevabi yazıda; konuya ilişkin olarak müsteşarlık belgelerinin incelenmesi neticesinde, mahkeme kararları ile ... İtibar-ı Milli Bankasına ait olan toplam 4 adet hissenin tereke yolu ile müşteşarlığa geçtiği ve bu senetlerin T. İş Bankası A.Ş.'ye ait toplam 4 adet hisse ile değiştirildiğinin görüldüğü" beyan edildiği, ileri sürdükleri iddialarının Hazine Müşteşarlığının yazısı ile doğrulandığını, davalı bankanın, Hazineye miras yolu ile intikal eden 4 adet ... İtibar-ı Milli Bankası hisse senedini de 4 adet İş Bankası hisse senedi ile değiştirdiğini, ayrıca Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1982/145 E., 1983/50 K. sayılı emsal kararının da ...
... adına kayıtlı ... İtibar-ı Milli Bankasına ait 26017 sayılı bir adet hisse senedinin davalı bankanın bir adet hisse senedi ile değiştirilmesi gerektiğine hükmettiğini, yerel mahkemece dosyada bulunan bu iki önemli delilin dikkate alınmadığını, birleşme bilançolarının bankadan yazı ile istenilmesi taleplerinin kabul görmediğini, Osmanlıca bilirkişisi ile Hazine adına kayıtlı 50.000 adet hisse senedi ile davaya konu hisse senedi için ne kadar ödeme yapıldığı hususunda kayıtlarda inceleme yapılması talep edilmişse de bu taleplerinin yerel mahkemece dikkate alınmayarak eksik inceleme ile hüküm oluşturulduğu, davalı bankanın Hazineye ait ... İtibar-ı Milli Bankası hisse senetlerini İş Bankasının hisse senetleri ile birebir değiştirdiğini, ...
..., ... ... ... ..., ... ... ... ve sair namına kayıtlı ... İtibar-ı Milli Bankası hisse senetlerini 2 adetini İş Bankasının 1 adet hisse senedi ile değiştirdiğini, mahkemece dava konusu hisse senedinin sermaye artışları sonucunda (A) grubu 0,002 ve (C) grubu 189,848 nominal değerde olduğu tespitinde bulunması ve kâr payı alacağını da 2 ... oranında hüküm altına alması gerekirken, (A) grubu 0,001 ve (C) grubu 94,924 nominal değer olduğu tespitine karar vermesinin 1116 sayılı Kanun'un 2 nci maddesindeki emredici düzenlemeye, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Kanun Önünde Eşitlik" başlıklı 10 uncu maddesine, "Mülkiyet Hakkı" başlıklı 35 ... maddesine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 nolu protokolünün 1 ...
maddesinde düzenlenen "Mülkiyetin Korunması" ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen "Ayrımcılık Yasağı" ve "... Yargılanma Hakkı" başlıklı düzenlemelerine açıkça aykırı olduğunu, hesap bilirkişisinin davalı banka kayıt ve defterlerinde kâr payı yönünden bir inceleme yapmamasının da büyük bir eksiklik olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı banka nezdinde bulunan ... İtibar-ı Milli Bankası hisse senetlerinin kayıtlı olduğu pay defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda 320142 numaralı senedin Tekfurdağı’na bağlı ... Karyesinden ... ... adına kayıtlı olduğu, davacıların murisi olduğu belirtilen ... Şipar ismine pay defterinde rastlanmadığının tespit edildiği, uyuşmazlık konusu senetten ... hakların Yatırımcı Tazmin Merkezine intikal etmiş olması nedeniyle davalı banka aleyhine husumet yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacılar tarafından dava konusu hisse senedi asılları davalı bankaya ibraz edilmediğinden kaydileştirme işleminin yapılamadığı ve bu çerçevede Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesi uyarınca kaydileştirilmeyen hisse senetlerine ilişkin olarak (varsa) hak sahipliğinin yasal mevzuatta yer ...
hak düşürücü sürenin geçmesi ile sona erdiği ve bu nedenle söz konusu senetlerin Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) intikal ettiğini, taleplerin YTM'ne yöneltilmesi gerektiğini, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı üzerine, ortaya çıkan hukuki boşluğun, 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren “6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü Maddesinin Dördüncü Fıkrasının Kısmen İptali Üzerine Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" ile doldurulduğunu, bu Yönetmelik ile YTM'ne intikal eden hakların hangi usulle talep edileceğinin zaten belirlendiğini, bu itibarla davacıların dava konusu payları ve buna bağlı haklarını Yatırımcı Tazmin Merkezinden talep etmesi gerektiğini, kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olduğunu, mahkeme kararında hisse senedi değerleri davacıların miras payları oranında tespit edilerek, kâr payının miras payı oranında verilmesine karar verilmiş ise de gerekçeli kararda davacıların tam olarak tespit edilmediğini, mirasçıların kimler olduğunun tam olarak anlaşılamadığını, murisin veraset ilamında adı geçmeyen ...'ın davada davacı tarafta gösterildiğini, ...’nin vefat ettiğinin yargılama sırasında anlaşıldığını, bu kişinin mirasçılarının kararda belirtilmediğini, gerekçeli kararda vefat eden kişilerin adlarının yazıldığını, kararda ...
Oymak mirasçıları ... ile ...'in karar başlığında davacı olarak yer almadığı, 24.06.2022 tarihli ek karar ile davaya taraf eklenmek suretiyle giderilmeye çalışıldığını, tesis edilen kararda davacıların kim olduğu, kararın ne şekilde icra edileceğinin adeta içinden çıkılmaz bir hale sokulduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacılar murisi ... ... ...'nın, davalı bankanın hissedarı olup olmadığı, hissedarı ise kaç adet ... hissesinin bulunduğu, ... hissenin sermaye arttırımları sonucunda bugün kaç adet yaptığı ve değeri ile hisse senetlerinin geçmişe dönük ne kadar kâr payı getirdiğinin tesbiti ile fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması kaydı ile 20.000,00 TL kâr payının en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi, 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının Kısmen İptali Üzerine Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik.
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Dava, davacılar murisi ... ... ...'nın, davalı bankanın hissedarı olup olmadığı, hissedarı ise kaç adet ... hissesinin bulunduğu, ... hissenin sermaye arttırımları sonucunda bugün kaç adet yaptığı ve değeri ile hisse senetlerinin geçmişe dönük ne kadar kâr payı getirdiğinin tesbiti ile fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması kaydı ile 20.000,00 TL kâr payının en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan tahsili istemine ilişkindir. 6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçlarının YTM'ye intikal edeceği, bunların üzerindeki sınırlı ayni hakların kendiliğinden sona ermiş sayılacağı, bunların YTM’nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılacağının düzenlendiği, ancak, Anayasa Mahkemesi'nin 12.11.2015 tarih ve 29530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22.10.2015 tarih ve 2015/29 E., 2015/95 K.
sayılı kararıyla bu düzenlemenin iptaline karar verildiği, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı üzerine, ortaya çıkan hukuki boşluğun, 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren “6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü Maddesinin Dördüncü Fıkrasının Kısmen İptali Üzerine Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" ile doldurulduğu, anılan Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde; "Kayden izlenmeye başlandığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmediği için mülkiyeti YTM’ye intikal eden sermaye piyasası araçlarından; ilgili mevzuat uyarınca satışı yapılmamış olanlar 8 ... maddede belirtilen esaslar çerçevesinde aynen, satışı yapılmış olanlar ise 9 uncu maddedeki esaslar çerçevesinde belirlenen satış tutarları dikkate alınarak, 10 uncu maddede belirtilen nemaları ile birlikte, YTM’ye başvuran hak sahiplerine EK-1’de yer ...
taahhütname ve ibraname alınmak kaydıyla ödenir. Ödeme için 5 ... maddede yer ... belgelerle birlikte YTM’ye başvurulması gerekmektedir." denildiği, bu Yönetmelik ile YTM'ne intikal eden hakların hangi usulle talep edileceğinin belirlendiği, davaya konu hisselerin kaydileştirilmeleri için fiziken teslim edilmemiş olmaları ve yedi yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle YTM'ye intikal etmelerinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı, Anayasa Mahkemesince iptal edilen kanun hükmünün, iptal kararından önce hisselere sahip olan YTM'ye sağladığı haklar varlığını sürdürmekte olup iptal kararıyla birlikte payların davalı ... Bankasına dönmüş olmadığı, davacı tarafın dava konusu ettiği hisselerin belirtilen süre içerisinde kaydileştirilmeleri için fiziken teslim edilmemiş olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile ...
olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafça davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, ancak YTM'den duruma göre aynen iade veya bedel talep edilebileceği, davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkı bulunmadığından davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle Mahkemece davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Mahkeme kararının BOZULMASINA,
3. Bozma sebebine göre ... dışındaki davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
26.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/990233400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz