Rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali iddiasına dayalı cezai şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/3705 E. 2019/1860 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
belirsiz süreli sözleşme↗ üretim sırları↗ müşteri çevresi↗ ticari sır↗ saklama yükümlülüğü↗ rekabet yasağı sözleşmesi↗ sözleşmenin ihlali↗ özel dava şartı↗ rekabet yasağı↗ şirket zararı↗ cezai şart↗ hizmet sözleşmesi↗ oy yasağı↗ taahhütname↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, belirsiz süreli iş sözleşmesinde sözleşme sonrası rekabet yasağının akdin sona ermesini izleyen 2 yıl boyunca Ege ve Marmara Bölgelerinde işverenin faaliyet gösterdiği boya ve boya kimyasalları alanı ile kısmen veya tamamen rekabet halinde olan veya ihtimali bulunan iş ve faaliyetlerle sınırlandırıldığı, rekabet yasağına getirilen sınırlamanın kanuna uygun ve geçerli olduğu, ancak kimya teknisyeni olan davalının işverenin ticari veya teknik sırları hakkında bilgi edinme imkanına sahip olacak bir konumda olmadığı, davalı iş yerinin arge departmanında geliştirilen ve kendisine gönderilen veya bu şekilde temin ettiği boya veya boya kimyasallarının ticari sır niteliğinde olacak şekilde kapalı/kodlu formüllerini tanımlayıp açılımını yapamayacağı, davacı şirkete zarar verebilecek nitelikte bir konumda çalışmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Dava, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali iddiasına dayalı cezai şart istemine ilişkindir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin Özel Şartlar başlığı altında (c) bendinde rekabet yasağına ilişkin olarak “işçinin, işverenin mesleki, ticari ve teknik sırlarını saklamakla yükümlü olduğu, bu nedenden dolayı, hizmet sözleşmesinin sona ermesini izleyen iki yıl boyunca Ege ve Marmara Bölgesinde, işverenin faaliyet gösterdiği boya ve boya kimyası alanı ile kısmen veya tamamen rekabet halinde olan veya rekabet etme ihtimali bulunan iş veya faaliyetler ile doğrudan veya dolaylı olarak kendi hesabına veya herhangi bir kimse, firma veya şirketle bağlantılı olarak veya bunların hesabına veya bunların yöneticisi, müdürü, vekili, müstahdemi, danışmanı, müşaviri veya herhangi bir pozisyondaki çalışanı olarak herhangi bir iş veya faaliyetle uğraşmayacağı, iştigal etmeyeceği, ilgilenmeyeceği” şeklinde düzenleme yer almıştır.
Öğretide rekabet yasağı sözleşmesi, işçinin iş ilişkisi içinde işverenin müşterilerine nüfuz etmesi yahut iş sırlarına vakıf olması nedeniyle hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra belirli bir faaliyet alanında belirli bir coğrafi bölgede ve belirli bir zaman dilimi içerisinde işçinin işverenle rekabet teşkil eden davranış içerisine girmesini yasaklayan sözleşmeler olarak tanımlanmaktadır. Rekabet etmeme taahhüdünü içeren bu sözleşmeyle işçi işverene karşı hizmet sözleşmesinin bitiminden sonrasına yönelik olarak menfi bir yükümlülük, bir yapmama borcu altına girmektedir. Başka bir deyişle rekabet yasağı sözleşmesi ile işçinin ekonomik faaliyet özgürlüğüne ve ekonomik geleceğine kısmen dahi olsa sınırlama getirilmektedir(Sabah Altay, Türk Borçlar Kanunun Hükümlerine Göre İşçi ile İşveren Arasında Yapılan Rekabet Yasağı Sözleşmesi, MÜHF-HAD, C.14, sy.3, s.179 vd.).
Rekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için işçinin, hizmet ilişkisi içinde olduğu işverenin müşteri çevresi ve üretim sırları gibi ticari sırları bilebilecek bir pozisyonda çalışması ve bu bilgileri önceki işverenle rakip durumunda olan yeni işveren ile paylaşabilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Bu anlamda, ayrılan işcinin yeni işyerinde aynı pozisyonda çalışması da şart değildir. Keza rekabet yasağının varlığı için ayrılan işçinin, önceki işverene fiilen bir zarar vermesi şart olmayıp, zarar verebilme risk ve ihtimalinin varlığı yeterlidir. Rakip firmalarla paylaşması ve nüfuz etme imkanının bulunup bulunmaması önem arz etmektedir.
Somut olayda mahkemece, davalı işçinin davacı şirkette çalıştığı konum itibariyle davacıya ait ticari sırlara, üretim teknolojisi yada özel üretim biçimi gibi üretim sırlarına ya da müşteri çevresine erişebilme imkanı ve ihtimalinin bulunup bulunmadığı, davacı işverene zarar verebilme ihtimal ve riskinin mevcut olup olmadığının belirlenerek, rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün geçerliliğinin değerlendirilmesi ve bu hususta gerekirse aralarında sektör bilirkişinin de olduğu heyetten rapor alınarak sonuca varılması gerektiği halde açıklanan ilkelerin gözetilmediği bilirkişi raporuna ve eksik incelemeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali iddiasına dayalı cezai şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15290 E. 2017/2808 K.
Ortak:üretim sırları · müşteri çevresi · ticari sır · saklama yükümlülüğü · rekabet yasağı sözleşmesi · sözleşmenin ihlali · rekabet yasağı · cezai şart · Rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali iddiasına dayalı cezai şart
İncelediğiniz karardaKararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Dava, «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali» iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, belirsiz süreli iş sözleşmesinde sözleşme sonrası «rekabet yasağının» akdin sona ermesini izleyen 2 yıl boyunca Ege ve Marmara Bölgelerinde işverenin faaliyet gösterdiği boya ve boya kimyasalları alanı ile kısmen veya tamamen rekabet halinde olan veya ihtimali bulunan iş ve faaliyetlerle sınırlandırıldığı, rekabet yasağına getirilen sınırlamanın kanuna uygun ve geçerli olduğu, ancak kimya teknisyeni olan davalının işverenin ticari veya teknik sırları hakkında bilgi edinme imkanına sahip olacak bir konumda olmadığı, davalı iş yerinin arge departmanında geliştirilen ve kendisine gönderilen veya bu şekilde temin ettiği boya veya boya kimyasallarının «ticari sır» niteliğinde olacak şekilde kapalı/kodlu formüllerini tanımlayıp açılımını yapamayacağı, davacı «şirkete zarar» verebilecek nitelikte bir konumda çalışmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin Özel Şartlar başlığı altında (c) bendinde «rekabet yasağına» ilişkin olarak “işçinin, işverenin mesleki, ticari ve teknik sırlarını «saklamakla yükümlü» olduğu, bu nedenden dolayı, «hizmet sözleşmesinin» sona ermesini izleyen iki yıl boyunca Ege ve Marmara Bölgesinde, işverenin faaliyet gösterdiği boya ve boya kimyası alanı ile kısmen veya tamamen rekabet halinde o …
Benzer bu kararda1- Dava, «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali» iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin Özel Şartlar başlığı altında (e) bendinde «rekabet yasağına» ilişkin olarak “işçinin, işverenin mesleki, ticari ve teknik sırlarını «saklamakla yükümlü» olduğu, bu nedenden dolayı, «hizmet sözleşmesinin» sona ermesini izleyen iki yıl boyunca ... ve ...
Öğretide «rekabet yasağı sözleşmesi», işçinin iş ilişkisi içinde işverenin müşterilerine nüfuz etmesi yahut iş sırlarına vakıf olması nedeniyle «hizmet sözleşmesi» sona erdikten sonra belirli bir faaliyet alanında belirli bir coğrafi bölgede ve belirli bir zaman dilimi içerisinde işçinin işverenle rekabet teşkil eden davranış içerisine girmesini yasaklayan sözleşmeler olarak tanımlanmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:karşı edim · çalışma hürriyeti · hakkaniyet
Benzer bu karardaTürk Borçlar Kanunu'nun «rekabet yasağına» ilişkin 445/ 2. fıkrasında, hâkimin, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği «karşı edimi» de «hakkaniyete» uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabileceği düzenlenmiştir.
Bölgelerinin tamamını kapsar şekilde davacı tarafça tek taraflı olarak bir çalışma «yasağı» getirilmiş olmasının «çalışma hürriyetini» ihlal edici nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölgelerinin tamamını kapsar şekilde ve davalı aleyhine tek taraflı bir çalışma «yasağı» şeklinde düzenlenmesinin «çalışma hürriyetini» ihlal ettiği gerekçesiyle de davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece TBK'nın 445/2. maddesi uyarınca bir değerlendirme yapılmaksızın, yazılı gerekçelerle sözleşmede öngörülen «rekabet yasağının» Anayasa'nın «çalışma hürriyetine» aykırı olduğu sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmesi de doğru olmamış hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
-
Düzeltilerek karar verilirken hükmün tamamının yeniden kurulması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2306 E. 2019/3876 K.
Ortak:rekabet yasağı · cezai şart · müşteri çevresi
İncelediğiniz karardaKararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Dava, «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali» iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, belirsiz süreli iş sözleşmesinde sözleşme sonrası «rekabet yasağının» akdin sona ermesini izleyen 2 yıl boyunca Ege ve Marmara Bölgelerinde işverenin faaliyet gösterdiği boya ve boya kimyasalları alanı ile kısmen veya tamamen rekabet halinde olan veya ihtimali bulunan iş ve faaliyetlerle sınırlandırıldığı, rekabet yasağına getirilen sınırlamanın kanuna uygun ve geçerli olduğu, ancak kimya teknisyeni olan davalının işverenin ticari veya teknik sırları hakkında bilgi edinme imkanına sahip olacak bir konumda olmadığı, davalı iş yerinin arge departmanında geliştirilen ve kendisine gönderilen veya bu şekilde temin ettiği boya veya boya kimyasallarının «ticari sır» niteliğinde olacak şekilde kapalı/kodlu formüllerini tanımlayıp açılımını yapamayacağı, davacı «şirkete zarar» verebilecek nitelikte bir konumda çalışmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin Özel Şartlar başlığı altında (c) bendinde «rekabet yasağına» ilişkin olarak “işçinin, işverenin mesleki, ticari ve teknik sırlarını «saklamakla yükümlü» olduğu, bu nedenden dolayı, «hizmet sözleşmesinin» sona ermesini izleyen iki yıl boyunca Ege ve Marmara Bölgesinde, işverenin faaliyet gösterdiği boya ve boya kimyası alanı ile kısmen veya tamamen rekabet halinde o …
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, sözleşmedeki görev «tanımına» göre davalının, kendisine iş yerindeki uzmanlardan gelen bilgiye göre hareket ettiği, görevinin, karışımların doğru hazırlandığını, üretim esnasında arıza olup olmadığını, üretilen ürünlerin kendisine verilen talimatlara göre paketlenip paketlenmediğini kontrol etmek ve makinelerin temizliğini yapmak ile herhangi bir sıkıntı halinde ilgili uzman kişiye haber vermekten ibaret olduğu, davacı tarafından dosyaya sunulan iş gerekliliklerini gösterir belgede söz konusu işi yapacak kişinin, teknik lise mezunu olması şartının arandığı, davalının ise ilkokul mezunu olduğu, gerek iş yerindeki pozisyonunun gerekse de eğitiminin davacı şirkette çalıştığı sırada işverenin «üretim sırlarını» öğrenmesini mümkün kılmadığı, taraflar arasındaki «rekabet etmeme yasağının» yer bakımından Marmara ve Ege Bölgeleri ile süre bakımından ise 2 yılla sınırlandırıldığı, işin türü bakımından ise herhangi bir sınırlama öngörülmediği, «coğrafi sınırlama» ve süre bakımından getirilen sınırlama ile «rekabet yasağına» tabi olan işin türü bakımından bir sınırlama getirilmemesi birlikte değerlendirildiğinde, rekabet sözleşmesinin davalı işçinin ekonomik geleceğini ortadan kaldıracağı, anayasal «çalışma hürriyetine» aykırılık teşkil edeceği, bu nedenle taraflar arasındaki «rekabet yasağı sözleşmesinin» geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2-) Kabule göre de, dava, davalı işçinin, rekabet etmeme sözleşmesine aykırı davrandığı iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkin olup, bölge adliye mahkemesince davalının, iş yerindeki pozisyonu ve eğitimi itibariyle davacının «üretim sırlarına» nüfuz etmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin bu yönü hedefleyen istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.
… k, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 4. maddesine göre somut olaya uygulanması gereken TBK’nın 444/2 maddesi, “Rekabet «yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak niteli …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt
Benzer bu karardaAksi hal, aynı dosyada «infazı» kabil birden fazla kararın ortaya çıkması tehlikesine ve HMK 297.maddesin aykırı olarak «infazda tereddüte» sebebiyet verilebilecektir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/3705 E. , 2019/1860 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 23/02/2017 tarih ve 2015/1276-2017/217 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkiline ait işyerinde 09.10.2003- 03.09.2010 tarihleri arasında çalıştığını, taraflar arasında akdedilmiş belirsiz süreli hizmet sözleşmesi bulunduğunu, 23.10.2008 tarihli sözleşmede rekabet etmeme yasağının olduğunu ve hizmet akdinin işçi tarafından haklı neden olmaksızın feshedilmesi halinde işverenin izni olmaksızın, akdin sona ermesini izleyen 2 yıl boyunca Ege ve Marmara bölgelerinde işverenin faaliyet gösterdiği boya ve kimya boyası alanı ile ilgili alanda rekabet etmeme yasağının getirildiğini, aksine davranılması halinde sözleşmeye cezai şartın konulduğunu, davalının sözleşmeye aykırı hareket ettiğini ve rakip firmada çalışmaya başladığını ileri sürerek son brüt ücretinin bir yıllık tutarı oranında cezai şarta hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, belirsiz süreli iş sözleşmesinde sözleşme sonrası rekabet yasağının akdin sona ermesini izleyen 2 yıl boyunca Ege ve Marmara Bölgelerinde işverenin faaliyet gösterdiği boya ve boya kimyasalları alanı ile kısmen veya tamamen rekabet halinde olan veya ihtimali bulunan iş ve faaliyetlerle sınırlandırıldığı, rekabet yasağına getirilen sınırlamanın kanuna uygun ve geçerli olduğu, ancak kimya teknisyeni olan davalının işverenin ticari veya teknik sırları hakkında bilgi edinme imkanına sahip olacak bir konumda olmadığı, davalı iş yerinin arge departmanında geliştirilen ve kendisine gönderilen veya bu şekilde temin ettiği boya veya boya kimyasallarının ticari sır niteliğinde olacak şekilde kapalı/kodlu formüllerini tanımlayıp açılımını yapamayacağı, davacı şirkete zarar verebilecek nitelikte bir konumda çalışmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Dava, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali iddiasına dayalı cezai şart istemine ilişkindir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin Özel Şartlar başlığı altında (c) bendinde rekabet yasağına ilişkin olarak “işçinin, işverenin mesleki, ticari ve teknik sırlarını saklamakla yükümlü olduğu, bu nedenden dolayı, hizmet sözleşmesinin sona ermesini izleyen iki yıl boyunca Ege ve Marmara Bölgesinde, işverenin faaliyet gösterdiği boya ve boya kimyası alanı ile kısmen veya tamamen rekabet halinde olan veya rekabet etme ihtimali bulunan iş veya faaliyetler ile doğrudan veya dolaylı olarak kendi hesabına veya herhangi bir kimse, firma veya şirketle bağlantılı olarak veya bunların hesabına veya bunların yöneticisi, müdürü, vekili, müstahdemi, danışmanı, müşaviri veya herhangi bir pozisyondaki çalışanı olarak herhangi bir iş veya faaliyetle uğraşmayacağı, iştigal etmeyeceği, ilgilenmeyeceği” şeklinde düzenleme yer almıştır.
Öğretide rekabet yasağı sözleşmesi, işçinin iş ilişkisi içinde işverenin müşterilerine nüfuz etmesi yahut iş sırlarına vakıf olması nedeniyle hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra belirli bir faaliyet alanında belirli bir coğrafi bölgede ve belirli bir zaman dilimi içerisinde işçinin işverenle rekabet teşkil eden davranış içerisine girmesini yasaklayan sözleşmeler olarak tanımlanmaktadır. Rekabet etmeme taahhüdünü içeren bu sözleşmeyle işçi işverene karşı hizmet sözleşmesinin bitiminden sonrasına yönelik olarak menfi bir yükümlülük, bir yapmama borcu altına girmektedir. Başka bir deyişle rekabet yasağı sözleşmesi ile işçinin ekonomik faaliyet özgürlüğüne ve ekonomik geleceğine kısmen dahi olsa sınırlama getirilmektedir(Sabah Altay, Türk Borçlar Kanunun Hükümlerine Göre İşçi ile İşveren Arasında Yapılan Rekabet Yasağı Sözleşmesi, MÜHF-HAD, C.14, sy.3, s.179 vd.).
Rekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için işçinin, hizmet ilişkisi içinde olduğu işverenin müşteri çevresi ve üretim sırları gibi ticari sırları bilebilecek bir pozisyonda çalışması ve bu bilgileri önceki işverenle rakip durumunda olan yeni işveren ile paylaşabilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Bu anlamda, ayrılan işcinin yeni işyerinde aynı pozisyonda çalışması da şart değildir. Keza rekabet yasağının varlığı için ayrılan işçinin, önceki işverene fiilen bir zarar vermesi şart olmayıp, zarar verebilme risk ve ihtimalinin varlığı yeterlidir. Rakip firmalarla paylaşması ve nüfuz etme imkanının bulunup bulunmaması önem arz etmektedir.
Somut olayda mahkemece, davalı işçinin davacı şirkette çalıştığı konum itibariyle davacıya ait ticari sırlara, üretim teknolojisi yada özel üretim biçimi gibi üretim sırlarına ya da müşteri çevresine erişebilme imkanı ve ihtimalinin bulunup bulunmadığı, davacı işverene zarar verebilme ihtimal ve riskinin mevcut olup olmadığının belirlenerek, rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün geçerliliğinin değerlendirilmesi ve bu hususta gerekirse aralarında sektör bilirkişinin de olduğu heyetten rapor alınarak sonuca varılması gerektiği halde açıklanan ilkelerin gözetilmediği bilirkişi raporuna ve eksik incelemeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 06/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/504062800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz