Hisse değerinin tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/2381 E. 2017/5106 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kaydileştirme↗ pasif husumet ehliyeti↗ sermaye piyasası kanunu↗ husumet ehliyeti↗ hisse senedi↗ derdestlik↗ pasif husumet↗ husumet yokluğu↗ taraf ehliyeti↗ teslim↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava tarihi itibarı ile davada davalı ... Tic. AŞ’nin pasif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacının murisine ait hisse senedinin bugünkü değerinin ve geçmişe dönük kâr paylarının tespiti ile senet değerinin tahsili istemine ilişkindir.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesinde "Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde teslimi zorunludur. Teslim edilen sermaye piyasası araçları kendiliğinden hükümsüz hâle gelir. Teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları ise kaydileştirilme kararından sonra borsada işlem göremez, aracı kurumlarca bu sermaye piyasası araçlarının alım satımına aracılık edilemez ve katılma belgelerinin geri alımı yapılamaz. Kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları YTM'ye intikal eder. Bunların üzerindeki sınırlı aynî haklar kendiliğinden sona ermiş sayılır. Bunlar YTM'nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılır." hükmü getirilmiştir. Yerel mahkemece, açıklanan yasa hükmüne göre davanın reddine karar verilmişse de, karar tarihinden sonra 12.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 22.10.2015 gün ve 2015/29-95 sayılı kararı ile hükme dayanak alınan 6362 sayılı SPK 13/4 maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı cümleleri iptal edilmiş olup, iptal kararı müktesep hakları ihlal etmemek kaydıyla derdest davalara da uygulanacağından kararın davacı lehine bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Hisse değerinin tespiti | Alacak 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5456 E. 2017/3636 K.
Ortak:kaydileştirme · hisse senedi · derdestlik · teslim · Hisse değerinin tespiti | Alacak
İncelediğiniz kararda1- Dava, davacının murisine ait «hisse senedinin» bugünkü değerinin ve geçmişe dönük kâr paylarının tespiti ile senet değerinin tahsili istemine ilişkindir.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesinde "Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde «teslimi» zorunludur.
Teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları ise «kaydileştirilme» kararından sonra borsada işlem göremez, aracı kurumlarca bu sermaye piyasası araçlarının alım satımına aracılık edilemez ve katılma belgelerinin geri alımı yapılamaz.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankaya yazılan müzekkere cevabında, 31.12.2012 tarihi itibariyle bankalarına «kaydileştirmek» üzere başvuru yapılmadığı, bankalarına «teslim» edilmemiş olan fiziki pay senetleri üzerindeki hakların Yatırımcı Tazmin Merkezi'ne intikal ettiği, dolayısıyla pay sahiplerine dair fiziki pay senetlerinin kaydil …
1- Dava, davacının murisine ait «hisse senedinin» bugünkü değerinin ve geçmişe dönük kâr paylarının tespiti ile senet değerinin tahsili istemine ilişkindir.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesinde "Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde «teslimi» zorunludur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12348 E. 2017/371 K.
Ortak:kaydileştirme · derdestlik · teslim
İncelediğiniz kararda6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesinde "Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde «teslimi» zorunludur.
Teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları ise «kaydileştirilme» kararından sonra borsada işlem göremez, aracı kurumlarca bu sermaye piyasası araçlarının alım satımına aracılık edilemez ve katılma belgelerinin geri alımı yapılamaz.
Kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar «teslim» edilmeyen sermaye piyasası araçları YTM'ye intikal eder.
Benzer bu karardaDava 24.08.2011 tarihinde açılmış olup yargılama sırasında yürürlüğe giren 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesinde "Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde «teslimi» zorunludur.
Teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları ise «kaydileştirilme» kararından sonra borsada işlem göremez, aracı kurumlarca bu sermaye piyasası araçlarının alım satımına aracılık edilemez ve katılma belgelerinin geri alımı yapılamaz.
Kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar «teslim» edilmeyen sermaye piyasası araçlar...'ye intikal eder.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kâr payı · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda1- Dava, davacılar murisi...'nın, davalı bankanın hissedarı olup olmadığı, hissedarı ise kaç adet kök hissesinin bulunduğu, kök hissenin sermaye arttırımları sonucunda bugün kaç adet yaptığı ve değeri ile hisse senetlerinin geçmişe dönük ne kadar kâr «payı» getirdiğinin tesbiti ile fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması «kaydı» ile 20.000,00 TL kâr payının en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
-
Alacak | Hisse değerinin tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2591 E. 2024/717 K.
Ortak:kaydileştirme · husumet ehliyeti · hisse senedi · derdestlik · taraf ehliyeti · teslim · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaAŞ’nin «pasif husumet ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1- Dava, davacının murisine ait «hisse senedinin» bugünkü değerinin ve geçmişe dönük kâr paylarının tespiti ile senet değerinin tahsili istemine ilişkindir.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesinde "Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde «teslimi» zorunludur.
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aktif dava «ehliyetinin» 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca dava şartı olduğu, taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması gerektiği, davacı vekilinin 10.11.2022 tarihli beyan dilekçesinde ve 15.02.2023 tarihli oturumda; eldeki davadaki talebinin davacının miras «payı» oranında tahsil istemine ilişkin olduğunu beyan ettiği, murisin ölümü ile birlikte tüm «mirasçıların» «tereke» üzerinde elbirliği halinde mülkiyet hakkına sahip olduğu, terekeye iade istemli davaların tüm mirasçılar tarafından birlikte yürütülmesi veya terekeye «temsilci» tayini suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerektiği, eldeki davada davacının alacağın terekeye iadesini talep etmeyip miras hissesi oranında tahsil talebinde bulunduğundan ve elbirliği hükümlerinin geçerli olduğu terekeye ilişkin bir mirasçının miras payı oranında alacak talep etme hakkı bulunmadığı gerekçesi ile davanın «aktif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece 15.10.2015 tarih, 2014/82 E. ve 2015/707 K. ile davacı tarafça dava konusu hisse senetlerinin davalı tarafa «ibraz» edilmediği gibi «kaydileştirme» işleminin bile yapılmadığı, bu bilgiler ışığında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunun 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince kaydileştirilmeyen senetlere ilişkin olarak hak sahipliği talebinde bulunamayacağı, bankadan gelen yazı cevabında davacı tarafça herhangi bir kaydileştirme talebinde bulunmadığı, kaldı ki davacı tarafın kaydileştirme talebi bulunduğuna dair herhangi bir beyanı da bulunmadığı, davacının dava konusu senetler için davalı bankaya herhangi bir müracaatı bulunmadığı ve buna ilişkin senet «teslimi» yapılmadığı gibi kaydileştirme işleminin de yapılmadığı açıkça anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Birinci Bozma Kararı Dairemizin 12.06.2017 tarih, 2016/5456 E. ve 2017/3636 K. sayılı kararıyla, 6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince "Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde «teslimi» zorunludur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:rüçhan hakkı · tereke · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · mirasçılık · usulden reddi · kâr payı · ilan
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aktif dava «ehliyetinin» 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca dava şartı olduğu, taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması gerektiği, davacı vekilinin 10.11.2022 tarihli beyan dilekçesinde ve 15.02.2023 tarihli oturumda; eldeki davadaki talebinin davacının miras «payı» oranında tahsil istemine ilişkin olduğunu beyan ettiği, murisin ölümü ile birlikte tüm «mirasçıların» «tereke» üzerinde elbirliği halinde mülkiyet hakkına sahip olduğu, terekeye iade istemli davaların tüm mirasçılar tarafından birlikte yürütülmesi veya terekeye «temsilci» tayini suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerektiği, eldeki davada davacının alacağın terekeye iadesini talep etmeyip miras hissesi oranında tahsil talebinde bulunduğundan ve elbirliği hükümlerinin geçerli olduğu terekeye ilişkin bir mirasçının miras payı oranında alacak talep etme hakkı bulunmadığı gerekçesi ile davanın «aktif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bankası A.Ş.'nin kuruluşuna 10/4.000.000 oranındaki hisseye karşılık olduğu, sermaye temini hususunda yurt içinde sermaye seferberliği «ilan» edildiği, yurtdışındaki Türk ve Müslüman devlet ve toplululardan para ve paraya tedavül edilecek mühimmat geldiği, bu niteliği gereği değer tespiti istenilen «hisse senedinin» ... bir durumu bulunduğunu, müvekkilinin davalı bankanın kurucu hisse senedinin hak sahibi ... ...'nın torunu olduğunu, babası ... ...'in ise 08.04.1970 tarihinde vefat ettiği, müvekkilinin ... «mirasçı» ve hak sahibi olarak dava yoluna başvurduğunu, davalının sermaye arttırımı yoluna giderken müvekkilinin «temsil» ettiği hisse senedi «dahil» hissedarlara bilgi vermediğini, yapılan tüm sermaye ve «rüçhan hakkı» kullandırılması taleplerinin hisse senedi sahiplerinin katılımı olmaksızın yapıldığını, hisse senedinin piyasada işlerlik kazanabilmesindeki değer tespitinde rüçha …
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1817 E. 2024/4884 K.
Ortak:kaydileştirme · pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · hisse senedi · pasif husumet · husumet yokluğu · taraf ehliyeti · teslim · dava şartı
İncelediğiniz karardaAŞ’nin «pasif husumet ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1- Dava, davacının murisine ait «hisse senedinin» bugünkü değerinin ve geçmişe dönük kâr paylarının tespiti ile senet değerinin tahsili istemine ilişkindir.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesinde "Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde «teslimi» zorunludur.
Benzer bu kararda… olup ilgili madde de yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiş olup kanundan sonra Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 13 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası «dahil» istisnasız bütün maddeleri kanunun ilk sayfasında da belirtildiği üzere Resmi Gazete'de yayımlanma tarihi olan 30.12.2012 tarihi olmasına rağmen mahkemenin kanun yürürlükte olmadığı halde Sermaye Piyasası Kurulu'nun 28.10.2005 tarih ve 43/1318 sayılı kararında «kaydileştirme» tarihinin 28.11.2005 tarihi olduğu gerekçesi ile kaydileştirme tarihini 28.11.2005 tarihi olarak kabul etmesinin hatalı olduğunu, Anayasa Mahkemesi'nin 6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin özellikle dördüncü cümlesini iptal etmesinden önce dahi kanunun yürürlük tarihi bakımından 30.12.2012 tarihinin dikkate alınması gerekirken eski tarihli kurul kararının dikkate alınmasının kanunların geriye yürümezliği ilkesine açıkça aykırılık oluşturduğunu, mahkeme gerekçesinde kaydileştirme tarihinin 28.11.2005 tarihi olarak kabul etmesinin gerekçesi olarak yasa koyucunun iradesi olduğunu beyan etmiş olsa da gerekçesinde belirtmiş olduğu Sermaye Piyasası Kurulu'nun kararı incelendiğinde kararı alanın yasa koyucu değil Sermaye Piyasası Kurulu olduğunun görüleceğini, davalının Anayasaya aykırılığı çok açık olan “kayden izlenmeye başlayan hisse senetlerinin mülkiyetinin” ihraççıya, YTM'ye geçmesi kuralı için öngörülen 7 yıllık süre içinde senetlerin «teslimi» zorunluluğunun ihlalinin yaptırımı olarak mülkiyet hakkının YTM’ye geçmesi yaptırımı için aranılan 7 yıllık süreyi geçişten itibaren başlattığını, böylece yasa yürürlüğe girdiği anda 7 yıllık süresi dolmuş olan yatırımcıların hisselerinin mülkiyetini hissedarların iradesine aykırı olarak onlardan alıp YTM’ye devrettiğini, yasa koyucunun iradesi olmayan, kurul kararı doğrultusunda ve Anayasa Mahkemesi'nce iptaline karar verilen hükme aykırı olarak devir işlemini gerçekleştiren taraf olarak dava ile ilgisi bulunduğunu, kaldı ki davalı şirketin 7 yıllık sürenin dolduğunu hatalı bir şekilde tespit ederek müvekkiline ait hisse senetlerinin doğrudan devir işlemini yapan «tüzel kişilik» olduğunu, dolayısıyla «pasif husumet ehliyetinin» doğrudan davalı şirkete ait olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
… enle iptal kararından önce tamamlanmış işlemlere etkisinin bulunmadığı, iptal kararından sonra kayden izlenmeye başlandığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar «teslim» edilmediği için mülkiyeti YTM'ye intikal eden sermaye piyasası araçlarının 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (6362 sayılı Kanun) 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının kısmen iptali üzerine Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik çerçevesinde hak sahiplerine YTM tarafından iadesinin yapılmasının mümkün olduğunun düzenlendiği, düzenlenen bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve «denetime elverişli» olduğu, davacının dava konusu tazmin taleplerinin muhatabının YTM olduğu ve davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen hisselerin belirtilen süre içerisinde «kaydileştirilmemiş» olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafından davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafın YTM cevabi yazısında bildirildiği gibi YTM'den ancak duruma göre aynen iade veya bedel talep edebileceği, hal böyle olunca davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkı bulunmadığı, dolayısıyla davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği, mahkemece davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:pay sahipliğinin tespiti · elbirliği mülkiyeti · pay sahipliği sıfatı · hamiline yazılı hisse senedi · pay sahipliği · bedelsizlik · pasif husumet yokluğu · mirasçılık
Benzer bu karardaDekoratif Yüzeyler Sanayi ve Ticaret A.Ş.’deki nama ve «hamiline» yazılı hisselerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 416 ncı hükmüne aykırı olarak davalıdan dava dışı YTM'ye devrinin şekle ayrılık sebebiyle «geçersizliğinin» ve müvekkilinin «pay sahipliği sıfatının» ve miktarının tespitini, aynı tazmin taleplerinin reddi halinde bedelli «bedelsiz» tüm hisselerin yasal ve akdi bütün getirilere ile birlikte ödeme tarihindeki Borsa İstanbul Pay Piyasasındaki cari değeri üzerinden yasal ana para ve «temerrüt faizi» ile birlikte nakdi tazminine, 741,11 TL noter «ihtar» «masrafı» başta olmak üzere vekâlet ücreti «dahil» tüm «yargılama giderlerinin» davalı şirkette yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «kaydileştirilmemiş» hisse senetlerinin YTM'ye devrinin «geçersizliği», «pay sahipliğinin tespiti» ve payların aynen iade olmadığı takdirde nakden tazmini istemlerine ilişkin açılan davada davalıya «husumet» yöneltilip yöneltilemeyeceği noktasında toplanmıştır.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 15.02.2013 tarihinde vefat eden miras bırakan Davut Tellioğlu’nun 1/8 oranında «mirasçısı» olduğunu, miras bırakanın halka açık ve hisse senetleri borsaya kote edilmiş ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7608 E. 2023/7706 K.
Ortak:kaydileştirme · hisse senedi · derdestlik · pasif husumet · husumet yokluğu · teslim · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaAŞ’nin «pasif husumet ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1- Dava, davacının murisine ait «hisse senedinin» bugünkü değerinin ve geçmişe dönük kâr paylarının tespiti ile senet değerinin tahsili istemine ilişkindir.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesinde "Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde «teslimi» zorunludur.
Benzer bu karardaBankasına dönmüş olmadığı, davacı tarafın dava konusu ettiği hisselerin belirtilen süre içerisinde «kaydileştirilmeleri» için fiziken «teslim» edilmemiş olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile ... olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafça davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, ancak YTM'den duruma göre aynen iade veya bedel talep edilebileceği, davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkı bulunmadığından davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle Mahkemece davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Şipar ismine «pay defterinde» rastlanmadığının tespit edildiği, «uyuşmazlık konusu» senetten ... hakların Yatırımcı Tazmin Merkezine intikal etmiş olması nedeniyle davalı banka aleyhine «husumet» yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacılar tarafından dava konusu «hisse senedi» asılları davalı bankaya «ibraz» edilmediğinden «kaydileştirme» işleminin yapılamadığı ve bu çerçevede Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesi uyarınca kaydileştirilmeyen hisse senetlerine ilişkin olarak (varsa) hak sahipliğinin yasal mevzuatta yer ... «hak düşürücü sürenin» geçmesi ile sona erdiği ve bu nedenle söz konusu senetlerin Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) intikal ettiğini, taleplerin YTM'ne yöneltilmesi gerektiğini, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı üzerine, ortaya çıkan hukuki boşluğun, 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren “6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü Maddesinin Dördüncü Fıkrasının Kısmen İptali Üzerine Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" ile doldurulduğunu, bu Yönetmelik ile YTM'ne intikal eden hakların hangi usulle talep edileceğinin zaten belirlendiğini, bu itibarla davacıların dava konusu payları ve buna bağlı haklarını Yatırımcı Tazmin Merkezinden talep etmesi gerektiğini, kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olduğunu, mahkeme kararında hisse senedi değerleri davacıların miras payları oranında tespit edilerek, kâr «payının» miras payı oranında verilmesine karar verilmiş ise de gerekçeli kararda davacıların tam olarak tespit edilmediğini, «mirasçıların» kimler olduğunun tam olarak anlaşılamadığını, murisin veraset ilamında adı geçmeyen ...'ın davada davacı tarafta gösterildiğini, ...’nin vefat ettiğinin yargılama …
… fıkrasındaki düzenlemenin Anayasaya aykırı olduğu iddiasının ciddi bulunmadığı, davacılar vekili tarafından davalı bankaya müraacat edildiği, ancak pay senetlerinin «teslim» edilmemesi nedeniyle Kanun gereği «kaydileştirme» işleminin yapılamadığı, bu durumda davacı vekilinin Sermaye Piyasası Kurulunun davaya «dahil» edilmesi isteminin usul hükümleri gereği mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine k …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nemalandırma · tereke · kâr payı alacağı · ibraname · kar payı · emredici hüküm · bedelsizlik · pasif husumet yokluğu
Benzer bu karardaİtibar-ı Milli Bankası hisse senetlerini 2 adetini İş Bankasının 1 adet «hisse senedi» ile değiştirdiğini, mahkemece dava konusu hisse senedinin sermaye artışları sonucunda (A) grubu 0,002 ve (C) grubu 189,848 nominal değerde olduğu tespitinde bulunması ve kâr «payı alacağını» da 2 ... oranında hüküm altına alması gerekirken, (A) grubu 0,001 ve (C) grubu 94,924 nominal değer olduğu tespitine karar vermesinin 1116 sayılı Kanun'un 2 nci maddesindeki «emredici» düzenlemeye, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Kanun Önünde Eşitlik" başlıklı 10 uncu maddesine, "Mülkiyet Hakkı" başlıklı 35 ... maddesine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 nolu «protokolünün» 1 ... maddesinde düzenlenen "Mülkiyetin Korunması" ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen "Ayrımcılık Yasağı" ve "...
6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar «teslim» edilmeyen sermaye piyasası araçlarının YTM'ye intikal edeceği, bunların üzerindeki sınırlı ayni hakların kendiliğinden sona ermiş sayılacağı, bunların YTM’nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılacağının düzenlendiği, ancak, Anayasa Mahkemesi'nin 12.11.2015 tarih ve 29530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22.10.2015 tarih ve 2015/29 E., 2015/95 K. sayılı kararıyla bu düzenlemenin iptaline karar verildiği, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı üzerine, ortaya çıkan hukuki boşluğun, 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren “6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü Maddesinin Dördüncü Fıkrasının Kısmen İptali Üzerine Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" ile doldurulduğu, anılan Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde; "Kayden izlenmeye başlandığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmediği için mülkiyeti YTM’ye intikal eden sermaye piyasası araçlarından; ilgili mevzuat uyarınca satışı yapılmamış olanlar 8 ... maddede belirtilen esaslar çerçevesinde aynen, satışı yapılmış olanlar ise 9 uncu maddedeki esaslar çerçevesinde belirlenen satış tutarları dikkate alınarak, 10 uncu maddede belirtilen «nemaları» ile birlikte, YTM’ye başvuran hak sahiplerine EK-1’de yer ... «taahhütname» ve «ibraname» alınmak kaydıyla ödenir.
İtibar-ı Milli hissesi karşılığı yapılan «bedelsiz» sermaye arttırımları sonucu 0,001 nominal değerli İş Bankası A grubu ve 94,924 nominal değerli İş Bankası C grubu «hisse senedine» sahip oldukları, «son» 5 yılda verilen temettüler neticesinde davacıların 45,52 TL temettü bedeline hak kazandıklarının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, İş Bankası'nın 0,001 A grubu ve 94,924 nominal değerli C grubu hisse senetlerinin miras payları oranında olmak üzere davacılara ait olduklarının tespitine, 697,32 TL kâr «payının» dava tarihi olan 28.04.2011 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalı bankadan tahsili ile hisse payları oranında davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar davalı vekili ile ... …
… urisine verilmiş olan pay ve iç kaynaklardan sermaye arttrılması sonucu oluşan paylar kapsamında; İş Bankası'nın 0,001 A grubu 1 ve 94,924 nominal değerli C grubu 1 «hisse senedinin» miras payları oranında olmak üzere davacılara ait olduklarının tespitine, davacılar her ne kadar 20.000,00 TL kâr «payı» talep etmiş ise de davanın açılmasından geriye doğru 5 yıllık süre içerisinde davacılara ödenmesi gereken «kar payının» 45,52 TL olduğu tespit edildiğinden davanın kısmen kabulü ile 45,52 TL kâr payının dava tarihi olan 28.04.2011 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalı bankadan tahsili ile hisse payları oranında davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1882 E. 2023/5910 K.
Ortak:kaydileştirme · hisse senedi · derdestlik · pasif husumet · husumet yokluğu · teslim · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaAŞ’nin «pasif husumet ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1- Dava, davacının murisine ait «hisse senedinin» bugünkü değerinin ve geçmişe dönük kâr paylarının tespiti ile senet değerinin tahsili istemine ilişkindir.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesinde "Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde «teslimi» zorunludur.
Benzer bu karardaBankasına dönmüş olmadığı, davacı tarafın dava konusu ettiği hisselerin belirtilen süre içerisinde «kaydileştirilmemiş» olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafından davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, YTM'nin cevabi yazısında bildirildiği gibi YTM'den ancak duruma göre aynen iade veya bedel talep edilebileceği, hal böyle olunca davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkının bulunmadığı, dolayısıyla davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği, Mahkemece davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, dava «şartı yokluğu» nedeniyle usulden reddedilmesinin yerinde görülmediği, ayrıca davacı ve «asli müdahale» talep edenin ortak kök murise ait olduğunu iddia ettikleri paylara ilişkin hak iddia ettiği, dolayısıyla üzerinde hak iddia edilen payların terekeye «dahil» olduğu, bu nedenle «tereke» adına davanın açılması gerektiği, diğer «mirasçıların» davacı ile aynı yöndeki beyanlarının davaya «muvafakat» verme hükmünde olduğu, dolayısıyla davaya müdahale talep edenin istinaf dilekçesinin, ayrı bir istinaf başvurusu olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle asli müdahale talep eden vekilinin «istinaf dilekçesinin reddine», davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… belirtilen kararı ile Sermaye Piyasası Kanunu'nun (SPK) 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar «teslim» edilmeyen sermaye piyasası araçlarının YTM'ye intikal edeceği, bunların üzerindeki sınırlı ayni hakların kendiliğinden sona ermiş sayılacağı, bunların YTM’nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılacağının düzenlendiği, ancak, Anayasa Mahkemesi'nin 12.11.2015 tarih ve 29530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22.10.2015 tarih ve 2015/29 E., 2015/95 K. sayılı kararıyla bu düzenlemenin iptaline karar verildiği, iptal kararının müktesep hakları ihlal etmemek kaydıyla «derdest» davalara da uygulanacağı, söz konusu hisselerin fiziken teslim edilmediği anlaşıldığından YTM'ye intikal ettiğinin değerlendirildiği, hal böyle olunca dava konusu hisselerin «kaydileştirilmeleri» için teslim edilmemiş olmaları ve yedi yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle YTM'ye intikal etmelerinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı, Anayasa Mahkemesince …
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline intikal eden Osmanlı İtibarı Milli Bankası'na ait on adet 10 Osmanlı Liralık hisse senetlerinin bedelli-«bedelsiz» «sermaye artırımları» sonucunda değerinin tespiti ile kaç adet «hisse senedi» yaptığının tespitini mahkemeden talep edilmiş olmasına rağmen ve bu hisse senetleri Osmanlı İtibari Milli Bankasından İş Bankasına geçmiş olduğundan davada İş Bankasının taraf sıfatının bulunduğunu ve bu davayı açmakta müvekkilinin ve diğer murislerin «hukuki yararı» bulunduğunu, bu nedenle mahkemenin esasa girmişken gerekli inceleme yapmadan «usulden reddine» karar vermesinin hakka ve hukuka aykırı olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:istinaf dilekçesinin reddi · asli müdahale · tereke · mazeret · yokluk · sermaye artırımı · bedelsizlik · pasif husumet yokluğu
Benzer bu karardaBankasına dönmüş olmadığı, davacı tarafın dava konusu ettiği hisselerin belirtilen süre içerisinde «kaydileştirilmemiş» olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafından davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, YTM'nin cevabi yazısında bildirildiği gibi YTM'den ancak duruma göre aynen iade veya bedel talep edilebileceği, hal böyle olunca davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkının bulunmadığı, dolayısıyla davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği, Mahkemece davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, dava «şartı yokluğu» nedeniyle usulden reddedilmesinin yerinde görülmediği, ayrıca davacı ve «asli müdahale» talep edenin ortak kök murise ait olduğunu iddia ettikleri paylara ilişkin hak iddia ettiği, dolayısıyla üzerinde hak iddia edilen payların terekeye «dahil» olduğu, bu nedenle «tereke» adına davanın açılması gerektiği, diğer «mirasçıların» davacı ile aynı yöndeki beyanlarının davaya «muvafakat» verme hükmünde olduğu, dolayısıyla davaya müdahale talep edenin istinaf dilekçesinin, ayrı bir istinaf başvurusu olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle asli müdahale talep eden vekilinin «istinaf dilekçesinin reddine», davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline intikal eden Osmanlı İtibarı Milli Bankası'na ait on adet 10 Osmanlı Liralık hisse senetlerinin bedelli-«bedelsiz» «sermaye artırımları» sonucunda değerinin tespiti ile kaç adet «hisse senedi» yaptığının tespitini mahkemeden talep edilmiş olmasına rağmen ve bu hisse senetleri Osmanlı İtibari Milli Bankasından İş Bankasına geçmiş olduğundan davada İş Bankasının taraf sıfatının bulunduğunu ve bu davayı açmakta müvekkilinin ve diğer murislerin «hukuki yararı» bulunduğunu, bu nedenle mahkemenin esasa girmişken gerekli inceleme yapmadan «usulden reddine» karar vermesinin hakka ve hukuka aykırı olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
Asli müdahale talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyanın karara çıktığı celse tarihi olan 19.02.2020 tarihli duruşmaya «mazeret» sunarak katılamayacaklarını belirtip mazeret sunulmuş olmasına rağmen kararın «yokluklarında» verildiğini, asli müdahillik talebinin kabulü yada reddi doğrultusunda bir karar verilmediğini, Mahkemece, kendileri yönünden dava şartlarının olup olmadığının değ …
İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve «asli müdahale» talep eden vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/2381 E. , 2017/5106 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ...
3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/02/2015 tarih ve 2014/699-2015/126 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilleri ... ve ve ...‘in davalı ... Tic. A.Ş’nin bir kısım hisse senetlerinin sahibi müteveffa ...’in mirasçısı olduklarını, müvekkillerinden ... tarafından davalı şirkete yapılan 12/04/2013 tarihli yazılı başvuruda müvekkillerinin murisi müteveffa ...'e ait şirket hisse senetlerinin akıbeti hakkında bilgi istenildiğini, davalı şirket tarafından 16/04/2013 tarihli cevabi yazısında "...hisse senetlerini fiziki olarak kendi uhdesinde saklayan hissedarlarınızın, 31/12/2012 tarihine kadar kaydileştirilmeyen tüm hisse senetlerinin bu tarihte şirkete intikal edeceği ve pay sahiplerinin söz konusu hisse senetleri üzerindeki tüm haklarının da anılan tarihte kendiliğinden sona ereceği " şeklinde cevap verildiğini, murisin nama yazılı hisse senetlerinin 31/12/2012 tarihine kadar kaydileştirilmediği gerekçesi ile davalı şirkete intikal edeceği ve müvekkillerinin hisse senetleri üzerindeki haklarının sona ereceği hususundaki düzenlemenin açıkça hukuka ve anayasaya aykırı olduğunu, murisin adresinin davalı şirkette bulunmasına rağmen ulaşma olanağını kullanmayıp haksız yasal düzenlemeyi gerekçe göstererek kötü niyetle davrandığını belirterek fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, müteveffa ...'e ait davalı şirketin hisse senetlerinin müvekkillerine aidiyetinin tespiti ile hisseleri oranında pay defterine kaydedilmesine, senetlerin her türlü bedelsiz ve temettü gelirlerinin müvekkillerine verilmesini, taleplerin kabul edilmemesi halinde hisse senetlerinin dava tarihindeki rayiç bedeli olarak şimdilik kaydıyla 10.000,00 TL’nin hisselerin temettü ve bedelsiz getirilerinin hesaplanarak dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin davada taraf sıfatı bulunmadığını, müvekkili şirketin sermaye piyasalarının kaydileştirilmesi sistemine dahil olup, 28/11/2005 tarihinden itibaren uygulanmakta olan sistem uyarınca müvekkili şirket paylarının elektronik ortamda kayıt altına alındığını, sermaye piyasasının kaydileştirilmesi sisteminin yasal düzenlemeye kavuşturulmasının ardından entegrasyon aşamasında ihraççı kuruluşlar ve pay hak sahiplerine geçici hükümleri ile bir takım sorumluluklar yüklendiğini, pay hak sahiplerine sermaye araçlarını kayda sunmaları hususunda 31/12/2012 tarihine kadar teslim koşulu getirildiğini, bu tarihe kadar yerine getirilmemesi halinde sermaye araçlarının yatırımcı tazmin merkezine intikal edeceğinin açık düzenlemesinin pay sahipliği iddiasındaki davacıları da kapsamakta olduğundan anılan yasal zorunluluğu yerine getirmemiş olmaları halinde davacıların hisse senetlerinin de yatırımcı tazmin merkezine intikal ettiğini, mezkur hisse senetlerine dair tüm iddia ve taleplerin ancak yatırım tazmin merkezine yöneltilebileceğini, pay sahipleri olduklarını ispatlayamayan davacıların hukuki ve maddi dayanağı bulunmayan alacak iddialarına da itibar edilmemesi gerektiğini belirterek öncelikle husumetten reddi gerektiğini, esasa girildiği taktirde davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava tarihi itibarı ile davada davalı ... Tic. AŞ’nin pasif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacının murisine ait hisse senedinin bugünkü değerinin ve geçmişe dönük kâr paylarının tespiti ile senet değerinin tahsili istemine ilişkindir.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesinde "Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde teslimi zorunludur. Teslim edilen sermaye piyasası araçları kendiliğinden hükümsüz hâle gelir. Teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları ise kaydileştirilme kararından sonra borsada işlem göremez, aracı kurumlarca bu sermaye piyasası araçlarının alım satımına aracılık edilemez ve katılma belgelerinin geri alımı yapılamaz. Kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları YTM'ye intikal eder. Bunların üzerindeki sınırlı aynî haklar kendiliğinden sona ermiş sayılır. Bunlar YTM'nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılır." hükmü getirilmiştir.
Yerel mahkemece, açıklanan yasa hükmüne göre davanın reddine karar verilmişse de, karar tarihinden sonra 12.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 22.10.2015 gün ve 2015/29-95 sayılı kararı ile hükme dayanak alınan 6362 sayılı SPK 13/4 maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı cümleleri iptal edilmiş olup, iptal kararı müktesep hakları ihlal etmemek kaydıyla derdest davalara da uygulanacağından kararın davacı lehine bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/372280400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz