İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/644 E. 2023/3967 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
nakit alacak↗ sözleşmesel sorumluluk↗ ipotek akit tablosu↗ geçerlilik şartı↗ müteselsil kefalet↗ hesap kat ihtarı↗ ihtar tebliği↗ dosyanın işlemden kaldırılması↗ ipoteğin kaldırılması↗ kat ihtarı↗ kefalet limiti↗ temlik sözleşmesi↗ sahtelik↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ hesap kat↗ sınırlı sorumluluk↗ başvurma harcı↗ işlemden kaldırma↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ temerrüt tarihi↗ hile↗ depo kararı↗ davanın açılmamış sayılması↗ müteselsil kefil↗ ipotek↗ açılmamış sayılma↗ kefalet↗ kötü niyet tazminatı↗ muvafakat↗ genel kredi sözleşmesi↗ mahsup↗ temlik↗ kefil↗ kötü niyet↗ ihtar↗ esastan ret↗ geçersizlik↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ çek↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ vekalet ücreti↗ temerrüt↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/567 E., 2019/319 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı temlik alan vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalılardan Aysima Gıda...Ltd.Şti. arasında genel kredi sözleşmeleri ("GKS") imzalandığını, davalı ...'un aynı zamanda 412.500,00 TL tutarla taşınmazı üzerine banka lehine ipotek tesis ettiğini, ...'un kefil olduğu borçlar için sorumlu olduğu miktarı sınırlayarak eşinin de muvafakati ile geçerli kefaletinin bulunduğunu, ...'un taşınmazı üzerindeki ipoteğin ipotek tutarının ödenmesi ile kaldırıldığını, diğer davalıların sözleşmeleri müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine borçluların kredi hesabı kat edilip 05.09.2013 tarihli ihtarname gönderilmesine rağmen davalıların ödeme yapmadıklarını, bunun üzerine işbu davaya dayanak takibin başlatıldığını, takibin davalıların haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin okuma yazma bilmediğini, bu durumun davacınında imzası bulunan ipotek belgelerinde de kabul edildiğini, okuma yazma bilmeyen müvekkilinin atacağı imzanın noter huzurunda atılması gerektiğini, bu nedenle müvekkilinin 24.05.2011, 29.08.2012 ve 06.09.2012 tarihli kredi sözleşmelerindeki kefaletinin geçerli olmadığını, davacı banka tarafından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) yürürlüğe girmesi nedeniyle kefalet için eş muvafakati gerektiğinden 29.08.2012 ve 06.09.2012 tarihli kredi sözleşmelerinin imza atılan kısmına müvekkilinin kredinin yalnız 412.500,00 TL'lik kısmından sorumlu olduğunun yazıldığını, müvekkilinin ipotekli taşınmazının satılacağı korkusu ile bankaya başvurması üzerine banka tarafından 13.08.2013 tarihli yazı ile 412.500,00 TL ödemesi halinde ipoteğin kaldıracağının bildirildiğini, davalının bu tutarı ödemesi üzerine ipoteğin kaldırılması ile banka alacağından kaynaklanan sorumluluğunun sona erdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalılar Düriye Gökçe , ... ve ... davanın reddini talep etmişlerdir.
3.Diğer davalılar davaya cevap vermemişler, beyanda bulunmamışlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 17.05.2018 tarihli bilirkişi kurulu raporu benimsenmek suretiyle davalı ...'un 24.05.2011 tarihli GKS'ye 750.000,00 TL limitli 29.08.2012 ve 06.09.2012 tarihli sözleşmelere 412.500,00 TL limitle müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı, aynı zamanda taşınmazı üzerine banka lehine 412.500,00 TL tutarında ipotek verdiği, bu davalının 14.08.2013 tarihinde temlik eden bankaya 413.500,00 TL ödeme yaptığı, ipotek belgesinin düzenlendiği tarihte yürürlükte olan 818 sayılı Türk Borçlar Kanun'un (818 sayılı Kanun) 15 inci ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 297 nci maddesi uyarınca davalının imzasının şahit huzurunda atılmadığı, 23.05.2011 tarihli ipotek resmi senedinde banka yetkililerinin de bulunduğu tapu huzurunda kanunun aradığı şekilde işlem yapıldığı, bankanın davalının okuma yazma bilmediğini onaylamış olduğu, davalı ...'un 06.09.2012 ve 29.08.2012 tarihli GKS'lerde de müteselsil kefil olarak eşi Mehmet Kurunç'un muvafakati de alınmak suretiyle müteselsil kefil olarak sözleşmeye imzasının (işaret) alındığı, davalının bu sözleşmeleri 412.500,00 TL'ye kadar kefalet limiti ile kabul ettiği, bu tutarın ipotek tutarı ile aynı olduğu ve bankaya ödendiği, dolayısıyla davalı ...'un bankaya sorumluluğunun bulunmadığı, bu nedenle davalı ... hakkındaki davanın reddi gerektiği, bankanın ...'un okuma yazma bilmediğini imzaları ile onayladığı halde takip başlatmış olması nedeniyle kötü niyetli kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle davalı ... lehine toplam takip tutarının %20'si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği, ayrıca asıl borçlu şirket hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte talep edilen ipotekli tutarı mahsup edilmeden 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesine aykırı şekilde takip başlatıldığı, ipotekli taşınmazın dava tarihinden sonra banka alacağına mahsuben satıldığı, davalı kefillerin kefaletten kaynaklanan sorumlulukları ile ilgili ipoteğin söz konusu olmadığı, yine davacı tarafından 29.09.2016 tarihli temlik sözleşmesinin tahsili gecikmiş alacakların satış ve temliğine ilişkin olduğu ve yalnız nakit alacakların temlik edildiği, temlik eden bankanın 22.09.2016 tarihinden sonra duruşmaları takip etmediği gerekçeleriyle davalı ... yönünden davanın reddi ile lehine toplam takip tutarının %20'si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, takipte talep edilen gayri nakit depo bedeli 29.260,00 TL'ye yönelik davanın açılmamış sayılmasına, temlik alan yönünden davacı tarafça davalılar ..., ..., Düriye Gökçe, ... ve Aysima Gıda... Ltd. Şti. aleyhine nakdi kredi alacağına yönelik itirazın iptali istemiyle açılan davanın kısmen kabulüne ve kabule göre %20 icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temlik alan ve temlik eden vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı temlik alan vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ...'un sahtelik veya hile iddiasının bulunmadığını, davalının kredi sözleşmelerine kendi el yazısı ile kefalet detayını yazarak imzaladığını, kefaletinin geçerli olduğunu, davalının okuma yazma bilmediğinin banka tarafından bilindiği yönündeki kabulün doğru olmadığını, eşinin de muvafakati ile kredi sözleşmelerini imzalayarak borcu kabul etmiş olmasına rağmen mahkemece kötü niyet tazminatına da karar verilmesinin doğru olmadığını, mahkemenin 24.08.2012 tarihli GKS'de davalı ... ve Düriye Gökçe'nin imzalarının bulunmadığı gerekçesiyle bu sözleşmeden sorumlu olmadığını kabul ettiğini, ancak asıl borçlu cari hesabının sürekli devam ettiğini ve kefillerin sözleşmede yazan sorumluluk limitleri kadar banka alacağından sorumlu olduklarının dikkate alınması gerektiğini, kefil Düriye Gökçe yönünden kat ihtarının tebliğ edilmemiş olması nedeniyle temerrüt tarihi başlangıcı olarak takip tarihininde kabul edilmesinin doğru olmadığı belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2. Davacı temlik eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; takip ve dava konusu alacağın 29.09.2016 tarihinde temlik edilmiş olması nedeniyle müvekkili bankanın dava da taraf sıfatı kalmamış olmasına rağmen mahkemece müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı temlik eden […]A.Ş. vekilinin istinaf başvurusu yönünden; temliğin tahsili gecikmiş alacaklılara ilişkin olduğu bu haliyle ilk derece mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere bankanın çek sorumluluk bedelinden kaynaklanan gayri nakit depo bedelinin temliğinden söz edilemeyeceği, temlik eden davacının 22.09.2016 tarihinden itibaren davayı takip etmediği, her ne kadar mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150 nci maddesi uyarınca davacı yönünden dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmemiş ise de, davacının davayı takip edeceği yönünde karar tarihine kadar bir beyanda bulunmamış olması gözetildiğinde, Mahkemece, temlik eden yönünden temlik kapsamında yer almayan 19.260,00 TL gayri nakit risk depo bedeline yönelik davanın açılmamış olması sayılmasına ve davalı lehine vekalet ücretine karar verilmesinin doğru olduğu, davacı temlik alan vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise; temlik eden bankanın tarafı olduğu 23.05.2011 tarihli ipotek resmi senedinde ipotek veren davalı ...'un okuma yazma bilmediğinin kabul edilmiş olduğu, bu durumda bu davalının müteselsil kefaletinin geçerlilik şartı olan el yazılı kısımlardaki yazıların davalının eli ürünü olup olmadığının incelenmesinin fiilen mümkün olmadığı, bu nedenle bu davalının söz konusu 29.08.2012 ve 06.09.2012 sözleşmelerdeki kefaletinin geçerli olmadığının kabulü gerektiği, yine 24.05.2011 tarihli sözleşmenin düzenlendiği tarih itibariyle kefaletin geçerliliği için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesinde düzenlenen koşulların aranmadığı, ancak davalının sözleşmede yer alan imzasının (işaretin) o tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Kanun'un 15 inci ve 1086 sayılı Kanun'un 297 nci maddesi uyarınca usulüne uygun olmadığı, bu nedenle bu sözleşmeden kaynaklı geçerli kefaletinin de bulunmadığının kabulü gerektiği, yine davacı temlik eden banka tarafından ipotek akit tablosunda davalı ...'un okuma yazma bilmediği kabul edildiği halde geçersiz müteselsil kefaletini içeren sözleşmelere dayalı takip başlattığı, davalının kefaletinin 412.500,00 TL ile sınırlı olmasına rağmen takipte bu davalının kefalet limiti yönünden sınırlı sorumlu olduğu belirtilmeksizin tüm banka alacağı ile ilgili takip başlatılmış olması nedeniyle kötü niyetli kabul edilerek bu davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davalılar ... ve Düriye Gökçe'nin imzaladığı kredi sözleşmelerinden kaynaklanan banka alacağının tespit edildiği, bu davalıların kefalet imzalarını içermeyen sözleşmelerden kaynaklı banka alacağından sorumlu olmadıklarının kabulü gerektiği, davalı kefile hesap kat ihtarı tebliğ edilmeden temerrüdün gerçekleşmeyeceği, bu durumda davalı kefil Düriye Gökçe'ye hesap kat ihtarının tebliğ edilmemiş olmasına göre temerrütünün takip tarihinden sonra başlatılmasının doğru olduğu gerekçeleriyle davacılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temlik alan vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı temlik alan vekili temyiz dilekçesinde özetle; aşamalardaki ve istinaf başvuru dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmelerinden kaynaklı banka alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı temlik alan vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5929 E. 2022/6891 K.
Ortak:müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · genel kredi sözleşmesi · kefil · geçersizlik · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalılardan Aysima Gıda...Ltd.Şti. arasında «genel kredi sözleşmeleri» ("GKS") imzalandığını, davalı ...'un aynı zamanda 412.500,00 TL tutarla taşınmazı üzerine banka lehine «ipotek» tesis ettiğini, ...'un «kefil» olduğu borçlar için sorumlu olduğu miktarı sınırlayarak eşinin de «muvafakati» ile geçerli «kefaletinin» bulunduğunu, ...'un taşınmazı üzerindeki ipoteğin ipotek tutarının ödenmesi ile kaldırıldığını, diğer davalıların sözleşmeleri müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatı ile imzaladıklarını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine borçluların kredi hesabı kat edilip 05.09.2013 tarihli «ihtarname» gönderilmesine rağmen davalıların ödeme yapmadıklarını, bunun üzerine işbu davaya dayanak takibin başlatıldığını, takibin davalıların haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile % 20'den az olmamak üzere «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı «temlik» eden Şekerbank T.A.Ş. vekilinin istinaf başvurusu yönünden; temliğin tahsili gecikmiş alacaklılara ilişkin olduğu bu haliyle ilk derece mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere bankanın «çek» sorumluluk bedelinden kaynaklanan gayri nakit «depo» bedelinin temliğinden söz edilemeyeceği, temlik eden davacının 22.09.2016 tarihinden itibaren davayı takip etmediği, her ne kadar mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150 nci maddesi uyarınca davacı yönünden «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilmemiş ise de, davacının davayı takip edeceği yönünde karar tarihine kadar bir beyanda bulunmamış olması gözetildiğinde, Mahkemece, temlik eden yönünden temlik kapsamında yer almayan 19.260,00 TL gayri nakit risk depo bedeline yönelik davanın açılmamış olması sayılmasına ve davalı lehine «vekalet ücretine» karar verilmesinin doğru olduğu, davacı temlik alan vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise; temlik eden bankanın tarafı olduğu 23.05.2011 tarihli «ipotek» resmi senedinde ipotek veren davalı ...'un okuma yazma bilmediğinin kabul edilmiş olduğu, bu durumda bu davalının «müteselsil kefaletinin» «geçerlilik şartı» olan el yazılı kısımlardaki yazıların davalının eli ürünü olup olmadığının incelenmesinin fiilen mümkün olmadığı, bu nedenle bu davalının söz konusu 29.08.2012 ve 06.09.2012 sözleşmelerdeki kefaletinin geçerli olmadığının kabulü gerektiği, yine 24.05.2011 tarihli sözleşmenin düzenlendiği tarih itibariyle kefaletin geçerliliği için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesinde düzenlenen koşulların aranmadığı, ancak davalının sözleşmede yer alan imzasının (işaretin) o tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Kanun'un 15 inci ve 1086 sayılı Kanun'un 297 nci maddesi uyarınca usulüne uygun olmadığı, bu nedenle bu sözleşmeden kaynaklı geçerli kefaletinin de bulunmadığının kabulü gerektiği, yine davacı temlik eden banka tarafından «ipotek akit tablosunda» davalı ...'un okuma yazma bilmediği kabul edildiği halde «geçersiz» müteselsil kefaletini içeren sözleşmelere dayalı takip başlattığı, davalının kefaletinin 412.500,00 TL ile sınırlı olmasına rağmen takipte bu davalının «kefalet limiti» yönünden «sınırlı sorumlu» olduğu belirtilmeksizin tüm banka alacağı ile ilgili takip başlatılmış olması nedeniyle kötü niyetli kabul edilerek bu davalı lehine «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davalılar ... ve Düriye Gökçe'nin imzaladığı «kredi sözleşmelerinden» kaynaklanan banka alacağının tespit edildiği, bu davalıların kefalet imzalarını içermeyen sözleşmelerden kaynaklı banka alacağından sorumlu olmadıklarının kabulü gerektiği, davalı «kefile» «hesap kat ihtarı tebliğ» edilmeden «temerrüdün» gerçekleşmeyeceği, bu durumda davalı kefil Düriye Gökçe'ye hesap kat ihtarının tebliğ edilmemiş olmasına göre temerrütünün takip tarihinden sonra başlatılmasının d …
… urulu raporu benimsenmek suretiyle davalı ...'un 24.05.2011 tarihli GKS'ye 750.000,00 TL limitli 29.08.2012 ve 06.09.2012 tarihli sözleşmelere 412.500,00 TL limitle «müteselsil kefil» sıfatı ile imzaladığı, aynı zamanda taşınmazı üzerine banka lehine 412.500,00 TL tutarında «ipotek» verdiği, bu davalının 14.08.2013 tarihinde «temlik» eden bankaya 413.500,00 TL ödeme yaptığı, ipotek belgesinin düzenlendiği tarihte yürürlükte olan 818 sayılı Türk Borçlar Kanun'un (818 sayılı Kanun) 15 inci ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 297 nci maddesi uyarınca davalının imzasının şahit huzurunda atılmadığı, 23.05.2011 tarihli ipotek resmi senedinde banka yetkililerinin de bulunduğu tapu huzurunda kanunun aradığı şekilde işlem yapıldığı, bankanın davalının okuma yazma bilmediğini onaylamış olduğu, davalı ...'un 06.09.2012 ve 29.08.2012 tarihli GKS'lerde de müteselsil kefil olarak eşi Mehmet Kurunç'un «muvafakati» de alınmak suretiyle müteselsil kefil olarak sözleşmeye imzasının (işaret) alındığı, davalının bu sözleşmeleri 412.500,00 TL'ye kadar «kefalet limiti» ile kabul ettiği, bu tutarın ipotek tutarı ile aynı olduğu ve bankaya ödendiği, dolayısıyla davalı ...'un bankaya sorumluluğunun bulunmadığı, bu nedenle davalı ... hakkındaki davanın reddi gerektiği, bankanın ...'un okuma yazma bilmediğini imzaları ile onayladığı halde takip başlatmış olması nedeniyle kötü niyetli kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle davalı ... lehine toplam takip tutarının %20'si oranında «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesi gerektiği, ayrıca asıl borçlu şirket hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takipte talep edilen ipotekli tutarı «mahsup» edilmeden 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesine aykırı şekilde takip başlatıldığı, ipotekli taşınmazın dava tarihinden sonra banka alacağına mahsuben satıldığı, davalı kefillerin kefaletten kaynaklanan sorumlulukları ile ilgili ipoteğin söz konusu olmadığı, yine davacı tarafından 29.09.2016 tarihli «temlik sözleşmesinin» tahsili gecikmiş alacakların satış ve temliğine ilişkin olduğu ve yalnız «nakit alacakların» temlik edildiği, temlik eden bankanın 22.09.2016 tarihinden sonra duruşmaları takip etmediği gerekçeleriyle davalı ... yönünden davanın reddi ile lehine toplam takip tutarının %20'si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, takipte talep edilen gayri nakit «depo» bedeli 29.260,00 TL'ye yönelik «davanın açılmamış sayılmasına», temlik alan yönünden davacı tarafça davalılar ..., ..., Düriye Gökçe, ... ve Aysima Gıda...
Benzer bu karardaDavacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasındaki 31.03.2011 tarihli «genel kredi sözleşmesini», davalı «müşterek borçlu müteselsil kefil» sıfatıyla imzalamıştır.
Belirtilen gerekçelerle, davalının okuma yazma bilmediği kabul edilse dahi bu durum tek başına sözleşmenin «geçersizliği» sonucunu doğurmayacağı gibi, sadece bu nedenle de davalının imzaladığı sözleşmenin içeriğini bilmediği kabul edilemez.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kıymetli evrak · kambiyo senedi · cy/cy kaydı · kesin hüküm
Benzer bu kararda… okuma yazma bilip bilmediğinin tespiti için ilgili İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığı, ilgili kurumca müzekkereye verilen cevapla, davalı adına bir «kayda» rastlanmadığının bildirildiği, verilen cevaptan davalının okuma yazma bilmediğinin tespit edildiği, davacı yanın, okuma yazma bilmeyen davalının imzası bulunan bel …
Borç altına girme iradesini ve özellikle beyan iradesini «kesin» olarak açıklar, tamamlayıp ortaya koyar (Eren Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22.
İmzanın kural olarak el yazısı ile atılması zorunlu olmakla birlikte, örf ve âdetçe kabul edilen durumlarda ve özellikle çok sayıda çıkarılan «kıymetli evrakın» imzalanmasında el yazısı dışında başka bir araçla atılması mümkündür.
Hukuk Dairesi'nin 15.07.2017 gün, 2016/13764 Esas 2017/3903 Karar sayılı ilamında da benzer sonuçlara ulaşılmış, keza HGK’nın 28.06.2022 gün, 2019/(19)11-253 Esas- 2022/1036 Karar sayılı ilamında ise, bir kimsenin okuma yazma bilmemesine rağmen, imza kullanarak «kambiyo senedi» düzenlemesinin mümkün olduğunu belirlemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8968 E. 2013/22891 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:güven ilişkisi · eş rızası · yasal faiz
Benzer bu kararda… cının okuma yazma bilmemesinin bilinmediğinin iddia edilemeyeceği, davalı ...'nin bu hususlara uymadan işlem yaptığı, davacının zarara uğramasına sebebiyet verdiği, «güven ilişkisine» dayalı banka-müşteri ilişkisine de aykırı davrandığı, gerekçesi ile davanın kabulüne, 176.000 TL nin 07/10/2008 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Uyuşmazlık davacının hesabında bulunan paranın davacının «rızası» fesada uğratılarak diğer davalı oğlunun hesabına aktarılıp aktarılmadığı noktasındadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5520 E. 2021/6448 K.
Ortak:ipotek · geçersizlik
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı «temlik» eden Şekerbank T.A.Ş. vekilinin istinaf başvurusu yönünden; temliğin tahsili gecikmiş alacaklılara ilişkin olduğu bu haliyle ilk derece mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere bankanın «çek» sorumluluk bedelinden kaynaklanan gayri nakit «depo» bedelinin temliğinden söz edilemeyeceği, temlik eden davacının 22.09.2016 tarihinden itibaren davayı takip etmediği, her ne kadar mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150 nci maddesi uyarınca davacı yönünden «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilmemiş ise de, davacının davayı takip edeceği yönünde karar tarihine kadar bir beyanda bulunmamış olması gözetildiğinde, Mahkemece, temlik eden yönünden temlik kapsamında yer almayan 19.260,00 TL gayri nakit risk depo bedeline yönelik davanın açılmamış olması sayılmasına ve davalı lehine «vekalet ücretine» karar verilmesinin doğru olduğu, davacı temlik alan vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise; temlik eden bankanın tarafı olduğu 23.05.2011 tarihli «ipotek» resmi senedinde ipotek veren davalı ...'un okuma yazma bilmediğinin kabul edilmiş olduğu, bu durumda bu davalının «müteselsil kefaletinin» «geçerlilik şartı» olan el yazılı kısımlardaki yazıların davalının eli ürünü olup olmadığının incelenmesinin fiilen mümkün olmadığı, bu nedenle bu davalının söz konusu 29.08.2012 ve 06.09.2012 sözleşmelerdeki kefaletinin geçerli olmadığının kabulü gerektiği, yine 24.05.2011 tarihli sözleşmenin düzenlendiği tarih itibariyle kefaletin geçerliliği için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesinde düzenlenen koşulların aranmadığı, ancak davalının sözleşmede yer alan imzasının (işaretin) o tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Kanun'un 15 inci ve 1086 sayılı Kanun'un 297 nci maddesi uyarınca usulüne uygun olmadığı, bu nedenle bu sözleşmeden kaynaklı geçerli kefaletinin de bulunmadığının kabulü gerektiği, yine davacı temlik eden banka tarafından «ipotek akit tablosunda» davalı ...'un okuma yazma bilmediği kabul edildiği halde «geçersiz» müteselsil kefaletini içeren sözleşmelere dayalı takip başlattığı, davalının kefaletinin 412.500,00 TL ile sınırlı olmasına rağmen takipte bu davalının «kefalet limiti» yönünden «sınırlı sorumlu» olduğu belirtilmeksizin tüm banka alacağı ile ilgili takip başlatılmış olması nedeniyle kötü niyetli kabul edilerek bu davalı lehine «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davalılar ... ve Düriye Gökçe'nin imzaladığı «kredi sözleşmelerinden» kaynaklanan banka alacağının tespit edildiği, bu davalıların kefalet imzalarını içermeyen sözleşmelerden kaynaklı banka alacağından sorumlu olmadıklarının kabulü gerektiği, davalı «kefile» «hesap kat ihtarı tebliğ» edilmeden «temerrüdün» gerçekleşmeyeceği, bu durumda davalı kefil Düriye Gökçe'ye hesap kat ihtarının tebliğ edilmemiş olmasına göre temerrütünün takip tarihinden sonra başlatılmasının d …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalılardan Aysima Gıda...Ltd.Şti. arasında «genel kredi sözleşmeleri» ("GKS") imzalandığını, davalı ...'un aynı zamanda 412.500,00 TL tutarla taşınmazı üzerine banka lehine «ipotek» tesis ettiğini, ...'un «kefil» olduğu borçlar için sorumlu olduğu miktarı sınırlayarak eşinin de «muvafakati» ile geçerli «kefaletinin» bulunduğunu, ...'un taşınmazı üzerindeki ipoteğin ipotek tutarının ödenmesi ile kaldırıldığını, diğer davalıların sözleşmeleri müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatı ile imzaladıklarını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine borçluların kredi hesabı kat edilip 05.09.2013 tarihli «ihtarname» gönderilmesine rağmen davalıların ödeme yapmadıklarını, bunun üzerine işbu davaya dayanak takibin başlatıldığını, takibin davalıların haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile % 20'den az olmamak üzere «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin okuma yazma bilmediğini, bu durumun davacınında imzası bulunan «ipotek» belgelerinde de kabul edildiğini, okuma yazma bilmeyen müvekkilinin atacağı imzanın noter huzurunda atılması gerektiğini, bu nedenle müvekkilinin 24.05.2011, 29.08.2012 ve 06.09.2012 tarihli «kredi sözleşmelerindeki» «kefaletinin» geçerli olmadığını, davacı banka tarafından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) yürürlüğe girmesi nedeniyle kefalet için eş «muvafakati» gerektiğinden 29.08.2012 ve 06.09.2012 tarihli kredi sözleşmelerinin imza atılan kısmına müvekkilinin kredinin yalnız 412.500,00 TL'lik kısmından sorumlu olduğunun yazıldığını, müvekkilinin ipotekli taşınmazının satılacağı korkusu ile bankaya başvurması üzerine banka tarafından 13.08.2013 tarihli yazı ile 412.500,00 TL ödemesi halinde «ipoteğin kaldıracağının» bildirildiğini, davalının bu tutarı ödemesi üzerine ipoteğin kaldırılması ile banka alacağından kaynaklanan sorumluluğunun sona erdiğini savunarak davanın reddini …
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; akit tarihinde davacının «fiil ehliyetini» ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığının Adli Tıp Kurumu raporuyla tespit edildiğinden davacının işlem tarihi olan 17/07/2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı ayrıca davacı tarafından «ipotek» sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı da ipotek «sözleşmesinin iptalini» talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu nedenden dolayı da «geçersiz» hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, müvekkillinin okuma yazma bilmediğini ve «ipotek» sözleşmesinin imzalandığı tarihte akıl sağlığının yerinde olmadığını ileri sürerek davalı banka lehine verilen «ipoteğin fekkini» talep etmiş, mahkemece, Adli Tıp Kurumu raporuna göre davacının ipotek sözleşmesinin imzalandığı tarihte «fiil ehliyetine» sahip olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının okuma yazma bilmediği ve bu sebeple hulüs ve saffetinden yararlanıldığı iddiası yönünden herhan …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:fiil ehliyeti · ipoteğin fekki · sözleşmenin iptali · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; akit tarihinde davacının «fiil ehliyetini» ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığının Adli Tıp Kurumu raporuyla tespit edildiğinden davacının işlem tarihi olan 17/07/2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı ayrıca davacı tarafından «ipotek» sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı da ipotek «sözleşmesinin iptalini» talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu nedenden dolayı da «geçersiz» hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, müvekkillinin okuma yazma bilmediğini ve «ipotek» sözleşmesinin imzalandığı tarihte akıl sağlığının yerinde olmadığını ileri sürerek davalı banka lehine verilen «ipoteğin fekkini» talep etmiş, mahkemece, Adli Tıp Kurumu raporuna göre davacının ipotek sözleşmesinin imzalandığı tarihte «fiil ehliyetine» sahip olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının okuma yazma bilmediği ve bu sebeple hulüs ve saffetinden yararlanıldığı iddiası yönünden herhan …
2- Dava, «ipoteğin fekki» istemine ilişkindir.
3 benzer karar daha
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4689 E. 2020/4368 K.
Ortak:depo kararı · genel kredi sözleşmesi · kefil · kredi sözleşmesi · çek · inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalılardan Aysima Gıda...Ltd.Şti. arasında «genel kredi sözleşmeleri» ("GKS") imzalandığını, davalı ...'un aynı zamanda 412.500,00 TL tutarla taşınmazı üzerine banka lehine «ipotek» tesis ettiğini, ...'un «kefil» olduğu borçlar için sorumlu olduğu miktarı sınırlayarak eşinin de «muvafakati» ile geçerli «kefaletinin» bulunduğunu, ...'un taşınmazı üzerindeki ipoteğin ipotek tutarının ödenmesi ile kaldırıldığını, diğer davalıların sözleşmeleri müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatı ile imzaladıklarını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine borçluların kredi hesabı kat edilip 05.09.2013 tarihli «ihtarname» gönderilmesine rağmen davalıların ödeme yapmadıklarını, bunun üzerine işbu davaya dayanak takibin başlatıldığını, takibin davalıların haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile % 20'den az olmamak üzere «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı «temlik» eden Şekerbank T.A.Ş. vekilinin istinaf başvurusu yönünden; temliğin tahsili gecikmiş alacaklılara ilişkin olduğu bu haliyle ilk derece mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere bankanın «çek» sorumluluk bedelinden kaynaklanan gayri nakit «depo» bedelinin temliğinden söz edilemeyeceği, temlik eden davacının 22.09.2016 tarihinden itibaren davayı takip etmediği, her ne kadar mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150 nci maddesi uyarınca davacı yönünden «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilmemiş ise de, davacının davayı takip edeceği yönünde karar tarihine kadar bir beyanda bulunmamış olması gözetildiğinde, Mahkemece, temlik eden yönünden temlik kapsamında yer almayan 19.260,00 TL gayri nakit risk depo bedeline yönelik davanın açılmamış olması sayılmasına ve davalı lehine «vekalet ücretine» karar verilmesinin doğru olduğu, davacı temlik alan vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise; temlik eden bankanın tarafı olduğu 23.05.2011 tarihli «ipotek» resmi senedinde ipotek veren davalı ...'un okuma yazma bilmediğinin kabul edilmiş olduğu, bu durumda bu davalının «müteselsil kefaletinin» «geçerlilik şartı» olan el yazılı kısımlardaki yazıların davalının eli ürünü olup olmadığının incelenmesinin fiilen mümkün olmadığı, bu nedenle bu davalının söz konusu 29.08.2012 ve 06.09.2012 sözleşmelerdeki kefaletinin geçerli olmadığının kabulü gerektiği, yine 24.05.2011 tarihli sözleşmenin düzenlendiği tarih itibariyle kefaletin geçerliliği için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesinde düzenlenen koşulların aranmadığı, ancak davalının sözleşmede yer alan imzasının (işaretin) o tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Kanun'un 15 inci ve 1086 sayılı Kanun'un 297 nci maddesi uyarınca usulüne uygun olmadığı, bu nedenle bu sözleşmeden kaynaklı geçerli kefaletinin de bulunmadığının kabulü gerektiği, yine davacı temlik eden banka tarafından «ipotek akit tablosunda» davalı ...'un okuma yazma bilmediği kabul edildiği halde «geçersiz» müteselsil kefaletini içeren sözleşmelere dayalı takip başlattığı, davalının kefaletinin 412.500,00 TL ile sınırlı olmasına rağmen takipte bu davalının «kefalet limiti» yönünden «sınırlı sorumlu» olduğu belirtilmeksizin tüm banka alacağı ile ilgili takip başlatılmış olması nedeniyle kötü niyetli kabul edilerek bu davalı lehine «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davalılar ... ve Düriye Gökçe'nin imzaladığı «kredi sözleşmelerinden» kaynaklanan banka alacağının tespit edildiği, bu davalıların kefalet imzalarını içermeyen sözleşmelerden kaynaklı banka alacağından sorumlu olmadıklarının kabulü gerektiği, davalı «kefile» «hesap kat ihtarı tebliğ» edilmeden «temerrüdün» gerçekleşmeyeceği, bu durumda davalı kefil Düriye Gökçe'ye hesap kat ihtarının tebliğ edilmemiş olmasına göre temerrütünün takip tarihinden sonra başlatılmasının d …
… urulu raporu benimsenmek suretiyle davalı ...'un 24.05.2011 tarihli GKS'ye 750.000,00 TL limitli 29.08.2012 ve 06.09.2012 tarihli sözleşmelere 412.500,00 TL limitle «müteselsil kefil» sıfatı ile imzaladığı, aynı zamanda taşınmazı üzerine banka lehine 412.500,00 TL tutarında «ipotek» verdiği, bu davalının 14.08.2013 tarihinde «temlik» eden bankaya 413.500,00 TL ödeme yaptığı, ipotek belgesinin düzenlendiği tarihte yürürlükte olan 818 sayılı Türk Borçlar Kanun'un (818 sayılı Kanun) 15 inci ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 297 nci maddesi uyarınca davalının imzasının şahit huzurunda atılmadığı, 23.05.2011 tarihli ipotek resmi senedinde banka yetkililerinin de bulunduğu tapu huzurunda kanunun aradığı şekilde işlem yapıldığı, bankanın davalının okuma yazma bilmediğini onaylamış olduğu, davalı ...'un 06.09.2012 ve 29.08.2012 tarihli GKS'lerde de müteselsil kefil olarak eşi Mehmet Kurunç'un «muvafakati» de alınmak suretiyle müteselsil kefil olarak sözleşmeye imzasının (işaret) alındığı, davalının bu sözleşmeleri 412.500,00 TL'ye kadar «kefalet limiti» ile kabul ettiği, bu tutarın ipotek tutarı ile aynı olduğu ve bankaya ödendiği, dolayısıyla davalı ...'un bankaya sorumluluğunun bulunmadığı, bu nedenle davalı ... hakkındaki davanın reddi gerektiği, bankanın ...'un okuma yazma bilmediğini imzaları ile onayladığı halde takip başlatmış olması nedeniyle kötü niyetli kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle davalı ... lehine toplam takip tutarının %20'si oranında «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesi gerektiği, ayrıca asıl borçlu şirket hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takipte talep edilen ipotekli tutarı «mahsup» edilmeden 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesine aykırı şekilde takip başlatıldığı, ipotekli taşınmazın dava tarihinden sonra banka alacağına mahsuben satıldığı, davalı kefillerin kefaletten kaynaklanan sorumlulukları ile ilgili ipoteğin söz konusu olmadığı, yine davacı tarafından 29.09.2016 tarihli «temlik sözleşmesinin» tahsili gecikmiş alacakların satış ve temliğine ilişkin olduğu ve yalnız «nakit alacakların» temlik edildiği, temlik eden bankanın 22.09.2016 tarihinden sonra duruşmaları takip etmediği gerekçeleriyle davalı ... yönünden davanın reddi ile lehine toplam takip tutarının %20'si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, takipte talep edilen gayri nakit «depo» bedeli 29.260,00 TL'ye yönelik «davanın açılmamış sayılmasına», temlik alan yönünden davacı tarafça davalılar ..., ..., Düriye Gökçe, ... ve Aysima Gıda...
Benzer bu kararda… lülük altına sokan belgelerin çoğunu imza atarak onayladığının anlaşıldığı, buna göre davalının kendisini yükümlülük altına sokan davaya konu alacağın dayanağı olan «genel kredi sözleşmesini» okuyup anlayabilecek yeterlilikte okur yazar olduğunun kabulü gerektiği, hükme esas alınan rapora göre davacının takip tarihi itibariyle nakdi alacağının tahsilini ve gayrinakdi alacağının bir kısmının «depo» edilmesini talep etmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, kabul edilen miktar yönünden takibin devamına, «inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava konusu «kredi sözleşmesinde» «çek» bedellerinin «depo» edilmesinin kefillerden istenebileceğine dair hüküm bulunmadığından, davacı vekilinin bu yöndeki talebinin tamamen reddi gerekirken kısmen kabulü isabetsiz olup, hükmün bu yönden bozulması gerekmiştir.
… sına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, 2-Kredi sözleşmesinin «kefili» yönünden «gayri nakdi kredi» tutarlarının «depo» edilmesinin talep edilebilmesi için sözleşmede depo talep edilebileceği yönünde düzenleme bulunması gereklidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:gayri nakdi kredi
Benzer bu kararda… sına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, 2-Kredi sözleşmesinin «kefili» yönünden «gayri nakdi kredi» tutarlarının «depo» edilmesinin talep edilebilmesi için sözleşmede depo talep edilebileceği yönünde düzenleme bulunması gereklidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5440 E. 2017/3844 K.
Ortak:İtirazın iptali
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kâr payı alacağı · ilamsız icra takibi · ikrar · kâr payı · ıslah
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava şirkete verilen hisse bedeli ve kâr «payı alacağının» tahsili amacıyla yapılan «ilamsız icra takibine» yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davacı dava dilekçesinde itirazın iptali istemiyle dava açmış olduğu, 31.07.2015 tarihli «ıslah» dilekçesi ile davayı ortaklığın tespitine çevirmek istediği, davacı yargılama sırasında ve dava dilekçesinde okuma yazma bilmediğini beyan ettiğinden 31.07.2015 tarihli dilekçe içeriğinin doğru olup olmadığı hususu 19.11.2015 tarihli duruşma da davacıya sorulduğu, dilekçe içeriğinin kabul edildiğini ve kendisinin şirket ortağı olduğunu beyan ettiği, davacının itirazın iptali davasını ortaklığın tespitine çevirmek istemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının bu yöndeki ıslahının mümkün bulunmadığı, davacının 31.07.2015 tarihli ıslah dilekçesi ve duruşmadaki beyanında davalı şirkette ortak olduğunu açıkça «ikrar» ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı şirkete ait hisse bedeli ve kâr «payı alacağına» ilişkin icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davacının «ıslah» talebi ile itirazın iptali davasını ortaklığın tespiti davasına dönüştürmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı 31.07.2015 tarihli «ıslah» dilekçesi ile davasını tamamen ıslah ederek davalı şirkette ortaklığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davanın tamamen «ıslahını» düzenleyen HMK 176/1 fıkrasına göre davanın tamamen ıslahı herzaman mümkün olup, mahkemece ıslah talebi gereğince davacının davalı şirkette ortaklığının tespiti talebi değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2003 E. 2023/4205 K.
Ortak:ipotek akit tablosu · ipoteğin paraya çevrilmesi · müteselsil kefil · ipotek · kefalet · kötü niyet tazminatı · genel kredi sözleşmesi · temlik · İtirazın iptali
İncelediğiniz kararda… urulu raporu benimsenmek suretiyle davalı ...'un 24.05.2011 tarihli GKS'ye 750.000,00 TL limitli 29.08.2012 ve 06.09.2012 tarihli sözleşmelere 412.500,00 TL limitle «müteselsil kefil» sıfatı ile imzaladığı, aynı zamanda taşınmazı üzerine banka lehine 412.500,00 TL tutarında «ipotek» verdiği, bu davalının 14.08.2013 tarihinde «temlik» eden bankaya 413.500,00 TL ödeme yaptığı, ipotek belgesinin düzenlendiği tarihte yürürlükte olan 818 sayılı Türk Borçlar Kanun'un (818 sayılı Kanun) 15 inci ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 297 nci maddesi uyarınca davalının imzasının şahit huzurunda atılmadığı, 23.05.2011 tarihli ipotek resmi senedinde banka yetkililerinin de bulunduğu tapu huzurunda kanunun aradığı şekilde işlem yapıldığı, bankanın davalının okuma yazma bilmediğini onaylamış olduğu, davalı ...'un 06.09.2012 ve 29.08.2012 tarihli GKS'lerde de müteselsil kefil olarak eşi Mehmet Kurunç'un «muvafakati» de alınmak suretiyle müteselsil kefil olarak sözleşmeye imzasının (işaret) alındığı, davalının bu sözleşmeleri 412.500,00 TL'ye kadar «kefalet limiti» ile kabul ettiği, bu tutarın ipotek tutarı ile aynı olduğu ve bankaya ödendiği, dolayısıyla davalı ...'un bankaya sorumluluğunun bulunmadığı, bu nedenle davalı ... hakkındaki davanın reddi gerektiği, bankanın ...'un okuma yazma bilmediğini imzaları ile onayladığı halde takip başlatmış olması nedeniyle kötü niyetli kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle davalı ... lehine toplam takip tutarının %20'si oranında «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesi gerektiği, ayrıca asıl borçlu şirket hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takipte talep edilen ipotekli tutarı «mahsup» edilmeden 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesine aykırı şekilde takip başlatıldığı, ipotekli taşınmazın dava tarihinden sonra banka alacağına mahsuben satıldığı, davalı kefillerin kefaletten kaynaklanan sorumlulukları ile ilgili ipoteğin söz konusu olmadığı, yine davacı tarafından 29.09.2016 tarihli «temlik sözleşmesinin» tahsili gecikmiş alacakların satış ve temliğine ilişkin olduğu ve yalnız «nakit alacakların» temlik edildiği, temlik eden bankanın 22.09.2016 tarihinden sonra duruşmaları takip etmediği gerekçeleriyle davalı ... yönünden davanın reddi ile lehine toplam takip tutarının %20'si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, takipte talep edilen gayri nakit «depo» bedeli 29.260,00 TL'ye yönelik «davanın açılmamış sayılmasına», temlik alan yönünden davacı tarafça davalılar ..., ..., Düriye Gökçe, ... ve Aysima Gıda...
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı «temlik» eden Şekerbank T.A.Ş. vekilinin istinaf başvurusu yönünden; temliğin tahsili gecikmiş alacaklılara ilişkin olduğu bu haliyle ilk derece mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere bankanın «çek» sorumluluk bedelinden kaynaklanan gayri nakit «depo» bedelinin temliğinden söz edilemeyeceği, temlik eden davacının 22.09.2016 tarihinden itibaren davayı takip etmediği, her ne kadar mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150 nci maddesi uyarınca davacı yönünden «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilmemiş ise de, davacının davayı takip edeceği yönünde karar tarihine kadar bir beyanda bulunmamış olması gözetildiğinde, Mahkemece, temlik eden yönünden temlik kapsamında yer almayan 19.260,00 TL gayri nakit risk depo bedeline yönelik davanın açılmamış olması sayılmasına ve davalı lehine «vekalet ücretine» karar verilmesinin doğru olduğu, davacı temlik alan vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise; temlik eden bankanın tarafı olduğu 23.05.2011 tarihli «ipotek» resmi senedinde ipotek veren davalı ...'un okuma yazma bilmediğinin kabul edilmiş olduğu, bu durumda bu davalının «müteselsil kefaletinin» «geçerlilik şartı» olan el yazılı kısımlardaki yazıların davalının eli ürünü olup olmadığının incelenmesinin fiilen mümkün olmadığı, bu nedenle bu davalının söz konusu 29.08.2012 ve 06.09.2012 sözleşmelerdeki kefaletinin geçerli olmadığının kabulü gerektiği, yine 24.05.2011 tarihli sözleşmenin düzenlendiği tarih itibariyle kefaletin geçerliliği için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesinde düzenlenen koşulların aranmadığı, ancak davalının sözleşmede yer alan imzasının (işaretin) o tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Kanun'un 15 inci ve 1086 sayılı Kanun'un 297 nci maddesi uyarınca usulüne uygun olmadığı, bu nedenle bu sözleşmeden kaynaklı geçerli kefaletinin de bulunmadığının kabulü gerektiği, yine davacı temlik eden banka tarafından «ipotek akit tablosunda» davalı ...'un okuma yazma bilmediği kabul edildiği halde «geçersiz» müteselsil kefaletini içeren sözleşmelere dayalı takip başlattığı, davalının kefaletinin 412.500,00 TL ile sınırlı olmasına rağmen takipte bu davalının «kefalet limiti» yönünden «sınırlı sorumlu» olduğu belirtilmeksizin tüm banka alacağı ile ilgili takip başlatılmış olması nedeniyle kötü niyetli kabul edilerek bu davalı lehine «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davalılar ... ve Düriye Gökçe'nin imzaladığı «kredi sözleşmelerinden» kaynaklanan banka alacağının tespit edildiği, bu davalıların kefalet imzalarını içermeyen sözleşmelerden kaynaklı banka alacağından sorumlu olmadıklarının kabulü gerektiği, davalı «kefile» «hesap kat ihtarı tebliğ» edilmeden «temerrüdün» gerçekleşmeyeceği, bu durumda davalı kefil Düriye Gökçe'ye hesap kat ihtarının tebliğ edilmemiş olmasına göre temerrütünün takip tarihinden sonra başlatılmasının d …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalılardan Aysima Gıda...Ltd.Şti. arasında «genel kredi sözleşmeleri» ("GKS") imzalandığını, davalı ...'un aynı zamanda 412.500,00 TL tutarla taşınmazı üzerine banka lehine «ipotek» tesis ettiğini, ...'un «kefil» olduğu borçlar için sorumlu olduğu miktarı sınırlayarak eşinin de «muvafakati» ile geçerli «kefaletinin» bulunduğunu, ...'un taşınmazı üzerindeki ipoteğin ipotek tutarının ödenmesi ile kaldırıldığını, diğer davalıların sözleşmeleri müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatı ile imzaladıklarını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine borçluların kredi hesabı kat edilip 05.09.2013 tarihli «ihtarname» gönderilmesine rağmen davalıların ödeme yapmadıklarını, bunun üzerine işbu davaya dayanak takibin başlatıldığını, takibin davalıların haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile % 20'den az olmamak üzere «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu kararda… davalı ... tarafından imzalanmış olması karşısında davalı ... vekilinin, müvekkilinin okuma yazma bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği, dava konusu «genel kredi sözleşmesinin», diğer davalı ...'un davalı ...'yı kandırması nedeniyle imzalandığına dair iddiası yönünden dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, davalı ..., takip dayanağı genel kredi sözleşmesinde «müteselsil kefil» olarak yer almakla birlikte, aynı zamanda davalı asıl borçlu ...'un «temlik» eden bankadan kullandığı/ kullanacağı kredilerin «teminatını» teşkil etmek üzere 23.03.2010 tarihli «ipotek» senedi ile maliki olduğu taşınmaz üzerine ipotek tesis ettirmiş olup, «ipotek akit tablosunun» incelenmesinde söz konusu ipoteğin davalının temlik eden bankaya «kefaletinden» doğan/ doğacak borçlarının teminatını teşkil ettiğinin açıkça yazıldığı, ipoteğin davalının davacı bankaya «kefalet sözleşmesinden doğan»/ doğacak borçları yönünden de «ipotek limiti» olan 200.000,00 TL'ye kadar teminat altına aldığı anlaşılmakta olup, İlk Derece Mahkemesince, davacı yanca davalı ... hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesi gereğince öncelikle ipoteğe başvurması, borcun tamamen ödenmemesi halinde «ilamsız takip» başlatması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının davalı ... yönünden kaldırılmasına, davalı ... hakkında açılan davanın reddine, davalı ...'ün «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Başsavcılığınca yapılan soruşturma neticesinde davalı ...'ün sözleşme altındaki yazının aidiyetinin belirlenecek nitelikte olmadığından dolayı «takipsizlik» kararı verildiği ve takipsizlik kararının kesinleştiği, Cide Noterliğince düzenlenen 12.09.2008 tarihli "Düzenleme Şeklindeki Vekaletname" ile davalı ...'ün «temlik» eden banka lehine «ipotek» vermek ve müşterek «müteselsil kefil» olmak üzere diğer davalı ...'un vekil olarak tayin edildiği, böylelikle temlik eden bankanın sözleşmeyi noter tarafından düzenlenen vekâletnameye güvenerek tanzim ettiği, bu nedenle davalı ...'ün, sözleşmenin iradesi dışında kurulduğuna dair itirazının yerinde görülmediği, yapılan «bilirkişi incelemesi» neticesinde dava konusu kredi nedeniyle davalıların bankaya bilirkişi raporunda belirlenen miktarda borçlu oldukları, alacağın likit olduğu, uyuşmazlığın ticari iş mahiyetinde olmasından dolayı «ticari temerrüt faizi» işletilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… nda hiçbir bilgisi olmadığı halde isminin ve soy isminin baş harflerinin şekillerini taklit ettirerek görünüşte imzalattığını, sözleşmede müvekkili yönünden imza ve «kefalet» iradesinin bulunmadığını, «ipotekli» takip dosyasında tahsil edilen miktarların işbu dosyada dikkate alınması gerektiğini, mahkemece sadece hesaplamaya yönelik matematiksel «bilirkişi incelemeleri» ile sonuca gidilerek «eksik inceleme» ile karar verildiğini, müvekkiline attırılan imzanın da esasen imza niteliği taşımayan adi bir çizimden ibaret olduğunu, noter ve tapu işlemlerinde ilgili yasal düzenleme gereği ikişer tanığın da hazır bulunduğunu, dinlenen tanıkların da müvekkilinin okuma yazma bilmediğini ifade ettiklerini, böylelikle müvekkilinin dava konusu sözleşmeden kaynaklanan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, raporlarda uygulanan faiz oranlarının hukuka aykırı ve fahiş olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 7, 88 ve 120 nci maddelerinin gözetilmediğini, alacağı bankadan «temlik» alan davacı ...'ın davalı ...'un eski arkadaşı ve diğer davalı ...'ın ortağı olup aralarındaki ilişkinin «muvazaalı» olduğunu, aleyhine hükmedilen tazminatın haksız olduğunu, «yargılama giderlerinin» kabul ve ret miktarlarına göre orantı kurularak taraflara paylaştırılması ve ayrıca reddedilen miktar üzerine müvekkili lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesinin gerektiğini, kararın bu yönü ile de hatalı olduğunu bildirerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir C.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ipotek limiti · ilamsız takip · ticari temerrüt faizi · takibin durdurulması · takipsizlik kararı · kefalet sözleşmesi · muvazaa · sözleşmeden doğan dava
Benzer bu kararda… davalı ... tarafından imzalanmış olması karşısında davalı ... vekilinin, müvekkilinin okuma yazma bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği, dava konusu «genel kredi sözleşmesinin», diğer davalı ...'un davalı ...'yı kandırması nedeniyle imzalandığına dair iddiası yönünden dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, davalı ..., takip dayanağı genel kredi sözleşmesinde «müteselsil kefil» olarak yer almakla birlikte, aynı zamanda davalı asıl borçlu ...'un «temlik» eden bankadan kullandığı/ kullanacağı kredilerin «teminatını» teşkil etmek üzere 23.03.2010 tarihli «ipotek» senedi ile maliki olduğu taşınmaz üzerine ipotek tesis ettirmiş olup, «ipotek akit tablosunun» incelenmesinde söz konusu ipoteğin davalının temlik eden bankaya «kefaletinden» doğan/ doğacak borçlarının teminatını teşkil ettiğinin açıkça yazıldığı, ipoteğin davalının davacı bankaya «kefalet sözleşmesinden doğan»/ doğacak borçları yönünden de «ipotek limiti» olan 200.000,00 TL'ye kadar teminat altına aldığı anlaşılmakta olup, İlk Derece Mahkemesince, davacı yanca davalı ... hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesi gereğince öncelikle ipoteğe başvurması, borcun tamamen ödenmemesi halinde «ilamsız takip» başlatması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının davalı ... yönünden kaldırılmasına, davalı ... hakkında açılan davanın reddine, davalı ...'ün «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Başsavcılığınca yapılan soruşturma neticesinde davalı ...'ün sözleşme altındaki yazının aidiyetinin belirlenecek nitelikte olmadığından dolayı «takipsizlik» kararı verildiği ve takipsizlik kararının kesinleştiği, Cide Noterliğince düzenlenen 12.09.2008 tarihli "Düzenleme Şeklindeki Vekaletname" ile davalı ...'ün «temlik» eden banka lehine «ipotek» vermek ve müşterek «müteselsil kefil» olmak üzere diğer davalı ...'un vekil olarak tayin edildiği, böylelikle temlik eden bankanın sözleşmeyi noter tarafından düzenlenen vekâletnameye güvenerek tanzim ettiği, bu nedenle davalı ...'ün, sözleşmenin iradesi dışında kurulduğuna dair itirazının yerinde görülmediği, yapılan «bilirkişi incelemesi» neticesinde dava konusu kredi nedeniyle davalıların bankaya bilirkişi raporunda belirlenen miktarda borçlu oldukları, alacağın likit olduğu, uyuşmazlığın ticari iş mahiyetinde olmasından dolayı «ticari temerrüt faizi» işletilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… ı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile davalı ... arasında imzalanan sözleşmelere dayalı olarak krediler kullandırıldığını, diğer davalıların da sözleşmeye «kefil» sıfatıyla imza attıklarını, borçlunun edimlerini yerine getirmemesi üzerine hesaplarının kât edilerek davalılara hesap kât «ihtarnamesi» ve hesap özeti gönderilmesine rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazı üzerine «takibin durdurulduğunu» iddia ederek takibe vaki itirazın iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… nda hiçbir bilgisi olmadığı halde isminin ve soy isminin baş harflerinin şekillerini taklit ettirerek görünüşte imzalattığını, sözleşmede müvekkili yönünden imza ve «kefalet» iradesinin bulunmadığını, «ipotekli» takip dosyasında tahsil edilen miktarların işbu dosyada dikkate alınması gerektiğini, mahkemece sadece hesaplamaya yönelik matematiksel «bilirkişi incelemeleri» ile sonuca gidilerek «eksik inceleme» ile karar verildiğini, müvekkiline attırılan imzanın da esasen imza niteliği taşımayan adi bir çizimden ibaret olduğunu, noter ve tapu işlemlerinde ilgili yasal düzenleme gereği ikişer tanığın da hazır bulunduğunu, dinlenen tanıkların da müvekkilinin okuma yazma bilmediğini ifade ettiklerini, böylelikle müvekkilinin dava konusu sözleşmeden kaynaklanan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, raporlarda uygulanan faiz oranlarının hukuka aykırı ve fahiş olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 7, 88 ve 120 nci maddelerinin gözetilmediğini, alacağı bankadan «temlik» alan davacı ...'ın davalı ...'un eski arkadaşı ve diğer davalı ...'ın ortağı olup aralarındaki ilişkinin «muvazaalı» olduğunu, aleyhine hükmedilen tazminatın haksız olduğunu, «yargılama giderlerinin» kabul ve ret miktarlarına göre orantı kurularak taraflara paylaştırılması ve ayrıca reddedilen miktar üzerine müvekkili lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesinin gerektiğini, kararın bu yönü ile de hatalı olduğunu bildirerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir C.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/644 E. , 2023/3967 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/24 Esas, 2021/199 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2014/567 E., 2019/319 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı temlik alan vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalılardan Aysima Gıda...Ltd.Şti. arasında genel kredi sözleşmeleri ("GKS") imzalandığını, davalı ...'un aynı zamanda 412.500,00 TL tutarla taşınmazı üzerine banka lehine ipotek tesis ettiğini, ...'un kefil olduğu borçlar için sorumlu olduğu miktarı sınırlayarak eşinin de muvafakati ile geçerli kefaletinin bulunduğunu, ...'un taşınmazı üzerindeki ipoteğin ipotek tutarının ödenmesi ile kaldırıldığını, diğer davalıların sözleşmeleri müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine borçluların kredi hesabı kat edilip 05.09.2013 tarihli ihtarname gönderilmesine rağmen davalıların ödeme yapmadıklarını, bunun üzerine işbu davaya dayanak takibin başlatıldığını, takibin davalıların haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin okuma yazma bilmediğini, bu durumun davacınında imzası bulunan ipotek belgelerinde de kabul edildiğini, okuma yazma bilmeyen müvekkilinin atacağı imzanın noter huzurunda atılması gerektiğini, bu nedenle müvekkilinin 24.05.2011, 29.08.2012 ve 06.09.2012 tarihli kredi sözleşmelerindeki kefaletinin geçerli olmadığını, davacı banka tarafından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) yürürlüğe girmesi nedeniyle kefalet için eş muvafakati gerektiğinden 29.08.2012 ve 06.09.2012 tarihli kredi sözleşmelerinin imza atılan kısmına müvekkilinin kredinin yalnız 412.500,00 TL'lik kısmından sorumlu olduğunun yazıldığını, müvekkilinin ipotekli taşınmazının satılacağı korkusu ile bankaya başvurması üzerine banka tarafından 13.08.2013 tarihli yazı ile 412.500,00 TL ödemesi halinde ipoteğin kaldıracağının bildirildiğini, davalının bu tutarı ödemesi üzerine ipoteğin kaldırılması ile banka alacağından kaynaklanan sorumluluğunun sona erdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalılar Düriye Gökçe , ... ve ... davanın reddini talep etmişlerdir.
3.Diğer davalılar davaya cevap vermemişler, beyanda bulunmamışlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 17.05.2018 tarihli bilirkişi kurulu raporu benimsenmek suretiyle davalı ...'un 24.05.2011 tarihli GKS'ye 750.000,00 TL limitli 29.08.2012 ve 06.09.2012 tarihli sözleşmelere 412.500,00 TL limitle müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı, aynı zamanda taşınmazı üzerine banka lehine 412.500,00 TL tutarında ipotek verdiği, bu davalının 14.08.2013 tarihinde temlik eden bankaya 413.500,00 TL ödeme yaptığı, ipotek belgesinin düzenlendiği tarihte yürürlükte olan 818 sayılı Türk Borçlar Kanun'un (818 sayılı Kanun) 15 inci ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 297 nci maddesi uyarınca davalının imzasının şahit huzurunda atılmadığı, 23.05.2011 tarihli ipotek resmi senedinde banka yetkililerinin de bulunduğu tapu huzurunda kanunun aradığı şekilde işlem yapıldığı, bankanın davalının okuma yazma bilmediğini onaylamış olduğu, davalı ...'un 06.09.2012 ve 29.08.2012 tarihli GKS'lerde de müteselsil kefil olarak eşi Mehmet Kurunç'un muvafakati de alınmak suretiyle müteselsil kefil olarak sözleşmeye imzasının (işaret) alındığı, davalının bu sözleşmeleri 412.500,00 TL'ye kadar kefalet limiti ile kabul ettiği, bu tutarın ipotek tutarı ile aynı olduğu ve bankaya ödendiği, dolayısıyla davalı ...'un bankaya sorumluluğunun bulunmadığı, bu nedenle davalı ...
hakkındaki davanın reddi gerektiği, bankanın ...'un okuma yazma bilmediğini imzaları ile onayladığı halde takip başlatmış olması nedeniyle kötü niyetli kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle davalı ... lehine toplam takip tutarının %20'si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği, ayrıca asıl borçlu şirket hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte talep edilen ipotekli tutarı mahsup edilmeden 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesine aykırı şekilde takip başlatıldığı, ipotekli taşınmazın dava tarihinden sonra banka alacağına mahsuben satıldığı, davalı kefillerin kefaletten kaynaklanan sorumlulukları ile ilgili ipoteğin söz konusu olmadığı, yine davacı tarafından 29.09.2016 tarihli temlik sözleşmesinin tahsili gecikmiş alacakların satış ve temliğine ilişkin olduğu ve yalnız nakit alacakların temlik edildiği, temlik eden bankanın 22.09.2016 tarihinden sonra duruşmaları takip etmediği gerekçeleriyle davalı ...
yönünden davanın reddi ile lehine toplam takip tutarının %20'si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, takipte talep edilen gayri nakit depo bedeli 29.260,00 TL'ye yönelik davanın açılmamış sayılmasına, temlik alan yönünden davacı tarafça davalılar ..., ..., Düriye Gökçe, ... ve Aysima Gıda... Ltd. Şti. aleyhine nakdi kredi alacağına yönelik itirazın iptali istemiyle açılan davanın kısmen kabulüne ve kabule göre %20 icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temlik alan ve temlik eden vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı temlik alan vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ...'un sahtelik veya hile iddiasının bulunmadığını, davalının kredi sözleşmelerine kendi el yazısı ile kefalet detayını yazarak imzaladığını, kefaletinin geçerli olduğunu, davalının okuma yazma bilmediğinin banka tarafından bilindiği yönündeki kabulün doğru olmadığını, eşinin de muvafakati ile kredi sözleşmelerini imzalayarak borcu kabul etmiş olmasına rağmen mahkemece kötü niyet tazminatına da karar verilmesinin doğru olmadığını, mahkemenin 24.08.2012 tarihli GKS'de davalı ... ve Düriye Gökçe'nin imzalarının bulunmadığı gerekçesiyle bu sözleşmeden sorumlu olmadığını kabul ettiğini, ancak asıl borçlu cari hesabının sürekli devam ettiğini ve kefillerin sözleşmede yazan sorumluluk limitleri kadar banka alacağından sorumlu olduklarının dikkate alınması gerektiğini, kefil Düriye Gökçe yönünden kat ihtarının tebliğ edilmemiş olması nedeniyle temerrüt tarihi başlangıcı olarak takip tarihininde kabul edilmesinin doğru olmadığı belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2. Davacı temlik eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; takip ve dava konusu alacağın 29.09.2016 tarihinde temlik edilmiş olması nedeniyle müvekkili bankanın dava da taraf sıfatı kalmamış olmasına rağmen mahkemece müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı temlik eden […]A.Ş. vekilinin istinaf başvurusu yönünden; temliğin tahsili gecikmiş alacaklılara ilişkin olduğu bu haliyle ilk derece mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere bankanın çek sorumluluk bedelinden kaynaklanan gayri nakit depo bedelinin temliğinden söz edilemeyeceği, temlik eden davacının 22.09.2016 tarihinden itibaren davayı takip etmediği, her ne kadar mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150 nci maddesi uyarınca davacı yönünden dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmemiş ise de, davacının davayı takip edeceği yönünde karar tarihine kadar bir beyanda bulunmamış olması gözetildiğinde, Mahkemece, temlik eden yönünden temlik kapsamında yer almayan 19.260,00 TL gayri nakit risk depo bedeline yönelik davanın açılmamış olması sayılmasına ve davalı lehine vekalet ücretine karar verilmesinin doğru olduğu, davacı temlik alan vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise;
temlik eden bankanın tarafı olduğu 23.05.2011 tarihli ipotek resmi senedinde ipotek veren davalı ...'un okuma yazma bilmediğinin kabul edilmiş olduğu, bu durumda bu davalının müteselsil kefaletinin geçerlilik şartı olan el yazılı kısımlardaki yazıların davalının eli ürünü olup olmadığının incelenmesinin fiilen mümkün olmadığı, bu nedenle bu davalının söz konusu 29.08.2012 ve 06.09.2012 sözleşmelerdeki kefaletinin geçerli olmadığının kabulü gerektiği, yine 24.05.2011 tarihli sözleşmenin düzenlendiği tarih itibariyle kefaletin geçerliliği için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesinde düzenlenen koşulların aranmadığı, ancak davalının sözleşmede yer alan imzasının (işaretin) o tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Kanun'un 15 inci ve 1086 sayılı Kanun'un 297 nci maddesi uyarınca usulüne uygun olmadığı, bu nedenle bu sözleşmeden kaynaklı geçerli kefaletinin de bulunmadığının kabulü gerektiği, yine davacı temlik eden banka tarafından ipotek akit tablosunda davalı ...'un okuma yazma bilmediği kabul edildiği halde geçersiz müteselsil kefaletini içeren sözleşmelere dayalı takip başlattığı, davalının kefaletinin 412.500,00 TL ile sınırlı olmasına rağmen takipte bu davalının kefalet limiti yönünden sınırlı sorumlu olduğu belirtilmeksizin tüm banka alacağı ile ilgili takip başlatılmış olması nedeniyle kötü niyetli kabul edilerek bu davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davalılar ...
ve Düriye Gökçe'nin imzaladığı kredi sözleşmelerinden kaynaklanan banka alacağının tespit edildiği, bu davalıların kefalet imzalarını içermeyen sözleşmelerden kaynaklı banka alacağından sorumlu olmadıklarının kabulü gerektiği, davalı kefile hesap kat ihtarı tebliğ edilmeden temerrüdün gerçekleşmeyeceği, bu durumda davalı kefil Düriye Gökçe'ye hesap kat ihtarının tebliğ edilmemiş olmasına göre temerrütünün takip tarihinden sonra başlatılmasının doğru olduğu gerekçeleriyle davacılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temlik alan vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı temlik alan vekili temyiz dilekçesinde özetle; aşamalardaki ve istinaf başvuru dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmelerinden kaynaklı banka alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı temlik alan vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
(Temlik alan) Davacı .... harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacı ....'ye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936660500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz