6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/614 E. 2023/3186 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari satım

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
muayene ve ihbar yükümlülüğü açık ayıp ayıba karşı tekeffül basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü uygun illiyet bağı gizli ayıp hukuki dinlenilme hakkı ayıp ihbarı zararın ispatı kişilik haklarına saldırı ihbar yükümlülüğü ticari itibar ayıp tahkikat kişilik hakları direnme kararı illiyet bağı bedelsizlik müteselsil sorumluluk basiretli tacir tazminat davası istinaf incelemesi garantörlük kamu düzeni kâr kaybı kaldırma ve yeniden hüküm içtihadı birleştirme kararı ihbar haksız fiil maddi ve manevi tazminat tacir ilk derece kararının kaldırılması maddi tazminat dava sebebi eksik inceleme yükleten (shipper) vekalet ücreti kesin hüküm istinaf yoluna başvurulabilirlik husumet

Atıf yapılan mevzuat: HMK · TTK — TTK 23

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 25.04.2018 tarihli ve 2014/885 E. 2018/288 K. sayılı kararıyla; davacının satın aldığı torfun pH değerinin ideal üretim ölçüsünde ve ambalajında gösterilen değerlerde olmadığı, davacı tarafça üretilen fidelerin bir kısmında gelişim bozukluğu ve arızası bulunduğu, torftaki ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu, davacı tarafça muayene ve ihbar yükümlülüklerine uyulduğu, davalıların üretici, satıcı ve üretici benzeri sıfatı ile ayıp nedeniyle davacının imha edilen fideler nedeniyle uğradığı zararlardan sorumlu oldukları, davacı tarafça iade edilen fideler, bedelsiz verilen fideler ve üretim kaybı nedeniyle zarara uğradıkları da iddia edilmiş ise de, bu konuda fidelerin zarara uğradığı ve bu nedenle üretim kaybı doğduğu konusunda herhangi bir tespit bulunmadığı gibi zararın da ispat edilemediği, davacının kişilik haklarına yönelik bir saldırı olmadığı gibi itibar kaybına uğradığı konusunda herhangi bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın maddi tazminat istemi yönünden kısmen kabulüne, 4.075.443,00 TL tazminatın davalı ...Ş.'den dava tarihinden itibaren, davalılar ... ve ... 'den 27.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizinden sorumlu olmak üzere davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 05.07.2019 tarih, 2018/1515 E. ve 2019/1454 K. sayılı kararıyla; ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğu TTK'nın 23 üncü maddesindeki 8 günlük muayene süresine uyulmadığından ayıp ihbarının süresinde olmadığı, ayıba karşı tekeffül hükümlerinden faydalanılmasının mümkün olmadığı, ayrıca davalı üretici ve kendi markası ile ürünü pazarlayan şirketlerin ürünle ilgili garanti vermedikleri, akdi ilişkinin Rito Tohumculuk A.Ş. ile olduğu bu davalılar ile akdi ilişki bulunmadığından bu iki davalıdan maddi ve manevi tazminat istenemeyeceği belirtilerek davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalıların istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına davalılar hakkında açılan davanın reddine oyçokluğu ile karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 30.06.2021 tarih, 2020/5083 E. ve 2021/5398 K. sayılı kararıyla davalı ... ... GMBH firmasının üretici firma olması, diğer davalı ... ... GMBH’nin ise ürünü yurtdışından üretici Böske firmasından alarak ürünün bulunduğu ambalajlara kendi ismini yazarak analiz raporlarını sunmak suretiyle ürünün tasarımını ve imalatını yaptırıp kendi isim ve ticari markası ile piyasaya arz etmesi nedeniyle üretici sıfatı ile meydana gelen zararlardan müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddine, davanın kısmen kabulüne manevi tazminat davası yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bölge adliye mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu, reddedilen maddi ve manevi tazminat taleplerinin neden reddedildiğinin anlaşılamadığını, bölge adliye mahkemesinin üreticilerin (çiftçilerin) iade ettiği, davacının bedelsiz olarak verdiği ve üretim kaybı olan fidelerden davalıların sorumlu olmadığına ve bu zarar kalemlerinin ispatlanamadığı gerekçesinin gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek kararın reddedilen kısımları yönünden bozulmasını istemiştir.

2. Davalı ... .. GMBH vekili temyiz dilekçesinde özetle; bölge adliye mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu, müvekkilinin fiili ile zarar arasında uygun illiyet bağının araştırılmadığını, haksız fiil koşullarının değerlendirilmediğini, ayıba karşı tekeffül hükümlerinin yanlış uygulandığını, tespit ve bilirkişi raporlarına karşı yapılan itirazların değerlendirilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

3.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, bölge adliye mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu davacı ile müvekkili arasında bir akdi ilişki olmadığını, müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere davacının zararının saf ekonomik zarar olduğunu ve bu kalem zararların haksız fiil hükümlerine göre karşılanamayacağı, kaldı ki haksız fiil koşullarının oluşmadığı, bilirkişi raporlarının yetersiz ve hatalı olduğunu, bu konuya ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davalı ... şirketi tarafından üretilen, diğer davalı Plantoflar şirketi tarafından Türkiye'ye getirilen ve aynı marka ile diğer davalı ... tarafından davacıya satılan torfların ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıpların açık ayıp ya da gizli ayıplı olup olmadığı, davacının ayıp nedeniyle zararlarının olup olmadığı, zararları var ise zarar miktarının ne olduğu, davalıların oluşan zarar miktarından sorumlu olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır." hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm ile gerekçenin önemi Anayasa düzeyinde vurgulanmış olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.

2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesinde bir mahkeme hükmünün hangi hususları kapsaması gerektiği açıklanmıştır. Maddenin birinci fıkrasının (c) alt bendine göre hüküm; tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde içermelidir.

3. 07.06.1976 tarih, 1976/3-4 E. ve 1976/3 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de; “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimdegeçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklamaya yer verilmiştir.

3. Değerlendirme

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373 üncü maddesinin ikinci bendi "Bölge adliye mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun görülen diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderilir." şeklinde düzenlenmiş olup, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırıp yeniden esas hakkında karar vermesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtay'ca bozulması halinde bozmaya karşı gerek direnme, gerekse bozmaya uyarak yeniden karar verme hak ve yetkisi Bölge Adliye Mahkemesine aittir. Bölge Adliye Mahkemesi'nin hüküm mahkemesi sıfatıyla verdiği yeniden esas hakkındaki karar sonrasında 6100 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinin atfıyla ilk derece mahkemelerinde uygulanan yargılama usulüne göre yargılama yapıp öncelikle Yargıtay bozma kararına karşı aynı Kanunun 373 üncü maddesi üçüncü fıkrası gereğince uyma veya direnme konusunda bir karar verir; bu kararı yine hüküm mahkemesi sıfatıyla vermektedir. Bozmaya uyduğu takdirde artık yargılamaya hüküm mahkemesi sıfatıyla devam etmekte olduğundan bozma kararına uygun olarak yeniden esas hakkında karar vermelidir. Ne varki, Bölge Adliye Mahkemesince hüküm mahkemesi sıfatıyla bozmaya uyulduğundan, öncelikle bozma kararı yerine getirilmek suretiyle davacının davasını ispat imkanı verilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve hatalı usul ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

2.Yukarıda belirtilen ilgili hukuk uyarınca bir mahkeme kararında; tarafların iddia ve savunmalarının özetlerinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür.“Gerekçe, hâkimin tespit etmiş olduğu (sabit gördüğü) maddî vakıalar ile hüküm fıkrası (sonucu) arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde, sabit görülen vakıalardan çıkarılan sonuç ve hukukî sebep (veya sebepler), başka bir deyimle, hükmün dayandığı hukukî esaslar açıklanır. … Hâkim, tarafların kendisine sundukları ve (tahkikat sonucunda) sabit gördüğü maddî vakıaların hukukî niteliğini (hukukî sebepleri) kendiliğinden (resen) araştırıp (m.33) bularak, hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hâkim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendi kendini denetler. İstinaf mahkemesi ve Yargıtay da, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. ...Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz. ... Hukukî dinlenilme hakkı, mahkemenin, tarafların açıklamalarını dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini de içerir.” (Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C.I, Ankara, İkinci Baskı, 2021, s.890-892)

3. Kanun'un aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.

4. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.

5. Mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.

6. Gerekçeye ilişkin hükümler, kamu düzeni ile ilgili olup gözetilmesi kanun ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama, gerek yargı erki ile hâkimin, gerek mahkeme kararlarının her türlü kuşkudan uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.

7. Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince, Anayasa'nın ve 6100 sayılı Kanun’un aradığı anlamda herhangi bir gerekçe oluşturulmadan karar verildiği, kararın hangi sebep ya da sebeplerle verildiğine ilişkin açıklama ve gerekçe içermediği görülmüştür.

8. Bu durumda Mahkemece yapılacak iş, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler gözetilerek anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte gerekçe içeren, önceki hüküm sonucuna uygun bir karar vermek olmalıdır.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/3226 E. 2025/3442 K.

    Ortak: · dava şartı · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2399 E. 2020/4251 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2668 E. 2024/1376 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

1 benzer karar daha
  • Pay sahipliği sıfatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5447 E. 2023/351 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/614 E.  ,  2023/3186 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/2069 Esas, 2021/1834 Karar

HÜKÜM

Kısmen kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir:

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; Duruşma için belirlenen 23.05.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ve davalı ... vekili Avukat ... ile davalı Plataflor Humus Vekaufs Gmbh vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin torf üzerinde fide üretimi yaptığını, davalı ...Ş.’den satın aldığı torfların pH değerinin farklılık göstermesi nedeniyle ayıplı olduğunu, davacının ürettiği fidelerin gelişme göstermediğini, gelişmeyen fidelerin imha edildiğini, bir kısım fideler için davacının müşterilerine yeni fideler vermek zorunda kaldığını, davacının ticari itibar kaybettiğini, davacının maddi ve manevi zarara uğradığını, davalı ...’nin torfların üreticisi, diğer davalı Plantoflar GMBH’nin torfları üreticiden alıp Türkiye’deki davalı ... AŞ’ye satan satıcı olduğunu, haksız fiil hükümlerine göre davalıların davacının zararından sorumlu olduğunu, davacının ticari itibarının da zarara uğradığını ileri sürerek, maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ...Ş. davaya cevap vermemiş,

2.Davalı ... vekili; taraflar arasında akdi ilişki bulunmadığını, davacının davalıya husumet yöneltemeyeceğini, davalının sattığı ürünlerin gerekli denetimlerinin yapıldığını, ürünlerin ayıplı olmadığını, davacının torflarda gerekli incelemeyi yapmaksızın üretime başlayarak basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne uymadığını, davacının saklama ve üretim koşullarına uymamış olabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

3.Davalı ... vekili, taraflar arasında akdi ilişki bulunmadığını, davalının ürettiği ürünlerin ayıplı olmadığını, oluşan bir zarar varsa davacı kullanımından, saklama koşullarına uyulmamasından kaynaklanmış olabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 25.04.2018 tarihli ve 2014/885 E. 2018/288 K. sayılı kararıyla; davacının satın aldığı torfun pH değerinin ideal üretim ölçüsünde ve ambalajında gösterilen değerlerde olmadığı, davacı tarafça üretilen fidelerin bir kısmında gelişim bozukluğu ve arızası bulunduğu, torftaki ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu, davacı tarafça muayene ve ihbar yükümlülüklerine uyulduğu, davalıların üretici, satıcı ve üretici benzeri sıfatı ile ayıp nedeniyle davacının imha edilen fideler nedeniyle uğradığı zararlardan sorumlu oldukları, davacı tarafça iade edilen fideler, bedelsiz verilen fideler ve üretim kaybı nedeniyle zarara uğradıkları da iddia edilmiş ise de, bu konuda fidelerin zarara uğradığı ve bu nedenle üretim kaybı doğduğu konusunda herhangi bir tespit bulunmadığı gibi zararın da ispat edilemediği, davacının kişilik haklarına yönelik bir saldırı olmadığı gibi itibar kaybına uğradığı konusunda herhangi bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın maddi tazminat istemi yönünden kısmen kabulüne, 4.075.443,00 TL tazminatın davalı ...Ş.'den dava tarihinden itibaren, davalılar ...

ve ... 'den 27.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizinden sorumlu olmak üzere davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 05.07.2019 tarih, 2018/1515 E. ve 2019/1454 K. sayılı kararıyla; ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğu TTK'nın 23 üncü maddesindeki 8 günlük muayene süresine uyulmadığından ayıp ihbarının süresinde olmadığı, ayıba karşı tekeffül hükümlerinden faydalanılmasının mümkün olmadığı, ayrıca davalı üretici ve kendi markası ile ürünü pazarlayan şirketlerin ürünle ilgili garanti vermedikleri, akdi ilişkinin Rito Tohumculuk A.Ş. ile olduğu bu davalılar ile akdi ilişki bulunmadığından bu iki davalıdan maddi ve manevi tazminat istenemeyeceği belirtilerek davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalıların istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına davalılar hakkında açılan davanın reddine oyçokluğu ile karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 30.06.2021 tarih, 2020/5083 E. ve 2021/5398 K. sayılı kararıyla davalı ... ... GMBH firmasının üretici firma olması, diğer davalı ... ... GMBH’nin ise ürünü yurtdışından üretici Böske firmasından alarak ürünün bulunduğu ambalajlara kendi ismini yazarak analiz raporlarını sunmak suretiyle ürünün tasarımını ve imalatını yaptırıp kendi isim ve ticari markası ile piyasaya arz etmesi nedeniyle üretici sıfatı ile meydana gelen zararlardan müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddine, davanın kısmen kabulüne manevi tazminat davası yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bölge adliye mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu, reddedilen maddi ve manevi tazminat taleplerinin neden reddedildiğinin anlaşılamadığını, bölge adliye mahkemesinin üreticilerin (çiftçilerin) iade ettiği, davacının bedelsiz olarak verdiği ve üretim kaybı olan fidelerden davalıların sorumlu olmadığına ve bu zarar kalemlerinin ispatlanamadığı gerekçesinin gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek kararın reddedilen kısımları yönünden bozulmasını istemiştir.

2. Davalı ... .. GMBH vekili temyiz dilekçesinde özetle; bölge adliye mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu, müvekkilinin fiili ile zarar arasında uygun illiyet bağının araştırılmadığını, haksız fiil koşullarının değerlendirilmediğini, ayıba karşı tekeffül hükümlerinin yanlış uygulandığını, tespit ve bilirkişi raporlarına karşı yapılan itirazların değerlendirilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

3.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, bölge adliye mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu davacı ile müvekkili arasında bir akdi ilişki olmadığını, müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere davacının zararının saf ekonomik zarar olduğunu ve bu kalem zararların haksız fiil hükümlerine göre karşılanamayacağı, kaldı ki haksız fiil koşullarının oluşmadığı, bilirkişi raporlarının yetersiz ve hatalı olduğunu, bu konuya ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davalı ... şirketi tarafından üretilen, diğer davalı Plantoflar şirketi tarafından Türkiye'ye getirilen ve aynı marka ile diğer davalı ... tarafından davacıya satılan torfların ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıpların açık ayıp ya da gizli ayıplı olup olmadığı, davacının ayıp nedeniyle zararlarının olup olmadığı, zararları var ise zarar miktarının ne olduğu, davalıların oluşan zarar miktarından sorumlu olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır." hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm ile gerekçenin önemi Anayasa düzeyinde vurgulanmış olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.

2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesinde bir mahkeme hükmünün hangi hususları kapsaması gerektiği açıklanmıştır. Maddenin birinci fıkrasının (c) alt bendine göre hüküm; tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde içermelidir.

3.

07. 06.1976 tarih, 1976/3-4 E. ve 1976/3 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de; “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimdegeçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklamaya yer verilmiştir.

3. Değerlendirme

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373 üncü maddesinin ikinci bendi "Bölge adliye mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun görülen diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderilir." şeklinde düzenlenmiş olup, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırıp yeniden esas hakkında karar vermesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtay'ca bozulması halinde bozmaya karşı gerek direnme, gerekse bozmaya uyarak yeniden karar verme hak ve yetkisi Bölge Adliye Mahkemesine aittir. Bölge Adliye Mahkemesi'nin hüküm mahkemesi sıfatıyla verdiği yeniden esas hakkındaki karar sonrasında 6100 sayılı Kanun'un 360 ıncı maddesinin atfıyla ilk derece mahkemelerinde uygulanan yargılama usulüne göre yargılama yapıp öncelikle Yargıtay bozma kararına karşı aynı Kanunun 373 üncü maddesi üçüncü fıkrası gereğince uyma veya direnme konusunda bir karar verir;

bu kararı yine hüküm mahkemesi sıfatıyla vermektedir. Bozmaya uyduğu takdirde artık yargılamaya hüküm mahkemesi sıfatıyla devam etmekte olduğundan bozma kararına uygun olarak yeniden esas hakkında karar vermelidir. Ne varki, Bölge Adliye Mahkemesince hüküm mahkemesi sıfatıyla bozmaya uyulduğundan, öncelikle bozma kararı yerine getirilmek suretiyle davacının davasını ispat imkanı verilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve hatalı usul ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

2.Yukarıda belirtilen ilgili hukuk uyarınca bir mahkeme kararında; tarafların iddia ve savunmalarının özetlerinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür.“Gerekçe, hâkimin tespit etmiş olduğu (sabit gördüğü) maddî vakıalar ile hüküm fıkrası (sonucu) arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde, sabit görülen vakıalardan çıkarılan sonuç ve hukukî sebep (veya sebepler), başka bir deyimle, hükmün dayandığı hukukî esaslar açıklanır.

… Hâkim, tarafların kendisine sundukları ve (tahkikat sonucunda) sabit gördüğü maddî vakıaların hukukî niteliğini (hukukî sebepleri) kendiliğinden (resen) araştırıp (m.33) bularak, hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hâkim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendi kendini denetler. İstinaf mahkemesi ve Yargıtay da, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. ...Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz. ... Hukukî dinlenilme hakkı, mahkemenin, tarafların açıklamalarını dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini de içerir.” (Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C.I, Ankara, İkinci Baskı, 2021, s.890-892)

3. Kanun'un aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.

4. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.

5. Mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.

6. Gerekçeye ilişkin hükümler, kamu düzeni ile ilgili olup gözetilmesi kanun ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama, gerek yargı erki ile hâkimin, gerek mahkeme kararlarının her türlü kuşkudan uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.

7. Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince, Anayasa'nın ve 6100 sayılı Kanun’un aradığı anlamda herhangi bir gerekçe oluşturulmadan karar verildiği, kararın hangi sebep ya da sebeplerle verildiğine ilişkin açıklama ve gerekçe içermediği görülmüştür.

8. Bu durumda Mahkemece yapılacak iş, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler gözetilerek anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte gerekçe içeren, önceki hüküm sonucuna uygun bir karar vermek olmalıdır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre davacı vekili, davalı ... vekili ve ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin her bir yandan alınarak yekdiğerine verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/940999800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.