İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/64 E. 2024/3764 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çekte tahrifat↗ çekin ibrazı↗ kambiyo senedi vasfı↗ meşru hamil↗ faktoring↗ keşide tarihi↗ tahrifat↗ lehdar↗ icra hukuk mahkemesi↗ ciranta↗ bloke↗ alacağın temliki↗ lehtar↗ bedelsizlik↗ ticari faiz↗ kambiyo senedi↗ ikrar↗ ciro↗ hamil↗ keşideci↗ ihtiyati haciz↗ temlik↗ istirdat↗ esastan ret↗ haciz↗ iflas↗ çek↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/51 E., 2018/609 K.
Taraflar arasındaki istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 100.000,00 USD bedelli ve 01.02.2012 keşide tarihli bir adet çek keşide ettiğini, bu çekte tahrifat yapılmak suretiyle keşide tarihinin 01.08.2012 yapıldığını, çek keşide edilirken tarihteki gün hanesindeki "12" rakamı paraflanarak "1" olarak değiştirildiğini, çekin bu haliyle hamile ödendiğini ancak iade edilmediğini, sonrasında ay hanesinde tahrifat yapıldığının öğrenildiğini, senedin kambiyo senedi vasfını kaybettiğini, davalının çekin yetkili ve meşru hamili olmadığını, davalının müvekkiline dava konusu çek sebebiyle ihtiyati haciz işlemleri başlatacağını bildirdiğini, haciz baskısı altında iş bu dava konusu çek bedelini davalı banka lehine blokeli olarak yatırmak zorunda kaldığını ileri sürerek dava konusu çek yönünden müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile ihtirazi kayıtla bloke altına alınan 100.000,00 USD'nin müvekkiline aynen iadesine karar verilmesini, ayrıca çek meblağı olarak yatırılan 100.000,00 USD'nin karşılığı 193.560,00 TL'nin ödeme tarihi olan 13.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizinin müvekkiline ödenmesini ve kötü niyetli davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın çek bedelini ödediği beyanı her hangi bir belgeye dayanmadığından dolayı mesnetsiz bir iddia olduğunu, müvekkili bankanın imzaların ya da parafın gerçekliğini araştırmak gibi bir sorumluluğunun olmadığını, müvekkili bankaya teminat olarak verilmiş olan söz konusu çekte keşideci imzası uyumsuz değilse çekin yasal unsurları tamam olduğu müddetçe mahkemece verilmiş bir tedbir kararı da yok ise çekin işleme alınabilinir olacağını, çekteki parafın hem gün hem de ay hanesini kapsadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu yapılan çekin ibraz anındaki görüntüsü bankadan getirtilip incelendiğinde Deniz Bank tarafından ciro edilerek ibraz edildiği ve ibraz sonrası karşılıksız kaşesi basılarak çekin karşılıksız çıktığının belirtildiği, ancak sonrasında karşılıksız kaşeleri iptal edilerek ve tarih değiştirilmek suretiyle yeniden ibraz edildiği anlaşıldığı, her ne kadar davalı taraf tahrifatın davacı tarafından paraf edildiğini beyan etmiş ise de çekin ilk ibraz görüntüsü ile ikinci ibraz görüntüsünün incelenmesinden ilk ibraz görüntüsünde 01.02.2012 tarihinin keşide tarihi olarak yazıldığı ve paraf olduğu ancak ikinci ibraz görüntüsünün incelenmesinde 01.02.2012 tarihinin 01.08.2012 tarihi olarak yapıldığı ve böylelikle çekin zamanaşımına uğramasının önlendiği anlaşıldığı, yani çekin kambiyo özelliği ortadan kalkmasına rağmen kambiyo özelliği devam ediyormuş gibi davalı tarafça dava dışı faktoring şirketine ödeme yapıldığı, kaldı ki söz konusu çek ... Ltd. Şti. tarafından ciro edilerek ilk karşılıksız kaşesi basıldıktan sonra verildiği, müsteakar Yargıtay İçtihatlarına göre ibrazdan sonra yapılan ciro alacağın temliki hükmünde olduğu, dolayısıyla çekin yeni hamili esasa ilişkin yapılacak tüm itirazlardan da mesul olduğu, hal böyle olunca kambiyo senedi özelliğini yitirmiş çekin icra tehditi altında davalıya 13.08.2012 tarihinde ödendiği anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne 193.560,00 TL'nin davalının ödeme tarihi olan 13.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu çek ile ilgili evvelce verilmiş, Yargıtay sürecinden geçerek kesinleşmiş İcra Hukuk Mahkenmesince verilmiş bir karar varken davanın kabulünün hukuka aykırı olduğunu, 08.12.2015 tarihli celsesinde, davacı vekili tarafından, dava konusu çek üzerindeki parafın davacıya ait olduğu ikrar edildiğini, bu durum keşide tarihindeki düzeltmelerin davacı tarafından yapıldığını ve ikrar da edilen paraf ile bu düzeltmenin geçerli hale geldiğini gösterdiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.03.2013 tarih, 2021/12-862 E. ve 2013/319 K. sayılı kararının bu yönde olduğunu, keşideci, lehdar ile ciranta arasındaki teminat veya buna benzer iç ilişkileri takip alacaklısı cirantaya karşı ileri süremeyeceğini, davacının lehtar ile arasındaki ilişkiden kaynaklanan defileri ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunamayacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekin üzerinde tahrifat yapılarak kambiyo senedi özelliğinin kaybedilmesi karşısında, yapılan cironun alacağın temliki hükmünde olduğu ve yeni hamilin tüm itirazlardan sorumlu olduğu, bu nedenle davanın kabulüne ilişkin kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava bedelsiz ve tahrif edilmiş olduğu iddia edilen çekten dolayı istirdat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9243 E. 2013/13308 K.
Ortak:çekte tahrifat · keşide tarihi · tahrifat · ciranta · ihtiyati haciz · haciz · çek · menfi tespit
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 100.000,00 USD bedelli ve 01.02.2012 keşide tarihli bir adet «çek» keşide ettiğini, bu «çekte tahrifat» yapılmak suretiyle «keşide tarihinin» 01.08.2012 yapıldığını, çek keşide edilirken tarihteki gün hanesindeki "12" rakamı paraflanarak "1" olarak değiştirildiğini, çekin bu haliyle «hamile» ödendiğini ancak iade edilmediğini, sonrasında ay hanesinde tahrifat yapıldığının öğrenildiğini, senedin «kambiyo senedi vasfını» kaybettiğini, davalının çekin yetkili ve «meşru hamili» olmadığını, davalının müvekkiline dava konusu çek sebebiyle «ihtiyati haciz» işlemleri başlatacağını bildirdiğini, haciz baskısı altında iş bu dava konusu çek bedelini davalı banka lehine blokeli olarak yatırmak zorunda kaldığını ileri sürerek dava konusu çek yönünden müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile ihtirazi kayıtla «bloke» altına alınan 100.000,00 USD'nin müvekkiline aynen iadesine karar verilmesini, ayrıca çek meblağı olarak yatırılan 100.000,00 USD'nin karşılığı 193.560,00 TL'nin ödeme tarihi olan 13.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizinin» müvekkiline ödenmesini ve kötü niyetli davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu yapılan «çekin ibraz» anındaki görüntüsü bankadan getirtilip incelendiğinde Deniz Bank tarafından «ciro» edilerek ibraz edildiği ve ibraz sonrası karşılıksız kaşesi basılarak çekin karşılıksız çıktığının belirtildiği, ancak sonrasında karşılıksız kaşeleri iptal edilerek ve tarih değiştirilmek suretiyle yeniden ibraz edildiği anlaşıldığı, her ne kadar davalı taraf «tahrifatın» davacı tarafından paraf edildiğini beyan etmiş ise de çekin ilk ibraz görüntüsü ile ikinci ibraz görüntüsünün incelenmesinden ilk ibraz görüntüsünde 01.02.2012 tarihinin «keşide tarihi» olarak yazıldığı ve paraf olduğu ancak ikinci ibraz görüntüsünün incelenmesinde 01.02.2012 tarihinin 01.08.2012 tarihi olarak yapıldığı ve böylelikle çekin «zamanaşımına» uğramasının önlendiği anlaşıldığı, yani çekin kambiyo özelliği ortadan kalkmasına rağmen kambiyo özelliği devam ediyormuş gibi davalı tarafça dava dışı «faktoring» şirketine ödeme yapıldığı, kaldı ki söz konusu «çek» ...
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu «çek» ile ilgili evvelce verilmiş, Yargıtay sürecinden geçerek kesinleşmiş İcra Hukuk Mahkenmesince verilmiş bir karar varken davanın kabulünün hukuka aykırı olduğunu, 08.12.2015 tarihli celsesinde, davacı vekili tarafından, dava konusu çek üzerindeki parafın davacıya ait olduğu «ikrar» edildiğini, bu durum keşide tarihindeki düzeltmelerin davacı tarafından yapıldığını ve ikrar da edilen paraf ile bu düzeltmenin geçerli hale geldiğini gösterdiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.03.2013 tarih, 2021/12-862 E. ve 2013/319 K. sayılı kararının bu yönde olduğunu, «keşideci», «lehdar» ile «ciranta» arasındaki «teminat» veya buna benzer iç ilişkileri takip alacaklısı cirantaya karşı ileri süremeyeceğini, davacının «lehtar» ile arasındaki ilişkiden kaynaklanan defileri ileri sürerek «menfi tespit» talebinde bulunamayacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, dava konusu «çekte tahrifat» yapıldığı iddiası ile ilgili olarak savcılık soruşturmasının devam ettiği, Vakıflar bankasından gelen yazı ekinde bulunan «çek» örneğinde çekin «keşide tarihi» kısmında ki parafın çekin bu bankadan iade alınmadan önce de mevcut olduğu gerekçesiyle, «ihtiyati hacze itirazın» kabulü ile ihtiyati haczin kaldrılmasına karar verilmiştir.
İhtiyati hacze itiraz edenler, çekin «keşide tarihi» kısmındaki paraftan istifade edilerek keşide tarihinin çizilmek suretiyle yeni bir keşide tarihi yazılarak «çekte tahrifat» yapıldığını ileri sürmüşler, mahkemece de bu konuda savcılık soruşturması olduğu ve daha önceden muamelesiz iade edilen çekin «ciranta» ... tarafından Vakıflar Bankasına verildiği sırada da keşide tarihinin yanında paraf bulunduğu ve keşide tarihinin üzerinin çizilmemiş olduğu gerekçesiyle, «ihtiyati hacze itirazın» kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati hacze itiraz · i̇i̇k 265
Benzer bu karardaOysa ki, İİK 'nun «265». maddesinde «ihtiyati hacze itiraz» sebepleri sayılmış olup, çekin keşide tarihinde «tahrifat» bulunduğu iddiası bu itiraz sebepleri arasında yer almamaktadır.
Mahkemece, dava konusu «çekte tahrifat» yapıldığı iddiası ile ilgili olarak savcılık soruşturmasının devam ettiği, Vakıflar bankasından gelen yazı ekinde bulunan «çek» örneğinde çekin «keşide tarihi» kısmında ki parafın çekin bu bankadan iade alınmadan önce de mevcut olduğu gerekçesiyle, «ihtiyati hacze itirazın» kabulü ile ihtiyati haczin kaldrılmasına karar verilmiştir.
İhtiyati hacze itiraz edenler, çekin «keşide tarihi» kısmındaki paraftan istifade edilerek keşide tarihinin çizilmek suretiyle yeni bir keşide tarihi yazılarak «çekte tahrifat» yapıldığını ileri sürmüşler, mahkemece de bu konuda savcılık soruşturması olduğu ve daha önceden muamelesiz iade edilen çekin «ciranta» ... tarafından Vakıflar Bankasına verildiği sırada da keşide tarihinin yanında paraf bulunduğu ve keşide tarihinin üzerinin çizilmemiş olduğu gerekçesiyle, «ihtiyati hacze itirazın» kabulüne karar verilmiştir.
İhtiyati hacze itiraz edenlerin, itiraz sebepleri «menfi tespit» davasına konu olabilecek nitelikte olup, kanunda sayılan «ihtiyati hacze itiraz» nedenleri arasında değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3982 E. 2023/6371 K.
Ortak:tahrifat · ciranta · kambiyo senedi · ciro · hamil · keşideci · çek · menfi tespit
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 100.000,00 USD bedelli ve 01.02.2012 keşide tarihli bir adet «çek» keşide ettiğini, bu «çekte tahrifat» yapılmak suretiyle «keşide tarihinin» 01.08.2012 yapıldığını, çek keşide edilirken tarihteki gün hanesindeki "12" rakamı paraflanarak "1" olarak değiştirildiğini, çekin bu haliyle «hamile» ödendiğini ancak iade edilmediğini, sonrasında ay hanesinde tahrifat yapıldığının öğrenildiğini, senedin «kambiyo senedi vasfını» kaybettiğini, davalının çekin yetkili ve «meşru hamili» olmadığını, davalının müvekkiline dava konusu çek sebebiyle «ihtiyati haciz» işlemleri başlatacağını bildirdiğini, haciz baskısı altında iş bu dava konusu çek bedelini davalı banka lehine blokeli olarak yatırmak zorunda kaldığını ileri sürerek dava konusu çek yönünden müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile ihtirazi kayıtla «bloke» altına alınan 100.000,00 USD'nin müvekkiline aynen iadesine karar verilmesini, ayrıca çek meblağı olarak yatırılan 100.000,00 USD'nin karşılığı 193.560,00 TL'nin ödeme tarihi olan 13.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizinin» müvekkiline ödenmesini ve kötü niyetli davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu «çek» ile ilgili evvelce verilmiş, Yargıtay sürecinden geçerek kesinleşmiş İcra Hukuk Mahkenmesince verilmiş bir karar varken davanın kabulünün hukuka aykırı olduğunu, 08.12.2015 tarihli celsesinde, davacı vekili tarafından, dava konusu çek üzerindeki parafın davacıya ait olduğu «ikrar» edildiğini, bu durum keşide tarihindeki düzeltmelerin davacı tarafından yapıldığını ve ikrar da edilen paraf ile bu düzeltmenin geçerli hale geldiğini gösterdiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.03.2013 tarih, 2021/12-862 E. ve 2013/319 K. sayılı kararının bu yönde olduğunu, «keşideci», «lehdar» ile «ciranta» arasındaki «teminat» veya buna benzer iç ilişkileri takip alacaklısı cirantaya karşı ileri süremeyeceğini, davacının «lehtar» ile arasındaki ilişkiden kaynaklanan defileri ileri sürerek «menfi tespit» talebinde bulunamayacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekin üzerinde «tahrifat» yapılarak «kambiyo senedi» özelliğinin kaybedilmesi karşısında, yapılan «cironun» «alacağın temliki» hükmünde olduğu ve yeni «hamilin» tüm itirazlardan sorumlu olduğu, bu nedenle davanın kabulüne ilişkin kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvur …
Benzer bu karardaUyuşmazlık, takip konusu «çek» nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8519 E. 2014/10452 K.
Ortak:çekte tahrifat · keşide tarihi · tahrifat · ihtiyati haciz · haciz · menfi tespit
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 100.000,00 USD bedelli ve 01.02.2012 keşide tarihli bir adet «çek» keşide ettiğini, bu «çekte tahrifat» yapılmak suretiyle «keşide tarihinin» 01.08.2012 yapıldığını, çek keşide edilirken tarihteki gün hanesindeki "12" rakamı paraflanarak "1" olarak değiştirildiğini, çekin bu haliyle «hamile» ödendiğini ancak iade edilmediğini, sonrasında ay hanesinde tahrifat yapıldığının öğrenildiğini, senedin «kambiyo senedi vasfını» kaybettiğini, davalının çekin yetkili ve «meşru hamili» olmadığını, davalının müvekkiline dava konusu çek sebebiyle «ihtiyati haciz» işlemleri başlatacağını bildirdiğini, haciz baskısı altında iş bu dava konusu çek bedelini davalı banka lehine blokeli olarak yatırmak zorunda kaldığını ileri sürerek dava konusu çek yönünden müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile ihtirazi kayıtla «bloke» altına alınan 100.000,00 USD'nin müvekkiline aynen iadesine karar verilmesini, ayrıca çek meblağı olarak yatırılan 100.000,00 USD'nin karşılığı 193.560,00 TL'nin ödeme tarihi olan 13.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizinin» müvekkiline ödenmesini ve kötü niyetli davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu yapılan «çekin ibraz» anındaki görüntüsü bankadan getirtilip incelendiğinde Deniz Bank tarafından «ciro» edilerek ibraz edildiği ve ibraz sonrası karşılıksız kaşesi basılarak çekin karşılıksız çıktığının belirtildiği, ancak sonrasında karşılıksız kaşeleri iptal edilerek ve tarih değiştirilmek suretiyle yeniden ibraz edildiği anlaşıldığı, her ne kadar davalı taraf «tahrifatın» davacı tarafından paraf edildiğini beyan etmiş ise de çekin ilk ibraz görüntüsü ile ikinci ibraz görüntüsünün incelenmesinden ilk ibraz görüntüsünde 01.02.2012 tarihinin «keşide tarihi» olarak yazıldığı ve paraf olduğu ancak ikinci ibraz görüntüsünün incelenmesinde 01.02.2012 tarihinin 01.08.2012 tarihi olarak yapıldığı ve böylelikle çekin «zamanaşımına» uğramasının önlendiği anlaşıldığı, yani çekin kambiyo özelliği ortadan kalkmasına rağmen kambiyo özelliği devam ediyormuş gibi davalı tarafça dava dışı «faktoring» şirketine ödeme yapıldığı, kaldı ki söz konusu «çek» ...
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu «çek» ile ilgili evvelce verilmiş, Yargıtay sürecinden geçerek kesinleşmiş İcra Hukuk Mahkenmesince verilmiş bir karar varken davanın kabulünün hukuka aykırı olduğunu, 08.12.2015 tarihli celsesinde, davacı vekili tarafından, dava konusu çek üzerindeki parafın davacıya ait olduğu «ikrar» edildiğini, bu durum keşide tarihindeki düzeltmelerin davacı tarafından yapıldığını ve ikrar da edilen paraf ile bu düzeltmenin geçerli hale geldiğini gösterdiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.03.2013 tarih, 2021/12-862 E. ve 2013/319 K. sayılı kararının bu yönde olduğunu, «keşideci», «lehdar» ile «ciranta» arasındaki «teminat» veya buna benzer iç ilişkileri takip alacaklısı cirantaya karşı ileri süremeyeceğini, davacının «lehtar» ile arasındaki ilişkiden kaynaklanan defileri ileri sürerek «menfi tespit» talebinde bulunamayacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaAtılan parafın hangi düzeltmeleri içerdiği, geçerliliği, «çekte tahrifatın» bulunup bulunmadığı «ihtiyati haciz» kararına itirazın incelenmesi sırasında değerlendirilemeyecektir.
Şti'yi sırf kendi «yerleşim yeri» mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla «ihtiyati haciz» talebinin Samsun Ticaret Mahkemesi'nden istendiğine ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı, bu suretle HMK'nın 7/2. maddesindeki düzenleme doğrultusunda «yetki itirazına» itibar edilmediği, ihtiyati hacze konu çekin arka yüzünde “bu çekin keşide tarihinde «tahrifat» olduğu için işlem yapılamamıştır” «kaydının» bulunduğu, bu şekliyle çekin ihtilaflı hale geldiği gerekçesiyle; «ihtiyati hacze itirazın» kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, «ihtiyati haciz» talep dilekçesinde iki tüzel kişinin karşı taraf olarak gösterildiği, aleyhine ihtiyati haciz istenen taraflardan Ö..
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yerleşim yeri · ihtiyati hacze itiraz · i̇i̇k 265 · yetki itirazı · yetki · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaŞti'yi sırf kendi «yerleşim yeri» mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla «ihtiyati haciz» talebinin Samsun Ticaret Mahkemesi'nden istendiğine ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı, bu suretle HMK'nın 7/2. maddesindeki düzenleme doğrultusunda «yetki itirazına» itibar edilmediği, ihtiyati hacze konu çekin arka yüzünde “bu çekin keşide tarihinde «tahrifat» olduğu için işlem yapılamamıştır” «kaydının» bulunduğu, bu şekliyle çekin ihtilaflı hale geldiği gerekçesiyle; «ihtiyati hacze itirazın» kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece kabul görmeyen mahkemenin yetkili bulunmadığı yönündeki itiraz dışındaki «ihtiyati hacze itiraz» olarak ileri sürülen hususuları İcra İflas Kanunu'nun «265». maddesinde sayılan nedenlerden olmayıp ancak «menfi tespit» ya da alacak davasında tartışılacak hususlardandır.
Bu suretle İcra İflas Kanunu'nun «265». maddesinde sayılan nedenler arasında sayılmayan ve ancak «menfi tespit» ya da alacak davasında tartışılabilecek husus gerekçe gösterilerek «ihtiyati hacze itirazın» kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2 benzer karar daha
-
Menfi tespit | Temel ilişki olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1476 E. 2023/4595 K.
Ortak:meşru hamil · keşide tarihi · tahrifat · ciro · hamil · keşideci · temlik · haciz
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 100.000,00 USD bedelli ve 01.02.2012 keşide tarihli bir adet «çek» keşide ettiğini, bu «çekte tahrifat» yapılmak suretiyle «keşide tarihinin» 01.08.2012 yapıldığını, çek keşide edilirken tarihteki gün hanesindeki "12" rakamı paraflanarak "1" olarak değiştirildiğini, çekin bu haliyle «hamile» ödendiğini ancak iade edilmediğini, sonrasında ay hanesinde tahrifat yapıldığının öğrenildiğini, senedin «kambiyo senedi vasfını» kaybettiğini, davalının çekin yetkili ve «meşru hamili» olmadığını, davalının müvekkiline dava konusu çek sebebiyle «ihtiyati haciz» işlemleri başlatacağını bildirdiğini, haciz baskısı altında iş bu dava konusu çek bedelini davalı banka lehine blokeli olarak yatırmak zorunda kaldığını ileri sürerek dava konusu çek yönünden müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile ihtirazi kayıtla «bloke» altına alınan 100.000,00 USD'nin müvekkiline aynen iadesine karar verilmesini, ayrıca çek meblağı olarak yatırılan 100.000,00 USD'nin karşılığı 193.560,00 TL'nin ödeme tarihi olan 13.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizinin» müvekkiline ödenmesini ve kötü niyetli davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekin üzerinde «tahrifat» yapılarak «kambiyo senedi» özelliğinin kaybedilmesi karşısında, yapılan «cironun» «alacağın temliki» hükmünde olduğu ve yeni «hamilin» tüm itirazlardan sorumlu olduğu, bu nedenle davanın kabulüne ilişkin kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvur …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu yapılan «çekin ibraz» anındaki görüntüsü bankadan getirtilip incelendiğinde Deniz Bank tarafından «ciro» edilerek ibraz edildiği ve ibraz sonrası karşılıksız kaşesi basılarak çekin karşılıksız çıktığının belirtildiği, ancak sonrasında karşılıksız kaşeleri iptal edilerek ve tarih değiştirilmek suretiyle yeniden ibraz edildiği anlaşıldığı, her ne kadar davalı taraf «tahrifatın» davacı tarafından paraf edildiğini beyan etmiş ise de çekin ilk ibraz görüntüsü ile ikinci ibraz görüntüsünün incelenmesinden ilk ibraz görüntüsünde 01.02.2012 tarihinin «keşide tarihi» olarak yazıldığı ve paraf olduğu ancak ikinci ibraz görüntüsünün incelenmesinde 01.02.2012 tarihinin 01.08.2012 tarihi olarak yapıldığı ve böylelikle çekin «zamanaşımına» uğramasının önlendiği anlaşıldığı, yani çekin kambiyo özelliği ortadan kalkmasına rağmen kambiyo özelliği devam ediyormuş gibi davalı tarafça dava dışı «faktoring» şirketine ödeme yapıldığı, kaldı ki söz konusu «çek» ...
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; «temlik» eden davalı tarafça müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus «haciz» yoluyla takip başlatıldığını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, takibe konu «çek» ile ilgili olarak davalı banka ile müvekkil arasında herhangi bir hukuki ve ticari ilişkinin de mevcut olmadığını, davalı bankanın takibe koymuş olduğu çek üzerinde «tahrifat» yapıldığını, çek üzerinde yer alan keşide tarihindeki paraf imzasının müvekkiline ait olmadığını, davaya konu çek üzerinde yapılan tahrifat sebebiyle dava konusu çekin «kambiyo vasfını» yitirdiğini, söz konusu çekin kambiyo vasfını yitirmiş olmasının «mutlak defi» olduğunu ve «hamil» olan herkese karşı ileri sürülebileceğini ileri sürerek davacının takip konusu çekten dolayı davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine ve davalının «kötü niyet tazminatına» mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin «keşide tarihinin» 05.08.2015 tarihi olduğu, daha sonra bu tarihin üzerinin çizildiği ve üst kısma 15.02.2016 tarihinin yazıldığı, çekin «vade tarihi» kısmındaki paraf imzasının davacıya ait olup olmadığının ise belirlenemediği, «çek» üzerine sonradan yazılan tarihin «geçersiz» kabul edilmesi ve çekin keşide tarihinin 05.08.2015 tarihi olduğunun kabul edilmesi gerektiği, dava konusu çekin 15.02.2016 tarihinde «ibraz» edilmesi nedeniyle «çekin süresinde ibraz» edilmediği, «temlik» eden bankanın çeki «ciro» yoluyla devraldığı ve taraflar arasında «temel ilişkinin» bulunmadığı, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesi gereğince «sebepsiz zenginleşme» hükümleri çerçevesinde davacı «keşideciden» alacak talebinde bulunabileceği, ancak «çek tazminatı» ve «komisyon» talep etme hakkının bulunmadığı, buna göre davacı keşidecinin çek nedeniyle sebepsiz zenginleşmediğini ispatlamasının gerektiği, davacının çekteki paraf imzasının geçersiz olduğu iddiası dışında başkaca herhangi bir geçersizlik «sebebi» ileri sürmediği gibi davalı aleyhine sebepsiz zenginleşmediğini ispat edecek herhangi bir delil de ibraz etmediği, bu nedenle davalının çek bedeli ve «işlemiş faizini» talep etme hakkının bulunduğu, ancak çek tazminatı ve komisyon talep etme hakkının bulunmadığı gözetilerek çek tazminatı ve komisyon yönünden davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının takip dosyasında talep edilen 10.000,00 TL, %10 çek tazminatı ve 300,00 TL, %0,30 komisyon yönü …
Şti. tarafından davalıdan kullandığı krediye karşılık olarak «temlik cirosu» ve tevdi bordrosu ile verildiğini, takip konusu çekin tahsil edilememesi nedeniyle davacı aleyhine takibe girişildiğini, davalının iyi niyetli «meşru hamil» olduğunu, şahsi defilerin davalıya karşı ileri sürülemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çekin süresinde ibrazı · mutlak defi · çek tazminatı · temlik cirosu · kambiyo vasfı · temel ilişki · vade tarihi · imza incelemesi
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin «keşide tarihinin» 05.08.2015 tarihi olduğu, daha sonra bu tarihin üzerinin çizildiği ve üst kısma 15.02.2016 tarihinin yazıldığı, çekin «vade tarihi» kısmındaki paraf imzasının davacıya ait olup olmadığının ise belirlenemediği, «çek» üzerine sonradan yazılan tarihin «geçersiz» kabul edilmesi ve çekin keşide tarihinin 05.08.2015 tarihi olduğunun kabul edilmesi gerektiği, dava konusu çekin 15.02.2016 tarihinde «ibraz» edilmesi nedeniyle «çekin süresinde ibraz» edilmediği, «temlik» eden bankanın çeki «ciro» yoluyla devraldığı ve taraflar arasında «temel ilişkinin» bulunmadığı, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesi gereğince «sebepsiz zenginleşme» hükümleri çerçevesinde davacı «keşideciden» alacak talebinde bulunabileceği, ancak «çek tazminatı» ve «komisyon» talep etme hakkının bulunmadığı, buna göre davacı keşidecinin çek nedeniyle sebepsiz zenginleşmediğini ispatlamasının gerektiği, davacının çekteki paraf imzasının geçersiz olduğu iddiası dışında başkaca herhangi bir geçersizlik «sebebi» ileri sürmediği gibi davalı aleyhine sebepsiz zenginleşmediğini ispat edecek herhangi bir delil de ibraz etmediği, bu nedenle davalının çek bedeli ve «işlemiş faizini» talep etme hakkının bulunduğu, ancak çek tazminatı ve komisyon talep etme hakkının bulunmadığı gözetilerek çek tazminatı ve komisyon yönünden davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının takip dosyasında talep edilen 10.000,00 TL, %10 çek tazminatı ve 300,00 TL, %0,30 komisyon yönü …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; «temlik» eden davalı tarafça müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus «haciz» yoluyla takip başlatıldığını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, takibe konu «çek» ile ilgili olarak davalı banka ile müvekkil arasında herhangi bir hukuki ve ticari ilişkinin de mevcut olmadığını, davalı bankanın takibe koymuş olduğu çek üzerinde «tahrifat» yapıldığını, çek üzerinde yer alan keşide tarihindeki paraf imzasının müvekkiline ait olmadığını, davaya konu çek üzerinde yapılan tahrifat sebebiyle dava konusu çekin «kambiyo vasfını» yitirdiğini, söz konusu çekin kambiyo vasfını yitirmiş olmasının «mutlak defi» olduğunu ve «hamil» olan herkese karşı ileri sürülebileceğini ileri sürerek davacının takip konusu çekten dolayı davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine ve davalının «kötü niyet tazminatına» mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Şti. tarafından davalıdan kullandığı krediye karşılık olarak «temlik cirosu» ve tevdi bordrosu ile verildiğini, takip konusu çekin tahsil edilememesi nedeniyle davacı aleyhine takibe girişildiğini, davalının iyi niyetli «meşru hamil» olduğunu, şahsi defilerin davalıya karşı ileri sürülemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı ...Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; «kesin» kanaat bildiren bir «imza incelemesi» yapılmadan davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/543 E. 2023/3947 K.
Ortak:çek · tahrifat
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 100.000,00 USD bedelli ve 01.02.2012 keşide tarihli bir adet «çek» keşide ettiğini, bu «çekte tahrifat» yapılmak suretiyle «keşide tarihinin» 01.08.2012 yapıldığını, çek keşide edilirken tarihteki gün hanesindeki "12" rakamı paraflanarak "1" olarak değiştirildiğini, çekin bu haliyle «hamile» ödendiğini ancak iade edilmediğini, sonrasında ay hanesinde tahrifat yapıldığının öğrenildiğini, senedin «kambiyo senedi vasfını» kaybettiğini, davalının çekin yetkili ve «meşru hamili» olmadığını, davalının müvekkiline dava konusu çek sebebiyle «ihtiyati haciz» işlemleri başlatacağını bildirdiğini, haciz baskısı altında iş bu dava konusu çek bedelini davalı banka lehine blokeli olarak yatırmak zorunda kaldığını ileri sürerek dava konusu çek yönünden müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile ihtirazi kayıtla «bloke» altına alınan 100.000,00 USD'nin müvekkiline aynen iadesine karar verilmesini, ayrıca çek meblağı olarak yatırılan 100.000,00 USD'nin karşılığı 193.560,00 TL'nin ödeme tarihi olan 13.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizinin» müvekkiline ödenmesini ve kötü niyetli davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu yapılan «çekin ibraz» anındaki görüntüsü bankadan getirtilip incelendiğinde Deniz Bank tarafından «ciro» edilerek ibraz edildiği ve ibraz sonrası karşılıksız kaşesi basılarak çekin karşılıksız çıktığının belirtildiği, ancak sonrasında karşılıksız kaşeleri iptal edilerek ve tarih değiştirilmek suretiyle yeniden ibraz edildiği anlaşıldığı, her ne kadar davalı taraf «tahrifatın» davacı tarafından paraf edildiğini beyan etmiş ise de çekin ilk ibraz görüntüsü ile ikinci ibraz görüntüsünün incelenmesinden ilk ibraz görüntüsünde 01.02.2012 tarihinin «keşide tarihi» olarak yazıldığı ve paraf olduğu ancak ikinci ibraz görüntüsünün incelenmesinde 01.02.2012 tarihinin 01.08.2012 tarihi olarak yapıldığı ve böylelikle çekin «zamanaşımına» uğramasının önlendiği anlaşıldığı, yani çekin kambiyo özelliği ortadan kalkmasına rağmen kambiyo özelliği devam ediyormuş gibi davalı tarafça dava dışı «faktoring» şirketine ödeme yapıldığı, kaldı ki söz konusu «çek» ...
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın «çek» bedelini ödediği beyanı her hangi bir belgeye dayanmadığından dolayı mesnetsiz bir iddia olduğunu, müvekkili bankanın imzaların ya da parafın gerçekliğini araştırmak gibi bir sorumluluğunun olmadığını, müvekkili bankaya «teminat» olarak verilmiş olan söz konusu çekte «keşideci» imzası uyumsuz değilse çekin yasal unsurları tamam olduğu müddetçe mahkemece verilmiş bir tedbir kararı da yok ise çekin işleme alınabilinir olacağını, çekteki par …
Benzer bu kararda… acının yaklaşık dört yıl gibi uzun bir süre boyunca sessiz kalarak müvekkiline herhangi bir itirazda bulunmadığını, dava konusu çekte tüm yasal unsurlar mevcut olup «ciro silsilesinin» doğru olduğunu, «keşide tarihi» üzerindeki düzeltmenin ise «keşideci» tarafından onanarak düzeltildiğini, ödeme tarihi itibari ile davacı tarafından «çekte tahrifat» olduğuna dair bir itirazda bulunulmadığını, bu nedenle müvekkilinin ödeme yapmasının hukuka uygun olduğunu, dava dışı «ciranta» tarafından çekin kaybedildiği iddia edilmesine rağmen herhangi bir «çek iptali davası» açılmadığını, davacının çekin ödenmemesi yönünde yazılı bir talimatının bulunmadığını, müvekkilinin çekin ödenmesi ile ilgili bir «kusuru» veya ihmali bulunmadığını, çeki tahrif edene davanın yöneltilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin «ticaret sicil» kayıtlarından çekin «keşide tarihi» itibariyle yetkilisinin ... olduğu, dava konusu çekin keşide tarihi üzerinde bulunan paraf imzasının ...'e ait olduğunun Adli Tıp Kurumu'nun (ATK) 28.11.2017 tarihli raporu ile tespit edildiği, «çekte tahrifat» bulunmadığı, davalı bankaca «çek» bedelinin ödenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının sorumluluğunun «kusur sorumluluğundan» farklı olarak objektif sorumluluk olduğunu, davalı bankanın «tahrif» edilmiş çeki ödediğini, objektif sorumluluk nedeniyle bankanın sahte veya tahrif edilmiş çekteki bu durumu fark etmemiş olsa bile ödemeyi yapması sebebiyle «keşideciye» karşı sorumlu olduğunu, «çek» yaprağı çalınmış veya kayıp edilmiş olup buna ilişkin tutanakların faks yoluyla davalıya bildirildiğini, davalı bankanın çeki ödemek suretiyle kendisine yüklenen «özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, çeki «ibraz» eden kişinin «meşru hamil» olup olmadığını, ciroların düzenli olup olmadığını, çekteki keşideci imzasının gerçek hesap sahibine ait olup olmadığını kontrol etmek zorunda olduğunu, ödeme nedeniyle düzenleyenin kusuru var ise bunu «ispat yükünün» bankaya ait olduğunu, dava konusu çekte keşide tarihinde tahrifat yapılması nedeniyle «ibraz süresi» geçtiğini, «zayi» davası açma haklarının bulunmadığını, çekten cayma beyanının dikkate alınmadığını belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/64 E. , 2024/3764 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/993 Esas, 2022/1759 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/51 E., 2018/609 K.
Taraflar arasındaki istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 100.000,00 USD bedelli ve 01.02.2012 keşide tarihli bir adet çek keşide ettiğini, bu çekte tahrifat yapılmak suretiyle keşide tarihinin 01.08.2012 yapıldığını, çek keşide edilirken tarihteki gün hanesindeki "12" rakamı paraflanarak "1" olarak değiştirildiğini, çekin bu haliyle hamile ödendiğini ancak iade edilmediğini, sonrasında ay hanesinde tahrifat yapıldığının öğrenildiğini, senedin kambiyo senedi vasfını kaybettiğini, davalının çekin yetkili ve meşru hamili olmadığını, davalının müvekkiline dava konusu çek sebebiyle ihtiyati haciz işlemleri başlatacağını bildirdiğini, haciz baskısı altında iş bu dava konusu çek bedelini davalı banka lehine blokeli olarak yatırmak zorunda kaldığını ileri sürerek dava konusu çek yönünden müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile ihtirazi kayıtla bloke altına alınan 100.000,00 USD'nin müvekkiline aynen iadesine karar verilmesini, ayrıca çek meblağı olarak yatırılan 100.000,00 USD'nin karşılığı 193.560,00 TL'nin ödeme tarihi olan 13.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizinin müvekkiline ödenmesini ve kötü niyetli davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın çek bedelini ödediği beyanı her hangi bir belgeye dayanmadığından dolayı mesnetsiz bir iddia olduğunu, müvekkili bankanın imzaların ya da parafın gerçekliğini araştırmak gibi bir sorumluluğunun olmadığını, müvekkili bankaya teminat olarak verilmiş olan söz konusu çekte keşideci imzası uyumsuz değilse çekin yasal unsurları tamam olduğu müddetçe mahkemece verilmiş bir tedbir kararı da yok ise çekin işleme alınabilinir olacağını, çekteki parafın hem gün hem de ay hanesini kapsadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu yapılan çekin ibraz anındaki görüntüsü bankadan getirtilip incelendiğinde Deniz Bank tarafından ciro edilerek ibraz edildiği ve ibraz sonrası karşılıksız kaşesi basılarak çekin karşılıksız çıktığının belirtildiği, ancak sonrasında karşılıksız kaşeleri iptal edilerek ve tarih değiştirilmek suretiyle yeniden ibraz edildiği anlaşıldığı, her ne kadar davalı taraf tahrifatın davacı tarafından paraf edildiğini beyan etmiş ise de çekin ilk ibraz görüntüsü ile ikinci ibraz görüntüsünün incelenmesinden ilk ibraz görüntüsünde 01.02.2012 tarihinin keşide tarihi olarak yazıldığı ve paraf olduğu ancak ikinci ibraz görüntüsünün incelenmesinde 01.02.2012 tarihinin 01.08.2012 tarihi olarak yapıldığı ve böylelikle çekin zamanaşımına uğramasının önlendiği anlaşıldığı, yani çekin kambiyo özelliği ortadan kalkmasına rağmen kambiyo özelliği devam ediyormuş gibi davalı tarafça dava dışı faktoring şirketine ödeme yapıldığı, kaldı ki söz konusu çek ...
Ltd. Şti. tarafından ciro edilerek ilk karşılıksız kaşesi basıldıktan sonra verildiği, müsteakar Yargıtay İçtihatlarına göre ibrazdan sonra yapılan ciro alacağın temliki hükmünde olduğu, dolayısıyla çekin yeni hamili esasa ilişkin yapılacak tüm itirazlardan da mesul olduğu, hal böyle olunca kambiyo senedi özelliğini yitirmiş çekin icra tehditi altında davalıya 13.08.2012 tarihinde ödendiği anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne 193.560,00 TL'nin davalının ödeme tarihi olan 13.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu çek ile ilgili evvelce verilmiş, Yargıtay sürecinden geçerek kesinleşmiş İcra Hukuk Mahkenmesince verilmiş bir karar varken davanın kabulünün hukuka aykırı olduğunu, 08.12.2015 tarihli celsesinde, davacı vekili tarafından, dava konusu çek üzerindeki parafın davacıya ait olduğu ikrar edildiğini, bu durum keşide tarihindeki düzeltmelerin davacı tarafından yapıldığını ve ikrar da edilen paraf ile bu düzeltmenin geçerli hale geldiğini gösterdiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.03.2013 tarih, 2021/12-862 E. ve 2013/319 K. sayılı kararının bu yönde olduğunu, keşideci, lehdar ile ciranta arasındaki teminat veya buna benzer iç ilişkileri takip alacaklısı cirantaya karşı ileri süremeyeceğini, davacının lehtar ile arasındaki ilişkiden kaynaklanan defileri ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunamayacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekin üzerinde tahrifat yapılarak kambiyo senedi özelliğinin kaybedilmesi karşısında, yapılan cironun alacağın temliki hükmünde olduğu ve yeni hamilin tüm itirazlardan sorumlu olduğu, bu nedenle davanın kabulüne ilişkin kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava bedelsiz ve tahrif edilmiş olduğu iddia edilen çekten dolayı istirdat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1053434300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz