Alacak | Hisse değerinin tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2591 E. 2024/717 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rüçhan hakkı↗ mecburi dava arkadaşlığı↗ tereke↗ kaydileştirme↗ sermaye piyasası kanunu↗ aktif husumet ehliyeti↗ aktif dava ehliyeti↗ sermaye artırımı↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ hisse senedi↗ mirasçılık↗ derdestlik↗ taraf ehliyeti↗ usulden reddi↗ kâr payı↗ ilan↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ temsil↗ teslim↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 15.10.2015 tarih, 2014/82 E. ve 2015/707 K. ile davacı tarafça dava konusu hisse senetlerinin davalı tarafa ibraz edilmediği gibi kaydileştirme işleminin bile yapılmadığı, bu bilgiler ışığında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunun 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince kaydileştirilmeyen senetlere ilişkin olarak hak sahipliği talebinde bulunamayacağı, bankadan gelen yazı cevabında davacı tarafça herhangi bir kaydileştirme talebinde bulunmadığı, kaldı ki davacı tarafın kaydileştirme talebi bulunduğuna dair herhangi bir beyanı da bulunmadığı, davacının dava konusu senetler için davalı bankaya herhangi bir müracaatı bulunmadığı ve buna ilişkin senet teslimi yapılmadığı gibi kaydileştirme işleminin de yapılmadığı açıkça anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 12.06.2017 tarih, 2016/5456 E. ve 2017/3636 K. sayılı kararıyla, 6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince "Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde teslimi zorunludur. Teslim edilen sermaye piyasası araçları kendiliğinden hükümsüz hâle gelir. Teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları ise kaydileştirilme kararından sonra borsada işlem göremez, aracı kurumlarca bu sermaye piyasası araçlarının alım satımına aracılık edilemez ve katılma belgelerinin geri alımı yapılamaz. Kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları YTM'ye intikal eder. Bunların üzerindeki sınırlı aynî haklar kendiliğinden sona ermiş sayılır. Bunlar YTM'nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılır." hükmü getirildiği, yerel mahkemece, açıklanan yasa hükmüne göre davanın reddine karar verilmişse de, karar tarihinden sonra 12.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 22.10.2015 gün ve 2015/29-95 sayılı kararı ile hükme dayanak alınan 6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı cümleleri iptal edilmiş olup, iptal kararı müktesep hakları ihlal etmemek kaydıyla derdest davalara da uygulanacağı gerekçesi ile kararın davacı lehine bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aktif dava ehliyetinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca dava şartı olduğu, taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması gerektiği, davacı vekilinin 10.11.2022 tarihli beyan dilekçesinde ve 15.02.2023 tarihli oturumda; eldeki davadaki talebinin davacının miras payı oranında tahsil istemine ilişkin olduğunu beyan ettiği, murisin ölümü ile birlikte tüm mirasçıların tereke üzerinde elbirliği halinde mülkiyet hakkına sahip olduğu, terekeye iade istemli davaların tüm mirasçılar tarafından birlikte yürütülmesi veya terekeye temsilci tayini suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerektiği, eldeki davada davacının alacağın terekeye iadesini talep etmeyip miras hissesi oranında tahsil talebinde bulunduğundan ve elbirliği hükümlerinin geçerli olduğu terekeye ilişkin bir mirasçının miras payı oranında alacak talep etme hakkı bulunmadığı gerekçesi ile davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu hissenin davalı bankanın 1924 yılındaki kuruluş hissesi olduğunu, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ... ... Atatürk'ün direktifleri ile kurulan ve %30'a varan hissedar olduğu ... Bankası A.Ş.'nin kuruluşuna 10/4.000.000 oranındaki hisseye karşılık olduğu, sermaye temini hususunda yurt içinde sermaye seferberliği ilan edildiği, yurtdışındaki Türk ve Müslüman devlet ve toplululardan para ve paraya tedavül edilecek mühimmat geldiği, bu niteliği gereği değer tespiti istenilen hisse senedinin ... bir durumu bulunduğunu, müvekkilinin davalı bankanın kurucu hisse senedinin hak sahibi ... ...'nın torunu olduğunu, babası ... ...'in ise 08.04.1970 tarihinde vefat ettiği, müvekkilinin ... mirasçı ve hak sahibi olarak dava yoluna başvurduğunu, davalının sermaye arttırımı yoluna giderken müvekkilinin temsil ettiği hisse senedi dahil hissedarlara bilgi vermediğini, yapılan tüm sermaye ve rüçhan hakkı kullandırılması taleplerinin hisse senedi sahiplerinin katılımı olmaksızın yapıldığını, hisse senedinin piyasada işlerlik kazanabilmesindeki değer tespitinde rüçhan hakkı kullanılmadığından bahisle değerinin erozyona uğratılmasının mümkün olmadığını, hissenin 1924 yılındaki kuruluş sermayesine ilişkin hisse olduğu, neredeyse bir asır önce kurulan bu hissenin hissedarlarının nerede olduğu, yaşayıp yaşamadıklarını bilmenin mümkün olmadığını, her ne kadar istemin hukuki nitelendirilmesi yerinde yapılmış olmasa da, dosyanın esasına girildiğinde asıl amacın müvekkilin alacağına kavuşmak olduğu, mahkemenin asli görevinin hukuki değerlendirmeyi doğru yapmak olduğu, asıl amaç ve hissedarların durumu düşünüldüğünde istenilen hüküm doğrultusunda hüküm kurulabileceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının murisine ait hisse senedinin bugünkü değerinin ve geçmişe dönük kâr paylarının tespiti ile senet değerinin tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi.
2. 6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Hisse değerinin tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2381 E. 2017/5106 K.
Ortak:kaydileştirme · husumet ehliyeti · hisse senedi · derdestlik · taraf ehliyeti · teslim · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aktif dava «ehliyetinin» 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca dava şartı olduğu, taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması gerektiği, davacı vekilinin 10.11.2022 tarihli beyan dilekçesinde ve 15.02.2023 tarihli oturumda; eldeki davadaki talebinin davacının miras «payı» oranında tahsil istemine ilişkin olduğunu beyan ettiği, murisin ölümü ile birlikte tüm «mirasçıların» «tereke» üzerinde elbirliği halinde mülkiyet hakkına sahip olduğu, terekeye iade istemli davaların tüm mirasçılar tarafından birlikte yürütülmesi veya terekeye «temsilci» tayini suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerektiği, eldeki davada davacının alacağın terekeye iadesini talep etmeyip miras hissesi oranında tahsil talebinde bulunduğundan ve elbirliği hükümlerinin geçerli olduğu terekeye ilişkin bir mirasçının miras payı oranında alacak talep etme hakkı bulunmadığı gerekçesi ile davanın «aktif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece 15.10.2015 tarih, 2014/82 E. ve 2015/707 K. ile davacı tarafça dava konusu hisse senetlerinin davalı tarafa «ibraz» edilmediği gibi «kaydileştirme» işleminin bile yapılmadığı, bu bilgiler ışığında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunun 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince kaydileştirilmeyen senetlere ilişkin olarak hak sahipliği talebinde bulunamayacağı, bankadan gelen yazı cevabında davacı tarafça herhangi bir kaydileştirme talebinde bulunmadığı, kaldı ki davacı tarafın kaydileştirme talebi bulunduğuna dair herhangi bir beyanı da bulunmadığı, davacının dava konusu senetler için davalı bankaya herhangi bir müracaatı bulunmadığı ve buna ilişkin senet «teslimi» yapılmadığı gibi kaydileştirme işleminin de yapılmadığı açıkça anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Birinci Bozma Kararı Dairemizin 12.06.2017 tarih, 2016/5456 E. ve 2017/3636 K. sayılı kararıyla, 6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince "Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde «teslimi» zorunludur.
Benzer bu karardaAŞ’nin «pasif husumet ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1- Dava, davacının murisine ait «hisse senedinin» bugünkü değerinin ve geçmişe dönük kâr paylarının tespiti ile senet değerinin tahsili istemine ilişkindir.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesinde "Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde «teslimi» zorunludur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet ehliyeti · pasif husumet · husumet yokluğu
Benzer bu karardaAŞ’nin «pasif husumet ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
-
Hisse değerinin tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5456 E. 2017/3636 K.
Ortak:kaydileştirme · hisse senedi · derdestlik · teslim
İncelediğiniz karardaMahkemece 15.10.2015 tarih, 2014/82 E. ve 2015/707 K. ile davacı tarafça dava konusu hisse senetlerinin davalı tarafa «ibraz» edilmediği gibi «kaydileştirme» işleminin bile yapılmadığı, bu bilgiler ışığında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunun 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince kaydileştirilmeyen senetlere ilişkin olarak hak sahipliği talebinde bulunamayacağı, bankadan gelen yazı cevabında davacı tarafça herhangi bir kaydileştirme talebinde bulunmadığı, kaldı ki davacı tarafın kaydileştirme talebi bulunduğuna dair herhangi bir beyanı da bulunmadığı, davacının dava konusu senetler için davalı bankaya herhangi bir müracaatı bulunmadığı ve buna ilişkin senet «teslimi» yapılmadığı gibi kaydileştirme işleminin de yapılmadığı açıkça anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Birinci Bozma Kararı Dairemizin 12.06.2017 tarih, 2016/5456 E. ve 2017/3636 K. sayılı kararıyla, 6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince "Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde «teslimi» zorunludur.
Teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları ise «kaydileştirilme» kararından sonra borsada işlem göremez, aracı kurumlarca bu sermaye piyasası araçlarının alım satımına aracılık edilemez ve katılma belgelerinin geri alımı yapılamaz.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankaya yazılan müzekkere cevabında, 31.12.2012 tarihi itibariyle bankalarına «kaydileştirmek» üzere başvuru yapılmadığı, bankalarına «teslim» edilmemiş olan fiziki pay senetleri üzerindeki hakların Yatırımcı Tazmin Merkezi'ne intikal ettiği, dolayısıyla pay sahiplerine dair fiziki pay senetlerinin kaydil …
1- Dava, davacının murisine ait «hisse senedinin» bugünkü değerinin ve geçmişe dönük kâr paylarının tespiti ile senet değerinin tahsili istemine ilişkindir.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4 maddesinde "Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde «teslimi» zorunludur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1817 E. 2024/4884 K.
Ortak:kaydileştirme · husumet ehliyeti · hisse senedi · mirasçılık · taraf ehliyeti · dahili dava · teslim · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aktif dava «ehliyetinin» 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca dava şartı olduğu, taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması gerektiği, davacı vekilinin 10.11.2022 tarihli beyan dilekçesinde ve 15.02.2023 tarihli oturumda; eldeki davadaki talebinin davacının miras «payı» oranında tahsil istemine ilişkin olduğunu beyan ettiği, murisin ölümü ile birlikte tüm «mirasçıların» «tereke» üzerinde elbirliği halinde mülkiyet hakkına sahip olduğu, terekeye iade istemli davaların tüm mirasçılar tarafından birlikte yürütülmesi veya terekeye «temsilci» tayini suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerektiği, eldeki davada davacının alacağın terekeye iadesini talep etmeyip miras hissesi oranında tahsil talebinde bulunduğundan ve elbirliği hükümlerinin geçerli olduğu terekeye ilişkin bir mirasçının miras payı oranında alacak talep etme hakkı bulunmadığı gerekçesi ile davanın «aktif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bankası A.Ş.'nin kuruluşuna 10/4.000.000 oranındaki hisseye karşılık olduğu, sermaye temini hususunda yurt içinde sermaye seferberliği «ilan» edildiği, yurtdışındaki Türk ve Müslüman devlet ve toplululardan para ve paraya tedavül edilecek mühimmat geldiği, bu niteliği gereği değer tespiti istenilen «hisse senedinin» ... bir durumu bulunduğunu, müvekkilinin davalı bankanın kurucu hisse senedinin hak sahibi ... ...'nın torunu olduğunu, babası ... ...'in ise 08.04.1970 tarihinde vefat ettiği, müvekkilinin ... «mirasçı» ve hak sahibi olarak dava yoluna başvurduğunu, davalının sermaye arttırımı yoluna giderken müvekkilinin «temsil» ettiği hisse senedi «dahil» hissedarlara bilgi vermediğini, yapılan tüm sermaye ve «rüçhan hakkı» kullandırılması taleplerinin hisse senedi sahiplerinin katılımı olmaksızın yapıldığını, hisse senedinin piyasada işlerlik kazanabilmesindeki değer tespitinde rüçha …
Mahkemece 15.10.2015 tarih, 2014/82 E. ve 2015/707 K. ile davacı tarafça dava konusu hisse senetlerinin davalı tarafa «ibraz» edilmediği gibi «kaydileştirme» işleminin bile yapılmadığı, bu bilgiler ışığında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunun 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince kaydileştirilmeyen senetlere ilişkin olarak hak sahipliği talebinde bulunamayacağı, bankadan gelen yazı cevabında davacı tarafça herhangi bir kaydileştirme talebinde bulunmadığı, kaldı ki davacı tarafın kaydileştirme talebi bulunduğuna dair herhangi bir beyanı da bulunmadığı, davacının dava konusu senetler için davalı bankaya herhangi bir müracaatı bulunmadığı ve buna ilişkin senet «teslimi» yapılmadığı gibi kaydileştirme işleminin de yapılmadığı açıkça anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Benzer bu kararda… olup ilgili madde de yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiş olup kanundan sonra Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 13 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası «dahil» istisnasız bütün maddeleri kanunun ilk sayfasında da belirtildiği üzere Resmi Gazete'de yayımlanma tarihi olan 30.12.2012 tarihi olmasına rağmen mahkemenin kanun yürürlükte olmadığı halde Sermaye Piyasası Kurulu'nun 28.10.2005 tarih ve 43/1318 sayılı kararında «kaydileştirme» tarihinin 28.11.2005 tarihi olduğu gerekçesi ile kaydileştirme tarihini 28.11.2005 tarihi olarak kabul etmesinin hatalı olduğunu, Anayasa Mahkemesi'nin 6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin özellikle dördüncü cümlesini iptal etmesinden önce dahi kanunun yürürlük tarihi bakımından 30.12.2012 tarihinin dikkate alınması gerekirken eski tarihli kurul kararının dikkate alınmasının kanunların geriye yürümezliği ilkesine açıkça aykırılık oluşturduğunu, mahkeme gerekçesinde kaydileştirme tarihinin 28.11.2005 tarihi olarak kabul etmesinin gerekçesi olarak yasa koyucunun iradesi olduğunu beyan etmiş olsa da gerekçesinde belirtmiş olduğu Sermaye Piyasası Kurulu'nun kararı incelendiğinde kararı alanın yasa koyucu değil Sermaye Piyasası Kurulu olduğunun görüleceğini, davalının Anayasaya aykırılığı çok açık olan “kayden izlenmeye başlayan hisse senetlerinin mülkiyetinin” ihraççıya, YTM'ye geçmesi kuralı için öngörülen 7 yıllık süre içinde senetlerin «teslimi» zorunluluğunun ihlalinin yaptırımı olarak mülkiyet hakkının YTM’ye geçmesi yaptırımı için aranılan 7 yıllık süreyi geçişten itibaren başlattığını, böylece yasa yürürlüğe girdiği anda 7 yıllık süresi dolmuş olan yatırımcıların hisselerinin mülkiyetini hissedarların iradesine aykırı olarak onlardan alıp YTM’ye devrettiğini, yasa koyucunun iradesi olmayan, kurul kararı doğrultusunda ve Anayasa Mahkemesi'nce iptaline karar verilen hükme aykırı olarak devir işlemini gerçekleştiren taraf olarak dava ile ilgisi bulunduğunu, kaldı ki davalı şirketin 7 yıllık sürenin dolduğunu hatalı bir şekilde tespit ederek müvekkiline ait hisse senetlerinin doğrudan devir işlemini yapan «tüzel kişilik» olduğunu, dolayısıyla «pasif husumet ehliyetinin» doğrudan davalı şirkete ait olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
A.Ş.’deki, nama ve «hamiline» yazılı hisselerini kayden izlenmesine rağmen hisse senetlerinin «teslim» edilmemesi gerekçe gösterilerek ...’ne (YTM) devrettiğini davalıdan söz konusu hisse senetlerinin kime devredildiğinin, devredilmişse devir tarihlerinin bildirilmesi talep edilmesine rağmen sadece ilgili hisselerinin dava dışı YTM'ye devredildiği bilgisinin paylaşıldığı, bu sebeple davalının, davacının miras bırakanına ait kaç adet nama kaç adet «hamiline yazılı hisse senedi» hakkında hangi tarihte hangi işlem yaptığı hakkında bilgi sahibi olunamadığı, davalı Anayasal güvencesi bulunan kanunların geriye yürümezliği ilkesini şu suretle i …
… enle iptal kararından önce tamamlanmış işlemlere etkisinin bulunmadığı, iptal kararından sonra kayden izlenmeye başlandığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar «teslim» edilmediği için mülkiyeti YTM'ye intikal eden sermaye piyasası araçlarının 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (6362 sayılı Kanun) 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının kısmen iptali üzerine Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik çerçevesinde hak sahiplerine YTM tarafından iadesinin yapılmasının mümkün olduğunun düzenlendiği, düzenlenen bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve «denetime elverişli» olduğu, davacının dava konusu tazmin taleplerinin muhatabının YTM olduğu ve davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay sahipliğinin tespiti · elbirliği mülkiyeti · pay sahipliği sıfatı · hamiline yazılı hisse senedi · pasif husumet ehliyeti · pay sahipliği · bedelsizlik · pasif husumet yokluğu
Benzer bu karardaDekoratif Yüzeyler Sanayi ve Ticaret A.Ş.’deki nama ve «hamiline» yazılı hisselerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 416 ncı hükmüne aykırı olarak davalıdan dava dışı YTM'ye devrinin şekle ayrılık sebebiyle «geçersizliğinin» ve müvekkilinin «pay sahipliği sıfatının» ve miktarının tespitini, aynı tazmin taleplerinin reddi halinde bedelli «bedelsiz» tüm hisselerin yasal ve akdi bütün getirilere ile birlikte ödeme tarihindeki Borsa İstanbul Pay Piyasasındaki cari değeri üzerinden yasal ana para ve «temerrüt faizi» ile birlikte nakdi tazminine, 741,11 TL noter «ihtar» «masrafı» başta olmak üzere vekâlet ücreti «dahil» tüm «yargılama giderlerinin» davalı şirkette yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «kaydileştirilmemiş» hisse senetlerinin YTM'ye devrinin «geçersizliği», «pay sahipliğinin tespiti» ve payların aynen iade olmadığı takdirde nakden tazmini istemlerine ilişkin açılan davada davalıya «husumet» yöneltilip yöneltilemeyeceği noktasında toplanmıştır.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
A.Ş.’deki, nama ve «hamiline» yazılı hisselerini kayden izlenmesine rağmen hisse senetlerinin «teslim» edilmemesi gerekçe gösterilerek ...’ne (YTM) devrettiğini davalıdan söz konusu hisse senetlerinin kime devredildiğinin, devredilmişse devir tarihlerinin bildirilmesi talep edilmesine rağmen sadece ilgili hisselerinin dava dışı YTM'ye devredildiği bilgisinin paylaşıldığı, bu sebeple davalının, davacının miras bırakanına ait kaç adet nama kaç adet «hamiline yazılı hisse senedi» hakkında hangi tarihte hangi işlem yaptığı hakkında bilgi sahibi olunamadığı, davalı Anayasal güvencesi bulunan kanunların geriye yürümezliği ilkesini şu suretle i …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4260 E. 2019/4062 K.
Ortak:husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aktif dava «ehliyetinin» 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca dava şartı olduğu, taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması gerektiği, davacı vekilinin 10.11.2022 tarihli beyan dilekçesinde ve 15.02.2023 tarihli oturumda; eldeki davadaki talebinin davacının miras «payı» oranında tahsil istemine ilişkin olduğunu beyan ettiği, murisin ölümü ile birlikte tüm «mirasçıların» «tereke» üzerinde elbirliği halinde mülkiyet hakkına sahip olduğu, terekeye iade istemli davaların tüm mirasçılar tarafından birlikte yürütülmesi veya terekeye «temsilci» tayini suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerektiği, eldeki davada davacının alacağın terekeye iadesini talep etmeyip miras hissesi oranında tahsil talebinde bulunduğundan ve elbirliği hükümlerinin geçerli olduğu terekeye ilişkin bir mirasçının miras payı oranında alacak talep etme hakkı bulunmadığı gerekçesi ile davanın «aktif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve davalı vekilinin «husumete» yönelik itirazlarının ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu Geçici 10. maddenin Dairemiz 12.06.2017 tarih 2016/5456 E 2017/3636 K sayılı bozma ilamına uyulması yönünde karar verilmesi durumunda yerel mahkemece değerlendirilecek olmasına göre, davalı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3193 E. 2015/4916 K.
Ortak:mirasçılık · taraf ehliyeti · temsil
İncelediğiniz karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aktif dava «ehliyetinin» 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca dava şartı olduğu, taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması gerektiği, davacı vekilinin 10.11.2022 tarihli beyan dilekçesinde ve 15.02.2023 tarihli oturumda; eldeki davadaki talebinin davacının miras «payı» oranında tahsil istemine ilişkin olduğunu beyan ettiği, murisin ölümü ile birlikte tüm «mirasçıların» «tereke» üzerinde elbirliği halinde mülkiyet hakkına sahip olduğu, terekeye iade istemli davaların tüm mirasçılar tarafından birlikte yürütülmesi veya terekeye «temsilci» tayini suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerektiği, eldeki davada davacının alacağın terekeye iadesini talep etmeyip miras hissesi oranında tahsil talebinde bulunduğundan ve elbirliği hükümlerinin geçerli olduğu terekeye ilişkin bir mirasçının miras payı oranında alacak talep etme hakkı bulunmadığı gerekçesi ile davanın «aktif husumet ehliyeti» yokluğu nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bankası A.Ş.'nin kuruluşuna 10/4.000.000 oranındaki hisseye karşılık olduğu, sermaye temini hususunda yurt içinde sermaye seferberliği «ilan» edildiği, yurtdışındaki Türk ve Müslüman devlet ve toplululardan para ve paraya tedavül edilecek mühimmat geldiği, bu niteliği gereği değer tespiti istenilen «hisse senedinin» ... bir durumu bulunduğunu, müvekkilinin davalı bankanın kurucu hisse senedinin hak sahibi ... ...'nın torunu olduğunu, babası ... ...'in ise 08.04.1970 tarihinde vefat ettiği, müvekkilinin ... «mirasçı» ve hak sahibi olarak dava yoluna başvurduğunu, davalının sermaye arttırımı yoluna giderken müvekkilinin «temsil» ettiği hisse senedi «dahil» hissedarlara bilgi vermediğini, yapılan tüm sermaye ve «rüçhan hakkı» kullandırılması taleplerinin hisse senedi sahiplerinin katılımı olmaksızın yapıldığını, hisse senedinin piyasada işlerlik kazanabilmesindeki değer tespitinde rüçha …
Benzer bu karardaBu itibarla, elbirliği halindeki mülkiyet kuralları gereğince «miras ortaklığının» tümüne ilişkin davaların bütün «mirasçılar» tarafından açılması gerektiğinden, mahkemece diğer mirasçının davaya katılımının sağlanması ve bu doğrultuda «muvafakatının» alınması veya terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi için davacılara uygun bir süre verilmesi gerekirken, belirtilen hususlar nazara alınmaksızın davanın esastan incelenmek suretiyle karar verilmesi …
Ancak, davacıların murisinin davacılar dışında... adında bir «mirasçısının» daha bulunduğu dosya içerisinde bulunan veraset ilamından anlaşılmaktadır.
4721 sayılı TMK'nın 640. maddesi uyarınca birden çok «mirasçı» bulunması halinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:miras ortaklığı · keşif · muvafakat · tüzel kişilik
Benzer bu karardaBu itibarla, elbirliği halindeki mülkiyet kuralları gereğince «miras ortaklığının» tümüne ilişkin davaların bütün «mirasçılar» tarafından açılması gerektiğinden, mahkemece diğer mirasçının davaya katılımının sağlanması ve bu doğrultuda «muvafakatının» alınması veya terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi için davacılara uygun bir süre verilmesi gerekirken, belirtilen hususlar nazara alınmaksızın davanın esastan incelenmek suretiyle karar verilmesi …
Mahkemece, tüm dosya kapsamı nazara alınarak, davacının talebinin kabulü ile davacıların Murisi 13/07/2012 tarihinde vefat eden...'in «keşif» tarihi ve ölüm tarihi itibariyle davalı bankanın ...
Anılan yasa hükmünde de belirtildiği üzere «mirasçının» birden fazla olması halinde terekenin taksimine kadarki durumuna «miras ortaklığı» denir.
Miras ortaklığının «tüzel kişiliği» ve taraf «ehliyeti» yoktur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2591 E. , 2024/717 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/457 Esas, 2023/109 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Davanın usulden reddi
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dedesi adına düzenlenmiş 20.08.1924 tarihli 10,00 TL nominal değerli kurucu hisse senedi bulunduğunu, davalı tarafından bildirilen senedin yaklaşık değerinin 828,47 TL olduğu yönündeki cevabı kabul etmediklerini, sermaye artırımına gidilirken hissedarlara bilgi verilmediğini, rüçhan haklarının kullandırılmadığını ileri sürerek davalı bankanın 4 milyon TL sermayesini temsil eden 10,00 TL nominal değerli hisse senedinin bugünkü değerinin ve geçmişe dönük kâr payının tespiti ile senet değerinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; mecburi dava arkadaşlığı nedeniyle davanın bütün mirasçılar tarafından birlikte açılması gerektiğini, yasal süresi içinde kaydileştirme talebinde bulunulmadığından talebin zamanaşımına uğradığını, Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13/4. maddesi uyarınca kaydileştirilmeyen hisse senedine ilişkin hak sahipliğinin son bulduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 15.10.2015 tarih, 2014/82 E. ve 2015/707 K. ile davacı tarafça dava konusu hisse senetlerinin davalı tarafa ibraz edilmediği gibi kaydileştirme işleminin bile yapılmadığı, bu bilgiler ışığında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunun 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince kaydileştirilmeyen senetlere ilişkin olarak hak sahipliği talebinde bulunamayacağı, bankadan gelen yazı cevabında davacı tarafça herhangi bir kaydileştirme talebinde bulunmadığı, kaldı ki davacı tarafın kaydileştirme talebi bulunduğuna dair herhangi bir beyanı da bulunmadığı, davacının dava konusu senetler için davalı bankaya herhangi bir müracaatı bulunmadığı ve buna ilişkin senet teslimi yapılmadığı gibi kaydileştirme işleminin de yapılmadığı açıkça anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 12.06.2017 tarih, 2016/5456 E. ve 2017/3636 K. sayılı kararıyla, 6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince "Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde teslimi zorunludur. Teslim edilen sermaye piyasası araçları kendiliğinden hükümsüz hâle gelir. Teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları ise kaydileştirilme kararından sonra borsada işlem göremez, aracı kurumlarca bu sermaye piyasası araçlarının alım satımına aracılık edilemez ve katılma belgelerinin geri alımı yapılamaz. Kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları YTM'ye intikal eder.
Bunların üzerindeki sınırlı aynî haklar kendiliğinden sona ermiş sayılır. Bunlar YTM'nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılır." hükmü getirildiği, yerel mahkemece, açıklanan yasa hükmüne göre davanın reddine karar verilmişse de, karar tarihinden sonra 12.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 22.10.2015 gün ve 2015/29-95 sayılı kararı ile hükme dayanak alınan 6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı cümleleri iptal edilmiş olup, iptal kararı müktesep hakları ihlal etmemek kaydıyla derdest davalara da uygulanacağı gerekçesi ile kararın davacı lehine bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aktif dava ehliyetinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca dava şartı olduğu, taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması gerektiği, davacı vekilinin 10.11.2022 tarihli beyan dilekçesinde ve 15.02.2023 tarihli oturumda; eldeki davadaki talebinin davacının miras payı oranında tahsil istemine ilişkin olduğunu beyan ettiği, murisin ölümü ile birlikte tüm mirasçıların tereke üzerinde elbirliği halinde mülkiyet hakkına sahip olduğu, terekeye iade istemli davaların tüm mirasçılar tarafından birlikte yürütülmesi veya terekeye temsilci tayini suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerektiği, eldeki davada davacının alacağın terekeye iadesini talep etmeyip miras hissesi oranında tahsil talebinde bulunduğundan ve elbirliği hükümlerinin geçerli olduğu terekeye ilişkin bir mirasçının miras payı oranında alacak talep etme hakkı bulunmadığı gerekçesi ile davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu hissenin davalı bankanın 1924 yılındaki kuruluş hissesi olduğunu, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ... ... Atatürk'ün direktifleri ile kurulan ve %30'a varan hissedar olduğu ... Bankası A.Ş.'nin kuruluşuna 10/4.000.000 oranındaki hisseye karşılık olduğu, sermaye temini hususunda yurt içinde sermaye seferberliği ilan edildiği, yurtdışındaki Türk ve Müslüman devlet ve toplululardan para ve paraya tedavül edilecek mühimmat geldiği, bu niteliği gereği değer tespiti istenilen hisse senedinin ... bir durumu bulunduğunu, müvekkilinin davalı bankanın kurucu hisse senedinin hak sahibi ... ...'nın torunu olduğunu, babası ... ...'in ise 08.04.1970 tarihinde vefat ettiği, müvekkilinin ...
mirasçı ve hak sahibi olarak dava yoluna başvurduğunu, davalının sermaye arttırımı yoluna giderken müvekkilinin temsil ettiği hisse senedi dahil hissedarlara bilgi vermediğini, yapılan tüm sermaye ve rüçhan hakkı kullandırılması taleplerinin hisse senedi sahiplerinin katılımı olmaksızın yapıldığını, hisse senedinin piyasada işlerlik kazanabilmesindeki değer tespitinde rüçhan hakkı kullanılmadığından bahisle değerinin erozyona uğratılmasının mümkün olmadığını, hissenin 1924 yılındaki kuruluş sermayesine ilişkin hisse olduğu, neredeyse bir asır önce kurulan bu hissenin hissedarlarının nerede olduğu, yaşayıp yaşamadıklarını bilmenin mümkün olmadığını, her ne kadar istemin hukuki nitelendirilmesi yerinde yapılmış olmasa da, dosyanın esasına girildiğinde asıl amacın müvekkilin alacağına kavuşmak olduğu, mahkemenin asli görevinin hukuki değerlendirmeyi doğru yapmak olduğu, asıl amaç ve hissedarların durumu düşünüldüğünde istenilen hüküm doğrultusunda hüküm kurulabileceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının murisine ait hisse senedinin bugünkü değerinin ve geçmişe dönük kâr paylarının tespiti ile senet değerinin tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi.
2. 6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
05.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1017302100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz