İcra kararının tenfizi | Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3242 E. 2023/4172 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ilam niteliğinde belge↗ ilam niteliği↗ ödeme emri↗ peşin karar harcı↗ direnme kararı↗ münhasırlık↗ iş bölümü↗ olumsuz oy↗ tenfiz↗ içtihadı birleştirme kararı↗ ihtar↗ tebligat↗ ihtarname↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 15.04.2014 tarih, 2013/206 E. ve 2014/154 K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 03.06.2015 tarih, 2014/11048 E. ve 2015/8209 K. sayılı ilamı ile dava değeri (1.791.786,71 E.) üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcının 1/4'ü oranında peşin harcın davacıdan tahsil olunarak yargılama yapılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur. Davacı vekilinin karar düzeltme istemi Dairemizin 09.12.2015 tarih, 2015/13593 E. ve 2015/16537 K. sayılı ilamı ile reddedilmiştir.
C. Mahkemece Verilen İkinci Karar
Mahkemece 04.10.2017 tarih, 2016/202 E. ve 2017/877 K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 13.09.2018 tarih, 2018/96 E. ve 2018/4151 K. sayılı ilamı ile tenfiz isteminin ödeme emrine rağmen altmış gün içinde itirazda bulunulmaması nedeniyle Milano Genel Mahkemesi Legnano Bölümü hâkimliğince çıkarılan ödeme emrinin kesinleştiği yönündeki iddiaya dayandığı, hakimlikçe çıkarılan ödeme emrinin kesinleşmiş olmasının, bu kararı teknik anlamda tenfizi kabil (yargılama sonucu verilmiş) bir ilam olarak nitelendirmeye yeterli olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Davacı vekilinin karar düzeltme istemi Dairemizin 13.02.2020 tarih, 2019/970 E. ve 2020/466 K. sayılı ilamı ile reddedilmiştir.
E. Mahkemece Verilen Direnme Kararı
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki gerekçeye ilave olarak, bozma öncesinde T.C. Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış ilişkiler Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak dava konusu kararın tenfizi mümkün bir mahkeme ilamı olup olmadığı hakkında hukuki görüş sorulduğu, 22.04.2013 tarihli yazıda T.C. Dışişleri Bakanlığından alınan 21.03.2013 tarihli ve 2013/46255 sayılı yazının davacı tarafından yaptırılan tercümesinde Legnano Dairesi Koordinatör Hâkimi tarafından “(..) ödemeye dair mahkeme kararına yasada belirtilen süre içerisinde itirazda bulunulmazsa söz konusu karar kesinleşmiş mahkeme kararıyla hukuki açıdan aynı statüye sahip olur. Bu nedenden dolayı (..)Legnano Dairesi tarafından alınan mahkeme kararı altında imzası bulunan yetkilinin görüşü uyarınca kesinleşmiş mahkeme kararı statüsüne sahiptir” şeklinde açıklama yapıldığı, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 E., 2012/1 K. sayılı kararında da vurgulandığı şekliyle İtalyan usul hukukuna tâbi olarak verilmiş olan bir Mahkeme kararının, mahkeme ilamı niteliğinde olup olmadığının münhasıran İtalya usul hukukuna göre tayin ve tespit olunacağı, bunun yanında T.C. Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünden gelen yazı cevabı ile davaya konu kararın kesinleşmiş Mahkeme kararı statüsüne sahip olduğunun bildirildiği, tenfiz istemi yönünden ülkemiz ile İtalya Arasında Adli Himaye Adli Makamların Hukuk ve Ceza İşlerinde Karşılıklı Müzahereti ve Adli Kararların Tenfizi Mukavelenamesinin 19-21 inci maddelerinde ve 5718 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerindeki koşulların oluştuğu ve aynı maddenin (c) ve (ç) fbentlerindeki olumsuz koşulların da bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddiasının, tenfiz istemine konu ettiği ödeme emrine müvekkili tarafından 60 gün içinde itirazda bulunulmaması nedeniyle ödeme emrinin kesinleştiği ve bu belgenin tenfizi kabil bir belge haline geldiği hususuna dayandığını, İtalya Devleti Milano Mahkemesi Legano Bölümü'nce çıkarılan ödeme emrinin itiraz olunmayarak kesinleşmiş olmasının, bu kararı yargılama sonucunda verilmiş teknik anlamda tenfizi kabil bir mahkeme kararı olarak nitelendirmeye yeterli olmadığını, tenfizi istenen "ÖDEME EMRİ İHTARNAMESİ" başlıklı belgenin ilam niteliğinde bir belge olmadığını, olsa olsa Türk Hukukundaki benzer karşılığı olarak ilamsız ihtara bağımlı verilmiş bir icra kararı olarak değerlendirilebileceğini, nitekim yerel mahkemenin kararının gerekçe bölümünde de tenfizi istenen belgeden açıkça "ödeme emri" olarak söz edildiğini, yargılamanın devamı aşamasında davacı şirket tarafından müvekkiline ikinci kere 13.02.2012 tarihinde "ödeme emri ihtarnamesi" başlıklı aynı içerikte yeni bir tebligat daha gönderildiğini, davaya konu edilen belge de müvekkil şirketin yetkililerinin yabancı yer mahkemesince usulüne uygun bir çağrı yapılmadığı görülmekte ve/veya o mahkemede temsil edilmesi gerekeceği konusunda herhangi bir açıklama yapılmadığını, hatta müvekkilinin bu ihtara-ödeme emrine karşı nereye, nasıl ve ne şekilde itiraz edeceği bilgilerine de yer verilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C.Dairemizin İnceleme Kararı
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
D.Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.12.2022 tarih, 2022/11-880 E. ve 2022/1750 K. sayılı ilâmı ile davacı tarafından tenfizi talep edilen İtalya Devleti Milano Mahkemesi Legnano Bölümünün 21.12.2009 tarihli ve 1247/09 sayılı kararında; anılan mahkemenin kendi usul kurallarına göre belirli bir miktar alacağın tahsilinin hüküm altına alındığı ve bu haliyle 5718 sayılı Kanun'un 50 nci ve devamındaki maddeler kapsamında tanımlanan tenfizi mümkün olan bir mahkeme ilamı niteliğinde olduğu, dolayısıyla yabancı mahkemenin kendi hukukuna uygun şekilde vermiş olduğu dava konusu kararın, ülkemizdeki usul hukuku kurallarına göre bir icra emri veya emirname olarak değerlendirilerek tenfizi kabil bir ilam niteliğinde olmadığının söylenemeyeceği gerekçesi ile temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
E. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; Italyan Milano Mahkemesi Legnano Bölümünün 21.12.2009 tarih ve 1247/09 sayılı ve faturaya dayalı alacağın tahsiline ilişkin kararının tenfizi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
5718 sayılı Kanun'un 50 nci ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İcra kararının tenfizi | Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/98 E. 2024/1545 K.
Ortak:ilam niteliği · ödeme emri · peşin karar harcı · direnme kararı · münhasırlık · olumsuz oy · tenfiz · ihtar · İcra kararının tenfizi, Yabancı mahkeme kararının tenfizi, Tenfiz
İncelediğiniz karardaTemyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddiasının, «tenfiz» istemine konu ettiği ödeme emrine müvekkili tarafından 60 gün içinde itirazda bulunulmaması nedeniyle «ödeme emrinin» kesinleştiği ve bu belgenin tenfizi kabil bir belge haline geldiği hususuna dayandığını, İtalya Devleti Milano Mahkemesi Legano Bölümü'nce çıkarılan ödeme emrinin itiraz olunmayarak kesinleşmiş olmasının, bu kararı yargılama sonucunda verilmiş teknik anlamda tenfizi kabil bir mahkeme kararı olarak nitelendirmeye yeterli olmadığını, tenfizi istenen "ÖDEME EMRİ İHTARNAMESİ" başlıklı belgenin «ilam niteliğinde» bir belge olmadığını, olsa olsa Türk Hukukundaki benzer karşılığı olarak ilamsız «ihtara» bağımlı verilmiş bir icra kararı olarak değerlendirilebileceğini, nitekim yerel mahkemenin kararının gerekçe bölümünde de tenfizi istenen belgeden açıkça "ödeme emri" olarak söz edildiğini, yargılamanın devamı aşamasında davacı şirket tarafından müvekkiline ikinci kere 13.02.2012 tarihinde "ödeme emri «ihtarnamesi»" başlıklı aynı içerikte yeni bir «tebligat» daha gönderildiğini, davaya konu edilen belge de müvekkil şirketin yetkililerinin yabancı yer mahkemesince usulüne uygun bir çağrı yapılmadığı görülmekte ve/veya o mahkemede «temsil» edilmesi gerekeceği konusunda herhangi bir açıklama yapılmadığını, hatta müvekkilinin bu ihtara-ödeme emrine karşı nereye, nasıl ve ne şekilde itiraz edeceği bilgi …
… Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünden gelen yazı cevabı ile davaya konu kararın kesinleşmiş Mahkeme kararı statüsüne sahip olduğunun bildirildiği, «tenfiz» istemi yönünden ülkemiz ile İtalya Arasında Adli Himaye Adli Makamların Hukuk ve Ceza İşlerinde Karşılıklı Müzahereti ve Adli Kararların Tenfizi Mukavelenamesinin 19-21 inci maddelerinde ve 5718 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerindeki koşulların oluştuğu ve aynı maddenin (c) ve (ç) fbentlerindeki «olumsuz» koşulların da bulunmadığı gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
İkinci Bozma Kararı Dairemizin 13.09.2018 tarih, 2018/96 E. ve 2018/4151 K. sayılı ilamı ile «tenfiz» isteminin ödeme emrine rağmen altmış gün içinde itirazda bulunulmaması nedeniyle Milano Genel Mahkemesi Legnano Bölümü hâkimliğince çıkarılan «ödeme emrinin» kesinleştiği yönündeki iddiaya dayandığı, hakimlikçe çıkarılan ödeme emrinin kesinleşmiş olmasının, bu kararı teknik anlamda tenfizi kabil (yargılama sonucu verilm …
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddiasının, «tenfiz» istemine konu ettiği ödeme emrine müvekkili tarafından 60 gün içinde itirazda bulunulmaması nedeniyle «ödeme emrinin» kesinleştiği ve bu belgenin tenfizi kabil bir belge haline geldiği hususuna dayandığını, İtalya Devleti Milano Mahkemesi Legano Bölümü'nce çıkarılan ödeme emrinin itiraz olunmayarak kesinleşmiş olmasının, bu kararı yargılama sonucunda verilmiş teknik anlamda tenfizi kabil bir mahkeme kararı olarak nitelendirmeye yeterli olmadığını, tenfizi istenen "ÖDEME EMRİ İHTARNAMESİ" başlıklı belgenin «ilam niteliğinde» bir belge olmadığını, olsa olsa Türk Hukukundaki benzer karşılığı olarak ilamsız «ihtara» bağımlı verilmiş bir icra kararı olarak değerlendirilebileceğini, nitekim yerel mahkemenin kararının gerekçe bölümünde de tenfizi istenen belgeden açıkça "ödeme emri" olarak söz edildiğini, yargılamanın devamı aşamasında davacı şirket tarafından müvekkiline ikinci kere 13.02.2012 tarihinde "ödeme emri «ihtarnamesi»" başlıklı aynı içerikte yeni bir «tebligat» daha gönderildiğini, davaya konu edilen belge de müvekkil şirketin yetkililerinin yabancı yer mahkemesince usulüne uygun bir çağrı yapılmadığı görülmekte ve/veya o mahkemede «temsil» edilmesi gerekeceği konusunda herhangi bir açıklama yapılmadığını, hatta müvekkilinin bu ihtara-ödeme emrine karşı nereye, nasıl ve ne şekilde itiraz edeceği bilgi …
… Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünden gelen yazı cevabı ile davaya konu kararın kesinleşmiş Mahkeme kararı statüsüne sahip olduğunun bildirildiği, «tenfiz» istemi yönünden ülkemiz ile İtalya Arasında Adli Himaye Adli Makamların Hukuk ve Ceza İşlerinde Karşılıklı Müzahereti ve Adli Kararların Tenfizi Mukavelenamesinin 19-21 inci maddelerinde ve 5718 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerindeki koşulların oluştuğu ve aynı maddenin (c) ve (ç) bentlerindeki «olumsuz» koşulların da bulunmadığı gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
İkinci Bozma Kararı Dairemizin 13.09.2018 tarih, 2018/96 E. ve 2018/4151 K. sayılı ilamı ile «tenfiz» isteminin ödeme emrine rağmen altmış gün içinde itirazda bulunulmaması nedeniyle Milano Genel Mahkemesi Legnano Bölümü hâkimliğince çıkarılan «ödeme emrinin» kesinleştiği yönündeki iddiaya dayandığı, hakimlikçe çıkarılan ödeme emrinin kesinleşmiş olmasının, bu kararı teknik anlamda tenfizi kabil (yargılama sonucu verilm …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7053 E. 2016/1130 K.
Ortak:ödeme emri
İncelediğiniz karardaİkinci Bozma Kararı Dairemizin 13.09.2018 tarih, 2018/96 E. ve 2018/4151 K. sayılı ilamı ile «tenfiz» isteminin ödeme emrine rağmen altmış gün içinde itirazda bulunulmaması nedeniyle Milano Genel Mahkemesi Legnano Bölümü hâkimliğince çıkarılan «ödeme emrinin» kesinleştiği yönündeki iddiaya dayandığı, hakimlikçe çıkarılan ödeme emrinin kesinleşmiş olmasının, bu kararı teknik anlamda tenfizi kabil (yargılama sonucu verilm …
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddiasının, «tenfiz» istemine konu ettiği ödeme emrine müvekkili tarafından 60 gün içinde itirazda bulunulmaması nedeniyle «ödeme emrinin» kesinleştiği ve bu belgenin tenfizi kabil bir belge haline geldiği hususuna dayandığını, İtalya Devleti Milano Mahkemesi Legano Bölümü'nce çıkarılan ödeme emrinin itiraz olunmayarak kesinleşmiş olmasının, bu kararı yargılama sonucunda verilmiş teknik anlamda tenfizi kabil bir mahkeme kararı olarak nitelendirmeye yeterli olmadığını, tenfizi istenen "ÖDEME EMRİ İHTARNAMESİ" başlıklı belgenin «ilam niteliğinde» bir belge olmadığını, olsa olsa Türk Hukukundaki benzer karşılığı olarak ilamsız «ihtara» bağımlı verilmiş bir icra kararı olarak değerlendirilebileceğini, nitekim yerel mahkemenin kararının gerekçe bölümünde de tenfizi istenen belgeden açıkça "ödeme emri" olarak söz edildiğini, yargılamanın devamı aşamasında davacı şirket tarafından müvekkiline ikinci kere 13.02.2012 tarihinde "ödeme emri «ihtarnamesi»" başlıklı aynı içerikte yeni bir «tebligat» daha gönderildiğini, davaya konu edilen belge de müvekkil şirketin yetkililerinin yabancı yer mahkemesince usulüne uygun bir çağrı yapılmadığı görülmekte ve/veya o mahkemede «temsil» edilmesi gerekeceği konusunda herhangi bir açıklama yapılmadığını, hatta müvekkilinin bu ihtara-ödeme emrine karşı nereye, nasıl ve ne şekilde itiraz edeceği bilgi …
Benzer bu karardaMahkemece, davacı tarafından yapılan takipte, birinci takip talebinde davalıya «ödeme emri» gönderildiği halde ikinci takip talebinde «donatan» ile «acentesine» ödeme emri gönderilip davalıya ödeme emrinin gönderilmediği, ikinci takiple takibin «yenilendiği», bu nedenle davalıya yeniden ödeme emrinin gönderilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
İcra takip dosyasında, borçlu olarak adı geçen davalıya da «ödeme emri» gönderilmiş ve davalının itirazı üzerine takip durmuştur.
İlk ödeme emrinde, diğer borçlu olarak gösterilen «donatanın» «acentesinin» davalı ...Nakliyat şirketi olmadığı iddiası üzerine yapılan araştırmada tespit edilen acenteye bu kez davalının da adı zikredilerek «ödeme emri» gönderilmiş, bu ödeme emri davalı adına ikinci bir ödeme emri kabul edilerek, davalı hakkındaki ilk ödeme emrinden vazgeçilip ikinci ödeme emri düzenlendiği ancak …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:navlun alacağı · donatan · rücuen tahsil · navlun · pasif husumet yokluğu · acentelik · pasif husumet · yenileme
Benzer bu karardaMahkemece, davacı tarafından yapılan takipte, birinci takip talebinde davalıya «ödeme emri» gönderildiği halde ikinci takip talebinde «donatan» ile «acentesine» ödeme emri gönderilip davalıya ödeme emrinin gönderilmediği, ikinci takiple takibin «yenilendiği», bu nedenle davalıya yeniden ödeme emrinin gönderilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Dava, «navlun alacağının» «rücuen tahsili» için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk ödeme emrinde, diğer borçlu olarak gösterilen «donatanın» «acentesinin» davalı ...Nakliyat şirketi olmadığı iddiası üzerine yapılan araştırmada tespit edilen acenteye bu kez davalının da adı zikredilerek «ödeme emri» gönderilmiş, bu ödeme emri davalı adına ikinci bir ödeme emri kabul edilerek, davalı hakkındaki ilk ödeme emrinden vazgeçilip ikinci ödeme emri düzenlendiği ancak …
İcra Müdürlüğünün «acenteye» gönderdiği «ödeme emri», daha önce takibe itiraz eden borçlu davalı hakkında ikinci bir ödeme emri niteliğinde ve ilk ödeme emrini ortadan kaldıracak ve iptali sonucunu doğuran işlem niteliğinde değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2128 E. 2023/5710 K.
Ortak:ödeme emri · tebligat
İncelediğiniz karardaTemyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddiasının, «tenfiz» istemine konu ettiği ödeme emrine müvekkili tarafından 60 gün içinde itirazda bulunulmaması nedeniyle «ödeme emrinin» kesinleştiği ve bu belgenin tenfizi kabil bir belge haline geldiği hususuna dayandığını, İtalya Devleti Milano Mahkemesi Legano Bölümü'nce çıkarılan ödeme emrinin itiraz olunmayarak kesinleşmiş olmasının, bu kararı yargılama sonucunda verilmiş teknik anlamda tenfizi kabil bir mahkeme kararı olarak nitelendirmeye yeterli olmadığını, tenfizi istenen "ÖDEME EMRİ İHTARNAMESİ" başlıklı belgenin «ilam niteliğinde» bir belge olmadığını, olsa olsa Türk Hukukundaki benzer karşılığı olarak ilamsız «ihtara» bağımlı verilmiş bir icra kararı olarak değerlendirilebileceğini, nitekim yerel mahkemenin kararının gerekçe bölümünde de tenfizi istenen belgeden açıkça "ödeme emri" olarak söz edildiğini, yargılamanın devamı aşamasında davacı şirket tarafından müvekkiline ikinci kere 13.02.2012 tarihinde "ödeme emri «ihtarnamesi»" başlıklı aynı içerikte yeni bir «tebligat» daha gönderildiğini, davaya konu edilen belge de müvekkil şirketin yetkililerinin yabancı yer mahkemesince usulüne uygun bir çağrı yapılmadığı görülmekte ve/veya o mahkemede «temsil» edilmesi gerekeceği konusunda herhangi bir açıklama yapılmadığını, hatta müvekkilinin bu ihtara-ödeme emrine karşı nereye, nasıl ve ne şekilde itiraz edeceği bilgi …
İkinci Bozma Kararı Dairemizin 13.09.2018 tarih, 2018/96 E. ve 2018/4151 K. sayılı ilamı ile «tenfiz» isteminin ödeme emrine rağmen altmış gün içinde itirazda bulunulmaması nedeniyle Milano Genel Mahkemesi Legnano Bölümü hâkimliğince çıkarılan «ödeme emrinin» kesinleştiği yönündeki iddiaya dayandığı, hakimlikçe çıkarılan ödeme emrinin kesinleşmiş olmasının, bu kararı teknik anlamda tenfizi kabil (yargılama sonucu verilm …
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Temlik alan davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; her ne kadar icra mahkemesince «ödeme emrinin tebliğ» iptaline karar verilmişse de bu durumun borçlu davalıların itiraz iradesini ortadan kaldırmadığını, icra mahkemesinin ödeme emrinin tebliğine ilişkin işlemin iptali kararının ödeme emri metninin içeriğine ilişkin olmayıp takip dayanağı belgelerin ödeme emri «tebligatında» bulunmamasına ilişkin olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu takibe ilişkin «ödeme emrinin tebliğ» işleminin usulsüz olduğundan bahisle Bursa 7.
İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/940 E. sayılı dosyası ile «şikayet» yoluna gidildiği, mahkemece 27.10.2017 tarihinde «ödeme emrinin tebliğ» işleminin iptaline karar verildiği, kararın 12.10.2018 tarihinde istinaf kanun yolundan geçerek kesinleştiği, «ödeme emrinin iptal» edilmesi nedeniyle davalı borçlulara icra dairesince yeniden ödeme emri düzenlenip tebliğ edilmesi gerektiğinden ve davalı borçluların bu ödeme emrinin tebliği üzerine yeniden itiraz hakkı bulunduğundan itirazın iptaline ilişkin işbu davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile karar «verilmesine yer olmadığına», davacı dava tarihi itibarıyla dava açmakta haksız olduğundan «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ödeme emrinin iptali · ödeme emri tebliği · icra hukuk mahkemesi · itirazın iptali davası · şikayet · dava şartı yokluğu · yargılama giderleri · icra takibine itiraz
Benzer bu karardaİcra Hukuk Mahkemesinin 2017/940 E. sayılı dosyası ile «şikayet» yoluna gidildiği, mahkemece 27.10.2017 tarihinde «ödeme emrinin tebliğ» işleminin iptaline karar verildiği, kararın 12.10.2018 tarihinde istinaf kanun yolundan geçerek kesinleştiği, «ödeme emrinin iptal» edilmesi nedeniyle davalı borçlulara icra dairesince yeniden ödeme emri düzenlenip tebliğ edilmesi gerektiğinden ve davalı borçluların bu ödeme emrinin tebliği üzerine yeniden itiraz hakkı bulunduğundan itirazın iptaline ilişkin işbu davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile karar «verilmesine yer olmadığına», davacı dava tarihi itibarıyla dava açmakta haksız olduğundan «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Temlik alan davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin davanın konusuz kaldığına ilişkin kararının hatalı olduğu, «icra hukuk» mahkemesinin «ödeme emrinin iptaline» yönelik kararının takip dayanağı belgelerin ödeme emrinde bulunmamasına ilişkin olduğunu, bu nedenle borçluya yeni bir ödeme emri gönderilmeyeceğini, sadece dayana …
İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/940 E., 2017/833 K. sayılı ilamı ile iptaline karar verildiği, kararın kesinleştiği, «ödeme emrinin» «icra hukuk» mahkemesince iptal edilmesi durumunda, dava şartı gerçekleşmemiş olduğundan, mahkemece davanın, dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» dair karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu takibe ilişkin «ödeme emrinin tebliğ» işleminin usulsüz olduğundan bahisle Bursa 7.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2149 E. 2024/4998 K.
Ortak:ödeme emri · tenfiz · temsil
İncelediğiniz karardaTemyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddiasının, «tenfiz» istemine konu ettiği ödeme emrine müvekkili tarafından 60 gün içinde itirazda bulunulmaması nedeniyle «ödeme emrinin» kesinleştiği ve bu belgenin tenfizi kabil bir belge haline geldiği hususuna dayandığını, İtalya Devleti Milano Mahkemesi Legano Bölümü'nce çıkarılan ödeme emrinin itiraz olunmayarak kesinleşmiş olmasının, bu kararı yargılama sonucunda verilmiş teknik anlamda tenfizi kabil bir mahkeme kararı olarak nitelendirmeye yeterli olmadığını, tenfizi istenen "ÖDEME EMRİ İHTARNAMESİ" başlıklı belgenin «ilam niteliğinde» bir belge olmadığını, olsa olsa Türk Hukukundaki benzer karşılığı olarak ilamsız «ihtara» bağımlı verilmiş bir icra kararı olarak değerlendirilebileceğini, nitekim yerel mahkemenin kararının gerekçe bölümünde de tenfizi istenen belgeden açıkça "ödeme emri" olarak söz edildiğini, yargılamanın devamı aşamasında davacı şirket tarafından müvekkiline ikinci kere 13.02.2012 tarihinde "ödeme emri «ihtarnamesi»" başlıklı aynı içerikte yeni bir «tebligat» daha gönderildiğini, davaya konu edilen belge de müvekkil şirketin yetkililerinin yabancı yer mahkemesince usulüne uygun bir çağrı yapılmadığı görülmekte ve/veya o mahkemede «temsil» edilmesi gerekeceği konusunda herhangi bir açıklama yapılmadığını, hatta müvekkilinin bu ihtara-ödeme emrine karşı nereye, nasıl ve ne şekilde itiraz edeceği bilgi …
İkinci Bozma Kararı Dairemizin 13.09.2018 tarih, 2018/96 E. ve 2018/4151 K. sayılı ilamı ile «tenfiz» isteminin ödeme emrine rağmen altmış gün içinde itirazda bulunulmaması nedeniyle Milano Genel Mahkemesi Legnano Bölümü hâkimliğince çıkarılan «ödeme emrinin» kesinleştiği yönündeki iddiaya dayandığı, hakimlikçe çıkarılan ödeme emrinin kesinleşmiş olmasının, bu kararı teknik anlamda tenfizi kabil (yargılama sonucu verilm …
Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış ilişkiler Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak dava konusu kararın «tenfizi» mümkün bir mahkeme ilamı olup olmadığı hakkında hukuki görüş sorulduğu, 22.04.2013 tarihli yazıda T.C.
Benzer bu kararda… iye ile İtalya Arasında Adlî Himaye Adlî Makamların Hukuk ve Ceza İşlerinde Karşılıklı Müzahereti ve Adlî Kararların Tenfizi Mukavelenamesi” bulunduğu, tanınması ve «tenfizi» istenen kararın anlaşmada öngörülen adli kararların tenfizi kapsamında bulunduğu, kararın aslı, yetkili makamlarca onanmış aslına uygun karar örneğinin noter onaylı Türkçe tercümesi, kararın onanmış kesinleşme «şerhinin» dosyaya sunulduğu, tanınması ve tenfizi istenen kararın kesinleştiği, davalı tarafın kendisini İtalya Mahkemelerinde «temsil» ettirdiği, verilen kararda «kamu düzenine aykırılık» teşkil eden bir durum bulunmadığı anlaşılmakla «tanıma» ve tenfiz koşullarının oluştuğu saptanmıştır.
… vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kabulü ile dava konusu İtalya Cumhuriyeti Monza Mahkemesinin 8582/2015 kayıt numaralı «ödeme emrinin» «infaz» kararı, Monza Olağan Mahkemesi Birinci Sulh Hukuk Dairesinin 952/2016 dava dosyası numaralı, 25.07.2017 tarihli kararı ve Milano İstinaf Mahkemesinin 4903/2017 dava dosyası numaralı, 17.04.2018 tarihli, 29.08.2018 kesinleşme tarihli kararlarının tanınmasına ve «tenfizine» karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «tanıma» ve «tenfiz» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istinaf karar harcı · nispi karar harcı · protesto · harcın tamamlanması · arabuluculuk · infazda tereddüt · bekletici mesele · keşif
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «tanıma» ve «tenfiz» kararı verilmiş olmasına rağmen «infazda tereddüt» yaratır şekilde kararın niteliğinin rakamsal olarak belirtilmediğini, özellikle İtalyan Mahkeme kararlarının Türkiye Cumhuriyeti'nde kullanılan hüküm şekline uymadığından kafa karıştırıcı olduğunu, mahkeme «harçlarının» yanlış hesaplandığını ve yanlış ödendiğini, harç ödenmeden yapılan işlemlerin «geçersiz» olduğunu, davacının harca esas bir değer belirttiğini, harcı yatırmadan dava açtığını, mahkemenin ön inceleme celsesinde «kesin süre» verdiğini, kesin süre içerisinde yatırılan harcı yeterli gördüğünü oysa döviz kurunun farklı olduğunu, davacının yatırması gereken harç miktarının 9.231,00 TL iken 9.064,55 TL yatırdığını, davanın «usulden reddi» gerektiğini, tarafların İtalyan Mahkemelerinde görülen bir davada taraf bilirkişisi sıfatıyla görev yapması üzerine anlaştıklarını, davacının İtalyan Mahkemesinde bilirkişilik görevini yerine getirdiğini, davacı tarafın iddiası olan danışmanlık sıfatını aşan bu görevinde bizzat mahkemelere dilekçeler sunduğunu yargısal faaliyete katıldığını, İtalyan Usul Hukukunda üçlü bir bilirkişi sistemi kullanıldığını, tarafların birer bilirkişi gösterdiğini, mahkemenin ise bir bilirkişiyi «görevlendirdiğini», bu açıdan davacının talebinin İtalyan Mahkemelerinde yaptığı göreve dair saatlik ücret olduğunu, bu ücret talebinde de çeşitli haksız talepler olmak üzere tenfizi istenen kararın tenfiz ve tanınması talebinin reddini gerektiren «kamu düzenine aykırılık» olduğunu, davacının görevini kötüye kullanarak İtalyan Mahkemesinin görevlendirmesiyle turist gibi kendisini göstererek Türkiye'ye geldiğini, bir keşfe katıldığını, yargısal faaliyet sürdürdüğünü, bilirkişi raporu verdiğini, davalının davacı ile Türkiye'de böyle bir faaliyet yapması için anlaşmadığını, davacının davalıyı kandırdığını, hatta davalıya bunun İtalyan Mahkemesinin bir görevlendirmesi olduğunu söylemediğini, bunun Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenlik haklarına yargısal alanına tecavüz olduğunu, bu işleme bizzat bilirkişinin itiraz etmesi gerekir iken davalının davacı ile iş ilişkisini öğrenir öğrenmez sona erdirdiğini, bundan başka 01.11.2017 tarihli dilekçe ile Adalet Bakanlığına başvurarak İtalyan Devleti'nin «protesto» edilmesinin davalı tarafından istendiğini, davacının ise İtalya'da bir alacak takibinde bulunduğunu, İtalyan Mahkemelerinin yapılan tüm itirazlara rağmen İtalya Devletinin Mahkemelerinin Türkiye Cumhuriyeti sınırlarını aşan ve egemenliğini çiğneyen şekilde davacının Türkiye sınırları içerisinde İtalyan Mahkemesi göndermesiyle «keşif» ve bilirkişilik yapmasının norma kabul edildiğini, İtalya'nın böyle bir görevlendirme yapabileceği gerekçesiyle alacağın kanuni olduğuna hükmettiğini, yok anlamınd …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça, davacının İtalyan Mahkemeleri tarafından «görevlendirilerek» davalı iş yerine gelip inceleme yaptığına dair husus ispat edilemediğinden ve davalı tarafın aksine iddiaları dosya kapsamına uygun düşmediğinden, «tenfiz» talebine konu hükmün «kamu düzenine» aykırı olduğuna dair istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, dava tarihi itibariyle yapılan hesaplama sonucunda alınması gereken «nispi harcın» peşin kısmının davacı tarafça mahkemenin verdiği önel sonucunda mahkeme veznesine yatırıldığı, söz konusu yatırılan meblağın nispi tarifeye uygun olduğu, davalının buna yönelik aksine iddialarının yerinde olmadığı, kendisinin de istinaf kanun yoluna başvururken aynı miktarda «istinaf harcını» karşılamış olduğu «infazda» teretdüt oluşturabileceği gerekçesi ile yabancı mahkeme kararına ayrıntılı yer verilerek hüküm tesisi, yasal düzenlemeye ve yasanın amacına uymayacağını belirterek …
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, Türk kamu hukukuna aykırı kararı olduğunu, «eksik inceleme» ile hüküm kurulduğunu, delillerin usulüne uygun toplanmadığını, davacının kendisine verilen «kesin süre» içerisinde dava dilekçesinde belirtilen yabancı para birimi üzerinden «harcı tamamlamadığını», bahse konu mahkeme kararının dayandığı «bilirkişi incelemesinin» yapıldığı mahkeme kararı İtalyan Yüksek Mahkemesinde halen «derdest» olduğu ve «bekletici mesele» yapılmasını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «tenfiz» koşullarının oluşmadığını, İtalyan Mahkemesi kararlarında «kamu düzenine aykırılık» bulunduğunu, dava konusu uyuşmazlığın «arabuluculuk» dava şartına tabi olduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9127 E. 2013/12702 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yetki itirazı · haksız fiil · yetki · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, davalının icra dairesinin «yetkisine» de itiraz ettiği, öncelikle bu hususun incelenmesi gerektiği, «haksız fiilin» ...'da meydana geldiği, davalının adresinin ... olduğu gerekçesiyle, ...
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillere gerektirici sebeplere, ortada yetkili icra dairesinde yapılmış bir takibin bulunmamasına ve «yetki itirazının» ancak yetkili icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesince incelenebilecek olmasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
İcra Müdürlüğü'nün 2010/1247 esas sayılı dosyasında «yetkisizliğine», icra dosyasının talep halinde ...
2- Ancak, mahkemece yukarıda açıklandığı üzere sadece usul yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken «yetki» ve görevi dahilinde bulunmayan "...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2702 E. 2013/2920 K.
Ortak:ödeme emri
İncelediğiniz karardaİkinci Bozma Kararı Dairemizin 13.09.2018 tarih, 2018/96 E. ve 2018/4151 K. sayılı ilamı ile «tenfiz» isteminin ödeme emrine rağmen altmış gün içinde itirazda bulunulmaması nedeniyle Milano Genel Mahkemesi Legnano Bölümü hâkimliğince çıkarılan «ödeme emrinin» kesinleştiği yönündeki iddiaya dayandığı, hakimlikçe çıkarılan ödeme emrinin kesinleşmiş olmasının, bu kararı teknik anlamda tenfizi kabil (yargılama sonucu verilm …
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddiasının, «tenfiz» istemine konu ettiği ödeme emrine müvekkili tarafından 60 gün içinde itirazda bulunulmaması nedeniyle «ödeme emrinin» kesinleştiği ve bu belgenin tenfizi kabil bir belge haline geldiği hususuna dayandığını, İtalya Devleti Milano Mahkemesi Legano Bölümü'nce çıkarılan ödeme emrinin itiraz olunmayarak kesinleşmiş olmasının, bu kararı yargılama sonucunda verilmiş teknik anlamda tenfizi kabil bir mahkeme kararı olarak nitelendirmeye yeterli olmadığını, tenfizi istenen "ÖDEME EMRİ İHTARNAMESİ" başlıklı belgenin «ilam niteliğinde» bir belge olmadığını, olsa olsa Türk Hukukundaki benzer karşılığı olarak ilamsız «ihtara» bağımlı verilmiş bir icra kararı olarak değerlendirilebileceğini, nitekim yerel mahkemenin kararının gerekçe bölümünde de tenfizi istenen belgeden açıkça "ödeme emri" olarak söz edildiğini, yargılamanın devamı aşamasında davacı şirket tarafından müvekkiline ikinci kere 13.02.2012 tarihinde "ödeme emri «ihtarnamesi»" başlıklı aynı içerikte yeni bir «tebligat» daha gönderildiğini, davaya konu edilen belge de müvekkil şirketin yetkililerinin yabancı yer mahkemesince usulüne uygun bir çağrı yapılmadığı görülmekte ve/veya o mahkemede «temsil» edilmesi gerekeceği konusunda herhangi bir açıklama yapılmadığını, hatta müvekkilinin bu ihtara-ödeme emrine karşı nereye, nasıl ve ne şekilde itiraz edeceği bilgi …
Benzer bu karardaSigorta A.Ş. tarafından takip yapılmış, icra müdürlüğünce «yetkisizlik» kararı verilmiş, davacı vekilinin talebi üzerine 04.03.2011 tarihinde alacaklı olarak Yapı Kredi Sigorta A.Ş. yazılmak suretiyle davalı hakkında yeniden takip «ödeme emri» düzenlenmiştir.
Sigorta A.Ş. tarafından düzenlenen «ödeme emri» ekinde sunulan vekaletnamede davacı vekilinin aynı zamanda ... ...
Bu durumda davalı hakkında düzenlenen 04.03.2011 tarihli «ödeme emrinin» «maddi hatanın düzeltilmesi» olarak kabul edilip, ayrıca talebin «rücu davası» niteliğinde olmasına göre, «zamanaşımı» süresinin de taraflar arasındaki ilişkiye göre belirlenip hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:rücu davası · maddi hatanın düzeltilmesi · maddi hata · sigorta sözleşmesi · rücu · yetkisizlik kararı · hasar · zamanaşımı
Benzer bu karardaBu durumda davalı hakkında düzenlenen 04.03.2011 tarihli «ödeme emrinin» «maddi hatanın düzeltilmesi» olarak kabul edilip, ayrıca talebin «rücu davası» niteliğinde olmasına göre, «zamanaşımı» süresinin de taraflar arasındaki ilişkiye göre belirlenip hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Dava, «sigorta sözleşmesi» sonucu «rücu» isteminden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. ...
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalı hakkında icra takibinin 04.03.2011'de yapıldığı, «hasarın» ise ....02.2007 tarihinde meydana geldiği, ...
1268. maddesi gereğince iki yıllık «zamanaşımı» süresinin geçtiği gerekçesiyle, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3242 E. , 2023/4172 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/137 Esas, 2020/306 Karar
HÜKÜM
Kabul
Taraflar arasındaki tenfiz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne verilmiştir.
Kararın davalı vekili temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce yapılan inceleme sonunda bozulmuş, mahkeme tarafından Dairemiz ilamına karşı direnilmiştir.
Direnme kararının davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizce bozma kararı yerinde bulunarak direnme kararı incelenmek üzere dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.12.2022 tarih, 2022/11-880 E. ve 2022/1750 K. sayılı ilâmı ile direnme kararının yerinde olduğuna karar verilerek davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına ilişkin inceleme yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmiş olmakla Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; İtalya Devleti Milano Mahkemesi Legano Bölümü’nün 21.12.2009 tarihinde verdiği 1247/09 sayılı kararı ile davalı şirketin müvekkiline KDV dahil 1.791.786,71 euro bedelindeki faturaya konu borcunu ödemesine hükmettiğini, bu kararın 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 54 üncü maddesi hükmü uyarınca tenfiz şartlarını taşıdığını ileri sürerek anılan yabancı Mahkeme kararının tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kararın ödeme emri vasfında olduğunu, dolayısıyla ilam niteliği bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 15.04.2014 tarih, 2013/206 E. ve 2014/154 K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 03.06.2015 tarih, 2014/11048 E. ve 2015/8209 K. sayılı ilamı ile dava değeri (1.791.786,71 E.) üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcının 1/4'ü oranında peşin harcın davacıdan tahsil olunarak yargılama yapılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur. Davacı vekilinin karar düzeltme istemi Dairemizin 09.12.2015 tarih, 2015/13593 E. ve 2015/16537 K. sayılı ilamı ile reddedilmiştir.
C. Mahkemece Verilen İkinci Karar
Mahkemece 04.10.2017 tarih, 2016/202 E. ve 2017/877 K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 13.09.2018 tarih, 2018/96 E. ve 2018/4151 K. sayılı ilamı ile tenfiz isteminin ödeme emrine rağmen altmış gün içinde itirazda bulunulmaması nedeniyle Milano Genel Mahkemesi Legnano Bölümü hâkimliğince çıkarılan ödeme emrinin kesinleştiği yönündeki iddiaya dayandığı, hakimlikçe çıkarılan ödeme emrinin kesinleşmiş olmasının, bu kararı teknik anlamda tenfizi kabil (yargılama sonucu verilmiş) bir ilam olarak nitelendirmeye yeterli olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Davacı vekilinin karar düzeltme istemi Dairemizin 13.02.2020 tarih, 2019/970 E. ve 2020/466 K. sayılı ilamı ile reddedilmiştir.
E. Mahkemece Verilen Direnme Kararı
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki gerekçeye ilave olarak, bozma öncesinde T.C. Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış ilişkiler Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak dava konusu kararın tenfizi mümkün bir mahkeme ilamı olup olmadığı hakkında hukuki görüş sorulduğu, 22.04.2013 tarihli yazıda T.C. Dışişleri Bakanlığından alınan 21.03.2013 tarihli ve 2013/46255 sayılı yazının davacı tarafından yaptırılan tercümesinde Legnano Dairesi Koordinatör Hâkimi tarafından “(..) ödemeye dair mahkeme kararına yasada belirtilen süre içerisinde itirazda bulunulmazsa söz konusu karar kesinleşmiş mahkeme kararıyla hukuki açıdan aynı statüye sahip olur. Bu nedenden dolayı (..)Legnano Dairesi tarafından alınan mahkeme kararı altında imzası bulunan yetkilinin görüşü uyarınca kesinleşmiş mahkeme kararı statüsüne sahiptir” şeklinde açıklama yapıldığı, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 E., 2012/1 K.
sayılı kararında da vurgulandığı şekliyle İtalyan usul hukukuna tâbi olarak verilmiş olan bir Mahkeme kararının, mahkeme ilamı niteliğinde olup olmadığının münhasıran İtalya usul hukukuna göre tayin ve tespit olunacağı, bunun yanında T.C. Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünden gelen yazı cevabı ile davaya konu kararın kesinleşmiş Mahkeme kararı statüsüne sahip olduğunun bildirildiği, tenfiz istemi yönünden ülkemiz ile İtalya Arasında Adli Himaye Adli Makamların Hukuk ve Ceza İşlerinde Karşılıklı Müzahereti ve Adli Kararların Tenfizi Mukavelenamesinin 19-21 inci maddelerinde ve 5718 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerindeki koşulların oluştuğu ve aynı maddenin (c) ve (ç) fbentlerindeki olumsuz koşulların da bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddiasının, tenfiz istemine konu ettiği ödeme emrine müvekkili tarafından 60 gün içinde itirazda bulunulmaması nedeniyle ödeme emrinin kesinleştiği ve bu belgenin tenfizi kabil bir belge haline geldiği hususuna dayandığını, İtalya Devleti Milano Mahkemesi Legano Bölümü'nce çıkarılan ödeme emrinin itiraz olunmayarak kesinleşmiş olmasının, bu kararı yargılama sonucunda verilmiş teknik anlamda tenfizi kabil bir mahkeme kararı olarak nitelendirmeye yeterli olmadığını, tenfizi istenen "ÖDEME EMRİ İHTARNAMESİ" başlıklı belgenin ilam niteliğinde bir belge olmadığını, olsa olsa Türk Hukukundaki benzer karşılığı olarak ilamsız ihtara bağımlı verilmiş bir icra kararı olarak değerlendirilebileceğini, nitekim yerel mahkemenin kararının gerekçe bölümünde de tenfizi istenen belgeden açıkça "ödeme emri" olarak söz edildiğini, yargılamanın devamı aşamasında davacı şirket tarafından müvekkiline ikinci kere 13.02.2012 tarihinde "ödeme emri ihtarnamesi" başlıklı aynı içerikte yeni bir tebligat daha gönderildiğini, davaya konu edilen belge de müvekkil şirketin yetkililerinin yabancı yer mahkemesince usulüne uygun bir çağrı yapılmadığı görülmekte ve/veya o mahkemede temsil edilmesi gerekeceği konusunda herhangi bir açıklama yapılmadığını, hatta müvekkilinin bu ihtara-ödeme emrine karşı nereye, nasıl ve ne şekilde itiraz edeceği bilgilerine de yer verilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C.Dairemizin İnceleme Kararı
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
D.Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.12.2022 tarih, 2022/11-880 E. ve 2022/1750 K. sayılı ilâmı ile davacı tarafından tenfizi talep edilen İtalya Devleti Milano Mahkemesi Legnano Bölümünün 21.12.2009 tarihli ve 1247/09 sayılı kararında; anılan mahkemenin kendi usul kurallarına göre belirli bir miktar alacağın tahsilinin hüküm altına alındığı ve bu haliyle 5718 sayılı Kanun'un 50 nci ve devamındaki maddeler kapsamında tanımlanan tenfizi mümkün olan bir mahkeme ilamı niteliğinde olduğu, dolayısıyla yabancı mahkemenin kendi hukukuna uygun şekilde vermiş olduğu dava konusu kararın, ülkemizdeki usul hukuku kurallarına göre bir icra emri veya emirname olarak değerlendirilerek tenfizi kabil bir ilam niteliğinde olmadığının söylenemeyeceği gerekçesi ile temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
E. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; Italyan Milano Mahkemesi Legnano Bölümünün 21.12.2009 tarih ve 1247/09 sayılı ve faturaya dayalı alacağın tahsiline ilişkin kararının tenfizi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
5718 sayılı Kanun'un 50 nci ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
05.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/955918900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz