Sözleşmenin feshi | Ecrimisil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/2281 E. 2022/7603 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rekabet hukuku↗ rekabet kurulu kararı↗ ecrimisil↗ tenkis↗ müspet zarar↗ intifa hakkı↗ haksız fesih↗ bedelsizlik↗ bayilik sözleşmesi↗ eş rızası↗ cezai şart↗ derdestlik↗ fesih↗ protokol↗ terkin↗ ihtarname↗ yasal faiz↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının bayilik sözleşmesini süresinden önce feshettiği, sözleşmeye aykırı olarak başka firmanın ürünlerini sattığı ve sözleşmeye konu yeri sözleşmenin feshinden sonra haksız olarak kullanmaya devam ettiği, davacının açmış olduğu müdahalenin meni davasının derdest olduğu, ancak dava devam ederken intifanın tapudan terkin edildiği, Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 2010/ 14176 esas 2011/8053 karar sayılı ilamı ile gözetildiğinde, davacının ecrimisil talebinde haklı olduğu, intifa hakkı 13.07.2007 tarihinden 13.07.2012 tarihine kadar davacıya ait olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının haksız işgali nedeniyle, davalının süresinden önce sözleşmeyi feshettiği tarih olan 11.10.2010 tarihinden başlamak üzere Rekabet kurulu kararı gereği intifanın terkin edilmiş sayılması gereken tarih olan 13/07/2012 tarihleri arasındaki dönem için tespit edilen 351.950,50 TL ecrimisilin, 10.000,00 TL'sinin 04/03/2013 tarihinden, 341.950,50 TL'sinin 07/01/2016 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davalı tarafından gönderilen 11/10/2010 tarihli ihtarname ile feshedildiği, aynı tarihte davalının intifanın da terkinini talep ettiği, bayilik sözleşmesinin feshinden kaynaklı olarak, davacının müspet zarar ve cezai şarta ilişkin talepleri hakkında İstanbul 36. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/269 Esas ve 2012/105 Karar sayılı dosyasında yargılamanın kısmen kabul kararı ile tamamlandığı, kararın Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin 2012/12284 esas 2013/13897 karar sayılı ilamı ile bozulduğu, bozma ilamında davalı (...) petrolün tüm temyiz nedenleri reddedilerek, kararın sadece tenkis miktarına ve tenkisin şartlarına ilişkin olarak bozulduğu, yani haksız fesih olgusunun kesinlik kazandığı, bayilik ilişkisine ilişkin intifa sözleşmesi 13.07.2007 tarihli olup, 13.07.2012 tarihine kadar geçerli bir sözleşme olduğu, ancak davalının 13.07.2012 tarihinden önce 11.10.2010 tarihinde akdi feshettiği, Rekabet Hukuku kararları incelendiğinde, aynı kök ilişkiyi oluşturmak için birden fazla sözleşme yapılmış ise en eski tarihli sözleşme tarihinin 5 yıllık sürenin başlangıcı kabul edildiği, bu durumda intifa sözleşmesinin 13.07.2007 tarihli, işletme sözleşmesinin 01.10.2007 tarihli ve bayilik sözleşmesinin ise 28.06.2007 tarihli olduğu, 5 yıllık sürenin 28.06.2007 tarihinden itibaren başlayacağı ve 28.06.2012 tarihinde sona ereceği, buna göre ecrimisil tazminatının 11.10.2010 tarihi ile 28.06.2012 tarihleri arasını kapsayacağı, ilk derece mahkemesince 13/07/2012 tarihi esas alınarak fazla hesaplama yapıldığı anlaşılmakta ise de, davalının hesaplama yapılan tarih aralığına ilişkin bir istinaf talebi bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, bayilik sözleşmesinin süresinden önce feshi nedeniyle ecrimisil istemine ilişkindir. Taraflar arasında 28/06/2007 tarihli bayilik sözleşmesi, 01/10/2007 tarihli akaryakıt istasyonu işletme sözleşmesi, 19/12/2007 tarihli ek protokol imzalandığı, dava konusu akaryakıt istasyonu için 28/06/2007 tarihli sözleşme kapsamında davacı şirkete bayilik faaliyetinin gerçekleştirildiği taşınmaz üzerinde 13/07/2027 tarihine kadar intifa hakkı verildiği, söz konusu intifa hakkı ve imzalanan sözleşmelerin Rekabet Kurulu’nun tebliğleri gereği 28/06/2012 tarihine kadar geçerliliğini koruduğu halde, davalının sözleşmeleri 11/10/2010 tarihinde tek taraflı ve haksız olarak feshettiği, davacının, davalının sözleşmeleri haksız olarak feshettiği 11/10/2010 tarihinden intifa hakkının Rekabet Kurulu tebliğleri gereği sona ereceği tarih arası için davalının taşınmazı haksız bir şekilde işgal ettiğini ileri sürerek ecri misil talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Ecrimisil davası (haksız işgal tazminatı), bir taşınmazın malikinin kendi taşınmazını haksız olarak kullanan kişi/kişilere karşı açmış olduğu tazminat talepli davadır. Ecrimisil davası açabilmek için bazı şartların gerçekleşmiş olması gerekir. Buna göre; öncelikle ilgili taşınmaz, malikin rızası dışında kullanılmış olmalıdır. Taşınmazı, bir sözleşme ilişkisi olmaksızın ya da sahibinin rızası haricinde kullanmak, haksız yere kullanmak anlamına gelip, bedelsiz yararlanmaya neden olur. Malikin rıza gösterdiği kullanımlardan ötürü haksız işgal tazminatı talep edilemez. Taraflar arasında sözleşme ilişkisi mevcut olduğundan, ayrıca kural olarak teminat sağlamak üzere kurulmuş bir ayni hakkın sahibinin ecrimisil isteme hakkı bulunmadığından, davacının ecrimisil talep edemeyeceği gözönünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3246 E. 2024/4362 K.
Ortak:tenkis · ecrimisil · intifa hakkı · bayilik sözleşmesi · cezai şart · derdestlik · fesih · terkin
İncelediğiniz kararda… ukuk Dairesi'nin 2012/12284 esas 2013/13897 karar sayılı ilamı ile bozulduğu, bozma ilamında davalı (...) petrolün tüm temyiz nedenleri reddedilerek, kararın sadece «tenkis» miktarına ve tenkisin şartlarına ilişkin olarak bozulduğu, yani «haksız fesih» olgusunun kesinlik kazandığı, bayilik ilişkisine ilişkin intifa sözleşmesi 13.07.2007 tarihli olup, 13.07.2012 tarihine kadar geçerli bir sözleşme olduğu, ancak davalının 13.07.2012 tarihinden önce 11.10.2010 tarihinde akdi feshettiği, Rekabet Hukuku kararları incelendiğinde, aynı kök ilişkiyi oluşturmak için birden fazla sözleşme yapılmış ise en eski tarihli sözleşme tarihinin 5 yıllık sürenin başlangıcı kabul edildiği, bu durumda intifa sözleşmesinin 13.07.2007 tarihli, işletme sözleşmesinin 01.10.2007 tarihli ve «bayilik sözleşmesinin» ise 28.06.2007 tarihli olduğu, 5 yıllık sürenin 28.06.2007 tarihinden itibaren başlayacağı ve 28.06.2012 tarihinde sona ereceği, buna göre «ecrimisil» tazminatının 11.10.2010 tarihi ile 28.06.2012 tarihleri arasını kapsayacağı, ilk derece mahkemesince 13/07/2012 tarihi esas alınarak fazla hesaplama yapıldığı anla …
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «bayilik sözleşmesini» süresinden önce feshettiği, sözleşmeye aykırı olarak başka firmanın ürünlerini sattığı ve sözleşmeye konu yeri sözleşmenin feshinden sonra haksız olarak kullanmaya devam ettiği, davacının açmış olduğu müdahalenin meni davasının «derdest» olduğu, ancak dava devam ederken intifanın tapudan «terkin» edildiği, Yargıtay (Kapatılan) 19.
Hukuk Dairesi’nin 2010/ 14176 esas 2011/8053 karar sayılı ilamı ile gözetildiğinde, davacının «ecrimisil» talebinde haklı olduğu, «intifa hakkı» 13.07.2007 tarihinden 13.07.2012 tarihine kadar davacıya ait olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının haksız işgali nedeniyle, davalının süresinden önce sözleşmeyi feshettiği tarih olan 11.10.2010 tarihinden başlamak üzere Rekabet kurulu kararı gereği intifanın «terkin» edilmiş sayılması gereken tarih olan 13/07/2012 tarihleri arasındaki dönem için tespit edilen 351.950,50 TL ecrimisilin, 10.000,00 TL'sinin 04/03/2013 tarihinden, 341.950,50 TL'sinin 07/01/2016 tarihinden itibaren işleyen «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» 16.08.2009 tarihi itibariyle süre bitmesiyle sona erdiğinden davalının bu tarihten sonra keşide ettiği «fesih» «ihtarnamesinin» sonuç doğurmayacağı, bu durumun işleticilik anlaşmasının 18. maddesine aykırılık oluşturmadığı ve «sözleşmenin ihlali» olarak değerlendirilemeyeceği, sonucuna varıldığı, işleticilik sözleşmesinin 12. maddesinde sözleşmenin 5 yıllık sürenin bitiminde sona ermesi halinde ve yeni bir sözleşme bağıtlanmadığı takdirde işleticinin satış yerini derhal «terk» ve BP'ye «teslim» edeceği kararlaştırıldığı, dosya içeriği deliller ile bu durumun gerçekleşmediği, 5 yıllık sürenin sonunda davalı işleticinin, işletmeyi terk etmediği belirlenmiş bulunduğundan sözleşmenin 12. maddesine dayalı «ceza koşulu» isteminin yerinde olduğu sonucuna varıldığı, davalı-birleşen davacının «ticari defter» ve kayıtları üzerinde yaptırılan «bilirkişi inceleme» sonucu; 199.000,00 USD'lik «cezai şartın» davalı birleşen davacı şirketin ekonomik yönden mahvına sebep olacağı kanaatine varılmakla, cezai şarttan «hakkaniyet indirimi» yapılarak davacı yararına 50.000,00 USD cezai şarta hükmedilmesi gerektiği, birleşen davada, «intifa hakkı» sona ermesine rağmen birleşen davalının intifa «şerhinin» terkini ile ilgili işlem yapmadığı ve intifa hakkını kaldırmadığından birleşen davacının maddi ve manevi zararına yol açtığı iddiası ile maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulduğu ancak dava konusu taşınmazın intifa hakkının devamı nedeniyle birleşen davacının maddi zararının varlığı, miktarı ve birleşen davalı eylemi ile «illiyet bağı» kanıtlanamadığından «maddi tazminat» isteminin, davacı şirketin «kişilik haklarının» zedeleyici nitelikte bir eylemi kanıtlamadığından manevi tazminat istemi reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne davacının kar yoksunluğu ve sözleşmenin 18. maddesine dayalı ceza koşuluna ilişkin tazminat isteminin reddine, sözleşmenin 12/2 maddesine dayalı istem yönünden davanın kısmen kabülü ile 50.000,00 USD'nin 10.10.2009 «temerrüd» tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüf Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin (a) bendi gereğince yürütülecek faiziyle bir …
İstinaf Sebepleri 1.Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinaf mahkemesince «cezai şart» olarak nitelendirilen 199.000,00 USD alacağın «tenkisinde» dava tarihin dikkate alınması gerektiği kabul edilmişken yerel mahkemenin fiili ödeme tarihindeki kura göre yapılan hesaplamayı hükme esas almasının yerinde olmadığını, müvekkilinin alacağının ödenmemesinin davalının kendi kusurundan kaynaklanmakta olup kendi kusurlu davranışı ile dava tarihinden sonra maddi durumunun bozulması, ekonomik olarak zor durumda olmasının sonuçlarına müvekkilinin katlanmasının beklenemeyeceğini, davalının ödüllendirilir gibi cezai şarttan tenkis yapılmasının yerinde olmadığını, dava tarihi olan 2011 yılına göre cezai şartın davalının ekonomik mahvına yol açmayacağını, sözleşmenin 18. maddesine dayalı cezai şart talebinin reddinin yerinde olmadığını, davalının sözleşmeye aykırı olarak satış yerini «terk» etmediğini ve müvekkiline «teslim» etmediğini, taleplerinin kabulü gerektiğini, «kar kaybı» talebinin reddinin yerinde olmadığını, mahkemenin kararının aksine «bayilik sözleşmesinin» asgari 5 yıl süre ile kurulması zorunluluğu olmadığını, sektörde 6 ay için bile bayilik sözleşmesi yapılabildiğini, davalının haksız kullandığı akaryakıt istasyonu …
2.Asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «bayilik sözleşmesi» ile intifa sözleşmesi birleşik sözleşmeler olup bayilik sözleşmesinin sona ermesi ile intifa sözleşmesinin de aynı anda ortadan kalktığını, davaya konu 16.08.2004 tarihli bayilik sözleşmesi 16.08.2009'da sona erdiğinden intifanın da bu tarihte sona erdiği ve bu tarihten sonra müvekkilinden «ecrimisil» talep edilemeyeceğini, müvekkiline «kusur» atfedilemeyeceğini, sözleşmenin 12.maddesindeki «cezai şartın» ahlaka ve adaba aykırı olduğunundan reddi gerektiğini, cezai şart miktarının müvekkilinin ekonomik mahvına sebep olacağı ve bu nedenle ahlaka ve adaba aykırı bir şart olarak değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin sözleşmenin ayakta olduğu sürece edimlerini yerine getirdiğini, cezai şartın tümden reddi gerektiğini, birleşen dava yönünden deliller toplanmadan karar verildiğini, intifanın «terkin» edilmesi gereken tarih ile resmen terkin edildiği tarih arasında davalı tarafından ödenmesi gereken bedelin hesaplanması, intifanın tesis tarihi ile terkin edilmesi gereken tarih arasında davacı karşı davalının ödemesi gereken gerçek intifa bedelinin hesaplanması, müvekkilinin bayilik sözleşmesi nedeni ile taşınmaza yaptığı «masrafların» tespiti, bayilik sözleşmesi süresince emsal akaryakıt istasyonlarının kazançları mukayeseli olarak incelenerek müvekkilinin emsal istasyonlara göre uğradığı kar kazanç «prim» «kaybının» hesaplanması için müvekkilinin «defterlerinin» incelenmesini talep ettiklerini, davalının intifayı süresinde terkin etmediğinden müvekkilinin bu yöndeki taleplerinin yerina getirmediğinin sabit olduğunu, «eksik inceleme» ile davanın reddedildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ceza koşulu · hakkaniyet indirimi · eksik harcın tamamlattırılması · kar mahrumiyeti · ticari temerrüt faizi · tashih · kar kaybı · harcın tamamlanması
Benzer bu kararda2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; «yetki itirazında» bulunduklarını, harcın eksik yatırıldığını, ayrıca davacı tarafından işbu dosyanın birleştirilmesi istenen dosyanın red kararı sonuçlandığını ancak davacı tarafından 18.08.2009 tarihinden 18.09.2010 tarihine kadar dava konusu taşınmazın haksız kullanımı nedeniyle doğan zararları ve davacının taraflar arasındaki «sözleşmeyi ihlal» etmiş olması sebebiyle doğan alacaklarının tazmini için davacı aleyhine «alacak davası» ikame ettiklerini ve söz konusu davanın «derdest» olup eldeki dava ile aralarında bulunan hukuki ve fiili irtibat gereği birleştirilmeleri gerektiğini savunarak öncelikle davanın «yetkisizlik» nedeniyle İstanbul Mahkemelerine gönderilmesine, aksi halde «eksik harcın tamamlatılmasına» ve eldeki davanın İstanbul 40.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» 16.08.2009 tarihi itibariyle süre bitmesiyle sona erdiğinden davalının bu tarihten sonra keşide ettiği «fesih» «ihtarnamesinin» sonuç doğurmayacağı, bu durumun işleticilik anlaşmasının 18. maddesine aykırılık oluşturmadığı ve «sözleşmenin ihlali» olarak değerlendirilemeyeceği, sonucuna varıldığı, işleticilik sözleşmesinin 12. maddesinde sözleşmenin 5 yıllık sürenin bitiminde sona ermesi halinde ve yeni bir sözleşme bağıtlanmadığı takdirde işleticinin satış yerini derhal «terk» ve BP'ye «teslim» edeceği kararlaştırıldığı, dosya içeriği deliller ile bu durumun gerçekleşmediği, 5 yıllık sürenin sonunda davalı işleticinin, işletmeyi terk etmediği belirlenmiş bulunduğundan sözleşmenin 12. maddesine dayalı «ceza koşulu» isteminin yerinde olduğu sonucuna varıldığı, davalı-birleşen davacının «ticari defter» ve kayıtları üzerinde yaptırılan «bilirkişi inceleme» sonucu; 199.000,00 USD'lik «cezai şartın» davalı birleşen davacı şirketin ekonomik yönden mahvına sebep olacağı kanaatine varılmakla, cezai şarttan «hakkaniyet indirimi» yapılarak davacı yararına 50.000,00 USD cezai şarta hükmedilmesi gerektiği, birleşen davada, «intifa hakkı» sona ermesine rağmen birleşen davalının intifa «şerhinin» terkini ile ilgili işlem yapmadığı ve intifa hakkını kaldırmadığından birleşen davacının maddi ve manevi zararına yol açtığı iddiası ile maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulduğu ancak dava konusu taşınmazın intifa hakkının devamı nedeniyle birleşen davacının maddi zararının varlığı, miktarı ve birleşen davalı eylemi ile «illiyet bağı» kanıtlanamadığından «maddi tazminat» isteminin, davacı şirketin «kişilik haklarının» zedeleyici nitelikte bir eylemi kanıtlamadığından manevi tazminat istemi reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne davacının kar yoksunluğu ve sözleşmenin 18. maddesine dayalı ceza koşuluna ilişkin tazminat isteminin reddine, sözleşmenin 12/2 maddesine dayalı istem yönünden davanın kısmen kabülü ile 50.000,00 USD'nin 10.10.2009 «temerrüd» tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüf Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin (a) bendi gereğince yürütülecek faiziyle bir …
DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmaz üzerine 06.10.1996 tarihinde 15 yıl süreli olarak müvekkili lehine «intifa hakkı» tesis edildiğini, taşınmazın davalı şirket tarafından 10.02.2004 tarihinde intifa ile yükümlü olarak satın alındığını, 16.08.2004 tarihli işleticilik sözleşmesi uyarınca 5 yıl süre ile akaryakıt istasyonu işleticiliğinin davalıya bırakıldığını, anlaşma süresi sonunda davalının 16.08.2009 tarihinde taşınmazı müvekkiline «teslim» etmediği için «ihtarname» keşide edildiğini, davalının 18.08.2009 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini, haksız işgalini sürdürdüğünü ve dava dışı şirketin bayisi olarak faaliyetini sürdürdüğünü, Rekabet Kurumu'nun ilgili tebliğleri gereğince 5 yılı aşan «bayilik sözleşmeleri» ve buna bağlı intifa sözleşmelerinin 8.09.2010 tarihine kadar geçerli sayılacağını, 16.08.2009-18.09.2010 tarihleri arasında davalının taşınmazı haksız olarak işgal ettiğini ve müvekkilinin bundan dolayı maddi zarara uğradığını ileri sürerek işleticilik sözleşmesinin 18. maddesi uyarınca 100.000,00 USD «ceza koşulu» alacağından şimdilik 5.000,00 USD'sinin, işleticilik sözleşmesinin 12. maddesi uyarınca taşınmazın teslim edilmemesi nedeniyle 390 gün için hesaplanan 199.000,00 USD'den şimdilik 5.000,00 USD'lik kısmının ve haksız işgal nedeniyle şimdilik 5.000,00 TL tazminatın «temerrüt» tarihinden itibaren yürütülecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket tarafından dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan 15 yıl süreli «intifa hakkı» «şerhinin» kaldırılmadığını ve müvekkilinin mağduriyetine neden olduğunu, bu nedenle intifa hakkının kaldırılması istemiyle dava açıldığını, ardından da bu dava devam ederken Rekabet Kurulu kararına dayanılarak da dava açıldığını, açılan davanın kabul edilerek usulünce kesinleştiğini ancak buna rağmen davalının intifa hakkını kaldırmadığını, ilk açılan dosyadaki taleplerinin sadece ilk davanın açıldığı tarihe kadar olan zarar ziyanı kapsadığını, o tarihten intifanın kaldırıldığı tarihe kadar olan kısım için işbu davayı açmak zorunda kaldıklarını savunarak davaların aralarındaki hukuki irtibat gereği birleştirilmesine ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın 28.08.2009 tarihinden itibaren işleyen «ticari temerrüt faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/2281 E. , 2022/7603 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01.11.2017 tarih ve 2013/61 E- 2017/717 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 28.01.2021 tarih ve 2018/651 E- 2021/164 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalı arasında 28/06/2007 tarihinde bayilik sözleşmesi, yapıldığını 01/10/2007 tarihinde akaryakıt istasyonu işletme sözleşmesi, 19/12/2007 tarihinde ek protokol imzalandığını, dava konusu akaryakıt istasyonu için 28/06/2007 tarihli sözleşme kapsamında davacı şirkete bayilik faaliyetinin gerçekleştirildiği taşınmaz üzerinde 13/07/2027 tarihine kadar intifa hakkı verilerek, bu hakkın tapu siciline tescil edildiğini, Rekabet Kurulu’nun tebliğleri gereği söz konusu intifa hakkı ve imzalanan sözleşmelerin tümden geçersizliğinin söz konusu olmayıp 5 yıl ile sınırlandırıldığını, söz konusu intifa hakkı ve imzalanan sözleşmelerin 13/07/2012 tarihine kadar geçerliliğini koruduğunu, sözleşmelerin ve intifa hakkının geçerli bir sözleşmeye istinaden yapıldığını, davalının sözleşmeleri tek taraflı ve haksız olarak feshettiği 11/10/2010 tarihinden, intifa hakkının Rekabet Kurulu’nun tebliğleri gereği sona ereceği 13/07/2012 tarihine kadar geçen sürede taşınmazı haksız şekilde işgal ettiğini, başka bir dağıtım firmasının mallarının satışını yaptığını, davacı şirket tarafından vekaletname verilerek intifa hakkının 13.07.2012 tarihinden sonrası için terkin edildiğini ileri sürerek, taşınmaza davalının haksız el atması nedeniyle 11/10/2010 tarihi ile 13/07/2012 tarihleri arası için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000,00 TL ecrimisil bedelinin fesih tarihi olan 11/10/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, 07/01/2016 tarihinde talebini ıslahla 341.950,50 TL artırarak 351.950,50 TL’ye çıkartmıştır.
Davalı vekili, mülkiyeti davalıya ait olan taşınmaz üzerinde 26.11.1991 tarih ve 5753 yevmiye sayılı 20 yıl süreli intifa ve bu intifanın devamı mahiyetinde 11.05.1993 tarih ve 3018 yevmiye nolu 30 yıl süreli ve intifanın devamı mahiyetinde 13.07.2007 tarih ve 3202 yevmiye sayılı 20 yıl süreli intifa sözleşmesi ve şerhi işlendiğini, 4054 sayılı Kanun ve Rekabet Kurulu’nun tebliğlerine göre 18.09.2005 tarihinden önce yapılmış intifa sözleşmelerinin 18.09.2010 tarihinde son bulacağının düzenlendiğini, Rekabet Kurulu kararına göre taşınmaz üzerindeki intifa şerhinin 18.09.2010 tarihi itibarıyla geçersiz olduğunu, bu sebeple davalı tarafından keşide edilen 11.10.2010 ve 22.10.2010 tarihli noter ihtarnameleri ile intifanın fekkinin ihtar edildiğini, davacının intifayı fekketmemesi nedeniyle Kocaeli 3.
Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/486 esas sayılı dosyasıyla intifanın fekki davası açıldığını, dava devam ederken davacının intifa şerhini tapudan fek ettiğini, intifa sözleşmesinin kuruluşundan itibaren geçersiz olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının bayilik sözleşmesini süresinden önce feshettiği, sözleşmeye aykırı olarak başka firmanın ürünlerini sattığı ve sözleşmeye konu yeri sözleşmenin feshinden sonra haksız olarak kullanmaya devam ettiği, davacının açmış olduğu müdahalenin meni davasının derdest olduğu, ancak dava devam ederken intifanın tapudan terkin edildiği, Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 2010/ 14176 esas 2011/8053 karar sayılı ilamı ile gözetildiğinde, davacının ecrimisil talebinde haklı olduğu, intifa hakkı 13.07.2007 tarihinden 13.07.2012 tarihine kadar davacıya ait olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının haksız işgali nedeniyle, davalının süresinden önce sözleşmeyi feshettiği tarih olan 11.10.2010 tarihinden başlamak üzere Rekabet kurulu kararı gereği intifanın terkin edilmiş sayılması gereken tarih olan 13/07/2012 tarihleri arasındaki dönem için tespit edilen 351.950,50 TL ecrimisilin, 10.000,00 TL'sinin 04/03/2013 tarihinden, 341.950,50 TL'sinin 07/01/2016 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davalı tarafından gönderilen 11/10/2010 tarihli ihtarname ile feshedildiği, aynı tarihte davalının intifanın da terkinini talep ettiği, bayilik sözleşmesinin feshinden kaynaklı olarak, davacının müspet zarar ve cezai şarta ilişkin talepleri hakkında İstanbul 36. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/269 Esas ve 2012/105 Karar sayılı dosyasında yargılamanın kısmen kabul kararı ile tamamlandığı, kararın Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin 2012/12284 esas 2013/13897 karar sayılı ilamı ile bozulduğu, bozma ilamında davalı (...) petrolün tüm temyiz nedenleri reddedilerek, kararın sadece tenkis miktarına ve tenkisin şartlarına ilişkin olarak bozulduğu, yani haksız fesih olgusunun kesinlik kazandığı, bayilik ilişkisine ilişkin intifa sözleşmesi 13.07.2007 tarihli olup, 13.07.2012 tarihine kadar geçerli bir sözleşme olduğu, ancak davalının 13.07.2012 tarihinden önce 11.10.2010 tarihinde akdi feshettiği, Rekabet Hukuku kararları incelendiğinde, aynı kök ilişkiyi oluşturmak için birden fazla sözleşme yapılmış ise en eski tarihli sözleşme tarihinin 5 yıllık sürenin başlangıcı kabul edildiği, bu durumda intifa sözleşmesinin 13.07.2007 tarihli, işletme sözleşmesinin 01.10.2007 tarihli ve bayilik sözleşmesinin ise 28.06.2007 tarihli olduğu, 5 yıllık sürenin 28.06.2007 tarihinden itibaren başlayacağı ve 28.06.2012 tarihinde sona ereceği, buna göre ecrimisil tazminatının 11.10.2010 tarihi ile 28.06.2012 tarihleri arasını kapsayacağı, ilk derece mahkemesince 13/07/2012 tarihi esas alınarak fazla hesaplama yapıldığı anlaşılmakta ise de, davalının hesaplama yapılan tarih aralığına ilişkin bir istinaf talebi bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, bayilik sözleşmesinin süresinden önce feshi nedeniyle ecrimisil istemine ilişkindir. Taraflar arasında 28/06/2007 tarihli bayilik sözleşmesi, 01/10/2007 tarihli akaryakıt istasyonu işletme sözleşmesi, 19/12/2007 tarihli ek protokol imzalandığı, dava konusu akaryakıt istasyonu için 28/06/2007 tarihli sözleşme kapsamında davacı şirkete bayilik faaliyetinin gerçekleştirildiği taşınmaz üzerinde 13/07/2027 tarihine kadar intifa hakkı verildiği, söz konusu intifa hakkı ve imzalanan sözleşmelerin Rekabet Kurulu’nun tebliğleri gereği 28/06/2012 tarihine kadar geçerliliğini koruduğu halde, davalının sözleşmeleri 11/10/2010 tarihinde tek taraflı ve haksız olarak feshettiği, davacının, davalının sözleşmeleri haksız olarak feshettiği 11/10/2010 tarihinden intifa hakkının Rekabet Kurulu tebliğleri gereği sona ereceği tarih arası için davalının taşınmazı haksız bir şekilde işgal ettiğini ileri sürerek ecri misil talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.
Ecrimisil davası (haksız işgal tazminatı), bir taşınmazın malikinin kendi taşınmazını haksız olarak kullanan kişi/kişilere karşı açmış olduğu tazminat talepli davadır. Ecrimisil davası açabilmek için bazı şartların gerçekleşmiş olması gerekir. Buna göre; öncelikle ilgili taşınmaz, malikin rızası dışında kullanılmış olmalıdır. Taşınmazı, bir sözleşme ilişkisi olmaksızın ya da sahibinin rızası haricinde kullanmak, haksız yere kullanmak anlamına gelip, bedelsiz yararlanmaya neden olur. Malikin rıza gösterdiği kullanımlardan ötürü haksız işgal tazminatı talep edilemez. Taraflar arasında sözleşme ilişkisi mevcut olduğundan, ayrıca kural olarak teminat sağlamak üzere kurulmuş bir ayni hakkın sahibinin ecrimisil isteme hakkı bulunmadığından, davacının ecrimisil talep edemeyeceği gözönünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 31/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/850857100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz