Alacak | Tapu iptali ve tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6508 E. 2023/2196 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
terditli talep↗ inanç sözleşmesi↗ inançlı işlem↗ katılma yoluyla istinaf↗ zorunlu dava arkadaşlığı↗ terditli dava↗ şekil şartı↗ tapu iptali ve tescil↗ rayiç bedel↗ pay devri↗ adi ortaklık↗ pasif husumet ehliyeti↗ ticaret sicili tescili↗ müteselsil sorumluluk↗ husumet ehliyeti↗ pasif husumet yokluğu↗ ticari faiz↗ hisse devri↗ pay defteri↗ reeskont faizi↗ üçüncü kişi↗ pasif husumet↗ husumet yokluğu↗ anonim şirket↗ taraf ehliyeti↗ ortaklık ilişkisi↗ kâr payı↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ dosya masrafı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ vekalet ücreti↗ zamanaşımı↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/525 E., 2018/786 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.03.2023 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ... ile davalılar Kentpark Alışveriş Merkezi İşletmecilik ve Ticaret A.Ş. ve Megatürk İnşaat Turizm ve İşletme A.Ş. vekili Avukat... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin ... ailesi ile akraba olduklarını, uzun yıllardır aralarında ciddi bir ticaret ve iş birliği ilişkisi geliştiğini, tarafların birbirlerine olan borçlarını ödemede ve tapu vs. işlerde bir sorun yaşamadıkları için güvenin perçinlendiğini, belge alınmaksızın bir çok kez inançlı işlem gerçekleştirildiğini, ... ailesinin inşaat ve arsa işlemlerini de davalı ...'in üstlendiğini, davalı ...'in Eskişehir yolunda bulunan Koç grubuna ait arsayı satın alıp bir kısmına avm bir kısmına konut yapacaklarını, arsaya verecek parası olmadığı için arsayı almak için müvekkilleri tarafından verilecek para karşılığında kuracakları Mega Türk A.Ş. isimli şirketin 1 metre kare 1 hisse mantığı ile kurulacağını ve müvekkillerinin 1/28 oranında ortak olacaklarını, ilk etapta şirket hisselerinin kendi aralarında 4 eşit hisse şeklinde olacağını, avm inşaatı tamamlandıktan ve faaliyete geçtikten sonra arsanın ve şirketin müvekkile isabet eden hissesini devredeceklerini söylediğini, kurulan davalı Megatürk şirketinin 4 hisseye ayrıldığını ve hisselerin davalılar ..., ..., ... ve ...'e ait olduğunu, yapılacak inşaatta %60'lık kısmını müteahhit olarak ... ailesine, %40'ın arsa sahiplerine ait olacağının söylendiğini, müvekkillerinin bu sebeple 73.137 metre karelik arsanın 1/2 lik hissenin %65 i olan 1697,8 metre karelik kısmının bedelini ... ailesine, davalı ...'e ödediklerini, daha sonra emsal artış ve diğer masrafları da hisseleri oranında ayrıca ödediklerini, davalı Mega Türk A.Ş. ve ortakları tarafından 15.02.2010 tarihinde davalı Kent Park Alışveriş Merkezi İşletmecilik ve Ticaret A.Ş.'yi kurduklarını, müvekkillerinin arsa payına karşılık kendilerine isabet eden davalı Mega Türk A.Ş. Hisselerinin devrini uzun süre beklediklerini, davalıların müvekkillerine yapılacak hisse devrini inkar ettiklerini belirterek davalılar ..., ..., ... ve ...'in Mega Türk A.Ş.'de sahip oldukları toplam 2613 adet A tipi hisselerinin yargılama sonucunda belirlenecek adedinin davalı Mega Türk şirketinin kuruluş tarihi olan 24.08.2005 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere müvekkiller adına eşit olarak şirket pay defterine ve ticaret siciline tesciline, mümkün olmadığı takdirde bu hisselere karşılık gelen rayiç bedelin tespiti ile şimdilik 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reaskont faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 10.000,00 TL kira bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsiler tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Mega Türk ve Kent Park A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, davanın zaman aşımına uğradığını, şirket hissesinin ne şekilde iktisap ve devredileceğinin yasada düzenlendiğini, davacı tarafın ileri sürdüğü iddia ve delillerin bu unsurları taşımadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, davanın zaman aşımına uğradığını, davacı tarafından sunulan Megatürk başlıklı karalamada 73.099 metre karelik arsayla ilgili bir satış ve devir teklifi, Kentpark başlıklı karalamada ise aynı arsa için yapılacak inşaatla ilgili kat karşılığı inşaat şeklinde teklifler içerdiğini, davacıların talebinin açıkça belli olmadığını, Kentpark Avm ile ilgili herhangi bir talep olmadığı halde davalı olarak gösterildiğini, taraflar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığını, müşterek ve müteselsil sorumlu tutulamayacaklarını, ticari olmayan bir iş için ticari faiz istenemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
3.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkillerinin tapu devir tarihinden önce arsa bedelini ödediklerini, davalı Megatürk A.Ş.'ye hisse payı karşılığı olarak devredilecek taşınmazın müvekkilleri tarafından bedeli ödenerek iktisap edildiğini, hisse devrinin şekle tabi olduğunu, müvekkilleri ile davacılar arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını, aralarında herhangi bir sözleşme yapılmadığını, diğer davalı tarafından imzalanan, müvekkillerinin imzası bulunmayan, ilk bakışta sıhhatinden kuşku duyulacak belge ile müvekkillerinin sahip olduğu mal varlığına yönelmenin, borç yüklenmesinin mümkün olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı ...'ın isminin dosyaya yazılmasına rağmen hiç bir evrakta isminin geçmediğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, delil olarak sunulan evrakların şekil şartlarına uygun olmadığını, anonim şirketlerin kuruluş ve pay devri şartlarının kanunla belirlendiğini, şekil şartları gerçekleşmediğinden şirket ortaklığı ile ilgili iddianın reddi gerektiğini, dava dilekçesinin çelişkili olduğunu, bir anlaşma var ise evraklarda imzası bulunan davacılar ile davalı ... arasında yapıldığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dayanak yapılan belgelerin şirket hisselerinin devri konusunda inançlı işlem niteliğinde olmadığı, dinlenen tanık beyanları ve sunulan diğer belgelerin de davacının iddiasını ispata yeter nitelikte bulunmadığı, şirket hisselerine karşılık ödemenin yapılmamış olması ve davanın da tapu iptal ve tescil talebine ilişkin olmaması dikkate alınarak ödemenin yapıldığı ve belgeleri imzalayan davalı ... yönünden açılan davanın reddi gerektiği, davalı ... dışındaki diğer davalıların ise davaya dayanak yapılan her iki belgede de herhangi bir imzası bulunmadığı, açılan davada anılan davalıların pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; sunulan belgelerden tarafların Megatürk ve Kentpark A.Ş.'ye ilişkin ticari ilişkiye girdiğinin görüleceğini, dinlenen tüm tanıkların müvekkilleri ile Tokerler arasında bir ilişki bulunduğunu doğruladığını, ilişkinin akrabalık bağlarının da etkisi ile inanç ilişkisi olduğunu, müvekkillerinin avm için ödendiği sabit olan 650.000,00 Amerikan doları karşılığı şirketlerden ne kadar hisse düşeceği hususunda gerekli araştırmanın yapılması gerektiğini, müvekkillerinin zararının tazmin edilerek haklarının verilmesi gerekirken davanın reddine karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle, mahkeme gerekçesinde davacıların taleplerini açıklamak gayesi ile konulan "davacı ... tarafından 650.000,00 doların ...'e ödendiği, ödemenin dava konusu arsanın %65'i ne karşılık ödendiğinin belirtildiği, ayrıca arsada yapılacak avm ve konut projelerinden dolayı arsa sahiplerine tekabül edecek oranın %40 olarak belirlendiği anlaşılmıştır." ifadesinin kastı aşan, gerçeklerle, karar gerekçesinin bütünlüğüne aykırı, kanıtlanamamış davada kanıtlanmış gibi anlaşılan bir açıklama olduğunu, hüküm kısmı ile çeliştiğini, kabulünün mümkün olmadığını, gerekçeli karar yazımında hata yapıldığını, düzeltilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımından reddi gerektiğini belirterek kararı istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece davalı ... ile davacılar arasında inançlı işlem bulunduğunun usulüne uygun delillerle ispatlanamadığı, her ne kadar davacının terditli taleplerinin diğer davalılara yönelik ise de ve bu suretle diğer davalılar yönünden pasif husumet bulunsa da, husumetten ret kararı davacı lehine olduğundan bu hususta değişikliğe gidilmediği, davalı ...'in istinaf sebeplerine gelince, davacılar tarafından işbu davaya dayanak yapılan Kentpark ve Megatürk başlıklı belgelerin altında davalı ...'in isim ve imzasının yer aldığı, yargılama aşamasında davalı ...'in belgeler altındaki imzasını inkar etmediği Kentpark başlıklı belge içeriğinde davacı ...'ın 650.000,00 Amerikan doları verdiğinin açıkça yazılı olduğu, bu durumda mahkemece karar gerekçesinde davacı ...'ın davalı ...'e 650.000,00 Amerikan doları ödediğinin kabulü yönündeki karar gerekçesinin dosya içeriğine uygun olduğu gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve katılma yoluyla davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde ve davalı ... vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçelerinde belirttikleri hususları tekrarlamışlardır.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; anonim şirket hissesinin tescili, mümkün olmadığı takdirde anonim şirket hisselerine karşılık gelen rayiç bedelin tespiti ve tahsili, taşınmaz kira bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. HGK’nın 14.11.2019 gün, 2017/1-1254 E. 2019/1197 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, inanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. Bu sözleşme, taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder. İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır. İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan şartlara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
2. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olaya gelecek olursak, davacılar dava dilekçesine ek olarak sunduğu el yazısı ile yazılmış "Kentpark" , "Megatürk" ve "Arife Abla Borcumuz" başlıklı üç adet belgeye dayalı olarak davalı şirketlerde pay sahibi olduklarını iddia ederek, şirket hisselerinin tesciline terditli olarak ise bu hisselere karşılık gerelecek rayiç bedelin tespiti ve tahsilini ilave olarak ise kira bedelini talep etmişlerdir. Gerek ilk derece mahkemesince gerekse de bölge adliye mahkemesince davacının da nitelendirdiği gibi taraflar arasındaki ilişki inançlı işlem olarak değerlendirilerek karar verilmiştir. Ancak yukarıda değinilen HGK kararında da belirtildiği üzere inaçlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç sözleşmesindeki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içerir.
3. Oysa, davacıların dava dilekçesi ve aşmalardaki iddiaları, davacıların satın alınacak arsa için davalıya para verdiği ve bunun karşılığında da arsa üzerinde yapılacak ve inşası ile davalılardan ...'in ilgileneceği bir avm ve konut projesinde, Megatürk isimli şirket üzerinden hisse sahibi olacakları, akabinde avm işletilmesi için kurulacak Kentpark isimli şirkette de yine iddia olunan hisseler oranında pay sahibi olacakları şeklindedir. Bir davada maddi vakıaları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme ise hâkime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapma zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile hâkim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur. İddianın ileri sürülüş şekli açısından taraflar arasındaki ilişki bir adi ortaklık ilişkisidir. Zira, adi ortaklık, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri bir şirket modelidir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş taraflar arasındaki ilişkinin adi ortaklık olarak kabulü ile sonucuna göre karar vermek iken taraflar arasındaki ilişkiyi hatalı değerlendirerek davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ortaklıktan çıkarma | Hisse iadesine karar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1835 E. 2017/986 K.
Ortak:inançlı işlem · şekil şartı · pay devri · kâr payı · teminat
İncelediğiniz kararda4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı ...'ın isminin dosyaya yazılmasına rağmen hiç bir evrakta isminin geçmediğini, müvekkiline «husumet» yöneltilemeyeceğini, delil olarak sunulan evrakların «şekil şartlarına» uygun olmadığını, «anonim şirketlerin» kuruluş ve «pay devri» şartlarının kanunla belirlendiğini, şekil şartları gerçekleşmediğinden şirket ortaklığı ile ilgili iddianın reddi gerektiğini, dava dilekçesinin çelişkili olduğunu …
… eliştiğini, tarafların birbirlerine olan borçlarını ödemede ve tapu vs. işlerde bir sorun yaşamadıkları için güvenin perçinlendiğini, belge alınmaksızın bir çok kez «inançlı işlem» gerçekleştirildiğini, ... ailesinin inşaat ve arsa işlemlerini de davalı ...'in üstlendiğini, davalı ...'in Eskişehir yolunda bulunan Koç grubuna ait arsayı satın alıp bir kısmına avm bir kısmına konut yapacaklarını, arsaya verecek parası olmadığı için arsayı almak için müvekkilleri tarafından verilecek para karşılığında kuracakları Mega Türk A.Ş. isimli şirketin 1 metre kare 1 hisse mantığı ile kurulacağını ve müvekkillerinin 1/28 oranında ortak olacaklarını, ilk etapta şirket hisselerinin kendi aralarında 4 eşit hisse şeklinde olacağını, avm inşaatı tamamlandıktan ve faaliyete geçtikten sonra arsanın ve şirketin müvekkile isabet eden hissesini devredeceklerini söylediğini, kurulan davalı Megatürk şirketinin 4 hisseye ayrıldığını ve hisselerin davalılar ..., ..., ... ve ...'e ait olduğunu, yapılacak inşaatta %60'lık kısmını müteahhit olarak ... ailesine, %40'ın arsa sahiplerine ait olacağının söylendiğini, müvekkillerinin bu sebeple 73.137 metre karelik arsanın 1/2 lik hissenin %65 i olan 1697,8 metre karelik kısmının bedelini ... ailesine, davalı ...'e ödediklerini, daha sonra emsal artış ve diğer «masrafları» da hisseleri oranında ayrıca ödediklerini, davalı Mega Türk A.Ş. ve ortakları tarafından 15.02.2010 tarihinde davalı Kent Park Alışveriş Merkezi İşletmecilik ve Ti …
3.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerine «husumet» yöneltilemeyeceğini, müvekkillerinin tapu devir tarihinden önce arsa bedelini ödediklerini, davalı Megatürk A.Ş.'ye hisse «payı» karşılığı olarak devredilecek taşınmazın müvekkilleri tarafından bedeli ödenerek iktisap edildiğini, «hisse devrinin» şekle tabi olduğunu, müvekkilleri ile davacılar arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını, aralarında herhangi bir sözleşme yapılmadığını, diğer davalı tarafında …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen «protokolün» düzenlenme tarihi itibariyle eski TTK'nın hükümlerine tabi olduğu, «limited şirketlerde pay devrinin» eski TTK hükümlerine göre «esas sermaye payının devri» ve devir borcu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılacağı ve tarafların imzalarının noterce onaylanması gerektiğinin düzenlendiği, bu «şekil şartı» yerine getirilmeksizin pay devri borcu ./.. doğuran sözleşmelerin «geçersiz» olacağı, taraflar arasındaki protokolün de ilerde pay devrine yönelik olan taraflar arasında imzalanmış borç doğurucu sözleşme olduğu, ancak pay devrini gerçekleştirici mahiyette şekil şartı olan noter onayının bulunmaması sebebiyle geçerli bir sözleşme olmadığı, bu sebeple davalıyı pay devri yönünden bağlayıcılığının olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin «inançlı işlem» olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, inançlı işlemle davalıya devredilen «limited şirket» hisselerinin iadesi ve davalının «ortaklıktan çıkarılması» istemine ilişkin olup, mahkemece, taraflar arasındaki «protokolün» ilerde «pay devrine» yönelik olan borç doğurucu sözleşme niteliğinde olduğu, ancak pay devrini gerçekleştirici mahiyette «şekil şartı» olan noter onayının bulunmaması sebebiyle geçerli bir sözleşme olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin «inançlı işlem» olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İnançlı işlemler, inananın «teminat» oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak ina …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:esas sermaye payının devri · esas sermaye payı · delil sözleşmesi · limited şirket pay devri · ortaklıktan çıkarılma · protokol · limited şirket · geçersizlik
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen «protokolün» düzenlenme tarihi itibariyle eski TTK'nın hükümlerine tabi olduğu, «limited şirketlerde pay devrinin» eski TTK hükümlerine göre «esas sermaye payının devri» ve devir borcu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılacağı ve tarafların imzalarının noterce onaylanması gerektiğinin düzenlendiği, bu «şekil şartı» yerine getirilmeksizin pay devri borcu ./.. doğuran sözleşmelerin «geçersiz» olacağı, taraflar arasındaki protokolün de ilerde pay devrine yönelik olan taraflar arasında imzalanmış borç doğurucu sözleşme olduğu, ancak pay devrini gerçekleştirici mahiyette şekil şartı olan noter onayının bulunmaması sebebiyle geçerli bir sözleşme olmadığı, bu sebeple davalıyı pay devri yönünden bağlayıcılığının olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin «inançlı işlem» olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, inançlı işlemle davalıya devredilen «limited şirket» hisselerinin iadesi ve davalının «ortaklıktan çıkarılması» istemine ilişkin olup, mahkemece, taraflar arasındaki «protokolün» ilerde «pay devrine» yönelik olan borç doğurucu sözleşme niteliğinde olduğu, ancak pay devrini gerçekleştirici mahiyette «şekil şartı» olan noter onayının bulunmaması sebebiyle geçerli bir sözleşme olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin «inançlı işlem» olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Ayrıca bu «protokol» aynı zamanda «delil sözleşmesi» niteliğinde olup, sözleşmede ismi belirtilen ve mahkemece dinlenen şahitler de davacının iddiaları doğrultusunda beyanda bulunmuşlardır.Bu durumda,mahkemece taraflar arasında düzenlenen 05.07.2010 tarihli protokolün «inançlı işlem» olduğu kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Davaya konu taraflar arasında düzenlenen 05.07.2010 tarihli «protokoldeki» devir «taahhüdü», «inançlı işlem» niteliğindedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4116 E. 2020/2225 K.
Ortak:inanç sözleşmesi · inançlı işlem · pay defteri · üçüncü kişi · anonim şirket · dava sebebi · husumet · e-defter · dava şartı
İncelediğiniz karardaHisselerinin devrini uzun süre beklediklerini, davalıların müvekkillerine yapılacak «hisse devrini» inkar ettiklerini belirterek davalılar ..., ..., ... ve ...'in Mega Türk A.Ş.'de sahip oldukları toplam 2613 adet A tipi hisselerinin yargılama sonucunda belirlenecek adedinin davalı Mega Türk şirketinin kuruluş tarihi olan 24.08.2005 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere müvekkiller adına eşit olarak şirket «pay defterine» ve «ticaret siciline tesciline», mümkün olmadığı takdirde bu hisselere karşılık gelen «rayiç bedelin» tespiti ile şimdilik 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reaskont faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 10.000,00 TL kira bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile davalılardan müştereken ve müteselsiler tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı ...'ın isminin dosyaya yazılmasına rağmen hiç bir evrakta isminin geçmediğini, müvekkiline «husumet» yöneltilemeyeceğini, delil olarak sunulan evrakların «şekil şartlarına» uygun olmadığını, «anonim şirketlerin» kuruluş ve «pay devri» şartlarının kanunla belirlendiğini, şekil şartları gerçekleşmediğinden şirket ortaklığı ile ilgili iddianın reddi gerektiğini, dava dilekçesinin çelişkili olduğunu …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dayanak yapılan belgelerin şirket hisselerinin devri konusunda «inançlı işlem» niteliğinde olmadığı, dinlenen tanık beyanları ve sunulan diğer belgelerin de davacının iddiasını ispata yeter nitelikte bulunmadığı, şirket hisselerine karşılık ödemenin yapılmamış olması ve davanın da tapu iptal ve tescil talebine ilişkin olmaması dikkate alınarak ödemenin yapıldığı ve belgeleri imzalayan davalı ... yönünden açılan davanın reddi gerektiği, davalı ... dışındaki diğer davalıların ise davaya dayanak yapılan her iki belgede de herhangi bir imzası bulunmadığı, açılan davada anılan davalıların «pasif husumet ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar hakkında açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket hisselerinin senede bağlanmamış «çıplak pay» niteliğinde olduğu bu nedenle B.K’nın «alacağın temlikine» ilişkin hükümlerine göre, yazılı olarak yapılan bir devir «sözleşmesiyle devre» konu edilebileceği ancak «anonim şirketlerde» bu devrin şirkete karşı hüküm ifade edebilmesi için şirket «pay defterine» işlenmesi gerektiği, somut olayda, 09.10.2007 tarihli «taahhütnamede» bahsedilen devir işleminin şirket pay defterine kaydedilmediği hususu tarafların kabulünde olduğundan devrin şirkete karşı ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle asıl v …
Bu itibarla mahkemece, söz konusu belgenin davalının kabulünde ve «inançlı işlem» iradesini tazammun eden bir belge olarak değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «husumetin» davalı ...’ya da yöneltildiği gözden kaçırılarak yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
HGK’nın 14.11.2019 gün, 2017/1-1254 Esas-2019/1197 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, «inanç sözleşmesi», inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çıplak pay · sözleşmenin devri · alacağın temliki · temlik · taahhütname · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket hisselerinin senede bağlanmamış «çıplak pay» niteliğinde olduğu bu nedenle B.K’nın «alacağın temlikine» ilişkin hükümlerine göre, yazılı olarak yapılan bir devir «sözleşmesiyle devre» konu edilebileceği ancak «anonim şirketlerde» bu devrin şirkete karşı hüküm ifade edebilmesi için şirket «pay defterine» işlenmesi gerektiği, somut olayda, 09.10.2007 tarihli «taahhütnamede» bahsedilen devir işleminin şirket pay defterine kaydedilmediği hususu tarafların kabulünde olduğundan devrin şirkete karşı ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle asıl v …
Mahkemece, davalı tarafından imzalandığı sabit olan söz konusu belgenin «alacağın temlikini» tazammun eden bir belge niteliğinde olduğu kabul edilerek ve bozmadan önceki gerekçe aynen tekrar edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmişse de, “Taahhütname” başlıklı belge «inançlı işlem» iradesi gösteren bir belge niteliğindedir.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya dönülecek olursa, davacı yan, zikredilen iddiasını ispat için, 09.10.2007 tarihli, “Taahhütname” başlıklı ve davalı ...’nın imzasını havi belgeyi dosyaya «ibraz» etmiştir.
Söz konusu belgede, davalı ...’nın, şirket hisselerinin çoğunluğu kendi adına olsa da şirketin aslında davacının ve kendisinin de aralarında olduğu 5 kişiye ait olduğunu beyan ettiği ve hisseleri istedikleri an sahiplerine iade etmeyi «taahhüt» ettiği görülmektedir.
-
İnançlı İşlem - Taşınır Devrinin İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/900 E. 2015/13882 K.
Ortak:inanç sözleşmesi · inançlı işlem · ticari faiz · üçüncü kişi · teminat
İncelediğiniz karardaAncak yukarıda değinilen HGK kararında da belirtildiği üzere inaçlı işlemler, inananın «teminat» oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da «inanç sözleşmesindeki» koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içerir.
… eliştiğini, tarafların birbirlerine olan borçlarını ödemede ve tapu vs. işlerde bir sorun yaşamadıkları için güvenin perçinlendiğini, belge alınmaksızın bir çok kez «inançlı işlem» gerçekleştirildiğini, ... ailesinin inşaat ve arsa işlemlerini de davalı ...'in üstlendiğini, davalı ...'in Eskişehir yolunda bulunan Koç grubuna ait arsayı satın alıp bir kısmına avm bir kısmına konut yapacaklarını, arsaya verecek parası olmadığı için arsayı almak için müvekkilleri tarafından verilecek para karşılığında kuracakları Mega Türk A.Ş. isimli şirketin 1 metre kare 1 hisse mantığı ile kurulacağını ve müvekkillerinin 1/28 oranında ortak olacaklarını, ilk etapta şirket hisselerinin kendi aralarında 4 eşit hisse şeklinde olacağını, avm inşaatı tamamlandıktan ve faaliyete geçtikten sonra arsanın ve şirketin müvekkile isabet eden hissesini devredeceklerini söylediğini, kurulan davalı Megatürk şirketinin 4 hisseye ayrıldığını ve hisselerin davalılar ..., ..., ... ve ...'e ait olduğunu, yapılacak inşaatta %60'lık kısmını müteahhit olarak ... ailesine, %40'ın arsa sahiplerine ait olacağının söylendiğini, müvekkillerinin bu sebeple 73.137 metre karelik arsanın 1/2 lik hissenin %65 i olan 1697,8 metre karelik kısmının bedelini ... ailesine, davalı ...'e ödediklerini, daha sonra emsal artış ve diğer «masrafları» da hisseleri oranında ayrıca ödediklerini, davalı Mega Türk A.Ş. ve ortakları tarafından 15.02.2010 tarihinde davalı Kent Park Alışveriş Merkezi İşletmecilik ve Ti …
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerine «husumet» yöneltilemeyeceğini, davanın zaman aşımına uğradığını, davacı tarafından sunulan Megatürk başlıklı karalamada 73.099 metre karelik arsayla ilgili bir satış ve devir teklifi, Kentpark başlıklı karalamada ise aynı arsa için yapılacak inşaatla ilgili kat karşılığı inşaat şeklinde teklifler içerdiğini, davacıların talebinin açıkça belli olmadığını, Kentpark Avm ile ilgili herhangi bir talep olmadığı halde davalı olarak gösterildiğini, taraflar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığını, müşterek ve «müteselsil sorumlu» tutulamayacaklarını, ticari olmayan bir iş için «ticari faiz» istenemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… savunulmuşsa da, hangi sebeple halen kira bedellerinin alınmadığının ve taşıma işini yapanın davacı şirket olduğu halde, neden sanki davalı taraf taşıma yapmış gibi «fatura» düzenlenmiş olduğunun açıklanamadığı, dolayısıyla davalı taraftan ödenen bedellerin geri istenebileceği gerekçesiyle alacak davasının kabulüne, araçların davalı şirkete iade edilmesi koşulu ile 71.000 TL'nin dava tarihinden itibaren, bakiye 214.104,32 TL'nin 01.07.2013 «ıslah» tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak davacı şirkete, 29.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalı H..
1- Dava, «inanç sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili istemine ilişkin olup, davacılar vekilinin «sebepsiz zenginleşmeye» dayalı bir talebi de bulunmamaktadır.
İnançlı işlemler, inananın «teminat» oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil başlangıcı · delil başlangıcı · yazılı delil · sebepsiz zenginleşme · fatura · ıslah · taşıyan · dahili dava
Benzer bu karardaKısaca, inanç ilişkisinin varlığını kabul edebilmek için yazılı bir sözleşmenin, açıklanan nitelikte bir «yazılı delil» bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber, bunun vukuuna delalet edecek, karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını «taşıyan» belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde bir belgenin varlığı aranır.
Davacılar vekili tarafından sunulan ve mahkeme kararında davanın kabulü için dayanılan delillerin de «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde bir belge olmadığı açıktır.
… savunulmuşsa da, hangi sebeple halen kira bedellerinin alınmadığının ve taşıma işini yapanın davacı şirket olduğu halde, neden sanki davalı taraf taşıma yapmış gibi «fatura» düzenlenmiş olduğunun açıklanamadığı, dolayısıyla davalı taraftan ödenen bedellerin geri istenebileceği gerekçesiyle alacak davasının kabulüne, araçların davalı şirkete iade edilmesi koşulu ile 71.000 TL'nin dava tarihinden itibaren, bakiye 214.104,32 TL'nin 01.07.2013 «ıslah» tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak davacı şirkete, 29.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalı H..
Bu «yazılı delil», tarafların getirecekleri ve onların imzalarını «taşıyan» bir belge olmalıdır.
3 benzer karar daha
-
Gemi Satış İşleminin İptali ve Gemi Tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10956 E. 2015/2466 K.
Ortak:inanç sözleşmesi · inançlı işlem · üçüncü kişi · teminat
İncelediğiniz karardaAncak yukarıda değinilen HGK kararında da belirtildiği üzere inaçlı işlemler, inananın «teminat» oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da «inanç sözleşmesindeki» koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içerir.
… eliştiğini, tarafların birbirlerine olan borçlarını ödemede ve tapu vs. işlerde bir sorun yaşamadıkları için güvenin perçinlendiğini, belge alınmaksızın bir çok kez «inançlı işlem» gerçekleştirildiğini, ... ailesinin inşaat ve arsa işlemlerini de davalı ...'in üstlendiğini, davalı ...'in Eskişehir yolunda bulunan Koç grubuna ait arsayı satın alıp bir kısmına avm bir kısmına konut yapacaklarını, arsaya verecek parası olmadığı için arsayı almak için müvekkilleri tarafından verilecek para karşılığında kuracakları Mega Türk A.Ş. isimli şirketin 1 metre kare 1 hisse mantığı ile kurulacağını ve müvekkillerinin 1/28 oranında ortak olacaklarını, ilk etapta şirket hisselerinin kendi aralarında 4 eşit hisse şeklinde olacağını, avm inşaatı tamamlandıktan ve faaliyete geçtikten sonra arsanın ve şirketin müvekkile isabet eden hissesini devredeceklerini söylediğini, kurulan davalı Megatürk şirketinin 4 hisseye ayrıldığını ve hisselerin davalılar ..., ..., ... ve ...'e ait olduğunu, yapılacak inşaatta %60'lık kısmını müteahhit olarak ... ailesine, %40'ın arsa sahiplerine ait olacağının söylendiğini, müvekkillerinin bu sebeple 73.137 metre karelik arsanın 1/2 lik hissenin %65 i olan 1697,8 metre karelik kısmının bedelini ... ailesine, davalı ...'e ödediklerini, daha sonra emsal artış ve diğer «masrafları» da hisseleri oranında ayrıca ödediklerini, davalı Mega Türk A.Ş. ve ortakları tarafından 15.02.2010 tarihinde davalı Kent Park Alışveriş Merkezi İşletmecilik ve Ti …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dayanak yapılan belgelerin şirket hisselerinin devri konusunda «inançlı işlem» niteliğinde olmadığı, dinlenen tanık beyanları ve sunulan diğer belgelerin de davacının iddiasını ispata yeter nitelikte bulunmadığı, şirket hisselerine karşılık ödemenin yapılmamış olması ve davanın da tapu iptal ve tescil talebine ilişkin olmaması dikkate alınarak ödemenin yapıldığı ve belgeleri imzalayan davalı ... yönünden açılan davanın reddi gerektiği, davalı ... dışındaki diğer davalıların ise davaya dayanak yapılan her iki belgede de herhangi bir imzası bulunmadığı, açılan davada anılan davalıların «pasif husumet ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar hakkında açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, taraflar arasında varolduğu iddia olunan «inanç sözleşmesine» dayalı, davalı adına sicilde kayıtlı teknenin «kaydının» iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir.
İnançlı işlemler, inananın «teminat» oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği «üçüncü kişiye») devretmeyi yüklenmektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:delil başlangıcı · yemin deliline dayanma · yemin delili · yazılı delil · yemin · ikrar · taşıyan · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaAçıklanan nitelikte bir «yazılı delil» bulunmasa da yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını «taşıyan» belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “«delil başlangıcı»” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202. maddesi uyarınca «inanç sözleşmesi» “tanık” «dahil» her türlü delille ispat edilebilir.
Yazılı delil veya “«delil başlangıcı»” yoksa «inanç sözleşmesinin» «ikrar» (HMK m.188) «yemin» (HMK m.225 vd) gibi «kesin» delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır.
Davacının «yemin deliline dayanması» halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.
Bu «yazılı delil», tarafların getirecekleri ve onların imzalarını «taşıyan» bir belge olmalıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4009 E. 2022/9317 K.
Ortak:inanç sözleşmesi · inançlı işlem · pay devri · hisse devri · üçüncü kişi · dava sebebi
İncelediğiniz kararda… eliştiğini, tarafların birbirlerine olan borçlarını ödemede ve tapu vs. işlerde bir sorun yaşamadıkları için güvenin perçinlendiğini, belge alınmaksızın bir çok kez «inançlı işlem» gerçekleştirildiğini, ... ailesinin inşaat ve arsa işlemlerini de davalı ...'in üstlendiğini, davalı ...'in Eskişehir yolunda bulunan Koç grubuna ait arsayı satın alıp bir kısmına avm bir kısmına konut yapacaklarını, arsaya verecek parası olmadığı için arsayı almak için müvekkilleri tarafından verilecek para karşılığında kuracakları Mega Türk A.Ş. isimli şirketin 1 metre kare 1 hisse mantığı ile kurulacağını ve müvekkillerinin 1/28 oranında ortak olacaklarını, ilk etapta şirket hisselerinin kendi aralarında 4 eşit hisse şeklinde olacağını, avm inşaatı tamamlandıktan ve faaliyete geçtikten sonra arsanın ve şirketin müvekkile isabet eden hissesini devredeceklerini söylediğini, kurulan davalı Megatürk şirketinin 4 hisseye ayrıldığını ve hisselerin davalılar ..., ..., ... ve ...'e ait olduğunu, yapılacak inşaatta %60'lık kısmını müteahhit olarak ... ailesine, %40'ın arsa sahiplerine ait olacağının söylendiğini, müvekkillerinin bu sebeple 73.137 metre karelik arsanın 1/2 lik hissenin %65 i olan 1697,8 metre karelik kısmının bedelini ... ailesine, davalı ...'e ödediklerini, daha sonra emsal artış ve diğer «masrafları» da hisseleri oranında ayrıca ödediklerini, davalı Mega Türk A.Ş. ve ortakları tarafından 15.02.2010 tarihinde davalı Kent Park Alışveriş Merkezi İşletmecilik ve Ti …
Hisselerinin devrini uzun süre beklediklerini, davalıların müvekkillerine yapılacak «hisse devrini» inkar ettiklerini belirterek davalılar ..., ..., ... ve ...'in Mega Türk A.Ş.'de sahip oldukları toplam 2613 adet A tipi hisselerinin yargılama sonucunda belirlenecek adedinin davalı Mega Türk şirketinin kuruluş tarihi olan 24.08.2005 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere müvekkiller adına eşit olarak şirket «pay defterine» ve «ticaret siciline tesciline», mümkün olmadığı takdirde bu hisselere karşılık gelen «rayiç bedelin» tespiti ile şimdilik 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reaskont faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 10.000,00 TL kira bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile davalılardan müştereken ve müteselsiler tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
3.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerine «husumet» yöneltilemeyeceğini, müvekkillerinin tapu devir tarihinden önce arsa bedelini ödediklerini, davalı Megatürk A.Ş.'ye hisse «payı» karşılığı olarak devredilecek taşınmazın müvekkilleri tarafından bedeli ödenerek iktisap edildiğini, «hisse devrinin» şekle tabi olduğunu, müvekkilleri ile davacılar arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını, aralarında herhangi bir sözleşme yapılmadığını, diğer davalı tarafında …
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, 6098 sayılı TBK’nın 19. maddesi uyarınca borçlunun, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan «üçüncü kişiye» karşı, bu işlemin «muvazaalı» olduğu savunmasında bulunamayacaksa da bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradelerinin esas alınacağı, yukarıda anılan Hukuk Genel Kurulu kararında da ifade edildiği gibi «inançlı işlemin», kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşme olduğu, bu yükümlülüğün yerine get …
… vrettiği, 4. maddesinde, istedikleri zaman hisse oranını geri alabileceği, bu konuda hisseyi devreden, hisseyi devralana hisseyi geri almaya yönelik iradesini noter «ihtarnamesi» ya da iade-i «taahhütlü» mektup ile bildirdiği andan itibaren on iş günü içinde hisseyi devralan hisseyi devreden %25'lik hissesini geri iade edeceği, aksi halde şirketin o günkü rayiç bedelinden %25 alma hakkına sahip olacağı yönünde düzenlemenin yer aldığı, akdedilen «adi yazılı sözleşmenin» hemen akabinde 02.04.2013 tarihinde noterde düzenlenen «hisse devir sözleşmesine» göre, davacının 3.000 adet payına karşılık olarak 300.000.-TL bedel karşılığında payını davalıya devrettiği, 300.000.-TL'yi davalıdan nakden ve tamamen aldığını beyan ettiği, «pay devrinin» adi yazılı sözleşme ile geçerlilik kazanmayacağı, kanun hükmü uyarınca noterce sözleşmenin onaylanması gerektiği, taraflarca sözleşmenin onaylatılmayıp düzenleme şeklinde yeniden sözleşme yapıldığı, yeni yapılan noterde düzenlenen senedin bir önceki adi yazılı senet geçerli bir sözleşmeyi ihtiva ediyor olsaydı bile, işbu noter senedi ile adi yazılı sözleşmenin «geçersiz» kılındığı, kimsenin kendi «muvazaasına» dayanamayacağı, davacının taraf olarak yer aldığı sözleşmenin muvazaalı olduğu yönündeki iddiasının dinlenemeyeceği, muvazaalı olduğuna yönelik davacının noter senedinin aksini ispat edecek şekilde daha güçlü bir başka yazılı belge «ibraz» edemediği, davalının sözleşmede belirtilen miktarı yatırdığı, paraların davacı tarafından çekildiğine dair ıslak imzalı dekontların bulunduğu, yazılı belgeler ile …
HGK’nın 14.11.2019 gün, 2017/1-1254 Esas-2019/1197 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, «inanç sözleşmesi», inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:adi yazılı sözleşme · delillerin toplanmaması · muvazaa · hisse devir sözleşmesi · bilirkişi incelemesi · limited şirket · havale · geçersizlik
Benzer bu kararda… vrettiği, 4. maddesinde, istedikleri zaman hisse oranını geri alabileceği, bu konuda hisseyi devreden, hisseyi devralana hisseyi geri almaya yönelik iradesini noter «ihtarnamesi» ya da iade-i «taahhütlü» mektup ile bildirdiği andan itibaren on iş günü içinde hisseyi devralan hisseyi devreden %25'lik hissesini geri iade edeceği, aksi halde şirketin o günkü rayiç bedelinden %25 alma hakkına sahip olacağı yönünde düzenlemenin yer aldığı, akdedilen «adi yazılı sözleşmenin» hemen akabinde 02.04.2013 tarihinde noterde düzenlenen «hisse devir sözleşmesine» göre, davacının 3.000 adet payına karşılık olarak 300.000.-TL bedel karşılığında payını davalıya devrettiği, 300.000.-TL'yi davalıdan nakden ve tamamen aldığını beyan ettiği, «pay devrinin» adi yazılı sözleşme ile geçerlilik kazanmayacağı, kanun hükmü uyarınca noterce sözleşmenin onaylanması gerektiği, taraflarca sözleşmenin onaylatılmayıp düzenleme şeklinde yeniden sözleşme yapıldığı, yeni yapılan noterde düzenlenen senedin bir önceki adi yazılı senet geçerli bir sözleşmeyi ihtiva ediyor olsaydı bile, işbu noter senedi ile adi yazılı sözleşmenin «geçersiz» kılındığı, kimsenin kendi «muvazaasına» dayanamayacağı, davacının taraf olarak yer aldığı sözleşmenin muvazaalı olduğu yönündeki iddiasının dinlenemeyeceği, muvazaalı olduğuna yönelik davacının noter senedinin aksini ispat edecek şekilde daha güçlü bir başka yazılı belge «ibraz» edemediği, davalının sözleşmede belirtilen miktarı yatırdığı, paraların davacı tarafından çekildiğine dair ıslak imzalı dekontların bulunduğu, yazılı belgeler ile …
Dairemizin 11.04.2019 tarih ve 2017/3187 Esas- 2019/2869 Karar sayılı ilamında hisse devir bedelinin ödenip ödenmediği ile ilgili olarak, tarafların tüm «delilleri toplandıktan» sonra banka kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak, davacının iddia ettiği gibi davalı hesabından davacı hesabına yapılan ödemelerin gerçek bir ödeme olup olmadığı, ödendiği belirtilen 203.000.-TL'nin …
Dava, inançlı işlemle davalıya devredildiği iddia olunan «limited şirket» hisselerinin iadesi, olmadığı takdirde hisse bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
… a dört ayrı işlemle kasadan nakit yatan açıklaması ile 170.000.-TL yatırdıktan sonra 17:56:08 ila 17:59:38 saatleri arasında davacının hesabına toplamda 203.000.-TL «havale» yaptığı, saat 18:11:15’te yine kasadan nakit yatan açıklaması ile kendi hesabına 33.000.-TL yatırdığı, böylece bakiyenin bu işlemlere başlamadan önceki hale geldiğ …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5294 E. 2013/7453 K.
Ortak:inanç sözleşmesi · inançlı işlem · teminat
İncelediğiniz karardaAncak yukarıda değinilen HGK kararında da belirtildiği üzere inaçlı işlemler, inananın «teminat» oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da «inanç sözleşmesindeki» koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içerir.
… eliştiğini, tarafların birbirlerine olan borçlarını ödemede ve tapu vs. işlerde bir sorun yaşamadıkları için güvenin perçinlendiğini, belge alınmaksızın bir çok kez «inançlı işlem» gerçekleştirildiğini, ... ailesinin inşaat ve arsa işlemlerini de davalı ...'in üstlendiğini, davalı ...'in Eskişehir yolunda bulunan Koç grubuna ait arsayı satın alıp bir kısmına avm bir kısmına konut yapacaklarını, arsaya verecek parası olmadığı için arsayı almak için müvekkilleri tarafından verilecek para karşılığında kuracakları Mega Türk A.Ş. isimli şirketin 1 metre kare 1 hisse mantığı ile kurulacağını ve müvekkillerinin 1/28 oranında ortak olacaklarını, ilk etapta şirket hisselerinin kendi aralarında 4 eşit hisse şeklinde olacağını, avm inşaatı tamamlandıktan ve faaliyete geçtikten sonra arsanın ve şirketin müvekkile isabet eden hissesini devredeceklerini söylediğini, kurulan davalı Megatürk şirketinin 4 hisseye ayrıldığını ve hisselerin davalılar ..., ..., ... ve ...'e ait olduğunu, yapılacak inşaatta %60'lık kısmını müteahhit olarak ... ailesine, %40'ın arsa sahiplerine ait olacağının söylendiğini, müvekkillerinin bu sebeple 73.137 metre karelik arsanın 1/2 lik hissenin %65 i olan 1697,8 metre karelik kısmının bedelini ... ailesine, davalı ...'e ödediklerini, daha sonra emsal artış ve diğer «masrafları» da hisseleri oranında ayrıca ödediklerini, davalı Mega Türk A.Ş. ve ortakları tarafından 15.02.2010 tarihinde davalı Kent Park Alışveriş Merkezi İşletmecilik ve Ti …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dayanak yapılan belgelerin şirket hisselerinin devri konusunda «inançlı işlem» niteliğinde olmadığı, dinlenen tanık beyanları ve sunulan diğer belgelerin de davacının iddiasını ispata yeter nitelikte bulunmadığı, şirket hisselerine karşılık ödemenin yapılmamış olması ve davanın da tapu iptal ve tescil talebine ilişkin olmaması dikkate alınarak ödemenin yapıldığı ve belgeleri imzalayan davalı ... yönünden açılan davanın reddi gerektiği, davalı ... dışındaki diğer davalıların ise davaya dayanak yapılan her iki belgede de herhangi bir imzası bulunmadığı, açılan davada anılan davalıların «pasif husumet ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar hakkında açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaOysa, «inançlı işlemler», inananın «teminat» oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde iade etmesini içeren işlemlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, «inanç sözleşmesinin» yazılı belge veya «yazılı delil başlangıcı» olması durumunda tanık «dahil» her türlü delille ispatlanabileceği, dava konusu olayda anılan delillerin bulunmadığı, namı müstakar ilişkisinin davalı ile kurulmadığı, şirketin kuruluşunda ortaklarının ... ve ... ...'dan oluştuğu, davacının inanç sözleşmesi yaptığını iddia ettiği kişinin dava dışı ... olduğu, inanç sözleşmesi dışında tutulan ... ...'ın hisselerini davalıya devrettiği, inanç sözleşmesinin değerlendirilebilmesi için devrin inanç gösterilen ile gösteren arasında yapılması gerektiği, «yemin delilinin» somut olayda kullanılmasının yerinde olmadığı, davacının iddiasını ispatlar delil «ibraz» etmediği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
… ırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Ancak; dava «inanç sözleşmesinden» kaynaklanan hisselerin iptali ve davacı adına tescili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil başlangıcı · delil başlangıcı · yemin deliline dayanma · yemin delili · yazılı delil · yemin · ikrar · taşıyan
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, «inanç sözleşmesinin» yazılı belge veya «yazılı delil başlangıcı» olması durumunda tanık «dahil» her türlü delille ispatlanabileceği, dava konusu olayda anılan delillerin bulunmadığı, namı müstakar ilişkisinin davalı ile kurulmadığı, şirketin kuruluşunda ortaklarının ... ve ... ...'dan oluştuğu, davacının inanç sözleşmesi yaptığını iddia ettiği kişinin dava dışı ... olduğu, inanç sözleşmesi dışında tutulan ... ...'ın hisselerini davalıya devrettiği, inanç sözleşmesinin değerlendirilebilmesi için devrin inanç gösterilen ile gösteren arasında yapılması gerektiği, «yemin delilinin» somut olayda kullanılmasının yerinde olmadığı, davacının iddiasını ispatlar delil «ibraz» etmediği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı taraf «inanç sözleşmesine» ilişkin olarak «yazılı delil» veya «yazılı delil başlangıcı» «ibraz» etmediğine ve davacı taraf delil listesinde «yemin deliline» dayandığına göre, davacıya yemin hakkı hatırlatılıp neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle, yemin delilinin olayda uygulanmasını …
Yazılı delil veya «delil başlangıcı» yoksa «inanç sözleşmesi» «ikrar» (HMK 188. m.), «yemin» (HMK 225 ve devamı maddeleri) gibi «kesin» delillerle de ispat edilmesi mümkündür.
Davacının «yemin deliline dayanması» halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6508 E. , 2023/2196 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1332 Esas, 2021/939 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/525 E., 2018/786 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.03.2023 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ... ile davalılar Kentpark Alışveriş Merkezi İşletmecilik ve Ticaret A.Ş. ve Megatürk İnşaat Turizm ve İşletme A.Ş. vekili Avukat... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin ... ailesi ile akraba olduklarını, uzun yıllardır aralarında ciddi bir ticaret ve iş birliği ilişkisi geliştiğini, tarafların birbirlerine olan borçlarını ödemede ve tapu vs. işlerde bir sorun yaşamadıkları için güvenin perçinlendiğini, belge alınmaksızın bir çok kez inançlı işlem gerçekleştirildiğini, ... ailesinin inşaat ve arsa işlemlerini de davalı ...'in üstlendiğini, davalı ...'in Eskişehir yolunda bulunan Koç grubuna ait arsayı satın alıp bir kısmına avm bir kısmına konut yapacaklarını, arsaya verecek parası olmadığı için arsayı almak için müvekkilleri tarafından verilecek para karşılığında kuracakları Mega Türk A.Ş. isimli şirketin 1 metre kare 1 hisse mantığı ile kurulacağını ve müvekkillerinin 1/28 oranında ortak olacaklarını, ilk etapta şirket hisselerinin kendi aralarında 4 eşit hisse şeklinde olacağını, avm inşaatı tamamlandıktan ve faaliyete geçtikten sonra arsanın ve şirketin müvekkile isabet eden hissesini devredeceklerini söylediğini, kurulan davalı Megatürk şirketinin 4 hisseye ayrıldığını ve hisselerin davalılar ..., ..., ...
ve ...'e ait olduğunu, yapılacak inşaatta %60'lık kısmını müteahhit olarak ... ailesine, %40'ın arsa sahiplerine ait olacağının söylendiğini, müvekkillerinin bu sebeple 73.137 metre karelik arsanın 1/2 lik hissenin %65 i olan 1697,8 metre karelik kısmının bedelini ... ailesine, davalı ...'e ödediklerini, daha sonra emsal artış ve diğer masrafları da hisseleri oranında ayrıca ödediklerini, davalı Mega Türk A.Ş. ve ortakları tarafından 15.02.2010 tarihinde davalı Kent Park Alışveriş Merkezi İşletmecilik ve Ticaret A.Ş.'yi kurduklarını, müvekkillerinin arsa payına karşılık kendilerine isabet eden davalı Mega Türk A.Ş. Hisselerinin devrini uzun süre beklediklerini, davalıların müvekkillerine yapılacak hisse devrini inkar ettiklerini belirterek davalılar ..., ..., ...
ve ...'in Mega Türk A.Ş.'de sahip oldukları toplam 2613 adet A tipi hisselerinin yargılama sonucunda belirlenecek adedinin davalı Mega Türk şirketinin kuruluş tarihi olan 24.08.2005 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere müvekkiller adına eşit olarak şirket pay defterine ve ticaret siciline tesciline, mümkün olmadığı takdirde bu hisselere karşılık gelen rayiç bedelin tespiti ile şimdilik 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reaskont faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 10.000,00 TL kira bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsiler tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Mega Türk ve Kent Park A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, davanın zaman aşımına uğradığını, şirket hissesinin ne şekilde iktisap ve devredileceğinin yasada düzenlendiğini, davacı tarafın ileri sürdüğü iddia ve delillerin bu unsurları taşımadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, davanın zaman aşımına uğradığını, davacı tarafından sunulan Megatürk başlıklı karalamada 73.099 metre karelik arsayla ilgili bir satış ve devir teklifi, Kentpark başlıklı karalamada ise aynı arsa için yapılacak inşaatla ilgili kat karşılığı inşaat şeklinde teklifler içerdiğini, davacıların talebinin açıkça belli olmadığını, Kentpark Avm ile ilgili herhangi bir talep olmadığı halde davalı olarak gösterildiğini, taraflar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığını, müşterek ve müteselsil sorumlu tutulamayacaklarını, ticari olmayan bir iş için ticari faiz istenemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
3.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkillerinin tapu devir tarihinden önce arsa bedelini ödediklerini, davalı Megatürk A.Ş.'ye hisse payı karşılığı olarak devredilecek taşınmazın müvekkilleri tarafından bedeli ödenerek iktisap edildiğini, hisse devrinin şekle tabi olduğunu, müvekkilleri ile davacılar arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını, aralarında herhangi bir sözleşme yapılmadığını, diğer davalı tarafından imzalanan, müvekkillerinin imzası bulunmayan, ilk bakışta sıhhatinden kuşku duyulacak belge ile müvekkillerinin sahip olduğu mal varlığına yönelmenin, borç yüklenmesinin mümkün olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı ...'ın isminin dosyaya yazılmasına rağmen hiç bir evrakta isminin geçmediğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, delil olarak sunulan evrakların şekil şartlarına uygun olmadığını, anonim şirketlerin kuruluş ve pay devri şartlarının kanunla belirlendiğini, şekil şartları gerçekleşmediğinden şirket ortaklığı ile ilgili iddianın reddi gerektiğini, dava dilekçesinin çelişkili olduğunu, bir anlaşma var ise evraklarda imzası bulunan davacılar ile davalı ... arasında yapıldığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dayanak yapılan belgelerin şirket hisselerinin devri konusunda inançlı işlem niteliğinde olmadığı, dinlenen tanık beyanları ve sunulan diğer belgelerin de davacının iddiasını ispata yeter nitelikte bulunmadığı, şirket hisselerine karşılık ödemenin yapılmamış olması ve davanın da tapu iptal ve tescil talebine ilişkin olmaması dikkate alınarak ödemenin yapıldığı ve belgeleri imzalayan davalı ... yönünden açılan davanın reddi gerektiği, davalı ... dışındaki diğer davalıların ise davaya dayanak yapılan her iki belgede de herhangi bir imzası bulunmadığı, açılan davada anılan davalıların pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle davalı ...
hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; sunulan belgelerden tarafların Megatürk ve Kentpark A.Ş.'ye ilişkin ticari ilişkiye girdiğinin görüleceğini, dinlenen tüm tanıkların müvekkilleri ile Tokerler arasında bir ilişki bulunduğunu doğruladığını, ilişkinin akrabalık bağlarının da etkisi ile inanç ilişkisi olduğunu, müvekkillerinin avm için ödendiği sabit olan 650.000,00 Amerikan doları karşılığı şirketlerden ne kadar hisse düşeceği hususunda gerekli araştırmanın yapılması gerektiğini, müvekkillerinin zararının tazmin edilerek haklarının verilmesi gerekirken davanın reddine karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle, mahkeme gerekçesinde davacıların taleplerini açıklamak gayesi ile konulan "davacı ... tarafından 650.000,00 doların ...'e ödendiği, ödemenin dava konusu arsanın %65'i ne karşılık ödendiğinin belirtildiği, ayrıca arsada yapılacak avm ve konut projelerinden dolayı arsa sahiplerine tekabül edecek oranın %40 olarak belirlendiği anlaşılmıştır." ifadesinin kastı aşan, gerçeklerle, karar gerekçesinin bütünlüğüne aykırı, kanıtlanamamış davada kanıtlanmış gibi anlaşılan bir açıklama olduğunu, hüküm kısmı ile çeliştiğini, kabulünün mümkün olmadığını, gerekçeli karar yazımında hata yapıldığını, düzeltilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımından reddi gerektiğini belirterek kararı istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece davalı ... ile davacılar arasında inançlı işlem bulunduğunun usulüne uygun delillerle ispatlanamadığı, her ne kadar davacının terditli taleplerinin diğer davalılara yönelik ise de ve bu suretle diğer davalılar yönünden pasif husumet bulunsa da, husumetten ret kararı davacı lehine olduğundan bu hususta değişikliğe gidilmediği, davalı ...'in istinaf sebeplerine gelince, davacılar tarafından işbu davaya dayanak yapılan Kentpark ve Megatürk başlıklı belgelerin altında davalı ...'in isim ve imzasının yer aldığı, yargılama aşamasında davalı ...'in belgeler altındaki imzasını inkar etmediği Kentpark başlıklı belge içeriğinde davacı ...'ın 650.000,00 Amerikan doları verdiğinin açıkça yazılı olduğu, bu durumda mahkemece karar gerekçesinde davacı ...'ın davalı ...'e 650.000,00 Amerikan doları ödediğinin kabulü yönündeki karar gerekçesinin dosya içeriğine uygun olduğu gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve katılma yoluyla davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde ve davalı ... vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçelerinde belirttikleri hususları tekrarlamışlardır.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; anonim şirket hissesinin tescili, mümkün olmadığı takdirde anonim şirket hisselerine karşılık gelen rayiç bedelin tespiti ve tahsili, taşınmaz kira bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. HGK’nın 14.11.2019 gün, 2017/1-1254 E. 2019/1197 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, inanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. Bu sözleşme, taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder. İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir.
İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır. İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan şartlara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
2. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olaya gelecek olursak, davacılar dava dilekçesine ek olarak sunduğu el yazısı ile yazılmış "Kentpark" , "Megatürk" ve "Arife Abla Borcumuz" başlıklı üç adet belgeye dayalı olarak davalı şirketlerde pay sahibi olduklarını iddia ederek, şirket hisselerinin tesciline terditli olarak ise bu hisselere karşılık gerelecek rayiç bedelin tespiti ve tahsilini ilave olarak ise kira bedelini talep etmişlerdir. Gerek ilk derece mahkemesince gerekse de bölge adliye mahkemesince davacının da nitelendirdiği gibi taraflar arasındaki ilişki inançlı işlem olarak değerlendirilerek karar verilmiştir. Ancak yukarıda değinilen HGK kararında da belirtildiği üzere inaçlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç sözleşmesindeki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içerir.
3. Oysa, davacıların dava dilekçesi ve aşmalardaki iddiaları, davacıların satın alınacak arsa için davalıya para verdiği ve bunun karşılığında da arsa üzerinde yapılacak ve inşası ile davalılardan ...'in ilgileneceği bir avm ve konut projesinde, Megatürk isimli şirket üzerinden hisse sahibi olacakları, akabinde avm işletilmesi için kurulacak Kentpark isimli şirkette de yine iddia olunan hisseler oranında pay sahibi olacakları şeklindedir. Bir davada maddi vakıaları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme ise hâkime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapma zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile hâkim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur.
İddianın ileri sürülüş şekli açısından taraflar arasındaki ilişki bir adi ortaklık ilişkisidir. Zira, adi ortaklık, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri bir şirket modelidir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş taraflar arasındaki ilişkinin adi ortaklık olarak kabulü ile sonucuna göre karar vermek iken taraflar arasındaki ilişkiyi hatalı değerlendirerek davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin sair, davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yekdiğerine verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgilileree iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/950123200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz