Gemi Satış İşleminin İptali ve Gemi Tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/10956 E. 2015/2466 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
inanç sözleşmesi↗ inançlı işlem↗ delil başlangıcı↗ yemin deliline dayanma↗ yemin delili↗ yazılı delil↗ yemin↗ ikrar↗ üçüncü kişi↗ içtihadı birleştirme kararı↗ taşıyan↗ cy/cy kaydı↗ dahili dava↗ teminat↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, davacı tanıklarının anlatımları ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu teknenin 2006 yılında davacı tarafından satın alındığı, davalı ile evlilik birliği süresince ve boşanma sonrası birlikte yaşadıkları dönemde teknenin davacının ilk eşinden olma kızı ...'nın adını taşımasını nedeniyle davalının isminin değiştirilmesini istediği, mevzuat gereği devir yapılmadan isim değişikliği yapılamaması nedeniyle ve teknenin isminin başka türlü değişmesi mümkün olmadığından davalıya satış gösterildiği,
gerçek bir satış olmadığı, davalı tarafından satış bedeli ödediğine dair dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı da gözetildiğinde teknenin isminin değiştirilebilmesi için yapılmış bir işlem olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile .... isimli özel teknenin davacıya iadesine, bağlama kütüğüne davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında varolduğu iddia olunan inanç sözleşmesine dayalı, davalı adına sicilde kayıtlı teknenin kaydının iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Yukarıda yazılı özetten de anlaşıldığı üzere davacı taraf dava konusu teknenin davalıya inançlı işlemle devredildiğini iddia etmektedir. İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2013/11-376 E, 2014/49 K. sayılı ilamı, Dairemizin 28.03.2014 tarih, 2012/16473 E.-2014/6087 K. sayılı ilamı, Yargıtay 14.H.D’nin 31.10.2014 tarih, 2014/6429 E.-12069 K. sayılı ilamı).
İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202. maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.
Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.
Bu durumda mahkemece, somut uyuşmazlığın anılan ilkeler ışığında değerlendirilip karara bağlanması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İnançlı İşlem - Taşınır Devrinin İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/900 E. 2015/13882 K.
Ortak:inanç sözleşmesi · delil başlangıcı · yazılı delil · üçüncü kişi · taşıyan · dahili dava · teminat
İncelediğiniz karardaAçıklanan nitelikte bir «yazılı delil» bulunmasa da yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını «taşıyan» belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “«delil başlangıcı»” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202. maddesi uyarınca «inanç sözleşmesi» “tanık” «dahil» her türlü delille ispat edilebilir.
Bu «yazılı delil», tarafların getirecekleri ve onların imzalarını «taşıyan» bir belge olmalıdır.
Yazılı delil veya “«delil başlangıcı»” yoksa «inanç sözleşmesinin» «ikrar» (HMK m.188) «yemin» (HMK m.225 vd) gibi «kesin» delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır.
Benzer bu karardaKısaca, inanç ilişkisinin varlığını kabul edebilmek için yazılı bir sözleşmenin, açıklanan nitelikte bir «yazılı delil» bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber, bunun vukuuna delalet edecek, karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını «taşıyan» belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde bir belgenin varlığı aranır.
Yazılı «delil başlangıcı» niteliğinde belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202. maddesi uyarınca «inanç sözleşmesi» “tanık” «dahil» her türlü delille ispat edilebilir.
Bu «yazılı delil», tarafların getirecekleri ve onların imzalarını «taşıyan» bir belge olmalıdır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil başlangıcı · ticari faiz · sebepsiz zenginleşme · fatura · ıslah
Benzer bu kararda… savunulmuşsa da, hangi sebeple halen kira bedellerinin alınmadığının ve taşıma işini yapanın davacı şirket olduğu halde, neden sanki davalı taraf taşıma yapmış gibi «fatura» düzenlenmiş olduğunun açıklanamadığı, dolayısıyla davalı taraftan ödenen bedellerin geri istenebileceği gerekçesiyle alacak davasının kabulüne, araçların davalı şirkete iade edilmesi koşulu ile 71.000 TL'nin dava tarihinden itibaren, bakiye 214.104,32 TL'nin 01.07.2013 «ıslah» tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak davacı şirkete, 29.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalı H..
1- Dava, «inanç sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili istemine ilişkin olup, davacılar vekilinin «sebepsiz zenginleşmeye» dayalı bir talebi de bulunmamaktadır.
Kısaca, inanç ilişkisinin varlığını kabul edebilmek için yazılı bir sözleşmenin, açıklanan nitelikte bir «yazılı delil» bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber, bunun vukuuna delalet edecek, karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını «taşıyan» belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde bir belgenin varlığı aranır.
Davacılar vekili tarafından sunulan ve mahkeme kararında davanın kabulü için dayanılan delillerin de «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde bir belge olmadığı açıktır.
-
Ortaklıktan çıkarma | Hisse iadesine karar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1835 E. 2017/986 K.
Ortak:inançlı işlem · teminat
İncelediğiniz karardaİnançlı işlemler, inananın «teminat» oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen «protokolün» düzenlenme tarihi itibariyle eski TTK'nın hükümlerine tabi olduğu, «limited şirketlerde pay devrinin» eski TTK hükümlerine göre «esas sermaye payının devri» ve devir borcu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılacağı ve tarafların imzalarının noterce onaylanması gerektiğinin düzenlendiği, bu «şekil şartı» yerine getirilmeksizin pay devri borcu ./.. doğuran sözleşmelerin «geçersiz» olacağı, taraflar arasındaki protokolün de ilerde pay devrine yönelik olan taraflar arasında imzalanmış borç doğurucu sözleşme olduğu, ancak pay devrini gerçekleştirici mahiyette şekil şartı olan noter onayının bulunmaması sebebiyle geçerli bir sözleşme olmadığı, bu sebeple davalıyı pay devri yönünden bağlayıcılığının olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin «inançlı işlem» olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, inançlı işlemle davalıya devredilen «limited şirket» hisselerinin iadesi ve davalının «ortaklıktan çıkarılması» istemine ilişkin olup, mahkemece, taraflar arasındaki «protokolün» ilerde «pay devrine» yönelik olan borç doğurucu sözleşme niteliğinde olduğu, ancak pay devrini gerçekleştirici mahiyette «şekil şartı» olan noter onayının bulunmaması sebebiyle geçerli bir sözleşme olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin «inançlı işlem» olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İnançlı işlemler, inananın «teminat» oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak ina …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:esas sermaye payının devri · esas sermaye payı · delil sözleşmesi · limited şirket pay devri · şekil şartı · ortaklıktan çıkarılma · pay devri · protokol
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen «protokolün» düzenlenme tarihi itibariyle eski TTK'nın hükümlerine tabi olduğu, «limited şirketlerde pay devrinin» eski TTK hükümlerine göre «esas sermaye payının devri» ve devir borcu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılacağı ve tarafların imzalarının noterce onaylanması gerektiğinin düzenlendiği, bu «şekil şartı» yerine getirilmeksizin pay devri borcu ./.. doğuran sözleşmelerin «geçersiz» olacağı, taraflar arasındaki protokolün de ilerde pay devrine yönelik olan taraflar arasında imzalanmış borç doğurucu sözleşme olduğu, ancak pay devrini gerçekleştirici mahiyette şekil şartı olan noter onayının bulunmaması sebebiyle geçerli bir sözleşme olmadığı, bu sebeple davalıyı pay devri yönünden bağlayıcılığının olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin «inançlı işlem» olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, inançlı işlemle davalıya devredilen «limited şirket» hisselerinin iadesi ve davalının «ortaklıktan çıkarılması» istemine ilişkin olup, mahkemece, taraflar arasındaki «protokolün» ilerde «pay devrine» yönelik olan borç doğurucu sözleşme niteliğinde olduğu, ancak pay devrini gerçekleştirici mahiyette «şekil şartı» olan noter onayının bulunmaması sebebiyle geçerli bir sözleşme olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin «inançlı işlem» olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Ayrıca bu «protokol» aynı zamanda «delil sözleşmesi» niteliğinde olup, sözleşmede ismi belirtilen ve mahkemece dinlenen şahitler de davacının iddiaları doğrultusunda beyanda bulunmuşlardır.Bu durumda,mahkemece taraflar arasında düzenlenen 05.07.2010 tarihli protokolün «inançlı işlem» olduğu kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Davaya konu taraflar arasında düzenlenen 05.07.2010 tarihli «protokoldeki» devir «taahhüdü», «inançlı işlem» niteliğindedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4116 E. 2020/2225 K.
Ortak:inanç sözleşmesi · inançlı işlem · üçüncü kişi
İncelediğiniz karardaDava, taraflar arasında varolduğu iddia olunan «inanç sözleşmesine» dayalı, davalı adına sicilde kayıtlı teknenin «kaydının» iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir.
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği «üçüncü kişiye») devretmeyi yüklenmektedir.
Açıklanan nitelikte bir «yazılı delil» bulunmasa da yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını «taşıyan» belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “«delil başlangıcı»” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202. maddesi uyarınca «inanç sözleşmesi» “tanık” «dahil» her türlü delille ispat edilebilir.
Benzer bu karardaHGK’nın 14.11.2019 gün, 2017/1-1254 Esas-2019/1197 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, «inanç sözleşmesi», inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir.
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği «üçüncü kişiye») devretmeyi yüklenmektedir.
Mahkemece, davalı tarafından imzalandığı sabit olan söz konusu belgenin «alacağın temlikini» tazammun eden bir belge niteliğinde olduğu kabul edilerek ve bozmadan önceki gerekçe aynen tekrar edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmişse de, “Taahhütname” başlıklı belge «inançlı işlem» iradesi gösteren bir belge niteliğindedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:çıplak pay · sözleşmenin devri · alacağın temliki · pay defteri · temlik · anonim şirket · taahhütname · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket hisselerinin senede bağlanmamış «çıplak pay» niteliğinde olduğu bu nedenle B.K’nın «alacağın temlikine» ilişkin hükümlerine göre, yazılı olarak yapılan bir devir «sözleşmesiyle devre» konu edilebileceği ancak «anonim şirketlerde» bu devrin şirkete karşı hüküm ifade edebilmesi için şirket «pay defterine» işlenmesi gerektiği, somut olayda, 09.10.2007 tarihli «taahhütnamede» bahsedilen devir işleminin şirket pay defterine kaydedilmediği hususu tarafların kabulünde olduğundan devrin şirkete karşı ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle asıl v …
Mahkemece, davalı tarafından imzalandığı sabit olan söz konusu belgenin «alacağın temlikini» tazammun eden bir belge niteliğinde olduğu kabul edilerek ve bozmadan önceki gerekçe aynen tekrar edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmişse de, “Taahhütname” başlıklı belge «inançlı işlem» iradesi gösteren bir belge niteliğindedir.
Bu sözleşme, taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki «sebebini» teşkil eder.
Söz konusu belgede, davalı ...’nın, şirket hisselerinin çoğunluğu kendi adına olsa da şirketin aslında davacının ve kendisinin de aralarında olduğu 5 kişiye ait olduğunu beyan ettiği ve hisseleri istedikleri an sahiplerine iade etmeyi «taahhüt» ettiği görülmektedir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5294 E. 2013/7453 K.
Ortak:inanç sözleşmesi · inançlı işlem · delil başlangıcı · yemin deliline dayanma · yemin delili · yazılı delil · yemin · ikrar
İncelediğiniz karardaYazılı delil veya “«delil başlangıcı»” yoksa «inanç sözleşmesinin» «ikrar» (HMK m.188) «yemin» (HMK m.225 vd) gibi «kesin» delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır.
Açıklanan nitelikte bir «yazılı delil» bulunmasa da yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını «taşıyan» belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “«delil başlangıcı»” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202. maddesi uyarınca «inanç sözleşmesi» “tanık” «dahil» her türlü delille ispat edilebilir.
Davacının «yemin deliline dayanması» halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, «inanç sözleşmesinin» yazılı belge veya «yazılı delil başlangıcı» olması durumunda tanık «dahil» her türlü delille ispatlanabileceği, dava konusu olayda anılan delillerin bulunmadığı, namı müstakar ilişkisinin davalı ile kurulmadığı, şirketin kuruluşunda ortaklarının ... ve ... ...'dan oluştuğu, davacının inanç sözleşmesi yaptığını iddia ettiği kişinin dava dışı ... olduğu, inanç sözleşmesi dışında tutulan ... ...'ın hisselerini davalıya devrettiği, inanç sözleşmesinin değerlendirilebilmesi için devrin inanç gösterilen ile gösteren arasında yapılması gerektiği, «yemin delilinin» somut olayda kullanılmasının yerinde olmadığı, davacının iddiasını ispatlar delil «ibraz» etmediği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı taraf «inanç sözleşmesine» ilişkin olarak «yazılı delil» veya «yazılı delil başlangıcı» «ibraz» etmediğine ve davacı taraf delil listesinde «yemin deliline» dayandığına göre, davacıya yemin hakkı hatırlatılıp neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle, yemin delilinin olayda uygulanmasını …
Yazılı delil veya «delil başlangıcı» yoksa «inanç sözleşmesi» «ikrar» (HMK 188. m.), «yemin» (HMK 225 ve devamı maddeleri) gibi «kesin» delillerle de ispat edilmesi mümkündür.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil başlangıcı · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, «inanç sözleşmesinin» yazılı belge veya «yazılı delil başlangıcı» olması durumunda tanık «dahil» her türlü delille ispatlanabileceği, dava konusu olayda anılan delillerin bulunmadığı, namı müstakar ilişkisinin davalı ile kurulmadığı, şirketin kuruluşunda ortaklarının ... ve ... ...'dan oluştuğu, davacının inanç sözleşmesi yaptığını iddia ettiği kişinin dava dışı ... olduğu, inanç sözleşmesi dışında tutulan ... ...'ın hisselerini davalıya devrettiği, inanç sözleşmesinin değerlendirilebilmesi için devrin inanç gösterilen ile gösteren arasında yapılması gerektiği, «yemin delilinin» somut olayda kullanılmasının yerinde olmadığı, davacının iddiasını ispatlar delil «ibraz» etmediği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı taraf «inanç sözleşmesine» ilişkin olarak «yazılı delil» veya «yazılı delil başlangıcı» «ibraz» etmediğine ve davacı taraf delil listesinde «yemin deliline» dayandığına göre, davacıya yemin hakkı hatırlatılıp neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle, yemin delilinin olayda uygulanmasını …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4009 E. 2022/9317 K.
Ortak:inanç sözleşmesi · inançlı işlem · üçüncü kişi
İncelediğiniz karardaDava, taraflar arasında varolduğu iddia olunan «inanç sözleşmesine» dayalı, davalı adına sicilde kayıtlı teknenin «kaydının» iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir.
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği «üçüncü kişiye») devretmeyi yüklenmektedir.
Açıklanan nitelikte bir «yazılı delil» bulunmasa da yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını «taşıyan» belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “«delil başlangıcı»” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202. maddesi uyarınca «inanç sözleşmesi» “tanık” «dahil» her türlü delille ispat edilebilir.
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, 6098 sayılı TBK’nın 19. maddesi uyarınca borçlunun, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan «üçüncü kişiye» karşı, bu işlemin «muvazaalı» olduğu savunmasında bulunamayacaksa da bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradelerinin esas alınacağı, yukarıda anılan Hukuk Genel Kurulu kararında da ifade edildiği gibi «inançlı işlemin», kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşme olduğu, bu yükümlülüğün yerine get …
HGK’nın 14.11.2019 gün, 2017/1-1254 Esas-2019/1197 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, «inanç sözleşmesi», inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir.
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği «üçüncü kişiye») devretmeyi yüklenmektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:adi yazılı sözleşme · delillerin toplanmaması · pay devri · muvazaa · hisse devri · hisse devir sözleşmesi · bilirkişi incelemesi · limited şirket
Benzer bu kararda… vrettiği, 4. maddesinde, istedikleri zaman hisse oranını geri alabileceği, bu konuda hisseyi devreden, hisseyi devralana hisseyi geri almaya yönelik iradesini noter «ihtarnamesi» ya da iade-i «taahhütlü» mektup ile bildirdiği andan itibaren on iş günü içinde hisseyi devralan hisseyi devreden %25'lik hissesini geri iade edeceği, aksi halde şirketin o günkü rayiç bedelinden %25 alma hakkına sahip olacağı yönünde düzenlemenin yer aldığı, akdedilen «adi yazılı sözleşmenin» hemen akabinde 02.04.2013 tarihinde noterde düzenlenen «hisse devir sözleşmesine» göre, davacının 3.000 adet payına karşılık olarak 300.000.-TL bedel karşılığında payını davalıya devrettiği, 300.000.-TL'yi davalıdan nakden ve tamamen aldığını beyan ettiği, «pay devrinin» adi yazılı sözleşme ile geçerlilik kazanmayacağı, kanun hükmü uyarınca noterce sözleşmenin onaylanması gerektiği, taraflarca sözleşmenin onaylatılmayıp düzenleme şeklinde yeniden sözleşme yapıldığı, yeni yapılan noterde düzenlenen senedin bir önceki adi yazılı senet geçerli bir sözleşmeyi ihtiva ediyor olsaydı bile, işbu noter senedi ile adi yazılı sözleşmenin «geçersiz» kılındığı, kimsenin kendi «muvazaasına» dayanamayacağı, davacının taraf olarak yer aldığı sözleşmenin muvazaalı olduğu yönündeki iddiasının dinlenemeyeceği, muvazaalı olduğuna yönelik davacının noter senedinin aksini ispat edecek şekilde daha güçlü bir başka yazılı belge «ibraz» edemediği, davalının sözleşmede belirtilen miktarı yatırdığı, paraların davacı tarafından çekildiğine dair ıslak imzalı dekontların bulunduğu, yazılı belgeler ile …
Dairemizin 11.04.2019 tarih ve 2017/3187 Esas- 2019/2869 Karar sayılı ilamında hisse devir bedelinin ödenip ödenmediği ile ilgili olarak, tarafların tüm «delilleri toplandıktan» sonra banka kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak, davacının iddia ettiği gibi davalı hesabından davacı hesabına yapılan ödemelerin gerçek bir ödeme olup olmadığı, ödendiği belirtilen 203.000.-TL'nin …
Dava, inançlı işlemle davalıya devredildiği iddia olunan «limited şirket» hisselerinin iadesi, olmadığı takdirde hisse bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Tarafların da imzaladığı 01.04.2013 tarihli sözleşme, davalının banka hesabı hareketleri ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde tarafların gerçekte «hisse devri» amacıyla hareket etmediğinin, işlemlerin fiktif olduğunun kabulü gerekir.
-
Miras hissesi | Tescilin iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6175 E. 2014/9957 K.
Ortak:inançlı işlem
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, tanık beyanları, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacı ile davalılar murisi arasındakiilişkinin «inançlı işlem» olduğu, şirket kuruluşunda davalılar murisi N. adına kaydedilen %0,72 hissenin yarısının esasen davacıya ait bulunduğu, davalılar murisinin ölümü ile inançlı işlemin sona erdiği, davacının 10 yıl içinde inanç konusunu isteme hakkı bulunduğu, davalıların inanç konusunu inanılana iade yükümlülüğü içinde oldukları, sermaye arttırımlarına katılan muris Neşat'ın davacı ile arasındaki «vekalet ilişkisi» nedeniyle ödemeleri her iki kardeş adına yaptığının kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ilişkisi · depo kararı · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, tanık beyanları, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacı ile davalılar murisi arasındakiilişkinin «inançlı işlem» olduğu, şirket kuruluşunda davalılar murisi N. adına kaydedilen %0,72 hissenin yarısının esasen davacıya ait bulunduğu, davalılar murisinin ölümü ile inançlı işlemin sona erdiği, davacının 10 yıl içinde inanç konusunu isteme hakkı bulunduğu, davalıların inanç konusunu inanılana iade yükümlülüğü içinde oldukları, sermaye arttırımlarına katılan muris Neşat'ın davacı ile arasındaki «vekalet ilişkisi» nedeniyle ödemeleri her iki kardeş adına yaptığının kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2- Ancak davalı taraf, davacının davalı şirketteki hisseleri karşılığında davacıya bir kısım demirbaşlar yanında dava dışı şirketlerde hisse ve bazı taşınmazların da devredildiğini savunduğu halde, mahkemece bu savunma üzerinde durulmayarak «eksik inceleme» ile hüküm kurulması doğru olmamış mümeyyiz davalılar vekilinin bu yöndeki temyiz itirazlarının kabulü gerekmiştir.
… gerçekten de sermaye arttırımı bedellerinin davalı gerçek kişilerin murisi tarafından karşılanıp karşılanmadığı, karşılanmış ise buna isabet eden hisse bedellerinin «depo» edilerek karşılığında hisselerin davacıya devrine karar vermek gerekirken bu hususun ayrı bir dava konusu olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/10956 E. , 2015/2466 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/12/2013 tarih ve 2012/105-2013/506 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24/02/2015 ünü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2006 yılında ABD’den satın aldığı .... isimli teknenin 2009 yılında Türk Bayrağına geçişi sağlanıp teknenin isminin müvekkilinin ilk eşinden kızı ....’nın adı konularak “....” ismi ile sicile kaydettirildiğini, müvekkili ile davalı ... 2006 yılında birliktelik yaşamaya başlayıp 2009 yılında evlenmelerine rağmen kısa süre boşanıp 2010 yılında tekrar bir araya gelip birlikte yaşamaya devam ettiklerini, davalının dava konusu teknenin adının müvekkilinin ilk eşinden kızının adını taşımasından rahatsız olduğunu, bu nedenle ısrarla teknenin isminin değiştirilmesini istediğini, T.C. ....'nca belirlenen .... İsim Talebinde, Onayında ve Terkininde Aranacak Kriterlere göre satış haricinde, çok özel bir gerekçe olmadığı ve bu gerekçe belgelenemediği durumda gemi ismi değişikliği talep edilemeyeceğini, satış durumunda ise satış tarihinden itibaren 3 ay içerisinde talep edilmek kaydıyla gemi isim değişikliği yapılabileceğini öğrendiğini, bunun için teknenin davalıya devredilmiş gibi gösterilmesine karar verip 22.02.2010 tarihinde devir işlemlerinin gerçekleştirildiğini, satış bedelinin de 60.000,00 TL olarak gösterildiğini, müvekkilinin ismine izafeten "...." adıyla davalı adına tescil edildiğini, yapılan devir işlemi inançlı işlem olup, davalının müvekkiline satış bedeli ödemediğini, satış tarihinden sonra da teknenin bağlama liman ücretleri, tamir-bakım ücretlerinin müvekkilince ödendiğini, davalıdan inançlı işlemle devredilen teknenin mülkiyetini müvekkiline devretmesi istenmesine rağmen teknenin iade edilmediğini ileri sürerek, davacının inançlı temlik yolu ile davalıya devrettiği özel teknenin iadesine, Bağlama Kütüğüne davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, satışın resmi makamlar önünde yapılmış gerçek bir satış olduğunu, tarafların inançlı işlem iradesi bulunmadığını, taraflar arasında inançlı işlem iradesini gösteren yazılı bir belge de olmadığını, inançlı temlik olsa idi bir müddet sonra teknenin davacıya devredilmiş olması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, davacı tanıklarının anlatımları ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu teknenin 2006 yılında davacı tarafından satın alındığı, davalı ile evlilik birliği süresince ve boşanma sonrası birlikte yaşadıkları dönemde teknenin davacının ilk eşinden olma kızı ...'nın adını taşımasını nedeniyle davalının isminin değiştirilmesini istediği, mevzuat gereği devir yapılmadan isim değişikliği yapılamaması nedeniyle ve teknenin isminin başka türlü değişmesi mümkün olmadığından davalıya satış gösterildiği,
gerçek bir satış olmadığı, davalı tarafından satış bedeli ödediğine dair dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı da gözetildiğinde teknenin isminin değiştirilebilmesi için yapılmış bir işlem olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile .... isimli özel teknenin davacıya iadesine, bağlama kütüğüne davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında varolduğu iddia olunan inanç sözleşmesine dayalı, davalı adına sicilde kayıtlı teknenin kaydının iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Yukarıda yazılı özetten de anlaşıldığı üzere davacı taraf dava konusu teknenin davalıya inançlı işlemle devredildiğini iddia etmektedir. İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2013/11-376 E, 2014/49 K. sayılı ilamı, Dairemizin 28.03.2014 tarih, 2012/16473 E.-2014/6087 K. sayılı ilamı, Yargıtay 14.H.D’nin 31.10.2014 tarih, 2014/6429 E.-12069 K. sayılı ilamı).
İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202. maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.
Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.
Bu durumda mahkemece, somut uyuşmazlığın anılan ilkeler ışığında değerlendirilip karara bağlanması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/171745100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz