İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2003 E. 2023/4205 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
üst sınır (limit) ipoteği↗ ipotek akit tablosu↗ ipotek limiti↗ ilamsız takip↗ ticari temerrüt faizi↗ takibin durdurulması↗ takipsizlik kararı↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ kefalet sözleşmesi↗ icra inkâr tazminatı↗ muvazaa↗ sözleşmeden doğan dava↗ vekâlet ücreti↗ müteselsil kefil↗ ipotek↗ kefalet↗ kötü niyet tazminatı↗ genel kredi sözleşmesi↗ temlik↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kefil↗ kötü niyet↗ temerrüt faizi↗ bilirkişi incelemesi↗ yargılama gideri↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ temerrüt↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kastamonu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2013/363 E., 2017/306 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı ... ve duruşma istemi olmaksızın davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 04.07.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, hazır bulunan davacı (temlik alan) vekili Avukat .. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile davalı ... arasında imzalanan sözleşmelere dayalı olarak krediler kullandırıldığını, diğer davalıların da sözleşmeye kefil sıfatıyla imza attıklarını, borçlunun edimlerini yerine getirmemesi üzerine hesaplarının kât edilerek davalılara hesap kât ihtarnamesi ve hesap özeti gönderilmesine rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazı üzerine takibin durdurulduğunu iddia ederek takibe vaki itirazın iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 71 yaşında olduğunu ve okur yazar olmadığını, asıl borçlunun kandırması üzerine sözleşmeye imza attığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalılar cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı ...'ün itirazları yönünden Kastamonu C. Başsavcılığınca yapılan soruşturma neticesinde davalı ...'ün sözleşme altındaki yazının aidiyetinin belirlenecek nitelikte olmadığından dolayı takipsizlik kararı verildiği ve takipsizlik kararının kesinleştiği, Cide Noterliğince düzenlenen 12.09.2008 tarihli "Düzenleme Şeklindeki Vekaletname" ile davalı ...'ün temlik eden banka lehine ipotek vermek ve müşterek müteselsil kefil olmak üzere diğer davalı ...'un vekil olarak tayin edildiği, böylelikle temlik eden bankanın sözleşmeyi noter tarafından düzenlenen vekâletnameye güvenerek tanzim ettiği, bu nedenle davalı ...'ün, sözleşmenin iradesi dışında kurulduğuna dair itirazının yerinde görülmediği, yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde dava konusu kredi nedeniyle davalıların bankaya bilirkişi raporunda belirlenen miktarda borçlu oldukları, alacağın likit olduğu, uyuşmazlığın ticari iş mahiyetinde olmasından dolayı ticari temerrüt faizi işletilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin takip konusu sözleşmenin imza tarihinde 69 yaşını doldurmuş olup okuma yazma da bilmediğini, yaşlılığının da etkisiyle ve ...'un damadı olması nedeniyle kolay kandırılabilecek durumda olduğunu, davalı ...'un müvekkilini kandırarak okuma yazma bilmeyen müvekkiline içeriği hakkında hiçbir bilgisi olmadığı halde isminin ve soy isminin baş harflerinin şekillerini taklit ettirerek görünüşte imzalattığını, sözleşmede müvekkili yönünden imza ve kefalet iradesinin bulunmadığını, ipotekli takip dosyasında tahsil edilen miktarların işbu dosyada dikkate alınması gerektiğini, mahkemece sadece hesaplamaya yönelik matematiksel bilirkişi incelemeleri ile sonuca gidilerek eksik inceleme ile karar verildiğini, müvekkiline attırılan imzanın da esasen imza niteliği taşımayan adi bir çizimden ibaret olduğunu, noter ve tapu işlemlerinde ilgili yasal düzenleme gereği ikişer tanığın da hazır bulunduğunu, dinlenen tanıkların da müvekkilinin okuma yazma bilmediğini ifade ettiklerini, böylelikle müvekkilinin dava konusu sözleşmeden kaynaklanan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, raporlarda uygulanan faiz oranlarının hukuka aykırı ve fahiş olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 7, 88 ve 120 nci maddelerinin gözetilmediğini, alacağı bankadan temlik alan davacı ...'ın davalı ...'un eski arkadaşı ve diğer davalı ...'ın ortağı olup aralarındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu, aleyhine hükmedilen tazminatın haksız olduğunu, yargılama giderlerinin kabul ve ret miktarlarına göre orantı kurularak taraflara paylaştırılması ve ayrıca reddedilen miktar üzerine müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini, kararın bu yönü ile de hatalı olduğunu bildirerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, vekâletnameler ve azilnamede davalının okuma yazma bildiğinin açıkça yazılı olduğu, diğer belgelerde ise okuma yazma bilmediğine dair bir ifadenin yer almadığı, söz konusu belgelerin bizzat davalı ... tarafından imzalanmış olması karşısında davalı ... vekilinin, müvekkilinin okuma yazma bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği, dava konusu genel kredi sözleşmesinin, diğer davalı ...'un davalı ...'yı kandırması nedeniyle imzalandığına dair iddiası yönünden dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, davalı ..., takip dayanağı genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak yer almakla birlikte, aynı zamanda davalı asıl borçlu ...'un temlik eden bankadan kullandığı/ kullanacağı kredilerin teminatını teşkil etmek üzere 23.03.2010 tarihli ipotek senedi ile maliki olduğu taşınmaz üzerine ipotek tesis ettirmiş olup, ipotek akit tablosunun incelenmesinde söz konusu ipoteğin davalının temlik eden bankaya kefaletinden doğan/ doğacak borçlarının teminatını teşkil ettiğinin açıkça yazıldığı, ipoteğin davalının davacı bankaya kefalet sözleşmesinden doğan/ doğacak borçları yönünden de ipotek limiti olan 200.000,00 TL'ye kadar teminat altına aldığı anlaşılmakta olup, İlk Derece Mahkemesince, davacı yanca davalı ... hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesi gereğince öncelikle ipoteğe başvurması, borcun tamamen ödenmemesi halinde ilamsız takip başlatması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının davalı ... yönünden kaldırılmasına, davalı ... hakkında açılan davanın reddine, davalı ...'ün kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ... aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, taşınmazın satışı sonrası alacağın tamamının tahsil edilemediğini, 200.000,00 TL üst sınır ipoteği ile 240.000,00 TL alacağın karşılanamayacağının açık olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verildiğini ancak gerekçenin hatalı olduğunu, davalının okuma yazma bilmediğini, kandırılarak kredi sözleşmelerine imza attırıldığını, davalının kefil olma iradesinin bulunmadığını, tanıkların da davalının okuma yazma bilmediğini beyan ettiğini, alacak hesabındaki faiz oranının fahiş olduğunu, davalının borcu bulunmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; genel kredi sözleşmesine dayalı takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı Kanun'un 45 ve 67 nci maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5929 E. 2022/6891 K.
Ortak:müteselsil kefil · genel kredi sözleşmesi · kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz kararda… davalı ... tarafından imzalanmış olması karşısında davalı ... vekilinin, müvekkilinin okuma yazma bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği, dava konusu «genel kredi sözleşmesinin», diğer davalı ...'un davalı ...'yı kandırması nedeniyle imzalandığına dair iddiası yönünden dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, davalı ..., takip dayanağı genel kredi sözleşmesinde «müteselsil kefil» olarak yer almakla birlikte, aynı zamanda davalı asıl borçlu ...'un «temlik» eden bankadan kullandığı/ kullanacağı kredilerin «teminatını» teşkil etmek üzere 23.03.2010 tarihli «ipotek» senedi ile maliki olduğu taşınmaz üzerine ipotek tesis ettirmiş olup, «ipotek akit tablosunun» incelenmesinde söz konusu ipoteğin davalının temlik eden bankaya «kefaletinden» doğan/ doğacak borçlarının teminatını teşkil ettiğinin açıkça yazıldığı, ipoteğin davalının davacı bankaya «kefalet sözleşmesinden doğan»/ doğacak borçları yönünden de «ipotek limiti» olan 200.000,00 TL'ye kadar teminat altına aldığı anlaşılmakta olup, İlk Derece Mahkemesince, davacı yanca davalı ... hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesi gereğince öncelikle ipoteğe başvurması, borcun tamamen ödenmemesi halinde «ilamsız takip» başlatması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının davalı ... yönünden kaldırılmasına, davalı ... hakkında açılan davanın reddine, davalı ...'ün «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Başsavcılığınca yapılan soruşturma neticesinde davalı ...'ün sözleşme altındaki yazının aidiyetinin belirlenecek nitelikte olmadığından dolayı «takipsizlik» kararı verildiği ve takipsizlik kararının kesinleştiği, Cide Noterliğince düzenlenen 12.09.2008 tarihli "Düzenleme Şeklindeki Vekaletname" ile davalı ...'ün «temlik» eden banka lehine «ipotek» vermek ve müşterek «müteselsil kefil» olmak üzere diğer davalı ...'un vekil olarak tayin edildiği, böylelikle temlik eden bankanın sözleşmeyi noter tarafından düzenlenen vekâletnameye güvenerek tanzim ettiği, bu nedenle davalı ...'ün, sözleşmenin iradesi dışında kurulduğuna dair itirazının yerinde görülmediği, yapılan «bilirkişi incelemesi» neticesinde dava konusu kredi nedeniyle davalıların bankaya bilirkişi raporunda belirlenen miktarda borçlu oldukları, alacağın likit olduğu, uyuşmazlığın ticari iş mahiyetinde olmasından dolayı «ticari temerrüt faizi» işletilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… z dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verildiğini ancak gerekçenin hatalı olduğunu, davalının okuma yazma bilmediğini, kandırılarak «kredi sözleşmelerine» imza attırıldığını, davalının «kefil» olma iradesinin bulunmadığını, tanıkların da davalının okuma yazma bilmediğini beyan ettiğini, alacak hesabındaki faiz oranının fahiş olduğunu, davalının borcu bul …
Benzer bu karardaDavacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasındaki 31.03.2011 tarihli «genel kredi sözleşmesini», davalı «müşterek borçlu müteselsil kefil» sıfatıyla imzalamıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kıymetli evrak · müşterek borçlu müteselsil kefil · kambiyo senedi · geçersizlik · cy/cy kaydı · kesin hüküm
Benzer bu kararda… okuma yazma bilip bilmediğinin tespiti için ilgili İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığı, ilgili kurumca müzekkereye verilen cevapla, davalı adına bir «kayda» rastlanmadığının bildirildiği, verilen cevaptan davalının okuma yazma bilmediğinin tespit edildiği, davacı yanın, okuma yazma bilmeyen davalının imzası bulunan bel …
Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasındaki 31.03.2011 tarihli «genel kredi sözleşmesini», davalı «müşterek borçlu müteselsil kefil» sıfatıyla imzalamıştır.
Borç altına girme iradesini ve özellikle beyan iradesini «kesin» olarak açıklar, tamamlayıp ortaya koyar (Eren Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22.
İmzanın kural olarak el yazısı ile atılması zorunlu olmakla birlikte, örf ve âdetçe kabul edilen durumlarda ve özellikle çok sayıda çıkarılan «kıymetli evrakın» imzalanmasında el yazısı dışında başka bir araçla atılması mümkündür.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5440 E. 2017/3844 K.
Ortak:İtirazın iptali
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kâr payı alacağı · ilamsız icra takibi · ikrar · kâr payı · ıslah
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava şirkete verilen hisse bedeli ve kâr «payı alacağının» tahsili amacıyla yapılan «ilamsız icra takibine» yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davacı dava dilekçesinde itirazın iptali istemiyle dava açmış olduğu, 31.07.2015 tarihli «ıslah» dilekçesi ile davayı ortaklığın tespitine çevirmek istediği, davacı yargılama sırasında ve dava dilekçesinde okuma yazma bilmediğini beyan ettiğinden 31.07.2015 tarihli dilekçe içeriğinin doğru olup olmadığı hususu 19.11.2015 tarihli duruşma da davacıya sorulduğu, dilekçe içeriğinin kabul edildiğini ve kendisinin şirket ortağı olduğunu beyan ettiği, davacının itirazın iptali davasını ortaklığın tespitine çevirmek istemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının bu yöndeki ıslahının mümkün bulunmadığı, davacının 31.07.2015 tarihli ıslah dilekçesi ve duruşmadaki beyanında davalı şirkette ortak olduğunu açıkça «ikrar» ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı şirkete ait hisse bedeli ve kâr «payı alacağına» ilişkin icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davacının «ıslah» talebi ile itirazın iptali davasını ortaklığın tespiti davasına dönüştürmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı 31.07.2015 tarihli «ıslah» dilekçesi ile davasını tamamen ıslah ederek davalı şirkette ortaklığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davanın tamamen «ıslahını» düzenleyen HMK 176/1 fıkrasına göre davanın tamamen ıslahı herzaman mümkün olup, mahkemece ıslah talebi gereğince davacının davalı şirkette ortaklığının tespiti talebi değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5520 E. 2021/6448 K.
Ortak:ipotek
İncelediğiniz karardaBaşsavcılığınca yapılan soruşturma neticesinde davalı ...'ün sözleşme altındaki yazının aidiyetinin belirlenecek nitelikte olmadığından dolayı «takipsizlik» kararı verildiği ve takipsizlik kararının kesinleştiği, Cide Noterliğince düzenlenen 12.09.2008 tarihli "Düzenleme Şeklindeki Vekaletname" ile davalı ...'ün «temlik» eden banka lehine «ipotek» vermek ve müşterek «müteselsil kefil» olmak üzere diğer davalı ...'un vekil olarak tayin edildiği, böylelikle temlik eden bankanın sözleşmeyi noter tarafından düzenlenen vekâletnameye güvenerek tanzim ettiği, bu nedenle davalı ...'ün, sözleşmenin iradesi dışında kurulduğuna dair itirazının yerinde görülmediği, yapılan «bilirkişi incelemesi» neticesinde dava konusu kredi nedeniyle davalıların bankaya bilirkişi raporunda belirlenen miktarda borçlu oldukları, alacağın likit olduğu, uyuşmazlığın ticari iş mahiyetinde olmasından dolayı «ticari temerrüt faizi» işletilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… nda hiçbir bilgisi olmadığı halde isminin ve soy isminin baş harflerinin şekillerini taklit ettirerek görünüşte imzalattığını, sözleşmede müvekkili yönünden imza ve «kefalet» iradesinin bulunmadığını, «ipotekli» takip dosyasında tahsil edilen miktarların işbu dosyada dikkate alınması gerektiğini, mahkemece sadece hesaplamaya yönelik matematiksel «bilirkişi incelemeleri» ile sonuca gidilerek «eksik inceleme» ile karar verildiğini, müvekkiline attırılan imzanın da esasen imza niteliği taşımayan adi bir çizimden ibaret olduğunu, noter ve tapu işlemlerinde ilgili yasal düzenleme gereği ikişer tanığın da hazır bulunduğunu, dinlenen tanıkların da müvekkilinin okuma yazma bilmediğini ifade ettiklerini, böylelikle müvekkilinin dava konusu sözleşmeden kaynaklanan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, raporlarda uygulanan faiz oranlarının hukuka aykırı ve fahiş olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 7, 88 ve 120 nci maddelerinin gözetilmediğini, alacağı bankadan «temlik» alan davacı ...'ın davalı ...'un eski arkadaşı ve diğer davalı ...'ın ortağı olup aralarındaki ilişkinin «muvazaalı» olduğunu, aleyhine hükmedilen tazminatın haksız olduğunu, «yargılama giderlerinin» kabul ve ret miktarlarına göre orantı kurularak taraflara paylaştırılması ve ayrıca reddedilen miktar üzerine müvekkili lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesinin gerektiğini, kararın bu yönü ile de hatalı olduğunu bildirerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir C.
… davalı ... tarafından imzalanmış olması karşısında davalı ... vekilinin, müvekkilinin okuma yazma bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği, dava konusu «genel kredi sözleşmesinin», diğer davalı ...'un davalı ...'yı kandırması nedeniyle imzalandığına dair iddiası yönünden dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, davalı ..., takip dayanağı genel kredi sözleşmesinde «müteselsil kefil» olarak yer almakla birlikte, aynı zamanda davalı asıl borçlu ...'un «temlik» eden bankadan kullandığı/ kullanacağı kredilerin «teminatını» teşkil etmek üzere 23.03.2010 tarihli «ipotek» senedi ile maliki olduğu taşınmaz üzerine ipotek tesis ettirmiş olup, «ipotek akit tablosunun» incelenmesinde söz konusu ipoteğin davalının temlik eden bankaya «kefaletinden» doğan/ doğacak borçlarının teminatını teşkil ettiğinin açıkça yazıldığı, ipoteğin davalının davacı bankaya «kefalet sözleşmesinden doğan»/ doğacak borçları yönünden de «ipotek limiti» olan 200.000,00 TL'ye kadar teminat altına aldığı anlaşılmakta olup, İlk Derece Mahkemesince, davacı yanca davalı ... hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesi gereğince öncelikle ipoteğe başvurması, borcun tamamen ödenmemesi halinde «ilamsız takip» başlatması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının davalı ... yönünden kaldırılmasına, davalı ... hakkında açılan davanın reddine, davalı ...'ün «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; akit tarihinde davacının «fiil ehliyetini» ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığının Adli Tıp Kurumu raporuyla tespit edildiğinden davacının işlem tarihi olan 17/07/2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı ayrıca davacı tarafından «ipotek» sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı da ipotek «sözleşmesinin iptalini» talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu nedenden dolayı da «geçersiz» hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, müvekkillinin okuma yazma bilmediğini ve «ipotek» sözleşmesinin imzalandığı tarihte akıl sağlığının yerinde olmadığını ileri sürerek davalı banka lehine verilen «ipoteğin fekkini» talep etmiş, mahkemece, Adli Tıp Kurumu raporuna göre davacının ipotek sözleşmesinin imzalandığı tarihte «fiil ehliyetine» sahip olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının okuma yazma bilmediği ve bu sebeple hulüs ve saffetinden yararlanıldığı iddiası yönünden herhan …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:fiil ehliyeti · ipoteğin fekki · sözleşmenin iptali · taraf ehliyeti · geçersizlik
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; akit tarihinde davacının «fiil ehliyetini» ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığının Adli Tıp Kurumu raporuyla tespit edildiğinden davacının işlem tarihi olan 17/07/2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı ayrıca davacı tarafından «ipotek» sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı da ipotek «sözleşmesinin iptalini» talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu nedenden dolayı da «geçersiz» hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, müvekkillinin okuma yazma bilmediğini ve «ipotek» sözleşmesinin imzalandığı tarihte akıl sağlığının yerinde olmadığını ileri sürerek davalı banka lehine verilen «ipoteğin fekkini» talep etmiş, mahkemece, Adli Tıp Kurumu raporuna göre davacının ipotek sözleşmesinin imzalandığı tarihte «fiil ehliyetine» sahip olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının okuma yazma bilmediği ve bu sebeple hulüs ve saffetinden yararlanıldığı iddiası yönünden herhan …
2- Dava, «ipoteğin fekki» istemine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5056 E. 2024/2194 K.
Ortak:ipotek akit tablosu · ipoteğin paraya çevrilmesi · ipotek · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · kredi sözleşmesi · ihtarname
İncelediğiniz kararda… davalı ... tarafından imzalanmış olması karşısında davalı ... vekilinin, müvekkilinin okuma yazma bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği, dava konusu «genel kredi sözleşmesinin», diğer davalı ...'un davalı ...'yı kandırması nedeniyle imzalandığına dair iddiası yönünden dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, davalı ..., takip dayanağı genel kredi sözleşmesinde «müteselsil kefil» olarak yer almakla birlikte, aynı zamanda davalı asıl borçlu ...'un «temlik» eden bankadan kullandığı/ kullanacağı kredilerin «teminatını» teşkil etmek üzere 23.03.2010 tarihli «ipotek» senedi ile maliki olduğu taşınmaz üzerine ipotek tesis ettirmiş olup, «ipotek akit tablosunun» incelenmesinde söz konusu ipoteğin davalının temlik eden bankaya «kefaletinden» doğan/ doğacak borçlarının teminatını teşkil ettiğinin açıkça yazıldığı, ipoteğin davalının davacı bankaya «kefalet sözleşmesinden doğan»/ doğacak borçları yönünden de «ipotek limiti» olan 200.000,00 TL'ye kadar teminat altına aldığı anlaşılmakta olup, İlk Derece Mahkemesince, davacı yanca davalı ... hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesi gereğince öncelikle ipoteğe başvurması, borcun tamamen ödenmemesi halinde «ilamsız takip» başlatması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının davalı ... yönünden kaldırılmasına, davalı ... hakkında açılan davanın reddine, davalı ...'ün «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
… ı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile davalı ... arasında imzalanan sözleşmelere dayalı olarak krediler kullandırıldığını, diğer davalıların da sözleşmeye «kefil» sıfatıyla imza attıklarını, borçlunun edimlerini yerine getirmemesi üzerine hesaplarının kât edilerek davalılara hesap kât «ihtarnamesi» ve hesap özeti gönderilmesine rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazı üzerine «takibin durdurulduğunu» iddia ederek takibe vaki itirazın iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Başsavcılığınca yapılan soruşturma neticesinde davalı ...'ün sözleşme altındaki yazının aidiyetinin belirlenecek nitelikte olmadığından dolayı «takipsizlik» kararı verildiği ve takipsizlik kararının kesinleştiği, Cide Noterliğince düzenlenen 12.09.2008 tarihli "Düzenleme Şeklindeki Vekaletname" ile davalı ...'ün «temlik» eden banka lehine «ipotek» vermek ve müşterek «müteselsil kefil» olmak üzere diğer davalı ...'un vekil olarak tayin edildiği, böylelikle temlik eden bankanın sözleşmeyi noter tarafından düzenlenen vekâletnameye güvenerek tanzim ettiği, bu nedenle davalı ...'ün, sözleşmenin iradesi dışında kurulduğuna dair itirazının yerinde görülmediği, yapılan «bilirkişi incelemesi» neticesinde dava konusu kredi nedeniyle davalıların bankaya bilirkişi raporunda belirlenen miktarda borçlu oldukları, alacağın likit olduğu, uyuşmazlığın ticari iş mahiyetinde olmasından dolayı «ticari temerrüt faizi» işletilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece 04.07.2019 tarih, 2001/26 E. ve 2019/416 K. sayılı karar ile akit tarihinde davacının «fiil ehliyetini» ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığı ATK raporuyla tespit edildiğinden davacının, işlem tarihi olan 17.07.2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı, ayrıca davacı, «ipotek» sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı ipotek «sözleşmesinin iptalini» talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu sebeple «geçersiz» hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… anlaşıldığı, işlem tarihinde de okuma yazma bilmeyerek işlemi gerçekleştirdiği, tanıkların beyanlarında, davacının kolay kandırılabilecek saf bir kadın olmadığı ve «ipotek» tesisi işlemini bilerek ve isteyerek yaptıklarının ifade edildiği, davaya konu ipotek tesisine ilişkin belgede imzası bulunan tutanak «tanıklarının beyanlarına» başvurulması bir an için düşünülebilir ise de işlemin tesis edilme tarihi üzerinden yaklaşık on altı yıl gibi çok uzun bir süre geçtiğinden tutanak tanıklarının beyanlarına «usul ekonomisi» ilkesi uyarınca başvurulmadığı, Tapu Sicil Tüzüğü uyarınca okuma yazma bilmeyenlerin yapacakları işlemlerde parmak bastırılması ve iki tane şahit bulundurulmasının gerektiği, somut olayda bu kurala riayet edilmediği, ancak bu kurala uyulmamış olmasının tek başına resmi belgenin ve işlemin «geçersiz» sayılmasını gerektirmediği, ayrıca davacının okuma yazma bilmediğini söylemesi gerekirken bu durumu söylemeyip imza atıp işlem yapmasının kendi kusurundan ileri geldiği, «hilenin» varlığının resen araştırılacağı, dava konusu ipotek işleminde davacının kandırıldığı ve saflığından istifade edildiğinin usulünce ispat edilemediği, davacının bili …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:fiil ehliyeti · usul ekonomisi · ipoteğin fekki · tanık beyanı · butlan · sözleşmenin iptali · hile · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaMahkemece 04.07.2019 tarih, 2001/26 E. ve 2019/416 K. sayılı karar ile akit tarihinde davacının «fiil ehliyetini» ortadan kaldıracak herhangi bir akıl hastalığının olmadığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama halinin olmadığı ATK raporuyla tespit edildiğinden davacının, işlem tarihi olan 17.07.2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşıldığı, ayrıca davacı, «ipotek» sözleşmesinde ipotek bedelinin farklı ülkelere ait yabancı para birimleriyle belirlenmesinden dolayı ipotek «sözleşmesinin iptalini» talep etmiş ise de, sözleşmede rakam ve yazı bölümlerinde farklı değerler bulunması halinde yazı kısmındaki değere itibar edileceği kabul edildiğinden ipotek sözleşmesinin sadece bu sebeple «geçersiz» hale gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… anlaşıldığı, işlem tarihinde de okuma yazma bilmeyerek işlemi gerçekleştirdiği, tanıkların beyanlarında, davacının kolay kandırılabilecek saf bir kadın olmadığı ve «ipotek» tesisi işlemini bilerek ve isteyerek yaptıklarının ifade edildiği, davaya konu ipotek tesisine ilişkin belgede imzası bulunan tutanak «tanıklarının beyanlarına» başvurulması bir an için düşünülebilir ise de işlemin tesis edilme tarihi üzerinden yaklaşık on altı yıl gibi çok uzun bir süre geçtiğinden tutanak tanıklarının beyanlarına «usul ekonomisi» ilkesi uyarınca başvurulmadığı, Tapu Sicil Tüzüğü uyarınca okuma yazma bilmeyenlerin yapacakları işlemlerde parmak bastırılması ve iki tane şahit bulundurulmasının gerektiği, somut olayda bu kurala riayet edilmediği, ancak bu kurala uyulmamış olmasının tek başına resmi belgenin ve işlemin «geçersiz» sayılmasını gerektirmediği, ayrıca davacının okuma yazma bilmediğini söylemesi gerekirken bu durumu söylemeyip imza atıp işlem yapmasının kendi kusurundan ileri geldiği, «hilenin» varlığının resen araştırılacağı, dava konusu ipotek işleminde davacının kandırıldığı ve saflığından istifade edildiğinin usulünce ispat edilemediği, davacının bili …
… arklılıklarını dahi anlayabilecek durumda olmadığını, Tapu Sicil Tüzüğü gereği okuma yazma bilmeyenlere ilişkin merasimin yerine getirilmemesi sebebiyle sözleşmenin «butlanla» batıl olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «ipoteğin fekki» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2003 E. , 2023/4205 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2018/785 Esas, 2021/1607 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Kastamonu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2013/363 E., 2017/306 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı ... ve duruşma istemi olmaksızın davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 04.07.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, hazır bulunan davacı (temlik alan) vekili Avukat .. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile davalı ... arasında imzalanan sözleşmelere dayalı olarak krediler kullandırıldığını, diğer davalıların da sözleşmeye kefil sıfatıyla imza attıklarını, borçlunun edimlerini yerine getirmemesi üzerine hesaplarının kât edilerek davalılara hesap kât ihtarnamesi ve hesap özeti gönderilmesine rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazı üzerine takibin durdurulduğunu iddia ederek takibe vaki itirazın iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 71 yaşında olduğunu ve okur yazar olmadığını, asıl borçlunun kandırması üzerine sözleşmeye imza attığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalılar cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı ...'ün itirazları yönünden Kastamonu C. Başsavcılığınca yapılan soruşturma neticesinde davalı ...'ün sözleşme altındaki yazının aidiyetinin belirlenecek nitelikte olmadığından dolayı takipsizlik kararı verildiği ve takipsizlik kararının kesinleştiği, Cide Noterliğince düzenlenen 12.09.2008 tarihli "Düzenleme Şeklindeki Vekaletname" ile davalı ...'ün temlik eden banka lehine ipotek vermek ve müşterek müteselsil kefil olmak üzere diğer davalı ...'un vekil olarak tayin edildiği, böylelikle temlik eden bankanın sözleşmeyi noter tarafından düzenlenen vekâletnameye güvenerek tanzim ettiği, bu nedenle davalı ...'ün, sözleşmenin iradesi dışında kurulduğuna dair itirazının yerinde görülmediği, yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde dava konusu kredi nedeniyle davalıların bankaya bilirkişi raporunda belirlenen miktarda borçlu oldukları, alacağın likit olduğu, uyuşmazlığın ticari iş mahiyetinde olmasından dolayı ticari temerrüt faizi işletilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin takip konusu sözleşmenin imza tarihinde 69 yaşını doldurmuş olup okuma yazma da bilmediğini, yaşlılığının da etkisiyle ve ...'un damadı olması nedeniyle kolay kandırılabilecek durumda olduğunu, davalı ...'un müvekkilini kandırarak okuma yazma bilmeyen müvekkiline içeriği hakkında hiçbir bilgisi olmadığı halde isminin ve soy isminin baş harflerinin şekillerini taklit ettirerek görünüşte imzalattığını, sözleşmede müvekkili yönünden imza ve kefalet iradesinin bulunmadığını, ipotekli takip dosyasında tahsil edilen miktarların işbu dosyada dikkate alınması gerektiğini, mahkemece sadece hesaplamaya yönelik matematiksel bilirkişi incelemeleri ile sonuca gidilerek eksik inceleme ile karar verildiğini, müvekkiline attırılan imzanın da esasen imza niteliği taşımayan adi bir çizimden ibaret olduğunu, noter ve tapu işlemlerinde ilgili yasal düzenleme gereği ikişer tanığın da hazır bulunduğunu, dinlenen tanıkların da müvekkilinin okuma yazma bilmediğini ifade ettiklerini, böylelikle müvekkilinin dava konusu sözleşmeden kaynaklanan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, raporlarda uygulanan faiz oranlarının hukuka aykırı ve fahiş olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 7, 88 ve 120 nci maddelerinin gözetilmediğini, alacağı bankadan temlik alan davacı ...'ın davalı ...'un eski arkadaşı ve diğer davalı ...'ın ortağı olup aralarındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu, aleyhine hükmedilen tazminatın haksız olduğunu, yargılama giderlerinin kabul ve ret miktarlarına göre orantı kurularak taraflara paylaştırılması ve ayrıca reddedilen miktar üzerine müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini, kararın bu yönü ile de hatalı olduğunu bildirerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, vekâletnameler ve azilnamede davalının okuma yazma bildiğinin açıkça yazılı olduğu, diğer belgelerde ise okuma yazma bilmediğine dair bir ifadenin yer almadığı, söz konusu belgelerin bizzat davalı ... tarafından imzalanmış olması karşısında davalı ... vekilinin, müvekkilinin okuma yazma bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği, dava konusu genel kredi sözleşmesinin, diğer davalı ...'un davalı ...'yı kandırması nedeniyle imzalandığına dair iddiası yönünden dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, davalı ..., takip dayanağı genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak yer almakla birlikte, aynı zamanda davalı asıl borçlu ...'un temlik eden bankadan kullandığı/ kullanacağı kredilerin teminatını teşkil etmek üzere 23.03.2010 tarihli ipotek senedi ile maliki olduğu taşınmaz üzerine ipotek tesis ettirmiş olup, ipotek akit tablosunun incelenmesinde söz konusu ipoteğin davalının temlik eden bankaya kefaletinden doğan/ doğacak borçlarının teminatını teşkil ettiğinin açıkça yazıldığı, ipoteğin davalının davacı bankaya kefalet sözleşmesinden doğan/ doğacak borçları yönünden de ipotek limiti olan 200.000,00 TL'ye kadar teminat altına aldığı anlaşılmakta olup, İlk Derece Mahkemesince, davacı yanca davalı ...
hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesi gereğince öncelikle ipoteğe başvurması, borcun tamamen ödenmemesi halinde ilamsız takip başlatması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının davalı ... yönünden kaldırılmasına, davalı ... hakkında açılan davanın reddine, davalı ...'ün kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ... aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, taşınmazın satışı sonrası alacağın tamamının tahsil edilemediğini, 200.000,00 TL üst sınır ipoteği ile 240.000,00 TL alacağın karşılanamayacağının açık olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verildiğini ancak gerekçenin hatalı olduğunu, davalının okuma yazma bilmediğini, kandırılarak kredi sözleşmelerine imza attırıldığını, davalının kefil olma iradesinin bulunmadığını, tanıkların da davalının okuma yazma bilmediğini beyan ettiğini, alacak hesabındaki faiz oranının fahiş olduğunu, davalının borcu bulunmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; genel kredi sözleşmesine dayalı takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı Kanun'un 45 ve 67 nci maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalı ...'den alınarak, davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1003614600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz