Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3982 E. 2023/6371 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kambiyo senedine özgü takip↗ mutlak defi↗ hatır çeki↗ şahsi def'i↗ temel ilişki↗ tahrifat↗ ciranta↗ kambiyo senedi↗ ciro↗ def'i↗ hamil↗ sebepsiz zenginleşme↗ keşideci↗ çek↗ menfi tespit↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Uyuşmazlık, takip konusu çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesi. 6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8822 E. 2023/198 K.
Ortak:hatır çeki · şahsi def'i · temel ilişki · ciranta · ciro · def'i · hamil · sebepsiz zenginleşme · Menfi tespit
Benzer bu karardaMahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin «hamiline» düzenlenmiş olduğu, çekteki ilk «cironun» dava dışı şirkete ait olduğu, sonraki cironun ise hamil olan davalı bankaya ait olduğu, davacıyla davalı arasında «temel ilişki» bulunmadığı, 6762 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesi (6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi) uyarınca «sebepsiz zenginleşmediğini» kanıtlamakla yükümlü olduğu, davacının «hatır çeki» iddiasının «şahsi def»'i olduğu, iyi niyetli hamil olan davalı bankaya karşı ileri sürülemeyeceği, davacının sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar …
Hukuk Dairesinin 26.11.2015 tarih, 2015/4711 E. ve 2015/15671 K. sayılı kararıyla «hamiline» düzenlenmiş olan dava konusu çekin arkasında ilk «cironun» dava dışı Ceylan Otomotiv şirketine, sonraki cironun ise hamil olan davalı bankaya ait olduğu, davacıyla davalı arasında doğrudan bir hukuki ilişki bulunmadığının dosya içeriğinden anlaşıldığı, bu durumda davacı «keşidecinin» 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 644 üncü maddesi (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 732 nci maddesi) uyarınca «sebepsiz zenginleşmediğini» kanıtlamakla yükümlü olduğu, Mahkemece bu olgular ve kanuni düzenleme gözetilerek davacı keşideciye sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlama imkanı tanınarak tüm delil …
Hukuk Dairesinin 02.06.2020 tarih, 2018/3845 E. ve 2020/754 K. sayılı kararıyla mahkemece bozma ilamı gereğinin yerine getirilmediği, davacı «keşideci» ile davalı «hamil» arasında doğrudan bir hukuki ilişki bulunmadığı bozma ilamında da belirtildiği gibi davacının davasının kabulü için 6762 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesi (6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi) uyarınca bu «çek» nedeniyle «sebepsiz zenginleşmediğinin» yazılı delillerle kanıtlanması gerektiği, bozma kararı sonrası davalı taraf iddiasını kanıtlamak amacıyla tanık dinletildiği ve mahkemece dinlenen tanık beyanları …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:keşide tarihi
Benzer bu karardaMahkemece 08.12.2014 tarih, 2013/339 E. ve 2014/403 K. sayılı kararı ile takibe dayanak çekin «keşide tarihinin» değiştirildiği ve altına atılan parafın davacının eli ürünü olmadığı sonucuna varılarak bu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/952 E. 2013/1458 K.
Ortak:tahrifat · kambiyo senedi · hamil · sebepsiz zenginleşme · keşideci · çek
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık, takip konusu «çek» nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda1- Dava, davalı «keşideciye» karşı çeke dayalı «müracaat hakkını» yitirmiş olan «hamilin», 6762 sayılı TTK.'nın 730/14. maddesi yollamasıyla çeklerde de uygulanması gereken, aynı Yasa'nın 644. maddesi uyarınca, keşideciye karşı açtığı alacağın tahsili istemine ilişkin olup, anılan Yasa hükmü uyarınca açılan işbu davanın dinlenebilmesi için ortada «çek» olarak geçerli bir «kambiyo senedinin» bulunması gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu çekin «zamanaşımına» uğradığı, davacının temel alacağa dayanmadığı, «çek» karşılığının ödendiğinin ispatının davalı tarafta olduğu ancak «yazılı delil» ile ispat edilemediği, «sebepsiz zenginleşmenin» meydana geldiği tarihten itibaren «temerrüt faizi» yürütülmesi gerektiği gerekçesiyle 6.625,00 TL nin 11.04.2006 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Dolayısıyla ortada görünüşte «tahrif» edilmiş bir senet bulunduğundan bu çeke istinaden dava açılması mümkün değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müracaat hakkı · keşide tarihi · yazılı delil · temerrüt faizi · yasal faiz · temerrüt · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu çekin «zamanaşımına» uğradığı, davacının temel alacağa dayanmadığı, «çek» karşılığının ödendiğinin ispatının davalı tarafta olduğu ancak «yazılı delil» ile ispat edilemediği, «sebepsiz zenginleşmenin» meydana geldiği tarihten itibaren «temerrüt faizi» yürütülmesi gerektiği gerekçesiyle 6.625,00 TL nin 11.04.2006 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, davalı «keşideciye» karşı çeke dayalı «müracaat hakkını» yitirmiş olan «hamilin», 6762 sayılı TTK.'nın 730/14. maddesi yollamasıyla çeklerde de uygulanması gereken, aynı Yasa'nın 644. maddesi uyarınca, keşideciye karşı açtığı alacağın tahsili istemine ilişkin olup, anılan Yasa hükmü uyarınca açılan işbu davanın dinlenebilmesi için ortada «çek» olarak geçerli bir «kambiyo senedinin» bulunması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta davaya dayanak yapılan çekin, «keşide tarihi» 31.05.2006 olarak yazıldığı halde sonradan 31.03.2006 olarak değiştirilmiş ve bu değişiklik de paraf edilmemiştir.
-
Menfi tespit | Temel ilişki olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1476 E. 2023/4595 K.
Ortak:mutlak defi · temel ilişki · tahrifat · ciro · hamil · sebepsiz zenginleşme · keşideci · çek
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık, takip konusu «çek» nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin «keşide tarihinin» 05.08.2015 tarihi olduğu, daha sonra bu tarihin üzerinin çizildiği ve üst kısma 15.02.2016 tarihinin yazıldığı, çekin «vade tarihi» kısmındaki paraf imzasının davacıya ait olup olmadığının ise belirlenemediği, «çek» üzerine sonradan yazılan tarihin «geçersiz» kabul edilmesi ve çekin keşide tarihinin 05.08.2015 tarihi olduğunun kabul edilmesi gerektiği, dava konusu çekin 15.02.2016 tarihinde «ibraz» edilmesi nedeniyle «çekin süresinde ibraz» edilmediği, «temlik» eden bankanın çeki «ciro» yoluyla devraldığı ve taraflar arasında «temel ilişkinin» bulunmadığı, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesi gereğince «sebepsiz zenginleşme» hükümleri çerçevesinde davacı «keşideciden» alacak talebinde bulunabileceği, ancak «çek tazminatı» ve «komisyon» talep etme hakkının bulunmadığı, buna göre davacı keşidecinin çek nedeniyle sebepsiz zenginleşmediğini ispatlamasının gerektiği, davacının çekteki paraf imzasının geçersiz olduğu iddiası dışında başkaca herhangi bir geçersizlik «sebebi» ileri sürmediği gibi davalı aleyhine sebepsiz zenginleşmediğini ispat edecek herhangi bir delil de ibraz etmediği, bu nedenle davalının çek bedeli ve «işlemiş faizini» talep etme hakkının bulunduğu, ancak çek tazminatı ve komisyon talep etme hakkının bulunmadığı gözetilerek çek tazminatı ve komisyon yönünden davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının takip dosyasında talep edilen 10.000,00 TL, %10 çek tazminatı ve 300,00 TL, %0,30 komisyon yönü …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; «temlik» eden davalı tarafça müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus «haciz» yoluyla takip başlatıldığını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, takibe konu «çek» ile ilgili olarak davalı banka ile müvekkil arasında herhangi bir hukuki ve ticari ilişkinin de mevcut olmadığını, davalı bankanın takibe koymuş olduğu çek üzerinde «tahrifat» yapıldığını, çek üzerinde yer alan keşide tarihindeki paraf imzasının müvekkiline ait olmadığını, davaya konu çek üzerinde yapılan tahrifat sebebiyle dava konusu çekin «kambiyo vasfını» yitirdiğini, söz konusu çekin kambiyo vasfını yitirmiş olmasının «mutlak defi» olduğunu ve «hamil» olan herkese karşı ileri sürülebileceğini ileri sürerek davacının takip konusu çekten dolayı davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine ve davalının «kötü niyet tazminatına» mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı borçlunun takip konusu «çek» üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü, hukuki ilişkinin doğmadığını iddia ettiği, «ispat yükünün» davalı alacaklıda olduğu, ancak, Adli Tıp Kurumundan alınan raporda, çekte yer alan «ciro» ve «keşideci» imzalarının davacının eli ürünü olmadığının tespit edilmesi karşısında, imzanın davacıya ait olduğu ve hukuki ilişkinin bulunduğu konusunda ispat yükü kendisine düşen davalının aksi yönde herhangi bir delil «ibraz» edemediği, iddiasını ispatlayamadığı, davacının talebinde haklı olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafın «kötü niyet tazminatı» yönünden ise davalı alacaklının kötü niyetli olduğuna dair bir kanaat oluşmadığından, kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair karar vermek gerektiği gerekçesiy …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:çekin süresinde ibrazı · çek tazminatı · temlik cirosu · kambiyo vasfı · meşru hamil · keşide tarihi · vade tarihi · imza incelemesi
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin «keşide tarihinin» 05.08.2015 tarihi olduğu, daha sonra bu tarihin üzerinin çizildiği ve üst kısma 15.02.2016 tarihinin yazıldığı, çekin «vade tarihi» kısmındaki paraf imzasının davacıya ait olup olmadığının ise belirlenemediği, «çek» üzerine sonradan yazılan tarihin «geçersiz» kabul edilmesi ve çekin keşide tarihinin 05.08.2015 tarihi olduğunun kabul edilmesi gerektiği, dava konusu çekin 15.02.2016 tarihinde «ibraz» edilmesi nedeniyle «çekin süresinde ibraz» edilmediği, «temlik» eden bankanın çeki «ciro» yoluyla devraldığı ve taraflar arasında «temel ilişkinin» bulunmadığı, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesi gereğince «sebepsiz zenginleşme» hükümleri çerçevesinde davacı «keşideciden» alacak talebinde bulunabileceği, ancak «çek tazminatı» ve «komisyon» talep etme hakkının bulunmadığı, buna göre davacı keşidecinin çek nedeniyle sebepsiz zenginleşmediğini ispatlamasının gerektiği, davacının çekteki paraf imzasının geçersiz olduğu iddiası dışında başkaca herhangi bir geçersizlik «sebebi» ileri sürmediği gibi davalı aleyhine sebepsiz zenginleşmediğini ispat edecek herhangi bir delil de ibraz etmediği, bu nedenle davalının çek bedeli ve «işlemiş faizini» talep etme hakkının bulunduğu, ancak çek tazminatı ve komisyon talep etme hakkının bulunmadığı gözetilerek çek tazminatı ve komisyon yönünden davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının takip dosyasında talep edilen 10.000,00 TL, %10 çek tazminatı ve 300,00 TL, %0,30 komisyon yönü …
Şti. tarafından davalıdan kullandığı krediye karşılık olarak «temlik cirosu» ve tevdi bordrosu ile verildiğini, takip konusu çekin tahsil edilememesi nedeniyle davacı aleyhine takibe girişildiğini, davalının iyi niyetli «meşru hamil» olduğunu, şahsi defilerin davalıya karşı ileri sürülemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «çek» üzerinde «tahrifat» yapıldığını, «keşide tarihi» altında bulunan parafın davacıya ait olmadığını, çekin «kambiyo vasfını» yitirdiğini, çek üzerindeki parafın davacıya ait olup olmadığının tespit edilememesi nedeniyle yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığını, talebin «menfi tespit» istemine ilişkin olduğunu, «sebepsiz zenginleşmeye» dayanılmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; «temlik» eden davalı tarafça müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus «haciz» yoluyla takip başlatıldığını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, takibe konu «çek» ile ilgili olarak davalı banka ile müvekkil arasında herhangi bir hukuki ve ticari ilişkinin de mevcut olmadığını, davalı bankanın takibe koymuş olduğu çek üzerinde «tahrifat» yapıldığını, çek üzerinde yer alan keşide tarihindeki paraf imzasının müvekkiline ait olmadığını, davaya konu çek üzerinde yapılan tahrifat sebebiyle dava konusu çekin «kambiyo vasfını» yitirdiğini, söz konusu çekin kambiyo vasfını yitirmiş olmasının «mutlak defi» olduğunu ve «hamil» olan herkese karşı ileri sürülebileceğini ileri sürerek davacının takip konusu çekten dolayı davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine ve davalının «kötü niyet tazminatına» mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4970 E. 2015/6703 K.
Ortak:tahrifat · kambiyo senedi · sebepsiz zenginleşme · keşideci · çek
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık, takip konusu «çek» nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda6762 sayılı TTK'nın 730'uncu maddesi yollamasıyla çeklerde de uygulanması gereken aynı Yasa'nın 644'üncü maddesi uyarınca alacağın tahsili amacıyla «keşideciye» karşı açılan açılan işbu davanın dinlenebilmesi için ortada «çek» olarak geçerli bir «kambiyo senedinin» bulunması gerekir.
Dolayısıyla ortada görünüşte «tahrif» edilmiş bir «çek» bulunduğundan bu çeke istinaden 6762 sayılı TTK'nın 644'üncü (6102 sayılı TTK'nın 732'nci) maddesi gereğince «sebepsiz zenginleşme» davası açılması mümkün değildir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının çekteki imzayı kabul ettiği, çeki keşide ederek veren davalının «çek» nedeniyle «sebepsiz zenginleşmediğini» kanıtlamak zorunda olduğu, davalının kendi «defterlerinde» çekle ilgili kayıt olmamasının imzanın kabul edilmesi karşısında sebepsiz zenginleşilmediğini kanıtlayamayacağı, davacının «faktoring sözleşmesine» dayalı olarak 35.000 TL ödeme yaptığının da anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 35.000 TL'nin 24.08.2011 tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:grafolog bilirkişi · faktoring sözleşmesi · faktoring · reeskont faizi · ibraz · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının çekteki imzayı kabul ettiği, çeki keşide ederek veren davalının «çek» nedeniyle «sebepsiz zenginleşmediğini» kanıtlamak zorunda olduğu, davalının kendi «defterlerinde» çekle ilgili kayıt olmamasının imzanın kabul edilmesi karşısında sebepsiz zenginleşilmediğini kanıtlayamayacağı, davacının «faktoring sözleşmesine» dayalı olarak 35.000 TL ödeme yaptığının da anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 35.000 TL'nin 24.08.2011 tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2011/915 Esas sayılı dosyasına «ibraz» edilen «grafolog bilirkişi» raporunda belirtilmiş, anılan mahkemece de bu rapor doğrultusunda takibin iptaline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3982 E. , 2023/6371 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/492 Esas, 2021/409 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Davacı tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından çeke dayalı olarak müvekkili aleyhine kambiyo senedine özgü takip başlatıldığını; ancak takibe dayanak çekin keşide tarihinde tahrifat yapıldığını ve tahrifat altına atılan parafın davacıya ait olmadığını iddia ederek takip konusu çek nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; çekte yapılan değişikliklerin davacı keşideci tarafından paraf edildiğini, bu nedenle çekin geçerli olduğunu, paraf ile davacının imzasının benzer olması nedeniyle davalının kötü niyetli sayılamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin hamiline düzenlenmiş olduğu, çekteki ilk cironun dava dışı şirkete ait olduğu, sonraki cironun ise hamil olan davalı bankaya ait olduğu, davacıyla davalı arasında temel ilişki bulunmadığı, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 644 üncü maddesi, [6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesi] uyarınca sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlamakla yükümlü olduğu, davacının hatır çeki iddiasının şahsi def'i olduğu, iyi niyetli hamil olan davalı bankaya karşı ileri sürülemeyeceği, davacının sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Yargıtay Kararı
Dairenin 11.01.2023 tarihli ve 2021/8822 E. ve 2023/198 K. sayılı kararıyla, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacı vekili; çekin ön yüzündeki tahrifatların mutlak defi olarak ileri sürülebileceğini, cirantaya borçlu olmadığına ilişkin dava açılması için süre istendiği halde mahkemece bu sürenin verilmediğini, müvekkilinin sebepsiz zenginleşmediğini, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, takip konusu çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesi. 6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin karar düzeltme isteminin 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE,
Aşağıda yazılı bakiye 187,55 TL karar düzeltme ret harcının ve 3506 sayılı Kanun ile değiştirilen 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 1.581,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyen davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
01.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/987310300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz