Hisse devrinin tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/4116 E. 2020/2225 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çıplak pay↗ sözleşmenin devri↗ inanç sözleşmesi↗ inançlı işlem↗ alacağın temliki↗ pay defteri↗ üçüncü kişi↗ temlik↗ anonim şirket↗ taahhütname↗ dava sebebi↗ ibraz↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket hisselerinin senede bağlanmamış çıplak pay niteliğinde olduğu bu nedenle B.K’nın alacağın temlikine ilişkin hükümlerine göre, yazılı olarak yapılan bir devir sözleşmesiyle devre konu edilebileceği ancak anonim şirketlerde bu devrin şirkete karşı hüküm ifade edebilmesi için şirket pay defterine işlenmesi gerektiği, somut olayda, 09.10.2007 tarihli taahhütnamede bahsedilen devir işleminin şirket pay defterine kaydedilmediği hususu tarafların kabulünde olduğundan devrin şirkete karşı ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Asıl ve birleşen davalar, davacıya ait olduğu ancak taraflar arasındaki anlaşmaya dayalı olarak davalı ...’nın uhdesinde bulunduğu iddia edilen bir kısım davalı şirket hissesinin davacı adına kayıt ve tescili istemine ilişkindir.
HGK’nın 14.11.2019 gün, 2017/1-1254 Esas-2019/1197 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, inanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. Bu sözleşme, taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder. İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır. İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya dönülecek olursa, davacı yan, zikredilen iddiasını ispat için, 09.10.2007 tarihli, “Taahhütname” başlıklı ve davalı ...’nın imzasını havi belgeyi dosyaya ibraz etmiştir. Söz konusu belgede, davalı ...’nın, şirket hisselerinin çoğunluğu kendi adına olsa da şirketin aslında davacının ve kendisinin de aralarında olduğu 5 kişiye ait olduğunu beyan ettiği ve hisseleri istedikleri an sahiplerine iade etmeyi taahhüt ettiği görülmektedir. Mahkemece, davalı tarafından imzalandığı sabit olan söz konusu belgenin alacağın temlikini tazammun eden bir belge niteliğinde olduğu kabul edilerek ve bozmadan önceki gerekçe aynen tekrar edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmişse de, “Taahhütname” başlıklı belge inançlı işlem iradesi gösteren bir belge niteliğindedir. Ayrıca temyiz edenin sıfatı ve ileri sürdüğü temyiz sebepleri de gözetildiğinde belgenin davalının da kabulünde bir belge olarak değerlendirmesi gerekir. Bu itibarla mahkemece, söz konusu belgenin davalının kabulünde ve inançlı işlem iradesini tazammun eden bir belge olarak değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken husumetin davalı ...’ya da yöneltildiği gözden kaçırılarak yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ortaklıktan çıkarma | Hisse iadesine karar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1835 E. 2017/986 K.
Ortak:inançlı işlem · taahhütname
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket hisselerinin senede bağlanmamış «çıplak pay» niteliğinde olduğu bu nedenle B.K’nın «alacağın temlikine» ilişkin hükümlerine göre, yazılı olarak yapılan bir devir «sözleşmesiyle devre» konu edilebileceği ancak «anonim şirketlerde» bu devrin şirkete karşı hüküm ifade edebilmesi için şirket «pay defterine» işlenmesi gerektiği, somut olayda, 09.10.2007 tarihli «taahhütnamede» bahsedilen devir işleminin şirket pay defterine kaydedilmediği hususu tarafların kabulünde olduğundan devrin şirkete karşı ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle asıl v …
Söz konusu belgede, davalı ...’nın, şirket hisselerinin çoğunluğu kendi adına olsa da şirketin aslında davacının ve kendisinin de aralarında olduğu 5 kişiye ait olduğunu beyan ettiği ve hisseleri istedikleri an sahiplerine iade etmeyi «taahhüt» ettiği görülmektedir.
Mahkemece, davalı tarafından imzalandığı sabit olan söz konusu belgenin «alacağın temlikini» tazammun eden bir belge niteliğinde olduğu kabul edilerek ve bozmadan önceki gerekçe aynen tekrar edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmişse de, “Taahhütname” başlıklı belge «inançlı işlem» iradesi gösteren bir belge niteliğindedir.
Benzer bu karardaDavaya konu taraflar arasında düzenlenen 05.07.2010 tarihli «protokoldeki» devir «taahhüdü», «inançlı işlem» niteliğindedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen «protokolün» düzenlenme tarihi itibariyle eski TTK'nın hükümlerine tabi olduğu, «limited şirketlerde pay devrinin» eski TTK hükümlerine göre «esas sermaye payının devri» ve devir borcu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılacağı ve tarafların imzalarının noterce onaylanması gerektiğinin düzenlendiği, bu «şekil şartı» yerine getirilmeksizin pay devri borcu ./.. doğuran sözleşmelerin «geçersiz» olacağı, taraflar arasındaki protokolün de ilerde pay devrine yönelik olan taraflar arasında imzalanmış borç doğurucu sözleşme olduğu, ancak pay devrini gerçekleştirici mahiyette şekil şartı olan noter onayının bulunmaması sebebiyle geçerli bir sözleşme olmadığı, bu sebeple davalıyı pay devri yönünden bağlayıcılığının olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin «inançlı işlem» olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, inançlı işlemle davalıya devredilen «limited şirket» hisselerinin iadesi ve davalının «ortaklıktan çıkarılması» istemine ilişkin olup, mahkemece, taraflar arasındaki «protokolün» ilerde «pay devrine» yönelik olan borç doğurucu sözleşme niteliğinde olduğu, ancak pay devrini gerçekleştirici mahiyette «şekil şartı» olan noter onayının bulunmaması sebebiyle geçerli bir sözleşme olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin «inançlı işlem» olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:esas sermaye payının devri · esas sermaye payı · delil sözleşmesi · limited şirket pay devri · şekil şartı · ortaklıktan çıkarılma · pay devri · protokol
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen «protokolün» düzenlenme tarihi itibariyle eski TTK'nın hükümlerine tabi olduğu, «limited şirketlerde pay devrinin» eski TTK hükümlerine göre «esas sermaye payının devri» ve devir borcu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılacağı ve tarafların imzalarının noterce onaylanması gerektiğinin düzenlendiği, bu «şekil şartı» yerine getirilmeksizin pay devri borcu ./.. doğuran sözleşmelerin «geçersiz» olacağı, taraflar arasındaki protokolün de ilerde pay devrine yönelik olan taraflar arasında imzalanmış borç doğurucu sözleşme olduğu, ancak pay devrini gerçekleştirici mahiyette şekil şartı olan noter onayının bulunmaması sebebiyle geçerli bir sözleşme olmadığı, bu sebeple davalıyı pay devri yönünden bağlayıcılığının olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin «inançlı işlem» olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, inançlı işlemle davalıya devredilen «limited şirket» hisselerinin iadesi ve davalının «ortaklıktan çıkarılması» istemine ilişkin olup, mahkemece, taraflar arasındaki «protokolün» ilerde «pay devrine» yönelik olan borç doğurucu sözleşme niteliğinde olduğu, ancak pay devrini gerçekleştirici mahiyette «şekil şartı» olan noter onayının bulunmaması sebebiyle geçerli bir sözleşme olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin «inançlı işlem» olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Ayrıca bu «protokol» aynı zamanda «delil sözleşmesi» niteliğinde olup, sözleşmede ismi belirtilen ve mahkemece dinlenen şahitler de davacının iddiaları doğrultusunda beyanda bulunmuşlardır.Bu durumda,mahkemece taraflar arasında düzenlenen 05.07.2010 tarihli protokolün «inançlı işlem» olduğu kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Davaya konu taraflar arasında düzenlenen 05.07.2010 tarihli «protokoldeki» devir «taahhüdü», «inançlı işlem» niteliğindedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4009 E. 2022/9317 K.
Ortak:inanç sözleşmesi · inançlı işlem · üçüncü kişi · taahhütname · dava sebebi · ibraz
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket hisselerinin senede bağlanmamış «çıplak pay» niteliğinde olduğu bu nedenle B.K’nın «alacağın temlikine» ilişkin hükümlerine göre, yazılı olarak yapılan bir devir «sözleşmesiyle devre» konu edilebileceği ancak «anonim şirketlerde» bu devrin şirkete karşı hüküm ifade edebilmesi için şirket «pay defterine» işlenmesi gerektiği, somut olayda, 09.10.2007 tarihli «taahhütnamede» bahsedilen devir işleminin şirket pay defterine kaydedilmediği hususu tarafların kabulünde olduğundan devrin şirkete karşı ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle asıl v …
HGK’nın 14.11.2019 gün, 2017/1-1254 Esas-2019/1197 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, «inanç sözleşmesi», inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir.
Bu sözleşme, taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki «sebebini» teşkil eder.
Benzer bu kararda… vrettiği, 4. maddesinde, istedikleri zaman hisse oranını geri alabileceği, bu konuda hisseyi devreden, hisseyi devralana hisseyi geri almaya yönelik iradesini noter «ihtarnamesi» ya da iade-i «taahhütlü» mektup ile bildirdiği andan itibaren on iş günü içinde hisseyi devralan hisseyi devreden %25'lik hissesini geri iade edeceği, aksi halde şirketin o günkü rayiç bedelinden %25 alma hakkına sahip olacağı yönünde düzenlemenin yer aldığı, akdedilen «adi yazılı sözleşmenin» hemen akabinde 02.04.2013 tarihinde noterde düzenlenen «hisse devir sözleşmesine» göre, davacının 3.000 adet payına karşılık olarak 300.000.-TL bedel karşılığında payını davalıya devrettiği, 300.000.-TL'yi davalıdan nakden ve tamamen aldığını beyan ettiği, «pay devrinin» adi yazılı sözleşme ile geçerlilik kazanmayacağı, kanun hükmü uyarınca noterce sözleşmenin onaylanması gerektiği, taraflarca sözleşmenin onaylatılmayıp düzenleme şeklinde yeniden sözleşme yapıldığı, yeni yapılan noterde düzenlenen senedin bir önceki adi yazılı senet geçerli bir sözleşmeyi ihtiva ediyor olsaydı bile, işbu noter senedi ile adi yazılı sözleşmenin «geçersiz» kılındığı, kimsenin kendi «muvazaasına» dayanamayacağı, davacının taraf olarak yer aldığı sözleşmenin muvazaalı olduğu yönündeki iddiasının dinlenemeyeceği, muvazaalı olduğuna yönelik davacının noter senedinin aksini ispat edecek şekilde daha güçlü bir başka yazılı belge «ibraz» edemediği, davalının sözleşmede belirtilen miktarı yatırdığı, paraların davacı tarafından çekildiğine dair ıslak imzalı dekontların bulunduğu, yazılı belgeler ile …
Bu durumda mahkemece, 6098 sayılı TBK’nın 19. maddesi uyarınca borçlunun, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan «üçüncü kişiye» karşı, bu işlemin «muvazaalı» olduğu savunmasında bulunamayacaksa da bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradelerinin esas alınacağı, yukarıda anılan Hukuk Genel Kurulu kararında da ifade edildiği gibi «inançlı işlemin», kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşme olduğu, bu yükümlülüğün yerine get …
HGK’nın 14.11.2019 gün, 2017/1-1254 Esas-2019/1197 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, «inanç sözleşmesi», inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:adi yazılı sözleşme · delillerin toplanmaması · pay devri · muvazaa · hisse devri · hisse devir sözleşmesi · bilirkişi incelemesi · limited şirket
Benzer bu kararda… vrettiği, 4. maddesinde, istedikleri zaman hisse oranını geri alabileceği, bu konuda hisseyi devreden, hisseyi devralana hisseyi geri almaya yönelik iradesini noter «ihtarnamesi» ya da iade-i «taahhütlü» mektup ile bildirdiği andan itibaren on iş günü içinde hisseyi devralan hisseyi devreden %25'lik hissesini geri iade edeceği, aksi halde şirketin o günkü rayiç bedelinden %25 alma hakkına sahip olacağı yönünde düzenlemenin yer aldığı, akdedilen «adi yazılı sözleşmenin» hemen akabinde 02.04.2013 tarihinde noterde düzenlenen «hisse devir sözleşmesine» göre, davacının 3.000 adet payına karşılık olarak 300.000.-TL bedel karşılığında payını davalıya devrettiği, 300.000.-TL'yi davalıdan nakden ve tamamen aldığını beyan ettiği, «pay devrinin» adi yazılı sözleşme ile geçerlilik kazanmayacağı, kanun hükmü uyarınca noterce sözleşmenin onaylanması gerektiği, taraflarca sözleşmenin onaylatılmayıp düzenleme şeklinde yeniden sözleşme yapıldığı, yeni yapılan noterde düzenlenen senedin bir önceki adi yazılı senet geçerli bir sözleşmeyi ihtiva ediyor olsaydı bile, işbu noter senedi ile adi yazılı sözleşmenin «geçersiz» kılındığı, kimsenin kendi «muvazaasına» dayanamayacağı, davacının taraf olarak yer aldığı sözleşmenin muvazaalı olduğu yönündeki iddiasının dinlenemeyeceği, muvazaalı olduğuna yönelik davacının noter senedinin aksini ispat edecek şekilde daha güçlü bir başka yazılı belge «ibraz» edemediği, davalının sözleşmede belirtilen miktarı yatırdığı, paraların davacı tarafından çekildiğine dair ıslak imzalı dekontların bulunduğu, yazılı belgeler ile …
Dairemizin 11.04.2019 tarih ve 2017/3187 Esas- 2019/2869 Karar sayılı ilamında hisse devir bedelinin ödenip ödenmediği ile ilgili olarak, tarafların tüm «delilleri toplandıktan» sonra banka kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak, davacının iddia ettiği gibi davalı hesabından davacı hesabına yapılan ödemelerin gerçek bir ödeme olup olmadığı, ödendiği belirtilen 203.000.-TL'nin …
Dava, inançlı işlemle davalıya devredildiği iddia olunan «limited şirket» hisselerinin iadesi, olmadığı takdirde hisse bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Tarafların da imzaladığı 01.04.2013 tarihli sözleşme, davalının banka hesabı hareketleri ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde tarafların gerçekte «hisse devri» amacıyla hareket etmediğinin, işlemlerin fiktif olduğunun kabulü gerekir.
-
İnançlı İşlem - Taşınır Devrinin İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/900 E. 2015/13882 K.
Ortak:inanç sözleşmesi · inançlı işlem · üçüncü kişi
İncelediğiniz karardaHGK’nın 14.11.2019 gün, 2017/1-1254 Esas-2019/1197 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, «inanç sözleşmesi», inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir.
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği «üçüncü kişiye») devretmeyi yüklenmektedir.
Mahkemece, davalı tarafından imzalandığı sabit olan söz konusu belgenin «alacağın temlikini» tazammun eden bir belge niteliğinde olduğu kabul edilerek ve bozmadan önceki gerekçe aynen tekrar edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmişse de, “Taahhütname” başlıklı belge «inançlı işlem» iradesi gösteren bir belge niteliğindedir.
Benzer bu kararda1- Dava, «inanç sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili istemine ilişkin olup, davacılar vekilinin «sebepsiz zenginleşmeye» dayalı bir talebi de bulunmamaktadır.
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği «üçüncü kişiye») devretmeyi yüklenmektedir.
Yazılı «delil başlangıcı» niteliğinde belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202. maddesi uyarınca «inanç sözleşmesi» “tanık” «dahil» her türlü delille ispat edilebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil başlangıcı · delil başlangıcı · yazılı delil · ticari faiz · sebepsiz zenginleşme · fatura · ıslah · taşıyan
Benzer bu karardaKısaca, inanç ilişkisinin varlığını kabul edebilmek için yazılı bir sözleşmenin, açıklanan nitelikte bir «yazılı delil» bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber, bunun vukuuna delalet edecek, karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını «taşıyan» belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde bir belgenin varlığı aranır.
… savunulmuşsa da, hangi sebeple halen kira bedellerinin alınmadığının ve taşıma işini yapanın davacı şirket olduğu halde, neden sanki davalı taraf taşıma yapmış gibi «fatura» düzenlenmiş olduğunun açıklanamadığı, dolayısıyla davalı taraftan ödenen bedellerin geri istenebileceği gerekçesiyle alacak davasının kabulüne, araçların davalı şirkete iade edilmesi koşulu ile 71.000 TL'nin dava tarihinden itibaren, bakiye 214.104,32 TL'nin 01.07.2013 «ıslah» tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak davacı şirkete, 29.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalı H..
Davacılar vekili tarafından sunulan ve mahkeme kararında davanın kabulü için dayanılan delillerin de «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde bir belge olmadığı açıktır.
Bu «yazılı delil», tarafların getirecekleri ve onların imzalarını «taşıyan» bir belge olmalıdır.
3 benzer karar daha
-
Gemi Satış İşleminin İptali ve Gemi Tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10956 E. 2015/2466 K.
Ortak:inanç sözleşmesi · inançlı işlem · üçüncü kişi
İncelediğiniz karardaHGK’nın 14.11.2019 gün, 2017/1-1254 Esas-2019/1197 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, «inanç sözleşmesi», inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir.
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği «üçüncü kişiye») devretmeyi yüklenmektedir.
Mahkemece, davalı tarafından imzalandığı sabit olan söz konusu belgenin «alacağın temlikini» tazammun eden bir belge niteliğinde olduğu kabul edilerek ve bozmadan önceki gerekçe aynen tekrar edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmişse de, “Taahhütname” başlıklı belge «inançlı işlem» iradesi gösteren bir belge niteliğindedir.
Benzer bu karardaDava, taraflar arasında varolduğu iddia olunan «inanç sözleşmesine» dayalı, davalı adına sicilde kayıtlı teknenin «kaydının» iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir.
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği «üçüncü kişiye») devretmeyi yüklenmektedir.
Açıklanan nitelikte bir «yazılı delil» bulunmasa da yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını «taşıyan» belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “«delil başlangıcı»” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202. maddesi uyarınca «inanç sözleşmesi» “tanık” «dahil» her türlü delille ispat edilebilir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:delil başlangıcı · yemin deliline dayanma · yemin delili · yazılı delil · yemin · ikrar · taşıyan · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaAçıklanan nitelikte bir «yazılı delil» bulunmasa da yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını «taşıyan» belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “«delil başlangıcı»” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202. maddesi uyarınca «inanç sözleşmesi» “tanık” «dahil» her türlü delille ispat edilebilir.
Yazılı delil veya “«delil başlangıcı»” yoksa «inanç sözleşmesinin» «ikrar» (HMK m.188) «yemin» (HMK m.225 vd) gibi «kesin» delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır.
Davacının «yemin deliline dayanması» halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.
Bu «yazılı delil», tarafların getirecekleri ve onların imzalarını «taşıyan» bir belge olmalıdır.
-
Alacak | Tapu iptali ve tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6508 E. 2023/2196 K.
Ortak:inanç sözleşmesi · inançlı işlem · pay defteri · üçüncü kişi · anonim şirket · dava sebebi · husumet · e-defter · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket hisselerinin senede bağlanmamış «çıplak pay» niteliğinde olduğu bu nedenle B.K’nın «alacağın temlikine» ilişkin hükümlerine göre, yazılı olarak yapılan bir devir «sözleşmesiyle devre» konu edilebileceği ancak «anonim şirketlerde» bu devrin şirkete karşı hüküm ifade edebilmesi için şirket «pay defterine» işlenmesi gerektiği, somut olayda, 09.10.2007 tarihli «taahhütnamede» bahsedilen devir işleminin şirket pay defterine kaydedilmediği hususu tarafların kabulünde olduğundan devrin şirkete karşı ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle asıl v …
Bu itibarla mahkemece, söz konusu belgenin davalının kabulünde ve «inançlı işlem» iradesini tazammun eden bir belge olarak değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «husumetin» davalı ...’ya da yöneltildiği gözden kaçırılarak yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
HGK’nın 14.11.2019 gün, 2017/1-1254 Esas-2019/1197 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, «inanç sözleşmesi», inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir.
Benzer bu karardaHisselerinin devrini uzun süre beklediklerini, davalıların müvekkillerine yapılacak «hisse devrini» inkar ettiklerini belirterek davalılar ..., ..., ... ve ...'in Mega Türk A.Ş.'de sahip oldukları toplam 2613 adet A tipi hisselerinin yargılama sonucunda belirlenecek adedinin davalı Mega Türk şirketinin kuruluş tarihi olan 24.08.2005 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere müvekkiller adına eşit olarak şirket «pay defterine» ve «ticaret siciline tesciline», mümkün olmadığı takdirde bu hisselere karşılık gelen «rayiç bedelin» tespiti ile şimdilik 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reaskont faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 10.000,00 TL kira bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile davalılardan müştereken ve müteselsiler tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı ...'ın isminin dosyaya yazılmasına rağmen hiç bir evrakta isminin geçmediğini, müvekkiline «husumet» yöneltilemeyeceğini, delil olarak sunulan evrakların «şekil şartlarına» uygun olmadığını, «anonim şirketlerin» kuruluş ve «pay devri» şartlarının kanunla belirlendiğini, şekil şartları gerçekleşmediğinden şirket ortaklığı ile ilgili iddianın reddi gerektiğini, dava dilekçesinin çelişkili olduğunu …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dayanak yapılan belgelerin şirket hisselerinin devri konusunda «inançlı işlem» niteliğinde olmadığı, dinlenen tanık beyanları ve sunulan diğer belgelerin de davacının iddiasını ispata yeter nitelikte bulunmadığı, şirket hisselerine karşılık ödemenin yapılmamış olması ve davanın da tapu iptal ve tescil talebine ilişkin olmaması dikkate alınarak ödemenin yapıldığı ve belgeleri imzalayan davalı ... yönünden açılan davanın reddi gerektiği, davalı ... dışındaki diğer davalıların ise davaya dayanak yapılan her iki belgede de herhangi bir imzası bulunmadığı, açılan davada anılan davalıların «pasif husumet ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar hakkında açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:terditli talep · katılma yoluyla istinaf · terditli dava · şekil şartı · rayiç bedel · pay devri · adi ortaklık · pasif husumet ehliyeti
Benzer bu kararda4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı ...'ın isminin dosyaya yazılmasına rağmen hiç bir evrakta isminin geçmediğini, müvekkiline «husumet» yöneltilemeyeceğini, delil olarak sunulan evrakların «şekil şartlarına» uygun olmadığını, «anonim şirketlerin» kuruluş ve «pay devri» şartlarının kanunla belirlendiğini, şekil şartları gerçekleşmediğinden şirket ortaklığı ile ilgili iddianın reddi gerektiğini, dava dilekçesinin çelişkili olduğunu …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece davalı ... ile davacılar arasında «inançlı işlem» bulunduğunun usulüne uygun delillerle ispatlanamadığı, her ne kadar davacının «terditli taleplerinin» diğer davalılara yönelik ise de ve bu suretle diğer davalılar yönünden «pasif husumet» bulunsa da, husumetten ret kararı davacı lehine olduğundan bu hususta değişikliğe gidilmediği, davalı ...'in istinaf sebeplerine gelince, davacılar tarafından işbu …
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olaya gelecek olursak, davacılar dava dilekçesine ek olarak sunduğu el yazısı ile yazılmış "Kentpark" , "Megatürk" ve "Arife Abla Borcumuz" başlıklı üç adet belgeye dayalı olarak davalı şirketlerde pay sahibi olduklarını iddia ederek, şirket hisselerinin tesciline «terditli» olarak ise bu hisselere karşılık gerelecek «rayiç bedelin» tespiti ve tahsilini ilave olarak ise kira bedelini talep etmişlerdir.
Hisselerinin devrini uzun süre beklediklerini, davalıların müvekkillerine yapılacak «hisse devrini» inkar ettiklerini belirterek davalılar ..., ..., ... ve ...'in Mega Türk A.Ş.'de sahip oldukları toplam 2613 adet A tipi hisselerinin yargılama sonucunda belirlenecek adedinin davalı Mega Türk şirketinin kuruluş tarihi olan 24.08.2005 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere müvekkiller adına eşit olarak şirket «pay defterine» ve «ticaret siciline tesciline», mümkün olmadığı takdirde bu hisselere karşılık gelen «rayiç bedelin» tespiti ile şimdilik 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reaskont faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 10.000,00 TL kira bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile davalılardan müştereken ve müteselsiler tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5294 E. 2013/7453 K.
Ortak:inanç sözleşmesi · inançlı işlem · ibraz
İncelediğiniz karardaHGK’nın 14.11.2019 gün, 2017/1-1254 Esas-2019/1197 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, «inanç sözleşmesi», inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya dönülecek olursa, davacı yan, zikredilen iddiasını ispat için, 09.10.2007 tarihli, “Taahhütname” başlıklı ve davalı ...’nın imzasını havi belgeyi dosyaya «ibraz» etmiştir.
Mahkemece, davalı tarafından imzalandığı sabit olan söz konusu belgenin «alacağın temlikini» tazammun eden bir belge niteliğinde olduğu kabul edilerek ve bozmadan önceki gerekçe aynen tekrar edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmişse de, “Taahhütname” başlıklı belge «inançlı işlem» iradesi gösteren bir belge niteliğindedir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, «inanç sözleşmesinin» yazılı belge veya «yazılı delil başlangıcı» olması durumunda tanık «dahil» her türlü delille ispatlanabileceği, dava konusu olayda anılan delillerin bulunmadığı, namı müstakar ilişkisinin davalı ile kurulmadığı, şirketin kuruluşunda ortaklarının ... ve ... ...'dan oluştuğu, davacının inanç sözleşmesi yaptığını iddia ettiği kişinin dava dışı ... olduğu, inanç sözleşmesi dışında tutulan ... ...'ın hisselerini davalıya devrettiği, inanç sözleşmesinin değerlendirilebilmesi için devrin inanç gösterilen ile gösteren arasında yapılması gerektiği, «yemin delilinin» somut olayda kullanılmasının yerinde olmadığı, davacının iddiasını ispatlar delil «ibraz» etmediği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı taraf «inanç sözleşmesine» ilişkin olarak «yazılı delil» veya «yazılı delil başlangıcı» «ibraz» etmediğine ve davacı taraf delil listesinde «yemin deliline» dayandığına göre, davacıya yemin hakkı hatırlatılıp neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle, yemin delilinin olayda uygulanmasını …
… ırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Ancak; dava «inanç sözleşmesinden» kaynaklanan hisselerin iptali ve davacı adına tescili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil başlangıcı · delil başlangıcı · yemin deliline dayanma · yemin delili · yazılı delil · yemin · ikrar · taşıyan
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, «inanç sözleşmesinin» yazılı belge veya «yazılı delil başlangıcı» olması durumunda tanık «dahil» her türlü delille ispatlanabileceği, dava konusu olayda anılan delillerin bulunmadığı, namı müstakar ilişkisinin davalı ile kurulmadığı, şirketin kuruluşunda ortaklarının ... ve ... ...'dan oluştuğu, davacının inanç sözleşmesi yaptığını iddia ettiği kişinin dava dışı ... olduğu, inanç sözleşmesi dışında tutulan ... ...'ın hisselerini davalıya devrettiği, inanç sözleşmesinin değerlendirilebilmesi için devrin inanç gösterilen ile gösteren arasında yapılması gerektiği, «yemin delilinin» somut olayda kullanılmasının yerinde olmadığı, davacının iddiasını ispatlar delil «ibraz» etmediği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı taraf «inanç sözleşmesine» ilişkin olarak «yazılı delil» veya «yazılı delil başlangıcı» «ibraz» etmediğine ve davacı taraf delil listesinde «yemin deliline» dayandığına göre, davacıya yemin hakkı hatırlatılıp neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle, yemin delilinin olayda uygulanmasını …
Yazılı delil veya «delil başlangıcı» yoksa «inanç sözleşmesi» «ikrar» (HMK 188. m.), «yemin» (HMK 225 ve devamı maddeleri) gibi «kesin» delillerle de ispat edilmesi mümkündür.
Davacının «yemin deliline dayanması» halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/4116 E. , 2020/2225 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESi(ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
Taraflar arasında görülen davada Sivas 3.Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 02/10/2018 tarih ve 2017/732-2018/878 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davalarda, davalı şirketin, kayıtlarda tüm hisseleri davalı ...’ya ait, tek ortaklı bir anonim şirket olarak göründüğünü ancak gerçekte şirketin bir aile şirketi olup, ortaklarının da her biri %20 oranında hissedar olan, ..., ..., ..., ... ve ... olduğunu, diğer ortakların şirkette bulunan hisselerini yönetim kolaylığı ve aktif olmayan ortakların emekli maaşlarını alabilmeleri açısından davalı ...'e devrettiklerini, bu hususun davalı ... tarafından imzasını havi 09/10/2007 tarihli taahhütnameyle ikrar edildiğini, ayrıca adı geçenin söz konusu belgeyle, diğer ortaklara ait olan hisseleri dilekleri anda iade etmeyi de taahhüt ettiğini, müvekkilinin, şirketin iş ve işlemlerini yürütmesinin ve şirket borçlarını kendi cebinden ödemesinin de belirtilen hususların ispatı niteliğinde olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirkette %20 oranında hissedar olduğunun tespiti ile pay defterine tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davaya konu taahhütnamenin beyaza imzanın suistimal edilmesi suretiyle düzenlendiğini, belgede yer alan şirket kaşesinin sahte olduğunu, davacının şirkete ait borçları ödemesinin şirketin ve yönetim kurulunun bilgisi dışında, şirketi ele geçirme planının bir parçası olarak yapılan işlemler olduğunu ve şirketin kurucusu ve tek ortağının ... olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket hisselerinin senede bağlanmamış çıplak pay niteliğinde olduğu bu nedenle B.K’nın alacağın temlikine ilişkin hükümlerine göre, yazılı olarak yapılan bir devir sözleşmesiyle devre konu edilebileceği ancak anonim şirketlerde bu devrin şirkete karşı hüküm ifade edebilmesi için şirket pay defterine işlenmesi gerektiği, somut olayda, 09.10.2007 tarihli taahhütnamede bahsedilen devir işleminin şirket pay defterine kaydedilmediği hususu tarafların kabulünde olduğundan devrin şirkete karşı ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Asıl ve birleşen davalar, davacıya ait olduğu ancak taraflar arasındaki anlaşmaya dayalı olarak davalı ...’nın uhdesinde bulunduğu iddia edilen bir kısım davalı şirket hissesinin davacı adına kayıt ve tescili istemine ilişkindir.
HGK’nın 14.11.2019 gün, 2017/1-1254 Esas-2019/1197 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, inanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. Bu sözleşme, taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder. İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir.
İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır. İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya dönülecek olursa, davacı yan, zikredilen iddiasını ispat için, 09.10.2007 tarihli, “Taahhütname” başlıklı ve davalı ...’nın imzasını havi belgeyi dosyaya ibraz etmiştir. Söz konusu belgede, davalı ...’nın, şirket hisselerinin çoğunluğu kendi adına olsa da şirketin aslında davacının ve kendisinin de aralarında olduğu 5 kişiye ait olduğunu beyan ettiği ve hisseleri istedikleri an sahiplerine iade etmeyi taahhüt ettiği görülmektedir. Mahkemece, davalı tarafından imzalandığı sabit olan söz konusu belgenin alacağın temlikini tazammun eden bir belge niteliğinde olduğu kabul edilerek ve bozmadan önceki gerekçe aynen tekrar edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmişse de, “Taahhütname” başlıklı belge inançlı işlem iradesi gösteren bir belge niteliğindedir.
Ayrıca temyiz edenin sıfatı ve ileri sürdüğü temyiz sebepleri de gözetildiğinde belgenin davalının da kabulünde bir belge olarak değerlendirmesi gerekir. Bu itibarla mahkemece, söz konusu belgenin davalının kabulünde ve inançlı işlem iradesini tazammun eden bir belge olarak değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken husumetin davalı ...’ya da yöneltildiği gözden kaçırılarak yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 02/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587673500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz