Menfi tespit | Temel ilişki olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1476 E. 2023/4595 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çekin süresinde ibrazı↗ mutlak defi↗ çek tazminatı↗ temlik cirosu↗ kambiyo vasfı↗ meşru hamil↗ temel ilişki↗ keşide tarihi↗ tahrifat↗ vade tarihi↗ imza incelemesi↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ ciro↗ kötü niyet tazminatı↗ ispat yükü↗ hamil↗ sebepsiz zenginleşme↗ keşideci↗ komisyon↗ işlemiş faiz↗ uyuşmazlık konusu↗ temlik↗ vade↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kötü niyet↗ geçersizlik↗ haciz↗ çek↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/84 E., 2019/2012 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ...Ş vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; temlik eden davalı tarafça müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, takibe konu çek ile ilgili olarak davalı banka ile müvekkil arasında herhangi bir hukuki ve ticari ilişkinin de mevcut olmadığını, davalı bankanın takibe koymuş olduğu çek üzerinde tahrifat yapıldığını, çek üzerinde yer alan keşide tarihindeki paraf imzasının müvekkiline ait olmadığını, davaya konu çek üzerinde yapılan tahrifat sebebiyle dava konusu çekin kambiyo vasfını yitirdiğini, söz konusu çekin kambiyo vasfını yitirmiş olmasının mutlak defi olduğunu ve hamil olan herkese karşı ileri sürülebileceğini ileri sürerek davacının takip konusu çekten dolayı davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine ve davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Temlik eden davalı vekili cevap dilekçesinde; takip konusu çekin, dava dışı Atlanlar Tar. Teks. İnş. Mak. Tur. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından davalıdan kullandığı krediye karşılık olarak temlik cirosu ve tevdi bordrosu ile verildiğini, takip konusu çekin tahsil edilememesi nedeniyle davacı aleyhine takibe girişildiğini, davalının iyi niyetli meşru hamil olduğunu, şahsi defilerin davalıya karşı ileri sürülemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı borçlunun takip konusu çek üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü, hukuki ilişkinin doğmadığını iddia ettiği, ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu, ancak, Adli Tıp Kurumundan alınan raporda, çekte yer alan ciro ve keşideci imzalarının davacının eli ürünü olmadığının tespit edilmesi karşısında, imzanın davacıya ait olduğu ve hukuki ilişkinin bulunduğu konusunda ispat yükü kendisine düşen davalının aksi yönde herhangi bir delil ibraz edemediği, iddiasını ispatlayamadığı, davacının talebinde haklı olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafın kötü niyet tazminatı yönünden ise davalı alacaklının kötü niyetli olduğuna dair bir kanaat oluşmadığından, kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının, davalıya takibe konu edilen çek bakımından borçlu olmadığının tespitine, davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde temlik alan davalı ...Ş vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ...Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; kesin kanaat bildiren bir imza incelemesi yapılmadan davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin keşide tarihinin 05.08.2015 tarihi olduğu, daha sonra bu tarihin üzerinin çizildiği ve üst kısma 15.02.2016 tarihinin yazıldığı, çekin vade tarihi kısmındaki paraf imzasının davacıya ait olup olmadığının ise belirlenemediği, çek üzerine sonradan yazılan tarihin geçersiz kabul edilmesi ve çekin keşide tarihinin 05.08.2015 tarihi olduğunun kabul edilmesi gerektiği, dava konusu çekin 15.02.2016 tarihinde ibraz edilmesi nedeniyle çekin süresinde ibraz edilmediği, temlik eden bankanın çeki ciro yoluyla devraldığı ve taraflar arasında temel ilişkinin bulunmadığı, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesi gereğince sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde davacı keşideciden alacak talebinde bulunabileceği, ancak çek tazminatı ve komisyon talep etme hakkının bulunmadığı, buna göre davacı keşidecinin çek nedeniyle sebepsiz zenginleşmediğini ispatlamasının gerektiği, davacının çekteki paraf imzasının geçersiz olduğu iddiası dışında başkaca herhangi bir geçersizlik sebebi ileri sürmediği gibi davalı aleyhine sebepsiz zenginleşmediğini ispat edecek herhangi bir delil de ibraz etmediği, bu nedenle davalının çek bedeli ve işlemiş faizini talep etme hakkının bulunduğu, ancak çek tazminatı ve komisyon talep etme hakkının bulunmadığı gözetilerek çek tazminatı ve komisyon yönünden davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının takip dosyasında talep edilen 10.000,00 TL, %10 çek tazminatı ve 300,00 TL, %0,30 komisyon yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; çek üzerinde tahrifat yapıldığını, keşide tarihi altında bulunan parafın davacıya ait olmadığını, çekin kambiyo vasfını yitirdiğini, çek üzerindeki parafın davacıya ait olup olmadığının tespit edilememesi nedeniyle yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığını, talebin menfi tespit istemine ilişkin olduğunu, sebepsiz zenginleşmeye dayanılmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu çekten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3982 E. 2023/6371 K.
Ortak:mutlak defi · temel ilişki · tahrifat · ciro · hamil · sebepsiz zenginleşme · keşideci · çek
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin «keşide tarihinin» 05.08.2015 tarihi olduğu, daha sonra bu tarihin üzerinin çizildiği ve üst kısma 15.02.2016 tarihinin yazıldığı, çekin «vade tarihi» kısmındaki paraf imzasının davacıya ait olup olmadığının ise belirlenemediği, «çek» üzerine sonradan yazılan tarihin «geçersiz» kabul edilmesi ve çekin keşide tarihinin 05.08.2015 tarihi olduğunun kabul edilmesi gerektiği, dava konusu çekin 15.02.2016 tarihinde «ibraz» edilmesi nedeniyle «çekin süresinde ibraz» edilmediği, «temlik» eden bankanın çeki «ciro» yoluyla devraldığı ve taraflar arasında «temel ilişkinin» bulunmadığı, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesi gereğince «sebepsiz zenginleşme» hükümleri çerçevesinde davacı «keşideciden» alacak talebinde bulunabileceği, ancak «çek tazminatı» ve «komisyon» talep etme hakkının bulunmadığı, buna göre davacı keşidecinin çek nedeniyle sebepsiz zenginleşmediğini ispatlamasının gerektiği, davacının çekteki paraf imzasının geçersiz olduğu iddiası dışında başkaca herhangi bir geçersizlik «sebebi» ileri sürmediği gibi davalı aleyhine sebepsiz zenginleşmediğini ispat edecek herhangi bir delil de ibraz etmediği, bu nedenle davalının çek bedeli ve «işlemiş faizini» talep etme hakkının bulunduğu, ancak çek tazminatı ve komisyon talep etme hakkının bulunmadığı gözetilerek çek tazminatı ve komisyon yönünden davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının takip dosyasında talep edilen 10.000,00 TL, %10 çek tazminatı ve 300,00 TL, %0,30 komisyon yönü …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; «temlik» eden davalı tarafça müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus «haciz» yoluyla takip başlatıldığını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, takibe konu «çek» ile ilgili olarak davalı banka ile müvekkil arasında herhangi bir hukuki ve ticari ilişkinin de mevcut olmadığını, davalı bankanın takibe koymuş olduğu çek üzerinde «tahrifat» yapıldığını, çek üzerinde yer alan keşide tarihindeki paraf imzasının müvekkiline ait olmadığını, davaya konu çek üzerinde yapılan tahrifat sebebiyle dava konusu çekin «kambiyo vasfını» yitirdiğini, söz konusu çekin kambiyo vasfını yitirmiş olmasının «mutlak defi» olduğunu ve «hamil» olan herkese karşı ileri sürülebileceğini ileri sürerek davacının takip konusu çekten dolayı davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine ve davalının «kötü niyet tazminatına» mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı borçlunun takip konusu «çek» üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü, hukuki ilişkinin doğmadığını iddia ettiği, «ispat yükünün» davalı alacaklıda olduğu, ancak, Adli Tıp Kurumundan alınan raporda, çekte yer alan «ciro» ve «keşideci» imzalarının davacının eli ürünü olmadığının tespit edilmesi karşısında, imzanın davacıya ait olduğu ve hukuki ilişkinin bulunduğu konusunda ispat yükü kendisine düşen davalının aksi yönde herhangi bir delil «ibraz» edemediği, iddiasını ispatlayamadığı, davacının talebinde haklı olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafın «kötü niyet tazminatı» yönünden ise davalı alacaklının kötü niyetli olduğuna dair bir kanaat oluşmadığından, kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair karar vermek gerektiği gerekçesiy …
Benzer bu karardaUyuşmazlık, takip konusu «çek» nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/64 E. 2024/3764 K.
Ortak:meşru hamil · keşide tarihi · tahrifat · ciro · hamil · keşideci · temlik · haciz
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; «temlik» eden davalı tarafça müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus «haciz» yoluyla takip başlatıldığını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, takibe konu «çek» ile ilgili olarak davalı banka ile müvekkil arasında herhangi bir hukuki ve ticari ilişkinin de mevcut olmadığını, davalı bankanın takibe koymuş olduğu çek üzerinde «tahrifat» yapıldığını, çek üzerinde yer alan keşide tarihindeki paraf imzasının müvekkiline ait olmadığını, davaya konu çek üzerinde yapılan tahrifat sebebiyle dava konusu çekin «kambiyo vasfını» yitirdiğini, söz konusu çekin kambiyo vasfını yitirmiş olmasının «mutlak defi» olduğunu ve «hamil» olan herkese karşı ileri sürülebileceğini ileri sürerek davacının takip konusu çekten dolayı davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine ve davalının «kötü niyet tazminatına» mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin «keşide tarihinin» 05.08.2015 tarihi olduğu, daha sonra bu tarihin üzerinin çizildiği ve üst kısma 15.02.2016 tarihinin yazıldığı, çekin «vade tarihi» kısmındaki paraf imzasının davacıya ait olup olmadığının ise belirlenemediği, «çek» üzerine sonradan yazılan tarihin «geçersiz» kabul edilmesi ve çekin keşide tarihinin 05.08.2015 tarihi olduğunun kabul edilmesi gerektiği, dava konusu çekin 15.02.2016 tarihinde «ibraz» edilmesi nedeniyle «çekin süresinde ibraz» edilmediği, «temlik» eden bankanın çeki «ciro» yoluyla devraldığı ve taraflar arasında «temel ilişkinin» bulunmadığı, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesi gereğince «sebepsiz zenginleşme» hükümleri çerçevesinde davacı «keşideciden» alacak talebinde bulunabileceği, ancak «çek tazminatı» ve «komisyon» talep etme hakkının bulunmadığı, buna göre davacı keşidecinin çek nedeniyle sebepsiz zenginleşmediğini ispatlamasının gerektiği, davacının çekteki paraf imzasının geçersiz olduğu iddiası dışında başkaca herhangi bir geçersizlik «sebebi» ileri sürmediği gibi davalı aleyhine sebepsiz zenginleşmediğini ispat edecek herhangi bir delil de ibraz etmediği, bu nedenle davalının çek bedeli ve «işlemiş faizini» talep etme hakkının bulunduğu, ancak çek tazminatı ve komisyon talep etme hakkının bulunmadığı gözetilerek çek tazminatı ve komisyon yönünden davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının takip dosyasında talep edilen 10.000,00 TL, %10 çek tazminatı ve 300,00 TL, %0,30 komisyon yönü …
Şti. tarafından davalıdan kullandığı krediye karşılık olarak «temlik cirosu» ve tevdi bordrosu ile verildiğini, takip konusu çekin tahsil edilememesi nedeniyle davacı aleyhine takibe girişildiğini, davalının iyi niyetli «meşru hamil» olduğunu, şahsi defilerin davalıya karşı ileri sürülemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 100.000,00 USD bedelli ve 01.02.2012 keşide tarihli bir adet «çek» keşide ettiğini, bu «çekte tahrifat» yapılmak suretiyle «keşide tarihinin» 01.08.2012 yapıldığını, çek keşide edilirken tarihteki gün hanesindeki "12" rakamı paraflanarak "1" olarak değiştirildiğini, çekin bu haliyle «hamile» ödendiğini ancak iade edilmediğini, sonrasında ay hanesinde tahrifat yapıldığının öğrenildiğini, senedin «kambiyo senedi vasfını» kaybettiğini, davalının çekin yetkili ve «meşru hamili» olmadığını, davalının müvekkiline dava konusu çek sebebiyle «ihtiyati haciz» işlemleri başlatacağını bildirdiğini, haciz baskısı altında iş bu dava konusu çek bedelini davalı banka lehine blokeli olarak yatırmak zorunda kaldığını ileri sürerek dava konusu çek yönünden müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile ihtirazi kayıtla «bloke» altına alınan 100.000,00 USD'nin müvekkiline aynen iadesine karar verilmesini, ayrıca çek meblağı olarak yatırılan 100.000,00 USD'nin karşılığı 193.560,00 TL'nin ödeme tarihi olan 13.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizinin» müvekkiline ödenmesini ve kötü niyetli davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekin üzerinde «tahrifat» yapılarak «kambiyo senedi» özelliğinin kaybedilmesi karşısında, yapılan «cironun» «alacağın temliki» hükmünde olduğu ve yeni «hamilin» tüm itirazlardan sorumlu olduğu, bu nedenle davanın kabulüne ilişkin kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvur …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu yapılan «çekin ibraz» anındaki görüntüsü bankadan getirtilip incelendiğinde Deniz Bank tarafından «ciro» edilerek ibraz edildiği ve ibraz sonrası karşılıksız kaşesi basılarak çekin karşılıksız çıktığının belirtildiği, ancak sonrasında karşılıksız kaşeleri iptal edilerek ve tarih değiştirilmek suretiyle yeniden ibraz edildiği anlaşıldığı, her ne kadar davalı taraf «tahrifatın» davacı tarafından paraf edildiğini beyan etmiş ise de çekin ilk ibraz görüntüsü ile ikinci ibraz görüntüsünün incelenmesinden ilk ibraz görüntüsünde 01.02.2012 tarihinin «keşide tarihi» olarak yazıldığı ve paraf olduğu ancak ikinci ibraz görüntüsünün incelenmesinde 01.02.2012 tarihinin 01.08.2012 tarihi olarak yapıldığı ve böylelikle çekin «zamanaşımına» uğramasının önlendiği anlaşıldığı, yani çekin kambiyo özelliği ortadan kalkmasına rağmen kambiyo özelliği devam ediyormuş gibi davalı tarafça dava dışı «faktoring» şirketine ödeme yapıldığı, kaldı ki söz konusu «çek» ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çekte tahrifat · çekin ibrazı · kambiyo senedi vasfı · faktoring · lehdar · ciranta · bloke · alacağın temliki
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 100.000,00 USD bedelli ve 01.02.2012 keşide tarihli bir adet «çek» keşide ettiğini, bu «çekte tahrifat» yapılmak suretiyle «keşide tarihinin» 01.08.2012 yapıldığını, çek keşide edilirken tarihteki gün hanesindeki "12" rakamı paraflanarak "1" olarak değiştirildiğini, çekin bu haliyle «hamile» ödendiğini ancak iade edilmediğini, sonrasında ay hanesinde tahrifat yapıldığının öğrenildiğini, senedin «kambiyo senedi vasfını» kaybettiğini, davalının çekin yetkili ve «meşru hamili» olmadığını, davalının müvekkiline dava konusu çek sebebiyle «ihtiyati haciz» işlemleri başlatacağını bildirdiğini, haciz baskısı altında iş bu dava konusu çek bedelini davalı banka lehine blokeli olarak yatırmak zorunda kaldığını ileri sürerek dava konusu çek yönünden müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile ihtirazi kayıtla «bloke» altına alınan 100.000,00 USD'nin müvekkiline aynen iadesine karar verilmesini, ayrıca çek meblağı olarak yatırılan 100.000,00 USD'nin karşılığı 193.560,00 TL'nin ödeme tarihi olan 13.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizinin» müvekkiline ödenmesini ve kötü niyetli davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu yapılan «çekin ibraz» anındaki görüntüsü bankadan getirtilip incelendiğinde Deniz Bank tarafından «ciro» edilerek ibraz edildiği ve ibraz sonrası karşılıksız kaşesi basılarak çekin karşılıksız çıktığının belirtildiği, ancak sonrasında karşılıksız kaşeleri iptal edilerek ve tarih değiştirilmek suretiyle yeniden ibraz edildiği anlaşıldığı, her ne kadar davalı taraf «tahrifatın» davacı tarafından paraf edildiğini beyan etmiş ise de çekin ilk ibraz görüntüsü ile ikinci ibraz görüntüsünün incelenmesinden ilk ibraz görüntüsünde 01.02.2012 tarihinin «keşide tarihi» olarak yazıldığı ve paraf olduğu ancak ikinci ibraz görüntüsünün incelenmesinde 01.02.2012 tarihinin 01.08.2012 tarihi olarak yapıldığı ve böylelikle çekin «zamanaşımına» uğramasının önlendiği anlaşıldığı, yani çekin kambiyo özelliği ortadan kalkmasına rağmen kambiyo özelliği devam ediyormuş gibi davalı tarafça dava dışı «faktoring» şirketine ödeme yapıldığı, kaldı ki söz konusu «çek» ...
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu «çek» ile ilgili evvelce verilmiş, Yargıtay sürecinden geçerek kesinleşmiş İcra Hukuk Mahkenmesince verilmiş bir karar varken davanın kabulünün hukuka aykırı olduğunu, 08.12.2015 tarihli celsesinde, davacı vekili tarafından, dava konusu çek üzerindeki parafın davacıya ait olduğu «ikrar» edildiğini, bu durum keşide tarihindeki düzeltmelerin davacı tarafından yapıldığını ve ikrar da edilen paraf ile bu düzeltmenin geçerli hale geldiğini gösterdiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.03.2013 tarih, 2021/12-862 E. ve 2013/319 K. sayılı kararının bu yönde olduğunu, «keşideci», «lehdar» ile «ciranta» arasındaki «teminat» veya buna benzer iç ilişkileri takip alacaklısı cirantaya karşı ileri süremeyeceğini, davacının «lehtar» ile arasındaki ilişkiden kaynaklanan defileri ileri sürerek «menfi tespit» talebinde bulunamayacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
Şti. tarafından «ciro» edilerek ilk karşılıksız kaşesi basıldıktan sonra verildiği, müsteakar Yargıtay İçtihatlarına göre ibrazdan sonra yapılan ciro «alacağın temliki» hükmünde olduğu, dolayısıyla çekin yeni «hamili» esasa ilişkin yapılacak tüm itirazlardan da mesul olduğu, hal böyle olunca «kambiyo senedi» özelliğini yitirmiş çekin icra tehditi altında davalıya 13.08.2012 tarihinde ödendiği anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne 193.560,00 TL'nin davalının ödeme t …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/543 E. 2023/3947 K.
Ortak:çek · tahrifat
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; «temlik» eden davalı tarafça müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus «haciz» yoluyla takip başlatıldığını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, takibe konu «çek» ile ilgili olarak davalı banka ile müvekkil arasında herhangi bir hukuki ve ticari ilişkinin de mevcut olmadığını, davalı bankanın takibe koymuş olduğu çek üzerinde «tahrifat» yapıldığını, çek üzerinde yer alan keşide tarihindeki paraf imzasının müvekkiline ait olmadığını, davaya konu çek üzerinde yapılan tahrifat sebebiyle dava konusu çekin «kambiyo vasfını» yitirdiğini, söz konusu çekin kambiyo vasfını yitirmiş olmasının «mutlak defi» olduğunu ve «hamil» olan herkese karşı ileri sürülebileceğini ileri sürerek davacının takip konusu çekten dolayı davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine ve davalının «kötü niyet tazminatına» mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «çek» üzerinde «tahrifat» yapıldığını, «keşide tarihi» altında bulunan parafın davacıya ait olmadığını, çekin «kambiyo vasfını» yitirdiğini, çek üzerindeki parafın davacıya ait olup olmadığının tespit edilememesi nedeniyle yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığını, talebin «menfi tespit» istemine ilişkin olduğunu, «sebepsiz zenginleşmeye» dayanılmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı borçlunun takip konusu «çek» üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü, hukuki ilişkinin doğmadığını iddia ettiği, «ispat yükünün» davalı alacaklıda olduğu, ancak, Adli Tıp Kurumundan alınan raporda, çekte yer alan «ciro» ve «keşideci» imzalarının davacının eli ürünü olmadığının tespit edilmesi karşısında, imzanın davacıya ait olduğu ve hukuki ilişkinin bulunduğu konusunda ispat yükü kendisine düşen davalının aksi yönde herhangi bir delil «ibraz» edemediği, iddiasını ispatlayamadığı, davacının talebinde haklı olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafın «kötü niyet tazminatı» yönünden ise davalı alacaklının kötü niyetli olduğuna dair bir kanaat oluşmadığından, kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair karar vermek gerektiği gerekçesiy …
Benzer bu kararda… acının yaklaşık dört yıl gibi uzun bir süre boyunca sessiz kalarak müvekkiline herhangi bir itirazda bulunmadığını, dava konusu çekte tüm yasal unsurlar mevcut olup «ciro silsilesinin» doğru olduğunu, «keşide tarihi» üzerindeki düzeltmenin ise «keşideci» tarafından onanarak düzeltildiğini, ödeme tarihi itibari ile davacı tarafından «çekte tahrifat» olduğuna dair bir itirazda bulunulmadığını, bu nedenle müvekkilinin ödeme yapmasının hukuka uygun olduğunu, dava dışı «ciranta» tarafından çekin kaybedildiği iddia edilmesine rağmen herhangi bir «çek iptali davası» açılmadığını, davacının çekin ödenmemesi yönünde yazılı bir talimatının bulunmadığını, müvekkilinin çekin ödenmesi ile ilgili bir «kusuru» veya ihmali bulunmadığını, çeki tahrif edene davanın yöneltilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin «ticaret sicil» kayıtlarından çekin «keşide tarihi» itibariyle yetkilisinin ... olduğu, dava konusu çekin keşide tarihi üzerinde bulunan paraf imzasının ...'e ait olduğunun Adli Tıp Kurumu'nun (ATK) 28.11.2017 tarihli raporu ile tespit edildiği, «çekte tahrifat» bulunmadığı, davalı bankaca «çek» bedelinin ödenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının sorumluluğunun «kusur sorumluluğundan» farklı olarak objektif sorumluluk olduğunu, davalı bankanın «tahrif» edilmiş çeki ödediğini, objektif sorumluluk nedeniyle bankanın sahte veya tahrif edilmiş çekteki bu durumu fark etmemiş olsa bile ödemeyi yapması sebebiyle «keşideciye» karşı sorumlu olduğunu, «çek» yaprağı çalınmış veya kayıp edilmiş olup buna ilişkin tutanakların faks yoluyla davalıya bildirildiğini, davalı bankanın çeki ödemek suretiyle kendisine yüklenen «özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, çeki «ibraz» eden kişinin «meşru hamil» olup olmadığını, ciroların düzenli olup olmadığını, çekteki keşideci imzasının gerçek hesap sahibine ait olup olmadığını kontrol etmek zorunda olduğunu, ödeme nedeniyle düzenleyenin kusuru var ise bunu «ispat yükünün» bankaya ait olduğunu, dava konusu çekte keşide tarihinde tahrifat yapılması nedeniyle «ibraz süresi» geçtiğini, «zayi» davası açma haklarının bulunmadığını, çekten cayma beyanının dikkate alınmadığını belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/952 E. 2013/1458 K.
Ortak:keşide tarihi · tahrifat · hamil · sebepsiz zenginleşme · keşideci · çek
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin «keşide tarihinin» 05.08.2015 tarihi olduğu, daha sonra bu tarihin üzerinin çizildiği ve üst kısma 15.02.2016 tarihinin yazıldığı, çekin «vade tarihi» kısmındaki paraf imzasının davacıya ait olup olmadığının ise belirlenemediği, «çek» üzerine sonradan yazılan tarihin «geçersiz» kabul edilmesi ve çekin keşide tarihinin 05.08.2015 tarihi olduğunun kabul edilmesi gerektiği, dava konusu çekin 15.02.2016 tarihinde «ibraz» edilmesi nedeniyle «çekin süresinde ibraz» edilmediği, «temlik» eden bankanın çeki «ciro» yoluyla devraldığı ve taraflar arasında «temel ilişkinin» bulunmadığı, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesi gereğince «sebepsiz zenginleşme» hükümleri çerçevesinde davacı «keşideciden» alacak talebinde bulunabileceği, ancak «çek tazminatı» ve «komisyon» talep etme hakkının bulunmadığı, buna göre davacı keşidecinin çek nedeniyle sebepsiz zenginleşmediğini ispatlamasının gerektiği, davacının çekteki paraf imzasının geçersiz olduğu iddiası dışında başkaca herhangi bir geçersizlik «sebebi» ileri sürmediği gibi davalı aleyhine sebepsiz zenginleşmediğini ispat edecek herhangi bir delil de ibraz etmediği, bu nedenle davalının çek bedeli ve «işlemiş faizini» talep etme hakkının bulunduğu, ancak çek tazminatı ve komisyon talep etme hakkının bulunmadığı gözetilerek çek tazminatı ve komisyon yönünden davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının takip dosyasında talep edilen 10.000,00 TL, %10 çek tazminatı ve 300,00 TL, %0,30 komisyon yönü …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «çek» üzerinde «tahrifat» yapıldığını, «keşide tarihi» altında bulunan parafın davacıya ait olmadığını, çekin «kambiyo vasfını» yitirdiğini, çek üzerindeki parafın davacıya ait olup olmadığının tespit edilememesi nedeniyle yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığını, talebin «menfi tespit» istemine ilişkin olduğunu, «sebepsiz zenginleşmeye» dayanılmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; «temlik» eden davalı tarafça müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus «haciz» yoluyla takip başlatıldığını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, takibe konu «çek» ile ilgili olarak davalı banka ile müvekkil arasında herhangi bir hukuki ve ticari ilişkinin de mevcut olmadığını, davalı bankanın takibe koymuş olduğu çek üzerinde «tahrifat» yapıldığını, çek üzerinde yer alan keşide tarihindeki paraf imzasının müvekkiline ait olmadığını, davaya konu çek üzerinde yapılan tahrifat sebebiyle dava konusu çekin «kambiyo vasfını» yitirdiğini, söz konusu çekin kambiyo vasfını yitirmiş olmasının «mutlak defi» olduğunu ve «hamil» olan herkese karşı ileri sürülebileceğini ileri sürerek davacının takip konusu çekten dolayı davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine ve davalının «kötü niyet tazminatına» mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu kararda1- Dava, davalı «keşideciye» karşı çeke dayalı «müracaat hakkını» yitirmiş olan «hamilin», 6762 sayılı TTK.'nın 730/14. maddesi yollamasıyla çeklerde de uygulanması gereken, aynı Yasa'nın 644. maddesi uyarınca, keşideciye karşı açtığı alacağın tahsili istemine ilişkin olup, anılan Yasa hükmü uyarınca açılan işbu davanın dinlenebilmesi için ortada «çek» olarak geçerli bir «kambiyo senedinin» bulunması gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu çekin «zamanaşımına» uğradığı, davacının temel alacağa dayanmadığı, «çek» karşılığının ödendiğinin ispatının davalı tarafta olduğu ancak «yazılı delil» ile ispat edilemediği, «sebepsiz zenginleşmenin» meydana geldiği tarihten itibaren «temerrüt faizi» yürütülmesi gerektiği gerekçesiyle 6.625,00 TL nin 11.04.2006 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta davaya dayanak yapılan çekin, «keşide tarihi» 31.05.2006 olarak yazıldığı halde sonradan 31.03.2006 olarak değiştirilmiş ve bu değişiklik de paraf edilmemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:müracaat hakkı · yazılı delil · kambiyo senedi · temerrüt faizi · yasal faiz · temerrüt · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu çekin «zamanaşımına» uğradığı, davacının temel alacağa dayanmadığı, «çek» karşılığının ödendiğinin ispatının davalı tarafta olduğu ancak «yazılı delil» ile ispat edilemediği, «sebepsiz zenginleşmenin» meydana geldiği tarihten itibaren «temerrüt faizi» yürütülmesi gerektiği gerekçesiyle 6.625,00 TL nin 11.04.2006 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, davalı «keşideciye» karşı çeke dayalı «müracaat hakkını» yitirmiş olan «hamilin», 6762 sayılı TTK.'nın 730/14. maddesi yollamasıyla çeklerde de uygulanması gereken, aynı Yasa'nın 644. maddesi uyarınca, keşideciye karşı açtığı alacağın tahsili istemine ilişkin olup, anılan Yasa hükmü uyarınca açılan işbu davanın dinlenebilmesi için ortada «çek» olarak geçerli bir «kambiyo senedinin» bulunması gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8822 E. 2023/198 K.
Ortak:temel ilişki · keşide tarihi · tahrifat · ciro · hamil · sebepsiz zenginleşme · keşideci · çek
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin «keşide tarihinin» 05.08.2015 tarihi olduğu, daha sonra bu tarihin üzerinin çizildiği ve üst kısma 15.02.2016 tarihinin yazıldığı, çekin «vade tarihi» kısmındaki paraf imzasının davacıya ait olup olmadığının ise belirlenemediği, «çek» üzerine sonradan yazılan tarihin «geçersiz» kabul edilmesi ve çekin keşide tarihinin 05.08.2015 tarihi olduğunun kabul edilmesi gerektiği, dava konusu çekin 15.02.2016 tarihinde «ibraz» edilmesi nedeniyle «çekin süresinde ibraz» edilmediği, «temlik» eden bankanın çeki «ciro» yoluyla devraldığı ve taraflar arasında «temel ilişkinin» bulunmadığı, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesi gereğince «sebepsiz zenginleşme» hükümleri çerçevesinde davacı «keşideciden» alacak talebinde bulunabileceği, ancak «çek tazminatı» ve «komisyon» talep etme hakkının bulunmadığı, buna göre davacı keşidecinin çek nedeniyle sebepsiz zenginleşmediğini ispatlamasının gerektiği, davacının çekteki paraf imzasının geçersiz olduğu iddiası dışında başkaca herhangi bir geçersizlik «sebebi» ileri sürmediği gibi davalı aleyhine sebepsiz zenginleşmediğini ispat edecek herhangi bir delil de ibraz etmediği, bu nedenle davalının çek bedeli ve «işlemiş faizini» talep etme hakkının bulunduğu, ancak çek tazminatı ve komisyon talep etme hakkının bulunmadığı gözetilerek çek tazminatı ve komisyon yönünden davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının takip dosyasında talep edilen 10.000,00 TL, %10 çek tazminatı ve 300,00 TL, %0,30 komisyon yönü …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «çek» üzerinde «tahrifat» yapıldığını, «keşide tarihi» altında bulunan parafın davacıya ait olmadığını, çekin «kambiyo vasfını» yitirdiğini, çek üzerindeki parafın davacıya ait olup olmadığının tespit edilememesi nedeniyle yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığını, talebin «menfi tespit» istemine ilişkin olduğunu, «sebepsiz zenginleşmeye» dayanılmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; «temlik» eden davalı tarafça müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus «haciz» yoluyla takip başlatıldığını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, takibe konu «çek» ile ilgili olarak davalı banka ile müvekkil arasında herhangi bir hukuki ve ticari ilişkinin de mevcut olmadığını, davalı bankanın takibe koymuş olduğu çek üzerinde «tahrifat» yapıldığını, çek üzerinde yer alan keşide tarihindeki paraf imzasının müvekkiline ait olmadığını, davaya konu çek üzerinde yapılan tahrifat sebebiyle dava konusu çekin «kambiyo vasfını» yitirdiğini, söz konusu çekin kambiyo vasfını yitirmiş olmasının «mutlak defi» olduğunu ve «hamil» olan herkese karşı ileri sürülebileceğini ileri sürerek davacının takip konusu çekten dolayı davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine ve davalının «kötü niyet tazminatına» mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaHukuk Dairesinin 26.11.2015 tarih, 2015/4711 E. ve 2015/15671 K. sayılı kararıyla «hamiline» düzenlenmiş olan dava konusu çekin arkasında ilk «cironun» dava dışı Ceylan Otomotiv şirketine, sonraki cironun ise hamil olan davalı bankaya ait olduğu, davacıyla davalı arasında doğrudan bir hukuki ilişki bulunmadığının dosya içeriğinden anlaşıldığı, bu durumda davacı «keşidecinin» 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 644 üncü maddesi (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 732 nci maddesi) uyarınca «sebepsiz zenginleşmediğini» kanıtlamakla yükümlü olduğu, Mahkemece bu olgular ve kanuni düzenleme gözetilerek davacı keşideciye sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlama imkanı tanınarak tüm delil …
Hukuk Dairesinin 02.06.2020 tarih, 2018/3845 E. ve 2020/754 K. sayılı kararıyla mahkemece bozma ilamı gereğinin yerine getirilmediği, davacı «keşideci» ile davalı «hamil» arasında doğrudan bir hukuki ilişki bulunmadığı bozma ilamında da belirtildiği gibi davacının davasının kabulü için 6762 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesi (6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi) uyarınca bu «çek» nedeniyle «sebepsiz zenginleşmediğinin» yazılı delillerle kanıtlanması gerektiği, bozma kararı sonrası davalı taraf iddiasını kanıtlamak amacıyla tanık dinletildiği ve mahkemece dinlenen tanık beyanları …
Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin «hamiline» düzenlenmiş olduğu, çekteki ilk «cironun» dava dışı şirkete ait olduğu, sonraki cironun ise hamil olan davalı bankaya ait olduğu, davacıyla davalı arasında «temel ilişki» bulunmadığı, 6762 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesi (6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi) uyarınca «sebepsiz zenginleşmediğini» kanıtlamakla yükümlü olduğu, davacının «hatır çeki» iddiasının «şahsi def»'i olduğu, iyi niyetli hamil olan davalı bankaya karşı ileri sürülemeyeceği, davacının sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hatır çeki · şahsi def'i · ciranta · def'i
Benzer bu karardaMahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin «hamiline» düzenlenmiş olduğu, çekteki ilk «cironun» dava dışı şirkete ait olduğu, sonraki cironun ise hamil olan davalı bankaya ait olduğu, davacıyla davalı arasında «temel ilişki» bulunmadığı, 6762 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesi (6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi) uyarınca «sebepsiz zenginleşmediğini» kanıtlamakla yükümlü olduğu, davacının «hatır çeki» iddiasının «şahsi def»'i olduğu, iyi niyetli hamil olan davalı bankaya karşı ileri sürülemeyeceği, davacının sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «cirantaya» borçlu olmadığına ilişkin dava açılması için süre istendiği halde mahkemece bu sürenin verilmediğini, müvekkilinin «sebepsiz zenginleşmediğini» ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1476 E. , 2023/4595 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/434 Esas, 2021/1902 Karar
HÜKÜM
Başvurunun kabulü ile davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/84 E., 2019/2012 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ...Ş vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; temlik eden davalı tarafça müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, takibe konu çek ile ilgili olarak davalı banka ile müvekkil arasında herhangi bir hukuki ve ticari ilişkinin de mevcut olmadığını, davalı bankanın takibe koymuş olduğu çek üzerinde tahrifat yapıldığını, çek üzerinde yer alan keşide tarihindeki paraf imzasının müvekkiline ait olmadığını, davaya konu çek üzerinde yapılan tahrifat sebebiyle dava konusu çekin kambiyo vasfını yitirdiğini, söz konusu çekin kambiyo vasfını yitirmiş olmasının mutlak defi olduğunu ve hamil olan herkese karşı ileri sürülebileceğini ileri sürerek davacının takip konusu çekten dolayı davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine ve davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Temlik eden davalı vekili cevap dilekçesinde; takip konusu çekin, dava dışı Atlanlar Tar. Teks. İnş. Mak. Tur. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından davalıdan kullandığı krediye karşılık olarak temlik cirosu ve tevdi bordrosu ile verildiğini, takip konusu çekin tahsil edilememesi nedeniyle davacı aleyhine takibe girişildiğini, davalının iyi niyetli meşru hamil olduğunu, şahsi defilerin davalıya karşı ileri sürülemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı borçlunun takip konusu çek üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü, hukuki ilişkinin doğmadığını iddia ettiği, ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu, ancak, Adli Tıp Kurumundan alınan raporda, çekte yer alan ciro ve keşideci imzalarının davacının eli ürünü olmadığının tespit edilmesi karşısında, imzanın davacıya ait olduğu ve hukuki ilişkinin bulunduğu konusunda ispat yükü kendisine düşen davalının aksi yönde herhangi bir delil ibraz edemediği, iddiasını ispatlayamadığı, davacının talebinde haklı olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafın kötü niyet tazminatı yönünden ise davalı alacaklının kötü niyetli olduğuna dair bir kanaat oluşmadığından, kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının, davalıya takibe konu edilen çek bakımından borçlu olmadığının tespitine, davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde temlik alan davalı ...Ş vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ...Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; kesin kanaat bildiren bir imza incelemesi yapılmadan davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin keşide tarihinin 05.08.2015 tarihi olduğu, daha sonra bu tarihin üzerinin çizildiği ve üst kısma 15.02.2016 tarihinin yazıldığı, çekin vade tarihi kısmındaki paraf imzasının davacıya ait olup olmadığının ise belirlenemediği, çek üzerine sonradan yazılan tarihin geçersiz kabul edilmesi ve çekin keşide tarihinin 05.08.2015 tarihi olduğunun kabul edilmesi gerektiği, dava konusu çekin 15.02.2016 tarihinde ibraz edilmesi nedeniyle çekin süresinde ibraz edilmediği, temlik eden bankanın çeki ciro yoluyla devraldığı ve taraflar arasında temel ilişkinin bulunmadığı, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesi gereğince sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde davacı keşideciden alacak talebinde bulunabileceği, ancak çek tazminatı ve komisyon talep etme hakkının bulunmadığı, buna göre davacı keşidecinin çek nedeniyle sebepsiz zenginleşmediğini ispatlamasının gerektiği, davacının çekteki paraf imzasının geçersiz olduğu iddiası dışında başkaca herhangi bir geçersizlik sebebi ileri sürmediği gibi davalı aleyhine sebepsiz zenginleşmediğini ispat edecek herhangi bir delil de ibraz etmediği, bu nedenle davalının çek bedeli ve işlemiş faizini talep etme hakkının bulunduğu, ancak çek tazminatı ve komisyon talep etme hakkının bulunmadığı gözetilerek çek tazminatı ve komisyon yönünden davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı ...Ş.
vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının takip dosyasında talep edilen 10.000,00 TL, %10 çek tazminatı ve 300,00 TL, %0,30 komisyon yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; çek üzerinde tahrifat yapıldığını, keşide tarihi altında bulunan parafın davacıya ait olmadığını, çekin kambiyo vasfını yitirdiğini, çek üzerindeki parafın davacıya ait olup olmadığının tespit edilememesi nedeniyle yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığını, talebin menfi tespit istemine ilişkin olduğunu, sebepsiz zenginleşmeye dayanılmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu çekten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954499100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz