Tanıma ve tenfiz | Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2149 E. 2024/4998 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istinaf karar harcı↗ arabuluculuk dava şartı↗ harca esas değer↗ nispi karar harcı↗ protesto↗ harcın tamamlanması↗ arabuluculuk↗ tanıma ve tenfiz↗ infazda tereddüt↗ ödeme emri↗ bekletici mesele↗ keşif↗ tanıma↗ kamu düzenine aykırılık↗ cy/cy şerhi↗ derdestlik↗ kesin süre↗ infaz↗ kamu düzeni↗ sulh hukuk mahkemesi↗ tenfiz↗ usulden reddi↗ bilirkişi incelemesi↗ esastan ret↗ geçersizlik↗ sulh↗ harç↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorlu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/400 E., 2019/137 K.
Taraflar arasındaki tanıma ve tenfiz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; İtalya Devletinde, Monza Mahkemesi, Milano İstinaf Mahkemesi ve Monza Olağan Mahkemesi 1. Sulh Hukuk Dairesince verilen ve kesinleşen, davacının ve davalının taraf bulunduğu kararların Türkiye'de infaz edilebilmesi için tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tenfiz koşullarının oluşmadığını, İtalyan Mahkemesi kararlarında kamu düzenine aykırılık bulunduğunu, dava konusu uyuşmazlığın arabuluculuk dava şartına tabi olduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde; İtalya ile Türkiye Cumhuriyeti arasında, 16.02.l929 tarih ve 1394 sayılı Kanunla onaylanan ve 03.03.l929 gün ve 1133 (III.Tertip. 10.c.362 (222)s) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak l5.05.l931 tarihinde yürürlüğe giren 1926 tarihli “Türkiye ile İtalya Arasında Adlî Himaye Adlî Makamların Hukuk ve Ceza İşlerinde Karşılıklı Müzahereti ve Adlî Kararların Tenfizi Mukavelenamesi” bulunduğu, tanınması ve tenfizi istenen kararın anlaşmada öngörülen adli kararların tenfizi kapsamında bulunduğu, kararın aslı, yetkili makamlarca onanmış aslına uygun karar örneğinin noter onaylı Türkçe tercümesi, kararın onanmış kesinleşme şerhinin dosyaya sunulduğu, tanınması ve tenfizi istenen kararın kesinleştiği, davalı tarafın kendisini İtalya Mahkemelerinde temsil ettirdiği, verilen kararda kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir durum bulunmadığı anlaşılmakla tanıma ve tenfiz koşullarının oluştuğu saptanmıştır. Bu nedenlerle davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kabulü ile dava konusu İtalya Cumhuriyeti Monza Mahkemesinin 8582/2015 kayıt numaralı ödeme emrinin infaz kararı, Monza Olağan Mahkemesi Birinci Sulh Hukuk Dairesinin 952/2016 dava dosyası numaralı, 25.07.2017 tarihli kararı ve Milano İstinaf Mahkemesinin 4903/2017 dava dosyası numaralı, 17.04.2018 tarihli, 29.08.2018 kesinleşme tarihli kararlarının tanınmasına ve tenfizine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tanıma ve tenfiz kararı verilmiş olmasına rağmen infazda tereddüt yaratır şekilde kararın niteliğinin rakamsal olarak belirtilmediğini, özellikle İtalyan Mahkeme kararlarının Türkiye Cumhuriyeti'nde kullanılan hüküm şekline uymadığından kafa karıştırıcı olduğunu, mahkeme harçlarının yanlış hesaplandığını ve yanlış ödendiğini, harç ödenmeden yapılan işlemlerin geçersiz olduğunu, davacının harca esas bir değer belirttiğini, harcı yatırmadan dava açtığını, mahkemenin ön inceleme celsesinde kesin süre verdiğini, kesin süre içerisinde yatırılan harcı yeterli gördüğünü oysa döviz kurunun farklı olduğunu, davacının yatırması gereken harç miktarının 9.231,00 TL iken 9.064,55 TL yatırdığını, davanın usulden reddi gerektiğini, tarafların İtalyan Mahkemelerinde görülen bir davada taraf bilirkişisi sıfatıyla görev yapması üzerine anlaştıklarını, davacının İtalyan Mahkemesinde bilirkişilik görevini yerine getirdiğini, davacı tarafın iddiası olan danışmanlık sıfatını aşan bu görevinde bizzat mahkemelere dilekçeler sunduğunu yargısal faaliyete katıldığını, İtalyan Usul Hukukunda üçlü bir bilirkişi sistemi kullanıldığını, tarafların birer bilirkişi gösterdiğini, mahkemenin ise bir bilirkişiyi görevlendirdiğini, bu açıdan davacının talebinin İtalyan Mahkemelerinde yaptığı göreve dair saatlik ücret olduğunu, bu ücret talebinde de çeşitli haksız talepler olmak üzere tenfizi istenen kararın tenfiz ve tanınması talebinin reddini gerektiren kamu düzenine aykırılık olduğunu, davacının görevini kötüye kullanarak İtalyan Mahkemesinin görevlendirmesiyle turist gibi kendisini göstererek Türkiye'ye geldiğini, bir keşfe katıldığını, yargısal faaliyet sürdürdüğünü, bilirkişi raporu verdiğini, davalının davacı ile Türkiye'de böyle bir faaliyet yapması için anlaşmadığını, davacının davalıyı kandırdığını, hatta davalıya bunun İtalyan Mahkemesinin bir görevlendirmesi olduğunu söylemediğini, bunun Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenlik haklarına yargısal alanına tecavüz olduğunu, bu işleme bizzat bilirkişinin itiraz etmesi gerekir iken davalının davacı ile iş ilişkisini öğrenir öğrenmez sona erdirdiğini, bundan başka 01.11.2017 tarihli dilekçe ile Adalet Bakanlığına başvurarak İtalyan Devleti'nin protesto edilmesinin davalı tarafından istendiğini, davacının ise İtalya'da bir alacak takibinde bulunduğunu, İtalyan Mahkemelerinin yapılan tüm itirazlara rağmen İtalya Devletinin Mahkemelerinin Türkiye Cumhuriyeti sınırlarını aşan ve egemenliğini çiğneyen şekilde davacının Türkiye sınırları içerisinde İtalyan Mahkemesi göndermesiyle keşif ve bilirkişilik yapmasının norma kabul edildiğini, İtalya'nın böyle bir görevlendirme yapabileceği gerekçesiyle alacağın kanuni olduğuna hükmettiğini, yok anlamında olan bir işlemin yapıldığı iddiasıyla alacak iddiasının dinlenemeyeceğini, kamu hukukuna dair olan itirazlarının incelenmediğini ve gerekçede bu konuda bir açıklamaya yer verilmediğini, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça, davacının İtalyan Mahkemeleri tarafından görevlendirilerek davalı iş yerine gelip inceleme yaptığına dair husus ispat edilemediğinden ve davalı tarafın aksine iddiaları dosya kapsamına uygun düşmediğinden, tenfiz talebine konu hükmün kamu düzenine aykırı olduğuna dair istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, dava tarihi itibariyle yapılan hesaplama sonucunda alınması gereken nispi harcın peşin kısmının davacı tarafça mahkemenin verdiği önel sonucunda mahkeme veznesine yatırıldığı, söz konusu yatırılan meblağın nispi tarifeye uygun olduğu, davalının buna yönelik aksine iddialarının yerinde olmadığı, kendisinin de istinaf kanun yoluna başvururken aynı miktarda istinaf harcını karşılamış olduğu infazda teretdüt oluşturabileceği gerekçesi ile yabancı mahkeme kararına ayrıntılı yer verilerek hüküm tesisi, yasal düzenlemeye ve yasanın amacına uymayacağını belirterek davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, Türk kamu hukukuna aykırı kararı olduğunu, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, delillerin usulüne uygun toplanmadığını, davacının kendisine verilen kesin süre içerisinde dava dilekçesinde belirtilen yabancı para birimi üzerinden harcı tamamlamadığını, bahse konu mahkeme kararının dayandığı bilirkişi incelemesinin yapıldığı mahkeme kararı İtalyan Yüksek Mahkemesinde halen derdest olduğu ve bekletici mesele yapılmasını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tanıma ve tenfiz istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 5718 sayılı Kanun'un 50 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İcra kararının tenfizi | Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/98 E. 2024/1545 K.
Ortak:ödeme emri · tenfiz · temsil
İncelediğiniz kararda… iye ile İtalya Arasında Adlî Himaye Adlî Makamların Hukuk ve Ceza İşlerinde Karşılıklı Müzahereti ve Adlî Kararların Tenfizi Mukavelenamesi” bulunduğu, tanınması ve «tenfizi» istenen kararın anlaşmada öngörülen adli kararların tenfizi kapsamında bulunduğu, kararın aslı, yetkili makamlarca onanmış aslına uygun karar örneğinin noter onaylı Türkçe tercümesi, kararın onanmış kesinleşme «şerhinin» dosyaya sunulduğu, tanınması ve tenfizi istenen kararın kesinleştiği, davalı tarafın kendisini İtalya Mahkemelerinde «temsil» ettirdiği, verilen kararda «kamu düzenine aykırılık» teşkil eden bir durum bulunmadığı anlaşılmakla «tanıma» ve tenfiz koşullarının oluştuğu saptanmıştır.
… vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kabulü ile dava konusu İtalya Cumhuriyeti Monza Mahkemesinin 8582/2015 kayıt numaralı «ödeme emrinin» «infaz» kararı, Monza Olağan Mahkemesi Birinci Sulh Hukuk Dairesinin 952/2016 dava dosyası numaralı, 25.07.2017 tarihli kararı ve Milano İstinaf Mahkemesinin 4903/2017 dava dosyası numaralı, 17.04.2018 tarihli, 29.08.2018 kesinleşme tarihli kararlarının tanınmasına ve «tenfizine» karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «tanıma» ve «tenfiz» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddiasının, «tenfiz» istemine konu ettiği ödeme emrine müvekkili tarafından 60 gün içinde itirazda bulunulmaması nedeniyle «ödeme emrinin» kesinleştiği ve bu belgenin tenfizi kabil bir belge haline geldiği hususuna dayandığını, İtalya Devleti Milano Mahkemesi Legano Bölümü'nce çıkarılan ödeme emrinin itiraz olunmayarak kesinleşmiş olmasının, bu kararı yargılama sonucunda verilmiş teknik anlamda tenfizi kabil bir mahkeme kararı olarak nitelendirmeye yeterli olmadığını, tenfizi istenen "ÖDEME EMRİ İHTARNAMESİ" başlıklı belgenin «ilam niteliğinde» bir belge olmadığını, olsa olsa Türk Hukukundaki benzer karşılığı olarak ilamsız «ihtara» bağımlı verilmiş bir icra kararı olarak değerlendirilebileceğini, nitekim yerel mahkemenin kararının gerekçe bölümünde de tenfizi istenen belgeden açıkça "ödeme emri" olarak söz edildiğini, yargılamanın devamı aşamasında davacı şirket tarafından müvekkiline ikinci kere 13.02.2012 tarihinde "ödeme emri «ihtarnamesi»" başlıklı aynı içerikte yeni bir «tebligat» daha gönderildiğini, davaya konu edilen belge de müvekkil şirketin yetkililerinin yabancı yer mahkemesince usulüne uygun bir çağrı yapılmadığı görülmekte ve/veya o mahkemede «temsil» edilmesi gerekeceği konusunda herhangi bir açıklama yapılmadığını, hatta müvekkilinin bu ihtara-ödeme emrine karşı nereye, nasıl ve ne şekilde itiraz edeceği bilgi …
İkinci Bozma Kararı Dairemizin 13.09.2018 tarih, 2018/96 E. ve 2018/4151 K. sayılı ilamı ile «tenfiz» isteminin ödeme emrine rağmen altmış gün içinde itirazda bulunulmaması nedeniyle Milano Genel Mahkemesi Legnano Bölümü hâkimliğince çıkarılan «ödeme emrinin» kesinleştiği yönündeki iddiaya dayandığı, hakimlikçe çıkarılan ödeme emrinin kesinleşmiş olmasının, bu kararı teknik anlamda tenfizi kabil (yargılama sonucu verilm …
Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış ilişkiler Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak dava konusu kararın «tenfizi» mümkün bir mahkeme ilamı olup olmadığı hakkında hukuki görüş sorulduğu, 22.04.2013 tarihli yazıda T.C.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ilam niteliği · peşin karar harcı · direnme kararı · münhasırlık · olumsuz oy · ihtar · tebligat · ihtarname
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddiasının, «tenfiz» istemine konu ettiği ödeme emrine müvekkili tarafından 60 gün içinde itirazda bulunulmaması nedeniyle «ödeme emrinin» kesinleştiği ve bu belgenin tenfizi kabil bir belge haline geldiği hususuna dayandığını, İtalya Devleti Milano Mahkemesi Legano Bölümü'nce çıkarılan ödeme emrinin itiraz olunmayarak kesinleşmiş olmasının, bu kararı yargılama sonucunda verilmiş teknik anlamda tenfizi kabil bir mahkeme kararı olarak nitelendirmeye yeterli olmadığını, tenfizi istenen "ÖDEME EMRİ İHTARNAMESİ" başlıklı belgenin «ilam niteliğinde» bir belge olmadığını, olsa olsa Türk Hukukundaki benzer karşılığı olarak ilamsız «ihtara» bağımlı verilmiş bir icra kararı olarak değerlendirilebileceğini, nitekim yerel mahkemenin kararının gerekçe bölümünde de tenfizi istenen belgeden açıkça "ödeme emri" olarak söz edildiğini, yargılamanın devamı aşamasında davacı şirket tarafından müvekkiline ikinci kere 13.02.2012 tarihinde "ödeme emri «ihtarnamesi»" başlıklı aynı içerikte yeni bir «tebligat» daha gönderildiğini, davaya konu edilen belge de müvekkil şirketin yetkililerinin yabancı yer mahkemesince usulüne uygun bir çağrı yapılmadığı görülmekte ve/veya o mahkemede «temsil» edilmesi gerekeceği konusunda herhangi bir açıklama yapılmadığını, hatta müvekkilinin bu ihtara-ödeme emrine karşı nereye, nasıl ve ne şekilde itiraz edeceği bilgi …
… 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 E., 2012/1 K. sayılı kararında da vurgulandığı şekliyle İtalyan usul hukukuna tâbi olarak verilmiş olan bir Mahkeme kararının, mahkeme «ilamı niteliğinde» olup olmadığının «münhasıran» İtalya usul hukukuna göre tayin ve tespit olunacağı, bunun yanında T.C.
… Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünden gelen yazı cevabı ile davaya konu kararın kesinleşmiş Mahkeme kararı statüsüne sahip olduğunun bildirildiği, «tenfiz» istemi yönünden ülkemiz ile İtalya Arasında Adli Himaye Adli Makamların Hukuk ve Ceza İşlerinde Karşılıklı Müzahereti ve Adli Kararların Tenfizi Mukavelenamesinin 19-21 inci maddelerinde ve 5718 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerindeki koşulların oluştuğu ve aynı maddenin (c) ve (ç) bentlerindeki «olumsuz» koşulların da bulunmadığı gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
Birinci Bozma Kararı Dairemizin 03.06.2015 tarih, 2014/11048 E. ve 2015/8209 K. sayılı ilamı ile dava değeri (1.791.786,71 E.) üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcının 1/4'ü oranında «peşin harcın» davacıdan tahsil olunarak yargılama yapılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
-
İcra kararının tenfizi | Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3242 E. 2023/4172 K.
Ortak:ödeme emri · tenfiz · temsil
İncelediğiniz kararda… iye ile İtalya Arasında Adlî Himaye Adlî Makamların Hukuk ve Ceza İşlerinde Karşılıklı Müzahereti ve Adlî Kararların Tenfizi Mukavelenamesi” bulunduğu, tanınması ve «tenfizi» istenen kararın anlaşmada öngörülen adli kararların tenfizi kapsamında bulunduğu, kararın aslı, yetkili makamlarca onanmış aslına uygun karar örneğinin noter onaylı Türkçe tercümesi, kararın onanmış kesinleşme «şerhinin» dosyaya sunulduğu, tanınması ve tenfizi istenen kararın kesinleştiği, davalı tarafın kendisini İtalya Mahkemelerinde «temsil» ettirdiği, verilen kararda «kamu düzenine aykırılık» teşkil eden bir durum bulunmadığı anlaşılmakla «tanıma» ve tenfiz koşullarının oluştuğu saptanmıştır.
… vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kabulü ile dava konusu İtalya Cumhuriyeti Monza Mahkemesinin 8582/2015 kayıt numaralı «ödeme emrinin» «infaz» kararı, Monza Olağan Mahkemesi Birinci Sulh Hukuk Dairesinin 952/2016 dava dosyası numaralı, 25.07.2017 tarihli kararı ve Milano İstinaf Mahkemesinin 4903/2017 dava dosyası numaralı, 17.04.2018 tarihli, 29.08.2018 kesinleşme tarihli kararlarının tanınmasına ve «tenfizine» karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «tanıma» ve «tenfiz» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddiasının, «tenfiz» istemine konu ettiği ödeme emrine müvekkili tarafından 60 gün içinde itirazda bulunulmaması nedeniyle «ödeme emrinin» kesinleştiği ve bu belgenin tenfizi kabil bir belge haline geldiği hususuna dayandığını, İtalya Devleti Milano Mahkemesi Legano Bölümü'nce çıkarılan ödeme emrinin itiraz olunmayarak kesinleşmiş olmasının, bu kararı yargılama sonucunda verilmiş teknik anlamda tenfizi kabil bir mahkeme kararı olarak nitelendirmeye yeterli olmadığını, tenfizi istenen "ÖDEME EMRİ İHTARNAMESİ" başlıklı belgenin «ilam niteliğinde» bir belge olmadığını, olsa olsa Türk Hukukundaki benzer karşılığı olarak ilamsız «ihtara» bağımlı verilmiş bir icra kararı olarak değerlendirilebileceğini, nitekim yerel mahkemenin kararının gerekçe bölümünde de tenfizi istenen belgeden açıkça "ödeme emri" olarak söz edildiğini, yargılamanın devamı aşamasında davacı şirket tarafından müvekkiline ikinci kere 13.02.2012 tarihinde "ödeme emri «ihtarnamesi»" başlıklı aynı içerikte yeni bir «tebligat» daha gönderildiğini, davaya konu edilen belge de müvekkil şirketin yetkililerinin yabancı yer mahkemesince usulüne uygun bir çağrı yapılmadığı görülmekte ve/veya o mahkemede «temsil» edilmesi gerekeceği konusunda herhangi bir açıklama yapılmadığını, hatta müvekkilinin bu ihtara-ödeme emrine karşı nereye, nasıl ve ne şekilde itiraz edeceği bilgi …
İkinci Bozma Kararı Dairemizin 13.09.2018 tarih, 2018/96 E. ve 2018/4151 K. sayılı ilamı ile «tenfiz» isteminin ödeme emrine rağmen altmış gün içinde itirazda bulunulmaması nedeniyle Milano Genel Mahkemesi Legnano Bölümü hâkimliğince çıkarılan «ödeme emrinin» kesinleştiği yönündeki iddiaya dayandığı, hakimlikçe çıkarılan ödeme emrinin kesinleşmiş olmasının, bu kararı teknik anlamda tenfizi kabil (yargılama sonucu verilm …
Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış ilişkiler Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak dava konusu kararın «tenfizi» mümkün bir mahkeme ilamı olup olmadığı hakkında hukuki görüş sorulduğu, 22.04.2013 tarihli yazıda T.C.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilam niteliği · peşin karar harcı · direnme kararı · münhasırlık · olumsuz oy · ihtar · tebligat · ihtarname
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddiasının, «tenfiz» istemine konu ettiği ödeme emrine müvekkili tarafından 60 gün içinde itirazda bulunulmaması nedeniyle «ödeme emrinin» kesinleştiği ve bu belgenin tenfizi kabil bir belge haline geldiği hususuna dayandığını, İtalya Devleti Milano Mahkemesi Legano Bölümü'nce çıkarılan ödeme emrinin itiraz olunmayarak kesinleşmiş olmasının, bu kararı yargılama sonucunda verilmiş teknik anlamda tenfizi kabil bir mahkeme kararı olarak nitelendirmeye yeterli olmadığını, tenfizi istenen "ÖDEME EMRİ İHTARNAMESİ" başlıklı belgenin «ilam niteliğinde» bir belge olmadığını, olsa olsa Türk Hukukundaki benzer karşılığı olarak ilamsız «ihtara» bağımlı verilmiş bir icra kararı olarak değerlendirilebileceğini, nitekim yerel mahkemenin kararının gerekçe bölümünde de tenfizi istenen belgeden açıkça "ödeme emri" olarak söz edildiğini, yargılamanın devamı aşamasında davacı şirket tarafından müvekkiline ikinci kere 13.02.2012 tarihinde "ödeme emri «ihtarnamesi»" başlıklı aynı içerikte yeni bir «tebligat» daha gönderildiğini, davaya konu edilen belge de müvekkil şirketin yetkililerinin yabancı yer mahkemesince usulüne uygun bir çağrı yapılmadığı görülmekte ve/veya o mahkemede «temsil» edilmesi gerekeceği konusunda herhangi bir açıklama yapılmadığını, hatta müvekkilinin bu ihtara-ödeme emrine karşı nereye, nasıl ve ne şekilde itiraz edeceği bilgi …
… 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 E., 2012/1 K. sayılı kararında da vurgulandığı şekliyle İtalyan usul hukukuna tâbi olarak verilmiş olan bir Mahkeme kararının, mahkeme «ilamı niteliğinde» olup olmadığının «münhasıran» İtalya usul hukukuna göre tayin ve tespit olunacağı, bunun yanında T.C.
… Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünden gelen yazı cevabı ile davaya konu kararın kesinleşmiş Mahkeme kararı statüsüne sahip olduğunun bildirildiği, «tenfiz» istemi yönünden ülkemiz ile İtalya Arasında Adli Himaye Adli Makamların Hukuk ve Ceza İşlerinde Karşılıklı Müzahereti ve Adli Kararların Tenfizi Mukavelenamesinin 19-21 inci maddelerinde ve 5718 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerindeki koşulların oluştuğu ve aynı maddenin (c) ve (ç) fbentlerindeki «olumsuz» koşulların da bulunmadığı gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
Birinci Bozma Kararı Dairemizin 03.06.2015 tarih, 2014/11048 E. ve 2015/8209 K. sayılı ilamı ile dava değeri (1.791.786,71 E.) üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcının 1/4'ü oranında «peşin harcın» davacıdan tahsil olunarak yargılama yapılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
-
CMR 17/2: taşıyanın sorumluluktan kurtuluş nedenini (gasp) ispat yükü ve eksik inceleme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7833 E. 2022/4643 K.
Ortak:eksik inceleme
İncelediğiniz karardaTemyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, Türk kamu hukukuna aykırı kararı olduğunu, «eksik inceleme» ile hüküm kurulduğunu, delillerin usulüne uygun toplanmadığını, davacının kendisine verilen «kesin süre» içerisinde dava dilekçesinde belirtilen yabancı para birimi üzerinden «harcı tamamlamadığını», bahse konu mahkeme kararının dayandığı «bilirkişi incelemesinin» yapıldığı mahkeme kararı İtalyan Yüksek Mahkemesinde halen «derdest» olduğu ve «bekletici mesele» yapılmasını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Benzer bu karardaCMR 17/2. maddesi gereğince «taşıyanın sorumluluğunu» ortadan kaldıran nedenlerin varlığını «ispat yükü» davalı taşıyanda olmakla, İtalyan yetkili makamlarınca sürücünün beyan ve «şikayeti» ile ilgili ne gibi işlem yapıldığının ilgili bakanlık aracılığı ile sorulması ve davalı «taşıyıcının» tüm delilleri birlikte değerlendirilerek bir sonuca varılması gerekirken, «eksik incelemeye» dayanılarak yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. (2) Bozma neden ve şekline göre davacı ve …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:taşıyanın sorumluluğu · ispat yükü
Benzer bu karardaCMR 17/2. maddesi gereğince «taşıyanın sorumluluğunu» ortadan kaldıran nedenlerin varlığını «ispat yükü» davalı taşıyanda olmakla, İtalyan yetkili makamlarınca sürücünün beyan ve «şikayeti» ile ilgili ne gibi işlem yapıldığının ilgili bakanlık aracılığı ile sorulması ve davalı «taşıyıcının» tüm delilleri birlikte değerlendirilerek bir sonuca varılması gerekirken, «eksik incelemeye» dayanılarak yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. (2) Bozma neden ve şekline göre davacı ve …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2149 E. , 2024/4998 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/293 Esas, 2023/69 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Çorlu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/400 E., 2019/137 K.
Taraflar arasındaki tanıma ve tenfiz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; İtalya Devletinde, Monza Mahkemesi, Milano İstinaf Mahkemesi ve Monza Olağan Mahkemesi 1. Sulh Hukuk Dairesince verilen ve kesinleşen, davacının ve davalının taraf bulunduğu kararların Türkiye'de infaz edilebilmesi için tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tenfiz koşullarının oluşmadığını, İtalyan Mahkemesi kararlarında kamu düzenine aykırılık bulunduğunu, dava konusu uyuşmazlığın arabuluculuk dava şartına tabi olduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde; İtalya ile Türkiye Cumhuriyeti arasında, 16.02.l929 tarih ve 1394 sayılı Kanunla onaylanan ve 03.03.l929 gün ve 1133 (III.Tertip.
10. c.362 (222)s) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak l5.05.l931 tarihinde yürürlüğe giren 1926 tarihli “Türkiye ile İtalya Arasında Adlî Himaye Adlî Makamların Hukuk ve Ceza İşlerinde Karşılıklı Müzahereti ve Adlî Kararların Tenfizi Mukavelenamesi” bulunduğu, tanınması ve tenfizi istenen kararın anlaşmada öngörülen adli kararların tenfizi kapsamında bulunduğu, kararın aslı, yetkili makamlarca onanmış aslına uygun karar örneğinin noter onaylı Türkçe tercümesi, kararın onanmış kesinleşme şerhinin dosyaya sunulduğu, tanınması ve tenfizi istenen kararın kesinleştiği, davalı tarafın kendisini İtalya Mahkemelerinde temsil ettirdiği, verilen kararda kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir durum bulunmadığı anlaşılmakla tanıma ve tenfiz koşullarının oluştuğu saptanmıştır.
Bu nedenlerle davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kabulü ile dava konusu İtalya Cumhuriyeti Monza Mahkemesinin 8582/2015 kayıt numaralı ödeme emrinin infaz kararı, Monza Olağan Mahkemesi Birinci Sulh Hukuk Dairesinin 952/2016 dava dosyası numaralı, 25.07.2017 tarihli kararı ve Milano İstinaf Mahkemesinin 4903/2017 dava dosyası numaralı, 17.04.2018 tarihli, 29.08.2018 kesinleşme tarihli kararlarının tanınmasına ve tenfizine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tanıma ve tenfiz kararı verilmiş olmasına rağmen infazda tereddüt yaratır şekilde kararın niteliğinin rakamsal olarak belirtilmediğini, özellikle İtalyan Mahkeme kararlarının Türkiye Cumhuriyeti'nde kullanılan hüküm şekline uymadığından kafa karıştırıcı olduğunu, mahkeme harçlarının yanlış hesaplandığını ve yanlış ödendiğini, harç ödenmeden yapılan işlemlerin geçersiz olduğunu, davacının harca esas bir değer belirttiğini, harcı yatırmadan dava açtığını, mahkemenin ön inceleme celsesinde kesin süre verdiğini, kesin süre içerisinde yatırılan harcı yeterli gördüğünü oysa döviz kurunun farklı olduğunu, davacının yatırması gereken harç miktarının 9.231,00 TL iken 9.064,55 TL yatırdığını, davanın usulden reddi gerektiğini, tarafların İtalyan Mahkemelerinde görülen bir davada taraf bilirkişisi sıfatıyla görev yapması üzerine anlaştıklarını, davacının İtalyan Mahkemesinde bilirkişilik görevini yerine getirdiğini, davacı tarafın iddiası olan danışmanlık sıfatını aşan bu görevinde bizzat mahkemelere dilekçeler sunduğunu yargısal faaliyete katıldığını, İtalyan Usul Hukukunda üçlü bir bilirkişi sistemi kullanıldığını, tarafların birer bilirkişi gösterdiğini, mahkemenin ise bir bilirkişiyi görevlendirdiğini, bu açıdan davacının talebinin İtalyan Mahkemelerinde yaptığı göreve dair saatlik ücret olduğunu, bu ücret talebinde de çeşitli haksız talepler olmak üzere tenfizi istenen kararın tenfiz ve tanınması talebinin reddini gerektiren kamu düzenine aykırılık olduğunu, davacının görevini kötüye kullanarak İtalyan Mahkemesinin görevlendirmesiyle turist gibi kendisini göstererek Türkiye'ye geldiğini, bir keşfe katıldığını, yargısal faaliyet sürdürdüğünü, bilirkişi raporu verdiğini, davalının davacı ile Türkiye'de böyle bir faaliyet yapması için anlaşmadığını, davacının davalıyı kandırdığını, hatta davalıya bunun İtalyan Mahkemesinin bir görevlendirmesi olduğunu söylemediğini, bunun Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenlik haklarına yargısal alanına tecavüz olduğunu, bu işleme bizzat bilirkişinin itiraz etmesi gerekir iken davalının davacı ile iş ilişkisini öğrenir öğrenmez sona erdirdiğini, bundan başka 01.11.2017 tarihli dilekçe ile Adalet Bakanlığına başvurarak İtalyan Devleti'nin protesto edilmesinin davalı tarafından istendiğini, davacının ise İtalya'da bir alacak takibinde bulunduğunu, İtalyan Mahkemelerinin yapılan tüm itirazlara rağmen İtalya Devletinin Mahkemelerinin Türkiye Cumhuriyeti sınırlarını aşan ve egemenliğini çiğneyen şekilde davacının Türkiye sınırları içerisinde İtalyan Mahkemesi göndermesiyle keşif ve bilirkişilik yapmasının norma kabul edildiğini, İtalya'nın böyle bir görevlendirme yapabileceği gerekçesiyle alacağın kanuni olduğuna hükmettiğini, yok anlamında olan bir işlemin yapıldığı iddiasıyla alacak iddiasının dinlenemeyeceğini, kamu hukukuna dair olan itirazlarının incelenmediğini ve gerekçede bu konuda bir açıklamaya yer verilmediğini, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça, davacının İtalyan Mahkemeleri tarafından görevlendirilerek davalı iş yerine gelip inceleme yaptığına dair husus ispat edilemediğinden ve davalı tarafın aksine iddiaları dosya kapsamına uygun düşmediğinden, tenfiz talebine konu hükmün kamu düzenine aykırı olduğuna dair istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, dava tarihi itibariyle yapılan hesaplama sonucunda alınması gereken nispi harcın peşin kısmının davacı tarafça mahkemenin verdiği önel sonucunda mahkeme veznesine yatırıldığı, söz konusu yatırılan meblağın nispi tarifeye uygun olduğu, davalının buna yönelik aksine iddialarının yerinde olmadığı, kendisinin de istinaf kanun yoluna başvururken aynı miktarda istinaf harcını karşılamış olduğu infazda teretdüt oluşturabileceği gerekçesi ile yabancı mahkeme kararına ayrıntılı yer verilerek hüküm tesisi, yasal düzenlemeye ve yasanın amacına uymayacağını belirterek davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, Türk kamu hukukuna aykırı kararı olduğunu, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, delillerin usulüne uygun toplanmadığını, davacının kendisine verilen kesin süre içerisinde dava dilekçesinde belirtilen yabancı para birimi üzerinden harcı tamamlamadığını, bahse konu mahkeme kararının dayandığı bilirkişi incelemesinin yapıldığı mahkeme kararı İtalyan Yüksek Mahkemesinde halen derdest olduğu ve bekletici mesele yapılmasını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tanıma ve tenfiz istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 5718 sayılı Kanun'un 50 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1064846500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz