Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7731 E. 2023/2780 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
belirsiz süreli sözleşme↗ iş sırrı↗ müşteri çevresi↗ ticari sır↗ rekabet yasağı sözleşmesi↗ sözleşmenin ihlali↗ rekabet yasağı↗ tanıma↗ emredici hüküm↗ şirket zararı↗ hakkaniyet↗ cezai şart↗ hizmet sözleşmesi↗ oy yasağı↗ olumsuz oy↗ kötü niyet↗ geçersizlik↗ taahhütname↗ kötüniyet↗ taşıyan↗ yetkisizlik kararı↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2016/207 E., 2018/249 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili firmada 03.07.2008 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile kalite ve sistem sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, davalının müvekkili şirkette en son orta düzeyde yönetici konumunda bakım görevlisi olarak çalıştığını, 31.08.2014 tarihinde sigortalı işten ayrılış bildirgesinden de anlaşılacağı üzere iş ilişkisinin emeklilik için yaş dışında diğer şartların tamamlanması nedeniyle sona erdiğini, davalının müvekkili şirkette işe başladığı tarih olan 03.07.2008 tarihinde rekabet yasağı sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmede davalının her ne sebeple olursa olsun işten ayrılmasından itibaren 3 yıl süre ile ambalaj sektörüyle sınırlı olmak üzere müvekkili şirketin iştigal ettiği iş dalında kendi namına iş kurmamayı, rakip bir firmada çalışmamayı, rakip firmalarda ortak olmamayı kabul ve taahhüt ettiğini, ancak davalının işten ayrıldıktan sonra davacı şirket gibi ambalaj sektöründe bulunan rakip Fitpak Ambalaj A.Ş.'de çalışmaya başladığını, müvekkil şirkette en son orta düzey bakım görevlisi olarak çalışan davalının müvekkilinin müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağına sahip olması ve müşterilerle kişisel ilişki içinde bulunmasının, müşterilerin özelliklerini, istek ve ihtiyaçlarını bilebilecek ve bu bilgileri kendi adına ekonomik bir değer olarak kullanabilecek konumda olmasını gerektirdiği, ayrıca davalının, imalat ve iş sırlarını öğrenme hallerine de vakıf olduğunu, davalının sözleşmedeki taahhüdüne aykırı davranması nedeniyle müvekkilinin cezai şart alacağının oluştuğunu ileri sürerek, 30.000,00 USD alacağın yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemelerinin görevli olduğunu, rekabet yasağına ilişkin olan şartın ancak işçinin müşterileri tanımasından veya iş sırlarını öğrenmesinden yararlanarak, işverene hissolunacak derecede bir zarar verebilecek ise geçerli olduğunu, davacı şirketin müvekkilinin işe olan ihtiyacından faydalanarak düzenlenen tek taraflı matbu şekilde olan sözleşmeye dayanarak dava açtığını, rekabet yasağının işçinin ekonomik hayatını geliştirme özgürlüğünü sınırlandırdığını, işçinin rekabet hakkını ancak kendi iradesiyle sınırlandırabileceğini, müvekkilinin iş sözleşmesi ile birlikte rekabet sözleşmesini de imzaladığının farkında bile olmadığını, işverenin müvekkilini bu konuda bilgilendirmediğini ve uyarmadığını, bu durumda müvekkilinin rekabet yasağını kabul ettiğinin söylenemeyeceğini, müvekkilinin işyerlerinde çalıştığı pozisyonun davacının iddiasının aksine işyeri ticari sırlarını öğrenebileceği bir yerde olmadığını, müvekkilinin yıllarca fabrikalarda bakım işçisi olarak çalıştığını, davanın kötüniyetli olarak açıldığını, sözleşmede yer bakımından yapılan sınırlamanın sanayileşmenin en yoğun olduğu bölgeler olan Ege, Marmara ve Güneydoğu bölgeleri olarak belirlendiğini, söz konusu sınırlandırmanın yıllarca bakım işçisi olarak çalışan müvekkilinin iktisadi geleceği bakımından olumsuz etkileyecek nitelikte olduğunu, sözleşme matbu olarak düzenlendiğinden, sözleşmede belirlenen cezai şartın her konumdaki işçi için aynı ve fahiş olduğunu, rekabet sözleşmesinin kanunun emredici hükümlerine aykırı düzenlendiğini, işçinin özgür iradesi ile düzenlenmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 03.07.2008 başlangıç tarihli belirsiz süreli hizmet sözleşmesi yapıldığı, ayrıca 03.07.2008 tarihinde rekabet yasağı sözleşmesi imzalandığı, davalının davacı iş yerinden ayrılarak dava dışı Fitpak Ambalaj ve Kimya San. ve Tic. A.Ş.'de işe başladığı, işçinin görevinin bakım elemanı olarak tanımlandığı, davacının, işçinin orta düzey yönetici olduğunu iddia ettiği, ancak, işçinin şirkette idari, mali, teknolojik nitelikte ve ayrıca müşteri ve pazar alanında şirketin son derece önemli ve gizli bir çok bilgiye sahip olacak görevinin olmasını gerektiren orta düzey bir vasfı veya iş tanımı belirtir bir bilgi veya yazılı bir belgeye rastlanılmadığı, SGK İl Müdürlüğü'nün cevabi yazısına göre davacı şirket ve dava dışı Fitpak Ambalaj şirketinin iş kolunun farklı olduğu, davalı işcinin iş sırrı niteliği taşıyabilecek olgulara nüfus ettiği, toplanan kanıtlar ışığında ortaya konulamadığı, benzer yapılan işlerin rekabet yasağı ile korunacak iş sırlarından olmadığı, belirlenen kapsamdaki bilgilerle işvereni zarara uğratma olasılığının bulunmadığı ve kanıt yükümlülüğü altındaki iş veren tarafından önemli bir zarara uğrama olasılığını somutlaştırılıp ortaya konulmadığı, taraflar arasında yapılan rekabet yasağı sözleşmesinin 3 yıl süre ile düzenlendiği, ancak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 445 inci maddesi gereğince rekabet yasağı sözleşmelerinin 2 yılı aşamayacağının belirtildiği, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin rekabet yasağı şartının geçersiz olduğu, ayrıca yer sınırlandırılmasında da Ege, Marmara ve Güneydoğu bölgeleri bakımından bir sınırlama bulunmadığı, yer bakımından da getirilen bu rekabet yasağının Türkiye' nin belli başlı sanayi şehirlerini kapsaması nedeniyle davalı işcinin iktisadi geleceğinin hakkaniyete aykırı şekilde güçleştirdiği, ayrıca rekabet yasağı sözleşmesindeki yer alan 30.000,00 USD cezai şartın işcinin aldığı maaş, ekonomik durum gözönünde bulundurularak hakkaniyet çerçevesinde değerlendirildiğinde yüksek olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; iş akdini emeklilik nedeniyle sona erdiren davalının, müvekkil şirketteki işinden ayrıldıktan sonra rakip firmalardan olan Fitpak Ambalaj firmasında çalışmaya başlamış olup, bu durumun dahi rekabet yasağına aykırılık teşkil ettiğini ve davalının kötü niyetini ortaya koyduğunu, her iki şirketin de ambalaj işi ile iştigal ettiğini ve müşteri çevrelerinin de birebir aynı olduğunu, iş kolu kodunun farklı olması rekabet yasağı çerçevesinde bir kıstas olarak kabul edilmediğini, iş akdini emeklilik nedeniyle sona erdiren davalının, müvekkil şirketteki işinden ayrıldıktan sonra rakip firmalardan olan ve müvekkil şirket ile aynı organize sanayi bölgesinde yer alan Egem Ambalaj firmasında çalışmaya başlamış olduğunu, sırf bu durumun dahi rekabet yasağına aykırılık teşkil ettiğini ve davalının kötü niyetini ortaya koyduğunu, davalının yaptığı görev gereği şirketle ilgili teknik bilgi ve müşteri verilerine ulaşabilecek bir düzeyde çalıştığını, davalının baskı operatörü olarak baskı iş ve işlemleri sırasında kullanılan işin tüm teknik sırlarına vakıf olduğunu, müvekkil şirketin zarar uğramasına neden olduğunu, ihtimalin varlığının da rekabet yasağına aykırılık teşkil edeceğini, çelişkilerin giderilmesi amacıyla bilirkişiden rapor alınmasını talepleri hakkında mahkemece olumlu ya da olumsuz bir değerlendirilme yapılmadan eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece rekabet yasağı hükmünün geçersiz olduğu sonucuna varıldığı, ancak hâkimin, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlanmaları içeremeceği gerekçesiyle doğrudan ve ikinci bir değerlendirme yapmadan rekabet yasağı hükümlerinin geçersiz olduğuna karar veremeyeceği, bu maddedeki şartlar dahilinde değerlendirme yaparak sözleşme hükümlerini sınırlayabilme yetkisini kullanıp kullanmayacağını tartışılarak neticesine göre karar verilmesi gerektiği, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığının yeterli olduğu, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunmasının yeterli olduğu, her ne kadar ilk derece mahkemesince 6098 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olarak yapılan değerlendirmeyle sözleşmenin geçersizliğinin de davanın reddine gerekçe gösterilmesi hatalı ise de, hatalı olan bu hususun sonuca etkili olmadığı, davalının bakım elamanı olarak çalışması, davacı şirketin müşterileriyle ilgili bir görev ve sorumluluğunun bulunmaması ve yaptığı işin niteliği birlikte değerlendirildiğinde, davalının, davacı şirketin sırlarını bilebilecek konumda olmadığı, zarara uğratma ihtimalinin bulunmadığı, bu durumda, davacı tarafça, davalının davacı şirkette ticari sır niteliğindeki hangi bilgileri edindiği, ne şekilde kullandığı veya kullanabileceği, davacı şirketin bu yolla ne tür bir zarara uğradığı veya uğratabileceğinin somut iddialarla ortaya konulması gerektiği, kanun maddesindeki zarara uğratma ihtimali bulunması yönündeki düzenleme genişletilerek, soyut iddialara dayalı olarak zarara uğratma ihtimali bulunduğu iddia edilerek, talepte bulunulmuş olmakla, ilk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında bağıtlanan 03.07.2008 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin davalının emeklilik nedeniyle işten ayrılması nedeniyle sona ermesinin ardından başka bir firmada çalışmasının rekabet yasağı hükmüne aykırılık teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Kanun'un 445 inci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin, birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3465 E. 2023/7138 K.
Ortak:iş sırrı · müşteri çevresi · rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · tanıma · şirket zararı · hakkaniyet · cezai şart
İncelediğiniz kararda… davacının, işçinin orta düzey yönetici olduğunu iddia ettiği, ancak, işçinin şirkette idari, mali, teknolojik nitelikte ve ayrıca müşteri ve pazar alanında şirketin «son» derece önemli ve gizli bir çok bilgiye sahip olacak görevinin olmasını gerektiren orta düzey bir vasfı veya iş «tanımı» belirtir bir bilgi veya yazılı bir belgeye rastlanılmadığı, SGK İl Müdürlüğü'nün cevabi yazısına göre davacı şirket ve dava dışı Fitpak Ambalaj şirketinin iş kolunun farklı olduğu, davalı işcinin iş «sırrı» niteliği «taşıyabilecek» olgulara nüfus ettiği, toplanan kanıtlar ışığında ortaya konulamadığı, benzer yapılan işlerin «rekabet yasağı» ile korunacak iş sırlarından olmadığı, belirlenen kapsamdaki bilgilerle işvereni zarara uğratma olasılığının bulunmadığı ve kanıt yükümlülüğü altındaki iş veren tarafından önemli bir zarara uğrama olasılığını somutlaştırılıp ortaya konulmadığı, taraflar arasında yapılan «rekabet yasağı sözleşmesinin» 3 yıl süre ile düzenlendiği, ancak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 445 inci maddesi gereğince rekabet yasağı sözleşmelerinin 2 yılı aşamayacağının belirtildiği, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin rekabet yasağı şartının «geçersiz» olduğu, ayrıca yer sınırlandırılmasında da Ege, Marmara ve Güneydoğu bölgeleri bakımından bir sınırlama bulunmadığı, yer bakımından da getirilen bu rekabet yasağının Türkiye' nin belli başlı sanayi şehirlerini kapsaması nedeniyle davalı işcinin iktisadi geleceğinin «hakkaniyete» aykırı şekilde güçleştirdiği, ayrıca rekabet yasağı sözleşmesindeki yer alan 30.000,00 USD «cezai şartın» işcinin aldığı maaş, ekonomik durum gözönünde bulundurularak hakkaniyet çerçevesinde değerlendirildiğinde yüksek olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş …
… ının müvekkili firmada 03.07.2008 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile kalite ve sistem sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, davalının müvekkili şirkette en «son» orta düzeyde yönetici konumunda bakım «görevlisi» olarak çalıştığını, 31.08.2014 tarihinde sigortalı işten ayrılış bildirgesinden de anlaşılacağı üzere iş ilişkisinin emeklilik için yaş dışında diğer şartların tamamlanması nedeniyle sona erdiğini, davalının müvekkili şirkette işe başladığı tarih olan 03.07.2008 tarihinde «rekabet yasağı sözleşmesi» imzaladığını, bu sözleşmede davalının her ne sebeple olursa olsun işten ayrılmasından itibaren 3 yıl süre ile ambalaj sektörüyle sınırlı olmak üzere müvekkili şirketin iştigal ettiği iş dalında kendi namına iş kurmamayı, rakip bir firmada çalışmamayı, rakip firmalarda ortak olmamayı kabul ve «taahhüt» ettiğini, ancak davalının işten ayrıldıktan sonra davacı şirket gibi ambalaj sektöründe bulunan rakip Fitpak Ambalaj A.Ş.'de çalışmaya başladığını, müvekkil şirkette en son orta düzey bakım görevlisi olarak çalışan davalının müvekkilinin «müşteri çevresi» hakkında bilgi edinme olanağına sahip olması ve müşterilerle kişisel ilişki içinde bulunmasının, müşterilerin özelliklerini, istek ve ihtiyaçlarını bilebilecek ve bu bilgileri kendi adına ekonomik bir değer olarak kullanabilecek konumda olmasını gerektirdiği, ayrıca davalının, imalat ve iş sırlarını öğrenme hallerine de vakıf olduğunu, davalının sözleşmedeki taahhüdüne aykırı davranması nedeniyle müvekkilinin «cezai şart» alacağının oluştuğunu ileri sürerek, 30.000,00 USD alacağın yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece «rekabet yasağı» hükmünün «geçersiz» olduğu sonucuna varıldığı, ancak hâkimin, işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlanmaları içeremeceği gerekçesiyle doğrudan ve ikinci bir değerlendirme yapmadan rekabet yasağı hükümlerinin geçersiz olduğuna karar veremeyeceği, bu maddedeki şartlar dahilinde değerlendirme yaparak sözleşme hükümlerini sınırlayabilme «yetkisini» kullanıp kullanmayacağını tartışılarak neticesine göre karar verilmesi gerektiği, «rekabet yasağı sözleşmesinin» geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli «müşteri çevresi» veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığının yeterli olduğu, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunmasının yeterli olduğu, her ne kadar ilk derece mahkemesince 6098 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olarak yapılan değerlendirmeyle sözleşmenin geçersizliğinin de davanın reddine gerekçe gösterilmesi hatalı ise de, hatalı olan bu hususun sonuca etkili olmadığı, davalının bakım elamanı olarak çalışması, davacı şirketin müşterileriyle ilgili bir görev ve sorumluluğunun bulunmaması ve yaptığı işin niteliği birlikte değerlendirildiğinde, davalının, davacı şirketin sırlarını bilebilecek konumda olmadığı, zarara uğratma ihtimalinin bulunmadığı, bu durumda, davacı tarafça, davalının davacı şirkette «ticari sır» niteliğindeki hangi bilgileri edindiği, ne şekilde kullandığı veya kullanabileceği, davacı şirketin bu yolla ne tür bir zarara uğradığı veya uğratabileceğinin somu …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla taraflar arasında 18.10.2012 tarihinde belirsiz süreli «hizmet sözleşmesi» imzalandığı, ayrıca 01.11.2012 tarihinde «rekabet yasağı sözleşmesi» imzaladıkları, işçinin şirkette idari, mali, teknolojik nitelikte ve ayrıca müşteri ve pazar alanında şirketin «son» derece önemli ve gizli bir çok bilgiye sahip olacak görevinin olmasını gerektiren ... düzey bir vasfı veya iş «tanımı» belirtir bir bilgi veya yazılı bir belgeye rastlanılmadığı, SGK İl Müdürlüğünün cevabi yazısına göre davacı şirket ve dava dışı şirketin iş kolunun farklı olduğu, «müşteri çevrelerinin» de tamamen farklı olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 444 üncü maddesindeki davalı işçinin iş «sırrı» niteliği «taşıyabilecek» olgulara nüfus ettiğinin toplanan kanıtlar ışığında ortaya konulamadığı, kanıt yükümlülüğü altındaki iş veren tarafından önemli bir zarara uğrama olasılığını somutlaştırılıp ortaya konulmadığı, taraflar arasında yapılan rekabet yasağı sözleşmesinin 3 yıl süre ile düzenlendiği, ancak 6098 sayılı Kanun'un 445 ... maddesi gereğince rekabet yasağı sözleşmelerinin 2 yılı aşamayacağını belirtildiğinden taraflar arasındaki sözleşmenin rekabet yasağı şartının da bu sebeple «geçersiz» olduğu, ayrıca yer sınırlandırılmasında da Ege, Marmara ve Güneydoğu bölgeleri bakımından bir sınırlama bulunduğu, yer bakımından da getirilen bu rekabet yasağının Türkiye'nin belli başlı sanayi şehirlerini kapsaması nedeniyle davalı işcinin iktisadi geleceğinin «hakkaniyete» aykırı şekilde güçleştirdiği ve ayrıca rekabet yasağı sözleşmesindeki yer ...
30.000,00 ABD doları «cezai şartın» işcinin aldığı maaş, ekonomik durum göz önünde bulundurularak «hakkaniyet» çerçevesinde değerlendirildiğinde yüksek olduğu, taraflar arasında yapılan «rekabet yasağı sözleşmesiyle» ön görülen rekabet yasağının «geçersiz» olduğu, «geçersiz sözleşmeye» bağlı olarak bir hak ve alacak talep edilmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ının müvekkili firmada 01.12.2012 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile kalite ve sistem sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, davalının müvekkili şirkette en «son» ... düzeyde yönetici konumunda kalite sistem sorumlusu olarak çalıştığını, davalının müvekkili şirkette işe başladığı tarih olan 01.11.2012 tarihinde «rekabet yasağı sözleşmesi» imzaladığını, bu sözleşmede davalının her ne sebeple olursa olsun işten ayrılmasından itibaren 3 yıl süre ile ambalaj sektörüyle sınırlı olmak üzere müvekkili şirketin iştigal ettiği iş dalında kendi namına iş kurmamayı, rakip bir firmada çalışmamayı, rakip firmalarda ortak olmamayı kabul ve «taahhüt» ettiğini, ancak davalının işten ayrıldıktan sonra davacı şirket gibi ambalaj sektöründe bulunan rakip şirkette çalışmaya başladığını belirterek taraflar arasında imzalanmış olan rekabet sözleşmesine aykırı davranmanın «cezai şartı» olan davalı işçiden 30.000,00 USD (... doları) alacağın yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:üretim sırları · bilirkişi raporunun denetime elverişliliği · geçersiz sözleşme · ihtirazi kayıt · denetime elverişlilik · hukuki yarar · haksız rekabet
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece davalı ile akdedilen «rekabet yasağı sözleşmesi» dikkate alınmadan karar verildiğini, davalının müvekkili şirketten sonra çalışmaya başladığı şirketin hammadeyi satan, davacı şirketin ise üreten taraf olduğu ve müşteri çervrelerinin farklı olduğu tespitinin hatalı olduğunu, tam tersine üretimi yapan davacı şirkette çalışan davalının davacı şirketin müşterisi olan ve aynı alanda faaliyet gösteren bir diğer şirkette çalışmasının teknik bilgi, «üretim sırları» vs hususlarda bilgi sahibi olmasından dolayı «haksız rekabetin» birebir konusunu oluşturduğunu, davacının «hukuki yararını» korumak amacıyla sözleşme yaptığını, davalının ise «ihtirazi kayıt» koymaksızın sözleşmeyi imzaladığını, davalı yan diğer şirkette bu sözleşmeye aykırı hareket ederek davacı şirketteki pozisyonunda Kalite Güvence Mühendisi olarak işe başladığını, davalının denetim görevi yaptığından yaptığı görev gereği şirketle ilgili teknik bilgi ve müşteri verilerine ulaşabilecek bir düzeyde çalıştığını, bilirkişinin davalının yaptığı görev ile ilişkilendirilemediği neticesine ulaşılarak davacı «şirketin zararının» bulunmadığı sonucuna varmasının kendi tespitleri ile çeliştiğini, bu çelişkilerin giderilmesi amacıyla ... bir bilirkişiden rapor alınmasına ilişkin taleplerinin Mahkeme tarafından hiç değerlendirilmediğini ve «eksik inceleme» ile karar verildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
… rumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, alınan «bilirkişi raporunun denetime elverişli», hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
30.000,00 ABD doları «cezai şartın» işcinin aldığı maaş, ekonomik durum göz önünde bulundurularak «hakkaniyet» çerçevesinde değerlendirildiğinde yüksek olduğu, taraflar arasında yapılan «rekabet yasağı sözleşmesiyle» ön görülen rekabet yasağının «geçersiz» olduğu, «geçersiz sözleşmeye» bağlı olarak bir hak ve alacak talep edilmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4347 E. 2017/6591 K.
Ortak:rekabet yasağı · cezai şart · hizmet sözleşmesi · oy yasağı
İncelediğiniz kararda… ının müvekkili firmada 03.07.2008 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile kalite ve sistem sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, davalının müvekkili şirkette en «son» orta düzeyde yönetici konumunda bakım «görevlisi» olarak çalıştığını, 31.08.2014 tarihinde sigortalı işten ayrılış bildirgesinden de anlaşılacağı üzere iş ilişkisinin emeklilik için yaş dışında diğer şartların tamamlanması nedeniyle sona erdiğini, davalının müvekkili şirkette işe başladığı tarih olan 03.07.2008 tarihinde «rekabet yasağı sözleşmesi» imzaladığını, bu sözleşmede davalının her ne sebeple olursa olsun işten ayrılmasından itibaren 3 yıl süre ile ambalaj sektörüyle sınırlı olmak üzere müvekkili şirketin iştigal ettiği iş dalında kendi namına iş kurmamayı, rakip bir firmada çalışmamayı, rakip firmalarda ortak olmamayı kabul ve «taahhüt» ettiğini, ancak davalının işten ayrıldıktan sonra davacı şirket gibi ambalaj sektöründe bulunan rakip Fitpak Ambalaj A.Ş.'de çalışmaya başladığını, müvekkil şirkette en son orta düzey bakım görevlisi olarak çalışan davalının müvekkilinin «müşteri çevresi» hakkında bilgi edinme olanağına sahip olması ve müşterilerle kişisel ilişki içinde bulunmasının, müşterilerin özelliklerini, istek ve ihtiyaçlarını bilebilecek ve bu bilgileri kendi adına ekonomik bir değer olarak kullanabilecek konumda olmasını gerektirdiği, ayrıca davalının, imalat ve iş sırlarını öğrenme hallerine de vakıf olduğunu, davalının sözleşmedeki taahhüdüne aykırı davranması nedeniyle müvekkilinin «cezai şart» alacağının oluştuğunu ileri sürerek, 30.000,00 USD alacağın yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali» nedeniyle açılan «cezai şartın» tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemelerinin «görevli» olduğunu, rekabet yasağına ilişkin olan şartın ancak işçinin müşterileri tanımasından veya iş sırlarını öğrenmesinden yararlanarak, işverene hissolunacak derecede bir zarar verebilecek ise geçerli olduğunu, davacı şirketin müvekkilinin işe olan ihtiyacından faydalanarak düzenlenen tek taraflı matbu şekilde olan sözleşmeye dayanarak dava açtığını, rekabet yasağının işçinin ekonomik hayatını geliştirme özgürlüğünü sınırlandırdığını, işçinin rekabet hakkını ancak kendi iradesiyle sınırlandırabileceğini, müvekkilinin iş sözleşmesi ile birlikte rekabet sözleşmesini de imzaladığının farkında bile olmadığını, işverenin müvekkilini bu konuda bilgilendirmediğini ve uyarmadığını, bu durumda müvekkilinin rekabet yasağını kabul ettiğinin söylenemeyeceğini, müvekkilinin işyerlerinde çalıştığı pozisyonun davacının iddiasının aksine işyeri ticari sırlarını öğrenebileceği bir yerde olmadığını, müvekkilinin yıllarca fabrikalarda bakım işçisi olarak çalıştığını, davanın «kötüniyetli» olarak açıldığını, sözleşmede yer bakımından yapılan sınırlamanın sanayileşmenin en yoğun olduğu bölgeler olan Ege, Marmara ve Güneydoğu bölgeleri olarak belirlendiğini, söz konusu sınırlandırmanın yıllarca bakım işçisi olarak çalışan müvekkilinin iktisadi geleceği bakımından «olumsuz» etkileyecek nitelikte olduğunu, sözleşme matbu olarak düzenlendiğinden, sözleşmede belirlenen cezai şartın her konumdaki işçi için aynı ve fahiş olduğunu, rekabet sözleşmesinin kanunun «emredici» hükümlerine aykırı düzenlendiğini, işçinin özgür iradesi ile düzenlenmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 03.07.2008 başlangıç tarihli belirsiz süreli «hizmet sözleşmesi» yapıldığı, ayrıca 03.07.2008 tarihinde «rekabet yasağı sözleşmesi» imzalandığı, davalının davacı iş yerinden ayrılarak dava dışı Fitpak Ambalaj ve Kimya San. ve Tic.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklaması gerektiği, haksız rekabete ilişkin «cezai şartın» "... ..." varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-) Dava, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde öngörülen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
2-) Ayrıca, taraflar arasındaki «hizmet sözleşmesinde» iş akdinin sona ermesinden sonrası için «rekabet yasağının» düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 13.01.2014 tarihi itibariyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK'nin 445. maddesi tatbik edilecektir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:çalışma özgürlüğü · kısıtlılık · cy/cy kaydı · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklaması gerektiği, haksız rekabete ilişkin «cezai şartın» "... ..." varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Rekabet «yasağı» «kaydı» karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterlidir.
Bu itibarla mahkemenin, «haksız rekabete» ilişkin «cezai şartın» "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve raki …
Somut olayda, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 2.1 maddesinde 1 yıllık «rekabet yasağı» süresi öngörülmüş, coğrafi alana yönelik «kısıtlama» ise yapılmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7354 E. 2016/1838 K.
Ortak:müşteri çevresi · rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · geçersizlik
İncelediğiniz kararda… ının müvekkili firmada 03.07.2008 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile kalite ve sistem sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, davalının müvekkili şirkette en «son» orta düzeyde yönetici konumunda bakım «görevlisi» olarak çalıştığını, 31.08.2014 tarihinde sigortalı işten ayrılış bildirgesinden de anlaşılacağı üzere iş ilişkisinin emeklilik için yaş dışında diğer şartların tamamlanması nedeniyle sona erdiğini, davalının müvekkili şirkette işe başladığı tarih olan 03.07.2008 tarihinde «rekabet yasağı sözleşmesi» imzaladığını, bu sözleşmede davalının her ne sebeple olursa olsun işten ayrılmasından itibaren 3 yıl süre ile ambalaj sektörüyle sınırlı olmak üzere müvekkili şirketin iştigal ettiği iş dalında kendi namına iş kurmamayı, rakip bir firmada çalışmamayı, rakip firmalarda ortak olmamayı kabul ve «taahhüt» ettiğini, ancak davalının işten ayrıldıktan sonra davacı şirket gibi ambalaj sektöründe bulunan rakip Fitpak Ambalaj A.Ş.'de çalışmaya başladığını, müvekkil şirkette en son orta düzey bakım görevlisi olarak çalışan davalının müvekkilinin «müşteri çevresi» hakkında bilgi edinme olanağına sahip olması ve müşterilerle kişisel ilişki içinde bulunmasının, müşterilerin özelliklerini, istek ve ihtiyaçlarını bilebilecek ve bu bilgileri kendi adına ekonomik bir değer olarak kullanabilecek konumda olmasını gerektirdiği, ayrıca davalının, imalat ve iş sırlarını öğrenme hallerine de vakıf olduğunu, davalının sözleşmedeki taahhüdüne aykırı davranması nedeniyle müvekkilinin «cezai şart» alacağının oluştuğunu ileri sürerek, 30.000,00 USD alacağın yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… davacının, işçinin orta düzey yönetici olduğunu iddia ettiği, ancak, işçinin şirkette idari, mali, teknolojik nitelikte ve ayrıca müşteri ve pazar alanında şirketin «son» derece önemli ve gizli bir çok bilgiye sahip olacak görevinin olmasını gerektiren orta düzey bir vasfı veya iş «tanımı» belirtir bir bilgi veya yazılı bir belgeye rastlanılmadığı, SGK İl Müdürlüğü'nün cevabi yazısına göre davacı şirket ve dava dışı Fitpak Ambalaj şirketinin iş kolunun farklı olduğu, davalı işcinin iş «sırrı» niteliği «taşıyabilecek» olgulara nüfus ettiği, toplanan kanıtlar ışığında ortaya konulamadığı, benzer yapılan işlerin «rekabet yasağı» ile korunacak iş sırlarından olmadığı, belirlenen kapsamdaki bilgilerle işvereni zarara uğratma olasılığının bulunmadığı ve kanıt yükümlülüğü altındaki iş veren tarafından önemli bir zarara uğrama olasılığını somutlaştırılıp ortaya konulmadığı, taraflar arasında yapılan «rekabet yasağı sözleşmesinin» 3 yıl süre ile düzenlendiği, ancak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 445 inci maddesi gereğince rekabet yasağı sözleşmelerinin 2 yılı aşamayacağının belirtildiği, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin rekabet yasağı şartının «geçersiz» olduğu, ayrıca yer sınırlandırılmasında da Ege, Marmara ve Güneydoğu bölgeleri bakımından bir sınırlama bulunmadığı, yer bakımından da getirilen bu rekabet yasağının Türkiye' nin belli başlı sanayi şehirlerini kapsaması nedeniyle davalı işcinin iktisadi geleceğinin «hakkaniyete» aykırı şekilde güçleştirdiği, ayrıca rekabet yasağı sözleşmesindeki yer alan 30.000,00 USD «cezai şartın» işcinin aldığı maaş, ekonomik durum gözönünde bulundurularak hakkaniyet çerçevesinde değerlendirildiğinde yüksek olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece «rekabet yasağı» hükmünün «geçersiz» olduğu sonucuna varıldığı, ancak hâkimin, işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlanmaları içeremeceği gerekçesiyle doğrudan ve ikinci bir değerlendirme yapmadan rekabet yasağı hükümlerinin geçersiz olduğuna karar veremeyeceği, bu maddedeki şartlar dahilinde değerlendirme yaparak sözleşme hükümlerini sınırlayabilme «yetkisini» kullanıp kullanmayacağını tartışılarak neticesine göre karar verilmesi gerektiği, «rekabet yasağı sözleşmesinin» geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli «müşteri çevresi» veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığının yeterli olduğu, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunmasının yeterli olduğu, her ne kadar ilk derece mahkemesince 6098 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olarak yapılan değerlendirmeyle sözleşmenin geçersizliğinin de davanın reddine gerekçe gösterilmesi hatalı ise de, hatalı olan bu hususun sonuca etkili olmadığı, davalının bakım elamanı olarak çalışması, davacı şirketin müşterileriyle ilgili bir görev ve sorumluluğunun bulunmaması ve yaptığı işin niteliği birlikte değerlendirildiğinde, davalının, davacı şirketin sırlarını bilebilecek konumda olmadığı, zarara uğratma ihtimalinin bulunmadığı, bu durumda, davacı tarafça, davalının davacı şirkette «ticari sır» niteliğindeki hangi bilgileri edindiği, ne şekilde kullandığı veya kullanabileceği, davacı şirketin bu yolla ne tür bir zarara uğradığı veya uğratabileceğinin somu …
Benzer bu karardaDava, 6098 sayılı TBK'nın 444'üncü maddesi uyarınca (818 sayılı B.K'nın 348) işçi ile işveren arasında düzenlenen işçinin «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık» iddiasından kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
… enmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile söz konusu sözleşme hükmünün Anayasa'nın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Rekabet «yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:üretim sırları · çalışma özgürlüğü · fiil ehliyeti · kısıtlılık · sözleşmeye aykırılık · taraf ehliyeti · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi gereğince, «fiil ehliyetine» sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.
Rekabet «yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.
… enmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile söz konusu sözleşme hükmünün Anayasa'nın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, 6098 sayılı TBK'nın 444'üncü maddesi uyarınca (818 sayılı B.K'nın 348) işçi ile işveren arasında düzenlenen işçinin «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık» iddiasından kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6975 E. 2016/2969 K.
Ortak:rekabet yasağı · hakkaniyet · cezai şart · oy yasağı · geçersizlik
İncelediğiniz kararda… davacının, işçinin orta düzey yönetici olduğunu iddia ettiği, ancak, işçinin şirkette idari, mali, teknolojik nitelikte ve ayrıca müşteri ve pazar alanında şirketin «son» derece önemli ve gizli bir çok bilgiye sahip olacak görevinin olmasını gerektiren orta düzey bir vasfı veya iş «tanımı» belirtir bir bilgi veya yazılı bir belgeye rastlanılmadığı, SGK İl Müdürlüğü'nün cevabi yazısına göre davacı şirket ve dava dışı Fitpak Ambalaj şirketinin iş kolunun farklı olduğu, davalı işcinin iş «sırrı» niteliği «taşıyabilecek» olgulara nüfus ettiği, toplanan kanıtlar ışığında ortaya konulamadığı, benzer yapılan işlerin «rekabet yasağı» ile korunacak iş sırlarından olmadığı, belirlenen kapsamdaki bilgilerle işvereni zarara uğratma olasılığının bulunmadığı ve kanıt yükümlülüğü altındaki iş veren tarafından önemli bir zarara uğrama olasılığını somutlaştırılıp ortaya konulmadığı, taraflar arasında yapılan «rekabet yasağı sözleşmesinin» 3 yıl süre ile düzenlendiği, ancak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 445 inci maddesi gereğince rekabet yasağı sözleşmelerinin 2 yılı aşamayacağının belirtildiği, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin rekabet yasağı şartının «geçersiz» olduğu, ayrıca yer sınırlandırılmasında da Ege, Marmara ve Güneydoğu bölgeleri bakımından bir sınırlama bulunmadığı, yer bakımından da getirilen bu rekabet yasağının Türkiye' nin belli başlı sanayi şehirlerini kapsaması nedeniyle davalı işcinin iktisadi geleceğinin «hakkaniyete» aykırı şekilde güçleştirdiği, ayrıca rekabet yasağı sözleşmesindeki yer alan 30.000,00 USD «cezai şartın» işcinin aldığı maaş, ekonomik durum gözönünde bulundurularak hakkaniyet çerçevesinde değerlendirildiğinde yüksek olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece «rekabet yasağı» hükmünün «geçersiz» olduğu sonucuna varıldığı, ancak hâkimin, işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlanmaları içeremeceği gerekçesiyle doğrudan ve ikinci bir değerlendirme yapmadan rekabet yasağı hükümlerinin geçersiz olduğuna karar veremeyeceği, bu maddedeki şartlar dahilinde değerlendirme yaparak sözleşme hükümlerini sınırlayabilme «yetkisini» kullanıp kullanmayacağını tartışılarak neticesine göre karar verilmesi gerektiği, «rekabet yasağı sözleşmesinin» geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli «müşteri çevresi» veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığının yeterli olduğu, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunmasının yeterli olduğu, her ne kadar ilk derece mahkemesince 6098 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olarak yapılan değerlendirmeyle sözleşmenin geçersizliğinin de davanın reddine gerekçe gösterilmesi hatalı ise de, hatalı olan bu hususun sonuca etkili olmadığı, davalının bakım elamanı olarak çalışması, davacı şirketin müşterileriyle ilgili bir görev ve sorumluluğunun bulunmaması ve yaptığı işin niteliği birlikte değerlendirildiğinde, davalının, davacı şirketin sırlarını bilebilecek konumda olmadığı, zarara uğratma ihtimalinin bulunmadığı, bu durumda, davacı tarafça, davalının davacı şirkette «ticari sır» niteliğindeki hangi bilgileri edindiği, ne şekilde kullandığı veya kullanabileceği, davacı şirketin bu yolla ne tür bir zarara uğradığı veya uğratabileceğinin somu …
… ının müvekkili firmada 03.07.2008 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile kalite ve sistem sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, davalının müvekkili şirkette en «son» orta düzeyde yönetici konumunda bakım «görevlisi» olarak çalıştığını, 31.08.2014 tarihinde sigortalı işten ayrılış bildirgesinden de anlaşılacağı üzere iş ilişkisinin emeklilik için yaş dışında diğer şartların tamamlanması nedeniyle sona erdiğini, davalının müvekkili şirkette işe başladığı tarih olan 03.07.2008 tarihinde «rekabet yasağı sözleşmesi» imzaladığını, bu sözleşmede davalının her ne sebeple olursa olsun işten ayrılmasından itibaren 3 yıl süre ile ambalaj sektörüyle sınırlı olmak üzere müvekkili şirketin iştigal ettiği iş dalında kendi namına iş kurmamayı, rakip bir firmada çalışmamayı, rakip firmalarda ortak olmamayı kabul ve «taahhüt» ettiğini, ancak davalının işten ayrıldıktan sonra davacı şirket gibi ambalaj sektöründe bulunan rakip Fitpak Ambalaj A.Ş.'de çalışmaya başladığını, müvekkil şirkette en son orta düzey bakım görevlisi olarak çalışan davalının müvekkilinin «müşteri çevresi» hakkında bilgi edinme olanağına sahip olması ve müşterilerle kişisel ilişki içinde bulunmasının, müşterilerin özelliklerini, istek ve ihtiyaçlarını bilebilecek ve bu bilgileri kendi adına ekonomik bir değer olarak kullanabilecek konumda olmasını gerektirdiği, ayrıca davalının, imalat ve iş sırlarını öğrenme hallerine de vakıf olduğunu, davalının sözleşmedeki taahhüdüne aykırı davranması nedeniyle müvekkilinin «cezai şart» alacağının oluştuğunu ileri sürerek, 30.000,00 USD alacağın yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının iş politikası olarak tüm çalışanlarına «haksız rekabete» ve «cezai şarta» ilişkin hüküm içeren sözleşme imzalattığı, işçinin iş akdinin devamı süresince hangi pozisyonda çalışacağı ve firma ile ilgili hangi bilgilere vakıf olacağı önceden kestirilemeyeceğinden bu halin davacı aleyhine değerlendirilemeyeceği; ancak davacı tarafın haksız rekabetin oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklamak zorunda olduğu, haksız rekabete ilişkin cezai şartın "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkca belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, yani haksız rekabetin varlığının ispatlanamadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «rekabet yasağına» aykırı davranışdan doğan «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun «rekabet yasağına» ilişkin 445. maddesinde, rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamayacağı belirlenmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:karşı edim · çalışma özgürlüğü · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının iş politikası olarak tüm çalışanlarına «haksız rekabete» ve «cezai şarta» ilişkin hüküm içeren sözleşme imzalattığı, işçinin iş akdinin devamı süresince hangi pozisyonda çalışacağı ve firma ile ilgili hangi bilgilere vakıf olacağı önceden kestirilemeyeceğinden bu halin davacı aleyhine değerlendirilemeyeceği; ancak davacı tarafın haksız rekabetin oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklamak zorunda olduğu, haksız rekabete ilişkin cezai şartın "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkca belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, yani haksız rekabetin varlığının ispatlanamadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Aynı maddenin 2. fıkrasında ise, hâkimin, aşırı nitelikteki «rekabet yasağını», bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği «karşı edimi» de «hakkaniyete» uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabileceği belirlenmiştir.
Bu itibarla, yürürlük kanunu uyarınca somut olaya uygulanması gereken TBK'nın 445/2. maddesi uyarınca bir değerlendirme yapılmaksızın, «rekabet yasağının» yer bakımından sınırlama getirmemiş olmasının Anayasa'nın «çalışma özgürlüğüne» aykırı olduğu ve bu nedenle sözleşmenin «geçersiz» olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali iddiasına dayalı cezai şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3705 E. 2019/1860 K.
Ortak:müşteri çevresi · ticari sır · rekabet yasağı sözleşmesi · sözleşmenin ihlali · rekabet yasağı · şirket zararı · cezai şart · hizmet sözleşmesi
İncelediğiniz kararda… ının müvekkili firmada 03.07.2008 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile kalite ve sistem sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, davalının müvekkili şirkette en «son» orta düzeyde yönetici konumunda bakım «görevlisi» olarak çalıştığını, 31.08.2014 tarihinde sigortalı işten ayrılış bildirgesinden de anlaşılacağı üzere iş ilişkisinin emeklilik için yaş dışında diğer şartların tamamlanması nedeniyle sona erdiğini, davalının müvekkili şirkette işe başladığı tarih olan 03.07.2008 tarihinde «rekabet yasağı sözleşmesi» imzaladığını, bu sözleşmede davalının her ne sebeple olursa olsun işten ayrılmasından itibaren 3 yıl süre ile ambalaj sektörüyle sınırlı olmak üzere müvekkili şirketin iştigal ettiği iş dalında kendi namına iş kurmamayı, rakip bir firmada çalışmamayı, rakip firmalarda ortak olmamayı kabul ve «taahhüt» ettiğini, ancak davalının işten ayrıldıktan sonra davacı şirket gibi ambalaj sektöründe bulunan rakip Fitpak Ambalaj A.Ş.'de çalışmaya başladığını, müvekkil şirkette en son orta düzey bakım görevlisi olarak çalışan davalının müvekkilinin «müşteri çevresi» hakkında bilgi edinme olanağına sahip olması ve müşterilerle kişisel ilişki içinde bulunmasının, müşterilerin özelliklerini, istek ve ihtiyaçlarını bilebilecek ve bu bilgileri kendi adına ekonomik bir değer olarak kullanabilecek konumda olmasını gerektirdiği, ayrıca davalının, imalat ve iş sırlarını öğrenme hallerine de vakıf olduğunu, davalının sözleşmedeki taahhüdüne aykırı davranması nedeniyle müvekkilinin «cezai şart» alacağının oluştuğunu ileri sürerek, 30.000,00 USD alacağın yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali» nedeniyle açılan «cezai şartın» tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemelerinin «görevli» olduğunu, rekabet yasağına ilişkin olan şartın ancak işçinin müşterileri tanımasından veya iş sırlarını öğrenmesinden yararlanarak, işverene hissolunacak derecede bir zarar verebilecek ise geçerli olduğunu, davacı şirketin müvekkilinin işe olan ihtiyacından faydalanarak düzenlenen tek taraflı matbu şekilde olan sözleşmeye dayanarak dava açtığını, rekabet yasağının işçinin ekonomik hayatını geliştirme özgürlüğünü sınırlandırdığını, işçinin rekabet hakkını ancak kendi iradesiyle sınırlandırabileceğini, müvekkilinin iş sözleşmesi ile birlikte rekabet sözleşmesini de imzaladığının farkında bile olmadığını, işverenin müvekkilini bu konuda bilgilendirmediğini ve uyarmadığını, bu durumda müvekkilinin rekabet yasağını kabul ettiğinin söylenemeyeceğini, müvekkilinin işyerlerinde çalıştığı pozisyonun davacının iddiasının aksine işyeri ticari sırlarını öğrenebileceği bir yerde olmadığını, müvekkilinin yıllarca fabrikalarda bakım işçisi olarak çalıştığını, davanın «kötüniyetli» olarak açıldığını, sözleşmede yer bakımından yapılan sınırlamanın sanayileşmenin en yoğun olduğu bölgeler olan Ege, Marmara ve Güneydoğu bölgeleri olarak belirlendiğini, söz konusu sınırlandırmanın yıllarca bakım işçisi olarak çalışan müvekkilinin iktisadi geleceği bakımından «olumsuz» etkileyecek nitelikte olduğunu, sözleşme matbu olarak düzenlendiğinden, sözleşmede belirlenen cezai şartın her konumdaki işçi için aynı ve fahiş olduğunu, rekabet sözleşmesinin kanunun «emredici» hükümlerine aykırı düzenlendiğini, işçinin özgür iradesi ile düzenlenmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece «rekabet yasağı» hükmünün «geçersiz» olduğu sonucuna varıldığı, ancak hâkimin, işçinin ekonomik geleceğini «hakkaniyete» aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlanmaları içeremeceği gerekçesiyle doğrudan ve ikinci bir değerlendirme yapmadan rekabet yasağı hükümlerinin geçersiz olduğuna karar veremeyeceği, bu maddedeki şartlar dahilinde değerlendirme yaparak sözleşme hükümlerini sınırlayabilme «yetkisini» kullanıp kullanmayacağını tartışılarak neticesine göre karar verilmesi gerektiği, «rekabet yasağı sözleşmesinin» geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli «müşteri çevresi» veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığının yeterli olduğu, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunmasının yeterli olduğu, her ne kadar ilk derece mahkemesince 6098 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olarak yapılan değerlendirmeyle sözleşmenin geçersizliğinin de davanın reddine gerekçe gösterilmesi hatalı ise de, hatalı olan bu hususun sonuca etkili olmadığı, davalının bakım elamanı olarak çalışması, davacı şirketin müşterileriyle ilgili bir görev ve sorumluluğunun bulunmaması ve yaptığı işin niteliği birlikte değerlendirildiğinde, davalının, davacı şirketin sırlarını bilebilecek konumda olmadığı, zarara uğratma ihtimalinin bulunmadığı, bu durumda, davacı tarafça, davalının davacı şirkette «ticari sır» niteliğindeki hangi bilgileri edindiği, ne şekilde kullandığı veya kullanabileceği, davacı şirketin bu yolla ne tür bir zarara uğradığı veya uğratabileceğinin somu …
Benzer bu karardaKararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Dava, «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali» iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, belirsiz süreli iş sözleşmesinde sözleşme sonrası «rekabet yasağının» akdin sona ermesini izleyen 2 yıl boyunca Ege ve Marmara Bölgelerinde işverenin faaliyet gösterdiği boya ve boya kimyasalları alanı ile kısmen veya tamamen rekabet halinde olan veya ihtimali bulunan iş ve faaliyetlerle sınırlandırıldığı, rekabet yasağına getirilen sınırlamanın kanuna uygun ve geçerli olduğu, ancak kimya teknisyeni olan davalının işverenin ticari veya teknik sırları hakkında bilgi edinme imkanına sahip olacak bir konumda olmadığı, davalı iş yerinin arge departmanında geliştirilen ve kendisine gönderilen veya bu şekilde temin ettiği boya veya boya kimyasallarının «ticari sır» niteliğinde olacak şekilde kapalı/kodlu formüllerini tanımlayıp açılımını yapamayacağı, davacı «şirkete zarar» verebilecek nitelikte bir konumda çalışmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Öğretide «rekabet yasağı sözleşmesi», işçinin iş ilişkisi içinde işverenin müşterilerine nüfuz etmesi yahut iş sırlarına vakıf olması nedeniyle «hizmet sözleşmesi» sona erdikten sonra belirli bir faaliyet alanında belirli bir coğrafi bölgede ve belirli bir zaman dilimi içerisinde işçinin işverenle rekabet teşkil eden davranış içerisine girmesini yasaklayan sözleşmeler olarak tanımlanmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:üretim sırları · saklama yükümlülüğü · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaRekabet «yasağı» «kaydının» geçerli olabilmesi için işçinin, hizmet ilişkisi içinde olduğu işverenin «müşteri çevresi» ve «üretim sırları» gibi ticari sırları bilebilecek bir pozisyonda çalışması ve bu bilgileri önceki işverenle rakip durumunda olan yeni işveren ile paylaşabilme ihtimalinin varlığı yeterlidir.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin Özel Şartlar başlığı altında (c) bendinde «rekabet yasağına» ilişkin olarak “işçinin, işverenin mesleki, ticari ve teknik sırlarını «saklamakla yükümlü» olduğu, bu nedenden dolayı, «hizmet sözleşmesinin» sona ermesini izleyen iki yıl boyunca Ege ve Marmara Bölgesinde, işverenin faaliyet gösterdiği boya ve boya kimyası alanı ile kısmen veya tamamen rekabet halinde o …
Somut olayda mahkemece, davalı işçinin davacı şirkette çalıştığı konum itibariyle davacıya ait ticari sırlara, üretim teknolojisi yada özel üretim biçimi gibi «üretim sırlarına» ya da müşteri çevresine erişebilme imkanı ve ihtimalinin bulunup bulunmadığı, davacı işverene zarar verebilme ihtimal ve riskinin mevcut olup olmadığının belirlenerek, «rekabet yasağına» ilişkin sözleşme hükmünün geçerliliğinin değerlendirilmesi ve bu hususta gerekirse aralarında sektör bilirkişinin de olduğu heyetten rapor alınarak sonuca varılması gerektiği halde açıklanan ilkelerin gözetilmediği bilirkişi raporuna ve «eksik incelemeye» dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2222 E. 2014/8576 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:zararın ispatı · infazda tereddüt · infaz · yargılama gideri · maddi tazminat · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece, hükümde davalıların eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğu belirtilmiş ise de, «maddi tazminatın» ve «yargılama giderlerinin» "davalıdan" tahsiline denmek suretiyle belirsiz, «infazda tereddüt» doğuracak şekilde hüküm kurulmuştur.
… eden diğer davalı şirket ile çalışmaya başladığı ve davacı şirketin ticari sırlarına vakıf olan bu şahsın mal alım satımına yönelik teklifler verdiği, bu eyleminin «haksız rekabet» oluşturduğu, sunulan delillere göre davacının tam olarak «zararını ispat» edemediği, mahkemece bu miktarın 15.000,00 TL olarak takdir edildiği, davacının şartları oluşmadığından manevi tazminat isteyemeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen …
Bu durumda, «infazda tereddüt» olmayacak şekilde yeniden hüküm kurulması gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
1- Dava, «haksız rekabet» nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/7731 E. , 2023/2780 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2018/1973 Esas, 2021/968 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2016/207 E., 2018/249 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili firmada 03.07.2008 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile kalite ve sistem sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, davalının müvekkili şirkette en son orta düzeyde yönetici konumunda bakım görevlisi olarak çalıştığını, 31.08.2014 tarihinde sigortalı işten ayrılış bildirgesinden de anlaşılacağı üzere iş ilişkisinin emeklilik için yaş dışında diğer şartların tamamlanması nedeniyle sona erdiğini, davalının müvekkili şirkette işe başladığı tarih olan 03.07.2008 tarihinde rekabet yasağı sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmede davalının her ne sebeple olursa olsun işten ayrılmasından itibaren 3 yıl süre ile ambalaj sektörüyle sınırlı olmak üzere müvekkili şirketin iştigal ettiği iş dalında kendi namına iş kurmamayı, rakip bir firmada çalışmamayı, rakip firmalarda ortak olmamayı kabul ve taahhüt ettiğini, ancak davalının işten ayrıldıktan sonra davacı şirket gibi ambalaj sektöründe bulunan rakip Fitpak Ambalaj A.Ş.'de çalışmaya başladığını, müvekkil şirkette en son orta düzey bakım görevlisi olarak çalışan davalının müvekkilinin müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağına sahip olması ve müşterilerle kişisel ilişki içinde bulunmasının, müşterilerin özelliklerini, istek ve ihtiyaçlarını bilebilecek ve bu bilgileri kendi adına ekonomik bir değer olarak kullanabilecek konumda olmasını gerektirdiği, ayrıca davalının, imalat ve iş sırlarını öğrenme hallerine de vakıf olduğunu, davalının sözleşmedeki taahhüdüne aykırı davranması nedeniyle müvekkilinin cezai şart alacağının oluştuğunu ileri sürerek, 30.000,00 USD alacağın yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemelerinin görevli olduğunu, rekabet yasağına ilişkin olan şartın ancak işçinin müşterileri tanımasından veya iş sırlarını öğrenmesinden yararlanarak, işverene hissolunacak derecede bir zarar verebilecek ise geçerli olduğunu, davacı şirketin müvekkilinin işe olan ihtiyacından faydalanarak düzenlenen tek taraflı matbu şekilde olan sözleşmeye dayanarak dava açtığını, rekabet yasağının işçinin ekonomik hayatını geliştirme özgürlüğünü sınırlandırdığını, işçinin rekabet hakkını ancak kendi iradesiyle sınırlandırabileceğini, müvekkilinin iş sözleşmesi ile birlikte rekabet sözleşmesini de imzaladığının farkında bile olmadığını, işverenin müvekkilini bu konuda bilgilendirmediğini ve uyarmadığını, bu durumda müvekkilinin rekabet yasağını kabul ettiğinin söylenemeyeceğini, müvekkilinin işyerlerinde çalıştığı pozisyonun davacının iddiasının aksine işyeri ticari sırlarını öğrenebileceği bir yerde olmadığını, müvekkilinin yıllarca fabrikalarda bakım işçisi olarak çalıştığını, davanın kötüniyetli olarak açıldığını, sözleşmede yer bakımından yapılan sınırlamanın sanayileşmenin en yoğun olduğu bölgeler olan Ege, Marmara ve Güneydoğu bölgeleri olarak belirlendiğini, söz konusu sınırlandırmanın yıllarca bakım işçisi olarak çalışan müvekkilinin iktisadi geleceği bakımından olumsuz etkileyecek nitelikte olduğunu, sözleşme matbu olarak düzenlendiğinden, sözleşmede belirlenen cezai şartın her konumdaki işçi için aynı ve fahiş olduğunu, rekabet sözleşmesinin kanunun emredici hükümlerine aykırı düzenlendiğini, işçinin özgür iradesi ile düzenlenmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 03.07.2008 başlangıç tarihli belirsiz süreli hizmet sözleşmesi yapıldığı, ayrıca 03.07.2008 tarihinde rekabet yasağı sözleşmesi imzalandığı, davalının davacı iş yerinden ayrılarak dava dışı Fitpak Ambalaj ve Kimya San. ve Tic. A.Ş.'de işe başladığı, işçinin görevinin bakım elemanı olarak tanımlandığı, davacının, işçinin orta düzey yönetici olduğunu iddia ettiği, ancak, işçinin şirkette idari, mali, teknolojik nitelikte ve ayrıca müşteri ve pazar alanında şirketin son derece önemli ve gizli bir çok bilgiye sahip olacak görevinin olmasını gerektiren orta düzey bir vasfı veya iş tanımı belirtir bir bilgi veya yazılı bir belgeye rastlanılmadığı, SGK İl Müdürlüğü'nün cevabi yazısına göre davacı şirket ve dava dışı Fitpak Ambalaj şirketinin iş kolunun farklı olduğu, davalı işcinin iş sırrı niteliği taşıyabilecek olgulara nüfus ettiği, toplanan kanıtlar ışığında ortaya konulamadığı, benzer yapılan işlerin rekabet yasağı ile korunacak iş sırlarından olmadığı, belirlenen kapsamdaki bilgilerle işvereni zarara uğratma olasılığının bulunmadığı ve kanıt yükümlülüğü altındaki iş veren tarafından önemli bir zarara uğrama olasılığını somutlaştırılıp ortaya konulmadığı, taraflar arasında yapılan rekabet yasağı sözleşmesinin 3 yıl süre ile düzenlendiği, ancak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 445 inci maddesi gereğince rekabet yasağı sözleşmelerinin 2 yılı aşamayacağının belirtildiği, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin rekabet yasağı şartının geçersiz olduğu, ayrıca yer sınırlandırılmasında da Ege, Marmara ve Güneydoğu bölgeleri bakımından bir sınırlama bulunmadığı, yer bakımından da getirilen bu rekabet yasağının Türkiye' nin belli başlı sanayi şehirlerini kapsaması nedeniyle davalı işcinin iktisadi geleceğinin hakkaniyete aykırı şekilde güçleştirdiği, ayrıca rekabet yasağı sözleşmesindeki yer alan 30.000,00 USD cezai şartın işcinin aldığı maaş, ekonomik durum gözönünde bulundurularak hakkaniyet çerçevesinde değerlendirildiğinde yüksek olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; iş akdini emeklilik nedeniyle sona erdiren davalının, müvekkil şirketteki işinden ayrıldıktan sonra rakip firmalardan olan Fitpak Ambalaj firmasında çalışmaya başlamış olup, bu durumun dahi rekabet yasağına aykırılık teşkil ettiğini ve davalının kötü niyetini ortaya koyduğunu, her iki şirketin de ambalaj işi ile iştigal ettiğini ve müşteri çevrelerinin de birebir aynı olduğunu, iş kolu kodunun farklı olması rekabet yasağı çerçevesinde bir kıstas olarak kabul edilmediğini, iş akdini emeklilik nedeniyle sona erdiren davalının, müvekkil şirketteki işinden ayrıldıktan sonra rakip firmalardan olan ve müvekkil şirket ile aynı organize sanayi bölgesinde yer alan Egem Ambalaj firmasında çalışmaya başlamış olduğunu, sırf bu durumun dahi rekabet yasağına aykırılık teşkil ettiğini ve davalının kötü niyetini ortaya koyduğunu, davalının yaptığı görev gereği şirketle ilgili teknik bilgi ve müşteri verilerine ulaşabilecek bir düzeyde çalıştığını, davalının baskı operatörü olarak baskı iş ve işlemleri sırasında kullanılan işin tüm teknik sırlarına vakıf olduğunu, müvekkil şirketin zarar uğramasına neden olduğunu, ihtimalin varlığının da rekabet yasağına aykırılık teşkil edeceğini, çelişkilerin giderilmesi amacıyla bilirkişiden rapor alınmasını talepleri hakkında mahkemece olumlu ya da olumsuz bir değerlendirilme yapılmadan eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece rekabet yasağı hükmünün geçersiz olduğu sonucuna varıldığı, ancak hâkimin, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlanmaları içeremeceği gerekçesiyle doğrudan ve ikinci bir değerlendirme yapmadan rekabet yasağı hükümlerinin geçersiz olduğuna karar veremeyeceği, bu maddedeki şartlar dahilinde değerlendirme yaparak sözleşme hükümlerini sınırlayabilme yetkisini kullanıp kullanmayacağını tartışılarak neticesine göre karar verilmesi gerektiği, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığının yeterli olduğu, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunmasının yeterli olduğu, her ne kadar ilk derece mahkemesince 6098 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olarak yapılan değerlendirmeyle sözleşmenin geçersizliğinin de davanın reddine gerekçe gösterilmesi hatalı ise de, hatalı olan bu hususun sonuca etkili olmadığı, davalının bakım elamanı olarak çalışması, davacı şirketin müşterileriyle ilgili bir görev ve sorumluluğunun bulunmaması ve yaptığı işin niteliği birlikte değerlendirildiğinde, davalının, davacı şirketin sırlarını bilebilecek konumda olmadığı, zarara uğratma ihtimalinin bulunmadığı, bu durumda, davacı tarafça, davalının davacı şirkette ticari sır niteliğindeki hangi bilgileri edindiği, ne şekilde kullandığı veya kullanabileceği, davacı şirketin bu yolla ne tür bir zarara uğradığı veya uğratabileceğinin somut iddialarla ortaya konulması gerektiği, kanun maddesindeki zarara uğratma ihtimali bulunması yönündeki düzenleme genişletilerek, soyut iddialara dayalı olarak zarara uğratma ihtimali bulunduğu iddia edilerek, talepte bulunulmuş olmakla, ilk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında bağıtlanan 03.07.2008 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin davalının emeklilik nedeniyle işten ayrılması nedeniyle sona ermesinin ardından başka bir firmada çalışmasının rekabet yasağı hükmüne aykırılık teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Kanun'un 445 inci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin, birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933261200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz