Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/651 E. 2023/4404 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tenkis↗ harca esas değer↗ ecrimisil↗ intifa hakkı↗ vekalet ücreti takdiri↗ ticari defter kayıtları↗ sözleşmenin feshi↗ bayilik sözleşmesi↗ vekâlet ücreti↗ cezai şart↗ derdestlik↗ ipotek↗ fesih↗ kâr kaybı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ ticari defter↗ fatura↗ taahhütname↗ ihtarname↗ tacir↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ teminat↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/454 E., 2018/1395 K.
BİRLEŞEN DAVA : Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/751 E.
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleşen davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 18.09.2010 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzalandığını, davalının bayi olarak faaliyet gösterdiğini, davalı tarafça bayilik sözleşmesinin 05.01.2012 tarihli noter ihtarnamesiyle feshedildiğini, ancak taşınmazın 21.01.2011 tarihli intifa resmi senedi gereğince beş yıl süre ile intifa hakkına sahip olan müvekkiline teslim edilmediğini, 18.09.2010 tarihli taahhütnamede bayilik sözleşmesinin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde işletmeciliğinin de sona ereceği ve istasyon ve tesislerin derhal tahliye edilerek müvekkili şirkete teslim edileceğinin düzenlendiğini, bu yükümlülüğün yerine getirilmediği takdirde sözleşmenin fesih tarihinden itibaren tahliye tarihine kadar her geçen gün için 200,00 USD cezai şart ödeneceğinin hüküm altına alındığını, aynı zamanda bayilik sözleşmesinin fesih başlıklı 12 nci maddesinde de sözleşmenin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde bayinin söz konusu yerlerle ilgili işletmeciliğinin sona ereceği ve bayinin sözleşmenin feshini müteakip herhangi bir mahkeme kararı gerekmeksizin istaston ve tesisi derhal tahliye ederek şirkete teslim edeceği hususunun düzenlendiğini, müvekkili tarafından davalıya ihtarname keşide edilmesine rağmen taşınmazın müvekkiline teslim edilmediğini, haksız işgale son verilmesi amacıyla Kaynarca Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/67 E. sayılı dosyası ile müdahalenin meni davasının ikame edildiğini, bu davanın derdest olduğunu, intifanın 21.01.2016 tarihinde sona ereceği dikkate alındığında fesih tarihi olan 09.01.2012 ile dava tarihi olan 22.04.2013 tarihleri arası 469 gün için toplam 93.800 USD’nin Türk Lirası karşılığı olan 168.614,88 TL’nin, birleşen davada ise 22.04.2013 ile 21.01.2016 tarihleri arasındaki dönem için doğan cezai şart alacağından 2.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin akaryakıt taleplerinin zamanında karşılanmaması nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, ayrıca davacı şirketin sözleşmede taahhüdü olan istasyonun intifası tesis edildikten sonra bayiye 25.000 Litre kırsal motorinin fatura karşılığı imar bedeli olarak verileceğine dair yükümlülüğünü kısmen yerine getirdiğini, istenilen cezai şartın müvekkili şirketin mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek olduğunu savunarak asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı bayinin bayilik sözleşmesini 03.01.2012 tarihli ihtarname ile feshi neticesi bayilik sözleşmesinin sona erdiği, davalının bu istasyonda bulunmasının yasal nedeninin ortadan kalktığı, davalının sözleşme ve taahhütname hükümleri gereğince akaryakıt istasyonunu derhal davacıya teslim etme yükümlülüğü altına girdiği, ancak davalının bu yükümlülüğünü yerine getirmediği, sözleşmenin feshedildiği tarihten dava tarihine kadar günlük 200,00 USD üzerinden işlemiş cezai şart ödeme borcu altına girdiği, sözleşmenin davalı tarafından haklı sebeple ya da haksız olarak feshedilmiş olmasının da davalının cezai şart borcuna bir etkisinin bulunmadığı, 09.01.2012 - 22.04.2013 dönemine ilişkin 469 gün için cezai şart alacağının toplam 93.800,00 USD kur karşılığının 169.543,50 TL olarak hesaplanmış olup davacının talebinin 168.614,88 TL olduğu, birleşen dava konu 22.04.2013 tarihinden intifa hakkının bittiği 21.01.2016 tarihine kadar 1003 gün için toplam 200,00 USD kur karşılığı 703.524,26 TL olarak hesaplandığı ancak davacının talebi 2.000,00 TL olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 22 nci maddesi uyarınca tacir olan davalının cezai şarttan indirim yapılmasını isteyemeyeceği, ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında cezai şartın ödenmesi cezai şart borçlusunun ekonomik açıdan mahvına yol açacaksa uygun bir indirim yapılması gereğine işaret edildiğini, davalının ticari defter ve kayıtları, vergi kayıtları, mali tabloları üzerinde yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen birlirkişi raporu doğrultusunda cezai şart oranında takdiren % 73 oranında indirim yapıldığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne davacının intifa hakkına sahip olduğu taşınmazın davalı tarafça fuzuli işgali nedeniyle 09.02.2012-22.04.2013 dönemine ilişkin 45.526,05 TL cezai şartın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, birleşen davanın kısmen kabulü ile davacının intifa hakkına sahip olduğu taşınmazın davalı tarafça fuzuli işgali nedeniyle 22.04.2013-21.01.2016 dönemine ilişkin 540,00 TL cezai şartın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine ve takdiri indirim yapılarak reddedilen dava değeri üzerinden davalı yararına vekâlet ücretine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının ekonomik durumuna dair verilerin tam olarak değerlendirilmediğini, davalıdan alınan teminat (ipotek) sebebiyle cezai şartın tamamının tahsil edilebileceğinin göz ardı edildiğini, müvekkilin davalıdan alacaklı olduğu cezai şartın son bilirkişi raporda 703.524,26 TL olarak hesaplanmış olup tenkis yapılırken tüm alacak miktarının gözetilmediğini, tenkis yapılan %73 oran üzerinden reddedilen miktara dayalı davalı yararına vekalet ücreti takdirinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesinin asıl ve birleşen davaya ilişkin kararının kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirketin zamanında ve yeterli akaryakıt vermemesi nedeni ile sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiğini, taraflar arasında görülmekte olan Kaynarca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan elatmanın önlenmesi davasında verilen karar ile müvekkili şirketin ecrimisil ödemesine karar verildiğini, kararın temyiz edildiğini, konusu ve tarafları aynı olan bu dosyaların birleştirilmesi gerektiğini, davacının kusurundan kaynaklı olarak sözleşme feshedildiğinden cezai şart talebinin haksız olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesinin asıl ve birleşen davaya ilişkin kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bayiilik sözleşmesinin süresinden önce, davalı bayii tarafça feshedildiği, sözleşmesi sona eren davalı bayiinin akaryakıt istasyonunun bulunduğu taşınmazı tahliye ederek taşınmaz üzerinde intifa hakkı sahibi olan davacıya teslim etmediği ihtilafsız olduğu, fuzuli işgalci olan davalının sözleşmenin feshedildiği tarihten dava tarihine kadar günlük 200,00 USD üzerinden cezai şart alacağından sorumlu olduğu, fuzuli işgale dayalı meni müdahale davası ile işbu davanın konusunun aynı olmadığı, bu nedenle davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik bütün istinaf sebeplerinin reddi gerektiği, Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda cezai şart alacağından takdiren % 73 oranında indirim yapılmasında bir isabetsizlik görülmediği, birleşen davaya konu edilen dönem için 22.04.2013 tarihinden intifa hakkının sona erdiği 21.01.2016 tarihine kadar 1003 gün için toplam 200,00 USD kur karşılığı 703.524,26 TL üzerinden %73 oranında tenkis yapılmak suretiyle davacının 189.951,55 TL cezai şart alacağı bulunmakta olup, bu alacaktan davacının talebi ile bağlı kalınarak 2.000,00 TL'ye hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru bulunmadığı, cezai şartın fahiş görülerek tenkisi nedeniyle tenkis edilen miktardan dolayı davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl davanın kısmen kabulüne 45.526,05 TL cezai şart alacağının davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulüne 2.000,00 TL cezai şart alacağının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı aleyhine başlatılan ipotek takibi bulunduğunu, 300.000,00 TL limitli ipotek nazara alındığında davalının ekonomik mahvına sebep olunmaksızın 300.000,00 TL nin tahsil edilebileceğini, ekonomik mahva yönelik durum incelenirken bayilik ilişkisinde alınmış olan teminatların yok sayıldığını, cezai şart bedeli ile ilgili yalnızca davalının ekonomik durumunun araştırılmasının müvekkilin hak kaybına uğramasına sebep olacağını, Mahkemece harca esas değer üzerinden tenkis yapılmış olduğunu, müvekkilinin borçludan 703.524,26 TL alacaklı olduğu ancak sadece esas davada 168.614,88 TL, birleşen davada ise 2.000,00 TL'nin talep edilmiş olduğunu, talep edilen cezai şartın, tüm cezai şart miktarı dikkate alındığında makul ve mahva sebebiyet vermeyecek ölçüde olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada davacının intifa hakkı sebebiyle cezai şart istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 22 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/336 E. 2024/5919 K.
Ortak:ecrimisil · intifa hakkı · sözleşmenin feshi · bayilik sözleşmesi · cezai şart · fesih · taahhütname · teminat · Tazminat
İncelediğiniz karardaDAVA Asıl ve birleşen davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 18.09.2010 tarihli 5 yıl süreli «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, davalının bayi olarak faaliyet gösterdiğini, davalı tarafça bayilik sözleşmesinin 05.01.2012 tarihli noter «ihtarnamesiyle» feshedildiğini, ancak taşınmazın 21.01.2011 tarihli intifa resmi senedi gereğince beş yıl süre ile «intifa hakkına» sahip olan müvekkiline «teslim» edilmediğini, 18.09.2010 tarihli «taahhütnamede» bayilik sözleşmesinin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde işletmeciliğinin de sona ereceği ve istasyon ve tesislerin derhal tahliye edilerek müvekkili şirkete teslim edileceğinin düzenlendiğini, bu yükümlülüğün yerine getirilmediği takdirde sözleşmenin «fesih» tarihinden itibaren tahliye tarihine kadar her geçen gün için 200,00 USD «cezai şart» ödeneceğinin hüküm altına alındığını, aynı zamanda bayilik sözleşmesinin fesih başlıklı 12 nci maddesinde de sözleşmenin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde bayinin söz konusu yerlerle ilgili işletmeciliğinin sona ereceği ve bayinin «sözleşmenin feshini» müteakip herhangi bir mahkeme kararı gerekmeksizin istaston ve tesisi derhal tahliye ederek şirkete teslim edeceği hususunun düzenlendiğini, müvekkili tarafından davalıya ihtarname keşide edilmesine rağmen taşınmazın müvekkiline teslim edilmediğini, haksız işgale «son» verilmesi amacıyla Kaynarca Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/67 E. sayılı dosyası ile müdahalenin meni davasının ikame edildiğini, bu davanın «derdest» olduğunu, intifanın 21.01.2016 tarihinde sona ereceği dikkate alındığında fesih tarihi olan 09.01.2012 ile dava tarihi olan 22.04.2013 tarihleri arası 469 gün için …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı bayinin «bayilik sözleşmesini» 03.01.2012 tarihli «ihtarname» ile feshi neticesi bayilik sözleşmesinin sona erdiği, davalının bu istasyonda bulunmasının yasal nedeninin ortadan kalktığı, davalının sözleşme ve «taahhütname» hükümleri gereğince akaryakıt istasyonunu derhal davacıya «teslim» etme yükümlülüğü altına girdiği, ancak davalının bu yükümlülüğünü yerine getirmediği, sözleşmenin feshedildiği tarihten dava tarihine kadar günlük 200,00 USD üzerinden işlemiş «cezai şart» ödeme borcu altına girdiği, sözleşmenin davalı tarafından haklı sebeple ya da haksız olarak feshedilmiş olmasının da davalının cezai şart borcuna bir etkisinin bulunmadığı, 09.01.2012 - 22.04.2013 dönemine ilişkin 469 gün için cezai şart alacağının toplam 93.800,00 USD kur karşılığının 169.543,50 TL olarak hesaplanmış olup davacının talebinin 168.614,88 TL olduğu, birleşen dava konu 22.04.2013 tarihinden «intifa hakkının» bittiği 21.01.2016 tarihine kadar 1003 gün için toplam 200,00 USD kur karşılığı 703.524,26 TL olarak hesaplandığı ancak davacının talebi 2.000,00 TL olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 22 nci maddesi uyarınca «tacir» olan davalının cezai şarttan indirim yapılmasını isteyemeyeceği, ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında cezai şartın ödenmesi cezai şart borçlusunun ekonomik açıdan mahvına yol açacaksa uygun bir indirim yapılması gereğine işaret edildiğini, davalının «ticari defter» ve kayıtları, vergi kayıtları, mali tabloları üzerinde yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen birlirkişi raporu doğrultusunda cezai şart oranında takdiren % 73 oran …
… vap dilekçesinde; müvekkilinin akaryakıt taleplerinin zamanında karşılanmaması nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, ayrıca davacı şirketin sözleşmede «taahhüdü» olan istasyonun intifası tesis edildikten sonra bayiye 25.000 Litre kırsal motorinin «fatura» karşılığı imar bedeli olarak verileceğine dair yükümlülüğünü kısmen yerine getirdiğini, istenilen «cezai şartın» müvekkili şirketin mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek olduğunu savunarak asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaHukuk Dairesinin 12.09.2017 tarihli ve 2016/19637, 2017/5814 K. sayılı kararı ile taraflar arasında iki tarafa yükümlülükler yükleyen «bayilik sözleşmesinin» davacı tarafça kendisine mal verilmediği iddiasıyla feshedildiği, davalının, peşin satış yaptığı için davacının ödeme yapmaması nedeniyle kendisine mal «teslim» edilmediğini, davacı tarafça bu konuda herhangi bir «ihtar» da çekilmediğini bu nedenle feshin haksız olduğunu savunduğu, davalının sözleşmeden kaynaklanan ürün verme yükümlülüğünü yerine getirmediği yönündeki iddia karşısında davacının davalıya bu konuda ihtar çekip uygun süre vermesi gerekirken ihtar çekilmeksizin sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilmesinin haksız olduğu, her ne kadar davacı tarafça başka bayilerin ihtar çekip «delil tespiti» yaptırdıkları ileri sürülüp ihtar çekilmesinin fayda vermeyeceği iddiasında bulunulmuş ise de dava dışı bayilerle davalı arasında yaşanan uyuşmazlıkların bu davada davacının ihtar yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı, birleşen dava yönünden ise; «asgari alım taahhütnamesi» ve «cezai şart» başlıklı 28.09.2010 tarihli taahhütnamede "... bunlarla birlikte bayilik sözleşmesinin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde işletmeciliğimiz sona ereceğinden, istasyon ve tesisleri derhal tahliye ederek Şirket'e teslim edeceğimizi, bu yükümlülüğümüzü yerine getirmeyerek fuzuli işgale devam ettiğimiz takdirde sözleşmenin «fesih» tarihinden itibaren tahliye tarihine kadar geçen her gün için ödeme tarihindeki TCMB döviz efektif satış kuru üzerinden 200,00 USD (ikiyüz amerikan doları) karşılığı Türk Lira cezai şartı, hiçbir itirazda bulunmaksızın, herhangi bir mahkeme kararı veya ihtara gerek kalmaksızın derhal ve defaten Şirket'e ödeyeceğimizi, ... kabul ve taahhüt ederiz." hükmü bulunduğu, davacının feshi haksız olduğundan, fesihle sözleşme sona ermiş olacağından davacının, işlettiği akaryakıt istasyonunu «intifa hakkı» sahibi olan davalıya teslimle yükümlü olduğu, aksi takdirde fuzuli şagil durumuna düşeceği, mahkemece fuzuli işgal ile ilgili yukarıdaki taahhütname hükmü gözetilm …
Mahkemece 11.03.2016 tarihli ve 2013/54, 2016/«266» K. sayılı karar ile kural olarak asıl dosyada davacının mal tedarikinde «temerrüte» düştüğünü «yazılı delil» ile ispat etmesi gerekse de dosyaya sunulan dava dışı 3. kişilere ait noter ve mahkeme tespit tutanaklarından ihtilafın sadece dava tarafları arasında yaşanmadığı ve davalının «dağıtım» yükümlülüğünü yerine getiremediğinin ülke çapında bilinen bir durum olduğunu gösterdiği, bu durumun davalı açısından temerrüdü ve feshin haklılığını ispatladığı, birleşen davada davacının, ürün «teslim» etme yükmülülüğünü yerine getirememesine rağmen intifa hakkından ... ve «bayilik sözleşmesi» ile hüküm altına alınan «cezai şart» talebinin «dürüstlük kuralına» uygun düşmeyeceği ve «hakkın kötüye kullanılması» teşkil edeceği, asıl davada davacının «teminat mektubunun» iadesi talebinin haklı olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne; birleşen dava yönünden; asgari mal «alım taahhütnamesi» ve cezai şart başlıklı 28.09.2010 tarihli davacı imzasını «taşıyan» matbu beyanda sözleşmenin her ne sebeple sona ermesi halinde istasyon ve tesisin derhal teslim edileceği, aksi halde beher gün için 200,00 USD cezai şart ödeneceği hükmünün sözleşmenin haklı nedenle feshinde dahi dağıtım şirketine cezai şart ödemekle yükümlü tutulmasının ahlaka aykırı bir düzenleme olduğu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 27 nci maddesine aykırılık oluşturduğu için «geçersiz» olduğu, asıl davada davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği anlaşıldığından davacının cezai şart yükümlülüğünün doğmayacağı gerekçesiyle birleşen davanın red …
… len Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamındaki gerekçe ile asıl davanın reddine; birleşen 2013/213 E. sayılı dosya bakımından, «asgari alım taahhütnamesi» ve «cezai şart» başlıklı 28.09.2010 tarihli taahhütnamede "... bunlarla birlikte «bayilik sözleşmesinin» her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde işletmeciliğimiz sona ereceğinden, istasyon ve tesisleri derhal tahliye ederek Şirket'e «teslim» edeceğimizi, bu yükümlülüğümüzü yerine getirmeyerek fuzuli işgale devam ettiğimiz taktirde sözleşmenin «fesih» tarihinden itibaren tahliye tarihine kadar geçen her gün için ödeme tarihindeki TCMB döviz efektif satış kuru üzerinden 200 USD (ikiyüz amerikan doları) karşılığı Türk Lira cezai şartı, hiçbir itirazda bulunmaksızın, herhangi bir mahkeme kararı veya «ihtara» gerek kalmaksızın derhal ve defaten Şirket'e ödeyeceğimizi, ... kabul ve taahhüt ederiz." hükmü gereği, davacının noter ihtarı ile sözleşmeyi feshettiğini davalı tarafa bildirdiği/tebliğ edildiği tarihten itibaren dava tarihine kadar (10.01.2012-16.04.2013 tarihleri arası) yapılan hesaba göre haksız işgalden kaynaklı cezai şart bedelinin 165.848.76 TL hesaplandığı, ancak dava değerinin 164.927,50 TL olduğu, birleşen 2015/986 E. sayılı dosya bakımından, ana «dağıtım» firmasının yeni bayilik bulması için belirlenen sürenin yerleşik Yargıtay kararlarına göre 6 ay olup, Enerji Petrol'ün 10.01.2012 ile 10.07.2012 tarih aralığında altı aylık süre için talep edebileceği kâr «mahrumiyeti»'nin 25.«194»,40 TL olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen 2013/213 E. sayılı dosyada açılan davanın kısmen kabulüne, birleşen 2015/986 E. sayılı dosyada açılan dava …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:asgari alım taahhüdü · alım taahhüdü · ariyet · müspet zarar · yediemin · i̇i̇k 266 · i̇i̇k 194 · delil tespiti
Benzer bu karardaHukuk Dairesinin 12.09.2017 tarihli ve 2016/19637, 2017/5814 K. sayılı kararı ile taraflar arasında iki tarafa yükümlülükler yükleyen «bayilik sözleşmesinin» davacı tarafça kendisine mal verilmediği iddiasıyla feshedildiği, davalının, peşin satış yaptığı için davacının ödeme yapmaması nedeniyle kendisine mal «teslim» edilmediğini, davacı tarafça bu konuda herhangi bir «ihtar» da çekilmediğini bu nedenle feshin haksız olduğunu savunduğu, davalının sözleşmeden kaynaklanan ürün verme yükümlülüğünü yerine getirmediği yönündeki iddia karşısında davacının davalıya bu konuda ihtar çekip uygun süre vermesi gerekirken ihtar çekilmeksizin sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilmesinin haksız olduğu, her ne kadar davacı tarafça başka bayilerin ihtar çekip «delil tespiti» yaptırdıkları ileri sürülüp ihtar çekilmesinin fayda vermeyeceği iddiasında bulunulmuş ise de dava dışı bayilerle davalı arasında yaşanan uyuşmazlıkların bu davada davacının ihtar yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı, birleşen dava yönünden ise; «asgari alım taahhütnamesi» ve «cezai şart» başlıklı 28.09.2010 tarihli taahhütnamede "... bunlarla birlikte bayilik sözleşmesinin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde işletmeciliğimiz sona ereceğinden, istasyon ve tesisleri derhal tahliye ederek Şirket'e teslim edeceğimizi, bu yükümlülüğümüzü yerine getirmeyerek fuzuli işgale devam ettiğimiz takdirde sözleşmenin «fesih» tarihinden itibaren tahliye tarihine kadar geçen her gün için ödeme tarihindeki TCMB döviz efektif satış kuru üzerinden 200,00 USD (ikiyüz amerikan doları) karşılığı Türk Lira cezai şartı, hiçbir itirazda bulunmaksızın, herhangi bir mahkeme kararı veya ihtara gerek kalmaksızın derhal ve defaten Şirket'e ödeyeceğimizi, ... kabul ve taahhüt ederiz." hükmü bulunduğu, davacının feshi haksız olduğundan, fesihle sözleşme sona ermiş olacağından davacının, işlettiği akaryakıt istasyonunu «intifa hakkı» sahibi olan davalıya teslimle yükümlü olduğu, aksi takdirde fuzuli şagil durumuna düşeceği, mahkemece fuzuli işgal ile ilgili yukarıdaki taahhütname hükmü gözetilm …
… len Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamındaki gerekçe ile asıl davanın reddine; birleşen 2013/213 E. sayılı dosya bakımından, «asgari alım taahhütnamesi» ve «cezai şart» başlıklı 28.09.2010 tarihli taahhütnamede "... bunlarla birlikte «bayilik sözleşmesinin» her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde işletmeciliğimiz sona ereceğinden, istasyon ve tesisleri derhal tahliye ederek Şirket'e «teslim» edeceğimizi, bu yükümlülüğümüzü yerine getirmeyerek fuzuli işgale devam ettiğimiz taktirde sözleşmenin «fesih» tarihinden itibaren tahliye tarihine kadar geçen her gün için ödeme tarihindeki TCMB döviz efektif satış kuru üzerinden 200 USD (ikiyüz amerikan doları) karşılığı Türk Lira cezai şartı, hiçbir itirazda bulunmaksızın, herhangi bir mahkeme kararı veya «ihtara» gerek kalmaksızın derhal ve defaten Şirket'e ödeyeceğimizi, ... kabul ve taahhüt ederiz." hükmü gereği, davacının noter ihtarı ile sözleşmeyi feshettiğini davalı tarafa bildirdiği/tebliğ edildiği tarihten itibaren dava tarihine kadar (10.01.2012-16.04.2013 tarihleri arası) yapılan hesaba göre haksız işgalden kaynaklı cezai şart bedelinin 165.848.76 TL hesaplandığı, ancak dava değerinin 164.927,50 TL olduğu, birleşen 2015/986 E. sayılı dosya bakımından, ana «dağıtım» firmasının yeni bayilik bulması için belirlenen sürenin yerleşik Yargıtay kararlarına göre 6 ay olup, Enerji Petrol'ün 10.01.2012 ile 10.07.2012 tarih aralığında altı aylık süre için talep edebileceği kâr «mahrumiyeti»'nin 25.«194»,40 TL olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen 2013/213 E. sayılı dosyada açılan davanın kısmen kabulüne, birleşen 2015/986 E. sayılı dosyada açılan dava …
Temyiz Sebepleri Asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkili «şirketin feshinin» 6098 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesi kapsamında süre verilmesini gerektirmeyen durumlara ilişkin olduğunu, birleşen davalarda hükmedilen «cezai şart» bedelinin, müvekkilinin mahvına sebebiyet verebilecek düzeyde olduğu gözetilerek cezai şart bedelinde takdiri indirim yapılması gerektiğini, borçlunun kusurunun olmaması/ağır olmaması halinde cezai şarttan sorumlu olmayabileceğini ya da indirim yapılabileceğini, buna göre, taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» 12. maddesinin (e) bendinde yer alan düzenlemeye rağmen davalının herhangi bir girişiminin olmadığını, «sözleşmenin feshine» yönelik noter «ihtarı» ile birlikte bayilik sözleşmesine ilişkin «ariyet» malzemelerinin davalı tarafça «teslim» alınması için de ihtarda bulunulduğunu, birleşen 2013/213 sayılı dosya açısından, cezai şart bedelinin ancak dava tarihine kadarki kısmının istenebileceğini, cezai şartın ekonomik mahva sebebiyet verme sınırının doğru belirlenmediğini, bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin hatalı olduğunu, cezai şartın, asgari mal «alım taahhüdü» ile ilişkilendirilerek hesaplanmasının doğru olmadığını, müvekkili şirketin bulunduğu coğrafi konumun, tarafların sosyo ekonomik durumlarının gözetilerek cezai şart ile bu cezai şarta uygulanacak indirimin belirlenmesi gerektiğini, müvekkili şirketin 2013 yılındaki öz kaynağının doğrudan esas alınmış olması ve bu öz kaynağın tamamının şirketin iş ve işlemlerinde kullanılmasının hayatın olağan akışına aykırı olması nedenleriyle kararında belirlenen cezai şart bedelinin somut olayın özelliğine oranla yüksek belirlendiğini, kâr «mahrumiyetinin» («müspet zararın») talep edilebilmesi için, taraflar arasındaki sözleşmede açıkça bu yönde hüküm bulunması gerektiğini, taraflar arasında akdedilmiş hiçbir sözleşme, taahhüt ya da ek «protokolde» kâr mahrumiyetinin veya müspet zararların talep edilebileceğine yönelik hüküm bulunmadığını, kâr mahrumiyeti hesaplanırken esas alınan tarihler dikkate alındığında, müvekkili şirketin her yılın 10 Ocak ve 10 Temmuz tarihleri arası almış olduğu akaryakıt ürünü oranlarının tespiti ve buna göre hesaplama yapılması gerekirken, tüm çalışma süresi boyunca alınan akaryakıt ürünlerinin oranlamasına göre hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, 2015/986 dosyasındaki talebe ilişkin «ıslahın» «zamanaşımına» uğradığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Mahkemece 11.03.2016 tarihli ve 2013/54, 2016/«266» K. sayılı karar ile kural olarak asıl dosyada davacının mal tedarikinde «temerrüte» düştüğünü «yazılı delil» ile ispat etmesi gerekse de dosyaya sunulan dava dışı 3. kişilere ait noter ve mahkeme tespit tutanaklarından ihtilafın sadece dava tarafları arasında yaşanmadığı ve davalının «dağıtım» yükümlülüğünü yerine getiremediğinin ülke çapında bilinen bir durum olduğunu gösterdiği, bu durumun davalı açısından temerrüdü ve feshin haklılığını ispatladığı, birleşen davada davacının, ürün «teslim» etme yükmülülüğünü yerine getirememesine rağmen intifa hakkından ... ve «bayilik sözleşmesi» ile hüküm altına alınan «cezai şart» talebinin «dürüstlük kuralına» uygun düşmeyeceği ve «hakkın kötüye kullanılması» teşkil edeceği, asıl davada davacının «teminat mektubunun» iadesi talebinin haklı olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne; birleşen dava yönünden; asgari mal «alım taahhütnamesi» ve cezai şart başlıklı 28.09.2010 tarihli davacı imzasını «taşıyan» matbu beyanda sözleşmenin her ne sebeple sona ermesi halinde istasyon ve tesisin derhal teslim edileceği, aksi halde beher gün için 200,00 USD cezai şart ödeneceği hükmünün sözleşmenin haklı nedenle feshinde dahi dağıtım şirketine cezai şart ödemekle yükümlü tutulmasının ahlaka aykırı bir düzenleme olduğu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 27 nci maddesine aykırılık oluşturduğu için «geçersiz» olduğu, asıl davada davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği anlaşıldığından davacının cezai şart yükümlülüğünün doğmayacağı gerekçesiyle birleşen davanın red …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3246 E. 2024/4362 K.
Ortak:tenkis · ecrimisil · intifa hakkı · bayilik sözleşmesi · cezai şart · derdestlik · fesih · kâr kaybı
İncelediğiniz karardaDAVA Asıl ve birleşen davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 18.09.2010 tarihli 5 yıl süreli «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, davalının bayi olarak faaliyet gösterdiğini, davalı tarafça bayilik sözleşmesinin 05.01.2012 tarihli noter «ihtarnamesiyle» feshedildiğini, ancak taşınmazın 21.01.2011 tarihli intifa resmi senedi gereğince beş yıl süre ile «intifa hakkına» sahip olan müvekkiline «teslim» edilmediğini, 18.09.2010 tarihli «taahhütnamede» bayilik sözleşmesinin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde işletmeciliğinin de sona ereceği ve istasyon ve tesislerin derhal tahliye edilerek müvekkili şirkete teslim edileceğinin düzenlendiğini, bu yükümlülüğün yerine getirilmediği takdirde sözleşmenin «fesih» tarihinden itibaren tahliye tarihine kadar her geçen gün için 200,00 USD «cezai şart» ödeneceğinin hüküm altına alındığını, aynı zamanda bayilik sözleşmesinin fesih başlıklı 12 nci maddesinde de sözleşmenin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde bayinin söz konusu yerlerle ilgili işletmeciliğinin sona ereceği ve bayinin «sözleşmenin feshini» müteakip herhangi bir mahkeme kararı gerekmeksizin istaston ve tesisi derhal tahliye ederek şirkete teslim edeceği hususunun düzenlendiğini, müvekkili tarafından davalıya ihtarname keşide edilmesine rağmen taşınmazın müvekkiline teslim edilmediğini, haksız işgale «son» verilmesi amacıyla Kaynarca Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/67 E. sayılı dosyası ile müdahalenin meni davasının ikame edildiğini, bu davanın «derdest» olduğunu, intifanın 21.01.2016 tarihinde sona ereceği dikkate alındığında fesih tarihi olan 09.01.2012 ile dava tarihi olan 22.04.2013 tarihleri arası 469 gün için …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı bayinin «bayilik sözleşmesini» 03.01.2012 tarihli «ihtarname» ile feshi neticesi bayilik sözleşmesinin sona erdiği, davalının bu istasyonda bulunmasının yasal nedeninin ortadan kalktığı, davalının sözleşme ve «taahhütname» hükümleri gereğince akaryakıt istasyonunu derhal davacıya «teslim» etme yükümlülüğü altına girdiği, ancak davalının bu yükümlülüğünü yerine getirmediği, sözleşmenin feshedildiği tarihten dava tarihine kadar günlük 200,00 USD üzerinden işlemiş «cezai şart» ödeme borcu altına girdiği, sözleşmenin davalı tarafından haklı sebeple ya da haksız olarak feshedilmiş olmasının da davalının cezai şart borcuna bir etkisinin bulunmadığı, 09.01.2012 - 22.04.2013 dönemine ilişkin 469 gün için cezai şart alacağının toplam 93.800,00 USD kur karşılığının 169.543,50 TL olarak hesaplanmış olup davacının talebinin 168.614,88 TL olduğu, birleşen dava konu 22.04.2013 tarihinden «intifa hakkının» bittiği 21.01.2016 tarihine kadar 1003 gün için toplam 200,00 USD kur karşılığı 703.524,26 TL olarak hesaplandığı ancak davacının talebi 2.000,00 TL olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 22 nci maddesi uyarınca «tacir» olan davalının cezai şarttan indirim yapılmasını isteyemeyeceği, ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında cezai şartın ödenmesi cezai şart borçlusunun ekonomik açıdan mahvına yol açacaksa uygun bir indirim yapılması gereğine işaret edildiğini, davalının «ticari defter» ve kayıtları, vergi kayıtları, mali tabloları üzerinde yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen birlirkişi raporu doğrultusunda cezai şart oranında takdiren % 73 oran …
… süresinden önce, davalı bayii tarafça feshedildiği, sözleşmesi sona eren davalı bayiinin akaryakıt istasyonunun bulunduğu taşınmazı tahliye ederek taşınmaz üzerinde «intifa hakkı» sahibi olan davacıya «teslim» etmediği ihtilafsız olduğu, fuzuli işgalci olan davalının sözleşmenin feshedildiği tarihten dava tarihine kadar günlük 200,00 USD üzerinden «cezai şart» alacağından sorumlu olduğu, fuzuli işgale dayalı meni müdahale davası ile işbu davanın konusunun aynı olmadığı, bu nedenle davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik bütün istinaf sebeplerinin reddi gerektiği, Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda cezai şart alacağından takdiren % 73 oranında indirim yapılmasında bir isabetsizlik görülmediği, birleşen davaya konu edilen dönem için 22.04.2013 tarihinden intifa hakkının sona erdiği 21.01.2016 tarihine kadar 1003 gün için toplam 200,00 USD kur karşılığı 703.524,26 TL üzerinden %73 oranında «tenkis» yapılmak suretiyle davacının 189.951,55 TL cezai şart alacağı bulunmakta olup, bu alacaktan davacının talebi ile bağlı kalınarak 2.000,00 TL'ye hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru bulunmadığı, cezai şartın fahiş görülerek tenkisi nedeniyle tenkis edilen miktardan dolayı davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl davanın kısmen kabulüne 45.526,05 TL cezai şart alacağının davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulüne 2.000,00 TL …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» 16.08.2009 tarihi itibariyle süre bitmesiyle sona erdiğinden davalının bu tarihten sonra keşide ettiği «fesih» «ihtarnamesinin» sonuç doğurmayacağı, bu durumun işleticilik anlaşmasının 18. maddesine aykırılık oluşturmadığı ve «sözleşmenin ihlali» olarak değerlendirilemeyeceği, sonucuna varıldığı, işleticilik sözleşmesinin 12. maddesinde sözleşmenin 5 yıllık sürenin bitiminde sona ermesi halinde ve yeni bir sözleşme bağıtlanmadığı takdirde işleticinin satış yerini derhal «terk» ve BP'ye «teslim» edeceği kararlaştırıldığı, dosya içeriği deliller ile bu durumun gerçekleşmediği, 5 yıllık sürenin sonunda davalı işleticinin, işletmeyi terk etmediği belirlenmiş bulunduğundan sözleşmenin 12. maddesine dayalı «ceza koşulu» isteminin yerinde olduğu sonucuna varıldığı, davalı-birleşen davacının «ticari defter» ve kayıtları üzerinde yaptırılan «bilirkişi inceleme» sonucu; 199.000,00 USD'lik «cezai şartın» davalı birleşen davacı şirketin ekonomik yönden mahvına sebep olacağı kanaatine varılmakla, cezai şarttan «hakkaniyet indirimi» yapılarak davacı yararına 50.000,00 USD cezai şarta hükmedilmesi gerektiği, birleşen davada, «intifa hakkı» sona ermesine rağmen birleşen davalının intifa «şerhinin» terkini ile ilgili işlem yapmadığı ve intifa hakkını kaldırmadığından birleşen davacının maddi ve manevi zararına yol açtığı iddiası ile maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulduğu ancak dava konusu taşınmazın intifa hakkının devamı nedeniyle birleşen davacının maddi zararının varlığı, miktarı ve birleşen davalı eylemi ile «illiyet bağı» kanıtlanamadığından «maddi tazminat» isteminin, davacı şirketin «kişilik haklarının» zedeleyici nitelikte bir eylemi kanıtlamadığından manevi tazminat istemi reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne davacının kar yoksunluğu ve sözleşmenin 18. maddesine dayalı ceza koşuluna ilişkin tazminat isteminin reddine, sözleşmenin 12/2 maddesine dayalı istem yönünden davanın kısmen kabülü ile 50.000,00 USD'nin 10.10.2009 «temerrüd» tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüf Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin (a) bendi gereğince yürütülecek faiziyle bir …
İstinaf Sebepleri 1.Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinaf mahkemesince «cezai şart» olarak nitelendirilen 199.000,00 USD alacağın «tenkisinde» dava tarihin dikkate alınması gerektiği kabul edilmişken yerel mahkemenin fiili ödeme tarihindeki kura göre yapılan hesaplamayı hükme esas almasının yerinde olmadığını, müvekkilinin alacağının ödenmemesinin davalının kendi kusurundan kaynaklanmakta olup kendi kusurlu davranışı ile dava tarihinden sonra maddi durumunun bozulması, ekonomik olarak zor durumda olmasının sonuçlarına müvekkilinin katlanmasının beklenemeyeceğini, davalının ödüllendirilir gibi cezai şarttan tenkis yapılmasının yerinde olmadığını, dava tarihi olan 2011 yılına göre cezai şartın davalının ekonomik mahvına yol açmayacağını, sözleşmenin 18. maddesine dayalı cezai şart talebinin reddinin yerinde olmadığını, davalının sözleşmeye aykırı olarak satış yerini «terk» etmediğini ve müvekkiline «teslim» etmediğini, taleplerinin kabulü gerektiğini, «kar kaybı» talebinin reddinin yerinde olmadığını, mahkemenin kararının aksine «bayilik sözleşmesinin» asgari 5 yıl süre ile kurulması zorunluluğu olmadığını, sektörde 6 ay için bile bayilik sözleşmesi yapılabildiğini, davalının haksız kullandığı akaryakıt istasyonu …
2.Asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «bayilik sözleşmesi» ile intifa sözleşmesi birleşik sözleşmeler olup bayilik sözleşmesinin sona ermesi ile intifa sözleşmesinin de aynı anda ortadan kalktığını, davaya konu 16.08.2004 tarihli bayilik sözleşmesi 16.08.2009'da sona erdiğinden intifanın da bu tarihte sona erdiği ve bu tarihten sonra müvekkilinden «ecrimisil» talep edilemeyeceğini, müvekkiline «kusur» atfedilemeyeceğini, sözleşmenin 12.maddesindeki «cezai şartın» ahlaka ve adaba aykırı olduğunundan reddi gerektiğini, cezai şart miktarının müvekkilinin ekonomik mahvına sebep olacağı ve bu nedenle ahlaka ve adaba aykırı bir şart olarak değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin sözleşmenin ayakta olduğu sürece edimlerini yerine getirdiğini, cezai şartın tümden reddi gerektiğini, birleşen dava yönünden deliller toplanmadan karar verildiğini, intifanın «terkin» edilmesi gereken tarih ile resmen terkin edildiği tarih arasında davalı tarafından ödenmesi gereken bedelin hesaplanması, intifanın tesis tarihi ile terkin edilmesi gereken tarih arasında davacı karşı davalının ödemesi gereken gerçek intifa bedelinin hesaplanması, müvekkilinin bayilik sözleşmesi nedeni ile taşınmaza yaptığı «masrafların» tespiti, bayilik sözleşmesi süresince emsal akaryakıt istasyonlarının kazançları mukayeseli olarak incelenerek müvekkilinin emsal istasyonlara göre uğradığı kar kazanç «prim» «kaybının» hesaplanması için müvekkilinin «defterlerinin» incelenmesini talep ettiklerini, davalının intifayı süresinde terkin etmediğinden müvekkilinin bu yöndeki taleplerinin yerina getirmediğinin sabit olduğunu, «eksik inceleme» ile davanın reddedildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ceza koşulu · hakkaniyet indirimi · eksik harcın tamamlattırılması · kar mahrumiyeti · ticari temerrüt faizi · tashih · kar kaybı · harcın tamamlanması
Benzer bu kararda2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; «yetki itirazında» bulunduklarını, harcın eksik yatırıldığını, ayrıca davacı tarafından işbu dosyanın birleştirilmesi istenen dosyanın red kararı sonuçlandığını ancak davacı tarafından 18.08.2009 tarihinden 18.09.2010 tarihine kadar dava konusu taşınmazın haksız kullanımı nedeniyle doğan zararları ve davacının taraflar arasındaki «sözleşmeyi ihlal» etmiş olması sebebiyle doğan alacaklarının tazmini için davacı aleyhine «alacak davası» ikame ettiklerini ve söz konusu davanın «derdest» olup eldeki dava ile aralarında bulunan hukuki ve fiili irtibat gereği birleştirilmeleri gerektiğini savunarak öncelikle davanın «yetkisizlik» nedeniyle İstanbul Mahkemelerine gönderilmesine, aksi halde «eksik harcın tamamlatılmasına» ve eldeki davanın İstanbul 40.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» 16.08.2009 tarihi itibariyle süre bitmesiyle sona erdiğinden davalının bu tarihten sonra keşide ettiği «fesih» «ihtarnamesinin» sonuç doğurmayacağı, bu durumun işleticilik anlaşmasının 18. maddesine aykırılık oluşturmadığı ve «sözleşmenin ihlali» olarak değerlendirilemeyeceği, sonucuna varıldığı, işleticilik sözleşmesinin 12. maddesinde sözleşmenin 5 yıllık sürenin bitiminde sona ermesi halinde ve yeni bir sözleşme bağıtlanmadığı takdirde işleticinin satış yerini derhal «terk» ve BP'ye «teslim» edeceği kararlaştırıldığı, dosya içeriği deliller ile bu durumun gerçekleşmediği, 5 yıllık sürenin sonunda davalı işleticinin, işletmeyi terk etmediği belirlenmiş bulunduğundan sözleşmenin 12. maddesine dayalı «ceza koşulu» isteminin yerinde olduğu sonucuna varıldığı, davalı-birleşen davacının «ticari defter» ve kayıtları üzerinde yaptırılan «bilirkişi inceleme» sonucu; 199.000,00 USD'lik «cezai şartın» davalı birleşen davacı şirketin ekonomik yönden mahvına sebep olacağı kanaatine varılmakla, cezai şarttan «hakkaniyet indirimi» yapılarak davacı yararına 50.000,00 USD cezai şarta hükmedilmesi gerektiği, birleşen davada, «intifa hakkı» sona ermesine rağmen birleşen davalının intifa «şerhinin» terkini ile ilgili işlem yapmadığı ve intifa hakkını kaldırmadığından birleşen davacının maddi ve manevi zararına yol açtığı iddiası ile maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulduğu ancak dava konusu taşınmazın intifa hakkının devamı nedeniyle birleşen davacının maddi zararının varlığı, miktarı ve birleşen davalı eylemi ile «illiyet bağı» kanıtlanamadığından «maddi tazminat» isteminin, davacı şirketin «kişilik haklarının» zedeleyici nitelikte bir eylemi kanıtlamadığından manevi tazminat istemi reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne davacının kar yoksunluğu ve sözleşmenin 18. maddesine dayalı ceza koşuluna ilişkin tazminat isteminin reddine, sözleşmenin 12/2 maddesine dayalı istem yönünden davanın kısmen kabülü ile 50.000,00 USD'nin 10.10.2009 «temerrüd» tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüf Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin (a) bendi gereğince yürütülecek faiziyle bir …
DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmaz üzerine 06.10.1996 tarihinde 15 yıl süreli olarak müvekkili lehine «intifa hakkı» tesis edildiğini, taşınmazın davalı şirket tarafından 10.02.2004 tarihinde intifa ile yükümlü olarak satın alındığını, 16.08.2004 tarihli işleticilik sözleşmesi uyarınca 5 yıl süre ile akaryakıt istasyonu işleticiliğinin davalıya bırakıldığını, anlaşma süresi sonunda davalının 16.08.2009 tarihinde taşınmazı müvekkiline «teslim» etmediği için «ihtarname» keşide edildiğini, davalının 18.08.2009 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini, haksız işgalini sürdürdüğünü ve dava dışı şirketin bayisi olarak faaliyetini sürdürdüğünü, Rekabet Kurumu'nun ilgili tebliğleri gereğince 5 yılı aşan «bayilik sözleşmeleri» ve buna bağlı intifa sözleşmelerinin 8.09.2010 tarihine kadar geçerli sayılacağını, 16.08.2009-18.09.2010 tarihleri arasında davalının taşınmazı haksız olarak işgal ettiğini ve müvekkilinin bundan dolayı maddi zarara uğradığını ileri sürerek işleticilik sözleşmesinin 18. maddesi uyarınca 100.000,00 USD «ceza koşulu» alacağından şimdilik 5.000,00 USD'sinin, işleticilik sözleşmesinin 12. maddesi uyarınca taşınmazın teslim edilmemesi nedeniyle 390 gün için hesaplanan 199.000,00 USD'den şimdilik 5.000,00 USD'lik kısmının ve haksız işgal nedeniyle şimdilik 5.000,00 TL tazminatın «temerrüt» tarihinden itibaren yürütülecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket tarafından dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan 15 yıl süreli «intifa hakkı» «şerhinin» kaldırılmadığını ve müvekkilinin mağduriyetine neden olduğunu, bu nedenle intifa hakkının kaldırılması istemiyle dava açıldığını, ardından da bu dava devam ederken Rekabet Kurulu kararına dayanılarak da dava açıldığını, açılan davanın kabul edilerek usulünce kesinleştiğini ancak buna rağmen davalının intifa hakkını kaldırmadığını, ilk açılan dosyadaki taleplerinin sadece ilk davanın açıldığı tarihe kadar olan zarar ziyanı kapsadığını, o tarihten intifanın kaldırıldığı tarihe kadar olan kısım için işbu davayı açmak zorunda kaldıklarını savunarak davaların aralarındaki hukuki irtibat gereği birleştirilmesine ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın 28.08.2009 tarihinden itibaren işleyen «ticari temerrüt faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2281 E. 2022/7603 K.
Ortak:ecrimisil · tenkis · intifa hakkı · bayilik sözleşmesi · cezai şart · derdestlik · fesih · ihtarname
İncelediğiniz karardaDAVA Asıl ve birleşen davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 18.09.2010 tarihli 5 yıl süreli «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, davalının bayi olarak faaliyet gösterdiğini, davalı tarafça bayilik sözleşmesinin 05.01.2012 tarihli noter «ihtarnamesiyle» feshedildiğini, ancak taşınmazın 21.01.2011 tarihli intifa resmi senedi gereğince beş yıl süre ile «intifa hakkına» sahip olan müvekkiline «teslim» edilmediğini, 18.09.2010 tarihli «taahhütnamede» bayilik sözleşmesinin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde işletmeciliğinin de sona ereceği ve istasyon ve tesislerin derhal tahliye edilerek müvekkili şirkete teslim edileceğinin düzenlendiğini, bu yükümlülüğün yerine getirilmediği takdirde sözleşmenin «fesih» tarihinden itibaren tahliye tarihine kadar her geçen gün için 200,00 USD «cezai şart» ödeneceğinin hüküm altına alındığını, aynı zamanda bayilik sözleşmesinin fesih başlıklı 12 nci maddesinde de sözleşmenin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde bayinin söz konusu yerlerle ilgili işletmeciliğinin sona ereceği ve bayinin «sözleşmenin feshini» müteakip herhangi bir mahkeme kararı gerekmeksizin istaston ve tesisi derhal tahliye ederek şirkete teslim edeceği hususunun düzenlendiğini, müvekkili tarafından davalıya ihtarname keşide edilmesine rağmen taşınmazın müvekkiline teslim edilmediğini, haksız işgale «son» verilmesi amacıyla Kaynarca Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/67 E. sayılı dosyası ile müdahalenin meni davasının ikame edildiğini, bu davanın «derdest» olduğunu, intifanın 21.01.2016 tarihinde sona ereceği dikkate alındığında fesih tarihi olan 09.01.2012 ile dava tarihi olan 22.04.2013 tarihleri arası 469 gün için …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı bayinin «bayilik sözleşmesini» 03.01.2012 tarihli «ihtarname» ile feshi neticesi bayilik sözleşmesinin sona erdiği, davalının bu istasyonda bulunmasının yasal nedeninin ortadan kalktığı, davalının sözleşme ve «taahhütname» hükümleri gereğince akaryakıt istasyonunu derhal davacıya «teslim» etme yükümlülüğü altına girdiği, ancak davalının bu yükümlülüğünü yerine getirmediği, sözleşmenin feshedildiği tarihten dava tarihine kadar günlük 200,00 USD üzerinden işlemiş «cezai şart» ödeme borcu altına girdiği, sözleşmenin davalı tarafından haklı sebeple ya da haksız olarak feshedilmiş olmasının da davalının cezai şart borcuna bir etkisinin bulunmadığı, 09.01.2012 - 22.04.2013 dönemine ilişkin 469 gün için cezai şart alacağının toplam 93.800,00 USD kur karşılığının 169.543,50 TL olarak hesaplanmış olup davacının talebinin 168.614,88 TL olduğu, birleşen dava konu 22.04.2013 tarihinden «intifa hakkının» bittiği 21.01.2016 tarihine kadar 1003 gün için toplam 200,00 USD kur karşılığı 703.524,26 TL olarak hesaplandığı ancak davacının talebi 2.000,00 TL olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 22 nci maddesi uyarınca «tacir» olan davalının cezai şarttan indirim yapılmasını isteyemeyeceği, ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında cezai şartın ödenmesi cezai şart borçlusunun ekonomik açıdan mahvına yol açacaksa uygun bir indirim yapılması gereğine işaret edildiğini, davalının «ticari defter» ve kayıtları, vergi kayıtları, mali tabloları üzerinde yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen birlirkişi raporu doğrultusunda cezai şart oranında takdiren % 73 oran …
… süresinden önce, davalı bayii tarafça feshedildiği, sözleşmesi sona eren davalı bayiinin akaryakıt istasyonunun bulunduğu taşınmazı tahliye ederek taşınmaz üzerinde «intifa hakkı» sahibi olan davacıya «teslim» etmediği ihtilafsız olduğu, fuzuli işgalci olan davalının sözleşmenin feshedildiği tarihten dava tarihine kadar günlük 200,00 USD üzerinden «cezai şart» alacağından sorumlu olduğu, fuzuli işgale dayalı meni müdahale davası ile işbu davanın konusunun aynı olmadığı, bu nedenle davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik bütün istinaf sebeplerinin reddi gerektiği, Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda cezai şart alacağından takdiren % 73 oranında indirim yapılmasında bir isabetsizlik görülmediği, birleşen davaya konu edilen dönem için 22.04.2013 tarihinden intifa hakkının sona erdiği 21.01.2016 tarihine kadar 1003 gün için toplam 200,00 USD kur karşılığı 703.524,26 TL üzerinden %73 oranında «tenkis» yapılmak suretiyle davacının 189.951,55 TL cezai şart alacağı bulunmakta olup, bu alacaktan davacının talebi ile bağlı kalınarak 2.000,00 TL'ye hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru bulunmadığı, cezai şartın fahiş görülerek tenkisi nedeniyle tenkis edilen miktardan dolayı davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl davanın kısmen kabulüne 45.526,05 TL cezai şart alacağının davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulüne 2.000,00 TL …
Benzer bu kararda… ukuk Dairesi'nin 2012/12284 esas 2013/13897 karar sayılı ilamı ile bozulduğu, bozma ilamında davalı (...) petrolün tüm temyiz nedenleri reddedilerek, kararın sadece «tenkis» miktarına ve tenkisin şartlarına ilişkin olarak bozulduğu, yani «haksız fesih» olgusunun kesinlik kazandığı, bayilik ilişkisine ilişkin intifa sözleşmesi 13.07.2007 tarihli olup, 13.07.2012 tarihine kadar geçerli bir sözleşme olduğu, ancak davalının 13.07.2012 tarihinden önce 11.10.2010 tarihinde akdi feshettiği, Rekabet Hukuku kararları incelendiğinde, aynı kök ilişkiyi oluşturmak için birden fazla sözleşme yapılmış ise en eski tarihli sözleşme tarihinin 5 yıllık sürenin başlangıcı kabul edildiği, bu durumda intifa sözleşmesinin 13.07.2007 tarihli, işletme sözleşmesinin 01.10.2007 tarihli ve «bayilik sözleşmesinin» ise 28.06.2007 tarihli olduğu, 5 yıllık sürenin 28.06.2007 tarihinden itibaren başlayacağı ve 28.06.2012 tarihinde sona ereceği, buna göre «ecrimisil» tazminatının 11.10.2010 tarihi ile 28.06.2012 tarihleri arasını kapsayacağı, ilk derece mahkemesince 13/07/2012 tarihi esas alınarak fazla hesaplama yapıldığı anla …
Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» davalı tarafından gönderilen 11/10/2010 tarihli «ihtarname» ile feshedildiği, aynı tarihte davalının intifanın da terkinini talep ettiği, bayilik sözleşmesinin feshinden kaynaklı olarak, davacının «müspet zarar» ve «cezai şarta» ilişkin talepleri hakkında İstanbul 36.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «bayilik sözleşmesini» süresinden önce feshettiği, sözleşmeye aykırı olarak başka firmanın ürünlerini sattığı ve sözleşmeye konu yeri sözleşmenin feshinden sonra haksız olarak kullanmaya devam ettiği, davacının açmış olduğu müdahalenin meni davasının «derdest» olduğu, ancak dava devam ederken intifanın tapudan «terkin» edildiği, Yargıtay (Kapatılan) 19.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:müspet zarar · haksız fesih · bedelsizlik · eş rızası · protokol · terkin · yasal faiz
Benzer bu karardaHukuk Dairesi’nin 2010/ 14176 esas 2011/8053 karar sayılı ilamı ile gözetildiğinde, davacının «ecrimisil» talebinde haklı olduğu, «intifa hakkı» 13.07.2007 tarihinden 13.07.2012 tarihine kadar davacıya ait olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının haksız işgali nedeniyle, davalının süresinden önce sözleşmeyi feshettiği tarih olan 11.10.2010 tarihinden başlamak üzere Rekabet kurulu kararı gereği intifanın «terkin» edilmiş sayılması gereken tarih olan 13/07/2012 tarihleri arasındaki dönem için tespit edilen 351.950,50 TL ecrimisilin, 10.000,00 TL'sinin 04/03/2013 tarihinden, 341.950,50 TL'sinin 07/01/2016 tarihinden itibaren işleyen «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Taşınmazı, bir sözleşme ilişkisi olmaksızın ya da sahibinin «rızası» haricinde kullanmak, haksız yere kullanmak anlamına gelip, «bedelsiz» yararlanmaya neden olur.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «bayilik sözleşmesini» süresinden önce feshettiği, sözleşmeye aykırı olarak başka firmanın ürünlerini sattığı ve sözleşmeye konu yeri sözleşmenin feshinden sonra haksız olarak kullanmaya devam ettiği, davacının açmış olduğu müdahalenin meni davasının «derdest» olduğu, ancak dava devam ederken intifanın tapudan «terkin» edildiği, Yargıtay (Kapatılan) 19.
Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» davalı tarafından gönderilen 11/10/2010 tarihli «ihtarname» ile feshedildiği, aynı tarihte davalının intifanın da terkinini talep ettiği, bayilik sözleşmesinin feshinden kaynaklı olarak, davacının «müspet zarar» ve «cezai şarta» ilişkin talepleri hakkında İstanbul 36.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/151 E. 2021/6770 K.
Ortak:intifa hakkı · sözleşmenin feshi · bayilik sözleşmesi · fesih · ihtarname · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaDAVA Asıl ve birleşen davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 18.09.2010 tarihli 5 yıl süreli «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, davalının bayi olarak faaliyet gösterdiğini, davalı tarafça bayilik sözleşmesinin 05.01.2012 tarihli noter «ihtarnamesiyle» feshedildiğini, ancak taşınmazın 21.01.2011 tarihli intifa resmi senedi gereğince beş yıl süre ile «intifa hakkına» sahip olan müvekkiline «teslim» edilmediğini, 18.09.2010 tarihli «taahhütnamede» bayilik sözleşmesinin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde işletmeciliğinin de sona ereceği ve istasyon ve tesislerin derhal tahliye edilerek müvekkili şirkete teslim edileceğinin düzenlendiğini, bu yükümlülüğün yerine getirilmediği takdirde sözleşmenin «fesih» tarihinden itibaren tahliye tarihine kadar her geçen gün için 200,00 USD «cezai şart» ödeneceğinin hüküm altına alındığını, aynı zamanda bayilik sözleşmesinin fesih başlıklı 12 nci maddesinde de sözleşmenin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde bayinin söz konusu yerlerle ilgili işletmeciliğinin sona ereceği ve bayinin «sözleşmenin feshini» müteakip herhangi bir mahkeme kararı gerekmeksizin istaston ve tesisi derhal tahliye ederek şirkete teslim edeceği hususunun düzenlendiğini, müvekkili tarafından davalıya ihtarname keşide edilmesine rağmen taşınmazın müvekkiline teslim edilmediğini, haksız işgale «son» verilmesi amacıyla Kaynarca Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/67 E. sayılı dosyası ile müdahalenin meni davasının ikame edildiğini, bu davanın «derdest» olduğunu, intifanın 21.01.2016 tarihinde sona ereceği dikkate alındığında fesih tarihi olan 09.01.2012 ile dava tarihi olan 22.04.2013 tarihleri arası 469 gün için …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı bayinin «bayilik sözleşmesini» 03.01.2012 tarihli «ihtarname» ile feshi neticesi bayilik sözleşmesinin sona erdiği, davalının bu istasyonda bulunmasının yasal nedeninin ortadan kalktığı, davalının sözleşme ve «taahhütname» hükümleri gereğince akaryakıt istasyonunu derhal davacıya «teslim» etme yükümlülüğü altına girdiği, ancak davalının bu yükümlülüğünü yerine getirmediği, sözleşmenin feshedildiği tarihten dava tarihine kadar günlük 200,00 USD üzerinden işlemiş «cezai şart» ödeme borcu altına girdiği, sözleşmenin davalı tarafından haklı sebeple ya da haksız olarak feshedilmiş olmasının da davalının cezai şart borcuna bir etkisinin bulunmadığı, 09.01.2012 - 22.04.2013 dönemine ilişkin 469 gün için cezai şart alacağının toplam 93.800,00 USD kur karşılığının 169.543,50 TL olarak hesaplanmış olup davacının talebinin 168.614,88 TL olduğu, birleşen dava konu 22.04.2013 tarihinden «intifa hakkının» bittiği 21.01.2016 tarihine kadar 1003 gün için toplam 200,00 USD kur karşılığı 703.524,26 TL olarak hesaplandığı ancak davacının talebi 2.000,00 TL olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 22 nci maddesi uyarınca «tacir» olan davalının cezai şarttan indirim yapılmasını isteyemeyeceği, ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında cezai şartın ödenmesi cezai şart borçlusunun ekonomik açıdan mahvına yol açacaksa uygun bir indirim yapılması gereğine işaret edildiğini, davalının «ticari defter» ve kayıtları, vergi kayıtları, mali tabloları üzerinde yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen birlirkişi raporu doğrultusunda cezai şart oranında takdiren % 73 oran …
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının ekonomik durumuna dair verilerin tam olarak değerlendirilmediğini, davalıdan alınan «teminat» («ipotek») sebebiyle «cezai şartın» tamamının tahsil edilebileceğinin göz ardı edildiğini, müvekkilin davalıdan alacaklı olduğu cezai şartın «son» bilirkişi raporda 703.524,26 TL olarak hesaplanmış olup «tenkis» yapılırken tüm alacak miktarının gözetilmediğini, tenkis yapılan %73 oran üzerinden reddedilen miktara dayalı davalı yararına «vekalet ücreti takdirinin» doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesinin asıl ve birleşen davaya ilişkin kararının kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu karardaŞti. tarafından davacıya gönderilen 19.02.2013 tebliğ tarihli «fesih» «ihtarnamesi» ile de taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesi» «son» bulmuştur.
Şti.) arasında 17.10.2007 tarihinde 5 yıl süreli «bayilik sözleşmesi» ve aynı tarihli «protokol» yapılmış olup, anılan protokolün 2. maddesinde davacı lehine dava dışı ...’in taşınmazı üzerinde 18 yıl süreli «bedelsiz» «intifa hakkı» tanınmış, 18 yıl için davalı şirkete ödenecek yatırım bedeli ve koşulları kararlaştırılmış ve 29.11.2007 tarihinde intifa hakkı tesis edilmiştir.
Şti. arasında «bayilik sözleşmesi feshi» başlıklı sözleşme düzenlenmiş, bu sözleşmede davacının 17.10.2007 tarihli bayilik «sözleşmesinden doğan» her türlü hakkının saklı olduğu hüküm altına alınmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yatırım katılım bedeli · temlik sözleşmesi · bedel iadesi · sözleşmeden doğan dava · bedelsizlik · müteselsil kefil · muvafakat · garantörlük
Benzer bu karardaŞti. ise bu «sözleşmelerden doğan» yükümlülükler devam ettiği sürece temellük eden davacıya müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla «garantör» olmayı kabul etmiştir.
Şti.’nin müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla «garantör» olduğuna ilişkin ve aynı tarihli «bayilik sözleşmesinin feshi» sözleşmesinde davacının 17.10.2007 tarihli bayilik «sözleşmesinden doğan» her türlü hakkının saklı olduğuna dair hükümler birlikte değerlendirildiğinde; davalı ...
Bölge Adliye Mahkemesince, sözleşme ve «protokol» incelendiğinde protokolün 2. maddesinde 18 yıl süre ile «intifa hakkı» tanındığı, ancak sözleşmede açıkça intifa bedelinin yer almadığı, 29.11.2007 tarihli intifa senet örneğinde intifanın «bedelsiz» tescil edilmiş olduğu, protokolün 2-b maddesinde; davaya konu 665.000 ABD dolarının "işletme «yatırım katılım bedeli»" olarak ödenmesinin kararlaştırıldığı, davacı vekili tarafından sunulan faturalarda da; "18 yıl süreli yatırım katılım bedeli" açıklaması mevcut olup intifa bedeli ödemesine ilişkin herhangi bir açıklamanın bulunmadığı, davacı vekili, dava dilekçesi ekinde intifanın (bedelli) «terkini» hususunda vekaletname örneğini sunmuş ise de dava tarihi itibarı ile tapuda terkin işleminin resmen yapılmadığı, protokolün 2.maddesine göre; intifanın 18 yıl süre …
Şti. arasında «temlik sözleşmesi» yapılmış, bu sözleşme gereğince davacının «muvafakati» ile, davacı ile davalı ... ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4297 E. 2021/766 K.
Ortak:intifa hakkı
İncelediğiniz karardaDAVA Asıl ve birleşen davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 18.09.2010 tarihli 5 yıl süreli «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, davalının bayi olarak faaliyet gösterdiğini, davalı tarafça bayilik sözleşmesinin 05.01.2012 tarihli noter «ihtarnamesiyle» feshedildiğini, ancak taşınmazın 21.01.2011 tarihli intifa resmi senedi gereğince beş yıl süre ile «intifa hakkına» sahip olan müvekkiline «teslim» edilmediğini, 18.09.2010 tarihli «taahhütnamede» bayilik sözleşmesinin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde işletmeciliğinin de sona ereceği ve istasyon ve tesislerin derhal tahliye edilerek müvekkili şirkete teslim edileceğinin düzenlendiğini, bu yükümlülüğün yerine getirilmediği takdirde sözleşmenin «fesih» tarihinden itibaren tahliye tarihine kadar her geçen gün için 200,00 USD «cezai şart» ödeneceğinin hüküm altına alındığını, aynı zamanda bayilik sözleşmesinin fesih başlıklı 12 nci maddesinde de sözleşmenin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde bayinin söz konusu yerlerle ilgili işletmeciliğinin sona ereceği ve bayinin «sözleşmenin feshini» müteakip herhangi bir mahkeme kararı gerekmeksizin istaston ve tesisi derhal tahliye ederek şirkete teslim edeceği hususunun düzenlendiğini, müvekkili tarafından davalıya ihtarname keşide edilmesine rağmen taşınmazın müvekkiline teslim edilmediğini, haksız işgale «son» verilmesi amacıyla Kaynarca Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/67 E. sayılı dosyası ile müdahalenin meni davasının ikame edildiğini, bu davanın «derdest» olduğunu, intifanın 21.01.2016 tarihinde sona ereceği dikkate alındığında fesih tarihi olan 09.01.2012 ile dava tarihi olan 22.04.2013 tarihleri arası 469 gün için …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı bayinin «bayilik sözleşmesini» 03.01.2012 tarihli «ihtarname» ile feshi neticesi bayilik sözleşmesinin sona erdiği, davalının bu istasyonda bulunmasının yasal nedeninin ortadan kalktığı, davalının sözleşme ve «taahhütname» hükümleri gereğince akaryakıt istasyonunu derhal davacıya «teslim» etme yükümlülüğü altına girdiği, ancak davalının bu yükümlülüğünü yerine getirmediği, sözleşmenin feshedildiği tarihten dava tarihine kadar günlük 200,00 USD üzerinden işlemiş «cezai şart» ödeme borcu altına girdiği, sözleşmenin davalı tarafından haklı sebeple ya da haksız olarak feshedilmiş olmasının da davalının cezai şart borcuna bir etkisinin bulunmadığı, 09.01.2012 - 22.04.2013 dönemine ilişkin 469 gün için cezai şart alacağının toplam 93.800,00 USD kur karşılığının 169.543,50 TL olarak hesaplanmış olup davacının talebinin 168.614,88 TL olduğu, birleşen dava konu 22.04.2013 tarihinden «intifa hakkının» bittiği 21.01.2016 tarihine kadar 1003 gün için toplam 200,00 USD kur karşılığı 703.524,26 TL olarak hesaplandığı ancak davacının talebi 2.000,00 TL olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 22 nci maddesi uyarınca «tacir» olan davalının cezai şarttan indirim yapılmasını isteyemeyeceği, ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında cezai şartın ödenmesi cezai şart borçlusunun ekonomik açıdan mahvına yol açacaksa uygun bir indirim yapılması gereğine işaret edildiğini, davalının «ticari defter» ve kayıtları, vergi kayıtları, mali tabloları üzerinde yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen birlirkişi raporu doğrultusunda cezai şart oranında takdiren % 73 oran …
… süresinden önce, davalı bayii tarafça feshedildiği, sözleşmesi sona eren davalı bayiinin akaryakıt istasyonunun bulunduğu taşınmazı tahliye ederek taşınmaz üzerinde «intifa hakkı» sahibi olan davacıya «teslim» etmediği ihtilafsız olduğu, fuzuli işgalci olan davalının sözleşmenin feshedildiği tarihten dava tarihine kadar günlük 200,00 USD üzerinden «cezai şart» alacağından sorumlu olduğu, fuzuli işgale dayalı meni müdahale davası ile işbu davanın konusunun aynı olmadığı, bu nedenle davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik bütün istinaf sebeplerinin reddi gerektiği, Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda cezai şart alacağından takdiren % 73 oranında indirim yapılmasında bir isabetsizlik görülmediği, birleşen davaya konu edilen dönem için 22.04.2013 tarihinden intifa hakkının sona erdiği 21.01.2016 tarihine kadar 1003 gün için toplam 200,00 USD kur karşılığı 703.524,26 TL üzerinden %73 oranında «tenkis» yapılmak suretiyle davacının 189.951,55 TL cezai şart alacağı bulunmakta olup, bu alacaktan davacının talebi ile bağlı kalınarak 2.000,00 TL'ye hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru bulunmadığı, cezai şartın fahiş görülerek tenkisi nedeniyle tenkis edilen miktardan dolayı davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl davanın kısmen kabulüne 45.526,05 TL cezai şart alacağının davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulüne 2.000,00 TL …
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılama neticesinde, «intifa hakkının» süreden önce sona ermesi sebebiyle kullanılmayan döneme ilişkin bedelin talep edilebilmesi için intifa hakkının «terkin» edilmesinin ön koşul olduğu, tapu kayıtlarına göre halen davacı adına taşınmaz üzerinde takhidat devam ettiğinden gerekçesiyle «erken açılan» davanın «usulden reddine» dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce karar bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:erken açılan dava · usulden reddi · terkin
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılama neticesinde, «intifa hakkının» süreden önce sona ermesi sebebiyle kullanılmayan döneme ilişkin bedelin talep edilebilmesi için intifa hakkının «terkin» edilmesinin ön koşul olduğu, tapu kayıtlarına göre halen davacı adına taşınmaz üzerinde takhidat devam ettiğinden gerekçesiyle «erken açılan» davanın «usulden reddine» dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce karar bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3236 E. 2023/6196 K.
Ortak:tenkis · intifa hakkı · bayilik sözleşmesi · cezai şart · fesih · ticari defter · teminat · e-defter
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı bayinin «bayilik sözleşmesini» 03.01.2012 tarihli «ihtarname» ile feshi neticesi bayilik sözleşmesinin sona erdiği, davalının bu istasyonda bulunmasının yasal nedeninin ortadan kalktığı, davalının sözleşme ve «taahhütname» hükümleri gereğince akaryakıt istasyonunu derhal davacıya «teslim» etme yükümlülüğü altına girdiği, ancak davalının bu yükümlülüğünü yerine getirmediği, sözleşmenin feshedildiği tarihten dava tarihine kadar günlük 200,00 USD üzerinden işlemiş «cezai şart» ödeme borcu altına girdiği, sözleşmenin davalı tarafından haklı sebeple ya da haksız olarak feshedilmiş olmasının da davalının cezai şart borcuna bir etkisinin bulunmadığı, 09.01.2012 - 22.04.2013 dönemine ilişkin 469 gün için cezai şart alacağının toplam 93.800,00 USD kur karşılığının 169.543,50 TL olarak hesaplanmış olup davacının talebinin 168.614,88 TL olduğu, birleşen dava konu 22.04.2013 tarihinden «intifa hakkının» bittiği 21.01.2016 tarihine kadar 1003 gün için toplam 200,00 USD kur karşılığı 703.524,26 TL olarak hesaplandığı ancak davacının talebi 2.000,00 TL olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 22 nci maddesi uyarınca «tacir» olan davalının cezai şarttan indirim yapılmasını isteyemeyeceği, ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında cezai şartın ödenmesi cezai şart borçlusunun ekonomik açıdan mahvına yol açacaksa uygun bir indirim yapılması gereğine işaret edildiğini, davalının «ticari defter» ve kayıtları, vergi kayıtları, mali tabloları üzerinde yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen birlirkişi raporu doğrultusunda cezai şart oranında takdiren % 73 oran …
DAVA Asıl ve birleşen davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 18.09.2010 tarihli 5 yıl süreli «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, davalının bayi olarak faaliyet gösterdiğini, davalı tarafça bayilik sözleşmesinin 05.01.2012 tarihli noter «ihtarnamesiyle» feshedildiğini, ancak taşınmazın 21.01.2011 tarihli intifa resmi senedi gereğince beş yıl süre ile «intifa hakkına» sahip olan müvekkiline «teslim» edilmediğini, 18.09.2010 tarihli «taahhütnamede» bayilik sözleşmesinin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde işletmeciliğinin de sona ereceği ve istasyon ve tesislerin derhal tahliye edilerek müvekkili şirkete teslim edileceğinin düzenlendiğini, bu yükümlülüğün yerine getirilmediği takdirde sözleşmenin «fesih» tarihinden itibaren tahliye tarihine kadar her geçen gün için 200,00 USD «cezai şart» ödeneceğinin hüküm altına alındığını, aynı zamanda bayilik sözleşmesinin fesih başlıklı 12 nci maddesinde de sözleşmenin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde bayinin söz konusu yerlerle ilgili işletmeciliğinin sona ereceği ve bayinin «sözleşmenin feshini» müteakip herhangi bir mahkeme kararı gerekmeksizin istaston ve tesisi derhal tahliye ederek şirkete teslim edeceği hususunun düzenlendiğini, müvekkili tarafından davalıya ihtarname keşide edilmesine rağmen taşınmazın müvekkiline teslim edilmediğini, haksız işgale «son» verilmesi amacıyla Kaynarca Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/67 E. sayılı dosyası ile müdahalenin meni davasının ikame edildiğini, bu davanın «derdest» olduğunu, intifanın 21.01.2016 tarihinde sona ereceği dikkate alındığında fesih tarihi olan 09.01.2012 ile dava tarihi olan 22.04.2013 tarihleri arası 469 gün için …
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının ekonomik durumuna dair verilerin tam olarak değerlendirilmediğini, davalıdan alınan «teminat» («ipotek») sebebiyle «cezai şartın» tamamının tahsil edilebileceğinin göz ardı edildiğini, müvekkilin davalıdan alacaklı olduğu cezai şartın «son» bilirkişi raporda 703.524,26 TL olarak hesaplanmış olup «tenkis» yapılırken tüm alacak miktarının gözetilmediğini, tenkis yapılan %73 oran üzerinden reddedilen miktara dayalı davalı yararına «vekalet ücreti takdirinin» doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesinin asıl ve birleşen davaya ilişkin kararının kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/651 E. , 2023/4404 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/457 Esas, 2021/1193 Karar
HÜKÜM
Asıl dava kısmen kabul, birleşen dava kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2014/454 E., 2018/1395 K.
BİRLEŞEN DAVA
Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/751 E.
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleşen davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 18.09.2010 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzalandığını, davalının bayi olarak faaliyet gösterdiğini, davalı tarafça bayilik sözleşmesinin 05.01.2012 tarihli noter ihtarnamesiyle feshedildiğini, ancak taşınmazın 21.01.2011 tarihli intifa resmi senedi gereğince beş yıl süre ile intifa hakkına sahip olan müvekkiline teslim edilmediğini, 18.09.2010 tarihli taahhütnamede bayilik sözleşmesinin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde işletmeciliğinin de sona ereceği ve istasyon ve tesislerin derhal tahliye edilerek müvekkili şirkete teslim edileceğinin düzenlendiğini, bu yükümlülüğün yerine getirilmediği takdirde sözleşmenin fesih tarihinden itibaren tahliye tarihine kadar her geçen gün için 200,00 USD cezai şart ödeneceğinin hüküm altına alındığını, aynı zamanda bayilik sözleşmesinin fesih başlıklı 12 nci maddesinde de sözleşmenin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde bayinin söz konusu yerlerle ilgili işletmeciliğinin sona ereceği ve bayinin sözleşmenin feshini müteakip herhangi bir mahkeme kararı gerekmeksizin istaston ve tesisi derhal tahliye ederek şirkete teslim edeceği hususunun düzenlendiğini, müvekkili tarafından davalıya ihtarname keşide edilmesine rağmen taşınmazın müvekkiline teslim edilmediğini, haksız işgale son verilmesi amacıyla Kaynarca Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/67 E.
sayılı dosyası ile müdahalenin meni davasının ikame edildiğini, bu davanın derdest olduğunu, intifanın 21.01.2016 tarihinde sona ereceği dikkate alındığında fesih tarihi olan 09.01.2012 ile dava tarihi olan 22.04.2013 tarihleri arası 469 gün için toplam 93.800 USD’nin Türk Lirası karşılığı olan 168.614,88 TL’nin, birleşen davada ise 22.04.2013 ile 21.01.2016 tarihleri arasındaki dönem için doğan cezai şart alacağından 2.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin akaryakıt taleplerinin zamanında karşılanmaması nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, ayrıca davacı şirketin sözleşmede taahhüdü olan istasyonun intifası tesis edildikten sonra bayiye 25.000 Litre kırsal motorinin fatura karşılığı imar bedeli olarak verileceğine dair yükümlülüğünü kısmen yerine getirdiğini, istenilen cezai şartın müvekkili şirketin mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek olduğunu savunarak asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı bayinin bayilik sözleşmesini 03.01.2012 tarihli ihtarname ile feshi neticesi bayilik sözleşmesinin sona erdiği, davalının bu istasyonda bulunmasının yasal nedeninin ortadan kalktığı, davalının sözleşme ve taahhütname hükümleri gereğince akaryakıt istasyonunu derhal davacıya teslim etme yükümlülüğü altına girdiği, ancak davalının bu yükümlülüğünü yerine getirmediği, sözleşmenin feshedildiği tarihten dava tarihine kadar günlük 200,00 USD üzerinden işlemiş cezai şart ödeme borcu altına girdiği, sözleşmenin davalı tarafından haklı sebeple ya da haksız olarak feshedilmiş olmasının da davalının cezai şart borcuna bir etkisinin bulunmadığı, 09.01.2012 - 22.04.2013 dönemine ilişkin 469 gün için cezai şart alacağının toplam 93.800,00 USD kur karşılığının 169.543,50 TL olarak hesaplanmış olup davacının talebinin 168.614,88 TL olduğu, birleşen dava konu 22.04.2013 tarihinden intifa hakkının bittiği 21.01.2016 tarihine kadar 1003 gün için toplam 200,00 USD kur karşılığı 703.524,26 TL olarak hesaplandığı ancak davacının talebi 2.000,00 TL olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 22 nci maddesi uyarınca tacir olan davalının cezai şarttan indirim yapılmasını isteyemeyeceği, ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında cezai şartın ödenmesi cezai şart borçlusunun ekonomik açıdan mahvına yol açacaksa uygun bir indirim yapılması gereğine işaret edildiğini, davalının ticari defter ve kayıtları, vergi kayıtları, mali tabloları üzerinde yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen birlirkişi raporu doğrultusunda cezai şart oranında takdiren % 73 oranında indirim yapıldığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne davacının intifa hakkına sahip olduğu taşınmazın davalı tarafça fuzuli işgali nedeniyle 09.02.2012-22.04.2013 dönemine ilişkin 45.526,05 TL cezai şartın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, birleşen davanın kısmen kabulü ile davacının intifa hakkına sahip olduğu taşınmazın davalı tarafça fuzuli işgali nedeniyle 22.04.2013-21.01.2016 dönemine ilişkin 540,00 TL cezai şartın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine ve takdiri indirim yapılarak reddedilen dava değeri üzerinden davalı yararına vekâlet ücretine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının ekonomik durumuna dair verilerin tam olarak değerlendirilmediğini, davalıdan alınan teminat (ipotek) sebebiyle cezai şartın tamamının tahsil edilebileceğinin göz ardı edildiğini, müvekkilin davalıdan alacaklı olduğu cezai şartın son bilirkişi raporda 703.524,26 TL olarak hesaplanmış olup tenkis yapılırken tüm alacak miktarının gözetilmediğini, tenkis yapılan %73 oran üzerinden reddedilen miktara dayalı davalı yararına vekalet ücreti takdirinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesinin asıl ve birleşen davaya ilişkin kararının kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirketin zamanında ve yeterli akaryakıt vermemesi nedeni ile sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiğini, taraflar arasında görülmekte olan Kaynarca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan elatmanın önlenmesi davasında verilen karar ile müvekkili şirketin ecrimisil ödemesine karar verildiğini, kararın temyiz edildiğini, konusu ve tarafları aynı olan bu dosyaların birleştirilmesi gerektiğini, davacının kusurundan kaynaklı olarak sözleşme feshedildiğinden cezai şart talebinin haksız olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesinin asıl ve birleşen davaya ilişkin kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bayiilik sözleşmesinin süresinden önce, davalı bayii tarafça feshedildiği, sözleşmesi sona eren davalı bayiinin akaryakıt istasyonunun bulunduğu taşınmazı tahliye ederek taşınmaz üzerinde intifa hakkı sahibi olan davacıya teslim etmediği ihtilafsız olduğu, fuzuli işgalci olan davalının sözleşmenin feshedildiği tarihten dava tarihine kadar günlük 200,00 USD üzerinden cezai şart alacağından sorumlu olduğu, fuzuli işgale dayalı meni müdahale davası ile işbu davanın konusunun aynı olmadığı, bu nedenle davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik bütün istinaf sebeplerinin reddi gerektiği, Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda cezai şart alacağından takdiren % 73 oranında indirim yapılmasında bir isabetsizlik görülmediği, birleşen davaya konu edilen dönem için 22.04.2013 tarihinden intifa hakkının sona erdiği 21.01.2016 tarihine kadar 1003 gün için toplam 200,00 USD kur karşılığı 703.524,26 TL üzerinden %73 oranında tenkis yapılmak suretiyle davacının 189.951,55 TL cezai şart alacağı bulunmakta olup, bu alacaktan davacının talebi ile bağlı kalınarak 2.000,00 TL'ye hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru bulunmadığı, cezai şartın fahiş görülerek tenkisi nedeniyle tenkis edilen miktardan dolayı davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl davanın kısmen kabulüne 45.526,05 TL cezai şart alacağının davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulüne 2.000,00 TL cezai şart alacağının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı aleyhine başlatılan ipotek takibi bulunduğunu, 300.000,00 TL limitli ipotek nazara alındığında davalının ekonomik mahvına sebep olunmaksızın 300.000,00 TL nin tahsil edilebileceğini, ekonomik mahva yönelik durum incelenirken bayilik ilişkisinde alınmış olan teminatların yok sayıldığını, cezai şart bedeli ile ilgili yalnızca davalının ekonomik durumunun araştırılmasının müvekkilin hak kaybına uğramasına sebep olacağını, Mahkemece harca esas değer üzerinden tenkis yapılmış olduğunu, müvekkilinin borçludan 703.524,26 TL alacaklı olduğu ancak sadece esas davada 168.614,88 TL, birleşen davada ise 2.000,00 TL'nin talep edilmiş olduğunu, talep edilen cezai şartın, tüm cezai şart miktarı dikkate alındığında makul ve mahva sebebiyet vermeyecek ölçüde olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada davacının intifa hakkı sebebiyle cezai şart istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 22 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/938277700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz