Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/336 E. 2024/5919 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
asgari alım taahhüdü↗ alım taahhüdü↗ ariyet↗ yazılı delil ile ispat↗ ecrimisil↗ müspet zarar↗ intifa hakkı↗ kar mahrumiyeti↗ yediemin↗ i̇i̇k 266↗ i̇i̇k 194↗ delil tespiti↗ bozma sonrası karar↗ şirketin feshi↗ yazılı delil↗ hakkın kötüye kullanılması↗ kâr mahrumiyeti↗ teminat mektubu↗ sözleşmenin feshi↗ bayilik sözleşmesi↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ cezai şart↗ tazminat davası↗ dürüstlük kuralı↗ muvafakat↗ fesih↗ kâr dağıtımı↗ protokol↗ ihtar↗ geçersizlik↗ ıslah↗ taahhütname↗ taşıyan↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ teminat↗ teslim↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 11.03.2016 tarihli ve 2013/54, 2016/266 K. sayılı karar ile kural olarak asıl dosyada davacının mal tedarikinde temerrüte düştüğünü yazılı delil ile ispat etmesi gerekse de dosyaya sunulan dava dışı 3. kişilere ait noter ve mahkeme tespit tutanaklarından ihtilafın sadece dava tarafları arasında yaşanmadığı ve davalının dağıtım yükümlülüğünü yerine getiremediğinin ülke çapında bilinen bir durum olduğunu gösterdiği, bu durumun davalı açısından temerrüdü ve feshin haklılığını ispatladığı, birleşen davada davacının, ürün teslim etme yükmülülüğünü yerine getirememesine rağmen intifa hakkından ... ve bayilik sözleşmesi ile hüküm altına alınan cezai şart talebinin dürüstlük kuralına uygun düşmeyeceği ve hakkın kötüye kullanılması teşkil edeceği, asıl davada davacının teminat mektubunun iadesi talebinin haklı olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne; birleşen dava yönünden; asgari mal alım taahhütnamesi ve cezai şart başlıklı 28.09.2010 tarihli davacı imzasını taşıyan matbu beyanda sözleşmenin her ne sebeple sona ermesi halinde istasyon ve tesisin derhal teslim edileceği, aksi halde beher gün için 200,00 USD cezai şart ödeneceği hükmünün sözleşmenin haklı nedenle feshinde dahi dağıtım şirketine cezai şart ödemekle yükümlü tutulmasının ahlaka aykırı bir düzenleme olduğu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 27 nci maddesine aykırılık oluşturduğu için geçersiz olduğu, asıl davada davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği anlaşıldığından davacının cezai şart yükümlülüğünün doğmayacağı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm birleşen dosya davacısı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 12.09.2017 tarihli ve 2016/19637, 2017/5814 K. sayılı kararı ile taraflar arasında iki tarafa yükümlülükler yükleyen bayilik sözleşmesinin davacı tarafça kendisine mal verilmediği iddiasıyla feshedildiği, davalının, peşin satış yaptığı için davacının ödeme yapmaması nedeniyle kendisine mal teslim edilmediğini, davacı tarafça bu konuda herhangi bir ihtar da çekilmediğini bu nedenle feshin haksız olduğunu savunduğu, davalının sözleşmeden kaynaklanan ürün verme yükümlülüğünü yerine getirmediği yönündeki iddia karşısında davacının davalıya bu konuda ihtar çekip uygun süre vermesi gerekirken ihtar çekilmeksizin sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilmesinin haksız olduğu, her ne kadar davacı tarafça başka bayilerin ihtar çekip delil tespiti yaptırdıkları ileri sürülüp ihtar çekilmesinin fayda vermeyeceği iddiasında bulunulmuş ise de dava dışı bayilerle davalı arasında yaşanan uyuşmazlıkların bu davada davacının ihtar yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı, birleşen dava yönünden ise; asgari alım taahhütnamesi ve cezai şart başlıklı 28.09.2010 tarihli taahhütnamede "... bunlarla birlikte bayilik sözleşmesinin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde işletmeciliğimiz sona ereceğinden, istasyon ve tesisleri derhal tahliye ederek Şirket'e teslim edeceğimizi, bu yükümlülüğümüzü yerine getirmeyerek fuzuli işgale devam ettiğimiz takdirde sözleşmenin fesih tarihinden itibaren tahliye tarihine kadar geçen her gün için ödeme tarihindeki TCMB döviz efektif satış kuru üzerinden 200,00 USD (ikiyüz amerikan doları) karşılığı Türk Lira cezai şartı, hiçbir itirazda bulunmaksızın, herhangi bir mahkeme kararı veya ihtara gerek kalmaksızın derhal ve defaten Şirket'e ödeyeceğimizi, ... kabul ve taahhüt ederiz." hükmü bulunduğu, davacının feshi haksız olduğundan, fesihle sözleşme sona ermiş olacağından davacının, işlettiği akaryakıt istasyonunu intifa hakkı sahibi olan davalıya teslimle yükümlü olduğu, aksi takdirde fuzuli şagil durumuna düşeceği, mahkemece fuzuli işgal ile ilgili yukarıdaki taahhütname hükmü gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasının diğer bir bozma nedeni olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaya ilişkin kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sonrası Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/986 E. sayılı dosyası işbu dava dosyası ile birleştirilmiştir.
C.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamındaki gerekçe ile asıl davanın reddine; birleşen 2013/213 E. sayılı dosya bakımından, asgari alım taahhütnamesi ve cezai şart başlıklı 28.09.2010 tarihli taahhütnamede "... bunlarla birlikte bayilik sözleşmesinin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde işletmeciliğimiz sona ereceğinden, istasyon ve tesisleri derhal tahliye ederek Şirket'e teslim edeceğimizi, bu yükümlülüğümüzü yerine getirmeyerek fuzuli işgale devam ettiğimiz taktirde sözleşmenin fesih tarihinden itibaren tahliye tarihine kadar geçen her gün için ödeme tarihindeki TCMB döviz efektif satış kuru üzerinden 200 USD (ikiyüz amerikan doları) karşılığı Türk Lira cezai şartı, hiçbir itirazda bulunmaksızın, herhangi bir mahkeme kararı veya ihtara gerek kalmaksızın derhal ve defaten Şirket'e ödeyeceğimizi, ... kabul ve taahhüt ederiz." hükmü gereği, davacının noter ihtarı ile sözleşmeyi feshettiğini davalı tarafa bildirdiği/tebliğ edildiği tarihten itibaren dava tarihine kadar (10.01.2012-16.04.2013 tarihleri arası) yapılan hesaba göre haksız işgalden kaynaklı cezai şart bedelinin 165.848.76 TL hesaplandığı, ancak dava değerinin 164.927,50 TL olduğu, birleşen 2015/986 E. sayılı dosya bakımından, ana dağıtım firmasının yeni bayilik bulması için belirlenen sürenin yerleşik Yargıtay kararlarına göre 6 ay olup, Enerji Petrol'ün 10.01.2012 ile 10.07.2012 tarih aralığında altı aylık süre için talep edebileceği kâr mahrumiyeti'nin 25.194,40 TL olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen 2013/213 E. sayılı dosyada açılan davanın kısmen kabulüne, birleşen 2015/986 E. sayılı dosyada açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı -birleşen davalarda davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin feshinin 6098 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesi kapsamında süre verilmesini gerektirmeyen durumlara ilişkin olduğunu, birleşen davalarda hükmedilen cezai şart bedelinin, müvekkilinin mahvına sebebiyet verebilecek düzeyde olduğu gözetilerek cezai şart bedelinde takdiri indirim yapılması gerektiğini, borçlunun kusurunun olmaması/ağır olmaması halinde cezai şarttan sorumlu olmayabileceğini ya da indirim yapılabileceğini, buna göre, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 12. maddesinin (e) bendinde yer alan düzenlemeye rağmen davalının herhangi bir girişiminin olmadığını, sözleşmenin feshine yönelik noter ihtarı ile birlikte bayilik sözleşmesine ilişkin ariyet malzemelerinin davalı tarafça teslim alınması için de ihtarda bulunulduğunu, birleşen 2013/213 sayılı dosya açısından, cezai şart bedelinin ancak dava tarihine kadarki kısmının istenebileceğini, cezai şartın ekonomik mahva sebebiyet verme sınırının doğru belirlenmediğini, bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin hatalı olduğunu, cezai şartın, asgari mal alım taahhüdü ile ilişkilendirilerek hesaplanmasının doğru olmadığını, müvekkili şirketin bulunduğu coğrafi konumun, tarafların sosyo ekonomik durumlarının gözetilerek cezai şart ile bu cezai şarta uygulanacak indirimin belirlenmesi gerektiğini, müvekkili şirketin 2013 yılındaki öz kaynağının doğrudan esas alınmış olması ve bu öz kaynağın tamamının şirketin iş ve işlemlerinde kullanılmasının hayatın olağan akışına aykırı olması nedenleriyle kararında belirlenen cezai şart bedelinin somut olayın özelliğine oranla yüksek belirlendiğini, kâr mahrumiyetinin (müspet zararın) talep edilebilmesi için, taraflar arasındaki sözleşmede açıkça bu yönde hüküm bulunması gerektiğini, taraflar arasında akdedilmiş hiçbir sözleşme, taahhüt ya da ek protokolde kâr mahrumiyetinin veya müspet zararların talep edilebileceğine yönelik hüküm bulunmadığını, kâr mahrumiyeti hesaplanırken esas alınan tarihler dikkate alındığında, müvekkili şirketin her yılın 10 Ocak ve 10 Temmuz tarihleri arası almış olduğu akaryakıt ürünü oranlarının tespiti ve buna göre hesaplama yapılması gerekirken, tüm çalışma süresi boyunca alınan akaryakıt ürünlerinin oranlamasına göre hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, 2015/986 dosyasındaki talebe ilişkin ıslahın zamanaşımına uğradığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen davalar taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin feshi nedeniyle talep olunan alacak ve tazminat taleplerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 19, 158 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, Balcılar Petrol San. Ltd. Şti. vekilinin asıl davaya yönelik tüm, birleşen davalara yönelik aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Birleşen Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/986 E. sayılı dosyasında davalı vekilinin zamanaşımına yönelik savunmaları dikkate alınarak, ıslah tarihi itibarı ile ıslah edilen miktarın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı değerlendirilmeksizin karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3.Taraflar arasındaki 28.09.2010 tarihli Bayilik Sözleşmesinin "Fesih" başlıklı 12. maddesinin (e) bendinde yer alan "İşbu sözleşmenin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde, Bayi'nin söz konusu yerlerle ilgili işletmeciliği de sona erecektir. Bayi, sözleşmenin feshini müteakiben herhangi bir mahkeme kararı gerekmeksizin istasyon ve tesisleri derhal tahliye ederek Şirket'e teslim edeceğini kabul ve taahhüt etmiştir. Bayi bu yükümlülüğünü yerine getirmeyerek fuzuli nitelik kazanan işgaline devam ederse, Şirket bu konudaki diğer dava hakları saklı kalmak kaydıyla, Bayinin fuzuli işgaline son verilerek tahliyesini sağlamak üzere açacağı dava kesinleşinceye kadar söz konusu istasyon ve tesislerin bir yediemine tevdiini mahkemeden ve bayiden talep etme hakkını haizdir. Bayi bu talebi kayıtsız şartsız yerine getirmeyi, bila itiraz, kabul ve taahhüt etmiştir. Tahliyenin gecikmesi halinde Bayi her geçen gün için Şirket'in uğrayacağı zarar ve ziyanı ödeyecektir. Şirket bu yaptırımlardan herhangi birini veya bir kaçını veya tümünü Bayi'ye uygulama hakkına sahiptir. Bayi bu hususların uygulanmasına muvafakat ettiğini ve bu hallerde herhangi bir hak talebinde bulunmayacağını beyan, kabul ve taahhüt etmiştir." düzenlemesi dikkate alındığında, davacının üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmeyerek tahliye davası açma yönünde bir girişiminin olmadığı hususunun davalı aleyhine hükmedilebilecek cezai şarttan indirim yapılmasını gerektirir mahiyette olduğu, ayrıca 15.04.2021 tarihli bilirkişi raporundaki ekonomik mahva ilişkin tespitler birlikte değerlendirilerek belirlenecek cezai şarttan makul bir indirim yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/651 E. 2023/4404 K.
Ortak:ecrimisil · intifa hakkı · sözleşmenin feshi · bayilik sözleşmesi · cezai şart · fesih · taahhütname · teminat · Tazminat
İncelediğiniz karardaHukuk Dairesinin 12.09.2017 tarihli ve 2016/19637, 2017/5814 K. sayılı kararı ile taraflar arasında iki tarafa yükümlülükler yükleyen «bayilik sözleşmesinin» davacı tarafça kendisine mal verilmediği iddiasıyla feshedildiği, davalının, peşin satış yaptığı için davacının ödeme yapmaması nedeniyle kendisine mal «teslim» edilmediğini, davacı tarafça bu konuda herhangi bir «ihtar» da çekilmediğini bu nedenle feshin haksız olduğunu savunduğu, davalının sözleşmeden kaynaklanan ürün verme yükümlülüğünü yerine getirmediği yönündeki iddia karşısında davacının davalıya bu konuda ihtar çekip uygun süre vermesi gerekirken ihtar çekilmeksizin sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilmesinin haksız olduğu, her ne kadar davacı tarafça başka bayilerin ihtar çekip «delil tespiti» yaptırdıkları ileri sürülüp ihtar çekilmesinin fayda vermeyeceği iddiasında bulunulmuş ise de dava dışı bayilerle davalı arasında yaşanan uyuşmazlıkların bu davada davacının ihtar yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı, birleşen dava yönünden ise; «asgari alım taahhütnamesi» ve «cezai şart» başlıklı 28.09.2010 tarihli taahhütnamede "... bunlarla birlikte bayilik sözleşmesinin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde işletmeciliğimiz sona ereceğinden, istasyon ve tesisleri derhal tahliye ederek Şirket'e teslim edeceğimizi, bu yükümlülüğümüzü yerine getirmeyerek fuzuli işgale devam ettiğimiz takdirde sözleşmenin «fesih» tarihinden itibaren tahliye tarihine kadar geçen her gün için ödeme tarihindeki TCMB döviz efektif satış kuru üzerinden 200,00 USD (ikiyüz amerikan doları) karşılığı Türk Lira cezai şartı, hiçbir itirazda bulunmaksızın, herhangi bir mahkeme kararı veya ihtara gerek kalmaksızın derhal ve defaten Şirket'e ödeyeceğimizi, ... kabul ve taahhüt ederiz." hükmü bulunduğu, davacının feshi haksız olduğundan, fesihle sözleşme sona ermiş olacağından davacının, işlettiği akaryakıt istasyonunu «intifa hakkı» sahibi olan davalıya teslimle yükümlü olduğu, aksi takdirde fuzuli şagil durumuna düşeceği, mahkemece fuzuli işgal ile ilgili yukarıdaki taahhütname hükmü gözetilm …
Mahkemece 11.03.2016 tarihli ve 2013/54, 2016/«266» K. sayılı karar ile kural olarak asıl dosyada davacının mal tedarikinde «temerrüte» düştüğünü «yazılı delil» ile ispat etmesi gerekse de dosyaya sunulan dava dışı 3. kişilere ait noter ve mahkeme tespit tutanaklarından ihtilafın sadece dava tarafları arasında yaşanmadığı ve davalının «dağıtım» yükümlülüğünü yerine getiremediğinin ülke çapında bilinen bir durum olduğunu gösterdiği, bu durumun davalı açısından temerrüdü ve feshin haklılığını ispatladığı, birleşen davada davacının, ürün «teslim» etme yükmülülüğünü yerine getirememesine rağmen intifa hakkından ... ve «bayilik sözleşmesi» ile hüküm altına alınan «cezai şart» talebinin «dürüstlük kuralına» uygun düşmeyeceği ve «hakkın kötüye kullanılması» teşkil edeceği, asıl davada davacının «teminat mektubunun» iadesi talebinin haklı olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne; birleşen dava yönünden; asgari mal «alım taahhütnamesi» ve cezai şart başlıklı 28.09.2010 tarihli davacı imzasını «taşıyan» matbu beyanda sözleşmenin her ne sebeple sona ermesi halinde istasyon ve tesisin derhal teslim edileceği, aksi halde beher gün için 200,00 USD cezai şart ödeneceği hükmünün sözleşmenin haklı nedenle feshinde dahi dağıtım şirketine cezai şart ödemekle yükümlü tutulmasının ahlaka aykırı bir düzenleme olduğu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 27 nci maddesine aykırılık oluşturduğu için «geçersiz» olduğu, asıl davada davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği anlaşıldığından davacının cezai şart yükümlülüğünün doğmayacağı gerekçesiyle birleşen davanın red …
… len Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamındaki gerekçe ile asıl davanın reddine; birleşen 2013/213 E. sayılı dosya bakımından, «asgari alım taahhütnamesi» ve «cezai şart» başlıklı 28.09.2010 tarihli taahhütnamede "... bunlarla birlikte «bayilik sözleşmesinin» her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde işletmeciliğimiz sona ereceğinden, istasyon ve tesisleri derhal tahliye ederek Şirket'e «teslim» edeceğimizi, bu yükümlülüğümüzü yerine getirmeyerek fuzuli işgale devam ettiğimiz taktirde sözleşmenin «fesih» tarihinden itibaren tahliye tarihine kadar geçen her gün için ödeme tarihindeki TCMB döviz efektif satış kuru üzerinden 200 USD (ikiyüz amerikan doları) karşılığı Türk Lira cezai şartı, hiçbir itirazda bulunmaksızın, herhangi bir mahkeme kararı veya «ihtara» gerek kalmaksızın derhal ve defaten Şirket'e ödeyeceğimizi, ... kabul ve taahhüt ederiz." hükmü gereği, davacının noter ihtarı ile sözleşmeyi feshettiğini davalı tarafa bildirdiği/tebliğ edildiği tarihten itibaren dava tarihine kadar (10.01.2012-16.04.2013 tarihleri arası) yapılan hesaba göre haksız işgalden kaynaklı cezai şart bedelinin 165.848.76 TL hesaplandığı, ancak dava değerinin 164.927,50 TL olduğu, birleşen 2015/986 E. sayılı dosya bakımından, ana «dağıtım» firmasının yeni bayilik bulması için belirlenen sürenin yerleşik Yargıtay kararlarına göre 6 ay olup, Enerji Petrol'ün 10.01.2012 ile 10.07.2012 tarih aralığında altı aylık süre için talep edebileceği kâr «mahrumiyeti»'nin 25.«194»,40 TL olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen 2013/213 E. sayılı dosyada açılan davanın kısmen kabulüne, birleşen 2015/986 E. sayılı dosyada açılan dava …
Benzer bu karardaDAVA Asıl ve birleşen davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 18.09.2010 tarihli 5 yıl süreli «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, davalının bayi olarak faaliyet gösterdiğini, davalı tarafça bayilik sözleşmesinin 05.01.2012 tarihli noter «ihtarnamesiyle» feshedildiğini, ancak taşınmazın 21.01.2011 tarihli intifa resmi senedi gereğince beş yıl süre ile «intifa hakkına» sahip olan müvekkiline «teslim» edilmediğini, 18.09.2010 tarihli «taahhütnamede» bayilik sözleşmesinin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde işletmeciliğinin de sona ereceği ve istasyon ve tesislerin derhal tahliye edilerek müvekkili şirkete teslim edileceğinin düzenlendiğini, bu yükümlülüğün yerine getirilmediği takdirde sözleşmenin «fesih» tarihinden itibaren tahliye tarihine kadar her geçen gün için 200,00 USD «cezai şart» ödeneceğinin hüküm altına alındığını, aynı zamanda bayilik sözleşmesinin fesih başlıklı 12 nci maddesinde de sözleşmenin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde bayinin söz konusu yerlerle ilgili işletmeciliğinin sona ereceği ve bayinin «sözleşmenin feshini» müteakip herhangi bir mahkeme kararı gerekmeksizin istaston ve tesisi derhal tahliye ederek şirkete teslim edeceği hususunun düzenlendiğini, müvekkili tarafından davalıya ihtarname keşide edilmesine rağmen taşınmazın müvekkiline teslim edilmediğini, haksız işgale «son» verilmesi amacıyla Kaynarca Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/67 E. sayılı dosyası ile müdahalenin meni davasının ikame edildiğini, bu davanın «derdest» olduğunu, intifanın 21.01.2016 tarihinde sona ereceği dikkate alındığında fesih tarihi olan 09.01.2012 ile dava tarihi olan 22.04.2013 tarihleri arası 469 gün için …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı bayinin «bayilik sözleşmesini» 03.01.2012 tarihli «ihtarname» ile feshi neticesi bayilik sözleşmesinin sona erdiği, davalının bu istasyonda bulunmasının yasal nedeninin ortadan kalktığı, davalının sözleşme ve «taahhütname» hükümleri gereğince akaryakıt istasyonunu derhal davacıya «teslim» etme yükümlülüğü altına girdiği, ancak davalının bu yükümlülüğünü yerine getirmediği, sözleşmenin feshedildiği tarihten dava tarihine kadar günlük 200,00 USD üzerinden işlemiş «cezai şart» ödeme borcu altına girdiği, sözleşmenin davalı tarafından haklı sebeple ya da haksız olarak feshedilmiş olmasının da davalının cezai şart borcuna bir etkisinin bulunmadığı, 09.01.2012 - 22.04.2013 dönemine ilişkin 469 gün için cezai şart alacağının toplam 93.800,00 USD kur karşılığının 169.543,50 TL olarak hesaplanmış olup davacının talebinin 168.614,88 TL olduğu, birleşen dava konu 22.04.2013 tarihinden «intifa hakkının» bittiği 21.01.2016 tarihine kadar 1003 gün için toplam 200,00 USD kur karşılığı 703.524,26 TL olarak hesaplandığı ancak davacının talebi 2.000,00 TL olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 22 nci maddesi uyarınca «tacir» olan davalının cezai şarttan indirim yapılmasını isteyemeyeceği, ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında cezai şartın ödenmesi cezai şart borçlusunun ekonomik açıdan mahvına yol açacaksa uygun bir indirim yapılması gereğine işaret edildiğini, davalının «ticari defter» ve kayıtları, vergi kayıtları, mali tabloları üzerinde yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen birlirkişi raporu doğrultusunda cezai şart oranında takdiren % 73 oran …
… vap dilekçesinde; müvekkilinin akaryakıt taleplerinin zamanında karşılanmaması nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, ayrıca davacı şirketin sözleşmede «taahhüdü» olan istasyonun intifası tesis edildikten sonra bayiye 25.000 Litre kırsal motorinin «fatura» karşılığı imar bedeli olarak verileceğine dair yükümlülüğünü kısmen yerine getirdiğini, istenilen «cezai şartın» müvekkili şirketin mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek olduğunu savunarak asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tenkis · harca esas değer · vekalet ücreti takdiri · derdestlik · ipotek · kâr kaybı · kaldırma ve yeniden hüküm · ticari defter
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı aleyhine başlatılan «ipotek» takibi bulunduğunu, 300.000,00 TL limitli ipotek nazara alındığında davalının ekonomik mahvına sebep olunmaksızın 300.000,00 TL nin tahsil edilebileceğini, ekonomik mahva yönelik durum incelenirken bayilik ilişkisinde alınmış olan «teminatların» yok sayıldığını, «cezai şart» bedeli ile ilgili yalnızca davalının ekonomik durumunun araştırılmasının müvekkilin hak «kaybına» uğramasına sebep olacağını, Mahkemece «harca esas değer» üzerinden «tenkis» yapılmış olduğunu, müvekkilinin borçludan 703.524,26 TL alacaklı olduğu ancak sadece esas davada 168.614,88 TL, birleşen davada ise 2.000,00 TL'nin talep edilmiş o …
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının ekonomik durumuna dair verilerin tam olarak değerlendirilmediğini, davalıdan alınan «teminat» («ipotek») sebebiyle «cezai şartın» tamamının tahsil edilebileceğinin göz ardı edildiğini, müvekkilin davalıdan alacaklı olduğu cezai şartın «son» bilirkişi raporda 703.524,26 TL olarak hesaplanmış olup «tenkis» yapılırken tüm alacak miktarının gözetilmediğini, tenkis yapılan %73 oran üzerinden reddedilen miktara dayalı davalı yararına «vekalet ücreti takdirinin» doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesinin asıl ve birleşen davaya ilişkin kararının kaldırılmasını istemiştir.
… süresinden önce, davalı bayii tarafça feshedildiği, sözleşmesi sona eren davalı bayiinin akaryakıt istasyonunun bulunduğu taşınmazı tahliye ederek taşınmaz üzerinde «intifa hakkı» sahibi olan davacıya «teslim» etmediği ihtilafsız olduğu, fuzuli işgalci olan davalının sözleşmenin feshedildiği tarihten dava tarihine kadar günlük 200,00 USD üzerinden «cezai şart» alacağından sorumlu olduğu, fuzuli işgale dayalı meni müdahale davası ile işbu davanın konusunun aynı olmadığı, bu nedenle davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik bütün istinaf sebeplerinin reddi gerektiği, Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda cezai şart alacağından takdiren % 73 oranında indirim yapılmasında bir isabetsizlik görülmediği, birleşen davaya konu edilen dönem için 22.04.2013 tarihinden intifa hakkının sona erdiği 21.01.2016 tarihine kadar 1003 gün için toplam 200,00 USD kur karşılığı 703.524,26 TL üzerinden %73 oranında «tenkis» yapılmak suretiyle davacının 189.951,55 TL cezai şart alacağı bulunmakta olup, bu alacaktan davacının talebi ile bağlı kalınarak 2.000,00 TL'ye hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru bulunmadığı, cezai şartın fahiş görülerek tenkisi nedeniyle tenkis edilen miktardan dolayı davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl davanın kısmen kabulüne 45.526,05 TL cezai şart alacağının davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulüne 2.000,00 TL …
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4195 E. 2022/64 K.
Ortak:kar mahrumiyeti · kâr mahrumiyeti · bayilik sözleşmesi · cezai şart · fesih · teslim
İncelediğiniz kararda… len Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamındaki gerekçe ile asıl davanın reddine; birleşen 2013/213 E. sayılı dosya bakımından, «asgari alım taahhütnamesi» ve «cezai şart» başlıklı 28.09.2010 tarihli taahhütnamede "... bunlarla birlikte «bayilik sözleşmesinin» her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde işletmeciliğimiz sona ereceğinden, istasyon ve tesisleri derhal tahliye ederek Şirket'e «teslim» edeceğimizi, bu yükümlülüğümüzü yerine getirmeyerek fuzuli işgale devam ettiğimiz taktirde sözleşmenin «fesih» tarihinden itibaren tahliye tarihine kadar geçen her gün için ödeme tarihindeki TCMB döviz efektif satış kuru üzerinden 200 USD (ikiyüz amerikan doları) karşılığı Türk Lira cezai şartı, hiçbir itirazda bulunmaksızın, herhangi bir mahkeme kararı veya «ihtara» gerek kalmaksızın derhal ve defaten Şirket'e ödeyeceğimizi, ... kabul ve taahhüt ederiz." hükmü gereği, davacının noter ihtarı ile sözleşmeyi feshettiğini davalı tarafa bildirdiği/tebliğ edildiği tarihten itibaren dava tarihine kadar (10.01.2012-16.04.2013 tarihleri arası) yapılan hesaba göre haksız işgalden kaynaklı cezai şart bedelinin 165.848.76 TL hesaplandığı, ancak dava değerinin 164.927,50 TL olduğu, birleşen 2015/986 E. sayılı dosya bakımından, ana «dağıtım» firmasının yeni bayilik bulması için belirlenen sürenin yerleşik Yargıtay kararlarına göre 6 ay olup, Enerji Petrol'ün 10.01.2012 ile 10.07.2012 tarih aralığında altı aylık süre için talep edebileceği kâr «mahrumiyeti»'nin 25.«194»,40 TL olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen 2013/213 E. sayılı dosyada açılan davanın kısmen kabulüne, birleşen 2015/986 E. sayılı dosyada açılan dava …
Hukuk Dairesinin 12.09.2017 tarihli ve 2016/19637, 2017/5814 K. sayılı kararı ile taraflar arasında iki tarafa yükümlülükler yükleyen «bayilik sözleşmesinin» davacı tarafça kendisine mal verilmediği iddiasıyla feshedildiği, davalının, peşin satış yaptığı için davacının ödeme yapmaması nedeniyle kendisine mal «teslim» edilmediğini, davacı tarafça bu konuda herhangi bir «ihtar» da çekilmediğini bu nedenle feshin haksız olduğunu savunduğu, davalının sözleşmeden kaynaklanan ürün verme yükümlülüğünü yerine getirmediği yönündeki iddia karşısında davacının davalıya bu konuda ihtar çekip uygun süre vermesi gerekirken ihtar çekilmeksizin sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilmesinin haksız olduğu, her ne kadar davacı tarafça başka bayilerin ihtar çekip «delil tespiti» yaptırdıkları ileri sürülüp ihtar çekilmesinin fayda vermeyeceği iddiasında bulunulmuş ise de dava dışı bayilerle davalı arasında yaşanan uyuşmazlıkların bu davada davacının ihtar yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı, birleşen dava yönünden ise; «asgari alım taahhütnamesi» ve «cezai şart» başlıklı 28.09.2010 tarihli taahhütnamede "... bunlarla birlikte bayilik sözleşmesinin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde işletmeciliğimiz sona ereceğinden, istasyon ve tesisleri derhal tahliye ederek Şirket'e teslim edeceğimizi, bu yükümlülüğümüzü yerine getirmeyerek fuzuli işgale devam ettiğimiz takdirde sözleşmenin «fesih» tarihinden itibaren tahliye tarihine kadar geçen her gün için ödeme tarihindeki TCMB döviz efektif satış kuru üzerinden 200,00 USD (ikiyüz amerikan doları) karşılığı Türk Lira cezai şartı, hiçbir itirazda bulunmaksızın, herhangi bir mahkeme kararı veya ihtara gerek kalmaksızın derhal ve defaten Şirket'e ödeyeceğimizi, ... kabul ve taahhüt ederiz." hükmü bulunduğu, davacının feshi haksız olduğundan, fesihle sözleşme sona ermiş olacağından davacının, işlettiği akaryakıt istasyonunu «intifa hakkı» sahibi olan davalıya teslimle yükümlü olduğu, aksi takdirde fuzuli şagil durumuna düşeceği, mahkemece fuzuli işgal ile ilgili yukarıdaki taahhütname hükmü gözetilm …
Temyiz Sebepleri Asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkili «şirketin feshinin» 6098 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesi kapsamında süre verilmesini gerektirmeyen durumlara ilişkin olduğunu, birleşen davalarda hükmedilen «cezai şart» bedelinin, müvekkilinin mahvına sebebiyet verebilecek düzeyde olduğu gözetilerek cezai şart bedelinde takdiri indirim yapılması gerektiğini, borçlunun kusurunun olmaması/ağır olmaması halinde cezai şarttan sorumlu olmayabileceğini ya da indirim yapılabileceğini, buna göre, taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» 12. maddesinin (e) bendinde yer alan düzenlemeye rağmen davalının herhangi bir girişiminin olmadığını, «sözleşmenin feshine» yönelik noter «ihtarı» ile birlikte bayilik sözleşmesine ilişkin «ariyet» malzemelerinin davalı tarafça «teslim» alınması için de ihtarda bulunulduğunu, birleşen 2013/213 sayılı dosya açısından, cezai şart bedelinin ancak dava tarihine kadarki kısmının istenebileceğini, cezai şartın ekonomik mahva sebebiyet verme sınırının doğru belirlenmediğini, bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin hatalı olduğunu, cezai şartın, asgari mal «alım taahhüdü» ile ilişkilendirilerek hesaplanmasının doğru olmadığını, müvekkili şirketin bulunduğu coğrafi konumun, tarafların sosyo ekonomik durumlarının gözetilerek cezai şart ile bu cezai şarta uygulanacak indirimin belirlenmesi gerektiğini, müvekkili şirketin 2013 yılındaki öz kaynağının doğrudan esas alınmış olması ve bu öz kaynağın tamamının şirketin iş ve işlemlerinde kullanılmasının hayatın olağan akışına aykırı olması nedenleriyle kararında belirlenen cezai şart bedelinin somut olayın özelliğine oranla yüksek belirlendiğini, kâr «mahrumiyetinin» («müspet zararın») talep edilebilmesi için, taraflar arasındaki sözleşmede açıkça bu yönde hüküm bulunması gerektiğini, taraflar arasında akdedilmiş hiçbir sözleşme, taahhüt ya da ek «protokolde» kâr mahrumiyetinin veya müspet zararların talep edilebileceğine yönelik hüküm bulunmadığını, kâr mahrumiyeti hesaplanırken esas alınan tarihler dikkate alındığında, müvekkili şirketin her yılın 10 Ocak ve 10 Temmuz tarihleri arası almış olduğu akaryakıt ürünü oranlarının tespiti ve buna göre hesaplama yapılması gerekirken, tüm çalışma süresi boyunca alınan akaryakıt ürünlerinin oranlamasına göre hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, 2015/986 dosyasındaki talebe ilişkin «ıslahın» «zamanaşımına» uğradığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu kararda2-Dava «bayilik sözleşmesinin» haksız olarak feshinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, davacı 12/05/2013 ve 18/09/2015 tarihleri arasındaki süreye ilişkin olarak «kar mahrumiyeti» isteminde bulunmuş, mahkemece, sözleşmenin «fesih» tarihi olan 12/05/2013 tarihi ile davacının istasyonu «teslim» aldığı 04/06/2015 tarihleri arası için yapılan hesaplamaya göre kâr mahrumiyetine hükmedilmiştir.
Noterliği’nin 09/04/2013 tarih ve 09501 yevmiye numaralı «ihtarnamesi» içeriğinden, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin başlangıcının 12/05/2008 tarihli «alt kira sözleşmesi» olarak kabul edildiği ve bu tarihten itibaren Rekabet Kurulu Kararı gereği işleyecek beş yıllık yasal sürenin dolduğu belirtilerek 13/09/2010 tarihli «bayilik sözleşmesinin» sonlandırıldığı, Rekabet Kurulu kararlarına uygun şekilde akdedilen bayilik sözleşmesinin sona ermesi gereken sürenin 18/09/2015 tarihi olduğu, davalının Rekabet Kurulu kararlarını gerekçe gösterek 12/05/2008 tarihli alt kira sözleşmesi için beş yıllık sürenin dolduğundan bahisle ayrı bir sözleşme olan bayilik sözleşmesini süresinden önce feshetmesinin «haksız fesih» mahiyetinde olduğu, taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinde, sözleşmenin bayi tarafından haksız feshi halinde, 50.000 USD «cezai şart» ödeneceğinin kararlaştırıldığı, kararlaştırılan ceza-i şart tutarının davalının ekonomik mahvına sebebiyet vermeyeceği bilirkişi raporu ile tespit edildiğinden 50.000 USD cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren devlet bankalarının USD cinsinden bir yıllık vadeli «mevduat hesabına» uyguladıkları en yüksek faiz oranı işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından bayilik sözleşmesinin süresinden önce haksız feshi sebebiyle davacının kâr «mahrumiyeti» talep hakkı bulunduğu, davacının alt kiracısı olduğu taşınmaza, sözleşmenin feshinden sonra davalı tarafından yapılan müdahalenin men-i için açtığı davanın ...1.
Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/911 esas ve 2013/1215 karar sayılı ilamı ile kabul edilerek ilamın 04/06/2015 tarihinde «infaz» edildiği, bu tarih itibariyle davacının alt kiracısı olduğu istasyon tahliye edilerek davacıya «teslim» edildiğinden, davacının bu tarihten itibaren istasyonu işletebildiği, davalı tarafca sözleşmenin 12.05.2013 tarihinde feshedildiği, davalının istasyondan tahliyesi ile istasyonun tekrar davacıya verildiği tarihin ise 04/06/2015 tarihi olduğu, tahliye tarihinin «bayilik sözleşmesinin» sona ermesi gereken 18/09/2015 tarihinden önce olduğu, davacı istasyonu tahliye ile teslim aldığı tarihten itibaren yeniden işletme olanağına sahip olduğundan 12/05/2013-04/06/2015 tarihleri arası için kâr «mahrumiyeti» tutarının 147.286,21 TL olarak hesaplandığı, ancak taleple bağlı kalınarak 20.000.- TL kâr mahrumiyeti alacağının dava tarihinden itibaren işletilecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:alt kira sözleşmesi · haksız fesih · makul süre · ticari avans faizi · mevduat hesabı · kira sözleşmesi · infaz · ihtarname
Benzer bu karardaNoterliği’nin 09/04/2013 tarih ve 09501 yevmiye numaralı «ihtarnamesi» içeriğinden, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin başlangıcının 12/05/2008 tarihli «alt kira sözleşmesi» olarak kabul edildiği ve bu tarihten itibaren Rekabet Kurulu Kararı gereği işleyecek beş yıllık yasal sürenin dolduğu belirtilerek 13/09/2010 tarihli «bayilik sözleşmesinin» sonlandırıldığı, Rekabet Kurulu kararlarına uygun şekilde akdedilen bayilik sözleşmesinin sona ermesi gereken sürenin 18/09/2015 tarihi olduğu, davalının Rekabet Kurulu kararlarını gerekçe gösterek 12/05/2008 tarihli alt kira sözleşmesi için beş yıllık sürenin dolduğundan bahisle ayrı bir sözleşme olan bayilik sözleşmesini süresinden önce feshetmesinin «haksız fesih» mahiyetinde olduğu, taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinde, sözleşmenin bayi tarafından haksız feshi halinde, 50.000 USD «cezai şart» ödeneceğinin kararlaştırıldığı, kararlaştırılan ceza-i şart tutarının davalının ekonomik mahvına sebebiyet vermeyeceği bilirkişi raporu ile tespit edildiğinden 50.000 USD cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren devlet bankalarının USD cinsinden bir yıllık vadeli «mevduat hesabına» uyguladıkları en yüksek faiz oranı işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından bayilik sözleşmesinin süresinden önce haksız feshi sebebiyle davacının kâr «mahrumiyeti» talep hakkı bulunduğu, davacının alt kiracısı olduğu taşınmaza, sözleşmenin feshinden sonra davalı tarafından yapılan müdahalenin men-i için açtığı davanın ...1.
Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/911 esas ve 2013/1215 karar sayılı ilamı ile kabul edilerek ilamın 04/06/2015 tarihinde «infaz» edildiği, bu tarih itibariyle davacının alt kiracısı olduğu istasyon tahliye edilerek davacıya «teslim» edildiğinden, davacının bu tarihten itibaren istasyonu işletebildiği, davalı tarafca sözleşmenin 12.05.2013 tarihinde feshedildiği, davalının istasyondan tahliyesi ile istasyonun tekrar davacıya verildiği tarihin ise 04/06/2015 tarihi olduğu, tahliye tarihinin «bayilik sözleşmesinin» sona ermesi gereken 18/09/2015 tarihinden önce olduğu, davacı istasyonu tahliye ile teslim aldığı tarihten itibaren yeniden işletme olanağına sahip olduğundan 12/05/2013-04/06/2015 tarihleri arası için kâr «mahrumiyeti» tutarının 147.286,21 TL olarak hesaplandığı, ancak taleple bağlı kalınarak 20.000.- TL kâr mahrumiyeti alacağının dava tarihinden itibaren işletilecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kâr «mahrumiyeti», davalının taraflar arasındaki sözleşmeyi feshinden sonra aynı bölgede benzer bir bayilik bulup bulmadığı veya bulabileceği «makul süre» belirlenerek, brüt kâr değil, net kâr olarak hesaplanmalıdır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/336 E. , 2024/5919 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESi :Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/50 Esas, 2023/724 Karar
HÜKÜM
Ret, kısmen kabul, kabul
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen tazminat davalarının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl davanın reddine, birleşen (2013/213) davanın kısmen kabulüne ve birleşen (2015/986 ) davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında imzalanan bayilik sözleşmesi uyarınca müvekkilinin davalı firmaya 20.000,00 TL bedelli teminat mektubu verdiğini, davalının sözleşme gereği yerine getirmesi gereken ikmal yükümlülüğünü yerine getirememesi nedeniyle müvekkilinin davalı ile olan sözleşmesini haklı olarak feshettiğini, davalının müvekkilinden hiçbir alacağı bulunmamasına rağmen müvekkiline ait teminat mektubunu haksız olarak nakte çevirdiğini ileri sürerek teminat mektubu bedelinin nakte çevrildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen 2014/213 sayılı dosyada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında bulunan bayilik sözleşmesinin davalının tek taraflı ve haksız feshi ile sona erdiğini, davalının işlettiği istasyonun kurulu bulunduğu taşınmaz üzerinde müvekkili lehine tesis edilmiş, 3 yıllık intifa hakkı bulunduğunu, taşınmazın kullanma hakkı müvekkiline ait olmasına rağmen davalının istasyonu haksız olarak işgal ettiğini, davalının vermiş olduğu taahhütnameye göre bayilik sözleşmesinin her ne sebeple olursa olsun feshedilmesi halinde istasyonun müvekkiline teslim edilmediği her gün için 200 dolar cezai şart ödemeyi kabul ettiğini belirterek dava tarihi itibariyle işlemiş toplam 164.927,50 TL'lik ecrimisil cezai şart tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
3.Birleşen 2015/986 E. sayılı dosyada davacı vekili dava dilekçesinde; intifa hakkı müvekkili şirkete ait olan taşınmazda davalının haksız işgali nedeni ile müvekkilinin sadece kira gelirinden yoksun kalmayıp aynı zamanda istasyon teslim edilip kendisi işletseydi satacağı akaryakıt ürünlerinden sağlayacağı getiriden de mahrum kaldığını, talep ettikleri ecri misil bedelinin 16.04.2013 dava tarihi ile intifanın sona erdiği 28.09.2013 tarihleri arasına ilişkin davalının haksız kullanımından kaynaklanan bedel olduğunu, birleşen diğer davadaki ecri misil taleplerinin ise sözleşmenin feshi tarihi ile dava tarihi arasına ilişkin olduğunu ileri sürerek davalının haksız işgali nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı kar mahrumiyeti oranının hesaplanarak bu oran üzerinden ecri-misil tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davaya ilişkin cevap dilekçesinde davalı vekili, davacının bayilik sözleşmesini haksız bir şekilde süresinden evvel feshettiğini, müvekkilinin akaryakıt ikmal edemediği iddiasının tamamen asılsız olduğunu, müvekkilinin davacıdan; davacının alım taahhütünü ihlal etmesi ve davacıya teslim edilen ariyetlerin iade edilmemesi nedeniyle alacaklı olduğu gibi ayrıca kar mahrumiyeti tazminatı ile intifa hakkı bulunan taşınmazın müvekkiline teslim edilmemesi nedeniyle cezai şart alacağı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen 2014/213 E. sayılı dosyaya ilişkin cevap dilekçesinde davalı vekili, müvekkilinin bayilik sözleşmesini haklı olarak feshettiğini, karşı tarafın cezai şart talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
3.Birleşen 2015/986 E. sayılı davaya ilişkin cevap dilekçesinde davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, fesih haklı olduğundan davacının talebinin hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 11.03.2016 tarihli ve 2013/54, 2016/266 K. sayılı karar ile kural olarak asıl dosyada davacının mal tedarikinde temerrüte düştüğünü yazılı delil ile ispat etmesi gerekse de dosyaya sunulan dava dışı 3. kişilere ait noter ve mahkeme tespit tutanaklarından ihtilafın sadece dava tarafları arasında yaşanmadığı ve davalının dağıtım yükümlülüğünü yerine getiremediğinin ülke çapında bilinen bir durum olduğunu gösterdiği, bu durumun davalı açısından temerrüdü ve feshin haklılığını ispatladığı, birleşen davada davacının, ürün teslim etme yükmülülüğünü yerine getirememesine rağmen intifa hakkından ... ve bayilik sözleşmesi ile hüküm altına alınan cezai şart talebinin dürüstlük kuralına uygun düşmeyeceği ve hakkın kötüye kullanılması teşkil edeceği, asıl davada davacının teminat mektubunun iadesi talebinin haklı olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne;
birleşen dava yönünden; asgari mal alım taahhütnamesi ve cezai şart başlıklı 28.09.2010 tarihli davacı imzasını taşıyan matbu beyanda sözleşmenin her ne sebeple sona ermesi halinde istasyon ve tesisin derhal teslim edileceği, aksi halde beher gün için 200,00 USD cezai şart ödeneceği hükmünün sözleşmenin haklı nedenle feshinde dahi dağıtım şirketine cezai şart ödemekle yükümlü tutulmasının ahlaka aykırı bir düzenleme olduğu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 27 nci maddesine aykırılık oluşturduğu için geçersiz olduğu, asıl davada davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği anlaşıldığından davacının cezai şart yükümlülüğünün doğmayacağı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm birleşen dosya davacısı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 12.09.2017 tarihli ve 2016/19637, 2017/5814 K. sayılı kararı ile taraflar arasında iki tarafa yükümlülükler yükleyen bayilik sözleşmesinin davacı tarafça kendisine mal verilmediği iddiasıyla feshedildiği, davalının, peşin satış yaptığı için davacının ödeme yapmaması nedeniyle kendisine mal teslim edilmediğini, davacı tarafça bu konuda herhangi bir ihtar da çekilmediğini bu nedenle feshin haksız olduğunu savunduğu, davalının sözleşmeden kaynaklanan ürün verme yükümlülüğünü yerine getirmediği yönündeki iddia karşısında davacının davalıya bu konuda ihtar çekip uygun süre vermesi gerekirken ihtar çekilmeksizin sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilmesinin haksız olduğu, her ne kadar davacı tarafça başka bayilerin ihtar çekip delil tespiti yaptırdıkları ileri sürülüp ihtar çekilmesinin fayda vermeyeceği iddiasında bulunulmuş ise de dava dışı bayilerle davalı arasında yaşanan uyuşmazlıkların bu davada davacının ihtar yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı, birleşen dava yönünden ise;
asgari alım taahhütnamesi ve cezai şart başlıklı 28.09.2010 tarihli taahhütnamede "... bunlarla birlikte bayilik sözleşmesinin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde işletmeciliğimiz sona ereceğinden, istasyon ve tesisleri derhal tahliye ederek Şirket'e teslim edeceğimizi, bu yükümlülüğümüzü yerine getirmeyerek fuzuli işgale devam ettiğimiz takdirde sözleşmenin fesih tarihinden itibaren tahliye tarihine kadar geçen her gün için ödeme tarihindeki TCMB döviz efektif satış kuru üzerinden 200,00 USD (ikiyüz amerikan doları) karşılığı Türk Lira cezai şartı, hiçbir itirazda bulunmaksızın, herhangi bir mahkeme kararı veya ihtara gerek kalmaksızın derhal ve defaten Şirket'e ödeyeceğimizi, ...
kabul ve taahhüt ederiz." hükmü bulunduğu, davacının feshi haksız olduğundan, fesihle sözleşme sona ermiş olacağından davacının, işlettiği akaryakıt istasyonunu intifa hakkı sahibi olan davalıya teslimle yükümlü olduğu, aksi takdirde fuzuli şagil durumuna düşeceği, mahkemece fuzuli işgal ile ilgili yukarıdaki taahhütname hükmü gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasının diğer bir bozma nedeni olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaya ilişkin kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sonrası Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/986 E. sayılı dosyası işbu dava dosyası ile birleştirilmiştir.
C.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamındaki gerekçe ile asıl davanın reddine; birleşen 2013/213 E. sayılı dosya bakımından, asgari alım taahhütnamesi ve cezai şart başlıklı 28.09.2010 tarihli taahhütnamede "... bunlarla birlikte bayilik sözleşmesinin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde işletmeciliğimiz sona ereceğinden, istasyon ve tesisleri derhal tahliye ederek Şirket'e teslim edeceğimizi, bu yükümlülüğümüzü yerine getirmeyerek fuzuli işgale devam ettiğimiz taktirde sözleşmenin fesih tarihinden itibaren tahliye tarihine kadar geçen her gün için ödeme tarihindeki TCMB döviz efektif satış kuru üzerinden 200 USD (ikiyüz amerikan doları) karşılığı Türk Lira cezai şartı, hiçbir itirazda bulunmaksızın, herhangi bir mahkeme kararı veya ihtara gerek kalmaksızın derhal ve defaten Şirket'e ödeyeceğimizi, ...
kabul ve taahhüt ederiz." hükmü gereği, davacının noter ihtarı ile sözleşmeyi feshettiğini davalı tarafa bildirdiği/tebliğ edildiği tarihten itibaren dava tarihine kadar (10.01.2012-16.04.2013 tarihleri arası) yapılan hesaba göre haksız işgalden kaynaklı cezai şart bedelinin 165.848.76 TL hesaplandığı, ancak dava değerinin 164.927,50 TL olduğu, birleşen 2015/986 E. sayılı dosya bakımından, ana dağıtım firmasının yeni bayilik bulması için belirlenen sürenin yerleşik Yargıtay kararlarına göre 6 ay olup, Enerji Petrol'ün 10.01.2012 ile 10.07.2012 tarih aralığında altı aylık süre için talep edebileceği kâr mahrumiyeti'nin 25.194,40 TL olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen 2013/213 E.
sayılı dosyada açılan davanın kısmen kabulüne, birleşen 2015/986 E. sayılı dosyada açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı -birleşen davalarda davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin feshinin 6098 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesi kapsamında süre verilmesini gerektirmeyen durumlara ilişkin olduğunu, birleşen davalarda hükmedilen cezai şart bedelinin, müvekkilinin mahvına sebebiyet verebilecek düzeyde olduğu gözetilerek cezai şart bedelinde takdiri indirim yapılması gerektiğini, borçlunun kusurunun olmaması/ağır olmaması halinde cezai şarttan sorumlu olmayabileceğini ya da indirim yapılabileceğini, buna göre, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 12. maddesinin (e) bendinde yer alan düzenlemeye rağmen davalının herhangi bir girişiminin olmadığını, sözleşmenin feshine yönelik noter ihtarı ile birlikte bayilik sözleşmesine ilişkin ariyet malzemelerinin davalı tarafça teslim alınması için de ihtarda bulunulduğunu, birleşen 2013/213 sayılı dosya açısından, cezai şart bedelinin ancak dava tarihine kadarki kısmının istenebileceğini, cezai şartın ekonomik mahva sebebiyet verme sınırının doğru belirlenmediğini, bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin hatalı olduğunu, cezai şartın, asgari mal alım taahhüdü ile ilişkilendirilerek hesaplanmasının doğru olmadığını, müvekkili şirketin bulunduğu coğrafi konumun, tarafların sosyo ekonomik durumlarının gözetilerek cezai şart ile bu cezai şarta uygulanacak indirimin belirlenmesi gerektiğini, müvekkili şirketin 2013 yılındaki öz kaynağının doğrudan esas alınmış olması ve bu öz kaynağın tamamının şirketin iş ve işlemlerinde kullanılmasının hayatın olağan akışına aykırı olması nedenleriyle kararında belirlenen cezai şart bedelinin somut olayın özelliğine oranla yüksek belirlendiğini, kâr mahrumiyetinin (müspet zararın) talep edilebilmesi için, taraflar arasındaki sözleşmede açıkça bu yönde hüküm bulunması gerektiğini, taraflar arasında akdedilmiş hiçbir sözleşme, taahhüt ya da ek protokolde kâr mahrumiyetinin veya müspet zararların talep edilebileceğine yönelik hüküm bulunmadığını, kâr mahrumiyeti hesaplanırken esas alınan tarihler dikkate alındığında, müvekkili şirketin her yılın 10 Ocak ve 10 Temmuz tarihleri arası almış olduğu akaryakıt ürünü oranlarının tespiti ve buna göre hesaplama yapılması gerekirken, tüm çalışma süresi boyunca alınan akaryakıt ürünlerinin oranlamasına göre hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, 2015/986 dosyasındaki talebe ilişkin ıslahın zamanaşımına uğradığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen davalar taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin feshi nedeniyle talep olunan alacak ve tazminat taleplerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 19, 158 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, Balcılar Petrol San. Ltd. Şti. vekilinin asıl davaya yönelik tüm, birleşen davalara yönelik aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Birleşen Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/986 E. sayılı dosyasında davalı vekilinin zamanaşımına yönelik savunmaları dikkate alınarak, ıslah tarihi itibarı ile ıslah edilen miktarın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı değerlendirilmeksizin karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3.Taraflar arasındaki 28.09.2010 tarihli Bayilik Sözleşmesinin "Fesih" başlıklı 12. maddesinin (e) bendinde yer alan "İşbu sözleşmenin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde, Bayi'nin söz konusu yerlerle ilgili işletmeciliği de sona erecektir. Bayi, sözleşmenin feshini müteakiben herhangi bir mahkeme kararı gerekmeksizin istasyon ve tesisleri derhal tahliye ederek Şirket'e teslim edeceğini kabul ve taahhüt etmiştir. Bayi bu yükümlülüğünü yerine getirmeyerek fuzuli nitelik kazanan işgaline devam ederse, Şirket bu konudaki diğer dava hakları saklı kalmak kaydıyla, Bayinin fuzuli işgaline son verilerek tahliyesini sağlamak üzere açacağı dava kesinleşinceye kadar söz konusu istasyon ve tesislerin bir yediemine tevdiini mahkemeden ve bayiden talep etme hakkını haizdir.
Bayi bu talebi kayıtsız şartsız yerine getirmeyi, bila itiraz, kabul ve taahhüt etmiştir. Tahliyenin gecikmesi halinde Bayi her geçen gün için Şirket'in uğrayacağı zarar ve ziyanı ödeyecektir. Şirket bu yaptırımlardan herhangi birini veya bir kaçını veya tümünü Bayi'ye uygulama hakkına sahiptir. Bayi bu hususların uygulanmasına muvafakat ettiğini ve bu hallerde herhangi bir hak talebinde bulunmayacağını beyan, kabul ve taahhüt etmiştir." düzenlemesi dikkate alındığında, davacının üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmeyerek tahliye davası açma yönünde bir girişiminin olmadığı hususunun davalı aleyhine hükmedilebilecek cezai şarttan indirim yapılmasını gerektirir mahiyette olduğu, ayrıca 15.04.2021 tarihli bilirkişi raporundaki ekonomik mahva ilişkin tespitler birlikte değerlendirilerek belirlenecek cezai şarttan makul bir indirim yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Balcılar Petrol San. Ltd. Şti. vekilinin asıl davaya yönelik tüm, birleşen davalara yönelik diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Mahkeme kararının birleşen davalarda davalı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde asıl davada davacı-birleşen davalarda davalıya iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
03.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1088004700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz