Keşide tarihindeki değişikliğin keşideci yetkilisince paraf edilmesi nedeniyle çekte tahrifat bulunmaması ve muhatap bankanın sorumsuzluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/543 E. 2023/3947 K. · · İlk derece: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Çek üzerindeki keşide tarihi değişikliği keşideci/şirket yetkilisi tarafından paraf edilmişse çekte tahrifat bulunmadığı kabul edilir; tahrifat yoksa çeki ödeyen muhatap bankadan çek bedelinin tazmini istenemez.
Ele alınan sorunlar
Çekte tahrifat bulunup bulunmadığı ve tahrif iddiasıyla ödenen çek bedelinin muhatap bankadan talep edilebilirliği → ret
İddia: Davacı, çekte iki kez tahrifat yapıldığını, keşide tarihi yakınındaki imzanın yetkilisine ait olmadığını ve bankanın objektif (kusursuz) sorumluluk gereği tahrif edilmiş çeki ödemekle özen yükümlülüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Çekin önceki keşide tarihi (02.10.2011) sonradan (10.02.2011 olarak) değiştirilmiş olmakla birlikte bu değişiklik davacı şirket yetkilisi tarafından paraf edilmiştir; bu nedenle çekte tahrifat bulunmamaktadır. Tahrifat bulunmadığından, çek nedeniyle dava dışı kişiye ödeme yapan muhatap bankadan çek bedelinin talep edilmesi mümkün değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Keşide tarihindeki değişikliğin keşideci tarafından paraf edilmesi hâlinde tahrifat bulunmadığı ve muhatap bankanın sorumlu olmadığı yönünden emsal.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çek↗ tahrifat↗ paraf↗ muhatap bankanın sorumluluğu↗ objektif sorumluluk↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9243 E. 2013/13308 K.
Ortak:tahrifat · çek
İncelediğiniz kararda… acının yaklaşık dört yıl gibi uzun bir süre boyunca sessiz kalarak müvekkiline herhangi bir itirazda bulunmadığını, dava konusu çekte tüm yasal unsurlar mevcut olup «ciro silsilesinin» doğru olduğunu, «keşide tarihi» üzerindeki düzeltmenin ise «keşideci» tarafından onanarak düzeltildiğini, ödeme tarihi itibari ile davacı tarafından «çekte tahrifat» olduğuna dair bir itirazda bulunulmadığını, bu nedenle müvekkilinin ödeme yapmasının hukuka uygun olduğunu, dava dışı «ciranta» tarafından çekin kaybedildiği iddia edilmesine rağmen herhangi bir «çek iptali davası» açılmadığını, davacının çekin ödenmemesi yönünde yazılı bir talimatının bulunmadığını, müvekkilinin çekin ödenmesi ile ilgili bir «kusuru» veya ihmali bulunmadığını, çeki tahrif edene davanın yöneltilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin «ticaret sicil» kayıtlarından çekin «keşide tarihi» itibariyle yetkilisinin ... olduğu, dava konusu çekin keşide tarihi üzerinde bulunan paraf imzasının ...'e ait olduğunun Adli Tıp Kurumu'nun (ATK) 28.11.2017 tarihli raporu ile tespit edildiği, «çekte tahrifat» bulunmadığı, davalı bankaca «çek» bedelinin ödenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının sorumluluğunun «kusur sorumluluğundan» farklı olarak objektif sorumluluk olduğunu, davalı bankanın «tahrif» edilmiş çeki ödediğini, objektif sorumluluk nedeniyle bankanın sahte veya tahrif edilmiş çekteki bu durumu fark etmemiş olsa bile ödemeyi yapması sebebiyle «keşideciye» karşı sorumlu olduğunu, «çek» yaprağı çalınmış veya kayıp edilmiş olup buna ilişkin tutanakların faks yoluyla davalıya bildirildiğini, davalı bankanın çeki ödemek suretiyle kendisine yüklenen «özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, çeki «ibraz» eden kişinin «meşru hamil» olup olmadığını, ciroların düzenli olup olmadığını, çekteki keşideci imzasının gerçek hesap sahibine ait olup olmadığını kontrol etmek zorunda olduğunu, ödeme nedeniyle düzenleyenin kusuru var ise bunu «ispat yükünün» bankaya ait olduğunu, dava konusu çekte keşide tarihinde tahrifat yapılması nedeniyle «ibraz süresi» geçtiğini, «zayi» davası açma haklarının bulunmadığını, çekten cayma beyanının dikkate alınmadığını belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, dava konusu «çekte tahrifat» yapıldığı iddiası ile ilgili olarak savcılık soruşturmasının devam ettiği, Vakıflar bankasından gelen yazı ekinde bulunan «çek» örneğinde çekin «keşide tarihi» kısmında ki parafın çekin bu bankadan iade alınmadan önce de mevcut olduğu gerekçesiyle, «ihtiyati hacze itirazın» kabulü ile ihtiyati haczin kaldrılmasına karar verilmiştir.
İhtiyati hacze itiraz edenler, çekin «keşide tarihi» kısmındaki paraftan istifade edilerek keşide tarihinin çizilmek suretiyle yeni bir keşide tarihi yazılarak «çekte tahrifat» yapıldığını ileri sürmüşler, mahkemece de bu konuda savcılık soruşturması olduğu ve daha önceden muamelesiz iade edilen çekin «ciranta» ... tarafından Vakıflar Bankasına verildiği sırada da keşide tarihinin yanında paraf bulunduğu ve keşide tarihinin üzerinin çizilmemiş olduğu gerekçesiyle, «ihtiyati hacze itirazın» kabulüne karar verilmiştir.
Oysa ki, İİK 'nun «265». maddesinde «ihtiyati hacze itiraz» sebepleri sayılmış olup, çekin keşide tarihinde «tahrifat» bulunduğu iddiası bu itiraz sebepleri arasında yer almamaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:çekte tahrifat · keşide tarihi · ciranta · ihtiyati hacze itiraz · i̇i̇k 265 · ihtiyati haciz · haciz · menfi tespit
Benzer bu karardaİhtiyati hacze itiraz edenler, çekin «keşide tarihi» kısmındaki paraftan istifade edilerek keşide tarihinin çizilmek suretiyle yeni bir keşide tarihi yazılarak «çekte tahrifat» yapıldığını ileri sürmüşler, mahkemece de bu konuda savcılık soruşturması olduğu ve daha önceden muamelesiz iade edilen çekin «ciranta» ... tarafından Vakıflar Bankasına verildiği sırada da keşide tarihinin yanında paraf bulunduğu ve keşide tarihinin üzerinin çizilmemiş olduğu gerekçesiyle, «ihtiyati hacze itirazın» kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, dava konusu «çekte tahrifat» yapıldığı iddiası ile ilgili olarak savcılık soruşturmasının devam ettiği, Vakıflar bankasından gelen yazı ekinde bulunan «çek» örneğinde çekin «keşide tarihi» kısmında ki parafın çekin bu bankadan iade alınmadan önce de mevcut olduğu gerekçesiyle, «ihtiyati hacze itirazın» kabulü ile ihtiyati haczin kaldrılmasına karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, «ihtiyati hacze itirazın» reddine karar verilmesi gerekirken, itirazın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın «ihtiyati haciz» isteyen yararına bozulması gerekmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3982 E. 2023/6371 K.
Ortak:tahrifat · çek
İncelediğiniz kararda… acının yaklaşık dört yıl gibi uzun bir süre boyunca sessiz kalarak müvekkiline herhangi bir itirazda bulunmadığını, dava konusu çekte tüm yasal unsurlar mevcut olup «ciro silsilesinin» doğru olduğunu, «keşide tarihi» üzerindeki düzeltmenin ise «keşideci» tarafından onanarak düzeltildiğini, ödeme tarihi itibari ile davacı tarafından «çekte tahrifat» olduğuna dair bir itirazda bulunulmadığını, bu nedenle müvekkilinin ödeme yapmasının hukuka uygun olduğunu, dava dışı «ciranta» tarafından çekin kaybedildiği iddia edilmesine rağmen herhangi bir «çek iptali davası» açılmadığını, davacının çekin ödenmemesi yönünde yazılı bir talimatının bulunmadığını, müvekkilinin çekin ödenmesi ile ilgili bir «kusuru» veya ihmali bulunmadığını, çeki tahrif edene davanın yöneltilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin «ticaret sicil» kayıtlarından çekin «keşide tarihi» itibariyle yetkilisinin ... olduğu, dava konusu çekin keşide tarihi üzerinde bulunan paraf imzasının ...'e ait olduğunun Adli Tıp Kurumu'nun (ATK) 28.11.2017 tarihli raporu ile tespit edildiği, «çekte tahrifat» bulunmadığı, davalı bankaca «çek» bedelinin ödenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının sorumluluğunun «kusur sorumluluğundan» farklı olarak objektif sorumluluk olduğunu, davalı bankanın «tahrif» edilmiş çeki ödediğini, objektif sorumluluk nedeniyle bankanın sahte veya tahrif edilmiş çekteki bu durumu fark etmemiş olsa bile ödemeyi yapması sebebiyle «keşideciye» karşı sorumlu olduğunu, «çek» yaprağı çalınmış veya kayıp edilmiş olup buna ilişkin tutanakların faks yoluyla davalıya bildirildiğini, davalı bankanın çeki ödemek suretiyle kendisine yüklenen «özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, çeki «ibraz» eden kişinin «meşru hamil» olup olmadığını, ciroların düzenli olup olmadığını, çekteki keşideci imzasının gerçek hesap sahibine ait olup olmadığını kontrol etmek zorunda olduğunu, ödeme nedeniyle düzenleyenin kusuru var ise bunu «ispat yükünün» bankaya ait olduğunu, dava konusu çekte keşide tarihinde tahrifat yapılması nedeniyle «ibraz süresi» geçtiğini, «zayi» davası açma haklarının bulunmadığını, çekten cayma beyanının dikkate alınmadığını belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaUyuşmazlık, takip konusu «çek» nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8519 E. 2014/10452 K.
Ortak:tahrifat
İncelediğiniz kararda… iğini bildirmesi üzerine, müvekkili şirket yetkilisinin durumu davalı bankaya bildirdiğini, davalı bankanın yönlendirmesiyle dava dışı şirket yetkilisinin savcılığa «şikayette» bulunduğunu ve ifade tutanakları ile savcılık şikayetini davalı bankaya faksladığını, davalı bankanın «çekte tahrifatın» çok açık olmasına ve müvekkilinin uyarılarına rağmen çeki ödediğini, davalı bankanın kusursuz da olsa sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek 90.000,00 TL’nin çek …
… acının yaklaşık dört yıl gibi uzun bir süre boyunca sessiz kalarak müvekkiline herhangi bir itirazda bulunmadığını, dava konusu çekte tüm yasal unsurlar mevcut olup «ciro silsilesinin» doğru olduğunu, «keşide tarihi» üzerindeki düzeltmenin ise «keşideci» tarafından onanarak düzeltildiğini, ödeme tarihi itibari ile davacı tarafından «çekte tahrifat» olduğuna dair bir itirazda bulunulmadığını, bu nedenle müvekkilinin ödeme yapmasının hukuka uygun olduğunu, dava dışı «ciranta» tarafından çekin kaybedildiği iddia edilmesine rağmen herhangi bir «çek iptali davası» açılmadığını, davacının çekin ödenmemesi yönünde yazılı bir talimatının bulunmadığını, müvekkilinin çekin ödenmesi ile ilgili bir «kusuru» veya ihmali bulunmadığını, çeki tahrif edene davanın yöneltilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin «ticaret sicil» kayıtlarından çekin «keşide tarihi» itibariyle yetkilisinin ... olduğu, dava konusu çekin keşide tarihi üzerinde bulunan paraf imzasının ...'e ait olduğunun Adli Tıp Kurumu'nun (ATK) 28.11.2017 tarihli raporu ile tespit edildiği, «çekte tahrifat» bulunmadığı, davalı bankaca «çek» bedelinin ödenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaŞti'yi sırf kendi «yerleşim yeri» mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla «ihtiyati haciz» talebinin Samsun Ticaret Mahkemesi'nden istendiğine ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı, bu suretle HMK'nın 7/2. maddesindeki düzenleme doğrultusunda «yetki itirazına» itibar edilmediği, ihtiyati hacze konu çekin arka yüzünde “bu çekin keşide tarihinde «tahrifat» olduğu için işlem yapılamamıştır” «kaydının» bulunduğu, bu şekliyle çekin ihtilaflı hale geldiği gerekçesiyle; «ihtiyati hacze itirazın» kabulüne karar verilmiştir.
Atılan parafın hangi düzeltmeleri içerdiği, geçerliliği, «çekte tahrifatın» bulunup bulunmadığı «ihtiyati haciz» kararına itirazın incelenmesi sırasında değerlendirilemeyecektir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:çekte tahrifat · keşide tarihi · yerleşim yeri · ihtiyati hacze itiraz · i̇i̇k 265 · yetki itirazı · ihtiyati haciz · yetki
Benzer bu karardaŞti'yi sırf kendi «yerleşim yeri» mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla «ihtiyati haciz» talebinin Samsun Ticaret Mahkemesi'nden istendiğine ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı, bu suretle HMK'nın 7/2. maddesindeki düzenleme doğrultusunda «yetki itirazına» itibar edilmediği, ihtiyati hacze konu çekin arka yüzünde “bu çekin keşide tarihinde «tahrifat» olduğu için işlem yapılamamıştır” «kaydının» bulunduğu, bu şekliyle çekin ihtilaflı hale geldiği gerekçesiyle; «ihtiyati hacze itirazın» kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece kabul görmeyen mahkemenin yetkili bulunmadığı yönündeki itiraz dışındaki «ihtiyati hacze itiraz» olarak ileri sürülen hususuları İcra İflas Kanunu'nun «265». maddesinde sayılan nedenlerden olmayıp ancak «menfi tespit» ya da alacak davasında tartışılacak hususlardandır.
Atılan parafın hangi düzeltmeleri içerdiği, geçerliliği, «çekte tahrifatın» bulunup bulunmadığı «ihtiyati haciz» kararına itirazın incelenmesi sırasında değerlendirilemeyecektir.
Bu suretle İcra İflas Kanunu'nun «265». maddesinde sayılan nedenler arasında sayılmayan ve ancak «menfi tespit» ya da alacak davasında tartışılabilecek husus gerekçe gösterilerek «ihtiyati hacze itirazın» kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
1 benzer karar daha
-
Menfi tespit | Temel ilişki olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1476 E. 2023/4595 K.
Ortak:tahrifat · çek
İncelediğiniz kararda… acının yaklaşık dört yıl gibi uzun bir süre boyunca sessiz kalarak müvekkiline herhangi bir itirazda bulunmadığını, dava konusu çekte tüm yasal unsurlar mevcut olup «ciro silsilesinin» doğru olduğunu, «keşide tarihi» üzerindeki düzeltmenin ise «keşideci» tarafından onanarak düzeltildiğini, ödeme tarihi itibari ile davacı tarafından «çekte tahrifat» olduğuna dair bir itirazda bulunulmadığını, bu nedenle müvekkilinin ödeme yapmasının hukuka uygun olduğunu, dava dışı «ciranta» tarafından çekin kaybedildiği iddia edilmesine rağmen herhangi bir «çek iptali davası» açılmadığını, davacının çekin ödenmemesi yönünde yazılı bir talimatının bulunmadığını, müvekkilinin çekin ödenmesi ile ilgili bir «kusuru» veya ihmali bulunmadığını, çeki tahrif edene davanın yöneltilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin «ticaret sicil» kayıtlarından çekin «keşide tarihi» itibariyle yetkilisinin ... olduğu, dava konusu çekin keşide tarihi üzerinde bulunan paraf imzasının ...'e ait olduğunun Adli Tıp Kurumu'nun (ATK) 28.11.2017 tarihli raporu ile tespit edildiği, «çekte tahrifat» bulunmadığı, davalı bankaca «çek» bedelinin ödenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının sorumluluğunun «kusur sorumluluğundan» farklı olarak objektif sorumluluk olduğunu, davalı bankanın «tahrif» edilmiş çeki ödediğini, objektif sorumluluk nedeniyle bankanın sahte veya tahrif edilmiş çekteki bu durumu fark etmemiş olsa bile ödemeyi yapması sebebiyle «keşideciye» karşı sorumlu olduğunu, «çek» yaprağı çalınmış veya kayıp edilmiş olup buna ilişkin tutanakların faks yoluyla davalıya bildirildiğini, davalı bankanın çeki ödemek suretiyle kendisine yüklenen «özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, çeki «ibraz» eden kişinin «meşru hamil» olup olmadığını, ciroların düzenli olup olmadığını, çekteki keşideci imzasının gerçek hesap sahibine ait olup olmadığını kontrol etmek zorunda olduğunu, ödeme nedeniyle düzenleyenin kusuru var ise bunu «ispat yükünün» bankaya ait olduğunu, dava konusu çekte keşide tarihinde tahrifat yapılması nedeniyle «ibraz süresi» geçtiğini, «zayi» davası açma haklarının bulunmadığını, çekten cayma beyanının dikkate alınmadığını belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; «temlik» eden davalı tarafça müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus «haciz» yoluyla takip başlatıldığını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, takibe konu «çek» ile ilgili olarak davalı banka ile müvekkil arasında herhangi bir hukuki ve ticari ilişkinin de mevcut olmadığını, davalı bankanın takibe koymuş olduğu çek üzerinde «tahrifat» yapıldığını, çek üzerinde yer alan keşide tarihindeki paraf imzasının müvekkiline ait olmadığını, davaya konu çek üzerinde yapılan tahrifat sebebiyle dava konusu çekin «kambiyo vasfını» yitirdiğini, söz konusu çekin kambiyo vasfını yitirmiş olmasının «mutlak defi» olduğunu ve «hamil» olan herkese karşı ileri sürülebileceğini ileri sürerek davacının takip konusu çekten dolayı davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine ve davalının «kötü niyet tazminatına» mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «çek» üzerinde «tahrifat» yapıldığını, «keşide tarihi» altında bulunan parafın davacıya ait olmadığını, çekin «kambiyo vasfını» yitirdiğini, çek üzerindeki parafın davacıya ait olup olmadığının tespit edilememesi nedeniyle yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığını, talebin «menfi tespit» istemine ilişkin olduğunu, «sebepsiz zenginleşmeye» dayanılmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı borçlunun takip konusu «çek» üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü, hukuki ilişkinin doğmadığını iddia ettiği, «ispat yükünün» davalı alacaklıda olduğu, ancak, Adli Tıp Kurumundan alınan raporda, çekte yer alan «ciro» ve «keşideci» imzalarının davacının eli ürünü olmadığının tespit edilmesi karşısında, imzanın davacıya ait olduğu ve hukuki ilişkinin bulunduğu konusunda ispat yükü kendisine düşen davalının aksi yönde herhangi bir delil «ibraz» edemediği, iddiasını ispatlayamadığı, davacının talebinde haklı olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafın «kötü niyet tazminatı» yönünden ise davalı alacaklının kötü niyetli olduğuna dair bir kanaat oluşmadığından, kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair karar vermek gerektiği gerekçesiy …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çekin süresinde ibrazı · mutlak defi · çek tazminatı · temlik cirosu · kambiyo vasfı · meşru hamil · temel ilişki · keşide tarihi
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin «keşide tarihinin» 05.08.2015 tarihi olduğu, daha sonra bu tarihin üzerinin çizildiği ve üst kısma 15.02.2016 tarihinin yazıldığı, çekin «vade tarihi» kısmındaki paraf imzasının davacıya ait olup olmadığının ise belirlenemediği, «çek» üzerine sonradan yazılan tarihin «geçersiz» kabul edilmesi ve çekin keşide tarihinin 05.08.2015 tarihi olduğunun kabul edilmesi gerektiği, dava konusu çekin 15.02.2016 tarihinde «ibraz» edilmesi nedeniyle «çekin süresinde ibraz» edilmediği, «temlik» eden bankanın çeki «ciro» yoluyla devraldığı ve taraflar arasında «temel ilişkinin» bulunmadığı, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesi gereğince «sebepsiz zenginleşme» hükümleri çerçevesinde davacı «keşideciden» alacak talebinde bulunabileceği, ancak «çek tazminatı» ve «komisyon» talep etme hakkının bulunmadığı, buna göre davacı keşidecinin çek nedeniyle sebepsiz zenginleşmediğini ispatlamasının gerektiği, davacının çekteki paraf imzasının geçersiz olduğu iddiası dışında başkaca herhangi bir geçersizlik «sebebi» ileri sürmediği gibi davalı aleyhine sebepsiz zenginleşmediğini ispat edecek herhangi bir delil de ibraz etmediği, bu nedenle davalının çek bedeli ve «işlemiş faizini» talep etme hakkının bulunduğu, ancak çek tazminatı ve komisyon talep etme hakkının bulunmadığı gözetilerek çek tazminatı ve komisyon yönünden davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının takip dosyasında talep edilen 10.000,00 TL, %10 çek tazminatı ve 300,00 TL, %0,30 komisyon yönü …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; «temlik» eden davalı tarafça müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus «haciz» yoluyla takip başlatıldığını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, takibe konu «çek» ile ilgili olarak davalı banka ile müvekkil arasında herhangi bir hukuki ve ticari ilişkinin de mevcut olmadığını, davalı bankanın takibe koymuş olduğu çek üzerinde «tahrifat» yapıldığını, çek üzerinde yer alan keşide tarihindeki paraf imzasının müvekkiline ait olmadığını, davaya konu çek üzerinde yapılan tahrifat sebebiyle dava konusu çekin «kambiyo vasfını» yitirdiğini, söz konusu çekin kambiyo vasfını yitirmiş olmasının «mutlak defi» olduğunu ve «hamil» olan herkese karşı ileri sürülebileceğini ileri sürerek davacının takip konusu çekten dolayı davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine ve davalının «kötü niyet tazminatına» mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Şti. tarafından davalıdan kullandığı krediye karşılık olarak «temlik cirosu» ve tevdi bordrosu ile verildiğini, takip konusu çekin tahsil edilememesi nedeniyle davacı aleyhine takibe girişildiğini, davalının iyi niyetli «meşru hamil» olduğunu, şahsi defilerin davalıya karşı ileri sürülemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «çek» üzerinde «tahrifat» yapıldığını, «keşide tarihi» altında bulunan parafın davacıya ait olmadığını, çekin «kambiyo vasfını» yitirdiğini, çek üzerindeki parafın davacıya ait olup olmadığının tespit edilememesi nedeniyle yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığını, talebin «menfi tespit» istemine ilişkin olduğunu, «sebepsiz zenginleşmeye» dayanılmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/543 E. , 2023/3947 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1356 Esas, 2021/1760 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/91 E., 2018/424 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 117.960,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı bankaya ait, 90.000,00 TL bedelli, 10.02.2010 keşide tarihli, davacıya ait bir adet çekin 12.01.2010 tarihli protokol ile teminat olarak dava dışı Ak-İnn Dış Tic. Ltd. Şti.'ne verildiğini, dava dışı bu şirket yetkilisinin 10.11.2010 tarihinde müvekkilini arayarak verilen çeki düşürdüğünü veya çaldırdığını, hemen bankaya haber verilmesi gerektiğini bildirmesi üzerine, müvekkili şirket yetkilisinin durumu davalı bankaya bildirdiğini, davalı bankanın yönlendirmesiyle dava dışı şirket yetkilisinin savcılığa şikayette bulunduğunu ve ifade tutanakları ile savcılık şikayetini davalı bankaya faksladığını, davalı bankanın çekte tahrifatın çok açık olmasına ve müvekkilinin uyarılarına rağmen çeki ödediğini, davalı bankanın kusursuz da olsa sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek 90.000,00 TL’nin çekin ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket cevap dilekçesinde, davacının yaklaşık dört yıl gibi uzun bir süre boyunca sessiz kalarak müvekkiline herhangi bir itirazda bulunmadığını, dava konusu çekte tüm yasal unsurlar mevcut olup ciro silsilesinin doğru olduğunu, keşide tarihi üzerindeki düzeltmenin ise keşideci tarafından onanarak düzeltildiğini, ödeme tarihi itibari ile davacı tarafından çekte tahrifat olduğuna dair bir itirazda bulunulmadığını, bu nedenle müvekkilinin ödeme yapmasının hukuka uygun olduğunu, dava dışı ciranta tarafından çekin kaybedildiği iddia edilmesine rağmen herhangi bir çek iptali davası açılmadığını, davacının çekin ödenmemesi yönünde yazılı bir talimatının bulunmadığını, müvekkilinin çekin ödenmesi ile ilgili bir kusuru veya ihmali bulunmadığını, çeki tahrif edene davanın yöneltilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin ticaret sicil kayıtlarından çekin keşide tarihi itibariyle yetkilisinin ... olduğu, dava konusu çekin keşide tarihi üzerinde bulunan paraf imzasının ...'e ait olduğunun Adli Tıp Kurumu'nun (ATK) 28.11.2017 tarihli raporu ile tespit edildiği, çekte tahrifat bulunmadığı, davalı bankaca çek bedelinin ödenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının sorumluluğunun kusur sorumluluğundan farklı olarak objektif sorumluluk olduğunu, davalı bankanın tahrif edilmiş çeki ödediğini, objektif sorumluluk nedeniyle bankanın sahte veya tahrif edilmiş çekteki bu durumu fark etmemiş olsa bile ödemeyi yapması sebebiyle keşideciye karşı sorumlu olduğunu, çek yaprağı çalınmış veya kayıp edilmiş olup buna ilişkin tutanakların faks yoluyla davalıya bildirildiğini, davalı bankanın çeki ödemek suretiyle kendisine yüklenen özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, çeki ibraz eden kişinin meşru hamil olup olmadığını, ciroların düzenli olup olmadığını, çekteki keşideci imzasının gerçek hesap sahibine ait olup olmadığını kontrol etmek zorunda olduğunu, ödeme nedeniyle düzenleyenin kusuru var ise bunu ispat yükünün bankaya ait olduğunu, dava konusu çekte keşide tarihinde tahrifat yapılması nedeniyle ibraz süresi geçtiğini, zayi davası açma haklarının bulunmadığını, çekten cayma beyanının dikkate alınmadığını belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekin önceki keşide tarihi 02.10.2011 iken 10.02.2011 olarak değiştirildiği ve bu değişikliğin de davacı şirket yetkilisi tarafından paraf edildiği, çekte bir tahrifat bulunmadığı, çek nedeniyle dava dışı kişiye ödeme yapan muhatap bankadan çek bedelinin talep edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarına ek olarak, dava konusu çekte iki defa tahrifat yapıldığını, keşide tarihi yakınındaki imzanın davacı yetkilisine ait olmadığını, çekin ödenmemesine ilişkin davalıya bildirimde bulunulduğunu, kendisine faks yollanan banka çalışanının tanık olarak dinlenmesi gerektiğini, çekte yapılan her bir değişiklik için ayrı ayrı paraf alınması gerektiğini, bankanın kusursuz olarak sorumlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tahrif edildiği iddia edilen çekin ödenmesinden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 812 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/940577100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz