Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8822 E. 2023/198 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kambiyo senedine özgü takip↗ hatır çeki↗ şahsi def'i↗ temel ilişki↗ keşide tarihi↗ tahrifat↗ bozma sonrası karar↗ ciranta↗ kambiyo senedi↗ ciro↗ def'i↗ hamil↗ sebepsiz zenginleşme↗ keşideci↗ çek↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 08.12.2014 tarih, 2013/339 E. ve 2014/403 K. sayılı kararı ile takibe dayanak çekin keşide tarihinin değiştirildiği ve altına atılan parafın davacının eli ürünü olmadığı sonucuna varılarak bu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 26.11.2015 tarih, 2015/4711 E. ve 2015/15671 K. sayılı kararıyla hamiline düzenlenmiş olan dava konusu çekin arkasında ilk cironun dava dışı Ceylan Otomotiv şirketine, sonraki cironun ise hamil olan davalı bankaya ait olduğu, davacıyla davalı arasında doğrudan bir hukuki ilişki bulunmadığının dosya içeriğinden anlaşıldığı, bu durumda davacı keşidecinin 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 644 üncü maddesi (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 732 nci maddesi) uyarınca sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlamakla yükümlü olduğu, Mahkemece bu olgular ve kanuni düzenleme gözetilerek davacı keşideciye sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlama imkanı tanınarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 30.04.2018 tarih, 2016/148 E. ve 2018/584 K. sayılı kararı ile davacıya sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlama imkanı tanınmış olduğu, mahkemece davacının dayandığı tanıkların dinlendiği ve tanık beyanları gözönüne alınarak davacının dava konusu çek nedeniyle herhangi bir mal ya da hizmet almadığı, davacının sebepsiz zenginleşmediğinin kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 02.06.2020 tarih, 2018/3845 E. ve 2020/754 K. sayılı kararıyla mahkemece bozma ilamı gereğinin yerine getirilmediği, davacı keşideci ile davalı hamil arasında doğrudan bir hukuki ilişki bulunmadığı bozma ilamında da belirtildiği gibi davacının davasının kabulü için 6762 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesi (6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi) uyarınca bu çek nedeniyle sebepsiz zenginleşmediğinin yazılı delillerle kanıtlanması gerektiği, bozma kararı sonrası davalı taraf iddiasını kanıtlamak amacıyla tanık dinletildiği ve mahkemece dinlenen tanık beyanları hükme esas alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verildiği oysaki davacı tarafından iddia olunan hususun tanık deliliyle ispatı mümkün olmadığı, bozma ilamının yorumlanmasında hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.
E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin hamiline düzenlenmiş olduğu, çekteki ilk cironun dava dışı şirkete ait olduğu, sonraki cironun ise hamil olan davalı bankaya ait olduğu, davacıyla davalı arasında temel ilişki bulunmadığı, 6762 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesi (6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi) uyarınca sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlamakla yükümlü olduğu, davacının hatır çeki iddiasının şahsi def'i olduğu, iyi niyetli hamil olan davalı bankaya karşı ileri sürülemeyeceği, davacının sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; cirantaya borçlu olmadığına ilişkin dava açılması için süre istendiği halde mahkemece bu sürenin verilmediğini, müvekkilinin sebepsiz zenginleşmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, takip konusu çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesi, 6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3982 E. 2023/6371 K.
Ortak:hatır çeki · şahsi def'i · temel ilişki · ciranta · ciro · def'i · hamil · sebepsiz zenginleşme · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaMahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin «hamiline» düzenlenmiş olduğu, çekteki ilk «cironun» dava dışı şirkete ait olduğu, sonraki cironun ise hamil olan davalı bankaya ait olduğu, davacıyla davalı arasında «temel ilişki» bulunmadığı, 6762 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesi (6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi) uyarınca «sebepsiz zenginleşmediğini» kanıtlamakla yükümlü olduğu, davacının «hatır çeki» iddiasının «şahsi def»'i olduğu, iyi niyetli hamil olan davalı bankaya karşı ileri sürülemeyeceği, davacının sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar …
Hukuk Dairesinin 26.11.2015 tarih, 2015/4711 E. ve 2015/15671 K. sayılı kararıyla «hamiline» düzenlenmiş olan dava konusu çekin arkasında ilk «cironun» dava dışı Ceylan Otomotiv şirketine, sonraki cironun ise hamil olan davalı bankaya ait olduğu, davacıyla davalı arasında doğrudan bir hukuki ilişki bulunmadığının dosya içeriğinden anlaşıldığı, bu durumda davacı «keşidecinin» 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 644 üncü maddesi (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 732 nci maddesi) uyarınca «sebepsiz zenginleşmediğini» kanıtlamakla yükümlü olduğu, Mahkemece bu olgular ve kanuni düzenleme gözetilerek davacı keşideciye sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlama imkanı tanınarak tüm delil …
Hukuk Dairesinin 02.06.2020 tarih, 2018/3845 E. ve 2020/754 K. sayılı kararıyla mahkemece bozma ilamı gereğinin yerine getirilmediği, davacı «keşideci» ile davalı «hamil» arasında doğrudan bir hukuki ilişki bulunmadığı bozma ilamında da belirtildiği gibi davacının davasının kabulü için 6762 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesi (6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi) uyarınca bu «çek» nedeniyle «sebepsiz zenginleşmediğinin» yazılı delillerle kanıtlanması gerektiği, bozma kararı sonrası davalı taraf iddiasını kanıtlamak amacıyla tanık dinletildiği ve mahkemece dinlenen tanık beyanları …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2646 E. 2019/7433 K.
Ortak:sebepsiz zenginleşme
İncelediğiniz karardaHukuk Dairesinin 26.11.2015 tarih, 2015/4711 E. ve 2015/15671 K. sayılı kararıyla «hamiline» düzenlenmiş olan dava konusu çekin arkasında ilk «cironun» dava dışı Ceylan Otomotiv şirketine, sonraki cironun ise hamil olan davalı bankaya ait olduğu, davacıyla davalı arasında doğrudan bir hukuki ilişki bulunmadığının dosya içeriğinden anlaşıldığı, bu durumda davacı «keşidecinin» 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 644 üncü maddesi (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 732 nci maddesi) uyarınca «sebepsiz zenginleşmediğini» kanıtlamakla yükümlü olduğu, Mahkemece bu olgular ve kanuni düzenleme gözetilerek davacı keşideciye sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlama imkanı tanınarak tüm delil …
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 30.04.2018 tarih, 2016/148 E. ve 2018/584 K. sayılı kararı ile davacıya «sebepsiz zenginleşmediğini» kanıtlama imkanı tanınmış olduğu, mahkemece davacının dayandığı tanıkların dinlendiği ve tanık beyanları gözönüne alınarak davacının dava konusu «çek» nedeniyle herhangi bir mal ya da hizmet almadığı, davacının sebepsiz zenginleşmediğinin kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vek …
Hukuk Dairesinin 02.06.2020 tarih, 2018/3845 E. ve 2020/754 K. sayılı kararıyla mahkemece bozma ilamı gereğinin yerine getirilmediği, davacı «keşideci» ile davalı «hamil» arasında doğrudan bir hukuki ilişki bulunmadığı bozma ilamında da belirtildiği gibi davacının davasının kabulü için 6762 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesi (6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi) uyarınca bu «çek» nedeniyle «sebepsiz zenginleşmediğinin» yazılı delillerle kanıtlanması gerektiği, bozma kararı sonrası davalı taraf iddiasını kanıtlamak amacıyla tanık dinletildiği ve mahkemece dinlenen tanık beyanları …
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve her ne kadar mahkemenin davalı ... yönünden 2 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğuna ilişkin gerekçesi yerinde değilse de, 6762 sayılı Kanun’un 644. (6102 sayılı TTK’nın 732.) maddesinde düzenlenen «sebepsiz zenginleşme» davasının 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup mahkemenin bu kabulünün sonuca etkisinin olmamasına göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve her ne kadar mahkemenin davalı ... yönünden 2 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğuna ilişkin gerekçesi yerinde değilse de, 6762 sayılı Kanun’un 644. (6102 sayılı TTK’nın 732.) maddesinde düzenlenen «sebepsiz zenginleşme» davasının 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup mahkemenin bu kabulünün sonuca etkisinin olmamasına göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/952 E. 2013/1458 K.
Ortak:keşide tarihi · tahrifat · kambiyo senedi · hamil · sebepsiz zenginleşme · keşideci · çek
İncelediğiniz karardaHukuk Dairesinin 02.06.2020 tarih, 2018/3845 E. ve 2020/754 K. sayılı kararıyla mahkemece bozma ilamı gereğinin yerine getirilmediği, davacı «keşideci» ile davalı «hamil» arasında doğrudan bir hukuki ilişki bulunmadığı bozma ilamında da belirtildiği gibi davacının davasının kabulü için 6762 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesi (6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi) uyarınca bu «çek» nedeniyle «sebepsiz zenginleşmediğinin» yazılı delillerle kanıtlanması gerektiği, bozma kararı sonrası davalı taraf iddiasını kanıtlamak amacıyla tanık dinletildiği ve mahkemece dinlenen tanık beyanları …
Hukuk Dairesinin 26.11.2015 tarih, 2015/4711 E. ve 2015/15671 K. sayılı kararıyla «hamiline» düzenlenmiş olan dava konusu çekin arkasında ilk «cironun» dava dışı Ceylan Otomotiv şirketine, sonraki cironun ise hamil olan davalı bankaya ait olduğu, davacıyla davalı arasında doğrudan bir hukuki ilişki bulunmadığının dosya içeriğinden anlaşıldığı, bu durumda davacı «keşidecinin» 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 644 üncü maddesi (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 732 nci maddesi) uyarınca «sebepsiz zenginleşmediğini» kanıtlamakla yükümlü olduğu, Mahkemece bu olgular ve kanuni düzenleme gözetilerek davacı keşideciye sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlama imkanı tanınarak tüm delil …
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 30.04.2018 tarih, 2016/148 E. ve 2018/584 K. sayılı kararı ile davacıya «sebepsiz zenginleşmediğini» kanıtlama imkanı tanınmış olduğu, mahkemece davacının dayandığı tanıkların dinlendiği ve tanık beyanları gözönüne alınarak davacının dava konusu «çek» nedeniyle herhangi bir mal ya da hizmet almadığı, davacının sebepsiz zenginleşmediğinin kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vek …
Benzer bu kararda1- Dava, davalı «keşideciye» karşı çeke dayalı «müracaat hakkını» yitirmiş olan «hamilin», 6762 sayılı TTK.'nın 730/14. maddesi yollamasıyla çeklerde de uygulanması gereken, aynı Yasa'nın 644. maddesi uyarınca, keşideciye karşı açtığı alacağın tahsili istemine ilişkin olup, anılan Yasa hükmü uyarınca açılan işbu davanın dinlenebilmesi için ortada «çek» olarak geçerli bir «kambiyo senedinin» bulunması gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu çekin «zamanaşımına» uğradığı, davacının temel alacağa dayanmadığı, «çek» karşılığının ödendiğinin ispatının davalı tarafta olduğu ancak «yazılı delil» ile ispat edilemediği, «sebepsiz zenginleşmenin» meydana geldiği tarihten itibaren «temerrüt faizi» yürütülmesi gerektiği gerekçesiyle 6.625,00 TL nin 11.04.2006 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta davaya dayanak yapılan çekin, «keşide tarihi» 31.05.2006 olarak yazıldığı halde sonradan 31.03.2006 olarak değiştirilmiş ve bu değişiklik de paraf edilmemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:müracaat hakkı · yazılı delil · temerrüt faizi · yasal faiz · temerrüt · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu çekin «zamanaşımına» uğradığı, davacının temel alacağa dayanmadığı, «çek» karşılığının ödendiğinin ispatının davalı tarafta olduğu ancak «yazılı delil» ile ispat edilemediği, «sebepsiz zenginleşmenin» meydana geldiği tarihten itibaren «temerrüt faizi» yürütülmesi gerektiği gerekçesiyle 6.625,00 TL nin 11.04.2006 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, davalı «keşideciye» karşı çeke dayalı «müracaat hakkını» yitirmiş olan «hamilin», 6762 sayılı TTK.'nın 730/14. maddesi yollamasıyla çeklerde de uygulanması gereken, aynı Yasa'nın 644. maddesi uyarınca, keşideciye karşı açtığı alacağın tahsili istemine ilişkin olup, anılan Yasa hükmü uyarınca açılan işbu davanın dinlenebilmesi için ortada «çek» olarak geçerli bir «kambiyo senedinin» bulunması gerekir.
2 benzer karar daha
-
Menfi tespit | Temel ilişki olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1476 E. 2023/4595 K.
Ortak:temel ilişki · keşide tarihi · tahrifat · ciro · hamil · sebepsiz zenginleşme · keşideci · çek
İncelediğiniz karardaHukuk Dairesinin 26.11.2015 tarih, 2015/4711 E. ve 2015/15671 K. sayılı kararıyla «hamiline» düzenlenmiş olan dava konusu çekin arkasında ilk «cironun» dava dışı Ceylan Otomotiv şirketine, sonraki cironun ise hamil olan davalı bankaya ait olduğu, davacıyla davalı arasında doğrudan bir hukuki ilişki bulunmadığının dosya içeriğinden anlaşıldığı, bu durumda davacı «keşidecinin» 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 644 üncü maddesi (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 732 nci maddesi) uyarınca «sebepsiz zenginleşmediğini» kanıtlamakla yükümlü olduğu, Mahkemece bu olgular ve kanuni düzenleme gözetilerek davacı keşideciye sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlama imkanı tanınarak tüm delil …
Hukuk Dairesinin 02.06.2020 tarih, 2018/3845 E. ve 2020/754 K. sayılı kararıyla mahkemece bozma ilamı gereğinin yerine getirilmediği, davacı «keşideci» ile davalı «hamil» arasında doğrudan bir hukuki ilişki bulunmadığı bozma ilamında da belirtildiği gibi davacının davasının kabulü için 6762 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesi (6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi) uyarınca bu «çek» nedeniyle «sebepsiz zenginleşmediğinin» yazılı delillerle kanıtlanması gerektiği, bozma kararı sonrası davalı taraf iddiasını kanıtlamak amacıyla tanık dinletildiği ve mahkemece dinlenen tanık beyanları …
Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin «hamiline» düzenlenmiş olduğu, çekteki ilk «cironun» dava dışı şirkete ait olduğu, sonraki cironun ise hamil olan davalı bankaya ait olduğu, davacıyla davalı arasında «temel ilişki» bulunmadığı, 6762 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesi (6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi) uyarınca «sebepsiz zenginleşmediğini» kanıtlamakla yükümlü olduğu, davacının «hatır çeki» iddiasının «şahsi def»'i olduğu, iyi niyetli hamil olan davalı bankaya karşı ileri sürülemeyeceği, davacının sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar …
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin «keşide tarihinin» 05.08.2015 tarihi olduğu, daha sonra bu tarihin üzerinin çizildiği ve üst kısma 15.02.2016 tarihinin yazıldığı, çekin «vade tarihi» kısmındaki paraf imzasının davacıya ait olup olmadığının ise belirlenemediği, «çek» üzerine sonradan yazılan tarihin «geçersiz» kabul edilmesi ve çekin keşide tarihinin 05.08.2015 tarihi olduğunun kabul edilmesi gerektiği, dava konusu çekin 15.02.2016 tarihinde «ibraz» edilmesi nedeniyle «çekin süresinde ibraz» edilmediği, «temlik» eden bankanın çeki «ciro» yoluyla devraldığı ve taraflar arasında «temel ilişkinin» bulunmadığı, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesi gereğince «sebepsiz zenginleşme» hükümleri çerçevesinde davacı «keşideciden» alacak talebinde bulunabileceği, ancak «çek tazminatı» ve «komisyon» talep etme hakkının bulunmadığı, buna göre davacı keşidecinin çek nedeniyle sebepsiz zenginleşmediğini ispatlamasının gerektiği, davacının çekteki paraf imzasının geçersiz olduğu iddiası dışında başkaca herhangi bir geçersizlik «sebebi» ileri sürmediği gibi davalı aleyhine sebepsiz zenginleşmediğini ispat edecek herhangi bir delil de ibraz etmediği, bu nedenle davalının çek bedeli ve «işlemiş faizini» talep etme hakkının bulunduğu, ancak çek tazminatı ve komisyon talep etme hakkının bulunmadığı gözetilerek çek tazminatı ve komisyon yönünden davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının takip dosyasında talep edilen 10.000,00 TL, %10 çek tazminatı ve 300,00 TL, %0,30 komisyon yönü …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «çek» üzerinde «tahrifat» yapıldığını, «keşide tarihi» altında bulunan parafın davacıya ait olmadığını, çekin «kambiyo vasfını» yitirdiğini, çek üzerindeki parafın davacıya ait olup olmadığının tespit edilememesi nedeniyle yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığını, talebin «menfi tespit» istemine ilişkin olduğunu, «sebepsiz zenginleşmeye» dayanılmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; «temlik» eden davalı tarafça müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus «haciz» yoluyla takip başlatıldığını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, takibe konu «çek» ile ilgili olarak davalı banka ile müvekkil arasında herhangi bir hukuki ve ticari ilişkinin de mevcut olmadığını, davalı bankanın takibe koymuş olduğu çek üzerinde «tahrifat» yapıldığını, çek üzerinde yer alan keşide tarihindeki paraf imzasının müvekkiline ait olmadığını, davaya konu çek üzerinde yapılan tahrifat sebebiyle dava konusu çekin «kambiyo vasfını» yitirdiğini, söz konusu çekin kambiyo vasfını yitirmiş olmasının «mutlak defi» olduğunu ve «hamil» olan herkese karşı ileri sürülebileceğini ileri sürerek davacının takip konusu çekten dolayı davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine ve davalının «kötü niyet tazminatına» mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çekin süresinde ibrazı · mutlak defi · çek tazminatı · temlik cirosu · kambiyo vasfı · meşru hamil · vade tarihi · imza incelemesi
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin «keşide tarihinin» 05.08.2015 tarihi olduğu, daha sonra bu tarihin üzerinin çizildiği ve üst kısma 15.02.2016 tarihinin yazıldığı, çekin «vade tarihi» kısmındaki paraf imzasının davacıya ait olup olmadığının ise belirlenemediği, «çek» üzerine sonradan yazılan tarihin «geçersiz» kabul edilmesi ve çekin keşide tarihinin 05.08.2015 tarihi olduğunun kabul edilmesi gerektiği, dava konusu çekin 15.02.2016 tarihinde «ibraz» edilmesi nedeniyle «çekin süresinde ibraz» edilmediği, «temlik» eden bankanın çeki «ciro» yoluyla devraldığı ve taraflar arasında «temel ilişkinin» bulunmadığı, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesi gereğince «sebepsiz zenginleşme» hükümleri çerçevesinde davacı «keşideciden» alacak talebinde bulunabileceği, ancak «çek tazminatı» ve «komisyon» talep etme hakkının bulunmadığı, buna göre davacı keşidecinin çek nedeniyle sebepsiz zenginleşmediğini ispatlamasının gerektiği, davacının çekteki paraf imzasının geçersiz olduğu iddiası dışında başkaca herhangi bir geçersizlik «sebebi» ileri sürmediği gibi davalı aleyhine sebepsiz zenginleşmediğini ispat edecek herhangi bir delil de ibraz etmediği, bu nedenle davalının çek bedeli ve «işlemiş faizini» talep etme hakkının bulunduğu, ancak çek tazminatı ve komisyon talep etme hakkının bulunmadığı gözetilerek çek tazminatı ve komisyon yönünden davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının takip dosyasında talep edilen 10.000,00 TL, %10 çek tazminatı ve 300,00 TL, %0,30 komisyon yönü …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; «temlik» eden davalı tarafça müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus «haciz» yoluyla takip başlatıldığını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, takibe konu «çek» ile ilgili olarak davalı banka ile müvekkil arasında herhangi bir hukuki ve ticari ilişkinin de mevcut olmadığını, davalı bankanın takibe koymuş olduğu çek üzerinde «tahrifat» yapıldığını, çek üzerinde yer alan keşide tarihindeki paraf imzasının müvekkiline ait olmadığını, davaya konu çek üzerinde yapılan tahrifat sebebiyle dava konusu çekin «kambiyo vasfını» yitirdiğini, söz konusu çekin kambiyo vasfını yitirmiş olmasının «mutlak defi» olduğunu ve «hamil» olan herkese karşı ileri sürülebileceğini ileri sürerek davacının takip konusu çekten dolayı davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine ve davalının «kötü niyet tazminatına» mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Şti. tarafından davalıdan kullandığı krediye karşılık olarak «temlik cirosu» ve tevdi bordrosu ile verildiğini, takip konusu çekin tahsil edilememesi nedeniyle davacı aleyhine takibe girişildiğini, davalının iyi niyetli «meşru hamil» olduğunu, şahsi defilerin davalıya karşı ileri sürülemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı ...Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; «kesin» kanaat bildiren bir «imza incelemesi» yapılmadan davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4972 E. 2019/6656 K.
Ortak:keşide tarihi · ciro · def'i · hamil · sebepsiz zenginleşme · keşideci · çek
İncelediğiniz karardaHukuk Dairesinin 26.11.2015 tarih, 2015/4711 E. ve 2015/15671 K. sayılı kararıyla «hamiline» düzenlenmiş olan dava konusu çekin arkasında ilk «cironun» dava dışı Ceylan Otomotiv şirketine, sonraki cironun ise hamil olan davalı bankaya ait olduğu, davacıyla davalı arasında doğrudan bir hukuki ilişki bulunmadığının dosya içeriğinden anlaşıldığı, bu durumda davacı «keşidecinin» 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 644 üncü maddesi (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 732 nci maddesi) uyarınca «sebepsiz zenginleşmediğini» kanıtlamakla yükümlü olduğu, Mahkemece bu olgular ve kanuni düzenleme gözetilerek davacı keşideciye sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlama imkanı tanınarak tüm delil …
Hukuk Dairesinin 02.06.2020 tarih, 2018/3845 E. ve 2020/754 K. sayılı kararıyla mahkemece bozma ilamı gereğinin yerine getirilmediği, davacı «keşideci» ile davalı «hamil» arasında doğrudan bir hukuki ilişki bulunmadığı bozma ilamında da belirtildiği gibi davacının davasının kabulü için 6762 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesi (6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi) uyarınca bu «çek» nedeniyle «sebepsiz zenginleşmediğinin» yazılı delillerle kanıtlanması gerektiği, bozma kararı sonrası davalı taraf iddiasını kanıtlamak amacıyla tanık dinletildiği ve mahkemece dinlenen tanık beyanları …
Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin «hamiline» düzenlenmiş olduğu, çekteki ilk «cironun» dava dışı şirkete ait olduğu, sonraki cironun ise hamil olan davalı bankaya ait olduğu, davacıyla davalı arasında «temel ilişki» bulunmadığı, 6762 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesi (6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi) uyarınca «sebepsiz zenginleşmediğini» kanıtlamakla yükümlü olduğu, davacının «hatır çeki» iddiasının «şahsi def»'i olduğu, iyi niyetli hamil olan davalı bankaya karşı ileri sürülemeyeceği, davacının sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar …
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; «dava konusu» çekin tahsili amacıyla 02/07/2008 tarihinde takip başlatıldığı, icra dosyasında davacı alacaklı vekilinin 31/07/2008 tarihinde borçlu ...yönünden talepte bulunduğu, bundan sonraki talep tarihinin ise 10/02/2009 olup, oradaki 6 ay 10 günlük süre içerisinde başkaca herhangi bir işlem yapılmadığından uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 726. maddesinde çekler için öngörülen 6 aylık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, çekin «keşide tarihinin» 20/05/2006 iken 20/05/2008 olarak değiştiren parafın davalı şirket yetkilisi ...'in «muvafakatiyle» kardeşi ...'e ait olduğu belirlenmişse de 20/05/2008 tarihinden önce davalı şirketin «hisse devri» ile 29/04/2008 tarihinde el değiştirdiği, böylelikle paraf atılarak yapılan değişiklik tarihindeki şirket yetkilisinin ... olmadığı bu sebeple yapılan değişikliğin davalı şirket yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı, bu durumda çekin keşide tarihinin 20/05/2006 olduğunun kabulü gerektiği, 6762 sayılı TTK'nın «ibraz» süresini düzenleyen 700. maddesine göre çekin 30/11/2006 tarihinde yani icra takibine konulmadan önce zamanaşımına uğradığı, gerçek keşide tarihine göre de süresinde bankaya ibraz edilmediği, davacı çeke «ciro» yoluyla «hamil» olduğundan «sebepsiz zenginleşme» hükümleri çerçevesinde davalı «keşideciden» alacak talebinde bulunabileceği, ancak TTK'nın 644. maddesinde öngörülen 1 yıllık süre geçtikten sonra dava açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir …
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; «dava konusu» çeki «ciro» yolu ile iktisap eden davacının davalı ile aralarında alt ilişki bulunmaması ve çekin düzenlenme, takip ve dava tarihi itibari ile 6762 sayılı TTK'nın 644. maddesine göre dava açmak bakımından 1 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, mahkemenin bu yöndeki değerlendirmelerinin usul ve yasaya uygun bulunduğu, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davac …
2-Dava, dava ve takip konusu çekin «zamanaşımına» uğramadığının tespiti ve «çek» bedelinin tahsili talebine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:istinaf başvurusunun reddi · zamanaşımı defi · davanın konusu · hisse devri · zamanaşımı def'i · muvafakat · kamu düzeni · alacak davası
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; «dava konusu» çekin tahsili amacıyla 02/07/2008 tarihinde takip başlatıldığı, icra dosyasında davacı alacaklı vekilinin 31/07/2008 tarihinde borçlu ...yönünden talepte bulunduğu, bundan sonraki talep tarihinin ise 10/02/2009 olup, oradaki 6 ay 10 günlük süre içerisinde başkaca herhangi bir işlem yapılmadığından uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 726. maddesinde çekler için öngörülen 6 aylık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, çekin «keşide tarihinin» 20/05/2006 iken 20/05/2008 olarak değiştiren parafın davalı şirket yetkilisi ...'in «muvafakatiyle» kardeşi ...'e ait olduğu belirlenmişse de 20/05/2008 tarihinden önce davalı şirketin «hisse devri» ile 29/04/2008 tarihinde el değiştirdiği, böylelikle paraf atılarak yapılan değişiklik tarihindeki şirket yetkilisinin ... olmadığı bu sebeple yapılan değişikliğin davalı şirket yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı, bu durumda çekin keşide tarihinin 20/05/2006 olduğunun kabulü gerektiği, 6762 sayılı TTK'nın «ibraz» süresini düzenleyen 700. maddesine göre çekin 30/11/2006 tarihinde yani icra takibine konulmadan önce zamanaşımına uğradığı, gerçek keşide tarihine göre de süresinde bankaya ibraz edilmediği, davacı çeke «ciro» yoluyla «hamil» olduğundan «sebepsiz zenginleşme» hükümleri çerçevesinde davalı «keşideciden» alacak talebinde bulunabileceği, ancak TTK'nın 644. maddesinde öngörülen 1 yıllık süre geçtikten sonra dava açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir …
Bu durumda gerek ilk derece mahkemesinin tahsil davasının «zamanaşımına» uğradığı cihetiyle verdiği ret kararı ve gerek bölge adliye mahkemesinin davacının istinaf başvurusu üzerine bu yön itibariyle «istinaf başvurusunun reddine» dair kararı doğru olmamış, ayrıca «zamanaşımı definin» davalı tarafından ileri sürülmediği halde mahkemece re'sen dikkate alınması az yukarıda açıklanan kanun hükümlerine aykırı olduğu gibi «kamu düzenine» de açıkça aykırılık teşkil etmekte olup kararın bu nedenle de resen bozulması gerekmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; «dava konusu» çeki «ciro» yolu ile iktisap eden davacının davalı ile aralarında alt ilişki bulunmaması ve çekin düzenlenme, takip ve dava tarihi itibari ile 6762 sayılı TTK'nın 644. maddesine göre dava açmak bakımından 1 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, mahkemenin bu yöndeki değerlendirmelerinin usul ve yasaya uygun bulunduğu, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davac …
Bu itibarla davacının tahsil isteminin hukuksal dayanağının 6762 sayılı Kanun'un 644 (6102 sayılı TTK’nın 732.) maddesinde düzenlenen «alacak davası» olarak kabulü gerekmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/8822 E. , 2023/198 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM
Ret
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından çeke dayalı olarak müvekkili aleyhine kambiyo senedine özgü takip başlatıldığını; ancak takibe dayanak çekin keşide tarihinde tahrifat yapıldığını ve tahrifat altına atılan parafın davacıya ait olmadığını iddia ederek takip konusu çek nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; çekte yapılan değişikliklerin davacı keşideci tarafından paraf edildiğini, bu nedenle çekin geçerli olduğunu, paraf ile davacının imzasının benzer olması nedeniyle davalının kötü niyetli sayılamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 08.12.2014 tarih, 2013/339 E. ve 2014/403 K. sayılı kararı ile takibe dayanak çekin keşide tarihinin değiştirildiği ve altına atılan parafın davacının eli ürünü olmadığı sonucuna varılarak bu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 26.11.2015 tarih, 2015/4711 E. ve 2015/15671 K. sayılı kararıyla hamiline düzenlenmiş olan dava konusu çekin arkasında ilk cironun dava dışı Ceylan Otomotiv şirketine, sonraki cironun ise hamil olan davalı bankaya ait olduğu, davacıyla davalı arasında doğrudan bir hukuki ilişki bulunmadığının dosya içeriğinden anlaşıldığı, bu durumda davacı keşidecinin 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 644 üncü maddesi (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 732 nci maddesi) uyarınca sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlamakla yükümlü olduğu, Mahkemece bu olgular ve kanuni düzenleme gözetilerek davacı keşideciye sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlama imkanı tanınarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 30.04.2018 tarih, 2016/148 E. ve 2018/584 K. sayılı kararı ile davacıya sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlama imkanı tanınmış olduğu, mahkemece davacının dayandığı tanıkların dinlendiği ve tanık beyanları gözönüne alınarak davacının dava konusu çek nedeniyle herhangi bir mal ya da hizmet almadığı, davacının sebepsiz zenginleşmediğinin kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 02.06.2020 tarih, 2018/3845 E. ve 2020/754 K. sayılı kararıyla mahkemece bozma ilamı gereğinin yerine getirilmediği, davacı keşideci ile davalı hamil arasında doğrudan bir hukuki ilişki bulunmadığı bozma ilamında da belirtildiği gibi davacının davasının kabulü için 6762 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesi (6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi) uyarınca bu çek nedeniyle sebepsiz zenginleşmediğinin yazılı delillerle kanıtlanması gerektiği, bozma kararı sonrası davalı taraf iddiasını kanıtlamak amacıyla tanık dinletildiği ve mahkemece dinlenen tanık beyanları hükme esas alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verildiği oysaki davacı tarafından iddia olunan hususun tanık deliliyle ispatı mümkün olmadığı, bozma ilamının yorumlanmasında hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.
E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin hamiline düzenlenmiş olduğu, çekteki ilk cironun dava dışı şirkete ait olduğu, sonraki cironun ise hamil olan davalı bankaya ait olduğu, davacıyla davalı arasında temel ilişki bulunmadığı, 6762 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesi (6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi) uyarınca sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlamakla yükümlü olduğu, davacının hatır çeki iddiasının şahsi def'i olduğu, iyi niyetli hamil olan davalı bankaya karşı ileri sürülemeyeceği, davacının sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; cirantaya borçlu olmadığına ilişkin dava açılması için süre istendiği halde mahkemece bu sürenin verilmediğini, müvekkilinin sebepsiz zenginleşmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, takip konusu çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesi, 6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
11.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/884752300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz