6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/336 E. 2024/5919 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
asgari alım taahhüdü alım taahhüdü ariyet yazılı delil ile ispat ecrimisil müspet zarar intifa hakkı kar mahrumiyeti yediemin i̇i̇k 266 i̇i̇k 194 delil tespiti bozma sonrası karar şirketin feshi yazılı delil hakkın kötüye kullanılması kâr mahrumiyeti teminat mektubu sözleşmenin feshi bayilik sözleşmesi 818 sayılı borçlar kanunu cezai şart tazminat davası dürüstlük kuralı muvafakat fesih kâr dağıtımı protokol ihtar geçersizlik ıslah taahhütname taşıyan temerrüt zamanaşımı teminat teslim i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: TBK — TBK 27TBK 124TBK 179 · BK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece 11.03.2016 tarihli ve 2013/54, 2016/266 K. sayılı karar ile kural olarak asıl dosyada davacının mal tedarikinde temerrüte düştüğünü yazılı delil ile ispat etmesi gerekse de dosyaya sunulan dava dışı 3. kişilere ait noter ve mahkeme tespit tutanaklarından ihtilafın sadece dava tarafları arasında yaşanmadığı ve davalının dağıtım yükümlülüğünü yerine getiremediğinin ülke çapında bilinen bir durum olduğunu gösterdiği, bu durumun davalı açısından temerrüdü ve feshin haklılığını ispatladığı, birleşen davada davacının, ürün teslim etme yükmülülüğünü yerine getirememesine rağmen intifa hakkından ... ve bayilik sözleşmesi ile hüküm altına alınan cezai şart talebinin dürüstlük kuralına uygun düşmeyeceği ve hakkın kötüye kullanılması teşkil edeceği, asıl davada davacının teminat mektubunun iadesi talebinin haklı olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne; birleşen dava yönünden; asgari mal alım taahhütnamesi ve cezai şart başlıklı 28.09.2010 tarihli davacı imzasını taşıyan matbu beyanda sözleşmenin her ne sebeple sona ermesi halinde istasyon ve tesisin derhal teslim edileceği, aksi halde beher gün için 200,00 USD cezai şart ödeneceği hükmünün sözleşmenin haklı nedenle feshinde dahi dağıtım şirketine cezai şart ödemekle yükümlü tutulmasının ahlaka aykırı bir düzenleme olduğu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 27 nci maddesine aykırılık oluşturduğu için geçersiz olduğu, asıl davada davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği anlaşıldığından davacının cezai şart yükümlülüğünün doğmayacağı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm birleşen dosya davacısı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 12.09.2017 tarihli ve 2016/19637, 2017/5814 K. sayılı kararı ile taraflar arasında iki tarafa yükümlülükler yükleyen bayilik sözleşmesinin davacı tarafça kendisine mal verilmediği iddiasıyla feshedildiği, davalının, peşin satış yaptığı için davacının ödeme yapmaması nedeniyle kendisine mal teslim edilmediğini, davacı tarafça bu konuda herhangi bir ihtar da çekilmediğini bu nedenle feshin haksız olduğunu savunduğu, davalının sözleşmeden kaynaklanan ürün verme yükümlülüğünü yerine getirmediği yönündeki iddia karşısında davacının davalıya bu konuda ihtar çekip uygun süre vermesi gerekirken ihtar çekilmeksizin sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilmesinin haksız olduğu, her ne kadar davacı tarafça başka bayilerin ihtar çekip delil tespiti yaptırdıkları ileri sürülüp ihtar çekilmesinin fayda vermeyeceği iddiasında bulunulmuş ise de dava dışı bayilerle davalı arasında yaşanan uyuşmazlıkların bu davada davacının ihtar yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı, birleşen dava yönünden ise; asgari alım taahhütnamesi ve cezai şart başlıklı 28.09.2010 tarihli taahhütnamede "... bunlarla birlikte bayilik sözleşmesinin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde işletmeciliğimiz sona ereceğinden, istasyon ve tesisleri derhal tahliye ederek Şirket'e teslim edeceğimizi, bu yükümlülüğümüzü yerine getirmeyerek fuzuli işgale devam ettiğimiz takdirde sözleşmenin fesih tarihinden itibaren tahliye tarihine kadar geçen her gün için ödeme tarihindeki TCMB döviz efektif satış kuru üzerinden 200,00 USD (ikiyüz amerikan doları) karşılığı Türk Lira cezai şartı, hiçbir itirazda bulunmaksızın, herhangi bir mahkeme kararı veya ihtara gerek kalmaksızın derhal ve defaten Şirket'e ödeyeceğimizi, ... kabul ve taahhüt ederiz." hükmü bulunduğu, davacının feshi haksız olduğundan, fesihle sözleşme sona ermiş olacağından davacının, işlettiği akaryakıt istasyonunu intifa hakkı sahibi olan davalıya teslimle yükümlü olduğu, aksi takdirde fuzuli şagil durumuna düşeceği, mahkemece fuzuli işgal ile ilgili yukarıdaki taahhütname hükmü gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasının diğer bir bozma nedeni olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaya ilişkin kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma sonrası Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/986 E. sayılı dosyası işbu dava dosyası ile birleştirilmiştir.

C.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamındaki gerekçe ile asıl davanın reddine; birleşen 2013/213 E. sayılı dosya bakımından, asgari alım taahhütnamesi ve cezai şart başlıklı 28.09.2010 tarihli taahhütnamede "... bunlarla birlikte bayilik sözleşmesinin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde işletmeciliğimiz sona ereceğinden, istasyon ve tesisleri derhal tahliye ederek Şirket'e teslim edeceğimizi, bu yükümlülüğümüzü yerine getirmeyerek fuzuli işgale devam ettiğimiz taktirde sözleşmenin fesih tarihinden itibaren tahliye tarihine kadar geçen her gün için ödeme tarihindeki TCMB döviz efektif satış kuru üzerinden 200 USD (ikiyüz amerikan doları) karşılığı Türk Lira cezai şartı, hiçbir itirazda bulunmaksızın, herhangi bir mahkeme kararı veya ihtara gerek kalmaksızın derhal ve defaten Şirket'e ödeyeceğimizi, ... kabul ve taahhüt ederiz." hükmü gereği, davacının noter ihtarı ile sözleşmeyi feshettiğini davalı tarafa bildirdiği/tebliğ edildiği tarihten itibaren dava tarihine kadar (10.01.2012-16.04.2013 tarihleri arası) yapılan hesaba göre haksız işgalden kaynaklı cezai şart bedelinin 165.848.76 TL hesaplandığı, ancak dava değerinin 164.927,50 TL olduğu, birleşen 2015/986 E. sayılı dosya bakımından, ana dağıtım firmasının yeni bayilik bulması için belirlenen sürenin yerleşik Yargıtay kararlarına göre 6 ay olup, Enerji Petrol'ün 10.01.2012 ile 10.07.2012 tarih aralığında altı aylık süre için talep edebileceği kâr mahrumiyeti'nin 25.194,40 TL olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen 2013/213 E. sayılı dosyada açılan davanın kısmen kabulüne, birleşen 2015/986 E. sayılı dosyada açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı -birleşen davalarda davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin feshinin 6098 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesi kapsamında süre verilmesini gerektirmeyen durumlara ilişkin olduğunu, birleşen davalarda hükmedilen cezai şart bedelinin, müvekkilinin mahvına sebebiyet verebilecek düzeyde olduğu gözetilerek cezai şart bedelinde takdiri indirim yapılması gerektiğini, borçlunun kusurunun olmaması/ağır olmaması halinde cezai şarttan sorumlu olmayabileceğini ya da indirim yapılabileceğini, buna göre, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 12. maddesinin (e) bendinde yer alan düzenlemeye rağmen davalının herhangi bir girişiminin olmadığını, sözleşmenin feshine yönelik noter ihtarı ile birlikte bayilik sözleşmesine ilişkin ariyet malzemelerinin davalı tarafça teslim alınması için de ihtarda bulunulduğunu, birleşen 2013/213 sayılı dosya açısından, cezai şart bedelinin ancak dava tarihine kadarki kısmının istenebileceğini, cezai şartın ekonomik mahva sebebiyet verme sınırının doğru belirlenmediğini, bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin hatalı olduğunu, cezai şartın, asgari mal alım taahhüdü ile ilişkilendirilerek hesaplanmasının doğru olmadığını, müvekkili şirketin bulunduğu coğrafi konumun, tarafların sosyo ekonomik durumlarının gözetilerek cezai şart ile bu cezai şarta uygulanacak indirimin belirlenmesi gerektiğini, müvekkili şirketin 2013 yılındaki öz kaynağının doğrudan esas alınmış olması ve bu öz kaynağın tamamının şirketin iş ve işlemlerinde kullanılmasının hayatın olağan akışına aykırı olması nedenleriyle kararında belirlenen cezai şart bedelinin somut olayın özelliğine oranla yüksek belirlendiğini, kâr mahrumiyetinin (müspet zararın) talep edilebilmesi için, taraflar arasındaki sözleşmede açıkça bu yönde hüküm bulunması gerektiğini, taraflar arasında akdedilmiş hiçbir sözleşme, taahhüt ya da ek protokolde kâr mahrumiyetinin veya müspet zararların talep edilebileceğine yönelik hüküm bulunmadığını, kâr mahrumiyeti hesaplanırken esas alınan tarihler dikkate alındığında, müvekkili şirketin her yılın 10 Ocak ve 10 Temmuz tarihleri arası almış olduğu akaryakıt ürünü oranlarının tespiti ve buna göre hesaplama yapılması gerekirken, tüm çalışma süresi boyunca alınan akaryakıt ürünlerinin oranlamasına göre hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, 2015/986 dosyasındaki talebe ilişkin ıslahın zamanaşımına uğradığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Asıl ve birleşen davalar taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin feshi nedeniyle talep olunan alacak ve tazminat taleplerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 19, 158 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesi.

3. Değerlendirme

1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, Balcılar Petrol San. Ltd. Şti. vekilinin asıl davaya yönelik tüm, birleşen davalara yönelik aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2.Birleşen Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/986 E. sayılı dosyasında davalı vekilinin zamanaşımına yönelik savunmaları dikkate alınarak, ıslah tarihi itibarı ile ıslah edilen miktarın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı değerlendirilmeksizin karar verilmesi doğru görülmemiştir.

3.Taraflar arasındaki 28.09.2010 tarihli Bayilik Sözleşmesinin "Fesih" başlıklı 12. maddesinin (e) bendinde yer alan "İşbu sözleşmenin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde, Bayi'nin söz konusu yerlerle ilgili işletmeciliği de sona erecektir. Bayi, sözleşmenin feshini müteakiben herhangi bir mahkeme kararı gerekmeksizin istasyon ve tesisleri derhal tahliye ederek Şirket'e teslim edeceğini kabul ve taahhüt etmiştir. Bayi bu yükümlülüğünü yerine getirmeyerek fuzuli nitelik kazanan işgaline devam ederse, Şirket bu konudaki diğer dava hakları saklı kalmak kaydıyla, Bayinin fuzuli işgaline son verilerek tahliyesini sağlamak üzere açacağı dava kesinleşinceye kadar söz konusu istasyon ve tesislerin bir yediemine tevdiini mahkemeden ve bayiden talep etme hakkını haizdir. Bayi bu talebi kayıtsız şartsız yerine getirmeyi, bila itiraz, kabul ve taahhüt etmiştir. Tahliyenin gecikmesi halinde Bayi her geçen gün için Şirket'in uğrayacağı zarar ve ziyanı ödeyecektir. Şirket bu yaptırımlardan herhangi birini veya bir kaçını veya tümünü Bayi'ye uygulama hakkına sahiptir. Bayi bu hususların uygulanmasına muvafakat ettiğini ve bu hallerde herhangi bir hak talebinde bulunmayacağını beyan, kabul ve taahhüt etmiştir." düzenlemesi dikkate alındığında, davacının üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmeyerek tahliye davası açma yönünde bir girişiminin olmadığı hususunun davalı aleyhine hükmedilebilecek cezai şarttan indirim yapılmasını gerektirir mahiyette olduğu, ayrıca 15.04.2021 tarihli bilirkişi raporundaki ekonomik mahva ilişkin tespitler birlikte değerlendirilerek belirlenecek cezai şarttan makul bir indirim yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/651 E. 2023/4404 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4195 E. 2022/64 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/336 E.  ,  2024/5919 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESi :Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/50 Esas, 2023/724 Karar

HÜKÜM

Ret, kısmen kabul, kabul

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen tazminat davalarının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl davanın reddine, birleşen (2013/213) davanın kısmen kabulüne ve birleşen (2015/986 ) davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında imzalanan bayilik sözleşmesi uyarınca müvekkilinin davalı firmaya 20.000,00 TL bedelli teminat mektubu verdiğini, davalının sözleşme gereği yerine getirmesi gereken ikmal yükümlülüğünü yerine getirememesi nedeniyle müvekkilinin davalı ile olan sözleşmesini haklı olarak feshettiğini, davalının müvekkilinden hiçbir alacağı bulunmamasına rağmen müvekkiline ait teminat mektubunu haksız olarak nakte çevirdiğini ileri sürerek teminat mektubu bedelinin nakte çevrildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Birleşen 2014/213 sayılı dosyada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında bulunan bayilik sözleşmesinin davalının tek taraflı ve haksız feshi ile sona erdiğini, davalının işlettiği istasyonun kurulu bulunduğu taşınmaz üzerinde müvekkili lehine tesis edilmiş, 3 yıllık intifa hakkı bulunduğunu, taşınmazın kullanma hakkı müvekkiline ait olmasına rağmen davalının istasyonu haksız olarak işgal ettiğini, davalının vermiş olduğu taahhütnameye göre bayilik sözleşmesinin her ne sebeple olursa olsun feshedilmesi halinde istasyonun müvekkiline teslim edilmediği her gün için 200 dolar cezai şart ödemeyi kabul ettiğini belirterek dava tarihi itibariyle işlemiş toplam 164.927,50 TL'lik ecrimisil cezai şart tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

3.Birleşen 2015/986 E. sayılı dosyada davacı vekili dava dilekçesinde; intifa hakkı müvekkili şirkete ait olan taşınmazda davalının haksız işgali nedeni ile müvekkilinin sadece kira gelirinden yoksun kalmayıp aynı zamanda istasyon teslim edilip kendisi işletseydi satacağı akaryakıt ürünlerinden sağlayacağı getiriden de mahrum kaldığını, talep ettikleri ecri misil bedelinin 16.04.2013 dava tarihi ile intifanın sona erdiği 28.09.2013 tarihleri arasına ilişkin davalının haksız kullanımından kaynaklanan bedel olduğunu, birleşen diğer davadaki ecri misil taleplerinin ise sözleşmenin feshi tarihi ile dava tarihi arasına ilişkin olduğunu ileri sürerek davalının haksız işgali nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı kar mahrumiyeti oranının hesaplanarak bu oran üzerinden ecri-misil tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Asıl davaya ilişkin cevap dilekçesinde davalı vekili, davacının bayilik sözleşmesini haksız bir şekilde süresinden evvel feshettiğini, müvekkilinin akaryakıt ikmal edemediği iddiasının tamamen asılsız olduğunu, müvekkilinin davacıdan; davacının alım taahhütünü ihlal etmesi ve davacıya teslim edilen ariyetlerin iade edilmemesi nedeniyle alacaklı olduğu gibi ayrıca kar mahrumiyeti tazminatı ile intifa hakkı bulunan taşınmazın müvekkiline teslim edilmemesi nedeniyle cezai şart alacağı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Birleşen 2014/213 E. sayılı dosyaya ilişkin cevap dilekçesinde davalı vekili, müvekkilinin bayilik sözleşmesini haklı olarak feshettiğini, karşı tarafın cezai şart talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

3.Birleşen 2015/986 E. sayılı davaya ilişkin cevap dilekçesinde davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, fesih haklı olduğundan davacının talebinin hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen Karar

Mahkemece 11.03.2016 tarihli ve 2013/54, 2016/266 K. sayılı karar ile kural olarak asıl dosyada davacının mal tedarikinde temerrüte düştüğünü yazılı delil ile ispat etmesi gerekse de dosyaya sunulan dava dışı 3. kişilere ait noter ve mahkeme tespit tutanaklarından ihtilafın sadece dava tarafları arasında yaşanmadığı ve davalının dağıtım yükümlülüğünü yerine getiremediğinin ülke çapında bilinen bir durum olduğunu gösterdiği, bu durumun davalı açısından temerrüdü ve feshin haklılığını ispatladığı, birleşen davada davacının, ürün teslim etme yükmülülüğünü yerine getirememesine rağmen intifa hakkından ... ve bayilik sözleşmesi ile hüküm altına alınan cezai şart talebinin dürüstlük kuralına uygun düşmeyeceği ve hakkın kötüye kullanılması teşkil edeceği, asıl davada davacının teminat mektubunun iadesi talebinin haklı olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne;

birleşen dava yönünden; asgari mal alım taahhütnamesi ve cezai şart başlıklı 28.09.2010 tarihli davacı imzasını taşıyan matbu beyanda sözleşmenin her ne sebeple sona ermesi halinde istasyon ve tesisin derhal teslim edileceği, aksi halde beher gün için 200,00 USD cezai şart ödeneceği hükmünün sözleşmenin haklı nedenle feshinde dahi dağıtım şirketine cezai şart ödemekle yükümlü tutulmasının ahlaka aykırı bir düzenleme olduğu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 27 nci maddesine aykırılık oluşturduğu için geçersiz olduğu, asıl davada davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği anlaşıldığından davacının cezai şart yükümlülüğünün doğmayacağı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm birleşen dosya davacısı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 12.09.2017 tarihli ve 2016/19637, 2017/5814 K. sayılı kararı ile taraflar arasında iki tarafa yükümlülükler yükleyen bayilik sözleşmesinin davacı tarafça kendisine mal verilmediği iddiasıyla feshedildiği, davalının, peşin satış yaptığı için davacının ödeme yapmaması nedeniyle kendisine mal teslim edilmediğini, davacı tarafça bu konuda herhangi bir ihtar da çekilmediğini bu nedenle feshin haksız olduğunu savunduğu, davalının sözleşmeden kaynaklanan ürün verme yükümlülüğünü yerine getirmediği yönündeki iddia karşısında davacının davalıya bu konuda ihtar çekip uygun süre vermesi gerekirken ihtar çekilmeksizin sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilmesinin haksız olduğu, her ne kadar davacı tarafça başka bayilerin ihtar çekip delil tespiti yaptırdıkları ileri sürülüp ihtar çekilmesinin fayda vermeyeceği iddiasında bulunulmuş ise de dava dışı bayilerle davalı arasında yaşanan uyuşmazlıkların bu davada davacının ihtar yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı, birleşen dava yönünden ise;

asgari alım taahhütnamesi ve cezai şart başlıklı 28.09.2010 tarihli taahhütnamede "... bunlarla birlikte bayilik sözleşmesinin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde işletmeciliğimiz sona ereceğinden, istasyon ve tesisleri derhal tahliye ederek Şirket'e teslim edeceğimizi, bu yükümlülüğümüzü yerine getirmeyerek fuzuli işgale devam ettiğimiz takdirde sözleşmenin fesih tarihinden itibaren tahliye tarihine kadar geçen her gün için ödeme tarihindeki TCMB döviz efektif satış kuru üzerinden 200,00 USD (ikiyüz amerikan doları) karşılığı Türk Lira cezai şartı, hiçbir itirazda bulunmaksızın, herhangi bir mahkeme kararı veya ihtara gerek kalmaksızın derhal ve defaten Şirket'e ödeyeceğimizi, ...

kabul ve taahhüt ederiz." hükmü bulunduğu, davacının feshi haksız olduğundan, fesihle sözleşme sona ermiş olacağından davacının, işlettiği akaryakıt istasyonunu intifa hakkı sahibi olan davalıya teslimle yükümlü olduğu, aksi takdirde fuzuli şagil durumuna düşeceği, mahkemece fuzuli işgal ile ilgili yukarıdaki taahhütname hükmü gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasının diğer bir bozma nedeni olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaya ilişkin kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma sonrası Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/986 E. sayılı dosyası işbu dava dosyası ile birleştirilmiştir.

C.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamındaki gerekçe ile asıl davanın reddine; birleşen 2013/213 E. sayılı dosya bakımından, asgari alım taahhütnamesi ve cezai şart başlıklı 28.09.2010 tarihli taahhütnamede "... bunlarla birlikte bayilik sözleşmesinin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde işletmeciliğimiz sona ereceğinden, istasyon ve tesisleri derhal tahliye ederek Şirket'e teslim edeceğimizi, bu yükümlülüğümüzü yerine getirmeyerek fuzuli işgale devam ettiğimiz taktirde sözleşmenin fesih tarihinden itibaren tahliye tarihine kadar geçen her gün için ödeme tarihindeki TCMB döviz efektif satış kuru üzerinden 200 USD (ikiyüz amerikan doları) karşılığı Türk Lira cezai şartı, hiçbir itirazda bulunmaksızın, herhangi bir mahkeme kararı veya ihtara gerek kalmaksızın derhal ve defaten Şirket'e ödeyeceğimizi, ...

kabul ve taahhüt ederiz." hükmü gereği, davacının noter ihtarı ile sözleşmeyi feshettiğini davalı tarafa bildirdiği/tebliğ edildiği tarihten itibaren dava tarihine kadar (10.01.2012-16.04.2013 tarihleri arası) yapılan hesaba göre haksız işgalden kaynaklı cezai şart bedelinin 165.848.76 TL hesaplandığı, ancak dava değerinin 164.927,50 TL olduğu, birleşen 2015/986 E. sayılı dosya bakımından, ana dağıtım firmasının yeni bayilik bulması için belirlenen sürenin yerleşik Yargıtay kararlarına göre 6 ay olup, Enerji Petrol'ün 10.01.2012 ile 10.07.2012 tarih aralığında altı aylık süre için talep edebileceği kâr mahrumiyeti'nin 25.194,40 TL olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen 2013/213 E.

sayılı dosyada açılan davanın kısmen kabulüne, birleşen 2015/986 E. sayılı dosyada açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı -birleşen davalarda davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin feshinin 6098 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesi kapsamında süre verilmesini gerektirmeyen durumlara ilişkin olduğunu, birleşen davalarda hükmedilen cezai şart bedelinin, müvekkilinin mahvına sebebiyet verebilecek düzeyde olduğu gözetilerek cezai şart bedelinde takdiri indirim yapılması gerektiğini, borçlunun kusurunun olmaması/ağır olmaması halinde cezai şarttan sorumlu olmayabileceğini ya da indirim yapılabileceğini, buna göre, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 12. maddesinin (e) bendinde yer alan düzenlemeye rağmen davalının herhangi bir girişiminin olmadığını, sözleşmenin feshine yönelik noter ihtarı ile birlikte bayilik sözleşmesine ilişkin ariyet malzemelerinin davalı tarafça teslim alınması için de ihtarda bulunulduğunu, birleşen 2013/213 sayılı dosya açısından, cezai şart bedelinin ancak dava tarihine kadarki kısmının istenebileceğini, cezai şartın ekonomik mahva sebebiyet verme sınırının doğru belirlenmediğini, bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin hatalı olduğunu, cezai şartın, asgari mal alım taahhüdü ile ilişkilendirilerek hesaplanmasının doğru olmadığını, müvekkili şirketin bulunduğu coğrafi konumun, tarafların sosyo ekonomik durumlarının gözetilerek cezai şart ile bu cezai şarta uygulanacak indirimin belirlenmesi gerektiğini, müvekkili şirketin 2013 yılındaki öz kaynağının doğrudan esas alınmış olması ve bu öz kaynağın tamamının şirketin iş ve işlemlerinde kullanılmasının hayatın olağan akışına aykırı olması nedenleriyle kararında belirlenen cezai şart bedelinin somut olayın özelliğine oranla yüksek belirlendiğini, kâr mahrumiyetinin (müspet zararın) talep edilebilmesi için, taraflar arasındaki sözleşmede açıkça bu yönde hüküm bulunması gerektiğini, taraflar arasında akdedilmiş hiçbir sözleşme, taahhüt ya da ek protokolde kâr mahrumiyetinin veya müspet zararların talep edilebileceğine yönelik hüküm bulunmadığını, kâr mahrumiyeti hesaplanırken esas alınan tarihler dikkate alındığında, müvekkili şirketin her yılın 10 Ocak ve 10 Temmuz tarihleri arası almış olduğu akaryakıt ürünü oranlarının tespiti ve buna göre hesaplama yapılması gerekirken, tüm çalışma süresi boyunca alınan akaryakıt ürünlerinin oranlamasına göre hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, 2015/986 dosyasındaki talebe ilişkin ıslahın zamanaşımına uğradığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Asıl ve birleşen davalar taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin feshi nedeniyle talep olunan alacak ve tazminat taleplerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 19, 158 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesi.

3. Değerlendirme

1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, Balcılar Petrol San. Ltd. Şti. vekilinin asıl davaya yönelik tüm, birleşen davalara yönelik aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2.Birleşen Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/986 E. sayılı dosyasında davalı vekilinin zamanaşımına yönelik savunmaları dikkate alınarak, ıslah tarihi itibarı ile ıslah edilen miktarın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı değerlendirilmeksizin karar verilmesi doğru görülmemiştir.

3.Taraflar arasındaki 28.09.2010 tarihli Bayilik Sözleşmesinin "Fesih" başlıklı 12. maddesinin (e) bendinde yer alan "İşbu sözleşmenin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde, Bayi'nin söz konusu yerlerle ilgili işletmeciliği de sona erecektir. Bayi, sözleşmenin feshini müteakiben herhangi bir mahkeme kararı gerekmeksizin istasyon ve tesisleri derhal tahliye ederek Şirket'e teslim edeceğini kabul ve taahhüt etmiştir. Bayi bu yükümlülüğünü yerine getirmeyerek fuzuli nitelik kazanan işgaline devam ederse, Şirket bu konudaki diğer dava hakları saklı kalmak kaydıyla, Bayinin fuzuli işgaline son verilerek tahliyesini sağlamak üzere açacağı dava kesinleşinceye kadar söz konusu istasyon ve tesislerin bir yediemine tevdiini mahkemeden ve bayiden talep etme hakkını haizdir.

Bayi bu talebi kayıtsız şartsız yerine getirmeyi, bila itiraz, kabul ve taahhüt etmiştir. Tahliyenin gecikmesi halinde Bayi her geçen gün için Şirket'in uğrayacağı zarar ve ziyanı ödeyecektir. Şirket bu yaptırımlardan herhangi birini veya bir kaçını veya tümünü Bayi'ye uygulama hakkına sahiptir. Bayi bu hususların uygulanmasına muvafakat ettiğini ve bu hallerde herhangi bir hak talebinde bulunmayacağını beyan, kabul ve taahhüt etmiştir." düzenlemesi dikkate alındığında, davacının üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmeyerek tahliye davası açma yönünde bir girişiminin olmadığı hususunun davalı aleyhine hükmedilebilecek cezai şarttan indirim yapılmasını gerektirir mahiyette olduğu, ayrıca 15.04.2021 tarihli bilirkişi raporundaki ekonomik mahva ilişkin tespitler birlikte değerlendirilerek belirlenecek cezai şarttan makul bir indirim yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Balcılar Petrol San. Ltd. Şti. vekilinin asıl davaya yönelik tüm, birleşen davalara yönelik diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Mahkeme kararının birleşen davalarda davalı yararına BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde asıl davada davacı-birleşen davalarda davalıya iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

03.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1088004700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.