İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4689 E. 2020/4368 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gayri nakdi kredi↗ depo kararı↗ genel kredi sözleşmesi↗ kefil↗ kredi sözleşmesi↗ çek↗ inkar tazminatı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece davalının itirazında ve yargılama sırasında vekili aracılığıyla yaptığı beyanlarında okuma yazma bilmediği savunmasında bulunduğu, bu doğrultuda yapılan araştırmada davalının kendisini yükümlülük altına sokan belgelerin çoğunu imza atarak onayladığının anlaşıldığı, buna göre davalının kendisini yükümlülük altına sokan davaya konu alacağın dayanağı olan genel kredi sözleşmesini okuyup anlayabilecek yeterlilikte okur yazar olduğunun kabulü gerektiği, hükme esas alınan rapora göre davacının takip tarihi itibariyle nakdi alacağının tahsilini ve gayrinakdi alacağının bir kısmının depo edilmesini talep etmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, kabul edilen miktar yönünden takibin devamına, inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Kredi sözleşmesinin kefili yönünden gayri nakdi kredi tutarlarının depo edilmesinin talep edilebilmesi için sözleşmede depo talep edilebileceği yönünde düzenleme bulunması gereklidir. Dava konusu kredi sözleşmesinde çek bedellerinin depo edilmesinin kefillerden istenebileceğine dair hüküm bulunmadığından, davacı vekilinin bu yöndeki talebinin tamamen reddi gerekirken kısmen kabulü isabetsiz olup, hükmün bu yönden bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11746 E. 2014/17362 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket zararı
Benzer bu karardaMahkemece, «şirketi zarara» sokan işlemlerin davalı ...'ın denetçi olduğu dönemde gerçekleşmediği gerekçesiyle bu davalı aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalılara aleyhine açılan davanın kabulüne dair verilen karar davacı vekili, davalılar ..., ..., ...‘nın temyizi üzerine Dairemizce taraflar yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/141 E. 2023/3077 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:imza sahteliği · sebepten mücerretlik · kambiyo senedi vasfı · tanık delili · isticvap · abonelik sözleşmesi · mücerretlik · sahtelik
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu senedin «bono» vasfında olduğu, senedin ihdas «sebebinin» yazılmamış olmasının «kıymetli evrak» niteliğini etkilemediği, gerek mahkememizde gerekse «icra hukuk» mahkemesinde alınan bilirkişi raporlarına göre bonodaki «keşideci» imzası ile "..." el yazısının davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiği, her ne kadar davacı okuma yazma bilmediğini iddia etmiş ise de, bononun tanzim tarihinden öncesinde noter huzurunda düzenleme şeklinde verdiği vekaletnamede kendi beyanıyla okuduğunu açıkça belirterek imzasını attığı, ayrıca tapu müdürlüğünde taşınmaz alım - satımı ile ilgili yapmış olduğu resmi satış senedinde de "okuyup kabul ettiğini" açıkça belirttiği, «abonelik sözleşmesi» ve nüfus müdürlüğündeki kimlik başvurularında el yazısıyla "isim ve soy ismini" yazdığı, celp edilen resmi evraklar karşısında davacının okur yazar olduğunun sabit olduğu, dava konusu bono üzerinde de kendi eli ürünü olan imzasını attığı, yine kendi el yazısıyla isim ve soy ismini yazdığı, bu sebeplerle davacının bu iddiasının da mahkememizce yerinde görülmediği, her ne kadar «hile» ve yanıltma konusunda «tanık delili» caiz ise de yasal sürelerin geçirildiği, davalı yanın «muvafakatinin» bulunmadığı, yukarıda ayrıntılı şekilde gerekçesi yazıldığı üzere «tahkikat» sona erdikten sonra «ıslah» yapılamayacağından ıslah suretinde tanık listesi verilmesinin usulen mümkün olmadığı, hal böyle olunca davacının «imza sahteliği», okur yazar olmadığı, aldatıldığı ve senedin «bedelsizliğine» ilişkin iddialarının kanıtlanamadığı, davacının açıkça «yemin deliline» de dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını, davacının sık sık yurt dışına çıktığını ve işlerini kendisinin yürüttüğünü, müvekkilinin davacının kiracısı da olmadığını, «kambiyo senedi» olan «bononun» «sebepten mücerret» olduğunu belirterek, haksız ve kötü niyetli davanın reddine, % 20 «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dayanağının «sahtecilik», aldatma (hata ve «hileye») dayandırıldığını, mahkemece ön «inceleme duruşmasında»; verilen «kesin süre» içerisinde delillerinin açılımının gösterildiğini ve «tanık deliline» de dayanılarak tanıklarının bildirildiğini, duruşma tutanağına da geçen delil listelerine davalı tarafından yasal süre içinde ve usulüne uygun olarak itiraz da edilmediğini, tanık dinlenmesi kararından «rücu» edilen celsede, aynı zamanda «tahkikata» da «son» verildiğini, vekillik görevinden kaynaklanan savunma haklarının «kısıtlandığını» ve «ıslah» ve diğer hukuki haklarının kullanılmasının da bu şekilde ortadan kaldırıldığını, davacının okur yazar olmaması nedeniyle, senedin «rızası» dışında düzenlenmiş olduğu hususundaki delillerinin mahkemece dikkate alınmadığını, uzman «bilirkişi incelemesi» yaptırılmadığını, senet metni üzerindeki yazılar bakımından yazı incelemesi yaptırılmadığını, «isticvap» duruşmasında, davalıya taraflarınca soru yöneltilmesine ve maddi gerçeğin ortaya çıkmasına mahkemece izin verilmediğini, davalı tarafından açıkça belirtilmeyen del …
… olmayan birisi olduğunu, müvekkilinin kiracısı olan davalının müvekkiline kira ödemesini banka aracılığıyla yapmak üzere banka talimat yazısı olduğunu söyleyerek ve «kambiyo senedi» olduğunu göstermeden müvekkilinden imza atmasını istediğini, taraflar arasında kiralayan-kiracı olmaktan öte herhangi bir borç alacak veya diğer herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığını, davalının müvekkilinin imzasını taklit ederek müvekkilinin okuma yazma bilmemesinden ve yalnız yaşamasından istifade ederek sahte evrak ile müvekkilini «dolandırmaya» çalıştığını, müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, takibe konu senedin «kambiyo senedi vasfını» haiz olmadığını, borcun «sebebinin» senet üzerine derc olunmadığı gibi borçluya ödeme ihbarında da bulunulmadığını, senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, konu ile ilgili soruşturmanın devam e …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2003 E. 2023/4205 K.
Ortak:genel kredi sözleşmesi · kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz kararda… lülük altına sokan belgelerin çoğunu imza atarak onayladığının anlaşıldığı, buna göre davalının kendisini yükümlülük altına sokan davaya konu alacağın dayanağı olan «genel kredi sözleşmesini» okuyup anlayabilecek yeterlilikte okur yazar olduğunun kabulü gerektiği, hükme esas alınan rapora göre davacının takip tarihi itibariyle nakdi alacağının tahsilini ve gayrinakdi alacağının bir kısmının «depo» edilmesini talep etmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, kabul edilen miktar yönünden takibin devamına, «inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
… sına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, 2-Kredi sözleşmesinin «kefili» yönünden «gayri nakdi kredi» tutarlarının «depo» edilmesinin talep edilebilmesi için sözleşmede depo talep edilebileceği yönünde düzenleme bulunması gereklidir.
Dava konusu «kredi sözleşmesinde» «çek» bedellerinin «depo» edilmesinin kefillerden istenebileceğine dair hüküm bulunmadığından, davacı vekilinin bu yöndeki talebinin tamamen reddi gerekirken kısmen kabulü isabetsiz olup, hükmün bu yönden bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… davalı ... tarafından imzalanmış olması karşısında davalı ... vekilinin, müvekkilinin okuma yazma bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği, dava konusu «genel kredi sözleşmesinin», diğer davalı ...'un davalı ...'yı kandırması nedeniyle imzalandığına dair iddiası yönünden dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, davalı ..., takip dayanağı genel kredi sözleşmesinde «müteselsil kefil» olarak yer almakla birlikte, aynı zamanda davalı asıl borçlu ...'un «temlik» eden bankadan kullandığı/ kullanacağı kredilerin «teminatını» teşkil etmek üzere 23.03.2010 tarihli «ipotek» senedi ile maliki olduğu taşınmaz üzerine ipotek tesis ettirmiş olup, «ipotek akit tablosunun» incelenmesinde söz konusu ipoteğin davalının temlik eden bankaya «kefaletinden» doğan/ doğacak borçlarının teminatını teşkil ettiğinin açıkça yazıldığı, ipoteğin davalının davacı bankaya «kefalet sözleşmesinden doğan»/ doğacak borçları yönünden de «ipotek limiti» olan 200.000,00 TL'ye kadar teminat altına aldığı anlaşılmakta olup, İlk Derece Mahkemesince, davacı yanca davalı ... hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesi gereğince öncelikle ipoteğe başvurması, borcun tamamen ödenmemesi halinde «ilamsız takip» başlatması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının davalı ... yönünden kaldırılmasına, davalı ... hakkında açılan davanın reddine, davalı ...'ün «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
… z dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verildiğini ancak gerekçenin hatalı olduğunu, davalının okuma yazma bilmediğini, kandırılarak «kredi sözleşmelerine» imza attırıldığını, davalının «kefil» olma iradesinin bulunmadığını, tanıkların da davalının okuma yazma bilmediğini beyan ettiğini, alacak hesabındaki faiz oranının fahiş olduğunu, davalının borcu bul …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; «genel kredi sözleşmesine» dayalı takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ipotek akit tablosu · ipotek limiti · ilamsız takip · ticari temerrüt faizi · takibin durdurulması · takipsizlik kararı · ipoteğin paraya çevrilmesi · kefalet sözleşmesi
Benzer bu kararda… davalı ... tarafından imzalanmış olması karşısında davalı ... vekilinin, müvekkilinin okuma yazma bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği, dava konusu «genel kredi sözleşmesinin», diğer davalı ...'un davalı ...'yı kandırması nedeniyle imzalandığına dair iddiası yönünden dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, davalı ..., takip dayanağı genel kredi sözleşmesinde «müteselsil kefil» olarak yer almakla birlikte, aynı zamanda davalı asıl borçlu ...'un «temlik» eden bankadan kullandığı/ kullanacağı kredilerin «teminatını» teşkil etmek üzere 23.03.2010 tarihli «ipotek» senedi ile maliki olduğu taşınmaz üzerine ipotek tesis ettirmiş olup, «ipotek akit tablosunun» incelenmesinde söz konusu ipoteğin davalının temlik eden bankaya «kefaletinden» doğan/ doğacak borçlarının teminatını teşkil ettiğinin açıkça yazıldığı, ipoteğin davalının davacı bankaya «kefalet sözleşmesinden doğan»/ doğacak borçları yönünden de «ipotek limiti» olan 200.000,00 TL'ye kadar teminat altına aldığı anlaşılmakta olup, İlk Derece Mahkemesince, davacı yanca davalı ... hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesi gereğince öncelikle ipoteğe başvurması, borcun tamamen ödenmemesi halinde «ilamsız takip» başlatması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının davalı ... yönünden kaldırılmasına, davalı ... hakkında açılan davanın reddine, davalı ...'ün «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Başsavcılığınca yapılan soruşturma neticesinde davalı ...'ün sözleşme altındaki yazının aidiyetinin belirlenecek nitelikte olmadığından dolayı «takipsizlik» kararı verildiği ve takipsizlik kararının kesinleştiği, Cide Noterliğince düzenlenen 12.09.2008 tarihli "Düzenleme Şeklindeki Vekaletname" ile davalı ...'ün «temlik» eden banka lehine «ipotek» vermek ve müşterek «müteselsil kefil» olmak üzere diğer davalı ...'un vekil olarak tayin edildiği, böylelikle temlik eden bankanın sözleşmeyi noter tarafından düzenlenen vekâletnameye güvenerek tanzim ettiği, bu nedenle davalı ...'ün, sözleşmenin iradesi dışında kurulduğuna dair itirazının yerinde görülmediği, yapılan «bilirkişi incelemesi» neticesinde dava konusu kredi nedeniyle davalıların bankaya bilirkişi raporunda belirlenen miktarda borçlu oldukları, alacağın likit olduğu, uyuşmazlığın ticari iş mahiyetinde olmasından dolayı «ticari temerrüt faizi» işletilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… ı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile davalı ... arasında imzalanan sözleşmelere dayalı olarak krediler kullandırıldığını, diğer davalıların da sözleşmeye «kefil» sıfatıyla imza attıklarını, borçlunun edimlerini yerine getirmemesi üzerine hesaplarının kât edilerek davalılara hesap kât «ihtarnamesi» ve hesap özeti gönderilmesine rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazı üzerine «takibin durdurulduğunu» iddia ederek takibe vaki itirazın iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ... aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip başlatıldığını, taşınmazın satışı sonrası alacağın tamamının tahsil edilemediğini, 200.000,00 TL üst sınır ipoteği ile 240.000,00 TL alacağın karşılanamayacağının açık olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4689 E. , 2020/4368 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Çorum 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 20.04.2016 tarih ve 2014/114-2016/1665 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla,
dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının, dava dışı şahıs ile davacı banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu, kredi alacağının ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek borçlulara ihtarname gönderilmesine rağmen borcun ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafça davaya cevap verilmemiştir.
Mahkemece davalının itirazında ve yargılama sırasında vekili aracılığıyla yaptığı beyanlarında okuma yazma bilmediği savunmasında bulunduğu, bu doğrultuda yapılan araştırmada davalının kendisini yükümlülük altına sokan belgelerin çoğunu imza atarak onayladığının anlaşıldığı, buna göre davalının kendisini yükümlülük altına sokan davaya konu alacağın dayanağı olan genel kredi sözleşmesini okuyup anlayabilecek yeterlilikte okur yazar olduğunun kabulü gerektiği, hükme esas alınan rapora göre davacının takip tarihi itibariyle nakdi alacağının tahsilini ve gayrinakdi alacağının bir kısmının depo edilmesini talep etmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, kabul edilen miktar yönünden takibin devamına, inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Kredi sözleşmesinin kefili yönünden gayri nakdi kredi tutarlarının depo edilmesinin talep edilebilmesi için sözleşmede depo talep edilebileceği yönünde düzenleme bulunması gereklidir. Dava konusu kredi sözleşmesinde çek bedellerinin depo edilmesinin kefillerden istenebileceğine dair hüküm bulunmadığından, davacı vekilinin bu yöndeki talebinin tamamen reddi gerekirken kısmen kabulü isabetsiz olup, hükmün bu yönden bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, davalının ödediği peşin temyiz harcın isteği halinde kendisine iadesine, istek halinde aşağıda yazılı 925,44 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, 22.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/612420000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz