Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1421 E. 2023/4873 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iş sırrı↗ üretim sırları↗ müşteri çevresi↗ denetime elverişli bilirkişi raporu↗ rekabet yasağı sözleşmesi↗ tanık beyanı↗ rekabet yasağı↗ tanıma↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ cezai şart↗ denetime elverişlilik↗ oy yasağı↗ kötü niyet↗ esastan ret↗ yetki↗ geçersizlik↗ taahhütname↗ yasal faiz↗ eksik inceleme↗ haksız rekabet↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2015/826 E., 2018/703 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili şirkette 02.08.2010 tarihli iş sözleşmesi ile "film hattı elemanı" olarak çalıştığını, şirkette en son orta düzey yönetici konumunda olduğunu, iş ilişkisinin emeklilik için yaş dışında diğer şartların tamamlanması nedeniyle sona erdiğini, müvekkili şirkette işe başladığı tarih olan 02.08.2010 tarihinde rekabet yasağı sözleşmesi de imzaladığını, işbu sözleşmede davalının her ne sebeple olursa olsun işten ayrılmasından itibaren 3 yıl süre ile ambalaj sektörüyle sınırlı olmak üzere müvekkili şirketin iştigal ettiği iş dalında kendi namına iş kurmamayı, rakip bir firmada çalışmamayı, rakip firmalarda ortak olmamayı kabul ve taahhüt ettiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 444 üncü ve devamı maddelerine dayalı olarak yapılan bu sözleşmeye rağmen davalının, müvekkili şirket gibi ambalaj sektöründe iştigal eden davadışı Fitpak Ambalaj ve Kimya San Tic. A.Ş şirketinde çalışmaya başladığını, rekabet yasağı sözleşmesinde 30.000,00 USD cezai şart kararlaştırılmış olduğunu ileri sürerek 30.000,00 USD alacağın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı şirkette çalıştığı dönemde düz işçi statüsünde hizmet veren bir işçi olduğunu, davacı yanca iddia edildiği gibi orta düzey yönetici vasfına haiz olmadığını, bu durumun tanıkların dinlenmesiyle ortaya çıkacağını, davacı şirket ile müvekkili arasındaki iş akdinin emeklilikte yaş hariç diğer şartların tamamlanması nedeniyle sona erdiğini, iş akdiyle aynı tarihli rekabet yasağı sözleşmesinin müvekkiline işverenin baskısı ile imzalatıldığını, söz konusu sözleşmede yer alan 30.000,00 USD cezai şartın fahiş bir rakam olup kimsenin isteyerek imzalayacağı bir sözleşme olmadığının açık olduğunu, hür irade ile imzalanmadığından geçersiz olduğunu, sözleşmenin dördüncü maddesinde belirtilen sınırlamaların da hukuka uygun olmadığını, tüm ambalaj sektörünü kapsayan bu yasağın geçersiz olduğunu, davacının ticari bir sırra vakıf olacak bir konumda olmadığını, müşteri çevresi ile de kişisel ilişki kurmasının mümkün bulunmadığını, müvekkilinin sahip olduğu bilgilerin bu sektörde çalışan herkesin bildiği genel bilgiler olduğunu, iş tecrübesi ile haksız rekabetin farklı olduğunu, müvekkilinin davacıya önemli bir zarar vermesi iddiasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının bulunduğu iş pozisyonu nedeniyle davacının üretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında ayrıntılı bilgi edinme olanağının bulunmadığı, çalıştığı operatör yardımcılığı pozisyonundan dolayı hangi bilgi ve belgeleri kullanarak davacı işvereni zarara uğratacağı hususunun davacı tarafından ispatlanamadığı, aldırılan her üç bilirkişi raporunun birbirini teyit ettiği ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece davalı ile akdedilen rekabet yasağı sözleşmesi dikkate alınmadan karar verildiğini, bilirkişilerin de belirlediği üzere bu sözleşmenin geçerli bir sözleşme olduğunu, iş akdini emeklilik nedeniyle sona erdiren davalının, müvekkili şirketteki işinden ayrıldıktan sonra rakip firmada çalışmaya başladığını, sırf bu durumun dahi rekabet yasağına aykırılık teşkil etmekte ve davacının kötü niyetini ortaya koymakta olduğunu, davalının yaptığı görev gereği müvekkili şirketle ilgili teknik bilgi ve müşteri verilerine ulaşabilecek bir düzeyde olduğunu, davalının, müvekkili şirketin iş ve imalat sırlarını öğrenmesi mümkün olan ve bu hususta üretim konusundaki işlemlerin yürütülmesi bakımından yetki sahibi olan bir personel olduğunu, bu konuda itirazlarının Mahkemece dikkate alınmadığını, eksik inceleme yapıldığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı arasındaki yazılı iş akdinde davalının görev tanımının " film hattı elemanı " olarak belirtildiği, davacı tarafından müşteri çevresine, üretim sırlarına ya da davacı işverenin yaptığı işlere dair davalının bilgi edinme imkanı olduğuna dair somut delil sunulmamış olduğu gibi, bu bilgilerin kullanılması halinde davacının önemli bir zararına sebep olunabileceğine dair de bir delil sunulmadığı, aksine, duruşmada dinlenen tanıkların bir kısmının davalının düz işçi konumunda olduğunu ve davacı şirkete dair sırlara ya da müşteri çevresine ilişkin bilgileri edinebilecek bir konumda olmadığını, genel olarak iş kapsamının hammadde kolilerini açmak, çıkan paketleri bağlamak, temizlik işleri ve film üretim makinesini kullanan operatöre yardım etmek şeklinde olduğunu beyan ettiği, diğer tanıkların ise davalının özel bilgilere ulaşabilecek konumda olduğunu, ancak somut olarak bu özel bilgileri bir yerde kullandığına dair bir bilgileri olmadığını beyan ettiği, mahkemece alınan 3 ayrı bilirkişi raporunda da davalının iş yerindeki görev tanımına ve kapsamına göre, davalının iş sırlarına ulaşabilecek konumda olmadığı ve rekabet yasağı sözleşmesi uyarınca davacının davalıdan tazminat istemesinin mümkün bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği, bu doğrultuda hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporlarına, tanık beyanlarına, taraflar arasındaki sözleşme ve belgeler ile tüm dosya kapsamına göre, mahkemece davacının davalının ticari sırlarına vakıf olduğuna dair ve davacının ne tür bir zararına sebep olabileceğine dair iddiaların kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddinde usul ve esas bakımından bir isabetsizlik görülmemiş, davacı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddi gerektiği (Aynı yönde bknz. Yargıtay 11. HD 2017/1852 E.- 2018/7389 K) gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının imzaladığı rekabet sözleşmesi hükümlerine aykırı davrandığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 348, 349, 350, 352 nci maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2023 E. 2021/2136 K.
Ortak:üretim sırları · müşteri çevresi · rekabet yasağı · tanıma · cezai şart · oy yasağı · geçersizlik · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… ya çıkacağını, davacı şirket ile müvekkili arasındaki iş akdinin emeklilikte yaş hariç diğer şartların tamamlanması nedeniyle sona erdiğini, iş akdiyle aynı tarihli «rekabet yasağı sözleşmesinin» müvekkiline işverenin baskısı ile imzalatıldığını, söz konusu sözleşmede yer alan 30.000,00 USD «cezai şartın» fahiş bir rakam olup kimsenin isteyerek imzalayacağı bir sözleşme olmadığının açık olduğunu, hür irade ile imzalanmadığından «geçersiz» olduğunu, sözleşmenin dördüncü maddesinde belirtilen sınırlamaların da hukuka uygun olmadığını, tüm ambalaj sektörünü kapsayan bu yasağın geçersiz olduğunu, davacının ticari bir «sırra» vakıf olacak bir konumda olmadığını, «müşteri çevresi» ile de kişisel ilişki kurmasının mümkün bulunmadığını, müvekkilinin sahip olduğu bilgilerin bu sektörde çalışan herkesin bildiği genel bilgiler olduğunu, iş tecrübesi ile «haksız rekabetin» farklı olduğunu, müvekkilinin davacıya önemli bir zarar vermesi iddiasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı arasındaki yazılı iş akdinde davalının görev «tanımının» " film hattı elemanı " olarak belirtildiği, davacı tarafından müşteri çevresine, «üretim sırlarına» ya da davacı işverenin yaptığı işlere dair davalının bilgi edinme imkanı olduğuna dair somut delil sunulmamış olduğu gibi, bu bilgilerin kullanılması halinde davacının önemli bir zararına sebep olunabileceğine dair de bir delil sunulmadığı, aksine, duruşmada dinlenen tanıkların bir kısmının davalının düz işçi konumunda olduğunu ve davacı şirkete dair sırlara ya da müşteri çevresine ilişkin bilgileri edinebilecek bir konumda olmadığını, genel olarak iş kapsamının hammadde kolilerini açmak, çıkan paketleri bağlamak, temizlik işleri ve film üretim makinesini kullanan operatöre yardım etmek şeklinde olduğunu beyan ettiği, diğer tanıkların ise davalının özel bilgilere ulaşabilecek konumda olduğunu, ancak somut olarak bu özel bilgileri bir yerde kullandığına dair bir bilgileri olmadığını beyan ettiği, mahkemece alınan 3 ayrı bilirkişi raporunda da davalının iş yerindeki görev tanımına ve kapsamına göre, davalının iş sırlarına ulaşabilecek konumda olmadığı ve «rekabet yasağı sözleşmesi» uyarınca davacının davalıdan tazminat istemesinin mümkün bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği, bu doğrultuda hüküm kurmaya ve «denetime elverişli bilirkişi raporlarına», «tanık beyanlarına», taraflar arasındaki sözleşme ve belgeler ile tüm dosya kapsamına göre, mahkemece davacının davalının ticari sırlarına vakıf olduğuna dair ve davacının ne tür bir …
A.Ş şirketinde çalışmaya başladığını, «rekabet yasağı sözleşmesinde» 30.000,00 USD «cezai şart» kararlaştırılmış olduğunu ileri sürerek 30.000,00 USD alacağın «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin «rekabet yasağına» ilişkin 9. maddesinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan «çalışma hürriyeti» ilkesine aykırı olması ve tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle «geçersiz» olduğu, bu nedenle «geçersiz sözleşmeyle» öngörülen «cezai şartın» talep edilemeyeceği, davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşmenin tarafı olmadığı, bu nedenle davalı şirkete «husumet» yöneltilmeyeceği gerekçesiyle, davalı şirket hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» diğer davalı hakkındaki davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK’nın 444/2. maddesi hükmüne göre, «rekabet yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.
Bu itibarla, mahkemece, öncelikle davalının çalıştığı dönemlere ilişkin görev «tanımı» ve organizasyon şemasının dosyaya kazandırılması ve bu suretle dijital pazarlama uzmanı pozisyonunda çalışan bir kimsenin şirket bünyesinde hangi işleri yaptığının belirlenmesi, akabinde ise gerekirse «bilirkişi incelemesi» de yaptırılarak hizmet ilişkisinin işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlayıp sağlamadığının tespit edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:çalışma hürriyeti · geçersiz sözleşme · pasif husumet yokluğu · hizmet sözleşmesi · pasif husumet · husumet yokluğu · bilirkişi incelemesi · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin «rekabet yasağına» ilişkin 9. maddesinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan «çalışma hürriyeti» ilkesine aykırı olması ve tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle «geçersiz» olduğu, bu nedenle «geçersiz sözleşmeyle» öngörülen «cezai şartın» talep edilemeyeceği, davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşmenin tarafı olmadığı, bu nedenle davalı şirkete «husumet» yöneltilmeyeceği gerekçesiyle, davalı şirket hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» diğer davalı hakkındaki davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalı şirket hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» bahisle reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak davalı işçinin davacı şirkette çalıştığı pozisyonun iş sırlarını, müşteri çevresini ve yapılan işleri öğrenmeye müsait olduğu, taraf şirketlerin aynı alanda faaliyet gösterdiği ve davalı işçinin davalı şirkette çalıştığı pozisyonun da önceki işiyle benzer olduğu, «rekabet yasağı» «kaydının» geçerli olabilmesi için somut bir zarar oluşmasına gerek olmayıp, zarar oluşması ihtimalinin dahi yeterli olduğu, yukarıda belirtilen hususlar gözetildiğinde zarar …
2-) Dava, davalı işçinin «hizmet sözleşmesindeki» «rekabet yasağı» «kaydına» aykırı davrandığı iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
6098 sayılı TBK’nın 444/2. maddesi hükmüne göre, «rekabet yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7731 E. 2023/2780 K.
Ortak:iş sırrı · müşteri çevresi · rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · tanıma · cezai şart · oy yasağı · kötü niyet
İncelediğiniz kararda… ya çıkacağını, davacı şirket ile müvekkili arasındaki iş akdinin emeklilikte yaş hariç diğer şartların tamamlanması nedeniyle sona erdiğini, iş akdiyle aynı tarihli «rekabet yasağı sözleşmesinin» müvekkiline işverenin baskısı ile imzalatıldığını, söz konusu sözleşmede yer alan 30.000,00 USD «cezai şartın» fahiş bir rakam olup kimsenin isteyerek imzalayacağı bir sözleşme olmadığının açık olduğunu, hür irade ile imzalanmadığından «geçersiz» olduğunu, sözleşmenin dördüncü maddesinde belirtilen sınırlamaların da hukuka uygun olmadığını, tüm ambalaj sektörünü kapsayan bu yasağın geçersiz olduğunu, davacının ticari bir «sırra» vakıf olacak bir konumda olmadığını, «müşteri çevresi» ile de kişisel ilişki kurmasının mümkün bulunmadığını, müvekkilinin sahip olduğu bilgilerin bu sektörde çalışan herkesin bildiği genel bilgiler olduğunu, iş tecrübesi ile «haksız rekabetin» farklı olduğunu, müvekkilinin davacıya önemli bir zarar vermesi iddiasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
A.Ş şirketinde çalışmaya başladığını, «rekabet yasağı sözleşmesinde» 30.000,00 USD «cezai şart» kararlaştırılmış olduğunu ileri sürerek 30.000,00 USD alacağın «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece davalı ile akdedilen «rekabet yasağı sözleşmesi» dikkate alınmadan karar verildiğini, bilirkişilerin de belirlediği üzere bu sözleşmenin geçerli bir sözleşme olduğunu, iş akdini emeklilik nedeniyle sona erdiren davalının, müvekkili şirketteki işinden ayrıldıktan sonra rakip firmada çalışmaya başladığını, sırf bu durumun dahi rekabet yasağına aykırılık teşkil etmekte ve davacının «kötü niyetini» ortaya koymakta olduğunu, davalının yaptığı görev gereği müvekkili şirketle ilgili teknik bilgi ve müşteri verilerine ulaşabilecek bir düzeyde olduğunu, davalının, müvekkili şirketin iş ve imalat sırlarını öğrenmesi mümkün olan ve bu hususta üretim konusundaki işlemlerin yürütülmesi bakımından «yetki» sahibi olan bir personel olduğunu, bu konuda itirazlarının Mahkemece dikkate alınmadığını, «eksik inceleme» yapıldığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… davacının, işçinin orta düzey yönetici olduğunu iddia ettiği, ancak, işçinin şirkette idari, mali, teknolojik nitelikte ve ayrıca müşteri ve pazar alanında şirketin «son» derece önemli ve gizli bir çok bilgiye sahip olacak görevinin olmasını gerektiren orta düzey bir vasfı veya iş «tanımı» belirtir bir bilgi veya yazılı bir belgeye rastlanılmadığı, SGK İl Müdürlüğü'nün cevabi yazısına göre davacı şirket ve dava dışı Fitpak Ambalaj şirketinin iş kolunun farklı olduğu, davalı işcinin iş «sırrı» niteliği «taşıyabilecek» olgulara nüfus ettiği, toplanan kanıtlar ışığında ortaya konulamadığı, benzer yapılan işlerin «rekabet yasağı» ile korunacak iş sırlarından olmadığı, belirlenen kapsamdaki bilgilerle işvereni zarara uğratma olasılığının bulunmadığı ve kanıt yükümlülüğü altındaki iş veren tarafından önemli bir zarara uğrama olasılığını somutlaştırılıp ortaya konulmadığı, taraflar arasında yapılan «rekabet yasağı sözleşmesinin» 3 yıl süre ile düzenlendiği, ancak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 445 inci maddesi gereğince rekabet yasağı sözleşmelerinin 2 yılı aşamayacağının belirtildiği, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin rekabet yasağı şartının «geçersiz» olduğu, ayrıca yer sınırlandırılmasında da Ege, Marmara ve Güneydoğu bölgeleri bakımından bir sınırlama bulunmadığı, yer bakımından da getirilen bu rekabet yasağının Türkiye' nin belli başlı sanayi şehirlerini kapsaması nedeniyle davalı işcinin iktisadi geleceğinin «hakkaniyete» aykırı şekilde güçleştirdiği, ayrıca rekabet yasağı sözleşmesindeki yer alan 30.000,00 USD «cezai şartın» işcinin aldığı maaş, ekonomik durum gözönünde bulundurularak hakkaniyet çerçevesinde değerlendirildiğinde yüksek olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş …
… ının müvekkili firmada 03.07.2008 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile kalite ve sistem sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, davalının müvekkili şirkette en «son» orta düzeyde yönetici konumunda bakım «görevlisi» olarak çalıştığını, 31.08.2014 tarihinde sigortalı işten ayrılış bildirgesinden de anlaşılacağı üzere iş ilişkisinin emeklilik için yaş dışında diğer şartların tamamlanması nedeniyle sona erdiğini, davalının müvekkili şirkette işe başladığı tarih olan 03.07.2008 tarihinde «rekabet yasağı sözleşmesi» imzaladığını, bu sözleşmede davalının her ne sebeple olursa olsun işten ayrılmasından itibaren 3 yıl süre ile ambalaj sektörüyle sınırlı olmak üzere müvekkili şirketin iştigal ettiği iş dalında kendi namına iş kurmamayı, rakip bir firmada çalışmamayı, rakip firmalarda ortak olmamayı kabul ve «taahhüt» ettiğini, ancak davalının işten ayrıldıktan sonra davacı şirket gibi ambalaj sektöründe bulunan rakip Fitpak Ambalaj A.Ş.'de çalışmaya başladığını, müvekkil şirkette en son orta düzey bakım görevlisi olarak çalışan davalının müvekkilinin «müşteri çevresi» hakkında bilgi edinme olanağına sahip olması ve müşterilerle kişisel ilişki içinde bulunmasının, müşterilerin özelliklerini, istek ve ihtiyaçlarını bilebilecek ve bu bilgileri kendi adına ekonomik bir değer olarak kullanabilecek konumda olmasını gerektirdiği, ayrıca davalının, imalat ve iş sırlarını öğrenme hallerine de vakıf olduğunu, davalının sözleşmedeki taahhüdüne aykırı davranması nedeniyle müvekkilinin «cezai şart» alacağının oluştuğunu ileri sürerek, 30.000,00 USD alacağın yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali» nedeniyle açılan «cezai şartın» tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemelerinin «görevli» olduğunu, rekabet yasağına ilişkin olan şartın ancak işçinin müşterileri tanımasından veya iş sırlarını öğrenmesinden yararlanarak, işverene hissolunacak derecede bir zarar verebilecek ise geçerli olduğunu, davacı şirketin müvekkilinin işe olan ihtiyacından faydalanarak düzenlenen tek taraflı matbu şekilde olan sözleşmeye dayanarak dava açtığını, rekabet yasağının işçinin ekonomik hayatını geliştirme özgürlüğünü sınırlandırdığını, işçinin rekabet hakkını ancak kendi iradesiyle sınırlandırabileceğini, müvekkilinin iş sözleşmesi ile birlikte rekabet sözleşmesini de imzaladığının farkında bile olmadığını, işverenin müvekkilini bu konuda bilgilendirmediğini ve uyarmadığını, bu durumda müvekkilinin rekabet yasağını kabul ettiğinin söylenemeyeceğini, müvekkilinin işyerlerinde çalıştığı pozisyonun davacının iddiasının aksine işyeri ticari sırlarını öğrenebileceği bir yerde olmadığını, müvekkilinin yıllarca fabrikalarda bakım işçisi olarak çalıştığını, davanın «kötüniyetli» olarak açıldığını, sözleşmede yer bakımından yapılan sınırlamanın sanayileşmenin en yoğun olduğu bölgeler olan Ege, Marmara ve Güneydoğu bölgeleri olarak belirlendiğini, söz konusu sınırlandırmanın yıllarca bakım işçisi olarak çalışan müvekkilinin iktisadi geleceği bakımından «olumsuz» etkileyecek nitelikte olduğunu, sözleşme matbu olarak düzenlendiğinden, sözleşmede belirlenen cezai şartın her konumdaki işçi için aynı ve fahiş olduğunu, rekabet sözleşmesinin kanunun «emredici» hükümlerine aykırı düzenlendiğini, işçinin özgür iradesi ile düzenlenmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari sır · sözleşmenin ihlali · emredici hüküm · şirket zararı · hakkaniyet · hizmet sözleşmesi · olumsuz oy · kötüniyet
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali» nedeniyle açılan «cezai şartın» tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemelerinin «görevli» olduğunu, rekabet yasağına ilişkin olan şartın ancak işçinin müşterileri tanımasından veya iş sırlarını öğrenmesinden yararlanarak, işverene hissolunacak derecede bir zarar verebilecek ise geçerli olduğunu, davacı şirketin müvekkilinin işe olan ihtiyacından faydalanarak düzenlenen tek taraflı matbu şekilde olan sözleşmeye dayanarak dava açtığını, rekabet yasağının işçinin ekonomik hayatını geliştirme özgürlüğünü sınırlandırdığını, işçinin rekabet hakkını ancak kendi iradesiyle sınırlandırabileceğini, müvekkilinin iş sözleşmesi ile birlikte rekabet sözleşmesini de imzaladığının farkında bile olmadığını, işverenin müvekkilini bu konuda bilgilendirmediğini ve uyarmadığını, bu durumda müvekkilinin rekabet yasağını kabul ettiğinin söylenemeyeceğini, müvekkilinin işyerlerinde çalıştığı pozisyonun davacının iddiasının aksine işyeri ticari sırlarını öğrenebileceği bir yerde olmadığını, müvekkilinin yıllarca fabrikalarda bakım işçisi olarak çalıştığını, davanın «kötüniyetli» olarak açıldığını, sözleşmede yer bakımından yapılan sınırlamanın sanayileşmenin en yoğun olduğu bölgeler olan Ege, Marmara ve Güneydoğu bölgeleri olarak belirlendiğini, söz konusu sınırlandırmanın yıllarca bakım işçisi olarak çalışan müvekkilinin iktisadi geleceği bakımından «olumsuz» etkileyecek nitelikte olduğunu, sözleşme matbu olarak düzenlendiğinden, sözleşmede belirlenen cezai şartın her konumdaki işçi için aynı ve fahiş olduğunu, rekabet sözleşmesinin kanunun «emredici» hükümlerine aykırı düzenlendiğini, işçinin özgür iradesi ile düzenlenmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… iyle sona erdiren davalının, müvekkil şirketteki işinden ayrıldıktan sonra rakip firmalardan olan Fitpak Ambalaj firmasında çalışmaya başlamış olup, bu durumun dahi «rekabet yasağına» aykırılık teşkil ettiğini ve davalının «kötü niyetini» ortaya koyduğunu, her iki şirketin de ambalaj işi ile iştigal ettiğini ve «müşteri çevrelerinin» de birebir aynı olduğunu, iş kolu kodunun farklı olması rekabet yasağı çerçevesinde bir kıstas olarak kabul edilmediğini, iş akdini emeklilik nedeniyle sona erdiren davalının, müvekkil şirketteki işinden ayrıldıktan sonra rakip firmalardan olan ve müvekkil şirket ile aynı organize sanayi bölgesinde yer alan Egem Ambalaj firmasında çalışmaya başlamış olduğunu, sırf bu durumun dahi rekabet yasağına aykırılık teşkil ettiğini ve davalının kötü niyetini ortaya koyduğunu, davalının yaptığı görev gereği şirketle ilgili teknik bilgi ve müşteri verilerine ulaşabilecek bir düzeyde çalıştığını, davalının baskı operatörü olarak baskı iş ve işlemleri sırasında kullanılan işin tüm teknik sırlarına vakıf olduğunu, müvekkil «şirketin zarar» uğramasına neden olduğunu, ihtimalin varlığının da rekabet yasağına aykırılık teşkil edeceğini, çelişkilerin giderilmesi amacıyla bilirkişiden rapor alınmasını talepleri hakkında mahkemece olumlu ya da «olumsuz» bir değerlendirilme yapılmadan «eksik inceleme» ile karar verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece «rekabet yasağı» hükmünün «geçersiz» olduğu sonucuna varıldığı, ancak hâkimin, işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlanmaları içeremeceği gerekçesiyle doğrudan ve ikinci bir değerlendirme yapmadan rekabet yasağı hükümlerinin geçersiz olduğuna karar veremeyeceği, bu maddedeki şartlar dahilinde değerlendirme yaparak sözleşme hükümlerini sınırlayabilme «yetkisini» kullanıp kullanmayacağını tartışılarak neticesine göre karar verilmesi gerektiği, «rekabet yasağı sözleşmesinin» geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli «müşteri çevresi» veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığının yeterli olduğu, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunmasının yeterli olduğu, her ne kadar ilk derece mahkemesince 6098 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olarak yapılan değerlendirmeyle sözleşmenin geçersizliğinin de davanın reddine gerekçe gösterilmesi hatalı ise de, hatalı olan bu hususun sonuca etkili olmadığı, davalının bakım elamanı olarak çalışması, davacı şirketin müşterileriyle ilgili bir görev ve sorumluluğunun bulunmaması ve yaptığı işin niteliği birlikte değerlendirildiğinde, davalının, davacı şirketin sırlarını bilebilecek konumda olmadığı, zarara uğratma ihtimalinin bulunmadığı, bu durumda, davacı tarafça, davalının davacı şirkette «ticari sır» niteliğindeki hangi bilgileri edindiği, ne şekilde kullandığı veya kullanabileceği, davacı şirketin bu yolla ne tür bir zarara uğradığı veya uğratabileceğinin somu …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 03.07.2008 başlangıç tarihli belirsiz süreli «hizmet sözleşmesi» yapıldığı, ayrıca 03.07.2008 tarihinde «rekabet yasağı sözleşmesi» imzalandığı, davalının davacı iş yerinden ayrılarak dava dışı Fitpak Ambalaj ve Kimya San. ve Tic.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6410 E. 2022/697 K.
Ortak:müşteri çevresi · rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · yasal faiz · istinaf yoluna başvurulabilirlik
İncelediğiniz karardaA.Ş şirketinde çalışmaya başladığını, «rekabet yasağı sözleşmesinde» 30.000,00 USD «cezai şart» kararlaştırılmış olduğunu ileri sürerek 30.000,00 USD alacağın «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… ya çıkacağını, davacı şirket ile müvekkili arasındaki iş akdinin emeklilikte yaş hariç diğer şartların tamamlanması nedeniyle sona erdiğini, iş akdiyle aynı tarihli «rekabet yasağı sözleşmesinin» müvekkiline işverenin baskısı ile imzalatıldığını, söz konusu sözleşmede yer alan 30.000,00 USD «cezai şartın» fahiş bir rakam olup kimsenin isteyerek imzalayacağı bir sözleşme olmadığının açık olduğunu, hür irade ile imzalanmadığından «geçersiz» olduğunu, sözleşmenin dördüncü maddesinde belirtilen sınırlamaların da hukuka uygun olmadığını, tüm ambalaj sektörünü kapsayan bu yasağın geçersiz olduğunu, davacının ticari bir «sırra» vakıf olacak bir konumda olmadığını, «müşteri çevresi» ile de kişisel ilişki kurmasının mümkün bulunmadığını, müvekkilinin sahip olduğu bilgilerin bu sektörde çalışan herkesin bildiği genel bilgiler olduğunu, iş tecrübesi ile «haksız rekabetin» farklı olduğunu, müvekkilinin davacıya önemli bir zarar vermesi iddiasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili şirkette 02.08.2010 tarihli iş sözleşmesi ile "film hattı elemanı" olarak çalıştığını, şirkette en «son» orta düzey yönetici konumunda olduğunu, iş ilişkisinin emeklilik için yaş dışında diğer şartların tamamlanması nedeniyle sona erdiğini, müvekkili şirkette işe başladığı tarih olan 02.08.2010 tarihinde «rekabet yasağı sözleşmesi» de imzaladığını, işbu sözleşmede davalının her ne sebeple olursa olsun işten ayrılmasından itibaren 3 yıl süre ile ambalaj sektörüyle sınırlı olmak üzere müvekkili şirketin iştigal ettiği iş dalında kendi namına iş kurmamayı, rakip bir firmada çalışmamayı, rakip firmalarda ortak olmamayı kabul ve «taahhüt» ettiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 444 üncü ve devamı maddelerine dayalı olarak yapılan bu sözleşmeye rağmen davalının, müvekkili şi …
Benzer bu kararda… pmış olduğu iş ve bulunduğu pozisyonun bu sırların kullanılmasına uygun olduğu, davacının somut bir zarara uğramış olması gerekmediği gibi davalının da somut olarak «ticari sır» niteliğindeki bilgilere sahip olması ve bu bilgileri davacı aleyhine kullanmasının da gerekmediği, davalı işçinin bu bilgilere ulaşabilme ve davacı işverene zarar verebilme ihtimal ve riskinin mevcut olmasının yeterli olduğu, sözleşmedeki «rekabet yasağına» aykırı davranıldığı ve «cezai şartın» istenebileceği, ancak sözleşmede kararlaştırılan 200.000 USD fahiş olup işçinin mahvına sebep olacak düzeyde olduğu, «hakkaniyet» ilkesi gözetilerek indirim yapılmasının zorunlu olduğu, bu nedenle cezanın 25.000,00 TL'ye indirilmesinin hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, 25.000.- TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
3- Dava, «rekabet yasağı sözleşmesine» dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
4- Taraflar arasında düzenlenen «rekabet yasağı sözleşmesinin» 6/17 maddesinde, davalı işgörenin rekabet yasağını ihlali halinde 200.000 USD «cezai şart» öngörülmüş olup dava, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması «kaydı» ile 25.000,00 TL’nin tahsili istemi ile açılmış, yerel mahkemece sözleşmede kararlaştırılan 200.000 USD’nin davalının mahvına sebebiyet vereceği, «hakkaniyet» ilkesi gereği indirim yapılmasının zorunlu olduğu, cezanın 25.000,00 TL’ye indirilmesinin uygun olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:coğrafi sınırlama · ticari sır · hizmet akdi · fiil ehliyeti · kanun yolu · hakkaniyet · hizmet sözleşmesi · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre,davanın «rekabet yasağı» ihlalinden kaynaklanan «cezai şart» talebine ilişkin olduğu, «hizmet akdinin» rekabet yasağına ilişkin 6.17'nci maddesinde «coğrafi sınırlama» getirilmediği ayrıca yasada belirtilen iki yıllık süre aşılarak 3 yıl için rekabet yasağının öngörüldüğü, sözleşmedeki hükmün bu şekli ile kanuna aykırı olduğu, hü …
… pmış olduğu iş ve bulunduğu pozisyonun bu sırların kullanılmasına uygun olduğu, davacının somut bir zarara uğramış olması gerekmediği gibi davalının da somut olarak «ticari sır» niteliğindeki bilgilere sahip olması ve bu bilgileri davacı aleyhine kullanmasının da gerekmediği, davalı işçinin bu bilgilere ulaşabilme ve davacı işverene zarar verebilme ihtimal ve riskinin mevcut olmasının yeterli olduğu, sözleşmedeki «rekabet yasağına» aykırı davranıldığı ve «cezai şartın» istenebileceği, ancak sözleşmede kararlaştırılan 200.000 USD fahiş olup işçinin mahvına sebep olacak düzeyde olduğu, «hakkaniyet» ilkesi gözetilerek indirim yapılmasının zorunlu olduğu, bu nedenle cezanın 25.000,00 TL'ye indirilmesinin hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, 25.000.- TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi uyarınca, «fiil ehliyetine» sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.
… Mahkemesince, davalının davacı firma nezninde çalıştığı ve davalının iş akdinin emeklilik nedeniyle sonlandırıldığı, taraflar arasında imzalanan 03.01.2003 tarihli «hizmet sözleşmenin» 6.17. maddesinde «rekabet yasağının» düzenlendiği, iş sözleşmesi içeriği incelendiğinde işveren aleyhine hiç bir «cezai şarta» yer verilmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 sayılı HMK.nun 353/1-b-2 maddesi gereğince Adana 2.
2 benzer karar daha
-
Rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali iddiasına dayalı cezai şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3705 E. 2019/1860 K.
Ortak:üretim sırları · müşteri çevresi · rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · taahhütname · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… ya çıkacağını, davacı şirket ile müvekkili arasındaki iş akdinin emeklilikte yaş hariç diğer şartların tamamlanması nedeniyle sona erdiğini, iş akdiyle aynı tarihli «rekabet yasağı sözleşmesinin» müvekkiline işverenin baskısı ile imzalatıldığını, söz konusu sözleşmede yer alan 30.000,00 USD «cezai şartın» fahiş bir rakam olup kimsenin isteyerek imzalayacağı bir sözleşme olmadığının açık olduğunu, hür irade ile imzalanmadığından «geçersiz» olduğunu, sözleşmenin dördüncü maddesinde belirtilen sınırlamaların da hukuka uygun olmadığını, tüm ambalaj sektörünü kapsayan bu yasağın geçersiz olduğunu, davacının ticari bir «sırra» vakıf olacak bir konumda olmadığını, «müşteri çevresi» ile de kişisel ilişki kurmasının mümkün bulunmadığını, müvekkilinin sahip olduğu bilgilerin bu sektörde çalışan herkesin bildiği genel bilgiler olduğunu, iş tecrübesi ile «haksız rekabetin» farklı olduğunu, müvekkilinin davacıya önemli bir zarar vermesi iddiasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili şirkette 02.08.2010 tarihli iş sözleşmesi ile "film hattı elemanı" olarak çalıştığını, şirkette en «son» orta düzey yönetici konumunda olduğunu, iş ilişkisinin emeklilik için yaş dışında diğer şartların tamamlanması nedeniyle sona erdiğini, müvekkili şirkette işe başladığı tarih olan 02.08.2010 tarihinde «rekabet yasağı sözleşmesi» de imzaladığını, işbu sözleşmede davalının her ne sebeple olursa olsun işten ayrılmasından itibaren 3 yıl süre ile ambalaj sektörüyle sınırlı olmak üzere müvekkili şirketin iştigal ettiği iş dalında kendi namına iş kurmamayı, rakip bir firmada çalışmamayı, rakip firmalarda ortak olmamayı kabul ve «taahhüt» ettiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 444 üncü ve devamı maddelerine dayalı olarak yapılan bu sözleşmeye rağmen davalının, müvekkili şi …
A.Ş şirketinde çalışmaya başladığını, «rekabet yasağı sözleşmesinde» 30.000,00 USD «cezai şart» kararlaştırılmış olduğunu ileri sürerek 30.000,00 USD alacağın «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaKararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Dava, «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali» iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
Somut olayda mahkemece, davalı işçinin davacı şirkette çalıştığı konum itibariyle davacıya ait ticari sırlara, üretim teknolojisi yada özel üretim biçimi gibi «üretim sırlarına» ya da müşteri çevresine erişebilme imkanı ve ihtimalinin bulunup bulunmadığı, davacı işverene zarar verebilme ihtimal ve riskinin mevcut olup olmadığının belirlenerek, «rekabet yasağına» ilişkin sözleşme hükmünün geçerliliğinin değerlendirilmesi ve bu hususta gerekirse aralarında sektör bilirkişinin de olduğu heyetten rapor alınarak sonuca varılması gerektiği halde açıklanan ilkelerin gözetilmediği bilirkişi raporuna ve «eksik incelemeye» dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Öğretide «rekabet yasağı sözleşmesi», işçinin iş ilişkisi içinde işverenin müşterilerine nüfuz etmesi yahut iş sırlarına vakıf olması nedeniyle «hizmet sözleşmesi» sona erdikten sonra belirli bir faaliyet alanında belirli bir coğrafi bölgede ve belirli bir zaman dilimi içerisinde işçinin işverenle rekabet teşkil eden davranış içerisine girmesini yasaklayan sözleşmeler olarak tanımlanmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari sır · saklama yükümlülüğü · sözleşmenin ihlali · şirket zararı · hizmet sözleşmesi · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, belirsiz süreli iş sözleşmesinde sözleşme sonrası «rekabet yasağının» akdin sona ermesini izleyen 2 yıl boyunca Ege ve Marmara Bölgelerinde işverenin faaliyet gösterdiği boya ve boya kimyasalları alanı ile kısmen veya tamamen rekabet halinde olan veya ihtimali bulunan iş ve faaliyetlerle sınırlandırıldığı, rekabet yasağına getirilen sınırlamanın kanuna uygun ve geçerli olduğu, ancak kimya teknisyeni olan davalının işverenin ticari veya teknik sırları hakkında bilgi edinme imkanına sahip olacak bir konumda olmadığı, davalı iş yerinin arge departmanında geliştirilen ve kendisine gönderilen veya bu şekilde temin ettiği boya veya boya kimyasallarının «ticari sır» niteliğinde olacak şekilde kapalı/kodlu formüllerini tanımlayıp açılımını yapamayacağı, davacı «şirkete zarar» verebilecek nitelikte bir konumda çalışmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin Özel Şartlar başlığı altında (c) bendinde «rekabet yasağına» ilişkin olarak “işçinin, işverenin mesleki, ticari ve teknik sırlarını «saklamakla yükümlü» olduğu, bu nedenden dolayı, «hizmet sözleşmesinin» sona ermesini izleyen iki yıl boyunca Ege ve Marmara Bölgesinde, işverenin faaliyet gösterdiği boya ve boya kimyası alanı ile kısmen veya tamamen rekabet halinde o …
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Dava, «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali» iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
Öğretide «rekabet yasağı sözleşmesi», işçinin iş ilişkisi içinde işverenin müşterilerine nüfuz etmesi yahut iş sırlarına vakıf olması nedeniyle «hizmet sözleşmesi» sona erdikten sonra belirli bir faaliyet alanında belirli bir coğrafi bölgede ve belirli bir zaman dilimi içerisinde işçinin işverenle rekabet teşkil eden davranış içerisine girmesini yasaklayan sözleşmeler olarak tanımlanmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7354 E. 2016/1838 K.
Ortak:üretim sırları · müşteri çevresi · rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · geçersizlik
İncelediğiniz kararda… ya çıkacağını, davacı şirket ile müvekkili arasındaki iş akdinin emeklilikte yaş hariç diğer şartların tamamlanması nedeniyle sona erdiğini, iş akdiyle aynı tarihli «rekabet yasağı sözleşmesinin» müvekkiline işverenin baskısı ile imzalatıldığını, söz konusu sözleşmede yer alan 30.000,00 USD «cezai şartın» fahiş bir rakam olup kimsenin isteyerek imzalayacağı bir sözleşme olmadığının açık olduğunu, hür irade ile imzalanmadığından «geçersiz» olduğunu, sözleşmenin dördüncü maddesinde belirtilen sınırlamaların da hukuka uygun olmadığını, tüm ambalaj sektörünü kapsayan bu yasağın geçersiz olduğunu, davacının ticari bir «sırra» vakıf olacak bir konumda olmadığını, «müşteri çevresi» ile de kişisel ilişki kurmasının mümkün bulunmadığını, müvekkilinin sahip olduğu bilgilerin bu sektörde çalışan herkesin bildiği genel bilgiler olduğunu, iş tecrübesi ile «haksız rekabetin» farklı olduğunu, müvekkilinin davacıya önemli bir zarar vermesi iddiasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
A.Ş şirketinde çalışmaya başladığını, «rekabet yasağı sözleşmesinde» 30.000,00 USD «cezai şart» kararlaştırılmış olduğunu ileri sürerek 30.000,00 USD alacağın «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı arasındaki yazılı iş akdinde davalının görev «tanımının» " film hattı elemanı " olarak belirtildiği, davacı tarafından müşteri çevresine, «üretim sırlarına» ya da davacı işverenin yaptığı işlere dair davalının bilgi edinme imkanı olduğuna dair somut delil sunulmamış olduğu gibi, bu bilgilerin kullanılması halinde davacının önemli bir zararına sebep olunabileceğine dair de bir delil sunulmadığı, aksine, duruşmada dinlenen tanıkların bir kısmının davalının düz işçi konumunda olduğunu ve davacı şirkete dair sırlara ya da müşteri çevresine ilişkin bilgileri edinebilecek bir konumda olmadığını, genel olarak iş kapsamının hammadde kolilerini açmak, çıkan paketleri bağlamak, temizlik işleri ve film üretim makinesini kullanan operatöre yardım etmek şeklinde olduğunu beyan ettiği, diğer tanıkların ise davalının özel bilgilere ulaşabilecek konumda olduğunu, ancak somut olarak bu özel bilgileri bir yerde kullandığına dair bir bilgileri olmadığını beyan ettiği, mahkemece alınan 3 ayrı bilirkişi raporunda da davalının iş yerindeki görev tanımına ve kapsamına göre, davalının iş sırlarına ulaşabilecek konumda olmadığı ve «rekabet yasağı sözleşmesi» uyarınca davacının davalıdan tazminat istemesinin mümkün bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği, bu doğrultuda hüküm kurmaya ve «denetime elverişli bilirkişi raporlarına», «tanık beyanlarına», taraflar arasındaki sözleşme ve belgeler ile tüm dosya kapsamına göre, mahkemece davacının davalının ticari sırlarına vakıf olduğuna dair ve davacının ne tür bir …
Benzer bu karardaDava, 6098 sayılı TBK'nın 444'üncü maddesi uyarınca (818 sayılı B.K'nın 348) işçi ile işveren arasında düzenlenen işçinin «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık» iddiasından kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
Rekabet «yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.
… enmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile söz konusu sözleşme hükmünün Anayasa'nın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:çalışma özgürlüğü · fiil ehliyeti · kısıtlılık · sözleşmeye aykırılık · taraf ehliyeti · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi gereğince, «fiil ehliyetine» sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.
… enmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile söz konusu sözleşme hükmünün Anayasa'nın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, 6098 sayılı TBK'nın 444'üncü maddesi uyarınca (818 sayılı B.K'nın 348) işçi ile işveren arasında düzenlenen işçinin «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık» iddiasından kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
Rekabet «yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1421 E. , 2023/4873 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/803 Esas, 2021/1355 Karar
HÜKÜM
Esastan ret, davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Manisa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI 2015/826 E., 2018/703 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili şirkette 02.08.2010 tarihli iş sözleşmesi ile "film hattı elemanı" olarak çalıştığını, şirkette en son orta düzey yönetici konumunda olduğunu, iş ilişkisinin emeklilik için yaş dışında diğer şartların tamamlanması nedeniyle sona erdiğini, müvekkili şirkette işe başladığı tarih olan 02.08.2010 tarihinde rekabet yasağı sözleşmesi de imzaladığını, işbu sözleşmede davalının her ne sebeple olursa olsun işten ayrılmasından itibaren 3 yıl süre ile ambalaj sektörüyle sınırlı olmak üzere müvekkili şirketin iştigal ettiği iş dalında kendi namına iş kurmamayı, rakip bir firmada çalışmamayı, rakip firmalarda ortak olmamayı kabul ve taahhüt ettiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 444 üncü ve devamı maddelerine dayalı olarak yapılan bu sözleşmeye rağmen davalının, müvekkili şirket gibi ambalaj sektöründe iştigal eden davadışı Fitpak Ambalaj ve Kimya San Tic.
A.Ş şirketinde çalışmaya başladığını, rekabet yasağı sözleşmesinde 30.000,00 USD cezai şart kararlaştırılmış olduğunu ileri sürerek 30.000,00 USD alacağın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı şirkette çalıştığı dönemde düz işçi statüsünde hizmet veren bir işçi olduğunu, davacı yanca iddia edildiği gibi orta düzey yönetici vasfına haiz olmadığını, bu durumun tanıkların dinlenmesiyle ortaya çıkacağını, davacı şirket ile müvekkili arasındaki iş akdinin emeklilikte yaş hariç diğer şartların tamamlanması nedeniyle sona erdiğini, iş akdiyle aynı tarihli rekabet yasağı sözleşmesinin müvekkiline işverenin baskısı ile imzalatıldığını, söz konusu sözleşmede yer alan 30.000,00 USD cezai şartın fahiş bir rakam olup kimsenin isteyerek imzalayacağı bir sözleşme olmadığının açık olduğunu, hür irade ile imzalanmadığından geçersiz olduğunu, sözleşmenin dördüncü maddesinde belirtilen sınırlamaların da hukuka uygun olmadığını, tüm ambalaj sektörünü kapsayan bu yasağın geçersiz olduğunu, davacının ticari bir sırra vakıf olacak bir konumda olmadığını, müşteri çevresi ile de kişisel ilişki kurmasının mümkün bulunmadığını, müvekkilinin sahip olduğu bilgilerin bu sektörde çalışan herkesin bildiği genel bilgiler olduğunu, iş tecrübesi ile haksız rekabetin farklı olduğunu, müvekkilinin davacıya önemli bir zarar vermesi iddiasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının bulunduğu iş pozisyonu nedeniyle davacının üretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında ayrıntılı bilgi edinme olanağının bulunmadığı, çalıştığı operatör yardımcılığı pozisyonundan dolayı hangi bilgi ve belgeleri kullanarak davacı işvereni zarara uğratacağı hususunun davacı tarafından ispatlanamadığı, aldırılan her üç bilirkişi raporunun birbirini teyit ettiği ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece davalı ile akdedilen rekabet yasağı sözleşmesi dikkate alınmadan karar verildiğini, bilirkişilerin de belirlediği üzere bu sözleşmenin geçerli bir sözleşme olduğunu, iş akdini emeklilik nedeniyle sona erdiren davalının, müvekkili şirketteki işinden ayrıldıktan sonra rakip firmada çalışmaya başladığını, sırf bu durumun dahi rekabet yasağına aykırılık teşkil etmekte ve davacının kötü niyetini ortaya koymakta olduğunu, davalının yaptığı görev gereği müvekkili şirketle ilgili teknik bilgi ve müşteri verilerine ulaşabilecek bir düzeyde olduğunu, davalının, müvekkili şirketin iş ve imalat sırlarını öğrenmesi mümkün olan ve bu hususta üretim konusundaki işlemlerin yürütülmesi bakımından yetki sahibi olan bir personel olduğunu, bu konuda itirazlarının Mahkemece dikkate alınmadığını, eksik inceleme yapıldığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı arasındaki yazılı iş akdinde davalının görev tanımının " film hattı elemanı " olarak belirtildiği, davacı tarafından müşteri çevresine, üretim sırlarına ya da davacı işverenin yaptığı işlere dair davalının bilgi edinme imkanı olduğuna dair somut delil sunulmamış olduğu gibi, bu bilgilerin kullanılması halinde davacının önemli bir zararına sebep olunabileceğine dair de bir delil sunulmadığı, aksine, duruşmada dinlenen tanıkların bir kısmının davalının düz işçi konumunda olduğunu ve davacı şirkete dair sırlara ya da müşteri çevresine ilişkin bilgileri edinebilecek bir konumda olmadığını, genel olarak iş kapsamının hammadde kolilerini açmak, çıkan paketleri bağlamak, temizlik işleri ve film üretim makinesini kullanan operatöre yardım etmek şeklinde olduğunu beyan ettiği, diğer tanıkların ise davalının özel bilgilere ulaşabilecek konumda olduğunu, ancak somut olarak bu özel bilgileri bir yerde kullandığına dair bir bilgileri olmadığını beyan ettiği, mahkemece alınan 3 ayrı bilirkişi raporunda da davalının iş yerindeki görev tanımına ve kapsamına göre, davalının iş sırlarına ulaşabilecek konumda olmadığı ve rekabet yasağı sözleşmesi uyarınca davacının davalıdan tazminat istemesinin mümkün bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği, bu doğrultuda hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporlarına, tanık beyanlarına, taraflar arasındaki sözleşme ve belgeler ile tüm dosya kapsamına göre, mahkemece davacının davalının ticari sırlarına vakıf olduğuna dair ve davacının ne tür bir zararına sebep olabileceğine dair iddiaların kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddinde usul ve esas bakımından bir isabetsizlik görülmemiş, davacı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddi gerektiği (Aynı yönde bknz.
Yargıtay 11. HD 2017/1852 E.- 2018/7389 K) gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının imzaladığı rekabet sözleşmesi hükümlerine aykırı davrandığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 348, 349, 350, 352 nci maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/943364700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz